Jump to content

mahlas

Manidar Türkü Sözleri

Recommended Posts

“Şairim!

Zifiri karanlıkta gelse şiirin hası, ayak seslerinden tanırım.
Ne zaman bir köy türküsü duysam, şairliğimden utanırım.”

…diyor şair,

yüzyıllar boyu kederlerimizi, sevinçlerimizi, zaferlerimizi, hasretlerimizi hâsılı bizleri dünyaya anlatan türkülerimiz için.

Yanıbaşlarında hiç kimseyi bulamayan ümmi ozanlarımız onlarla nakşettiler engin boşluklara sedâlarını.

O kadar güçlüydüler ki, kendilerinden gayrı anlatacak da yoktu...

Nasıl deyim, türkülere bile türkü yaktık biz.

 

O’nlar diğer kavimlerin sahip olduğu; kulakları patlatıp, nefisleri öldüren tepinme merasimlerinin kamberi değil, gönüllerden sızan duygunun diğer gönüldeki aksiydiler.

Bu sebepten yanında müzik aleti olsun olmasın dillenir dinlenirdiler. Aslolan yaşanmışlığın ne kadar remzlendirildiğidir zira.

Yani kabuğa değil özedir, kuru gürültü değil manadır türkü,

 

Bu başlık onlara, onlarla kültürümüzün bir parçasınıda olsa bize taşyanlara olsun...

 

 

Sevgi ve muhabbetle kalınız efendim :)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  • Like 4

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Türküler Susmaz

 

Davul olur zurna olur tar olur

Türküler susmaz dostum bir destan olur

Yağmur olur dolu olur kar olur

Türküler susmaz dostum türküler susmaz

 

Türküler susmaz türküler güler

Akan sulardan daha özgür türküler

Uçan kuşlardan daha özgür türküler

 

Halay olur zeybek olur bar olur

Her gönülde başka başka yar olur

Dert çeken oldukça türkü var olur

 

Türküler susmaz dostum türküler susmaz

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Diyardan Diyara

 

Göçebe kuşlara döndük ,

Uçtuk diyardan diyara.

Turna gibi bölük bölük,

Göçtük diyaradan diyara.

 

Felek kırılsın kanadın,

Bitmez mi senin inadın?

Ardın sıra bir muradın,

Koştuk diyardan diyara Dost...

 

Olmaz olsun kisbi kârı,

Çektik bunca derdi gamı.

Üstü karlı mor dağları,

Aştık diyardan diyara dost..

 

Felek kırılsın kanadın,

Bitmez mi senin inadın?

Ardın sıra bir muradın,

Koştuk diyardan diyara Dost....

 

Behram sorarlarsa niçin?

Sılada zor diye geçim.

İki lokma ekmek için,

Koştuk diyardan diyara.

 

Felek kırılsın kanadın,

Bitmez mi senin inadın?

Ardın sıra bir muradın,

Koştuk diyardan diyara Dost....

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Bahçede yeşil çınar

Boyun boyuma uyar

Ben seni gizli sevdim

Bilmedim alem duyar.

 

Bahçelerde gül varı

Var git ellerin yari

Sen bana yar olmazsın

Yüzüme gülme bari.

  • Like 3

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Turnam Başım Darda Benim

Şu Yaban Diyarda Benim

Bir Sevenim Var Mı Bilmem

Gözden Uzaklarda Benim

 

Çekerim Turnam Sineye

Derdi Sineye

Bu Yıl Bize Gülmek Haram

Belki Seneye

 

Başım Öne Eğdirdiler

Yüzüm Yere Değdirdiler

Saçıma Kar Yağdırdılar

Yaz İle Baharda Benim

 

 

Çekerim Turnam Sineye

Derdi Sineye

Bu Yıl Bize Gülmek Haram

Belki Seneye

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Ela Gözlüm Ben Bu Elden Gidersem

 

 

Ela gözlüm ben bu elden gidersem

Zülfü perişanım kal melül melül

Kerem et aklından çıkarma beni

Ağla gözyaşını sil melül melül

Elvan çiçekleri takma başına

Kudret kalemini çekme kaşına

Beni ağlatırsan doyma yaşına

Gez benim aşkımla yar melül melül

Karacaoğlan der ki ölüp gidince

Ben de güzel sevdim kendi halimce

Varıp gurbet ile vasıl olunca

Dostlardan haberi al melül melül

  • Like 3

Share this post


Link to post
Share on other sites
 
 
 

