Jump to content

daüssıla

Obama Gerçekten Kim?

Recommended Posts

değerli arkadaşlar duyduğuma göre obama yahudi imiş ve seçildikten sonra ilk israili arayıp haklarınızı savunacağım demiş ayrıca tüm devlet başkanlarını aramasına karşın bizim cumhurbaşkanımızı aramamış???

........ bu haberlerin sizce doğruluk kaynağı var mı? müslüman olma iddalarına o kadar sevinmiştim ki çok üzüldüm Rabbim elbet nurunu tamamlayacaktır ama islam alami açısından üzülüyorum.............

...........gerçi sonra dönüp dolaşıp aynı noktaya geliyorum ve umudumu ayakta tutuyorum üstadım ne güzel söylemiş: 'YARIN ELBET BİZİM ELBET BİZİMDİR GÜN DOĞMUŞ GÜN BATMIŞ EBED BİZİMDİR'

VESSELAM :)

Share this post


Link to post
Share on other sites
 
değerli arkadaşlar duyduğuma göre obama yahudi imiş ve seçildikten sonra ilk israili arayıp haklarınızı savunacağım demiş ayrıca tüm devlet başkanlarını aramasına karşın bizim cumhurbaşkanımızı aramamış???

........ bu haberlerin sizce doğruluk kaynağı var mı? müslüman olma iddalarına o kadar sevinmiştim ki çok üzüldüm Rabbim elbet nurunu tamamlayacaktır ama islam alami açısından üzülüyorum.............

...........gerçi sonra dönüp dolaşıp aynı noktaya geliyorum ve umudumu ayakta tutuyorum üstadım ne güzel söylemiş: 'YARIN ELBET BİZİM ELBET BİZİMDİR GÜN DOĞMUŞ GÜN BATMIŞ EBED BİZİMDİR'

VESSELAM :)

 

Malumunuz üzre atalarımızı soykırımla suçlayanlar mevcuttur. Misal; ERMENİLER(Ormaniler) gibi... Yine malumunuzdur ki, İFTİRA büyük günahlardan birisidir ve TEK DİN OLAN İSLÂMİYET "iftira"yı büyük günahlar olarak bildirmiştir. Peki; OBAMA Müslüman olsa(varsayalım ki müslüman), İFTİRA bir haber ile hakkaniyetli bir haber arasında ayrım yapamayacak kadar sığ görüşlü müdür? Hayır! Çünkü, Müslümanlar sığ görüşlü insanlar değildir. İftira haber yapan, yapanı destekleyen nasıl bir müslümandır? NECİP FAZIL'ın şöyle bir tabiri vardır: "MARKA MÜSLÜMANI!"

 

Türk Milleti İslamiyet'e asırlarca sancaktarlık etmiş bir millettir. Ve yine Türk Milleti der ki: "İSLAMDAN BÜYÜK İZZET VE ŞEREF YOKTUR."

Sonuç olarak benim diyeceğim şudur; Türk Milleti İslamiyet'le vardır, İslamiyet'le varlığını sürdürecektir, İslamiyet ile hayatını sonlandıracaktır. Burdan şahsen şu sonucu çıkarmış oluyorum, TÜRK MİLLETİ'NE düşman olan bir müslüman olamaz! Türk Milleti'ne düşman olan, düşmanlık güden; düşmanımdır! Obama, Türk Milleti'ne düşmandır, ki bir dış düşmandır. Bir de iç düşmanlar vardır ki, onlar daha tehlikelidir.

 

PEYGAMBER EFENDİMİZ DÖNEMİNDE GERÇEKLEŞEN BİR HADİSE DE MALUMUNUZDUR Kİ "MESCİD-İ DIRAR VAK'ASI"DIR.

 

Herhangi bir arama motoruna; tırnak işaretli olarak "mescid-i dırar" yazınız ve bu olayı okuyunuz. Böylece kimin hangi cenahta olduğu apaçık görülecektir.

 

Şimdilik diyeceklerim kısaca bunlardan ibarettir.

Saygılarımla.

