Şiir Bahçesi

Başlatan: sark Tarih: 08.09.2010 04:43 Cevap: 316

SA
08.09.2010 04:43
#1

EY HAYAT

 

(ey hayat, sen şavkı sularda bir dolunaysın

aslında yokum ben bu oyunda

ömrüm beni yok saysın…)

 

yaşam bir ıstaka

gelir vurur ömrünün coşkusuna

hani tutulur dilin

konuşamazsın!

 

tırmandıkça yücelir dağlar

sen mağlupsun sen ıssız

ve kalbinde kuşların gömütlüğü

tutunamazsın…

 

eloğlu sevdalardan dem tutar

aşk büyütür yıldızlardan

yasak senin düşlerin

dokunamazsın...

 

birini sevmişsindir geçen yıllarda

açık bir yara gibidir hâlâ

hâlâ ne çok özlersin onu

ağlayamazsın...

 

yolunda köprüler çürür

sesin, sessizlik sanki bir uğultuda

savurur hayat kül eyler seni

doğrulamazsın!

 

yapayalnız bir ünlemsin

dünyayı ıslatan şu yağmurlarda

herşey çeker ve iter

anlatamazsın...

 

yaşam bir ıstaka

gelir vurur işte ömrünün coşkusuna

sesinde çığlıklar boğulur ama

bağıramazsın…

 

sonra vakt erişir, toprak gülümser sana

upuzun bir ömrün ortasında

ne hayata ne ölüme

yakışamazsın!

 

yazdırmalısın mezar taşına:

ey hayat, sen şavkı sularda bir dolunaysın

aslında hiç olmadım ben bu oyunda

ömrüm beni yok saysın…

 

 

YILMAZ ODABAŞI

SA
08.09.2010 05:37
#2

Melankoli

 

 

Beni en güzel günümde

Sebepsiz bir keder alır.

Bütün ömrümün beynimde

Acı bir tortusu kalır.

 

Anlıyamam kederimi,

Bir ateş yakar derimi,

İçim dar bulur yerimi,

Gönlüm dağlarda bunalır.

 

Ne kış, ne yazı isterim,

Ne bir dost yüzü isterim,

Hafif bir sızı isterim,

Ağrılar, sancılar gelir.

 

Yanıma düşer kollarım,

Görünmez olur yollarım,

En sevgili emellerim

Önüme ölü serilir...

 

Ne bir dost, ne bir sevgili,

Dünyadan uzak bir deli...

Beni sarar melankoli:

Kafamın içersi ölür.

.

 

SABAHATTİN ALİ

SA
08.09.2010 05:38
#3

Bir Ben

 

Bir ben biliyorum

yorgun gözlerinin altındaki halkaların

ebem kuşağı olduğunu ve

İstediğinde yedi renk bakabileceğini

 

siyah saçlarındaki akların aslında

hırçın dalgaların gelgitlerinden oluşan

köpüklerin bulaşığı olduğunu

 

 

Bir ben biliyorum

yüreğinin severken,

ölmekten değil de öldürmekten korktuğu için

tir tir titrediğini

 

kayboluşlarında kendini bulup

her şeye yeniden başlama hevesini

yalnızlığının nasıl kursağında bıraktığını

 

 

Bir ben biliyorum

dağların eteklerine ziller takıp

hızla doruklara kaçışından olduğunu

ruhunun serin esintisinin

 

hayatın çarmıhına

yalpalarda çürüyen tahtaların

paslı çivileriyle gerildiğini

 

Bir ben biliyorum

her kundaklama sonrası

ormanlarının zehrini

bir hışımla genzine çektiğini

 

bu yangınlarla

ciğerinin de yandığını

yine de hiç ağlamadığını

 

 

Bir ben biliyorum

bu şehrin goncalarını bile sevmediğini

inim inim inleyen gecelerinde

demlenemediğini

bir ben tanıyorum

ve bir ben seviyorum adamım seni bu şehirde adam gibi?.

 

 

Lou Salome' nin Nietzsche' ye yazdığı şiir

__________________

SA
08.09.2010 05:39
#4

Aşk geldi, kan gibi

Damarlarıma derime doldu.

Beni benden aldı,

Varlığımı sevgiliye doldurdu.

Kısaca;

Bana benden kalan bir ad;

Ancak ötesi hep O...

 

Mevlana

SA
08.09.2010 05:41
#5

Ya zamanindan erken gelirim;

Dünyaya geldigim gibi,

Ya zamanindan çok geç;

Seni bu yasta sevdigim gibi.

Mutluluga hep geç kalirim;

Hep erken giderim mutsuzluga.

Ya hersey bitmistir çoktan,

Ya hiçbir sey baslamamis.

Öyle bir zamanina geldimki yaşamin

Ölüme erken sevgiye geç.

Yine gecikmisim bagisla sevgilim;

Sevgiye on kala, ölüme bes...

 

 

Aziz NESİN

SA
08.09.2010 05:43
#6

''Davanın esası sevgidir, lakin sevgi suskunluktadır.''

 

Mevlana

SA
08.09.2010 05:44
#7

Durmadan kurulup dağılan bu yerde

Hiç bir dost arama.

Güvenilir bir sığınak, hiç! ..

 

Bırak acı yüreğinde konaklasın

Olmaza çare arama...

Kimse sana gülmeden sen acıya gülümse,

Yaşamana bak!

 

Ömer Hayyam

SA
08.09.2010 05:46
#8

Yitik bir ezgisin sadece,

Tüketilmiş ve düşmüş, gözden.

Düşlerinde bir çocuk hıçkırır

Gece camlara sürtünürken;

Çünkü hiç bir kelebek

Tek başına yaşayamaz sevdasını,

Severken hiçbir böcek

Hiç bir kuş yalnız değildir;

Ölümdür yaşanan tek başına,

Aşk iki kişiliktir.

 

Ataol BEHRAMOĞLU

SA
08.09.2010 05:47
#9

İran'lı Şair Şirazi der ki: " Aşka Uçma Kanatların Yanar! "

 

Mevlana der ki: " Aşka Uçmadıktan Sonra Kanat Neye Yarar?

SA
08.09.2010 05:48
#10

Aşklar mı diyordun,

anladım

Senin incindiğin,

benimse

Yollara düştüğümdür yeniden

 

 

Ahmet TELLİ

SA
08.09.2010 05:50
#11

Yüzüm yüzüne, gözüm gözüne değmedi hiç…

Ne sözüm sözüne ne de, gönlüm gönlüne yakın geçmedi…

Ne seni aradım, ne de beni bulmanı istemedim hiç…

Karşılaşmayı, rastlaşmayı, tesadüfü bekledim…

Karşılaşmadık, rastlaşmadık

Ve hiç; yan yana gelmedik…

Sensizim demek, bencillik…

Bensizsin demek, haddim değil…

Dedim ya, aslında biz hiç tanışmadık;

Ve hiç ayrılmadık…

Senden habersiz, seni düşünmek haksızlık…

Benden habersiz, seviyorsan beni;

Bana yazık…

 

iktibastır

SA
08.09.2010 05:57
#12

hasretin kan çanağı gözlerinde oturuyorsun

seni soruyorum

hiçbir şey bilmiyorsun

hep bir çağlayan gibi senin sevdana aktım

sen ise sularını kaçıran bir nehir gibi uzaktın...

tükenişi bir aşkın

bir nehrin tükenişine benzer

ne deniz olabildin

ne nehir kalabildin...

kendin ol

kendin ol

sen buysan başkası ol!

buysan kederden öleceğim

başkası olursan da kimi seveceğim?

 

Yılmaz ODABAŞI

SA
08.09.2010 05:59
#13

İllegaldir Her Ayrılık

 

--------------------------------------------------------------------------------

 

...

 

her çevirmede ilk aranan şeysin sen üzerimde taşıdığım

ki

ruhsatsız bir aşkı taşımak kadar suçtur,

sokağa çıkılmaz o yüzden akşam saatlerinde...

sirenler ihanete çalar,

polisler bile terkeder yenik bir aşığı...

ve illegaldir bütün öpüşmeler,korkakça ve yalan...

 

yokluğuna kast etmiş izinsiz bir gösteriyim ben

aşk zoruyla dağıtılmış...

ayakları yere basmayan bir ayaklanma teşebbüsüyüm

ayrılığa muhalefetten yargılanmış..

 

her çevirmede ilk aranan şeysin sen üzerimde taşıdığım

ki

bana kimliğimi soruyorlar; adını söylüyorum...

 

Özhan Hakan

SA
08.09.2010 06:01
#14

Ayrılan

 

--------------------------------------------------------------------------------

 

Aşkı doğuran şey nedir;

O yakınlığı, iki can arasında?

Ve kopuş ne zaman başlar?

Ne zaman biter bir sevda?

 

Bir kurt gibi içten içe

Gelişip büyür çürüme

Bir an gelir ki aynı mekandasınızdır

Ayrı duygusal zamanlarda...

 

Ataol Behramoğlu

SA
08.09.2010 06:02
#15

Kırılgan bir çocuğum ben

Yüreğim cam kırığı

Bütün duygulardan önce

Öğrendim ayrılığı

Saldırgan diyorlar bana

Oysa kırılganım ben

Gözyaşlarım mücevher

Saklıyorum herkesten

Ürküyorlar gözümdeki ateşten

Ürküyorlar dilimdeki zehirden

Ürküyorlar o dur durak bilmeyen gözükara cesaretimden

 

Diyorlar:Bir yanı sarp bir uçurum,

Bir yanı çılgın dağ doruğu.

Oysa böyle yapmasam ben

Nasıl korurum

İçimdeki çocuğu?

 

Bir yanım çılgın nar ağacı

Bir yanım buz sarayı

 

Murathan Mungan

SA
08.09.2010 19:14
#16

Malum,

Sadece hatırladıklarımdan yorgunum..

 

Demiştim ya

Günlük değil,yazdıklarım yıllık..

 

Şimdi,

 

Aklım

 

Acım

 

Sancım,

 

Devren satılık..

 

Emre GÖKCE

SA
08.09.2010 19:17
#17

Müslüman yürekler bilirim daha. Kızdı mı cehennem kesilir sevdi mi cennet ....

SA
08.09.2010 19:18
#18

Seni duydum, bağıra çağıra susuyordun…

Bilirim gürültülüdür suskunluğun çığlıkların aksine sessiz, sedasız…

Soru işaretleriyle boğuştum önce…

Ardından ünlemler önüme dikildi…

Noktalandım!

Saat seni sen geçiyordu…

"ZAMAN"ın ötesi berisi sendin ve geç kalmamıştık bana kalırsa…

 

Bana kalmadı…

 

 

Özgür Gümüşsoy

SA
08.09.2010 19:20
#19

Yüreğim !... Toparlan gidiyoruz ya da toparlandım gidelim ... Arafta kalakalmak yakışmadı bize, bir adım atalım hadi...

 

“ Yâr ” deyip susalım “ Yâr ”dandır deyip razı olalım!..

 

(İbrahim Tenekeci)

__________________

SA
08.09.2010 19:29
#20

İnsanlar tuhaftır ; Fena bir şey yapmakta olduklarını hissedecek olurlarsa, mutlaka en evvel vicdanlarını susturacak bir sebep bulurlar..

 

Halit Ziya Uşaklıgil

SA
08.09.2010 19:30
#21

Tenine dokunabilmek mi..?

Haşa..! Gözüm göz menziline girsin yeter..!

Hadi düş düşlerime..

Tutmayana aşk olsun...

...

-Sunay AKIN-

SA
08.09.2010 19:31
#22

''Sanki aşk sustu '' dedim..

''Aşk hiç susar mı? '' dedi..

'' Sen susuyorsun ya'' dedim..

''Ben aşk mıyım'' dedi..

''Aşksın '' dedim..

Sustu...!!

Necip Fazıl Kısakürek

SA
08.09.2010 19:36
#23

Ben her bahar aşık olmam ama her bahar gitmek isterim.

Gittiğim olmadı hiç,...

Ama olsun...

İstemek de güzel...

CAN YÜCEL

SA
08.09.2010 19:37
#24

En uzak mesafe ne Afrika'dır, ne Çin, ne Hindistan, Ne seyyareler ,ne de yıldızlar geceleri ışıldayan.En uzak mesafe iki kafa arasındaki mesafedir, Birbirini anlamayan... Can Yücel

SA
08.09.2010 19:56
#25

Nasıl bittiyse bundan öncekiler... Bu da biter... Bite bite... Sonunda bende biterim...Olur biter......'Aziz Nesin

SA
08.09.2010 19:58
#26

Ey Gönül !..Şimdi sorarım sana, hangi aşk daha büyüktür ?

 

Anlatılarak dile düşen mi,

 

anlatılmayıp yürek deşen mi?

 

Şems-i Tebrizi

__________________

SA
08.09.2010 20:00
#27

Tek kişilik miydi ki bu şehir ? Sen gidince bomboş kaldı !

(Özdemir ASAF)

SA
08.09.2010 20:01
#28

Bu bir itiraftır ;

Bir ipte oynamaz iki cambaz ...

Biri sendin ,diğeri ben !

 

Sen ayağım kaydı sanıyorsun ya,

Ahmakça !

 

Sendin kısa çöpü çeken,

Bendim seni iten …

Yüreklice !

 

Gökçe Çora

SA
09.09.2010 02:00
#29

Akşamdır

 

Suları

boğdu

dalgalar.

Ses hoyrat,

sevinç yılgın,

şakaklarım sonbahar…

 

İklimi kurak aşkların…

Yapışmış tenime ter, elime kir,

sessizliğin ortasında bir deli rüzgâr.

 

Akşamdır

avuçlarında marmara'nın…

Akşamdır,

şiire karıştı sular,

sularda çoğalır sevdalar;

ellerim

ah

ellerim,

nasıl

anlatsam,

gece…

Gece kokuyor çocuklar…

 

Yılmaz Odabaşı

SA
09.09.2010 02:04
#30

Aşkların YetimRengi

 

Yalnızlığımda seni büyüttükçe kalabalıklaşacağım;

Sen kendi kalabalığında hep yalnız olacaksın…

 

I

Kapattım ucu kıvrılı yerinden bir defteri

Bir defter adınla hükümlü şimdi...

 

Sen kendinin pası, kilidi.

Gençliğin kendine savurur seni,

Esmersin, cehennemin dibinde doğmuşsun,

baban iki karılı; evlerde, erkenlerde bekler seni.

Sen feodalizmin kara dilberi,

gündüzlerin gölgesindeydi sevgi.

Gölgesinden gündüzlerin iklimler geçti…

 

Sesin şimdi kanayan bir gül gibi:

Kangren...

 

 

II

Sen orda

kendi manastırının huysuz müridi.

Sen orda

bir korkuda,

bir şarkıda,

ölüm susan uğultuda…

 

Sen orda

düşlerine leş kargası tüneyen!

Elleri ayazlarda

sen orda,

esmerliğine rehin feodal şatolarda..

 

Uyurken sen hasretin avlusunda,

gündüzlerin gölgesinde oturuyordum.

Sonra boşuna çizdim karanlığa resmini.

Boşuna... Ezberleyip hasreti…

Oysa nasıl istersen öyle gebertebilirdin beni.

Nasıl istersen!

Artık sulara k(atalım) aşkların yetim rengini...

 

Yılmaz Odabaşı

SA
09.09.2010 02:07
#31

Bir Aşk Yara

 

 

Ben şu kısa boylu hayatta

uzun boylu kederlerle acırım.

Yorar beni şu telaş, şu karmaşa.

Bir sığınak aranırken şu uğultuda,

bir aşk gelir, bir yara.

Bir yara…

Bir yara daha!

 

Eski bir aşk,

yeni bir ayrılıktır her zaman.

Bunu kuşlar sorar, yıldızlar da anlatır.

Kimse bilmez be canım,

bir yara bir ömrü nasıl kanatır…

 

 

Ben seni hep ayrılıkla anmışım

Titreyen ellerimle günlerin buğusuna adını…

Hep adını yazmışım.

Bir aşk gelmiş bir yara.

Bir yara…Bir yara daha!

 

Eski bir aşk,

yeni bir ayrılıktır her zaman.

Bunu kuşlar sorar, yıldızlar da anlatır;

kimse bilmez be canım

bir yara bir ömrü nasıl kanatır…

 

Yılmaz Odabaşı

SA
09.09.2010 02:08
#32

Dağlarda Ölmek İsterim

 

Ömrümde nice sızı var

kışların önü, sonu var.

Kalbim bu kuşatmalarda dar;

dağlarda ölmek isterim.

 

Ben ateşten, hınçtan doğdum.

Üç beş kuruşa kul oldum,

yetmedi de mahpus oldum;

dağlarda ölmek isterim.

 

Kaç mevsim ağladım kaldım,

tutuşan özlemle yandım,

kentler zalimdi dayandım;

dağlarda ölmek isterim!

__________________

 

Yılmaz Odabaşı

SA
09.09.2010 02:11
#33

Hayat Gül Kokulu Bir Sağanak Yine

 

Gözlerimin önünde ıslak dağların kabaran yalnızlığı.

Ne varsa uçurumlar eşiğinde,

hüzünlerle yalpalayan ne varsa

gözlerimin önünde,

ve hayat gül kokulu bir sağanak yine…

 

Bir şeyler anlatmak istiyor hayat

ve alıp götürmek bir şeyleri kurt sofralarına…

 

Gün batıyor...

Gün batıyor bukağısı paslı bir sevinç oluyor yalnızlığım.

Unutuyorum sevgilim suretini;

durgunluğum “niçin”di unutuyorum…

 

Gün batıyor...

Gün batıyor ürkek yıldızlar dolanıyor yalnızlığıma.

Umurumda değil ne yağmur ne ayaz

ne de bu kerpiç kokusu havada;

unutuyorum, sabaha kadar, gün batıyor

ve geciken sabahlara koşuyor kuşlar,

gözlerimin önünde

ve hayat gül kokulu bir sağanak yine…

 

Yılmaz Odabaşı

SA
09.09.2010 02:14
#34

Her Ömür Kendi Gençliğinden Vurulur

 

Günlerin çarmıhında

seni ağrıyan yanlarımla sevdim,

tutuklu kollarımla;

yokluğunda burada yıllar verdim.

Yokluğuna

burada!

 

Herkes bilecek bunu; tabancaya gerek yoktur…

Tabancaya gerek yoktur!

Sen haklı bir cinayetsin günlerin duvağında:

Her ömür kendi gençliğinden vurulur...

 

Yılmaz Odabaşı

SA
09.09.2010 02:16
#35

Herkes Ölür Ölümünü

 

“Ölüm gelecek ve senin gözlerinle bakacak.”

-C. Pavese-

 

I

Kanatlanır, kanatılır bütün boşluklar.

Aynalar her gün bir başka yalan söyler

ve kalınır geride çizilmiş hayatlardan,

geride yağmurlardan ve çığlıklardan.

 

Herkes çizer boşluğunu…

 

II

Her aşk başlarken pembe,

ayrılıkta rengi siyah yalnızlığın…

 

(Herkes arar pembesini.

Oysa kendinden ötesi yoktur;

kimse sevmez yalnızlıkta gölgesini…)

 

 

 

III

Herkes sever doğumunu;

kim sever ölümünü?

 

Herkes sever doğrusunu;

kim sever yanlışını?

 

Herkes susar ayıbını.

Herkes susar ayıbını…

 

IV

Herkes bilir gitmesini.

Bir zaman öğrenirsin

gideni sırtından öpmesini

 

Herkes yaşar hasretini…

 

V

Herkes geçer gençliğini

Herkes…Buğusunda anıların

yitirir kekliğini…

 

VI

Herkes yaşamakla suçlu,

aşkıyla hükümlüdür;

herkes doğarken ölümlüdür.

 

Herkes ölür ölümünü;

göğe salıp düşlerini,

salıp tenini, nefesini

bırakır ceketini.

 

Herkes bırakacaktır ceketini…

 

Yılmaz Odabaşı

SA
09.09.2010 02:18
#36

Kendine Benim İçin Gül Ver

 

 

Bak, yıllarım sırılsıklam/ yağmurlar giymiş,

günlerin avlusuna yeni yeni çocuklar inmiş;

dağlar için, sular için bana bir gül ver.

Avuttuğum düşler için bana bir gül.

Bir

gül

pusulasız gemiler, sökülmüş günler için...

 

(Ben bütün yeşillerimi inatçı ayazlara çaldırdım;

sen kendinin ellerinden tut

ve kendine benim için bir gül ver.)

 

Kendine

bir

gül(ü) ver

 

Yılmaz Odabaşı

SA
09.09.2010 02:21
#37

Konuşsam Sessizlik Gitsem Ayrılık

 

Resmin rehindir gurbetimde.

Gurbetimde sesleri aşındırmış kimliksiz bir kasaba

ve senin kederini ıslatan o yağmurlar rehin.

 

Alnı özlemle dağınık bir akşam getirdim sana.

Sar, büyüt ellerinle, konuk et sıcaklığına;

konuk et kanatları kanatılmış kuşlar getirdim sana...

Ve akşam, bir kez daha;

saçlarını topla ve dağıt sesini rüzgârlara!

“Bir of çeksen karşıki dağlar yıkılır”:

Çekmiyorsun!

 

Akarsuları imrendiren yüzün de,

sabahçı kahveler de biliyor:

Görüşmeyeli yorgunum

yıkık kentler kanadı sevinçlerimle.

Görüşmeyeli ya sen nasılsın,

adım, adresim durur mu defterinde?

 

Şimdi Siirt'te koyun kokulu bir gecedeyim.

Beynimde iklimsiz papatyalar

ve kuşatılmış bir akşam duruyor penceremde.

Sokakların gün batınca neden boşaldığını

ve yüreğimin neden kabardığını bilmiyorum.

Konuşsam sessizlik/ gitsem ayrılık…

 

Yılmaz Odabaşı

SA
09.09.2010 02:43
#38

Lambayı yakma, bırak!

Kalbe bir bıçak gibi giren hatıraların

dilsiz olduklarını anlıyorum.

Kar yağıyor

ve ben hatırlıyorum.

 

NAZIM HİKMET

__________________

SA
09.09.2010 02:44
#39

Bıktım usandım sürüklemekten onu,

Senelerdir, ayaklarımın ucunda;

Bu dünyada biraz da yaşayalım,

O tek başına,

Ben tek başıma.

 

ORHAN VELİ KANIK

SA
09.09.2010 02:45
#40

Hadi yaramı sarmaya merhemin yok

Yalandan da olsa gönül alamaz mısın?

 

Mevlana

SA
09.09.2010 02:49
#41

O denli o denli çok beklettin // Alıştırdın bekletmeye kendini // Çok zamanlar geçti de geldin // Senden çok seviyorum senin özlemeni... (AZİZ NESİN)

SA
09.09.2010 02:51
#42

Yağmur Herkese Yağar

Güneş Isıtır Herkesi

Mevsimler Herkes İçindir

Yalnız Çığ Altında Kalan

Sele Kapılan Her Zaman Birkaç Kişi

 

Herkes İçindir Aşk Da Ayrılık Da

Yalnızca Birkaç Kişi Ölür Acıdan

Eskiden Ölümle Tartılırdı Ayrılık

Kiminin Hayatı Yalnızca Unutkanlıktan

 

Her Şey, Herkes İçin Değildir Oysa

Kimi Hiçbirşey Ögrenmez Karanlıktan

Yalnızlığı Kullanmayı Bilmez Kimi

Kimi Ayrılamaz Karanlıktan

 

Yağmur Herkese Yağar

Ama Çok Az İnsan Tutar Yağmurun Ellerini

Onca Şarkı Onca Film Onca Roman

Ama Sevmeye Yetmez Herkesin Kalbi

 

Çığ Altında Kalan Sele Kapılan

Aşktan Ve Acıdan Ölen

Birkaç Kişi Dünyayı Başka Bir Yer Yapmaya Yeter

Aslında Onların Hikayesidir Anlatılan

Diğerleri Dinler, Seyreder, Geçer Gider

Geçer Gider Herkes

Hikayelerdir Geriye Kalan.

 

MURATHAN MUNGAN

SA
09.09.2010 02:51
#43

"Can durağını arıyorsan ey can ;

Can da sensin, durak da sensin.

Bir lokma ekmekse peşinden koştuğun,

Elbet ekmek de sensin.

Eğer akıl erdirebiliyorsan bu sözün sırrına;

Bil ki her ne arıyorsan o sensin."

 

Mevlana

SA
09.09.2010 02:53
#44

Ey kirliliklerden kurtulma derdinden temizlenmiş olan can!

Ey aşk derdinden yıpranıp gitmekten arınmış olan kutsal beden!

Şu içinde bulunduğun seni yakıp yandıran aşk ateşi,

Senin cennetin, ebedi bağın, bahçendir, haberin yok.

 

Mevlana

SA
09.09.2010 02:55
#45

Başka Yarınlar

 

Bugün yüzünde bir başka güzellik var senin,

bugün dudağında başka bir tad var,

boyunda başka bir yücelik.

Bugün kırmızı gülün bir başka daldan.

 

Ayın gökyüzüne bugün sığmamış.

Göklere benzeyen göğsün bugün daha geniş.

Hangi yanından kalktın bu sabah, söyle,

bir başka kavga var dünyada senin yüzünden,

dünyada bir başka gidiş

 

Biz senin gözlerinden gördük

arslanlara meydan okuyan o ceylanı,

Başka bir ovası var o ceylanın bugün

iki cihandan da dışarı

 

Seven insanın ayağı mı yok,

işte ona ölümsüzlük kapandı.

Yukarlarda onunla uçar gider.

 

Gözlerinin denizinde onu arama.

O inci bir başka denizde.

 

Bakarsın bugün sever bu yürek,

yarın sevilir bakarsın.

 

Yüreğimin özünde başka yarınlar var.

 

Mevlana Celaleddin Rumi

SA
09.09.2010 02:56
#46

Biraz açıklama, biraz bağışlama, biraz da sabır, son bulur kavga... WALDRİP

SA
09.09.2010 02:58
#47

Bazı sözler karanlıkta söylenir

 

Bazı sözler hiçbir zaman...

 

Murathan Mungan

SA
09.09.2010 02:59
#48

BAĞLILIK

 

Sevgisiz bir bağlılık... Bu, insanı yaşaya yaşaya öldüren bir yaşamda sürükler. Sevgiyle bağlılık... Bu insanı öldüre öldüre yaşatan bir yaşamda sürdürür......

 

ÖZDEMİR ASAF

SA
09.09.2010 03:00
#49

Yalnızlık yaşamda bir an, / hep yeniden başlayan... / Dışından anlaşılmaz. / Ya da kocaman bir yalan, / kovdukça kovalayan,paylaşılmaz... / Bir düşünce beni sana ayıran, / yalnızlık paylaşılmaz. / Paylaşılsa yalnızlık olmaz...

 

ÖZDEMİR ASAF.

SA
09.09.2010 03:04
#50

Aşkın Bilançosu

 

 

I

Gidersin; yağmurlarda kırık kalır mızrabım.

Gidersin; ardından dilsiz bir ihanet gider.

Gidersin, her şey gider.

Gidersin, kalbimde bir tabur ayaklanır,

ilgilenmez ordular, hükümetler…

 

Gidersin; işte rezil bir an’dır bu;

yazdıkça silinen sözcükler gibidir hayat.

Gidersin; bir hazin dramdır bu!

 

/Kanmadım aynalara sana kandığım kadar,

içimde bir boşluk sana yandığım kadar…/

 

II

Bugün hasretin kırlarında dolaştım;

senin adınla, aşkın adıyla

savrulup aktım o ırmaklardan.

Irmakları çöllerle, çölleri denizlerle,

denizleri düşlerle buluşturdum,

sustum kaldım sonra günleri savuşturdum...

 

/Ne ses ne nefes ne de bu rüzgâr bağışlar seni;

simsiyah gecelerde budanırken ah ömrüm,

dönüp sırtını giderken kimler karşılar seni? /

 

 

 

III

Sen olmayınca sesin de yoktu, gözlerin de;

bu yüzden odama resmini yaptım,

ve söküp kalbimi yanına astım.

Sensiz kalan yılları da ben buruşturdum.

Kalbim hasretinde asılı kaldı,

yetim kalmış anıları ben tokuşturdum…

 

IV

Daha bu solgun günlerde aşk,

yaşanır

sözde!

Kalp,

yitik bedende;

yağmur değil, sanki efkâr yağıyor kente…

Yağıyor ömrüme, senin yerine!

 

/Kanmadım aynalara sana kandığım kadar,

içimde bir boşluk sana yandığım kadar…/

 

Yılmaz Odabaşı

SA
09.09.2010 03:05
#51

B a z e n a n ı l a r a e n ç o k y a k ı ş a n e l b i s e,

b i r k a ç d a m l a g ö z y a ş ı d ı r u n u t m a...

 

Yılmaz Odabaşı

SA
09.09.2010 03:11
#52

Şunu anladım ki yaşamanın her türlüsüyle, yazmanın her türlüsü arasında kapatılmaz bir uçurum uzanır…. Yaşayabilenler yaşar, yaşayamamanın acısını çekenler de bu acıyı yazarlar….”

 

W.Faulkner

SA
09.09.2010 03:13
#53

Daha az seviyorum seni..

Giderek daha az..

Unutur gibi seviyorum..

Azala azala..

Aramızdaki uzaklığın karanlığında..

Geceler kısalıp..gündüzler uzuyor öyle olunca..

Daha az seviyorum seni..

Kendini iyileştiren bir yara gibi..

Daha az..

Ve zamanla..

Sen geceyi tutuyorsun..ben nöbetini..

Uzak dağ kışlalarında..

Görmüyoruz birbirimizi..

Usul usul sis iniyor..

Kopmuş yollara..

Işığı hafif..

uykusu ağır koğuşlarda üzerini örtüyorum senin..

Bir çığ gibi büyüyorsun rüyalarımda..

Sevgilim sevgilim

Yıldızları daha büyüktür bazı gecelerin

Nöbet kadar yalnızken öğreneceksin bunu da..

Artık daha az seviyorum seni..

Unutur gibi..ölür gibi daha az..

Yeniden ödetiyorum kendime

Onca aşkın öğretemediğini..

Kolay değildi..

Yalnızca sevgilimi değil..

evladımı da kaybettim ben..

Kaç acı birden imtihan etti beni..

Bir tek gece vardır insanın hayatında..

Ömür boyu sürer nöbeti..

Bu da öyleydi..

İyi ol..

Sağ ol..

Uzak ol..

Ama bir daha görme beni..

 

MURAT MUNGAN

__________________

SA
09.09.2010 03:16
#54

Kim istemez mutlu olmayı, Mutsuzluğa da var mısın?"

 

Cemal Süreyya

SA
09.09.2010 03:17
#55

Aşk donuklaşmış,

Pencereler yağmura hapsolmuş,

Uzaklardaki sesin, ya da yanıbaşımdaki sesin

Yağmuru bölüyor,

Belki beni çağırıyor, belki katı ruhumu,

Sarhoşluk bu olsa gerek,

Ya da okyanusun dibi gibi birşey,

Tek fark aşk donuklaşmış...

 

AHMET TELLİ

SA
09.09.2010 03:19
#56

Eğer, Allah gözlerimizi daima maziye çevirmek isteseydi, onları alnımızda değil, ensemizde yaratırdı.

 

Namık Kemal

__________________

SA
09.09.2010 03:21
#57

''Geleceğim, bekle dedi, gitti... Ben beklemedim, o da gelmedi. Ölüm gibi bir şey oldu. Ama kimse ölmedi...''

 

Özdemir Asaf

SA
09.09.2010 03:21
#58

kim üzebilir seni senden başka?

kim doldurabilir içindeki boşluğu,sen istemezsen ?

kim mutlu edebilir seni sen hazır değilsen?

kim yıkar, yıpratır sen izin vermezsen ?

kim sever seni , sen kendini sevmezsen?

herşey sende başlar , sende biter...

 

NIETZSCHE

SA
09.09.2010 03:24
#59

Yaşanan,yaşanmamışlığın tanığını yekdeğerinde bulunca baş başa vermiş iki suretten biri diğerine aşkın kelimesini sordu ;

diğeri gülümsedi ve ona aşkın,

bu dünyadan olmayan bir zamanda bütün ruhların toplandığı mekanda,ruhun sözleştiği tanışını bu dünyada hatırlaması olduğunu anlattı.

Ama,dedi biri,

hesapta ruhun,tanışını bu dünyada hiç bulamaması ona rastlayamaması var.

Diğeri,

buldum zannedip de yanılmak var,diye ekledi.

Bulup da tanıyamamak var,dedi biri.

Ve ki bulup da onun tarafından hatırlanmamak var,diye tamamladı diğeri.

 

Nazan Bekiroğlu / Cam Irmağı Taş Gemi

SA
09.09.2010 03:25
#60

Sözde, senden kaçıyorum dolu dizgin atlarla..

