Jump to content

e_buyur

Üstadın Kitapları

Recommended Posts

Abdulhamid Han

 

resi49ju.jpg

 

(5 perde) Piyes, Büyük Osmanlı Padişahı Abdülhamid Han'a ait tepetaklak edilmiş tarihî hakikatlerin, "Ulu Hakan" eseriyle taş taş yerine oturtularak bir tez, bir manifest halinde bina edilmesinden sonra, bir ölçüde sahneye yansıtılmasıdır

 

 

Ahşap Konak

45qa1.jpg

 

(3 Perde) Necip Fazıl'ın 1960 İhtilalinden sonra girdiği hapishanede yazdığı ikinci piyes olan Ahşap Konak, giderek yozlaşan ve ahlakî değerlerinden uzaklaşan bir toplumu, çekirdeğinden gösteren bir temsildir. Ahşap Konak, her katında üç neslin ayrı ayrı fakat birarada ve aralarındaki korkunç anlayış ve yaşayış uçurumu içinde yaşadığı bir mekânı temsil ederken, zaman boyutunda, 1950 sonrası Türk cemiyetinin tezatlar içindeki içler acısı halini sembolize etmektedir.

(Tamamlandığı tarih: Eylül 1960, Balmumcu Garnizonu)

 

 

At'a Senfoni

 

53ip.jpg

 

"At'a Senfoni" yahut Atın Romanı... Tarihi, felsefesi, her şeyi içinde...

İnsanı doktorluk kitaplarından, teşrih ve fizyoloji yapraklarından ne kadar anlamak kabilse, atı da baytarlık, yetiştiricilik, idman vesaire, fen cephelerinden o nispette kavramak mümkün olduğuna göre, eserimde kuru teknik taraf mevcut değildir. Olan, bütün manası ve bu mananın insan elinde kullanılış şekliyle ve bütün romaniyle at...

 

At'a olan sevgisini, "dokuz yaşında ata bindim ve yalan olmasın, bir daha inmedim." diye belirten Necip Fazıl, belki de sahasında başka bir örneği bulunmayan bu eserinde, tarihi, felsefesi ve bütün estetiğiyle At'ı anlatır.

 

O'nun gözünde At, insandaki maddî ve manevî fâtihlik cehdine Allahın en fazla yakıştırdığı bediî ifade içinde bir kahramanlık sembolüdür.

 

Bu kitap ise bu sembolün, yani, ilk zamanlarında basit fayda planında her türlü yükü sırtlamış bir hizmetçi olarak gördüğümüz At'ın, ayıklana ayıklana neticede yalnız bineğe ve yarışa mahsus Prens Soy haline gelişinin romanı…

 

Eser, 1958 senesinde yazılmış ve ilk defa Türkiye Jokey Kulübü tarafından bastırılmıştır.

 

 

Aynadaki Yalan

ayqm6.jpg

 

Örgüsü beline kadar inen, koyu altun sarısı saçlar... Açık kumral, parlak örneksiz bir renk tonu... Gözleri de saçlarına denk.. Açık bir alın, vezinli bir burun, kendinden kıpkırmızı, hafifçe kalın, kaçak bir istihza büklümüyle kavisli dudaklar... Çıplak ayak bileklerinde soylu çizgilerin en incesi... Kapalıca, kavuniçi rengi bir entariden giyimi içinde, öğretilemez ve öğrenilemez bir vakar ihtişamı... Yoksa masallardan kaçırılmış ve bu köye hapsedilmiş bir sultan mı bu?..

(Kitap'tan sf:9)

 

Necip Fazıl Kısakürek'in, roman kalıpları içinde kaleme aldığı tek eseri… Roman, üniversitede felsefe asistanı olan Naci'nin hayatı etrafında gelişir… Bu hayat, Necip Fazıl'ın kendi hayatı değildir ama onun hayat hikayesindeki bir çok unsuru içinde barındırır. Naci, çevresine karşı davranışlariyle, kadın, cemiyet ve sanat anlayışiyle, hayata ve ölüme dair düşünceleriyle bir karakter bütünü halinde şekillendikçe hayalimizde bir Necip Fazıl portresi belirir gibi olur.

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Teşekkür ederiz emekleriniz için,konu biraz daha genişlerken yeni bir başlık meselesini yönetici arkadaşlarla görüşüyor olacağız.

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Bâbıâli

68yi.jpg

 

"Bâbıâli"yi okuyan bazı Müslümanlık taslayıcıların ondan gocunduklarını haber aldım. Onlar, eserin, fikir ve sanat kıymetine dikkat ettikleri halde şahsıma ait günah dolu bir hayatın açığa vuruluşunda ayrıca günah bulunduğu kanaatinde imişler....

Yazıklar olsun!..

Eğer benim gayem İlâhi rıza olmasaydı da bu çeşit insanları kurtarmak olsaydı onları kurtuluşa asla ehil saymaz, bir köşeye çekilir, "Allah"tan başka kelime etmez, yalnız nefsimizin tezkiyesiyle uğraşır ve işte bu kabil marka Müslümanlarından el etek çekerdim.

(Kitap'tan sf.5)

 

 

Başbuğ Velilerden 33

 

resim24cp.jpg

 

Ezelle ebed arası Allah'a doğru giden evliya kervanları arasında en şanlısına ait 33 kolbaşılı "Altun Halka - Silsile-i Zeheb" çerçevesidir ki, keyfiyet ölçüsüyle temel sayısını, bütün kainat gibi O'ndan alır.

 

 

Başmakalelerim 1

 

19yr4.jpg

 

Böylece bize düşen felaket, imtihanların en ağırı karşısında en halis örnekleri yine kendi içinden fışkırtma vaziyetindeki bir neslin, büyük kalabalığıyla, hareket ve iradeye düşman, yılgın ve inmeli bir marazilik belirtmesidir.

 

 

Başmakalelerim 2

29wx.jpg

 

Hükûmet bu hükûmet midir, bilmiyoruz; fakat mutlaka bilinmesini istiyoruz ki, muhalefet bu muhalefet değildir. Bu muhalefet, kalpazanların, şantajcıların, yani sadece erbâb-ı mesleğin muhalefetidir; ve böyle bir muhalefet, bu derece şenî bir mâna kalpazanlığiyle "Personna Grata" rolünü oynamakta devam ettikçe gerçek muhalefet ve sâf fikrin ırzı hetkedilmekte devam edecektir.

