![]() ![]() |
Jun 21 2006, 05:31 PM
İleti
#1
|
|
|
Administrator Grup: Admin İleti: 2.044 Katılım: 15-July 05 Üye No: 1 |
SULTAN ABDÜLHAMİD HAN'IN RUHANİYETİNDEN İSTİMDAT
Nerdesin şevketlim, sultan hamid han? Feryâdım varır mı bârigâhına? Ölüm uykusundan bir lâhza uyan, Şu nankör milletin bak günâhına. Tahkire yeltenen tac-ü tahtını, Denedi bu millet kara bahtını; Sınad-ı sillenin nerm ve sahtını, Rahmet et sultanım suz-i âhına. Târihler ismini andığı zaman, Sana hak verecek, ey koca sultan; Bizdik utanmadan iftira atan, Asrın en siyâsî padişâhına. "Pâdişah hem zâlim, hem deli' dedik, İhtilâle kıyam etmeli dedik; Şeytan ne dediyse, biz 'belî' dedik; Çalıştık fitnenin intibahına. Dîvâne sen değil, meğer bizmişiz, Bir çürük ipliğe hülyâ dizmişiz. Sade deli değil, edepsizmişiz. Tükürdük atalar kıblegâhına. Sonra cinsi bozuk, ahlâkı fena, Bir sürü türedi, girdi meydana. Nerden çıktı bunca veled-i zinâ? Yuh olsun bunların ham ervâhına! Bunlar halkı didik didik ettiler, Katliâma kadar sürüp gittiler. Saçak öpmeyenler, secde ettiler. Bir asi zabitin pis külâhına. Bugün varsa yoksa .............., Şöhretinde herkes fuzuli dellal; Âlem-i mânâ'dan bak da ibret al, Uğursuz taliin şu gümrâhına. Haddi yok, açlıkla derde girenin, Sehpâ-yı kazâya boyun verenin. Lânetle anılan cebâbirenin Bu, rahmet okuttu en küstâhına. Çok kişiye şimdi vatan mezardır, Herkesin belâdan nasîbi vardır, Selâmetle eren pek bahtiyardır, Bu şeb-i yeldânın şen sabahına. Milliyet dâvâsı fıska büründü, Ridâ-yı diyânet yerde süründü, Türkün ruhu zorla âsi göründü, Hem peygamberine, hem Allâh'ına. Sen hafiyelerle dem sürdün ancak, Bunlar her tarafa kurdu salıncak; Eli,yüzü kanlı bir sürü alçak, Kemend attı dehrin mihr-u mahına. Bu itler nedense bana salmadı, Bahalıydı başım kimse almadı, Seyrandan başkaca iş de kalmadı; Gurbet ellerinin bu seyyahına. Hoş oldu cilvesi Cumhuriyetin, Tadı kalmamıştı Meşrutiyetin, Deccal'a dil çalan böyle milletin, Bundan başka çare yok ıslahına. Lâkin sen sultânım gavs-ı ekbersin Âhiretten bile himmet eylersin, Çok çekti şu millet murada ersin Şefâat kıl şâhım mededhâhına. Rıza Tevfik BÖLÜKBAŞI -------------------- L'état, C'est Moi!..
|
|
|
|
Jun 21 2006, 05:46 PM
İleti
#2
|
|
|
Administrator Grup: Admin İleti: 2.044 Katılım: 15-July 05 Üye No: 1 |
Selamlar
Öncelikle, konuyu şiirin edebi yönüyle değil, içeriğiyle ve tarihi önemiyle ad yapmış olması, Rıza Tevfik'in şairliğinin ön plânda olmaması ve şiirin başlı başına bir davanın ispatı durumunda bulunması nedeniyle buraya açtığımı belirteyim. II. Abdülhamid baştayken İttihatçılarla beraber aleyhinde çalışanlardan olan Rıza Tevfik'in, II. Abdülhamid Han'ın cenaze törenine mütakip yazdığı bu şiiri gerçekten büyük bir önem taşıyor. Fikir namusu taşıyan İttihatçıların geldiği noktayı göstermesi bakımından da gâyet kıymettar bir eser... Gerçekten samimi bir itiraf, gerçeğin gözler önüne ayan-beyan dökülüşü demek bu şiir... İçinde olduğu hâlet-i rûhiyeyi nefis anlatmış Rıza Tevfik. Bu şiiri üstad Büyük Doğularında ilk defa neşrettiğinde kendisine hapishanelerin kapıları ardına kadar açılmıştır ve kendisinin yılları bulan hapishane çilesi bu vesileyle başlamıştır. Saygı ve selamlarımla -------------------- L'état, C'est Moi!..
