![]() ![]() |
Aug 11 2009, 07:06 PM
İleti
#109
|
|
|
Ayrıldı Grup: Sivil İleti: 132 Katılım: 1-March 09 Nereden: Büyük doğunun doğduğu yer Üye No: 5.106 |
Bir Medeniyet Mimarı, Bir Mahzûn Burjuva
Daha yaşarken çok şey yazıldı, söylendi hakkında. Şöhret denilen âfetin zehirli kıskacında bitirdi ömür sermayesini. Yapacakları, yapmak istediği yedi kartal ömrüne sığmazdı ama o, toz kanatlı bir kelebek olduğunu hatırlamak istemedi hiçbir zaman. Hep ateşe, hep ışığa doğru kanat çırptı. Ateş yalımları ciğerini yakarken, o ateş getirdi karanlık gönüllere. Gönüller, terk edilmiş bir şehir kadar ıssız, ışıksız ve harabe; yenik ordular gibi dağınık ve perişandı. Kamaşan gözlerle, yılgın ve ümitsiz bakışlarla baktı terk edilmiş şehrin sakinleri, yenik ordunun neferleri. Büyük adam dediler. Büyük şâir, büyük fikir adamı, büyük tiyatro yazarı, büyük muharrir. Bu büyük sıfatları küçülmüş, küçültülmüş insanların sinelerinden bir volkan misali taşan ümitlerdi aslında. Ama o, büyük sıfatların aciz taşıyıcısı, kendisine bir isim bulamamaktadır: Lugât, bir isim ver bana hâlimden, Herkesin bildiği dilden bir isim. Eski esvaplarım, tutun elimden! Aynalar, söyleyin bana, ben kimim? Hâlinin beyânını tarif edecek bir isim aramakta kelime mezarlığında. Büyük sıfatların oluşturduğu mahbes içinde kafası koparılmış bir kartal gibi çırpınıp durmaktadır. Artık istese de istemese de ?Başını bir gâyeye satmış kahraman?dır. Etiyle, kemiğiyle gâyesinin malıdır. Gâyesine, gâyesiz, gâyesini yitirmiş şaşkın bir kitleyi çağırmaktadır. ?Durun kalabalıklar?deyip ?Kollarını makas gibi açarak? ciğeri sökülürcesine bağırır. Kimi tedirginlikle, kimi muhabbetle, kimi şüpheyle, kimi nefretle, kimi istihzayla bakar nâdiye. Nefret ve istihzayla bakanlar ?Süper Mürşid? diye müstehzî bir isim takarlar ona, istihzalarıyla iktifa edemeyen bu güruh gerici, yobaz, devrim düşmanı gibi bir yığın kusmukvarî isim daha ekler. Önce istihza ettiler. İstihzaları kâr etmeyince egemenleri istilaya çağırdılar. Çünkü bu adam; ?Ortasında dikilerek, her yolun? yolunu şaşıranlara, ?Aman Müslüman olun, aman Müslüman olun? diye yol göstermektedir. Gösterilen yol kapatılmak isteniyordu. Belki de kapatılmıştı evhamlarınca. Belki güneş elle tutulabilir, belki deniz tutuşabilir, belki erkekler doğum yapabilir, belki horoz yumurtlayabilir, belki hacim ve kütle sahibi bir cisim gökyüzüne doğru çekilebilir, belki daldan kopan bir elma boşlukta kalabilir ama, o yol kapanmaz, kapatılamazdı. Evhâmına tâbi olmuş vehmîler, bu gerçeği kavrayabilselerdi ?Allahu ekber? ile ?Tanrı uludur? sözünün aynı olmadığını görürlerdi. Göremediler. Başkalarının da görmesini istemediler. Görmediklerini yok saydılar. Yok olan şeye yapılan davetiyenin istismar olduğunu zannetiler. Böylelikle davetçiyi mahkeme salonlarına, oradan da hapishaneye gönderdiler. Çağrılan yolun sonunun hapishane olduğunu göstermek istediler yolunu arayan kitleye. Ama o, ?Yarın elbet bizimdir, elbet bizimdir? diyerek hapishanenin bir durak olduğunu hatırlattı. ?Ana rahmi? dedi durağına. Günahlarına kefaret olarak algıladı çektiği ızdırabı. ?Ana rahmi? olan hapishaneden bir kelebek masumiyetiyle doğacağını haber verdi. Doğar doğmaz şu sözü söyledi kulağı olanlara: ?Zamanı kokutanlar, mürteci diyor bana / Yükseldik sanıyorlar, alçaldıkça tabana.? Mürteci diye dışladılar onu. Toplumun kendisine mahsus yaşanılır dinamiğinin dışına ittiler. Dışta azımsanmayacak bir kitleden habersizdi. Dışlanmışlığın ezikliğini bütün hücreleriyle yaşayan sesi kısık, benzi soluk, boynu bükük bir kitle, kucağına bastı onu. Önce tedirgindiler. Uzun zamandan beri egemen kitlenin kalemşörlerinin istihza torpidolarına maruz kalan dıştaki bu kitle, egemen kitleden birinin aralarına girmesini önce tedirginlikle karşıladı. Öyle ya, bu adam onların ağzıyla konuşuyordu. ?Tanrı uludur? diyor, ?Bir Adam Yaratmak? diyordu. Güzellik tanrıçası Venüs?ün bacaksız heykeline mersiyeler okuyordu. Frenkler gibi yaşıyor, Müslüman gibi düşünüyordu. Frenklerden kalma bazı memnû alışkanlıkları vardı ki, sessiz kitlenin nefesini kesecek mahiyetteydi. Bunlardan biri, tâbi olduğu bilgin, olgun, saygın zâta şöyle der: ?Efendim, siz bu adama para veriyorsunuz, o gidip kumar âleminde harcıyor.? O merhum, muhterem zât: ?Keşke hazinelerim olsa da ona hergün şu kadar altın versem, yeter ki o, hak ve hakîkatten bahsetse yazılarında?der. Bu referanslar gönüllere su serpti. Gittiği her yerde yanında olmaya başladılar. Kucaklarına bastılar, ellerine sarıldılar. Ama o: ?Ellerime uzanan dudakları tepeyim / Allah diyen, gel seni topuğundan öpeyim.? diyerek hakka olan iştiyakını haykırdı. Bu haykırışın hakîkati, ne Celâleddîn-i Rûmî?de, ne Genceli Nizâmî?de, ne Şîrâzlı Sadî?de görülür. Hele çağdaşı millî şâir Mehmed Akif?te hiç görülmez. Kim ne derse desin, Akif, siyasî denklem içerisinde aklın dehlizinde söyler sözünü. Sessizlerin sesi, solgun benizlerin tebessümü, bükük boyunların vakarı, dışın makbûlü olunca, için mahkûmu oldu. Frenk ansiklopedilerinin takdimine göre, mahkûmiyeti tahsîl hayatını geçti. Mahkûmiyet gerekçesi; sessizliğin sesi olmak, şaşkınlara yol, yön göstermek ve Müslüman gibi yaşamaya çalışmak. Onu mahkûm eden egemenlerin yaklaşımına göre, bu gerekçeler değil mahpusluğu, idamını gerekli kılar. Çünkü o, onların yaşamını toptan reddediyor, başka bir yaşam tarzını öngörüyordu: ?Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek / Siz hayat süren leşler, sizi kim diriltecek? / Sakarya, saf çocuğu masum Anadolunun / Dîvânesi ikimiz kaldık Allah yolunun?? Bu beyitler bastırılmış, susturulmuş, dışlanmış, toplum dinamiğinin defolu mal gibi dışına atılmış, yarı köleleştirilmiş pamuktan yüreğine bir volkan gibi düştü. Yürekler tutuştu, cesedin her yanından hararet yükseldi semaya. Kanacak, serinleyecek, teskin olcak pınarlar aranmaya başlandı. Bir şeyin ihtiyacı duyulursa, o şey aranmaya başlanır. Aranılan şeye ulaşılsın yahut ulaşılmasın, o şey teskîn eder insanı. Aramak, bulmanın yarısıdır. Aranmaya başlanmıştır mantığı doğmasın yüreklerde. Hayatın bütününü kapsar arayış. Arayışı olmayanın isteği de yoktur. İsteği olmayanın hayatiyeti yoktur. Hani, bitkisel hayat diye bir tabir vardır, işte bu tabir, tıp literatüründe hareket yeteneğini kaybetmiş insanlar için kullanılır. Duyup gören, fakat konuşup yürüyemeyen insanlara verilen sıfattır bitkisel hayat. Avâmî lisanda, halk arsında ?Ot gibi adam? da denir. Fakat bu deyiş, bitkisel hayat deyişiyle aynı değildir. Bitkisel hayatın literatürüne girene, şefkat ve merhamet beslenir. Ama ?Ot gibi adam? tabirine muhatab olana merhamet beslenmez. İlkine hasta, ikincisine ahmak gözüyle bakılır. Arayışı engellenmiş, arama yol ve yöntemleri kapatılmış insan, üstü kapatılmış ateş gibidir. En ufak bir çıtırtısını ve ışığını dışavurur. O insan, ot gibi insan değil, belki bitkisel hayata mahkum ettirilen insan tabirine uyar. İsteğini dışa vuran, isteği peşinde harekete geçen insan, insandır. Bir başka deyişle insan, istek ve ihtiyacını meşrû sebebler üzerinde arayandır. Bugün, evrensel hak ve medenî cesaret gibi tabirler kullanılmaktadır. Bu tabirler, bu tariften doğmuştur. Hakkını bilmeme ve bilmediği şeyi aramamadan doğmuş kelimelerdir. Evrensel hak ve medeni cesaret, sesi kısık, benzi soluk, boynu bükük insanlara yapılan hayat aşısıdır bu iki kelime. Sesini kıstıran, benzini solduran ve boyunlarını büktüren kimdi? Neden sesleri kısık, benizleri soluk, boyunları büküktü? İstek ve ihtiyaçları bastırılmış, ferdî hakları ellerinden alınmış bir insan için, evrensel hak ve medenî cesaret kavramları, hayal kadar değerlidir. Fakat bu iki kavram, yalnızca, toplumsal piramidin en üstünde, Buda?nın tunçtan heykeli gibi bağdaş kurup oturmuş belli bir zümreye hitab eder. Şimdi bu iki kavramı bahşediyorlar. Efendiler, kölelerine ulûfe dağıtıyor. Dağıtıyorlar ki, baş kaldırmasınlar. Toplumsal piramit, düşüncede veya yürürlükte olsun, her zaman ve her dönemde varlığını korumuş, kabul ettirmiştir. En belirgin şekliyle Hind toplumunda ?Kast? adında şematize edilmiş ve tolumu biçimlendirmiştir. Zamanlara göre değişik isim almış bu piramit, toplumdaki yetişkinlik, doyumluk ve paylaşımı ifade eder. Toplumu teşkil ettiren ferdler semayelerine göre toplum içinde kariyer sahibi olurlar. Kariyeri ?statüyü?belirleyen sermaye olur daha çok. Sermaye, beraberinde birçok şeyi getirir. Refah seviyesi, harcama, satınalma gibi, yaşam standartları sermayeye göre şekillenir. Sermaye düşük gelirli, orta gelirli ve yüksek gelirli diye, toplumu üç katmana ayırır. Bu ayırım kendinden zuhûrdur. Teorisyenler ve ekonomistler bu zuhûru teşhîs, tayîn ve tesbit ederler sadece. İdeologlar ve sosyologlar da bundan, oluşan bu durumdan fikir üretirler. Üretilen bu fikirler siyasîlerin söylemini belirler. Beşerî iki ideoloji olan sosyalizm ve kapitalizm sermayanin paylaşım biçimini tayin edip, toplumu bu tayine göre biçimlendirmeye çalışır. Son iki yüzyıl, bu çalışmanın çatışmasıyla geçti. Bunlardan ilki olan ve kapitalizme tepki olarak doğan sosyalizm, toplumsal sınıfı kaldırıp, sermayeyi eşit bir şekilde ferdlere dağıtmayı vaad etti. Herkes kazandığını devlete verecek, devlet bu kazancı âdil bir şekilde dağıtacak? Belki, görünüşte çok câzip olan bu fikir, hakîkatte kâziptir. Kâzip, yani yalancı. Ferdler hiçbir zamanda ve dönemde biyolojik, psikolojik olarak aynı değildir. Aynı olmadıkları için de üretimleri aynı seviyede olmayacaktır. Renk, zevk, şekil, desen, istek ve iştihâları farklı farklıdır. Bundandır ki, üretim ve tüketimde eşitliği kabul edemezler. Hâsılı, sosyalizm ve ileri seviyesi komünizm, cazibesi sayesinde tâbi toplayabilirdi. Fakat tâbileri, fikrin organiği gereği, gençken sosyalistliği kabul ettiler. İleri yaşlarda kapitalin gerçeğiyle tanışınca, kapitalist oldular. Sosyalizm, bir insan ömrü kadar yaşayamadı. Ömrüne ancak fuhşu, fesadı ve katli sığdırdı. Bu fikrin müdâfileri, zühd ve tevekkül örneği, Bilgi ve Anlayış Rehberi Aleyhissalâtü Vesselâm Efendimizin ashâbı Ebû Zer-i Gıfârî?yi