(Kitap'tan sf. 11)

 

 

Başmakalelerim 3

 

31na.jpg

 

Yolumu, 1961 sonunda, hapisten çıkarken kalbime yazmıştım: Çocukların taş attığı sapanları gibi bir şekil... Biri, kuyunun dibini, öbürü kulenin tepesini gösteren iki uç... Bütün şehir yıkılsa sesinin gelmeyeceği kuyu; ferdiyetine tam kapanış ve dudaklarını tam kapayış... Tepesinden gök gürültülerinin yayınlanacağı kule ise, cemiyete tüm açılış ve çığlığı tam koparış.. Ya her şeyden büsbütün el etek çekeceğim, yahut her şeye topyekûn el uzatacağım...

(Kitap'tan sf. 5)

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Benim Gözümde Menderes

72zx.jpg

 

Rakip atın ismi de "Demir kır-at"dır ve "Demokrat" kelimesinin halk hançeresinde hemen "Demir kır at"a çevrilivermesi, kafiye ve kelime oyunlarında davasının bir nev'i delilini bulan halkın bu partiye bağladığı ümitten bir işarettir. Halk "Demir kır at"ı benimsemiştir. Fakat soyunu, kanını, gücünü, nefesini, hızını tanıdığı için değil, onu Halk Partisi isimli yağız at şeklindeki ejderhayı tepelemeye geliyor sandığı için..

 

 

 

Bir Adam Yaratmak

 

89ld1.jpg

 

Eser ilk olarak 1937-1938 kışında İstanbul Şehir Tiyatrosu'nda temsil edilmiştir.

 

Olay meçhul bir tarihte İstanbul'da geçer.

 

"Husrev - Bir adam yaratmağa kalkıştım. Ona bir surat ve kader bulmak... Nerede bulayım? Kendimi buldum. Suratsız ve kadersiz adam şahlandı. Zincirini kırdı. Elimden kaçtı. Ben insanım. Beni arkamdan vurdu. Suratsız ve kadersiz adam benim suratımı takındı. Kalıbımı giyindi. Kaderimin içine yattı. (Bir an sükut) Benim de kaderim buymuş."

 

 

Çerçeve 1

 

92pd.jpg

 

Bu başlık altında elim değdikçe hadiseleri çerçeveleyeceğim. Mikyasım 20 satırla 40 satır arası.. Demek ki, koyu ve toplayıcı çizgilere mahsus bir kemiyet ölçüsü üstündeyim.

Keyfiyete gelince:

Bir damlalık esansa bütün bir denizi ıtırlandıracak bir cevher sığar mı sığar. Ama o cevher nerede? Hangi taşın altında, hangi başın içinde? İş onu bilmekte...

 

 

Çerçeve 2

103ak.jpg

 

 

Millet, büyüğünü hiçbir zaman ela gözlerine aşık olduğu için sevmez. Millet sevgisinin kaynağı, kör ve kaba hissilik değildir. Millet sevgisi, neticede his, sebepte fikirdir. Sevgide inanmak ve inanmakta bilmek var...

 

Çerçeve 3

56407429yl9.jpg

 

 

Çerçeve 4

128pd.jpg

 

Bizde, gazete dedikleri, tirajı bir buçuk milyona yaklaşan nesne... Yüzde altmış beşiyle hava-cıva işportacısı, yüzde yirmisiyle solcu ve din düşmanı, yüzde onuyla de samimiyetsiz mukaddesat tüccarı... Halislik ve millîlik örneği olarak geriye kalan, sadece yüzde beş... Tersinden ne hazin nispettir ki, kendi deyimleriyle devrimciler ve ilericiler de bu milletin ancak yüzde beşi... Böyleyken, onlar, basındaki tecelleriyle yüzde doksan beş, millî ruh köküne bağlılık dâvasındakilerse yüzde beş...

(Kitap'tan sf. 5)

 

 

Çerçeve 5

 

130wi.jpg

 

Vaktiyle, kendilerini ilerici sayan bazı tipler, beni kötülemek için fikirlerime fikirle karşı çıkmazlardı da şahsıma çatarlar ve bu arada beni kibirlilikle, kendimi büyük görmekle suçlandırırlardı. Mesela bunlardan hürmetlice biri şöyle demişti bana:

- Sen majüskülle yazılmış bir "Ben"sin!

(Kitap'tan sf.5)

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Çile

14js2.jpg

 

Şairliğim on iki yaşımda başladı.

Bahanesi tuhaftır:

Annem hastahanedeydi. Ziyaretine gitmiştim... Beyaz yatak örtüsünde, siyah kaplı, küçük ve eski bir defter.. Bitişikte yatan veremli genç kızın şiirleri varmış defterde.. Haberi veren annem, bir an gözlerimin içini tarayıp:

- Senin dedi; şair olmanı ne kadar isterdim!

Annemin dileği bana, içimde besleyip de on iki yaşıma kadar farkında olmadığım bir şey gibi göründü. Varlık hikmetimin ta kendisi... Gözlerim, hastahane odasının penceresinde, savrulan kar ve uluyan rüzgara karşı, içimden kararımı verdim:

- Şair olacağım!

Ve oldum.

 

 

1925'de "Örümcek Ağı", 1928'de "Kaldırımlar", 1932'de "Ben ve Ötesi", 1953'de "Sonsuzluk Kervanı" ve 1969'da "Şiirlerim" ismiyle yayınlanmış şiir kitaplarının bir çok bakımdan kendini ifadelendiremediğini söyleyen Necip Fazıl Kısakürek'in, 1922'de Yeni Mecmua'da yayınlanmış ilk şiirinden başlayarak bizzat kendisi tarafından süzülen, ayıklanan, düzeltilen ve bir araya getirilen bütün şiirleri…

 

Ve Poetikası… Bir yanda belli başlı bir sanat anlayışından tüten şiirler, diğer yanda, bu sanat anlayışının tüttürdüğü şiir mefkûresi…

 

 

Cinnet Müstatili

 

22mc.jpg

 

Muamele

Hareketimden bir gün evvel Üsküdar Savcılığında ifademi aldılar. Bu savcının yanında oturdum ve Sulh Ceza Mahkemesi beni görmeden kararını verdi: Tevkifi ve Malatya'ya sevki... Ne sual, ne sepet... Necip Fazıl ben miyim; kâfi!... Hâdiseyle en küçük temas ve alâkama dair hiçbir şey tespitine lüzum yok... İstanbul hâkimine düşen vazife, tevkifi matlup olan adamın Necip Fazıl olduğunu müşahededen ibaret...

(Kitap'tan sf.93)

 

Bir ansiklopediye geçmiş ifadeyle, "hapisleri üniversite yıllarından çok olan" Necip Fazıl, 1943'den başlayarak 1947-1950-1951-1952-1957-1959 ve 1960 senelerinde cezaevine girdi. Son mahkûmiyet kararı ise vefatı sebebiyle infaz edilemedi.