|
|
|
|
Jun 20 2007, 03:26 PM
İleti
#3
|
|
|
Emektar Grup: YüzBaşı İleti: 739 Katılım: 9-February 06 Üye No: 203 |
Ben bu kadar ibret dolu ve samimi bir şiir okumamıştım..Vicdan muhasebesi, Rıza Tevfik'i bir azap çerçevesine hapsetmiş..
Bir tükenişin itiraflarla dolu feryadı, kutlu bir dirilişin başlangıcına tekabül etmiş.. -------------------- Aynası ufkumun, ateşten bayrak!
Babamın külleri, sen, kara toprak! Şahit ol, ey kılıç, kalem ve orak! Doğsun BÜYÜK DOĞU, benden doğarak! N.Fazıl |
|
|
|
Jun 20 2007, 04:46 PM
İleti
#4
|
|
|
Sessiz Üye Grup: Teğmen İleti: 16 Katılım: 23-February 07 Üye No: 731 |
Doyumsuz Batı zihniyetinin kuşatmaları karşısında, kaçınılmaz kuşatılmışlık hissi ile yaşayan, tavırlar alan ve tepkiler veren, sübutu sağlamak için istibdadı zorunluluk olarak gören 2. Abdülhamid'in bu muhafaza çabasını çok geç anlamanın vicdan azabıyla yazılmış çok içten bir şiir.Arkadaşın da dediği gibi 'ibret dolu', anlayabilene...
-------------------- Ben o kutsi nefesin üflediği kamışım;
Ses O'nun, ben imzamı atmışım, atmamışım |
|
|
|
Jul 5 2007, 01:30 PM
İleti
#5
|
|
|
Administrator Grup: Admin İleti: 2.044 Katılım: 15-July 05 Üye No: 1 |
Selamlar,
Efendim öncelikle Üstadın bugün Müdafalarım isimli eserini okurken, şiirin Internette gezinen halinde bazı eksikler bulunabileceğini tahmin ettim ve biraz araştırma yaptım, netice itibarıyla da şiirin aslına ulaşarak ilk mesajda göndermiş olduğum halini gerçeğine en yakın olacak şekilde düzelttim. Yalnızca kıta eksikleri de mevzubahis değildi, "Bu şeb-i yeldânın" ifadesi "Harab büldenin" şeklinde değiştirilmiş ve bu yolla hece ölçüsü tahrip edilmişti. Ayrıca Internette gezen versiyonda, "Şu nankör ... bak günahına" şeklinde gösterilen mısrada aslında bir sansür veya bazı yerlerde yazıldığı gibi "p" harfiyle başlayan galiz bir küfür yoktu. Bu kelimeyi yerleştirdiğimizde ölçüyü de yıkmış oluyoruz zira... Dolayısıyla o mısra, Büyük Doğu'da yayınlandığı şekilde, "Şu nankör milletin bak günahına" olacak biçimde değiştirilmeliydi, hallettik. Böylelikle tekraren müşahede ettik ki Internet'ten her bulunana itibar etmeyeceğiz. Neyse, bunu söyledikten sonra, asıl söylemek istediğim meseleye geçeyim. Şiirin BD'de ilk yayınlandığı halde sadece iki yerde üç nokta kullanılmış. Birincisi, Internette yaygın bir şekilde gezinen versiyonda da görülebileceği gibi, "Saçak öpmeyenler, secde ettiler / ... ... ... pis külâhına" kısmında geçiyordu. Bu kısmı, üstadın aşağıya alıntılayacağım yazısına bakarak düzelttik. BD'de yayınlanan şiirin ikinci noktalı kısmı ise, Internette gezinen versiyonun ihtiva etmediği bir mısrada geçiyordu. Önce mevzubahis mısranın yer aldığı kıtayla ilgili kısmı şiirden kopyalayayım, daha sonra da üstadın