İçeriğe git

Foto

Benim Gözümde Menderes


Konuda 9 cevap var

#1
Muvazene

Muvazene

    Emektâr

  • YüzBaşı
  • 2.264 Mesaj sayısı:
Üstadın Türkiye’nin en kritik devirlerinden birine ayna tutan siyasi hatırat türündeki bu kitabı, Milli şef devrinde birtakım vesilelerle temasa geçtiği üç başvekilin ruh, mizaç, iman, fikir manzarasının tahlili ile başlıyor. Recep Peker, Refik Saydam ve Şükrü Saraçoğlu’ndan müteşekkil bu üçlü içerisinde İslam nefreti ayyuka çıkan, Üstada rüşvet vermek için ona yol parasını gönderip Ankara’ya davet eden ve bu lutfunun(!) karşılığında Chp’yi unutup Demokrat Parti ile uğraşmasını tembihleyen Recep Peker ile (rüşvet hadisesini okumak için tıklayın); “varlık vergisi” adı altında azınlıkları resmi olarak soyan ve kepenk yağcısı bir Yahudi’yi yağ tüccarı diye kaydettirip yüzlerce lira vergi isteyen, parayı alamayınca onu taş kırmaya mahkûm eden bir zulüm misalinin aktörü olan, devrindeki gazetelere “Allahtan ve ahlaktan bahsetmek yasaktır” gibi İslam düşmanlığını en berrak şekilde ortaya dökücü bir tamim yayınlayan, Büyük Doğu’yu ilk defa kapattıran , Komünizmi önlemek için, İslamiyet’i kuvvetlendirmekten başka çare yoktur” diyen vekile –Kırmızı zehiri yeşil zehir ile tedavi edemeyiz- diyen, meşhur 163. maddenin babası olan Şükrü Saraçoğlu’nun dışında Refik Saydam nefs muhasebesinin tesirine girmesi hasebiyle bahsi geçen diğer iki vekile göre farklı bir konum teşkil eder. Üstadın banka işinde çalışırken dış çizgileriyle tanıdığı, daha sonra ruh, fikir, iman zeminini de göreceği Celal Bayar’ın hakkında ise tek bir bölümden ziyade, ruh çizgileri eserin yekûnuna yayılmaktadır ve yeri geldikçe her cihetten muhasebesi yapılmaktadır.

Demokrat Parti’nin kuruluş sürecinde CHP içinde vuku bulan vakalar ve vakaların failleri etrafında akmaya başlayan kitap, birçok tarihi kişiliğin, hadisenin tetkiki, kişilerin ve hadiselerin ruhuna kadar inen muhakemeler, ( bilhassa kitabın tamamına yayılan Adnan Menderes’in ruh zemininin tahlilleri) Türkiye’nin o devirde içinde bulunduğu ahvalin muhasebesi ile sosyolojik ve psikolojik tahlillerin yer aldığı ve Demokrat Partinin hangi atmosferde hangi cereyanlar üzerine kimler tarafından tohumunun atıldığı, çok partili sisteme geçişte Amerikanın dürtüşünün rolü, kurulduğundan bitişine kadar fikirsiz ve gayesiz bir teşkilat olmaktan öteye geçemeyen ve Menderes’in bir türlü tutturamadığı, varamadığı, eremediği, olamadığı halin izharı ile birlikte kitap dokuz ana başlık altında toplanmıştır.

Kitabın ilerleyen sayfalarında Adnan Menderes’in dünyaya gelişinden Demokrat Parti’nin başına geçişine kadar geçen sürecin geniş bir yelpazede tetkik edilmesi, aile bağlarından ruh çizgilerine kadar müşahhas ve mücerret zemine oturan her noktanın teşhisi ve tahlili karşımıza çıkmaktadır.