Bazen sessiz sedasız ipekten kanatlarla..

 

Ama sen hep bin yıllık bilenmiş inatlarla..

Karşıma çıkıyorsun en serin imbatlarla..

 

Adını yazıyorsun bulduğun fırsatlarla..

Yüreğimin başına noktalarla.. Hatlarla..

 

Başbaşa kalıyorum sonunda heyhatlarla..

Sözde, senden kaçıyorum doludizgin atlarla.

 

Ne olur bir gün beni kapında olsun dinle..

Öldür bendeki beni..

..Sonra dirilt kendinle!

 

Çarpsan karasevdayı en azından yüzbinle..

Nasıl bağlandığımı anlarsın kemendinle..

Kaç defa çıkıp gittim buralardan yeminle..

Ama her defasında geri döndüm SENİNLE..

 

Hangi düğüm çözülür.. Nazla.. Sitemle.. Kinle..

Ne olur bir gün beni, kapında olsun dinle..

 

Şaşırdım kaldım işte, bilmem ki n'emsin..?

Bazen kızkardeşimsin.. Bazen öp-öz annemsin..

Sultanımsın susunca, konuşunca kölemsin..

Eksilmeyen çilemsin..

Orada ufuk çizgim, burda yanım yöremsin..

Beni ruh gibi saran sonsuzluk dairemsin..

 

Çâresizim.. Çâremsin..

 

Şaşırdım kaldım işte bilmem ki neyimsin...

 

Yavuz Bülent Bakiler

SA
09.09.2010 03:29
#61

Yalnızlıkla beslenen biriydim; yalnızlığımı alırsanız yemeğimi ve suyumu almış kadar olursunuz. Yalnız kalamadığım her gün gücümden bir şeyler alıp götürür. Bununla övünmüyorum ama önemliydi benim için. Odanın karanlığı güneşti bana..

 

Henry Charles Bukowski

__________________

SA
09.09.2010 04:31
#62

”Rabbim sen olmasan kimin aklına gelirim ben…!”

 

 

İbrahim Tenekeci

SA
10.09.2010 01:49
#63

Büyük insanlarda, liyakat sahibi olanların kendilerini budalaca aşka kaptırdıkları görülmez. Büyük ruhlar ve büyük işler aşkla uzlaşmaz.

 

Francis Bacon

SA
10.09.2010 17:13
#64

Kendini boşuna harcamış olur insan, dilediğine ulaşıp da sevinç duymazsa. Yıktığın hayat kendininki olsun daha iyi, yıkmakla kazandığın yapmacık bir mutluluksa."

 

-William Shakespeare-

SA
14.09.2010 01:44
#65

DEPLASMANDA PLASEBO

 

 

Allah’ım kaderimde anarşi ve protesto

antidepresanlar ve içi boş bir gardırop

ne de çok yer kaplıyor mesela Al Pacino

yardımın gerekiyor Kadıköy’deyim stop.

 

Allah’ım kaderim bu sentimental ambargo:

Alternatif referans potansiyel salvo yok,

sadece klostrofobi, hicran türbülans ve şok;

cariyeler çekilmiş yeraltına cumburlop.

 

Allah’ım kaderimi sen yazdın sen bilirsin

kalbim oyuncak mı ne, ne kolay kırılıyor?

“Deplasmandır bu dünya” diyor albino şeyhim

plasebo yutturuyor bana depresif doktor.

 

Allah’ım kaderimden şikayetçi değilim

aksine bahtiyarım evrende bana da rol

verdiğin için şahsen, Allah’ım bizler senin

falsolu kullarınız, n’olur bizden razı ol.

 

Murat Menteş

SA
18.09.2010 02:14
#66

Ey hayat! Ölüme şükret, seni, onun yüzünden seviyorum.

Seneca

 

 

Belki de bu dünya başka bir gezegenin cehennemidir.

Aldous Huxley

 

 

Vucut bulmus her ruh yanlizliga mahkumdur.

Aldous Huxley

 

 

İki şeye hakkım olduğuna karar verdim: Özgürlük ve ölüm. Birine sahip olamazsam ötekini isterim çünkü hiç kimse beni canlı tutsak edemez.

Harriet Tubman

SA
23.09.2010 22:52
#67

İYİ Kİ BU DÜŞTESİN

 

I

nehirler yarışır, çağıldar gözlerinde

o nehirler benim nehirlerimdir

aşk

ki azar azar benim yerimdir

üşüyorsam, sokaktaysam, yalnızsam

gözlerin ey yâr benim evimdir

 

/vurulup düştükçe, düştükçe seni sevmekten caymayacağım

gece insin, el ayak çekilsin gelip kapında ağlayacağım!/

 

iyi ki bu sestesin

dünyayı ısıtan nefestesin

bir haydut gibi gezinirim kapında

kalbimde tutuşan ateştesin…

 

II

rüzgârlar savrulur, uğuldar gözlerinde

o rüzgârlar benim rüzgârlarımdır

aşk

ki azar azar benim yerimdir

suskunsam, bozgunsam, bulutsuzsam

gözlerin ey yâr benim evimdir

 

iyi ki bu düştesin

her sabah ışıyan güneştesin

iyi ki yoksuluz bulutlar gibi

soğuyan dünyada sımsıcak fırınlar gibi

 

/vurulup düştükçe, düştükçe sana koşmaktan caymayacağım

gece insin, el ayak çekilsin gelip kapında ağlayacağım!/

 

YILMAZ ODABAŞI

SA
24.09.2010 02:57
#68

Anladığım kadarı ile Milena ikimiz de çok çekingen ve ürkek kişileriz.. Birbirimize gönderdiğimiz mektuplar o kadar çekingen o kadar korku dolu ki..! Cevaplar dersen onlar ayrı bir korku kaynağı ikimize de doğuştan gelmemiş bu özellikler ama bende huy edinmiş artık. Bir odadayız Milena, birbirine bakan iki kapının ardındayız ama ayrı ayrı..Biri açacak olsa diğeri hemen ürküp kapıyor kapıyı!..Halbuki bu iki kişi ürkeklik olarak bu kadar benzemeseler, biri diğerine hiç aldırış etmese açsa kapıyı çıksa dışarı odayı düzenlese. Ama hayır o da en az diğeri kadar ürküyor ve saklanıyor kapısının ardına ve o güzelim oda bomboş kalıyor ortada..! Ve bu yüzden hep ikimizi üzen yanlış anlamalar oluyor. Aslında senin anlamadığını söylediğin o mektuplar sana en yakın olduğum zamanlar yazmış olduklarım oluyor..Yeryüzündeki 38 yıllık yolculuğumdan sonra bir dönemeçte sana rastlıyorum ve bu geç gelen hiç beklemediğim karşılaşma sonrasında ne yapacağımı bilmez şaşırıp kalıyorum ; İçimde fırtınalar kopamıyor, bağıramıyorum, çılgınlıklar yapamıyorum bu yüzden..

 

Franz Kafka

SA
24.09.2010 03:03
#69

İnsan ya hayrandır sana ya düşman,

Ya hiç yokmuşsun gibi unutulursun

Ya bir dakika bile çıkmazsın akıldan....!!

 

NAZIM HİKMET

SA
24.09.2010 20:54
#70

Lades

 

Uzayacağa benzer,

Tutuştuğumuz lades.

 

İşi gücü bırakıp,

Mezarlığa nazır,

Bir eve taşındım.

 

Ölüm;

Sen beni aldatamazsın.

Aklımda...

 

 

Behçet Necatigil

SA
24.09.2010 21:02
#71

BİR ŞEYİN ADI

 

Önce, büyük büyük düşündüm;

Sonra büyük büyük yaşadım.

Ne varsa, onlar aldı.

Şimdi bana küçük bir ölüm kaldı.

 

 

Özdemir ASAF

SA
25.09.2010 01:10
#72

BEKLEMEK

 

Gözler önünde işte

Gittikçe arınıyorum kendimden

Her giden güzelleşir

Gidiyorum güzelleşmek için

Unutulsun diye çirkinliklerim

Gelecek birisi güzeldir

Gelince güzel değil

Hele gelmişse çirkin

Yaşam, ölüm gelecek diye güzel

Ey güzeller güzeli beklediğim

Kaç saatim, kaç dakikam ya da saniyem

Artık ne gelmek ne de gitmek

Yaşamın en zor yanı beklemek

Hiçbirimiz beklemedik doğmayı,

Doğduğumuzdan beri beklediğimiz

ÖLMEK

 

AZİZ NESİN

SA
25.09.2010 01:11
#73

DAR DÜNYA

 

Yüreğim gövdeme sığmıyor

Gövdem odama

Odam evime sığmıyor

Evim dünyaya

Dünyam evrene sığmıyor

Patlayacağım

 

Acımın acısından susmuşum

Ki suskunluğum göklere sığmıyor

Böyle bir acıyı kimlere nasıl anlatacağım

Gönül dar geliyor sevgime

Kafam beynime

Ah şakaklarım

Çatlayacağım

Anladım artık anladım

Kimselere anlatamayacağım

 

AZİZ NESİN

SA
25.09.2010 01:13
#74

HOŞÇAKAL GÜZEL DÜNYAM

 

Hiç kimse buyur etmedi beni

Bu dünyada hiçbir yere

Ama açtım bütün kapıları tekmeleyerek

Bütün engelleri göğüsleyip yıkarak

Buyrun dediler o zaman incelikle

Buyur ettiler

Ve

Buyurdum

 

Elimden geldiğince görevimi yaptım

Gülümsedim hıçkırıklarımı boğarak

Sonunda kimsenin yorulmadığı denli yoruldum

Artık kapılar açık kalsın

Bundan sonra gireceklere

Şimdi dinlenmeye gidiyorum

Hoşcakal güzel dünyam.

 

AZİZ NESİN

SA
25.09.2010 01:18
#75

...

 

Nasıl anlatılıyordu o duygu

Sözler tozpempeydi

Susmalar uçuk mavi

 

Nerde benim belleğim

Unutmuşum o en çok bildiğim sözü

Bu gece ellerim bile dilsiz

Konuştukça zehir yeşili

Sustukça zifirden karanlık

 

AZİZ NESİN

SA
25.09.2010 22:10
#76

RÜZGAR

 

Uçurtmamı rüzgâr yırttı dostlarım!

Gelin duvağından kopan bir rüzgâr...

Bu rüzgâr yüzünden bulutlar yarım;

Bu rüzgâr yüzünden bana olanlar...

 

O ceviz dalları, o asma, o dut,

Gül gül, mektup mektup büyüyen umut...

Yangından yangına arda kalmış tut.

Muhabbet sürermiş bir rüzgâr kadar.

 

 

Sezai Karakoç

27.09.2010 11:16
#77

sebeb-İ Telif

 

Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız

yaprakla yağmurun aşkı meselâ

kim olsa serpilen coşturuyor bizi

imreniyoruz başkalarının mahvına.

Yağmur mahvoluyor çarparak

kendini parçalıyor mâşukunun açılan kıvrımında

yaprak dirimle irkiliyor nazlı ve mağrur

silkiniyor vuran her damlaya.

 

Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız

bakıp başkasının başkayla kurduğu bağlantıya

aşka dair diyoruz ilk anı bu olmalı

ilkönce damarlarımızda duyuyoruz çağıltısını

uzak iklimlerin

kokusu gitmediğimiz şehirlerin önceden

bir baş dönmesiyle kabarıyor hafızamızda

sonra ayrılıklar düşüne dalıyoruz:

Bize ait olan ne kadar uzakta!

 

Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız

başkalarının düşünceleriyle değil.

“Üstümde yıldızlı gök”demişti Königsberg’li

“içerimde ahlâk yasası”.

Yasa mı?Kimin için?Neyi berkitir yasa?

İster gözünü oğuştur,istersen tetiği çek

idam mangasındasın içinde yasa varsa.

Girmem,girmedim mangalara

Yer etmedi adalet duygusu

içimde benim

çünkü ben

ömrümce adle boyun eğdim.

Yıldızlı gökte bana soracak olursanız

kösnüdüm ona karşı

onu hep altımda istedim.

 

Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız

ve devam ediyor başkalarının hınçlarıyla

düşmanı gösteriyorlar,ona saldırıyoruz

siz gidin artık

düşman dağıldı dedikleri bir anda

anlaşılıyor

baştan beri bütün yenik düşenlerle

aynı kışlaktaymışız

incecik yas dumanı herkese ulaşıyor

sevinç günlerine hürya doluştuğumuzda

tek başınayız.

 

Diyorum hepimizin bir gizli adı olsa gerek

belki çocuk ve ihtiyar,belki kadın ve erkek

hepimiz,herbirimiz gizli bir isimle adaşız

yoksa şimdiye kadar hesapların tutması lâzımdı

hayatımıza kendi adımızla başlardık

bilmediğimiz bu isim,hesaptaki bu açık

belki dilimi çözer,aşkımı başlatırım

aşk yazılmamış olsa bile adımın üzerine

adımı aşkın üstüne kendim yazarım.

 

İsmet Özel

SA
03.10.2010 02:53
#78

Ermiş

 

Aşk size işmar ettiğinde izleyin onu.

 

Yollar çetin ve sarp olsa da.

 

Ve kanatları sizi sarmaladığında râm olun ona,

 

Telekleri arasındaki gizli kılıç sizi yaralayacak olsa da.

 

Ve sizinle konuştuğunda inanın ona,

 

Şimal rüzgârının bahçeyi tarumar edişi gibi,

 

Onun sesi rüyalarınızı darmadağın etse de.

 

Zira aşk nasıl sizi taçlandırırsa öyle de sizi çarmıha gerecektir.

 

Nasıl serpilmeniz içinse öyle de budanmanız içindir.

 

Nasıl yüksekliğinize erişir ve güneşte titreşen en körpe dallarınızı okşarsa,

 

Öyle de köklerinize inecek ve toprağa sımsıkı tutunurlarken onları sarsacaktır.

 

*

 

Aşk hiçbir şey vermez, kendinden gayrı ve hiçbir şey almaz, kendinden gayrı.

 

Aşk sahip olmaz, ne de sahip olunabilir.

 

Zira aşk kâfidir aşka.

 

*

 

Aşık olduğunuz zaman “Allah benim kalbimdedir” dememelisiniz; fakat daha ziyade “Ben Allah’ın kalbindeyim” demelisiniz. Ve aşkın seyrini yönlendirebileceğinizi düşünmeyin; zira sizi lâyık bulursa şayet, aşk sizin seyrinizi yönlendirir.

 

*

 

Aşkın hiçbir arzusu yoktur, kendini gerçekleştirmekten gayrı.

 

Fakat aşık olursanız ve muhakkak arzulara sahip olmanız gerekiyorsa arzularınız şunlar olsun;

 

Erimek ve akan bir dere misali olmak, ezgisini geceye mırıldanan.

 

Aşırı hassasiyetin ıstırabını tanımak. Kendi aşk anlayışınız tarafından yaralanmak.

 

Ve kanamak, teşne ve pür neşe.

 

Şafakta kanatlanmış bir gönülle uyanmak ve şükran duymak bir başka aşk gününe.

 

Öğleyin dinlenmek ve tefekkür etmek aşkın vecdini.

 

Akşamleyin eve dönmek minnettarlıkla.

 

Ve sonra uyumak; yüreğinizde sevgiliye dair bir dua ve dudaklarınızda bir şükür ilahisiyle.

 

*

 

Ve ihtiyaç kaygısı ihtiyacın kendisinden başka nedir ki? Kuyunuz dopdoluyken susuzluktan korkmak, dindirilemez bir susuzluk değil mi?

 

***

 

Halil Cibran

SA
03.10.2010 02:56
#79

Haydi koşayım diyorum belki dağılır

Koşuyorum

Sancağımda kendi rüzgârımla ölgün kıpırtılar

Hayır daha sevgili, daha sevimli değil

Ne başka bir gün ne başka bir zaman

 

a.c.z

SA
03.10.2010 03:18
#80

De ki: -Aşktır şadeden gönülleri

Perişan, berbat eden gönülleri

Aşk söyletir en yanık türküleri

Ay buluta girdiği gecelerde

 

CAHİT SITKI TARANCI

SA
03.10.2010 03:20
#81

BİR KAPI AÇIP GİTSEM

 

Ben bu dünyaya yanlış gelmiş olacağım ben

Ben öyle her insandan, o kadar uzağım ben

Yine bu gözlerimdir okşanacak şey arar

Yoksa içimde başka bir dünya hasreti var

 

Uyanır gibi birden bir korkulu rüyadan

O içimden sevdiğim, benim olan dünyadan

Bir ses bana: 'Gel! ' dese, ben o sesi işitsem

Kimsecikler duymadan bir kapı açıp gitsem

 

CAHİT SITKI TARANCI

SA
03.10.2010 03:21
#82

Kapımı çalıp durma ölüm,

Açmam;

Ben ölecek adam değilim.

 

CAHİT SITKI TARANCI

SA
03.10.2010 03:22
#83

BİR DE BAKMIŞIM Kİ ÖLMÜŞÜM

 

Bir de bakmışım ki ölmüşüm

Dünya sönmüş başucumda

Bir türlü gözümden gitmez

 

Ne gurbetlere düşmüşüm

İsterdim ki avuçlarımda...

Kimse halim sual etmez

 

Sorma nelerden olmuşum

Nelere etmişim veda

Böceklere gücüm yetmez

 

CAHİT SITKI TARANCI

SA
03.10.2010 03:23
#84

Ne gizli cinayetler,neler neler oluyor,

Denize her gün körpe cesetler döküyorum.

Ne baharlar soluyor,ne baharlar soluyor,

Azamet ve ihtişam içinde çöküyorum!

 

CAHİT SITKI TARANCI

SA
03.10.2010 13:57
#85

Kale

 

Kale, seni insanların yüreğine kuracağım.

 

*

 

“Çeşmelerden akan suları sevsinler istiyorum” diye bitiriyordu sözlerini. “Yeşil arpaların yazın açılmış çatlakları kapatan yüzeyini de. Mevsimlerin dönüşünü kutlasınlar istiyorum. Olmuş, tamamlanmış meyvalar gibi sessizlik ve ağırlıkla beslensinler istiyorum. Yaslarına uzun zaman ağlasınlar, ölülerine uzun zaman saygı göstersinler istiyorum, çünkü miras bir kuşaktan ötekine ağır ağır geçer, ballarını yolda yitirmelerini istemem. Zeytin ağacının dalına benzesinler isterim. Bekleyen dala. Üzerlerinde Tanrı’nın, bir soluk gibi ağacı denemeye gelen Tanrı’nın büyük sallanışı o zaman duyuracaktır kendini. Bu sallanış şafaktan geceye, yazdan kışa, kaldırılan harmanlardan ambarlanan harmanlara, gençlikten ihtiyarlığa, ihtiyarlıktan yeni çocukluğa götürüp getirir onları.”

 

*

 

Ağaç hiç de önce tohum, sonra filiz, sonra yaş gövde, sonra kuru odun değildir. Tanımak istiyorsan, bölmemelisin. Ağaç, ağır ağır gökle birleşen güçtür. Sen de böylesin, küçüğüm. Tanrı dünyaya getirir seni, sonra büyütür, sonra birbiri ardından isteklerle, üzüntülerle, sevinçlerle, acılarla, öfkelerle, bağışlamalarla doldurur, sonra da kendine döndürür seni. Ama sen ne bu okullu, ne bu koca, ne bu çocuk, ne de bu ihtiyarsın. Tamamlanansın sen.

 

*

 

Sevgilin sana gülümsediği zaman, gözlerin ışığı ölümsüzdür, ölümsüzdür gecelerin sessizliği. Zaman, kumunu tüketen bir kum saati değildir artık, ekin demetlerini bağlayan bir harmancıdır.

 

*

 

Böylece, kalenin en yüksek burcunun tepesinden, acının da, Tanrı’nın bağrında ölmenin de, hatta yasın da acınacak bir şey olmadığını gördüm. Çünkü, anısına saygı gösterildi mi yitirilmiş insan, yaşayan insandan daha çok aramızdadır, daha güçlüdür.

 

*

 

Ben önce baharı değil, içine baharın kapandığı bir çiçeğin düzenini seven kadını kurtarırım. Önce aşkı değil, aşkın içine büründüğü tek bir yüzü seven kadını.

 

*

 

Çünkü insanın tıpkı kaleye benzediğini gördüm ben. Özgürlüğünü sağlamak için duvarları devirir ama yıkılmış ve yıldızlara açık bir kaleden başka bir şey değildir artık.

 

*

 

Ama şu öteki, hiçbir şey yaratmadıktan sonra, gözlerini yalnızca kusursuzlukla beslese bile, satıcılardan alınmış, boşuna bir lükse bürünmekle kalır.

 

*

 

Ağır çuvallar altında iki büklüm olanlar, bunları değirmene götürdükleri zaman, daha az acınacak durumdadırlar. Ya da undan apak olmuş durumda, geri getirirken. Çuvalın ağırlığı bir dua gibi çoğaltır onları. Ekin demetini bir tohum şamdanı gibi taşırken sevinçle giderler. Çünkü bir uygarlık insanlardan istenene dayanır, onlara sağlanana değil. Elbette, daha sonra bu buğdayı almaya gelirler, onunla beslenirler. Ama insan için işin önemli yanı bu değildir. Onları yüreklerinde besleyen şey buğdaydan aldıkları değildir, buğdaya verdikleridir.

 

*

 

Ama bir kadının güzelliği karşısında heyecanlanacak bir adam yoksa, nereye koyarsın bu güzelliği ? Kendisini ele geçirmek isteyen çıkmayınca, elmasın değerini ? Kendisine hizmet eden kalmayınca imparatorluğu ?

 

*

 

Etkisiz sözcükler yüzünden, aynı aşk adına silaha sarılırlar.

 

*

 

Barışı zorla kabul ettirtmem. Düşmanımı dize getirmekle yetinirsem, düşmanımı ve kinini kurtarırım. Yalnızca doğru yola getirmek büyüktür, doğru yola getirmek de almaktır. İçinde rahat etsin diye ölçüsüne göre bir giysi sunmaktır herkese.

 

*

 

Ve sap, tohumun dal olmak için bulduğu yol değildir. Sap, tohum ve dal aynı çiçekleniştir.

 

*

 

Elbette, aşk adına seni tüketen çalışma ne kadar çetinse, o kadar coşturur seni. Ne kadar çok verirsen, o kadar çok büyürsün. Ama alacak biri bulunmalı. Yitirmek, vermek değildir.

 

*

 

Bu yüzden, gündelik olanı kolaylaştırdığınız için değil, onu bir erek olarak benimsediğiniz için suçluyorum sizi. Çünkü sarayın mutfakları gereklidir elbette ama gerçekte yalnızca saray önemlidir, mutfaklar ona hizmet eder.

 

*

 

Koşuydu benim koştuğum ve çeşmelerin türküsünü sevdiği için, testisini doldurup dolabına koyan adam gibi delilik etmiştim.

 

*

 

Çünkü ben direneni severim yalnız… Dudaklarıyla işkencelere ve aşka dayanmış insanı severim. Seni, korkunç bir burca benzeyeni, hiçbir zaman ‘alınmayacak’ olanı…

 

*

 

Aşk, elimin altında bir yedeklik değildir. Yüreğimin emeğidir her şeyden önce.

 

*

 

Analıkta olduğu gibi, aşkta da günden güne değişmeden durulamaz. Ama sen gondoluna oturmak ve ömürlüğüne gondolcu şarkısı olmak istiyorsun. Aldanıyorsun. Çünkü yükseliş ya da geçiş olmayan her şey anlamsızdır. Oturdun mu yalnız sıkıntıyı bulursun, çünkü görünümün sana öğretebileceği hiçbir şey yoktur artık. Sonra da kadını dışarı atacaksın, oysa ilk atılması gereken ’sen’sin.

 

*

 

Ve onu aşka açmak istersem, dua çabası yoluyla aşkı kurarım onda.

 

*

 

Ama gene söylüyorum sana : dağ dediğim zaman, senin için, senin gibi onun yamaçlarında orasını burasını kanatmış, uçurumlarından yuvarlanmış, taşları üstünde terlemiş, çiçeklerini toplamış, doruklarında, yel altında soluk almış biri için belirtirim dağı. Belirtirim ama hiçbir şey tutmam elimde. Ve şişman bir dükkâncıya dağ dediğim zaman, yüreğine hiçbir şey götürmem.

 

*

 

Senden seni doğurtan parçalanışa ne mutlu! Çünkü hiçbir gerçek apaçıklıkta kanıtlanmaz, apaçıklıkta hiçbir gerçeğe ulaşılmaz. Bil ki, çözümü bulunmayan her çelişki, düzeltilmesi olanaksız olan her uyuşmazlık, kendisini sindirebilmen için büyümek zorunda bırakır seni.

 

*

 

…Bu nedenle ağaçlar hiçbir zaman bir erzak, bir yedeklik olarak elde edemezler güneşi, yükselişlerinde kovalarlar onu, parlak ve göz kamaştırıcı sütunlar gibi biçimlenir, topraktan fışkırıp tanrılarını izlemelerinin etkisiyle birer güç olurlar. Tanrı’ya hiçbir zaman erişilemez, Tanrı’ya doğru gidilir yalnızca ve insan uzamda bir dal topluluğu gibi gelişir.

 

*

 

Düş kırıklığı bayağılıktan başka bir şey değildir, çünkü bir insanda sevmediğin bir şey de varsa, bu insanda daha önce sevdiğin şey ne diye yıkılsın ? Ama sen, sevdiğini ya da seni seveni köle yapıp çıkıyorsun hemen, köleliğin yüklerini sırtına almayınca da suçluyorsun onu.

 

*

 

Öteki de, böylece, bir dost kendisine aşkını armağan edince, bu armağanı göreve dönüştürdü. Aşk armağanı baldıran zehri içme görevi ve kölelik oluyordu böylece. Dost baldıran zehrini hiç sevmiyordu. Öteki düş kırıklığına uğradığını düşündü, bu da iğrenç bir şeydi. Gerçekten de, görevini yapmamış bir köle karşısında duyulan düş kırıklığından başka hiçbir şey yok burada.

 

*

 

Tutumlu olmaya kalkma bu alanda. Çünkü, gönül devinimleri söz konusu olunca, biriktirilecek mal yoktur. Çünkü vermek, yalnızlık uçurumu üstünden bir köprü atmaktır.

 

*

 

Gerçek aşk, karşılık olarak hiçbir şey beklemediğin yerde başlar.

 

*

 

Dost yargılamayan kişidir her şeyden önce. Dedim sana, dilenciye, koltuk değneğine kapısını açan ama dansını yargılamak için ondan dans etmesini istemeyen kişidir… Unutma ki, konukseverlik, incelik ve dostluk insanda insanın karşılaşmalarıdır. Kendisine tapanların boyları, şişmanlıkları üzerinde tartışacak bir tanrının tapınağında, koltuk değneklerimi kabul etmeyecek ve hakkımda bir yargıya varmak için beni dans ettirmeye kalkacak bir dostun evinde ne işim var ?

 

*

 

Ve dilenci yoldaki baharı anlatınca, dost onda baharı kucaklayandır. Dilenci geldiği köydeki kıtlığın dehşetini anlatınca, onunla kıtlığın acısını çekendir dost. Öyle ya, dedim sana, dost insanın sana ayrılan ve sana belki de başka hiçbir yerde açmadığı bir kapıyı açan yanıdır.

 

*

 

Unutma ki, tapınağına geldiğin zaman, Tanrı seni yargılamaz artık, bağrına basar yalnızca.

 

 

(Citadelle) - Antoine de Saint-Exupery

SA
03.10.2010 23:10
#86

Yokluğun Tadı

 

Acılı ruh, didinmeye düşkün eskiden,

Umut, ki mahmuzu can katardı çabana,

Artık sürücün olmaz! Utançsız yatsana

Kocamış at, her engele takılıp giden.

 

Katlan, yürek; ağır uykuna dal şimdiden.

 

Yenilmiş, bitkin ruh! Koca serseri, sana

Artık ne uğraşıdan tat var, ne sevgiden;

Kalsın flüt iç çekişten, boru ezgiden!

Zevkler, ilişmeyin bir küskün, bezmiş cana!

 

Canım ilkyazın kokusu gitti yabana!

 

Zamandır her dakika beni yutup yiyen

Sonsuz kar donmuş bir gövdeyi sararcana;

Yukardan baktığım yeryuvarlağı bana

Bir sığınak göstersin istemem yeniden.

 

Çığ, götürür müsün düştügünde beni sen?

 

Charles Baudelaire

SA
08.10.2010 15:02
#87

Seçkin bir kimse değilim

İsmimin baş harfleri ACZ tutuyor

Bağışlamanı dilerim

Sana zorsa bırak yanayım

Kolaysa esirgeme

Hayat bir boş rüyaymış

Geçen ibadetler özürlü

Eski günahlar dipdiri

Seçkin bir kimse değilim

İsmimin baş harflerinde kimliğim

Bağışlanmanı dilerim..

 

CAHİT ZARİFOĞLU

SA
11.10.2010 14:02
#88

Sevinçle kaçın kurtulun ölümlerinizle.

Yalnızlıkla ben kaldım

Sevindiniz işte alın koşturun.

Aha size son atım..

 

ACZ

 

 

Şimdi üzgünüz arkadaş

Yolumuza çıkmayın üzgünüz...

 

ACZ

SA
23.10.2010 16:45
#89

‎"başı sonu içiçe geçmiş bir hikayede ortaya çıkacağı anı

karıştırmış bir kahraman gibiyim..nerede ortaya çıksam yanlış karedeyim..."

 

T.Tufan

SA
23.10.2010 17:30
#90

Bütün saadetler mümkündür...

Bahtsızların biraz gülümsemesi...

Körlerin gün görmesi,

Mümkündür bütün mucizeler...

Ana, baba, evlât, bütün kaybolanlar...

Ebedî bir sabahta buluşmamız bir daha.

 

Ölüler! Hepimiz için yalvarın Allaha...

 

ZİYA OSMAN SABA

SA
23.10.2010 17:32
#91

KİMBİLİR

 

İlk yağmur damlası düştü

Kuru yapraklarına güzün.

Ardında kış kıyamet,

Dert, hüzün.

Alınyazısı hepsi.... Kısmet....

Ha yazı, ha kışı geceyle gündüzün,

Kim bilir kaç günü kaldı

Ömrümüzün?

 

ZİYA OSMAN SABA

SA
23.10.2010 17:49
#92

Ben de zaman elinde hem batı hem doğuyum,

Beni ufuk doğurdu ben ufkun çocuğuyum.

 

 

Osman Yüksel Serdengeçti

SA
23.10.2010 17:51
#93

Göreceğim bir boş kafes

Ceset kalmış çıkmış nefes

Nerde o can nerde o ses

Gelsen de bir gelmesen de

 

Osman Yüksel Serdengeçti

SA
23.10.2010 20:31
#94

Dilenci

 

ey insan sana küstüm çünkü sen beni

birazdan kurşuna dizilecek bir mahkum gibi

bıraktın ve gittin endişe limanında.

ama sorarım, mesela samatyada

kimin bahçesi daha büyük

ölümden.

 

İbrahim Tenekeci

SA
23.10.2010 20:34
#95

zar tutuyorsun ey hayat bu kaçıncı sevgili

yanlış ata oynamışım gözlerim öyle dedi.

 

İbrahim Tenekeci

SA
23.10.2010 20:40
#96

GÜZ DALGINLIKLARI

 

Gül diye kokla güz dalgınlıklarını

Umut tacirlerine yüz verme sakın

Yenilirsen dövüşerek yenilmelisin

Hiç kimseye vereceğin hesap kalmamalı

 

AHMET TELLİ

SA
23.10.2010 20:42
#97

Büyülendim ama büyüyemedim

Aklım ermedi aynalara ve suya

Yüzümü gösterip kalbimi neden

Sakladıklarını öğrenemedim

Şaşkınım, cahilim ben bu dünyada

 

AHMET TELLİ

SA
24.10.2010 13:43
#98

Bu da geçer..

Bu da geçecek..

Bu da geçmeli..

Bu da geçsin Ya Hu!..

Bu da geçsin lütfen...

 

-Tarık Tufan -

SA
24.10.2010 13:44
#99

Bir Incelik gösterin,

Incinmesin Yüregim

...

 

 

 

Cahit Zarifoglu

SA
24.10.2010 13:48
#100

kar yağarken

serçeleri seyrettim

çocuklarım geldi birden aklıma

sabırsızlanıyorlar

büyümek için

gelmeyin,burası derin!

 

İbrahim Tenekeci

SA
24.10.2010 17:17
#101

Çok yorgunum, beni bekleme kaptan

Seyir defterini başkası yazsın

Çınarlı, kubbeli, mavi bir liman

Beni o limana çıkaramazsın...

 

Nazım Hikmet Rân

SA
24.10.2010 21:41
#102

Ara dur kendini belâ hastası

Sen varsın yokluğu çıldırtan yokta

Rûhun bedenine deli yaftası

Yay sensin kendine çevrilen okta!