 

1955'de "Yılanlı Kuyudan" ismiyle yayınlanmış olan eser, hapishane günlerinin, "büyük sanatkâr"a has, derin ve duyarlı bir iç hayat üzerindeki müthiş tesirini yansıtan bir ıstırap ve gözyaşı günlüğüdür.

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Çöle İnen Nur

33we.jpg

 

İzin ver; onu bir kere de ben anlatayım! İzin ver; herkesin boyuna göre açıldığı bu ufuksuz denizde sana yaklaşabilmek değil, fakat kıyılardan, gerilerden yani kendimden uzaklaşabilmak manasına bir kere de ben gücümü deneyeyim! Öyle ki, sahili kaybetsem, artık gerilere dönemesem ve sende boğulsam, işte o zaman aradığım hayatın eşiğine ayak basmış olurum.

 

 

 

Dininizi Öğreniniz -Gençler İçin-

dinrq7.jpg

 

"Dininizi Öğreniniz"kitabı,Üstad Necip Fazıl'ın Büyük Doğu dergileri ve"Ramazan Sahifeleri"nde Din ve Tasavvuf başlığı altında,hususen "gençler için"kaleme aldığı yazıları ve İslam büyüklerinden yaptığı sadeleştirmeler derlenerek hazırlanmıştır.

( Yayın Yılı: 2007 )

 

 

Doğru Yolun Sapık Kolları

 

43nt.jpg

 

Sahabi ne midir?

Ümmetin temel yapısı; kalbini, duygu ve düşüncesini peşin olarak O'na bağlayan ve sonra b bağlanış etrafındaki hakikat dairesi üstünde dilediği gibi akıl atını koşturan -ağzı kantarmalı at- ve artık hiçbir akıl sıkıntısı çekmeyen büyük insan örneği..

İşte "Doğru Yolun Sapık Kolları" onlardan sonra kuru akıl ve şeytani hayalin baskısıyla açılmaya başladı.

 

 

 

Dünya Bir İnkilap Bekliyor

53es.jpg

 

Bulunan, bulundu sanılan her şey eskimeye, pörsümeye, çürümeye, iflâs etmeye mahkûm.. Bu da, yaklaştıkça kaçan ufuk çizgisi misâline eş, bir "yeni"nin daha ilerideki "yeni"ye namzetliğini ilân ediyor. Aramak için aramak yok, bulmak için aramak var. Her bulduğum veya bulduğumu sandığım bayatlaşacağına göre aramak niçin?.. Her arayış da gayesine ulaşmayacağına göre bulmak ne fayda?.

(Kitap'tan sf.15)

 

 

 

Edebiyat Mahkemeleri

edbfy7.jpg

 

"Şimdi diyanet ve milliyet mefkûreleri, bütün edebî cereyanlara yavaş yavaş hâkim olmaya başlıyor. Hepimiz bu munis yol üzerinde, gittikçe daha berrak bir ufka doğru ilerliyoruz. Bu ruşen kafulelerin en önünde yürüyen meş'alekeşlerden biri de hiç şüphesiz Akif beydir."

(Kitap'tan sf. 56)

 

 

 

Esselam

 

61co.jpg

 

 

Nur

Yok bile yokken O vardı;

O bir nur... Ki mutlak saffet.

Âdem, Allah'a yalvardı;

O nur için beni affet!

 

Adem'in alnında bir nur;

Derken öbür Peygamberde.

Âyet ki, çıplak okunur;

Ne bir harf, ne zarf, ne perde.

 

Geçti bilmem kaç nesilden,

O nur, İlâhi dâire...

İbrahim'den, İsmail'den,

Vesaire vesaire..

 

O nur, o nur, elde sancak;

Aktarılır, nebi nebi.

Bir beklenen var ki, ancak,

Nurun ezelden sahibi...

 

Nur sırdır, ışık üstür sır;

Vurduğu eşya gölgesiz.

Onsuz insan kör ve sağır;

Ülkeler onsuz, ülkesiz.

 

Son Peygamber, son Peygamber!

İlk olunca sona geldi.

Nur, fezayı tutan çember,

Ondan gelip O'na geldi.

 

 

Hac

 

74vb.jpg

 

Güneş sabahın ilk saatlerinde Medine hurmalıkları üzerinde parıldarken, Ali Ulvi Kurucu ve Hasan Beşir, beni, bizde "garaj" dedikleri otobüs ve taksi kalabalıklarının kümelendiği bir meydandan Cidde'ye yolcu ettiler. Bana dolmuşta iki kişilik yer almışlar ve şoförün yanında rahat oturmamı sağlamışlardı.

(Kitap'tan sf.97)

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Hadiselerin Muhasebesi-1

 

88nb.jpg

 

Bu eser:

"Gündelik politika tekerlemeciliği sanatkârın ulvî faaliyetine yakışmayan bir iş olduğu kadar, benim işim

değildir!"

 

Diyen Necip Fazıl Kısakürek'in, içtimaî ve siyasî hadiseler üzerindeki duyuş ve görüş vazifesiyle

"Hadiselerin Muhasebesi" başlığı altında, (Be-De) imzası kullanarak kaleme aldığı yazılarının 1. Cildidir.

 

 

 

Hadiselerin Muhasebesi-2

 

hhph9.jpg

 

Bu eser:

"Gündelik politika tekerlemeciliği sanatkârın ulvî faaliyetine yakışmayan bir iş olduğu kadar, benim işim

değildir!"

 

Diyen Necip Fazıl Kısakürek'in, içtimaî ve siyasî hadiseler üzerindeki duyuş ve görüş vazifesiyle

"Hadiselerin Muhasebesi" başlığı altında, (Be-De) imzası kullanarak kaleme aldığı yazılarının 2. Cildidir.

 

 

 

Hesaplaşma

 

hhhfh7.jpg

 

Millet.. Şimdi gidin, bağırın en büyük meydanında dünyanın: "Millet, gel!" Milleti tek adam halinde getirebilir misiniz önünüze?.. Millet hiçbir şey istemez ve isteyemez, dünyanın her yerinde... Milletten, isteyeceği şey istetilir, gösterilir ve benimsetilir. Mu manâda biz demokrasi idarelerinden çok uzağız.. Milletin otuz milyondan üç milyona, üç milyondan otuz bine, üç yüze, ve bire inmesi için onları potasında eritecek bir ideâle ihtiyaç vardır!.. Al sana: "Millet-i İslâmiyet ve tek adam".."

(Kitap'tan 37)

 

 

Hikayelerim

114yb.jpg

 

 

"En dakik Şeriat mihengi" ne vurulduktan sonra bütünleştirilen ve bütünleştirilecek olan eserleri üzerinde bu ölçüyü devam ettirmeye başlar ve en titiz murakabeyi sürdürmek borcunu üstlenirken;

O'na...