Büyük Doğu’nun neşredilmeye başladığı yıldan meşum darbenin patladığı zamana kadarki devirler arasında Büyük Doğu’nun nasıl bir açılış ve kapanış çizgisi izlediğini, Büyük Doğu’nun geçirdiği safhaları, hangi şartlar dâhilinde çıkartıldığı, ne sebeplerle kapattırıldığı hakkında da tafsilatlı malumata ulaşmak mümkün. İçte ve dışta sürdürülen politikaların tahlili, Üstadın Demokrat Parti devrini 3 ana başlıkta incelemesi bilhassa boyuna gaflet devri bölümünde iyice netleşen ruhsuz madde imarı, madde eserlerinin yanında mana eserleri vermekten mahrum oluş, ortaya ruh ve fikir ülküsü konulamaması ve pırıltılı bir şekilde fabrikalar, limanlar, yollar, okullar ülkede çoğalmaya başlayan ve birçok tesisin yani madde imarının, bağlı olduğu ruhi oluş gayesinden nasiplenememiş olması bir daha göstermektedir ki, manaya, mücerrete, ruha, imana bağlı olmayan madde köpürtüleri, insanın hakiki oluş, varlık gayesini resmeden bir tablo olamamaktadır.

Her türlü çöküş ve bitiş, milli ruh köküne bağlı olmamaktan ve insanın asıl gayesini ihmalden doğmuştur.

Kitapta vurgulanan en önemli noktalarından biri hiç şüphesiz Üstadın demokrat partiye biçtiği gaye ve oluş sebebinin parti tarafından hayata geçirilememiş olmasıdır. Üstadın bu husus hakkında enfes bir yorumu var. Gelen Demokrat Parti değil, giden Halk Partisidir. Yani Demokrat Parti’nin seçilme sebebi onu başta görmek değil, Chp’yi iktidardan defetmek arzusudur. Demokrat Parti, Halk Partisine duyulan kin ve nefret sayesinde başa geçmiştir.

Kitabın son bölümlerinde yakından Menderes başlığı altında tipi, Menderes ve din, Menderes ve dünya görüşü, Menderes ve arkadaş, Menderes ve kadın alt başlıkları ile Menderes isminin yanında telaffuz edilen mefhumlara dair yapılan incelemeler mevcuttur.

En son bölüm yassıada adını taşımakta ve darbenin yapılışından sonra vuku bulan hadiselerin tahlili yapılmaktadır.

Kitap şu 9 ana başlıktan teşekkül etmiştir:
1-Başvekiller Boyunca
2-Demokrat Parti ve Ben
3-İktidara Kadar
4-İktidar ve Menderes
5-Hedefsiz Gayret
6-Boşuna Zahmet
7-Boyuna Gaflet
8-Yakından Menderes
9-Yassıada

Kitapta Menderes ile muhatap olan kişiler tarafından kaleme alınan anı türündeki kitaplardan, mevzuların gidişatına göre iktibaslar yapılmakta ve hadiselerin yorumlanmasına farklı zaviyelerden yaklaşmak mümkün hale gelmektedir. (Samet Ağaoğlu-Arkadaşım Menderes, Şevket Süreyya Aydemir- Menderes’in Dramı, Celal Bayar-Başvekilim Adnan Menderes)

Kitabın önemli bölümlerinden olan Üstadın kitabı yazış gayesini çerçevelediği kısım aşağıya iktibas edilmiştir:

Bu eser Adnan Menderes vesilesiyle, benim, kendi öz kalemimle bir nev’i siyasi hal tercümem, (oto-biyografi) kabul edilmelidir. Adnan beyle etrafının (objektif) resimlerini çizmek ve düpedüz hayat hikâyelerini vermek gibi bir gayretten uzağım. Aksine tam gerçeğe bağlı (sübjektif) bir metodla, benim siyasi hayat çerçevemde ve ruh aynamda tecellisini bulduğum Adnan Menderes, Partisi ve muhiti üzerindeyim. Bu bakımdan, eserime alâka duyacak olanlar, orada önce beni, davamı, sonra Adnan beyi, Partisini ve etrafını bulacak ve bütün bunların iç hakikatlerini bende tecelli etmiş şekilleriyle görecekleredir. Ve bakalım, bu şekiller, kaba (realite)lerin manalandırılmaları noktasından mahrem gerçekleri, kimsenin gözüne değmeyen iç noktalariyle verebilecek mi, veremeyecek mi?
Bütün çalışmam, Menderes’i en ileri Müslüman-Türk Gözüyle, yepyeni, bu gözün hadiselere nüfuz haysiyeti bakımından da hakikate en yakın bir tefsire kavuşturmak gayesiyledir; ve böyle olduğu içindir ki, benden basit zaman kalıpları içinde hadiseleri kaba bir istife tabi tutucu bir zabıt katibi rolü beklenmemelidir.
Bu yüzden bazı hadiseler silsilesi üzerinden kuşbakışı bir nazarla çabucak geçerken bazıları üzerinde derinliğine duruşum, hep aynı ölçü icabından...
Biricik meselem, Sonsuza varmak...