 

 

Serdar Tuncer

SA
24.10.2010 21:42
#103

Anlamazsın bildim yar

Gayrı isyan doldum yar

Darağacın oldum yar

Gel kendini as bana

 

Serdar Tuncer

SA
24.10.2010 22:03
#104

Yürüyorum

azarlanıyorum fışkıran başaklarla

iki bomba gibi taşıyorum koltuğumdaki bir çift somunu

hurdahaş bir sancıyla geçiyorum badem çiçekleri altından

gözlerim nemli değil.

gözlerim namlu.

 

 

İsmet Özel

SA
08.11.2010 12:20
#105

Payımıza sükût düştüğünden beridir...

Kalbimizin sesini daha bir güzel duyar olduk...

 

_NFK__

ME
08.11.2010 13:17
#106

Payımıza sükût düştüğünden beridir...

Kalbimizin sesini daha bir güzel duyar olduk...

 

_NFK__

Bu şiir Üstad'ın hangi kitabında geçiyor kardeş? Üstad'ın böyle bir şiiri yok diye biliyorum. Bu şiir için kaynak nedir?

SA
11.11.2010 16:00
#107

Herhangi bir eserinde rastlamadım fakat nette karşılaştığım pekçok sitede Üstad'a ithaf ediliyor. Sanırım yöneticilerden daha sağlam açıklama yapılır. Siz Serdengeçti'yi Üzmez'in kardeşi ilan ettiğimde de kaynak istemiştiniz. Peşim sıra kaynak taraması yapıyorsunuz maşallah:) (Bunu eleştirmiyorum doğru bir metod)

SA
12.11.2010 14:51
#108

Anlıyorum kaçmaya zaman yok

 

Şafak birden doğrulacak

 

ACZ

SA
15.11.2010 19:10
#109

İçimde bir acı fırtına kopar

Bulutlarda şimşek çakar giderim

Bitmeyen arzular yolumu kapar

Çılgın bir sel gibi yıkar giderim

 

Nurullah Genç

SA
16.11.2010 23:30
#110

Ey kutsal ağrı! Gel ve sessizliğimizi boz!

Kulakları sağır etsin çınlayan sesin!

Başımızdaki tacımızı ağrıdan bir çelenkle değiştir…

Acı çekmeye başlamazsak yanmaktan kurtulamayacağız!…

 

Ali Ural

SA
16.11.2010 23:32
#111

Aşkına dalmışım ben, nasihat neye yarar?

Zehir içmişim ben; şeker neye yarar?

Benim için: “Ayağına zincir vurunuz!” diyorlar.

Divane olan gönüldür, ayağıma zincir vurmak neye yarar?…

 

Rumi

SA
21.11.2010 00:59
#112

Durdurun gece hücumlarını.

Artık aşk insan kalbine sığmıyor ...

 

ACZ

SA
22.11.2010 01:30
#113

Yaram var, havanlar dövemez merhem;

Yüküm var, bulamaz pazarlar dirhem.

Ne çıkar, bir yola düşmemiş gölgem;

Yollar ki, Allah'a çıkar, bendedir!

 

NFK

SA
25.11.2010 14:49
#114

Bugün ağla çocuğum, yarın ağlayamazsın!

Şimdi anladığını sonra anlayamazsın!

 

NFK

KA
08.12.2010 15:53
#115

zülf-ü kâküllerin amber misali

 

buy-u erguvandan güzelsin güzel

 

kızarmış gonca gül gibi yüzlerin

 

Şah-ı Gülistan'dan güzelsin güzel

 

 

yüzünde yeşil ben, aşikar olmuş

 

çekilmiş gaşların, zülfikâr olmuş

 

gözlerin aleme hükümdar olmuş

 

Mihr-i Süleyman'dan güzelsin güzel

 

 

kurulmuş göğsünde Bahçe-i Vahdet

 

hatmolmuş kadrinle Tûbay-ı Hikmet

 

cemalin seyreden istemez cennet

 

Sen huri,gılman'dan güzelsin güzel

 

 

gözlerin velfecri benzer İmrân'e

 

seni seven âşık olur divane

 

yanakların şûle, vermiş cihana

 

Yüz mah-ı tabandan güzelsin güzel

 

 

çiğ düşmüş çayıra benzer yüzlerin

 

âşıkın öldürür şirin sözlerin

 

mısr'ın hazinesi değer gözlerin

 

Zühre-i Rahşan'dan güzelsin güzel

 

 

sıdk-ı der suretim hattın secdegâh

 

cümle güzellere oldum pişegâh

 

güzeller tacısın yüzün padişah

 

Yusuf'u Kenan'dan güzelsin güzel.

 

 

 

 

Bir müridanın kaleminden Mürşidi alilerine ithafen yazılmış nadide bir şiir. İstifadenize...

SA
18.12.2010 12:56
#116

Karışık bir iç deniz bunalımı

Zafersiz bir kalyonda

Ölümün her anki hatırasından uzak

İnsanı her halinden tanıyan

Sakat bir ölü atlar alıcısı

 

ACZ

SA
18.12.2010 12:59
#117

Hep kaçarmış şehirlerin

Demir dağlarına

Uyuyunca toprak beşiğimde

Sahipsiz kalan

Ellerimden kayan aydınlık günlerim

 

ACZ

SA
18.12.2010 13:04
#118

Aha Şeyhefendim aha yüreğim

Göz kapanır akıl susar susar akıl

İstersen haydi haydi haydi

Yeryüzünün bütün gümbürtülerini çağır

 

ACZ

SA
18.12.2010 13:06
#119

Anneciğim sen

Yaslan koluma dinle beni

Bak ben bir eli sofranın altında

Parmağına kimsenin duymadığı sesler çarpan

Ürküp korkan

Bir evladınım

 

ACZ

SA
19.12.2010 03:15
#120

EFENDİM

 

Benim efendim !

Ben sana bendim !

Bir üfledin de

Yıkıldı bendim.

Ben ki, denizdim,

Dağbaşı bendim.

Şimdi sen oldun,

Âleme pendim.

Benim efendim !

 

Benim efendim ,

Feza levendim !

Ölmemek neymiş;

Senden öğrendim.

Kayboldum sende,

Sende tükendim!

Sordum aynaya:

Hani ya kendim?

Benim efendim !

 

Benim efendim !

Emri yüklendim!

Dağlandım kalbden

Ve mühürlendim.

Askerin oldum,

Başta tülbendim;

Okum sadakta,

Elde kemendim.

Benim efendim.

 

 

(NFK/1978)

 

 

Allah'ım SENİ istiyoruz!!!

SA
20.12.2010 02:23
#121

Kubur faresi hayat, meselesiz, gerçeksiz;

Heykel destek üstünde, benim ruhum desteksiz.

 

 

NFK

SA
20.12.2010 02:36
#122

Ben güneyli çocuk arkadaşım ben güneyli çocuk

Günahlarım kadar ömrüm vardır

Ağarmayan saçımı güneşe tutuyorum

Saçlarımı acının elinde unutuyorum

Parmaklarımdan süt içmeye çağırıyorum seni

Ben güneyli çocuk arkadaşım ben güneyli çocuk

 

 

Sezai Karakoç

SA
20.12.2010 16:54
#123

dönülmez akşamın ufkundayız, vakit çok geç

bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç

cihana bir daha gelmek hayal edilse bile

avunmak istemeyiz, böyle bir teselli ile

geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan

ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan

geçince başlayacak, bitmeyen sükûnlu gece

guruba karşı bu son bahçelerde keyfince

ya aşk icinde harab ol ye şevk icinde gönül

ya lale açmalıdır göğsümüzde yahut gül

ah dönülmez akşamın ufkundayız vakit çok geç.

 

Yahya Kemal BEYATLI

SA
21.12.2010 03:50
#124

Bir şeyi evde unutmuş gibi

tedirgin ediyorum kendi kendimi..

 

Kirleniyor su insana yaklaştıkça

bulanıyor gökyüzü taş atınca bir kuşa

ve ben, sevinçten bile kendini esirgeyen

öpeyim geçsin günün yanaklarından

tırnaklarını yesin can sıkıntısı

açılsın denize sulu boya gemiler

bilmesin beni benden başkası..

 

İbrahim Tenekeci

SA
27.12.2010 15:01
#125

Ya sen selvi boylu nesisin

ya ben neyiyim körlüğün

eğil hakkımızla

birlikte bağıralım

içine esirliğin

 

ACZ

SA
27.12.2010 15:50
#126

Yâr o ki, hep yadında;

Eskimez ve eskitmez.

Muradı muradında,

Seni bırakıp gitmez

 

N.F.K

MA
28.12.2010 01:32
#127

Ezeli sırları ne sen bilirsin ne de ben

Bu muammayı ne sen okuyabilirsin ne de ben

Perde ardında sen ben dedikodusu var amma...

Perde kalktı mı ne sen kalırsın ne de ben

ÖMER HAYYAM

NA
28.12.2010 02:02
#128

İSTANBULA KAR YAĞIYORDU

 

Yetmiş dokuzun kışıydı,

Sertti, soğuktu

İstanbula kar yağıyordu..

Kömür yanıyordu sobalarda

Geceleri polisler, bekçiler oluyordu..

Bir de biz oluyorduk

Ölümüne üşüyorduk ha

Yalan yok polisler de üşüyordu

 

On altı yaşındaydım..

Her şeyi bükecek bileğim vardı

On altı yaşındaydım

 

Aslan gibi ortadaydım

Gündüzleri okulda coğrafya defterimin arkasına

Senin için şiirler,

Geceleri duvarlara ülkemi kurtarmak için

Kahrolsun yazacak kadar adamdım

On altı yaşındaydım

Ne senin haberin oluyordu şiirlerimden

Ne de birileri kahroluyordu

Mahalle duvarlarına çiziktirdiğim harflerimden

On altı yaşındaydım

Yalan yok

 

Ben yazmaya böyle başladım

Coğrafya defterim bir eskiciye kurban gitti

Duvarlarına yüreğimi bağırdığım o evler birer birer

Yıkıldı gitti..

 

Şimdi güzel kağıtlara yazıyorum,

Kocaman laflar ediyorum

Marşlar biliyordum,

Kitaplar okuyordum.

Koşarak ve ıslanmadan geçiyordum sulardan

Koşarak ve ıslanmadan yaşıyordum.

Bak

İstanbulu seviyordum

Seni seviyordum

Dualar öğreniyordum

Meydanlarda toplanıp bağırıyordum

Herkes gibiydim,

Herkes kadar cesur..

Herkes kadar korkak

Herkes kadar filinta delikanlı

Ve herkes kadar buralı..

 

Yetmiş dokuzun kışıydı,

Sertti, soğuktu

İstanbula kar yağıyordu..

Ağzımızdan dumanlar çıkıyordu konuşurken..

Haliç in arkasında toplanıyorduk

Gece adamı içine çekiyordu

Biz geceyi içimize çekiyorduk..

En güzel ben yazıyordum duvarlara yazıları

Herkes beni seviyordu..

En güzel şiirleri de ben yazıyordum oysa

Coğrafya defterimin arkasına..

Bunu kimse bilmiyordu

 

Sizin evin duvarına kahrolsun diye yazıyordum

Ve hızla kaçıyordum

Sizin evin duvarına bir kez olsun

Seni seviyorum diye yazamadım

O zaman duvarlara öyle şeyler yazılmıyordu

Dedim ya

Yetmişdokuzun kışıydı

Sertti, soğuktu

İstanbul'a kar yağıyordu.

 

İBRAHİM SADRİ

NA
28.12.2010 02:12
#129

YALAN

hadi gidiyorsun

yürekten kan gidiyor,sen gidiyorsun

herşey gidiyor

gökte bulut,dağda kar,düzde kervan gidiyor

solgun bir gül oluyor insan

bir demet kır çiçeği ölüyor sen gidiyorsun

ne ucuz yaşıyorsun,ne kolay

bir kristal gibi ellerimden düşüyorsun

bakma öyle

ben kanıyorum sen üşüyorsun

 

kolay değil bir yalan bu

yaralayan kanayan koca bir yalan

yalan işte

sevdiğim yalan

şarkılardan arta kalan ve sabah buğusu

ve tarla faresi ve ekmek derdindeki işçi kalbi gibi

yumuşak sıcak bir yalan

ıslak gözlerimle geçiyorum

yaralı bir ceylanın kalbinden

ceplerimde kül var

bir yangından arta kalan

 

sorduğum adreslerde kimse olmuyor

ve kimse olmuyor ben sorduğum zaman

her şey bir yalan gibi yandığı zaman

yalnız olduğunu anlıyor insan

anladım ve geçtim

yaralı bir ceylanın kalbinden

 

aynamı kırdım fotoğraflarımı yaktım

nasıl da acımasızdım tafralarıma karşı

nasıl da umarsız

 

su gördüm düşümde

karanlıktı ve gürültüyle çağlıyordu

ceplerimde kül vardı ve yanıyordu

sonra sabah oluyor

ve bir ceylan kalbinde alem ağlıyordu

 

hayır diyordu bir dağ köylüsü

hiçbir şey için geç değil

ve geç değil bir şey için hiçbir şey

bişey vardı öyleyse bişey

beni çeken

gecenin duldasından uzağa

kocaman çayırlara çeken bişey

gümrah ırmaklara

sonra sıcağa sonra acıya

sonra yaralarıma merhem olmaya kapıma dayanan

bişey

 

tutsana beni,bırakmasana

olsun yaralasana

olsun,ağrısa da

yalan da olsa,kalsana

 

dağ köylüsü

aşkın olduğu yerde ben varım

sen olmasan da ben varım

yağmur yağar saçlarım filizlenir

bir yıldız düşer omuzlarıma

ıslık çalar ıslanır şarkılarımı söyler geçerim kapından

camların buğusundan ve yağmurun kokusundan

tanırlar beni

bilirler

en iyi yalanlarını ben alırım onların

adresler sorarım kimseler oturmaz orda

ve kimseler olmaz ben sordukça

 

dağ köylüsü

şimdi gidersen

şimdi git

kalırsan şimdi

İBRAHİM SADRİ

NA
28.12.2010 02:25
#130

NAN GİBİ

Ve gözlerin gelir geçer içimden

Su içerken sen sokulurken akşam kızıllığına

Ekmeği bölerken

Yalnızsam yıllar nasıl geçmişse aradan

Unutmak kolay sanmışsa şarkılar

Şiirler yalan yazmışsa ayrılığı

Kör olsun sözlerim, unuttuysam adını

An gibi aklımdasın

 

Gelir geçer gemiler

Belki sende geçersin diye

Bir kumru konar her sabah pencereye

Bir miladı taşır gece bir yıldız

Soğuk olur, üşürsün ya adamakıllı

Hani sarılırsın kendine

Hani aklın karışır

Bu bir divaneliktir gönül aha alışır

Ömrüm bitse ne çıkar

Can gibi aklımdasın

 

Gündür geçer gider

Belki bir şey kalmaz sanırsın

Yani bir sabah uyandığında

Ne hayatın tortusu ne kokusu alışmışlığın

Her şey başka olacaktır

Başka bir otobüs başka bir gazete

Resimlerden silinecek yüzün belki de ne adın ne sanın

Bir şafak vakti açınca gözlerini

Bir merhabayla

Yeniden kurulacak dünya

Ve sen her şafak

Nan gibi aklımdasın

 

Bazen bir şey geçer içinden insanın

En ücra yerlerinden cesaret gibi bir şey

Ne olacak işte kömür yanmıyorsa eskisi kadar güzel

Fasulyenin tadı yoksa

Şarkılar yakmıyorsa içini

Sadri alışık öyle güzel ağlamıyorsa

Aşık olmayı beceremiyorsa izzet günay

Mahallenin en güzel kızına

Denizin tuzu

Yalnızlığın bahanesi yoksa

Bir bıçak saplanınca yüreğinin tam ortasına

Zannetme ki ölmek zor

Ölmek kolay kolay da

Kan gibi aklımdasın

 

Bu da geçer

Her sabah kanayacak değil ya

Bakarsın taze ekmek çıkarır köşedeki fırın

Biraz da helvası bizim bakkalın

Senden ayırdığım üç beş zeytin

Otururum sofraya

Her lokmada geçer acısı belki bırakılmışlığın

Bende unuturum nasıl unutulursa sana susuzluğum

Ve nasıl becerdiysem kahrolmayı

Öyle unuturum ekmek gibi

Nan gibi aklımdasın

 

Ve gözlerin gelir geçer içimden

Su içerken sen

Sokulurken akşam kızıllığına

Ekmeği bölerken

Yalnızsam yıllar nasıl geçmişse aradan

Unutmak kolay sanmışsa şarkılar

Şiirler yalan yazmışsa ayrılığı

Kör olsun sözlerim, unuttuysam adını

An gibi aklımdasın

An gibi aklımdasın

Aklımdasın...

İBRAHİM SADRİ

SA
28.12.2010 13:10
#131

-Her şey önceden nasılsa gene öyle olmaya başladı.

-Neyden önce?

-Senden önce.

-Bu doğru değil.

-Yine şansım döndü.

-Bilirsin, şans gelir ve gider.

-Sende durum nedir?

-Pek iyi sayılmaz.

-Yırtık banknota inanır mısın?

-Ne banknotu?

-Bütünken çok kıymetli, iki parçayken hiç bir değeri olmayan..

 

alıntı

NA
30.12.2010 14:06
#132

ZEYNEP BENİ BEKLE

 

zeynep beni bekle / gece ağaçlarına

yağmur çiseliyorum / cam tozu su beyazı

yalnızlığını mutlaka değiştireceğim

bir yaprak halinde süzülüp saçlarına

eski teşrin'lerden / kederli kırmızı

zeynep beni bekle mutlaka döneceğim

söyle kim önleyebilir buluşmamızı

 

geceleyin ışıkları söndürdüğün zaman

benim şiir kitaplarından sızan aydınlık

elinde uyuyakaldığın heyecanlı roman

pancurların çarpıldığı lodos geceleri

rüzgârın değil benim / pencerendeki ıslık

her akşam koridordaki ayak sesleri

yanlış çaldığını zannetiğin telefon

zeynep beni bekle mutlaka geleceğim

hem bu ne ilk ayrılığımız ne de son

 

pikapta eminağa acemaşirân saz semaisi

sokakta çocuklar saklambaç hırsız polis

hayat akıp gidiyor olsam da olmasam da

saati durmamalı ufak sorumlulukların

resmi bırakmadın ya / son çektiğin hangisi

bak mektuplar birikmiş yine masamda

fakülteler açılacak bak bugün yarın

zeynep beni bekle mutlaka geleceğim

başladığımız filmi birlikte bitireceğiz

 

kim ne derse desin içimde delice bir his

 

Atilla İLHAN

MA
02.01.2011 13:25
#133

Hüznün kızıl yaprakları düştü zamana

Aktı canlar yangınlardan o kızıllığa..

'A.H.'

SA
03.01.2011 13:25
#134

MEKTUP 2

 

Sen benden ne ayrısın, ne gayrı...

Ama feryatlarım neye?

 

Gidişin bir türlü harap ediyor beni, gelişin

bir türlü...

Fakat bu iki harabe arasındaki canı gör!...

 

Senin için 'geliyor' dediler; aklım gitti.

Gelirsin, aklım gider; gidersin, aklım gider..

Açık söyle sen akıl düşmanı mısın?...

 

Toprağa düşen tohum gibi

ben de ayaklarına düşüyorum...

Bu aşk ne zaman başak verecek?

 

Sen; ' Sen ne olursan ol, bana ne?' diyorsun...

Ben; 'Ne olursan ol bana gel!...'diyorum...

Hangimiz haklıyız?..Söyle..

 

Artık bu iş böyle gitmez. Artık bu ateş

Böyle tütmez. Dumanım kesildi, serapa

Kör oldum ..Anla...

 

Akşam oluyor, güneş batmak üzere...

Aşk uzun bir geceye benzer.Sabah ayıklar içindir.

Biz ki sarhoşuz.

Gel!...Uzun gecelere bürünelim...

 

Osman Yüksel Serdengeçti

SA
07.01.2011 12:32
#135

Noktanın sonuna kadar

bir sinir bir can yanmasıyla

bir parçamı

bir demir mengeneye

koyup sıkmak istiyorum mu nedir

dilimi

bir acı mı ne gerek

öyle uykum var ki

öyle istiyorum ki..

 

ACZ

SA
07.01.2011 12:35
#136

Eğer bir gün, bu geçici dünya gömleğini sırtımdan çıkaracak olursam, berzahta, söz ettiğin anılarla birlikte bekleyeceğim.

 

Sadık Yalsızuçanlar/ANKA

SA
11.01.2011 14:54
#137

Ben de, inadına böyle acı baharı severim. Açılan, saçılan, bayılan sıcak mayıs baharını değil. Titreyen, titreten genç baharı.. Çiçekler açılmak üzere olacak. Dallar yeşillenmek üzere... Yazla kışın çekişmesi, hırçın bahar.

 

 

SERDENGEÇTİ

SA
13.01.2011 13:20
#138

Bir ateşli hastalık

Eklem ağrıları ve baş

Sanki yerinde değil

Karyolanın yanında bir uçurum hissi

Kalkınca ilk işim koşmak

Bahçede

Sularla oynayan çocukların arasına koşmak

 

 

ACZ

SA
13.01.2011 13:26
#139

Sonunda anladım ki

Zoruma giden şeyler sayesinde

insanım

 

İbrahim tenekeci

NA
13.01.2011 13:32
#140

ÇARESİZ

 

 

Ah bilsen, bir bilsen duyduklarımı

Sanki bir dağ ağırlığı kalkacak üzerimden

Ve nehirler boşalacak sanki içerimden

Sakın bilme!

 

Anlatsan duyarım bütün güzellikleri

Erir dağlarımın başındaki kar.

Sussan içimde kıyamet kopar

Sakın konuşma!

 

Ha küreğe mahkum olmak prangaya vurulmak

Ha görmemek gözlerini,ikiside bir

Bütün kördüğümleri çözecek gözlerindir

Sakın bakma!

 

Bir haberin gelse iki satırlık

Yüreğim birdenbire kanatlanır yücelir.

Bir martı gibi çıkar kapına gelir.

Sakın yazma!

 

Çıkıp gittiğinden beri sessiz sedasız.

Başıboş kalan esir, zindanda yatan hürüm.

Dönmesen çaresiz kalır ölürüm

Sakın gelme!

 

İşte dağlar taşlar şahidim olsun

Yüzüme bakma, konuşma, yazma istemiyorum

Dipsiz karanlıklara bağırıp duruyorum

Sakın işitme!

 

Yavuz Bülent BAKİLER

 

MA
13.01.2011 18:11
#141

Burdayım....Burda…

Tüm çizgilerini yıkadım işte avuçlarımın…

Suya akıttım tüm yazgılarımı…

 

Şimdi her şeyin sonrasında..

Tüm başlangıçların öncesindeyim….

 

Öyle sakin

Öyle sessiz

öyle kendimleyim……

 

Susturdum sesimin yankılarını…

 

Burdayım…Burda…

Ayakkabılarımın içindeemanetlerimin peşinde yürüyorum………

 

Anılarım göçerken daha sıcak iklimlere

Ben bi kırlangıcın yarı yıkılmış yuvasına saklamıştım

Bir zamanlar korkmuş yüreğimi…

 

Ve bi ağacın kovuğuna gizlemiştim alel-acele

Bir mendile sarıp yarı maviyarı çocuk düşlerimi….

 

Geceydi …Uzakların yolları

Dudağımdaki şarkıların sözleri yoktu..

Yürek yüreği görmüyodu

El yordamı çöktüm bir duvar kenarına…

İçimden parça parça koparıp kalbimiişaretler bıraktım hiç kimselere…

 

Ve yan yana dizip yetim cümlelerimi bir gözyaşı şişesinin içine akıttım......

Bir tanesini bile düşürmeden yerlere…

İkiden eksilen oldumbire sığmıyoken ben..

Cümlelerimden ve sevgilerden vazgeçtim .....

Ruhumun alevini üfleyipkendimi kendimin üzerine çekip uykulara yatırdım bedenimi…

 

Geceydi..Yürek yüreği görmüyodu….

En karanlık kabuslarda bile açmadım gözlerimi dişlerimi sıktım..

Kan sızarken dudaklarımdanbir kez olsun yakınmadım….

Sonrakaç sonra geçti bilmiyorumbirer birer azaldı korkularım..

Birer birer açıldı örtüleri gözlerimin siyahının…

Sonra gün ışığı sızdı önce incedenSonra mevsim değişti kendiliğinden…

 

Sonra iliklerim ısındı sanki

Ve elini yüzümde gezdirdi sıcacık bi düşün içinden bir çiçek..

Ve sanki uzanıp kirpiğimdeki nemden öptü bir melek …

 

Aralandı sıktığım avuçlarımbileklerimdeki nabız çözüldü yeniden…

Uzaklara bi rüzgar esti yüreğimden“teşekkür ederim” dedi hiç kullanılmamış bir dilleçok güzel bir düşe…..

 

Burdayım…Burda…

Dudağımın kenarındaki kıvrımda gülümsüyorum…

Ve yeniden topluyorum savurduklarımıYeniden rüzgar kanatlarımın altında..

 

Yükseliyorum….

Tüm saatlere sırtımı döndümbak işte bu kadar kolayişte zamanı durdurdum…

Tüm küllerini savurdum başka yüreklerinyaşamın közüne çıplak ellerimle dokundum ….

kimse yolmasın diye kokusunuayda yetiştirdim bu kez çiçeklerimi..

 

Ve büyüttüm içimden yeni şarkılar mırıldanarak…

 

Ve sonra dizlerimin üzerinde kağıt gemiler yaptım ellerimle

Ve bi çiçek yükledim her kağıt gemiye

Ve saldım hayat ırmağına

Ve uğurladım.

 

“batarsa suyavarırsa çiçekleri ruhunda saklayana varsın”deyip

 

El salladım umuduma “rastgele”….

 

Buradayım….Burda….Şahdamarımın içinde akıyorum..

 

Öyle sakin

Öyle sessiz

Öyle

Kendimleyim….

SA
20.01.2011 16:01
#142

SENİ SEVİYORUM

 

Okulun koridorlarında yürürken başını yerden kaldırmamanı seviyorum. Ürkek adımlarla dolaşmanı her an başına bir kötülük gelecekmişçesine tedirginlikle yürüyüşlerini. Öğrenci eylemleri başladığında gözlerine biriken korkuyu. İki kızın dışında arkadaş edinememeni seviyorum.

 

Ablalarına olan saflık derecesindeki bağlılığını seviyorum. Kendi ayaklarının üzerinde kaldığında düşme korkunu. Erkeğinin sana sahip çıkması gerekliliğine ilişkin düşüncelerini. Derslerin bittiğinde kantine takılmayışını. Annenle babana hayatın boyunca yalan söylemeye cesaret edemeyişini ya da aklına bile gelmemesini seviyorum.

 

Seni seviyorum!

 

Çantanda gezdirdiğin İslamî kitapların üzerini gazete kağıdıyla kaplamanı. Makyaj değmemiş yüzünün çocuksuluğunu. Notlarını koyduğun dosyayı göğsüne bastırıp taşımanı. Hızlı hızlı konuşmanı. Politikadan anlamayışını. Malayani sayıp müzik dinlemeyişini seviyorum.

 

Yemekhanede erkeklerle yan yana yemek yememek için uzun uzun oturacak müsait masa arayışını seviyorum. Bir nakışın başında saatlerce oturabilecek olmanı misafirliğe gitmeden saatlerce önce tatlı bir heyecana kapılabilecek olmanı babanın iş dönüşünde yemeğini getirebilecek olmanı seviyorum.

 

Çocuğunla saatlerce bıkmadan oturup konuşabilecek olmanı seviyorum ben.

 

Politik ve edebi toplantıların hiçbirinden haberdar olmayışını evinin ve okulunun ve birkaç yakın tanıdığının oturduğu semtler dışında etrafı bilmemeni arkadaşınla bazen alışverişe çıktığında yanından ayrılmamaya özen göstermeni ani bir gürültüde kuş gibi irkilmeni seviyorum.

 

Memleketteki anneanneni telefonla aradığında yüzünde beliren sahici gülümsemeyi sevinci heyecanı seviyorum ve akrabalarına olan düşkünlüğünü.

 

Defterlerini özenle tutmanı ve dikkatli yazmanı kırtasiye eşyalarını süslü ve renkli almanı seviyorum. Kalemini defterini kitaplarını asla getirmeyi unutmamanı derslerine devamsızlık etmemeni her söyleneni önemsemeni seviyorum.

 

Teknoloji ile bir türlü uyuşamayışını ağaçlara böceklere daha fazla ilgi duyuşunu seviyorum.

 

Erkek arkadaşlarından söz etmeye başlayan arkadaşlarının yanında utanıp konuyu değiştirmeni tavsiyelerde bulunmanı ve sonra içten içe ilgi duymanı seviyorum. Sonra da hemen yüzünün kızarmasını. Evet yüzünün çok çabuk kızarmasını seviyorum.

 

Sık sık başörtünü düzeltmeni.

 

Kimseye sözünü etmediğin hayallerini her gece yatmadan tekrar tekrar aklımdan geçirmeni seviyorum. Senden umulmadık ölçüde hayallerini genişletebilmeni annene ne düşündüğünü hissettirecek acemice sorular sormanı yaşlı kadınları usanmadan dinleyebilmeni seviyorum.

 

Açıkçası seni sadece okulda gördüm ve hakkında hiçbir şey bilmiyorum. Tüm bunların olabileceği hissini uyandırdığın için seni seviyorum. Böyle birini sevmeye ihtiyacım olduğu için seni seviyorum. Böyle birini sevmeye ihtiyacım olduğu için seni seviyorum.

 

Tarık Tufan

SA
20.01.2011 16:05
#143

Yarın kelimesi bende büyülü çağrışımlar uyandırdı hayatım boyunca.

 

 

Yaşadığım her günün acısını ve umudunu yarına erteledim. Ertesi gün olduğunda her şeyin yerli yerine oturacağına ilişkin bitimsiz beklentiler büyüttüm içimde.

 

 

Nefes aldığım ölçüde yarınlar bitmiyordu. Bu kadar geniş bir yarının hiçbir zaman gelmeyeceğini elbette biliyordum.

 

 

Buna rağmen bu duygu hiç eksilmedi dünyamdan.

Yaralarım yarın iyileşecek!

Oyuncağım yarın alınacak.

Yarın iş bulacağım

Sevgilim yarın dönecek

Dostlarım yarın ziyaretime gelecek

beklediğim mektup yarın elime ulaşacak

Annem yarın daha iyi olacak

Yarın buralardan kaçacağım

Yarın daha rahat ve derinden uyuyabileceğim

Yarın bugünden çok daha iyi olacak

Yarın bugünden iyi olacak

Yarın bugünden iyi olabilir

Yarın yada bugün...

 

.......

Bitimsiz yarınlar sayesinde gün boyu sırtımda taşıdığım yükleri bir kenara bırakıp uyuyabiliyordum.

(ve sen kuş olur gidersin)

 

Tarık Tufan

KU
20.01.2011 16:08
#144

Göğsümde olan sır, kabirden örtülüdür

 

Zira kabirde olan; oradan çıkmak düşünür.

 

 

 

 

(Şir'atül İslam'dan....arabi bir beyit)

 

 

SA
20.01.2011 16:10
#145

Mahallede aşağılanıp horlanan çelimsiz çocuklar gibiyim.Oyunlara ancak adam eksik olduğunda kabul edilen beceriksiz çocuklar gibi.

Hayata katılmakta güçlük çekiyorum.

Benim mevsimim sonbahar.

Sokakların tenhalaşmaya başladığı vakitler.

Tek kişilik oyunlar ustasıyım ben.

Tek kişilik özlemler tek kişilik acılar ustasıyım.

Ben yağmuru arıyorum.

Ben yağmuru arıyorum.

Ben yağmuru arıyorum.

Ben seni arıyorum.

 

Tarık Tufan - Hayal Meyal'den

__________________

SA
20.01.2011 16:13
#146

Ah deli kız!...

 

Direnişin böylesine hangi yürek dayanır ki?

 

Hangi acı böylesine sızlatır burun direklerini.

 

Ağlayacağım...

 

Ağlamayacağım...

 

Kullanılmamış bir gençlik bıraktın geride. Kullanılmamış hevesler kaldı ardından. Kirpiklerinden düşen kelebekler kaldı ıssız sokaklarda. Şimdi ihanet fiyakalı dolaşıyor. Şimdi alçak rüzgarlar doluyor apartman kapılarına.

 

Bir nefes eksildi direnişin soluklarından. Bir kalp eksik atıyoruz. Çabuk yorulacağız artık. Sık sık çöküp bir yerlere içleneceğiz. Şimdi kim açacak mektupları? Hangi yorgun gözler dolaşacak sayfaların arasında? Son satırlar ölüm kokuyor. Gözlerin kızarmış. Yoksa ağlıyor musun?

