Jump to content
üstad 17

N-f-k Forum üyeleri Olarak Artık Dur Diyelim

Recommended Posts

Necip Fazıl Kısayürek demiş ki:
"İmam Ali kitabında diyor ki: "Biz Ehli Sünnet olarak diyoruz ki: Hz. Ali haklıdır ama Hz. Muaviye haksız değildir."

Bu sözle Muaviyeyle Haşrolmak isteyen Necip Fazıl Kısakürek acaba ne demek istiyor! Hz. Ali Haklıdır ama Muaviyede Haksız değildir. Eğer muaviyeyde (ki haşa)Haklıysa NASIL OLURDA İKİ HAK BİR BİRİYLE SAVAŞIR?

Birde Necip Fazıl Ehl-i Sünnet adına bu sözü söylüyor.
Ben şunu bilirim....

lahnet olası muaviyeye Hz. ünvanı takan iblistir...dinsizdir, kafirdir....
İşte bir topikte gördüğüm fakat cevap yazamadığım Necip Fazıl Kısakürek pisliğinin yazdıkları söyledikler.O topikte üstad olarak geçmiş bu sahtekar din düşmanı...

Lahnet olsun muaviyeye de ona taraf olanada...


(BENİM TEKLİFİM ŞU ARTIK FORUM ÜYELERİMİZ İNTERNETTE GÜNDE 20DK DİGER SİTELERDE ÜSTADI ARAŞTIRSIN COK DAHA KÖTÜ TABİRLER VE İFTİRA ATANLAR VAR TÜM ÜYELERİN DİKKATİNE)

kaynak : [url="http://www.aleviforum.com/showthread.php?t=15634"]http://www.aleviforum.com/showthread.php?t=15634[/url]

Share this post


Link to post
Share on other sites
bırakalım onlar atıp tutsunlar.Bilmesi gereken biliyor Necip Fazıl'ı .
her zaman söylenen birşeydir;Necip Fazıl'ı avamın tanımasına, anlamasına gerek yoktur.o tür temelsiz,kaynaksız,yalan haberlere inanan zaten avamdır..


saygı ve selamlarımla..

Share this post


Link to post
Share on other sites
Selamlar,

Offf... Pislik küçük ama verdiği rahatsızlık büyük... Buyurun işte... Niçin kaşınır durursunuz ki zeka fukaraları...

İlkokul talebesi şebekliğiyle Necip Fazıl Kısayürek yazarak komik olduğunu zanneden bu geri zekalı insanımsı gerçekten komik olmayı başarmış. Aptallığıyla, ezikliğiyle... Güldüm ben baya, siz ne dersiniz? Gerçekten komik değil mi?

Muaviye bir sahabidir. Sahabi olmak için İki Cihan Güneşi'ni bir kez dahi olsa iman nazarıyla görmüş olmak yeterlidir. Bu şahıslara hakaret etmek affedilmez bir suçtur. Zira peygamberimiz buyurmuştur ki: "- Her günaha şefaat ediciyim, fakat Sahabîlerime dil uzatanlara asla!.." Bu hadise hala "Ama, ama o şöyle yaptı, ama o 1400 yıl önce halifeliği çaldı, onun oğlu bizim Hüseyinimizi öldürdü" diye ezilmişlik edebiyatıyla zırıldayarak cevap verecek olan varsa, buyursun.

Üstad, tevafuka bakın ki, benim de tam bugünlerde okumakta olduğum "İlim Beldesinin Kapısı - Hazret-i Ali" isimli kitabında (İmam Ali Değil!!!) şöyle diyor:

"...Bize düşen, hakkikatın hakkını vermekle beraber, sahabeler arasında görüş farklarında, her tarafı mazur, masum ve haklı bulmaktır. Bu akıl üstü incelik, ileride, çok ileride, bilhassa Hazret-i Ali ve Muaviye aykırılığında meydana çıkacaktır..."

