İçeriğe git

muhalif

muhalif

Kayıt tarihi: 27 Oca 2012
Çevrimdışı Son görülme: Ağu 07 2012 02:47 ÖS
-----

#73725 Ah Minel Futbol

Gönderen muhalif on- 19 Mayıs 2012 - 05:19 ÖS

Muhterem hocam Eygi'nin yazısından bir kısmı iktibas ediyorum.

"
Zincirlerini Kırmış Deliler

Deliliğin çeşitleri vardır: Bildiğimiz normal deli... Zır deli, zırzır deli, hınzır deli... Deli dolu... Zararsız deli... Ilımlı deli... Akıllı görünen deli... Zincirden boşanmış deli... vs vs...
Acaba şu futbol delileri hangi cinstendir?..
Sanırım onların da türleri var. Hepsi de, bir tarağın dişleri gibi bir değil.
Son futbol çılgınlıkları öyle sıradan, ılımlı deliliklere benzemiyordu.
Siz daha işin içyüzünü bilmiyorsunuz. Devletin, valiliğin, emniyetin elindeki gizli raporları okusanız, o çılgınlıkların vehâmetini öğrenseniz aklınızı kaçırırsınız.
O korkunç futbol cinnetleri sırasında Türkiye'miz büyük bir tehlike atlatmıştır.
Çok şükür kan dökülmedi, can kaybı olmadı.
Hükümet bu konuda çok ciddî ve etkili tedbirler almalıdır.
Son hadise, sorumlulara ve vazifelilere iyi bir ders olmalıdır.
Ülkemizde büyük sayıda vatandaş futbol konusunda sınırı aşmış bulunmaktadır.
Tedbir alınmazsa ileride çok üzücü başka hadiseler olabilir.
Sosyal ve biyolojik patlamalar olabilir.
Mısır'da olduğu gibi kan dökülebilir.
Konu psikoloji uzmanlarına inceletilmeli ve raporlar alınmalıdır.
Türkiye sosyal yapı bakımından nereye sürükleniyor?
Türk Kürt... Sünnî Alevî... Sağcı solcu.. Dinci laik derken başımıza bir de futbol terörü çılgınlığı çıktı...
Bu belayı başımıza kimler sarmıştır?
Ülkemizde büyük tesislerde dev futbol günlük gazeteleri yayınlanmaktadır.
Çok sayıda vatandaşımız futbolla yatıyor, futbolla kalkıyor.
Futboldan medet uman bazı politikacılar ateşle oynadıklarının farkında mıdır?
Ya bir dinî cemaatin futbol merakına ne demeli...
Tarih felsefecilerine, büyük düşünürlere sorunuz: Toplumumuz dengeli, akıllı, sağlıklı, iç barışlı bir toplum mudur?
Şair kim beni zincire vuracakmış şaşarım demiş.
Futbol çılgınları zincirleri kırdılar. Âferin!.."

17.05.2012


#73671 Kitaplığımızda Bulunması Gereken Kitaplar

Gönderen muhalif on- 16 Mayıs 2012 - 12:40 ÖÖ

Ali Nar'ın Dinde Yenilikçiler ve Buluşma Noktalar'ı ile Said Ramazan el-buti'nin Mezhepsizlik Bidattir eserlerini buradan tavsiye üzerine satın aldım. Tazir ağabeyimdi galiba. ALLAH razı olsun Sayın Nar'ın eserine göz attım da harika bizim Merhum Davudoğlu hocanin eseri minvalınde. Hele Karaman'in Üstad Necip Fazıl'a yazdığı mektup daha doğrusu emanı okuyunca gülmeden edemedim. ÜSTAD bu ve türevi adamları Büyük Doğu'da Yılanlı Çerçeve adı altında sunuyormuş halka. Gitmiş konuşmuş mektup yazmış falan. Üstad'in vefatı sonrası da Büyük Doğucularin bize karşı bir cephe almasından korktuk falan lafı kalayliyor. Sersem herif. Velhasıli çok istifade edeceğe benziyorum tekrar vesile olanlara,haberdar olanlara teşekkür ederim.


#73668 " Fıkralar - Mizahî Olaylar " Bu Başlık Altında

Gönderen muhalif on- 16 Mayıs 2012 - 12:12 ÖÖ

Sivaslı'nin birine sormuşlar 3G nedir deyu. Gar,gış,gıyamet demiş. Ahaha hakkat süper ya


