Jump to content
The search index is currently processing. Activity stream results may not be complete.

All Activity

This stream auto-updates     

  1. Earlier
  2. Hbabaoglu

    Anadolu'nun Unutulan Mazlumları

    Ne güzel tartışmışsınız arkadaşlar tebrik ediyorum. Böyle güzel insanların olduğunu bilmek beni mutlu etti.
  3. mütereddid

    Ayasofya Hitabesinden Cümleler

    • Yalnız manayı anlasak, yalnız onu yerine getirebilsek, Ayasofya’nın kapıları sabır taşı gibi çatlar, kendi kendisine açılır. • Bizi, şiltesi üç kıt'ayı kaplayan devi, cüceleştirdiler. Sonra ona iki santim boy ilâve edip, Batının bat pazarı veya bit pazarı elbiselerini giydirdiler. Peşinden de: "İşte sana lâyık (özgürlük) ve (uygarlık) budur!" dediler. • Bizi bu hâle getiren, annemizin cennet kokulu başörtüsünü sarhoş kusmuğuna bez diye kullanan, ahlâkımızı Paris'in dünya çapındaki (Şabane) kerhanesinden daha aşağıya düşüren, millî kültürümüzü çöplüğe ve millî iktisadımızı kumarhaneye çeviren, zekâmızı maymunlaştıran ve kalbimizi kanserleştiren, tarihi 129 yıllık cereyanın, kendi öz evimizde, yüzümüze kapadığı oda, mukaddesat odamız... Ayasofya budur! • 129 yıl boyunca, dışarıdan Batı emperyalizmasının, içeriden de onların sâdık ajanları sıfatiyle kozmopolitlerin, masonların ve nihayet hepsinin birden ana sermayesi ve gönüllü fedaisi halinde, adı Türk, küfür tip ve zümrelerinin idare ettiği bu cereyan, Ayasofya'yı müzeye çevirmekle, sağlık müzelerindeki balmumundan frengili suratlar şeklinde, Türkün öz ruhunu müzeye kaldırmış oldu. • Türkün mukaddesatına frengili bir surat gibi bakan bu insanlardır ki, "frengi" mefhumunun tâ kendisidirler ve ciğerlerine kadar frengilidirler... ! • Demek ki, Ayasofya, ne taş, ne çizgi, ne renk, ne cisim, ne de madde senfonisi; sadece mâna, yalnız mâna... • Ayasofya, bir mananın zıt manaya taarruz ve onu zebun edişinin, bütün dünyada eşi olmayan âbidesidir… • 10 milyon kilometre karelik bir servet ve nimet zeminini 700 bin kilometre kare fakir bir anavatan kadrosuna kadar indiriyorlar, fakat bütün bu olanlara rağmen, Fatih'in o kadar maharetle yerine oturttuğu mili söküp atamıyorlar, çekip alamıyorlar. Zira İstanbul ve Ayasofya, muazzam nasibi icabı, anavatana bitişik ve onun içinde kalıyor; hiçbir şey yapılamayınca da, dünyada hiçbir milletin başına gelmemiş bir felâkete yol açılıyor. • Ayasofya Türk'ün öz evi ve anayurdu içinde güya Türk'lerin eliyle mânasından koparılıyor, duvarlarından Allah ve Resulünün mukaddes isimleri indiriliyor, iç sıvaları kazınıp putlar meydana çıkarılıyor ve hilâlden ziyade salibin faziletlerini ilâna memur bir müze, yani içinde İslâmiyetin gömülü olduğu bir lâhid haline getiriliyor. • Artık o, basit bir taş yığınıdır. Öyle bir taş yığını ki, sadece kendisinde kıyılan ulvî mânanın katillerini ilân ve ihtarla kalmıyor, üstelik her an salibin ağzından salyasını akıtıcı bir iştah telkiniyle, Türk'ün, ruhiyle beraber maddesini, maddesiyle beraber de ruhunu hıristiyanlık âlemine peşkeş çeken, "buyurun, ne duruyorsunuz; gelin ve bizi esir edin!" diyen bir hava yaşatıyor. • Ayasofya'nın hilâl hâkimiyetinden uzaklaştırılmasıyla düşmana aşılanan gayret, bir ordunun harp plânlarını satmaktan beter bir tehlike ve suç belirtir. • Eğer o kökünden traş edilse ve yıkılsa bir şey değil de, bu haliyle, bütün bir milleti ve tarihi her an öldürüp yine dirilten ve tekrar öldüren bir felâket... • Batı dünyasının bize içimizden, içimizdeki ajanları vasıtasıyla yaptırdığını, ne Haçlılar yapabildi, ne Moskof, ne de Ayasofya'nın gözü dönmüş şehvetlisi Yunanlılar... • Ayasofya'nın kapatılması, Türk tarihine, mukaddesatına, ruhuna ihanetlerin en