 

Ah deli kız!...

 

İlle de umut ille de yarınlar ille de inat...

 

Şimdi nereden çıktı bu veda?

 

Daha uzun kalacağını bekliyorduk. Hangi kavgaya geç kaldın? Kime söz verdin önceden?

 

Duanın tam ortasındaydık. Şimdi göğsümüzün genişlemesini isteyeceğiz.

 

Şimdi dilimizin çözülmesini isteyeceğiz.

 

Şimdi belimizi büken yükün kalkmasını isteyeceğiz.

 

Şimdi şerefimizin ve onurumuzun yükseltilmesini isteyeceğiz.

 

Şimdi...

 

Ağlayacağım...

 

Ağlamayacağım...

 

Tanrım lütfen bizi koru.

 

Azalıyoruz.

 

Kirli bir işleyişin kıyısından yuvarlanıyoruz bir bir...

 

Hayatın kenarından düşüyoruz.

 

Beceriksiz yürüyoruz yalpalıyoruz.

 

Hiçbir .... kurguya sığmıyor bedenimiz.

 

Ah deli kız!..

 

Sen ne dersen de.

 

Ben yine de ağlayacağım

 

 

 

Tarık Tufan

SA
20.01.2011 16:25
#147

Okumaya nasıl başlayacağını Kitap'tan öğrenebilirsin ancak:

 

Yaradan Rabbinin adıyla oku!

 

Böyle okursan varlığının anlamı kalın harflerle yazılır yeryüzüne.

 

Böyle okursan insan olmanın ne demek olduğunu bilirsin.

 

Böyle okursan anlarsın;

 

Hasan ve Hüseyin'in dedesi neden omuzlamış ağır bir yükü!

 

 

Tarık Tufan

SE
20.01.2011 23:10
#148

Ve Allah yeniden başlayanların yardımcısıdır...

SA
26.01.2011 00:07
#149

I believe in you believe in we believe in

In la ilahe illahlah la ilahe illallah!

 

ACZ

SA
26.01.2011 00:11
#150

bu kahveniz

yıldızlarınız şapkanız

buyrun unutmuş olmalısınız dehanız şerefiniz

buyrun cep feneriniz

Buyrun boynumuzdaki halkaya tutunun

Ve semirin

 

ACZ

SA
26.01.2011 00:16
#151

Hiç akla gelmedi

beraber kırları hüznü atmaya yarayan bir annenin

dallara takılıp ağrıyan yaralarıyla yattığı

 

ACZ

SA
26.01.2011 23:33
#152

İstanbul ve yeryüzü

hüznü avutacak

gibi değil

yordum seni gözlerim

 

ACZ

SA
26.01.2011 23:37
#153

Karşımda sarkık duran yumruklarda bana vurma isteği kalmadığını görüyordum. Döndüm ve uzaklaştım. Gelirken bir savaşçı gibi gelmiştim. Dönerken bir yenik değildim, küçük bir filozof olmuştum. Ne olurdu beni görünce konuşturmak için arkamdan gelmeselerdi. Bir köşede toplu olarak dursalardı ve bana mahalleye yeni gelmiş bir yabancıymışım gibi baksalardı.

 

ACZ

SA
26.01.2011 23:40
#154

Çiçeklere su verdim, serçeler için camın önüne ekmek koydum, Amerika ve siyonistler hakkında kötü şeyler düşündüm, sonra şunu mırıldandım; Allah benden razı olsun.

 

İbrahim Tenekeci

SA
26.01.2011 23:43
#155

Sanırım cehenneme gerçekten uğrayacağım, fakat cennete yakın bir bölgesine.

 

Murat Menteş

NA
27.01.2011 01:14
#156

KAR ŞİİRİ

 

 

 

Karın yağdığını görünce

 

Kar tutan toprağı anlayacaksın

 

Toprakta bir karış karı görünce

 

Kar içinde yanan karı anlayacaksın

 

 

 

Allah kar gibi gökten yağınca

 

Karlar sıcak sıcak saçlarına değince

 

Başını önüne eğince

 

Benim bu şiirimi anlayacaksın

 

 

 

Bu adam o adam gelip gider

 

Senin ellerinde rüyam gelip gider

 

Her affın içinde bir intikam gelip gider

 

Bu şiirimi anlayınca beni anlayacaksın

 

 

 

Ben bu şiiri yazdım aşkın çeşidi

 

Öyle kar yağdı ki elim üşüdü

 

Ruhum seni düşününce ışıdı

 

Her şeyi beni anlayınca anlayacaksın

 

 

 

Sezai Karakoç

 

NA
27.01.2011 01:17
#157

ÇOCUKLUĞUMUZ

 

 

 

Annemin bana öğrettiği ilk kelime

 

Allah, şahdamarımdan yakın bana benim içimde

 

 

 

Annem bana gülü şöyle öğretti

 

Gül, Onun, o sonsuz iyilik güneşinin teriydi

 

 

 

Annem gizli gizli ağlardı dilinde Yunus

 

Ağaçlar ağlardı, gök koyulaşırdı, güneş ve ay mahpus

 

 

 

Babamın uzun kış geceleri hazırladığı cenklerde

 

Binmiş gelirdi Ali bir kırata

 

 

 

Ali ve at, gelip kurtarırdı bizi darağacından

 

Asyada, Afrikada, geçmişte gelecekte

 

 

 

Biz o atın tozuna kapanır ağlardık

 

Güneş kaçardı, ay düşerdi, yıldızlar büyürdü

 

 

 

Çocuklarla oynarken paylaşamazdık Ali rolünü

 

Ali güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar kahraman

 

 

 

Ali olmaktan bir sedef her çocukta

 

 

 

Babam lambanın ışığında okurdu

 

Kaleler kuşatırdık, bir mümin ölse ağlardık

 

Fetihlerde bayram yapardık

 

İslam bir sevinçti kaplardı içimizi

 

 

 

Peygamberin günümüzde küçük sahabileri biz çocuklardık

 

Bediri, Hayberi, Mekkeyi özlerdik, sabaha kadar uyumazdık

 

 

 

Mekkenin derin kuyulardan iniltisi gelirdi

 

 

 

Kediler mangalın altında uyurdu

 

Biz küllenmiş ekmekler yerdik razı

 

İnanmış adamların övüncüyle

 

Sabırla beklerdik geceleri

 

 

 

Şimdi hiçbirinden eser yok

 

Gitti o geceler o cenk kitapları

 

Dağıldı kalelerin önündeki askerler

 

Çocukluk güzün dökülen yapraklar gibi

 

 

 

 

Sezai KARAKOÇ

 

SA
29.01.2011 02:03
#158

kutlayın alçak aynalar

bazen duygulu duran

beyaz şeker tanelerini

kör de olsa gün doğarken

akvaryum ağlarken

yalnız o anlaşıldı bizlerden

 

ACZ

SA
29.01.2011 02:06
#159

toydun cesurdun

gençtin atıldın

bilmezdin atıldın

kabuğu oydun oydun

kabukta kaldın

 

ACZ

SA
29.01.2011 02:08
#160

ümmeti gözetmen gerekli

ben seni beyaz haber ustası

olasın diye boğmadım-doğurdum!

 

ACZ

SA
29.01.2011 02:11
#161

Elin şakaklarında yangın

Öyle fikret çatlasın başın!

 

ACZ

NA
31.01.2011 00:15
#162

Farzet körsün olabilir

Elele tut

Taş al ve at

Kâfiri bulur

ACZ

SA
31.01.2011 02:02
#163

Kardeşim dedim

Acılarıma da kardeş

olur musun?

 

ACZ

SA
31.01.2011 02:16
#164

Benim geçmiş zaman içinde yan gelip yattığıma bakma

Ben geleceğin kara gözlü zalimlerindenim

Bir tek köşen bile ayrılmamışken bana

Var olan ve olacak olan bütün köşelerinin sahibi benim

Ben geleceğin kara gözlü zalimlerindenim

Sen kaç köşeli yıldızsın

 

Sezai Karakoç

SA
31.01.2011 02:19
#165

Bilemiyorum Rabbim, maksadını, kararını.

Hepimiz işte dünyadayız,

Yataktaki hastamız, topraktakı ölümüz;

Neyiz, ne olacağız?

Birşey bilmiyorum... Nefes almaktayım yalnız.

Rabbim! beni yaratmışsın,

İnsan şeklinde görünüyorum,

Terlerim yazın, üşürüm kışın,

Düşünüyorum, düşünüyorum...

 

Ziya Osman Saba

SA
31.01.2011 04:09
#166

Yaşamak çarpısı derlerdi buna, yaşamak çarpıntısı.

Ne acelemiz vardı? Kime kavuşacaktık?

Yokuşu göze almak mı? Niçin?

Bir geçit nereye açılmak için gerekti bize?

Susmak bilmiyordu tepemizde ses, saklı ve açık:

Tamamla çabuk! Çabuk bitir! Hadisene!

Sese bühtan etmedi aramızdan hiçbiri

Değil mi ki hepimizin

İşaretli ve yarım

Dünyaya sarkık.

 

İsmet Özel

SA
31.01.2011 04:17
#167

Artık ben gideceğim ata eyer vuruyorlar

Hatıralarımı birer birer yakacağım

Entarimi parça parça edip

Zehirli kirpilere bırakacağım

Beyaz bir kayanın üstüne çıkıp

Göğsüme siyah bir gül takacağım

Batan güneşe doğru kurşunlar sıkıp

Kendimi boşluğa bırakacağım

 

Ayaklarımın altından geçiyor bir deniz

Ben bir küçük kızım, ben bir deli kızım

Siz beni ne anlarsınız... siz...

Artık ben gideceğim atım kişniyor

Bir bebek mum istiyor, bir ölü şarkı istiyor

 

Sezai Karakoç

SA
04.02.2011 21:11
#168

karanlıktı...

 

Düşüncelerim, yağmurda kimselerin yürümediği dar sokak gibi ıssız ve karanlıktı. Siyah düşlerimi kimse aydınlığa yormuyor. Burada olsaydın anlatacak çok şeyim vardı. Belki de susardım saatler boyu. Konuşmam gereken hiçbir yerde konuşamadığım gibi. Sokak lambasının odaya vuran yarım yamalak ışığında, birkaç dize şiir okurdum yorgun gözlerimle. Odanın lambasını açmıyorum. Sessizliği fark etmemek için. Ya da kendimi kaybetmek için soğuk odada.

 

Tarık Tufan/ Kekeme Çocuklar Korosu

SA
10.02.2011 00:22
#169

nazlan

sitem et

kırıl bana

beni geç vakit

tek başıma suya yolla

bahçede yüzünü öteye çevir

güle hayret ediyormuş gibi yap

gülümseyerek konuş da başkalarıyla

somurt avluda sadece ikimiz kalınca

kızıp en ivecen adımlarınla üst kata çık

en sevdiğim çiçeğin saksısı kaysın elinden

derinleşsin ben içerledikçe ruhundaki sakarlık

 

ismet özel

SA
10.02.2011 00:30
#170

Altımızda kayan bu ölü şehri durdursana

Ey gücü toprak kadar eski

 

Ey gücü yer kadar ağır çocuk

Büyüyen elimin üstüne koy elini

 

Sana bir yürek vuruşu gibi belirli

Gelen zamanı haber veriyorum

 

Erdem Beyazıt

SA
10.02.2011 01:50
#171

kaçış

 

Şimdi yosmaların dolaştığı kaldırımlarda, apansız çöken yorgunluğuma aldırmadan uğruna ölebileceğim bir kelebek kanadı arıyorum. Bir müebbedin duvara attığı çentikler kadar sonrasız adımlara bırakıyorum soluklarımı. Huysuz bir rüzgâr heveslerimi saçıyor etrafa. İlgilenmiyor sokak çocukları.

 

Yıldızların oyun saati. Akrebin zehri doluyor yelkovanın üzerine. Vakti melekler sırtında taşıyor. Ellerimi gecenin yumuşak karnında gezdiriyorum. Doğmamış çocuğu hissetmeye çalışıyorum parmak uçlarımda. Bir tren garının rutubet kokan odasında, zamansız tarifelere aldanmış, tutkularımızın trenini bekliyoruz. Bir anne ölmüş ya da bir yaprak düşmüş olmalı. Duvarların soğuk yüzünden gözyaşları sızıyor. Ölümün çığlığından korkup, kahkahanın örümcek ağından mağarasına giren bir palyaço kadar çaresiz, duvarın bir köşesine sinmiş başımı ellerimin arasında saklıyorum. Yaşlı bir adamın ellerini andırıyor sokaklar.

 

Biliyorum, gitmeliyim...

 

Tarık Tufan

SA
17.02.2011 15:47
#172

Silahlara veda

Geceye rüyaya ve sana

Yalnızlığın geyik gözlü köşesinden

Düzenlerin çıkmazına

 

Çizdiğim resmin

Saat kulesi ağlıyor

Ağzım o çeşit yok

Şişe bu çeşit var

 

Sen bir gece gelsen

Güneş doğmasa

Gitmeden yine gelsen

Bu yeni geleni

Bu bize bakanı

Sana bir anlatsam

Güneş doğmasa

Sandıkların içini göstersem sana

Çizdiğim resmin

Yalnızlığın geyik gözlü köşesinde

Bir rafa koyabilsen

Olup biteni ve onları

Sabaha kadar konuşsak

O ürkek ürkek bakanı sana bir anlatsam

Ateşi karı tüfeği çeksem

Ocağa pencereye kapıya

 

Kemana veda

 

Yağmurda şeytan ve şapkası

Silahın ölümünü kutluyorum

 

Tren kaçırmış gibiyim

 

Sana veda

 

Sezai Karakoç

NA
27.02.2011 12:31
#173

Mavi Gök Orda mı?

 

Bakıyorsunuz kuşlar

Hazır

Sokak lambaları yanık unutulmuş

Bir kadıköy vapuru hınca hınç insan

Çok geçmeyecek

Martılar beyhude turlar atacak

Kıyılar lağım konserve kutuları

Mısır koçanları

 

Sevgi aranabilir yine

Korkusuzca say koskoca kederlerini

Bir kuyu bulunabilir

 

Aklımdan çıkmıyorsun

Sen hala dizüstü

Bunca anıyı besleyerek

Sokaklarda avaz avaz konuşarak kendi kendinle

Mektupları öpebilirsin kırmızı dudaklarınla

Görür gibi olarak açıp baktığımı

Bense şöyle diyorum:

Buradan bir acı kanamış boyuna

 

Kuşlar hazır

Öncü havalanmak üzre

Şehri gelen bir mevsime bırakıyorlar

O vapur hala hınca hınç

Kimbilir herbiri hangi dünyaya sağır

Çok geçmez aradan

 

Kadınlar kapı önlerinde

Ellerinde meşalelerle

Aydınlatırlar gelip geçen erkek suratları

Yorgun bir sarıyla ben de

Geçeceğim önlerinden

 

Aklımdan çıkmıyorsun dedim

Başka türlüsünü yorgunum anlatmaya

Telefonlar yan hücrede çalışıyor

Bende kurşuni bir dere

Ağaçlar hayvanlar bile kaygılı

Onu bir mersedesten indirdi kalçasına kadar

açılarak

 

Yapayaşlı bir rum kadın

Herşeyde yanıp sönen bir kıyamet algısı

Haydi koşayım diyorum belki dağılır

Koşuyorum

Sancağımda kendi rüzgarımla ölgün kıpırtılar

Hayır daha sevgili daha sevimli değil

Ne başka bir gün ne başka bir zaman

 

Çok geçmeyecek aradan

Şöyle diyeceğim:

Bulutlar açmadı

Mavi gök orda mı

 

Cahit Zarifoğlu

BU
02.03.2011 12:07
#174

Bağlanmayacaksın bir şeye

Öyle körü körüne

O olmazsa yaşayamam demeyeceksin

Demeyeceksin işte

Yaşarsın çünkü

Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki

Çok sevmeyeceksin mesela

O daha az severse kırılırsın

Ve zaten genellikle o daha az sever seni

Senin Onu sevdiğinden.

 

Çok sevmezsen çok acımazsın

Çok sahiplenmeyince

Çok aitte olmazsın hem

Çalıştığın binayı

Masanı, telefonunu, kartvizitini

Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.

 

Gökyüzünü sahipleneceksin,

Güneşi, ayı, yıldızları

Mesela kuzey yıldızı

Senin yıldızın olacak

O benim diyeceksin

Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin..

Mesela gökkuşağı senin olacak

 

İllede bir şeye ait olacaksan,

Renklere ait olacaksın,

Mesela turuncuya,

Yada pembeye,

Ya da cennete ait olacaksın.

Çok sahiplenmeden

Çok ait olmadan yaşayacaksın

Senin değillermiş gibi davranacaksın

Hem hiçbir şeyin olmazsa

Kaybetmekten de korkmazsın

Onlarsızda yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın

Çok eşyan olmayacak mesela evinde

Paldır küldür yürüyebileceksin

İlle de bir şeyleri sahipleneceksen

Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin

 

Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi

Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat

İlişik yaşayacaksın

Ucundan tutarak..

 

Can Yücel

TH
02.03.2011 21:51
#175

Bir Bayrak Rüzgar Bekliyor

 

Şehitler tepesi boş değil,

Biri var bekliyor.

Ve bir göğüs, nefes almak için;

Rüzgar bekliyor.

Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye;

Yattığı toprak belli,

Tuttuğu bayrak belli,

Kim demiş meçhul asker diye?

Destanını yapmış, kasideye kanmış.

Bir el ki; ahretten uzanmış,

Edeple gelip birer birer öpsün diye faniler!

Öpelim temizse dudaklarımız,

Fakat basmasın toprağa, temiz değilse ayaklarımız.

Rüzgarını kesmesin gövdeler

Sesinden yüksek çıkmasın nutuklar, kasideler.

Geri gitsin alkışlar, geri,

Geri gitsin ellerin yapma çiçekleri!

Ona oğullardan, analardan dilekler yeter,

Yazın sarı, kışın beyaz çiçekler yeter!

Söyledi söyleyenler demin,

Gel süngülü yiğit, alkışlasınlar

Şimdi sen söyle söz senin.

Şehitler tepesi boş değil,

Toprağını kahramanlar bekliyor!

Ve bir bayrak dalgalanmak için;

Rüzgar bekliyor!

Destanı öksüz, sükutu derin meçhul askerin;

Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye

Yattığı toprak belli,

Tuttuğu bayrak belli,

Kim demiş meçhul asker diye?..

 

Arif Nihat ASYA

TH
02.03.2011 21:54
#176

Başörtüsü

 

Ne demekmiş

"Yasak!"

İşiniz mi kalmadı

Yapacak?

 

Ne diye karışırsınız

Saçımıza-başımıza,

Bizi oyuncağınız mı sandınız

Bakıp yaşımıza?

 

Sebebini anlatamayacağınız

Çocukça bir devrin hevesinden

Karşınızdaki en güzel portreleri

Mahrum ettiniz çerçevesinden!

 

Kim demiş, ki:

"Başörtüsüydü o!"

Başımızın -renk renk-

Süsüydü o!

 

Altında saçlarımız,

Arkadan, ne hoş sarkardı;

Kimimizde -örgü örgü- sarmaşıklaşır...

Kimimizde, su olup akardı!

 

Şu, bu nâmına "Yasak!" demiş

Bulundunuz, tezelden;

Ne olurdu, anlasaydınız biraz da,

Güzellikten, güzelden!

 

Siz, bizden değilsiniz,

Tanımıyoruz hiç birinizi,

Çekin başımızdan

Ellerinizi!

 

Bir gericilik tutturmuşsunuz;

Gericilik değil, Türk'ün köy modasıdır bu...

Üstelik, ninemizin başımızda

Taşıdığımız hatırasıdır bu!

 

Dediniz: "Çıkacak başınızdan

Başörtünüz!"

Alın -öyleyse- onunla

Yüzünüzü örtünüz!

 

Arif Nihat ASYA

TH
02.03.2011 21:58
#177

Son Aşık

 

Hasretinle geçiyorken bu gençlik çağım,

Ey sevdiğim, ben ümitsiz değilim gene

Ak düsünce saçların kumral rengine

Kollarında son aşıkın ben olacağım.

 

Ey başında şimdi sevda rüzgarları esen,

Böyle her gün yollarımdan geçsen de süzgün

Sen benimsin büsbütün terk olunduğun gün ...

O mukadder günü, bilmem, düşündün mü sen?

 

Ben bir beyaz saçlı aşık, sen bir ihtiyar ...

O gün bana yaklaşırken ey ilahi yar,

Esirgeme gözlerimden bir son buseni,

 

Kirpiğinden yavaş yavaş bir damla aksın,

Çünkü, ruhum, sen de o gün anlayacaksın

Ki hiç kimse benim kadar sevmemiş seni!

 

Faruk Nafız ÇAMLIBEL

TH
02.03.2011 22:03
#178

Birdenbire

 

Her şey birdenbire oldu.

Birdenbire vurdu gün ışığı yere;

Gökyüzü birdenbiler oldu;

Mavi birdenbire.

Her şey birdenbire oldu;

Birdenbire tütmeye başladı duman topraktan;

Filiz birdenbire oldu, tomurcuk birdenbire.

Yemiş birdenbire oldu.

 

Birdenbire,

Birdenbire;

Her şey birdenbire oldu.

Kız birdenbire, oğlan birdenbire;

Yollar, kırlar, kediler, insanlar...

Aşk birdenbire oldu,

Sevinç birdenbire.

 

Orhan Veli KANIK

TH
02.03.2011 22:07
#179

Kuş

 

Eski bir aynada çoğalıyordum. Birden

On, onken yirmi; büyüyor kalabalığım.

Fırıncı, demirci, sabuncu, meyhaneci;

Deniz ben, sokak ben, ağaç ben, yalnızlık ben.

Kendimi içiyordum bardaktan, kendimi

Dişliyordum elmada.Yat kalk, uyu uyan

Çevreye serptiğim benler içinde ben

Sonra gün battı, morardı dağların ardı.

Bir kuş öttü ovada, başka bir hamurda,

Aynamızda ay ışığı gibi yansıyan.

 

Oktay Rıfat HOROZCU

TH
02.03.2011 22:10
#180

ALLAH

 

Aşkın odu ciğerimi, yaka geldi, yaka gider

Garip başım bu sevdayı, çeke geldi çeke gider

 

Kar etti firak canıma, aşık oldum ol Sultana

Aşk zencirin dost boynuna, taka geldi, taka gider

 

Sadıklar durur sözüne, gayrı görünmez gözüne

Bu gözlerim Dost yüzüne, baka geldi, baka gider

 

Arada olmasın naşı, onulmaz bağrımın başı

Gözlerimin kanlı yaşı, aka geldi, aka gider

 

Bülbül eder ah ü figan, hasretle yandı bu can

Benim gönülcüğüm ey can, çıka geldi, çıka gider

 

Yunus söyler bu sözleri, efgan eder bülbülleri

Dost bağçesinde gülleri, koka geldi, koka gider

 

Yunus EMRE

TH
02.03.2011 22:11
#181

BİR DEM GELİR

 

Hak bir gönül verdi bana, ha! demeden hayran olur

Bir dem gelir şadan olur, bir dem gelir giryan olur

 

Bir dem sanasın kış gibi, şol zemheri olmuş gibi

Bir dem beşaretten doğar, hoş bağ ile büstan olur

 

Bir dem gelir söyleyemez, bir sözü şerh eyleyemez

Bir dem dilinden dür döker, dertlilere derman olur

 

Bir dem div olur ya peri, viraneler olur yeri

Bir dem uçar Belkıs ile, sultan-ı ins ü can olur

 

Bir dem varır mescidlere, yüz sürer anda yerlere

Bir dem varır deyre girer, İncil okur ruhban olur

 

Bir dem gelir İsa gibi, ölmüşleri diri kılur

Bir dem girer kibr evine, Fir'avn ile Haman olur

 

Bir dem döner Cebraile, rahmet saçar her mahfile

Bir dem gelir gümrah olur, miskin Yunus hayran olur

 

 

Yunus EMRE

TH
02.03.2011 22:14
#182

Ey Balçık Dünya

 

Seni bildim bileli,

ey balçık dünya,

başıma nice belâlar geldi,

nice mihnet, nice dert.

Seni sırf belâdan ibaret gördüm,

seni sırf mihnetten, dertten ibaret.

 

İsa'nın yurdu değilsin sen,

yayıldığı yersin eşeklerin.

Nerden tanıdım seni bilmem ki,

nerden parçası oldum bu yerin,

 

Bana vermedin bir yudum tatlı su,

sofranı yaydın yayalı.

Elimi ayağımı bağladın gitti,

elimin ayağımın farkına varalı.

 

Bırak da bir ağaç gibi

yerin altından çıkarıp ellerimi

sevgilinin havasıyla sarmaşdolaş olayım,

uzayıp gideyim bâri.

 

Ey çiçek, dedim çiçeğe,

dedim, bu küçük yaşta sen,

neden ihtiyar oldun bu kadar,

dedim, nasıl oldu bu böyle?

 

Çocukluktan kurtuldum, dedi çiçek,

sabah rüzgârını tanıyalı,

hep yukarlara doğru çıkar

yukarlardan gelmiş bir ağaç dalı.

 

Şunu da söyledi çiçek:

Madem aslımı tanıdım,

madem yersizlik âlemi aslım,

artık bana tek bir şey düşecek:

Yücelip aslıma gitmek.

 

Sus yerter artık,

var git yokluğa haydi,

yoklukla yok ol.

Git, yokluklardan tanı

yokluktan var olanı.

 

Mevlana Celaleddin RUMİ

SA
03.03.2011 14:41
#183

Anlat kızın ekmek tutuşunu

İçimdeki soylu kişiden utanışını

Annayı tutarken balık tutuyorum

Ekvator ağzıyla kolumu buzdan denize indirmişim

Kız içimde bir sarmaşık kelimesiyle büyürken

Arada bir kanla uslayıp

Seni anıyorum

-ey eski sevdiklerim-

 

Sizi şaşırtıyorum. Sanatım

Fakat ben korkutuldum

 

ACZ

SA
03.03.2011 14:42
#184

ALLAH DİYENE

 

Her şey, her şey şu tek müjdede;

 

Yoktur ölüm, Allah diyene!

 

Canım kurban, başı secdede,

 

İki büklüm, Allah diyene!

 

 

Akıl, kırık kanadı hiçin;

 

Derdi gücü 'nasıl' ve 'niçin'...

 

Bağlı, perçin üstüne perçin,

 

Benim gönlüm Allah diyene...

 

NFK

BU
06.03.2011 22:47
#185

ASRI AİLE :)

 

Nâzik, komilfo; kibar; elegan; janti, ince

Hatıra bu gelmez mi asrîlik denilince?

Dil, din farkı gözetmez; genç, ihtiyar her yaşta

Asrîlik şartı gelir bunlar için en başta

Hepsi koket, hepsi şık, düzgün kıyafet kılık

Kadınları çaçaron, erkekleri kılıbık

Haftada dört beş gece gelirler bir araya

Kimi şebeğe dönmüş, kimi de maskaraya

Viski, kokteyl; likör, mezeler bol sandöviç

A dö tabi bakara, frap; poker; bezik; briç

Şen müzik divertisman kontuvarı eğlenceler

Sabah olurken biter olan sonsuz geceler

Her gece birkaç yüz papeli sökülüşler

Ayrılırken el sıkıp kırılıp dökülüşler

Hakikati bilmeyen her hâlde gıpta eder

Ah ne yüksek yaşayış; ne mes'ut insanlar der

Asrîlik ne demektir anlaması biraz zor

İç yüzünü öğrenmek istersen gel bana sor

Dikkatli bak görürsün ne kadar tersine iş

Uçuruma sürükler cemiyeti bu gidiş

Otuz yıldır gezerim muhiti adım adım

Her inkılâp devrinde bir terakki aradım

Yazık ki rastlamadım çok gayret ettimse de

Bizdeki asrîliği görmedim hiç kimsede

Bir hasbıhâl edelim ben sana anlatayım

Bu çok mühim yarayı deşeyim kanatayım

Biraz daha geçerse can evine girecek

Asrîlik denen âfet bünyeni kemirecek

O tertemiz varlığın çürüyüp kanayacak

Kangıren olup çıban her yerini saracak

Asrilerde bulunmaz dostluk, vefa, müveddet

Yalandır, hep riyadır; samimiyet, muhabbet

İşit, fakat inanma o yaldızlı sözünü

Elinden gelse oyar birbirinin gözünü

Sahtedir, gösteriştir o cicili şeyler

hep Candan dosttur sandığın kalkar seni zemmeyler

Ne ahbaplık hissi var ne hak ve hukuk tanır

Ne kimseden sıkılır ne Allah'tan utanır

Erkek adı donkişot, kadında yok ar haya

Namus; dinden bahseden kalır burada yaya

Lükstür tuvalettir onlardaki her imân

Mübalâğa değildir bu saydıklarım inan

Saç, kaş, kirpik, göz, dudak, yanak, hepsi denk

Altın rengi toz pembe beyaz fazıl kara renk

İsraf günâhtır dersen katılır güle güle

Binlerce lira verir birkaç metrelik tüle

Saçlar kuaför ister, pamuk eller manikür

Vücuda masaj lâzım, ayaklara pedikür

Aklın varsa sokulma, kaç onlardan uzağa

Görünüşe aldırma tutulursun tuzağa

Asrîliğe imrenip bakarken sağa sola

Hâli vakti yerinde kimseler düşer ağa

Üşüşürler başına içki kumar boğarlar

Metelik kalmayınca art kapıdan kovarlar

Asrî denen kibarın dolabı böyle döner

Lâkin öbür tarafta birçok ocaklar söner

Asriler işte böyle yarı Türk yarı Frenk

Kadınları çaçaron, kozmopolittir erkek

Bunlardan gelen nesil vatan millet tanır mı

Müslümanlık kaygusu Türklük duygusu var mı?

Asrîliğin mânâsı edep irfan demektir

Bizdekine gelince düpedüz b... yemektir.

 

Osman Yüksel Serdengeçti

MA
07.03.2011 01:19
#186

Akla Sığmıyor

 

Bizdeki tuhaflıklar akla sığar değil ki

Partileri kapatır, kadınları açarız!

İradenin millîsi eskide varmış belki

Şimdiyse yapma kanat laiklikle uçarız!

 

Abdurrahim Karakoç

KA
07.03.2011 14:21
#187

Bekledim Bab-ı Gülistan

 

Bekledim bab-ı gülistan nev-baharım gelmedi

Açmadı goncasını ol taze narım gelmedi

Aşıkam leyl ü nehar her yanı gözler gözlerim

Kalmadı sabra tahammül cümle varım gelmedi

 

Ben benim benliğimi terk eyledim her ne ki var

Bu cismimde ta’dad ile can bulunsa sad-hezar

Cümlesin kurban edeydim rahında her ne ki var

Hayf ola kim geçti eyyam ol hünkârım gelmedi

 

Çekemez ins ü melek bu hasreti dağ ile taş

Yedi deryaya mukabil çeşmimden akan bu yaş

Ömrümü eyledim ifna günbegün yavaş yavaş

İhtiyar oldum bu yolda hâlâ yârim gelmedi

 

Eyle ya Rabbi inayet sen keremler kânısın

Bu dil-i mecruhuma sen dertlerin dermanısın

Zikrî’yi affeyle kim sen cümle şahlar şahısın

Can içinde beyt-i rahmana cânânım gelmedi

 

 

Zikrî (1873–1939) *Abdulgani Efendi

 

 

MA
09.03.2011 15:19
#188

Almira

 

Sen hiç ırmakların dilinden ağladın mı?

Almira

menekşe gözlü kız

çizdin mi sevdasını bulutlara, rüzgarın

hayatın isyanına dokunup titredi mi yüreğin

 

Gelincikler

hep boynu bükük mü bu şehirde

hep böyle is mi kokar perdeler?

salkım söğütler hep ağlar mı nazlı nazlı

hep böyle küskün mü baharlar?

 

Sözcükler yeter mi

bir sevdayı anlamaya, anlatmaya

İnsanın dili sevgice değilse

nasıl anlatılır

nasıl anlaşılır

donmuş duygularla sevda

 

“Anlat! ” diyorsun

 

Nasıl anlatırım Almira

sözcükler yeter mi

bir sevdayı

anlamaya

anlatmaya

dil yeter mi?

 

Sen hiç sevdalandın mı?

gökteki kuşa

yerdeki suya

annesiz bir çocuğun

gözlerindeki acıya

oğlunu yitirmiş bir babanın yüzüne

bakıp ağladın mı Almira?

bakışlarını bağışladın mı bir ama’nın gözlerine?

 

Ormanlarda kuşlarla

denizlerde balıklarla

gökyüzünde bulutlarla

konuştun mu hiç?