ilk sosyalist olarak kabul ederler. Ebû Zer-i Gıfârî?nin sermaye ve servete bakışını Marks-Engels ile aynı görürler. Hatta, kaynak ve diyalektiğini Marksizmden alan Şiî devriminin kalemşörleri, Ebû Zer-i Gıfârî?yi bir sembol, bir bayrak yaparlar. Bilgi ve anlayışına uyamadıkları Aleyhissalâtü vesselâm Efendimizi ve mümtaz sahâbîsini romantik cazibelerine ortak edecek kadar arsız olan bu fikir, bir fesad manifestosu olarak tarihe geçti. Tarihe geçişi, isim ve amblem iledir. Aksine, bu müfsid manifesto, Kâbil?den Deccâl?e kadar varlığını sürdürecektir. Bazen Mezdekî, bazen Hayyâmî, bazen Haşhâşî, bazen Vâridâtî, bazen İştirâkî olarak ortaya çıkacaktır. Özünü, aslını Protestanlıktan alan kapitalizm, sermayeyi bir zümreye tahsis edip, kalan zümreyi husûsî zümreye tâbi etti. İşçi ve patron, işveren ve işalan şeklinde özetlenecek olan kapitalizmin ruhu, orta sınıf olarak tabir edilen vasatî hâli kaldırmaya yöneliktir. Piramidin %90?lık kısmı işalan, %10?luk kısmı ise işverendir. Başka bir ifadeyle halkın %90?ı, %10?luk kısmı memnun ve mesrûr etmek için çalışıp didinir. Asgarî geçimin alt sınırında olan çoğunluk, Buda?nın tunç heykeli gibi başında bağdaş kurup oturmuş kitlenin hüznüyle hüzünlenir, sevinciyle sevinir. Kendisine verilen bir aylık çalışmasının karşılığı olan parayı bir kuaföre bahşiş olarak verildiğini de bilir. Buna rağmen efendisini memnun etmek için çabalar. Belki maaşına zam yapar, belki terfi eder, hattâ belki patronun kızıyla evlenir!... Hele bir patronun gözüne girsin. Yeşilçam filmleri bu anlayışı yerleştirmek için çeyrek asırdır zengin kız-fakir oğlan, fabrikatör oğlan-işçi kız temalarını evlere sokmadı mı? Kapitalizm bütün gücüyle kölelik ruhunu yerleştirmeye çalışır. Köleler ne kadar uysal olurlarsa, efendiler o kadar memnun ve rahat olur. İşçinin on liralık zam isteğini isyan olarak telakkî eden kapitalist ruh, metres veya jigolosuna yüz liralık losyon hediye etmeyi az görür. İsraf ve insafsızlık üzerine kurulmuş bir ideoloji, bir sistem, îmân ve ihsân eksenli İslâm?ı elbette dize getiremeyecektir. Bunun içindir ki mahzun burjuva şöyle haykırır: ?Her fikir ve inanış tek mevsimlik vesselâm / Zaman ve mekân üstü biricik rejim, İslâm.? Ona mahzun burjuva dedik, çünkü o, sermaye ve kültürün birikim yaptığı şehirlerde yaşadı. 20.yüzyılın riyakâr şehir görüntüsü onu kucağına almış bir bebe misali büyütmüştü. O, şehrin mağrur yapısı içinde tam bir şehirli-burjuva olarak yetişti. Benini boşverme adı altında, özgürlüğün dahi özünü çıkardı. Böylelikle toplumun elit tabakası içinde toplumun her kesimini, özellikle yöneliş ve yönlendirişleri uhdesinde tutan kesimi tanıdı. Toplumun üst tabakası daima yöneliş ve yönlendirişçilerin elindedir. Siyaset, sanat, ilim, sermaya ve idareyi bu kesim elinde bulundurur. O dönem toplumu Frenk kültürünün, İngliz sermayesinin ve Hıristiyan ahlâkının etkisi altındadır. Hatta, etki değil, tam ifadesiyle mahkûmudur. Fransız öğretmenler, İngiliz banka müderrisleri ve evlerde Hıristiyanları sembolize eden biblolar, tablolar, mahkumiyeti ilan eden vesikalardır. İşte mahzûn burjuva, bu kesimin içinde, alt kısımdan habersiz şöhret buldu. Bir yanda başkalaşmış, bir yanda dışlanmış toplumun iki kesiminden başkalaşmışlar havasında büyüdü. Bunu şu mısrayla duyurur: ?Tam otuz yıl saatim işlemiş ben durmuşum / Gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum.? Dışlanmış alt kesimin değerlerini ifade eden ?Gökyüzü?ile tanışmışlığını böyle haber verir. Bir pişmanlık, bir eyvâh, bir hayıflanma bildirgesi? Burjuva yollarında medeniyeti arar. Fakat burjuvalar bu medeniyet arayıcısının arayışını kabullenmezler. Medeniyet eskiydi, eski bir masaldı. Onlara göre medeniyet Binbir Gece Masalları?nda kalmış Kırk Hârâmiler?in işret sofralarında harcanmıştı. Ne varsa burjuvada vardı. Burjuvanın varlığı dışında bütün varlar eskiyi hatırlatan birer irticâydı. Güneş de çok eski, hatta Güneşin varlığı dünyanın varlığından çok önce başlar. Güneşe mürteci demek, onu kabullenmemek ne kadar komikse, Allah?ın varlığını kabullenmemek ve bu varlığa göre yaşamını düzenlememek de o kadar komiktir. ?Güneşi cebinizde kaybettiniz, karanlıklardan ışık umuyorsunuz.? diye haykırdı dışlanmış soluk benizli mü?minlere. Bütün gerçeklerin doğuş mahali Doğudur ve Doğu, bütün doğumların beşiğidir, dedi kısık sesli Müslimlere. Keşiflerin, îcâdların menbaının İslâm olduğunu söyledi boynu büküklere. Talan edilmiş İslâm yurtları çapalanmaya, tırmıklanmaya başlandı. Cesaret geldi cesaretinden gafillere. Hakkını aradı hakkını gasp etmiş hârâmilerden. Allah?dan bahsetmenin yasak olduğu zamanlarda, Allah dedi yasakçıların karşısında. Sesi kısıkların sesi yükselmeye başladı. Boynu bükükler ?Îmân dolu göğüs?lerini omuzlarının arasından çıkarır oldu. Benzi soluklara özgüven geldi. Dergiler, gazeteler, radyolar, televizyonlar kuruldu. Pek çok odalarda gammazlanma korkusuyla okunan Mushaf-ı Şerîf, Kelâm-ı Kadîm, Kur?