İçeriğe git

Foto

Eş Şeyh Ebul Hasan El Harakani Hazretleri


Konuda cevap yok

#1
Kalemdâr

Kalemdâr

    Co Admin

  • General
  • 1.047 Mesaj sayısı:

Âşıklık sırrına erenlerdendi


"Benim hazinemde öyle bir şey vardır ki Allâh'ın hazinesinde bile yoktur.

O şey, kalbi kırık olmak ve aczini idrak etmektir.

Allâh Taala ise her şeye kadirdir, hiç bir şeye ihtiyacı yoktur."



Sadece va'dedilen olur, denilmiştir. Elest Meclisinde en güzel hamdin sahipleri yeryüzü

sahnesinde de aynı ihtişam ile yıldızlar kadrosundaki yerini almıştır.

Farklı bir kadrolaşma sistemi vardır göklerde. Kademeler dereceler ayrı bir nizama tabidir.

Bazen önce gelen sonra gelenin nalınlarını taşımaya namzet olmak ister.

Öylesine içten öylesine iyi dualar eder ki takdirin dekorunu değiştirir yakarışları.

İsa as, "Bırakın ben gideyim de benden sonraki gelsin;

ben onun nalınlarını taşımaya bile layık değilim" der.

"Peygamber olacağıma ümmetinden sade bir kul olaydım" der.

İbrahim as başka türlü dilekler gönderir Takdirin Sahibine;

"O güzeller güzeli, kainatın fahr-ı ebedisi benim neslimden gelsin" diye doldurur ilahi istek formunu.

Bu duaların kanadında yeniden nakışlanır kaderin mukayyed yazgıları.

Müjdeler vardır bir de: "Bunlardan öyle erler gelecek ki…" diye başlayan.

"Benden 75 yıl sonra öyle bir ilim güneşi doğacaktır ki…" diye uzayıp giden.

Müjdelenmişlerin ayrı bir tarihi yazılsa yeridir manevi literatürde.

"Bunlardan öyle erler gelecek ki"

"Bunlardan öyle erler gelecek ki…" denilen İran bölgesinde iki büyük isim görünüyor Selman-ı Farisi Hazretlerinden sonra; biri Bistamlı Bayezid ks, diğeri ise yine Bistam'a bağlı Harakan'dan Ebul Hasen el Harakani Hazretleri. Kalbden kalbe yol olduğu gibi ruhlar arasında da zaman ve mekan ötesi bağlantıların bulunduğunu tarih yapanlar nakletmiş tarih yazanlar kaydedegelmiştir. Ruhaniyet sütüyle büyüyen çocuklara "Üveysî" denilmiş, görmeden aşık olmanın sırrına ermiş Veysel Karani Hazretlerinin açtığı yola mensubiyetlerinden dolayı. Üveysî-meşreblerin kervanbaşlarından biri de el Harakani Hazretleri. Adı Ali bin Ahmed bin Ca'fer, künyesi Ebu'l-Hasan, nisbesi el-Harakanî. 1064'te, yani Sultan Alparslan'ın Kars'ı fethinden 31 yıl evvel ve Hoca Ahmed Yesevi Hazretlerinden yaklaşık bir asır önce Anadolu'ya geliyor müridleriyle ve Anadolu'nun manevi futuhatının ilk tohumlarını atıyor.

Benden üç derece öndedir

425 hicri yılı 10 Muharreminde (1034 Aralık) 73 yaşında iken vefat ettiğini bildiriyor kaynaklar. Buna göre doğum yılı, 352/963 civarı yani Bâyezid-i Bistami Hazretlerinin vefatından 91 yıl sonra oluyor. Şimdi yaşayan bir şeyhten feyiz almayı bile şirk kabul eden zihniyet sapmalarına ne güzel bir örnek el Harakani Hazretleri'nin hayatı… 12 veya 18 yıl boyunca yatsı namazını Harakan'da bir camide kıldıktan sonra, Bayezid'in türbesine yönelir, Bistam'a gelir ve orada şu duayı ederdi:

"Ey Allahım, Bayezid'e ihsan ettiğin hil'atten Ebul Hasan'a da bir koku ver"… Sabah vakti Harakan'a varır ve yatsı abdestiyle sabah namazı cemaatine yetişirdi… Nihayet 12 yıl sonra onun türbesinden şu nida yükseldi: "Ey Ebul Hasan! Artık irşad sedirine oturma zamanı geldi." Ebul Hasan dedi ki: "Ey Bayezid, bir himmet lutfet ki ben ümmi bir insanım; şeraitten bir şey bilmiyorum, Kur'an da okumamışım"… Bu niyazın bereketiyle Şeyh diyecektir ki: Harakan'a varıncaya kadar Kur'an'ı hatmettim."