büyüğü şeklinde meydana gelmiştir. • Türk'ü yoktan var ettiğini iddia eden bir zümre ve (klik) zihniyeti, Ayasofya ile Türk vatanını, göklerdeki aslî ve hakikî vatanıyla beraber satmıştır. • Allah diyen bu millet mutlaka kalacak; ve kalacağına göre, öteki dünyadakinden evvel, bu dünyada hesap gününü açacaktır. • Ayasofya, muayyen bir idare ve zihniyetin getirdiği, ruhî, ahlâkî, içtimâi, iktisadî, idarî, siyasî felaketler eliyle Batı dünyasına takdim edilen hediye kutusu üzerindeki fiyonklu kordelâdır. Topyekûn şahsiyetlerini düşmana teslim edici böyle hediyeleri veren milletler ise, hediyeyi alanlar nazarında hakir ve zelildir. • Batılıdan, sığıntısı olmak yoluyla sağlanabilecek hiçbir himaye mevcut değildir. • Türk İstiklâl Savaşı'nın temiz ruhuna leke düşürenler, o ruha ve onun müspet temsilcilerine rağmen, kazanılmış bir istiklâli topyekûn tersine çevirme yoluna girmişlerdir. • Kendi öz mukaddesat ve târihini kendi öz yurdunda maskara edenlere, o mukaddesat ve tarihin düşmanları hürmet etmez, tiksintiyle bakar. • Eğer Abdülhamid'e, Ayasofya'yı müze yapması karşılığında bütün dünya hazinelerini vereceklerini söyleseler, nefretle reddeder, imparatorluğunu elinden almakla tehdit etseler son damla kanına kadar akıtmakta tereddüt etmezdi. • İnkarcı (Volter)in Allah'ın Sevgilisine ait piyesini Fransız tiyatrolarından Fransa devleti marifetiyle kaldırtan, yoksa bunun harp sebebi olacağını Fransa hükümeti'nin suratına çarpan, Ulu Hakan Abdülhamid Han'dan başka kim olabilmiştir? O Abdülhümid Han ki, bunca ordusundan yalnız bir tanesiyle birkaç gün içinde Atina kapılarında görünüvermiş ve küçücük bir Yunan şımarıklığını, onlara Ayasofya'dan bahsettirmek yerine (Akropol) önünde ordugâh kurmakla cezalandırmıştı. • Ayasofya’nın kapılarıyla beraber ruhumuzu kilitlediler; ruhumuzu kilitlemek için Ayasofya’yı kilitledirler… • Ayasofya açılmalıdır. Türk’ün bahtıyla beraber açılmalıdır… • Ayasofya’yı kapalı tutmak, manada bütün camileri ve cami mefhumunu kapalı tutmaktır. Çünkü onların hepsi birer mekân, Ayasofya ise ruh. • Ayasofya'yı kapalı tutmak, Yunanlıya "ben yapamıyorum; sen gel de kendi hesabına aç!" demekten farksızdır. • Ayasofya’nın manasını, Yunanlı kadar olsun idrak edemiyoruz. • Ayasofya'yı kapalı tutmak, bu toprağın üstündeki 30 milyon ve altındaki 30 milyar Türk'ün semâları tutuşturan lanetine hedef olmaktır. • Ayasofya'yı kapalı tutmak, Allah'a sövmeye, Kur'ana tükürmeye, Türk tarihini kubura atmaya, Türk iffetini kirletmeye, Türk vatanını satmaya denk bir suçtur. • Gençler! Bugün mü, yarın mı, bilemem! Fakat Ayasofya açılacak!.. Türk'ün bu vatanda kalıp kalmayacağından şüphesi olanlar, Ayasofya'nın da açılıp açılmayacağından şüphe edebilirler. • Ayasofya açılacak... Hem de öylesine açılacak ki, kaybedilen bütün mânalar, zincire vurulmuş masumlar gibi onun içinden fırlayacak!.. Öylesine açılacak ki, bu millete iyilik ve kötülük etmişlerin dosyaları da onun mahzenlerinde ele geçecek... • Ayasofya'yı, artık önüne geçilmez bu sel açacak... • Allah tarafından mühürlenmiş kalplerin mühürlediği Ayasofya, onların aynı şekilde mühürlemeğe yeltenip de hiçbir şey yapamadığı, günden güne kabaran akınını durduramadığı ve çığlaştığı günü dehşetle kolladığı mukaddesatçı Türk gençliğinin kalbi gibi açılacak... • Bekleyin gençler!.. Biraz daha rahmet yağsın… Her yağmurun arkasında bir sel vardır… Hepimiz şöyle diyelim, “O selin üstünde bir saman çöpü olsam daha ne isterim”. • Gençler, kayaları biçecek, ormanları tıraş edecek ve betonarmeleri söküp götürecek olan bu sel yakındır. Fatih ve Onun Yeni Nesline Selam! Necip Fazıl Kısakürek Hitabenin tam metni için:
  4. mütereddid