ân-ı Kerîm, Furkânu?l-Azîm radyolardan okundu. Roma?ya giden yollar kapatılıp Medîne hurmalıklarına yöneliş başladı. Burjuva hayranlığı, medeniyet aşkına döndü. Harabeye çevrilen bir medeniyetin imarına, restorasyonuna girişildi. Zifirî karanlıkta ışıldayan mahyalara ?Tek Yol İslâm? yazıldı. Âidiyetinden dolayı reform ve rönesans tabirlerini medeniyet mimarına yakıştırmak abes olur. Ama o, bir yerli yeniye yönelişi başlattı. Onun yeniliği, ne Martin Luther, ne Dante, ne Mikelanjelo?nunkine benzer. Bunların yaptığı, kokmuş, kokuşmuş anlayışı ambalajlayıp sunmaktan ibaretti!. Bugün, ambalajından dışarıya sızan kokunun kerâheti, kâinâtı kirletti. Medeniyet mimarının yaptığı, bastırılmış, gizlenmiş bir güzelliğin dışarıya vurulmasını sağlamaktı. Elhamdülillâh, sağladı da. O irfan, ilim, gelenek ve görenekte bir medeniyeti ihyâ etti... İdris Yılmaz |
|
|
|
Aug 12 2009, 11:26 AM
İleti
#110
|
|
|
Atıldı Grup: Sivil İleti: 3 Katılım: 10-November 07 Üye No: 2.309 |
Tartışmayı yeni gördüm...
ve kvp111 rumuzlu arkadaşa yapılan büyük haksızlık ve yakışıksız üslup(suzluk) karşısında şaşkına döndüm... Bir yerde yönetici olmuşsanız (ister bir şey karşılığında olun,ister gönüllü olun o kimseyi ilgilendirmez.üstelik gönüllüyseniz bunu dillendirmek korkunç bir ayıptır.) vaad ettiğinizi yapmak zorundasınızdır! Bu noktada sizi eleştirenlere de(hem de kvp111 rumuzlu arkadaş oldukça saygılı bir eleştiri yapmış,dahası söylenen onca şeyi de üstad'ın hatrına görmezden gelmiş..) öyle süslü,acayip kelimelerle ve kibirle cevap vermeyi bırakın özür dilemeniz gerekir!!.. Yarışmadan çekilmek herkesin en tabii hakkıdır....Tabii olmayan bu demokratça tutum karşısında öfkenize mağlup olup,size muhtaç değiliz havası ile dünyadaki en muazzam kibri heykelleştirmenizdir. Haksız olduğunuz bir noktada dahi böylesine,kendinizin büyük iş yaptığınızı vurgulamanız,doğrusu 'fedekarlık' kavramına yeni anlamlar yüklemiştir... Yönetici sabırlı olur...Öfke yönetilenin hakkıdır..Ve dünyanın her yerinde yönetici,yönetilene muhtaçtır..! Siz 'bu yarışmayı düzenlemeye muhtaç değiliz,gidersen git' düşüncesi ile yönetcilik liyakatinden dahası Necip Fazıl davasından ne kadar uzak olduğunuzu gösterdiniz.Adam kazanmak yerine,adam kaybetmeyi dava edinmiş sizler de keşke 'gidebilmenin' asaletine malik olabilseydiniz.!! Oysa siz kvp111 rumuzlu arkadaşın eleştirisini de sinsice bir zeka ile başka platforma çekip kendinizi haklı çıkarmanın yoluna gittiniz.Tebrikler kazandınız.(!)..Tebrikler Necip Fazıl şuuruna sahip kvp111'i kaybettiniz!..Tebrikler(!) büyük iş başardınız(!)... Bendeniz 'haksızlık karşısında' susmayı şaytanca bir davranış olarak gördüğüm için kvp111 rumuzlu arkadaş gibi yarışmadan çekildiğimi ilan ediyorum..Ve yazımın siteden derhal silinmesini istiyorum.. Şimdi bana da 'sevmiyorsan çek git','senin nazını çekecek değiliz' deyin de herkes anlasın,'fedakarlığınızı'....(!) Hatta tutmayın kendinizi beni üyelikten atın gitsin...(!) (cevaplarınızın aynı yakışıksız üslupla gelmesi halinde saygınlığımı bozmayacağımı beni tanıyanlar bilir.) Büyük Doğu davasının şuuruna sahip bütün gönüldaşlara saygılarımla.. ................................................................................ ................................................................................ . . |
|
|
|
Aug 12 2009, 12:04 PM
İleti
#111
|
|
|
Gayretkâr Üye Grup: Teğmen İleti: 77 Katılım: 22-January 08 Üye No: 2.749 |
Tartışmayı yeni gördüm... ve kvp111 rumuzlu arkadaşa yapılan büyük haksızlık ve yakışıksız üslup(suzluk) karşısında şaşkına döndüm... Bir yerde yönetici olmuşsanız (ister bir şey karşılığında olun,ister gönüllü olun o kimseyi ilgilendirmez.üstelik gönüllüyseniz bunu dillendirmek korkunç bir ayıptır.) vaad ettiğinizi yapmak zorundasınızdır! Bu noktada sizi eleştirenlere de(hem de kvp111 rumuzlu arkadaş oldukça saygılı bir eleştiri yapmış,dahası söylenen onca şeyi de üstad'ın hatrına görmezden gelmiş..) öyle süslü,acayip kelimelerle ve kibirle cevap vermeyi bırakın özür dilemeniz gerekir!!.. Yarışmadan çekilmek herkesin en tabii hakkıdır....Tabii olmayan bu demokratça tutum karşısında öfkenize mağlup olup,size muhtaç değiliz havası ile dünyadaki en muazzam kibri heykelleştirmenizdir. Haksız olduğunuz bir noktada dahi böylesine,kendinizin büyük iş yaptığınızı vurgulamanız,doğrusu 'fedekarlık' kavramına yeni anlamlar yüklemiştir... Yönetici sabırlı olur...Öfke yönetilenin hakkıdır..Ve dünyanın her yerinde yönetici,yönetilene muhtaçtır..! Siz 'bu yarışmayı düzenlemeye muhtaç değiliz,gidersen git' düşüncesi ile yönetcilik liyakatinden dahası Necip Fazıl davasından ne kadar uzak olduğunuzu gösterdiniz.Adam kazanmak yerine,adam kaybetmeyi dava edinmiş sizler de keşke 'gidebilmenin' asaletine malik olabilseydiniz.!! Oysa siz kvp111 rumuzlu arkadaşın eleştirisini de sinsice bir zeka ile başka platforma çekip kendinizi haklı çıkarmanın yoluna gittiniz.Tebrikler kazandınız.(!)..Tebrikler Necip Fazıl şuuruna sahip kvp111'i kaybettiniz!..Tebrikler(!) büyük iş başardınız(!)