#73457 Mehmet Şevket Eygi

Gönderen muhalif on- 16 Nisan 2012 - 03:42 ÖS

Ehli Sünneti Savunmak

Ehl-İ Sünneti yıkmak isteyenler, Ehl-i Sünnet denilmesinden hiç mi hiç hoşlanmazlar. "Hepimiz kardeşiz, hepimiz Kur'anda birleşelim", bu Ehl-i Sünnet de nereden çıktı, Kur'anda yazıyor mu böyle bir şey derler.
Ehl-i Sünnet Kur'an Müslümanlığıdır.
Ehl-i Sünnet Kur'anı doğru yorumlar.
Adından anlaşılıyor, Sünnet Müslümanlığıdır.
Cemaat yani Müslümanların büyük topluluğudur.
Sevad-Azam'dır.
İmanın, İslam'ın, Kur'anın, Sünnetin, Şeriatın Ana Caddesi'dir.
Cumhur-i Ulema yoludur.
Kur'an, Müslümanları birliğe davet ediyor.
Peygamber aleyhissalatü vesselam mü'minleri birliğe çağırıyor.
Peygamber Efendimiz, "Ümmetim yetmiş üç parçaya ayrılacaktır. Bunlar, birisi hariç Cehennemliktir. Kurtulacak parça benim ve Ashabımın yolundan gidenlerdir" buyuruyor.
Ehl-i Sünnet Ashab-ı kiramın hepsini sever, sayar, hepsine hayır dua eder, hepsini din konusunda âdil kabul eder.
Ehl-i Sünnet Selef-i Sâlihîn Müslümanlığıdır.
Ehl-i Sünnet Tevhid Müslümanlığıdır.
Ehl-i Sünnet Allahın kemal sıfatlarla sıfatlı, noksan sıfatlardan münezzeh olduğuna inanır.
Ehl-i Sünnet Peygamberler dışındaki insanların ismet sıfatı ile sıfatlı olduğunu kabul etmez.
Ehl-i Sünnet Peygamberimizin hanımlarını mü'minlerin anneleri bilir ve hepsine hürmet eder.
Ehl-i Sünnet, Ehl-i Beyt-i Mustafa'yı sevmenin ve tutmanın farz olduğunu bilir.
Ehl-i Sünnet, bin küsur yıl önce Ashab ve Tabiîn arasında geçmiş ihtilafların hükmünü Allahü Tealaya, Mahkeme-i Kübraya bırakır.
İnsanlık tarihinde en büyük İslam ve cihan devletini Ehl-i Sünnetin bayraktarı Osmanlılar kurmuştur.
Ehl-i Sünnet Müslümanlara ve insanlara taqiyye ve kitman yapmaz, mü'minleri aldatıp kandırmaz, gerçekleri acı da olsa, bütün çıplaklığı ile söyler.
Ehl-i Sünnet Müslümanlığı ile laiklik kabil-i te'lif değildir.
Ehl-i sünnette, imandan sonra en büyük emir ve ibadet beş vakit namazdır. Sünnîlerin farz namazları (Şer'î özürleri) yoksa cemaatle kılmaları gerekir.
Ehl-i Sünnet İslamlığında hür kadınların tesettüre girmesi gerekir.
Ehl-i Sünnet İslamlığı, Allah ile olan bütün ibadet ve muamelerde ihlasın ana şart olduğunu bildirir.
Ehl-i Sünnet Müslümanlığında, dünya işlerinde adalet temel prensiptir.
Ehl-i Sünnet Müslümanlığı din sömürüsünü, mukaddesat bezirgânlığını çok büyük bir günah ve hıyanet olarak görür.
Ehl-i Sünnet Müslümanlığında mâruf ile emr ve münkerden nehy farzı uygulanır.
Hulefa-i Râşidîn devrinden sonra Kur'an'a Sünnete ve Şeriata en uygun İslamî sistem ve düzen Sünnî Osmanlı devletinin kuruluş ve yükseliş devridir.
Osmanlı devletinin ve hilafetinin en büyük düşmanları ve yıkıcıları Necid'de zuhur eden Vehhabiye fırkası olmuştur.
Safevî İran, Osmanlı ile asırlar boyu savaşmış ve büyük kan dökülmesine sebep olmuştur.
Farmason bir ihtilalci olan taqiyyeci Afganî'nin metodu ve görüşleri Ehl-i Sünnet İslamlığı ile bağdaşmaz.
Ehl-i Sünnet İslamlığı Kur'anı, Sünneti esas alır ve bunların hükmü varken re'yi kesinlikle kabul etmez.
Ehl-i Sünnet İslamlığı her Müslümanın Kur'anı kendi re'y ve hevası ile yorumlamasını, kendi kafasına göre hüküm çıkartmasını asla kabul etmez.
Ehl-i Sünnet Müslümanlığı medenî Müslümanlıktır, bedevî ve â'rabî Müslümanlığı değil.
Ehl-i Sünnet Müslümanlığında ehl-i Tevhid ve ehl-i kıble kişi (dinden çıktığına dair kesin delil ve hüküm olmadıkça) mü'min ve kardeş kabul edilir.
Ehl-i Sünnet Müslümanlığı dinde çıkartılan bütün bid'atleri reddeder.
Ehl-i Sünnet İslamlığı, büyük günah işleyenleri (o günahın haram olduğunu inkar etmedikçe) dinden çıkartmaz, onlar için kafir oldu demez.
Ehl-i Sünnet Müslümanlığının İslamın doğru yorumu olduğuna dair sayısız delillerinden biri, Peygamberimizin (Salat ve selam olsun ona) İstanbul'u fethedecek kumandan ve ordusu ile hadîsidir. Fatih Sultan Mehmed Han Mâturidî inancına ve Hanefî mezhebine bağlı bir Ehl-i Sünnet Müslümanı idi.
Bütün bid'atçiler Ehl-i Sünnete karşıdır.
Mezhepsizler Ehl-i Sünnete karşıdır.
Telfik-i mezahib isteyenler Ehl-i Sünnete karşıdır.
Bütün bozuk fırkalar Ehl-i Sünnete can düşmanıdır.
Bendeniz (nefsime bir pâye vermemek şartıyla) Ehl-i Sünnet Müslümanı olmakla iftihar ederim.
Elimden geldiği, dilimin döndüğü kadar Ehl-i Sünneti savunurum.
Ehl-i Sünneti savunurken Kur'anı, Sünneti, Şeriati savunduğumu bilirim.
Ehl-i Sünnet Müslümanı olduğum için her türlü reforma, dinde yeniliğe, dinde değişime karşıyım.
BOP'un yeni bir İslam türetme planlarına karşıyım.