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Yahudi emellerine hizmet eden ve arka planında Yahudi stratejilerinin pişirildiği Amerika’nın başına geçen bir kişi muhtemelen icraatlarını İsrail’e göre tayin edecektir. Amerika’nın Büyük Orta Doğu projesi var. Obama da bu projeye destek verecek, onu sürdürecek bir rota belirleyecektir. Babasının Müslüman olduğu söylense de kendisinin Protestan olduğu yazılı pek çok yerde. Amerika’nın başına Müslümanlara hizmet edecek yahut Müslümanların haklarını koruyacak veya en azından Müslümanlara zarar vermeyecek bir yöneticinin gelmesini ihtimal dâhilinde bile göremiyorum. Yahudi tarihine baktığımızda devletlerin en hassas mevkilerinde kendilerine yer edinen ve kendini göstermeden, deri altından ilerleyen bir karakter görebiliriz. Obama’nın zenci ve babasının Müslüman oluşu gibi noktalar, Amerika’nın dünyaya karşı uyguladığı psikolojik yatıştırma stratejilerinden birine benziyor. Ülkemizde bile Obama seçildi diye ‘kurban’ kesen, kutlama yapan, sevinç gösterilerinde bulunan bir kesim çıktı. Hakikaten ilginçti bunlar. Seçimlerden önce Obama’nın, Ermeni soykırımını tanıyacağına dair birçok haber medyada yer aldı. Hem bu haberler hem de Amerika’nın üzerindeki Yahudi tesiri gerçeği ile birlikte Obama’nın gelişinin dünya için müspet yönde bir gelişim sağlayacağını zannetmiyorum. PKK, sorunlarının çözülmesi için Obama’ya mektup göndererek yardım isteyebiliyor. PKK’nın derdi devlet kurmak. Amerika’nın da derdi dünya üzerindeki önemli noktaları elinde bulundurmak, oralarda hüküm sürmek, geri planda ipleri oynatan İsrail’in vaat edilmiş topraklarını ele geçirmek, stratejik noktalarda kendi yöneteceği devletçikler kurmak, bilumum dünya menfaatleri...

 

Obama’nın Müslüman olup olmadığını Allah bilir. Saddam da Müslümandı, Müslüman’a hizmet etmedi. Aksine onları perişan etti. Bush’a Amerika ve dünya kamuoyunda çok tepki vardı Irak zulmünden dolayı. Şimdi bir zamanların ezilmiş, horlanmış olan zenci toplumundan bir insan en önemli makama geçiyor. Bunun insanlar üzerinde sempati oluşturan bir etkisi ve dünya barışına katkıda bulunacağı yönünde doğan bir umudu var. Lakin ortada da bir çok gerçek var. Amerika bile Irak'a saldırma sebebinin kitle imha silahlarını yok etmek ve Saddam'ın teröre hizmetine son vermek olmadığını, petrol olduğunu bir zaman sonra itiraf etmişti. Irak'taki işgal sona ermiş değil, Amerika hâlâ kan akıtmaya, kirli ayağını o topraklarda gezdirmeye devam ediyor. Obama bu işgale bir son verebilir mi? Kendisinden önce yapılan zulümlerin açtığı yaraları sarabilir mi? Ortada çizilmiş bir plan vardır ve gelen her yönetici o planı devam ettirecektir. Ettirmek zorundadır... Bunlar tahmin, neler olacağını hep birlikte göreceğiz. Allah zalimin zulmünden korusun.

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

USA'nın stratejisi zenciden beyaza değişmez. Kim gelirse gelsin aynı kalır. İç politikaları başkanı beliler. Dış siyaset aynı kalır -ufak tıfıl değişiklikler hariç-. Dolayısıyla böyle basit sözlere ehemmiyet verip ümitlenmeyelim. Müslüman olsaydı ve şiilerin dediği gibi dünyayı ve müslümanları kurtaracak adam olsaydı şimdi kurtlar etini bitirmiş kemiklerine ilişir vaziyette olurdu (toprak altında).

Daha bugün yazdım Malcolm la ilgili bir yorum. Malcolm gibi insanları kimse vurmasa bir zenci vurur. Yani temiz el iş göremez gönüldaş.

Haydi selametle.

Hayırlı geceler...

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Aman ya kıyamet kopsa da artık kurtulsak bu saçma sapan teorilerden!

 

Ben cenneti özledim. :)

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Obama'nın Afganistan' da ki, Filistin'de ki, Irak'ta ki, savaş hakkında ve İran ile ilişkiler konusunda farklı bir görüşleri var mı ? Renginin zenci olması bir şey değişmeztirmez, onun farklı düşünmediği de aşikardır. Obama'nın da Bush'tan farklı bir şey yapacağını zannetmiyorum, İsrail odaklı politika yapan ABD 'nin başına kim gelirse gelsin , müslümanların hayrına olan kimse olmayacaktır ...