"...Hiçbir zümre ve telakkinin hatırı için olmaksızın, yalnız hak adına ve «Sünnet ve Cemaat Ehli» ölçüsüyle bildirelim ki, Peygamber damadı, Nur Neslinin yürütücüsü ve mâna âleminin Hazret-i Ebu Bekr'den sonra ikinci sultanı Hazret-i Ali, sırada dördüncü olduğu gibi kıymet derecesinde de dördüncüdür; ve dört büyük sahabı arasında, akıl ve hikmet yönünden baştadır. Birincisinde rikkat ve rahmet, ikincisinde şiddet ve celâdet, üçüncüsünde haya ve edep, dördüncüsündeyse akıl ve hikmet.

Hazret-i Muaviye ile arasındaki nispete gelince, sahabîlik derecesinde ondan çok yüksek ve dâvasında mutlak surette haklı...

Fakat burada bir incelik var:

Mutlak surette haklı olan Hazret-i Ali'ye mukabil Hazret-i Muaviye haksız değil...

Tezat gibi görünen bu hükmün inceliğini ancak sır idrakine mâlik bir vicdan sahibi anlar. İçindeki su yarı yarıya dolu bir bardağa bakınca, iyimser, «yarı yarıya dolu», kötümser de «yarı yarıya boş» der. Aynı incelik...

Büyük harflerle yazıyoruz:

MALÛM DÂVADA HAZRET-İ Ali MUTLAKA HAKLI, HAZRET-i MUAVİYE DE HAKSIZ DEĞİLDİR!!!...

Allah Resulünün sır kâtipliğini yapmış, İslâmı denizlere çıkarmış ve ölürken Kâinatın Efendisi'nin mübarek tırnaklarını dudaklarına koydurmuş olan Muaviye büyük sahabîlerdendir. Ali ile ihtilâfı da bir içtihat meselesinden ibaret... Nur Neslinin iki kol başısına edilen, gök kubbeyi devirici zulüm ise Muaviye'nin eseri değil..."

Son paragrafı okuduğumuzda, Üstadın da ileride bu yazıyı kusan şahıs gibi zeka fukaralarının, saplantı sümüklülerinin çıkabileceğini düşünerek bir ileri görüşlülük gösterdiğini ve peşinen olayı ifade ettiğini görüyoruz. Evet, açlıktan ölmek üzereyken ekmek çalan da, ekmeklerinin hesabını soran da haksız değildir. İki hak böyle veya Hz. Ali - Muaviye çatışması benzeri durumlarda karşı karşıya gelebilir.

Hz. (Evet inatla Hz.) Muaviye, halifelik davasında, kendi penceresinden bakıldığında mazur görülebilecek bir haldedir. Hz. Ali ise zaten haklıdır. Bu meselenin o dönemde uygun bir biçimde çözülememesi ve çok kan götürmesi de zaten bunu ifade etmiyor mu? İki cihan güneşinden feyz almış sahabilerin, haksızlığı ayan beyan ortada olan bir adamın peşinden koşmayacakları, peşinden koşsalar da bunun Cemel gibi, Sıffin gibi büyük neticelere gebe olmuş ve çok kan götürmüş hadiselerin doğurucusu olacak kadar büyütülmeyeceği de biraz olsun fikir yürütebilecek insanlar için bedahet olarak ortadadır. Olayın tarihi seyrine dalmayacağım, zira uzun bir mevzu ve olayı bilenler de takdir edecektir ki Muaviye de "haksız değil"dir. Futbol takımı fanatikliği yapar gibi olayı sadece kendi penceresinden görüp karşıdakinin yüzüne ağız dolusu kusan, bununla da yetinmeyerek olayları mantıklı bir biçimde izah eden birisinin soyismiyle alay ederek beyinsizliğini ifşa eden şahsiyetlerin günümüzde dahi yer kaplayabilmesi beni hayretler içerisinde bırakıyor.

