İçeriğe git

Foto

Peygamberimize Yazılan En Güzel şiirler...


Konuda 38 cevap var

#1
daüssıla

daüssıla

    Gayretkâr Üye

  • Teğmen
  • 86 Mesaj sayısı:
Kardeşlerim Biliyorum ki elbette O'na dair yazılan tüm sözler güzeldir ama hani olurya okuyunca efendimizi tüm ruhunuzda,hasretini yüreğinizde hissdersiniz işte öyle şiirleri paylaşmanızı rica ediyorum...
Peygamberimiz'e (sav) yazılan ilk şiir daha O doğmadan YEDİ ASIR ÖNCE yazılmış..

bu özel şiir Es'ad Ubu Kerib el-Himyeri'ye aitmiş..

işte o şiir:

Şehadet ederim
Varlıkları yoktan var eden ALLAHa
O'nun tarafından bir elçi gönderilecektir
Adı Ahmet olan
Ömrüm yetişirse gelişine
O'na yardımcı olurdum
Hem de amca oğlu..

O zaman
Savaşırdım kılıcımla düşmanlarına karşı
Siler yok ederdim sinesinden
Bütün elem ve kederleri
Mutlu olması için
Gereken ne ise yapardım..

Bu nasıl bir sevgi,nasıl bir aşk ki ezelden ebede herkes O'na sevdalı..inanan inanmayan herkes O'na hayran..
Rabbim hakkıyla sevenlerden eylesin inşaallah..
O kutlu sevdayı tadanlardan olmak duasıyla..

MEVLAM!
Beni kendine dost seçinceye kadar yaşat
ve aşkınla yandığım bir anda al canımı!Al ki;
"ÖLÜM AŞKIMIN ADI OLSUN"
"


#2
daüssıla

daüssıla

    Gayretkâr Üye

  • Teğmen
  • 86 Mesaj sayısı:
Andım yine Sen'i her şey yâdımdan silindi,
Hayalin gönlümün tepelerinde gezindi;
Bu bir serap olsa da hafakanlarım dindi...
Andım yine Sen'i her şey yâdımdan silindi.

Keşke her an aşkınla oturup aşkınla kalksam,
Ruhlar gibi yükselip de ufkunda dolaşsam;
Bir yolunu bulup gönlünden içeri aksam...
Keşke her an aşkınla oturup aşkınla kalksam.

Anladım vaslına ermek için artık çok geç,
Hicranla yanan gönlüm durmadan inleyecek;
İnleyip en taze hislerle hep bekleyecek...
Anladım vaslına ermek için artık çok geç...

Kalbim bir güvercin kalbi gibi titrerken adından,
Ne olur Sana ulaşmam için kanadından;
Bana bir tüy ver pervaz edeyim hep ardından...
Kalbim bir güvercin kalbi gibi titrerken adından.

Ey kupkuru çölleri cennete çeviren gül;
Gel o bayıltan renklerinle gönlüme dökül!
Vaktidir ağlayan gözlerimin içine gül!.
Ey kupkuru çölleri cennete çeviren gül!

Mecnûn gibi arkanda koşan kulun olayım,
Bir kor saç içime ocaklar gibi yanayım;
Sensiz geçen bu acı rüyadan kurtulayım...
Mecnûn gibi arkanda koşan kulun olayım...

Aklım uzakta kaldığı günleri saymakta,
Ruhuma sisli-dumanlı bir kasvet yaymakta;
Göster çehreni ki güneş gurûba kaymakta...
Aklım uzakta kaldığı günleri saymakta...

Son demde hiç olmazsa gurûbum tulû olsun,
Gönlüm ufkunun en taze renkleriyle dolsun;
Her yanda tamburlar çalınsın; neyler duyulsun...
Ne olur hiç olmazsa gurûbum tulû olsun..!

m.fethullah Gülen

MEVLAM!
Beni kendine dost seçinceye kadar yaşat
ve aşkınla yandığım bir anda al canımı!Al ki;
"ÖLÜM AŞKIMIN ADI OLSUN"
"


#3
Hâcegân

Hâcegân

    Müdavim

  • YüzBaşı
  • 902 Mesaj sayısı:
Buda Azizim Mahmudum Hüdayinden olsun vesselam...

Sadr-ı cemî' mürselîn
Sensin Yâ Rasûlallâh
Bedr-i eflâk-i yakîn
Sensin Yâ Rasûlallâh

Nûrun sirâc-ı vehhâc
Alemler sana muhtâc
Sâhib-i tâc u mi'râc
Sensin Yâ Rasûlallâh

Ayîne-i Rahmânî
Nûr-i pâk-i sübhânî
Sırr-ı seb-a'l-meânî
Sensin Yâ Rasûlallâh

Şâhidin leyl-i isrâ
Sübhânellezî esrâ
Câmi-i cümle esmâ
Sensin Yâ Rasûlallâh

Ey menba-ı lutf u cûd
Yerin makâm-ı mahmûd
Yaradılmışdan maksûd
Sensin Yâ Rasûlallâh

Canlar içinde cânân
Ma'den-i ilm u irfân
Ceddim ü pîrim sultân
Sensin Yâ Rasûlallâh

Açan râh-ı tevhîdi
Bulan sırr-ı tefrîdi
Hüdâyî'nin ümmîdi
Sensin Yâ Rasûlallâh
Onlar ki, sıfırlarda rakamları bulmuşlar,
Fikirden kurtularak, ölümden kurtulmuşlar.

