İçeriğe git

Foto

Tesettür'e Dair...


Konuda 60 cevap var

#41
vasifsiz

vasifsiz

    Müdavim

  • YüzBaşı
  • 354 Mesaj sayısı:
Bu yazınızı okumadan evvel Semiha Ayverdi Hanım'ı işitmemiştim. Hayatı ve eserleri hakkında bilgi sahibi olmadığımdan onun kendisini, şahsiyetini eleştirecek hak ve haddim olmayabiilir, fakat bir sözündeki, azıcık bilgi ile farkedilebilecek büyük bir hatanın altında hikmet aramam gerekir mi? İslam'ın müslümana çizdiği kırmızı çizgilere taban tabana zıt vaziyetteki bir söz, -kime ait olursa olsun- reddedilmeli değil mi?

Misallendireyim.. "Nur Suresinin 31. âyetinde..." şeklinde başlayan tehlikeli beyan mazur görülebilir mi? Bu ve bu gibi yorumlar, insanların zihinlerine şüphe tohumları ekmez mi? Günümüzde televizyon ekranlarından yapılan tahrifatın farkında değil miyiz? Ekranlara çıkanlar, ayetleri ve hadisleri İslama muhalif şekilde istedikleri gibi yeniden yorumlamalarına, bilgisiz müslümanların zihinlerini allak bullak etmelerine şahit değil miyiz?

Bir hata işlenildiğinin farkında olup, bundan duyulan sıkıntının beyanı farklıdır; hatayı değil, hükmü -art niyetle olmasa bile- değiştirecek yorum yapmak farklıdır.

"Asıl erlik" "Rasul tavrı içinde, istikamet üzre bir hayat yaşamak ve O'na hakkı ile kul olmaktır... Ve erkeklik de onların yaptığından ibarettir..."

O ideal tavır ve istikamet, nasıl milim kadar olsun Kuran ve sünnetten ayrı düşer? Yahut şöyle sorayım, Allah'ın hükümlerine muhalif -aklımızın ve idrakimizin almayacağı fakat kabul ettiğimiz bir cezbe/hal içerisinde iken sarfedilmemişse- bir beyanın sahibi, "Allah Adamı" olabilir mi?

Yahut en azından, Hz. Rabia'nın aktardığınız -idrak edemediğim- tavrı ile, Semiha Hanım'ın -yanlızca- o duruş ve beyanı benzer kabul edilemeyeceği de söylenemez mi?

Kadın ve erkeğin vasıflarını sordum, çünkü Hz. Rabia'nın tavır ve duruşunu anlayamadım.
Hissemizi sordum, çünkü bu kıssayı, Semiha Ayverdiyi tartışırken paylaştınız.

#42
kübraa

kübraa

    Gayretkâr Üye

  • Teğmen
  • 49 Mesaj sayısı:
'-Her şeyde olduğu gibi örtünmede de kıstas,hududa riayet meselesidir ve din bu hududu HENDESE AÇIKLIĞİYLE çizmektedir.
-<Avret> denilen örtünmesi mecburi yerler,erkekte.....Kadında,YÜZÜ,ELLERİ VE AYAKLARI HARİÇ HERTARAFI...Bu ölçülerden hiçbir fedakarlığa imkan yok ve kadına saçından tek perçem bile göstermeye müsaade mevcut değil...
-Çizdiğimiz örtünme sınırı bütün yabancı gözlere şamil.....
.
.
.
-Hazreti Aişe kendisini ziyarete gelen ama bir sahabiyi kabul etmek için başörtüsünü isterken sahabinin şu sözüne muhatab oldu:<Ben körüm ya Aişe ,hiçbir şey görmüyorum;ne örtünüyorsun?>Ve şu cevabı aldı:<Ben seni görüyorum ya!>...Örtü sırrını bundan daha derin kucaklayıcı ne söylenebilir?İş nihayet fiil sınırını taşırıyor ve ruhta karar kılıyor.İslam serapa inceliktir.'

NFK , İMAN VE İSLAM ATLASI , 12. BASIM SH:101

Edeb nedir? Edebli giyinmek nasıl olur? Aişe anamıza mı bakarız Samiha Hanıma mı? Üstadın Samiha Ayverdi'ye muhabbet etmesi yahut kendi eşinin açık olması neyi değiştirir?

Ben meydanda ne erkek görüyorum ne Rabia...Öyleyse nasıl halka teşmil edebiliriz?..
Bu tasavvufi mevzular her yerde konuşulur oldu ya..onuda pek aklım almıyor doğrusu gönlüm kaldırmıyor...
Tasvvufi derinliğin varsa kardeşim gizle..Başkasının aklının alamadığını fehmetmişsen gizle..gizlediğini de gizle..

