İçeriğe git

Foto

Sezai Karakoç


Konuda 90 cevap var

#21
Çilekeş

Çilekeş

    Emekli Yönetici

  • YüzBaşı
  • 353 Mesaj sayısı:
MONA ROZA

Mona Roza, siyah güller, ak güller
Geyvenin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Ah, senin yüzünden kana batacak
Mona Roza siyah güller, ak güller

Ulur aya karşı kirli çakallar
Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa
Mona Roza, bugün bende bir hal var
Yağmur iğri iğri düşer toprağa
Ulur aya karşı kirli çakallar

Açma pencereni perdeleri çek
Mona Roza seni görmemeliyim
Bir bakışın ölmem için yetecek
Anla Mona Roza, ben bir deliyim
Açma pencereni perdeleri çek...

Zeytin ağaçları söğüt gölgesi
Bende çıkar güneş aydınlığa
Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi
Seni hatırlatıyor her zaman bana
Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi

Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar
Işıksız ruhumu sallar da durur
Zambaklar en ıssız yerlerde açar

Ellerin, ellerin ve parmakların
Bir nar çiçeğini eziyor gibi
Ellerinden belli oluyor bir kadın
Denizin dibinde geziyor gibi
Ellerin, ellerin ve parmakların

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona
Saat onikidir söndü lambalar
Uyu da turnalar girsin rüyana
Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona

Akşamları gelir incir kuşları
Konar bahçenin incirlerine
Kiminin rengi ak, kimisi sarı
Ahh! beni vursalar bir kuş yerine
Akşamları gelir incir kuşları

Ki ben Mona Roza bulurum seni
İncir kuşlarının bakışlarında
Hayatla doldurur bu boş yelkeni
O masum bakışlar su kenarında
Ki ben Mona Roza bulurum seni

Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza
Henüz dinlemedin benden türküler
Benim aşkım sığmaz öyle her saza
En güzel şarkıyı bir kurşun söyler
Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza

Artık inan bana muhacir kızı
Dinle ve kabul et itirafımı
Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı
Alev alev sardı her tarafımı
Artık inan bana muhacir kızı

Yağmurlardan sonra büyürmüş başak
Meyvalar sabırla olgunlaşırmış
Bir gün gözlerimin ta içine bak
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış
Yağmurlardan sonra büyürmüş başak

Altın bilezikler o kokulu ten
Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne
Bir tüy ki can verir bir gülümsesen
Bir tüy ki kapalı gece ve güne
Altın bilezikler o kokulu ten

Mona Roza siyah güller, ak güller
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Aaahhh! senin yüzünden kana batacak!
Mona Roza siyah güller, ak güller

--------------------------------------------
akrostişle yazılmış en güzel şiirmi bilemem ama akrostişle yazılmış en güzel aşk şiiri olduğu kesin..kıtaların baş harfleriyle muazzez akkaya ismi çıkıyor ki bu isimde şairin üniversitede aşık olduğu hanımmış..

selam ve dua ile...

Verilmemis hesaplarin korkusuyla
Sana geldim ayaklarina kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layik olmasam da
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim


#22
gece güneşi

gece güneşi

    Gayretkâr Üye

  • YüzBaşı
  • 164 Mesaj sayısı:
kar şiiri olmadan olmaz galiba :)



KAR ŞİİRİ

Karın yağdığını görünce

Kar tutan toprağı anlayacaksın

Toprakta bir karış karı görünce

Kar içinde yanan karı anlayacaksın



Allah kar gibi gökten yağınca

Karlar sıcak sıcak saçlarına değince

Başını önüne eğince

Benim bu şiirimi anlayacaksın



Bu adam o adam gelip gider

Senin ellerinde rüyam gelip gider

Her affın içinde bir intikam gelip gider

Bu şiirimi anlayınca beni anlayacaksın



Ben bu şiiri yazdım aşkın çeşidi

Öyle kar yağdı ki elim üşüdü

Ruhum seni düşününce ışıdı

Her şeyi beni anlayınca anlayacaksın

bugün Sezai Karakoç için günümüzün Necip Fazıl'ı dendiğini duydum-tabi ki ben böyle bir cümlenin anlam olarak doğru olup olamayacağını sormayacağım- sadece gerçekten böyle söyleyenler var mı merak ettim aydınlatırsanız sevinirim
HÜKMÜ PEŞİN VERMEKTE PEŞİN HÜKÜMCÜLÜK DEĞİL FİKİR NAMUSKARLIĞI VARDIR...

horoz vari gagalamak, papağan vari ağız oynatmak

#23
cihat

cihat

    Emektar

  • YüzBaşı
  • 712 Mesaj sayısı:
Anneler Ve Çocuklar

Anne ölünce çocuk
Bahçenin en yalnız köşesinde
Elinde bir siyah çubuk
Ağzında küçük bir leke

Çocuk öldü mü güneş
Simsiyah görünür gözüne
Elinde bir ip nereye
Bilmez bağlayacağını anne

Kaçar herkesten
Durmaz bir yerde
Anne ölünce çocuk
Çocuk ölünce anne


Sezai Karakoç

Aynası ufkumun, ateşten bayrak!
Babamın külleri, sen, kara toprak!
Şahit ol, ey kılıç, kalem ve orak!
Doğsun BÜYÜK DOĞU, benden doğarak!


