İçeriğe git

Foto

İslamî Yenilenme Makaleler Iv


Konuda cevap yok

#1
mumin

mumin

    Müdavim

  • YüzBaşı
  • 1.159 Mesaj sayısı:

                                                   İSLAMΠ YENİLENME  MAKALELER  IV

 

     Fazlurrahman’ın kaleminden İslami yenilenme makaleleri olarak dört ciltte basılan bu eserin IV. olan İslami Yenilenme Makalelerini inceleyeceğiz. Öncelikle söylenmelidir ki geleneğin, klasiğin dışına çıkmış adında da bahsi üzere yeni düşünceler içeren, süregelen esasların dışına taşan bir eser.

 

   İzafidir ki gerçek islamı bulmak, islamın özünü yakalamak amaçlı gerçekleştirilmeye çalışılmış bu çalışmaları asıl fikir budur minvalinde kabul etmek de etmemek de kabildir. Kimi çevrelerce gerçek islami hareketin ortaya çıkması için kahraman olarak adlandırılırken kimileri tarafından kasıtlı, amaçlı hareket etme vardır. Yaygın söylenim ile reformist diye yaftalanmış gurüh arasında zikredilir Fazlurrahman.

 

   Eserde kalıplaşmış esaslara muhalif  paragraflar olmakla birlikte, şaşırtıcı, orijinal düşüncelere rastlamamak mümkün değil. Şimdiye kadar bakmadığımız, fark edemediğimiz zaviyelerin kazandırılması açısından zengin ufuk açtığı söylenmesi hakkı teslim olacaktır.

 

    Umumi bir problem arz eder İslam’da, İslam modernitenin neresindedir yahud modernite islama ne kadar yaklaşmalıdır? tarzda meseleler. Bu temele alınarak islamda birkaç esas ele alınmış ve Fazlurrahman görüşlerini ortaya koymuş. Mesela, Modernite’nin İslama Etkisi, Kur’an’da Kadının Konumu gibi çetrefilli meselelere değinilmiş ve güncele yorumlama, Kur’anı günümüze okutma amacı güdülmüştür.

 

    Kur’an’da Kadının Konumu adlı yaptığı sunumda kadının konumunun İslam’ın başlangıcından bu yana hiç değişmediğini, genelde aşağı bir kademede yer verildiğini  iddia ediyor. Cahiliyyede kız çocuklarının gömülmesi, kadının cahiliyye devrinde gördüğü alçak muamele, kız çocuklarının tanrılara kurban edilmesi kadınların maruz kaldığı hoş olmayan tutumun yansımaları dile getirilmiş. İslam’ın bu uygulamaları ilga ettiği, kadına öz hakkını verdiğini  dile getiriyor. Kur’an kadının tabi tutulduğu suistimalleri ortadan kaldırmayı amaçlamıştır diyor.

 

     Mesela kadının köle olarak tutulması işlevini metres yakıştırmasının azımsanacak azlıkta olmadığını dile getiriyor. Yalnız islamla cariyelerin mal mülk kazanmaya fırsat tanınması, kölelerin çalışarak kazandıkları karşılığında azad edilmeleri emri verilmiş ve burada köle kızların metres edinilmesi yasaklanmıştır ve hatta efendilerinin isterlerse ya da hür adamların hür kadınla evlenmesi mümkün değilse köle kızları nikahlarına alabilecekleri ruhsat tanınmıştır. Eserde evli kadının zina işlemesi halinde recme uğratılmasının ayetle desteklenemeyeceği de geçmektedir. Ki zaten bilmekteyiz ki recm hadisesi sadece sünnet ile sabit bir uygulama.

 

    Bir diğer dikkate şayan mesele vardır ki eserde göze çarpan şudur;  Kur’an ne çarşafı ne peçeyi ne de haremlik selamlık kurumunu savunmadığını, bilakis Kur’anın cinsel iffet üzerinde ısrar etmekttiği düşüncesidir. Tarihsel realite ile sabittir ki Peygamber zamanında çarşaf/peçe diye bir  şeyin olmadığını ne de Müslüman toplumların daha sonraları geliştirdikleri şekliyle bir haremlik selamlık kurumunun  var olmadığını söylemektedir.  Eğer Kur’anda cinsiyetlerin birbirine karşı iffetlerini korumaları, harama, zinaya yaklaşmamaları söylendiyse demek ki cinsiyetlerin bir arada yaşamaları çıkarımını yapmaktadır. “Eğer cinsiyetlerin ayrı tutulması diye bir şey söz konusu olsaydı, erkek ve kadınların birbirlerine iffetli davranmalarını istemenin herhangi bir anlamı olmazdı.” Cümlesi, başta belirttiğim klasiğin, genel kabulün dışına çıktığı iddiamı destekler  niteliktedir.

 

  “Eğer erkek ve kadın daha o zamanlar ayrı tutuluyor idiyse ve bugün bildiğimiz manada hicab uygulanıyor idiyse; iki cinsiyetin de “gözlerinin iffeti”nden bahsetmenin ne anlamı olurdu.”  cümlesi tartışmaya açık olmakla birlikte makul gibi görünmektedir.