    Gerçek Necip Fazıl Sözleri [Kaynaklı]

    CHP kendisine istediği kadar gençlik aşısı yapmaya kalkışsın; kökü, gövdesi ve dallariyle Türk tarihinin en büyük hiyanet ve dalâlet ağacı olmaktan kurtulamaz; ve ona hizmet de «küfür» kelimesinden başka hiçbir mefhumla ifadelendirilemez. • Necip Fazıl | Rapor 11-13
  5. ali melikşah

    İnilti

    bir eşik, bir ışık hüzmesi, bir sendeleme.. neye ve niçin değdi bunca gayrete?
  6. ali melikşah

    İnilti

    yürüdüm, yürüdüm, yürüdüm. kaldırımların ve saçakların hakkını verdim -başa döndüm gene sabahlar ayazında-
  7. ali melikşah

    İnilti

    bir başıma epey yolculuk yaptım fakat kendimle hiç başbaşa kalamadım...
  8. ali melikşah

    İnilti

    dili lâl. -fakat- mahşere kulak seğirtiyor sanki!
  9. ibrikçi

    Metafizik

    Şemsi Tebrizi kuddise sirruh , Türkleri tarif ederken " kaynaşık" der. Hem " kayn", hem "aşık"... Türkler gittikleri corafya ve kültüre hemen uyum sağlar ve abartıp yönetmeye başlar diye anlıyorum. Bu kibir ve benlik yapanlarda olmaz. Türkistan'da fanatik Türkçüler vardı ama bir tane kazak' a selam bile varmezdiler. Odalarına almazdılar. Kazakçayı aşşağılar rusça takılırdılar. Türkçülükleri sadece kibirdi... Yani türk değildiler , kaynaşık değildiler... Müthiş bir projem vardı harcadılar Türkistan' da birçok türk bataklığa saplandı. Tertemiz duygularla gelip fuhuş batağına battılar. Kaynaşıklık belasına... Erlerden çekindi kızlara yöneldiler . Bir toplumun içine girmek için en zayıf halkaya meylettiler. Kızlara yöneldiler. Kızlar daha merhametli dayak ta yok... Bu durumu gördüm ve bir gönüllülük adı altında kontrollü şekilde pazarda, tarlada , hastanede , parkta öğrenciler görev almalıydı. Böylece içlerine girebilirler tanışır sever sevilirlerdi. Ama projem anlaşılmadı... Amerikada her 5 kişiden 4 ' ünün gönüllü olarak devleti için ve toplumun kaynaşması için ücretsiz belirli yerlerde çalıştığını okudum bir kitapta. Türkiye' de neden böyle bişe yok? Türkiye de particilik adı altında var sadece bunlar... Türkistan' da halkın bize sorduğu ilk soru şuydu; " niye geldin?" biz genelde " ilim almaya geldim" der ve taktirlerini alırdık. Şimdi sen diyelim pazarda bazı iş sektörlerine zarar vermeden yapacağın meselâ yerleri süpürme diyelim. " Niye geldin?" görevli eğitimim için emir... Ya biz anlatamadık , ya da onlar anlamak istemed Mesela felanca üniversite öğrenciler toplansa gitse Diyarbakır, şırnak, hakkari gibi yerlere. Yerleri süpürsünler adamlar görsün bunlar bunlar burda ne yapıyor? Niye geldi? Yerleri süpüren bir ünv. Öğrencisine mikrop bile dokunmaz Toplumsal kaynaşma , barış böyle olur. Partiyi gördüğünde adam çileden çıkar çünkü eşek yediği değneği bilir... İşsizlik... İşte işsizliğin çözümü biz herşey para demedik. Karın tokluğuna böyle bişe giderim evde yatıp çürüyeceğime gider tanış olur karışır giderim insanlara Dervişlik neydi? Dervişler ne yapardı? Gider yağan yağmuru içer o hizmete gittiği ne verirse onu yerdi... Karın tokluğu bile değil. Eve dervişler geldi diye bayram ederdiler... Nerde hani? Dervişliği yasakladılar neden? Osmanlıda yol inşaa edermiş tarikatlar, dervişler... Yunus Emre ata babamızın " eve dervişler geldi " şiirini okuyalım hadi. Belki