#43
mukarrabin

mukarrabin

    Müdavim

  • YüzBaşı
  • 776 Mesaj sayısı:
Peki!...
Geçitlerin, kilitlerin yalnız O'nda şifresi;
İşte, işte o eteğe sarılmadan geçilmez!...


-------
http://ajandadannotlar.blogcu.com/

#44
sark

sark

    Emektar

  • YüzBaşı
  • 795 Mesaj sayısı:

"Kara kargalar gibi bürünün"...
Bu cümleyi hadis şerif diyerek piyasaya süren Kureyşi adlı üyeyi Allaha ve sevgilisine havale ediyorum.Yazık.


Müdahale etmemiz gereken bir durum gözlemliyorum. Kureyşi kardeşimizi dediğiniz laf ile ağır töhmet altında bırakmaktasınız. Zira kendisi buraya edille-i şeriyye'ye tezat teşkil edecek herhangi bir söz nakletmemiş. Bahsi geçen "kara kargalar gibi büründüler/oldular.." hadis-i şerifi gerçektir. Bu hususu bizzat ehl-i sünnet alimlerimizden Mahmud Ustaosmanoğlu'nun şerhinden de biliyorum.

"Hz. Aişe'den rivayet edilmiştir ki; "Ensar kadınlarına Allah rahmet etsin. Bu "Ey Peygamber hanımlarına kızlarına bütün müminlerin kadınlarına da söyle" âyeti indiği zaman mırtlarını yardılar onunla başlarını sardılar da Resulullah'ın arkasında öyle namaz kıldılar ki sanki başlarında kargalar varmış gibi..." demiştir."

Elmalı'lı M.Hamdi Yazır Ahzap 59. ayet-i kerimesinin şerhinden bir kısım yukarıda iktibas ettiğim şekilde. Ki hepimiz Elmalılı Hamdi Yazır'ın tefsirinin rüştünü ispatladığını bilmekteyiz.Bu bahiste sanıyorum soru işareti kalmamıştır.

Ayrıca bir diğer konu; hani Rabiya-tül Adeviyye Hazretleri'nin vuku bulan hadisesi üzerine tesettür prensibimize yeni bir çığır kazandıran, "ne yani hakiki erkeğe mi tesettür gerek?" lafzına bir yanıtım olacak. Burada gerçekleşen mevzu kesinlikle bildiğimiz akıl sınırları dahilinde düşünülmemelidir. İdrak için tasavvufî ahlak ve de aklı perdelemek elzemdir. Aksi takdirde bunu salt akıl zaviyesiyle düşünürsek dolaylı değil, direk Kelamullah'da geçen örtünme ayetlerinin hükmünü katletmiş oluruz. Buna kimin gücü yeter? Nitekim bu konuya mura-i muhib ve de kübraa gönüldaşlarım çok muazzam açıklamalar getirmişler Allah razı olsun.

Bu arada kübraa kardeşim, bu gibi konuların sukut katline uğramaması naçizane kanaatimdir. Konuşalım, mülahazasını edelim ki benim gibi fakirler de nasiplensin, bir şeyler öğrenelim. Soru işareti olan kardeşlerimizi de sağlam senetlere dayanarak iknasına uğraşırız, kani olmazsa kendi bilir. İstişarede bereket vardır. Birimizin vakıf olduğuna diğerinin kulağı sağır kalmış kalmış olabilir.

Nitekim gizlemeyelim, bildiğini duyurmak ilmin zekatıdır. Bu konuda yorumları ile bizleri aydınlatan tüm kardeşlerimden Allah razı olsun.
"Benim olmadığım yerde kimse yoktur!"

#45
Rönesans

Rönesans

    Sivil

  • Teğmen
  • 77 Mesaj sayısı:

Müdahale etmemiz gereken bir durum gözlemliyorum. Kureyşi kardeşimizi dediğiniz laf ile ağır töhmet altında bırakmaktasınız. Zira kendisi buraya edille-i şeriyye'ye tezat teşkil edecek herhangi bir söz nakletmemiş. Bahsi geçen "kara kargalar gibi büründüler/oldular.." hadis-i şerifi gerçektir. Bu hususu bizzat ehl-i sünnet alimlerimizden Mahmud Ustaosmanoğlu'nun şerhinden de biliyorum.

"Hz. Aişe'den rivayet edilmiştir ki; "Ensar kadınlarına Allah rahmet etsin. Bu "Ey Peygamber hanımlarına kızlarına bütün müminlerin kadınlarına da söyle" âyeti indiği zaman mırtlarını yardılar onunla başlarını sardılar da Resulullah'ın arkasında öyle namaz kıldılar ki sanki başlarında kargalar varmış gibi..." demiştir."

