Jump to content
Sign in to follow this  
turanemir122333

5 Dakikada Zengin Ol

Recommended Posts

FIRSATI KAÇIRMA SAKIN: 5 DAKİKADA ZENGİN OL

Eğer zengin olmak istiyorsanız parça parça yayınlayacağımız notlar size rehber olacaktır. Sebebini fazla uzatmadan bodoslama dalarak şu şekilde anlatalım: Yeni insanı tanımadan, bilmeden, ihtiyaçlarını kestirmeden bir iş yapamaz ve para kazanamazsınız. Mesela insanları artık medreselere alıp eğitim veremezsiniz çünkü buna zamanı yoktur! dolayısıyla eğitim piyasasında iş yapmak istiyorsanız “5 günde İngilizce” öğretmek zorundasınız! Dolayısıyla açacağınız dershane 1 yılda İngilizce öğrenme garantisi veriyorsa o dershanenin adını “İflas Dershanesi” koyabilirsiniz. Eğer gıda piyasasına girmek istiyorsanız yepyeni bir format ile bu piyasaya girmelisiniz. Mesela çiğnenmiş, hazmedilmiş, aminoasitlerine ayrılmış hatta enerji haline getirilmiş yiyeceklerin satıldığı bir dükkan açmalısınız. Çünkü yeni insan çiğneyemez, çiğnese yutamaz, yutsa sindiremez, sindirse s..amaz bir durumdadır. Zamanı yoktur çünkü. Ha bu arada aminoasitleriniz lezzetli de olmalı aynı zamanda. Dilerseniz vücut geliştirme reyonlarına bakabilirsiniz. Mesela yeni bir sektör olarak size şu sloganı söylesem abartmış olmam: SİZ YİYİN BİZ S..ALIM… Emin olun binlerce insan böyle bir sloganı büyük bir iştahla okuyacaktır. Fazla uzatmadan yeni insanı şu hikaye ile anlatayım size: Bir keresinde Eşab bir adamla Arap yapımı bir yay üzerine pazarlık eder. Pazarlığı bitirdikten sonra Eşab, adama şöyle der:

“YEMİNLER OLSUN Kİ EĞER BU YAYLA GÖKYÜZÜNDE UÇAN BİR KUŞA OK ATTIĞIMDA O KUŞ BİR SOMUN EKMEĞİNİN İÇİNDE KIZARMIŞ BİR VAZİYETTE ÖNÜME DÜŞMEZSE SANA BİR TEK KURUŞ ÖDEMEM, BİLMİŞ OL!”

Şimdiden sizlere birkaç tiyo vermek istiyoruz: Yeni insana sakın biriktirmek, kumbara, sabır, zamanla olur, çalışmayana ekmek yok, gelecek nesil için ne yaptın, günde birkaç saatini kitaplara ayır, sen bu işin üstesinden gelirsin ama biraz geç olabilir, evrene mesaj yolla ama ne zaman iletildi mesajı gelir bilemem, otur bir düşün kendini muhasebeye çek, ben bu işe yıllarımı verdim sen de ancak öyle pişersin gibi saçmasapan! Kelimeler kullanma. Asla! Çünkü yeni insan biriktiremez; kumbaraya verecek parası yoktur, çünkü kumbara dediğin ağzı açık para yiyen bir canavardır, sabır boş hayaldir, çalışmayana ekmek yok aforizmadır, çünkü etrafında çalışmadan zengin olmuş birçok örnek vardır, gelecek nesil falan gibi ideler aleminden sözler sarf etmeyin çünkü gelecek yerine ân vardır, birkaç saatini kitaplara ayırması boş uğraştır, çünkü bu kitaplar hiçbir şey anlatmaz zira zenginlerin çoğu cahildir, cahil cesaretlidir, ee zaten ticaret cesaret işidir, evrene mesaj atmasını bekleme çünkü o mesaj yollamadan ona cevabı gelmeli, otur bir düşün deme, çünkü oturamaz hemoroidi vardır ya da kıl dönmesi, ben bu işe yıllarımı verdim deme, çünkü yıllarını heba etmişsin ve aptalsındır muhtemelen, zamanla pişersin deme çünkü bugüne kadar zamanla pişen bir tavuk görmemiştir, zira alış veriş merkezlerindeki beyaz sakallı amcası ona anında kızarmış tavukları servis etmiştir. Eğer bunları dersen pişmiş tavuğun başına gelmeyenler gelir başına!