Sitede yazan bazı zırcahiller ise üstadın Yezid'i sevdiği imasında bulunmuş. Bu cahil müfterilerin tükürülesi suratlarına aynı kitaptan, Yezid'den "Muaviye'nin oğlu, babasına dil uzatılmayacağı nispette kendisine her kötü sıfatın isnadı mümkün olan Yezid, Hazret-i Hüseyn'in şenî kaatili" şeklinde bahsedilen paragrafı vurmak gerekir.

Üstad diğer eserlerinde, mesela Peygamber Halkası'nda, bu mevzular üzerine de yazmıştır. O eser de incelenebilir.

Bu foruma üye olmak istemedim, uğraşacak halde değilim zira. Zamanım olsa yapmak isteyip de yapamadığım pek çok işe el atabilirdim. içlerinde Cebrail'in yanlışlıkla Hz. Ali yerine peygamberimize geldiği safsatasına inanan nasipsizler var. "Vay anasını be" diyesi geliyor insanın. Allah'tan emir alan ve iradesi olmayan Cebrail 10 yaşında bir çocuk olan Hz. Ali yerine Peygamberimiz'e gelecek, ona yıllar yılı Kur'an'ı öğretecek, Allah da bu olaya müdahale etmeyecek :P Eğer "Allah bilerek müdahale etmedi" denirse bu da Allah'ın takdiridir ki arkasından konuşmak insanı mürtedliğe koşturur, ayrıca Allah'ın ilim sıfatına edilmiş bir hakaret de meydana gelebilir bu iddiayla... Allah bunları bildiği gibi yapsın... Aynı konuda, altlara doğru indikçe "Necip Fazıl gibi bi şahıstan da ne beklenebilirdi ki" gibi tamamen fikirden yoksun, şakşakçılıktan ibaret, boş beyinlerin boş ürünlerini görüyorsunuz. Evet, ne beklenebilirdi ki? :) Olaya mantıklı cevaplar yazanlara "Ben Hüseyin'imi katledeni seveni vururum" mealli aptalca duygu sömürüleriyle cevap verilmiş. Sanki Üstad Yezid'i övüyormuş gibi... Bir kişinin suçuyla babasını yargılayamayız ayrıca, o da ayrı.

Başta da söylediğim gibi: Pislik ehemmiyetsiz ama verdiği rahatsızlık gerçekten büyük...

Saygı ve selamlarımla...

Share this post


Link to post
Share on other sites
[color="#330033"][i][b] Bunlara bir şeyleri ezberletmişler hep aynı şeyleri banttan okuyorlar. Keşke ezberledikleri gerçekleri yansıtsaydı..

Cihat kardeşimizin dediği gibi diğer forumları gezip okuyabilir veya tartışadabiliriz. Ama herkesin niyeti belli.

Birde iş klavye ardına dökülünce birilerine bir şeyler anlatmak baya zorlaşıyor..[/b][/i][/color]

Share this post


Link to post
Share on other sites
Selamlar,

bizim asıl amacımız müddeileri ikna etmek değil. Zira inançlarını saplantılar üzerine bina etmiş şahsiyetlere bir şeyler anlatamazsınız. Fakat hak namına insan bir şeyler yazmak istiyor. Ayrıca bazen saf beyinleri bulandıracak ve hakikatin 180° değiştirilmiş haliyle yazılmış metinlerle karşılaşıyorsunuz. Bu durumda ise cevap vermek bir zorunluluk halini alıyor. Yalnız cevap verirken diğer kişiyle muhattap olmadan, direk gerçekleri yazmak veya farklı bir mekanda cevap vermek daha faydalı olacaktır. Çünkü saplantılı şahsın elinden klavyesini almadığınız sürece sizi bitmeyecek bir tartışmaya çekecek ve boşu boşuna sinirlerinizi yıpratacaktır. Bu da farklı bir nokta..

Çiğnerim çiğnenirim / Hakkı tutar kaldırırım...

