İçeriğe git

Foto

Manidar Türkü Sözleri


Konuda 40 cevap var

#21
HEZ-EZ

HEZ-EZ

    Gayretkâr Üye

  • YüzBaşı
  • 174 Mesaj sayısı:
Kadir Mevlam Senden Bir Dileğim Var-1



Erzincan-Fidan Engin-Turan Engin





Kadir Mevlam Senden Bir Dileğim Var
Beni Muhannete Muhtaç Eyleme
Eğer Muhannete Muhtaç Eyersen
Akan Deryalara Gark Eyle Beni

Muhannetin Suyu Dolayı Akar
Aktığı Yerleri Sel Olur Yıkar
İyilik Etmeden Başına Kakar
İşte Böylesine Muhtaç Eyleme

Muhannetin Sözü Zehirden Oktur
Lûtfuna Kerem Et İnsafı Yoktur
Sol Gözün Sağ Göze Faydası Yoktur
Sağ Gözü Sol Göze Muhtaç Eyleme
O'nu tanıyan ve itaat eden, zindan da dahi olsa bahtiyardır. O'nu unutan, saraylarda da olsa zindandadır, bedbahttır.


Karanlıktan korkan bir çocuğu kolaylıkla affedebiliriz. Hayattaki gerçek trajedi yetişkinlerin aydınlıktan korkmasıdır.

Gerçek akılsız, dolayısiyle nasipsiz kimdir bilir misiniz? Ne aklın altında kalıp da onu hiç kullanmadan inanan, ne de aklın üstüne çıkıp onu akıl aleyhinde kullanarak inanmaya bakan...

#22
HEZ-EZ

HEZ-EZ

    Gayretkâr Üye

  • YüzBaşı
  • 174 Mesaj sayısı:
"Amenna (Yaşayanlar Bir Gün Ölür)" Türkü Sözü


Yaşayanlar bir gün ölür
Bir gün ölür elbette
Ağaçlarla balıklarla
Kuşlarla ben amenna

Ağlayanlar bir gün güler
Bir gün güler elbette
Uyanmakla anlamakla
Bilmekle ben amenna

Kısa çöp uzun çöpten
Hakkını alır elbette
Direnmekle kurtulmakla
Barışla ben amenna

Gönderilen resim


O'nu tanıyan ve itaat eden, zindan da dahi olsa bahtiyardır. O'nu unutan, saraylarda da olsa zindandadır, bedbahttır.


Karanlıktan korkan bir çocuğu kolaylıkla affedebiliriz. Hayattaki gerçek trajedi yetişkinlerin aydınlıktan korkmasıdır.

Gerçek akılsız, dolayısiyle nasipsiz kimdir bilir misiniz? Ne aklın altında kalıp da onu hiç kullanmadan inanan, ne de aklın üstüne çıkıp onu akıl aleyhinde kullanarak inanmaya bakan...

