İçeriğe git

Foto

Canım İstanbul


Konuda 53 cevap var

#41
İdeolocya Örgüsü

İdeolocya Örgüsü

    Sessiz Üye

  • Teğmen
  • 10 Mesaj sayısı:
Gönderilen resim

Biz, Hüda'nın we Habibi'nin aşkının şahidleriyiz...

AyaSophia, ( sıhhatli ) Cuma Nemaz'larını bekliyor;

AyaSophia, Safa'yı bekliyor...

Elbet... Elbet...

http://fizy.com/s/16nfbm

Başyücelik Devleti 'nin bab-ı alisi açılacak inşallahü teala...

http://fizy.com/s/1038i3

#42
meryemce

meryemce

    Sessiz Üye

  • Teğmen
  • 5 Mesaj sayısı:
İstanbulda yaşamak gerçekten bir ayrıcalık, çünkü çoğu ilde kültür sanat faaliyetleri yetersizken İstanbul kültür ve sanatın merkezi durumunda. Bu şiirin,İstanbul aşıklarının kalbinde özel bir yeri var. Bu şiiri anlayabilmek,daha doğrusu manâ derinliğini hissedebilmek, hem üstadı hem de İstanbulu iyi anlamak ve herşeyden önce sevmekten geçer. Zaten bütün kapıları açan sevmek duygusu değil midir?

#43
ertürk

ertürk

    Sessiz Üye

  • Teğmen
  • 6 Mesaj sayısı:
İstanbul ruh planında ancak bu kadar güzel anlatılabilir.Başka istanbul şiirleriyle bu yönden ayrılıyor...

#44
Hakikat_yolu

Hakikat_yolu

    Gayretkâr Üye

  • Teğmen
  • 80 Mesaj sayısı:
İstanbul'a aşık olduğum için mi bu şiire aşığım, yoksa bu şiire aşık olduğum için mi İstanbul'a aşığım bilemiyorum.

#45
furkan-NFK

furkan-NFK

    Müdavim

  • YüzBaşı
  • 363 Mesaj sayısı:
Tamamen tarafsız söylüyorum.Kanaatimce İstanbul'a bundan daha güzel bişey(şiir demiyorum) yazılmadı

#46
okan_dr

okan_dr

    Sessiz Üye

  • Teğmen
  • 1 Mesaj sayısı:
Sayın f.yurduseven
'Hala çığlıklar gelir Topkapı Sarayı'ndan' mısrasıyla ilgili söylediklerinizi iflah olmaz bir NFK hayranı olarak ilk defa okuyorum.Ben şimdiye kadar bu mısranın Topkapı Sarayı'nda boğularak öldürülen padişah adaylarına ya da katledilen hükümdarlara atıf olduğunu düşünüyordum.Ama siz, yanlış anlamadıysam, 'beni,Osmanlıyı yanlış tanıttırıyorlar' diyerek bu çığlığın sahibinin harem olduğundan bahsediyorsunuz.
Bir gün gözlerimin ta içine bak
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış...

#47
Muvazene

Muvazene

    Emektâr

  • YüzBaşı
  • 2.264 Mesaj sayısı:

Osmanlı'nın en önem verdiği en gizli tutup küçük bir çocuk gibi üzerine titrediği "HAREM" gerçeğinin batılılar özellikle içimizdeki batılılar yüzünden nasıl çarptırıldığını, olmayan olayları olmuş gibi yansıtıp konuyu farklı alanlara çekmek istediklerini hepimiz biliyoruz. Üstad bu şiirde ana temayı İstanbul olarak almış olsa da tarihsel bir doku içinde ele alır İstanbul'u... İşte "HAREM" yansıtması da o dokulardan biridir. O zamanlarda bile bu çarpıtılmanın farkında olan Üstad bu şiirinde ona değinmeden edemez ve der ki;

Hâlâ çığlıklar gelir Topkapı Sarayından.

bence İstanbul'u sadece semt olarak görmek değildir önemli olan dili olmayan bir semtin yaşadıklarını, gördüklerini anlatan dil olmaktır önemli olan... Tıpkı Üstad'ın bu şiirinde yapıp İstanbul'u dile getirdiği gibi..

Sayın f.yurduseven
'Hala çığlıklar gelir Topkapı Sarayı'ndan' mısrasıyla ilgili söylediklerinizi iflah olmaz bir NFK hayranı olarak ilk defa okuyorum.Ben şimdiye kadar bu mısranın Topkapı Sarayı'nda boğularak öldürülen padişah adaylarına ya da katledilen hükümdarlara atıf olduğunu düşünüyordum.Ama siz, yanlış anlamadıysam, 'beni,Osmanlıyı yanlış tanıttırıyorlar' diyerek bu çığlığın sahibinin harem olduğundan bahsediyorsunuz.