Saygı ve selamlarımla

Share this post


Link to post
Share on other sites
Alevilig bir psikologya'dır, mezhep değildir der üstad.İşte o psikologya ifadesini sadece "sünni" karşıtlığında bulur.Selametle.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Hakla hak savaşı olur fitneyle, cemel vakası mesela kime ne diyebiliriz taraflardan?
Ki ne haddimize!!!

Share this post


Link to post
Share on other sites
bırak atsınlar güzel kardeşim zaten necip fazıldaki hak aşkı eserlerinde belli ne demişler anlayana sivri sinek saz anlamayana davul zurna az davul zurna az

Share this post


Link to post
Share on other sites
Sevgili arkadaşlar çok fazla dini bilgim olmamasına rağmen şunu açıkça söyleyebilirim.
Ben ben iken sevdiğim insanlara laf söylenmesinden kötülük yapılmasından hoşlanmıyorum.
kızıyorum sinirleniyorum . Elimde olsa belkide taş üstünde taş bırakmam sevdiğime bırakın kötülük yapıldığında kötü söz söylendiğinde bile .Bırakın hz muaviye hakkında söz söylenmesini herhangi birinin dahi gönlünü yıkarak
Allahın gazabını ,öfkesini üzerimize çekebiliriz ki Allahında her şeye gücü yeter (taş üstünde taş bırakmaz yani )
allah bizi sevdiklerini sevenlerden etsin .
:unsure:

Share this post


Link to post
Share on other sites
bilmem bilir misiniz bir musa amca vardır..sohbetleri çok hoştur..onun alevilik üzerine "muhteşem" bir sohbeti var...kesinlikle izlemenizi tavsiye ediyorum....:)

[url="http://www.ktunnel.com/index.php/1010110A/839e015618813c30f9027f32164910397f31eccc7fcac8279b3f8b28ed17b492d99cf2724113b9fe18752"]TIKLAYIN![/url]

Share this post


Link to post
Share on other sites
[quote name='deniz_mavidir' post='33720' date='Sep 25 2008, 09:27 PM']bilmem bilir misiniz bir musa amca vardır..sohbetleri çok hoştur..onun alevilik üzerine "muhteşem" bir sohbeti var...kesinlikle izlemenizi tavsiye ediyorum....:D

[url="http://www.ktunnel.com/index.php/1010110A/839e015618813c30f9027f32164910397f31eccc7fcac8279b3f8b28ed17b492d99cf2724113b9fe18752"]TIKLAYIN![/url][/quote]

:) :) :)

çok hoş bi sohbetti daha öncede dinlemiştim.musa amca yanlış hatırlamıyorsam risale-i nur talebelerindendi...Allah rahmet etsin İnşallah...dinimizi özellikle yeni nesil için; şu günah bu günah o haram şeklinde değilde Musa Amca gibi ikna yöntemiyle anlatılmasının daha tesirli olmacağına inanıyorum.
deniz_mavidir paylaşımın için teşekkür ederim
Selam ve duayla................

Share this post


Link to post
Share on other sites
Hz. muaviye bir sahabedir ve asla ona dil uzatamayız Yanlış yapıp yapmadığını da Allah bilir biz değil o yüzden bu konuyu irdelemek biz e yakışmaz Allah her şeyin en iyisini bilendir.Rabbim yolundan ayırmasın

Share this post


Link to post
Share on other sites
[color="#006400"][size=2][font="Century Gothic"][i][b]Cemel savaşında; Hz. Ayşe; Hz. Talha ve Hz. Zübeyr ile birlikte, Hz. Ali'ye karşı savaşmışlardı...
[u]Ne ince bir tecelli ki, bu şahısların hepsi de, cennetle müjdelenmişlerdi...[/u]

[color="#800080"]Demek ki; yollar aynı olsa da, Hakk ile Hakk dönem dönem karşı karşıya gelebilmektedir...[/color]
Burada önemli olan; kişilerin içlerinde taşıdığı niyetlerdir...

Bir aile içinde, iki kardeşin kavga etmesi; onları kardeşlikten azad ettirmez...
Aksine; en doğruyu bulmak için verilen, bir doğum çabasıdır...

