İçeriğe git

Foto

İlginç Çocukluk Hatıraları


Konuda 74 cevap var

#61
pembegül

pembegül

    Gayretkâr Üye

  • Teğmen
  • 144 Mesaj sayısı:
ahah hah. :tek_dis: Araba değil de anlaşılan ot yığını baya bir çalışmış. Hatta öyle ki çalışmaktan bitkin düşmüş, küle dönmüş. Bereket ki bu çalışmaya eviniz de dahil olmamış. :shiny:

Küçükken en büyük zevklerimden birisi annemin peşine takılıp mukabelelere iştirak etmekti. Mukabele ve sohbetlerin bana bu denli cazip gelmesinin tek sebebi ise yemeyi dört gözle beklediğim etli veya tavuklu pilav, ayran ve un helvasıydı. Gider gitmez biran evvel bitsede o bembeyaz peçeteler gül suyu nezaretinde dağıtılsa diye bekler durur, zamanı geçirmek için kendime farklı meşgaleler edinirdim. Gülsuyu eşliğinde gelen peçete, gözümde o an kaşıkçı elması halini alırdı. O peçeteyi nazik bir şekilde kıvrımlarından kurtarmak ve büyük bir dikkatle önüme sermek ise en büyük hünerlerimden birisiydi. Yine böyle birgün yemek faslına geçtik, etli pilavımızı ayran eşliğinde boğaz yolculuğuna uğurladık. Arkadan da o baklava gibi kesilmiş cevizli un helvasını da büyük bir zevkle yolcu ettikten sonra artık o evde durmamızı gerektiren hiçbir neden kalmamıştı. Mukabelelere toplu şekilde gidildiğinden bizim sokağımızdan da 5-10 hanım abla birlikte giderlerdi. Tabii annem de bunların arasında.. Neyse... Evden çıktık ve baya bir yol aldık. Ben çocukluğumun verdiği heyecan ve neşe ile yolda giderken başka şeylerle meşgul olduğumdan bir an annemin yanımda olmadığını hissettim. Annem o zamanlar benim tek sığınağım, biricik koruyucum. Böyle birini kaybetmek hissi takdir edersiniz ki çok büyük bir hayal kırıklığı yaşamama sebep oldu derken ileride yürüyen çarşaflı kadınlar sürüsü gözüme ilişmişti ki bunlardan birisini anneme benzettim. Büyük bir neşe ile koşarak bacaklarına sarıldığım, anne diye haykırdığım kadının bana yüzünü dönmesi ile kafamdan aşağı kaynar suların dökülmesi bir oldu. Evet, o kadın annem değildi. Mahcubiyet ve üzüntü ile karışık duygularla göz yaşı dökmeye başlayan ben, biraz yukarıda bekleyen annemin o kadife sesiyle ismimi hitap etmesi sonucu bu defa sevinç gözyaşlarını tutamadım. B)

Yaş 4 veya 5. :D
Farkı yok, mantarlaşmış bir kayadan, derimin;
Yüzümde çizgi çizgi, imzası kaderimin...