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Kel Başa Şimşir Barack Obama (Senin için: ''füme renkli emperyalist'' diyorlar)

 

W ardır elbet senin de arka planında bir oyun,

 

A nlamamak nâ-mümkün; millet değil ya koyun!

 

S on lahza ne diyeyim, varmış sırım gibi boyun,

 

P ekte uzak bir yerden, Kenya eşrafındanmış soyun..

 

mitajanı

 

Bir anda aklıma geldi, yazdım. O yüzden biçim ve içerik itibariyle eften püften bir dörtlük oldu doğrusu. Amma velakin bu husustaki fikrimi beyan anlamında cuk oturdu. Çözemedim ben bu Obama'yı. İn midir cin midir, peri midir kuş mudur? Neyse artık muhayyilemde yavaş yavaş şekillenen ' Ne Ayaksın Obama?' adlı çalışmamda (nazım ya da nesir olabilir) daha net ifade edeceğime inanıyorum kendimi.

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Obama Şakadan Kim?

 

Coming soon!

 

coming_soon.gif

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Arkadaşlar cevaplarınızı okuyunca nasıl ben öyle birşey düşündüm diye utandım bir an hayal dünyasına gidip gelmişim galiba Yaşarken islamiyetin hakim olmasısnı görmeyi o kadar istiyor ve dua ediyorum ki bi an belki dedim işte yoksa söylediklerinizin hepsine katılıyorum çoooooooooook dua edelim daha kötüye gitmemek için.....

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Sakın Amerikan'ın ve Amerikan rüyasının bozulan imajını düzeltmek/iyileştirmek için kurgulanmış Amerikan düzeneklerinden birisi daha olmasın? Hani adam siyahi, yok babası müslüman, işte Kenya'lı falan fistan gibi aykırı ve mazlum etiketine uygun bir tip gibi duruyor ya ondan diyorum.

 

Bakalım ne oldu: Bush'un adı sanı unutuldu, Irak unutuldu, Afganistan konuşulmuyor, Avrupa'dan ekşınlık bir hareket yok vs vs.

 

Bilmiyorum, belki de biraz komplocu oldum ama; ben Küresel kriz durumunun/muhabbetinin ve Obama'nın seçilmesinin (tarihi bir olaydır) yeni değil, yepyeni bir dünya düzenine girişin ilk adımı olduğunu düşünüyorum.

 

Görelim Mevlam neyler, neylerse güzel eyler.

 

Ha birde "gerçek hayat" dergisinin dediği gibi: Obama kirli beyazdır :)

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Kimileri adamı mehdi bile yaptı arkadaşlar; siz ne diyorsunuz?? Geçenlerde birisi de bu adam türk filan diyordu. Ataları zamanında Türkiye'deymiş falan feşmekan...

Share this post


Link to post
Share on other sites
 
 
 

Birde şu vardı

 

oba1.jpg

 

Hey Allah'ım sen aklıma mukayyet ol.

Benim gücüm yetmiyor zira...

Share this post


Link to post
Share on other sites
 
 

Mason tokalaşması ve obama...Taa gençlik yılları...

 

1pcs4.png

 

cihandar kardeşim 30 yaşını devirmeden locada 30. rütbeyi deviren siyahi arkadaşı hafiften bir çekememe sezinledim sende. ;)

Doğrumudur :)