#4
daüssıla

daüssıla

    Gayretkâr Üye

  • Teğmen
  • 86 Mesaj sayısı:
YAĞMUR



Vareden'in adıyla insanlığa inen Nur

Bir gece yansıyınca kente Sibir dağından

Toprağı kirlerinden arındırır bir yağmur

Kutlu bir zaferdir bu ebabil dudağından

Rahmet vadilerinden boşanır ab-ı hayat

En müstesna doğuşa hamiledir kainat



Yıllardır boz bulanık suları yudumladım

Bir pelikan hüznüyle yürüdüm kumsalları

Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım



Hasretin alev alev içime bir an düştü

Değişti hayal köşküm, gözümde viran düştü

Sonsuzluk çiçeklerle donandı yüreğimde

Yağmalanmış ruhuma yeni bir devran düştü



İhtiyar cübbesinden kan süzülür Nebi'nin

Gökyüzü dalgalanır ipekten kanatlarla

Mehtabını düşlerken o mühür sahibinin

Sarsılır Ebu Kubeys kovulmuş feryatlarla

Evlerin anasına dikilir yeşil bayrak

Yeryüzü avaredir, yapayalnız ve kurak



Zaman, ayaklarımda tükendi adım adım

Heyula, bir ağ gibi ördü rüyalarımı

Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım



Yağmur, gülşenimize sensiz, baldıran düştü

Düşmanlık içimizde; dostluklar yaban düştü

Yenilgi, ilmek ilmek düğümlendi tarihe

Her sayfada talihsiz binlerce kurban düştü

nurullah Genç

MEVLAM!
Beni kendine dost seçinceye kadar yaşat
ve aşkınla yandığım bir anda al canımı!Al ki;
"ÖLÜM AŞKIMIN ADI OLSUN"
"


#5
daüssıla

daüssıla

    Gayretkâr Üye

  • Teğmen
  • 86 Mesaj sayısı:
fuzûli 'nin orijinal adı kaside der nati hazret i nebevi olan kasidesi.

"Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlara su
Kim bu denlü dutuşan odlara kılmaz çâre su

Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem
Yâ muhît olmış gözümden günbed-i devvâra su

Zevk-ı tîğundan aceb yoh olsa gönlüm çâk çâk
Kim mürûr ilen bırağur rahneler dîvâra su

Vehm ilen söyler dil-i mecrûh peykânun sözin
ihtiyât ilen içer her kimde olsa yara su

Suya virsün bâğ-bân gül-zârı zahmet çekmesün
Bir gül açılmaz yüzün tek virse min gül-zâra su

Ohşadabilmez gubârını muharrir hattuna
Hâme tek bahmahdan inse gözlerine kara su

Ârızun yâdıyla nem-nâk olsa müjgânum n'ola
Zayi olmaz gül temennâsıyla virmek hâra su

Gam güni itme dil-i bîmârdan tîgun dirîğ
Hayrdur virmek karanu gicede bîmâra su

iste peykânın gönül hecrinde şevkum sâkin it
Susuzam bir kez bu sahrâda menüm-çün ara su

Men lebün müştâkıyam zühhâd kevser tâlibi
Nitekim meste mey içmek hoş gelür hûş-yâra su

Ravza-i kûyuna her dem durmayup eyler güzâr
Âşık olmış galibâ ol serv-i hoş-reftâra su

Su yolın ol kûydan toprağ olup dutsam gerek
Çün rakîbümdür dahı ol kûya koyman vara su

Dest-bûsı ârzûsıyla ger ölsem dostlar
Kûze eylen toprağum sunun anunla yâra su

Serv ser-keşlük kılur kumrî niyâzından meger
Dâmenin duta ayağına düşe yalvara su

içmek ister bülbülün kanın meger bir reng ile
Gül budağınun mizâcına gire kurtara su

Tıynet-i pâkini rûşen kılmış ehl-i âleme
iktidâ kılmış târîk-i Ahmed-i Muhtâr'a su

Seyyid-i nev-i beşer deryâ-ı dürr-i ıstıfâ
Kim sepüpdür mucizâtı âteş-i eşrâra su

Kılmağ içün tâze gül-zârı nübüvvet revnakın
Mu'cizinden eylemiş izhâr seng-i hâra su

Mu'cizi bir bahr-ı bî-pâyân imiş âlemde kim
Yetmiş andan min min âteş-hâne-i küffara su

Hayret ilen barmağın dişler kim itse istimâ
Barmağından virdügin şiddet günü Ensâr'a su

Dostı ger zehr-i mâr içse olur âb-ı hayât
Hasmı su içse döner elbette zehr-i mâra su

Eylemiş her katreden min bahr-ı rahmet mevc-hîz
El sunup urgaç vuzû içün gül-i ruhsâra su

Hâk-i pâyine yetem dir ömrlerdür muttasıl
Başını daşdan daşa urup gezer âvâre su

Zerre zerre hâk-i dergâhına ister sala nûr
Dönmez ol dergâhdan ger olsa pâre pâre su

Zikr-i na'tün virdini dermân bilür ehl-i hatâ
Eyle kim def-i humâr içün içer mey-hâra su

Yâ Habîballah yâ Hayre'l beşer müştakunam
Eyle kim leb-teşneler yanup diler hemvâra su

Sensen ol bahr-ı kerâmet kim şeb-i Mi'râcda
Şebnem-i feyzün yetürmiş sâbit ü seyyâra su

Çeşme-i hurşîdden her dem zülâl-i feyz iner
Hâcet olsa merkadün tecdîd iden mimâra su

Bîm-i dûzah nâr-ı gam salmış dil-i sûzânuma
Var ümîdüm ebr-i ihsânun sepe ol nâra su

Yümn-i na'tünden güher olmış Fuzûlî sözleri
Ebr-i nîsândan dönen tek lü'lü şeh-vâra su

Hâb-ı gafletden olan bîdâr olanda rûz-ı haşr
Eşk-i hasretden tökende dîde-i bîdâra su

Umduğum oldur ki rûz-ı haşr mahrûm olmayam
Çeşm-i vaslun vire men teşne-i dîdâra su."