Üstadımız, Güdücümüz, Varlık Vesilemiz'e...

Dost, düşman, sevgi, nefret;

"sema, toprak, güneş, dünya, Allah, Peygamber, kâinat öğreticim"ize...

En yakıcı hasret; ve dayanılmaz yalnızlığımızı dayanılır hale getiren "emanet"lerine sadakat yeminiyle..

B.D. Yayınları / 1983

 

Necip Fazıl Kısakürek'in 1925 yılından başlayarak çeşitli gazete ve dergilerde yayınlanmış ve bir bölümü 1933'de "Bir Kaç Hikâye Bir Kaç Tahlil", bir kısmı da 1965'de "Ruh Burkuntularından Hikâyeler" ismi altında kitaplaşmış, bütün hikâyeleri…

1983'de "b.d. yayınları" tarafından eksiksiz olarak bütünleştirilmiş ve son şeklini almıştır.

 

 

 

 

Üstadın eserlerinin devamını yollayacağım.Üstadın eserlerinin tanıtımı için tüm eserleri diye bir açıp bunları oraya taşırsanız ben inşallah tüm kitapları yollamaya gayret ederim.Üstadın 45 adet daha kitabını ilerleyen günlerde yollarım.

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Selamlar,

 

Paylaşıma bu kategoride, bu başlık altında devam edebilirsiniz.

 

Saygı ve selamlarımla

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Normalde sevmem böyle teşekkür mesajlarını ama

e buyur zahmet etmiş eline sağlık sağolsun.

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Hitabeler

14ok.jpg

 

Necip Fazıl Kısakürek'in, 1934 yılında D Grubu Resim sergisinde yaptığı "Beklenen Sanatkar" adlı konuşmasından, 21 Mayıs 1983 Cumartesi günü (vefatından 3 gün önce) Basında 50. yılını dolduranların Şilt Törenine gönderilmek üzere yazdırdığı satırlara kadar, her biri kesif ve keskin bir fikir ve aksiyon ruhu ifade eden, muhtelif yerlerde verdiği kısa konferans ve hitabeler..

 

 

Hücum Ve Polemik

20hb1.jpg

 

Bilmiyorsun ki sen, cevherinin terkibini bulduğun ve yasaklarını kurduğun gün, sivri burunlu ve miyop bakışlı Avrupa kuyumcuları ayağına kadar gelecektir.

 

 

Hz. Ali / İlim Beldesinin Kapısı

 

 

36ui.jpg

Çocuk Çığlığı

Erkek güzelliğinin en çarpıcı çizgileri içinde otuzluk bir genç... Dalgın ve simsiyah gözleri yere eğik, vakarlı adımlarla, daracık Mekke sokaklarında ilerliyor.

Öbürlerine göre biraz daha halli bir evin önünde durdu.

Kapıyı çalıyor.

Aralanan kapı...

Yeni doğmuş bir çocuk çığlığı gelmekte içerden...

Erkek güzeli otuzluk gencin yüzünde bir nur meltemi...

(Kitap'tan Sf. 7)

 

 

İbrahim Ethem

46os1.jpg

 

(Siyah ve mücerred fon.. Sol dip köşeden sağ ön köşeye doğru, haşmetli taht... Tahtın sağında bir gong... Büyüklü, küçüklü, şamdanlar... Siyah fonun üstünde ve orta yerde, altun yaldızla işlenmiş "Es-Sultan İbn-üs-Sultan İbrahim bin Edhem" yazılı tuğra...)

(Tahtında, sol ayağını sağ dizinin altına almış ve yara bağdaş kurmuş biçimde, hafif ve gayet zarif siyah sakallı genç Sultan İbrahim Ethem... Elinde incecik bir hazeren değneği.. Önünde, yere, dizleri üzerine çökmüş, birinci ve ikinci dervişler... Mumlar yanıyor.)

(Kitap'tan Sf.7)

 

 

İdeolocya Örgüsü

55hf.jpg

 

Doğunun ruh kökü üzerinde, öz gövdesi ve dallarıyla içiçe, Batının maddi ağacını yetiştiren, böylece Doğu alemi içinden bir Büyük Doğu'nun fışkırmasını hedef tutan bir mefkure senfonyası çalınıyor!.. Her işi bırakıp bunu dinleyiniz!

 

 

İhtilal

62wp.jpg

 

Eser, Habil-Kabil vak'asından başlar ve birinci bölümde mutlak inkılapçılar olarak Nuh Peygamber, İbrahim Peygamber, Musa Peygamber ve İsa Peygamberle beraber, Peygamberler Peygamberinin mutlak inkılâplarını anlatır. Ötesi, insanoğlunun Hak gördüğü ve bildiği yollardaki ayaklanışlarının, mâna, ilim, ve usûl bakımlarından ders çıkarılması gereken romanımsı hikâyeleridir. Eski Yunandan Amerika İstiklal savaşlarına kadarki ihtilâller ikinci bölümde; Büyük Fransız İhtilali üçüncü bölümde; Napolyon Bonapart ve sonrası ihtilaller de dördüncü bölümde anlatılmıştır. Son bölümde ise, "hak ve hakikat bağlılarına en faydalı iş ve hareket kültürünün aşılandığı" Sentez kısmı yer almaktadır.

 

 

İman Ve İslam Atlası

 

75gi.jpg

 

Takdim

- Bütün sanat, fikir, vecd, hassasiyet ve imân melekelerimi birleştirerek yepyeni bir hâdise mahiyetinde ortaya atmak ateşiyle yandığım "İman ve İslâm Atlası"... O zamanlar bir yığın malzeme toplamış olmama rağmen, bunları tablolaştırmamış ve aşkımın gerektirdiği nizam ve ifâdeye kavuşturamamıştım. Zira, göz açıp kapıncaya kadar hapis müddetim bitmiş ve haberini başıboş köpeklerden aldığım dış hayatın, bana kapısı açılmıştı. Buyur bakalım, o kadar özlediğin köpeklerin dünyasına!..

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Kafa Kağıdı

 

kafaue7.jpg

 

Roman icatçı bir hayat taklididir.

Olurların, olabilirlerin, olamazların, olması özlenenlerin, hatta olmuş olanların, mutlaka (dinamik) vâkıalar zinciri içinde demeti, dizisi, sergisi roman...

Böyle olunca, roman, aslî mahiyeti bakımından bir oldurma, oluşturma, biçimleme, yakıştırma, tasarlama işi halinde meydana çıkıyor ve insandaki eşya ve hadiseleri murakebe ve öteleri kovalayıcı hayal gücüne dayanıyor.