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

O topraklarda bulunduğum senesi Kahire Üniversitesi'ne gelmişti. Gidememiştim her ne nedense. Hatırlıyorum da aynı yıl Sayın Abdullah Gül de ziyarette bulunmuştu. Ve şaşırtıcıdır neredeyse aynı sevinç gösterileriyle karşılanmıştı. Biri müslüman lider diğeri gavur. Ama adm yok biz müslümanlar ile müttefikiz, yok düşman değiliz falan amiyane tabirle iyi ayar çekti. Müslüman camiada sempati topladı. Arkadaş demişti, topluluğa selamun aleykum diye seslenmiş, ve çok ılıman, sempatik konuşmuş. Şol resimlere baktığımda da şii takiyyeliğinden hiçbir farkı olmadığını müşahede ediyorum. Aklıma Süleyman Demirel'i getirdi. Müslüman basından ziyaretçi gelince dini eserler ile oluşturduğu kütüphanesinde ağırlıyormuş, sol basından birileri gelince de Martin'in, Engels'in eserleriyle donattığı kütüphanesine geçiyor ve tabiri caizse vitrin müslümanlığı yapıyormuş. Ben siyasetçilerin dini alet etmeleri kadar iğrenç bir görüş olamaz diyorum. Başta Obama adına müslüman söylentilerinin çıkması da bu bence. Tamam Afganistan'dan, Irak'tan askerlerini çekti ama şu son atılımı nezdimde böcek kadar ehemmiyetini bırakmamıştır. UNESCO tarafından kabulü olunca Amerika anında maddi desteğini dondurmuş. Niye İsrail var işin içinde çünkü. Kafir, küfür tek millet. Hiçbirinden de bize dost olmaz. Hepsi yüze güler arkadan kuyu kayarlar. Rabbim islama zararı dokunacak kişilere ya hidayet nasip etsin ya da kurduğu tuzaklara kendilerini düşürsün.

 

Obama'nın da diğerlerinden farkı yok bence. Malcom'a kurban olsun. Benzer tek noktasi siyahiliğidir. İnşallah muradımız o ki hidayete ersin.

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

 

cihandar kardeşim 30 yaşını devirmeden locada 30. rütbeyi deviren siyahi arkadaşı hafiften bir çekememe sezinledim sende. ;)

Doğrumudur :)

Neyini çekemeyecem ya hu, o bikerem siyah :) Ben siyahlaşmak için kömür kullanabilirim ama onu iyice bi zımparalamak lazım ki, işine geleceğini hiç sanmam :) Diğer cihetlerinden kıyaslanmamız zaten anlamsız, o atanmış biri ben seçilmiş olduğumu düşünüyorum :) Siyah-beyaz filan işin latifesi a dostlar, kalkıp da bağrı yanıklar gibi hönkürmeyin sonra.

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

döneklik ifadesi son derece iyimser bir beklentinin gerçekleşmemesi için kullanılsa ancak o zaman uygun olur ama burada durum farklı. nedense obama seçimi kazanınca adamı yere göğe sığdıramamışlardı ama adamın ne olduğu belli, içi de bir dışı da bir. yaptıkları da bunun göstergesi...

 

Obama’dan döneklik Ortadoğu bölgesi bir takım iç karışıklıklarla boğuşurken, Amerikan-İsrail ittifakının Müslümanlarca kutsal sayılan ve terör devleti İsrail’in işgali altında bulunan Kudüs’ün statüsü ile ilgili bir karar vermek üzere oldukları belirtiliyor.

resim262472_2.jpgAmerika’da yaklaşan seçimler öncesi, Başkan Obama’nın partisi çok tartışılacak bir karara imza atarak, “Kudüs İsrail’in başkentidir ve öyle de kalacaktır” cümlesini tekrardan programına aldı. Barack Obama’nın daha önce parti programından kaldırılan ibareyi, Yahudi lobisinin baskısı üzerine yeniden programa alması Müslüman toplumunun tepkisine yol açtı.

 

Ortadoğu bölgesi bir takım iç karışıklıklarla boğuşurken Amerikan-İsrail ittifakının Kudüs’ün statüsü ile ilgili bir karar vermek üzere oldukları belirtiliyor. Amerika’da yaklaşan seçimler öncesi, Devlet Başkanı Barack Obama’nın partisi çok tartışılarak bir karara imza atarak, üstüne vazife olmayan işlerin içerisinde bulunacağını bir kez daha teyit etmiş oldu.

 

AMERİKA SAFINI TEYİT ETTİ

 

Yaklaşan başkanlık seçimleri öncesinde toplanan Demokrat Parti Ulusal Kurultayı, parti programından çıkarılan bir cümleyi tartışmalı bir oylamanın ardından tekrar programa soktu. Kurultay öncesi parti programından çıkarılan “Kudüs İsrail’in başkentidir ve öyle de kalacaktır” cümlesi tekrardan programa konularak, Amerika’nın Ortadoğu sorununa yaklaşımı bir kez daha hissettirildi. Yenilenen kararın daha etkili bir anlam taşıdığı belirtiliyor.