#23
HEZ-EZ

HEZ-EZ

    Gayretkâr Üye

  • YüzBaşı
  • 174 Mesaj sayısı:
Yüksek Yüksek Tepelere Ev Kurmasınlar

Çok eskiden köyün birinde Zeynepi simli çok güzel bir kız vardır. Onaltıya yeni bastığında Zeynep'i köylerindeki bir düğünde yabancı köylerden gelen Ali isimli bir genç görür. Ali Zeynep'i çok beğenir ve köyüne döndüğünde kızın babasına hemen görücü gönderir. Zeynep'i Ali'ye verirler. Kısa bir zaman sonra düğünleri olur. Ali, Zeynep'i alıp aşırı köyüne götürür.
Zeynep'in gelin gittiği köy ile kendi köyü arası üç gün üç gece çeker. Bu kadar uzak olduğundan dolayı Zeynep, anasını babasını ve kardeşlerini tam yedi yıl göremez. Bu özlem Zeynep'in yüreğinde her gün biraz daha büyüyerek dayanılmaz bir hal alır. Köyün büyük bir tepesinde bulunan evinin bahçesine çıkarak kendi köyüne doğru dönüp için için kendi yaktığı türküyü mırıldanır ve gözleri uzaklarda sıla özlemini gidermeye çalışırmış.
Oysa kocası, Zeynep'in bu özlemine pek aldırış etmez. Kaldı ki eski sevgisi de pek kalmadığından kendini fazlaca horlamaya, eziyet etmeye başlar. Sonunda bu özlem ve kocasının horlaması Zeynep'i yataklara düşürür.
Gün geçtikçe hastalığı artan Zeynep'in düzelmesi için, köyden gelip gidenler de anasının babasının çağrılmasını salık verirler. Başka çare kalmadığını anlayan Zeynep'in kocası da anasına babasına haber vermeye gider. Altı gün altı gecelik bir yolculuktan sonra bir akşam üstü Zeynep'in anası babası köye gelirler, Zeynep'i yatakta bulurlar. Perişan bir halde Zeynep hala türküsünü mırıldanmaktadır. Aynı türküyü anasına babasına da söylemeye başlar. Çevresindeki bütün köy kadınları duygulanıp göz yaşı dökerler. Annesi fenalıklar geçirir ve bayılır.
Zeynep hasretini giderir, giderir ama artık çok geç kalınmıştır. Bir daha onmaz, sonu ölümle biter. Herkes Zeynep için göz yaşı döker. İşte o gün bu gündür bu türkü ayrılığın türküsü olarak söylenip durur.

Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar
Aşrı aşrı memlekete kız vermesinler
Annesinin bir tanesini hor görmesinler

Uçan da kuşlara malum olsun ben annemi özledim
Hem annemi hem babamı hem köyümü özledim

Babamın bir atı olsa binse de gelse
Annemin yelkeni olsa uçsa da gelse
Kardeşlerim yolları bilse de gelse

Uçan da kuşlara malum olsun ben annemi özledim
Hem annemi hem babamı hem köyümü özledim

O'nu tanıyan ve itaat eden, zindan da dahi olsa bahtiyardır. O'nu unutan, saraylarda da olsa zindandadır, bedbahttır.


Karanlıktan korkan bir çocuğu kolaylıkla affedebiliriz. Hayattaki gerçek trajedi yetişkinlerin aydınlıktan korkmasıdır.

Gerçek akılsız, dolayısiyle nasipsiz kimdir bilir misiniz? Ne aklın altında kalıp da onu hiç kullanmadan inanan, ne de aklın üstüne çıkıp onu akıl aleyhinde kullanarak inanmaya bakan...