Yeter ki; niyetler doğru olsun...

Şöyle bir örnek, hiç yanlış olmayacak sanırım...
Şeytan; Allah'a en yakın varlık konumundayken; kibrinden dolayı cennetten kovuldu...

Halbuki ; Hz. Adem de hata yapmıştı, fakat Hz. Adem'i kurtaran niyeti oldu...
Günahının bedeli olarak cennetten, yeryüzüne indirildi (ki aslında bu; insanlık için bir vesile idi) ama yine de [u]peygamber [/u]olarak kaldı...

Fakat Şeytan [u]lain[/u] olarak anıldı, çünkü niyeti bozulmuştu...

Olayı özetleyecek olursak, kul Allah'a ne kadar yakın olursa olsun; isterse sahabe olsun; hata yapma durumu vardır...
Fakat; sahabeler de, niyetleri bakımından terazide tartıldıkları için; haklıdırlar...

Onları haksız olarak nitelendirmeye çalışmak; güneşi, bir örtü ile örtmeye çalışmaktan daha komik bir durumdur...

Bu bakımdan Hz. Muaviye' de; suçlu ilan edilemez...[/b][/i][/font][/size][/color] :)

Share this post


Link to post
Share on other sites
[color="#006400"][size=2][font="Century Gothic"][i][b]Konunun daha iyi anlaşılması için; çok basit bir örnek vermek istiyorum...

Patika bir yolda, bir müslüman; "Bu yoldan gelip geçen müslümanlar, binek hayvanlarını rahatça bağlayabilsinler. " diye [u]yolun kenarına bir kazık çakar.[/u]

Bir diğer müslüman da; "Bu kazık, insanların ayağına batar da; bir yerlerini acıtırlar. " diye [u]o kazığı söküp atar....[/u]

[color="#4B0082"]Görünürde, ikisinin de yaptığı iş; taban tabana birbirine zıttır. Ama her ikisi de haklıdır... [/color]

Bu konudabirini haklı görüp, diğerine suç isnad etmek ise; büyük bir cahillik olur....

Umarım, kastımız anlaşılmıştır...[/b][/i][/font][/size][/color]

Share this post


Link to post
Share on other sites
Selamun Aleyküm Gönüldaşlar.

Konu açılmışken bir anımı paylaşmak ve ardından yorumumu yapmak isterim.

Okul sıralarında her türlü hakikat katiliyle karşılaşmamız olağandır. Ancak bunun bir din görevlisi olması herhalde kabul edilebilir bir şey değildir. Evet, o görevli din kültürü öğretmeni...
Konu, İslam-Kadın... Hoca, atıp tutarken ağzından öyle bir laf çıktı ki ağlayasım geldi.
Cemel Vakasını anlattı ve ardından bunun Hazreti Aişe Annemizin öne çıkma çabası olduğunu ve haksız olduğunu söyledi. Bir taşta iki cinayet!
Biri, [i]Hazreti Aişe Annemizin öne çıkma çabası olduğu[/i]... Bu savaş bir içtihad savaşıdır, öne çıkma savaşı değil! Tersini düşünmek, Peygamber Sevgilisine, Eşine hakaret olur ki lanetine nasıl dayanılır?
Diğeri,[i] Hazreti Aişe Annemizin haksız olduğu[/i]... Ümmetin en büyüğü İmam-ı Rabbani Hazretleri, Ashabın en küçüğü Vahşi'nin atının burnuna kaçan toz parçası bile olamaz! Bunu ben değil bizzat Büyükler Büyüğü İmam-ı Rabbani söylüyor. Nasıl oluyorda adilerin adisi bir öğretmen ki hakikatte hakikat katili, bir Sahabeyi yargılayabiliyor? Haksız da olsa bize o haksız bu haklı demek düşmez. Haddimize değil! Biz ancak büyüklere tabi oluruz. İmam-ı Gazali Hazretleri bu konularda konuşmayı yasaklıyor.