... Bendeniz 'haksızlık karşısında' susmayı şaytanca bir davranış olarak gördüğüm için kvp111 rumuzlu arkadaş gibi yarışmadan çekildiğimi ilan ediyorum..Ve yazımın siteden derhal silinmesini istiyorum.. Şimdi bana da 'sevmiyorsan çek git','senin nazını çekecek değiliz' deyin de herkes anlasın,'fedakarlığınızı'....(!) Hatta tutmayın kendinizi beni üyelikten atın gitsin...(!) (cevaplarınızın aynı yakışıksız üslupla gelmesi halinde saygınlığımı bozmayacağımı beni tanıyanlar bilir.) Büyük Doğu davasının şuuruna sahip bütün gönüldaşlara saygılarımla.. ................................................................................ ................................................................................ . . evet,benim böyle yapmamın sebebi,üstadın sağına ve soluna bakınmadan fert fert ben varım cevabını verici ve benim olmadığım yerde kimse yoktur duygusuna sahip bir dava ahlakını pırıldatıcı bir gençlik ibaresidir...fakat benim yüzümden;yöneticiler tarafından yapılmış bir hatadan dolayı,bütün amacı üstada saygı ve ona hizmet olan bir site ye,ve böyle bir siteyi kuran niyetleri halis fakat her insan gibi yönetici de olsa hata yapma olasılığı olan yöneticilere karşı tavır alınmasını ve ortalığın karışmasını istemem...akrebin kıskacı arkadaşa beni anladığından dolayı teşekkür ederken,diğer taraftanda yöneticilerin de hata yapabileceğini kabul ediyor, ve üstlerine gidilmemesini herkesten rica ediyorum..vesselam... -------------------- ümidim yılların seline düştü,saçının en titrek teline düştü,kuru yaprak gibi eline düştü istersen rüzgara salıver gitsin
|
|
|
|
Aug 12 2009, 02:07 PM
İleti
#112
|
|
|
Gayretkâr Üye Grup: Teğmen İleti: 187 Katılım: 7-December 07 Üye No: 2.467 |
arkadaşlar sakin olalım... Hepimiz ÜSTAD için burdayız... Gönüldaşlar arasında kırgınlık olmasın hoş değil...
Yolumuz bir hedefimiz bir vesselam... |
|
|
|
Aug 12 2009, 03:37 PM
İleti
#113
|
|
|
Üstad Sınıfı Grup: YüzBaşı İleti: 290 Katılım: 13-February 07 Nereden: yıldızların düştüğü yerden Üye No: 720 |
QUOTE Tartışmayı yeni gördüm... ve kvp111 rumuzlu arkadaşa yapılan büyük haksızlık ve yakışıksız üslup(suzluk) karşısında şaşkına döndüm... ................. Yarışmadan çekilmek herkesin en tabii hakkıdır....Tabii olmayan bu demokratça tutum karşısında öfkenize mağlup olup,size muhtaç değiliz havası ile dünyadaki en muazzam kibri heykelleştirmenizdir. ................. Yönetici sabırlı olur...Öfke yönetilenin hakkıdır..Ve dünyanın her yerinde yönetici,yönetilene muhtaçtır..! ................. Adam kazanmak yerine,adam kaybetmeyi dava edinmiş sizler de keşke 'gidebilmenin' asaletine malik olabilseydiniz.!! ................. Tebrikler kazandınız.(!)..Tebrikler Necip Fazıl şuuruna sahip kvp111'i kaybettiniz!..Tebrikler(!) büyük iş başardınız(!)... ................ Bendeniz 'haksızlık karşısında' susmayı şaytanca bir davranış olarak gördüğüm için kvp111 rumuzlu arkadaş gibi yarışmadan çekildiğimi ilan ediyorum..Ve yazımın siteden derhal silinmesini istiyorum.. ................ Şimdi bana da 'sevmiyorsan çek git','senin nazını çekecek değiliz' deyin de herkes anlasın,'fedakarlığınızı'....(!) Hatta tutmayın kendinizi beni üyelikten atın gitsin...(!) ............... Dar zamanda düşmanların altına At olanlar safımıza gelmesin Garibanın, fukaranın sırtına Bit olanlar safımıza gelmesin Ağırlık, irilik ölçüsün bırak Tartıya vurulmaz beyinle, yürek Bu ülkede iman gerek, ruh gerek Et olanlar safımıza gelmesin. Öte dursun işkembeden atanı Lâzım değil kaçan ile yatanı Menfaate rüşvet verip vatanı Fit olanlar safımıza gelmesin Sapıklar her yerde atsa da çamur Gerçek mayasına kuvuştu hamur Adam istiyoruz dört başı mamur İt olanlar safımıza gelmesin. Gönül bahçesinde korku gezeni Asla kabul etmez ülkü düzeni SEVDASI, SABRI, AKLI, İZANI KIT olanlar safımıza gelmesin. Biz zulüm ayında güneş çağıyız Hira'dan feyzalan Tanrıdağ'ıyız Biz meyve bahçesi, üzüm bağıyız Ot olanlar safımıza gelmesin. Parolamız her zamanda, her yerde: Ölmek var da baş eğmek yok namerde Bu imana, bu ülküye, bu derde Yad olanlar safımıza gelmesin. not: sözüm meclisten dışarı... Kimse üstüne alınmasın. (IMG:style_emoticons/default/biggrin.gif) not 2:Haksızlık karşısında susmakla yetinmeyip haksız tarafı savunmaya geçen ve haksızlık karşısında susmayı şeytanca bir davranış addedip şeytanı hayrete düşüren yönsüze güle güle diyorum. |
|
|
|
Aug 12 2009, 03:39 PM
İleti
#114
|
|
|
Administrator Grup: Admin İleti: 2.049 Katılım: 15-July 05 Üye No: 1 |
Selamlar,