 

YAHUDİ LOBİSİ DEMOKRATLARI TERBİYE ETTİ

 

Demokrat Parti Kurultayı’nda Kudüs’ün İsrail’in başkenti olduğuna yönelik alınan kararın oylaması da yine skandal bir yöntemle gerçekleştirilmiş. Oylama üyelerin evet ve hayır şeklinde seslenmeleriyle sağlanmış. Ses düzeyinin yüksekliğine göre karar verilen oylamada bir türlü karar veremeyen Kurultay Başkanı, evet ve hayır seslerinin eşit düzeyde olması sebebiyle oylamayı üç kez tekrarlatmış. Sonuç itibariyle “Evet” sesinin daha yüksek çıktığı kararı protesto sesleri arasında açıklanmış.

 

YOK BİRBİRLERİNDEN FARKLARI

 

Demokrat Parti’nin güncellediği destek mesajı anlamına gelen İsrail yanlısı bu kararın ardından gözlerCumhuriyetçi Parti’ye çevrildi. Cumhuriyetçilerin başkan adayı Mitt Romney de yaptığı açıklamalarda İsrail’e bağlılık ifadelerinde bulunmuş ve Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etmişti.

 

İNGİLTERE’DE DE TARTIŞILIYOR

 

Bu arada İsrail’in başkentinin neresi olduğu yönündeki tartışmalar İngiltere’de de bir süredir yaşanıyor. İngiliz Guardian gazetesi geçen ay geçtiği bir haberinde, İsrail’in başkentinin ne Tel-Aviv ne de Kudüs olduğu yönünde bir yaklaşımı benimsediklerini açıkladı. Tel Aviv’i İsrail’in başkenti olarak lanse etmenin yanlış olacağını belirten Gazete; Kudüs’ün de, uluslararası camia tarafından tanınmamış olduğuna vurgu yaptı. Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak kabul edilemeyeceğini yazan gazete, İsrail’in kabul etmediği Tel Aviv’in de İsrail’in başkenti olarak sunulmasının yanlış olduğunu kabul ettiklerini bildirdi.

 

GUARDİAN: NE TEL-AVİV NE KUDÜS!..

 

Bu kabulün üzerine Guardian grubunun yayın organlarındaki muhabirlerine, Tel Aviv’i İsrail’in başkenti olarak yazmaları yönünde baskı yapmayacakları bildirildi. Haberde, İsrail Parlamentosu’nun Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak kabul ettiği ancak bu kutsal şehrin, uluslararası camia tarafından kabul görmediği için, İsrail’in başkenti olarak görülmemesi gerektiği de vurgulanıyor.

The Guardian bu konu hakkındaki görüşünü desteklemek için 1980 tarihli İsrail’in Kudüs’ü başkent ilan etmesini kınayan ve bunu geçersiz sayan BM kararına atıfta bulunuyor. Grubun “Kudüs hükümet merkezi, Tel Aviv ise ülkenin diplomatik ve finansal merkezi” ibaresini kullanıyor.

 

GUARDİAN’A BASKI

 

Guardian gazetesi Nisan ayında geçtiği bir haberle ilgili olarak ta bir düzeltme yayınlamış, İsrail’in başkentini Kudüs olarak belirtilen bir haberinden dolayı özür dilemişti. İsrail ile diplomatik ilişkilere sahip ülkelerin büyükelçiliklerini Tel Aviv’de tutmaya devam ettikleri biliniyor. Guardian’ın bu makul yaklaşımı üzerine, asli görev İsrail’i medyada korumak olan İsrail yanlısı İngiliz medya izleme kuruluşu Honest Reporting, grubu baskı altına almaya çalışmış, ancak basında yer alan haberleri düzelttirme yetkisine sahip bir kuruluş olan Basın Şikayet Komisyonu (PPC), Guardian’ın yaklaşımında “herhangi bir kural ihlali olmadığını” açıklamıştı. İngiliz medyası ve üst kurullarında bir süredir İsrail’in başkentinin neresi olduğu ve bunun nasıl ifade edilmesi gerektiğine yönelik ciddi tartışmalar yaşanıyordu. Bu tartışmaların bir süre daha devam edeceği sanılıyor.

 

DÜNYA TANIMIYOR

 

İsrail 1967 yılında 6 gün savaşında Doğu Kudüs’ü ele geçirdi. 30 Temmuz 1980’de de İsrail Parlementosu Knesset Kudüs’ü ebedi başkenti olarak ilan etti. Uluslar arası kamuoyu İsrail’in Doğu Kudüs’ü ilhak etmesini kabul etmediği gibi bu kutsal şehri başkent olarak kullanmasına da onay vermedi. Ağustos 1980’de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 478 nolu kararı geçirdi ve “derin endişe” duyduklarını belirtip şehirdeki diplomatik görevlerde bulunanların geri çekilmesini istedi.