Bir Ehl-i Sünnet Müslümanı olarak, M. Kemal paşanın ölümünden sonra türetilmiş bozuk bir ideoloji olan Kemalizme karşıyım.
Kemalist ilahiyatçıları çok ayıplar ve kınarım.
Ehl-i Sünnet Müslümanı olduğum için fıkha ve Şeriata taraftarım.
Siyonistlerin, Haçlıların, İslam düşmanlarının, Kriptoların, Üçgenli Biraderlerin direktifleriyle ılımlı ve light bir İslam çıkartmak isteyenlere karşıyım.
İslam'da kader yoktur diyenlere karşıyım.
Bir Ehl-i Sünnet Müslümanı olarak Pakistanlı Fazlurrahman'ın Tarihsellik ve Tatiliye mezhebine çok karşıyım.
Bir Ehl-i Sünnet Müslümanı olarak din sömürücülerine, mukaddesat bezirganlarına, Allahın ayetlerini ucuza veya pahalıya satanlara son derece muhalifim.
Ehl-i Sünneti niçin savunduğumu, ehl-i bid'ati niçin reddettiğimi iyi biliyorum.
* (İkinci yazı)
Sabah Namazı ve Peygamber
Evvelki pazar sabah erkenden saat 5:30'da yola çıktım. Çengelköy'ün yükseklerinde bir camie namaza gittim. Kubbesiz, kiremit kaplı fakat çok sanatlı, çok şirin bir bina. Etrafı kabristan, havadar. İçeriye girdiğimizde hocası Kur'an okuyor, dört-beş kişi de önlerindeki rahlelere koydukları Mushaflardan takip ediyordu. Maalesef camide hiçbir liseli ve üniversiteli genç yoktu. Yahu ilaç için bir iki çocuk bulunsa olmaz mı? Neyse, namazı kıldık, çarşıya indik. Çengelköy'e her gelişimde oradaki bir fırından ıspanaklı börek alırım, yine aldım. Sonra kahvaltı etmek için Eyüp Sultan'a Özsaraylar Kebapçısı'na gittik. Bilahare Küçük Pazar'da kurulan bit pazarına uğradım. Vakit erken, belediyenin motorize kuvvetleri fukara satıcıları püskürtmek için gelmemişlerdi. Biraz kitap, el sanatı eşyası aldım. Oradan Dolapdere'ye geçtik. Birkaç kitap, porselen, seramik... Eve döndüm.
Bu pazar hava soğuktu. Şehir dışına gezmeye gitmedim.
Sabah namazlarında camilerin durumu iç acıcı değil. Eyüp Sultan, Sümbül Sinan gibi bir iki cami dışında mabetler bomboş.
Resulullah Efendimiz(salat ve selam olsun ona) "Münafıklara en ağır gelen iki şey sabah ve yatsı namazlarıdır. Bunlardaki hayrı bilmiş olsalardı sürünerek bile olsa gelirlerdi." buyurmuşlardır.
20-30 büyük ehl-i sünnet cemaat ve tarikatinin başkanları, hocaları, şeyhleri bir araya gelseler Müslüman halka hitaben bir beyânnâme hazırlayıp milyonlara duyursalar eminim ki hayırlı bir değişiklik başlar. Bugünküne nispetle seher vakitlerinde daha fazla cemaat olur.
Muhteremler niçin bu güzel işi yapmıyorlar acaba?
Halk ve gençlik gaflet içinde... Birkaç ay önce sur içinde Müslüman bir talebe yurdunun birkaç metre uzağındaki tarihi, küçük bir camiye gitmiştim. İmamı Şam'da okumuş muhterem bir kimse... Namazdan sonra sordum, "Karşıki yurttan, bilhassa sabah namazlarında öğrenciler geliyor mu?" Maalesef bir kişi bile gelmiyor dedi. Halbuki yurtta birkaç yüz öğrenci kalıyor.
İnsanlar gaflet edebilir, lâkin bilenlerin mutlaka uyarması gerekir.
Türkiye Müslümanlarının sadece yüzde 10'unun beş vakit kılması, yüzde 90'ının bînamaz olması büyük bir felakettir. Halk işin farkında değil.
Ehl-i dünyanın umurunda mı namaz? Şimdi rant devşirme, haram ganimet toplama hengâmıdır.
Resulullah Efendimizin ruhaniyeti bizimledir. Biz Müslümanlar onunla irtibatlı, rabıtalı olmalıyız.
Resulullah Efendimiz rüyada, bazen yakaza hâlinde görünebilir. Bu konuda aydınlanmak isteyenler "Tenbihü'l Gabi an Rü'yeti'n-Nebi" kitapçığına göz atabilir.
Resulullah Efendimizle konuşmak isteyenler onun sahih hadislerini okusunlar. Mana âleminde bilhassa sabah namazı hakkında sorsak bize hadisleriyle ne diyecek:
"Mutlaka cemaatle kılın... Cemaatten ayrılmayın..."
Sadece namaz konusunda değil dinle, hayatla, davranışlarımızla ilgili her hususta ona sormalıyız.
Paran var, yeni bir otomobil almaya gidiyorsun, Resulullah'a soracaksın:
"Nasıl bir otomobil edinmemi uygun görürsünüz?"
Hadisleriyle, sünnetiyle size ne diyecektir?
"Sakın israf etme, ihtiyacın neyse ona göre bir araba al. Seni gurura, kibre, tafraya, böbürlenmeye götürecek lüks bir araba senin için hayırlı olmaz."
İçinde içki içilen, fuhşiyyat yapılan, lüks, beş yıldızlı otelin restoranına giderken de sor, belki de yarı yoldan geri dönersin.
Evindeki plazma mı ne meretse o televizyonu da bir sorsana...
Peygambere imân etmek, ona bağlı olmak, kuru lafla olmaz. İsmi anılınca elini göğsüne götürmekle bitmez. Efendimiz milâdî 632 tarihinde bu dünya hayatına veda ettiler ama ruhaniyeti bizimledir, ayînemizi temiz tutarsak nebevî ruhların ışıltılarından hissemizi alırız.