#62
nfk321

nfk321

    Emektar

  • YüzBaşı
  • 403 Mesaj sayısı:
İlkokula yeni başladığım dönemler.Sınıfın hem cüssece, hem de yaşça en küçüğü olmam ve bir hafta boyunca annemin peşinden ağlamam hasabiyle sınıfta ki kudurcanlardan birisi bana sabi diyordu.Yedi yaşında ki bir çocuk bu kelimeyi nereden bilir bilmiyorum ama sabi aşağı, sabi yukarı,ağlayan sabi tarzı laflarla sinir sistemime ağırdan darbe indirmeye çalışıyordu bu arkadaş.Ben o zaman ki sabiliğimle bu kelimeyi dünyanın en iğrenç ağza alınmayacak küfrü olduğunu düşünüyor, hatta böylesine terbiyesiz bir çocuğun söylediği her kelimenin çok ayıp olacağını addederek kudurcandan olabildiğince uzak duruyordum.Bir akşam ailecek oturmuş yemeğimizi yerken babam bana"Yavrum sen sabisin günahların yok o yüzden bol bol dua et"dedi.Bir anda dünya etrafımda dönmeye başladı tabi olarak babam, benim için dünyanın en muhteşem en kahraman insanı böyle iğrenç bir küfrü nasıl ağzına alır hele bana nasıl söyler düşüncelerinin hücumu ile gözyaşlarına boğularak kendimi odama attım,içeri girmesinler diye(annem kilidi saklamıştı)yatağımda ki bütün yastıkları ve oyuncaklarımı kapının önüne yığdım.Yatağa kapanmış hıçkıra ağlıyor,kesin üvey evladım ben diye düşünüyordum.İntihar psikolojisinden halliceydim yani.:)O şekilde uyuya dalmışım,annemler o aşılmaz barikatımı nasıl aşıp da girdiler odama anlayamadım.Ama yazık tek kelimeyle şoka uğramışlar,öğretmeni mi taciz ediyor,okulunu mu değiştirsek,tarzı düşüncelere bürünmüşler hemen.Neyse en sonunda beni konuşturtmayı başarınca anladılar durumu babam bir hayli gülmüştü bu olaya.
Aut disce aut discede

#63
nameless

nameless

    Ayrıldı

  • Sivil
  • 418 Mesaj sayısı:
Bir hatıramı da ben anlatayım bari..:shiny:

Ben küçükken çok çenesizdim..Zaten bir olayı defalarca anlatma huyum vardı ki herkes bu huyumdan yaka silkmişti...Çok şükür şimdi aştım..B) Sadece bir kaç kez anlatıyorum..:D

Olay şu:Bizim orda çocukların oynadığı 5 taş diye bir oyun vardır bilmiyorum bileniniz var mı, iki iki ya da daha fazla kişi sırayla 5 tane taşla atıp tutmaca oynanır.Taşlar oyuncuların arasındadır,taşın bitanesi havaya atılır ve taş havadayken bazı akrobasik hareketler yapılır .Geride kalan taşları ikişerli üçerli gruplar halinde toplamak gibi ...Oyunun 5 aşaması vardır..O 5 aşamadan sonra puanı kaparsın tekrar başa dönersin... Neyse asıl konu bu değil..İki ablam bir gün beştaş oynarken hasbelkader taşın birisi kanepenin altına gider ablalarımın ikisi de taşa bakmak için kafalarını eğerleeeeeer.....Veeee işte o muhteşem an...Kafalarını tokuştururlar....Aman Allah'ım benim için ne büyük malzeme...Gülmekten yerlere yıkılırım..Ama asıl konu bu da değil... :tek_dis: Ben gülmekten yerlere yıkılmakla kalmaz gelen giden,büyük küçük heryerde herkese anlatırım bu olayı.."Bir gün ablamgil beştaş oynuyorlardı" diye başlayan cümlemle ablalarımın kızgın bakışlarının bana yönelmesi aynı anda olurdu..Artık gınaa gelmişti ve ben birisine anlatmaya başladığımda bana çok sinirlenirlerdi, ben de onlar kızdığı için inatlarına anlatırdım..Ben anlatırdım onlar sinirlenirdi..Senelerce bu kısır döngüde sürdü gitti o talihsiz olayın izleri...:D

Ne zaman unuttum bilmiyorum :) Ama artık ablamlar da ben de rahatım...:)
Şimdi burda bunca insana anlattığımı bilseler ne yaparlar acaba...
Çekme üç beş günlük dünyaya esef!
Dayan kalbim üç beş nefes kadarcık!