N.Fazıl

#24
NFK-Fan

NFK-Fan

    Administrator

  • Admin
  • 2.468 Mesaj sayısı:
Köşe III

Sen geldin benim deli köşemde durdun
Bulutlar geldi üstünde durdu
Merhametin ta kendisiydi gözlerin
Merhamet saçlarını ıslatan sessiz bir yağmurdu
Bulutlar geldi altında durduk

Konuştun güneşi hatırlıyordum
Gariptin yepyeni bir sesin vardı
Bu ses öyle benim öyle yabancı
Bu ses saçlarımı ıslatan sessiz bir kardı

Dişlerin öpülen çocuk yüzleri
Güneşe açılan küçük aynalar
Sert içkiler keskin kokular dişlerin
İçinden geçilen küçük aynalar

Ve güldün rengarenk yağmurlar yağdı
İnsanı ağlatan yağmurlar yağdı
Yaralı bir ceylan gözleri kadar sıcak
Yaralı bir ceylan kalbi gibi içli bir sesin vardı

Sen geldin benim deli köşemde durdun
Bulutlar geldi üstünde durdu
Merhametin ta kendisiydi gözlerin
L'état, C'est Moi!..

#25
Çilekeş

Çilekeş

    Emekli Yönetici

  • YüzBaşı
  • 353 Mesaj sayısı:
MONA ROSA II-ÖLÜM VE ÇERÇEVELER


Bir lâmba yanıyor, hafif ve sarı;
Garip bir yolculuk, tren ve Gülce.
Bir hançer bölüyor, ah, rüyaları:
Bir rüya, bir hançer, bir el; ve, ve, ve...


Lâmbalar yanıyor, hafif ve sarı;
Gece kar yağacak sabaha kadar.
Toprakta et, kemik çıtırtıları...
Yarı ölüleri bir korku tutar
Değince bir taşa kafatasları.
-Ölüler ki yalnız tırnakları var,
Ve yalnız burkulmuş diz kapakları...-


Bir lâmba yanıyor, hafif ve sarı;
Açıyor elini göğe bir kadın.
Uzuyor, uzuyor altın saçları
Uğrunda ölünen güzel kızların...


Bir lâmba yanıyor, hafif ve sarı;
Esmer delikanlı, hatıra ve kan.
Yeşil gözlü kızın hıçkırıkları
Sızıyor bir kapı aralığından;
Lâmbalar yanıyor, hafif ve sarı.


Lâmbalar yanıyor, hafif ve sarı;
Çocuklara açar mağaraları
Gün görmemiş kuşlar ve örümcekler.
İlân-ı aşk eden dil balıkları
Aşina suları çabuk terkeder..


Lâmbalar yanıyor, hafif ve sarı;
Bakıyor ateşe, küle böcekler.
Köpekler parçalar kanaryaları,
Mektupları bir boz ağaç kurdu yer.
Baykuşlar ötüyor harabelerde;
Yanıyor lâmbalar, hafif ve sarı.
Bir kaza kurşunu bulur her yerde
Süvarisiz şaha kalkan atları...
Bir ruhun ışığı vardır göklerde,
Lâmbalar yanıyor, hafif ve sarı;
Ötüyor baykuşlar harabelerde.


Bir lâmba yanıyor, hafif ve sarı;
Titriyor yıldırım düşmüş gibi yer.
Bekledi arzuyla karanlıkları
Anneler, babalar, erkek kardeşler.
Ta içinde duyar ani bir ağrı,
Bir hüzün şarkısı tutturur gider
Anneler, babalar, erkek kardeşler.


Lâmbalar yanıyor, hafif ve sarı;
Her yatak dopdolu, bir yatak bomboş.
Bir neşe şarkısı tutturur gider


Birinci, ikinci, üçüncü sarhoş;
Kurşunlar sıkılır göklere doğru,
Serçe yavruları yuvada titrer.
Lâmbalar yanıyor, hafif ve sarı...


Bir lâmba yanıyor, hafif ve sarı;
İnce yelkenleri alıyor yeller.
Titretir kalpleri ve bayrakları
Gemiden toprağa uzanan eller.
Lâmbalar yanıyor, hafif ve sarı,
Bir yosun köküne hasret kalacak
Gizli hazineler, su yılanları...