MEVLAM!
Beni kendine dost seçinceye kadar yaşat
ve aşkınla yandığım bir anda al canımı!Al ki;
"ÖLÜM AŞKIMIN ADI OLSUN"
"


#6
Hâcegân

Hâcegân

    Müdavim

  • YüzBaşı
  • 902 Mesaj sayısı:
Yine Hüdayimden:

İki cihân sultânının
Doğduğu ay geldi yine
İlm u meârif kânının
Doğduğu ay geldi yine

Gelsün şefâat isteyen
Bulsun safâ anı seven
Ol sâhib-i hulk-i hasen
Doğduğu ay geldi yine

Bedr-i dücâ şems-i duhâ
Verd-i gülistân-ı Hudâ
Hakk'ın habîbi Mustafâ
Doğduğu ay geldi yine

Bir âşık u sâdık kanı
Râhat bula cân u teni
Sırr-ı hakîkat mahzeni
Doğduğu ay geldi yine

Anı Hüdâyî kim sever
Matlûba bulmuştur zafer
Fahr-ı cihân Hayru'l-beşer
Doğduğu ay geldi yine
Onlar ki, sıfırlarda rakamları bulmuşlar,
Fikirden kurtularak, ölümden kurtulmuşlar.

#7
daüssıla

daüssıla

    Gayretkâr Üye

  • Teğmen
  • 86 Mesaj sayısı:
Senin kalbinden sürgün oldum ilkin

Bütün sürgünlüklerim bir bak1ma bu sürgünün bir süregi

Bütün törenlerin sölenlerin ayinlerin yortularin disinda

Sana geldim ayaklarina kapanmaya geldim

Af dilemeye geldim affa layikolmasam da

Uzatma dünya sürgünümü benim



Aşkın bu en onulmazından koparıp

Bir tuz bulutu gibi

Savuran yüregime

Ah uzatma dünya sürgünümü benim

Nice yoruldugum ayakabilarimdan degil

Ayaklarimdan belli



Lambalar egri

Aynalar akrep melegi

Zaman çarpilmis atin son hayali

Ev miras degil mirasin hayaleti

Ey gönlümün dogurdugu

Büyüttügü emzirdigi

Kus tüyünden

Ve kus südünden

Geceler ve gündüzlerde

Insanliga anit gibi yükselttigi

Sevgili

En sevgili

Ey sevgili

Uzatma dünya sürgünüm benim



Bütün siirlerde söyledigim sensin

Suna dedimse sen Leyla dedimse sensin

Seni saklamak için görüntülerinden faydalandim Salome'nin Belkis'in

Bosunaydi saklamaya çalismam öylesine asikarsin bellisin

Kuslar uçar senin gönlünü taklit için

Ellerinden devsirir bahar çiçeklerini

Deniz gözlerinden alir sonsuzlugun haberini

Ey gönüllerin en yumusagi en derini

Sevgili

En sevgili

Ey sevgili

Uzatma dünya sürgünümü benim



Yillar geçti sapan ölümsüz iz birakti toprakta

Yildizlara uzaniphep seni sordum gece yarilarinda

Çati katlarinda bodrum katlarinda

Gölgendi gecemi aydinlatan essiz lamba

Hep Kanlica'da Emirgan'da

Kandilli'nin kursuni safaklarinda

Seninle söylesip durdum bir ömrün baharinda yazinda

simdi onun birdenbire gelen sonbaharinda

Sana geldim ayaklarina kapanmaya geldim

Af dilemeye geldim affa layik olmasam da

Ey çagdas Kudüs (Meryem)

Ey sirrini gönlünde tasiyan Misir (Züleyha)

Ey ipeklere yumusaklik bagislayan merhametin kalbi

Sevgili

En sevgili

Ey sevgili

Uzatma dünya sürgünümü benim



Daglarin yikilisini gördüm bir Venüs bardaginda

Köle gibi satildim pazarlar pazarinda

Günesin sarardigini gördüm Konstantin duvarinda

Senin hayallerinle yandim düslerin civarinda

Gölgendi yansiyip duran bengisu pinarinda

Ölüm düsüncesinin beni sardigi su anda

Verilmemis hesaplarin korkusuyla

Sana geldim ayaklarina kapanmaya geldim

Af dilemeye geldim affa layik olmasam da

Sevgili

En sevgili

Ey sevgili

Uzatma dünya sürgünüm benim



Ülkendeki kuslardan ne haber vardir

Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardir

Ask celladindan ne çikar madem ki yar vardir

Yoktanda vardan da ötede bir Var vardir

Hep suç bende degil beni yakip yikan bir nazar vardir

O sarkiya özenip söylenecek misralar vardir

Sakin kader deme kaderin üstünde bir kader vardir

Ne yapsalar bos göklerden gelen bir karar vardir

Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardir

Yanmissam külümden yapilan bir hisar vardir

Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardir

Sirlarin sirrina ermek için sende anahtar vardir

Gögsünde sürgününü geri çagiran bir damar vardir

Senden umut kesmem kalbinde merhamet adli bir çinar vardir

Sevgili

En sevgili

Ey sevgili


Sezai Karakoç

MEVLAM!
Beni kendine dost seçinceye kadar yaşat
ve aşkınla yandığım bir anda al canımı!Al ki;
"ÖLÜM AŞKIMIN ADI OLSUN"
"


#8
Hâcegân

Hâcegân

    Müdavim

  • YüzBaşı
  • 902 Mesaj sayısı:
Buda benim acizane şiirim... Allah'ın sevgilisine laik değil ama... Bağışlayın...

Sevgili



Bir fırtına ki denizde,

Alabora olmadan gizde,

Karaya çıkmak için gemide;

Kurtuluş timsal bulur sevgilide.



Bin bir türlü fikir,

Hangisi pak, hangisi kir?

Bildirir O bir, tek-bir zikir;

Akıl timsal bulur sevgilide.



Bugün ne, bugün ne?

Uyandık mahşer gününe?