#64
SiyahCeket

SiyahCeket

    Gayretkâr Üye

  • YüzBaşı
  • 116 Mesaj sayısı:
Mahalleler arası futbol turnuvaları… Bununla ilgili çok mühim bir hatıram var :

O sezon, maçlar başlamadan önce, bizim mahalle turnuvadan çekilmeye karar vermişti. Arjantin’in dünya kupasından çekildiğini (elendiğini demiyorum) düşünün. Zaten topu topu 3 takımın katıldığı turnuvamız, bizim çekilmemizle beraber, kalan iki takım için, daha turnuvanın ilk ve tek maçında %50 ihtimalli bir şampiyonluk armağanına dönmüştü…

Formasını samimi dostlarımın giydiği karşı mahalledeki takım, birgün beni ziyarete geldi. Ben de tarihi şatomun teras katında… (Koca takım beni ziyarete gelmişmiş… Şunu olduğu gibi anlatsana!) Neyse, belki de ortada buluşmuşuzdur. Bana, kendi takımlarında oynamamı teklif ettiler. Günümüz transferlerinden hiçbir farkı olmadığına inandığım bu durumu, iyice düşündüm… Bizim takım nasıl olsa katılmayacaktı… Gidip, bizim mahalledeki profesyonel futbolculara da durumu bildirdim. Tek korkum, maçlar esnasında fanatik hayranlarımdan gelecek pet şişeli, çakmaklı, ayakkabılı tepkilerdi. Sonunda, Figo’nun Real’e transferini andıran bu durum, sözleşmeme eklenen, ‘kupayı alırsak bir teneke soğuk meşrubat…’ maddesiyle gerçekleşmişti…

Turnuvanın başlamasına 1 gün kala, bizim mahalle takımı, turnuvaya katılmaya karar vermesin mi? İçine düştüğüm durumu hayal edin… İşte kulağıma çalınan bazı sözler : Gerçek takımında oyna… Bizim mahalledensin unutma… Bırak onları ve kimliğine dön… Dönmezsen bu bir ihanettir… vs vs vs… Ne yapmalıydım? Bir tarafta mahallemin takımı, diğer tarafta daha yeni sözleşme imzaladığım takım… Baskılar git gide artıyordu. Hemen karar vermeliydim. Akşamüstüydü, hala beni yolumdan çevirme uğraşındaydılar. Sonunda benden şu sözleri duydular : “Boş yere uğraşmayın. İster ihanet deyin, ister başka bir şey… Söz verdim bir kere… Dönemem…” Ordusuna hitabeden William Wallace gibiydim. Dönmedim de… Karşı mahallenin takımında oynadım. Sonunda ne mi oldu? Finalde eski takımımla karşılaştık. Büyük tehditlere rağmen çıktığım bu maçı, (hikmete bakın) benim attığım golle kazandık. :D

Uzun bir süre mahalle hainliğiyle suçlandım. Parke taşlarıyla örülü daracık sokaklarda, evin duvarlarını kale yaparak, plastik toplarla oynadığımız 13 aylık’lara beni almaz oldular. Şu oldu, bu oldu fakat çok geçmeden durum normale döndü.

Kurcalasam daha çok şey çıkar. Ne ihanetler, ne ihanetler :)

#65
Ebu Fısar

Ebu Fısar

    Sessiz Üye

  • Teğmen
  • 22 Mesaj sayısı:
Bir seferinde çay zannederekten bir bardak makina yağı içtim. Allah'tan ölmedim. Ölseydim zaten bunları yazamazdım. Hayat işte...
''İnsan bünyesine üç şey sirayet ederse sıkıntı olur; Göz, gez, arpacık.''

#66
Ebu Fısar

Ebu Fısar

    Sessiz Üye

  • Teğmen
  • 22 Mesaj sayısı:

Söz verdim bir kere… Dönemem…” Ordusuna hitabeden William Wallace gibiydim.


William Wallece, I. Richard (Aslan Yürekli Richard)'ın şatosunu yakıp, sonra da kızını kaçıran adam değil mi?
''İnsan bünyesine üç şey sirayet ederse sıkıntı olur; Göz, gez, arpacık.''