Eğer anlattıklarımız sizin kafanıza da yattıysa paylaşacağımız notları kendinize rehber edinin, işte o zaman kafanızda şimşekler çakacak ve KISA ZAMANDA zengin olmanın yolunu bulacaksınız.

 

not: yorumturkiye.com sitesinde yayınlanmış yazımdır....

Share this post


Link to post
Share on other sites

 

Yeni insana sakın biriktirmek, kumbara, sabır, zamanla olur, çalışmayana ekmek yok, gelecek nesil için ne yaptın, günde birkaç saatini kitaplara ayır, sen bu işin üstesinden gelirsin ama biraz geç olabilir, evrene mesaj yolla ama ne zaman iletildi mesajı gelir bilemem, otur bir düşün kendini muhasebeye çek, ben bu işe yıllarımı verdim sen de ancak öyle pişersin gibi saçmasapan! Kelimeler kullanma. Asla! Çünkü yeni insan biriktiremez; kumbaraya verecek parası yoktur, çünkü kumbara dediğin ağzı açık para yiyen bir canavardır, sabır boş hayaldir, çalışmayana ekmek yok aforizmadır, çünkü etrafında çalışmadan zengin olmuş birçok örnek vardır, gelecek nesil falan gibi ideler aleminden sözler sarf etmeyin çünkü gelecek yerine ân vardır, birkaç saatini kitaplara ayırması boş uğraştır, çünkü bu kitaplar hiçbir şey anlatmaz zira zenginlerin çoğu cahildir, cahil cesaretlidir, ee zaten ticaret cesaret işidir, evrene mesaj atmasını bekleme çünkü o mesaj yollamadan ona cevabı gelmeli, otur bir düşün deme, çünkü oturamaz hemoroidi vardır ya da kıl dönmesi, ben bu işe yıllarımı verdim deme, çünkü yıllarını heba etmişsin ve aptalsındır muhtemelen, zamanla pişersin deme çünkü bugüne kadar zamanla pişen bir tavuk görmemiştir, zira alış veriş merkezlerindeki beyaz sakallı amcası ona anında kızarmış tavukları servis etmiştir.

 

 

sebebsiz demedi üstad, ta yıllar evvel ozamandan koydu teşhisi. hastalıklı cemiyetin teşhisini ! yeni nizam,yeni insan ,yeni yurt.....

gençliğe hitabe-deki altın harflerle yazılması gerekir-ken eşşiz mısralara GENÇLİĞİmiziN gösterdiği kıymet ortadadır!

''dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, öcünün davacısı bir gençlik...

başıboş şiiri ile bitiriyorum üstadın. bilenler bilir. teşekkürler 122

 

 

Share this post


Link to post
Share on other sites

YENİNİN HÜKÜMRANLIĞI

 

Yazarlar, postmodern devri geçmişin değerlerinin yitirildiği, geleceğin ise bilinmezlik haline geldiği ve devamlı bir 'şimdiki zaman'

marka.jpegtrendinin hüküm sürdüğü bir devir olarak ele alıyorlar. Işıklar artık, bir an önce yakalayıp intibak etmemiz gereken Şimdi'nin üzerindedir. Teknoloji, pazarlama ve rekabetin ilerlemesi ve aynı zamanda ekonominin globalleşmesi, oturmuş olmayan gerçeklerin hızlı değişimini ve 'yeni'nin herşeyden önemli sayıldığı bir çağı getirmiştir.

 

Daha hızlı bir tempo geliştirdik ve kendimizi de buna alıştırdık. Sosyal tarihçi Theodore Zeldin gibi birçok ticari fikir üreticileri de çalışmalarında bunu belirttiler. Theodore Zeldin "Teknoloji, ev ödevleri, seyahat, eğlence ve bir dolu şeyi bir karışık yere sıkıştırıp hızla atan bir kalp oldu hayatlarımızda" diye yazmıştır.