 

Bilir misin

akşam evine ekmek götüremeyen

işsiz bir babanın ezikliğini

hapishanede tütünü bitmiş bir mahkumun hüznünü

ırzına geçilmiş bir kadının çaresizliğini

duydun mu hiç yüreğinde?

 

Sen kelebeklerin,

sen çiçeklerin,

özğürlüğün dilince konuştun mu hiç?

kinden, düşmanlıktan uzak

dostluk ve kardeşlik dilince

konuştun mu Almira?

ırmakların dilinden ağladın mı hiç?

 

Yaşam

bir oyundur Almira

bir filmde bir rol

maskeli bir balonun

önceden hazırlanmış

tekstleridir elimizde

okuruz

 

aptalca, sahtekarca ve derinliksiz

 

Sevda

kardeşlikle bütünleşmemişse

beslenmemişse dostlukla

tüm kaygılardan uzak

savaş ve düşmanlıklardan uzak

özgürlük ve dostluk üzerine kurulmamışsa

sevda, sevda değildir Almira

 

Sevda, sevda demekse

ve

sevdan sevdama denkse

işte o zaman

işte o zaman

işte o zaman

sevdan, sevdamdır Almira

 

kaygısız, yalansız ve içten

 

Nuri CAN

BE
09.03.2011 16:16
#189

Başlığın tümünü taramadan bir şiir de ben eklemek istiyorum müsadenizle. İnşallah daha önce yazılmamıştır.

 

BULMAK

 

Bir an kayboldun gibi! yaşadım kıyameti

Yoruldun ama buldun ey kalbim emaneti

 

Yeniden su yürüdü dalıma yaprağıma

Bir bakışın can verdi kurumuş toprağıma

 

Çiçeğe durdu kalbim içtim parmaklarından

Göz çeşmem suya erdi sevda kaynaklarından

 

Bir aydınlık denizin sonsuz derinliğinde

Yüzüyorum gözünün yeşil serinliğinde

 

Bir ışık bir kelebek biraz çiçek biraz kuş

Yeni bir ülke yüzün ellerimde kaybolmuş

 

Soluğum bir kuş gibi uçuyor ellerine

Kapılıp gidiyorum saçının sellerine

 

Gözlerinden göğüme sayısız yıldız akar

Bir gülüşün içimde binlerce lamba yakar

 

Bir kurtuluştur o an çağrılsa senin adın

Sesin ne kadar sıcak sesin ne kadar yakın

 

Tabiat bir bembeyaz gelinlik giymiş gibi

Yüzüme kar yağıyor sanki elinmiş gibi

 

Sensiz geçen zamanı belli yaşamamışım

Sensizlik bir kuyuymuş onu aşamamışım

 

Bir yol buldum öteye geçerek gözlerinden

İşte yeni bir dünya peygamber sözlerinden

 

Ölüm bize ne uzak bize ne yakın ölüm

Ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm

 

Erdem BEYAZIT

 

Bu da şiirin son 3 beytinin yazarı tarafından okunan hali. download link buyrun

BU
09.03.2011 21:09
#190

Hazır Erdem Beyazıtın mısraları yer almışken konuda, uzun zamandır en çok çalınan listemin başlarında yer alan ve her dinlediğimde bende, sanki Başbakanımızın bizatihi kaleminden dökülmüş hissiyatı uyandıran bir şiirini paylaşayım.Reisin her yorumu apayrı dünyalara götürür insanı ama bu şiir niyeyse hep farklı ve ayrıcalıklı gelir bana

 

http://www.youtube.com/watch?v=3BHozwho0CM&feature=related

Sana, Bana, Vatanıma, Ülkemin İnsanlarına Dair

 

``Telgrafın tellerini kurşunlamalı

Öyle değildi bu türkü bilirim

Bir de içime

-Her istasyonda duran sonra tekrar yürüyen-

Bir posta katarı gibi simsiyah dumanlar dökerek

Bazan gelmesi beklenen bazan ansızın çıkagelen

Haberler bilirim mektuplar bilirim.

 

Gamdan dağlar kurmalıyım

Kayaları kelimeler olan

Kırk ikindi saymalıyım

Kırk gün hüzün boşaltan omuzlarıma saçlarıma

Saçlarının akışını anar anmaz omuzlarından

Baştan ayağa ıslanmalıyım

Gam dağlarına çıkıp naralar atmalıyım.

 

İçimde kaynayan bir mahşer var

Bu mahşer birde annelerinin kalbinde kaynar

Çünkü onlar yün örerken pencere önlerinde

Ya da çamaşır sererken bahçelerinde

Birden alıverirler kara haberini

Okul dönüşü bir trafik kazasında

Can veren oğullarının.

 

Bir de gencecik aşıkların yüreklerini bilirim

Bir dolmuşta yorgun şoförler için bestelenmiş

Bir şarkıdan bir kelime düşüverince içlerine

Karanlık sokaklarına dalarak şehirlerin

Beton apartmanların sağır duvarlarını yumruklayan

Ya da melal denizi parkların ıssız yerlerinde

Örneğin Hint Okyanusu gibi derin

İsyanın kapkara sularına dalan.

 

Nice akşamlar bilirim ki

Karanlığını

Bir millet hastanesinde

Dokuz kişilik kadınlar koğuşu koridorunda

Başını kalorifer borularına gömmüş

Beyaz giysilerinden uykular dökülen tabiplerden

Haber sormaya korkan

Genç kızların yüreğinden almıştır.

 

Bir de baharlar bilirim

Apartman odalarında büyüyen çocukların bilmediği bilemeyeceği

Anadolu bozkırlarında

İstanbuldan çıkıp Diyarbekire doğru

Tekerleri yamalı asfaltları bir ağustos susuzluğu ile içen

Cesur otobüs pencerelerinden

Bilinçsiz bir baş kayması ile görülen

Evrensel kadınların iki büklüm çapa yaptıkları tarla kenarlarında

Çıplak ayakları yumuşak topraklara batmış ırgat çocuklarının

Bir ellerinde bayat bir ekmeği kemirirken

Diğer ellerinde sarkan yemyeşil bir soğanla gelen.

 

Yazlar bilirim memleketime özgü

Yiğit köy delikanlılarının

İncir çekirdeği meselelerle birbirlerini kurşunladıkları

Birinin ölü dudaklarından sızan kan daha kurumadan

Üstüne cehennem güneşlerde göğermiş mor sinekler konup kalkan

Diğeri kan ter içinde yayla yollarında

Mavzerinin demirini alnına dayamış

Yüreği susuzluktan bunalan

İçinden mahpushane çeşmeleri akan

Ansızın parlayan keklikleri jandarma baskını sanıp

Apansız silahına davranan

Nice delikanlıların figüranlık yaptığı

Yazlar bilirim memleketime özgü

 

Güzler bilirim ülkeme dair

Karşılıksız kalmış bir sevda gibi gelir

Kalakalmış bir kıyıda melül ve tenha

Kalbim gibi

Kaybolmuş daracık ceplerinde elleri

Titreyen kenar mahalle çocukları

Bir sıcak somun için, yalın kat bir don için

Dökülürler bulvarlara yapraklar gibi.

 

Kadınlar bilirim ülkeme ait

Yürekleri Akdeniz gibi geniş, soluğu Afrika gibi sıcak

Göğüsleri Çukurova gibi münbit

Dağ gibi otururlar evlerinde

Limanlar gemileri nasıl beklerse

Öyle beklerler erkeklerini

Yaslandın mı çınar gibidir onlar sardın mı umut gibi.

 

İsyan şiirleri bilirim sonra

Kelimeler ki tank gibi geçer adamın yüreğinden

Harfler harp düzeni almıştır mısralarında

Kimi bir vurguncuyu gece rüyasında yakalamıştır

Kimi bir soygun sofrasında ışıklı sofralarda

Hırsızın gırtlağına tıkanmıştır.

 

Müslüman yürekler bilirim daha

Kızdı mı cehennem kesilir sevdi mi cennet

Eller bilirim haşin hoyrat mert

Alınlar görmüşüm ki vatanımın coğrafyasıdır

Her kırışığı sorulacak bir hesabı

Her çizgisi tarihten bir yaprağı anlatır.

 

Bütün bunların üstüne

Hepsinin üstüne sevda sözleri söylemeliyim

Vatanım milletim tüm insanlar kardeşlerim

Sonra sen gelmelisin dilimin ucuna adın gelmeli

Adın kurtuluştur ama söylememeliyim

Can kuşum, umudum, canım sevgilim.

 

Erdem Beyazit

NA
11.03.2011 01:08
#191

ANNEMLE HASBİHAL

Anne, zannetme ki günler geçti de

Değişti evvelki hissim gitgide!

Bir hırçın çocuğum, değişmez huyum;

Seneler geçse de ben yine buyum!

Senden umuyorum teselli yine!

Bugün şefkatine, muhabbetine

Zanneder misin ki yok ihtiyacım?

Belki eskisinden daha muhtacım!

Dünyanın tükenmez kederlerinden

Kalbim kırılsa da böyle derinden,

Hayatım büsbütün ye'se kapılmaz.

Teselli bulurum içimde biraz

O derin sevgini hatırlarım da!

Her gece hıçkıran dudaklarımda

Hasretle anılan senin adın var.

Anne, hayatımda bir tek kadın var.

Beni aldatmadı, sevdi daima!

Gittikçe ruhumu saran bu humma

Başka sevgilerden yadigâr, anne!

Sevmeyen sevenden bahtiyar, anne!

 

Sorma ki başımdan çok şey geçti mi?

Ah... eğer anlatsam sergüzeştimi!

Nasıl terk edildim, nasıl atıldım;

Anne aldatıldım, ah aldatıldım,

Belki her zamandan fazla severken.

Bir lahza bahtiyar olayım derken,

Bilmezsin kaç gece böyle ağladım!

Şimdi tecrübem var, artık anladım:

Aşk, o bir masalmış, yalanmış meğer!

Seven bir kalp için sığınacak yer

Yalnız o kucakmış, yalnız o dizmiş...

İnsanlar ne kadar merhametsizmiş.

 

Orhan Seyfi Orhon

MA
12.03.2011 19:23
#192

Bohçam boş öteberim eksik

 

Azığım kuru

 

Canım aç.

 

Yüzüm Sana çevrili

 

Adımım Sana

 

Irmaklarına bir lokma suyla geldim

 

Su denmez

 

Kabul ola affola…

 

 

Cahit Zarifoğlu

SE
12.03.2011 19:44
#193

BURSADA ZAMAN

Bursa'da eski bir cami avlusu,

Küçük şadırvanda şakırdayan su.

Orhan zamanından kalma bir duvar...

Onunla bir yaşta ihtiyar çınar

Eliyor dört yana sakin bir günü.

Bir rüyadan arta kalmanın hüznü

İçinden gülüyor bana derinden.

Yüzlerce çeşmenin serinliğinden

Ovanın yeşili göğün mavisi

Ve mimarilerin en ilahisi.

 

Bir zafer müjdesi burda her isim:

Sanki tek bir anda gün, saat, mevsim

Yaşıyor sihrini geçmiş zamanın

Hala bu taşlarda gülen rüyanın

Güvercin bakışlı sessizlik bile

Çınlıyor bir sonsuz devam vehmiyle.

Gümüşlü bir fecrin zafer aynası,

Muradiye, sabrın acı meyvası,

Ömrünün timsali beyaz Nilüfer,

Türbeler, camileri eski bahçeler,

Şanlı hikayesi binlerce erin

Sesi nabzım olmuş hengamelerin

Nakleder yadını gelen geçene.

 

Bu hayalde uyur Bursa her gece,

Her şafak onunla uyanır, güler

Gümüş aydınlıkta serviler, güller

Serin hülyasıyla çeşmelerinin.

Başındayım sanki bir mucizenin,

Su sesi ve kanat şakırtısından

Billur bir avize Bursa'da zaman,

 

Yeşil Türbesini gezdik dün akşam,

Duyduk Bir musikî gibi zamandan

Çinilere sinmiş Kur'an sesini.

Fetih günlerinin saf neşesini

Aydınlanmış buldum tebessümünle.

 

İsterdim bu eski yerde seninle

Başbaşa uyumak son uykumuzu,

Bu hayal içinde... ve ufkumuzu

Çepçevre kaplasın bu ziya, bu renk,

Havayı dolduran uhrevi ahenk.

Bir ilah uykusu olur elbette

Ölüm bu tılsımlı ebediyette

Belki de rüyası büyük cetlerin,

Beyaz bahçesinde su seslerinin.

 

AHMET HAMDİ TANPINAR

SA
13.03.2011 01:01
#194

Güneşi ayı ve yeryüzünü

bütün şekilleriyle

Bir kutlu çehrenin emrine

kul bildim

Bilesiniz

O'na döndürüleceksiniz!

 

ACZ

SA
13.03.2011 01:03
#195

Baba

 

Bir yamaç kaymasını omuzlarsın yıllarla

Biz ne gülücükler biliriz senden

Ne rahmetler açıldı senden bize

 

ACZ

SA
13.03.2011 01:05
#196

Eğilirken diklenmeyi bilmelisin

Seni ne taşır yücelere

 

ACZ

SA
22.03.2011 15:35
#197

Boş Oda

 

Gittiler... Bana dünyam

Birdenbire boş geldi

Seçilmez oldu eşyam

Odalarım loş geldi

 

Gözlerim müebbette

Günü gelir elbette

Gelir melek nöbette

Safa geldi, hoş geldi

 

NFK

SA
22.03.2011 15:36
#198

O dem çocuklar gibi sevinçten zıplar mısın?

Toprağın altındaki saklanbaçta var mısın?

 

NFK

CI
22.03.2011 18:01
#199

Gâh kar yağıyordu, gâh karanlık...

 

Şeyh Galib

ŞA
23.03.2011 00:26
#200

hepsi birbirinden güzel, paylaşan arkadaşlardan Allah razı olsun.

NA
23.03.2011 10:43
#201

TABULAR

 

Beklentiler ötesindeyim.

Kıpkırmızı bir hedef tahtası...

 

Alışılmışın dışındaki gerçeklere gem vuruyor,

Benim için ağlayanlara acıyorum.

 

Kapkaranlık bulutların ardındaki güneşler

Ve gecelerimdeki pırıltılar,

Ön ayak olmuşlar; aydınlığıma,

Tabuları yıkışıma...

 

Ferit Emre Adaklı

SA
24.03.2011 15:47
#202

Birgün sapsarı kesildim

Öyle bir tabiat vardı ki gövdemde

İnsanları görmezdim bile

Yanımdan bir hava bulutu gibi geçerlerdi

İçimden

Gidip dağlara

Kafa tutmak gelirdi!

 

ACZ

TH
25.03.2011 22:20
#203

DALGA

 

 

 

Mesut sanmak için kendimi

 

Ne kâğıt isterim, ne kalem,

 

Parmaklarımda cıgaram,

 

Dalar giderim mavisinden içeri

 

Karşımda duran resmin.

 

 

Giderim deniz çeker;

 

Deniz çeker, dünya tutar.

 

İçkiye benzer birşey mi var,

 

Birşey mi var ki havada

 

Deli eder insanı, sarhoş eder?

 

 

Bilirim, yalan, hepsi yalan;

 

Taka olduğum, tekne olduğum yalan;

 

Suların kaburgalarımdaki serinliği,

 

İskotada uğuldayan rüzgar,

 

Haftalarca dinmeyen motor sesi,

 

Yalan....

 

 

Ama gene de,

 

Gene de güzel günler geçirebilirim;

 

Geçirebilirim bu mavilikte.

 

Suda yüzen karpuz kabuğundan farksız,

 

Ağacın gökyüzüne vuran aksinden,

 

Her sabah erikleri saran buğudan,

 

Buğudan, sistem, aşktan, kokudan...

 

 

Ne kağıt yeter ne kalem,

 

Mesut sanmam için kendimi.

 

Bunların hepsi... hepsi fasafiso.

 

Ne takayım, ne tekneyim.

 

Öyle bir yerde olmalıyım

 

Öyle bir yerde olmalıyım ki,

 

Ne ışık, ne sis, ne buğu gibi...

 

İnsan gibi.

 

Orhan Veli KANIK

 

 

TH
25.03.2011 22:23
#204

EBABİL

 

 

 

Alıp içinde sesler uçuşan bu akşamdan

 

Hâfızamı bir deniz kıyısına çeken yol,

 

Aydınlık rüyaların peşine düşen gondol,

 

Mavi bir denizde yüzer gibi yanan şamdan.

 

 

Tuşların üstünde karanlığın heyûlası

 

Ve birden kalbe çırpınışlar veren hâtıra,

 

Çekmede beni saadet dolu dünyalara

 

Mine parmaklarında sedalaşan hülyası.

 

 

Sıyrılmada gözlerimden yıllarca geceler,

 

Ve yalnız kalmada bir yaza râm olan sahil,

 

Uçuşmada gökyüzünde bir sürü ebabil:

 

Sevgimi ve hasretimi ebedî kılan yer.

 

 

Açık panjurlarından seslerin dökülüsü.

 

Bir göl mü ürpermede ruhun uzaklarında?

 

En yakın sevgiyi duymayan dudaklarında

 

Her yaşayıştan daha güzel olan gülüşü.

 

 

İlik gölgelerde uyutup düşünceleri

 

Beyaz etekler ile bana göründüğün an

 

Ve kapıları yeşil sabahlara açılan

 

Sıcak tahayyüllerle dolu yaz geceleri.

 

 

Renkli fanusların altında doğan dünyası,

 

Omuzlarında ay ışığından örgülerle

 

Eklenmede içime hasret kaldığım yerle

 

Mine parmaklarında sadalaşan hulyası.

 

Orhan Veli KANIK

 

 

TH
25.03.2011 22:25
#205
spesifikdusunceekseni_kaldirimlar0vj.jpg
TH
25.03.2011 22:27
#206

Kaldırımlar II

Başını bir gayeye satmış kahraman gibi,

Etinle, kemiğinle, sokakların malısın!

Kurulup şiltesine bir tahtaravan gibi,

Sonsuz mesafelerin üstünden aşmalısın!

 

Fahişe yataklardan kaçtığın günden beri,

Erimiş ruhlarımız bir derdin potasında.

Senin gölgeni içmiş, onun gözbebekleri;

Onun taşı erimiş, senin kafatasında.

 

İkinizin de ne eş ne arkadaşınız var;

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hürsünüz.

Dünyada taşınacak bir kuru başınız var;

Onu da, hangi diyar olsa götürürsünüz.

 

Yağız atlı süvari, koştur atını, koştur!

Sonunda kabre çıkar bu yolun kıvrımları.

Ne kaldırımlar kadar seni anlayan olur,

Ne senin anladığın kadar kaldırımları...

 

Necip Fazıl KISAKÜREK

TH
25.03.2011 22:30
#207

Kaldırımlar -III

Bir esmer kadındır ki, kaldırımlarda gece,

Vecd içinde başı dik, hayalini sürükler.

Simsiyah gözlerine, bir ân, gözüm değince,

Yolumu bekleyen genç, haydi düş peşime der.

 

Ondan bir temas gibi rüzgar beni bürür de,

Tutmak, tutmak isterim, onu göğsüme alıp.

Bir türlü yetişemem, fecre kadar yürür de,

Heyhat, o bir ince ruh, bense etten bir kalıp.

 

Arkamdan bir kahkaha duysam yaralanırım;

Onu bir başkasına râm oluyor sanırım,

Görsem pencerelerde soyunan bir karaltı.

 

Varsın, bugün bir acı duymasın gözyaşımdan;

Bana rahat bir döşek serince yerin altı,

Bilirim, kalkmayacak, bir yâr gibi başımdan...

 

 

Necip Fazıl KISAKÜREK

 

 

TH
25.03.2011 22:40
#208

hayya1.jpg

 

 

TH
25.03.2011 22:41
#209
efc7540fb366230648326edcca97bf3d_1283908172.jpg
TH
25.03.2011 22:44
#210
omerhayyam9btjf7.jpg
TH
25.03.2011 22:47
#211

ÖNDEN GİDENLER İÇİN

 

Onlar gittiler

Yalnız bir yemin kaldı aramızda

Ben şimdi bu yanda

Kasılmış çıplak bir kurşun gibiyim

Namluda.

 

Onlar gittiler

Topraktan bir işaret taşıyarak alınlarında

Ben şimdi bu yanda

Gerilmiş bir an gibiyim

Doğumla ölüm arasına.

 

Onlar gittiler

Gelen zamandan bir haber gibiydiler.

 

Ben şimdi bu yanda

İçilmiş bir and için bekleyenim

Kurulmuş saat gibi.

 

Onlar gittiler

Giderken bir muştu gibiydiler.

 

Erdem BEYAZIT

TH
25.03.2011 22:49
#212

DENİZ...

 

Bu akşam vakti deniz,

O bütün hasretimiz,

Sanki gelmiş de dile,

Nedametin sesiyle,

Çarparak kayalara,

Yetmez mi, diyor deniz,

Karada çektiğiniz?

 

Cahit Sıtkı TARANCI

TH
25.03.2011 22:52
#213

GİDİYORUM

Çölde bir yolcu gibi yalnızlığım içinde

Kavrulup gidiyorum.

Serseri bir rüzgar gibi hep ganimet peşinde

Savrulup gidiyorum

Serçe kadar pervasız, bir günden ötekine

Atlayıp gidiyorum.

Bütün kumaşlarını açtığım gibi yine

Katlayıp gidiyorum.

Bir kış güneşi gibi ben keyfimin esiri

Görünüp gidiyorum.

Ne belli yerim var, ne de sevdiğim biri

Sürünüp gidiyorum.

 

Cahit Sıtkı TARANCI

TH
25.03.2011 22:56
#214

ÖZGÜRLÜĞE DOĞRU

 

 

Bırakıyor ardından belalara beni

 

Tedbirim öldü gövdemin binası geçti

 

 

Göğsümde ince gergin çelik bağcık

 

Tenimi bastıran içerilere

 

 

Bağırıyor leylaklarım ağlıyor ağlıyor duvarlar

 

Çatlayacak gibi susuz düzgün ve biçimli sanatlar

 

 

Çocuk yığılıyor kalp kalp üstüne konuyor

 

Bir baba damarı vuruyor sökülen nabzım

 

 

Şimdi batar birkaç nesil azdıran bozgun

 

Simsiyah aklım ve beyaz bir nokta kalbim

 

 

Kader akışı alkışlanıyor her kârım

 

Nazlı buluş git git kabarıyor dalgalar

 

 

Çare yok gür gür bağıracağım yoksa bu sefil

 

İsyan yüklü gemi zor kayalıklarında gönlün

 

 

Harp. Ezilen etim söğülen köpekliğin için değil

 

Güzel ölçülü zulmetmeden yeterince öldürüşüm

 

 

Harp geliyor bir güzel bilendin mi kardeşim

 

Binlerce cilt tutuyor kılıçların hançerin

 

 

I believe in you believe in we believe in

 

In la ilahe illallah la ilahe illallah

 

 

Şimdi halk yüceldin guslet suyun götürmesiyle kuşan

 

Yüzün kolların ateş yakmaz başın ince ayakların

 

 

Dünya bir konak bir konuk ölümsüz hayat içre

 

Geçildikçe hor öpüldükçe soyunur şehvete

 

 

Şehvet ahırı değil yeryüzü

 

Domuz ahırı değil yer toprak

 

 

İki bakışımın arasında bulduğun toprak

 

Dört köşe duvarlar siyah örtü ve göç sesleri

 

 

Kapanıyorum kabul et öyle buyur

 

Bin açılı örtüye daha sar beni

 

 

Bin yıl bin daha

 

Dursam kapında

 

 

Sayısız perdeden bir perdecik kalksın için

 

Başım yüzüm kızarır haddim olmaz aslında

 

 

Sakin ve gövdemin mızraklarını döken bir geliş

 

Vara gele ancak birkaç ağaç alıyor göğsüm

 

 

Sakin ve daha sakin mızraklarım dökülsün daha

 

Aniden çıkıp havlayan köpekte emanet bugün

 

 

Binbir helak ve Allah selamıyla girilen ovada

 

Bir dağ gibi diz çök kendine ırmak ol tut tut bırak yıldırımları

 

 

Sakin daha sakin kımıltı yok bakışında

 

Bırak toprak altında göl olsun gözyaşın

 

 

Bir çeşit isyandın gönül ağlaması ilacın

 

Destur. Nice uzlet makamından geçersin şimdi

 

 

Şimdi çağırıyor o güzel aşka beni yalvarıyor beni

 

Duruyorum ve çeşit çeşit ölüm omuzumun binileri

 

 

Bu ova cennet olmalı sayımızca bir cennet safı

 

Bu çukur ateş olmalı sayımızca bir cehennem safı

 

 

Ya bu yol. Ayağın sahibi gövdeden habersiz yürüdüğü

 

Gövdenin ayağa merbut ayağa dönük ayak kesildiği

 

 

Sen gönlünü yukarıya bil

 

 

Bir dağ nasıl söylerse öyle söyle

 

Bir dağ nasıl inlerse başla öyle

 

 

Ey zarif sen de ata yoluna meylettin

 

Korkarım binbir belaya dayanmaz sıkletin

 

Abdurrahman Cahit ZARİFOĞLU

TH
25.03.2011 23:01
#215

Zaman Kayması

Kaynaşır birbirine gün olur zamanlar;

Geçmiş,gelecek birleşir tek kesitte.

Sanki ilk kez yaşarız yaşanmışı dünlerde

Ya da başlar ansızın ta ilerde olacak.

 

Çağırır gerilerden bir değişim ilk aşkı:

İşte yine o sıtma.

Çok sonraki yılları;oysa daha bir çocuk,

Duyar beri yanda bütün doymuşluğunca.

 

Sarkaçlar gibi şimdi sallanır

Dünle yarın arasında düzensiz.

Ya çok ileri gider ya da çok geri kalır,

Düzgün işletemeyiz.

 

Serpiştiriyordu kar soğuk gece yarısı

Birden mayıs sabahı,ılık seher yelleri.

Daha demin kıştı,başlar temmuz

Ve yaşanır bir sonbahar gibi bir yaz dönemi.

 

Behçet NECATİGİL

TH
25.03.2011 23:04
#216

Sessiz Gemi

Artık demir almak günü gelmişse zamandan

Mechule giden bir gemi kalkar bu limandan

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol

Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol

 

Rıhtımda kalanlar bu seyahetten elemli,

Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli

Bicare gönüller! Ne giden son gemidir bu!

Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu

 

Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;

Bilinmez ki giden sevgililer dönmeyecekler

Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden,

Bir cok seneler geçti; dönen yok seferinden

 

Yahya Kemal BEYATLI

TH
25.03.2011 23:05
#217

Fani Ömür Biter Bir Uzun Sonbahar Olur

Fani ömür biter, bir uzun sonbahar olur.

Yaprak, çiçek ve kuş dağılır, tarümar olur.

Mevsim boyunca kendini hissettirirveda;

Artık bu dağdağayla uğuldar deniz ve dağ.

 

Teşrinlerinbu hüznü geçer ta iliklere.

Anlar ki yolcu, yol görünür serviliklere.

 

Yaprak nasıl düşerse akıp kaybolan suya.

Ruh öyle yollanır uyanılmaz bir uykuya,

Duymaz bu anda taşgibi kalbinde bir sızı;

Farketmez anne toprak ölüm maceramızı.

 

Yahya Kemal BEYATLI

SA
27.03.2011 22:37
#218

Korku gerek tenlere etim kalbur

Deşer bakışın da kıyar

Korku gerek reca gerek

Yanlış anaşılmış olabilir

Sesini duyuyorum kendimin/

kelimeler kendinden emin değil

 

Yanlış anlaşılmış da olabilir

Aklım başımda mı! Değil!

 

ACZ

SA
27.03.2011 22:40
#219

Akraba açken uzanamasın elimiz ekmeğe, komşu tasalıysa tasalansın evimiz, iştahayla gülünmez bizde, azbiraz tebessüm edilir dünya için sevinilse..

 

ACZ

TH
31.03.2011 15:53
#220

ALLAH BİRDİR PEYGAMBER HAK

 

Allah birdir Peygamber Hak

Rabbül alemindir mutlak

Senlik benlik nedir bırak

Söyleyim geldi sırası

 

Kürt'ü Türk'ü ve Çerkes'i

Hep Adem'in oğlu kızı

Beraberce şehit gazi

Yanlış var mı ve neresi?

 

Kuran'a bak İncil'e bak

Dört kitabın dördü de Hak

Hakir görüp ırk ayırmak

Hakikatte yüz karası

 

Binbir ismin birinden tut

Senlik benlik nedir sil at

Tuttuğun yola doğru git

Yoldan çıkıp olma asi

 

Yezit nedir, ne kızılbaş

Değil miyiz hep bir kardaş

Bizi yakar bizim ateş

Söndürmektir tek çaresi

 

Kimi ne çeker dilinden

Hem belinden hem elinden

Hayır ve şer emelinden

Hakikat bunun burası

 

Şu alemi yaratan bir

Odur külli şeye kadir

Alevi Sünnilik nedir

Menfaattir varvarası

 

Cümle canlı hep topraktan

Var olmuşuz emir Haktan

Rahmet dile sen Allah'tan

Tükenmez rahmet deryası

 

Veysel sapma sağa sola

Sen Allah'tan birlik dile

İkilikten gelir bela

Dava insanlık davası…

 

Aşık Veysel ŞATIROĞLU

TH
31.03.2011 15:59
#221

BENDEDİR

 

 

 

Ne azap, ne sitem bu yalnızlıktan,

 

Kime ne, aşılmaz duvar bendedir,

 

Süslenmiş gemiler geçse açıktan,

 

Sanırım gittiği diyar bendedir.

 

 

 

Yaram var, havanlar dövemez merhem;

 

Yüküm var, bulamaz pazarlar dirhem.

 

Ne çıkar, bir yola düşmemiş gölgem;

 

Yollar ki, Allah'a çıkar, bendedir.

 

 

Necip Fazıl KISAKÜREK - 1936

 

 

TH
31.03.2011 16:01
#222

ALLAH DERİM

 

 

 

Sırtımda, taşınmaz yükü göklerin;

 

Herkes koşar, zıplar, ben yürüyemem!

 

İsterseniz hayat aşını verin;

 

Sayılı nimetler bal olsa yemem!

 

 

 

Ey akıl, nasıl da delinmez küfen?

 

Ebedi oluşun urbası kefen!

 

Kursa da boşluğa asma köprü, fen,

 

Allah derim, başka hiçbir şey demem!

 

Necip Fazıl KISAKÜREK -1973

 

 

TH
31.03.2011 16:03
#223

ALLAH DİYENE

 

 

 

Her şey, her şey şu tek müjdede;

 

Yoktur ölüm, Allah diyene!

 

Canım kurban, başı secdede,

 

İki büklüm, Allah diyene!

 

 

 

Akıl, kırık kanadı hiçin;

 

Derdi gücü 'nasıl' ve 'niçin'...

 

Bağlı, perçin üstüne perçin,

 

Benim gönlüm Allah diyene...

 

Necip Fazıl KISAKÜREK - 1972

 

 

TH
31.03.2011 16:05
#224

BOŞ DÜNYA

 

 

 

Gittiler... Bana dünyam

 

Birdenbire boş geldi.

 

Seçilmiş oldu eşyam.

 

Odalarım loş geldi.

 

 

 

Gözlerim müebbette,

 

Günü gelir elbette...

 

Gelir Melek nöbette,

 

Safa geldi, hoş geldi.

 

Necip Fazıl KISAKÜREK - 1982

 

 

TH
31.03.2011 16:07
#225

YATTIĞIM KAYA

 

 

 

Bu akşam o kadar durgun ki sular

 

Gömül benim gibi kedere diyor.

 

İçimde maziden kalma duygular

 

Ağla geri gelmez günlere diyor.

 

 

 

Ey gönül, gidenden ümidini kes!

 

Kaçan bir hayale benziyor herkes,

 

Sanki kulağıma gaipten bir ses

 

Buluşmalar kaldı mahşere diyor.

 

 

 

Enginden engine koşarken rüzgâr,

 

Bende bir yolculuk heyecanı var...

 

Yattığım kayaya çarpan dalgalar

 

Çıkıver bir sonsuz sefere diyor.

 

Necip Fazıl KISAKÜREK -1926

 

 

TH
31.03.2011 16:09
#226

TAKVİMDEKİ DENİZ

 

Hasreti denizlerin,

Denizler kadar derin

Ve okadar bucaksız….

Ta karşımda , yapraksız,

Kullanılmış bir takvim…

Üzerinde bir resim:

Azgın, sonsuz bir deniz;

Kaygısız düşüncesiz,

Çalkalanıyor boşlukta.

Resimdeyse bir nokta;

Yana yatmış bir gemi….

Kaybettiği âlemi

Arıyor deryalarda

Bu resim rüyalarda

Gibi aklımı çeldi;

Bana sahici geldi.

