Site icon N-F-K.com

Dava Arkadaşım

DAVA ARKADAŞIM

Osman Yüksel SERDENGEÇTİ

“Bu yazıyı kaleme alan arkadaş bana sordu: ‘Ne ile nasıl başlayalım?’ Ona dedim ki: Başlangıcımız da Necip Fazıl sonumuz da Necip Fazıl. Çünkü Necip Fazıl’la kimse mukayese edilemez ve Necip Fazıl kimseye benzemeyen bir adam idi. Şerik kabul etmezdi. Kendisiyle uzun bir arkadaşlığımız var. Bu arkadaşlık alelade düz bir arkadaşlık değildir. İnişli çıkışlı bir arkadaşlıktı. Çünkü Necip farklı adamdı. Ne onun yükseldiği yere yükselebilirdiniz, ne düştüğü yere düşebilirsiniz. Sonuna kadar zirve, sonuna kadar derinlik… Necip Fazıl ol kişidir ki hakkında kolay kolay karar verilemez, insanı hükümsüz bırakır.

Necip Fazıl noktasız, virgülsüz bir adamdı. Ne dur bilirdi, ne durak. Ondaki hayata hükmetme hırsı sonsuzdu. Ölürken dahi yaşıyorum diye sesini yükseltecek bir adamdı. Mağlûbiyeti asla kabul etmezdi. Bir gün treni kaçırmış, öfkeli öfkeli gardan dönüyormuş. ‘Ne o Üstad treni mi kaçırdın?’ demişler. ‘Hayır’, demiş ‘kovdum gitti’. Necip
Fazıl böyle bir adamdı.

Ölümünden onbeş gün önce ziyaretine gitmiştik. ‘Osman gel yanıma otur’ dedi. O fırtına gibi adam bir köşede yaprakları sararmış kırık bir dal gibi duruyordu. Yanına yanaşmaktan korktum. O sarı yapraklar dökülecek, adam ölecek zannettim. Me’yus, kederli, mecalsiz yanından ayrıldık. Ben Necip Fazıl’ı o gün kaybetmiştim. Fırtına dinmiş, güneş batmış, koca İstanbul koskoca bir mezarlık olmuştu. Necip Fazıl Ölmüştü.

Necip Fazıl öldü. Ölmeyebilseler peygamberler ölmez. Herkes şu beylik lâfı ediyor. Bıraktığı boşluğu kimse dolduramaz. Boşluk bırakmadı ki doldurulsun. Herşeyi doldurdu gitti.

Kafaları doldurdu, gönülleri doldurdu ve yaşını doldurdu.

Allah rahmet eyleye…”

(Türk Edebiyatı Dergisi, Temmuz 1983, Osman Yüksel Serdengeçti, Dava Arkadaşım isimli yazıdan iktibastır…)

Exit mobile version