 

Osman Yiğit / Yeni Akit

 

http://www.habervaktim.com/haberyazdir.php?id=262472

Share this post


Link to post
Share on other sites
 
 

bu ara Faruk Köseyi takip ediyorum, güzel yazılar yazıyor.

 

 

Yüzüğünde "Lailaheillallah" yazıyormuş; ya yüreğinde?...

 

Merak ediyorum, "şu bizim müslümanlar" bu "eziklik psikolojisi"nden ne zaman ve nasıl kurtulacaklar?

Durum öyle tehlikeli bir hal aldı ki, bir zamanlar müslüman olmayan, hatta İslam'a karşı söylem ve eylem geliştiren "ünlü birilerinin birazcık İslam'ı övmesi" karşısında duyulan sevinç ve mutluluk, bugün yerini "dinini ünlü bir dinsize tasdik ettirme" noktasına kadar dayandı maalesef! Ünlü gayrimüslimlere "hoş görünmek", onlardan "aferin almak", onların "ama"lı da, "rezerv" koyarak da olsa "İslam'a dair küçük bir müsbet söz"ünü duymak müslümanları o kadar cezbetti ki, artık "İslam'ı gayrimüslim güç odakları nezdinde akredite ettirmek" gibi tehlikeli bir sarmalın içine düşüldü. "İzzet sahibi" müslümanlar, "ezik bireyler sürüsü" haline geliverdi!

 

Oysa hiç kimsenin "olumsuzlama"sının İslam'ı alçaltmayacağını da, hiç kimsenin "olumlulama"sının İslam'ı yüceltmeyeceğini de müslümanlar biliyor olmalıydılar. İslam hiç kimsenin kabulüyle şereflenmeyecek; bilakis en şerefsizler bile İslam'a yönelirlerse şeref bulacaklardır!

 

Oysa hiç kimsenin, "Kur'an'ı onaya sunma"ya, ya da "İslam'ı müslüman olmayanlara tanımlatma"ya hakkı ve yetkisi yoktur.

 

Halbuki hiç kimsenin, kendi "müflis düşünce ve inanç"larından kaynaklanan yetersizlikleri "İslam'ı tasdik ettirme gafleti"yle telafi etme hakkı ve yetkisi yoktur.

 

İslam "onaylanan" değil, üstelik de gayrimüslimlerce onaylanan hiç değil; bilakis herkesin ve her şeyin "meşruiyet"ini, "hak olup olmadığı"nı "onaylayan"dır. Müslümanlar "köstek"lemesin yeter ki, "tasdik"e de ihtiyacı yoktur.

 

Buraya kadar "usûli" bir yaklaşımla müslümanların genel olarak hal-i pür melalini resmetmeye çalıştım. Sözü geçen haftanın ilginç haberlerinden birine getirmek istiyorum. Habere göre ABD Başkanı Obama'nın alyansında Arapça "Lailaheillallah" yazıyormuş. Her ne kadar yüzükteki kıvrımlar "yılan"ı da andırıyor olsa bile, birileri sağından solundan zorlayıp teşhisi koyuvermiş.

 

Peki, kim bu Obama'nın yüzüğünde "Lailaheillallah" yazdığını teşhis eden? Haberde bu da ihmal edilmemiş. İnandırıcı olsun diye, teşhiste bulunanın "Mısırlı" ve "İslam bilimci" olduğu hassaten vurgulanmış. Ama garipdir ki, bu "Mısırlı İslam bilimci"nin adı "Mark A. Gabriel." Bay Gabriel'e, "böyle bir yüzük takan kişi İslam inancına, dinine ve toplumuna şüphesiz çok yakındır" diye yorum yaptırmayı da ihmal etmemişler.

 

Obama'yla ilgili Amerikan basınında yer alan iddiaların devam eden "seçim süreci"ne ilişkin hesaplarla bağlantısı bir yana, ben meselenin "müslümanların zihninde uyandırdığı intiba"ya değinmek istiyorum. Zira, yüzyıllardır süregelen "yenilmişlik psikolojisi" öylesine ezmiş, öylesine etkisi altına almış ki müslümanları, "güçlü bir otorite"nin "kendinden" olduğuna dair her iddiaya balıklama atlıyorlar; bu yöndeki her emareyi hakikat zannedip bundan mutluluk çıkarmaya çalışıyorlar.