Evvela üslubun yakışıksız olduğu sizin takdirinizdir. Haksız bir yaklaşım tarzına karşı böyle bir tepki göstermek ise, bizim için artık tahammül hududunun aşıldığını diğer kullanıcılara ihtar etmesi gereken bir sinyaldi. Alamayanların da olduğunu gördük böylelikle. Bakınız, biz burada ne birbirimizin, ne de bir başkasının eşeğiyiz! Hiçkimse kendi mesuliyetlerini bırakıp, elinden gelenin en iyisini yapmakta olduğu bir organizasyon için hayati önceliklerini bırakmak zorunda değildir. Bunun umrunuzda olup olmaması benim için hiç ama hiçbir şekilde önem ifade etmiyor. Siz hakikati, insaniyeti ve hakkaniyeti kaale almasanız da bu kavramlar geçerliliğini koruyacak ve bizim anlayışımıza yön vermeye devam edecektir. Gönüllülükle iş yapmaya çalışan insanları köpeği olarak telakki ederek onlardan programlanmış robotlar misali muamele beklemek, Allah rızası tabanında yürümeye gayret eden bir oluşum için asla ve asla sözkonusu edilemez. Eğer bir arkadaşımız internet bağlantısına sahip değilse yahut sınavlarıyla mücadele etmek durumundaysa, onun puanlamasını beklemek zorundayız. Kimsenin, arkadaşlarımızı tarihi yeni belli olan sınavlarıyla ilgilenmekten vazgeçirerek yahut meşguliyetlerle boğuştuğu memleketinden çağırarak; onların 100 küsür kb tutarında 36 (artık 34) yazıyı puanlamasını isteyecek insaniyet yoksunluğunu bizden beklemeye hakkı yoktur! Gönüllülük durumunu dile getirmeye mecbur kalmak değil, insanları uşağı sananların ve sadece yönetici kimliğiyle görenlerin bunu dile getirmeyi mecburi kılması korkunç bir ayıptır. Bugüne kadar böyle bir meselede bu durumun tarafımızca hiçbir zaman dile getirilmemesi de meselenin bu cihetini destekler niteliktedir. Tahminîliği açık olan bir tarihin makul sebeplerle oynadığını ilan etmemiz ise yeterlidir. Ben üye kaybedecek de olsak, gönüllü olan insanlara köle muamelesi yapmayı asla kabul etmem. Asıl insan kazanmak da bu şekilde olur. Mümkün olanın en iyisini yapmaya çalışan insanları, Allah rızası için girdikleri bir işte pişman etmenin vebali, oturduğu yerden ahkam kesen bir düşüncesizi kaybetmenin vebalinden çok daha büyüktür ve ben bunu göze almıyorum! Evet beğenmeyen gidebilir, hatta bu gibi önemsiz mevzular sebebiyle davadan soğuyacak basiretsizlikte bir arkadaşımız varsa, onun eksikliğini de bu yüce dava asla aramayacaktır! KVP111 kullanıcı isimli üyemiz, yanlışlığına değindiğimiz hareketine rağmen son noktada bu kapasitesizliği taşımadığını ispatlamışken, ne dediğinden habersiz olan ve bir yönetici olarak asla muhtaç olmadığımız şahsınızı sitemiz adına kaybetmek bizim için hiçbir ehemmiyet taşımıyor. "Derhal" kelimesini kullanarak verdiğiniz emri yerine getirmiyorum, siz kim oluyorsunuz, kendinizi ne zannediyorsunuz da emir vermeye kalkıyorssunuz? Sizin burada köleniz yok paşa hazretleri, silmiyorum, hadi bakalım! Tahammül hududumuzu terbiyesizce bir tutumla ihlal ettiğiniz için sizi atıyorum. Yapılan saygılı eleştirilere karşı nasıl tepki verdiğimizi forumun her noktasından takip edebilirsiniz. KVP111 kullanıcı isimli üyemize bu tepkiyi göstermemize vesile olan hareketin mahiyetine önceki mesajlarımızda uzunca değindiğimiz için bu haknaşinas yorumunuzu teğet geçiyorum. Tutumların demokratça olması değil, hakkaniyete uygun olması bizim için yegane kıstastır. size şirin görünmek değil, yönetime haksızca yüklenilmesine karşı gösterdiğimiz aşırı yumuşak tutumun zararlarını müşahede ettiğimiz için artık hak edilen tepkiyi göstermek takip ettiğimiz yolun ta kendisi olmuştur. Ayrıca meselenin sadece yarışmadan çekilmekten ibaret olmadığını, bu hareket haksız bir sebepten doğduğu için sözkonusu tepkiyi gösterdiğimizi olsun anlayabilmenizi beklerdim. Haksız bir düşüncenin haksız bir fiil üzerindeki tecellisine karşı koymaktan bizi sözümona "antidemokratlık" ithamınız dahi alıkoyamayacaktır! Fedakarlık yapanın tepesine çıkılmasına tepki olarak insanları yaptıkları haksızlık hususunda vicdana davet etmek fedakarlık kavramını yeniden düşünmenizi sağlıyorsa, beyninizde bazı kavramlar yeterince oturmamış demektir. Buna ise yapabileceğimiz bir şey yok. Yönetici hiçkimsenin suratına öfke kusabileceği yahut kölesi sanacağı bir kimse değildir. En azından biz bu köleliği kesinlikle kabul etmiyoruz! Yönetici olduğumuz için kimseyi ezmeye kalkamayacağımız gibi, saçma sapan öfkeleri kaldırmak zorunda da değiliz; çünkü herşeyden önce bizler de insanız. Bunu böyle bilin! İnsanlar üzerinde tasarruf kullanmadığımız için davamıza hizmet edemediğimizi söyleyene ise dava adına hakkımı helal etmiyorum, çünkkü sürdürülen emekten habersizce klavyelerin arkasından atıp tutmak harcadığımız emeğe en büyük saygısızlıktır. "Ayinesi, iştir kişinin; lafa bakılmaz" diyorum ve bu davayı büyük mahkemeye, Allah'ın ve Üstad'ın huzuruna bırakıyorum. İçim rahat; kalbim ise, elhamdülillah, son derece mutmain. Nazım şiiri edalı yazınızı yarışma kapsamından çıkarıyoruz ve sizi de siteye yakışacak iyi niyet ve basiretten uzak olduğunuz için siteden atıyoruz. Yarışmadan çekilmek isteyen başka arkadaşlar olursa -ki kimsenin bu harekette bulunacağını sanmıyorum-, özel mesaj atarak isteklerini dile getirebilir. Neticeler birkaç gün içerisinde ilan edilene dek konu kilitlenmiştir. Anlayışsızlığa ve köle olarak telakki edilmeye asla tahammül göstermeyecek; bugüne kadar olduğu gibi mevcut şartlar içerisinde yapabileceğimizin en iyisini yapmaya çalışırken, Allah rızası için çabalayan kimseleri bıktıracak hareketlerden de uzak duracağız. Saygı ve selamlarımla -------------------- L'état, C'est Moi!..