Parsel Parsel Eylemişler Dünyayı

Bir Dikili Taştan Gayrı Nem Kaldı

Dost Köyünden Ayağımı Kestiler

Bir Akılsız Baştan Gayrı Nem Kaldı

 

Padişah Değilem Çeksem Otursam

Saraylar Kursam Da Asker Yetirsem

Hediyem Yoktur Ki Dosta Götürsem

İki Damla Yaştan Gayrı Nem Kaldı

 

Mahsuni Şerifim Çıksam Dağlara

Rastgelsem De Avcı Vurmuş Marala

Doldur Tüfeğini Beni Yarala

Bir Yaralı Döşten Gayrı Nem Kaldı

Mahsuni Şerif

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Mihriban

 

Sarı saçlarına deli gönlümü

Bağlamışlar, çözülmüyor Mihriban.

Ayrılıktan zor belleme ölümü

Görmeyince sezilmiyor Mihriban.

'Yâr' deyince, kalem elden düşüyor

Gözlerim görmüyor, aklım şaşıyor

Lâmbamda titreyen alev üşüyor

Aşk, kağıda yazılmıyor Mihriban.

Önce naz, sonra söz ve sonra hile...

Sevilen, seveni düşürür dile

Seneler, asırlar değişse bile

Eski töre bozulmuyor Mihriban.

Tabiplerde ilâç yoktur yarama

Aşk deyince ötesini arama

Her nesnenin bir bitimi var ama

Aşka hudut cizilmiyor Mihriban.

Boşa bağlanmamış bülbül, gülüne

Kar koysan köz olur aşkın külüne...

Şaştım kara bahtın tahammülüne

Taşa çalsam ezilmiyor Mihriban.

Tarife sığmıyor aşkın anlamı

Ancak çeken bilir bu derdi, gamı

Bir kördüğüm baştan sona tamamı...

Çözemedim... Çözülmüyor Mihriban.

 

 

Abdurrahim Karakoç

  • Like 3

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

GELMESİN

 

Söyleyin o yare meylim kalmadı

Hasreti dağlara sürdüm gelmesin

Öyküler türküler derman olmadı

Aşkın defterini dürdüm gelmesin

 

Söyleyin o yare kader salmadı

Ağladım olmadı güldüm olmadı

Aşk ile meşk ile işim kalmadı

Dönülmez bir yola girdim gelmesin

 

Söyleyin o yare yarim olmadı

Bir günde kendime kârım olmadı

Artık kavuşmaya sürem kalmadı

Azrail'e selam verdim gelmesin

 

Gelmesin, gelmesin, gelmesin yar

Halimi derdimi bilmesin yar

Ömrümü meçhule adadım ben

İstemem gönlümü almasın yar

  • Like 2

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Ettiğin cevri bile kendime nimet bilirim

Küsemem bahtıma ben sevmeyi kısmet bilirim

Eremem vaslına, lakin erebilsem de yine

Doyamam vuslatına kendimi hasret bilirim

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Gel Ha Gönül Havalanma

Engin Ol Gönül Engin Ol

Dünya Malına Güvenme

Engin Ol Gönül Engin Ol

 

Şu Dünyanın Hali Böyle

Yalan Yahşi Geçer Şöyle

Söyledikçe Engin Söyle

Engin Ol Gönül Engin Ol

 

Gökde Uçar Huma Kuşu

Bilmeyenler Atar Taşı

Enginlik Gönülün İşi

Engin Ol Gönül Engin Ol

 

Teslim Abdal Özüm Haktır

Sözümün Yalanı Yoktur

Engin Söyle Büyüklüktür

Engin Ol Gönül Engin Ol

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Dünyada Tükenmez Murat Varmış

 

Dünyada tükenmez murat var imiş

Ne alanı gördüm ne murat gördüm

Meşakkatin adın murat koymuşlar

Dünyada ne lezzet ne bir tat gördüm

 

Ölüm var dünyada yok imiş murat

Günbegün artıyor türlü meşekkat

Kalmamış dünyada ehl-i kanaat

İnsanlar içinde çok fesat gördüm

 