Elmalı'lı M.Hamdi Yazır Ahzap 59. ayet-i kerimesinin şerhinden bir kısım yukarıda iktibas ettiğim şekilde. Ki hepimiz Elmalılı Hamdi Yazır'ın tefsirinin rüştünü ispatladığını bilmekteyiz.Bu bahiste sanıyorum soru işareti kalmamıştır.

Ayrıca bir diğer konu; hani Rabiya-tül Adeviyye Hazretleri'nin vuku bulan hadisesi üzerine tesettür prensibimize yeni bir çığır kazandıran, "ne yani hakiki erkeğe mi tesettür gerek?" lafzına bir yanıtım olacak. Burada gerçekleşen mevzu kesinlikle bildiğimiz akıl sınırları dahilinde düşünülmemelidir. İdrak için tasavvufî ahlak ve de aklı perdelemek elzemdir. Aksi takdirde bunu salt akıl zaviyesiyle düşünürsek dolaylı değil, direk Kelamullah'da geçen örtünme ayetlerinin hükmünü katletmiş oluruz. Buna kimin gücü yeter? Nitekim bu konuya mura-i muhib ve de kübraa gönüldaşlarım çok muazzam açıklamalar getirmişler Allah razı olsun.

Bu arada kübraa kardeşim, bu gibi konuların sukut katline uğramaması naçizane kanaatimdir. Konuşalım, mülahazasını edelim ki benim gibi fakirler de nasiplensin, bir şeyler öğrenelim. Soru işareti olan kardeşlerimizi de sağlam senetlere dayanarak iknasına uğraşırız, kani olmazsa kendi bilir. İstişarede bereket vardır. Birimizin vakıf olduğuna diğerinin kulağı sağır kalmış kalmış olabilir.

Nitekim gizlemeyelim, bildiğini duyurmak ilmin zekatıdır. Bu konuda yorumları ile bizleri aydınlatan tüm kardeşlerimden Allah razı olsun.



Arkadaşım mevzu bahis hadisi şerifi kim rivayet etmiş kim nakletmiş.Kaynak gösterin.

"O" nun yolunda "O" nun duruşuyla...

Muhammedi Duruş-İdris YILMAZ

www.idrisyilmaz.blogspot.com


#46
mahlas

mahlas

    Müdavim

  • YüzBaşı
  • 266 Mesaj sayısı:

Arkadaşım mevzu bahis hadisi şerifi kim rivayet etmiş kim nakletmiş.Kaynak gösterin.



Kaynaktan muradın nedir efendi?
Hem ithamın ölçüsüz hem talebin muhal...

///////////////////////////////\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\
Kara gözlüm efkârlanma gül gayrı"
\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\//////////////////////////////

#47
Rönesans

Rönesans

    Sivil

  • Teğmen
  • 77 Mesaj sayısı:

Kaynaktan muradın nedir efendi?
Hem ithamın ölçüsüz hem talebin muhal...


Hangi hadis kitabından hangi hadis aliminden nakledilmiştir.Soruyorum...Bunun neresi muhal?


Kişinin malayani (boş) şeyleri terki İslam'ının güzelliğinden ileri gelir.(Tirmizi, Zühd 11)

Örnek olarak verdiğim hadisi şerifin sonunda kalın puntoyla yazılmış ifade talebime misaldir.
Kara kargalar gibi bürünün hadisi şerifinin sonunada da kalın puntolu ifadeyi görmek muradımdır.

"O" nun yolunda "O" nun duruşuyla...

Muhammedi Duruş-İdris YILMAZ

www.idrisyilmaz.blogspot.com


#48
serdengectik

serdengectik

    Müdavim

  • YüzBaşı
  • 306 Mesaj sayısı:
kureyşi abi yakın zamanda gelemeyebilir diye ben cevap veriyorum.kısa bir araştırma yaptım.o şekildeki haline rastlamadımsa da şu hadise rastladım.sanırım meseleyi açıklamaya yeter.


ümme seleme (r.a.) anlatıyor." cenabı hakkınn şu kavli şerifleri indiği zaman (mealini veriyorum)" Ey peygamber hanımlarına, kızlarına ve müminlerin hanımlarına söyle, evlerinden çıktıklarında dış örtülerini üzerlerine alsınlar."(ahzap 59) ensar kadınları başlarından siyah örtüden kargalar taşıyor oldukları halde dışarı çıkarlardı."(ebu davud, libas 32, (4101).)


bir de kaynak istiyorsanız eğer insan gibi sorun.durduk yerde kimseye hakaret etmeyin.
  • sark bunu beğendi

#49
Rönesans

Rönesans

    Sivil

  • Teğmen
  • 77 Mesaj sayısı:

kureyşi abi yakın zamanda gelemeyebilir diye ben cevap veriyorum.kısa bir araştırma yaptım.o şekildeki haline rastlamadımsa da şu hadise rastladım.sanırım meseleyi açıklamaya yeter.




bir de kaynak istiyorsanız eğer insan gibi sorun.durduk yerde kimseye hakaret etmeyin.


hakaret mi.pes

"O" nun yolunda "O" nun duruşuyla...