 

Hayat hikâyesini bazı eserlerinde gereğince yazmış olduğunu, ancak asıl ruh hayatını, ruhunun kafa kâğıdını resimlendirmek istediğini dile getirirken, bu eseriyle geçmiş, özellikle çocukluk günlerinin perdesini bir daha aralar.

Kafa Kâğıdı, olayların dış tezahür çizgilerinden ziyâde, onları doğuran ruhî oluşları tesbite yönelik bir otobiyografidir.

 

Yarım kalmışlığı ile ayrı bir "hususiyet" kazanan eser, Ocak 1984'de Milliyet gazetesinde tefrika edilmiş ve daha sonra kitaplaşmıştır.

 

 

 

Kanlı Sarık

 

90yz.jpg

 

(3 Perde 12 Tablo) Eser, Anadolu kapılarının Müslüman Türke açıldığı 1071 Malazgirt Zaferinden başlayarak, "Türkiye Tarihi"ne memleketin doğu ucundaki bir köşesinden terkibî bir bakışın temsilidir. 1967'de yazılan piyeste, Altun Halka'nın yedincisi Ebu'l Hasan Harkaanî'nin kabriyle şereflenmiş Kars şehri, zamanın bir sinema şeridi gibi üzerinde canlandığı bir tarih tablosudur.

(Yazıldığı tarih; 1967)

 

 

 

Konuşmalar

 

konubi1.jpg

 

takdim

Eser, Üstad Necip Fazıl Kısakürek'in 1931-1983 yılları arasında (27 yaşından başlayarak) çeşitli zaman ve mekanlardaki sohbet, ropörtaj ve anket sorularına sözlü olarak verdiği cevapların "b.d. Yayınları" tarafından kronolojik bir sıra içinde bir araya getirilmesi suretiyle derlenmiştir.

 

 

 

Künye

117eq.jpg

 

3 Perde 12 Tablo) Birinci Dünya savaşında cepheden cepheye koşmuş, Harbiye mektebinde hocalık yapmış, Balkan savaşına katılmış, divanı harpte yargılanmış; başarıyı ruh, disiplin ve bilginin eseri bilen, şahsî hayatı olmayan, her şeye toplum açısından bakan ve insanı, Künye'sini aşmaya memur sayan bir dava adamının, Plevne şehidi bir zabitin oğlu Gazanfer Bey'in trajik hikayesi…

(Yazıldığı tarih; 1939)

 

 

Mektubat

 

124hp.jpg

 

Mektubatı Takdim

Büyük Doğu'culardan İmam-ı Rabbaniye sarılmayı Allah ve Resulüne sarılmanın en mükemmel şartı bilmelerini, olanca dikkat, haşyet ve basiret nazarlarını bu mektuplar üzerinde toplamalarını, her kelimesi derya kadar derin mektuplara karşı" anladım, anlayamadım!" demeden, bir mektuptaki müşkülü öbür mektupta çözmeye çalışmalarını dileriz.

Allah muvaffak etsin...

N.F.K.

1965

 

 

 

Moskof

mossek2.jpg

 

Toplumlar ve milletler arasındaki zıtlığa, buzdağı ve yanardağ derecesinde en keskin örnek olarak, Moskofla Türkün gösterilebileceğini söyleyen Necip Fazıl, bu eserinde tarihî bir perspektif içinde Türk- Rus münasebetlerinin tahlilini yapar. Bu tahlilin içinde "Moskof" sözcüğünün ifade ettiği mânâ kadar Altun Ordu'dan başlayarak Cumhuriyet devrine kadarki Türk tarihinin kritik dönemlerinin teşhis ve mânalandırılması da vardır.

 

Üç ana bölüm halindeki eserin, kitap boyunca ispatına girişilen temel tezi ise, 1917 ihtilalinden sonra bütün dünyanın başına belâ kesilen Rusya'nın dünya sahnesine çıkmasında iki müslüman ve asılları Türk başbuğun, 14. Asır sonlarında Timurlenk'in ve 18. Asır başlarında Baltacı Mehmed Paşa'nın sorumlu olduğudur.

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Müdafaalarım

143us.jpg

 

Bu müdafaalar Necip Fazıl Kısakürek'in 1946-1983 tarihleri arasındaki muhtelif yargılanmalardan bir demet olup daha niceleri yayınlanmamış olarak mahkeme dosyalarındadır.

Bu müdafaalar, üzerlerindeki tarihlerde, muhtelif ağır ceza mahkemelerindeki zabıtlara aynen mutabık olarak takdim edilmektedir.

 

 

 

Mukaddes Emanet

154mn.jpg

 

(4 Perde, 8 Tablo) Piyes, I. Meşrutiyetin ilânından günümüze doğru gelen zamanın panoraması üzerinde, yüzyıllardır bir türlü şuurlandırılamayan Anadolu derdini gözler önüne serer ve dönem dönem ucuza harcanan Anadoluluyu kendi derdine sahip çıkmaya davet eder.

(Yazıldığı tarih; 1971)

 

 

 

Mümin - Kafir Vecdimin Penceresinden / Bir Pırlıtı Binbir Işık

168ro.jpg

 

Şeytan daima mübalağanın yanındadır. Her ne işte olursa olsun, mübalağanın yanında.. Yani hakikati karartmanın yanında.. Çok defa tefritte, olamayınca ifrattadır..

Ah itidal!.. Sen ne büyük sırsın!

 

 

 

Namık Kemal

 

170vu.jpg

 

Namık Kemal ve dünyasını suni siyasi bir tiyatro perdesi gibi, gayelerine göre boyayıp,elli küsur senedir, adi çıkartma kağıtları halinde genç nesillerin mektep çantalarına atanlara karşı bu eser, bir dava zaviyesinden olsa da, hacimli ve yalçın bir (realite) nin habercisi veya iddiacısı olmak bakımından, mevzuunda ilk sayılabilir. Bu ilk olmak haysiyeti noktasından da Namık Kemal vesilesiyle, sahte ve gerçek kahramanlar, yalancı ve hakiki hareketler arasındaki ince farka ait bir temel ölçü meydana çıkıyorsa ne mutlu bize.

 

 

Nur Harmanı

 

184st.jpg

 

Hadis, Kainatın Efendisine ait her tavır, her hareket, her eda.. Tebessümlerinden sükutlarına kadar..

Açık denizde güneşten mevki tayin edip akıl pusulasıyla yolunu bulan gemiye eş, insanoğlu sayısız hayat yönünde istikametini tespit edici her ana ölçüyü hadislerle bulabilir.

