Mizah Edebiyatı Antolojisini karıştırırken gözüme Rıza Tevfik ile Mehmet Baki?nin atışması çarptı.Mizahtır,her kula gerektir deyü yarenlerle de paylaşayım dedim.Buyurunuz:
Gel oğul yerinme felaketine
Yanmayınca,cevher kal olur mu ya
Acıma boş geçen şu zahmetine
Çile çekmeyince hal olur mu ya
Bir avuç arpaymış diyetin senin
Bilinmedi yazık,kıymetin senin
Ne işe yaradı niyetin senin
Bal demekle ağız bal olur mu ya
Kemankeş değilsin;ne ok atarsın
Yabani dikensin,göze batarsın
Ebcedi bilmezsin,hikmet satarsın
Elif ba,ba cim,cim dal olur mu ya
Ömrün heder oldu:Kitap okudun
Bir tutam aklını dolaba kodun
İpliğin çürükmüş;ne bez dokudun
Paçavra parçası şal olur mu ya
Ne umdun küçükten,hatta büyükten
Gün doğar mı sandın,odada yükten
Çıyanla yuvası kuru kütükten
Filiz türeyip de dal olur mu ya
Hak,dedin,bakmadın dosta,hatıra
Bismillah yazılı,yağlı satıra
Böyle uğursuz sersem katıra
Karpuz kabuğundan nal olur mu ya
Onlar deryaya pösteki sermiş
Dağ,deniz aşarak murada ermiş
Yüzme bilmeyenler çayda gebermiş
Çamaşır teknesi sal olur mu ya
Sen Turan ilini engin mi sandın
Zaloğlu Rüstem?i dengin mi sandın
Hey müflis!Kendini zengin mi sandın
Tatlı mal-i hülya mal olur mu ya
Boş yere başını hülyaya salma
Abdestsiz,ağzına Fatiha alma
İmrenüp baktığın o kızıl elma
Güneş görmedikçe al olur mu ya
Küpünde pekmezin tortuymuş meğer
Uçan,turna! dedin,martıymış meğer
Yarın,bayram dedin,yortuymuş meğer
Böyle çingenece fal olur mu ya
Hey Rıza alemi kasdın,kavurdun
Saçma düzdün ama hikmet savurdun
Kah çivisine, kah nalına vurdun
Yabani katıra nal olur mu ya
(Ati Gazetesi:4/2/1918 Rıza Tevfik)
Mehmet Baki'nin cevabı:
Felaket?gaflettir,gafil gocunsun
İrfan cezasına,ar olur mu ya
Cahil deyulere,çok yaptın efsun
Tehlikeli işte,kar olur mu ya
Küçükten bilirim,aziz oğuldun
Ok denizler geçtin,çayda boğuldun
Cennette idin,nereden kovuldun
Haramzade sana,yar olur mu ya
Davulu zurnayı sen saz mı sandın
Kargaları yoksa,şahbaz mı sandın
Bu bendeki cehli,pek az mı sandın
Bakkal çırağından,çar olur mu ya
Sun Tantal Kilisesi?nden tek bade isterim
Kızıma doğmayacak,şehzade isterim
Ben ankamı rütbesiz,azade isterim
Dağ üstünde lekeli,hiç kar olur mu ya
Cebel-i mübahta,yasak olur mu
Kabe yollarında,tuzak olur mu
Gördüğüm tepeler,uzak olur mu
Semai kahvesi,bar olur mu ya
Dokuduğun bezler,ayet değil mi
Başlangıç saydığın,gayet değil mi
Paçavra sandığın,rayet değil mi
Doğrunun yüzünde,zar olur mu ya
Tılsımlı okların,hedefi tuttu
Dağları artık,Ferhat unuttu
Ufacık yılanlar,bir fili yuttu
Nur olmayan yerde,ar olur mu ya
On kantar altın mı,diyetin senin
Bin kere yüksektir,kıymetin senin
Vücut bulsaydı,niyetin senin
Ya ne güzel düşeş,zar olur mu ya
Kahkahalarda güldüm,büyüğe küçüğe
Güneşleri doldurdum,odamdaki yüke
Eşek arısı dolu,bu battal kütüğe
Bal çıkmyor diye,azar olur mu ya
Gayri artık doktor,nefes tükendi
Kurtdereli?yi bir çingene yendi
Semaini bütün yaran beğendi
Şairlere meydan dar olur mu ya
(Edebiyat-ı Umumiye Mecmuası:23 Mart 1918-Mehmet Baki)
Yine Rıza Tevfik?in Halil Nihat?a yazdığı bir hiciv:
Ey oğul,hiddetin vız gelir bana
Vaktiyle söyledim:Ben bir kayayım
Düşmanım arttıkça hız gelir bana
Kolayca ekşimem,eski mayayım
Kimseden korkum yok,açıktır işim
Şimdi tam gidiştir benim gidişim
Bazı Mister Rıza,bazı dervişim
Bazı süvariyim,bazı yayayım
Haydi itiraf et ey Laz şairi
Var mı Rıza gibi saz şairi
Hele bana çatan o kaz şairi
Adam sırasında nasıl sayayım
(Aydede:9 Ocak 1922-Rıza Tevfik)
En sonda ise garip bir şiir gördüm.Eklemeden geçemedim.Ümit Yaşar Oğuzcan namlı şair, ?Garip Şiirler Antolojisi? adlı eserinde kendi şahsına ithafen bir şiir yazmış.Lakin sandığımız gibi öyle methiyeler düzen,şahsını göklere çıkaran bir şiir değil.Sövmediği eksik kalmış kendine.Nefis terbiyesinin de böylesi deyip ibret almak icab ederdi aslında ama ben bayağı güldüm bu şiire.Bir ilk olup olmadığını bilemiyorum lakin eşi-benzeri olacağını da zannetmem.
Ulan Ümit Oğuzcan
Ulan hergele
Ulan ekşimiş ayran
Ulan düdüklü tencere
Edebiyat senin nene
Behey mantar kafalı
Behey çengelli iğne
Behey çamaşır mandalı
Ne desem azdır sana
Behey hacıyatmaz
Bırak şiiri bir yana
Ulan adam ol biraz