16.04.2012


#73440 Üstadın Kitapları

Gönderen muhalif on- 14 Nisan 2012 - 11:58 ÖS

Gariptir iki eser ismine rastladım Üstad'a atfedilen. Evvelinden hiç duymuşluğum da yoktu. "Put Adam" ve de "Eser" diye. Aslında belki de bu ikisi aynı eser. Basılmamış.

İşte haber:

Üstad Necip Fazıl'ın bilinmeyen Put Adam kitabı Mustafa Kemal'in hayatını konu ediniyor.


28 Mart 2012 Çarşamba 17:42

Gönderilen resim
Üstad Necip Fazıl sayısızca esere imza atmış. Fikir, şiir, tasavvuf, biyografi, piyes gibi çeşitli alanlardaki eserleri arasında bilinmeyen bir kitabı var. Kitabın ismi ise "Put Adam"

Mustafa Kemal’in hayatını anlatan kitap hakkında değişik iddialar mevcut. Genel kanaat Üstad Necip Fazıl’ın 1975 yılında Osmanlıca olarak yazdığı ve basılması için birisine verdiği. Türkiye’de basılmamış fakat Arap bir mütercim tarafından çevrilerek yayınlanmış.

Üstad Necip Fazıl tarafından ana taslağı oluşturulan kitap bir subayın vesilarınıda içeriyor.