Nuşveranı Adil nerede tahtı

Süleyman mührünü kime bıraktı

Resul u Ekrem’in kanunu haktı

Her ömrün sonunda bir feryat gördüm

 

Var mıdır dünyada gelip de kalan

Gülüp baştan başa muradın alan

Muradı maksudu hepisi yalan

Ölümlü dünyada hakikat gördüm

 

Dönüyor bir dolap çarkı belirsiz

Çağlayan bir su var arkı belirsiz

Veysel neler satar narhı belirsiz

Ne müşteri gördüm ne hesap gördüm

 

Kaynak: Asik Veysel

  • Like 2

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Telli turnam selam gotür

Sevgilimin diyarına

Üzülmesin ağlamasın

Belki gelirim yarına cananıma

 

Hasret kimseye kalmasın

Sevdalılar ayrılmasın,ayrılmasın

Ben yandım eller yanmasın

Sevdanın aşkın uğruna can uğruna

 

Gönüle hasret yazıldı

Svgiye mezar kazıldı

İki damla yaş süzüldü

Gözlerimin pınarına,pınarına

 

Hasret kimseye kalmasın

Sevdalılar ayrılmasın,ayrılmasın

Ben yandım eller yanmasın

Sevdanın aşkın uğruna can uğruna

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Komşu kızıyla beşik kertmesi olan bir genç askerde vereme yakalanır. Hava değişimi olarak Yozgat'a(akdağmadeni)gelir.Sözlüsünün ailesi gence kızlarını göstermek istemez.Genç tedavi için İstanbul'da hastaneye yatar,pencereden gördüğü incir ağacından aldığı ilhamla aşağıda ki tüküyü söyler.Yakalandığı amansız bu hastalıktan kurtulamayıp hastanede ölür.Ailesi cenazesini Yozgat'a getiremez,İstanbul'da kalır.

 

 

HASTANE ÖNÜNDE İNCİR AĞACI

 

hastane önünde incir ağacı

doktor bulamadı bana ilacı

baştabib geliyor zehirden acı

 

garip kaldım yüreğime dert oldu

ellerin vatanı bana yurt oldu

mezarımı kazın bayıra düze

 

benden selam söyleyin sevdiğim gıza

başını koysun karalar bağlasın

gurbet elde kaldım diye ağlasın

 

arkadaşlar ben bu türküyü çok seviyorum hikayesi de bi o kadar hüzünlü bu yüzden hikayesiyle paylaşmak istediim :wave:

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Hikayesiyle birlikte bir türkü daha(inşallah göze batmam :utanma: )

 

Bitliste Beş Minare

Bitlis biirinci dünya savaşından önce nufüsu 30000´dir lakin savaş çıkınca halk göç eder ve nufüs 3000´e düşer.

 

kurtuluş savaşında baba ile oğlucepheye gider savaş biter ve baba ile oğul şehre dönerler bir tepede baba heyacandan mıdır yoksa yorgunluktan mıdır bilinmez o tepeden memleketi bitlise bakamaz ve oğluna sorar oğul bitliste ne kaldı..

 

Oğul "baba bitliste beş minare kaldı"

baba; başlar türküye bitliste beş minare beri gel oğlan beri gel...

 

Bitliste beş minare

Beri gel oğlan beri gel

Yüreğim dolu yare

Beri gel oğlan beri gel

 

İsterem yanan gelem

Beri gel oğlan beri gel

Cebimde yok beş para

Beri gel oğlan beri gel

 

 

Tüfengim dolu saçma

Beri gel oğlan beri gel

Güzelim benden kaçma

Beri gel oğlan beri gel

 

Doksandokuz yaram var

Beri gel oğlan beri gel

Bir yarada sen açma

Beri gel oğlan beri gel

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Bi Erzurumlu olarak bunu özellikle paylaşmak istedim :rose:

 

Kırmızı Gül Demet Demet

 

Kırmızı gül demet demet,

Sevda değil bir alamet,

Balam nenni, yavrum nenni

Gitti gelmez ol muhannet

Şol revanda balam kaldı,

Yavrum kaldı, balam nenni...