#24
HEZ-EZ

HEZ-EZ

    Gayretkâr Üye

  • YüzBaşı
  • 174 Mesaj sayısı:
Hekimoğlu

Ordu dolaylarında yaşayan Hekimoğlu, yoksul bir ailenin çocuğudur. Üstelik yoksul bir anneden başka hiç kimsesi yok. Çevresinde dürüstlüğü, akıllılığı ve yiğitliğiyle tanınan bir gençtir.
Yörede egemenlik kurmuş bir Gürcü Beyi vardır. Bu Gürcü Beyi, Ayşa adında güzel ve narin bir kızla sözlüdür. Ne ki, bu kız Gürcü Beyini sevmemekte, Hekimoğlu'na bağlanmıştır. Bu, dostlukla, arkadaşlıkla karışık bir sevgidir. Üstelik Hekimoğlu'yla görüşmeye başlamıştır.
İşte Bey, iki gencin ilişkisinin bu noktaya vardığını duyar duymaz Hekimoğlu'na düşman olur ve ona savaş açar. Hekimoğlu'yla teke tek görüşüp, hesaplaşmayı önerir; bir de yer belirtir. Hekimoğlu, gözüpek, mert bir gençtir. Aynalı mavzerini kuşanıp, tek başına buluşma; yerine gider. Gitmeye gider ama, Bey sözünde durmamış adamlarıyla gelmiştir. Üstelik adamlarından biri, buluşma yerine varır varmaz, sabırsızlanıp Hekimoğlu'nu yaylım ateşine tutar. Ötekiler de çevresini sararlar. Hekimoğlu'yla Beyin adamları arasında yaman bir çatışma olur. Hekimoğlu, çatışma sonunda çemberi yararak kurtulur. Olaydan hemen sonra, Bolu da tek başına yaşayan anasının yanına gider. Anasına durumu anlatır ve artık şehir yerinde duramayacağını bildirir. Anasıyla helallaşıp, yanına Mehmet adlı iki amca oğlunu alarak dağa çıkar. Çıkış bu çıkış ve ölünceye kadar Hekimoğlu artık dağdadır.
Hekimoğlu'nun dağa çıkış nedenini ve biçimini bilen, duyan yöre köylüleri kendisine kucak açarlar. Onun mertliği, yiğitliği ve doğru sözlülüğü köylüleri daha da etkiler ve her açıdan kendisine yardım ederler. Özellikle yoksul köylülerle dostluk kurar, zenginlerden aldıklarıyla onlara yardım eder.
Hekimoğlu, artık Gürcü Beyinin korkulu düşü olmuştur. Bu yüzden Bey,
kendisini sürekli jandarmaya şikayet eder ve kesintisiz izletir. Hekimoğlu'nu ihbar etmeleri için çeşitli yörelerde adamlar tutar. Fakat halk koruduğu için, Hekimoğlu'nu bir türlü ele geçiremezler.
Hatta bir defasında, Beyin adamlarından birinin ihbarı üzerine Hekimoğlu'nun kaldığı evi jandarmalar basıyorlar. Bütün çevre kuşatılmıştır. Evin altında bir fırın vardır. Hekimoğlu fırıncının yardımıyla fırının ekmek pişirilen yerini arkadan delip kaçmayı başarır.
Hekimoğlu, kaçmaya kaçıyor ama, Beyin, iki amca oğlunu öldürttüğünü haber alıyor ve doğru Çiftlice köyüne iniyor. Gittiği ev muhtarın evidir. Bu Muhtar, Hekimoğlu'ndan yana görünüyor, oysa gerçekte Beyin adamıdır ve onunla işbirliği içindedir. Nitekim adamlarından biri aracılığıyla ihbarda bulunur ve Hekimoğlu jandarmalarca sarılır. Hekimoğlu, Muhtarın yüzünden kıstırılmıştır. Büyük bir çatışma çıkar taraflar arasında. Adeta namlular kurşun kusmaktadır.

Olayın sonucuna ilişkin iki söylenti var halk arasında :
1-Hekimoğlu, çatışma sırasında. çemberi yarıyorsa da, aldığı yaralar yüzünden fazla uzaklaşamadan ölüyor.

2 -Atına atlıyor, elini karın bölgesinden aldığı yaralara basarak Ordu'ya
kadar geliyor ve burada ölüyor.

Hekimoğlu,mertliği, yiğitliği ve iyilikseverliğiyle halk arasında büyük ün yapıyor. Yoksulların dostu, onları ezen varsılların düşmanıdır.
Hekimoğlu denince, hemen akla gelen bir özelliği de aynalı martini dir. Hekimoğlu Türküsü'nde geçen ve kendisinin adıyla özdeşleşen aynalı martinin özelliği şudur. Hekimoğlu, özel olarak yaptırdığı mavzerinin üstüne bir ayna taktırıyor. Çatışmaya girdiğinde, bu aynayı: düşmanının gözüne tutarak, gözünün kamaşmasına, dolayısıyla hedefini şaşırmasına yol açıyor.
Bu yüzden Hekimoğlu'nun, adı, Hekimoğlu'nun adı aynalı martinle özdeşleşmiştir.

Hekimoğlu derler benim de aslıma
Aynalı martin yaptırdım narinim kendi nefsime
Konaklar yaptırdım döşetemedim.
Ünye de Fatsa bir oldu narinim baş edemedim

Konaklar yaptırdım mermer direkli
Hekimoğlu sorarsan narinim demir yürekli
Bahçe armut dibinde kaymak yedin mi
Hekimoğlu'nu görünce narinim budur dedin mi

Çiftlice Muhtarı puşttur pezevenk
Hekimoğlu geliyor narinim uçkur çözerek
Hekimoğlu derler bir ufak uşak
Bir omzundan bir omzuna narinim yüz arma fişek...
O'nu tanıyan ve itaat eden, zindan da dahi olsa bahtiyardır. O'nu unutan, saraylarda da olsa zindandadır, bedbahttır.