Muhammedi Duruş-İdris YILMAZ

www.idrisyilmaz.blogspot.com


#50
serdengectik

serdengectik

    Müdavim

  • YüzBaşı
  • 306 Mesaj sayısı:

"Kara kargalar gibi bürünün"...
Bu cümleyi hadis şerif diyerek piyasaya süren Kureyşi adlı üyeyi Allaha ve sevgilisine havale ediyorum.Yazık.


evet hakaret.hatta iftira.kureyşi abiyi hadis uydurmakla suçlamışsınız.

#51
Rönesans

Rönesans

    Sivil

  • Teğmen
  • 77 Mesaj sayısı:

evet hakaret.hatta iftira.kureyşi abiyi hadis uydurmakla suçlamışsınız.


varmı peki öyle bir hadisi şerif.biz havadan konuşmuyoruz.

"O" nun yolunda "O" nun duruşuyla...

Muhammedi Duruş-İdris YILMAZ

www.idrisyilmaz.blogspot.com


#52
sark

sark

    Emektar

  • YüzBaşı
  • 795 Mesaj sayısı:
Evvela konuya araştırmaları ve de yanıtları ile iştirak eden kardeşlerime teşekkürü bir borç bilirim. Allah razı olsun. Yalnız karşılıklı sert atışmalara dönüşmeden ve de mezuyu daha fazla dağıtmadan bir neticeye bağlamamız yerinde olacaktır.

Sualinize yanıtı geciktirmem, size daha sağlam veri sunabilmek içindi. Zira lahzada nette dolanır ve de size /kopyala-yapıştır/ pekâlâ güzel klavye kahramanlığı yapabilirdim. Hadis alanında ihtisası bulunan bir hocama danıştım ve bu hadisin kesin doğruluğu hususunda bilgimi te'kid ettim. Ebu Davud'un rivayet ettiğini sayın serdengeçti kardeşimiz de bildirmiş. Ve hatta Kutub-i Sitte'de de geçmektedir, hakkında bir çok rivayet ve de şerh vardır diye hocamın açıklaması var. Tabi kapsamlı bir araştırma gerek ama vakit de sıkıntı.

Bu mevzuda sizin kaynak istemenizi doğru buluyor yalnız, talep metodunuzu ve de başta kesin bir bilgiye vakıf olmadan inkarınızı/reddinizi yanlış bulduğumu dile getirmeden edemeyeceğim. Yeni sürülen bir önermeyi kabul için nasıl hakkında bir bilgi gerekiyorsa, onun reddi yahut inkarı için iki kere bilgili olmalıdır. Hele ki burada bahsettiğimiz Efendimiz'in ulvi sözleri ise. Bildiğimiz gibi Efendimiz'in söylemediği bir lafı kendilerine isnad nasıl büyük günah ise, zikretmiş olduğu sözün inkarı ve de reddi de bir o kadar günahtır. Bu hususta üyelerimizden dini bahislerde tam vakıfiyet olmadan ali kıran baş kesen tavırlar sergilememelerini istirham edeceğiz. Bu mevcut başlık altında genel bir ifadedir, şahsınıza bir dayatmam yoktur.

Daha fazla uzatmanın yersizliğini sanırım dile getirmem hata. Bu konudan herkesin üzerine düşeni almasını ve de bundan sonrası için daha ölçülü davranılmasını rica edeceğiz.

saygılarımla
"Benim olmadığım yerde kimse yoktur!"

#53
Kureyşi

Kureyşi

    Müdavim

  • YüzBaşı
  • 724 Mesaj sayısı:
Yokluğumuz nelere yol açmış böyle?
Bakın Rönesans... Sizi daha evvelde hadis kaynakları hakkında uyarmıştım. Siz, biz gibi cahillerin öyle kütübü sittte de gördüğü hadisi kabul edip; amel etmesi de caiz değildir.

Bakın sizlere şimdi ravileri arasında aşere i mübeşşereden iki sahabenin dahi aralarında bulunduğu mütevatir bir hadisi naklederim de; eğer Hanefi mezhebinde iseniz; yıllarca kıldığınız namazlardan şüpheye düşersiniz!!!
Haddinizi biliniz. Ben tefsirden, fıkıh kitaplarından hadis dinlemem gibi densizliklerinizi tekrardan ortaya çıkarmayın.

