Jump to content

Sign in to follow this  
NFK-Fan

Kar Altında İstanbul

Recommended Posts

KAR ALTINDA İSTANBUL

 

Şu anda (Pierre Loti) göklerde, "Geceler" şairi (Alfred de Musset) ile İstanbula dair konuşuyor. İkisi de, bembeyaz bir koyun postuna benzeyen bir bulutun üzerine yüzükoyun uzanmış. (Loti), elindeki kehribar bir nargile marpuçuyla, üzerinde yattığı bulutun bir tarafında küçük bir delik açarak (Musset)ye gösteriyor:

 

-Şu beyaz güvercinlerin semasında uçuştuğu ilahi şehri görüyor musun? İşte ona İstanbul derler! Bu ne kadar çok güvercin diye sakın hayrete düşme! Orası bir güvercin mahşeridir, ve orada insan, cemat, nebat, herşey güvercinleşmiş-tir. Bak sokaklarda gezinen insanlara! Kadın erkek herkesin, birer güvercin kanadı gibi sütbeyaz sakalı var. Parisin tahta, berlinin asfalt kaldırımları olabilir. Fakat dikkat et; masallarda bile İstanbul sokakları kadar beyaz, yumuşak, ipek kaldırımlar duyulmamıştır! Şu gördüğün beyaz mabetlerin beyaz kubbeleri, Kağıthane deresinin getirdiği, platinden daha kıymetli ve daha beyaz bir madenle kaplı. Şu gördüğün mermer duvarlı, mermer çatılı ve mermerin ruhundan daha beyaz evlerin içinde yüz sene otursan, üzerlerinde tek leke göremezsin. Sanki orada kirlilik bile beyaz renktedir.

 

Ah Boğaziçi, Boğaziçi!.. Bak, iki tarafına bembeyaz vapurlar işlemekte. Siyahlık namına yalnız bu vapurların dumanları göze çarpıyor. Amma merak etme; cennet belediyesine yakın bir kemal sahibi olan İstanbul belediyesi, birgün o dumanları da beyaza boyayacaktır...

 

Mimar Sinan'ın ruhu, yükseklerden seslendi:

-Pabuç eskisi dolu antikacı vitrinleri kadar boş kafalı kâfirler! İstanbulu karın imar ettiği kadar ben bile imar edemezdim. Hele güneş çıksın da görüşürüz.

 

23 Aralık 1939

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Tatlı bir hayal âleminde gezinirken birden ayağın kaymasıyla birlikte sert zemine kafayı çarpıp gözden yaş getirecek kadar acı duyuran bir sonla bitse de, üzerine kar tanelerinin ağır ağır indiği istanbul’u seyretmek kadar nefis, insanı kendiden alıp farklı alemlere götürecek ve hatta karın o kendine has büyülü kokusunu derinden derine hissettirecek kadar etkileyici bir yazı.

 

Gerçekten de kar, İstanbul’a ne de çok yakışır. Cihandaki hiçbir mekâna yakışmadığı kadar yakışır. Ruhlara ve gözlere nefis ziyafetler sunan bir kaymak tabakası gibi baştanbaşa bütün bir İstanbul’u kapladığında kar, artık kar olmanın da ötesine geçmiştir. Bir şairin itina ile kâğıdına kondurduğu şiirin kelimeleridir kar. İstanbul’da kar, şairane bir havaya bürünür. Kar yağıp bittiğinde, her şey sessizliğe gömüldüğünde artık İstanbul bir şiirdir. Üstadın şiirleri gibi etkileyici, büyüleyici, zarif bir şiirdir.

 

Âhh İstanbul, ah… İnsanların, masum ve narin yüzlü bir çocuk gördüklerinde, nâmümkün olduğunu bildikleri halde çocuğa “sen hep çocuk kal, e mi?” demeleri gibi, biz de sana “ hep kar altında kal” mı desek…

Share this post


Link to post
Share on other sites
 
 
 

İstanbul'da yaşayıp da ondan bu kadar uzak hisseden benden başka birisi var mıdır bilmiyorum. Özellikle kar yağdığı zaman iyice ayyuka çıkıyor şu özlem. Sahi şimdi ne güzel olmuştur Fatih, Süleymaniye, Mihrimah... Eminim en çok da martı ve güvercinler yakışmıştır beyaza. Ya Eminönü, Haliç. Üstadın anlattığı siyah dumanlı bembeyaz vapurlar. Barok bile daha bizden gözüküyor kar altında. Bilen bilir. Yani Ortaköy elbette. Allah aşkına bir kere de an'ı tüm bunları fark ederek geçirelim. Beyazla başlayıp içi sıkıntıya boğan klişe haberler yapmasın mesela gazetelerimiz. Çileyse çile tamam. Ama dünyanın başka hangi şehrine bu kadar yakışır ki beyaz gelinlik. Güzeller kaprisli olur. Değmez mi çekmeye? Değer vallahi de değer.