 

1999 yılında, Agnieszka Winkler, "Zamanın Sıkıştırılması" terimini ortaya atmıştır. Winkler şöyle der: "On yıldan beri, karnımızı

doyurmak için ya McDonalds'tan arabayla geçtiğimiz, ya 30 saniyede mikrodalga fırında bir şeyşler ısıttığımız; tırnak boyamızın 30 saniyede kurutulduğu, her köşe başında bulunan para makinelerini derhal kullanabildiğimiz ve bize yeniden anlatılan bir zaman dilimi içinde yaşıyoruz. Daha bilgisayarlardan bahsetmiyorum. Artık FedEx'in yaptığının büyük bir iş olduğunu düşünmüyoruz. Hatta artık fax bile hantal ve sıkıcı...". Ve şimdi bir de bu sözlerin söylenmesinin üzerinden geçen zaman içinde

bunların üzerine eklenenlere bir bakın!

 

Yirminci yüzyıldaki değişimlerin hızlı temposu, gelenekleri ve bilgeliği aşındırırken, bunların yerine sadece moda işleri takdir eden ve tapınacak bir şeyler arayışındaki bir gençlik ortaya çıkardı. Judy Lannon "40 yaşını geçen kişilerin inandıkları gerçekler artık usulen sorgulanmaya başlıyor" diye yazıyor.

 

İlgin ve alakan için teşekkürler hafakan...

Share this post


Link to post
Share on other sites

Selamun aleykum
Paylaşımlarınız oldukça dikkat çekici. mümkünse facebook üzerinden tanışmak isterim.

Share this post


Link to post
Share on other sites
TANRIYI! GÖRDÜM
gkdelen.jpg

Bu yazıyı zamandan bağımsız bir ruh hali içerisinde yazıyor gibiyim…

Otobüsteyim, hava sisli, kafamı buz gibi cama dayamış dışarıyı izliyorum… Apartmanlar gözlerini insanlığın üzerine dikmiş… 30 katlılar… kendimi bir hiç gibi hissediyorum… Apartmanların başları sisler içerisinde görünmüyor… Bu ürkütücü yaratıkları kimler doğurdu, büyüttü ve bu hâle getirdi? En son katında oturanların ruh hallerini düşünüyorum ama tahmin etmesi zor; ben bodrum katında kiralık bir artı bir dairede yaşıyorum. Nasıl tahmin edebilirim ruh hallerini… Sanırım diyorum bunlar tanrı ile konuşuyorlar yukarlarda… Tanrı ile aynı kata çıkma isteğinin sonucu mudur bu yükseliş? Bu kendi tanrıları… otobüs ilerliyor benim gözümde sis ve en son katları sis içerisinde kaybolmuş apartman görüntüleri… Bu yüksekliğe bakınca insanlığın yerin dibinde yaşadığına hükmedebilirim… Zaten yaşayacaksan gözün yükseklerde olmalı! Yaşamayı sınıflandırırsak bir apartman ile bunun izahını yapmak zor değil.

Eksi bilmem kaçıncı katta solucanlar,

Bodrum katında farelerle beraber kapıcılar (İnsan değil hâlâ bunlar!)

Birinci ikinci üçüncü derken yavaş yavaş üst insana doğru yükseliyor ve tanrıya yaklaşıyorsunuz.

En üst katta kalanlar ise tanrı ile eşitlenmiş durumdalar ve kendi altlarındaki tüm insanlara her şeyi yapma hakkını elinde bulunduran seçkin üst en üst üstünlerin en üstü en üstünlerinde üst –onlara layık kavramı ancak oralara çıkınca! Öğrenebiliriz sanırım. Ama ben daha farelerle aynı yerde yaşıyorum ve insan olmam için daha çok para kazanmam lazım. Şu anda dürüslük, adil, insansever gibi çok cılız vasıflarımız var. Ne zaman ki param olur ve ne zaman ki farelere ait bu dürüstlük, namus, ahlak gibi insana yakışmayan hasletlerden kurtulurum işte o zaman bir şansım olabilir insan olmak için.