#67
Ebu Fısar

Ebu Fısar

    Sessiz Üye

  • Teğmen
  • 22 Mesaj sayısı:

William Wallece, I. Richard (Aslan Yürekli Richard)'ın şatosunu yakıp, sonra da kızını kaçıran adam değil mi?


Yoksa o Robin Hood muydu? Ya o da milletin şehirlerarası yollarda belalısıydı be kardeş. Adam milletin karısını kızını rahatsız ediyormuş vaktiyle, Londra-Birmingham hattına pusu atıp milletin altın bilezik, gümüş gerdanlık, serçe parmağa taktıkları akika taşlı kıro yüzüğünü neyin gibi kıymetlisini cuka edip, 'fakir fukaraya dağıtıyorum inan olsun' diyerekten köşeyi dönüyormuş. Bu nasıl bir feodalite anlayışı aklım almıyor.
''İnsan bünyesine üç şey sirayet ederse sıkıntı olur; Göz, gez, arpacık.''

#68
sark

sark

    Emektar

  • YüzBaşı
  • 795 Mesaj sayısı:
Ahaha çok güzel paylaşımlar gelmiş, bu saatte pc başında gülmekten bir hal oldum. Bir tane de bizden gelsin bakalım.
Şimdi efendim, ben bizim ailenin en zıpır ve de en küçük kızı olarak sanırım ablamgillerden ve de ebeveynlerden fazla yüz bulmuşum. Biraz böyle erkek gibi takılmayı seviyorum o zamanlar. Astığım astık, kestiğim kestik. Okulda dörde gidiyorum, gözümün tutmadığı bir kız vardı; hanım hanımcık bir şey. Allahım öyle uğraşıyorum ki bunla, hocadan azar işitmelerin dibi gelmiyor fakat uslanmıyorum. Sonunda kadın babama kadar olayı aksettirdi; eşkıya mı yetiştirdiniz, kız çocuğu mu?!diye babama veryansın ediyor. Bak bu laf ağırıma gitmedi değil:) Bir de aynı gün bahçesinden ayva (ç)aldığımız teyze de kapıya dayanınca, babam zıvanadan çıktı. Bir azar, bir azar öyle ki kızın yakasını bıraktık:)

Bir keresinde de ablamla alışverişe gidiyoruz çarşıya. Yanında böyle abi edasıyla yürüyorum. Anam bir baktım uşağın biri arkamıza takılmasın mı! Ablam onyedili, körpe zamanları.. Fena kafam attı. Dönüyorum ters bakışlar atıyorum, gözlerimle dövüyorum bana mısın demiyor. Ablam ancak tavana kuvvet koşaryürür gidiyor. Döndüm; baksana bana sivilceli surat! dedim:) Sen kimi takip ediyorsun?! Çocuk da fazla süttü sanırım, arazi oldu.

Bir de daha ufaklı yaşlardan dem vurup bırakayım artık. Bilirsiniz çocuklar için mahalleye kurulan pazarlar vazgeçilmezdir, en azından benim için öyleydi. Yaşımı hatırlayamayacak kadar küçüğüm. Öyle ahım şahım bir durumumuz yoktu her pazara çıkacak kadar, ama o gün pazara gitme sevdasıdır beni sarmış. Öyle ki evimizin camlarını taşlıyor ve; haydin pajara :) diye bağırıyormuşum. Annemler bugün olsun anlatırlar zaman zaman.
"Benim olmadığım yerde kimse yoktur!"

#69
benser

benser

    Gayretkâr Üye

  • Teğmen
  • 40 Mesaj sayısı:
Çocukluğum, amcam ve arabesk şarkılarıyla geçti :)
O yaştaki çocuğa Müslüm-Orhan-Ferdi abiler üçlemesi dinletirsen, o ağır şarkılar tabi yanlış anlaşılacak.
Mesela deyip, iddia etmemin neticesinde amcamın çıldırmasına sebep olan o yanlış anladığım şarkılara gireyim :)

Doğrusu:
O durmayan yolcu, sen garip hancı.

