Jump to content

Muvazene

YüzBaşı
  • Content Count

    2,115
  • Joined

  • Last visited

  • Days Won

    28

Muvazene last won the day on March 21 2018

Muvazene had the most liked content!

Community Reputation

190 Çok İyi
About Muvazene
 
 
  • Rank
    Emektâr
  • Birthday 12/31/1984
 
İletişim Yolları
 
 
  • Website URL
    Array
 
Profil Bilgisi
 
 
  • Cinsiyet
    Array
  • İlgi Alanları
    Array
 
Recent Profile Visitors
 
 
29,206 profile views
 
  1. Birinci Perde Birinci Tablo [İç perdenin ayırdığı ön sahne… İki yanda ve ortalarda empresonist çizgilerle, Yıldız Sarayı parkına bakan büyük pencereler… İki maket… ] ( Muhteşem koltuğunda Abdülhamid… Kılığı, siyah renkli ve gayet basit bir setre-pantolon… Hafif yatık fes… Kolalı dik yaka ve siyah kıravat… Sağındaki koltukta Osmanlı Yahudisi…Solundaki iki koltukta da birinci ve ikinci Yahudiler… Yahudiler İstanbulinli ve açık başlı…Osmanlı Yahudisi dolgun bıyıklı ve matruş… Öbürlerinden, baştaki, kıvırcık top sakallı, yanındaki de uzun siyah sakallı…) ABDÜLHAMİD- ( Osmanlı Yahudi’sine, tane tane ve gayet vakarlı) Daha neler yapmayı, bize ne yardımlarda bulunmayı düşünüyor ( Solundaki Yahudilere bakarak ) soydaşlarınız. OSMANLI YAHUDİSİ- Bütün Düyun-u Umumiye borcunu sildirmeyi, efendimiz! ABDÜLHAMİD- Onu ben kendi öz gelirimden sildim. Geriye çok az şey kaldı. OSMANLI YAHUDİSİ-Öyleyse efendimiz; bir o kadar da devlete hediye… ABDÜLHAMİD- Devletten ne anlıyorsunuz? OSMANLI YAHUDİSİ- Zat-ı Şahanelerini, efendimiz! ABDÜLHAMİD- ( Gülümser) “Devlet Benim!” diyen Fransa Kralına mı benzetiyorsunuz beni ? OSMANLI YAHUDİSİ- Pek güzel buyuruyorlar efendimiz! Biz de Müslümanların devletine hayırlı olmak istiyoruz. Osmanlı Yahudilerinin bu devlete üç yüz kadar yıllık sadakatleri efendimizin malumlarıdır. ABDÜLHAMİD- ( İnce bir istihza tavrıyla) Evet, malum! OSMANLI YAHUDİSİ- ( Anlamamış gibi ) Şahane cedleri Kanuni Sultan Süleyman hazretleri, İspanya’dan ve dünyanın her tarafından kovulan Yahudilere kerem ve lütuf kollarını açtılar. O tarihten beri Yahudilik belki onbeş asırdır hasret çektiği himaye kucağını yalnız Türklerde buldu. ABDÜLHAMİD-Ceddim Kanuni Sultan Süleyman, Yahudileri sarayına soktu ve oğluna bir Yahudi kızı aldı. Para ve ticaret işlerinin de Yahudilerin eline geçmesine göz yumdu. OSMANLI YAHUDİSİ- Evet, evet efendimiz ! ABDÜLHAMİD- Şimdi ben de aynı şeyleri mi yapmalıyım? Benden bunu mu istiyorsunuz? OSMANLI YAHUDİSİ-Hayır efendimiz; içinde bulunduğumuz zaman ve mekan, ancak Türklere yakışır bu türlü ihsanlara müsait değildir. Bizim istediğimiz Filistin’de, büyük bir çiftlik kadar bir toprak parçası… Şahane lütfunuz sayesinde Filistin’de küçük bir Yahudi yurdu kurmak, orada haşmetli iradeniz altında ve huzur içinde yaşamak, devletinizin beka ve saadetine duacı ve yardımcı olmak istiyoruz. Bunun için de ( Öbür Yahudileri gösterir.) büyük Avrupa sermayesinin temsilcileri olan şu Yahudi kullarınız ,“ Hazine-i Hassa” nıza arz ettiğimiz gibi, milyonlarca İngiliz altınını saymaya hazırdırlar. ABDÜLHAMİD- Bunu niçin istiyorsunuz? Siz sığıntı olduğunuz ülkelerin, sahiplerinden daha fazla hakimi değil misiniz? Vatan, millet kaygısından size ne ? Onu başkalarına bırakın ! Sanatınız gereğince vücudun kan damarlarında dolaşmak dururken, ne diye meydana, deri üstüne çıkacaksınız? Bunu anlayabilir miyim? OSMANLI YAHUDİSİ- En nazik noktaya parmak bastınız, efendimiz! Görülüyor ki, biz milletleri içlerinden zaptetmek değil, her yerde mesud olduğumuz halde kendimize dış