#2
Muvazene

Muvazene

    Emektâr

  • YüzBaşı
  • 2.264 Mesaj sayısı:
(Aynı kitaptan iktibastır)

ŞAHİTLİK

Beni yassıada’ya şahitliğe çağırdılar. Nasıl gittiğimi, mahkeme salonundaki güdümlü yuhacılara karşı ne gibi bir tavır ve tedbir düşündüğümü Cinnet Mustatili “Yılanlı Kuyudan” kitabı çerçevelemişti. Hakim huzurunda söylediklerimi ise oradan alıp eksikliklerini tamamlayarak göstermeliyim:

“Galeri (yuhacılar) tıklım tıklım dolu... Hâkimler Heyeti tek çizgisi üzerinde dizili oldukları ziyafet masasında... Salonun ortasını ve büyük kısmını kaplayan sanıklar yerindeyse çenesi göğsüne yapışık nebat hayatı içinde tek bir insan, Adnan Menderes...

Salona sert bir yürüyüşle girdim ve hiç tereddüt geçirmeden şahit parmaklığına doğru yürüdüm.

Dehşet!!!

Çıt yok!... Kimsede, eğilme, kımıldama, başını çevirme gibi bir hareket de yok!.,. Her şey taş gibi donmuş içeriye giren kirkık saçlı (hapishaneden geldiğim için saçlarım kırkık) baş gericiye bakıyor. Bilhassa O... Meşhur Savcı Egesel... “

.......

Âmme adına ihtilâlin müdafii, talâkatli, adaletli, faziletli Savcı... Başını, cübbesinin kenarları sırma işlemeli, beş parmak yüksekliğinde kırmızı yakasına gömmüş, birer gölge çukuru halindeki gözleriyle bana bakıyor. Dünyanın en yalnız insanı Adnan Menderes de beni görüyor, görebiliyor ve dudaklarında hançerle açılmış yara gibi ıstıraplı bir tebessümle gülümsemeye çalışıyor.

Allah o anda halime nasıl bir heybet edası vermiş olmalı ki, başta galeri ve Savcı bulunmak üzere bütün salonda bir çarpılma, donma ve hareketsiz kalma havası yüzüme çarptı.

Yassıada duruşmalarında verdiğim cevaplar, kelimesi kelimesine teype alındığı halde radyodan verilmediği, hiçbir gazetede de neşir cesaretine rastlanmadığı için onları ilk defa olarak burada sıralamak faydalı olsa gerek...

Reisin, şahitten ziyade suçluya yaraştırırcasına sorduğu ilk sual:

- Gençlik sizin aleyhinizde; ne dersiniz?...

- Hangi gençlik?... Mahalle aralarında bando mızıka geçerken önünde ve arkasında giden sümüklü kopillere eşit meydan yerlerini doldurucu zamane çocukları mı? Yoksa 32 dişini birbirine gömmüş ve her biri bir köşeye çekilmiş ıstırapla susan, milyonluk, mukaddesatçı Anadolu gençliği mi? Bunlardan hangisi benim aleyhimde, hangisi lehimde söyleyeyim mi?

- Hayır, söylemeyiniz!

Reisin gerekli cevabı aldıktan sonra netice hükmüne bağlanmasını istemediği mânasına bu "hayır!" ihtarı gayet manalıdır ve her defa tekrarlanacaktır.

- Büyük gazeteler de aleyhinizde... Ne dersiniz?

- "Büyük gazete'den murad nedir? Tiraj sağlamak için işi fuhuş albümcülüğüne döken baldırbacak gazeteleri mi?,.. Büyük gazetenin ne demek olduğunu arz edeyim mi?...

- Hayır!

Sual:

- Sizin için din istismarcısı diyorlar, ne dersiniz?