|
|
|
|
Aug 21 2009, 01:56 PM
İleti
#115
|
|
|
Administrator Grup: Admin İleti: 2.049 Katılım: 15-July 05 Üye No: 1 |
Selamlar,
Değerli kullanıcılarımız, uzun bir bekleyişin ardından dün itibarıyla puanlamalar tamamlandı. Evvela hesapta olmayan gelişmelerden dolayı sonucu açıklamada bu kadar geciktiğimiz için, başta gerekli anlayışı gösteren katılımcılar olmak üzere, tüm kullanıcılarımızdan özür diliyoruz. Yarışma, 34 yazı arasında gerçekleştirilmiş ve yapılan puanlama neticesinde ilk 3'e giren kullanıcılar belirlenmiştir. Oldukça yakın puanlar elde edilen yarışmada ortaya çıkan büyük çekişme, keyfiyet açısından bizleri ziyadesiyle memnun ve tatmin etmiş bulunuyor. Neticeleri açıklamadan evvel dereceye giren arkadaşları tebrik ederken, başta az farkla dereceye giremeyen arkadaşlarımız olmak üzere tüm katılımcılara teşekkür ediyoruz. Bu yüksek keyfiyetin elde edilmesinde büyük pay sahibi olduğu halde yarışmaya katılan kıymetli yazılarıyla dereceye giremeyen arkadaşlarımız da, inşallah ilerleyen yarışmalarda derece kazanarak sarfettikleri kıymetli emeğin karşılığını elde eder. Umarız ki, yüksek keyfiyetin sergilendiği bu yarışma, tüm katılımcılar açısından en hayırlı şekilde neticelenmiştir. İlk üçe giren kullanıcılarımız ve bu kullanıcılarımızın aldığı puanlar şu şekildedir: 1. Ali NFK - 52.5 2. Cihat - 51 (her iki yazısı da aynı puanı almıştır) 3. dbdbd - 50 Bu kullanıcılarımız, ilk mesajda belirtilen hediyeleri almaya hak kazanmıştır. bu arkadaşlarımızın en kısa zamanda özel mesaj ile tarafıma ulaşarak arzu ettikleri kitapların isimleri ile adres bilgilerini bildirmelerini rica ve kendilerini tekrar tebrik ediyorum. Gecikmeden dolayı tekrar özür diliyor, neticelerin hayırlara vesile olmasını arzu ediyor ve katılan tüm arkadaşlara teşekkür ediyorum. Saygı ve selamlarımla -------------------- L'état, C'est Moi!..
|
|
|
|
Aug 21 2009, 02:52 PM
İleti
#116
|
|
|
Ayrıldı Grup: YüzBaşı İleti: 600 Katılım: 19-April 07 Üye No: 957 |
Ali NFK kutlarım.
Cihat ve dbdbd arkadaşları da kutlarım. Bol katılımlı bir yarışmaydı. Dereceye giremeyenleri de kutlarım.... -------------------- Onlar ki, sıfırlarda rakamları bulmuşlar,
Fikirden kurtularak, ölümden kurtulmuşlar. |
|
|
|
Aug 21 2009, 04:12 PM
İleti
#117
|
|
|
Gayretkâr Üye Grup: Teğmen İleti: 55 Katılım: 9-July 09 Nereden: AFYONKARAHİSAR Üye No: 6.408 |
Kazanan arkadaşları gönülden kutlarım,
-------------------- Çorak Vadilere Yönelmişse Sevgilerimiz, Çevremizi Kandırmıyorsa Sulara, İçimizden Akan Nil Olsa Ne?!.. İskender PALA
|
|
|
|
Aug 21 2009, 05:38 PM
İleti
#118
|
|
|
Müdavim Grup: YüzBaşı İleti: 270 Katılım: 28-May 07 Nereden: Çember çıkmazı Üye No: 1.215 |
Tebrik ve takdir ederim
-------------------- Lûgat, bir isim ver bana halimden; Herkesin bildiği dilden bir isim! Eski esvaplarım, tutun elimden; Aynalar, söyleyin bana, ben kimim? N.F.K |
|
|
|
Aug 21 2009, 06:43 PM
İleti
#119
|
|
|
müdavim Grup: Teğmen İleti: 820 Katılım: 31-July 08 Nereden: Başyücelik Üye No: 3.780 |
Esselamu Aleyküm Sevgili Gönüldaşlar.