 

Erzurum yöresinde üç beş dönümlük tarlalarını ekip dikiyorlar... Yetiştirdikleri ürünü de kervana katıp, REVAN'da satıyor Memet... Memet de Memet hani... Karayağız bir delikanlı... Taşı tutsa, suyunu çıkaracak kadar güçlü. Bir de alışkanlığı var Memet'in. Her akşam tarla dönüşü, bahçelerden derlediği demet demet gülleri getiriyor anasına.. Anayla oğul arasında bir simge gibi kırmızı gül demeti... Sevgi saygı simgesi. Gülleri evinin duvarına asıp kurutuyor ana... Onlara baktıkça oğlunu görür gibi oluyor... Hele Memet kervandaysa. Gözü gönlü kırmızı gülün kurumuş, gazelleşmiş demetinde ananın. Rüyaları hep Memet üstüne... REVAN yollarını düşlüyor hep. Kimi zaman kara saplanmış görüyor kervanı. Kanter içinde uyanıyor. hayra yormaya çalışıyor. Kimi geceler de toza dumana katılmış kervanın, atının eşeğinin devesinin bir toz bulutu içinde kayboluşunu düşlüyor. Bir hortum, yutuyor kervanı. Koca kervan döne döne göğe çekiliyor. Geride ne bir at, ne de bir deve, ne de insan kalıyor. Memet'i arıyor gözleri. Kara yağız, kaytan bıyık Memet, ellerini uzatıyor anasına. 'Tut ellerimi' diyor. Ama ne gezer. Anasının elleri boşlukta kalıyor. Sözün kısası günü gelip de kervan REVAN'dan dönene kadar bu böyle sürüp gidiyor. Kervanın dönüşünü dört gözle bekliyor.

  • Like 2

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Hayal hayal olmuş

 

Hayal hayal olmuş karşıki dağlar

Muhannet gözlerin dolukmuş ağlar

Esti sam yelleri bozuldu bağlar

 

Onun için bende gam telaşı var

Alim derdin alim bin telaşı var

 

Yıkılsın dünyanın pembe irengi

Dinlemez öldürür yoksulu begi

Kimi yemez baklavayı böreği

 

Kiminin akşama nan telaşı var

Alim derdin alim bin telaşı var

 

Ey Emrah elveda yüklendi göçüm

Affeyle yarabbi çoğoldu suçum

Okuyum kuranlar musaflar açın

 

Azrail göğsümde can telaşı var

Alim derdin alim bin telaşı var

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites
 
 

Kadir Mevlam Senden Bir Dileğim Var-1

 

 

 

Erzincan-Fidan Engin-Turan Engin

 

 

 

 

 

Kadir Mevlam Senden Bir Dileğim Var

Beni Muhannete Muhtaç Eyleme

Eğer Muhannete Muhtaç Eyersen

Akan Deryalara Gark Eyle Beni

 

Muhannetin Suyu Dolayı Akar

Aktığı Yerleri Sel Olur Yıkar

İyilik Etmeden Başına Kakar

İşte Böylesine Muhtaç Eyleme

 

Muhannetin Sözü Zehirden Oktur

Lûtfuna Kerem Et İnsafı Yoktur

Sol Gözün Sağ Göze Faydası Yoktur

Sağ Gözü Sol Göze Muhtaç Eyleme

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

"Amenna (Yaşayanlar Bir Gün Ölür)" Türkü Sözü

Yaşayanlar bir gün ölür

Bir gün ölür elbette

Ağaçlarla balıklarla

Kuşlarla ben amenna

 

Ağlayanlar bir gün güler

Bir gün güler elbette

Uyanmakla anlamakla

Bilmekle ben amenna

 

Kısa çöp uzun çöpten

Hakkını alır elbette

Direnmekle kurtulmakla

Barışla ben amenna

dot.gif

  • Like 2

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Yüksek Yüksek Tepelere Ev Kurmasınlar

 

Çok eskiden köyün birinde Zeynepi simli çok güzel bir kız vardır. Onaltıya yeni bastığında Zeynep'i köylerindeki bir düğünde yabancı köylerden gelen Ali isimli bir genç görür. Ali Zeynep'i çok beğenir ve köyüne döndüğünde kızın babasına hemen görücü gönderir. Zeynep'i Ali'ye verirler. Kısa bir zaman sonra düğünleri olur. Ali, Zeynep'i alıp aşırı köyüne götürür.