Geçtim kendi kendimden,

Yüzüme, o resimden,

köpükler vurdu sandım;

Duymuş gibi tıkandım,

Ciğerimde bir yosun.

Artık beni kim tutsun?

Denizler oldu tasam.

Yakar, onu bulmazsam,

Beni bu hasret, dedim,

Varırım , elbet, dedim,

Bir ömür geze geze,

Takvimdeki denize,

Ne var bana ne oldu,

Odama nasıl doldu,

Birden bire bu meltem?

Ve dalgalandı perdem,

Havalandı kâğıtlar.

Odamda kıyamet var!

Ah yolculuk, yolculuk!

Ne kadar baygın, soluk,

O gün bizde betbeniz;

Ve ne titrek kalbimiz

Ve eşyamız ne küskün!

Yola çıktığımız gün,

Bir sıraya dizilmiş,

Gözyaşlarını silmiş,

Bakarlar sinsi sinsi.

Niçin o ân da hepsi,

Bir kuş gibi hafifler,

Arkadan geleyim der?

Niçin o güne kadar,

Dilsiz duran ne kadar

Eşya varsa dirilir,

Yolumuza serpilir?

Ufak böcekler gibi ,

Gezer onların kalbi,

Üstünde döşemenin.

Bir gizli didişmenin

Saati çala o ân;

Birden bakar ki , insan,

Her şey karmakarışık.

Ayırmak olmaz artık

Bir kalbi bir taraktan;

Ve kalb , ağlayaraktan,

Çekilir geri geri,

Terkeder bu mahşeri.

Bu mahşerin içinden

O gün ben de geçtim, ben;

Nem varsa , evim , anam,

Çocukluğum hatıram

Ve ne sevdalar serde,

Bıraktım gerilerde,

Kaçar gibi yangından.

Rüzgârların ardından,

Baktımda süzgün süzgün,

Kurşun yükünü gönlün,

Tüy gibi hafiflettim,

Denize hicret ettim….

 

Necip Fazıl KISAKÜREK

 

 

TH
31.03.2011 16:12
#227

OTUZ BEŞ YAŞ ŞİİRİ

 

Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.

Dante gibi ortasındayız ömrün.

Delikanlı çağımızdaki cevher,

Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,

Gözünün yaşına bakmadan gider.

 

Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?

Benim mi Allahım bu çizgili yüz?

Ya gözler altındaki mor halkalar?

Neden böyle düşman görünürsünüz;

Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?

 

Zamanla nasıl değişiyor insan!

Hangi resmime baksam ben değilim:

Nerde o günler, o şevk, o heyecan?

Bu güler yüzlü adam ben değilim

Yalandır kaygısız olduğum yalan.

 

Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;

Hatırası bile yabancı gelir.

Hayata beraber başladığımız

Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;

Gittikçe artıyor yalnızlığımız.

 

Gökyüzünün başka rengi de varmış!

Geç farkettim taşın sert olduğunu.

Su insanı boğar, ateş yakarmış!

Her doğan günün bir dert olduğunu,

İnsan bu yaşa gelince anlarmış.

 

Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!

Her yıl biraz daha benimsediğim.

Ne dönüp duruyor havada kuşlar?

Nerden çıktı bu cenaze? Ölen kim?

Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar.

 

N'eylersin ölüm herkesin başında.

Uyudun uyanamadın olacak

Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?

Bir namazlık saltanatın olacak.

Taht misali o musalla taşında.

 

Cahit Sıtkı TARANCI
TH
31.03.2011 16:24
#228

NE İÇİNDEYİM ZAMANIN

Ne içindeyim zamanın,

Ne de büsbütün dışında;

Yekpare geniş bir anın

Parçalanmaz akışında,

 

Bir garip rüya rengiyle

Uyuşmuş gibi her şekil,

Rüzgarda uçan tüy bile

Benim kadar hafif değil.

 

Başım sükûtu öğüten

Uçsuz, bucaksız değirmen;

Içim muradıma ermiş

Abasız, postsuz bir derviş;

 

Kökü bende bir sarmaşık

Olmuş dünya sezmekteyim,

Mavi, masmavi bir ışık

Ortasında yüzmekteyim.

 

Ahmet Hamdi TANPINAR

TH
31.03.2011 16:26
#229

MAVİ,MAVİYDİ GÖKYÜZÜ

 

Mavi, maviydi gökyüzü

Bulutlar beyaz, beyazdı

Boşluğu ve üzüntüsü

İçinde ne garip yazdı...

 

Garip, güzel, sonra mahzun

Işıkla yağmur beraber,

Bir türkü ki gamlı, uzun,

Ve sen gülünce açan güller.

 

Beyaz, beyazdı bulutlar,

Gölgeler buğulu, derin;

Ah o hiç dinmeyen rüzgar

Ve uykusu çiçeklerin.

 

Mor aydınlıkta bir çınar

Veya kestane dibinde;

Mahmur süzülen bakışlar

İkindi saatlerinde...

 

Birden gülümseyen yüzün

Sabahların aynasında

Ve beni çıldırtan hüzün

İki bakış arasında.

 

Kim bilir şimdi nerdesin?

Senindir yine akşamlar;

Merdivende ayak sesin

Rıhtım taşında gölgen var.

 

Ahmet Hamdi TANPINAR

TH
31.03.2011 16:28
#230

YAŞARKEN

 

Ağaçların daha bu bahçelerde

Bütün yemişleri dalda sarkıyor;

Umutların mola verdiği yerde

Geceler bir nehir gibi akıyor.

 

Baksan bir uzaklık var hangi yana,

Hangi eşyaya dönsen boş bir ayna;

Varmak istediğim uzak limana

Gemiler beni almadan kalkıyor.

 

Gelmedi gün daha, çalmadı saat,

Daha uçurmuyor beni bu kanat;

Sabırsızlanma, ey kapımdaki at!

Güneş daha gözlerimi yakıyor.

 

Ahmet Muhip DIRANAS

TE
31.03.2011 22:35
#231

İsmini ağzıma almam, edepsizliğimdendir,

Gerçi bütün bedenim,seni zikretmektedir.

 

Fakat ne yapayım ki,dil saadet istiyor,

Bu ismi söylemezsem,bana dert olur diyor.

 

Kutb-ı Hak hâdi-yi din,Hace Muhammed Ma'sum,

Öyle bir zat ki önünde gök olur iki büklüm.

 

Zâhiri,ahkâm-ı dînin nuruyla dâim nurda,

Batını sırr-ı hakîkatla baştan başa huzurda,

 

Kayyumluk elbisesi ona göre kesilmiş,

Ve bu güzel elbise ona ne güzel gelmiş.

01.04.2011 01:14
#232

ÜÇÜNCÜ ŞAHSIN ŞİİRİ

 

Gözlerin gözlerime değince

Felaketim olurdu, ağlardım

Beni sevmiyordun, bilirdim

Bir sevdiğin vardı, duyardım

Çöp gibi bir oğlan, ipince

Hayırsızın biriydi fikrimce

Ne vakit karşımda görsem

Öldüreceğimden korkardım

Felaketim olurdu, ağlardım

Ne vakit Maçka'dan geçsem

Limanda hep gemiler olurdu

Ağaçlar kuş gibi gülerdi

Sessizce bir cigara yakardın

Parmaklarımın ucunu yakardın

Kirpiklerini eğerdin, bakardın

Üşürdüm, içim ürperirdi

Felaketim olurdu, ağlardım

Akşamlar bir roman gibi biterdi

Jezabel kan içinde yatardı

Limandan bir gemi giderdi

Sen kalkıp ona giderdin

Benzin mum gibi giderdin

Sabaha kadar kalırdın

Hayırsızın biriydi fikrimce

Güldü mü cenazeye benzerdi

Hele seni kollarına aldı mı

Felaketim olurdu, ağlardım

 

ATTİLA İLHAN

01.04.2011 01:15
#233

Naat

 

Dinleyin ey vakti duymak doruğuna varanlar

Falları grafiklerde bakılanlar siz de işitin..

Külden martı doğuran odalıklar

Ve kahyalar

Kara pıhtılarıyla damgalanmış veznelerde dili

Şehvetsiz çilingirler, yaltak çerçiler

Celepler ki sıvışık, natırlar ki nadan

Ey hayat rengini sazendelik sanan

Yırtlaz kalabalık!

Dinleyin bendeki kırgın ikindiyi,

Hepiniz kulak verin.

 

Güneşin

Koskoca beldeye suskunluk yaygısını serdiği

Yazlar yok

Yok artık altında suskun yolları saklı tutan

Karla örtülmüş kırların kışı

Gitti giden, yerine gelmedi başka biri

Orada

Duyumsatmadı kendini hiçlik bile

Belli ki son yüzyılımız göğsümüzden

Varla yok harman eden sesi uçursak

Diye bize verildi

Yetti bir yüzyıl böcekler ve otlarda

Soluyuş izlerimiz silmek için

 

Ne yesek

Lokmaya vurulur gibi değil

Yuduma gelmiyor içtiklerimiz

Dernekler toplanıyor dışta tutmak için

Kanat vuruşlarını yumuşak tutan etkeni

Utançlı sessizliği tanımaz kalemlerle

Kapanıyor bilanço

Top mermisi, kör testere

Defalarca boyanmış çaput parçaları

Sıkıştırdık günlerimiz arasına ki

Serazat kahkahalar atalım

Yapmacıktan nefretimiz

Sebep olsun kavgamıza

Bekleyiş arzından kovsunlar bizi

Ne yemen biraz öncemiz diyelim

Ne biraz sonramız meksika

 

Canı pek bir dünya son yüzyılda yaşadığımız

Yüzü perdahla kavi, peçesi paramparça

Üstü başı kükürtlü bu dünyadan

Kancıklık

Sıçradı çevirdiğimiz sayfalara

Artık kimse bize haber vermeyecek

Hemen şu tepenin ardında

Saldırmaya hazır ve müsellah

Bir düşman taburu durduğunu

Çünkü gerçekten yok

Böyle bir ordu

Bir düşmanımız kaldı

Kendi

Dudaklarımız

Arasında.

 

Biliyoruz günden güne çopurlaşan yer yuvarlağında

Bizleri yan çizen birer hemşehri haline sokan nedir

Çırpını çırpını giden atlardan indik

Girmek için patavatsız yurttaşlar sırasına

Zihnimiz, acizlerin şikayetleri sığacak kadar

Kanırtılırken ses etmedik

Öcümüz alınacak korkusuyla irkildik

Kaldıysa bir soru içimizde

O da birşey:

Nerdedir yerle gök arasındaki ulak,

Nerde biz?.

 

Kimseden bir işaret gelmeyecek

Bir melek kimsenin alnını sıvazlamazsa

Söylemez size kimse dünyadaki ömrü boyunca

Hiçbir insana yan bakışı olmayan kimdi

Kimdi yan gözle bakmadı kır çiçeklerine bile

Öğretmek için cephe nedir

Kıyam etti

Torunu kucağında

Dönünce bütün gövdesiyle döndü

Bir bu anlaşılsaydı son yüzyılda

Bir bilinebilseydi

Nedir veche..

 

Dinleyin ey vakti duymak doruğuna varanlar

Sıyırın kahkaha sırçasını cildinizden

Omzunuzdan vaveyla heybesini atın

Boşa çıksın reislerin, kahinlerin, şairlerin kuvveti

Güler yüzlü olmak neydi onu hatırlayın

Ağız dolusu gülmeden taşlıkta...

 

İsmet Özel

01.04.2011 01:16
#234

Evet, Isyan

 

Demirden sagnaklar altinda uyur sevdigim

gögsünde hazin ayak izleri eski subatlarin

onu yaralar kipirdatiyor

ve o sertelmektedir yaralardan

kasiklarina bosalmaktadir nal sesleri.

Keserle yontulmus bir agzi var sabahiın

varinca bayraklari, marslari duyuyorum

basim çilginca sarsilan dallarla ugrasiyor

durup dineliyorum bütün taframla

bütün taframla, bütün yumruklarim, bütün

hantal yüreklerin oldugu orda.

Kesik kollari var askin

döl ve inat barindiran.

Hirpani bir oksayisla aksam

yanasinca çocuklara

ben karakavruk yüzümün arkasinda

kirbaçlayarak büyüttügüm agriyi birakiyorum

bana ne çerçilerden, çerilerden, kullardan

halksa kal`am onu kal`a kilan benim

bosanir damarlarima yillarin kahraman gürültüsü

çünkü kavganin göbegidir benim yerim.

Ay vurunca çatlatir gögsümdeki mahseri

çünkü kavganin göbegidir benim yerim

canlarim, kollarinda Parti pazubentleri

dik baslar, erkek haykirislarla

göndere, en yukarlara çekiyorlar

en yukarlara çatliycak kadar aski yüreklerini.

yillardir çocuk baslari akiyor yamacimizdan

yillardir balçikli bir hayvan çeperlerimizde

kentlimiz cebinde cinayet fotograflariyla sofraya oturuyor

köylü -biraz sessizlik- ne tuhaf bir kelime?

Asfalt yakiyor genzimi

asfalt adamlarini topluyor aramizdan

yikilip omuzdaslarinin seslerine

yikilip bir boran içinde toplayarak çiçeklerimi.

Ben merd-i meydan

yani topragin ve kanin gürzü

güllerin bin yillik mezari bendedir

yukardan bakarim efendilerin pusatlarina

insanlarin bütün sabahlarini merak ederim

gök hirpalanmaktadir merakimdan

itir kokan benim yumruklarimdir

benim kavgamdir o, ask diye taninan.

 

Alanlara çok bilenmis yüregim alanlara

vurulsun kösleri su gavur sevdamizin

vursun isyanin bacisi olan kanim karanliga

Zülkf de vursun.

Yüzüne ay kiriklari çarpip uyansin sevdigim.

 

İsmet Özel

01.04.2011 01:18
#235

Bir Yusuf Masalı

 

başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız

bakıp başkasının başkayla kurduğu bağlantıya

aşka dair diyoruz ilk anı bu olmalı

ilk önce damarlarımızda duyuyor çağıltısını

uzak iklimlerin

kokusu gitmediğimiz şehirlerin önceden

bir baş dönmesiyle kabarıyor hafızamızda

sonra ayrılıklar düşüne dalıyoruz

bize ait olan ne kadar uzakta!

İsmet Özel

01.04.2011 01:19
#236

Barış

 

Çocuğun gördüğü düştür barış,

annenin gördüğü düştür barış,

ağaçlar altında sevdalıların sevda sözleridir barış;

Gözlerinin içinde uçsuz bucaksız bir

gülümseme elinde yemiş dolu bir zembil ve

alnında ter tomurcukları,

Pencerede suyu soğutan testideki damlalar gibi;

Akşam üstü eve dönen babadır barış,

Dünyanın yüzünde yara izleri kapanırken

ağaçlar diktiğimizde

havan mermilerinin kazdığı çukurlara;

Yangının kavurduğu yüreklerde

ilk tomurcuklarını açarken umut

ve ölüler kanlarının boşa gitmediğini bilerek

yana dönüp içerlemeksizin uyuyabildiklerindedir

barış…

Barış yemek kokusudur tüten,

Aksamlayın

arabanın yolda durmasının korkutmadığı,

Kapı çalınmasının dost demek olduğu,

Ve pencereyi saat başı açmanın renklerinin uzaktaki çanlarıyla

gözlerimizin bayram etmesini sağlayan

gökyüzü demek olduğu zamandır barış;

Barış bir bardak sıcak süt ve bir kitaptır,

Uyanan çocuk önünde

başaklar birbirlerine eğilip işte ışık ışık ışık dedikleri

Ve ufuk çemberi ışıkla dolup taştığı zamandır barış;

Hapisaneler onarılıp kitaplıklar yapıldığı zaman,

Eşikten eşiğe bir türkü yükseldiği zaman

geceleyin,

Cumartesi akşamları mahalle berberinden çıkan yeni tıraş olmuş

bir işçi gibi baharda ay buluttan çıktığı zamandır barış;

Geçmiş gün yitirilmiş bir gün olmadığı, sevinç yapraklarını akşamın içine salan bir kök ve kazanılmış bir gün hak edilen bir uyku olduğu zaman acıyı kovmak için zamanın dört bir bucağından güneşin hemen ayaklarını bağladığını duyduğun zamandır barış.......

Barış ışınlar demetidir yaz ovalarında iyilik alfabesin tanın dizlerinde,

Kardeşim dediğin yarın kuracağız dediğin zaman kuracağız dediğimizi kurunca

türkü çağırdığımız zamandır barış;

Ölüm yüreklerde az yer kapladığı ve güvenli parmaklarla

mutluluğu gösterdigi zaman bacalar;

ikindi vaktinin büyük karanfilini

ozan ve proleter aynı şekilde kokladığı zamandır barış;

insanların sıkışan elleridir barış,

Dünyanın masasındaki ekmektir,

Gülümsemesidir annenin

Budur yalnızca

başka bir şey değildir barış

Ve toprakta derin yarıklar açan sabahlar

tek bir sözcük yazarlar,

Barış başka bir şey değil barış;

Dizelerimin rayları üzerinde

buğday ve güller yüklenmiş geleceğe doğru yol alan bir trendir barış,

Kardeşlerim barış içinde derin derin soluk alıyor tüm dünya bütün düşleriyle

verin ellerinizi kardeşlerim işte budur barış…..

 

Yannis Ritsos

TH
01.04.2011 08:09
#237

BU ELLER MİYDİ

Bu eller miydi masallar arasindan

Rüyalara uzattigim bu eller miydi.

Arzu dolu, yasamak dolu,

Bu eller miydi resimleri tutarken uyuyan.

 

Bilyalarin aydinlik dünyaciklari

Bu eller miydi hayati o dünyalarin.

Altin bir oyun gibi eserdi

Altin tüylerinden mevsimin rüzgari.

 

Topraktan evler yapan bu eller miydi

Ki simdi degmekte toprak olan evlere.

El isi vazifelerin önünde

Tirnaklarini yiyerek düsünmek ne iyiydi.

 

Kaybolmus o çizgilerden

Falcinin saadet dedikleri.

O köylü çakisinin kestigi yer

Sögüt dallarindan düdük yaparken...

 

Bu eller miydi kesen mavi serçeyi

Birkaç damla kan ki zafer ve kahramanlik.

Yorganin altina saklanarak

Bu eller miydi sevmeyen geceyi.

 

Ayrilmis sevgili oyuncaklardan

Kirmis küçücük siselerini.

Ve her seyden ve her seyden sonra

Bu eller miydi Allaha açilan !;

 

Fazıl Hüsnü DAĞLARCA

02.04.2011 14:23
#238

Toprağın Babası

 

Eylemin o önder çocuğu büyür

Evrenin sebebi en son ellerde

 

Alnında sürekli secde gülleri

Sevgi donanması denizlerinde

 

Yağmur olsun diye saçar göklere

Elinde biriken dualarını

 

Ve nur yatağında kılıçla bekler

Sonsuza açılan hicret aşkına

 

Bilge anahtarı has neslin kökü

Zülfikar çağlardan çağlara nehir

 

Toprağın babası kucakta uyur

İki güzel iki kumru iki er

 

Kıyanın hesabı nicolur bilmem

Dinmeyen bir hüzün bir kandir sızar

 

Mehmet Akif İnan

02.04.2011 14:24
#239

Ölüm

 

Gel anla ve yaşa doğrusal hüznü

Acılar güvence ölümsüzlüğe

Senden her kaçtıkça sana yaklaştım

Göç nasibim özlem kanımdır benim

 

Bu tenha dünyanın ürküntüsünü

Ekledim gövdeme bir parça gibi

Bir sözdür susuşun bir ince fikir

Bin yorum getirir aklıma birden

 

Gövdemi kurşunlar sererse yere

Kırgın bakışların değdi bilirim

Ve ölüm konuğum olduğu zaman

Duyduğun vicdanın ayak sesidir.

 

Mehmet Akif İnan

02.04.2011 14:27
#240

Yedi Güzel Adam

 

Bu insanlar dev midir

Yatak görmemiş gövde midir

 

Bir yara açar boyunlarında

Kolkola durup bağırdıklarında

 

-Ya kurbanın olam

Dağlar önüme durmuş

Ki dağlanam

 

Çekip pırıl pırıl mavzerler çıkardılar oyluk etlerinden

Durdular ite çakala karşı yarin kapısında

 

...

 

acz

SA
04.04.2011 11:17
#241

Kur'an'ı ve namazı işte böyle camiden dışarı taşırdık ve onu büyüyen gövdemize ve gönlümüze en güzel bir akıl yaptık.

 

ACZ

MA
08.04.2011 11:44
#242

Konuşmak bir "MANA" ise Susmak binbir Mana... "HERKES" konuşmasına konuşur Lakin Sükut "YÜREKLI" olana ~Mehmed Akif Ersoy~

SA
10.04.2011 12:09
#243

Ne içindeyim zamanın,

Ne de büsbütün dışında;

Yekpare, geniş bir anın

Parçalanmaz akışında.

 

Bir garip rüya rengiyle

Uyuşmuş gibi her şekil,

Rüzgarda uçan tüy bile

Benim kadar hafif değil.

 

Başım sükutu öğüten

Uçsuz bucaksız değirmen;

İçim muradına ermiş

Abasız, postsuz bir derviş.

 

Kökü bende bir sarmaşık

Olmuş dünya sezmekteyim,

Mavi, masmavi bir ışık

Ortasında yüzmekteyim.

 

Ahmet Hamdi TANPINAR

SA
26.04.2011 16:39
#244

Uzun uzun düşünüyorum. Topraktan yeniden ağacın tepesine kadar düştüm yeniden düşüyorum. Bitmiyor bir türlü değiştim mi? Kendimle bir dönemeçte koşan iki çocuğun çarpıştığı gibi karşılaşmışım da hangisinin ben olduğuna karar veremediğim o çok kısa zamanın habire tekrarlanmasından perişan çarçaput gibi ağzım, yorgunum. biraz da.

 

ACZ

SA
01.06.2011 16:24
#245

Köylüleri niçin öldürmeliyiz?

Bu sorunun karşılığını bulamıyorum

içinden çıkılmaz bi olay, ama önemsiz

köylüleri öldürmesek de olur

hatta onların kalın suratlarını

görmezlikten gelebiliriz

yapılacak çok şey var daha

sözgelimi ben, kendim

hiç hayat ağacı görmemişim

görmeden ölürüm diye korkum da yok

değil mi ki albatrosu Baudelaireden

Yves Bonnefoydan semenderi öğrendim

bir gün bakarsınız

şu güzelim bilgiç beynimi kırıp

teneşir tahtası olarak kullanabilirim.

 

İsmet Özel

SA
01.06.2011 16:28
#246

Bu kuklaların kukla olmadığı besbelli

Ne söyledilerse tıpıtıpına gerçek besbelli

Altın saçlarını yana atışı yok mu Lilinin

Lilinin yağdan kıl çekercesine inanışı

Lilinin yağdan kıl çekercesine yaşayışı yok mu

Kuklalar titremesin ne yapsın

Adam konuşmasını bilmezse ne yapsın

Kuklaların kukla olmadığı besbelli

Lilinin çekip gideceği besbelli

Lilinin dönüp geleceği besbelli

 

 

Ben konuşmasını bilmem Lili

 

 

Sezai Karakoç

SA
11.06.2011 17:28
#247

Sanıyorlar kafa ezmekle, beyin ezmekle

fikr-i hürriyet ölür

Hey gidi şaşkın hezele!

Daha kuvvetleniyor kanla sulanmış toprak

Ekilen gövdelerin hepsi yarın fışkıracak!

 

Mehmet Akif Ersoy

SA
11.06.2011 17:30
#248

Bilmiyorlar gülmeyi sakinlerinin binde biri

Bir vatan derdi birikmiş bir avuçluk karada

Kuşu hicran getirir, dalgası hüsran götürür

Mavi bir gözde elem katresidir Yassıada..

 

Faruk Nafız Çamlıbel

MA
20.06.2011 22:29
#249

 

Silahlara veda

 

Geceye rüyaya ve sana

 

Yalnızlığın geyik gözlü köşesinden

 

Düzenlerin çıkmazına

 

 

 

Çizdiğim resmin

 

Saat kulesi ağlıyor

 

Ağzım o çeşit yok

 

Şişe bu çeşit var

 

 

 

Sen bir gece gelsen

 

Güneş doğmasa

 

Gitmeden yine gelsen

 

Bu yeni geleni

 

Bu bize bakanı

 

Sana bir anlatsam

 

Güneş doğmasa

 

Sandıkların içini göstersem sana

 

Çizdiğim resmin

 

Yalnızlığın geyik gözlü köşesinde

 

Bir rafa koyabilsen

 

Olup biteni ve onları

 

Sabaha kadar konuşsak

 

O ürkek ürkek bakanı sana bir anlatsam

 

Ateşi karı tüfeği çeksem

 

Ocağa pencereye kapıya

 

 

 

Kemana veda

 

 

 

Yağmurda şeytan ve şapkası

 

Silahın ölümünü kutluyorum

 

 

 

Tren kaçırmış gibiyim

 

 

 

Sana veda

 

Sezai Karakoç

 

 

 

BD
08.07.2011 15:46
#250

Bir peri aşkından divane oldum,

Çağladı göz yaşım akıyor hocam.

Erenler şahından bir name aldım

Dilim ezber etmiş okuyor hocam.

 

Pir destinden nuş eyledim bu ab-ı

Anda açılmıştı aşkın kitabı

Yegan yegan sor ki verem cevabı

Bugün gam kervanım kalkıyor hocam.

 

İndim seyreyledim irem düzleri

Kudretinden sürmelenmis gözleri

Oturmus bir bülük huri kızları

İbrisimden hali dokuyor hocam.

 

Bir yere cem olmuş kırklar erenler

Her bakışta Arşı Kursi görenler

Devasız dertlere derman verenler

Her biri bir derse bakıyor hocam.

 

Yaktı Celali'yi bu aşkın narı

Sağ başta durmuş Kırklar'ın piri

İçlerinde gördüm Horasan eri

Hu çekende canlar yakıyor hocam.

 

Celali Baba

MA
11.07.2011 22:26
#251

İlahi nedir bu aşk,yaktı cismü canımı

Bundaki zevk başkadır,duyulur izhar olmaz.

Ne tarafa giderim bırakıp sultanımı,

Seni sevdi bu gönül,ölse ele yar olmaz.

 

Herkese nasib olmaz,huzurundaki anlar.

Ebedi hatıradır,bu bulunmaz zamanlar.

Kadrinizi, biz gibi bir nebze anlayanlar

Derler ki;Bu devirde,Sen gibi serdar olmaz.

 

Feth ettiniz kalbimi,gizli bir miftah ile

Bundan sonra nefsimin isyanları nafile

Her bülbül aşık olur böyle vefalı güle

Kim demiş zemheride,ılık bir bahar olmaz.

 

Her sözünüz kalbime,ab-ı hayat katresi

Senden başka ruhumun yok kurtuluş çaresi

Ey cihanın şu anda,bir teki bir tanesi

Biz günahkarlar için,bundan büyük kâr olmaz.

 

Şairi Meçhul

MA
12.07.2011 16:18
#252

Toprakta gezen gölgeme toprak çekilince,

Günler şu heyûlâyı da, er geç, silecektir.

Rahmetle anılmak, ebediyet budur amma,

Sessiz yaşadım, kim beni, nerden bilecektir?

Mehmet Akif Ersoy'un vefatından birkaç dakika evvel kaleme aldığı şiir.

SA
27.07.2011 13:43
#253
RE
05.10.2011 10:08
#254

BEN ANADOLU ÇOCUĞUYUM

Ben Anadolu çocuğuyum,

Biraz da deli dolu.

Kızdı mı, dünyaya yakarca bakan,

Sevdi mi, içinde ormanlar yanan.

Tek tabanca, yalansız çıkmış yıllardan,

Yılandan korkmam yalandan korktuğum kadar.

Benim bu aleme aklım ermiyor.

 

 

Ben Anadolu çocuğuyum,

Benim de senin gibi, onun gibi arzularım var

Tırnakları kısa,

Katıksız kadın, katıksız ana

Gözleri güleç, yüreği insan birini istiyorum.

 

 

Ben Anadolu çocuğuyum,

Bildiğin gibi..

Yüzümde derin siyah çizgiler,

Gözümde diken ve yaban otları.

Yayla rüzgarları geçer içimden,

Dikenli tellere takılır gönlüm,

Kan ağlar,

Anlatamam ağlayamam..

 

 

Ben Anadolu çocuğuyum,

Böyle geldim dünyaya,

Pişman da değilim.

Başakları ellerimle büyütürüm ben,

Başaklar eğilir, ben eğilmem.

 

 

 

Ben Anadolu çocuğuyum,

Yolum sevgiden geçer.

Kimsenin hakkını yemedim ki ben...

Kayahan Açar

VE
21.11.2011 18:43
#255

Bir Eşi Olmalı İnsanın!!!

 

Bakarken yüreğinin kabardığı,

Gözlerinden gözlerine yüreğinin aktığı...

Aşık olduğu bir eşi olmalı!

Sabah gözlerini açtığında,

yanında olduğunu görüp,

Şükürler etmeli Yaradana.

Koklamalı saçlarını Uyuyan eşine şefkatle bakıp,

Usulca dokunmalı yüzüne,

 

Bir eşi olmalı insanın!!!

 

Varlığını hissedebilmek için.

Parmakları titremeli, incitirim korkusuyla.

Sürekli çağlayan bir pınar olmalı gönlü...

Kramplar girmeli midesine,

Onsuzluk aklına geldikçe!

MU
22.11.2011 11:58
#256

Ziyadesiyle tahayyüli. Böyle bir şey yok.

NA
24.11.2011 21:01
#257
http://www.youtube.com/watch?v=plXlvUhmcuc&feature=related
DE
25.11.2011 00:32
#258

cicekler31600x1200.jpg

 

DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİ

 

"Bana çiçek getirin, dünyanın bütün çiçeklerini buraya getirin." --- Köy öğretmeni Şefik Sınıg'in son sözleri.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum

Bütün çiçeklerini getirin buraya,

Öğrencilerimi getirin, getirin buraya,

Kaya diplerinde açmış çiğdemlere benzer

Bütün köy çocuklarını getirin buraya,

Son bir ders vereceğim onlara,

Son şarkımı söyleyeceğim,

Getirin, getirin...ve sonra öleceğim.

 

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,

Kir ve dağ çiçeklerini istiyorum,

Kaderleri bana benzeyen,

Yalnızlıkta açarlar, kimse bilmez onları

Geniş ovalarda kaybolur kokuları...

Yurdumun sevgili ve adsız çiçekleri

Hepinizi, hepinizi istiyorum, gelin görün beni,

Toprağı nasıl örterseniz öylece örtün beni.

 

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,

Afyon ovasında açan haşhaş çiçeklerini

Bacımın suladığı fesleğenleri,

Koy çiçeklerinin hepsini, hepsini,

Avluların pembe entarili hatmisini,

Çoban yastığını, peygamber çiçeğini de unutmayın,

Aman Isparta güllerini de unutmayın

Hepsini, hepsini bir anda koklamak istiyorum.

Getirin, dünyanın bütün çiçeklerini istiyorum.

 

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,

Ben köy öğretmeniyim, bir bahçıvanım,

Ben bir bahçe suluyordum, gönlümden,

Kimse bilmez, kimse anlamaz dilimden,

Ne güller fışkırır çilelerimden,

Kandır, hayattır, emektir benim güllerim,

Korkmadım, korkmuyorum ölümden,

Siz çiçek getirin yalnız, çiçek getirin.

 

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,

Baharda Polatlı kırlarında açan,

Güz geldi mi Kop dağına göçen,

Yörükler yaylasında Toroslarda eğleşen,

Muş ovasından, Ağrı eteğinden,

Gücenmesin bütün yurt bahçelerinden

Çiçek getirin, çiçek getirin, örtün beni,

Eğin türkülerinin içine gömün beni.

 

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,

En güzellerini saymadım çiçeklerin,

Çocukları, öğrencileri istiyorum.

Yalnız ve çileli hayatimin çiçeklerini,

Köy okullarında açan, gizli ve sessiz,

O bakımsız, ama kokusu essiz çiçek.

Kimse bilmeyecek, seni beni kimse bilmeyecek,

Seni beni yalnızlık örtecek, yalnızlık örtecek.

 

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,

Ben mezarsız yaşamayı diliyorum,

Ölmemek istiyorum, yasamak istiyorum,

Yetiştirdiğim bahçe yarıda kalmasın,

Tarumar olmasın istiyorum, perişan olmasın,

Beni bilse bilse çiçekler bilir, dostlarım,

Niçin yaşadığımı ben onlara söyledim,

Çiçeklerde açar benim gizli arzularım.