 

 

 

Öfke Ve Hiciv

 

197mq.jpg

 

Eser, büyük şiirini, dünya edebiyatına "Çile" ile armağan eden Büyük Türk şairinin 1947 yılından başlayarak birçok gazete ve dergide "Ozan" veya "Ozanbaşı" gibi çeşitli isimlerle yayınlanmış satirik mahiyetteki günlük şaka ve fantezileriyle nazım formu içinde anlık tespit ve öfkelerini noktalayan bazı manzumelerinden ibaret olup, "b.d. Yayınları" tarafından derlenmiştir.

 

 

 

O Ve Ben

 

203qc.jpg

 

Hayatını, Abdülhakîm Arvasî Hazretleri'ni "Tanıyıncaya Kadar" ve "Tanıdıktan Sonra" diye iki ana bölüme ayıran Necip Fazıl, Efendisine doğru kendisini cezbeden hâdiseleri de mânâlandırdığı otobiyografik eseri "O Ve Ben"i 1975'de şöyle takdim etmiştir:

 

"Bu eser, dünyaya gelişimden bugüne kadar en hususî renkleri, çizgileri ve sesleriyle hayatımın hikâyesi ve asıl O'nu tanıdıktan sonra mânasını anlamaya başladığım vücut hikmetinin bende tecelli eden yakıcı ifadesidir. Bu bakımdan, kendilerini görünceye kadar malik olabildiğim birbuçuk esere nisbetle bugün 60 cildi aşan ve hepsini birden o nura borçlu bildiğim eserler arasında, şimdikini, baş köşeye oturtulması lâzım ve en mahrem iç ve dış iklimlere doğru bir belirtiş olarak takdim ederim."

 

Kitap, 1965 senesinde "Büyük Kapı" ismiyle yayınlanmıştır.

 

 

Para

 

218mn.jpg

 

(5 Perde )Piyesin baş aktörü, "hayata hakim küçük tedbirlerin, miskin hesapların adamı" bir Banka Patronudur. Para kazanmak uğruna herşeyi meşru görür; ama asla, ahlâksızlığının üstünü örterek namuslu görünmek gibi riyakâr bir tavır içine girmez. Hasılı, ahlâksızlığında samimi bir adamdır. Ayrıca, aile fertlerinden başlayarak, yanında çalıştırdığı ve toplumun çeşitli kademelerinde ilişkide bulunduğu namuslu ve dürüst görünen insanların çoğunluğunun samimi olmadığının da farkındadır. Piyes'te gelişen hâdiselerin merkezinde para, öyle bir ölçüdür ki, insanların bütün içyüzünü olduğu gibi ortaya çıkarmaktadır...

Eser, ilk defa 1941-42 kışında İstanbul Şehir Tiyatrosunda sahnelenmiştir.

(Tamamlandığı tarih; 15 Aralık 1941)

 

 

Parmaksız Salih

 

229hr.jpg

 

(4 Perde)Eserde, "en canhıraş sebepleri ve neticeleriyle doktor ve ilacı olmayan hastalığı, 'kumarı' göstermek" istediğini söyleyen Necip Fazıl, Parmaksız Salih ile ilgili olarak kendisine yöneltilen bir suale şu cevabı veriyor: "Eserde ifadelendirmek istediğim tek dava, binbir tezad ve binbir zıt kader cereyanı içinde hakiki fışkırışını bulamamış ve hatta kötülük baskısı altında uyuşmuş bir ruhun, en büyük saike kavuşur kavuşmaz birden şahlanışı; ve tam 55 yıl bilmeden hasret çektiği ve daima istekli yaşadığı ulvî aksiyona şiddetle atılışıdır."

Eser 1948-1949 kışında İstanbul şehir tiyatrosunda temsil edilmiştir.

(Yazıldığı tarih: 1948)

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Püf Noktası

238en.jpg

 

(Beyoğlu'nda bir pansiyonun tavan arası odası... Tavan çatı şeklinde ve basık..Solda ancak iki büklüm şeklinde girilebilecek

bir kapı... Sağda mazgalvari biçimde dar ve küçük bir pencere ... Bir divan ,alçak yer masası ve her tarafa serpiştirilmiş

yer yastıkları...Duvarlarda modern resimler.)

 

 

Rabıta-i Şerife

 

248ph.jpg

 

takdim

Efendime ait, Allah'a eriş kapısının anahtarı bu eser; her kelimesi üzerinde beynimi kanatıcı ve kalemimi yakıcı bir saygı, kaygı ve titizlikle sadeleştirilir ve yeni iman gençliğine aktarılırken söylemeye değer birkaç söz:

Sonsuzluğa eriş ve sonsuzlukta oluş sırrının mukaddes rejimini nokta okta çizen bu eser, ulvi gayesinin yanı başında dini, esrar ve derinlik buudundan mahrum bırakmak isteyen ve güya dinden yana geçinen azı maddeci mankafalara indirilmiş bir balyoz mahiyetini taşıyor.

 

 

Rapor 1-3

 

252zs.jpg

 

Büyük Doğu mecmuası, bin kere izah ettiğimiz gibi, bizden sayılan sözde olmuş ve yetişmiş kalemlerin (profesör, muharrir şu bu) mutlak kofluğu, ateşsizliği ve nefessizliği yüzünden ve bu davanın manada ve maddede vitrinini yapabilecek yardımcı el noksanlığından, şimdilik bulutlar üstünde bir mana sembolü olarak kalmak, asla toprağa inmemek ve şanlı mazisini gölgelememekle yükümlüdür.

(sf. 203)

 

 

 

Rapor 4-6

 

262ek.jpg

 

Tırnağı, en yırtıcı hayvanın pençesinden,

Daha keskin eliyle, başını ensesinden,

Ayırıp o genç adam, uzansa yatağına;

Yerleştirse başını, iki diz kapağına,

Soruverse: Ben neyim ve bu hal neyin nesi?

Yetiş, yetiş, ey ulvî varlık muhasebesi!..

(Kitap'tan sf. 71)

 

 

Raporlar 7-9

 

279ab.jpg

 

Pislik arasındaki odun yığınının gizli bir köşesinde tek bir kıvılcım... Odunların üstüne yıllar ve asırladır, yağmadık dolu, düşmedik kar kalmadı. Odunları küf basmış, pas yutmuş, rutubet bürümüş; üstelik Garp dünyasının bütün kanalizasyonları bu odunların üzerine akmıştır.

(Kitap'tan Sf. 16)

 

 

Raporlar 10-13

285cr.jpg

 

Allah için aç ve susuz kalmayı sevenler, yeis ve ümitsizliğe düşmeden beklemeyi bilirler.

