İçeriğe git

nameless

nameless

Kayıt tarihi: 12 Oca 2010
Çevrimdışı Son görülme: Haz 12 2011 02:44 ÖS
****-

Konu:Hasan Kaçan'dan...

26 Nisan 2011 - 06:25 ÖS

Acaba birisi Hasan Kaçan'a söyleyebilir mi bunun yalnızca bir türban veyahut bir başörtüsü yani neticede bir giyim kuşam meselesi olmadığını? 'Türban sorunu' ismini koydukları şeyin gelmiş geçmiş ve hatta gelecekteki din ve din karşıtları savaşının çağdaş literatürdeki şekli olduğunu birisi anlatabilir mi acaba? Bunun yalnızca örtünmek isteyen müslüman bayanların problemi olmadığını ve olmaması gerektiğini de ayrıca. 'Calliou , bu senin problemin bunu kendi başına çözmelisin' diyen Calliou nun annesi gibi mi davranacak bu toplum kızlara. Çözülmeyen problemin faturası :" Sizde de hiç mizah anlayışı yok canıım, mağdur oldunuz bari keyfini çıkarın, eğlenmenize bakın" diye mi kesilecek? " Biz sizin yerinize de okuruz" mu diyecek toplum bu duruma? Hiç güleceğim yoktu vallahi. Eğlenmemiz için ürettiği bu kıvrak zeka ürünü fikirlerini sorunun çözümü için üretseydi hazret, şu an bulunduğumuz durumdan bir adım daha önde olurduk belki toplumca.

Bizim eğlenceye ne iştiyakımız ne de takatimiz vardır. Batman şapkasını takıp etrafta bir sorunsalı protesto etmeye takati olanlar, işte böyle hayatı hep gırgır şamata tadında yaşayan insanlardır. Eğer müsaitlerse bizim yerimize de protesto etsinler bi zahmet…

Konu:Haydar Ergülen

24 Nisan 2011 - 12:00 ÖÖ

İkinci bir emre kadar


özellikle yaz günleri
güneşi bir çiçek gibi
yakalara iliştirmek yasaklanmıştır.

Konu:Haydar Ergülen

22 Nisan 2011 - 11:11 ÖS

Anne


Sahi senden mi doğdum anne
Yollar nehirler kuşluk vakitleri dururken
bir insandan mı doğar bir çocuk


Anne senin yüreğin taş olsa dayanır mı
Kuş olsa çiçek olsa gündüz olsa
Kırılmaz mı acıdan bir sap menekşenin boynu


Bu kez dağlar doğursun beni anne
Sen de ılık bir yağmur ol
Durmadan yağ kanayan yerlerime

Konu:Haydar Ergülen

22 Nisan 2011 - 11:07 ÖS

Herkes Dışarı!

ölüm henüz hepimizden küçüktü
benim güzel arkadaşım kırıldı fakat

arkadaşlık için çekilen o kısa film
henüz başlamıştı, geçmiş karardı
ve anısı kendinden önce yaşayan
çıktı çıkarıldığı kötülüğün katından
güzelliğini herkesin içine attı

herkes dışarı
kimseye yer yok
içinizde yer yoksa
o güzelliğe

içinizde biri var mı
modası geçmiş acılarla çünkü
bir ilgisi var güzel olmanın
kraliçe olamayacak kadar
güzel kadınları hatırlamanın

gövde eğilsin artık, kim karışabilir
gövde gösterisine soytarıların, fakat
kimdedir işlenmemiş bunca suç,
arzunun hortlaklarına ödemekle bitmeyen
ruh borcu: kim bilir, kim üstlenir?

ruh ne zaman benzedi ki gövdeye
ruh kolay ve güzeldir
herkesin sarılacağı kadar incedir
ruh karşılaştırır, karıştırır
gövdedir bırakan karşı karşıya

o, ruhunu dışarda bırakmayan çıt - kanat
yoktu ki şehirde konacak yeri, duydum
kanatlandı içine, başkasının gövdesine
sığınan bir ruh gibi kırıldı, duydum:

meğer ateşli bir hastalıkmış hayat!


(Eskiden Terzi 1991 - 1994)

Konu:Gaye Tek, Ölmemek!

14 Nisan 2011 - 12:20 ÖS

Ölmemek… İçerisinde derin anlamlar ihtiva eden bu sözcüğe büyük aşık-ı sadıklardan muhtelif yorumlar gelmiştir. Ancak bunların hepsi manâda aynı yola çıkmaktadır. Ölmemek… Gaye; beden kılıfından kurtulup aslî manâ olan ruhun Allah'ı bulması, O'nda yok olması, yokluğununun idrakine onda erişip varlığın kapısına bir mihenk taşı bırakması... Ötesi, Allahu tealanın lütfi pâkiyle, bizim idrake takat getiremeyeceğimiz kadar bilinmez ulvîyyet…

Üstad, Ölmemek adlı şiirinde, ölmemeyi "Ölmemek, ilk ve son, büyük kelime;
Çarpıldık, ölmemek için ölüme! "
dizeleriyle açıklıyor. Yani ölümün, aslında ölümsüzlüğün ilk kapısı olduğunu bildiriyor. Zira, evliyaullah büyükleri de bunu böyle bildirmişlerdir. Nasıl ki, kılıç kınından çıktığında asıl keskinliğine ve gayesine ulaşıyorsa, ölüm de aşık-ı sadıklar için, Allah dostları için, kınından bir kurtuluş ve asıl keskinliğine, yani asıl maksada bir ulaşmadır. Nitekim, Yunus Emre, "Yunus öldü deyu salâ verirler, Ölen hayvan imiş, aşıklar ölmez" , "Cemalin gören aşıklar, ebedi ölmez Allah'ım" dizeleriyle, gerçek gayeye erişenlerin, ölümsüzlük şarabından tattıklarını söylüyor.

Ve son olarak, ölmemek, İmam- Rabbani hazretlerinin "Allah, verâların verâsında, onun da verâsında, onun da verâsında…" dediği verâya ulaşmak…

Benim, 'ölmemek'ten anladıklarım nacizane bunlardır.