 

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,

Okulun duvarı çöktü altında kaldım,

Ama ben dünya üstündeyim, toprakta,

Yaz kış bir şey söyleyen toprakta,

Çile çektim, yalnız kaldım, ama yasadım,

Yurdumun çiçeklenmesi için daima yaşadım,

Bilir bunu bahçeler, kayalar, köyler bilir.

Simdi sustum, örtün beni, yatırın buraya,

 

Dünyanın bütün çiçeklerini getirin buraya.

HU
25.11.2011 11:26
#259

MENZİLLER

 

Sözün ve yolun baş çeşmesi ruhumun

Canım içre sevinç verir sözlerin

 

Baktığın dağların düşüncesi bile ağlatır beni

Hür olurum buyruklarını bir bir donansam sultanım.

 

Aşkın bin gözlü devasa bir baş imiş

Yur her birini uykularından sohbetin

 

Dinlen ey Zarif bilatedbir çok söz açtın

Bu kırık akılla ne cürettir yaptığın

 

Zarifoğlu

DE
25.11.2011 21:55
#260

SEN VARSIN

Gönül tezgahında şiir dokudum

İplik iplik nakışında sen varsın

Aşk yolunun kanununu okudum

Madde madde yokuşunda sen varsın

 

Fikir vadisinden bir ırmak geçer

Eğilir selviler suyundan içer

Bağrında ay doğar zambaklar açar

Sessiz sessiz akışında sen varsın

 

Öz suyusun hayat denen şişenin

Nedenisin keder ile neşenin

Sevda cephesinde şehit düşenin

Donuk donuk bakışında sen varsın

 

Hep senin renginde görünür bahar

Yaprakta yeşilin gülde kokun var

Yama yama kalbimdeki yaralar

Sıra sıra dikişinde sen varsın

 

Gidip de yorulma çok uzaklara

Sen; seni gel benim içimde ara...

Umut güneşimin mor bulutlara

Girip girip çıkışında sen varsın

 

ABDURRAHİM KARAKOÇ

 

VE
26.11.2011 00:37
#261

eylün sonu

Günler kısaldı. Kanlıca'nın ihtiyarları

Bir bir hatırlamakta geçen sonbalarları.

 

Yalnız bu semti sevmek için ömrümüz kısa...

Yazlar yavaşça bitmese, günler kısalmasa...

 

İçtik bu nadir içki'yi yıllarca kanmadık...

Bir böyle zevke tek bir ömür yetmiyor, yazık!

 

Ölmek kaderde var, bize ürküntü vermiyor;

Lakin vatandan ayrılışın ıztırabı zor.

 

Hiç dönmemek ölüm gecesinden bu sahile,

Bitmez bir özleyiştir, ölümden beter bile.

Yahya Kemal BEYATLI

DE
26.11.2011 01:21
#262

....BİTTİ BURAYA KADAR-MİRAÇ KESKİN....

 

 

Hüzün türküleri mırıldanarak ayrılık çiçeklerini sulamak

Ve için parçalansa da AŞK'ı rafa kaldırmak......

 

Nasıl bir şeydir bilir misin?

Sen böyle zor bir şeyle baş edebilir misin?

 

Var mı ki sende bu manevi cesaret?

Ve sevdiğini söylebilecek o kocamannnnn yürek....

 

Sen sevginin kutsiyetini bilemezsin

Ve bununla asla aslaa baş edemezsin....

 

Yakışmaz yüreğine aşkın adı

Ve sürdüremezsin bu aşk davasını....

 

En sık kullandığın kelime ELVEDA

Ve ben alışkınım bu saçma vedalara....

 

Yürek sınırlarım belli açık değil herkese

Ve sen ASLA adım atamazsın bu kutlu beldeme....

 

Hiç bir şeye layık değilsin bu DÖNEKLİĞİNLE

Ve hiç bir şey elde edemezsin bu gel-gitlerle....

 

Hançer misali sözlerin etkilemiyor beni

Ve varlığım eritiyor,bitiriyor seni.....

 

Asıl acı çeken sensin eminim adım kadar

BİTTİ sevgili müsvettesi BİTTİ işte buraya kadar.....

 

 

MİRAÇ KESKİN

10.11.2009 / 02:24 (kızım)

DE
26.11.2011 01:34
#263

TÜRK POLİSİ

Hayran Türkiye'miz Sabrınıza,

Hayran Vatan Aşkınıza

Birlik Oldunuz Yanlışların Karşısında

Arka Sokaklar Kötülüğe Kucak Açmışken

Adaletin Alnına Çalmışlarken Lekeyi

Yağmur Oldunuz Yağdınız

Sağnak Sağnak

Değerisiniz,Variyetisiniz Siz Türkiye'nin

Bin Destanı Vardır Şerre Karşı

Ey Bu Dava Uğrunda Yükselenler!

Vatan Uğrunda Şehit Olmaya Hazırlanın

Göğsünüzü Kabartınız,Omuzlarınızı Dik Tutunuz

Uğrunda Can Verdiğiniz Vatan Sağolsun...

13 yaşındaki oğlum Kadir Rahman Keskin.Kocaeli'nde birincilik derecesi alan şiiri.

HU
30.11.2011 16:35
#264

Duydum ki...

 

Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun etme

Başka bir yar başka bir dosta meylediyorsun etme

 

Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı

Hangi hasta gönüllüyü kasdediyorsun etme

 

Çalma bizi bizden bizi gitme o ellere doğru

Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun etme

 

Ey ay felek harab olmuş alt üst olmuş senin için

Bizi öyle harab öyle alt üst ediyorsun etme

 

Ey makamı var ve yokun üzerinde olan kişi

Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun etme

 

Sen yüz çevirecek olsan ay kapkara olur gamdan

Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun etme

 

Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan

Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun etme

 

Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer

Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun etme

 

Ey cennetin cehennemin elinde olduğu kişi

Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun etme

 

Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize

O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun etme

 

Bizi sevindiriyorsun huzurumuz kaçar öyle

Huzurumu bozuyorsun sen mavediyorsun etme

 

Harama bulaşan gözüm güzelliğinin hırsızı

Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun etme

 

İsyan et ey arkadaşım söz söyleyecek an değil

aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun etme

 

 

Mevlana Celaleddin Rumi

RE
01.01.2012 23:00
#265

Şöyle bir dörtlük hatırlıyorum;

 

 

Leş kargalarını seferber gördüm,

Kimini yer, kimini bakar gördüm.

Şerefsiz ellerde, kahpe dudaklarda;

Şerefe kalkan kadehler gördüm.

RE
18.02.2012 16:27
#266

Sanılmasın yolumuzdan,

Bir gün gelip sapacağız.

Hele şimdi bir kaçalım

Sonra neler yapacağız.

 

Fazıl Ahmed AYKAÇ

VE
07.03.2012 20:57
#267

Gece Şarkısı

 

Âlemde gündüz gönlüme işkencedir;

Bence bayram ufukta gün bitincedir.

 

Günün geçit vermez karlı dağlarını

Sanki sihirbaz bir el eritincedir.

 

Bütün gün beklediğim bahar ki gece,

Gökte yıldızların da ümidincedir.

 

Yollar, yollarda nihayet içime denk,

Sonsuzlaşarak başı boş gidincedir.

 

Ben ister güleyim, ister ağlayayım,

Sesimi yalnız kendim işitincedir.

 

Âlemde gündüz gönlüme işkencedir;

Bence bayram ufukta gün bitincedir.

Cahit Sıtkı TARANCI

AS
07.03.2012 22:26
#268

Her Aşk Katilidir Bir Öncekinin

 

rüzgarlı bir tepenin yamacındayım şimdi

kent suskun

ve istasyonlar ayrılık için var bu şehirde

imlası buzuk, üşümüş ve kirli bir çocuk olurum seni düşünürken

ömrüme iliştirdiğim martı leşleri yamalı bir geçmişi oynar

imtihanlar ve intiharlar üzerine kurulu hayatlardan

gecenin en serseri yanını alırım günceme

durup durup şiirler yazmak yoluna

yeni bir yaşam biçimim oldu son günlerde

kendimi sende kalabalık buluşum belki de bundan

her gece yorganımın altında sakladığım

kırlangıç sürüleriyle geliyorum sana

sen uykudayken

babam her gece ölüyor şimdilerde

annem nihavent bir çığlık oluyor

bana en çok sensizlik koyuyor

sonra babilin asma bahçelerine asıyorum kendimi

uyanmak için

eski bir aşkını anlatıyorken bana

konuştuklarından yapılma bir sessizlik oluyor ağzım

kaç kez kanıyorum bir bilsen

(ya da hiç bilmesen)

sesinin ardında yüzün sessiz bir tabanca gibi duruyor

kendimi kötü kurulmuş bir cümle sanıyorum

gece yüklü bir kamyon uykularımı solluyor

yastığının altında yalnızlığın var biliyorum

oysa ben senden bir bardak su istedim

akdeniz değil

son yalnızı benimdir bu kentin

istanbul arkamdan gelir

ey hüznü yüzünde gülücük diye taşıyan kız

hep kendine mi saklarsın çocukluğunu

ağzıma bir bulut bulaşsa da yokluğundan yapılmış

kayadan seken kurşun

en serseri yanımız olur kimi zaman

ve ben hep kendimi terk ederim senden

her katilin aşkı

her aşkın katili

bir öncekinin faili

hep ben olurum

hep ben ölürüm

içime uzanan koridorların ortasından

hep gülerdin beni görünce

bense sana hep geç kalırdım

sona kalırdım

sonra kanardım

yağmurlarla inseydin içime

içim senden yanaydı

yüzümdeki işgaller senden karaydı

seni sevmek en gizli ağlama biçimimdi

sana yazacaklarım sil sil bitmezdi

ve ben

sende hiçbir şeydim

sen bende herşeyken

canım

yastığının altında biriktirdiğin yalnızlıklarım

kendine varlaşıp bana yoklaşan biri yapar seni

ve ne kadar kaçsan o kadar yakınsındır aslında kendine

geciken sevdalar yıkık kentlere benzer bilirsin

ve sevgisizlik alır bir gün seni benden

işte bu yüzden

sen hep sevil

hep sevil

sevil

Kahraman Tazeoğlu

AS
07.03.2012 22:27
#269

Usta

 

Umrumdan taşıyor zamansızlığım.

İsmin içimde titriyor, sesin sesime düşüyor; ses veriyorum... Oysa sen en sağır yarasın yüreğimde...

Gözlerini günceme düşürdüğümden bu yana,

yorgunum gitmelerin tümüne.

Gözlerini günceme düşürdüğüm günden bu yana,

dipnotlarda çürüyor sevda adına ne varsa...

 

Meğer ne çok beklemişim gelmeyişlerini.

Sen beni anlarsın be usta

ne garip sıkıntıdır şu suskunluğuma en uygun makamı bulamamak.

İçimin buz kestiği yerden çıkıp geliyorsun gözlerime.

Sen geldiğinde ise düşürmüş oluyorum düşünden kendimi...

 

Kahraman Tazeoğlu

AS
07.03.2012 22:29
#270

Gittiğinde, ilkbahardı,

Şimdi mevsim sonbahar,

Haberin olsun, hazan düştü otağıma,

Kurudu sensizlikte güllerim, ey yar,

 

Sararsa da senden sonrası,

ömür bahçemdeki yapraklar,

Yine de,

düşen her yaprakta,

hala senin adın,

ve hala senin kokun var,

 

Ben sonbahar çocuğuyum... Alışkınım yalnızlığa, yaprak dökümlerine...

 

KAHRAMAN TAZEOĞLU

AS
07.03.2012 22:37
#271

 

 

DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİ

 

"Bana çiçek getirin, dünyanın bütün çiçeklerini buraya getirin." --- Köy öğretmeni Şefik Sınıg'in son sözleri.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum

Bütün çiçeklerini getirin buraya,

Öğrencilerimi getirin, getirin buraya,

Kaya diplerinde açmış çiğdemlere benzer

Bütün köy çocuklarını getirin buraya,

Son bir ders vereceğim onlara,

Son şarkımı söyleyeceğim,

Getirin, getirin...ve sonra öleceğim.

 

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,

Kir ve dağ çiçeklerini istiyorum,

Kaderleri bana benzeyen,

Yalnızlıkta açarlar, kimse bilmez onları

Geniş ovalarda kaybolur kokuları...

Yurdumun sevgili ve adsız çiçekleri

Hepinizi, hepinizi istiyorum, gelin görün beni,

Toprağı nasıl örterseniz öylece örtün beni.

 

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,

Afyon ovasında açan haşhaş çiçeklerini

Bacımın suladığı fesleğenleri,

Koy çiçeklerinin hepsini, hepsini,

Avluların pembe entarili hatmisini,

Çoban yastığını, peygamber çiçeğini de unutmayın,

Aman Isparta güllerini de unutmayın

Hepsini, hepsini bir anda koklamak istiyorum.

Getirin, dünyanın bütün çiçeklerini istiyorum.

 

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,

Ben köy öğretmeniyim, bir bahçıvanım,

Ben bir bahçe suluyordum, gönlümden,

Kimse bilmez, kimse anlamaz dilimden,

Ne güller fışkırır çilelerimden,

Kandır, hayattır, emektir benim güllerim,

Korkmadım, korkmuyorum ölümden,

Siz çiçek getirin yalnız, çiçek getirin.

 

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,

Baharda Polatlı kırlarında açan,

Güz geldi mi Kop dağına göçen,

Yörükler yaylasında Toroslarda eğleşen,

Muş ovasından, Ağrı eteğinden,

Gücenmesin bütün yurt bahçelerinden

Çiçek getirin, çiçek getirin, örtün beni,

Eğin türkülerinin içine gömün beni.

 

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,

En güzellerini saymadım çiçeklerin,

Çocukları, öğrencileri istiyorum.

Yalnız ve çileli hayatimin çiçeklerini,

Köy okullarında açan, gizli ve sessiz,

O bakımsız, ama kokusu essiz çiçek.

Kimse bilmeyecek, seni beni kimse bilmeyecek,

Seni beni yalnızlık örtecek, yalnızlık örtecek.

 

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,

Ben mezarsız yaşamayı diliyorum,

Ölmemek istiyorum, yasamak istiyorum,

Yetiştirdiğim bahçe yarıda kalmasın,

Tarumar olmasın istiyorum, perişan olmasın,

Beni bilse bilse çiçekler bilir, dostlarım,

Niçin yaşadığımı ben onlara söyledim,

Çiçeklerde açar benim gizli arzularım.

 

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,

Okulun duvarı çöktü altında kaldım,

Ama ben dünya üstündeyim, toprakta,

Yaz kış bir şey söyleyen toprakta,

Çile çektim, yalnız kaldım, ama yasadım,

Yurdumun çiçeklenmesi için daima yaşadım,

Bilir bunu bahçeler, kayalar, köyler bilir.

Simdi sustum, örtün beni, yatırın buraya,

 

Dünyanın bütün çiçeklerini getirin buraya.

 

Bu şiirin bende yeri büyüktür ilkokul yıllarımı ve türkçe öğretmenimi hatırladım. Hatırlattığınız için teşekkür edrim.

 

 

MU
17.03.2012 00:05
#272

Anılar... Kızarmış ekmek ve peynir,kuşları azat etmek,bitirilmemiş,bitirildiği zaman büyük bir hüzün duyulacak şiirler. İsmet Özel

 

Anılar... Kızarmış ekmek ve peynir,kuşları azat etmek,bitirilmemiş,bitirildiği zaman büyük bir hüzün duyulacak şiirler. İsmet Özel

VE
17.03.2012 00:11
#273

Hüzün Adres Değiştirir Zamanla

 

Yakışmıyor cepheyi terk edişin

Mert dayanır namert kaçar sevdiğim

Fazla sürmez hatanı fark edişin

Hasret eken hüsran biçer sevdiğim

 

Adet ettin aşk dersini asmayı

Hüner sandın sırra kadem basmayı

Yetti artık çok denedim susmayı

İsyan eden bayrak açar sevdiğim

 

Nice avcı bende silah sınadı

Geri tepti sineleri kanadı

Kırılsa da yüreğimin kanadı

Yine açar yine uçar sevdiğim

 

Bir resmimiz bile yoksa başbaşa

Reva mıdır ben yanayım sen yaşa

Aşk sunacak saki mi yok sarhoşa

Yine bulur yine içer sevdiğim

 

Aynaların farkı kalmaz düşmanla

Tanışırsın doğduğuna pişmanla

Hüzün adres değiştirir zamanla

Benden geçer sana göçer sevdiğim

 

Üzerime yar sevdiğin sahi misor.gif

Kalp çalmakta senin gibi dahi misor.gif

Ağlama der dosta Aşık Daimi

Bu da gelir bu da geçer sevdiğim

Cemal SAFİ

VE
18.03.2012 23:17
#274

Besmele

Hergün biraz daha yoruyor beni

Hasretinle başa çıkamıyorum

Hergece bir yerden vuruyor beni

Sağ salim sabaha çıkamıyorum

 

Savaşta geçirdim sanki bir ayı

Düşmandan almadım ben bu yarayı

Giderken verdiğin tek sigarayı

Hatıradır diye yakamıyorum

 

Vicdanın halimi hiç mi sormuyor ?

Küsecek ne yaptım aklım ermiyor !

Zalimsin demeye dilim varmıyor

Tavrına bir isim takamıyorum

 

Yeterki mektup yaz canımı dile

Yetmezse uğrunda çektiğim çile

Nazar değer diye resmine bile

BESMELE çekmeden bakamıyorum...

Cemal Safi

AS
19.03.2012 11:02
#275

Kalbimde gül, yüzümde gonca yetiştiren yâr,

Yüreğin aşina bakıyor, gözlerin ağyar…

 

Bugün, yokluğunun uçurumunu çiziyorum suretime,

Hece hece sensizliğe düşüyorum.

Bakışlarımdan okunuyor gidişinin salâsı,

Kefensiz gitmelere gömülüyorum.

Nedir bu sevgimizin payına düşen inkâr?

Yüreğin hüzün çığırıyor, gözlerin ikrar…

 

Bugün, bir şeyler var boğazıma düğümlenen,

Her düğüme bir ah sürüyorum.

Dalgalanıyor zaman zihnimin en köhne yerinde,

Bir anıdan bir anıya sürülüyorum.

Olmaz mı bu ayrılık kavuşmaya feda?

Yüreğin vuslat okuyor, gözlerin veda…

 

Bugün, sükût perdesinden seyrediyorum dünyayı,

Haykırış desenli yorganlarda üşüyorum.

Acının örtüsüne dikiyorum bakışlarımı,

İplik iplik sökülüyorum.

Ne zaman açılır ki bu geçit?

Yüreğin gel diyor, gözlerin git!…

 

Bugün, karanlık yine itiyor güneşi dağların ardına,

Kızıllığın kan renginde yüzüyorum.

Bir sen kalıyorsun aydınlıktan geriye,

Hüznün avuçlarına dökülüyorum.

Artık bu yorgun çelişkiden uyan!

Yüreğin dayan diyor, gözlerin yan…

 

Bugün, sürükleniyor vakitler yine yarına,

Bir ömrü, bir günden süzüyorum.

Bi dünya sessizlik boşalıyor ışıksız odama,

Boynumdan kalbe bükülüyorum.

Mecnun ellerimden tutarken, nerede Leyla?

Yüreğin sükût içinde, gözlerin vaveyla…

 

Kadim Dolunay

MU
19.03.2012 22:53
#276

Ben sevmem öyle romantik prens kaftanli şairleri. Kahraman Tazeoğlu, Cemal safi falan. Şiirde bir şuur olmalıdir, diriliş olmalıdır. Irşad edici etki olmalıdır. Bu hususta Üstad, Sezai Karakoç gerçekten beni doyuruyor. Ha şunu da diyeyim ben şiire artık inanmıyorum. Artık şiir de okumuyorum,yazar idim bir zamanlar;yazmıyorum da. Göze mi sese mi,sanat için mi toplum için mi derken ciddi manada yormuş ve daha beteri inancımızı sarsmıştır. Artık sıradanlıktan öte birşey değil. En fenası bir şeye karşı artık nötr olmaktır. Hayır yani nefret etmek de bir değer vermişligin neticesidir. O da yok. Nitekim şöyle bir geçmiş sayfalara göz attım da gerçekten samimi, istikameti olan şiirlermiş. Katkısı olanları hayırla yad etmek ve maziyi yerinde bırakmak gerek. Gerçekti,belki yazılan şiirler eksikti bile ifade etmede,ama el masanın üstünde kırılınca insanın tekrar şiire dönesi zor. Hayır nesirden de yüzümüz gülmedi iyi mi? Zarifoğlu'nu tanıdım,aşkla okudum,kitabı bitirdiğimde evvela yokluğu dehşetti ama her kitap bir sonrakini unutturuyor biliyor musun sayın okuyucu? Cemil Meriç de öyle oldu. Doğu'dan gelir dedi ışık. Gelmedi ışık. Mağaradakiler diye eserinden mülhem artık dört duvar odamızda mutlu ve şiirden uzağız. Kalanlara selam,saygı ve dua..

VE
19.03.2012 23:39
#277

Tam Göğsünüzün Ortasında Bir Yeriniz Acıyacak…

Evinizin sizi içine sığdıramayacak kadar dar olduğunu fark edeceksiniz…

Sokağa fırlayacaksınız…

Sokaklar da dar gelecek…

Tıpkı vücudunuzun yüreğinize dar geldiği gibi…

Ne denizin mavisi açacak içinizi, ne pırıl pırıl gökyüzü…

Kendinizi taşıyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak kadar küçüleceksiniz…

Birileri size bir şeyler anlatacak durmadan…

‘‘Önemli olan sağlık.”

‘‘Yaşamak güzel.”

‘‘Boşver, her şey unutulur.”

Siz hiçbirini duymayacaksınız…

Gözyaşlarınızdan etrafı göremez hale geleceksiniz.

O’ndan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarında ölmek isteyecek kadar çok seveceksiniz…

Hep ondan bahsetmek isteyeceksiniz…

‘‘Ölüme çare bulundu” ya da ‘‘Yarın kıyamet kopacakmış” deseler başınızı kaldırıp ‘‘Ne dedin?” diye sormayacaksınız…

Yalnız kalmak isteyeceksiniz…

Hem de kalabalıkların arasında kaybolmak…

İkisi de yetmeyecek.

Geçmişi düşüneceksiniz… Neredeyse dakika dakika… Ama kötüleri atlayarak…

Onunla geçtiğiniz yerlerden geçmek isteyeceksiniz… Gittiğiniz yerlere gitmek…

Bu size hiç iyi gelmeyecek… Ama bile bile yapacaksınız.

Biri size içinizdeki acıyı söküp atabileceğini söylese, kaçacaksınız… Aslında kurtulmak istediğiniz halde, o acıyı yaşamak için direneceksiniz.

Hayatınızın geri kalanını onu düşünerek geçirmek isteyeceksiniz…

Aksini iddia edenlerden nefret edeceksiniz…

Herkesi ona benzetip…

Kimseyi onun yerine koyamayacaksınız…

Hiçbir şey oyalamayacak sizi…

İlaçlara sığınacaksınız… Birkaç saat kafanızı bulandıran ama asla onu unutturmayan… Sadece bir müddet buzlu camın arkasından seyrettiren…

Bütün şarkılar sizin için yazılmış gibi gelecek… Boğazınız düğümlenecek, dinleyemeyeceksiniz…

Uyumak zor, uyanmak kolay olacak…

Sabahı iple çekeceksiniz… Bazen de ‘‘Hiç güneş doğmasa” diyeceksiniz.

Ne geceler rahatlatacak sizi ne gündüzler…

Ölmeyi isteyip, ölemeyeceksiniz…

Belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önünüze çıkana sarılmak isteyeceksiniz… Nafile… Düşüncesi bile tahammül edilmez gelecek…

Rüyalar göreceksiniz, gerçek olmasını istediğiniz… Her sıçrayarak uyandığınızda onun adını söylediğinizi fark edeceksiniz…

Telefonun çalmasını bekleyeceksiniz… Aramayacağını bile bile… Her çaldığında yüreğiniz ağzınıza gelecek… Ağlamaklı konuşacaksınız arayanlarla…

Yüreğiniz burkulacak…

Canınız yanacak…

Bir daha sevmemeye yemin edeceksiniz.

Hayata dair hiçbir şey yapmak gelmeyecek içinizden…

Onun sesini bir kez daha duymak için yanıp tutuşacaksınız… Defalarca aradığı günlerin kıymetini bilmediğiniz için kendinizden nefret edeceksiniz…

Yaşadığınız şehri terk etmek isteyeceksiniz… Onunla hiçbir anınızın olmadığı bir yerlere gidip yerleşmek…

Ama bir umut… Onunla bir gün bir yerde karşılaşma umudu… Bu umut sizi gitmekten alıkoyacak…

Gel gitler içinde yaşayacaksınız…

Buna yaşamak denirse…

VE
20.03.2012 23:00
#278

Ağlasam sesimi duyar misiniz,

Mısralarımda;

Dokunabilir misiniz,

Göz yaşlarıma, ellerinizle?

 

Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,

Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu

Bu derde düşmeden önce.

 

Bir yer var, biliyorum;

Her şeyi söylemek mümkün;

Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;

Anlatamıyorum.

ORHAN VELİ KANIK

VE
21.03.2012 23:14
#279

Senden başka yar bilmem ömür boyu gözüme

Bak de yeter bakarım başım gözüm üstüne

İster aşk denizine ister hicran gölüne

Ak de yeter akarım başım gözüm üstüne

 

Yılda bir olsa bile seviyorum de hele

Senden gelmişse eğer sefadır bana çile

Yalnız kalbimi değil koca dünyayı bile

Yak de yeter yakarım başım gözüm üstüne

 

Yeter ki sen bekle de hiç kalır sabır taşı

Küçük bir umut bile olur gönül yoldaşı

Razıyım ömür boyu gece gündüz gözyaşı

Dök de yeter dökerim başım gözüm üstüne

 

Biliyorum bu aşkın yalnız sensin galibi

Her derdine razıyım çıkmasın tek talibi

Varsın yağmur yağmasın sen iste şimşek gibi

Çak de yeter çakarım başım gözüm üstüne

 

Tek söz etmem bu sevda vursa beni her yandan

Tanrım beni korusun benden bıktığın andan

Ne kadar sevsem bile bir gün olur dünyandan

Çık de yeter çıkarım başım gözüm üstüne

 

Biliyorum sevgili gönlünde yerim gurbet

İster sılaya çağır ister hergün sürgün et

Sen mutlu ol bir tanem ben ömür boyu hasret

Çek de yeter çekerim başım gözüm üstüne

 

Seni bu kadar sevmek yalnız benim günahım

Hiç şikayet ettim mi bir gün çıktı mı ahım

Bir elimde yüreğim bir elimde silahım

Sık de yeter sıkarım başım gözüm üstüne

VE
26.03.2012 18:18
#280

Ya zamanindan erken gelirim;

Dünyaya geldigim gibi,

Ya zamanindan çok geç;

Seni bu yasta sevdigim gibi.

Mutluluga hep geç kalirim;

Hep erken giderim mutsuzluga.

Ya hersey bitmistir çoktan,

Ya hiçbir sey baslamamis.

Öyle bir zamanina geldimki yaşamin

Ölüme erken sevgiye geç.

Yine gecikmisim bagisla sevgilim;

Sevgiye on kala, ölüme bes...

 

 

Aziz NESİN

VE
26.03.2012 22:32
#281

SESSİZ GEMİ - YAHYA KEMAL BEYATLI

 

Artık demir almak günü gelmişse zamandan,

Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;

Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.

Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,

Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.

Biçare gönüller. Ne giden son gemidir bu.

Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.

Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;

Bilmez ki, giden sevgililer dömeyecekler.

Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden.

Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden

VE
27.03.2012 22:24
#282

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.

"O olmazsa yaşayamam" demeyeceksin.

Demeyeceksin işte.

Yaşarsın çünkü.

Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.

Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.

Ve zaten genellikle o daha az sever seni, senin o'nu sevdiğinden.

Çok sevmezsen, çok acımazsın.

Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.

Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...

Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.

Senin değillermiş gibi davranacaksın.

Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.

Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.

Çok eşyan olmayacak mesela evinde.

Paldır küldür yürüyebileceksin.

İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,

Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.

Gökyüzünü sahipleneceksin,

Güneşi, ayı, yıldızları...

Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.

"O benim" diyeceksin.

Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin...

Mesela gökkuşağı senin olacak.

İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.

Mesela turuncuya, ya da pembeye.

Ya da cennete ait olacaksın.

Çok sahiplenmeden,

Çok ait olmadan yaşayacaksın.

Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi hem de hep senin

kalacakmış

gibi hayat.

İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak...

 

CAN YÜCEL

VE
29.03.2012 19:04
#283

Ahu Gözlüm..

Ahu gözlüm böyle oyun

Duydum desem yalan olur.

Senden gayrı yare boyun

Eğdim desem yalan olur.

 

Erdim aşkın değerine,

Yandım derinden derine,

Seni bin leyla yerine,

Koydum desem yalan olur.

 

Akışlarda bu coşkuyu,

Nakışlarda bu dokuyu,

Çiçeklerde bu kokuyu,

Duydum desem yalan olur.

 

Vazgeç artık şu kuşkundan,

Ne umarsın bu şaşkından,

Ecel gelse yar aşkından,

Caydım desem yalan olur.

 

Aciz olmak ne beter şey,

Gene yoksun geldi hey hey,

Her bakışın bir kadeh mey,

Aydım desem yalan olur.

 

Dile kolay yedi sene,

Son diyorsun öl desene,

Yedi veren gül busene,

Doydum desem yalan olur.

Cemal Safi

VE
29.08.2012 00:43
#284

Insanlara kendimi zorla sevdiremeyecegimi ögrendim.

Yapabilecegin tek sey sevilebilecek biri olmak.

Gerisi onlara kalmis…

Insanlari ne kadar düsünürsen düsün,

Onlarin seni o kadar düsünmediklerini ögrendim.

Güven elde edebilmek için yillarin gerektigini,

Ama yok etmek için saniyelerin bile yettigini ögrendim..

Önemli olanin hayatindaki esyalarin degil,

Hayattaki kisilerin oldugunu ögrendim.

Insanin ancak 15 dakika çekici olabildigini,

Ondan sonra alisildigini ögrendim.

Kendimi karsilastirmak için baskalarinin en iyi yaptiklarini degil,

Kendi en iyi yaptiklarimi kistas almam gerektigini ögrendim.

Insanlar için olaylarin degil, onlarin daha önemli olduklarini ögrendim.

Her ne kadar ince kesersen kes,

Kestiginin her zaman iki yüzü olacagini ögrendim.

Sevdigin kisilere sevgi dolu sözler söylemen gerektigini,

Belki bunun onu son defa görüsün olabilecegini ögrendim.

Her ne kadar onu çok düsünsen de,yine de gidebilecegini ögrendim

Kahramanlarin; yapilmasi gerekenleri, ne pahasina olursa olsun yapanlar oldugunu ögrendim.

Insanlarin seni hep hesapsiz sevdigini,

Ama bunu nasil göstereceklerini bilemediklerini ögrendim.

Sinirlendigimde gerçekten buna degse bile asla acimasiz olmamam gerektigini ögrendim.

Gerçek dostlugun ve gerçek askin aramizda uzak mesafeler olsa bile büyüdügünü ögrendim.

Birisinin seni istedigin gibi sevmemesi,

Onun seni tüm benligiyle sevmedigi anlamina gelmedigini ögrendim.

Bir arkadasin ne kadar iyi olursa olsun seni üzecegini

Ve senin yine de onu affetmen gerektigini ögrendim.

Bazen baskalari tarafindan affedilmenin yetmedigini ögrendim.

Kendini de affetmeyi ögrenmelisin.

Kalbin ne kadar kirilmis olursa olsun,

Dünyanin senin acilarindan dolayi durmayacagini ögrendim.

Geçmisimiz ve durumumuzun oldugumuz kisiligi etkiledigini,

Ama olmamiz gerekene karsi sorumlu oldugumuzu ögrendim.

Iki kisinin tartismasinin, birbirlerini sevmedikleri anlamina gelmedigini ögrendim.

Ve tartismadiklari zaman da sevdikleri anlamina gelmedigini.

Bazen kisiligini eylemlerinin önüne koyman gerektigini ögrendim.

Iki kisinin tamamen ayni olan bir seye baktiklarinda bile

Farkli seyler görebildiklerini ögrendim

Hayatlarinda her zaman dürüst bir daha ileriye gitmek isteyen kisilerin,

Sonuçlari önemsemediklerini ögrendim.

Seni dogru dürüst tanimayan kisilerin,

Hayatini birkaç saat içinde degistirebileceklerini ögrendim.

Verebilecegin bir sey kalmadiginda bile bir arkadasin agladiginda,

Ona yardim edebilecek gücü bulabilecegini ögrendim.

Yazmanin, konusmak kadar duygusal gayret gerektirdigini ögrendim.