mevzuyla ilgili yazdığı metni hep beraber okuyalım: QUOTE Bunlar halkı didik didik ettiler, Üstad'ın, Müdafalarım isimli kitabında yer alan Türklüğe Hakaret davası başlığı altındaki kısımda, yani üstadın bu şiiri yayınlaması dolayısıyla mahkum olduğu o mahut davanın müdafanamesinde, şiirin bu noktalı kısımlarıyla ilgili şu ifadeler geçiyor:Katliâma kadar sürüp gittiler. Saçak öpmeyenler, secde ettiler. Bir asi zabitin pis külâhına. Bugün varsa yoksa .............., Şöhretinde herkes fuzuli dellal; Âlem-i mânâ'dan bakta ibret al, Uğursuz taliin şu gümrâhına. QUOTE "...Manzumenin Rıza Tevfik'e ait ve münteşir bulunduğu gerçekleşiyor. Fakat onu bize gönderen okuyucu, mısralardan birini yazdıktan sonra karalamış, eksik bırakmıştır. Onu takip eden mısralarsa bellibaşlı bir şahıstan bahsedildiğini açıkça gösterdiği için bunun kim olduğunu anlamak lazımdır. Eksik mısrayi takip eden kafiyelere ayrıca vezinde noksan kalan beş heceye göre bu İsim Mustafa Kemal olabilir. Fakat ayni esaslara yüzde yüz uygun olarak tek ve müşterek hüviyet ifadesiyle Enver ve Cemal de olabilir. Rıza Tevfik'in siyasî temayüllerini ve mücadele hedeflerini bilenlerce, birinci hüviyetle ikinciler arasında fark yoktur... Görülüyor ki, tam yüzde ellişer ihtimalle iki hüviyet kutbu üzerinde de temerküz edebilen bir ifade karşısındayız. "Yine manzumenin Rıza Tevfik'e ait olduğunu bilenlere başvuruyor ve şu cevabı alıyoruz: "-Kat'i olarak hatırımızda değil, fakat Enver ve Cemal olsa gerek... Zira (Abdülhamid'in Ruhaniyetinden İstimdat) isimli bir hücum manzumesinde hatıra ilk gelecek zümre İttihat ve Terakki, İlk gelecek isimler de (Enver ve Cemal)'dir. Mustafa Kemal'in Abdülhamit'le birinci planda bir alâkası olmamıştır." "Bu yeni tahmin ve tefsir, karalanmış mısradaki ismin (Enver ve Cemal) olması ihtimalini biraz daha yükseltmiştir. Ondan evvelki mısralarsa, okuyucunun bize apaçık yazdığı gibi: "Etek öpmeyenler secde ettiler Bir asi zabitin pis külahına." "Şeklindedir. Bu da Enver ve Cemal ihtimalini, Mustafa Kemal'den daha fazla hatıra getirmektedir. Zira Enver, tâbi olduğu padişaha karşı doğrudan doğruya isyan ve harekete geçmiş bir zabittir. "Manzumenin aslını Rıza Tevfik'den öğrenmek istiyoruz. Kendisi müsbet ve menfi hiç bir şey söylemiyor; sadece manzumenin aslını gizliyor ve mahut isim, hakikatte ne olursa olsun, bizce tam bir meçhul halinde kalıyor. "Fakat bütün bunların manzumenin ruhu ve bizim onu neşretmemizdeki maksat bakımından hiç bir kıymeti yok... Biz, yepyeni bir ideolocya ve dünya görüşünün bağlıları Büyük Doğu'cular, manzumeyi, esasen fâni şahıslar üstü ruh ve manasiyle ele alacağız. Bunun için de, okuyucunun sildiği kelimeleri, zaten tam tahkik edemediğimiz için noktalıyoruz! "Bir