Tesadüfler neticesinde artık takip edebildiğim foruma; böyle hadiszce konuşarak beni mecburen girmeye teşvik etmeyin..


(Biz burada çok) inceleriz, çünkü (kabirde çok) inceleneceğiz.

#54
Rönesans

Rönesans

    Sivil

  • Teğmen
  • 77 Mesaj sayısı:

Yokluğumuz nelere yol açmış böyle?
Bakın Rönesans... Sizi daha evvelde hadis kaynakları hakkında uyarmıştım. Siz, biz gibi cahillerin öyle kütübü sittte de gördüğü hadisi kabul edip; amel etmesi de caiz değildir.

Bakın sizlere şimdi ravileri arasında aşere i mübeşşereden iki sahabenin dahi aralarında bulunduğu mütevatir bir hadisi naklederim de; eğer Hanefi mezhebinde iseniz; yıllarca kıldığınız namazlardan şüpheye düşersiniz!!!
Haddinizi biliniz. Ben tefsirden, fıkıh kitaplarından hadis dinlemem gibi densizliklerinizi tekrardan ortaya çıkarmayın.

Tesadüfler neticesinde artık takip edebildiğim foruma; böyle hadiszce konuşarak beni mecburen girmeye teşvik etmeyin..


Arkadaşım bana "kara kargalar gibi bürünün" hadis şerifinin kaynağını göster.İster kutubi sitte de olsun,ister riyazüs salihin de olsun.Amel ederim etmem seni ilgilendirmez...Kadını siyahlar içinde hapsedip toplumdan tecrit edenlerin bunu hadisi şeriflerle sözde ispat edip şeriatin gereği gibi göstermelerine itiraz ediyorum.Şeriatin ölçüsü belli.Kara çarşaf sadece bir örf,adet.Giyene saygı duyarım.Ötesi yok bunun.

Necip Fazılın kadınları siyaha hapsetme noktasında muhalefetini bilmiyormusunuz.Üstad bu hadisi şeriften dolaysıyla ölçüden habersizmiydi.

Siteye tesadüfen uğradığınız verdiğiniz cevaptan belli zaten.Allahtan temennim tevafukken hakikati farkedip her hadisi şerif diye lanse edileni burada paylaşıp berrak zihinleri bulandırmamanız.

"O" nun yolunda "O" nun duruşuyla...

Muhammedi Duruş-İdris YILMAZ

www.idrisyilmaz.blogspot.com


#55
minelask

minelask

    Sessiz Üye

  • Teğmen
  • 3 Mesaj sayısı:
Çok garip bir yazı dizini olmuş. Baştan sona çok şey yazdım sildim, kınadığım şeyleri hoşuma gitmeyen insanlara reddiye yazmayı denedim lakin şunu farkına vardm ki şu dünyada dilimiz, elimiz, gözümüz.. akla ne gelirse bizim irademiz altında ancak mahşer günü; o hesapta elimiz konusacak dogruları anlatacak korktum burdan birine dil uzatmaya.. bu kadar kolay olmamalı dil uzatmak. hem kimsenn içini bilmiyoruz ki ya bu dil uzattıgnz cemalnur hanım gerckten Allah katında seviliyorsa Onun c.c. sevdgini incitmekten korkmuyor muyuz? hem iş tesettüre gelene kadar o kadar cok sey var ki dil dökülmesi gereken, bizim can damarımız olmus bu örtünme bi acık gördü mü falso yapıyoruz.. kapalı olup dar giyeni eleştireni gördm de; kapalı olup namaz kılmayanı eleştireni görmedim.. :Kübra ablama yürekten katılıyorum, her bildigini bilmediklerin önüne serme eger tüm sorulara cevap veremeyeceksen. kaldı ki bu konunun bası eleştri üzere açılmş, birine bişi ögretmek adına degil. herkes dengi gördükleri ile istişare etmeli. konu neyse ve kmler onu içeriyosa onlar el atmalı. siz askeri konularda Efendmzin (sallalahu aleyhi ve sellem) hanımlarla istişaresni duydunuz mu?

#56
minelask

minelask

    Sessiz Üye

  • Teğmen
  • 3 Mesaj sayısı:
ayrıca hadis nakletmek öyle aklıma geldi işte Efendimizindir (sallallahu aleyhi ve sellem) ya başka kimin olcak ki şeklinde olacak sey degil, bu hususta ashab bile o kadar hassasmış ki tek bir kelimenin farklılığında bile hayır Resulallah böyle buyurmuştur şeklinde ciddi bir uyarma içine girişmişlerdir. Rönesans arkadasımıza katılıyorum bu konuda, hadislerin sahihliği önemli.