Eski Türk Subayının ilk vesikasında şu ifadeler yer alıyor:

"Ben hanedana ve yakınlarına mensup değilim, sarayda da bulunmadım ve sarayda
yetişmedim. Fakir bir aile çocuğuyum, hiçbir suretle saray hizmetinde bulunmadım.
Millet ve memleketine ve padişahına ve Osmanlı hanedanına ve bu memleketin halkına ve kahraman ordularına ihtiras uğrunda yapmış olduğu hudutsuz fenalıkları, hadiselerin içinde bidayetinden beri gördüğüm ve bildiğim için bu üzüntüden kendimi tutamayarak hayatıma da mal olsa, yazmaktan kendimi men edemedim. Ancak oğlum ve torunlarımın hayatını şimdiye kadar tehlikeye atmak istememiştim."

Nesillerine zarar gelmemesi için subayın ismi saklı tutulmuş. Vesikalarda ise yaşadığı dönem ilgililerinin söz ve müşahedelerini tespit etmiş.

Eski Türk Subayı’nın kim olduğu hususunda birkaç tahmin olmasına rağmen net bir bilgi bulunmuyor.

Kitap Arap mütercim olan Abdurrahman Abdullah tarafından 1978 tarihinde Lübnan’da arapçaya çevrilmiş. 544 sayfadan oluşan eserde "Put Adam" kitabının yanında
Dr. Rıza Nur’un hatıratlarına da yer verilmiş.

Büyük Doğu Haber


http://www.buyukdogu...-adam-h555.html

Kadir Mısıroğlu'nun videosunda bahsettiği sanırım bu. O adını "eser" olarak dillendiriyor. Beğenmediğim için basmadım falan. Lüzumsuz polemikler yapma böyle Mısıroğlu gözünü seveyim.


#73428 Mehmet Şevket Eygi

Gönderen muhalif on- 13 Nisan 2012 - 11:49 ÖÖ

Ben Eygi Hocamı okudukça dört nala gidiyorum ya. Şu tatil yapmayın yazısını da okuduğumda dedim, uyumak yok uyumak.. Yazılarını bir ilim adamına diyecek olsan; Eygi mi hani şu köşeyazarı olan. Millet dinde elinde vesika olmadı mı amiyane tabirle "takmıyor" Oysa işin erbabı dim simsarlığı yapınca meydan böyle ihtisas değil de dininin gereği öğrenen insanlara kalıyor. Bu sefer karşı cenah dinde konumuna, rütbesine bakıyor. Üstad'ın yazdığı eserden devreye girdiğimde hocamın cevabı şu; Necip Fazıl'ı ben de severim ama bir şair olarak. Tüm kitaplarını da okumuş fakat öküzlüğünden soyunamamış. Bilimsellik diye tutturmadı mı bir de; dedim hocam bana mirac hadisesini rica ederim laboratuar kat'iyyetiyle sunun, yapabilir misiniz?Yapamazsınız, bizde nakil aklı geçmiştir. Bana, güldü, güldü bana sadece. İlerde bu heyecanlı hallerimi anımsayınca gülecekmişim. He yıkayacak sanıyor beni. Allah'ım ayaklarımızı, gönüllerimizi ehl-i sünnetin üzere sabit kıl. Gerçekten ciddi sıkıntım var. Yani derste anlattıklarından ruhum daralıyor yeri geliyor. Dini öğreti diye gidiyorsun, adama mirac hadisesinden sonra Mescid-i AKsa'nın inşa edildiğini savunuyor, mehdilik yahudilerden gelme inanıştır diyor. Gel de ağlama ya da çıldır!

Hangi Âlimlere ve Fakihlere Tâbi Olmalı?