El Harakani Hazretleri'nin ünlü alim ve zahid talebesi Hace Abdullah-ı Ensari mürşidi hakkında şöyle diyecektir: Tasavvuf ve hakikatte benim pirim Şeyh Ebul Hasan Harakani'dir; eğer onu görmeseydim hakikati nasıl öğrenirdim… O ümmi idi 'el hamdü lillah' diyemiyordu ama o, zamanın efendisi ve gavsı idi…

Naklolunur ki Şeyh Bayezid, her sene bir kere Dihistan'da şehidlerin kabirlerinin bulunduğu kum tepeyi ziyarete gelirdi. Harakan'dan geçerken durur ve havayı koklayarak içine çekerdi. Müridleri kendisine: - Ya Şeyh! Biz hiçbir koku almıyoruz, dediklerinde "Ben bu vurguncuların kasabasından bir erin kokusunu koklamaktayım. Bu erin adı Ali, künyesi Ebul Hasan olup benden üç derece öndedir. Aile yükü çekiyor, çiftçilik yapıyor ve ağaç dikiyor." diyerek Ebul Hasan Hazretlerini müjdelemiştir.

Harakan'da ve Kars'ta iki ayrı türbe

Gönderilen resim

Şeyh el Harakani'nin memleketi Harakan'da kendi adına bir tekke, cami ve türbe yer almaktadır. Bazı müellifler Şeyh'in kabrinin de burada bulunduğunu söylerler. Fakat Şeyh'in Harakan dışında vefat ettiğini ve türbesinin Kars'ta bulunduğunu söyleyen güçlü kaynaklar da mevcuttur. Sultan III. Murat tarafından Kars'ı yeniden imar ve inşa etmekle görevlendirilen Lala Mustafa Paşa 1579'da Kars kalesi başta olmak üzere şehri adeta yeniden kurar. Bu sırada Şeyh el Harakani'nin mezarı sandukasını da bulunur; üzerine bir kubbe ve yanına da Sultan Murad adına bir cami (Evliya Camii) yapılır. Osmanlı tarihçisi Gelibolulu Mustafa Âli'nin Nusret-name'si içerisinde Kars Kalesi'nin, imarethanelerin ve Şeyh'in türbesinin ayrıntılı minyatürleri bulunmaktadır.

Bir Dervişin Kerameti

Gelibolulu Âli'nin ve Peçevi'nin tarihlerinde Kars Kalesi'nin yapımı esnasında bir dervişin gördüğü rüyaya yer verilmiştir ki hadiselerin kavranması açısından önemli işaretler taşımaktadır. Rivayete göre derviş rüyasında nur yüzlü bir ihtiyarın ortaya çıkarak "Bana Ebul Hasan Harakani derler, yerim buradadır. Bunun isbatını istersen ayağımın ucunda derin bir kuyu vardır" diyerek bir yer gösterir. Derviş düşünü serdara anlatır; gösterilen yer kazılır ve anlattığı tarzda bir kuyu bulunur. Hemen kuyunun üzerine bir türbe yapılır. Öyle ki gümüş ve altın paralar, sadaka ve kurbanlar yağmur gibi yağmaya başlar ve böylece bir çok yoksulun geçimi sağlanır" (Peçevi Tarihi, Ankara 1994, c. 2/54) Evliya Çelebi'nin Seyehatnamesi'nde de bu hadise, latif mübalağalarla süslenerek bir menkıbe havasında nakledilir.

Şeyh el Harakani'nin Kars'taki türbesinde yer alan ve sıkça tamir görerek günümüze kadar gelen kitabelerden birinde,