Siteyi kurup zamanını, enerjisini maddi imkanlarını sonuna kadar, büyük ve şaşılacak bir özveriyle harcayan çok değerli site adminlerine teşekkürü borç bilirim. Allah onlardan razı olsun, mukaddes Büyük Doğu Davasını zaferle şereflendirsin. Yarışmaya katılan tüm gönüldaşlarımı tebrik ederim. Benim için birincilik sürpriz oldu. O kadar çok beğendiğim yazılar var ki bunları yarışmadan yarışmaya okumak olmaz. Sık sık sitede böyle yazıların yayınlanması ne güzel olur. Tüm Gönüldaşlarımı büyük bir aşkla selamlar, iftar için bereket ve afiyet dilerim. İftar demişken; İftar güzel de ''NFK.COM İftarı'' olunca daha bi' güzel oluyor. Durmadan kaçıranların dikkatine!.. (IMG:style_emoticons/default/smile.gif) Selametle... -------------------- Hakkını yediren hem hakkını kaybeder hem de şerefini! (Hz.Ali)
İz bırakmak... Sümüklü böcek de iz bırakır! Dava iz bırakmakta değil, onun keyfiyetinde. |
|
|
|
Aug 21 2009, 07:29 PM
İleti
#120
|
|
|
Gayretkâr Üye Grup: Teğmen İleti: 77 Katılım: 22-January 08 Üye No: 2.749 |
ALİNFK yı tebrik ederim...ben yazımı yazdığımda beni hemen tebrik eden kişi olmuştu..onun adına ayrıca sevindim...
-------------------- ümidim yılların seline düştü,saçının en titrek teline düştü,kuru yaprak gibi eline düştü istersen rüzgara salıver gitsin
|
|
|
|
Aug 21 2009, 08:34 PM
İleti
#121
|
|
|
Emektar Grup: YüzBaşı İleti: 739 Katılım: 9-February 06 Üye No: 203 |
Hayırlı uğurlu olsun. (IMG:style_emoticons/default/smile.gif)
Çok güzel bir yarışma oldu. Üstadın gerek mücadele ve fikir, gerekse edebi kişiliğinin farklı şuurlarda nasıl ortak bir keyfiyette birleştiklerini hep beraber gördük. Samimi gayretleri ve aşklarıyla bu zuhura vesile olan site yönetimine teşekkür ederim. ALİNFK kardeşimi birinciliğinden ötürü kutlarım. Ve dbdbd kardeşimi de. Çalışmalarında azim, bağlılık, tefekkür ve estetik iç içeydi. -------------------- Aynası ufkumun, ateşten bayrak!
Babamın külleri, sen, kara toprak! Şahit ol, ey kılıç, kalem ve orak! Doğsun BÜYÜK DOĞU, benden doğarak! N.Fazıl |
|
|
|
Aug 21 2009, 10:57 PM
İleti
#122
|
|
|
Müdavim Grup: YüzBaşı İleti: 482 Katılım: 7-January 07 Nereden: 37°12?N 28°21?E? Üye No: 647 |
Yarışma birincisi Ali NFK'yı ve diğer dereceye girenleri canı gönülden tebrik ediyorum.
Dereceye giremeyen arkadaşların puanlarını görebilme imkanımız var mı? -------------------- İntelijansiya
|
|
|
|
Aug 21 2009, 11:16 PM
İleti
#123
|
|
|
Müdavim Grup: YüzBaşı İleti: 753 Katılım: 23-February 07 Nereden: kelebeğin izinden Üye No: 733 |
yarışmaya dahil olan, emek veren, katkıda bulunan tüm arkadaşlarımı tebrik ediyorum .yazılanların hepsi birbirinden güzel. kaleminize yüreğinize sağlık.... ali kardeşim seni ayrıca tebrik ederim. birinci sen oldun e dolayısiyle bişey ısmarlaman şimdi lazım bize (IMG:style_emoticons/default/smile.gif) sevgilerle.....
-------------------- Oluş sırrı o nurdan heykelin eteğinde,
Ve ÖLÜMSÜZLÜK balı ŞERİAT peteğinDe ^^^ N -F- K^^^^ |
|
|
|
Aug 21 2009, 11:38 PM
İleti
#124
|
|
|
Müdavim Grup: YüzBaşı İleti: 507 Katılım: 29-March 09 Nereden: İstanbul Üye No: 5.407 |
Yarışmanın birincilerine can-u gönülden tebrikler.
|
|
|
|
Aug 21 2009, 11:51 PM
İleti
#125
|
|
|
müdavim Grup: Teğmen İleti: 820 Katılım: 31-July 08 Nereden: Başyücelik Üye No: 3.780 |
yarışmaya dahil olan, emek veren, katkıda bulunan tüm arkadaşlarımı tebrik ediyorum .yazılanların hepsi birbirinden güzel. kaleminize yüreğinize sağlık.... ali kardeşim seni ayrıca tebrik ederim. birinci sen oldun e dolayısiyle bişey ısmarlaman şimdi lazım bize (IMG:style_emoticons/default/smile.gif) sevgilerle..... Haha (IMG:style_emoticons/default/biggrin.gif) mutlaka... İftarlar benden (IMG:style_emoticons/default/biggrin.gif) Allah razı olsun Hafakan ağabeyim, kurşunkalem gönüldaş sana da teşekkürler... -------------------- Hakkını yediren hem hakkını kaybeder hem de şerefini! (Hz.Ali)
İz bırakmak... Sümüklü böcek de iz bırakır! Dava iz bırakmakta değil, onun keyfiyetinde. |
|
|
|
Aug 22 2009, 02:29 AM
İleti
#126
|
|
|
Sessiz Üye Grup: Teğmen İleti: 3 Katılım: 12-July 09 Üye No: 6.468 |
S.a
Başta Ali ve Cihad kardeşim olmak üzere, yarışmaya yazı gönderen, üstad için kalem oynatan, oynatmasa da düşünen, dua eden herkesten Allah razı olsun... Bu derecenin manevi manasını kelimelerle izah edebilmem mümkün değil... Her şeyiyle kendimi bulduğum insanın adına düzenlenen bir yarışmada bu dereceye girmek inanılmaz bir şey... Yaptığımız tek şey sadece zahiren yerde, batınen her daim en üstte olan o sancak davasını yürütebilmek, bunun için tüm mücadeleleri yapmaktı. Ahir zamanın en dehşetli en azametli şu günlerinde bu davaya sarılan herkesi Allah Cennet ve Cemaliyle mükafatlandırsın... DOĞACAK BÜYÜK DOĞU BİZDEN DOĞARAK!!! -------------------- Eklense de başıma dünyada kaç baş varsa,
Başım onların hepsi için secdeye varsa... |
|
|
|
![]() ![]() |
| Basit Görünüm | Tarih : 10th September 2010 - 03:41 PM |