Âlet ilimlerini ve 'âli ilimleri öğrenmiş, din âlimi ve fakih olmuş ama öğrendiği ilimlerin, edindiği bilgilerin, hayata mutlaka geçirilmesi, uygulanması gerekenlerini yerine getirmiyor, yaşamıyor... Böyle bir âlimi sakın kendine rehber ve mürşid edinme.
Yine âlim olmuş ama ilmini dünyalık edinmeğe, zengin olmaya âlet ediyor, Allahın ayetlerini ucuza veya pahalıya satıyor... Bunun da peşine düşme.
Âlim ve fakih olmuş ama Ehl-i Sünnete aykırı inanç, görüş ve fikirlere sahip... Ondan bucak bucak kaç.
Âlim ve fakih olmuş ama din konusunda bid'atçi... Sakın onun tuzaklarına düşme.
Âlim ve fakih olmuş ama Ashab-ı Kiramın bir kısmını reddediyor, onlara dil uzatıyor... Ondan vebadan kaçar gibi kaç.
Âlim ve fakih olmuş ama Allah'ı kemal sıfatlarla sıfatlı ve noksan sıfatlardan münezzeh bilmiyor; O'nu zamanla, mekânla, cihetle kayıtlıyor, O'na cisim ve şekil isnad ediyor, O'nu yaratıklardan bir şeye benzetiyor Böylesine inanırsan küfre düşebilirsin. Kaç kaç kaç.
Bildiklerini Allah rızası için öğretmeyen; âyetleri, hadîsleri, fıkhı, mukaddesatı paraya ve maddî menfaate âlet ve tahvil eden âlim taslağından uzaklaş.
Lüks, israf, tebzir, gösteriş, gurur, kibir içinde yaşayan, halktan para toplayan, bunların bir kısmını zimmetlerine geçirenler sahte âlimlerdir.
Zalimlere yağcılık yapan, fâsıkları şakşaklayan âlimler bir vâdidedir, sen başka bir vâdide ol.
Tabakat-ı fukahanın en alt derece ve rütbesi olan müftülük makamında olduğu halde müctehidlik taslayanlara mağrur ve mütekebbirlere sırtını çevir, onları dinleme.
Mutlak müctehid bile olsa hiçbir âlim, Kur'anı ve Sünneti kendi re'yi ve hevası ile yorumlayamaz. Öyle yapanları gözün görmesin. Uzaklaş uzaklaş uzaklaş.
Peki hangi alimlere tabi olmalısın? Onların sıfatlarını sayıyorum:
* İlimleriyle âmil olacaklar, yâni bilgilerini hayata uygulayacaklar.
* İlmi Allah rızası için öğrenmiş ve yine Allah rızası için öğretir olacaklar.
* Muhlis (ihlaslı) olacaklar,
* Muttaki (takvalı) olacaklar.
* Müteverri (veralı) olacaklar, şüpheli şeylerden kaçınacaklar.
* Zalimleri ve fasıkları övmeyecekler, zaruret olmadıkça onların huzurlarına gitmeyecekler.
* Allahın ayetlerini, Peygamberin (Salat ve selam olsun ona) hadîslerini ucuza veya pahalıya satmayacaklar.
* Kur'ana, Sünnete, Şeriata, Ehl-i Sünnet akaidine ve fıkhına hizmet yolunda icabında canlarını bile fedaya hazır olacaklar.
* Ücret ve mükafatlarını mahlukattan değil, Haliq Tealadan bekleyecekler.
* Dünyada değil, âhirette mükafatlandırılmalarını ve ücretlendirilmelerini isteyecekler.
* Selef-i Sâlihîn yolundan kıl kadar ayrılmayacaklar.
* Dinde reform, dinde yenilik, dinde değişiklik taraftarı olmayacaklar.
* Masonluk, Dr. Moon dini gibi İslam dışı sektlere mensup olmayacaklar, onlarla işbirliği yapmayacaklar, onlardan para almayacaklar.
* Haysiyetli ve vakarlı olacaklar.
*Âmirîne bi'l-mâruf ve nâhine 'âni'l-münker olacaklar.
* Resulullah Efendimize (Salat ve selam olsun ona) biatli, rabıtalı ve onunla irtibatlı olacaklar.
Böyle gerçek âlimlere tâbi olan, onları mürşid ve rehber edinenler Mevlâyı bulur.
Sahte ve bid'atçi âlimlere tâbi olanlar, onları kılavuz edinenler de belâlarını bulur.
Kılavuzu karga olanın...
* (İkinci yazı)
Bizim Camiler, Minareler, Şerefeler, Hoparlörler...
Bizim minare sizin minareden daha yüksek...
Ya öyle mi?.. Ama bizim minare üç şerefeli, sizinki iki...
Bizim caminin kubbesinin üzerindeki alem altın yaldızlı pırıl pırıl ışıldıyor güneşin altında, göz kamaştırıyor...
O ne ki... Bizim caminin hoparlörleri 130 desibel ezan okuyor, cihanı çın çın çınlatıyor.
Bizim cami alttan ısıtmalı, sizinki öyle mi ya...
Bizim caminin klimaları en lüksünden...
Ama bizim caminin ışıkları lazerli...
Lazer nedir ki, bizimkinde ültrafeniks şualar var...
Bizim caminin şadırvanından kışın sıcak, yazın soğutulmuş su akıyor...
Bizim caminin muslukları elini uzatınca akar, kapatınca kesilir...
Bizim camide kapalı devre dijital kamera sistemli koruma var...
Hah hah hah!... Bizim koruma sizinkinden daha sofistik...
Bizim cami... Sizin cami... O cami... Bu cami... Şu cami...
Yaylamsı bir yerde küçük torun:
-Deda deda ezan okuniya...
-Sus velet, o bizim ezan değul, komşu mahalle camiinin ezanidur.
Kubbeli camiler... Uzun minareler... Şerefeler şerefeler şerefeler... Halılar, mermerler, yaldızlar... Şadırvanlar... Camiin WC'leri... Men women one lira...
Güneşin doğmasına bir saat var... Şehrin binlerce camiinin hoparlörlerinden aşırı yüksek sesle ezan okunmaya başlar... Yer gök inler...Civardaki evlerin camları zangır zangır titrer... Çocuk uyanır ağlamaya başlar... Yakındaki otelde kalan bir turist yataktan düşer...
Ezan biter, Eyüb Sultan ve bir iki cami dışındaki öteki binlerce camiye birkaç ihtiyardan başka cemaat gelmez... Camilerde sabah vaktinde liseli ve üniversiteli bir genç bulamazsınız...
Dindar, radikal, İslamcı gençlik ve halk ya yataklarında leş gibi yatar, yahut namazı gece kıyafetiyle, uyku sersemliğiyle alelacele kılar ve tekrar tumba yatağa girer...
Nerede kalmıştık?
Bizim caminin minareleri...
Bizim caminin kubbesi...
Bizim caminin hoparlörleri...
Bizim caminin klimaları...
Bizim caminin halıları...
Bizim caminin mermerleri...
Bizim cami mi büyük sizin cami mi büyük?
Sarı Hafız güzel Kur'an okuyor... Öyleyse camiye gelip dinlesene...
Camiler, minareler, yaldızlar, hoparlörler, klimalar, kaloriferler, soğuk su cihazları, cami kapısındaki ayakkabı poşetleri, sıcak günlerde fıldır fıldır dönen vantilatörler, İslamda millî birlik ve beraberliğe dair hutbeler, 19 Mayıs'ta M. Kemal'e yapılan dualar...
Ah hele şu sabah vakitlerinde camilerimizin hali...
Ah ah ah!...
Eyvah!..
12.04.2012


#73366 Bir Hayreddin Karaman Klasiği Daha!(Kadınlar Her Durumda Kuran Okuyabilir...

Gönderen muhalif on- 08 Nisan 2012 - 04:59 ÖS

Karaman hoca biliyorsun havalar çok sicakladi. Malum küresel ısınmadan dolayı güneş ışınları direk geliyor,ozon tabakasında ciddi yırtılmalar,sökülmeler var. Ve ışınlar alnimin tam üstünde bakınız aha tam şurada par par parlıyor hatta başıma güneş geçiyor fena oluyorum,ayılıyorum,bayılıyorum,hafakanlar geçiriyorum. Hani son yıllar ramazan orucu da hep sıcak mevsimlere gelmeye başladı biliyor musun? Gerçi oruç tutuyor musun Karaman hoca? Dudaklarınız çat çat çatlıyor mu susuzluktan? İşte tam o hale düşüyorum. Midem desen açlıktan tsunami geçiriyor gibi oluyor. Lafı eveleyip gevelemeyim karaman hoca vallaha bak,kekeme falan da değilim. Bak ilminiz var hoca, hani fikih hocam sizin bir kitabınızı da okumam için önerdi. Ben sizi seve de bilirim karaman hoca. Şunu deyin hani bu kadar dil döktüm,hatta vakfınızdan burs verseniz ağzımla kuş da tutarım bakın buraya yazıyorum. Hani diyorum şey,sıcak dedim ya santigrat (bilmiyorum böyle mi yazılıyor) bir hayli yüksek oynuyor,diyorum ki gelin bir güzellik yapın;ben bu ramazan oruç tutmasam olur mu?