İnce yelkenleri alıyor yeller;
Bir lâmba yanıyor, hafif ve sarı.
Beyaz pelerinli hür tayfaları
Kendine bağlıyor siyah kediler;
Titriyor gönüller ve kara bayrak,
Bir yosun köküne hasret kalacak
Gemiden toprağa uzanan eller
Bir lâmba yanıyor, hafif ve sarı.


Bir lâmba yanıyor, hafif ve sarı,
Garip bir yolculuk, tren ve Gülce.
Bölüyor bir hançer, ah, rüyaları:
Bir rüya, bir hançer, bir el; ve, ve, ve...


Verilmemis hesaplarin korkusuyla
Sana geldim ayaklarina kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layik olmasam da
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim


#26
Çilekeş

Çilekeş

    Emekli Yönetici

  • YüzBaşı
  • 353 Mesaj sayısı:
KÜÇÜK NA'T

Göz seni görmeli, ağız seni söylemeli
Hafıza seni anmak ödevinde mi
Bütün deniz kıyılarında seni beklemeli
Sen eskimoların ısınması sevgililer mahşeri

Aklım yeni bir akıldır çiçeklerden
Mantığım mantığın üstünde yeni
İçimde Nuh'un en yeni tufanı
Dünyaya ayak basıyorum yeniden

Göz seni görmeli ağız seni söylemeli
Bütün deniz kıyılarında seni beklemeli

Yüzlerce yıl geçiyor belki bir bulut geçiyor
Ben yeni doğmuş bir çocuk gibi
Herkesin konuştuğu dilden mahrum
Ama yepyeni bir dil konuşmanın sevinci

Bütün deniz kıyılarında seni anmalı
Sen buzulların erimesi eskimoların ısınması


Verilmemis hesaplarin korkusuyla
Sana geldim ayaklarina kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layik olmasam da
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim


#27
mona roza

mona roza

    Sessiz Üye

  • Teğmen
  • 4 Mesaj sayısı:
hiç bir şiir,yüreğinin sürgünlüğünü bu kadar güzel anlatamaz.birde O sürgünlük EN SEVGİLİye ise....
нαуαℓℓєяιмιη göℓgєѕιη∂є вιя özgüяℓüк ναя

#28
buyukdogu

buyukdogu

    Ayrıldı

  • Sivil
  • 1.176 Mesaj sayısı:
-Leyla Köşe'sinden-

Ruh hürdür vücut esir
Ruh baldır beden zehir
Ruh hürdür Tanrı aşkıyla
Baglı degil yer ve zaman kaydıyla
Farketmez gelse gelmese Kays (Mecnun) Ona
Gitse gitmese Ona Leyla
Tanrı katında buluşmuşlardır
Hakikat yurduna kavuşmuşlardır.
Hiç...

#29
Abdulhamid

Abdulhamid

    Gayretkâr Üye

  • YüzBaşı
  • 146 Mesaj sayısı:
her çocuğun bir yazar,şair veya düşünür olduğu bu şiirde, 6.çocuk üstad,7.çocuk ise sezai karakoç olduğu düşünülüyor..



Masal

doğuda bir baba vardı
batı gelmeden önce
onun oğullari batıya vardı

birinci oğul batı kapılarında
büyük törenlerle karşılandı
sonra onuruna büyük şölen verdiler
söylevler söylediler babanın onuruna
gece olup kuştüyü yastıklar arasında
oğul masmavi şafağin rüyasında
bir karaltı yavaşça tüy gibi daldı içeri
öldürdüler onu ve gömdüler kimsenin bilmediği bir yere
baba bunu havanın ansızın kabaran gözyaşından anladı
öcünü alsın diye kardeşini yolladı

ikinci oğul batı ülkesinde
gezerken bir ırmak kıyısında
bir kıza rastladı dağların tazeliginde
bal arılarının taşıdığı tozlardan
ayna hamurundan ay yankısından
samanyolu aydınlığından inci korkusundan
gül tütününden doğmuş sanki
anne doğurmamış da gök doğurmuş onu
saçlarını güneş destelemiş
yıllarca peşinden koştu onun
kavuşamadı ama ona
batı bir uçurum gibi girdi aralarına
sonra bir kış günü soğuk bir rüzgâr
alıp götürdü onu
ve ikinci oğulu
sivri uçurumların ucunda
buldular onulmaz çılgınlıkların avucunda
baba yağmurlardan anladı bunu
yağmur suları aci ve buruktu
işin künhüne varsın diye
yolladı üçüncü oğlunu