 

 

 

Reşahat

 

293ug.jpg

 

Tasavvuf hikmetleri ve Evliya menkıbelerinin iki ana eseri vardır: Biri, Mevlânâ Câmi Hazretlerinin "Nefahat", öbürü de Şeyh Safiyüddin Hazretlerinin "Reşahat" isimli kitapları... Bunlardan ilki, "Halkadan Pırıltılar" isimli eserime malzeme kaynağı teşkil eder ve o kaynaktan söz ettiğim zülâl, benim ruh kabımda şekillenir, renklenir ve böylece istiklâlli bir mânâ kazanırken; sadece özleştirip aynen isimlendirdiğim "Reşahat", asliyle sadeleştirdiğim bir nevi tercüme denemesi oluyor. Fakat öyle bir tercüme ki, müellifini benim Türkçem ve üslûbumla ifadeye davet eder gibi bir şey...

Şeyh Safîyüddin Hazretleri'nin:

"Bîçare Safî, sen tek ayağı yanmış bir köpeksin ki,

Üç ayağınla o şanlı kervanın ardında koşmaktasın"

Diye anlattığı gerçek hayat kahramanının arkasında, ben de Şeyh Safî'den sonra gelen köpeğim...

 

 

Reşahat Ayn El-Hayat

 

 

 

Kapak resmi bulunamadı..

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Sabır Taşı

 

305zv.jpg

 

(3 Perde) Olayın "ezeldeki mazi ve ebeddeki istikbalde" geçtiği ifade edilen piyes, ana hatlarını eski bir Türk masalından alır. 1940'da yazılan eser, 1947 senesinde açılan bir yarışmada C. H. P sanat mükafatını kazanmıştır. Ancak Juri'nin birincilik kararı, Parti ileri gelenleri tarafından iptâl edilerek piyes yarışma dışı ilân edilmiş ve olaydaki komedi(!) günün gezetelerine aksetmiştir.

 

 

 

Sahte Kahramanlar/ Sahte Kahramanlar/İman ve Aksiyon/ Özlediğim Nesil/ İslam ve Öbürleri

 

319qe.jpg

 

Sahte Kahramanlar

İman ve Aksiyon

Özlediğimiz Nesil

İslâm ve Öbürleri

Necip Fazıl Kısakürek'in dört ayrı konferansı... Her konferans, farklı tarih ve şehirlerde çeşitli defalar binlerce dinleyiciye hitaben verilmiş olup büyük ilgi doğurmuştur. 1949'da Büyük Doğu Cemiyetinin kuruluşundan itibaren Anadolu'yu bir uçtan öbür uca sarsan Necip Fazıl için, mevzuu ne olursa olsun verdiği her konferans, "Tanzimattan beri gelen sahte inkılapların çürüttüğü ruh kökümüzü kurtarma, kainat çapında hesaba vurma, Türkün ruh ve madde dünyasını Batının da hayran olacağı ve içinde her derde deva bulacağı bir ideolocya planında kurma ideali"ne bağlıdır.

 

 

 

Senaryo Romanlarım

 

321ix.jpg

 

Sen Bana Ölümü Yendirdin

Deprem (Çile)

Katibim

Villa Semer

Vatan Şairi Namık Kemal

Canım İstanbul

Ufuk Çizgisi

Son Tövbe

En Kötü Patron

 

 

 

Siyah Pelerinli Adam

siyahva4.jpg

 

Necip Fazıl, oynanmasından ziyade okunması için kaleme aldığı bu eserini, "tek perdede bir hikaye" şeklinde takdim eder. Eser ilk defa 1943 Büyük Doğu'larında tefrika edilmiştir.

 

 

 

Son Devrin Din Mazlumları

344tu.jpg

 

 

Takdim

Bu eser "Tarih Boyunca Büyük Mazlumlar"dan sonra beklenmesi ve ona eklenmesi gereken bir bahsi çerçeveliyor. İman ve ideal uğrunda umumi mazlumluk davasının çok yakından, öz hayatımızdan, yakın tarihimizden ele alınması ve hususi planda gösterilmesi..

 

 

 

Sosyalizm Komünizm Ve İnsanlık

soshf5.jpg

 

Kaydettiğimiz gibi, cemiyete yüzde yüz denkleşme ve emek vahitleri arasında tesviyelenme imkânsızlığı, sanılmamalıdır ki; sımsıkı korunması, körüklenmesi ve geliştirilmesi lâzım bir hal, bir prensiptir. Tamamiyle aksi!.. Bu hal, hikmet icabı, bir zaruretin ifadesi; bu zaruret de, imkân nispetinde giderilmesi için ebedî bir mücadele mevzuu... Hayatı fışkırtan saik de, işte bu mücadeleye hız verici zıt kaynaklar... Nasıl saf bir sanat telâkkisi, bulmayı değil, sonsuz bir aramayı hedef tutarsa, cemiyet de tezatlarını kapatmaya doğru ebedî bir gidişi, varmanın aslâ mümkün olamayacağı şuuru içinde gaye edinmek borcudur.

Yine dokunduğumuz gibi belli başlı bir sınır içinde ıstırap, mefkûrevî huzurun geçidi olarak bir nimettir; ve hissi iptal edilmiş uzuvdaki ağrısızlık gibi, ıstırapsızlığın ıstırabından büyük acı yoktur.

(Kitap'tan sf:12)

 

 

 

Tanrı Kulundan Dinlediklerim

 

367oq.jpg

 

 

Her "ulvi"nin zıddı, aynı boyda bir "süfli" değil mi?.. Kitaplık davaları günübirlik karalamalar ve hafif sohbetler içinde can çekiştirmek de cücelerin kârı...

Göksu sefası için yapılmış sandalla açık deniz geçilmez. Nur içindir ki, böyle bir sandalda, bütün vapur süvarilerinin kılık ve edasına bürünmüş bir kayıkçı, bizi katıla katıla güldürür.

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Tarih Boyunca Büyük Mazlumlar

tarihwy3.jpg

 

Her milletten ve her cinsten mazlumları bir arada toplayıcı böyle bir eser, zannımca ilk kez tecrübe ediliyor.

 

Bizim, bazen belki de hep göğsümüze doğru esen rüzgarın, bir gün ense kökümüzün bir karış altından iteceği ümidini hiç kaybetmedim; ve bu ümitle her çileye katlandım, didindim, çabaladım, yaşadım.

 

 

 

Tasavvuf Bahçeleri

 

388ux.jpg

 

takdim

İrşad edicim, kurtarıcım ve efendim Abdülhakim Arvasi Hazretlerine ait dışından öğretici mahiyette bu son asrın en büyük din eserini, en titiz sadakat , en derin dikkat ve en keskin haşyetle sadeleştirirken, kendimden ekleyeceğim biricik ölçü, Büyük Veli'nin muazzez ruhaniyetine sığınmak ve affını dilemektir.