 

Oysa birinin parmağında ne taşıdığından, evinde ne bulundurduğundan.... ziyade, neye inanıp neyi yaptığı değil midir önemli olan? Mısırlı Gabriel, "böyle bir yüzük takan kişi İslam inancına, dinine ve toplumuna yakındır" da dese, hakikat acaba öyle mi tecelli ediyor?

 

Zira;

 

Biz, bir tek ayetini bile anlamayıp, bir tek esasına bile inanmayıp, bir tek hükmüne göre yaşamayıp da evlerinin en müstesna yerlerinde, süslü kılıflar içinde Kur'an-ı Kerim bulunduranları da biliyoruz.

 

Biz, bir kere alnı secdeye gitmeyip de ölünce caminin musalla taşına musallat edilenleri de biliyoruz.

 

Biz, "Kur'an"ı fiilen reddedip de "Cevşen"siz adım atmayanları da biliyoruz.

Biz, Kabe'ye gidip de dönüşünü alkollü içkiyle kutlayanları da biliyoruz.

 

Biz, gündüz oruç tutup da akşam rakıyla iftar edenleri de biliyoruz.

 

Biz, "müslümanım" deyip de "Şeriat"a karşı çıkanları da biliyoruz.

 

Obama, ya da başka birinin yüzüğünde "Lailaheillallah" yazıyormuş, bunun ne önemi var, bu neyi gösterir?

 

Siz, "Lailaheillallah"ın hangi gereğini yerine getiriyor, ona bakın.

 

Siz, yüreğinde ne yazıyor, ona bakın!

 

Siz, dili ne söylüyor, ona bakın!

 

Siz, neyle amel ediyor, ona bakın!

 

Siz, kime hizmet ediyor, ona bakın!

 

Siz, İslam'a nasıl bakıyor, ona bakın.

 

Siz, İslami uyanışı boğmak, İslam'ın kökünü kazımak için hangi planları icra ediyor, hangi çalışmaların içinde yer alıyor, hangi programları takip ediyor, ona bakın!

 

Siz, müslümanlara ne hayrı var, ona bakın!

 

"İnsanların yüreğini yarıp bakamayız" diyebilirsiniz. "Biz insanların yüreğinde ne yazdığına bakmayız" da diyebilirsiniz.

Biz de bakmayız aslında, ama "o yürek" bizim, müslümanların aleyhine çarpmaya başladığından itibaren, ilgilenmemek de "müslümanca" olmuyor be birader!

 

http://www.habervaktim.com/yazar/yuzugunde-lailaheillallah-yaziyormus-ya-yureginde-55208.html

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites
 
 

'Katil Devlet' Obama'yı Ödüllendiriyor!

 

Siyonist devlet yaptığı katkılardan dolayı ABD Başkanı Barack Obama'ya sessiz kalıp İsrail'i her zaman savunduğu ve desteklediği için şeref madalyası verecek.

 

564948.jpg

 

 

 

 

 

İsrail’in New York’taki Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliği’inden yapılan açıklamada, Barack Obama’nın önümüzdeki ay yapacağı İsrail ziyaretinde, İsrail devletinin sivillere verdiği en yüksek onur ödülü olan 'Cumhurbaşkanlığı Şeref Madalyası’ ile ödüllendirileceği bildirildi.

 

Bu madalya, "İsrail devletinin güçlenmesi ile vatandaşlarının güvenliğine önemli katkılarda bulunanlara" veriliyor. Obama bu ödülü alacak görevdeki ilk ABD başkanı olacak. Geçtiğimiz sene bu madalyaya layık görülenlerden biri de Henry Kissinger olmuştu.

 

ABD Başkanı Barack Obama da, geçtiğimiz yıl Beyaz Saray’da düzenlenen bir törende, İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’e, ABD’de verilen en yüksek nişan olan Özgürlük Madalyası vermişti.

 

AJANSLAR

 

http://www.habervaktim.com/haber/314002/katil-devlet-obamayi-odullendiriyor.html

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.
Note: Your post will require moderator approval before it will be visible.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Loading...

×
  • Create New...