Anladığım:
Odunla yan yolcu, sen garip hancı.

................................................................................


Doğrusu:
Aşk kapıyı çalınca
Gönüle yasak olmaz.

Anladığım:
Aşk kapıyı çalınca
Gönüle yağ satılmaz.

................................................................................


Doğrusu:
Sen de bil kahrına bu can dayanmaz,
Yaşamak çok güzel, seninle ziyan.

Anladığım:
Sen de bil kahrına bu can dayanmaz,
Yaşamak çok güzel seninle Ziya. ( Amca kim bu Ziya :) )

................................................................................

Doğrusu:
Razıyım Yarabbim razı,
Var ise cezam.

Anladığım:
Razıyım Yarabbim razı,
Bari secerem?

................................................................................

Doğrusu:
Gün gelir utanır sanma ayıran

Anladığım:
Gün gelir utanırsan Mayıran. (Mayıran diye kız ismi mi olurmuş amca)

................................................................................


Doğrusu:
Barda durur barmen minik şişe elinde.

Anladığım:
Varlığı var mendili şişe elinde. (Delikanlılık çağlarımın şarkısı olsa da yine de yanlış anlıyormuşum)

................................................................................


Doğrusu:
Birgün bir köşede sızıp kalırsam,
El tanımasa da sen tanır mısın?

Anladığım:
Birgün bir köşede sızıp kalırsam,
Ertan'ı masada sen tanır mısın? (İsimlere takmıştım, ne yapayım :D )

................................................................................


Doğrusu:
Karaya ak denilir mi?
Amaya bak denilir mi?

Anladığım:
Karaya ak denilir mi?
Almaya bak denilir mi? (Alma: Galiba Azerice elma demek diye düşünüyordum)

................................................................................

Doğrusu:
Oy oy oy Emine,
Çekme beni yemine.

Anladığım:
Oy oy oy Emine,
Çekme beni evine. (Bu ne sapıklık diye de kızardım)

................................................................................


devam eder, gider...

#70
Çelebi Mehmet

Çelebi Mehmet

    Gayretkâr Üye

  • Teğmen
  • 48 Mesaj sayısı:

Doğrusu:
Barda durur barmen minik şişe elinde.

Anladığım:
Varlığı var mendili şişe elinde.

Doğrusu:
Sen de bil kahrına bu can dayanmaz,
Yaşamak çok güzel, seninle ziyan.

Anladığım:
Sen de bil kahrına bu can dayanmaz,
Yaşamak çok güzel seninle Ziya. ( Amca kim bu Ziya )


Doğrusu:
O durmayan yolcu, sen garip hancı.

Anladığım:
Odunla yan yolcu, sen garip hancı.


Gülmekten öldüm desem yeridir :)
Gah Giderim Medreseye Ders okurum Hak İçün
Gah Giderüm Meyhaneye Demlenürüm Aşk İçün

#71
kosem

kosem

    Müdavim

  • Teğmen
  • 364 Mesaj sayısı:

Çocukluğum, amcam ve arabesk şarkılarıyla geçti :)
O yaştaki çocuğa Müslüm-Orhan-Ferdi abiler üçlemesi dinletirsen, o ağır şarkılar tabi yanlış anlaşılacak.
Mesela deyip, iddia etmemin neticesinde amcamın çıldırmasına sebep olan o yanlış anladığım şarkılara gireyim :)

Doğrusu:
O durmayan yolcu, sen garip hancı.

Anladığım:
Odunla yan yolcu, sen garip hancı.

................................................................................


Doğrusu:
Aşk kapıyı çalınca
Gönüle yasak olmaz.

Anladığım:
Aşk kapıyı çalınca
Gönüle yağ satılmaz.

................................................................................


Doğrusu:
Sen de bil kahrına bu can dayanmaz,
Yaşamak çok güzel, seninle ziyan.