Karanlıktan korkan bir çocuğu kolaylıkla affedebiliriz. Hayattaki gerçek trajedi yetişkinlerin aydınlıktan korkmasıdır.

Gerçek akılsız, dolayısiyle nasipsiz kimdir bilir misiniz? Ne aklın altında kalıp da onu hiç kullanmadan inanan, ne de aklın üstüne çıkıp onu akıl aleyhinde kullanarak inanmaya bakan...

#25
HEZ-EZ

HEZ-EZ

    Gayretkâr Üye

  • YüzBaşı
  • 174 Mesaj sayısı:
"Siirt Beyaz Bir Gelin" Türkü Sözü


Siirt beyaz bir gelin
Gel güzel uzat elin
Fıstıkların altında
Yar hem güzel hem serin

Bu yol Siirt'in yolu
Hem kar yağar hem dolu
Bu şehirde kız seven
Mutlaka mutlu olur



O'nu tanıyan ve itaat eden, zindan da dahi olsa bahtiyardır. O'nu unutan, saraylarda da olsa zindandadır, bedbahttır.


Karanlıktan korkan bir çocuğu kolaylıkla affedebiliriz. Hayattaki gerçek trajedi yetişkinlerin aydınlıktan korkmasıdır.

Gerçek akılsız, dolayısiyle nasipsiz kimdir bilir misiniz? Ne aklın altında kalıp da onu hiç kullanmadan inanan, ne de aklın üstüne çıkıp onu akıl aleyhinde kullanarak inanmaya bakan...

#26
mahlas

mahlas

    Müdavim

  • YüzBaşı
  • 266 Mesaj sayısı:
Aşan Bilir


Aşan bilir karlı dağın ardını
Çeken bilir ayrılığın derdini
Bülbül kaça aldın gülün nargını
Gül alıp satmanın zamanı değil

Yaprak gazel olmuş duruyor dalda
Vefasız güzelden bize ne fayda
Bu ayda olmazsa gelecek ayda
Ölürüm vaz geçmem sevdiğim senden

Selvinin dalları boyundan uzun
Yavrular gözüme bir salkım üzüm
Ölmeden görseydi o yari gözüm
Koyun kuzu kurban olur o zaman
///////////////////////////////\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\
Kara gözlüm efkârlanma gül gayrı"
\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\//////////////////////////////

#27
TufanBoran

TufanBoran

    Sessiz Üye

  • Teğmen
  • 1 Mesaj sayısı:
Beni

Siyah perçemlerin gonca yüzlerin,
Garip bülbül gibi zar eyler beni.
Hilal ebruların ahu gözlerin,
Tığ-i sevda gibi yaralar beni.

(...)

Sevdayı aşkınla ah u zar oldum,
Kalmadı tahammül bi karar oldum,
Cemalin göreli sevdakar oldum,
Korkarım ki bu dert paralar beni.

Elif kametine hayran olduğum,
Gece gündüz hayaline döndüğüm.
Hep senin içindir boyun eğdiğim,
Yoksa zaptedemez bu yerler beni.
Sıdki’yem billahi terkin etmezem,
Gayrı güzellere meyil katmazam,
Kovsalar dövseler burdan gitmezem,
Meğer ferman gele süreler beni.

(Ozan Sıdki 1865-1928.)