#73298 Üstad'ın Büyük Doğu Dergileri Tekrar Yayınlanıyor.

Gönderen muhalif on- 01 Nisan 2012 - 10:41 ÖS

Giriyorum markete bütün Büyük Doğuları toplayıp çıkıyorum. Ta Adana'dan sipariş aldım, öyle azımsamayın beni.


#73291 Anneme Mektup

Gönderen muhalif on- 01 Nisan 2012 - 01:15 ÖS

"Annem, uğultulu konakta en hatırlı hizmetçiden bir derece daha üstün, asli kadronun en küçüğünden de bir derece aşağı ve herkesin gel – git emrine memur acı bir mazlumluk hayatı sürüyor; ve bütün ümidini, doğurduğu erkek çocuğuna bağlıyor.

Bana…

Ah!"

Kafa Kağıdı..

Bu şiir bana annemin yokluğunu anımsatır, ölümden nefret ederim belki hiç etmemişken..


#73288 Mehmet Şevket Eygi

Gönderen muhalif on- 01 Nisan 2012 - 10:29 ÖÖ

Vahim İtikat Bozuklukları

Allah'a, Resûlüne, Kur'ana iman eden bir Müslümanın devamlı/değişmez gündeminin ilk maddesi itikadının (inançlarının) doğru ve sağlam olup olmadığını kontrol etmektir.
Bugün İslam dünyasında onlarca, hattâ yüzlerce itikat ekolü bulunmaktadır. Bunların temel inançla ilgili bazı bilgileri birbiriyle uyuşmamaktadır.
Her Müslüman inançlarını Kur'ana, Sünnete uygun hale getirmelidir.
Bu da:
İcazetli gerçek İslam alimlerinin, fakihlerinin öğrettiği, bildirdiği inanç maddelerini kabul etmekle olur.
19'uncu yüzyılda, İslam dünyasında birtakım Mason sarıklılar zuhur etmiş ve dinde yenilik ve değişim yapmak istemişlerdir.
İngiltere'nin mısır başkomiseri Lord Cromer, bu sarıklı Masonlardan biri olan Muhammed Abduh için "I suspect my friend Abduh was in reality an agnostic" diyerek onun agnostic olduğundan şüphelendiğini yazıyor. Adam hem Farmason, hem de agnostik. Elbette böylesinden din iman öğrenilmez. Öğrenen ne olur? Sapıtır.
Usûle, temele, esasa ait bir konuda Ümmet içinde ihtilaf olduğu vakit:
*Cumhur-i ulemaya tâbi olmak gerekir.
*Sevad-ı Âzam dairesi içinde bulunmak gerekir.
Üzerinde icmâ bulunan görüşün kabul edilmesi gerekir.
İhtilaflı konularda şazz görüşlere itibar edilmemesi gerekir.
Son yıllarda ülkemizde din konusunda çok vahim bir fitne çıktı: Bazıları, İslam'ın tek hak din olmadığını, onun yanında başka ibrahimî hak dinler de bulunduğunu iddia ediyor.
Hattâ, Müslümanların yayınladığı büyük bir gazetede, Ehl-i Kitap ile Müslümanlar arasında Âmentü konusunda ittifak olduğuna dair bir yazı yayınlandı.
Allahın sıfatları konusunda ittifak varmış... Tevhid inancı ile Teslis nasıl uyuşur da arada ittifak olur?
Kur'an, Teslis inancını reddediyor, bizimkiler inançta ittifak vardır diyor. Fesubhanallah!
Ehl-i Kitab ile Peygamberlere iman konusunda aramızda nasıl ittifak olabilir ki, biz Müslümanlar BÜTÜN Peygamberelere iman ediyoruz, onlar ise Âhirzaman Peygamberi Hâtemülenbiya Resulullah Efendimize (Salat ve selam olsun ona) iman etmiyor, onu hâşâ sahte peygamber olmakla suçlayıp iftira ediyor.
İlahî Kitaplar konusunda da Ehl-i Kitab ile aramızda ittifak yoktur. Biz Müslümanlar, Allah'ın Tevrat ve İncil'i gönderdiğine iman ediyoruz, onlar Kur'anı kabul etmiyor.
Son yıllarda yayınlanan ve büyük miktarda tiraj yapan bir Kur'an mealine muharref Tevrat ve İncil'den 700 kadar "âyet" alınmıştır. 1400 yıllık İslam tarihinde böyle bir yenilik ilk defa Türkiye'de oluyor.
Yeni bir inanç çıkartıldı:
Hz. Muhammed'in dâveti ve tebligatı kendisine ulaştığı halde, bunları red inkar ve tekzib edenler de kurtuluşa ermişlermiş ve Cennete gireceklermiş.
Böyle bir inanç ve iddia:
Kur'ana... Sünnete... İslam'a kesinlikle aykırıdır.
Diyanet'in bu gibi konularda halkı uyarması, aydınlatması, bilgilendirmesi beklenir ama o makamdan da bir ses çıkmıyor.
Ülkemizde faaliyet gösteren birtakım gruplar ve cemaatler harıl harıl kadrolaşıyor.
Bendeniz eskiden her imamın ardında namaz kılmıyordum. Birkaç yıldan beri bazı din görevlileri konusunda tereddütlerim, şüphelerim var. Resulullahı, Kur'anı, İslam'ın tek hak din olduğunu kabul etmeyenlerin de ehl-i necat ve ehl-i Cennet olduklarına inanan bir kimsenin ardında namaz kılmak istemem, çünkü onun bu inançları imamlık yapmasına kesinlikle mânidir.
Uzun yazmama hacet yok, ülkemizde bazı ilahiyatçılar kaderi bile reddediyorlar.
Sem'iyyat denilen, kabir ahvali ve şefaat ile ilgili din bilgilerini de reddedenler var.
Son zamanlarda bazı yenilikçiler ve değişimciler koyu laiklik taraftarı kesildi.
Müslümanların bir kısmı itikat konusunda hassas ama büyük bir kısmı cehalet ve gaflet yüzünden tashih-i itikat meselesine önem vermiyor.
Birtakım okumuş, yüksek ve parlak tahsil yapmış Müslümanların, Farmason sarıklıları kendilerine din önderi olarak kabul etmelerine şaşmamak mümkün değildir.
Kur'an, Sünnet ve Cemaat ehli bunca ulema, fukaha, allâme varken, nasıl oluyor da birkaç şaibeli adamı kendilerine mürşid ve rehber yapabiliyorlar?
Sarıklı Farmasonları imam=önder, rehber kabul edenlerin bir kısmı sanki Ehl-i Sünnete savaş ilan etmiştir.
Şöyle bir müdafaa yapanlar da var: O sarıklı Farmasonlar dine hizmet için Mason olmuşlardı. Sonra ayrıldılar... Bu iddianın ve müdafaanın tutar tarafı olmadığını ispat edecek bir yazı hazırlıyorum.
Ne kadar esef verici bir manzara: Birtakım İslamcılar Farmasonları, agnostikleri din önderi ve mürşid olarak kabul ediyorlar. Ne günlere kaldık!
* (İkinci yazı)
Âhireti Unutmak Felâketi
Dünyaya gerekenden fazla önem vermek bütün kötülüklerin anasıdır.
Gerçek ve olgun dindar, dünya için orada kalacağı kadar, âhiret için orada kalacağı kadar çalışır.
Dünya bir imtihan yeridir ve elbette dünyada çalışılacaktır. Lakin dünya için gerekenden daha fazla çalışmak yanlıştır, zararlıdır.
Kazandığımız paraların ve malların yeterli kısmını, Allahın rızasını kazanmak, âhiretimizi kurtarmak için sarf etmeli, mâlî ibadet yapmalıyız..
Olgun ve vicdanlı Müslüman öğretmen Seyyid Mahir İz hocamız, kira evinde oturduğu halde, her ay maaşını aldığı zaman kırkta birini hemen Allah yolunda sadaka verirdi.
Yakın tarihte öyle Müslüman zenginler gelip geçmiştir ki, evinde akşam sofrasında bir misafiri olmadan sofraya oturup yemek yemezdi.
Aklı olan bir Müslüman gerekenden fazla lüks evler yaptırır mı?.. Onları lüks eşya ve mobilyalarla döşetir mi?... Gerekenden fazla lüks otomobillere biner mi?
Bir ay kadar önce Adana'da, 26 yaşında genç bir anne, parasızlıktan intihar etti, iki çocuğu yetim kaldı. Sorumlu Müslümanlar vazifelerini hakkıyla yapmış, zekatları öncelikle fakirlere ve miskinlere vermiş olsalardı o kadıncağız intihar etmeyecekti.
Bir Müslüman, dinî vazifelerini ancak âhirete yönelik olursa hakkıyla yapabilir.
Din ilimlerini okumuş bir kimse dünyaya, paraya, mala çok değer veriyor, onları elde etmek için çırpınıp yırtınıyorsa, onca ilmine rağmen yine de iyi bir Müslüman olamaz.
Namaz ve oruç elbette dinimizin temel şartlarından ve farzlarındandır. Lakin iş onlarla bitmez. Namazın ve orucun yanında zekat da vereceğiz. Nasıl vereceğiz?.. Kur'ana, Sünnete, Şeriata, fıkha göre vereceğiz.
Peygamberlerden sonra, derece itibarıyla en yüksek insan olan Hz. Ebû Bekir, zekat ödemek istemeyen kabileleri savaşla, kılıçla yola getirmişti.
Yazık ki, zamanımızda zekat konusunda böyle âdil ve kararlı bir Ebû Bekir yoktur.
Min gayri haddin âcizâne bu sütunlardan sesleniyorum:
Müslüman halkın zekatlarını Kur'ana, Sünnete, Şeriata aykırı olarak toplayan ve sarf eden zâlimler titresinler.
Fakir, miskin, aç, sefil bunca Müslüman varken, sefalet içindeki zavallı bir anne parasızlıktan intihar ederken onlar hangi vicdanla birtakım hükmî şahsiyetler için zekat toplamaktadır?
Birtakım sekt holiganlıkları, militanlıkları, asabiyetleri dünyada söker ama öteki dünyada sökmez.
Zekat verdiklerini sanarak, zekatlarını zekat uğrularına kaptıranlara acımak mı, öfkelenmek mi gerekir?
Müslüman, lokantaya gidip yemek yiyeceği zaman bile, âhireti düşünmelidir.
Tek kişi elli liralık bir yemek yiyeceğine, yanına geliri az bir arkadaşını alıp aynı parayla iki kişi yerlerse Kur'ana ve Sünnete uygun olmaz mı?
Ey, Müslümanlık İslamcılık tasladıkları halde rüşvet yiyenler, haram gelir edinenler, zenginleşenler, haram komisyonlar alanlar, faiz/riba dalavereleri yapanlar!.. Siz kârlı işler mi yaptığınızı sanıyorsunuz?
Ateşle oynuyorsunuz ve tevbe edip bu haram malları dağıtmazsanız, âhirete yönelik olmazsanız Cehennemde yanmaya adaysınız.

30.03.2012


#73152 1453 Kere Edep Ya Hu!