üçüncü oğul batıda
çok aç kaldı ezildi yıkıldı
ama bir iş buldu bir gün bir mağazada
açlığı gidince kardeşlerini arayacaktı
fakat batinin büyüsü ağır bastı
iş çoktu kardeşlerini aramaya vakit bulamadı
sonra büsbütün unuttu onları
şef oldu buyruğunda birçok kişi
kravat bağlamasını öğrendi geceleri
gün geldi mağazası oldu onu parmakla gösterdiler
patron oldu ama hala uşaktı
ruhunda uşaklık yuva yapmıştı çünkü
bir gün bir hemşehrisi onu tanıdı bir gazinoda
ondan hesap sordu o da
sırf utançtan babasına
bir çek gönderdi onunla
baba bu kağıdın neye yarayacağını bilemedi
yırttı ve oynasınlar diye köpek yavrularına attı
bu yüklü çeki
iyice yaşlanmıştı ama
vazgeçmedi koyduğundan kafasına
dördüncü oğlunu gönderdi batıya

dördüncü oğul okudu bilgin oldu
kendi oymak ve ülkesini
kendi görenek ve ülküsünü
günü geçmiş bir uygarlığa yordu
kendisi bulmuştu gerçek uygarlığı
batı bilginleri bunu kutladı
o da silindi gitti binlercesi gibi
baba bunu da öğrendi sihirli tabiat diliyle
kara bir süt akmıştı bir gün evin kutlu koyunundan

beşinci oğul bir şairdi
babanın git demesine gerek kalmadan
geldi ve batının ruhunu sezdi
büyük şiirler tasarladı trajik ve ağır
batının uçarılığına ve doğunun kaderine dair
topladı tomarlarını geri dönmek istedi
çöllerde tekrar ede ede şiirlerini
kum gibi eridi gitti yollarda

sıra altıncı oğulda
o da daha batı kapılarında görünür görünmez
alıştırdılar tatlı zehirli sulara
içkiler içti
kaldırım taşlarını saymaya kalktı
ev sokak ayırmadi
geceyi gündüzle karıştırdı
kendisi de bir gün karıştı karanlıklara

baba ölmüştü acısından bu ara
yedinci oğul büyümüştü baka baka ağaçlara
baharın yazın güzün kışın sırrına ermişti ağaçlarda
bir alinyazısı gibiydi kuruyan yapraklar onda
bir de o talihini denemek istedi
bir şafak vakti batıya erdi
en büyük batı kentinin en büyük meydanında
durdu ve tanrıya yakardı önce
kendisini değistiremesinler diye
sonra ansızın ona bir ilham geldi
ve başladı oymaya olduğu yeri
başına toplandı ve baktılar batılılar
o aldırmadı bakışlara
kazdı durmadan kazdı
sonra yarı beline kadar girdi çukura
kalabalık büyümüş çok büyümüştü
o zaman dönüp konuştu :
batılılar !
bilmeden
altı oğlunu yuttuğunuz
bir babanın yedinci oğluyum ben
gömülmek istiyorum buraya hiç değişmeden
babam öldü acılarından kardeşlerimin
ruhunu üzmek istemem babamın
gömün beni değiştirmeden
doğulu olarak ölmek istiyorum ben
sizin bir tek ama büyük bir gücünüz var :
karşınızdakini değistirmek
beni öldürseniz de çıkmam buradan
kemiklerim değişecek toz ve toprak olacak belki
fakat değişmeyecek ruhum
onu kandırmak için boşuna dil döktüler
açlıktan dolayı çıkar diye günlerce beklediler
o gün gün eridi ama çıkmadı dayandı
bu acıdan yer yarıldı gök yarıldı
o nurdan bir sütuna döndü göğe uzandı
batı bu sütunu ortadan kaldırmaktan aciz kaldı
hâlâ onu ziyaret ederler şifa bulurlar
en onulmaz yarası olanlar
ta kalblerinden vurulmuş olanlar
yüreğinde insanlıktan bir iz tasıyanlar...
hem madem ömür kısadır.

#30
gece güneşi

gece güneşi

    Gayretkâr Üye

  • YüzBaşı
  • 164 Mesaj sayısı:
Doğum(Leyla'nin doğumu için Mecnun'un sonradan söylediği)

I.

Çiğ düştü göklerden
Ve bir bahar günü doğdun sen

Güvercinler geçti menekşelerden
Ve bir bahar günü doğdun sen

Kendi kendine ayna olan nergislerden
Leylakların gün doğuşu ürperişinden
Zambakların kıyı kıyı bakışından
Geldin sen
Ve rüzgarlar karları süpürdüğünde
Ve insanı çıldırtan kuş sesleri işitildiğinde
Birdenbire aydınlandı annenin yüzü
Ve bir bahar günü doğdun sen

İlkin horozların gözüne göründün
Dünyaya haber verdiler ötelerden
Baban yeni dönmüştü eve ıraklardan
Birden aydınlandı annenin yüzü
Ve bir bahar günü doğdun sen

Marta bakan biliyordu geleceğini
Nisana bakan görüyordu alaca renklerini
Kızıl ve yeşil seherini
Mayısa bakan buldu seni
Ve bir bahar günü doğdun sen