Şefaat dileyenin her gününe;

Ahlak timsal bulur sevgilide.
Onlar ki, sıfırlarda rakamları bulmuşlar,
Fikirden kurtularak, ölümden kurtulmuşlar.

#9
daüssıla

daüssıla

    Gayretkâr Üye

  • Teğmen
  • 86 Mesaj sayısı:
[Estağfurullah.. 'Ahlak timsal bulur sevgilide' gerçekten çok güzel dedim ya ben hep okuyorum şiirlerinizi gerçekten çok güzel Rabbim cümlemizi layık eylesin

MEVLAM!
Beni kendine dost seçinceye kadar yaşat
ve aşkınla yandığım bir anda al canımı!Al ki;
"ÖLÜM AŞKIMIN ADI OLSUN"
"


#10
Gökhan Çakmaz

Gökhan Çakmaz

    Ayrıldı

  • Sivil
  • 81 Mesaj sayısı:
BU DA BENİM ŞİİRİM:

SONSUZLUK VE AŞK

bir nur'u bulmuşum anne gözyaşlarımda
bir teselli var sanki o güzel adında
bir'ide bulmuşum anne rabbin zevkiyle
koşmak isterdim onunla gökte elele
ve yarına uyanırmış gibi telaşlı,
ve ışığına koşmak dileyen sevdalı.

ne gurbette geçmişe yenik bir bekleyen
ne dünya üstünde kederliyim artık ben
bulmuşum sevda denen ebedi sonsuzu
bulmuşum ve bulduk seninle yolumuzu
....
....
....


GÖKHAN ÇAKMAZ
Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek:
Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?

N.F.K.

#11
ehl-i_ kalender

ehl-i_ kalender

    Atıldı

  • Sivil
  • 306 Mesaj sayısı:
Akhiler buda benim bir şiirim Efendimiz Aleyhisselam için. şiir denemez ya neyse.

Allahın Nûru
Ahmeddir Ahmed
Alemin Sırrı
Ahmeddir Ahmed

Aşkına Alem
Kılındı bilem
Yakanki sinem
Ahmeddir Ahmed

Alemin Aslı
Hakikat Vaslı
Nebiler Şahı
Ahmeddir Ahmed

Kuloğlan adım
Dinmiyor Zârım
Benim hak Yârım
Ahmeddir Ahmed
كل اى مسكين قيغوسوز اسراردن آل اوكودك
بو عاشقلر اوتيدر يمز ويرمز هر تاته

#12
ebruli

ebruli

    Sessiz Üye

  • Teğmen
  • 27 Mesaj sayısı:

Andım yine Sen'i her şey yâdımdan silindi,
Hayalin gönlümün tepelerinde gezindi;
Bu bir serap olsa da hafakanlarım dindi...
Andım yine Sen'i her şey yâdımdan silindi.

Keşke her an aşkınla oturup aşkınla kalksam,
Ruhlar gibi yükselip de ufkunda dolaşsam;
Bir yolunu bulup gönlünden içeri aksam...
Keşke her an aşkınla oturup aşkınla kalksam.

Anladım vaslına ermek için artık çok geç,
Hicranla yanan gönlüm durmadan inleyecek;
İnleyip en taze hislerle hep bekleyecek...
Anladım vaslına ermek için artık çok geç...

Kalbim bir güvercin kalbi gibi titrerken adından,
Ne olur Sana ulaşmam için kanadından;
Bana bir tüy ver pervaz edeyim hep ardından...
Kalbim bir güvercin kalbi gibi titrerken adından.

Ey kupkuru çölleri cennete çeviren gül;
Gel o bayıltan renklerinle gönlüme dökül!
Vaktidir ağlayan gözlerimin içine gül!.
Ey kupkuru çölleri cennete çeviren gül!

Mecnûn gibi arkanda koşan kulun olayım,
Bir kor saç içime ocaklar gibi yanayım;
Sensiz geçen bu acı rüyadan kurtulayım...
Mecnûn gibi arkanda koşan kulun olayım...

Aklım uzakta kaldığı günleri saymakta,
Ruhuma sisli-dumanlı bir kasvet yaymakta;
Göster çehreni ki güneş gurûba kaymakta...
Aklım uzakta kaldığı günleri saymakta...

Son demde hiç olmazsa gurûbum tulû olsun,
Gönlüm ufkunun en taze renkleriyle dolsun;
Her yanda tamburlar çalınsın; neyler duyulsun...
Ne olur hiç olmazsa gurûbum tulû olsun..!

m.fethullah Gülen



bu şiir mükemmel ötesi...
Göz kaptırdığım renkten, kulak verdiğim sesten,
Affet senden habersiz aldığım her nefesten...

#13
kopzan

kopzan

    Gayretkâr Üye

  • Teğmen
  • 137 Mesaj sayısı:
SULTANIM
Derlerse Sevgili ayakbastı buraya
Getirin o diyardan toprağı buraya
Getirin de yüzüm süreyim nurlansın
Gidince dökün kabrim üstüne nurlansın

Düşersem Beytullah yoluna
Nasipse bana ölmek Hakk yolunda
Tavaf etsem bin kere
Gitmem kabrini görmeden bir kere

Kültürümün büyük bir parçasıdır Senin sevgin
Sevgin olmazsa ben bu kara kalple neyleyim
Mutlaktır, görmek isterim nur yüzün
Görmezsem ne Hakk’tan ne de yardan geçerim

Görmek isterim dünyada yüzün
Görmezsem ne gecem olur ne de gündüzüm
Can feda Senin bir damla gözyaşın
Sensiz ne yaparım ey Gündüz’üm

Gayrı görün rüyamda Rasulallah
Bilmem ne yapayım dün işledim günah
Ya Rasulallah sen önümde gündüz
Bense yalvarırım gece gündüz
Behaeddin Raşid Han YÜCE
(Kardeşim)
Derd-i maişetten marifetullah'a,,

#14
e-selcuk

e-selcuk

    Gayretkâr Üye

  • Teğmen
  • 203 Mesaj sayısı:
KURBAN OLAYIM

Nebiler nebisi güzel Peygamber
Geldiğin yollara kurban olayım.
Yaradan' dan geldi seninle haber
Anlayan kullara kurban olayım...

