Jump to content

nedamet..

Hrant Dink'e Suikast

Recommended Posts

ERMENİ KATLİÂMININ İÇ YÜZÜ

 

Mustafa Saka

 

mim.saka@googlemail.com

 

 

 

Hrant Dink’in acılı eşi Madam Rakel’in, kocasının cenazesinde yaptığı konuşmasından bir cümlenin altını çiziyorum: “Bir bebekten bir kâtil yaratan karanlığı sorgulamadan hiçbir şey yapılamaz kardeşlerim…”

 

 

Soru sormakla başlar sorgulamak…

 

Hrant Dink’ten yola çıkarak sormaya başlayalım:

 

● Türkiyeli Ermenilerin çoğu gibi Gregoryan (Ortodoks) olan Hrant Dink mezheb değiştirmiş miydi? Değiştirmişse, neden Protestan mezarlığına gömülmedi?

 

● Ermeni Patriği Mutafyan, Dink’e neden mesâfeli idi?

 

● “Etyen Mahcupyan, Vatikan’a bağlı olanların; Hrant Dink, Anglikan Kilisesi’ne bağlı olanların; ben de Gregoryanların meşhuruyum.” diyen Ermeni Tarihçi Levon Panos Dabagyan ne demek istiyordu?

 

● Ermeni soykırımı var mıdır?

 

● Katil kimdir?

 

 

1900’ün ilk yılları…

 

Osmanlı parçalanıyor…

 

Katolik, Amerikan ve Anglikan misyonları, İşgâl ordularının koruması altında Ermeni, Âsurî ve Keldânîler arasında, sözde eğitim tedbirleri almaya çalışıyorlar…

 

“Eğitim tedbirleri”nden amaç: Âsurî, Keldânî ve Ermenileri kendi mezheplerine bağlayabilmek…

 

Vatikan, Amerikan, İngiliz, Fransız, Alman ve Rus misyonlarından her biri; kolejleri, zengin dinî cemiyetler tarafından desteklenen basınları, konsoloslukları ve sefâretleriyle Âsurî, Keldânî ve Ermenileri kendi misyonlarına sokmaya büyük gayret gösteriyorlar...

 

Bu kadarla da kalmıyorlar; 1915’te, Âsurî, Keldânî ve Ermenileri, hükümete karşı örgütleyip silâhlandırıyorlar...

 

Sonuç, büyük bir katliâm ve bu insanların yarıdan çoğunun vatanlarından sürülmesi oluyor…

 

Evet, işgâl orduları amaçlarına ulaşıyorlar; fakat, Âsurî, Keldânî ve Ermeniler için, yabancı misyonlara bağımlı bu çalışmanın sonu hüsran oluyor…

 

 

1900’ün ilk yılları…

 

Osmanlı parçalanıyor…

 

İşgâl güçleri dışardan, Jöntürkler içerden; Osmanlı’yı parçalamaya çalışıyorlar…

 

Jöntürk liderlerinin Balkan kökenli “Sabetaistler”den oluştuğu…

 

Talat, Enver, Cemal, Bahaddin Şakir ve Nizam’ın “dönme” olduğu…

 

Çalışmaların beyni olan, Selanik’teki Grand Orient Locası’nın, Yahudi Rothschild tarafından, Yahudilerin bütün Ortadoğu’yu kontrol altına alabilmesi gayesiyle Yahudi Emanuel Karasu’ya kurdurtulduğu…

 

Jöntürk öncülerinin, Karasu’nun üstadı olduğu bu locaya bağlı oldukları…

 

“Jöntürk” gazetesinin editörünün, Rus Siyonist lider Vladimir Jabotinsky olduğu ve İtalya’da eğitildiği…

 

Emanuel Karaso’nun locasına bağlı olan Talat Paşa’nın, 1907’de Scottish Rite’in (İskoç Mason Locası) Osmanlı’daki büyük üstadı olduğu…

 

Scottish Rite’in Washington’daki arşivlerinde, Jöntürk liderlerinin aynı locaya bağlı olduğuna dair bilgilerin bulunduğu biliniyor…

 

 

1900’ün ilk yılları…

 

Osmanlı’nın başkenti İstanbul’daki yahudi nüfusu 10.000’den az…

 

Hristiyan nüfus ise 200.000 civarında…

 

Ticaret ve finans, Hristiyan kökenlilerin kontrolünde; bürokraside Hristiyanlar güçlü...