Sana Leyla dedim Suna dedim şiirlerde şarkılarda
Gerçek adın bir fısıltı gibi kaldı ağızlarda dudaklarda
Çatlar yüreğim bir nar gibi o sırrı anar da
Avunurum doğumundan gelen muştulu armağanlarla
Melekler gökten geldi armağanlarla
Ve bir bahar günü doğdun sen

Bir bahar günü doğdun sen
Baharın ta kendisi oldun sen
Şimdi her baharda doğan çocuklarla
Sen en aşılmaz boya tenlerinde saçlarında
Sen görünür görünmez ufuklarda
Karlar erir erir kaçar kaçar da
Gökler yağmur biçiminde güler ağlar ağlar da
Güneş öğünerek yansır yansır da sularda
Gelirsin her baharda
Bir diriliş gibi ölü dünyaya
Ölüler gölgenden ateş ala ala
Ekilip biçilip yankı yapa yapa
Yaz sıcaklığından arta arta
Birer birer çıktılar gönlümüzün aynasına tarlasına
Ki bir bahar günü doğdun sen

Güller dönüştüler yatak çarşaflarına
Leylaklar yaklaştılar korka korka
Nergisler benliğimizin ortasından baka
Gelip fon oldular insanın
Bir kere daha
Sende yeniden yaratılışına
Bir bahar hali yaratışına

Bir bahar günü doğdun sen
Baharın ta kendisi oldun sen


II.

Sonbahar benim ölümüm kırmızı kırmızı yanışım karaağaçlarda
Senin ak doğumunu daha çok ortaya koymak için
Toplayıp gelişim güzü bütün sarılarımla loşluklarımla
Çürüyen solan evrenin karşı koyuşu
Senin baharda doğusunun anısına

Ah o ne sıtmadır güneşteki sıtma baharda
Her an senin doğumun yaşamaktan gelen
Ve güzün güneşte bir kuruyuş bir dağılma
Benim ölümümden gelen haykırış ve ağlayışlarla
Bir ömür boyu oldum salt ölüm kemiği
Parlamak için senin doğumundan gelen fosforlarla
Eve girmekte geç kalan çocuklar görecektir geceleri
Aşk baharının sessiz direnişini
yanıp duran ışıklarda

Yaz güneşi biriktirdi biriktirdi
Sonbahar yapraklarda delirdi
Kış derin çizgileriyle devrildi
Bahar gül tanklarıyla çiçek çağlayanlarıyla belirdi
Ve bir bahar günü doğdun sen

HÜKMÜ PEŞİN VERMEKTE PEŞİN HÜKÜMCÜLÜK DEĞİL FİKİR NAMUSKARLIĞI VARDIR...

horoz vari gagalamak, papağan vari ağız oynatmak

#31
Abdulhamid

Abdulhamid

    Gayretkâr Üye

  • YüzBaşı
  • 146 Mesaj sayısı:
.ADAK IŞIĞI



Sıcak yaz göklerinde

Önde uzanan ovada

Birden bir ışık sağdan

Bir ışık soldan çıkar

Ve bunlar

Şimşek hızıyla birbirlerine ulaşırlar

Bunu halk adak için uğur sayar

Derler: Leyla ile Mecnun buluştular

Bu göz açıp kapama anında

Ne varsa dile muradında

Mutlak yerine gelir arzun

Yerde kavuşmayanlar gökte kavuşurlar

Ve bir uğurlu anda

Kavuşmak isteyenleri kavuştururlar
hem madem ömür kısadır.

#32
Abdulhamid

Abdulhamid

    Gayretkâr Üye

  • YüzBaşı
  • 146 Mesaj sayısı:

SÜRGÜN ÜLKEDEN BAŞKENTLER BAŞKENTİNE - IV

Senin kalbinden sürgün oldum ilkin
Bütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süreği
Bütün törenlerin şölenlerin ayinlerin yortuların dışında
Sana geldim
Ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim
Affa layık olmasam da
Uzatma dünya sürgünümü benim

Güneşi bahardan koparıp
Aşkın bu en onulmazından koparıp
Bir tuz bulutu gibi
Savuran yüreğime ah
Uzatma dünya sürgünümü benim
Nice yorulduğum ayakkabılarımdan değil
Ayaklarımdan belli
Lambalar eğri
Aynalar akrep meleği
Zaman çarpılmış atın son hayali
Ev miras değil mirasın hayaleti
Ey gönlümün doğurduğu
Büyüttüğü emzirdiği
Kuş tüyünden
Ve kuş sütünden
Geceler ve gündüzlerde
İnsanlığa anıt gibi yükselttiği
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Bütün şiirlerde söylediğim sensin
Suna dedimse sen
Leyla dedimse sensin
Seni saklamak için görüntülerinden faydalandım
Salome'nin belkis'in
Boşunaydı saklamaya çalışmam; öylesine aşikarsın bellisin
Kuşlar uçar senin gönlünü taklit için
Ellerinden devşirir bahar çiçeklerini
Deniz gözlerinden alır sonsuzluğun haberini
Ey gönüllerin en yumusağı en derini
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Yıllar geçti sapan olumsuz iz bıraktı toprakta
Yıldızlara uzanıp hep seni sordum gece yarılarında
Çatı katlarında bodrum katlarında
Gölgendi gecemi aydınlatan eşsiz lamba
Hep kanlıca'da emirgan'da
Kandilli'nin kurşuni şafaklarında
Seninle söyleşip durdum bir ömrün baharında yazında
Şimdi onun birdenbire gelen sonbaharında
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da