Erkan Oğur'dan şöyle işitmiştim; http://fizy.com/#s/1aja4l

#28
Naturel

Naturel

    Sessiz Üye

  • Teğmen
  • 14 Mesaj sayısı:
Eski Libas Gibi Aşıkın Gönlü

Eski libas gibi aşıkın gönlü
Söküldükten sonra dikilmez imiş
Güzel sever isen gerdanı benli
Her güzelin kahrı çekilmez imiş

Bülbül daldan dala yapıyor sekiş
O sebepten gülle ediyor çekiş
Askın iğnesiyle dikilen dikiş
Kıyamete kadar sökülmez imiş

Sevdiğim değildin böylece ezel
Askınım bağına düşürdün gazel
İbrişimden nazik saydığım güzel
Meğer pulat gibi bükülmez imiş

Seyrani' nin gözü gamla yaş imiş
Benim derdim her dertlere bas imiş
Ben bağrımı toprak sandım
Taş imiş meğer taşa tohum ekilmez imiş

Aşık Seyrani



#29
buyukdogu

buyukdogu

    Ayrıldı

  • Sivil
  • 1.176 Mesaj sayısı:
Şu Yüce Dağları Duman Kaplamış

Şu yüce dağları duman kaplamış
Yine mi gurbetten kara haber var
Seher vakti burda kimler ağlamış
Çimenler üstünde göz yaşları var

Ufukta iz gördüm kızıl bayraktan
Bulutlar nem almış yeşil yapraktan
Bir kız ağlar sesi gelir uzaktan
Yine mi gurbetten kara haber var
Gönlümüz gam alır böyle günlerde
Önüme çektiler bir siyah perde
Yar senin aşkınla tutuldum derde
Yine mi gurbetten kara haber var

****

(Farklı kaynaktan)
Şu yüce dağları duman kaplamış
Yine mi gurbetten kara haber var
Seher vakti bu yerde kimler ağlamış
Çimenler üstünde göz yaşları var

Gönlümüz gamlanır böyle günlerde
Önüme çektiler bir siyah perde
Yar senin aşkınla tutuldum derde
Yine mi gurbetten kara haber var..

Ali Ekber Çiçek, Erzincan



Hiç...

#30
buyukdogu

buyukdogu

    Ayrıldı

  • Sivil
  • 1.176 Mesaj sayısı:
Zülf-ü Kâküllerin Amber Misali

Zülf-ü kâküllerin amber misali
Buy-u erguvan dan güzelsin güzel
Kızarmış gonca gül gibi yüzlerin
Şah-ı gülistan dan güzelsin güzel

Yüzünde yeşil ben aşikar olmuş
Çekilmiş kaşların zülfikâr olmuş
Gözlerin aleme hükümdar olmuş
Mihr-i süleyman dan güzelsin güzel

Kurulmuş göğsünde bahçe-i vahdet
Hatmolmuş kadrinle tûbayı hikmet
Cemalin seyreden istemez cennet
Sen huri gılman dan güzelsin güzel

Gözlerin velfecri benzer imrân'e
Seni seven âşık olur divane
Yanakların şûle, vermiş cihana
Yüz mahı taban dan güzelsin güzel

Çiğ düşmüş çayıra benzer yüzlerin
Âşıkın öldürür şirin sözlerin
Mısrın hazinesi değer gözlerin
Zühre-i rahşan dan güzelsin güzel

Sıdkı der suretim hattın secdegâh
Cümle güzellere oldum pişegâh
Güzeller tacısın yüzün padişah
Yusuf-u Kenan'dan güzelsin güzel..

Kaynak: Dersimli Aşık Sıdki
Yorum : Erkan Oğur


Hiç...

#31
buyukdogu

buyukdogu

    Ayrıldı

  • Sivil
  • 1.176 Mesaj sayısı:
Anam Ağlar Başucumda
Anam ağlar başucumda oturur
Derdim elli iken yüze yetirir
Bu dert beni yiye yiye bitirir

El çek tabip el çek benim yaramdan
Ölürüm kurtulmam ben bu yaradan

Anama babama yüzüm kalmadı
Bir su ver demeye özüm kalmadı
Doktora tabibe lüzum kalmadı

El çek tabip el çek benim yaramdan
Ölürüm kurtulmam ben bu yaradan

Neşet Ertaş, Kırşehir

Hiç...

#32
buyukdogu

buyukdogu

    Ayrıldı

  • Sivil
  • 1.176 Mesaj sayısı:
Merhum Hayati Vasfi Taşyürek ağabeyin mükemmel dizeleri ve Mustafa Yıldızdoğan'ın hoş yorumu...