Anladığım:
Sen de bil kahrına bu can dayanmaz,
Yaşamak çok güzel seninle Ziya. ( Amca kim bu Ziya :) )

................................................................................

Doğrusu:
Razıyım Yarabbim razı,
Var ise cezam.

Anladığım:
Razıyım Yarabbim razı,
Bari secerem?

................................................................................

Doğrusu:
Gün gelir utanır sanma ayıran

Anladığım:
Gün gelir utanırsan Mayıran. (Mayıran diye kız ismi mi olurmuş amca)

................................................................................


Doğrusu:
Barda durur barmen minik şişe elinde.

Anladığım:
Varlığı var mendili şişe elinde. (Delikanlılık çağlarımın şarkısı olsa da yine de yanlış anlıyormuşum)

................................................................................


Doğrusu:
Birgün bir köşede sızıp kalırsam,
El tanımasa da sen tanır mısın?

Anladığım:
Birgün bir köşede sızıp kalırsam,
Ertan'ı masada sen tanır mısın? (İsimlere takmıştım, ne yapayım :D )

................................................................................


Doğrusu:
Karaya ak denilir mi?
Amaya bak denilir mi?

Anladığım:
Karaya ak denilir mi?
Almaya bak denilir mi? (Alma: Galiba Azerice elma demek diye düşünüyordum)

................................................................................

Doğrusu:
Oy oy oy Emine,
Çekme beni yemine.

Anladığım:
Oy oy oy Emine,
Çekme beni evine. (Bu ne sapıklık diye de kızardım)

................................................................................


devam eder, gider...



çok güzelmiş ya güzel :) benimde bi arkadaşım var o 22 ye geldi hala şarkıları yanlış anlıyor :)şarkının orjınalinede daha inanmıyor :)

#72
mütereddid

mütereddid

    Co Admin

  • General
  • 764 Mesaj sayısı:
Çıkmış hakikaten "güzel şeyler" :)

Yaşının üçünü beşini hatırlamıyorum, bir tıfılın hikayesi de benden..

Peder doktor.. Haliyle eş-dost komşu-akraba ücretsiz istifade ediyorlar bu fırsattan. Tabiplik başka birşey.. Neyse..

Birkaç bina ötede oturan eski komşumuzun kızlarından biri şifayı kapmış, akşamleyin ablasıyla beraber doktor amcalarının evine geldiler. Günün yorgunluğu, doktor amcanın dilindeki tatılığa tesir etmiyor. Herhalde iğne yapsa "sinek ısırığı" zannedecek.. Çocukla çocuklaşan babamın hali seyre şayan. Çocuk muaynesi ayrı bir ihtisas istiyor..

Velhasıl, doktor amca muaynesini bitirirken, mütevazi salonumuzun sünger sedirinde oturan küçük misafirimize :

-"Bizim hiç kızımız yok, sen bizim kızımız olur musun?"

Bitkinliği gözlerinden akan soluk benizli küçük kız kısa bir süre düşündükten sonra, bütün masumiyetiyle şöyle cevaplıyor:

-"Ama benim sorunlarım vaaar!"

*

#73
aslıhan

aslıhan

    Gayretkâr Üye

  • Teğmen
  • 131 Mesaj sayısı:
-"Ama benim sorunlarım vaaar!"

*
Çok güzel yaa :)
Sadakat tek kalıp bir elbıseydi... Kimine bol geldı kimine dar geldi... Dürüstlük çok beyazdı.. Temiz tutamam deyip kimse almadı..velhasıl insanoğlu çıplak kaldı.. Ar, edep ve haya sıgınacak bir beden aradı... İste ask bütün kusurları bir ten olup kapattı.. Ask'a bir vefa borcu kaldı onuda Allah için sevenler aldı... Hz. Mevlana

#74
mütereddid

mütereddid

    Co Admin

  • General
  • 764 Mesaj sayısı:

Ben çocukluğumun verdiği heyecan ve neşe ile yolda giderken başka şeylerle meşgul olduğumdan bir an annemin yanımda olmadığını hissettim. Annem o zamanlar benim tek sığınağım, biricik koruyucum. Böyle birini kaybetmek hissi takdir edersiniz ki çok büyük bir hayal kırıklığı yaşamama sebep oldu derken ileride yürüyen çarşaflı kadınlar sürüsü gözüme ilişmişti ki bunlardan birisini anneme benzettim. Büyük bir neşe ile koşarak bacaklarına sarıldığım, anne diye haykırdığım kadının bana yüzünü dönmesi ile kafamdan aşağı kaynar suların dökülmesi bir oldu. Evet, o kadın annem değildi. Mahcubiyet ve üzüntü ile karışık duygularla göz yaşı dökmeye başlayan ben, biraz yukarıda bekleyen annemin o kadife sesiyle ismimi hitap etmesi sonucu bu defa sevinç gözyaşlarını tutamadım. Gönderilen resim

Yaş 4 veya 5. Gönderilen resim


:) Ah o pazarlar.. Anlık bir dikkatsizliğin pazarı korku filmine dönüştürdüğü cumartesi günleri.. Ben de aynı şekilde kim bilir kaç kere; uzun zamandır anacığım zannedip peşinden yürüdüğüm çarşaflının, hiç tanımadığım bir teyze olduğunu farketmemle başımdan aşağı kaynar sular dökülmüş, kaybolmak korkusuyla pazarı bir aşağı bir yukarı voltalamışımdır.. Teyzelere anons: sahip çıkın bacım çocuğunuza!

Kurcaladıkça neler çıkıyor..

Hayır yazmadan edemeyeceğim..

Bir başka komşu çocuğu.. Neymiş bu sizin ev de demeyin, malum, evde bilgisayar olunca neticesi böyle oluyor.. Yine günlerden bir gün, FİFA oynarken futbolcu isimlerini ve yaptıkları manevraarı büyük bir heyecanla sayarak kendi spikerliğini üstlenmiş evsahibi abisini pür dikkat dinleyen ve seyreden bizim komşu çocuğu, bir müddet sonra meydana gelen kısa bir sükuttan istifadeyle bombayı patlatıyor:

-"Nerde o b.klu oyuncu?"

(Bilmem hangi yabancı takımın yıldız oyuncusu Kaka'yı kastediyor kardeşimiz)

Evdeki kahkahayı siz tahmin ediniz.. :)

#75
ali melikşah

ali melikşah

    Gayretkâr Üye

  • Teğmen
  • 61 Mesaj sayısı:

Genelde pazar günleri klasiği olan banyo. Annemin bizleri sıraya koyup, banyo kazanına odunu ver ha ver yaparak ateşi körüklemesi, leğenin ya da bizim oraların deyimiyle teştin içinde bizi yıkaması, ev sobalı olduğundan hemen sarıp koşun sobanın yanına demesi, sonra başımızda bit var mı yok mu diye analiz yapması çocukluğumun güzel hatıralarından birisidir.

 

Kola kutusu, cam şişe, bakır, demir toplayıp hurdacıya satmak. İmece usulü aldığımız plastik topun patlaması sonucu gözyaşlarına boğulmak, sınıfta muz yiyen birisini gördüğümde "bunlar bayağı zengin, biz değiliz" demek, kurşunkalemimi neredeyse görünmez hale gelene kadar açmak.

 

Benim gizlice aşık olduğum kızın bana da gizlice aşık olduğunu öğrenmek, annemin onun annesine "bizim oğlan size çok gidip geliyor, sizi seviyor teyzesi, sizin kızı bizim oğlana mı alsak" demesi.

 

Bir mıh gibi, punto gibi, zımba gibi işlenmiş hatıralar, hayatlardı bunlar.

 

Güzelim ülkemde çocuk olmak bile büyük sorumluluktu, uğraştı bence.





Cevap Ekle