- Sizi tenzih ederek arz edeyim ki, Reis beyefendi, din gayreti gösterenlere istismarcılık izafe etmekten daha fecî ve şenî bir mefhum istismarı olamaz. Su eritir, ateş yakar, yâni keyfiyetini icra eder, istismar etmez... Dindar için de aynı şey... İstismarın ilk şartı ve kanunu samimiyetsizliktir. İmanın ilk şartı ve kanunu da ihlâs ve samimiyet olduğuna göre mü'minlere böyle bir isnad, minareye kuyu demek kadar abestir ve tâbir hokkabazlığiyle hamakat istismarının ve fikir iffetsizliğinin ta kendisidir. Misallerle izah edeyim mi?

- Hayır!
**
Mahkemenin burdan sonraki kısmı daha önceden açılan bir başlığa eklendiği için ayriyeten buraya almıyorum. Buraya tıklayarak devamına ulaşabilirsiniz.
Biricik meselem, Sonsuza varmak...

#3
sark

sark

    Emektar

  • YüzBaşı
  • 795 Mesaj sayısı:
Nazik anlarda bir dostuna demişti ki , Adnan Bey:
''_Kardeşim! Şu Ankara'ya bak! Şu ufka bak!Şu Mehmetçiğe bak! İhtilal olacak diyorlar! Bu Mehmetçik mi bana ateş edecek? Ben ki,onun köyüne yolu götürdüm,suyu götürdüm,makineyi,işi,parayı götürdüm...Onun için,onun Ayşe'si için, Fatma'sı için,anası için,babası için, neler yapmadım?Ben gecemi,gündüzümü,bunlara adamadım mı?... Bunlar mı ihtilal yapacaklar?....''


Bilmiyordu ki,sam yeli eserken sapsarı bozkırlara bakıp iç geçirerek köyünü ve tarlasını düşündüğü Mehmetçik,kılıç gibi,hançer gibi,balyoz gibi bir şeydir; ve anadan,babadan devralınan mutlak itaat,sorgusuz baş eğme hasleti yüzünden,kimin eline geçerse onun işini yapar...


Ah Menderes,daha neler bilemedin sen, neler!....
"Benim olmadığım yerde kimse yoktur!"

#4
sark

sark

    Emektar

  • YüzBaşı
  • 795 Mesaj sayısı:
BİRİNCİSİ:
Üzerinde toplanan bütün hıncın tam manasıyla sivil olmadan ileri geldiğini bilemedin ve ona göre davranamadın!

İKİNCİSİ
Harbiye'den başlayarak ordunun içine girmek,oraya yeni bir mana,ve bir çift göz ve kulak yerleştirmek gerektiğini,yoksa orduyu müdahalesiz ve kendi başına bırakmanın onca bir nevi düşmanlık sayılacağını bilemedin ve ona göre davranamadın!...

ÜÇÜNCÜSÜ
Tanzimattan beri gelen sahte inkılaplara 'dur!' demeyi,bu davada asıl sorumlu Halk Partisini topyekun eseri ve tesiriyle iptal etmeyi,Allah'ın sana biçtiği memuriyete göre Türk'ün ruh köküne dayalı gerçek inkılabın ne olduğunu göstermeyi bilemedin ve ona göre davranamadın!..

DÖRDÜNCÜSÜ
Toprak ve köylü sermayesine yönelici milli iktisat politikası takip etmenin,mason,yahudi ve kozmopolitler elindeki karanlık sermaye merkezlerini kudurtacağını ve aynen olduğu gibi,seni zaif düşürmek için partini hiziplere böldüreceğini ve seni zıtlarınla halkalayacağını bilemedin ve ona göre davranamadın!..
"Benim olmadığım yerde kimse yoktur!"

#5
sark

sark

    Emektar

  • YüzBaşı
  • 795 Mesaj sayısı:
BEŞİNCİSİ
Hesap sormayanlara mutlaka hesap sorulacağını,üstelik,aynen olduğu gibi, kendisinden hesap sorulmayanın kendi öz suçunu hesap sormayana devr ve havale edeceğini,onu aslında kendi suçiyle suçlandıracağını bilemedin ve ona göre davranamadın!..