En fazla önemsedigim kisilerin, benden hep uzaklastirildiklarini ögrendim.

Insanlari üzmeden ve duyarli olarak kendi fikirlerini söylemenin

Çok zor oldugunu ögrendim. Sevmeyi, Ve sevilmeyi ögrendim…Ögrendim

 

Can YÜCEL

NE
27.09.2012 09:54
#285

Fi denilen tarihte kalem ile buluştuk

Ta denilen zamana yüyüyoruz kolkola

Hangimiz bunak diyeyolda lades tutuştuk

Ne kalem bittim dedi, ne ben istedim mola

 

OZAN ERTAY

VE
13.10.2012 23:44
#286

Binmediğim hiç bir otobüs

Beklemediğim hiç bir durak kalmadı bu şehirde

Gittikçe azalıyor hayat

Neyi erken yaşadıysam

Hep ona geç kalıyorum

Sana göçüyorum her sonbahar

Yolların çıkmıyor aşkıma

Unuttuğun yağmurların adı saklımda

Seni içimden terk ediyorum

Susmaktan yoruldum

Kuşlar ve şarkılar bu şehri terk edeli beri

Efkar demliyorum gözlerimde

yaşlarımı, yanağıma varmadan öldürüyorum

Tam sancağımdan yaralıyorum kendimi

Alnını yüreğime dayadığın güne bakıp

Seni içimden terkediyorum

Ne unutacak kadar nefret ettin

Ne hatırlayacak kadar sevdin

Yıkık bir duvar kadar bile pişman değilsin biliyorum

Beni hep bulmamak için aradın

Yanılgımdın

Yandığımdın

Yangındın

Sensizliğe yenilmek

Sana yenilmekten zor olsada

Ardımda bir sürü “belki”ler bırakarak

Seni içimden terk ediyorum

Şimdi

İçimde öldürecek bir anı bile bulamayan

İki yarım kaldık

Tamamlayamadık bizi

Elinden tutamadık yanlızlığımın

Saçlarımıda uzaklarına gömdün

İçimin mavisi senin okyanusundandı

Al! geri veriyorum.

Kilitleri hep yanlış kapılara vurdun

Devrilmiş vagonlara dönerken gözlerim

Sana bensizliği terkediyorum

“Yârime uzanmayan bütün dallarım kırılsın” demiştin

Aşk içinde doğmuşsa nereye kaçabilirdi?

Ne tuaf değil mi?

İçimi acıtanda sendin

Acımı dindirecek olanda

“Ya öldür beni”dedim

Ya da git benden

İçi bulanık bir sevdanın ucunda

Seni kaybettim

Aldırmadın aldırmalarıma

Bir gecede yakıp yârini

Şafaklara sattın ihanetini

Küllerime basanlar bile utandı yaptığından

İşte soluk bir ömrün son nefesi

Benden

İçimden

Terkediyorum

Kahraman TAZEOĞLU

VE
02.11.2012 00:53
#287

NÂME-İHİCRAN

 

Hep biri vardır ya tanıdığın…İiçinden

söküp atmak istersin,atamazsın…Ne yaparsan yap,ne dersen de olmaz…Dokunmuştur

yüreğine…Kalbinin en derin lerinde yaşarsın onun sana hissettirdiklerini…Bir

bakışında heyecanı,bir gülüşünde mutluluğu…Gidişinde en ağır acıları…

Gitti…Yüreğin yanar…Yandıkça acır

için,için acıdıkça özlersin…Yanık kokar sevdan,umutların yanık kokar bir

anda…Siner üstüne başına,kurtulamazsın…Kül olur,kor misali yakar yüreğini

hayallerin…

Uzun zaman oldu onu görmeyeli…Sevdanı

atamadın kalbinden,unutamadın onu…Kalbin durmazyerinde,koşmakister….Koştukça

ağlar,ağladıkça özler…Acır için…Çaresizliğine yanarsın…

Kaçamazsın…Kalırsın yol ortasında çaresiz…Ne

sevdan terk eder yüreğini,ne de yüreğin izin verir sevdanın gitmesine…Ne

unutabilirsin onu,ne de yüreğin izin verir sevdanın,gitmesine…Ne unutabilirsin

onu,ne de kavuşabilirsin bal rengi gözlerine…

Elinden tek şey gelir…Geceleri koyup yastığa

başını,onun için dua etmek gözyaşları arasında…Hayatında hep mutlu olmasını

dilemek Allah’tan…Kıyamazsın…O her şeyin en güzelini hak eder...Sanada da

arkadaından ağlamak düşer…

Son hıçkırık değil bu…Son gözyaşı

değil…Daha çok ağlayacaksın…Daha çok ağlatacaklar…Yastığının kurumasına vakit

bırakmayacaklar…

MU
25.11.2012 01:53
#288

Tanrı en mahir şairdir ve Kur'an en dokunaklı şiir.

 

Yüce yaratıcı bu yüreklere dokunma işini şairlerin parmaklarına vermiştir. "Eğer aşk olacaksa ye yediğin kadar" der sufiler..Eğer O'na hizmet ve O'nu yâd içinse yazılmalıdır şiirler..

 

 

Ey Beyaz Ela

Bir on yil öncesi uzakta diye

Bu yanlis düzeni sürdürmek neden

 

Sanma mesafeler koparir beni

Ve yillar eskitir birligimizi

 

Bir gecelik bir uyku gibidir zaman

Yillarca sürsede ayriligimiz

 

Mani olunmus bir adam direnir durur

Utanir ve korkar kefenlenmeden

 

Zamanimi calan bir kara ekmek

Durur yüregimde bir kursun gibi

 

Bir adim atarsak kafes kirilir

Belki birden erir zincirlerimiz

 

Ey uyku ey anne gel kurtar beni

Ezildim aklimin hesaplarinda

 

Ey anne ey uyku ey beyaz ela

Bir ciginlik bulsam kurtulsam yahut

 

Sazdan bir yapiya dönüstü birden

Cürüyen bu kentin apartmanlari

 

Bütün vakitlerim sana ayarli

Iste hesabini rüyalarimin

 

Yoklugun icimde duvarlar örer

Nasil kan toplanir gülüslerinde

Mehmet Akif İnan

VE
28.11.2012 22:26
#289

Yolumuz bu kadarmış be kahve gözlüm

Artık

Tersine akan bir nehir gibi

Yıkılmış bir şehir gibi

Suya yazılmış bir şiir gibi

Adımı unut

Yalnızlığın boşluğunda

Sensizliğin sonrasında

Bil ki

Beş para etmiyor umut

Etmiyor be kahve gözlüm!

 

Yalan yanlış

Kırık dökük yaşadık biz bu aşkı

Erken emekli olduk biz bu sevdadan

Biliyorsun

Hep direkten döndü umutlarımız

Hep kendi kalemize attık gollerimizi

Ne acemi bahçıvanmışız meğer ikimiz

Açmadan soldurduk güllerimizi

Açmadan soldurduk be kahve gözlüm!

 

Bir değirmen taşı gibi ezip gittin umutlarımı

Şimdi yüreğim mutsuzluğun hedef tahtası

Sokaklara sığmıyor bu dev yalnızlığım

Bu cumartesiler;

Çığlık çığlığa şiirlerim seni istiyor bana inat

Gel gör ki;

Son kurşunu yemiş bu sevdaya

Yetmiyor şımarık pişmanlıklar

Yetmiyor be kahve gözlüm!

 

Bir isyan faslıdır şimdi bu suskunluğum

Hovardaca harcanan mevsimlere

Bu kaçışlara - bu gelgitlere

Ömrümüze kesilmiş biletlere

İsyanımdır - bu acı acı - gülüşüm

Oysa;

Kaç kez sildim seni haritamdan

Kaç kez mil çektim o kahve gözlere

Gel gör ki;

Kendime bile geçmiyor artık sözüm

işte bir kürek mahkumu

İşte bir yürek mahkumu

Kapında yine

Bitmedi bu kara sevda

Bitmiyor be kahve gözlüm!..

VE
03.12.2012 18:46
#290

Sen Vurdunda Ben Ölmedim mi?

Yokluğunda ne ateşleri hasretimle yaktım da

Bir seni yakamadım, beni yaktığın gibi

Çölde su, mahpusta gün, oruçta ekmek gibi bekledim seni

Sense araya korkular koydun.

Yasaklar koydun...

Bitmez tükenmez engeller koydun

Şimdi nerdesin diye sakın sorma

Sen çağırdın da ben gelmedim mi?

 

Sen varken darılmazdım çiçeksiz baharlara,

Yağmurlu havalara...Bu kasvetli akşamlara

Sen varken

Bakıp içlenmezdim tren istasyonlarına

Otobüs duraklarına...

Sen varken ayrılanlara ağlamazdım...

Yıkılmazdım biten sevdaların ardından

Gidenlere küsmezdim

Kalanlara acımazdım...

Sen varken böyle üşümezdim-titremezdim

Masumdum, çocuklar gibi

Böyle delirmezdim-küfretmezdim...

Hele ölmeyi hiç düşünmezdim.

Şimdi soruyorum sana

Adı sevdaysa bu cehennemin

Sen yaktın da ben yanmadım mı?

 

Biliyorsun

Bütün acılarına 'yeşil ışık' yaktım olmadı

Bütün korkularına'arka çıktım'olmadı

Dağlara merdiven dayadım olmadı

Haziranda kar oldum yağdım avuçlarına olmadı

Sevdim olmadı -yandım olmadı-taptım olmadı

Benden artık pes

Bu aşkın biletini istediğin gibi kes

Nasılsa gidiyorsun

Biliyorum git...

Ama ardında

Ağlayan bir çift göz

Paramparça bir yürek

Ve yıkılmış bir dağ görmek istemiyorsan

Çek silahını-daya sırtıma

Titrersem namerdim...

Sen vurdun da ben ölmedim mi?

VE
16.12.2012 00:26
#291

Hani Benim Gençliğim Nerde..

 

Hani benim gençliğim nerde

Bilyelerim topacım

Kiraz agacı altında yırtılan gömleğim

Çaldılar çocukluğumu habersiz.

 

Penceresiz kaldım anne

Uçurtmam tellere takıldı

Hani benim geçnçliğim nerde.

 

Ne varsa bu gençliği yakan

Ekmek gibi aşk gibi

Ne varsa güzellikten yana

Bölüştüm büyümüştüm.

 

Bu ne yaman çelişki anne

Kurtlar sofrasına düştüm

Hani benim gençliğim nerde.

 

Hani benim sevincim nerde

Akvaryumum kanaryam

 

Yusuf Hayaloğlu

AS
16.12.2012 13:18
#292

Hani Benim Gençliğim Nerde..

 

Hani benim gençliğim nerde

Bilyelerim topacım

Kiraz agacı altında yırtılan gömleğim

Çaldılar çocukluğumu habersiz.

 

Penceresiz kaldım anne

Uçurtmam tellere takıldı

Hani benim geçnçliğim nerde.

 

Ne varsa bu gençliği yakan

Ekmek gibi aşk gibi

Ne varsa güzellikten yana

Bölüştüm büyümüştüm.

 

Bu ne yaman çelişki anne

Kurtlar sofrasına düştüm

Hani benim gençliğim nerde.

 

Hani benim sevincim nerde

Akvaryumum kanaryam

 

Yusuf Hayaloğlu

 

o kadar umutsuz şarkılar sevmesem de bunu bi istisna olarak dinliyorum :)

VE
17.12.2012 02:06
#293

 

o kadar umutsuz şarkılar sevmesem de bunu bi istisna olarak dinliyorum :)

 

yani hoş şarkı dinlemekte fayda var :)

YU
17.12.2012 17:02
#294

Seyreyle Güzel Kudret-İ Mevla Neler Eyler

Allaha Sığın Adl-İ Teala Neler Eyler

 

Canana Gönül Vereli Ben Candan Usandım

Hem Düşeliden Derdime Dermandan Usandım

 

Meyl Eylemezem Gayrisine Tevbeler Olsun

Bu Âne Değin Ettiğim İsyandan Usandım

 

Pervane Gibi Yanmağı İster Deli Gönlüm

Her Şam-U Seher Ah İle Efgandan Usandım

 

Kalmadı Firak Giryesine Sonra Mecalim

Vuslat Dilerem Yarime Hicrandan Usandım

 

Aşk İle Üns Oldi Gönül Geçdi Sivadan

Ben Sohbet-İ Nas Ülfet-İ Yarandan Usandım

 

Çün Zerre Vefa Bulmadım İhvan-İ Zemandan

Şol Yüzleri Dost Özleri Düşmandan Usandım

 

Vird Edeyim İsmin Hemen Hayret-İ Hakkın

Kesret İle Ünsiyet-İ İnsandan Usandım

 

Kuddisiye Vahşet Golüben Cümle Sivadan

Der Her Ne Ki Ağyar Var İse Andan Usandım...

YU
17.12.2012 17:36
#295

Ne feryad edersin divane bülbül

Senin bu feryadın aman gülşene kalsın

Bu dünyada eremezsen murada

Huzur-i mahşere aman divana kalsın

Nesin methedeyim bir kaşı kara

Şu sineme açtı onulmaz yara

Cümle tabip gelse derdime çare

Derdimin dermanı Lokman'a kalsın..

VE
17.12.2012 18:17
#296

Eskiden bir adım vardı,Umudum feryadım vardı,

Şimdi ben o ben değilim

Yolumu bilmiyorum ölmüyor gülmüyorum

Bu hayat yordu beni bildigin gibi değil

Dallarım devriliyor gençligim savruluyor

Bir ayaz vurdu beni bildiğin gibi değil

 

Eskiden mevsim seçerdim, solardım çiçek açardım

Şimdi ben o ben değilim,

Bir nefes bir ahım var Bilmem ne günahım var

Vedalar sardı beni bildiğin gibi değil

 

Şehrin en karanlık yerinde duruyorum

Haydi vur beni, hiç ümidim kalmadı

Tutunacak bir dalım,

Başımı yere eğme mazlum yerine koyma

Allı pullu düşlerim vardı oysa

Bir hayat böyle tersine dönmez

Bir yiğit böyle harcanmaz

Dağlara taşlara bağırasım geliyor

İçim yanıyor içim bildiğin gibi değil

 

Bu bir hikayenin bitişimidir

Bu kanlı bir vedamıdır

Bu son savaşçının yediği kurşun

Bu son kalemin de düşüşümüdür

Dalgaların çekilişi, bayrakların yıkılışı

Bu şarkıların susumuşudur

Ömrüm kanıyor ömrüm

Bildigin gibi değil

 

Ben bu hayata asiydim böyle değildim

Bir yıldız kaydı ömrümden

Bende yenildim

İşte herşeye sırtımı dönüp koşuyorum

Sarı güller kahrolsun

Islak gözler beyaz mendil kahrolsun

kahrolsun Bu kaldırım bu nezaket mutluluk dilekleri

Canım yanıyor canım bildigin gibi değilçok sevdiğim bi şarkının söleri ...

VE
17.12.2012 18:39
#297

sayın bayan...

gözlerim çok aşina size sanki

ve sanki yıllardır tanıyor gibiyim biraz biraz

dolunay karanlığında ışıldayan bir ışık gibi gözleriniz

gözleriniz bayan...lütfen uzak tutun benden

yer çekimini hiçe sayıp,

 

yokuş yukarı akacak gibiyim size

lütfen bayan,lütfen gözlerinizi benden uzak tutun

 

parmak aralarınız ...

yıllardır özlem duyulan bir yurdun semti gibi sanki

ben ise yeri yurdu olmayan bir mülteci..

 

biliyorum bayan..

kabul olmayan aciz dualarımsınız

bir şiirde bile buluşamayanımsınız

ve kaçarak mecnun kalıyorum size

 

ve bırakın öyle kalsın

 

bir aşkta üçüncü şahıs olamazdım bayan...

bu yüzden gitme vaktini beş geçiyor

virgüllerimi sigara paketime doldurup

yağmurlarla ıslanmış satırlarımı noktalıyorum...

 

sevgilerimle bayan

sevgilerimle...

 

Necati NACAK

AS
18.12.2012 13:37
#298

Artık düş kıyısından uyan ey gül !

Yüzüyor gözlerinde gümrah sular..

Mevsimlerden sonbahar, vakit Eylül..

Uçuyor gün batışına arzular..

 

Kadim Dolunay

VE
19.12.2012 20:51
#299

Tahirle Zühre Meselesi

 

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da

hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,

bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte

yani yürekte.

 

Meselâ bir barikatta dövüşerek

meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken

meselâ denerken damarlarında bir serumu

ölmek ayıp olur mu?

 

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da

hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

 

Seversin dünyayı doludizgin

ama o bunun farkında değildir

ayrılmak istemezsin dünyadan

ama o senden ayrılacak

yani sen elmayı seviyorsun diye

elmanın da seni sevmesi şart mı?

Yani Tahiri Zühre sevmeseydi artık

yahut hiç sevmeseydi

Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?

 

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da

hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

 

Nazım Hikmet Ran

VE
28.12.2012 16:36
#300

Çekil Git

 

Çekil git artık düşlerimden,

Bıkıp usanmadın mı benden artık? ..

Gözlerimden, yüreğimden, içimden,

...ve varolan her şeyimden, git artık...

 

Dokunma, kirletirsin beyazları,

Konuşma, tüketirsin satırları,

Mehtabı bırak, doğan ayrılık,

Çekil git, şafak gelen aralık...

 

Kanıyorum zaten, uzak dur benden,

Sebebin olurum, yakanın olurum,

Çekil git yolumdan, ölümün olurum,

...ve git artık, ne olursun git benden...

 

Konuşma, nefesini al benliğimden,

Ben soluğunu kesmeden,

Sus demeden, sus ne olur, söylemeden,

Git, bir daha Allah aşkına, hiç dönmeden...

 

Yıkıl git artık hayallerimden,

Kumdan evlerin, yıkıldı artık,

Taşlarımdan, oyuncaklarımdan, beynimden,

...ve yaşayan, her şeyimden, git artık...

 

Uzanma, karaya çalarsın günlerimi,

Söylenme, devrik tümcelerim olursun,

Ne öznesini, ne yüklemini kurtarabilirsin

Çekil git, bırak, bütün düşüncelerimi...

 

Yaralıyım zaten, şöyle dur gönlümden,

Derdin olurum, korun olurum,

Çekil git, harın değil, külün olurum,

...ve git artık, ne olursun git, git gözlerimden...

 

Kal yerinde öylece, ses etme,

Mevsimler solsun senelerce,

Mümkünse çıkmasın, o iki hece,

Öldü de, bitsin bu işkence...

 

Ya da bir sonbahardı, sarardı de,

Düşen her bir yaprakta, uzaklaştı de,

De ki, gövdeden dal kırıldı,

Kopan candı, yıkıldı de, de ki öldü, öldü de...

 

Yaşamaz de, olsun de, de ki bitti, bitti de...

Kardı yağdı, yağmurdu aktı,

Sonra toprağa karıştı, kurudu de, soldu de...

Ne bileyim işte, kısaca öldü de...

 

...Ve çekil git artık, gölge etme,

Alın yazısı gibi görme,

Değilim bir şeyin, olmadım hiçbir şeyin,

Çekil git artık, ne olur çekil git, kötü söyletme...

 

Yaşamaz de, olsun de, de ki bitti, bitti de...

Kardı yağdı, yağmurdu aktı, kurudu de...

Sonra toprağa karıştı, soldu de...

Ne bileyim işte, kısaca öldü de...

Ne dersen de...

Duygu Adamı Murat İnce

AS
04.01.2013 15:44
#301

BENİM HAYATIM

 

Uzaktan görenler mesut sanıyor,

Bilmezler gözlerim hergün ağlıyor,

İçimde dinmeyen yaram kanıyor,

Bir meçhule döndü benim hayatım…

 

Geceyi yaşarım, doğmaz güneşim,

Zamansız küllendi yanan ateşim,

Yarına çıkar mı bilmem gidişim,

Mevsimsiz sarardı benim hayatım,

Zamansız sarardı benim hayatım…

 

Işıklar altında sönmüş gibiyim,

Dostların içinde yalnız biriyim,

Bilinmez yollara girmiş gibiyim,

Nerede bitecek benim hayatım…

 

Yorgunum, dertliyim, yürekten dayanmaz,

Mutsuzum desem de kimse inanmaz,

Maziyi ararım, böyle yaşanmaz,

Çekilmez çiledir benim hayatım,

Çekilmez çiledir benim hayatım…

VE
05.01.2013 00:15
#302

Ah anam ah

Yine sana yazıyorum, yine sana döküyorum içimi, senden

başka kim anlar ki beni. Dün o fırtınalı gecede eve

giderken, karanlık kuytu bir köşede, bir adam çıktı

karşıma "Beyim, beyim" dedi elindeki yarım sigarayı

göstererek ateş istedi. Tam sigarasını yakıyordum ki,

parmağından yüzüğü görünce, o buz gibi elleri ta ciğerimi

yaktı. Bu yüzük dedim, kafasını kaldırdı, yüzüme baktı

dokunma dedi. Hey Allah'ım bu o Amirim. Sarıldım boynuna,

tanıyamadı, hatırlayamadı beni. Yalvara yalvara zor razı

ettim eve gitmeye. Soğuktu. Bir Allah'ın kulu yoktu

ortalıkta, Bizden ve peşimden ayrılmayan siyah kediden

başka. Eve varıncaya kadar o günleri anlattım. Beni nasıl

çatışmadan kurtardığını, yüzüğü de o günün hatırası olarak

parmağına taktığımı daha başka Aydınlı plakacı 09 Osman'ı,

Trabzonlu Laz Dursun' u, Maraşlı Ede Ökkeş' i, Erzurumlu

Yanık Ömer'i, ama nerede, beni dinlemiyordu bile hep bir

şeyler mırıldanıyordu ağırdan ve sessiz. Gidenler

gelmeyecek, gidenler gelmeyecek amirim başka dünyalardaydı.

Eve vardık,

kediyi kucağına aldı, kediyi ısıtıyordu, halbuki kendi

titriyordu.

Sobanın farkında bile değildi garibim. Beraber çektiğimiz

fotağrafları, bana hediye ettiği cevşeni gösterdim oralı

bile olmadı tedirgindi, bir şeyler arıyordu, cebinden eski

bir kağıt parçası çıkardı, baktı, baktı kül tablasına

bıraktı. Fark ettirmeden aldım bir telefon numarası

yazılıydı aradım. Telefona çıkan karısıydı.

Amirimin yanımda olduğunu söyleyince kadın öyle bir çığlık

attı ki, kalp atışını yüreğimde hissettim. Nasıl bu hale

düştüğünü sorunca, kadın bir ah çekip anlatmaya başladı.

Teskeresi 12 gün geçen fakat çatışmada olduğu için alayına

dönmeyen evli, 27 günlük yeni bebeği olan, bir evin bir

oğlu, Sivaslı Ali adında bir asker kucağında şehit olmuş o

anda şuurunu kaybetmiş, velhasıl kafayı yemiş, vay be...

Amirim ki -25 derecede Hakkari'nin dağlarında kara kışa ve

haydutlara karşı meydan okurdu. Vatan dedi mi bir vatan

daha çıkardı ağzından, zoru sevdirmişti, çileyi

sevdirmişti. Ay yıldızlı bayrak için ölümü ölümü

sevdirmişti Amirim. Lafın kısası güzel anam, biraz sonra

kadıncağız 2 çocuğunun da alıp geldiler. O karşılaşma anı

var ya vicdansızı merhamete getirecek bir an, karısını ve

çocukları karşısında görünce, o umursamaz adam, doğruldu,

kanatlanacak kuş gibi öyle bir atıldı ki çocuklarının

üstüne, anlatamam. Ne kadar ısrar ettimse de kalmak

istemediler,vedalaştık. Kapının önünde arkalarından

bakakaldım. Kavuşmak ne güzel şey, ah bir de ben sana

koşabilsem ey güzel anam. Amirim sanki bir şey unutmuş gibi

birden geri döndü. Elini omzuma koydu, gözlerini gözlerime

dikti, yutkundu yutkundu ve şu okkalı sözler döküldü

dudaklarından :

"Bir ağaçtan bir milyon kibrit çıkar, bir kibrit bir milyon

ağacı yakar."

 

MUSTAFA YILDIZDOĞAN

VE
22.01.2013 12:12
#303

Bekleyenler için

Bir ayak sesi duymayayım

Kapıya koşuyorum

Gelen sen misin diye

Bir sarı saç görmeyeyim

Yüreğim burkuluyor

Ağlamaklı oluyorum

Her şey bana seni hatırlatıyor

Gökyüzüne baksam

Gözlerinin binlercesini görürüm

Bir rüzgar değse yüzüme

Ellerini düşünmeden edemem

Yaktığım bütün sigaraların dumanları sana benzer

Tadı senden gelir

Yediğim yemişlerin

İçtiğim içkilerin

Ve içimdeki bu dayanılmaz sıkıntı

Bu emsalsiz hüzün

Seni beklediğim içindir

 

Resmine bakamaz oldum

Uykulardan korkuyorum artık

Utanıyorum odamdaki bütün eşyalardan

Şu sedir hala gelip oturmanı bekliyor

Şu ayna karşısında güzelliğini seyretmeni

Şu kadeh dudaklarına değebilmek için duruyor masada

 

Ve şu saat geldiğin anda

Durabilir sevincinden

Zaman çıldırabilir

Çünkü benim dünyamda

Ölümsüzlük, seni sevmek demektir.

 

Bir çocuk doğmayı bekler

Bir ağır hasta ölmeyi

Bitkiler yağmur ve güneşi bekler

Yalnız bir kadın sevilmeyi

Ve düşün ki bir adam

İçinde bütün bekleyenlerin korkusu ve ümidi

Seni bekler

Asılmayı bekleyen bir idam mahkumu gibi

 

Sen gelinceye kadar

Pencerem kapalı duracak

Rüzgar gelmesin diye

Artık perdeleri açmayacağım

Gün ışığı girmesin diye

Sonra kahrolacağım

Bu karanlıkta, bu derin yalnızlıkta

Ve günlerce gecelerce haykıracağım

Nerdesin diye, nerdesin diye

 

Bir gün bu kapıdan sen gireceksin

Biliyorum

Ergeç bu bekleyişin bir sonu gelecek

Yıllarca sonra

Öldüğüm gün bile gelsen

Bütün bu bekleyişlerimi ve öldüğümü unutup

Çocuklar gibi sevineceğim

Kalkıp sarılacağım ellerine

Uzun uzun ağlayacağım

 

Ümit Yaşar OĞUZCAN

EM
22.01.2013 17:46
#304

hezar gıpta eder o devri kadim efendisine

ne kendi kimseye benzer ne kimse kendisine

(bilmiyorum)

MU
16.03.2013 01:27
#305

Zâlim beni söyletme, derûnumda neler var

 

Leylâ Hanım

MU
01.04.2013 12:39
#306

 

Yiğitler

 

Bulup unuttuğum mısra nerdesin

İçimden kaçıran hangi uçaktır

 

O tepe baştepe yabancıların

Onlarca aldatış utkudur taktır

 

Kanımın nehriyle cetvellediğim

Bu toprak söyleyin neden çoraktır

 

En kara putların saldırısından

Yurdumun ki alnı ay gibi aktır

 

Anamı sorarsan büyük doğudur

Batı ki sırtımda paslı bıçaktır

 

Yiğitler yol alsa destana doğru

Şehitler gözümde aynen bayraktır

 

Gel kurut bu çağın kargaşasını

Seninle beklenen şimdi şafaktır

 

Akif İnan

 

VE
21.06.2013 22:19
#307

Sen eski bir sevda şiirisin.. Bir koku var sende, Sıcak yaz akşamlarına mahsus.. Ellerinde mi, Saçlarında mı, Gözlerinde mi Bilmem..

Bir koku var sende, Sıcak yaz akşamlarına mahsus..

Muzaffer Tayyip Uslu

 

VE
08.07.2013 15:24
#308

GÜLÜ İNCİTME GÖNÜL



Çiçeklerle hoş geçin,
Balı incitme gönül.
Bir küçük meyve için
Dalı incitme gönül.

Konuşmak bize mahsus,
Olsa da bir güzel
süs,
‘Ya hayır de, yahut sus,’
Dili incitme gönül.

Sevmekten geri kalma,
Yapan ol, yıkan olma,
Sevene diken olma,
Gülü incitme gönül.

Başın olsa da yüksek,
Gözün enginde gerek,
Kibirle yürüyerek
Yolu incitme gönül.

Mevlâ verince azma,
Geri alınca kızma,
Tüten ocağı bozma,
Külü incitme gönül.

Dokunur gayretine,
Karışma hikmetine.
Sahibi hürmetine
Kulu incitme gönül.

Bestami YAZGAN

 

 

AS
09.07.2013 16:37
#309

bu bir ilk mi bilmem...sIrri ask olan hallerimi dildara diyemem..söylemeye gerekmi hallerim..yoksa karsidan anlasilirmi siretim..dil lafzin hasmetiyle yanmakta..gonul bu hale seyirci kalmakta..zira sirri aska dil ne hacet..siret yeter gerisi aska ihanet...

 

 

VE
27.07.2013 15:30
#310

Gün olur ki ne gökyüzü para eder,
Ne deniz kenarı, ne bağlar bahçeler.
Gün olur ki ne kız, ne rakı, ne şiir,
Hiçbir şey insanı sarmaz, kandıramaz;
Her çeşmeden boş döner, elindeki tas.
Gün olur ki çıldırmak işten değildir.

 

Cahit Sıtkı TARANCI

VE
14.08.2013 21:52
#311

Bilmezler yalnız yaşamayanlar,
nasıl korku verir sessizlik insana.
İnsan nasıl konuşur kendisiyle,
nasıl koşar aynalara,
bir cana hasret,
bilmezler... Orhan Veli Kanık

 

MU
14.09.2013 15:51
#312

Ben Bosna'lı çocuk: -Muslumanlar!

Size şarkımı emanet ediyorum.

Bir de uçsuz denizlere akan nehrin

Sularina salıverdigim ellerimi

Bileklerinden kesilmiş

 

Erdem Bayazıt

MU
06.12.2013 01:53
#313

Ölü kalbimiz dirileydi hakka dönüp sadakayla yıkanaydık dünyaya hiç meyletmeyeydik.

 

 

 

Yalnızlığıma zalimce bir hayranlık duyuyorum.

 

 

 

"Neden?" diye sormayın hemen. Onu ben kendi kendime de açıklayabilmiş değilim henüz.

 

 

Burası benim için bir gün, içimdeki bütün ölüleri gömüp gideceğim bir mezarlık.

 

 

Cahit Zarifoğlu

VE
18.03.2014 11:59
#314

Mavi Gök Orda mı

Bakıyorsun kuşlar
Hazır
Sokak lambaları yanık unutulmuş
Bir Kadıköy vapuru hınca hınç insan
Çok geçmeyecek
Martılar beyhude turlar atacak
Kıyılar lağım konserve kutuları
Mısır koçanları

Sevgi aranabilir yine
Korkusuzca say koskoca kederlerini
Bir kuyu bulunabilir

Aklımdan çıkmıyorsun
Sen hâlâ dizüstü
Bunca anıyı besleyerek
Sokaklarda avaz avaz konuşarak kendi kendinle
Mektupları öpebilirsin kırmızı dudaklarınla
Görür gibi olarak açıp baktığımı
Bense şöyle diyorum:
Buradan bir acı kanamış boyuna

Kuşlar hazır
Öncü havalanmak üzre
Şehri gelen bir mevsime bırakıyorlar
O vapur hâlâ hınca hınç
Kimbilir her biri hangi dünyaya sağır
Çok geçmez aradan

Kadınlar kapı önlerinde
Ellerinde meşalelerle
Aydınlatırlar gelip geçen erkek suratları
Yorgun bir sarıyla ben de
Geçeceğim önlerinden

Aklımdan çıkmıyorsun dedim
Başka türlüsünü yorgunum anlatmaya
Telefonlar yan hücrede çalışıyor
Bense kurşunî bir dere
Ağaçlar hayvanlar bile kaygılı
Onu bir mersedesten indirdi kalçasına kadar açılarak
Yapyaşlı bir rum kadın
Her şeyde yanıp sönen bir kıyamet algısı
Haydi koşayım diyorum belki dağılır
Koşuyorum
Sancağımda kendi rüzgârımla ölgün kıpırtılar
Hayır daha sevgili daha sevimli değil
Ne başka bir gün ne başka bir zaman

Çok geçmeyecek aradan
Şöyle diyeceğim:
Bulutlar açmadı
Mavi gök orda mı


Cahit ZARİFOĞLU

MU
24.08.2014 01:13
#315

 

Ölmek kaderde var, yaşayıp köhnemek hazin

Buna bir çâre yok mudur yâ Rabbel âlemin

 

Yahya Kemal

IB
24.08.2014 11:09
#316

Bak bu hava yağar işte, göğe bakıp gülüşüme

 

İbrikçi