Üstad'ın, Vatan Haini Değil Büyük Vatan Dostu Vahidüddin isimli kitabında geçen bir bölüm, "Hâlâ çığlıklar gelir Topkapı Sarayından." mısraının anlaşılması için önümüze ışık tutuyor. İlgili kısım aşağıya iktibas edilmiştir:


"Yirmi yaşlarında var, yoktum. Birkaç yıldır Beylerbeyinde oturuyorduk. Beylerbeyi ile Çengelköyü arasındaki iki yanı çınarlı Yalılar Boyu Caddesine bakınırdım. O zamanlar toprak, şimdi asfalt bu yolun üstünde, akşamları, Havuzbaşına kadar yürümek, oradan Çengelköyü istikametine sarkmak, iskeleyi geçip Kuleli'ye doğru uzanmak en büyük zevkimdi.

Çengelköyü iskelesinden hafif bir yokuşla sahil yoluna çıkınca, sağda, dik bir geçidin ulaştırdığı sed üzerinde sık bir ağaçlık ve ortasına düşen, saray ufağı, yayvan, beyaz, ahşap bir köşk... Vahidüddin Efendi köşkü...

Pancurları kapalı bu köşkde hiçbir hayat eseri yok... Şehzadeliğinde sahibi, son Osmanlı Padişahı Altıncı Mehmed Vahidüddin birkaç yıl evvel bir İngiliz harp gemisine atlayarak, Boğazın ve Marmaranın sulariyle beraber vatanını bırakıp gitmiştir. Artık o herkesin gözünde bir vatan haini...

Vatan haini sanılan bu, 36 ncı ve sonuncu Osmanlı İmparatorunun şehzadelik köşküne her nazar atışımda, içime, akşamın alacalığiyle beraber ayrı bir loşluk çökerdi.

O tarihten 30 küsur yıl sonra yazacağım «Canım İstanbul» şiirinden içime yerleşmeye başlayan ilk gölgeler:

Tarihin gözleri var, surlarda delik delik;

Servi, endamlı servi, ahirete perdelik...

Bulutta şaha kalkmış Fatih'ten kalma kır at;

Pırlantadan kubbeler, belld bir milyar kırat...

Şahadet parmağıdır göğe doğru minare;

Her nakışta o mâna: öleceğiz, ne çare?...

Hayattan canlı ölüm, günahtan baskın rahmet;

Beyoğlu tepinirken ağlar Karacaahmet.

Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği;

Çamlıca'da, yerdedir göklerin derinliği.

Oynak sular yalının alt katına misafir;

Yeni dünyadan mahzun resimde eski sefir-Ker

akşam camlarında yangın çıkan Üsküdar,

Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar.

Bir ses, bilemem tanbur gibi mi, ud gibi mi?

Cumbalı odalarda inletir «Kâtibim»!...

Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler!

Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler...

Eyüp  öksüz, Kadıköy süslü, Moda kurumlu,

Adada rüzgâr, uçan eteklerden sorumlu.

Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından;

Hâlâ çığlıklar gelir Topkapı Sarayından.

Birkaç parçasını aldığımız bu şiir, olanca kâşaneleri ve harabeleri, şenlikleri ve matemleri, saadetleri ve belâlariyle, İstanbul'un, son Padişah Vahidüddin zamanında bağladığı son mânalardan örülüdür.

Akşam üstü, Çengelköyü sırtlarından hayal meyal görünen Topkapı Sarayına uzanınız! Kulak kesilecek olursanız, Sarayın dar ve karanlık koridorlarında koşan ve rastgele kapıları yumruklayan Deli Mustafa'nın çığlıklarını duyarsınız:

— Osman gel, Osman gel, beni bu saltanat yükünden kurtar!

Hacı Bektaş-ı Velî'nin sırtını sıvazlayıp:

  — İsmin Yeniçeri olsun! Devlete mübarek ol!

Dediği büyük idealin askeri döne dolaşa, Türklerin Padişahı ve müslümanların Halifesi Genç Osman'ı, uyuz bir at sırtında, hamam oğlanları gibi baldırlarını çimdikleye çimdikleye Yedikule surlarına götürecek, hayalarını sıkarak bayıltacak ve narin boynundan iple boğacak kadar alçalmıştır."
Biricik meselem, Sonsuza varmak...

#48
Butimar

Butimar

    Gayretkâr Üye

  • YüzBaşı
  • 97 Mesaj sayısı:
Kimi şiirler vardır okuyup geçersiniz önce.Anlamına tam olarak vakıf olmadan diğer sayfayı çevirir ama çok sevdiğinizi beğendiğinizi söylersiniz ve böylelikle sahibine karşı ruh değil göz tiryakiliğiyle bağlanmış olursunuz.Üstadın İstanbul şiirini defalarca okudum ezberlemem gerekti, ezberledim beynime kazıdım.Ama yakın bir zamana kadar ne yazık ki kalbime ruhuma kazıyamamış tam olarak anlama iştiyakı içinde de hissetmemişim kendimi.Her mısrasının hatta satırlarının saatlerce üzerinde konuşmaya, düşünmeye değer olduğunu ve düşünülmedikçe de bu şiirin tam olarak anlaşılamayacağını yeni fark ettim erenler.Tarih boyunca bir şehir için böyle mısralar dökülmemiştir herhalde sayfalara.Ve döküleceğini de zannetmiyorum.