asi zabitin" kelimelerini de, kendi elimizle silerek, herhangi müşahhas bir ifadeye kimsenin takılmasını istemiyerek, davaya mücerret ve sembolik bir eda vererek bilhassa askerleri ve zabitleri tenzih fikrini güderek, noktalarla gösteriyoruz. Yani, noktalarla gösterdiğimiz iki eksik mısradan birini okuyucu silmiştir, öbürünü de biz. Maksadımız da, davayı küçük şahıs planından çıkarıp büyük tarihî, içtimaî, ruhî, ahlâkî teşhis planına intikal ettirmek, böylece şu veya bu şahısla doğrudan doğruya hiçbir alâkamız olmadığını göstermektedir. Her şey, manzumenin bütünündeki ruh ve manadadır. "..." Elbette önemli olan, Üstad'ın da vurguladığı gibi, davanın mücerret planda anlatılmasıdır ve bu şiirin de taşıdığı ehemmiyet bu yönünden kaynaklanmaktadır. Şiirin hakikati hakkındaki kuvvetli tahminimi ise yazmamayı tercih ediyorum (IMG:http://www.n-f-k.com/nfkforum/style_emoticons/default/smile.gif) Zira anlayan anlamıştır, anlamayanın da anlamasını gerektirecek çok önemli bir mesele yok... Önemli olan şiirde verilmek istenendir, Ulu Hakan düşmanı bir İttihatçının karar kıldığı noktadır. Saygı ve selamlarımla -------------------- L'état, C'est Moi!..
|
|
|
|
Feb 7 2009, 11:46 AM
İleti
#6
|
|
|
müdavim Grup: Teğmen İleti: 819 Katılım: 31-July 08 Nereden: Başyücelik Üye No: 3.780 |
Ben, Müdafaalarım kitabını okuduğum zaman pek bir anlam verememiştim bu açıklamaya. Zira şiiri henüz bilmez idim. Şiiri okuyunca o noktalı yer için ilk aklıma gelen yüzüne tükürdüğümünün -bediüzzamanın tabiriyle- deccali oldu. Ne var ki o işin ufak kısmı. Asıl mesele Rıza Tevfik'in bu dönüşümü korkmadan şiire dökebilmesi ve iftiracılara eski iftiracı olarak vecap verebilmesidir. Allah Rıza Tevfik'i affetsin.
Abdülhamid Han'ıda cennetine sokma şerefi başetsin. Allah Sultanımızdan razı olsun. Yokluğunu hep hissediyoruz. Selametle... (Eski bir başlığı gündeme getirmek için ayrıca yazayım dedim. Zira galiba unutulmuş bu başlık. (IMG:style_emoticons/default/smile.gif) ) -------------------- Hakkını yediren hem hakkını kaybeder hem de şerefini! (Hz.Ali)
İz bırakmak... Sümüklü böcek de iz bırakır! Dava iz bırakmakta değil, onun keyfiyetinde. |
|
|
|
May 7 2009, 11:57 PM
İleti
#7
|
|
|
Atıldı Grup: Sivil İleti: 142 Katılım: 6-April 09 Nereden: İslam gezegeni,edep ülkesi,ilim şehri,gözyaşı ilçesi,dua mahallesi,namaz sokağı,secde konutları Üye No: 5.464 |
ALLAH sultanımızdan razı olsun.hala ona iftira atmaya çalışan şerefsizler var.ama artık onların iftiralarını ortaya çıkaracak bir gençlik var.
-------------------- bir gün hakdostuyla aynı yolda buluştuk
candan serden gectik küfürle vuruştuk serdengecti http://www.fikircilesi.co.cc |
|
|
|
![]() ![]() |
| Basit Görünüm | Tarih : 3rd September 2010 - 10:27 PM |