Ey çağdaş kudüs (meryem)
Ey sırrını gönlünde taşıyan mısır (züleyha)
Ey ipeklere yumuşaklık bağışlayan merhametin kalbi
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Dağların yıkılışını gördüm bir venüs bardağında
köle gibi satıldım pazarlar pazarında
günesin sarardığını gördüm konstantin duvarında
senin hayallerinle yandım düşlerin civarında
gölgendi yansıyıp duran bengisu pınarında
ölüm düşüncesinin beni sardığı şu anda
verilmemiş hesapların korkusuyla
sana geldim
ayaklarına kapanmaya geldim
af dilemeye geldim
affa layık olmasam da
sevgili
en sevgili
ey sevgili
uzatma dünya sürgünümü benim

ülkendeki kuşlardan ne haber vardır
mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır
aşk celladından ne çıkar madem ki yâr vardır
yoktan da vardan da ötede bir var vardır
hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır
o şarkıya özenip söylenecek mısralar vardir
sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır
yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır
göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır
senden ümit kesmem kalbinde merhamet adli bir çınar vardır
sevgili
en sevgili
ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim
SEZAİ KARAKOÇ

2001 yılında çıkarılan '' hep kahır,gurbet şiirleri'' albümünde savaş ay bu şiiri okumuştu.fenada okumamıştı. dinlemek için tıklayın..o şiir albümü sayesinde her kesimden ustaları bir arada görme imkanı bulmuştuk. diğer şiirler ise şöyle

01 - hep kahır (cem karaca)
yorumlayan : cem karaca
02 - gurbet (necip fazıl kısakürek)
yorumlayan : ayşe egesoy
03 - daüssıla (fethullah gülen)
yorumlayan : ibrahim sadri
04 - memleketim/vapur (nazım hikmet)
yorumlayan : müşfik kenter
05 - gülnare (nurallah genç)
yorumlayan : ibrahim sadri
06 - gurbet şiiri(a. vahap akbaş)
yorumlayan : ayla algan
07 - yol düşüncesi (yahya kemal beyatlı)
yorumlayan : haluk kurdoğlu
08 - gurbet (servet yüksel)
yorumlayan : uğur arslan
09 - garibin garip türküsü (abdurrahim karakoç)
yorumlayan : nihat nikerel
10 - kardelen (hayrullah paşalıoğlu)
yorumlayan : nedret güvenç
11 - binbirinci gece (bekir sıtkı erdoğan)
yorumlayan : ahmet selçuk ilkan
12 - sürgün (sezai karakoç)
yorumlayan : savaş ay
13 - aney (mehmet atilla maraş)
yorumlayan : bedirhan gökçe
14 - balacan (saadettin kaplan)
yorumlayan : cem karaca
hem madem ömür kısadır.

#33
Muvazene

Muvazene

    Emektâr

  • YüzBaşı
  • 2.264 Mesaj sayısı:
Üstadın gurbet şiirini okuyan bir kadın sesi ile karşılaşmıştım da, kim olduğunu çıkaramamıştım. Demek ki Ayşe Egesoy imiş. :rolleyes:

Şiiri indirmek için tıklayınız...
Biricik meselem, Sonsuza varmak...

#34
buyukdogu

buyukdogu

    Ayrıldı

  • Sivil
  • 1.176 Mesaj sayısı:
Üstad Sezai Karakoç'un şiirleri kadar; Diriliş muhtevalı düşüncelerinide okumamız gerekiyor.
Hiç...

#35
buyukdogu

buyukdogu

    Ayrıldı

  • Sivil
  • 1.176 Mesaj sayısı:

Üstad Sezai Karakoç'un şiirleri kadar; Diriliş muhtevalı düşüncelerinide okumamız gerekiyor



Neredeyse nefes almak yasak olacak (!) Yasak, yasak, yasak. Diriliş yazılarının derlendiği siteyi mahkeme kararıyla kapatmışlar.
Hiç...

#36
Muvazene

Muvazene

    Emektâr

  • YüzBaşı
  • 2.264 Mesaj sayısı:
~ Gazel ~

Rüzgar ışıdı, titredi, çiğ gül düştü,
Tutunduğu dalı tutuşturup bülbül düştü.