İstanbul gibi nadide ama toz ve pislikler içinde kalmış bir pırlantanın gerçek kıymetini ancak Üstad Necip Fazıl gibi bir sarraf görür ve ortaya çıkartabilirdi.Şiirin her zerresinde de bu hissediliyor zaten.Gerek pırlantanın kıymetini, gerekse üzerindeki pisliklerin etkisi sonucu bu nadir cevherin geldiği hali çok güzel anlatmış Üstad çok…
İnler eski bir şarkı elindeki sazından.
Ne yapsa çıkamadı acılar kıskacından...
Ömrünü tüketse de hep böyle kalacaktı,
Kurtuluş yok anladı,Yazıklar Çıkmazı'ndan...

#49
makber

makber

    Sessiz Üye

  • Teğmen
  • 1 Mesaj sayısı:
bu şiirin yazılış nedenini nerden bulablirmm yardımcı olrmusunuz

#50
Muvazene

Muvazene

    Emektâr

  • YüzBaşı
  • 2.264 Mesaj sayısı:

bu şiirin yazılış nedenini nerden bulablirmm yardımcı olrmusunuz

Şiirin mısralarındaki yoğun manalara baktığımızda, Üstad'ın İstanbul'a olan aşkını görmek ve bu şiirini de aşkının mahsülü olarak yazdığını söylemek mümkün. Bir insan kendi ruhunu maddî sahadaki bir müşahhasla teşbihleyerek ifade etmek istediğinde, muhakkak ki kendisi için çok kıymetli olan bir şey seçecektir. Bizler ruhumuzu anlatmak istediğimizde maddeler alemindeki hangi objeyi seçeriz? Bir mekan, tabiattan bir unsur veya başka bir şey.

Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
Onu ... diye toprağa kondurmuşlar.

dediğimizde noktalı yere (ki Üstad İstanbul'u seçmiştir) kendimiz için hangi ifadeyi uygun görürüz? Kendimizi ruhen, manen hangi maddede müşahhaslaştırıyorsak, oraya o kelime gelecektir. Üstad, "O benim, zaman, mekân aşıp geçmiş sevgilim." derken de İstanbul'un İslam tarihinin en önemli devletlerinden biri olarak, kurduğu medeniyet ile zaman ve mekan aşan Osmanlı'nın, sevgili peygamberimizin hadisi ile fethedileceği müjdelenen ve o kutlu müjdeye ermek için her zorluğu göze alarak fetih muştusuna ermek isteyenlerin yanında, fethe mazhar olan mübarek Fatih'in devletin başkenti yaptığı İstanbul'un kendisi için nazenin bir sevgili merhalesinde olduğunu çok bedî ve edebî bir şekilde anlatıyor.

Üstad'ın "Ben İstanbul'un kara sevdalısıyım." diye başlayan bir yazısı da var. Aşağıdaki linke tıklayarak bu yazıyı okuyabilirsiniz. Bu şiirin yazılış nedeni, en kısa ifadelerle, Üstad'ın İstanbul'a duyduğu derin ve büyük aşktır.

http://www.n-f-k.com...h...pic=3828  
Biricik meselem, Sonsuza varmak...

#51
remz

remz

    Gayretkâr Üye

  • Teğmen
  • 85 Mesaj sayısı:
İstanbul'u madde nazırımdan çıkarıp manada ulvileştirmeme sebep
her okuduğumda yada okunduğunda gönlümde ki tüm boşlukları dolduracak özelliklere haiz bir güzeli ilk gördüğümde algılarımda oluşan heyecanı bana tekrar tekrar yaşatan
İstanbul'a bakışımı (değiştirmek ne kelime) yerlebir eden
Canım İSTANBUL...

Üstadım;
"O mana" dan kastın ne bilmiyorum amma
bu şiirden sonra bende derin bir mana alevlendi

ALLAH rahmetiyle tecelli etsin sana ve bize...

Gerçek sır gizlediğini de gizlemekte... İslamın bütün ruhu buradadır.
Peki gizlilik de gizlenince ortada ne kalır?..
Ne mi kalır?..
Ancak keskin gözlerin heceleyebileceği muazzam bir alamet...



-------------------------------


#52
Gülnaz Nazlı

Gülnaz Nazlı

    Sessiz Üye

  • Teğmen
  • 1 Mesaj sayısı:
gerçekten güzel bi şiiir.
ah güzel istanbul ah...

#53
Abdullah Çiçek

Abdullah Çiçek

    Sessiz Üye

  • Teğmen
  • 1 Mesaj sayısı:
Anlatana ve anlatılana bakılınca fazla söze gerek yok bence

#54
ali melikşah

ali melikşah

    Gayretkâr Üye

  • Teğmen
  • 61 Mesaj sayısı:

Necip Fazıl Üstad'ın Canım İstanbul'u ve Sezai Karakoç'un Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine şiiri.

 

Başyapıttır, şiirin en hasıdır, ekmek kadar aziz ve baştacıdır.





Cevap Ekle