Evrim teorisi de çaresiz sanırım… Biz fakirler çok geç evrim geçiriyoruz galiba… Lan evrim parayla mı işliyor nedir!!! Doğal seleksiyon ne zaman bizim kupona çıkacak? Sanırım Darwin bunu söylerken günümüzü görüyormuştur. Ne de olsa ileri görüşlü ve yetkili bir abiye benziyor. Zayıf ve çürük genler… Ama günümüze uyarlarsak doğal seleksiyon, parası az olanların elenip sermayenin geleceğe aktarılması olarak tecelli ediyor. Tek tesellimiz de bu; doğa yasalarına! Karşı çıkılmaz sonra pipin düşer falan filan…

Neyse tanrı ile konuşanlar sanırım tanrı ile ortak bir adi şirket kurmanın peşinde…

Son Söz: Onların sahte tanrıları kendilerine olsun…

ALLAH BİZE YETER O NE GÜZEL VEKİLDİR…

 

Bu yazı yorumturkiye.com sitesinde yayınlanmıştır...

Share this post


Link to post
Share on other sites

MASLOW PRAMİDİNİN NERESİNDEDİR

Oldum olası bu teoriye içim ısınmamıştır. İçimin ısınmamasının sebebi, sanırım pramidin neresinde olduğumu kestiremiyor olmam. Bazen kendimi pramidin en ucunda acı çeker bir vaziyette oturmuş gibi hissediyorum.

İhtiyaçların, yüksek ve alçak ihtiyaçlar şeklinde sınıflandırılması kadar komik bir şey yoktur sanırım (Maslow’un teorisini oturtmak istediği sistem içerisinde tabi): Çizgi film kahramanı Snoppy’nin, anlamsızlık ve boşluk duygusundan yakındığını, Charlie Brown bir çanak yemekle içeri girince de “İşte Anlam!!!” diye bağırdığını duyunca kahkaha atıyoruz. BİZİ GÜLDÜREN ŞEY, ARAÇLA AMACIN KARIŞTIRILMASIDIR: YİYECEK, YAŞAMAK İÇİN MUTLAKA GEREKLİ BİR KOŞUL OLMASINA KARŞIN, YAŞAMA ANLAM VERMEK VE KİŞİYİ ANLAMSIZLIK VE BOŞLUK DUYGUSUNDAN KURTARMAK İÇİN YETERLİ BİR KOŞUL DEĞİLDİR. (Duyulmayan Anlam Çığlığı, Victor E. Frankl, Syf 29)

umut.jpg

Bu teori üzerinde daha fazla durmak isterdim ama bazı sorular sorup bu can sıkıcı mevzudan uzaklaşmak istiyorum:

Davası için ölüm orucu tutan adam, nefsini terbiye için çilehanelere kapanan sufi, canlı bomba olup kendini havaya uçuran insan, nazi kamplarında açlıktan ölüm döşeğine giren ve bir aziz gibi davranan adam, ölüm kampına götürülürken en sevdiği sanatçının kitabını gizlice çantasına koyan genç, idam edileceği sırada son isteği sorulan soruya “insanlık için çok yararlı bir buluş üzerinde çalışıyorum, onu yapmam için bana biraz zaman verin daha sonra idam edersiniz” diyen bilim adamı, evinde yiyecek bir lokma ekmeği yokken gelen para ile yarıda kalmış kitabını bastıran yazar pramidin neresindedir?

Bir diğer sorum da şu: Pramidin en son halkası olan “Kendini gerçekleştirme” ile, bir annenin “taş olursun inşallah” bedduasının tutması arasında ne fark var?

Share this post


Link to post
Share on other sites

Create an account or sign in to comment

You need to be a member in order to leave a comment

Create an account

Sign up for a new account in our community. It's easy!

Register a new account

Sign in

Already have an account? Sign in here.

Sign In Now
Sign in to follow this  

×