Hükmüm şudur:
Hazreti Ali Efendimizin öne attığı tüm ictihadlar doğruda sabittir. Bu sebeple Efendimize iki misli sevap yazılır. Karşısında olan sahabeler ise ictihadlerinde yanıldıkları için bir misli sevap alırlar. Zira ortaya ictihad atan bir sevap alır. (Burada uyarmam lazım, bu günün çıfıta müçtehidleri daha doğrusu sözde müçtehidleri değil, haşa!)

Hal böyleyken ne cürrettir ki bir sahabeye ki Ashabın en büyüklerindendir kafir denir.

Allah ıslah etsin.

Share this post


Link to post
Share on other sites
[b]Ne acıdır ki Din Kültürü Öğretmenliği Eğitim fakultelerine verildi.Umuyoruz ki bu ileride sorun cıkarmaz,suistimale acık-zaten acıktı fakat dahada genisledi artık-
Sahabelerin hepsi basımızın tacıdır[/b]

Share this post


Link to post
Share on other sites
Yavuz Sultan Selim anlıyor du bunların dilinden ama neyse fitne fesad çıkarmanın manası yok...

Share this post


Link to post
Share on other sites
Arkadaşlar bu yazı iğrenç ötesi ve haddini son hadde kadar aşmışlığın en ender örneği
Bunların hepsi üstad yaşıypr olsaydı üstadın demesi gibi
Müdafalarım sayfa 348-350(Her şey ne kadar sade:Çünkü elimde bir neşir vasıtası yok!Büyük Doğu kapalı
olduğuna ve kimse benim cevabımı neşredemeyeceğime göre vaziyetleri emin...işlte,do-re-mi-fa-sol-la-si..;
her perdeden haykıran,yalama sanatkarları salon köpeklerinin cesaret kaynağı !Bunlar böylesine merttir;
kelimenin Türkçe değil de,Fransızca manasıyla mert!...Bunlar hep bir arada birkaç yüz bin nüsha satsalar da,
benim elimde ,karamela kağıdı boyunda bir neşir vasıtası olsa,hemen kuyrukların apış aralarına sokarlar,susarlar ve güya beni görmemezlikten,duymamazlıktan,tanımamazlıktan gelirler.Zaten benim bu memlekette nasibimdir bu hal...)Ne kadar güzel söylemiş üstad ama üstadın birsözüne benzeterek;salon köpeği olmakta bir mertebedir bunlarda oda yok....Ben bu sözleri kendime çok büyük hakaret sayarım arkadaşlar konuyu açmanızı ve aşmamızı teracci ederim........

Share this post


Link to post
Share on other sites
[font="Palatino Linotype"][size=3][color="#000000"][b]gadir hum meselesini ,
ve isna aşeriye fikrini derinine incelemeden
tüleka kimdir, kimlerdir... bunları ve Hz Osman dönemi meselelerini
bilmeden etmeden yazıp çizmek ...
kişinin bu meseledeki cehaletinden başka bir şey değildir.[/b][/color][/size][/font]

Share this post


Link to post
Share on other sites
ALLAH üstadımızdan razı olsun peygamberimiz komşusu olsun kim ne derse desin kalbimden sevgisini allahın izni ile kimse çıkaramaz...Gözleri kör olanlar osmanlı padişahlarımıza da söylemedik sözler bırakmıyorlar kimse de bunlara inanmıyorlar, inanmayacaklarda... hal böyle devam edip gidecek...

Share this post


Link to post
Share on other sites
On beşinci Mektup

İKİNCİ SUÂLİNİZİN MEÂLİ: Hazret-i Ali (r.a.) zamanında başlayan muharebelerin mahiyeti nedir? Muhariplere ve o harpte ölen ve öldürenlere ne nam verebiliriz?