 

Yahudilerle Hristiyanlar arasında bu alanda yüzyıllardır süren yoğun bir rekâbet var…

 

Yüzyıllardır, Yahudiler kaybeden, Hristiyanlar kazanan tarafta…

 

Osmanlı, Ortodoks Hristiyanlara daha yakın…

 

 

Yahudi ve Sabetaistler, güç ellerine geçince Hristiyanları tasfiye ettiler…

 

Schiller Enstitüsü’nden Joseph Brewda, 1994 tarihli konferans metinlerinde, İspanya’dan kaçan Yahudilere kucak açan Osmanlı’nın, 400 yıl sonra bu kişiler tarafından yıkılmasına dikkat çekiyor ve şöyle diyor:

 

● « - ZAFERLERİNİ, ÖNCE İMPARATORLUK İÇİNDEKİ HRİSTİYANLARI (Ermenileri, Rumları Ve Âsurîleri) ÖLDÜREREK KUTLADILAR… 1982’DE, İSRAİL ORDUSUNUN LÜBNAN’I İŞGÂL ETMESİNİN ZAFERİ DE, SABRA VE ŞATİLLA KATLİÂMIYLA KUTLANMIŞTI.»

 

 

Genozid, Γενεοκτονία, Völkermord, Massaker, Blutbad, Sürgün, Katliam, Vahşet, Soykırım…

 

Bunlar kelimeler!..

 

Bu topraklarda, kelimelerin anlatmaktan aciz kaldığı bir trajedi yaşanmıştır…

 

İnkâr edilemez bu vahşet, Osmanlı’nın veya Müslüman Anadolu halkının değil, “TANZİMAT - JÖNTÜRK - İTTİHAT TERAKKİ MİSYONU’nun eseridir…

 

Bu vahşetin bugünkü sorumlusu ise, “TANZİMAT - JÖNTÜRK - İTTİHAT TERAKKİ MİSYONU’nun devletleşmiş hâli olan “Dönmeler Cumhuriyeti”dir!

 

 

Hrant Dink’in neden Protestan olup olmadığı, Anglikan Kilisesi ile olan mesâisi ve AB’cilerin Dink’i bayraklaştırma çabalarının nedeni yukarıdaki tablolarda görülebilir…

 

Sorgulamak, çetin bir diyalektik süreçtir; cevaplar, beraberinde yeni sorularla gelir…

 

Meselâ…

 

Geçen yüzyılın başında bu vahşete çanak tutan Hür(!) Dünya, bugün Ermeni meselesinden dolayı TC’yi niçin sıkıştırmaktadır?

 

Hür(!) Dünya, “yahudi soykırımı”ndan başka “soykırım” tanır mı?

 

ASALA, tesâdüfen mi sadece “Dönme TC sefirleri”ni vuruyordu?

 

Baran Dergisi, 4. Sayı, 2007

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

yazacaklarım bayatlamış gibi görünsede dinkin öldürülmesi bizim için kara bir lekedir.evet bu ülkede köküne kibrik suyu dmkülecek bir sürü yazar çizer bilimadamı vardır.ama dink bunlardan biri degildir kesinlikle.bence bu cinayetin arkasında kendi içlerinden birileri var yani Ermeni bir kurşuna kurban gitmiştir.ermeni diasporasının işi oldugunu tahmin ediiyorum.sebelerine gelince kafamda birsürü sebeb var.ve inşallah diyorum böyledir.yoksa Fatihin torunu olmanın verdigi onuru izah etmekte zorlanacagım.

Share this post


Link to post
Share on other sites
 
yoksa Fatihin torunu olmanın verdigi onuru izah etmekte zorlanacagım.

Ben bu ifadeden rahatsız oldum açıkçası. Ahmet Hakan denen pespaye herif de bir yazısını, "Artık bana Nişantaşı çocuğu diyenlere karşı bundan sonra 'Siz kendinize bakın, sizin şeyhiniz bilmem ne adalarında kayak yapıyor, kızlarla denize giriyor, sensörlü musluk kullanıyor vs.' diyeceğim" mealli bitirmişti. Bir yönüyle sizin ifadenize benzemiş.

 

Gerçek olan, tetiği çekenin bir Türk olduğu. Arkasında bazı durumlar bulunduğuna ben de inanıyorum (diyaspora olduğunu sanmamakla beraber). Ama bu kişilerin yaptıkları benim Fatih'in torunu oluşumu etkilemez. Bunlar tamamıyla farklı mevzulardır. Birkaç kişinin hadisenin özüne vakıf olamayışı sebebiyle kendimi sorgulayacak değilim. Kendimi sorgulamam gerekiyorsa bu, "Niçin onlara doğruyu gösteremedin?" şeklinde olabilir, diğer sorgulamaların ise alanı farklı, yani öz eleştiri olma niteliğinden uzak...

 

Dedelerimle övünmüyorum, yalnız Fatih'in torunu olmaktan dolayı mutluyum, Allah'a bu yüzden şükrediyorum.

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

sanırım kendimi açıklamakta eksik davrandım.benim bu olayda Fatih e olan sevgim sekteye ugramamışdır .sorgum da kendime değildir.derdim şudur ki kültürümü anlatmakta zorlanacagımdan dertliyim. biz ki İstanbul u fethettigimizde etnigine bakmadan inancına bakmadan güven ve huzur için ferman çıkarmış ataların torunları değilmiyiz.

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.
Note: Your post will require moderator approval before it will be visible.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Loading...

×
  • Create New...