Saçların
Söküp atılmıyor bende mi kusur
Doğarken kök salmış öze saçların
Bir kara sevda ki ya büyü ya sır
Sığmıyor kaleme, söze saçların..

Örgüde bir başka, düzde bir başka
Gizlendiği zaman nazda bir başka
Omuzda bir başka yüzde bir başka
Kirpik olmuş inmiş, göze saçların..

İpekten sırmadan, tel tel yaratmış
Telini bir ömre bedel yaratmış
Sanki Vasfi için özel yaratmış
Dört mevsim bir başka taze saçların..

Ah o saçların ah o saçların
Dört mevsim bir başka taze saçların..


Hiç...

#33
buyukdogu

buyukdogu

    Ayrıldı

  • Sivil
  • 1.176 Mesaj sayısı:
Bir Ay Doğar
Bir ay doğar ilk akşamdan geceden
Şavkı vurur pencereden bacadan

Dağlar kışımış yolcum üşümüş
Dağlar haramı açma yaramı nasıl edem ben

Uykusuz mu kaldın dünkü geceden
Uyan uyan yar sinene sar beni

Dağlar kışımış yolcum üşümüş
Dağlar haramı açma yaramı nasıl edem ben

Yücedağ başından aşırdın beni
Tükenmez dertlere düşürdün beni

Dağlar kışımış yolcum üşümüş
Dağlar haramı açma yaramı nasıl edem ben

Madem soysuz göynün yoğudu bende
Niye doğru yoldan şaşırdın beni

Dağlar kışımış yolcum üşümüş
Dağlar haramı açma yaramı nasıl edem ben

Aşağıdan gelir eli boş değil
Söylerim söylerim göynüm hoş değil

Dağlar kışımış yolcum üşümüş
Dağlar haramı açma yaramı nasıl edem ben

Bir güzeli bir çirkine vermişler
Baş yastığı gendisine eş değil

Dağlar kışımış yolcum üşümüş
Dağlar haramı açma yaramı nasıl edem ben
Hasan Durak, Arguvan Türküleri (Malatya)


Hiç...

#34
Ü.Y.

Ü.Y.

    Müdavim

  • YüzBaşı
  • 445 Mesaj sayısı:
Selamlar

Konuyu açan arkadaşa teşekkür etmeli. Eskiden türkü benim için bir şey etmeyen bir tarzdı. Türkülerden uzak büyüdüm maalesef. Dolayısıyla "öz" kavramına yakınlaşmakta zorluk çektim. Belki türküleri yaşayan ve anlatan bir arkadaşım olsaydı, öz'e bu kadar yabancı da kalmayacaktım. Türküyle aramızdaki mesafe çok değil, iki yıl önce azalmaya başladı. Boğaziçi Klasik Müzik Korosu'nda dinlediğim eserin sözleri pek etkilemişti beni. Bizden olduğu belliydi. Sahibini ve diğer yorumcuları araştırmaya koyuldum. Aralarında Neşet Ertaş vardı tabii ki. Vuruldum tam anlamıyla. Çünkü yine aynısı olmuştu. İnsanın kendi öz kültür unsurlarına dışarıdan ulaşması kadar korkunç bir şey var mı?

Türkü kadar samimi bir şey daha varsa bana söyleyin, onu da bilmek isterim.


Suda balık oynuyor
Canım sana kaynıyor
Süştüm merhametsize
Hiç halimden bilmiyor

Leyli leyli köylü kızı
Sen allar giy ben kırmızı
Yine doğdu tan yıldızı
Doğmaz olsun tan yıldızı

Suda balık yan gider
Açma yaram kan gider
Açma güzel sineni
Cahilim aklım gider

Leyli leyli köylü kızı
Sen allar giy ben kırmızı
Yine doğdu tan yıldızı
Doğmaz olsun tan yıldızı





#35
trradomir

trradomir

    Müdavim

  • YüzBaşı
  • 944 Mesaj sayısı:
'Kadir mevlam ikisinin acısını birden göster' cümlesi beni benden alıyor yemin ederim. Favorimdir, bir türküde rastlanabilecek tartışmasız en manidar türkü sözüdür, üstüne de yoktur.
Atsineği...