Gönderen muhalif on- 19 Mart 2012 - 09:17 ÖS

Sıkı bir tenkid yazısı olmuş. Haklılık payı yüksek. Ben yine derim en azından kısmen de olsa tarihi bir zaviyeden baktırmış olmaları beni sevindirdi. Ben de beklemedim değil o Ayasofya'da en azından vasiyetine bir emare görelim. Bu arada yapımcıyi eleştirmek de ucuz tavır. Ayrıca oyuncuların üzerine rollerini yapıştırdıklari için cemille ulubatli hasani karşılaştiriyorlar. Bu da acemice. Neyse inşallah herşeyiyle maneviyat tüten, tarihi sapmalar olmadan olmadan bizi uyandıran çalışmalar gelir. Bu arada bir kanalda mi ne eve düşen yıldırım mi şimşek mi ne dizisi başlamış bu adamın. Çok muazzam aile yapısı var ya yıkın,darma dağın edın. Evli adam o hafif kıza meyil ediyormuş. Subhanallah ne günlere kaldık ya. Yanlış yapıyorsun Faruk yanlışsın. Insanın düz çizgisi olur ya hüsnü zannımızı yıkma böyle. Allah davasının imarı olan işler ettirsin,paraya kul olma Faruk,adam ol,insan ol,müslüman ol..


#73067 Bir "egemen Bağış" Klasiği

Gönderen muhalif on- 14 Mart 2012 - 10:18 ÖÖ

Işine geleni konuşuyorsun Egemen. Kalk bir de Hz. Fatima'dan misal versene; o denli takva ehli ve mahremine düşkündü ki vefat ettiğinde defninin bile nazarlardan uzak,gece vakti yapılmasını talep etti. Babamın amcası Mehmet emmi var ömrü hayr olsun şöyle der, "müslüman düz yaşayacak düz ölecek. Yamukluk bize göre değil!" bunlar zemine göre hareket ediyor. Artık ben de ehven-i şer nazariyla bakıyorum. Sadece gözümden düşen Egemen bakan olsaydı keşke. Allah kendi kanun çizgisinden şaşırtmasin. Çıkarın çıkarın kadını,cemiyetin mali yapın! Bakalım sonra eve sokabilecek misiniz?


#73066 Davutoğlu: Suriye'de Bizi Kaygılandıran Gelişmeler Var

Gönderen muhalif on- 14 Mart 2012 - 10:08 ÖÖ

Hakkıyla Allah huzurunda dahi duramayan bu nusayrilerin artık Allah'tan dahi korkuları kalmamıştır. Ben ıslah falan değil direk bedduadan giriyorum. Dendiği gibi müslüman kadına tecavüz eden,camide Allah kelami ile alay eden adamların islamla ilişiği kalmamıştır. Cehennemde ne güzel ateş yiyecekler onlar! Ve ayrıca sen müslüman bir ülkesin hani biz yani lafta ele ya, bir Libya Fransa'nin nesi olur adam bir girdi o topraklara Kaddafi'nin haftaya cesedi yerlerde süründü. Turistik bir manzara gibi resim çektiren çektirene. Sen bir müslüman ülke lideri olarak girsene devreye. Bütün müslümanlar duvarın birbirine kenetli tuğlalari gibiydi hani? Hani birbirine geçmiş sımsıkı el gibiydi? Gönder adamını "bak herşey kötüye gidecek ha!" daha nere gidecek gittiği yere kadar gitti boğaza dayandi boğaza! Yarın Allah mahserde sorar.. Kaçan mültecilere barınak ver doyur iyi Allah ecrini verecek elbet ya geride kalanlar. 3 vakte kalmaz gayri meşru veletlere gebe kadınlardan mektuplar almaya başlar ah vah eder yolumuza devam ederiz. Müslümanın acısı bundan ibaret. Batı'da asalak tarikatlerin birtakım sapkınlıklarinda "tanrıyı kıyamete zorlama" mantıksızligı yatar. Elbet vakti muayyendır fakat amiyane tabirle bu olmakta olanlar Allah'in gadabini artırmaktadir. İslam camiasinin bu denli kazan gibi kaynamasi da o. Rabbim biz müslümanları siniyor. Ve biz tam anlamıyla "çaktık" arkadaşlar. Allah elbet mazlumladir,zalimin mezalimi yanına kalmaz ama müslümanların da bu denli 3 maymunu oynaması giran geliyor!


#73036 Misvak Kullanmanın Faydaları

Gönderen muhalif on- 12 Mart 2012 - 11:25 ÖS

Eğer ümmetime ve insanlara ağır ve meşakkatli gelmeyecek olsaydı günde 5 vakit namazla misvak kullanmalarını emrederdim buyuruyor Gönül Sultani Efendimiz. Dipnot:konuyla alakasız ama kusluk vakti 2 rekat namaz da vücudun zekatıdır. Mühimdir ona da dikkat buyuralım inşallah. Öğrendiğimi okuduğumu bildirilenı bildirmek istedim.


#73021 Sinema Ve Fetih 1453

Gönderen muhalif on- 12 Mart 2012 - 11:18 ÖÖ

Hay Allah bir hafta sanırım argüman toplamanız için ancak kafi geldi. Ama güldüm biliyor musunuz artist falan yani bendeki ışığı sonunda birinin fark etmiş olmasına sevindim. :-) Inanın bahsini ettiğiniz laf ebeligini bilmem ama inandığıni sonuna kadar savunmaktan asla beri durmayan ve elhamdülillah bunun üstesinden de gelen biriyim. Normal şartlar altında her bir cümlenizin şurada aksiyle öğelerini bulup köklerine ayırabilirdim. Buna yanaşmayacagim. Zira her ne kadar şahsilestirmeyelim deseniz de benim zatima çıkmaya çalışmaktan öte bir karalama göremedim. Avam davranmayacagim. Zira şurada bir kaç mühim mesele üzere değinip çıkmayı artık şiar belledim. Buna dadanirsam tarafımdan çalışılmayı bekleyen göz nuru derslerim ihmal edilecek. Ki siz istediğiniz kadar zafer narasi atabilirsiniz. O kıl ve yemeğini de çok düşündünüz mu allasen sabah sabah midem kalktı. Şu an biliyor musunuz şöyle bırakıp gitmek bana çok zor geliyor ama bunun rövanşını alırım sözüm olsun;-) Kendi sağlığıniza dua ederken önümüzdeki haftadan itibaren canıma okuyacak vizeler için de dua ederseniz çok makbule geçer. Bakın şebeklik kötü ve bir kıza yakışmayan bir kelime ama artisti sevdim. Ne demişti hulki cevizoğlu intikam soğuk yenen bir yemektir bekle beni nalannnn;-) ahahaha hakkat eğlendim. Bence pembe maskeyi deneyin gerçekten cilde iyi geliyormuş.