Elcevap: Cemel Vak'ası denilen Hazret-i Ali ile Hazret-i Talha ve Hazret-i Zübeyr ve Âişe-i Sıddîka (rıdvânullahi teâlâ aleyhim ecmaîn) arasında olan muharebe, adalet-i mahzâ ile adalet-i izafiyenin mücadelesidir. Şöyle ki:

Hazret-i Ali, adalet-i mahzâyı esas edip Şeyheyn zamanındaki gibi o esas üzerine gitmek için içtihad etmiş. Muârızları ise, Şeyheyn zamanındaki safvet-i İslâmiye adalet-i mahzâya müsait idi; fakat mürur-u zamanla İslâmiyetleri zayıf muhtelif akvam hayat-ı içtimaiye-i İslâmiyeye girdikleri için, adalet-i mahzânın tatbikatı çok müşkül olduğundan, "ehvenüşşerri ihtiyar" denilen adalet-i nisbiye esası üzerine içtihad ettiler. Münakaşa-i içtihadiye siyasete girdiği için muharebeyi intaç etmiştir.


Madem sırf lillâh için ve İslâmiyetin menâfii için içtihad edilmiş ve içtihaddan muharebe tevellüt etmiş; elbette hem katil, hem maktul, ikisi de ehl-i Cennettir, ikisi de ehl-i sevaptır diyebiliriz. Her ne kadar Hazret-i Ali'nin içtihadı musîb ve mukabilindekilerin hata ise de, yine azâba müstehak değiller. Çünkü, içtihad eden, hakkı bulsa iki sevap var; bulmazsa, bir nevi ibadet olan içtihad sevabı olarak bir sevap alır, hatasından mazurdur. Bizde gayet meşhur ve sözü hüccet bir zât-ı muhakkik, Kürtçe demiş ki:

[i]
"Sahabelerin muharebesinde kıyl ü kal etme. Çünkü hem katil ve hem maktul, ikisi de ehl-i Cennettirler."[/i]


Adalet-i mahzâ ile adalet-i izafiyenin izahı şudur ki;

Âyetin mânâ-ı işarîsiyle, bir mâsumun hakkı, bütün halk için dahi iptal edilmez. Bir fert dahi, umumun selâmeti için feda edilmez. Cenâb-ı Hakkın nazar-ı merhametinde hak haktır, küçüğüne büyüğüne bakılmaz. Küçük, büyük için iptal edilmez. Bir cemaatin selâmeti için, bir ferdin rızası bulunmadan, hayatı ve hakkı feda edilmez. Hamiyet namına, rızasıyla olsa, o başka meseledir.

Adalet-i izafiye ise, küllün selâmeti için cüz'ü feda eder. Cemaat için, ferdin hakkını nazara almaz. Ehvenüşşer diye bir nevi adalet-i izafiyeyi yapmaya çalışır. Fakat adalet-i mahzâ kabil-i tatbik ise, adalet-i izafiyeye gidilmez. Gidilse zulümdür.


İşte, İmam-ı Ali Radıyallahü Anh, adalet-i mahzâyı Şeyheyn zamanındaki gibi kabil-i tatbiktir deyip, hilâfet-i İslâmiyeyi o esas üzerine bina ediyordu. Mukabilleri ve muarızları ise, "Kabil-i tatbik değil; çok müşkülâtı var' diye, adalet-i izafiye üzerine içtihad etmişler. Tarihin gösterdiği sair esbab ise, hakikî sebep değiller, bahanelerdir.


Eğer desen: "Hilâfet-i İslâmiye noktasında İmam-ı Ali'nin fevkalâde iktidarı, harikulâde zekâsı ve yüksek liyakatiyle beraber, seleflerine nisbeten muvaffakiyetsizliği nedendir?"


Elcevap: O mübarek zat, siyaset ve saltanattan ziyade, daha çok mühim başka vazifelere lâyıktı. Eğer tam muvaffakiyet-i siyasiye ve tamam saltanat olsaydı, Şâh-ı Velâyet ünvan-ı mânidârını bihakkın kazanamayacaktı. Halbuki, zâhirî ve siyasî hilâfetin pek çok fevkinde mânevî bir saltanat kazandı ve üstad-ı küll hükmüne geçti, hattâ kıyamete kadar saltanat-ı mânevîsi bâki kaldı.