#57
minelask

minelask

    Sessiz Üye

  • Teğmen
  • 3 Mesaj sayısı:
Bir de forumda gereksiz (çok yerde görüyorum da) usluba takılanlar var bi keresinde bu sitede kimse kimsenin herhalde kötülüğünü isteyecek değil ya.. hz. ömer ve hz. ebubekir (r.a.) kişilik olarak taban tabana zıt değiller midir? biri cok yumuşak, diğeri çok sert.. bence kişiler üzerine takılmayalım, Hakk adına hakikati konusalım yeri gelcek sert olcaz ama kişisel algılamamalı.. herşey islam bütünlüğü için inşallah, önce Rabbimden yanlış şey söyledysem af diliyor sonra sizlerden sürç-i lisan ettysem özür diliyorum.

#58
Ya-Leyl

Ya-Leyl

    Super Moderator

  • Albay
  • 803 Mesaj sayısı:
Çok güzel bir tesettür tanımı:

-Tesettür;göğe yakın olma telaşıdır.Tesettür kadınlık izzetini örtüler ardında, mahremiyet bahçesinde inşa etme gayretidir.Tesettür kendini sıradan ve ucuz şehvetler içinde yağmalamaktan firar etmektir.Tesettür Allah'ın emrine uymaktır.

 Ey ademe gitmiş,yok olmuş,helak olmuş zamanlarım,amellerim ve duygularım hepinize geçmiş olsun...


#59
Misafir_aldeniz_*

Misafir_aldeniz_*
  • Guests

Merhabalar arkadaşlar bende bu konuyla ilgili bir paylaşımda bulunmak istiyorum

5-6 sene önce cemalnur sargut hanımefendiyi radyodaki sohbetleriyle tanıdım ve daha sonra başımı yeni örtmüş bir bayan olarak onun buna riayet etmediğini öğrenmek aklımı çok karıştırdı. burada paylaştığınız bilgileri küçük bir araştırmayla bende öğrendim ve aklım iyice karıştı. bilgilerine ve yaşayış tarzına çok güvendiğim bir kişiye bu konuyu sordum bana yazdıklarını aynen aktarıyorum..

Cemalnur Sargut hanımın tesettür hakkındaki ifadeleriyle zihni karışmış bir kardeşimizin sorusuna verdiğim cevabın herkese hitap edecek kısmını aktarmak istiyorum. İnşaallah istifadeye medar olur.