bilmediğimiz bazı şeyler de vardır görürüz İşitin ey yarenler, Eve dervişler geldi. Can sükrane verelim, Eve dervişler geldi. Her kim gördü yüzünü, İndirir kendözünü. İlmi batından öter, Eve dervişler geldi. Dervişler uçar kuşlar, Deniz kenarın kışlar, Zihi devletli başlar, Eve dervişler geldi. Dervişler yüzü sulu, Görenler olur deli, Batını Arş'tan ulu, Eve dervişler geldi. Seydi Balım ilinden, Şeker damlar dilinden, Dost bahçesi yolundan, Eve dervişler geldi. Yunus kulun öğürsüz, Kimsesi yok yalınız, Feda olsun canımız, Eve dervişler geldi. Yunus Emre Bir de Piri Türkistandan bakalım " derviş" meselesine Erenler cemal görür dervişler sohbetinde; Erenler meclisinde, nur yağar sohbetinde. Ne dilese o olur dervişler sohbetinde; Her sırlar açık olur dervişler sohbetinde. Her kim sohbete geldi, erenden pay aldı, Yabancı geldi, biliş oldu dervişler sohbetinde. Her kim sohbete geldi, gönlüne sır ulaştı, Dostlar murad buldu dervişler sohbetinde. Sıradan kişi gelse, seçkin olur; yıldız gelse, ay olur; Bakır gelse altın olur dervişler sohbetinde. Piri Türkistan "Hu " halkası kuruldu ey dervişler geliniz " Hu" kuşudur dervişler Piri Türkistan Düşman bizi nasıl bitireceğini bizden daha iyi biliyor. Dervişliği yasaklamışlar bakın... Parti bataklığında derviş gönüllüler nasıl bocalıyorlar. Partiyle purtiyle dervişin ne işi olur? "Yeni derviş gibi halka içre özünü vursan. Kıyametin şiddetinden nara çeksen, Mahşer yerinde gözyaşını tanık kılsın." Piri Türkistan Daha neler var neler ... Piri Türkistan dervişlere âşık gibi... Bak diyor " Kul Hoca Ahmed kuldur. Satıp yesin dervişler" Yani köle olarak satsınlar beni de kazancını yesinler diyor... Vay be şu muhabbet şu sevgi nerede hangi kurumda? Padışahlar tacını tahtını atıp gidiyor dervişliğe... Ammmaaa nasıl dervişlik? Ne yapıyor bu adamlar? Toplumda böyle yüksek bir kabul nasıl oluyor? Hıristiyanlar misyonerlikle bu işi yaptığını sanıyor. Kötü bir taklit... Bu iş gönüllülük işi... Gönlü konuşturma işi... Dil söyler kulak dinler kalp (gönül) söyler kâinat dinler... Bunlar önemlinişler Cingöz recainin işleri değil. Adam gelmiş almancı diyor "Türkiye Almanyadan iyi" diyorlar "o zaman gel Türkiyeye " adam diyor Türkiyenin %70 sahtekâr , üçkâğıtçı bilmem ne..Doğru ! Nasıl geldik bu hale? Menfati olmayan selam vermiyor. Yinede avrupadan iyi Türkiye! " Zalimin ne haddine, bizde günah" Piri Türkistan Yok efendim harf değişikliği Türkiye' nin tarihini çöpe attı bizi tarihimizden kopardı vs... Bunlar hep hedef şaşırtma. Gerçekte ise " dervişlik" bitirildiği için böyle oldu. Fetö nasıl yükseldi? Millete " derviş" olma fırsatı verdi. Tabi potansiyeli bitirmek için bu... Fetö asıl darbesini " dervişlik" müessesine yapmıştır. Asıl kötülüğü dervişliğedir. Fetönün saldırısı yine dervişliğedir. Bak kafirin bütün gücüyle saldırdığı nokta; " Dervişlik" Anadolunun en güçlü kalesi... Anadoluyu Türk toprağı eden lübbül lübteki leblebi gibi dervişlik. Herkes sigortalı ssk' lı bir iş arıyor. Sabit gelir... Hep yalan dolan bunlar ... "Geldi ölümlü yalan gitti ölümsüz gerçek... " n-f- k Bir "Youtub" kanalı açıp derviş yaşantısı mı yayınlasak? Günlük işleri , parasız pulsuz ... Öyle bir bisikletli gezgin vardı ...
  10. ali melikşah