Zeynep'in gelin gittiği köy ile kendi köyü arası üç gün üç gece çeker. Bu kadar uzak olduğundan dolayı Zeynep, anasını babasını ve kardeşlerini tam yedi yıl göremez. Bu özlem Zeynep'in yüreğinde her gün biraz daha büyüyerek dayanılmaz bir hal alır. Köyün büyük bir tepesinde bulunan evinin bahçesine çıkarak kendi köyüne doğru dönüp için için kendi yaktığı türküyü mırıldanır ve gözleri uzaklarda sıla özlemini gidermeye çalışırmış.

Oysa kocası, Zeynep'in bu özlemine pek aldırış etmez. Kaldı ki eski sevgisi de pek kalmadığından kendini fazlaca horlamaya, eziyet etmeye başlar. Sonunda bu özlem ve kocasının horlaması Zeynep'i yataklara düşürür.

Gün geçtikçe hastalığı artan Zeynep'in düzelmesi için, köyden gelip gidenler de anasının babasının çağrılmasını salık verirler. Başka çare kalmadığını anlayan Zeynep'in kocası da anasına babasına haber vermeye gider. Altı gün altı gecelik bir yolculuktan sonra bir akşam üstü Zeynep'in anası babası köye gelirler, Zeynep'i yatakta bulurlar. Perişan bir halde Zeynep hala türküsünü mırıldanmaktadır. Aynı türküyü anasına babasına da söylemeye başlar. Çevresindeki bütün köy kadınları duygulanıp göz yaşı dökerler. Annesi fenalıklar geçirir ve bayılır.

Zeynep hasretini giderir, giderir ama artık çok geç kalınmıştır. Bir daha onmaz, sonu ölümle biter. Herkes Zeynep için göz yaşı döker. İşte o gün bu gündür bu türkü ayrılığın türküsü olarak söylenip durur.

 

Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar

Aşrı aşrı memlekete kız vermesinler

Annesinin bir tanesini hor görmesinler

 

Uçan da kuşlara malum olsun ben annemi özledim

Hem annemi hem babamı hem köyümü özledim

 

Babamın bir atı olsa binse de gelse

Annemin yelkeni olsa uçsa da gelse

Kardeşlerim yolları bilse de gelse

 

Uçan da kuşlara malum olsun ben annemi özledim

Hem annemi hem babamı hem köyümü özledim

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Hekimoğlu

 

Ordu dolaylarında yaşayan Hekimoğlu, yoksul bir ailenin çocuğudur. Üstelik yoksul bir anneden başka hiç kimsesi yok. Çevresinde dürüstlüğü, akıllılığı ve yiğitliğiyle tanınan bir gençtir.

Yörede egemenlik kurmuş bir Gürcü Beyi vardır. Bu Gürcü Beyi, Ayşa adında güzel ve narin bir kızla sözlüdür. Ne ki, bu kız Gürcü Beyini sevmemekte, Hekimoğlu'na bağlanmıştır. Bu, dostlukla, arkadaşlıkla karışık bir sevgidir. Üstelik Hekimoğlu'yla görüşmeye başlamıştır.

İşte Bey, iki gencin ilişkisinin bu noktaya vardığını duyar duymaz Hekimoğlu'na düşman olur ve ona savaş açar. Hekimoğlu'yla teke tek görüşüp, hesaplaşmayı önerir; bir de yer belirtir. Hekimoğlu, gözüpek, mert bir gençtir. Aynalı mavzerini kuşanıp, tek başına buluşma; yerine gider. Gitmeye gider ama, Bey sözünde durmamış adamlarıyla gelmiştir. Üstelik adamlarından biri, buluşma yerine varır varmaz, sabırsızlanıp Hekimoğlu'nu yaylım ateşine tutar. Ötekiler de çevresini sararlar. Hekimoğlu'yla Beyin adamları arasında yaman bir çatışma olur. Hekimoğlu, çatışma sonunda çemberi yararak kurtulur. Olaydan hemen sonra, Bolu da tek başına yaşayan anasının yanına gider. Anasına durumu anlatır ve artık şehir yerinde duramayacağını bildirir. Anasıyla helallaşıp, yanına Mehmet adlı iki amca oğlunu alarak dağa çıkar. Çıkış bu çıkış ve ölünceye kadar Hekimoğlu artık dağdadır.