Gün doğumundan gün batımına kızardı bahçe,
Bir bir leylak, nergis, lale ve sümbül düştü.

Ne çam dayandı, ne kestane, ne kavak, ne nar,
Bin yıllık çınar gürül gürül düştü.

Geçti mi ki yeşilin sonsuzluk yüklü çağı,
Kader yanardağından kızıl kara kül düştü.

Vakit görmemişti böyle bir kıyameti,
Akıl sarardı, karardı ruh, gönül düştü...


~ Diriliş ~

Yeniden başlamak yazma sanatına,
Kat kat olup açılmak gök katına.

İndirmek yeryüzüne Allah’ın rahmetini,
Bir gül gibi sunmak dünya saltanatına.

Yeni bir zamanı indirmek, kılıç gibi
Güneş saatine, geceler saatine

Varmak Rabbani ile çileye katıp çile
Muhyiddin-i Arabi ve Mevlâna hakikatına

Gökyüzünü dolduran meleklerin sabrıyla,
Kaldırmak aşk kadehini insanlık sıhhatına

Harfleri ve sesleri, sözleri, kelimeleri
Kitapları getirmek Peygamber fıtratına

Merhameti ruhun en iç musikisi yapmak,
Ve ölümü çevirmek diriliş hayatına...
Biricik meselem, Sonsuza varmak...

#37
buyukdogu

buyukdogu

    Ayrıldı

  • Sivil
  • 1.176 Mesaj sayısı:
“Onlar sanıyorlar ki, biz sussak mesele kalmayacak. Halbuki biz sussak, tarih susmayacak. Tarih sussa, hakikat susmayacak. Onlar sanıyorlar ki, bizden kurtulsalar mesele kalmayacak. Halbuki bizden kurtulsalar, vicdan azabından kurtulamayacaklar. Vicdan azabından kurtulsalar tarihin azabından kurtulamayacaklar. Tarihin azabından kurtulsalar Tanrı’nın gazabından kurtulamayacaklar”
Hiç...

#38
cihat

cihat

    Emektar

  • YüzBaşı
  • 712 Mesaj sayısı:
DOĞUM

(Leyla´nin doğumu için Mecnun´un sonradan söylediği)

I.

Çiğ düştü göklerden
Ve bir bahar günü doğdun sen

Güvercinler geçti menekşelerden
Ve bir bahar günü doğdun sen

Kendi kendine ayna olan nergislerden
Leylakların gün doğuşu ürperişinden
Zambakların kıyı kıyı bakışından
Geldin sen
Ve rüzgarlar karları süpürdüğünde
Ve insanı çıldırtan kuş sesleri işitildiğinde
Birdenbire aydınlandı annenin yüzü
Ve bir bahar günü doğdun sen

İlkin horozların gözüne göründün
Dünyaya haber verdiler ötelerden
Baban yeni dönmüştü eve ıraklardan
Birden aydınlandı annenin yüzü
Ve bir bahar günü doğdun sen

Marta bakan biliyordu geleceğini
Nisana bakan görüyordu alaca renklerini
Kızıl ve yeşil seherini
Mayısa bakan buldu seni
Ve bir bahar günü doğdun sen

Sana Leyla dedim Suna dedim şiirlerde şarkılarda
Gerçek adın bir fısıltı gibi kaldı ağızlarda dudaklarda
Çatlar yüreğim bir nar gibi o sırrı anar da
Avunurum doğumundan gelen muştulu armağanlarla
Melekler gökten geldi armağanlarla
Ve bir bahar günü doğdun sen

Bir bahar günü doğdun sen
Baharın ta kendisi oldun sen
Şimdi her baharda doğan çocuklarla
Sen en aşılmaz boya tenlerinde saçlarında
Sen görünür görünmez ufuklarda
Karlar erir erir kaçar kaçar da
Gökler yağmur biçiminde güler ağlar ağlar da
Güneş öğünerek yansır yansır da sularda
Gelirsin her baharda
Bir diriliş gibi ölü dünyaya
Ölüler gölgenden ateş ala ala
Ekilip biçilip yankı yapa yapa
Yaz sıcaklığından arta arta
Birer birer çıktılar gönlümüzün aynasına tarlasına
Ki bir bahar günü doğdun sen

Güller dönüştüler yatak çarşaflarına
Leylaklar yaklaştılar korka korka
Nergisler benliğimizin ortasından baka
Gelip fon oldular insanın
Bir kere daha
Sende yeniden yaratılışına
Bir bahar hali yaratışına

Bir bahar günü doğdun sen
Baharın ta kendisi oldun sen


II.