Mesajınızı okuyunca bir cihetten üzüldüm bir cihetten de eksikliklerimizi gördüm. Öncelikle şunu diyeyim: Bu mesajımı okuduktan sonra elinize bir kaç meal alıp Tevbe suresini baştan sona kadar dikkatle bir okuyacaksınız.( Emir gibi yazıyorum ki işin ciddi olduğunu anlayın. ) Ve göreceksiniz ki " Mümin, Allah'a kendini, hayatını, zevklerini, aklını, malını, her şeyini veren ve adayandır. Kendisi için değil Allah için yaşar. Sahabeler gibi olana mümin denilir. " İkinci olarak da, Üstad Bediüzzaman'ın hazırladığı 24. Lem'a olan Tesettür Risalesi'ni ve Hanımlar Rehberi adlı derleme risaleyi dikkatle okuyacaksınız. ( Bunlar da emirler. Ferzedin ki size bunu Üstad Bediüzzaman emrediyor. ) Cemalnur Sargut'un " ehil olmadığı " konularda konuşmasının ve Kur'anın ruhuna nüfuz edememesinin onu nerelere götürdüğünü göreceksiniz. Üstad hem imani yani itikadi, hem islami yani amelî konularda uzmandır. Üstad sadece akla değil, fıtrata, tabiata, nakle yani Kitab ve Sünnete, mantığa, fenlere istinaden bir meseleyi yazar. Maalesef, Cemalnur Sargut, bu konuda " inandığı gibi yaşamadığı için yaşadığı gibi inanmaya çalışıyor. " Mesuliyeti var. Faraza şu an Hz. Hatice veyahut Hz. Fatıma yaşasa onun gibi kafası açık mı gezerdi? Yoksa cenazesini hiç bir erkek görmesin diye, kendine has özel bir tabut yaptırtan ve defnedilmesini erkekler görmesin diye özellikle gece karanlığında isteyen o haya âbidesi Fatımatü'z-Zehra ve Fatıma Betül anamız o zaman nasılsa şimdi de öyle mi kendini örterdi? Hiç kimse kalkıp kendini savunamaz. Hikmetini bilmediği mevzuda illetine bakar ve " Allah'ın emridir, farzdır; veyahut Peygamberin emridir, müekked sünnettir " der " yapmak zorundayım " diye kendimizi hissederiz. Mesela Üstad, 28. Lem'ada " kaylule uykusu " bahsini inceler. Ve bu uykunun hem yöresel yönü olduğunu, bu cihetle sıhhate iyi geldiğini açıklar. Hem de " gece teheccüde kalkmaya vesile olması cihetiyle " de Efendimiz tarafından bir sünnet olarak uygulandığını anlatır. Ayrıca Kur'anda hem Kehf suresinde, hem de başka surelerde kaylule uykusundan bahsedilmesi, gizli bir emr-i İlahinin ve tavsiyenin bu konuda olduğunu gösterir. Kur'ana bakabilirsiniz. Bu noktadan mesela sakal, kadınla erkek ayrımına yol açtığı; hem erkeğin -tasavvufî açıdan söylüyorum- Allah'ın celali esmasına mazhariyetini ifade ettiği cihetten, hem İslamiyetin zıdları ayırmakla bir cennet ortamını hayatta inşa etmesi cihetinden sakal da hem yöresel bir âdettir, sıhhate bakan yönü var, hem de müekked sünnettir. Hadisin tabiriyle eski peygamberlerin sünneti olan ve fıtrata uygun bir emirdir. Yapmayan, bu cihetten bir sünneti terketmiş olur. Üstad Bediüzzaman ve Fethullah Gülen Hocaefendi gerek dönemin hizmet şartları cihetiyle gerekse başka sebeplerle sakalı ve evliliği yapamamalarına rağmen asla kalkıp dememişler " sakal ve evlilik " sünnet değildir. Hatta hayatları boyunca çektikleri sıkıntı ve çileleri bu sünnetlerin keffareti olarak görmüşler. Kısacası biz, dinin emirlerinin hikmetini bulmakla aklımızı tatmin etmeliyiz. Bulamazsak da emr-i İlahi ve emr-i Nebevidir diye yine onu yapmalıyız. Asla kalkıp da " Böyle bir emr-i İlahi ve emr-i Nebevi yoktur " dememeliyiz. Dersek 1400 senelik İslam tarihi ve içindeki ehl-i takva bizim yüzümüze bakmaz ve başta Peygamber Efendimiz ve Ehl-i Beyt ve Ashab-ı Kiramı sözlerimizi yüzümüze çarparlar. Sanırım Cemalnur Hanım, yeryüzünde hakiki bir tesettürün ve hatta tesettür için ölmenin ancak vahiylerle geldiğini anlayamamış ki böyle bir fikirde bulunuyor. Yazık, derim. Allah ıslah etsin.

Tesettür, kadınlık hakikatinin ortaya çıkışıdır. Kadın, mücessem aşktır. Aşk ise, tek bir kişiye müteveccihdir. Bu cihetten, tesettürsüzlükle çok kişiye açılan bir kadındaki aşk ve hüsn-ü cemal, kadının fıtratına terstir. Bu cihetten, kadın, din nazarında bir tarladır ve tek bir sahibi vardır ve yalnızca o ondan istifade edebilir ve bunun için de bu istifade mehir gibi, ömür boyu çilesine katlanmak gibi bedel ödeyen kocası buna layıktır. Tesettürsüzlük buna engel olur.

Kadın, mahremiyeti, ruhaniliği ve sırları simgeler. Bu cihetten tesettür, emredilir. Erkekte ise, açıklık esastır. Kadın, vücudunu örterek, ruhunu gösteren yüzünü açıkta bırakır. Yüz, insanı manevi sonsuzluğa açar. Beden ise, dar noktalarda boğar. Kadının toplumda kalıbı değil, kalbi önemlidir. Erkeğin ise, daha çok kalıbı ön plandadır. Hatta erkek kalıbıyla, kadının kalbini kendine çeker ve cezbeder.

Kadın, hiçliği; erkek ise, varlığı ve vücudu simgeler. Bundan dolayı tesettür ve gizlilik kadına aittir; zuhur ve açıklık, erkeğe aittir. Evlilik ise, kadın denen hiçlik kanallarında erkeğin manen gezmesi ve çocuğuyla da, o kadını varlık alemine çıkarması demektir. Bu cihetten, çocuk kadını var eder, ihya eder. Ana olmayan kadın tamamen hiçtir. Çocuk ananın varlık ve ebediyet umududur. Hele erkek çocuksa tam manasıyla...