 

    Hadis literatüründe de Kur’andan büyük sapma olduğu fikrini öne sürüyor ve fikrini kavi kılmak adına  şu hadisi ele alıyor. Mesela Kur’an’da kadın erkeğin statü olarak eşitliği, fazilet değeri açısından ayrı ayrı cinsiyet olarak eşitliği bahsedilir. Yalnız en yetkin hadis eserlerinde geçen kadınların akıl ve din bakımından erkeklerden fıtri/yapısal olarak aşağıda bulunduğunu ifade eden hadis dile getirmektedir.  Bunun Kur’anın dindarlık ve dini değer açısından erkek kadının eşitliği hususundaki ifadelerine tamamen aykırıdır.  Kadının ayhali evresinde namaz ve oruçtan beri olması ve hukuki bir vakıada şahitliğinde iki erkeğe eşit olmasını Kur’ana ters uygulama görmektedir.  Bunu kendince şöyle tevil ediyor “Öyle görünüyor ki, Kur’anın kastı şu idi: bu bir finansal mesele olduğu ve kadınlar, genellikle böyle meseleler veya işler ile iştigal etmedikleri için, eğer kadınlardan şahid gösterilmek istenirse, bir kadından ziyade iki kadının gösterilmesi ve eğer, mümkünse en az bir erkeğin şahid tutulması daha sağlıklı olur.” Burada sorulması lazım gelmelidir ki, her biri belli bir hikmete mebni bir uygulama olduğunu kabul zor değil. Kur’an’dan getirilen misal olarak şunu zikretmek mümkündür: miras hukukunda kadın ile erkeğe taksimin farklılığını nasıl anlamalıyız o halde?

 

     Fazlurrahman uzun izahın neticesinde şu çıkarımı yapıyor ve belirtmek gerekir ki mukni kılmaktan uzaktır: “Miras payları, cinsiyetlere atfedilmiş ekonomik değerler, yükümlülükler gibi, geleneksel toplumdaki  fiil ve rollerin bir sonucudur. Bu rollerde tabiaten değiştirilemeyecek hiçbir şey yoktur; dahası  eğer adalet gerektiriyorsa, değişme İslam için zorunludur. “ örfün şeriat kadar önemli olduğuna mecelle kanunu ile işaret edilse de sosyal gerçekliğin kurani hükmü ilga etmesi gerektiği tarzında bir yaklaşımı kabul etmek pek makul görünmüyor. Yalnız şunu dile getirmek lazım ki günümüz hukuk işlevinin bu söylemin hayata geçmiş hali olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Şahsi kanaatim yanlış olduğudur.

 

    Bir diğer çarpıcı vurgu ise çok eşlilikte önümüze çıkıyor.  “Kur’an şöyle diyor: ‘Vesayetinizde bulunan ama şimdi reşit olan, öksüzlere mallarını verin ve onların iyi mallarını (kendi) kötü mallarınızla değiştirmeyin ve onların mallarını kendinizinki ile karıştırıp sarf etmeyin. Bu gerçekten büyük bir günahtır. Şayet öksüzlere hakkaniyetli davranamayacağınızdan korkarsanız kadınlarla istediğiniz gibi –bir,iki,üç veya dört- evlenebilirsiniz. Ama onlar arasında adaleti sağlayamamaktan korkarsanız yalnız biriyle evlenin veya cariyelerinizi eş tutun; bu adaletsizlikten sakınmak için en yakın yoldur.”  Ayetin böyle zahir iken tarihsel süreçte bu denli yanlış algılanmasını akıllara durgunluk veren bir nokta olarak değerlendiriyor. Bu ayet açık şekilde ortaya koymaktadır ki, Kur’an çok eşlilikten erginlik çağına erdiği halde sahip oldukları mal mülk vasilerince kendilerine verilmeyen yetim kızlar bağlamında değerlendirilmelidir, diyor.Vasiler onların malllarından istifade edebilmek için evlenmeyi tercih ediyorlardı veya kendi kötü mallarıyla değiştiriyorlardı fikrini öne sürüyor.

 

     Eseri her cihetiyle değerlendirmek mümkün olmasa da vermeye çalıştığımız bir kaç nokta geneli hakkında öyle sanıyorum fikir verici olmuştur. Bu minvalde Aile Hukuku, Aile Planlaması, Bankacılık ve Faiz, Zekat ve Mekanik Hayvan Kesimi,  İkinci Bin Yılın Yenileyicisi Ahmed Sirhindi penceresinden mistik bakış ve vahdet-i vücud anlayışı, Felsefi Nübüvvet Kuramı ve Ortodoksi gibi başlıklarda  yazarın diğer görüş ve değerlendirmeleri bulmak mümkün.

 

  Bu tarzda meseleleri okumaya alaka duyan okurlar için tavsiye edilebilir. Yalnız hakkaniyetin ta kendisi olarak kabul hakkaniyetin hakkını teslim etmemek olacaktır. 


Elinde alâmet,
İzinde selâmet,
Tek isim... Muhammed...
Ne bir harf, ne kelâm;
Esselâm, esselâm...




Cevap Ekle