Tek sebebi sensin yaratılanın
Tek sebebi sensin yer ve zamanın
Kurtaranı sensin bütün varlığın
Açtığın ellere kurban olayım...

Bizleri hayata sensin bağlayan
Bize rahmet için sensin ağlayan
O gözlerden dolu dolu çağlayan
Nur yüklü sellere kurban olayım...

Nurun ile şeref bulan düşlere
Gökyüzünde seni gören kuşlara
Bağrına bastığın kara taşlara
Sen kokan güllere kurban olayım...

Seninle nur düştü, nur, kıraçlara
Seni saklı tutan dik yamaçlara
Sana gölge veren tüm ağaçlara
Yaprak ve dallara kurban olayım...

Esareti yıktın devirir gibi
Husumeti yaktın kavurur gibi
Merhamet getirdin savurur gibi
Saçtığın küllere kurban olayım...

Bir gece yalnızdın Cebrail geldi
Kur'an-ı Kerim' den ilk delil geldi
İşte o an seni bir korku aldı
İşte o hallere kurban olayım...

Birgün yola çıktın can pahasına
Medine bir yana Mekke bir yana
Aşk ile hicrete giderken sana
Yol veren çöllere kurban olayım...

O gün dostun Ebu Bekir yanında
Ve hısmın peşinde çöl ortasında
Örümceğin Hira Mağarasında
Ördüğü tellere kurban olayım...

Ümmetin ağladı hasretin ile
Aleme örnektin gayretin ile
Zaman değiştirdin hicretin ile
Gezdiğin illere kurban olayım...

Yüzünde tebessüm var azraile
Ölümde korku yok rahmetin ile
Allah' ı anıp son nefeste bile
Zikreden dillere kurban olayım...

Selçuk YILDIRIM

#15
Kureyşi

Kureyşi

    Müdavim

  • YüzBaşı
  • 723 Mesaj sayısı:
AHİR ZAMANDA İSTANBUL

Ya Resul Allah yine Medine’desin
Mescidi Nebevi de sohbettesin
Ashabının gönülleri sende, gözleri dudaklarında
Ama başları hep yerde
İçeri giren Zeyd Bin Harise
Mescit kapısında izin beklemekte
İzin çıkıyor mübarek dudaklarından
Zeyd Bin Harise de bir mektup, uzaklardan
Mektubu açıyorsun ‘ Beklenen şey’ diyorsun
Sonra ‘Ya Ali, oku’ buyuruyorsun
Ve Hz. Ali okuyor ahir zaman mektubunu

Günahkar bir beden
Allah’a karşı emare bir nefs
Ve bunlara rağmen sana aşık bir kalp var Ya Resul Allah
Cehenneme layık ellerimden dizilen satırlar
Ve gönlümde biriken hatıralar

Ey Ashabı Güzin dinleyin
Ahir zamanda İstanbul’da doğdum
Allah’ın kitabında ‘belde i tayibe’ buyurduğu
Efendimiz’ in hadisinde tayyibleşen bu şehirde
Artık tayyibliği kalmadı bu beldenin
Ne de fethe mahzar bir yanı
Aşkla inkarın, sevapla günahın tek kapta yoğrulup
Yollara serpiştirildiği bu şehir, İstanbul
Bir yanda Eyüp sırtlarında yatan mübarek sahabe
Diğer yanda Beyoğlu’ nda semaya çıkan eğlence
Bunların hepsi bir şehirde iç içe

Sultan Ahmet te maşuka açılan eller
Aya Sofya da Fatih’ in küfre karşı isyanı ama neyler
Ashap soruyor ‘ Ya Resul Allah Aya Sofya da ne’
Gözlerin doluyor bir an duruyorsun ve bir cümle
İstanbulluyu kahreden bir cümle
‘Ahirette Fatih’ in İstanbullu dan alacaklısı’ diyorsun
Ashap bir anlam veremiyor ama biz şimdi anlıyoruz
Allah’tan senden ve Fatih ten aflar diliyoruz
Mahzarına layık Fatih’in emaneti
Elimizde sızlatıyor Fatih ‘in kemiklerini
Sen iki damla yaş döküyorsun
‘ Ya Ali devam et’ diyorsun
Sonra Ya Resul Allah
En tepede Süleymaniye
Kanuni den emanet bir tepe
Rüyasında emrettin ona bu camiyi
Mimar Sinan ardınızda dinledi sizi
Sonra Yavuz vardı hilafetine sahip çıkan
Hicaz’ a hadim olan
Abdulhamidler vardı küfre karşı dimdik duran
Ama çember daralıyor
Küfrün İslam’ın boğazına taktığı çelik çember
Yardımlarınla kırdık o çemberi
Ama ne çıkar buhranlar geçiriyor Ruh u İslam
Ashap soruyor’ Ya Resul Allah bu mektup ne diyor’
Sen hala buruk ; Hakkı söylüyor, hakkı söylüyor
Devam et Ya Ali devam etki ümmetim ne halde seyredin
Seyredin ki onlara şefaat eyleyin