Amma Hazret-i İmam-ı Ali'nin Vak'a-i Sıffin'de Hazret-i Muaviye'nin taraftarlarıyla muharebesi ise, hilâfet ve saltanatın muharebesidir. Yani, Hazret-i İmam-ı Ali, ahkâm-ı dini ve hakaik-i İslâmiyeyi ve âhireti esas tutup, saltanatın bir kısım kanunlarını ve siyasetin merhametsiz mukteziyatlarını onlara feda ediyordu. Hazret-i Muaviye ve taraftarları ise, hayat-ı içtimaiye-i İslâmiyeyi saltanat siyasetleriyle takviye etmek için azimeti bırakıp ruhsatı iltizam ettiler, siyaset âleminde kendilerini mecbur zannedip ruhsatı tercih ettiler, hataya düştüler.

Mektubat
Bediüzzaman Said-i Nursi

Share this post


Link to post
Share on other sites
[quote name='yeniceri38' post='42979' date='May 5 2009, 08:36 PM']Yavuz Sultan Selim anlıyor du bunların dilinden ama neyse fitne fesad çıkarmanın manası yok...[/quote]
Mesnetsiz bilgi ve iftiraların burada dile getirilip, saf zihinlerin bulandırılması akıl karı değil bence. Bu tür alıntıların buraya getirilmesi doğru değil. Üstad hakkında O kadar güzel şey varken...

Share this post


Link to post
Share on other sites
Anlamıyorum.insanlar nasıl bu kadar cüretkar olabiliyor.insan sıradan bir müslümana dahi birşey isnad ederken tir tir titremeli, hatta hiç yorum yapmamalı.Ya Allah katında makbul bir kulsa diye kılı kırk yarmalı.Öyleyse ne haddimize... 2. binin yenileyicisi İmam-ı Rabbani hazretleri ve Hz. Hamzayı şehid eden Hz. Vahşi arasındaki kıyas ölçüsünü bilmiyor gibi Hz. Muaviyeye laf atmak ne haddimize...

Share this post


Link to post
Share on other sites
[quote name='himyata' post='47991' date='Aug 17 2009, 03:17 PM'][font="Palatino Linotype"][size=3][color="#000000"][b]gadir hum meselesini ,
ve isna aşeriye fikrini derinine incelemeden
tüleka kimdir, kimlerdir... bunları ve Hz Osman dönemi meselelerini
bilmeden etmeden yazıp çizmek ...
kişinin bu meseledeki cehaletinden başka bir şey değildir.[/b][/color][/size][/font][/quote]
Bana Alevi ama Şia sempaztizanı bir arkadaş dedi:Caferi mezhebinde Osman kafirdir(haşa) onu överseniz elbetteki Caferiler sizi sevmez.

Share this post


Link to post
Share on other sites
[size=3][font="Comic Sans MS"]Allah bu konuyu açan ve altına bu kadar çok yorum yapıp bilgilendirenlerden razı olsun..!
Bu konunun içinde kendimi nasıl buldum bilmiyorum ama ben Hz. muaviyenin kim olduğunu bulmak istiyordum tarih dersinde Hz. muaviyenin kötü birisi olduğunu zannedip kızmıştım fakat hocada bana kızmıştı -Öyle deme o Sahabe-i Kiramdan diye- bnde kaç gündür araştrmaya vakit bulamamıştım ve sonra siteyi gezerken brden kendmi bu sayfada buldum ve sizlere gerçekten çok teşekkürler şimdi neyin ne olduğunu çok iyi anladım...[/font][/size]

Share this post


Link to post
Share on other sites

Create an account or sign in to comment

You need to be a member in order to leave a comment

Create an account

Sign up for a new account in our community. It's easy!

Register a new account

Sign in

Already have an account? Sign in here.

Sign In Now

×