 

Üstad ne güzel yazmış. Okumamıştım daha önce. En güzeli, en yaraşır bir dille tanıyabilmek de ancak Üstad'ın harcıdır zaten. Ancak onun kaleminden böyle hissedilir.

 

Evet İstanbul. Sen hep kar altında kal. Evet.

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

İstanbul'da yaşayıp da ondan bu kadar uzak hisseden benden başka birisi var mıdır bilmiyorum. Özellikle kar yağdığı zaman iyice ayyuka çıkıyor şu özlem. Sahi şimdi ne güzel olmuştur  Fatih, Süleymaniye, Mihrimah... Eminim en çok da martı ve güvercinler yakışmıştır beyaza. Ya Eminönü, Haliç. Üstadın anlattığı siyah dumanlı bembeyaz vapurlar. Barok bile daha bizden gözüküyor kar altında. Bilen bilir. Yani Ortaköy elbette. Allah aşkına bir kere de an'ı tüm bunları fark ederek geçirelim. Beyazla başlayıp içi sıkıntıya boğan klişe haberler yapmasın mesela gazetelerimiz. Çileyse çile tamam. Ama dünyanın başka hangi şehrine bu kadar yakışır ki beyaz gelinlik. Güzeller kaprisli olur. Değmez mi çekmeye? Değer vallahi de değer.

 

Üstad ne güzel yazmış. Okumamıştım daha önce. En güzeli, en yaraşır bir dille tanıyabilmek de ancak Üstad'ın harcıdır zaten. Ancak onun kaleminden böyle hissedilir.

 

Evet İstanbul. Sen hep kar altında kal. Evet.

 

Kusura bakmada bence sen gün boyu evde oturdun galiba bi dışarı çıkta insanların çektikleri çileyi gör.Karı seyir etmeyi onun yere varışını izlemeyi bende seviyorum fakat kar büyükşehire yakışmıyor...

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

KURGAN tebessüm ettirdiniz, aman Allahım ya ne güldüm ama :) Ya tamam öyle de biraz edebi düşünüyoruz şurada neden limon sıktınız ki hem :) Sahi ssi sizinki de beddua gibi olmuş ama Kar altında kalasıca der gibi :) ayy acayip neşelendim ömürsünüz uzun zamandır böyle gülmemiştim

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

KURGAN tebessüm ettirdiniz, aman Allahım ya ne güldüm ama :) Ya tamam öyle de biraz edebi düşünüyoruz şurada neden limon sıktınız ki hem :) Sahi ssi sizinki de beddua gibi olmuş ama Kar altında kalasıca der gibi :) ayy acayip neşelendim ömürsünüz uzun zamandır böyle gülmemiştim

 

:)Eve yeni gelmiştim o an ki sinirle yazdım ama sonradan saçmaladığımı fark ettim.:)

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

:)Eve yeni gelmiştim o an ki sinirle yazdım ama sonradan saçmaladığımı fark ettim. :)

 

Yok yok hep kar altında kalması felaket olurdu, haklılık payı var. Bende bir markete çıktım dehşet bir hava var. Allah sokakta kalanlara yardım etsin. Ama bir dahakine bir tebessüm ekleyiverin :)

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Kusura bakmada bence sen gün boyu evde oturdun galiba bi dışarı çıkta insanların çektikleri çileyi gör.Karı seyir etmeyi onun yere varışını izlemeyi bende seviyorum fakat kar büyükşehire yakışmıyor...

45 dk herhangi bir ulaşım aracı bekleyip, gelmeyince tabanları yağlayan 3 km yürüyen, elleri ve yüzü morarmış halde evine vardığında apartman girişinde ayağı kayan kaba eti üstüne çok fena düşen birisi olarak hiç de komik bulmadım bu cevabı tamam? :P Biraz sakinleşmişim elimde sahlepim mutlu mesut romantik bir şeyler karalamışım siz kalkmış ne diyorsunuz?... Ben tüm bunlara rağmen seviyorum kardeşim karı soğuğu tipiyi. Birazdan da çıkıp arkadaşlarla olmazsa olmazımız kardan atam heykeli yapacağım. :)Şaka bir yana ne olursa olsun sonunda eve geliyoruz işte. Sıcak çay var kitaplar var, internet var, nfk var.:) Günün bu şekilde sonlanacağını umut dahi edemeyen insanların gerçekten Rabbim yardımcısı olsun. Bizimkisi boş laga luga. Zemherir soğuğu denilen şey tam olarak bu sanırım. Ve fena donduruyor.

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.
Note: Your post will require moderator approval before it will be visible.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Loading...
Sign in to follow this  

×
  • Create New...