Sonra Ya Resul Allah
Alimler geçti bu beldeden
Varislerini üzmedik ama dinleyemedik
O varisler ki hakkı söylüyor
Biz günahkarlar kulak tıkıyor…
Eyüp sırtlarında meftun şanlı sahabe
Beyoğlu’nda semaya varan eğlence
Ey Ashap İstanbul bundan ibaret değil
Dinleyin dinleyin ki bizlere şefaat eyleyin
Kandiller buruk geçer kuytularda
Akıtılan göz yaşları toprak olmakta
Minareler semadan haber almakta
Müezzinler tutkun. Ezan okumakta
Ezan mı okunuyor ne kim bilir
Anlamını bilenlerden hürmet edilir
Sonra camiler bomboş
Saflar düzensiz imamlar kendinden habersiz
Özlem var sadece özlem
Günaha ara veren alimlerin sana özlemi
İstanbul hilale hasret Resule aç
İstanbul şahadete susuz günah kusmakta
Ve İstanbul ahir zaman şehri
Mektuplar yazmakta Asrı saadete
Ey Ashap ahir zaman İstanbul da
Böyle işte. Günaha doymuş küfür kusmuş
Ve imana aç İstanbul
İstanbul da İslam böyle işte



Günahkar aşığın
(Biz burada çok) inceleriz, çünkü (kabirde çok) inceleneceğiz.

#16
Kureyşi

Kureyşi

    Müdavim

  • YüzBaşı
  • 723 Mesaj sayısı:
Sultanım;
Yıldızlar kararmıştı, ay zaten yoktu
Karanlıklar selamlamıştı seni, kainatın güneşini
Küçük bir odada Hazreti Amine
Yanında Firavun karısı Asiye
İmran kızı Meryem, melekutla diz dize

Kisra’nın sarayı yıkıntıyla hoş geldin dedi
Sabe Gölü kuraklıkla el açtı sana
Melekut selatla sultanım dedi
Ümmetin sel sefildi bilemezdi seni

Kız çocukları son nefesini toprak altında verirdi
Acıkınca kesilip, helvadan putlar yenirdi
Zorda kalınca Lat’ a Uzza’ ya gidilirdi
Ümmetin sel sefildi bilemezdi seni

Ve işte sen Ya Resul Allah
Kucağındasın Hazreti Amine’ nin
Tebrikler cennetin sahibelerinden
Salat u selamlar Cibril i Emin’ den
Çalınıyor kulağına kainat güneşinin

Yahudiler Ahmet dedi, Ben i Sad bereket dedi
Kimsesizler baba dedi, Habibim dedi nefes ül Rahman
Anam babam sana feda olsun Ya Resul Allah
HOŞGELDİN

Ben i Sad’da yıkanırken kalbin
Süt veriyor devesi Halime’nin
Bereket yağdırıyor Rabbim olduğun yere
Bu sensin Ya Resul Allah HOŞGELDİN

Hazreti Amine saramadı kucağına
Oğlum diyemedi en şerefli baba
Göz yaşların taşındı Edva ‘ya
Bu sensin HOŞGELDİN Ya Habib Allah

Melekler selam verirdi sana
Dağlar taşlar dile gelirdi karşında
Elini tutan bırakır mı bir daha
Sensin, bu sensin HOŞGELDİN Ya Resul Allah
Mekke’de yaşadığın acılar vardı
Hicrette en yakın ahbabın vardı
Medine’de hayırlı Ensar vardı
İstanbul’a olan sözlerin vardı
HOŞGELDİN HOŞGELDİN Ya Resul Allah



Sevginin acı yanı özlemdir ya hani
Ümmetini eritiyor bu sensizlik hali
Gözlerimiz yolda bekleriz seni
Bizde deriz inşallah
HOŞGELDİN Ya Resul Allah

Burak’la çıkmıştın Rabbin katına
Layık olamadım ben bu adıma
Manevi evlat olsaydım sana
Diyebilir miydim bende
HOŞGELDİN Ya Resul Allah

Kucağında büyüdü Hasanla Hüseyin
Hizmetinde serpildi Enes’le Usame
Babasından ayrıldı Zeyd bin Harise
Anam babam olmasaydı da görseydim seni
Diyebilir miydim o zaman
HOŞGELDİN Ya Resul Allah

Bedir’de ganimet Uhud’ da selamet
Hendek’te zarafet özlüyor seni
Mekke kokunu çöl nalınını
Kusva en hayırlı yükünü bekliyor
İstanbul’da emanetler sahibini özlüyor
Ümmetin Ravza’nı Kudüs Kubbet’üs Sahra’yı
Nefsim hevayı gözetiyor bense sana
HOŞGELDİN Ya Resul Allah demeyi özlüyorum
Şefaat Ya Resul Allah demeyi ayaklarına kapanıp
Ağlamayı istiyorum cenneti değil
Seni ve Rabbimi istiyorum

Nefsimi zincirle bağladım
Hanemi hizmetine hazırladım
Canımı yoluna adadım
Demeyi özlüyorum Ya Resul Allah

Hiç olmazsa şahadet şerbetini içsem
Kevser’ e ardından değil en arkandan gelsem
Hurileri değil bir kez seni görsem
Der miydim o zaman bilemem ama
Canım sana feda olsun
HOŞGELDİN HOŞGELDİN Ya Hatem ül Enbiya
(Biz burada çok) inceleriz, çünkü (kabirde çok) inceleneceğiz.

#17
nurulhak

nurulhak

    Müdavim

  • YüzBaşı
  • 571 Mesaj sayısı:
Naat

Seccaden kumlardı..
................................
................................
Devirlerden, diyarlardan
Gelip, göklerde buluşan
Ezanların vardı! .

Mescit mümin, minber mümin...
Taşardı kubbelerden tekbir,
Dolardı kubbelere “amin”..

Ve mübarek geceler dualarımız;
Geri gelmeyen dualardı...
Geceler ki pırıl pırıl
Kandillerin yanardı..
Kapına gelenler ya muhammed,
- uzaktan, yakından –
Mümin döndüler kapından...

Besmele, ekmeğimizin bereketiydi,
İki dünyada aziz ümmet;
Muhammed ümmetiydi.