Sonbahar benim ölümüm kırmızı kırmızı yanışım karaağaçlarda
Senin ak doğumunu daha çok ortaya koymak için
Toplayıp gelişim güzü bütün sarılarımla loşluklarımla
Çürüyen solan evrenin karşı koyuşu
Senin baharda doğusunun anısına

Ah o ne sıtmadır güneşteki sıtma baharda
Her an senin doğumun yaşamaktan gelen
Ve güzün güneşte bir kuruyuş bir dağılma
Benim ölümümden gelen haykırış ve ağlayışlarla
Bir ömür boyu oldum salt ölüm kemiği
Parlamak için senin doğumundan gelen fosforlarla
Eve girmekte geç kalan çocuklar görecektir geceleri
Aşk baharının sessiz direnişini
yanıp duran ışıklarda

Yaz güneşi biriktirdi biriktirdi
Sonbahar yapraklarda delirdi
Kış derin çizgileriyle devrildi
Bahar gül tanklarıyla çiçek çağlayanlarıyla belirdi
Ve bir bahar günü doğdun sen

...

Sezai Karakoç

Aynası ufkumun, ateşten bayrak!
Babamın külleri, sen, kara toprak!
Şahit ol, ey kılıç, kalem ve orak!
Doğsun BÜYÜK DOĞU, benden doğarak!


N.Fazıl

#39
Muvazene

Muvazene

    Emektâr

  • YüzBaşı
  • 2.264 Mesaj sayısı:
~ Yağmur Duası ~

Ben geldim geleli açmadı gökler
Ya ben bulutları anlamıyorum
Ya bulutlar benden birşey bekler
Hayat bir ölümdür, aşk bir uçurum
Ben geldim geleli açmadı gökler

Bir yağmur bilirim, bir de kaldırım
Biri damla damla alnıma düşer
Diğerinde durup göğe bakarım
Ne şehir, ne deniz kokan gemiler
Bir yağmur bilirim, bir de kaldırım

Nedense aldanmış bir gece annem
Bir kadın gömleği giydirmiş bana
İşte vuramadı gökler bana gem
Dinmedi içimde kopan fırtına
Nedense aldanmış ilk gece annem

Biri çıkmış gibi boş bir mezardan
Ortalıkta ölüm sessizliği var
Bana ne geldiyse geldi yukardan
Bana ne yaptıysa yaptı bulutlar
Biri çıkmış gibi boş bir mezardan

İyi ki bilmiyor kalabalıklar
Yağmura bakmayı cam arkasından
İnsandan insana şükür ki fark var
Birine cennetse, birine zindan
İyi ki bilmiyor kalabalıklar

Yağmur duasına çıksaydık dostlar
Bulutlar yarılır, gökler açardı
Şimdi ne ihtimal, ne de imkan var
Göğe hükmetmekten kolay ne vardı
Yağmur duasına çıksaydık dostlar

Ben geldim geleli açmadı gökler
Ya ben bulutları anlamıyorum
Ya bulutlar benden birşey bekler
Hayat bir ölümdür, aşk bir uçurum
Ben geldim geleli açmadı gökler


Biricik meselem, Sonsuza varmak...

#40
buyukdogu

buyukdogu

    Ayrıldı

  • Sivil
  • 1.176 Mesaj sayısı:
-ÇOCUKLUĞUMUZ-

Annemin bana öğrettiği ilk kelime
Allah, şahdamarımdan yakın bana benim içimde

Annem bana gülü şöyle öğretti
Gül, Onun, o sonsuz iyilik güneşinin teriydi

Annem gizli gizli ağlardı dilinde Yunus
Ağaçlar ağlardı, gök koyulaşırdı, güneş ve ay mahpus

Babamın uzun kış geceleri hazırladığı cenklerde
Binmiş gelirdi Ali bir kırata

Ali ve at, gelip kurtarırdı bizi darağacından
Asyada, Afrikada, geçmişte gelecekte

Biz o atın tozuna kapanır ağlardık
Güneş kaçardı, ay düşerdi, yıldızlar büyürdü

Çocuklarla oynarken paylaşamazdık Ali rolünü
Ali güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar kahraman

Ali olmaktan bir sedef her çocukta

Babam lambanın ışığında okurdu
Kaleler kuşatırdık, bir mümin ölse ağlardık

Fetihlerde bayram yapardık
İslam bir sevinçti kaplardı içimizi

Peygamberin günümüzde küçük sahabileri biz çocuklardık
Bediri, Hayberi, Mekkeyi özlerdik, sabaha kadar uyumazdık

Mekkenin derin kuyulardan iniltisi gelirdi
Kediler mangalın altında uyurdu

Biz küllenmiş ekmekler yerdik razı
İnanmış adamların övüncüyle

Sabırla beklerdik geceleri

Şimdi hiçbirinden eser yok
Gitti o geceler o cenk kitapları

Dağıldı kalelerin önündeki askerler
Çocukluk güzün dökülen yapraklar gibi.
Hiç...



Cevap Ekle