#36
mumin

mumin

    Müdavim

  • YüzBaşı
  • 1.156 Mesaj sayısı:
Biliyorum zamanı değil yeri de değil aslında, ama nedense tam olarak bu türküde bu başlık hatrıma geldi. Hafiften uzak bir mazi yaklaşıverdi. Belki siz gönüldaşlara da bir nefhâ olsun diye o güzelim Anadolu'dan, dokunulmamış, bozulmamış saf ve temiz olandan. Bu türkü öyle içli öyle güzel geldi.. Ağlattı da.. Şimdinin boğucu, işgüzâr ve donuk manzarası karşısında; tecrübe ettikçe anlıyor insan...

"Yüce dağ başına yağan kar idim
Yağdı yağmur güneş vurdu eridim"

Bu çağda hiçkimse "samanlıkta firkete bulmanın sevinci"ne erişemeyecek daha.. Şimdi bu türküyü Gülşen Kutlu'dan dinleyip biraz içlenelim..

Kadîm bir not düşmüş olmayı umuyorum ve saygıyla yâd ediyorum bu güzelim türküleri.

Elinde alâmet,
İzinde selâmet,
Tek isim... Muhammed...
Ne bir harf, ne kelâm;
Esselâm, esselâm...


#37
ali melikşah

ali melikşah

    Gayretkâr Üye

  • Teğmen
  • 61 Mesaj sayısı:

Türkü demişken. Şekspire atfedilen bir söz var: "Bir ulusun türkülerini yapanlar yasalarını yapanlardan daha güçlüdür"...

 

Ülkemizde ki durum birazda bu galiba. Bizi bir başkası için, toprağımız için, eşimiz dostumuz yurdumuz için, bulduklarımız ve yitirdiklerimiz için anlamlı kılan ve anlam katan türkülerimiz olsa gerek.



#38
ali melikşah

ali melikşah

    Gayretkâr Üye

  • Teğmen
  • 61 Mesaj sayısı:

Rahmetli ozanımız Neşet Dayının (Ertaş) sinesinden çıkıp, içimizde bazen seher yelleri, bazen fırtınalar, bazen de ummanları estiren o güzelim türküsü. 

 

Açma Zülüflerin Yar Yar Yellere Karşı
Senin Zülfün Benim Telim Değil Mi
Bülbül Figan Eder Güllere Karşı
O Yar Benim Gülüm Değil Mi

Sallama Saçların Yar Yar Sen De Bulursun
Azrail Misali Yar Yar Canım Alırsın
Etme Bu Cefayı Yar Yar Kanlım Olursun
Bu Kul Senin Kulun Kulun Değil Mi

 



#39
ali melikşah

ali melikşah

    Gayretkâr Üye

  • Teğmen
  • 61 Mesaj sayısı:

zülüf üzerine hasıl olmuş en vurucu türkülerden birisi daha. insanı dört mevsim, yedi kıta, bilinen alem ve boşluklar arası gidip gelmeye vesile kılacak cinsten hemde. toprağın bol olsun güzel insan. değerli ozan.

 



#40
ali melikşah

ali melikşah

    Gayretkâr Üye

  • Teğmen
  • 61 Mesaj sayısı:

Köy yerinde kan davası, akan çeşme, yüce dağ, tütün, kaçak çay, eşkiya, yavuklu, kız kaçırma, mahpus, ana, yâr, çoluk çocuk, verem.

 

Her biri bir yaşamışlığın ve yaşanmışlığın tınıya vurup, sineden dile dökülmesi gibi çağlayandır türkülerimiz. 

 

Gariptir bizim türkülerimiz; kendi halinde, gösterişsiz, yalnız, elleri çorak, gönlü kırık, gözü yaşlı, eğilmez, bükülmez.

 

Benzemez başka illere, ellere, dillere. İnsanımızın yüzünde beliren çizgilerin notasıdır, sebebidir, aynasıdır. Öyle belirgin, öyle garip, öyle çileyle yoğrulmuştur her biri. Her çizgi bir hayat, her çizgi bir meşgale, her çizgi bir emektir.





Cevap Ekle