Hekimoğlu'nun dağa çıkış nedenini ve biçimini bilen, duyan yöre köylüleri kendisine kucak açarlar. Onun mertliği, yiğitliği ve doğru sözlülüğü köylüleri daha da etkiler ve her açıdan kendisine yardım ederler. Özellikle yoksul köylülerle dostluk kurar, zenginlerden aldıklarıyla onlara yardım eder.

Hekimoğlu, artık Gürcü Beyinin korkulu düşü olmuştur. Bu yüzden Bey,

kendisini sürekli jandarmaya şikayet eder ve kesintisiz izletir. Hekimoğlu'nu ihbar etmeleri için çeşitli yörelerde adamlar tutar. Fakat halk koruduğu için, Hekimoğlu'nu bir türlü ele geçiremezler.

Hatta bir defasında, Beyin adamlarından birinin ihbarı üzerine Hekimoğlu'nun kaldığı evi jandarmalar basıyorlar. Bütün çevre kuşatılmıştır. Evin altında bir fırın vardır. Hekimoğlu fırıncının yardımıyla fırının ekmek pişirilen yerini arkadan delip kaçmayı başarır.

Hekimoğlu, kaçmaya kaçıyor ama, Beyin, iki amca oğlunu öldürttüğünü haber alıyor ve doğru Çiftlice köyüne iniyor. Gittiği ev muhtarın evidir. Bu Muhtar, Hekimoğlu'ndan yana görünüyor, oysa gerçekte Beyin adamıdır ve onunla işbirliği içindedir. Nitekim adamlarından biri aracılığıyla ihbarda bulunur ve Hekimoğlu jandarmalarca sarılır. Hekimoğlu, Muhtarın yüzünden kıstırılmıştır. Büyük bir çatışma çıkar taraflar arasında. Adeta namlular kurşun kusmaktadır.

 

Olayın sonucuna ilişkin iki söylenti var halk arasında :

1-Hekimoğlu, çatışma sırasında. çemberi yarıyorsa da, aldığı yaralar yüzünden fazla uzaklaşamadan ölüyor.

 

2 -Atına atlıyor, elini karın bölgesinden aldığı yaralara basarak Ordu'ya

kadar geliyor ve burada ölüyor.

 

Hekimoğlu,mertliği, yiğitliği ve iyilikseverliğiyle halk arasında büyük ün yapıyor. Yoksulların dostu, onları ezen varsılların düşmanıdır.

Hekimoğlu denince, hemen akla gelen bir özelliği de aynalı martini dir. Hekimoğlu Türküsü'nde geçen ve kendisinin adıyla özdeşleşen aynalı martinin özelliği şudur. Hekimoğlu, özel olarak yaptırdığı mavzerinin üstüne bir ayna taktırıyor. Çatışmaya girdiğinde, bu aynayı: düşmanının gözüne tutarak, gözünün kamaşmasına, dolayısıyla hedefini şaşırmasına yol açıyor.

Bu yüzden Hekimoğlu'nun, adı, Hekimoğlu'nun adı aynalı martinle özdeşleşmiştir.

 

Hekimoğlu derler benim de aslıma

Aynalı martin yaptırdım narinim kendi nefsime

Konaklar yaptırdım döşetemedim.

Ünye de Fatsa bir oldu narinim baş edemedim

 

Konaklar yaptırdım mermer direkli

Hekimoğlu sorarsan narinim demir yürekli

Bahçe armut dibinde kaymak yedin mi

Hekimoğlu'nu görünce narinim budur dedin mi

 

Çiftlice Muhtarı puşttur pezevenk

Hekimoğlu geliyor narinim uçkur çözerek

Hekimoğlu derler bir ufak uşak

Bir omzundan bir omzuna narinim yüz arma fişek...

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

"Siirt Beyaz Bir Gelin" Türkü Sözü

Siirt beyaz bir gelin

Gel güzel uzat elin

Fıstıkların altında

Yar hem güzel hem serin

 

Bu yol Siirt'in yolu

Hem kar yağar hem dolu

Bu şehirde kız seven

Mutlaka mutlu olur

 

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.
Note: Your post will require moderator approval before it will be visible.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Loading...

×
  • Create New...