ALTINCISI
Ruhlara hakim olunmadıkça ve orada bir imar sahası açılmadıkça madde imarının basit ve haris gözlere mirasyedilik gibi görüneceğini ve içtimai sınıfları yeni refah şartları istemeye doğru tahrik edeceğini,ortalığa bir açgözlük havası yayılacağını ve bazı sınıfların bu hava içinde müthiş yağmacılık hissine kapılacaklarını ve haklarını gasbedilmiş sayacaklarını bilemedin ve ona göre davranamadın!..

YEDİNCİSİ
Tepeden ve etrafındaki zıt kutupları tasfiye ve tesviye edip partini yekparelikle bütün aykırılıkların üstünden silindir gibi geçmeyi, tezatsız bir kadro kurmayı bilemedin ve ona göre davranamadın!..

SEKİZİNCİSİ
Partisini bağlı milliyetçi ve mukaddesatçı gençliği kendi elinle boğmak yerine,ne yapıp,dere,tepe,bunları dörtlü ümit yaprağı ararcasına bulmak ve demetlemek icap ettiğini bilemedin ve ona göre davranamadın!
"Benim olmadığım yerde kimse yoktur!"

#6
sark

sark

    Emektar

  • YüzBaşı
  • 795 Mesaj sayısı:
DOKUZUNCUSU
Sana hesap soranlara ''asıl hesap soracak olan benim!'' diye ölmeyi bilerek kahramanlaşmayı bilemedin ve ona göre davranamadın!..

*************
Bana,temiz bir müminin anlattığına göre,asıldığı günün gecesi,saf ve dünyadan geçmiş bir İslam kadını,rüyada,Allah'ın Resulu'nu görmüş... Kainatın Efendisi,kadına sol elini zatmış.. Kadın,acaba niçin Alemin Fahri bana sağ elini uzatmadı diye düşünürken cevap gelmiş:

Sağ elimde Adnan var!..
Bu bir rüyadır,hiçbir bakımdan şer'i huccet değildir ve yalnız görüldüğü hakikattır;öz hakikatıyse Allah'a malum...
Fakat her şeye rağmen,ötelere ve esrar alemine inananlar için güzel bir ümit vaadı...
Eğer Allah,İslamiyeti koruduğun yalanını,sana,o beyin yırtıcı ve yürek delici yalnızlığın içinde doğrulttuysa,sen bir şehitsin ve Allah Resülu'nun iltifatına layıksın...

Elveda Adnan Bey!
İnsaallah yeni yetişeceklere ders olursun!..
Elveda!..
"Benim olmadığım yerde kimse yoktur!"

#7
sark

sark

    Emektar

  • YüzBaşı
  • 795 Mesaj sayısı:
Adnan Menderes ( Son Sözleri )



"Sizlere dargın değilim...

...Sizin ve diğer zevatın iplerinin hangi efendiler tarafından idare edildiğini biliyorum. Onlara da dargın değilim.
Kellemi onlara götürdüğünüzde deyiniz ki, Adnan Menderes hürriyet uğruna koyduğu başını 17 sene evvel almadığınız için sizlere müteşekkirdir.
İdam edilmek için ortada hiçbir sebep yok.
Ölüme kadar metanetle gittiğimi, silahların gölgesinde yaşayan kahraman efendilerinize acaba söyleyebilecek misiniz? Şunu da söyleyeyim ki, milletçe kazanılacak hürriyet mücadelesinde sizi ve efendinizi yine de 1950’de olduğu gibi kurtarabilirdim.
Dirimden korkmayacaktınız. Ama şimdi milletle el ele vererek Adnan Menderes’in ölüsü ebediyete kadar sizi takip edecek ve bir gün sizi silip süpürecektir.
Ama buna rağmen duam sizlerle beraberdir.
İnfaz Saati: 13.27''



Adnan Menderes
"Benim olmadığım yerde kimse yoktur!"

