Kan Tutar
Leblerimle emrine amadedir canım benim.
Alda bir buseyle öldür, haydi cananım benim.
Lal olur birden dilim, bilmem neden görsem seni?
Görmesem kalmaz kararım, dinmez efganım benim.
Hasta gönlüm çok zamandır iftirakından harab.
Olmadım bir lahza rahat, geçti devranım benim.
Mübtelayım bir ümitsiz gizli derdin zehrine,
Bu sebepten her geçen gün düştü dermanım benim.
Yok teselliden nasibim, vermeyin zahmet bana.
Etmeyin bunca eziyet az mı hicranım benim?
Kan tutar, sen her bakışta kasdedersen canıma.
Yaremi sar, merhem ol da akmasın kanım benim.
Arif Emre her ne etsen razıdır fermanına,
Sahibimsin hem efendim hem de sultanım benim...
Olmak Demiştin
hayat olmaktır demiştin
hayat sevmek ve olmaktır
demiştinki gündüz ölmek
gece ise doğmaktır
ölüm savmaktır sıranı sırası gelince
ölüm yaşam kuşunu kafesinden salmaktır
gözlerime öyle bakma demiştin
gözlerin ateşe dalmaktır
ne çıkar misk-u amber sacmasan etrafına
gülün karı solmaktır
değişir iklimler mesafeler seninle
ve hüzün sevdanla dolmaktır
bu beden her mihnete her belaya katlanır
lakin maksat ne olmaktır ne ölmektir ne solmaktır
maksat olmaksa demiştin
olmak onu bulmaktır
SÜLEYMAN ARİF EMRE’NİN ŞİİRLERİ
”Komünizmle Mücadele Derneği” konferanslar düzenliyordu. Üstad, Adıyaman’a geldi. Yer yerinden oynadı. Halk galeyana geldi. Sait Serttaş isminde bir esnaf arkadaş vardı. Üstad’ın konferansından sonra boynuma sarılıyor. “Seni tebrik ederim. Böyle güzel şeyleri hep sen organize ediyorsun” diyor. “Sen Üstad’ın konuşmasından ne anladın?” diye sordum. “Çok güzel şeyler söylüyor.” “İyi de sen o sözlerden ne anladın?” Adam, yemin etti: “Vallahi bir şey anlamadım”
Halbuki Üstad; verdiği örneklerle, edebi vecizelerle komünizmi yerden yere vuruyor. Konferanstan sonra bizim eve gittik. Kahvaltı yapacağız. Ondan önce o zamana kadar babam dahil, kimseye söylemediğim 200’e yakın şiirimin bulunduğu defteri korka korka Üstad’a getirdim.
“Size bir şiirimi okuyabilir miyim?” diye sordum. Üstad: “Oku bakalım” dedi. Sonra Üstad birkaç şiirimi daha okuttu. “Yahu Süleyman Arif sen çok güzel şiirler yazmışsın bunları Büyük Doğuda yayınlayacağım” dedi. Ve gerçekten İstanbul’a gidince 7-8 şiirimi Büyük Doğuda yayınladı. O zaman hiç unutmuyorum.
Üstad dedi ki:
“Süleyman Arif; Arap Edebiyatçıları şiiri 7 kategoriye ayırmışlar. Seninki birinciye girmezse, ikinciye mutlaka girer.”
Süleyman Arif Emre
Meftun Olarak
Yandım ebedî hüsnüne meftûn olarak
Kâr etti dilim ruhuma efsûn olarak
Sor hâl-i perîşanımı saysın geceler
Geldim kapına kaç kere meftûn olarak
Kahr eyleme ey sevgili şâd eyle beni
Görsen ne çıkar bir kere memnûn olarak
Etmek mi murâdın beni sermest-i harâb
Ta hâşre kadar böylece mecnûn olarak
Süleyman Arif Emre