Konsun –yine- pervazlara güvercinler,
“Hû hû”lara karışsın âminler...
Mübarek akşamdır;
Gelin ey Fâtihalar, Yâsinler!

Şimdi seni ananlar,
Anıyor ağlar gibi...
Ey yetimler yetimi,
Ey garipler garibi;
Düşkünlerin kanadıydın,
Yoksulların sahibi...
Nerde kaldın ey Resûl,
Nerde kaldın ey Nebi?

Günler, ne günlerdi, yâ Muhammed,
Çağlar ne çağlardı:
Daha dünyaya gelmeden
Mü’minlerin vardı...
Ve bir gün, ki gaflet
Çöller kadardı,
Halîme’nin kucağında
Abdullah’ın yetimi
Âmine’nin emaneti ağlardı.
Hatice’nin goncası,
Aişe’nin gülüydün.
Ümmetinin gözbebeği
Göklerin resûlüydün...

Elçi geldin, elçiler gönderdin...
Ruhunu Allah’a,
Elini ümmetine verdin.
Beşiğin, yurdun, yuvan
Mekke’de bunalırsan
Medine’ye göçerdin.
Biz bu dünyadan nereye
Göçelim, yâ Muhammed?

Yeryüzünde riyâ, inkâr, hıyanet
Altın devrini yaşıyor...
Diller, sayfalar, satırlar
“Ebu Leheb öldü” diyorlar.
Ebû Leheb ölmedi, yâ Muhammed
Ebû Cehil kıt’alar dolaşıyor!

Neler duydu şu dünyada
Mevlidine hayran kulaklarımız;
Ne adlar ezberledi, ey Nebî,
Adına alışkın dudaklarımız!
Artık, yolunu bilmiyor;
Artık, yolunu unuttu
Ayaklarımız!
Kâbe’ne siyahlar
Yakışmamıştır, yâ Muhammed
Bugünkü kadar!

Hased gururla savaşta;
Gurur, Kafdağı’nda derebeyi...
Onu da yaralarlar kanadından,
Gelse bir şefkat meleği...
İyiliğin türbesine
Türbedâr oldu iyi.

Vicdanlar sakat
Çıkmadan yarına,
İyilikler getir, güzellikler getir
Âdem oğullarına!

Şu gördüğün duvarlar ki
Kimi Tâif’tir, kimi Hayber’dir...
Fethedemedik, yâ Muhammed,
Senelerdir.

Ne doğruluk, ne doğru;
Ne iyilik, ne iyi...
Bahçende en güzel dal,
Unuttu yemiş vermeyi...
Günahın kursağında
Haramların peteği!

Bayram yaptı yapanlar;
Semâve’yi boşaltıp
Sâve’yi dolduranlar...
Atını hendeklerden -bir atlayışta-
Aşırdı aşıranlar...
Ağlasın Yesrib,
Ağlasın Selman’lar!

Gözleri perdeleyen toprak,
Yüzlere serptiğin topraktı...
Yere dökülmeyecekti, ey Nebî,
Yabanların gözünde kalacaktı!

Konsun -yine- pervazlara güvercinler,
“Hû hû”lara karışsın âminler...
Mübarek akşamdır;
Gelin ey Fâtihalar, Yâsinler!


Yüreklerden taşsın
Yine, imanlar!
Itrî, bestelesin Tekbîr’ini;
Evliyâ, okusun Kur’ân’lar!
Ve Kur’ân-ı göz nûruyla çoğaltsın
Kayışzâde Osman’lar
Na’tını Galip yazsın,
Mevlid’ini Süleyman’lar!
Sütunları, kemerleri, kubbeleriyle
Geri gelsin Sinan’lar!
Çarpılsın, hakikat niyetine
Cenaze namazı kıldıranlar!

Gel, ey Muhammed, bahardır...
Dudaklar ardında saklı
Âminlerimiz vardır...
Hacdan döner gibi gel;
Mi’râc’dan iner gibi gel;
Bekliyoruz yıllardır!

Bulutlar kanat, rüzgâr kanat;
Hızır kanad, Cibril kanad;
Nisan kanad, bahar kanad;
Âyetlerini ezber bilen
Yapraklar kanad...
Açılsın göklerin kapıları,
Açılsın perdeler, kat kat!
Çöllere dökülsün yıldızlar;
Dizilsin yollarına
Yetimler, günahsızlar!
Çöl gecelerinden, yanık
Türküler yapan kızlar
Sancağını saçlarıyla dokusun;
Bilâl-i Habeşî sustuysa
Ezânlarını Dâvûd okusun!

Konsun –yine- pervazlara güvercinler,
“Hû hû”lara karışsın âminler...
Mübarek akşamdır;
Gelin ey Fâtihalar, Yâsinler!

Arif Nihat Asya
Allah bir demektense ecel teri dökerken
Ölüversem beklenmez bir anda Allah bir derken.

#18
nameless

nameless

    Ayrıldı

  • Sivil
  • 418 Mesaj sayısı:
Arş’ın kubbelerine adı nurla yazılan

İsmi semâda “Ahmed”, yerde “Muhammed” olan

Yedi katlı göklerde Hak cemâlini bulan

Evvel-ahir yolcusu yâ Hazreti Muhammed



Sağnak nur yağmurları inerken yedi kattan

O gece sendin gelen, ezel kadar uzaktan

Melekler her zerreye müjde verirken Hak’tan

O gece sendin gelen yâ Hazreti Muhammed



Güneşler, o gecenin nuruna secdederken

Yıldızlar meşk içinde, kâinat vecdederken

Bütün hamd ü senalar Yüce Rabb’e giderken

O gece, sendin gelen, yâ Hazret-i Muhammed



Kâbe’de şirk taşları, putlar yere dönerken

Cehâlet bayrakları, birer birer inerken

Bin yıllık küfr ateşi, ebediyyen sönerken

O gece sendin gelen yâ Hazreti Muhammed



O gece Save gölü, mu’cizeyle kururken,

Kisra saraylarında, sütunlar savrulurken

Arz’dan arş’a âlemler rahmetini bulurken

O gece sendin gelen yâ Hazreti Muhammed



Sen ki; doğum kundağı, ak bulutla örülen

Doğar doğmaz, “Allah’a secde” emri verilen

Doğudan ve Batıdan, her mahlûkça görülen

Kainat efendisi, yâ Hazreti Muhammed



Sen ki; asâletine, ezelden hükmedilen,

Tertemiz rahimlerle, lekesiz soydan gelen,

Beşerî şüpheleri, Kur’ân ilmiyle silen,

Seçilen sevgilisin, yâ Hazreti Muhammed.