Kadın cemali ve ehadiyeti, erkek celali ve vahidiyeti temsil ettiği için bir erkek çok kadınla evlenebilir, onları kanatları altına alabilir. Fakat kadın, sadece eşine odaklanır. Bu cihetten Allah denge kurulsun diye, kadına aidiyet hissi, aczini görüp bir nokta-yı istinad arama arzusu, intisab etme meyli vermiş; erkeğe ise mâlikiyet hissi, fakrını görüp nokta-yı istimdad arama arzusu koymuş. Bu cihetten bir evlilik vahidiyet içinde ehadiyeti, celal içinde cemali temin ederek Allah'ın " vahdaniyet ve kemali " nin aynası ve arşını teşkil eder. Bu noktalardan bu asırda görüldüğü üzere malikiyet iddia eden bir kadın maalesef, sureti kadın ama hakikati erkekleşmiş bir müterecciledir. Tek bir kadına aidiyet iddia eden erkek de maalesef sureti erkek ama hakikati kadınlaşmış bir muhannesdir. Üstad eski eserlerinden birinde bekar bir erkeğin 1/3 kız çocuğu, 2/3 erkek olduğunu; bâkire bir kızın ise 1/3 erkek ve 2/3 kadın olduğunu; evliliğin ise erkekteki kız çocukluğunu kıza geçirip onu tam kadın yaptığını, kızdaki erkekliğin ise erkeğe geçip erkeği tam erkek yaptığını belirtiyor. Bu cihetten evli kadınların içinde ve bekar erkeklerde küçük bir kız çocuğu saklıdır. Genç kızlarda erkeklik vardır. Hatta Üstad Lemeatta, bu noktayı anlatarak der ki erkeğin nefsi dişi, kadının nefsi erkek olduğundan nefsinin heva ve heveslerine göre hareket eden erkekler, kadınlaşır; bunu yapan kadınlar ise, erkekleşirler. Din ise hem evlilikle, hem nefis tezkiyesiyle, hem de din hizmetindeki çile ve sıkıntılarla erkeği tam erkek ve tam celal; kadını tam kadın ve tam cemal haline getirir. Ahirette erkekler mücessem celal, kadınlar mücessem cemal olacaklar. Kamil erkekler mücessem kemal, kamil kadınlar ise mücessem kibriya olacaklar... Haticetü'l-Kübra gibi...

Bu asırdaki hem erkeklerin hem kadınların nefisleri, heva ve hevesleri çeşitli vasıtalarla çok şişirildiği ve büyütüldüğü için gerçek bir kadın ve gerçek bir erkek çok nadirdir. Gerçek bir erkeğin yanında bir kadın ve hele hakiki bir susar ve utanır. Oysa bu asırda kadınların çoğu geveze olmuş. Hocasına hürmet edip onu celal aynası görmüyor. Erkekler de kadınlarına muhabbet edip onu cemal aynası görmüyor. Bilakis erkekler kadınlarından korkuyor. Demek ki roller değişmiş...

Yazıdaki ifadelerden bazıları rahatsızlık verici ise ilmî olduğu için nazar-ı müsamaha ile bakmalarını rica ederim.

Eymen...

Allah hepimizi bağışlasın AMİN..

yazınızı yeni gördüm.tanıdığım piskologlar var,size yardımcı olabilirim...ama madem kafayı sıyırmışssın tam sıyırda israf olmasın..arkandan ağlar sonra..vay zavallım...:)))

 

 



#60
ali melikşah

ali melikşah

    Gayretkâr Üye

  • Teğmen
  • 61 Mesaj sayısı:

Dindar değilim. Cürmüm de bayağı vardır (ifşa yapmıyorum, yanlış anlaşılmasın).

 

Tesettür, örtünme, kapalılık konusunda hep şunu derim: Fıtrat, ahlak, edep örtüsü takmayan her erkeğin ve kadının hali dumandır, fenadır. Allah affetsin.

 

Ayrıca Samiha Ayverdi'nin örtü ve örtünme konusundaki düşünceleri onun kıymetinden, şahsiyetinden ve eserlerinden bir şey götürmez. Gelenek çerçevesinde bir takım düşüncelerini ifade etmiş. Çokta haddi aşan şeyler yok zannımca. Bazı ithamlar yersiz ve acımasız gibi olmuş sanki.

 

Misalen şöyle der Hey gidi günler hey isimli hatıratında:

 

"Müslüman Türk'e vatan hazırlayanları ve bu uğura yediden yetmişe maddi-manevi cihad yolunda gecesini gününü, varını yoğunu feda eden uluları, Türk gençliğine duyuramamakta gaflet gösterdikçe de onların on parmağının yakamızdan tutarak bizden hesap soracağını neden hiç düşünmemekteyiz?




Cevap Ekle