Nisan 1983

 

 

 

Tohum

 

395nm.jpg

 

TOHUM: (3 Perde ) Muhsin Ertuğrul, bir yemekte; "Niçin bir piyes yazmıyorsun?" sualiyle, tiyatroyu, "hayatın (kantite) gibi değersiz ve geçici yüzünü değil, (kalite) gibi derin ve sonsuz şahsiyetini zapteden ve onu molozlarından ayıklayarak tasfiye eden, tıpkısını, fakat başka türlüsünü gösteren mistik bir ayna" olarak gören Necip Fazıl'ın yıllardır içinde gömülü bir hasrete dokunur. O anda, Şehir tiyatrosuna bir eser teslim etmek için sadece 20 günlük bir süre kalmıştır. Hemen kararını verir ve 7 gün içinde "Tohum"u bitirir.

 

1935 senesinde Muhsin Ertuğrul tarafından sahnelenen "Tohum" piyesinde olay, Anadolu'nun işgal edilmiş bir köşesinde, Maraş'ta cereyan eder. Vatan sadace bir toprak parçasından ibaret değildir. Dolayısıyla vatanı müdafaanın gizlediği bir aksiyon; aksiyonun gizlediği bir fikir; ve fikrin gizlediği mahrem bir benlik olmak gerekir. Tohum, millî mücadeleyi, Anadolu halkının öz benliğinde mevcut ruhun bir fışkırışı olarak gösterir.

(Yazıldığı tarih; 1935)

 

 

 

Türkiye'nin Manzarası

 

404sw.jpg

 

Acıklı manzara.. Benzeri görülmedik derecede acıklı.. Tarihte ne Yıldırım Beyazıd'ın Timurlenk'e yenilişinden sonraki çözülüş devresi, ne de Birinci Dünya Harbi'ni takip edici çöküş merhalesi bu kadar korkutucu..

 

 

 

Ulu Hakan İkinci Abdulhamid Han

getimagev2aspxz0.jpg

 

 

Abdülhamîd Etrafında

Bu eser, ilk defa Ulu Hakan İkinci Abdülhamîd Hân'ın bütün okur-yazarlara, yeni doğmuş çocuk beynini salatasına doğratıp dişleyecek derecede korkunç bir zalim tanıtıldığı ve bu tanıtmaya müteârife gözüyle bakıldığı bir hengâmede meydan yerine dikildi ve satır satış şu mânayı tüttürdü:

- 36 Türk hükümdarı arasında belki en büyüğü ve tarihî hakkı muazzam bir zat mevzuunda Yahudi, dönme, mason, kozmopolit ve emperyalizme ajanlariyle el ele, İttihat ve Terakki eşkıyasının imal ettiği ve Cumhuriyet rejimi boyunca devamına şahit olduğumuz yalancı tarihe paydos!.. Dünyada her şeyin sahtesi görülmüş, fakat ilim ve tarihin devamlı yalancısına rastlanmamıştır!

 

 

 

Veliler Ordusundan 333

 

414ay.jpg

 

Bu hikayeler, dünyada insani ve beşeri kaç mevcut varsa ve bu mevcutlardan ne kadar iş ve fikir çevresi kurulmuşsa, hepsinin birden olamadığı, bulamadığı, varamadığı, eremediği ne şiirin, ne tılsımın, ne ilmin, ne fennin ulaşabildiği noktada bağdaş kuranların hayatlarından pırıltılar...

 

 

 

Yahudilik - Masonluk - Dönmelik

yyyuo8.jpg

 

Yahudilik - Masonluk - Dönmelik kitabı, Üstad Necip Fazıl'ın, Büyük Doğu dergilerindeki konuya dair, müstear imzalı yazıları derlenerek hazırlanmıştır.

( Yayın yılı: 2006 )

 

 

Yeniçeri

 

425zo.jpg

 

 

 

 

Yunus Emre

yunustv8.jpg

 

Yunus Emre

- Ön tarafı açılır-kapanır bir mikâp içinde hayatı yakalamak... Kapana kıstırır gibi.. Tiyatro budur.

- Bana sorarsınız beşerî keşiflerin en büyüğü olarak tekerleği gösteririm. Sanat şekilleri içinde bence en büyük keşif tiyatro.. Tekerlek, nasıl, bitmeyen mesafeler üzerinde sonsuz bir dönüşse, tiyatro da, durmayan zamanın mikâb biçimi bir kavanoz içinde, bütün madde ve hareket kadrosiyle dondurulması...

Share this post


Link to post
Share on other sites
 
 

BU GÜZEL ÇALIŞMA İÇİN KARDEŞİMİZE SONSUZ TEŞEKKÜRLERİMİ SUNARIM.EMEĞİNE SAĞLIK :mellow:

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Paylasim icin tesekkürler.

 

NFK'in yayinlanmamis, veya ikinci baskisi yapilmamis kac tane eseri vardir, bunu bilen varmi?

 

Vahidüddin Han hakkinda bir eseri varmis biliyorum, bunun disinda'da varmi daha?

 

Tesekkürler

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Sadece Sultan vahidüddin kitabı var.Bu kitabın dışında yasaklı veya 2. baskısı yapılmayan kitabı bulunmuyor.

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Paylaşımın için Allah razı olsun ''e buyur''..bilmedığım şeylerden haberdar oldum..benımkısı inşaallah hazıra konmak olmuyordur hakkını helal et..geç kaldığım çoğu şeyın farkındayım ama bazı şeylere başlarsam eksıklığimi gıderememenın korkusunu da bır turlu üzerımden atabılmış değilim..ya da var olduğunu düşündüğüm şeylerın aslında bır hiç olduğuyla karşılaşma ihtimali de var..ve nefis mücadelesi..hakkımızda hayırlısı...sagolasın..

Share this post


Link to post
Share on other sites
 
 
 

ben daha bugün kaydoldum bu forma. Facebook da zaman harcamak yerine bundan sonra her fırsatta bu formdayım inşallah. Üstadın sözleri iç dünyamda yerine oturttuğumu zannettiğim bütün taşları yerinden oynattı tekrar!

 

Emeği geçen tüm arkadaşlardan Allah razı olsun!! Hakkınızı helal edin...

Share this post


Link to post
Share on other sites
 
 

Üstad Necip Fazıl"ın hayatını iyi bilmeme rağmen eserleriyle birkaç yıl oldu tanışıyorum.. Özellikle Siyonizm ve Moskofla ilgili eserleri aradan geçen onca yıla rağmen tazeliğini koruyor..

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.
Note: Your post will require moderator approval before it will be visible.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Loading...

×
  • Create New...