Sen ki; büyük yargıda, şefaat müjdecisi,

Bunca âciz beşerin, mahşer günü bekçisi,

Sen ki; Kur’ân şahidi, Allah’ın son elçisi,

Kurtuluş habercisi, yâ Hazreti Muhammed.



Sen ki; Âdem neslini, uçurumdan döndüren,

Zulüm sancılarını, şefkatiyle dindiren,

İnkâr yangınlarını, irfânıyla söndüren,

Âlimlerin sultanı, yâ Hazreti Muhammed.



Sen ki güzel huyların, ahlâkın meş’alesi

Sabır doruklarında beşerin en yücesi

Senin cennet mekanın, fakirlerin hanesi

Gönüller hazinesi yâ Hazreti Muhammed



Sana şâhit sonsuzlar, ezelden beri her an

Sana şahit ayetler her zerre ve her mekan

Senden uzak kalmaya nasıl dayanır ki can

Sen, her canda cânânsın yâ Hazreti Muhammed



Mi’raç gecesi bir bir açılıyorken gökler

Seni selamlıyorken her katta peygamberler

Öyle bir an geldi ki; durdu bütün melekler

Hak’ka yalnız yürüdün yâ Hazreti Muhammed



Gönül gözü görmeyen, can gözünü neylesin

Dünyada dönmeyen dil mahşerde ne söylesin

Mevla, bütün beşeri ümmetinden eylesin

Sancağının altında yâ Hazreti Muhammed
Hak ile kul vuslatı o ilâhî düğünde

Hiç kimseden kimseye fayda olmayan günde

Hasatları, has tartan o terazi önünde

Noksanları bağışlat yâ Hazreti Muhammed



Biliriz ki; hükmü yok bu dünya nimetinin

Gönüldür sermayesi ahiret servetinin

Sana salat ve selam gönderen ümmetinin

Cennetler şahidi ol yâ Hazreti Muhammed

Yazarının kim olduğunu tam olarak bilmemekle birlikte,aynı zamanda Mehmet Emin Ay'ın seslendirdiği bir ilahidir de...
Çekme üç beş günlük dünyaya esef!
Dayan kalbim üç beş nefes kadarcık!

#19
Kalemdâr

Kalemdâr

    Co Admin

  • General
  • 1.047 Mesaj sayısı:
Yandım ya ResulAllah (Gönül Hun Oldu)

Gönül hun oldu şevkinden, boyandım Ya Rasûlallah (sav)
Nasıl bilmem bu nîrana, dayandım Ya Rasûlallah.
Ezel bezminde bir dinmez, figandım Ya Rasûlallah
Cemalinle ferahnak et ki, yandım Ya Rasûlallah.

Yanan kalbe devasın sen, bulunmaz bir şifasın sen
Muazzam bir sehasın sen, dilersen rehnümasın sen
Habîb-i Kibriyasın sen, Muhammed Mustafa’sın sen
Cemalinle ferahnak et ki, yandım Ya Rasûlallah.

Gül açmaz çağlayan akmaz, İlâhi nurun olmazsa
Söner âlem, nefes kalmaz, felek manzûrun olmazsa
Firak ağlar,visal ağlar, ezel mestûrun olmazsa
Cemalinle ferahnak et ki, yandım Ya Rasûlallah.

Erir canlar o gül bûy’i revan bahşın hevasından
Güneş titrer, yanar didarının bak ihtirasından
Perişan bir niyaz inler hayatın müntehasından
Cemalinle ferahnak et ki, yandım Ya Rasûlallah.

Susuz kalsam, yanan çöllerde can versem elem duymam
Yanardağlar yanar bağrımda, ummanlardan nem duymam
Alevler yağsa göklerden ve ben messeylesem duymam
Cemalinle ferahnak et ki, yandım Ya Rasûlallah.

Ne devlettir yumup aşkınla göz, rahında can vermek
Nasip olmaz mı sultanım haremgahında can vermek
Sönerken gözlerim asan olur âhında can vermek
Cemalinle ferahnak et ki, yandım Ya Rasûlallah.

Boyun büktüm, perişanım, bu derdin sende tedbîri
Lebim kavruldu ateşten döner pâyinde tezkîri
Ne dem gönlün murad eylerse taltif eyle kıtmîri
Cemalinle ferahnak et ki, yandım Ya Rasûlallah (sav).


Yaman Dede

Cemalinle ferahnak et ki, yandım Ya Rasûlallah (sav). Yaman dedenin tabiri diğerle YANAN dedenin
bu şiiri bana çok tesir ediyor paylaşamak istedim nacizane

sevgi ve saygılar

Hâlık-ı arzu semâya eyleriz hamdü senâ,
Ahmed-i Muhtâr'ı kıldı âleme nûr-ı hüda.


#20
mert85

mert85

    Sessiz Üye

  • Teğmen
  • 14 Mesaj sayısı:
"Ölüm güzel şey,budur perde ardından haber,
Hiç güzel olmasaydı,ölür müydü Peygamber!"

(Beni beynimden vurup NFK'ya bağlayan kainat çapında iki dizecik)



Cevap Ekle