Hak nasib etti yapıldı merkad-i nev Gülizar

Bül Hasen Harkani Şeyhün yattığıdır bu mezar

diye başlayan beyitler yer almaktadır. Bu kayıtlara göre ömrünü Harakan'da geçiren Şeyh el Harakani, muhtemelen ömrünün sonlarına doğru Kars'a gelmiş ve orada vefat etmiş olmalıdır. Fakat Şeyh'in ne vakit hangi vesilelerle Kars'a geldiği hakkında kaynaklarda güvenilir bilgi yoktur. Evliya Çelebi'nin Şeyh'in sandukasından söz ederken "Üzerinde güzel yazı ile "Menem şehîd-i sa'îd Harakanî" yazılı imiş" şeklindeki tasviri, halk arasında Şeyh Harakani'nin Kars'ın fethine katıldığı ve burada şehit düştüğü şeklinde bir inancın doğmasına yol açmıştır. Dolayısıyla Şeyh el Harakani'nin, Müslüman Türk akıncılarla veya sınır boylarında yaşayan gezgin mücahit dervişlerle birlikte Anadolu'yu fethetmek üzere ömrünün son dönemlerinde doğudan Kars hudutlarına girerek Yahniler dağında yaralandığı, bilahare şehit düşerek Kars'ın Kağızman Kapı mevkiinde gömüldüğü düşünülmüştür. Yine aynı silsilenin kutlu önderleri, Şeyh Harakani Hazretleri'nin açtığı yolda sancağı teslim alacak ve Anadolu tekmil İslam yurdu oluncaya kadar irşad kılıçlarını kınına koymayacaktır. Nitekim, Yusuf Hemedani Hazretleri'nin dört meşhur halifesinden biri olan Ahmed Yesevi Hazretleri, Şeyh Harakani tarafından Kars ve çevresine serpiştirilen manevi mirası muhafaza ederek yeşertecektir.

Ağla Hasan Harakani

Gönderilen resim

Kars halkının eskiden beri Şeyh el Harakani Hazretleri'ne derin bir muhabbet ve hürmetle bağlı olduğu bilinmektedir. Bu şehirde ikamet etmiş pek çok alim ve edip zat, onu överek manevi yüksekliğini ilan eden şiirler yazmıştır. Bunlar içinde,

Cümle mümin dara kaldı nurlu camin kara kaldı

Künbed camin kan ağladı ağla Hasan(ü'l) Harakani

Var Muhammed Mustafa'ya bakmasın cürm ü hataya

Bağışlayın etkıyaya ağla Hasan Harakani


mısralarının yer aldığı uzun manzume, Karslı Aşık Kahraman'ın 1880 yılında ağıt şeklinde yazdığı,


Çok ağlaman ana bacı bu Urus perişan olur

Ehl-i İslam hep duacı bu Urus perişan olur

Kars'ta yatar nice şehîd Hasan Harakani şâhid

İnşallah olur nâ-bedîd bu Urus perişan olur


dörtlüğü ve 1917'te Rus işgali sırasında Evliya Camiine giren ve türbenin harap halini gören Karslı İmam Hafız Kurban Efendi'nin,

Hazret-i Harakan kalmış yalınız

Örtüsün soymuşlar bulunmaz bir iz

Ağladım taş ü toprağına sürdüm yüz

Kafire çok kargış (beddua) kıldım ben bugün

mısraları bunlar arasında en meşhurlarıdır.


Bu yol önce bulma sonra arama yoludur


Ebul Hasan el Harakani Hazretleri, meliklere, alimlere, ariflere, evliyaya, eşkıyaya, aşıklara, Müslimlere gayr-ı müslimlere söz ve sohbetleriyle rehberlik etmiş, Halıkımıza giden yoldaki maniaları kaldırmış bir ulu mürşid-i kamil idi. İngiliz, Fransız ve Rus yazar ve şarkiyatçılar Şeyh-i Harakan hakkında eserler yayınlamış olmalarına rağmen bizde bu büyük arif-i billah hakkında tek muhtevalı çalışma, şu anda Muş Alparslan Üniversitesi'nde Kürt Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı olarak vazife yapan Prof. Dr. Hasan Çiftçi'yi ait, Harakani Derneği Yayınları arasında çıkan "Şeyh Ebul Hasan Harakani-Hayatı-Eserleri" adlı Müntehab-ı Nurul ulûm'un tenkdli baskısını da ihtiva eden eserdir.

"Her işte önce arama sonra bulma vardır. Tasavvufta ise önce bulma, sonra arama vardır." diyen büyük sufi Ebul Hasan el Harakani Hazretleri'ne ait söz ve menkıbelerin sufi eğitimin anlayışı çerçevesinde tamm ü kamil değerlendirmelere ihtiyaç gösterdiği aşikardır. Dileriz 2010lu yıllar manevi eğitim semasının yıldızlarına dair bilgi ve muhabbetlerimizin arttığı feyizli zaman dilimleri olur.

Ali Ramazan Sönmez / Haberkültür.net

Hâlık-ı arzu semâya eyleriz hamdü senâ,
Ahmed-i Muhtâr'ı kıldı âleme nûr-ı hüda.




Cevap Ekle