#8
SiyahCeket

SiyahCeket

    Gayretkâr Üye

  • YüzBaşı
  • 116 Mesaj sayısı:
Uzun sayılabilecek bir aradan sonra tekrar Üstad okumaya yönelen masam, sandalyem, lambam, odam ve tüm bunları aynı çatı altında görmekten gelen arzuya hayran kalan ben, geri dönüşü (Benim Gözümde Menderes) ile yapıyor şuan. Kitabın başlarında sayılırım. 9 ana başlığın birkaçını geride bıraktım henüz. Üstadın, insanı cezbeden müthiş üslubu yanında, 100. sayfaya gelmeden not edilmesi gereken, çeşitli durumlarda dile getirilmesi gerekli, dikkat çekici birçok şey var. Şu dakikaya kadar, hayranlık, tebessüm, şaşkınlıkla çevirdim sayfaları. İlerleyen günlerde bunlara eklenecek şeylerden biri de gözyaşı olacak sanırım.

#9
sark

sark

    Emektar

  • YüzBaşı
  • 795 Mesaj sayısı:
Vaktin yaklaşması hasebiyle tekrar gazete manşetleri meş'um hadiseye değinecek. Her yıl olduğu gibi 27 Mayıs İhtilali'nin sene-i devriyesini anacağız. Yine gazeteler Merhum Menderes'in iki asker koluna girmiş dar ağacına giderkenki resmini gösterip içimizi dağlayacak. Kimileri bununla alakalı kitaplar yazıp aynı dönemde piyasaya sürecek ve imzalayacaklar. Bilinmedik kaynaklara ulaşılacak, daha tarihin kara deliğine gömülmüş ne hakikatlerin olduğunu fark edecek; "Bu da yapılır mı, bunlar (afbuyurun) hayvan dahi olamaz!" diyeceğiz. Zira yakın zamanda elimden geçen bir eserde dehşet satırlara rastlamış ve de resmen donup kalmıştım. Bir şey biliyorum ki, olanların hepsini bilmiyoruz.

Tarihimizin nur yüzünde kara bir leke olarak ilelebed sürecek olan bu hadise, Üstad'ımızın "Benim Gözümde Menderes" eserinde de kapsamlı, geniş hatlarla ele alınmış ve de muazzam tahlillerle eşsiz görüş ve de fikir süzgecinden geçip bizlere ulaşmış vaziyette. Kesinlikle her Türk gencinin, kimlerin, neden ve de nasıl bu tarihe hainliğini, mazisine, vatanına bağlı soylu kahramanları neden ipe çektiğini, yaptıkları bu zulmü bilmeli, okumalı ve de asla unutmamalıdır. Bizler mazisinden ders alıp atisini inşa edecek gençler olarak bunu kendimize vazife bilmeliyiz.
"Benim olmadığım yerde kimse yoktur!"

#10
Miralay

Miralay

    Müdavim

  • YüzBaşı
  • 311 Mesaj sayısı:
Bu kitabı okuyan birilerinin gözünde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, birden Adnan Menderes oldu mu?
Ak Parti de, okuyanların gözünde, Demokrat Parti'ye dönüştü mü?
Vallahi ne yalan söyleyeyim, ilk okuduğum zaman direk Demokrat Parti, Ak Parti ile, Adnan Menderes Recep Tayyip Erdoğan ile, karşılık buldu.
Ak Parti'nin yaptıklarını, Üstad'ın dilinden kitapta belirtilenlerle kıyasladığınız zaman, bana hak vereceksiniz.
Bana göre iki iktidarda da, sunni, altyapısı olmayan, yapap ve köksüz bir büyüme mevcuttur.
Üstad, bu dediğimi Demokrat Parti iktidarında yapılanları anlatırken belirtiyor.
Ak Parti iktidarında yaşadığımız için yapılanlardan bihaber olmak imkansızdır diye, bir daha bu yapılanları belirtme ihtiyacı hissetmiyorum.
Kitabı okumayan varsa, dediğim gözle okursa ne demek istediğimi daha iyi anlayacaktır.
Okuyan varsa da, birde söylediğim şekilde olayları değerlendirirse ne demek istediğimi daha iyi anlayacaktır.
Acaba Üstad, günümüzde yaşasaydı Ak Parti ve Recep Tayyip Erdoğan hakkında bir kitap yazsaydı, bundan farklı birşey mi yazacaktı?
Hiç zannetmiyorum.

"Makinanın beyni, yüreği ve ciğeri Batılıda kaldıkça karabasan yeğdir"




Cevap Ekle