    İnilti

    herkesin bir hikâyesi olmalı; öyle ya da böyle, eksik ya da fazla, az ya da çok... hikâyesi olmayan bir insan asla tam olamaz, olmaz.
  11. ali melikşah

    İnilti

    bugün insanlığımız koca karı imanına sahip diye nitelendirdiğimiz nene ve dedelerimizin bilmeyişinden çok ama çok geride. onların ki saf ve duru bir bilmeyişti. ya biz? bildiklerinin ve kendi çağının cahili ancak bu kadar olunurdu. hepimiz bildiğimizi sandığımız şeylerin cahiliyiz!
  12. Facebook sayfamıza Cemal Öztürk tarafından gönderilen, Üstad Necip Fazıl'a gönderilmiş bu mektubu ve Üstadın cevabını sizinle paylaşalım: Görülen bir Rüya ve ÜSTAD NECİP FAZIL ’ın cevabı, Muhterem Üstadımız, Hakkınızda bir rüya görmüş ve defterime yazmışım. İki sene sonra defteri karıştırırken gözüme ilişti. Halen Malkara Müftüsü Abdülkadir Sezgin Bey Efendiye de okudum. Yazalım dedi. Geciktirdiğimden özür dileyerek yazıp gönderiyorum: “Rüyamda N.F.Kısakürek’i ölmüş ve kendimi de kabrini ziyarete gitmiş görüyorum. Ziyaretten önce büyük bir kalabalık var. Burada lehinizde konuşmalar yapılmaktadır. Sadece içlerinden bir kaç solcu hakkınızda yapılan konuşmaya itiraz ediyorlar. Elimdeki keseri kaldırdım ve başlarına indirmek üzere iken sustular. Biraz sonra topluluk dağıldı… Ben, Beşiktaş Yahya Efendi Dergâhı altındaki çalılıklar arasından geçip Yıldız Parkı ağzındaki otobüs durağına geldim. Otobüse bindim. Kabrinize vardım: “İhlâs Suresi”nden sonra üç defa “Âyetel Kürsî”yi (Bakara: 2/255) okudum. Üçüncü kere okuyup (Ve hüvel aliyyül azîm / Allah Yücedir, Büyüktür) derken siz de dirilerek (Ve hüvel aliyyül azîm)’i benimle beraber okudunuz. Kabriniz açıldığı zaman kefen aynen pırıl pırıl duruyor. Kafa normal büyüklükte, yüz, baştan başa nur kesilmişti. Kefen içinde ince bir vücud vardı. 11.10.1970 Pazar sabahı.” Selâm ve hürmetlerimizi sunarız. 16.08.1972 Merkez Vaizi Malkara / Tekirdağ Osman Öztürk imza Not: Bu rüyayı Beşiktaş Müftülüğünde Murakıp olarak görev yaparken görmüştüm. 26.8.1972 Sevgili Abdülkadir; Senin ve merkez vaizi Osman Öztürk’ün mektubunuzu aldım. Ve son derece mütehassis oldum. Osman Beye gördüğü rüya bakımından bana hamd vesilesi olduğu için şükran ve minnettarlığımı bildiririm. Bu harikulâde bir rüyadır. Ve inşaallah ben ona lâyık olurum. Kendisinin rüyayı nasıl tabir ettiğini de bilmek isterim. Bir fırsat zuhur edecek olursa o mübarek zat ile evime gelip beni görmenizi dilerim. Bir seyahat imkânı olursa ben de oralara gelmek isterim. Hak cümlemizi, kendi yolunda muzaffer ve muvaffak eylesin. Sizi Hakk’a emanet ederim. Necip Fazıl İmza Yayına Hazırlayan; Cemal Öztürk
  13. Guest

    Örümcek Ağı

    ince dertlerimle yazar burada ince dert derken neyi kasediyor?
  1. Load more activity

Announcements

×