Jump to content

mütereddid

Gazze Vurulunca Boykot, Hama Vurulunca Cola

Recommended Posts

Gazze Vurulunca Boykot, Hama Vurulunca Cola

 

 

İsrail ekonomisinin yüzde altmışını, on sekiz aile elinde bulunduruyor.

 

En büyük 500 firmanın oluşturduğu 172 milyar dolarlık gelirin 57.4 milyar dolarını en zengin 19 kişi elinde tutuyor.

Bu ailelerden en büyüğü ve en etkini Dankner ailesi.

 

Dankner ailesi, GSM sektöründen tutun süpermarket zincirine, sigortacılıktan tutun çimento tekeline piyasada hatırı sayılır bir yer kaplıyor.

 

Sahip oldukları büyük çalışma sahasının en önemli şirketi IDB Group.

 

Nochi Dankner, geçen günlerde IDB çalışanlarına “zor günlerden geçtiklerini ve bu sürecin kimse için kolay olmadığını” dile getiren bir mektup yazmış.

 

Holdingin an itibariyle yüzlerce milyon dolar borcu olduğu ve gelecek günlerde bu borçları ödeme noktasında ciddi sıkıntı yaşayacağı belirtiliyor.

 

Ekonomik sıkıntılar ve gelir dağılımı adaletsizliği üzerinden ciddi anlamda eleştiri alan İsrail ekonomisinin çarklarının dönmesine yardımcı olan bu aile şirketleri.

 

Aile şirketleri sıkıntıya girdiğinde doğal olarak İsrail ekonomisi de sıkıntıya giriyor. Örneğin bahsettiğimiz Dankner ailesi, Filistin ayaklanmalarının arttırılmasında ve Lübnan Savaşı’nda ciddi anlamda İsrail Devleti’ne destekte bulunmuş.

 

Aklıma hemen yıllardır doğru düzgün yapamadığımız boykot geldi.

 

Yıllarca İsveç’te bulunan bir arkadaşım Mavi Marmara saldırısının yaşandığı dönemde, ülkede bulunan süpermarketlerin hâlini ve tüketici davranışları profilini birkaç örnekle aktarmıştı da utancımdan yerin dibine girmiştim.

 

Birçok Avrupa ülkesinde olduğu gibi İsveç’te de süpermarketlerin manav bölümünde bulunan meyve ve sebzeler hangi ülkelerden geldiklerine göre sınıflandırılıyor.

 

Örneğin; manavda üç dört çeşit üzüm bulunuyor ve üzümler faraza; İtalyan üzümü, Türk üzümü, İsrail üzümü olarak ayrılıyor. Buraya kadar her şey tanıdık.

 

Ancak özellikle ciddi boykot dönemlerinde İsrail’den gelen meyve-sebzelerden hiçbir şekilde kimse satın almıyor ve ürünler dağ gibi yığılıyor.

 

Yan tarafındaki İtalyan ya da Türk meyvelerinden hepsi tükenirken İsrail ürünlerinin dağ gibi yığılması dolayısıyla İsrailli üreticilere ve firma çalışanlarına ciddi bir moral bozukluğu veriyor.

 

Her şeyin ötesinde boykotun bu derece istikrarlı ve ilkeli yapılması, halkı bu anlamda teşvik ediyor ve boykota katılım artıyor.

Avrupa’da istikrarlı şekilde boykot yapan ülkelerin başında İsveç, Norveç gibi ülkeler geliyor.

 

Ve bu ülkelerin boykotları sadece Türk işi boykotlar gibi Gazze saldırıları ya da Mavi Marmara olayları sırasında değil uzun bir sürece yayılıyor.

 

Suriye’de yaşanan insanlık dramı, son dönemde artan terör olayları, Haşimi’ye çıkan idam kararı, dershanelerin kapatılması, Devlet Bahçeli’nin halıya takılması falan derken yapabileceğimiz birçok şeyi ıskalıyoruz.

 

Tepkilerimiz o kadar tek yönlü ve yapay ki.

 

Suriye ile dertlenirken, Gazze ile Bahreyn ile de dertlenmek bir o kadar mümkün.

 

Hama vurulurken, Gazze de vurulmaya devam ediyor.

 

Yaşanan süreçlere belki de en zahmetsiz, direkt olarak etkide bulunacağımız boykotun ne kadar etkin ve istikrarlı olduğu tamamen bize bağlı.

 

Piyasada dolaşan boykot listelerinin birçoğunda oldukça alakasız firmaların isimleri ve ürünleri de bulunuyor.

 

En güvenilir kaynak için Tüketiciler Birliği’nin boykot listesine bakmanız yeterli.

 

Evet gündemin oldukça fazla olduğu bir dönemde bir tribün yazısı yazmak oldukça kolaydı.

 

Ancak zalimlerin değirmenine su taşıma noktasında kendimin de eskiye oranla oldukça gevşek bir tavır takındığını fark etmiş oldum ve bu canımı çok acıttı. Üzgünüm.

 

Abdurrahim Boynukalın / Milat

Share this post


Link to post
Share on other sites
 
Kapitalizmi ancak kapitale değer vermeyen insanlar yıkabilir.Çünkü kapitale değer vermeyen insanlar karşısında kapitalizmin büyük bir etkisi ve yaptırım gücü yoktur.(...)Yaşadığımız çağda bilim ve teknolojinin günümüz itibariyle kimlerin insisyatifinde olduğunu dikkate alırsak, kapitalizme karşı üretim alanında mücadeleye ve rekabete girişmek, bu kapitalizmin zayıflamasına değil, daha bir güçlenmesine vesile olacaktır.(...)

 

Tüketim alanının asıl sahipleri dünya mazlumlarıdır.Tüketim gücünü ellerinde bulundurmalarına rağmen bundan gafil olan dünya mazlumları, medya ve reklam güdümüyle bu güçlerini kapitalizmin istediği kulvarda kullanmaktadır.(...)

 

Sadece dünya Müslümanları bile ümmet düzlemindeki bu tüketim güçlerini bilinçli olarak kullansalar, tüketim alanındaki bu boykotları ile, gelişerek büyümek üzerine kurulan dünya kapitalizminin yere yıkılmasına neden olacaklardır. yeter ki Müslümanlar, yeter ki dünyanın mazlum insanları, ellerindeki bu tüketim gücünün farkında olarak ortak bir sese ve ortak bir tavıra girebilsinler.(...)

 

Dünya nın mazlum insaları üretim ve pazarlama alanında Kokokolayla elli yıl rekabet etseler, bu çok uluslu şirkete yaklaşabilmeleri bile mümkün değildir.Ancak bu mücadeleyi tüketim alanına çeker ve elli gün Kokokola içmezlerse, buçok uluslu şirketten geşlen çatırtı seslerini kendi kulaklarıyla duyacaklardır.

Mehmed Alagaş

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.
Note: Your post will require moderator approval before it will be visible.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Loading...

×
  • Create New...