planda bir yurd edinmek tesellisine muhtaç bulunuyoruz. İyi niyetimiz bu masum emelden belli değil midir, efendimiz! Hem bu yurd, bütün dünya Yahudilerinin oraya göç edeceği manasına gelmez. Küçük ve nümunelik bir yurd; hepsi o kadar… ABDÜLHAMİD- Yani her memleketteki imparatorluğunuzdan sonra üstelik Filistin’de eski vatanınızda, İslam dünyasının en hassas geçit noktasında, bir de imparatorluk kurmaya doğru gedik açmak istiyorsunuz ! OSMANLI YAHUDİSİ- Fakat efendimiz! ( Abdülhamid ayağa kalkar. Yahudiler de onu takip edip yerlerinden fırlarlar) ABDÜLHAMİD-( Osmanlı Yahudisine) Soydaşlarınıza deyiniz ki; 34’üncü Türk Padişahı İkinci Abdülhamid, Tunus’tan Van Gölüne ve Balkanlardan Yemen’e uzanan imparatorluğuna bir o kadar ilave edilse bile, Yahudilere, Filistin’de veya vatanın herhangi bir köşesinde kurabiye miktarı toprak vermez! ( Kendisine dik dik bakan Osmanlı Yahudisine elini uzatarak ) Bir gün benden hesap soracak gibi bakıyorsunuz ! OSMANLI YAHUDİSİ- Estağfurullah efendimiz ! ABDÜLHAMİD-Konuşmamız burada bitiyor, efendiler! (Osmanlı YAhudisi yerlere kadar eğilip Hünkarı selamlıyor. Öbürleri de aynı şekilde hareket ederler. Abdülhamid daima dimdik… Yahudiler aynı geri yürüyüşle soldan çıkarlar. Abdülhamid, koltuğunun yanıbaşındaki küçük masada duran el zilini çalar. Sağdan harem ağası girer. Elleri divan vaziyetinde, eğilir. ) ABDÜLHAMİD- ( Harem Ağasına ) Şeyhülislam efendi bekliyorlar mı? HAREM AĞASI-( Başını kaldırıp el pençe divan vaziyetinde durur) Evet efendimiz! ABDÜLHAMİD-Buyursunlar ! ( Harem Ağası geri geri yürüyerek çıkar. Abdülhamid, küçük masadaki kutudan bir sigara çekip yakar. Sağdan Şeyhülislam efendi gelir. Birkaç adım atıp dimdik durur. Beyaz sarıklı, beyaz cübbeli, yeşil harmanili …) ŞEYHÜLİSLAM- Esselamünaleyküm, sultanım! ABDÜLHAMİD-Aleykümselam, efendi hazretleri! ( Şeyhülislam elleri önünde kavuşturup eğilir) ABDÜLHAMİD-( Sağdaki koltuğu göstererek ) Şöyle buyurun efendi hazretleri! ( Şeyhülislam, gösterilen koltuğun başına geçip ayakta bekler. Abdülhamid koltuğuna oturunca, o da yerine ilişir. ) ABDÜLHAMİD- Sizi şunun için davet ettim; Masonluk hakkında ne biliyorsunuz? ŞEYHÜLİSLAM- Fazla bir bilgi sahibi değilim, sultanım! ABDÜLHAMİD- Eğer masonluk Yahudi emellerini avlamaya mahsus bir tuzaksa… ŞEYHÜLİSLAM- Çok feci, sultanım! ABDÜLHAMİD- Daha değil!... Sırf Yahudi servet ve sermayesinin sevk ve idaresine memur ve bütün cihana yaygın, tahripçi bir gizli ordu teşkilatından ibaretse… ŞEYHÜLİSLAM- Daha ne olsun, sultanım?... ABDÜLHAMİD- Bu kadarı da yetmez ! Ve eğer masonluk, tek kasdı dini ve milli birlikleri çözmek olan Yahudi dehasının, kardeşlik ve insanlık maskesi altında halkı fesada vermekle vazifeli ocağı ise… ŞEYHÜLİSLAM- Aman sultanım ! ABDÜLHAMİD- Ve hedefi, kalblerden, insanlığın biricik topluluk mihrakı din duygusunu silmek, Allah ve Resulüne itikadı söküp atmaksa… ( Dehşetler içinde bakan Şeyhülislama bir nazar atıp devam eder ) Eğer böyle ise hükmünüz ne olabilir ? ŞEYHÜLİSLAM- Küfrün en mel’unu, Şevketmeab! ( Abdülhamid ayağa kalkar. Şeyhülislam da beraber…) ABDÜLHAMİD- Fetvayı vermeye hazırlanınız! Masonluk budur ve küfrün en mel’unudur. Gereken vesikaları size getirecekler… ( Abdülhamid elini Şeyhülislama uzatır. Şeyhülislam bu ele kapanıp onu öpmek istercesine eğilir ) ABDÜLHAMİD- ( Elini çekerek ) Başınızı kaldırın, Şeyhülislam efendi!Taşıdığınız sarık eğilmez. ( Şeyhülislam, elinde Abdülhamid’in eli, o vaziyette kalır. Işıklar kararır.) ..................
×
  • Create New...