Ağır Misafir
Okudum, aldım selamını
Başım gözüm üstüne
İçimden bir şey geldi
Saçlarına düşen akları görünce:
Dedim öpsem elini…
Kıvırdım kenarlarını bazı sayfaların
Ninemden öğrenmiştim bunu ben
O da yapardı
Kalkınca seccadeden.
Seccade kokusu, tespih sesi
Gibi iyi geldi nefesin
Demiştin değil mi:
“gelmeyin, burası derin”
İbrahimTenekeci’ye…
İstikrar Senin Neyine
Çok teknolojiksiniz yavrum
Romantik olun biraz ampulü söndürün mumu yakın
Ayıptır göbeğinizi kaşımayın
Bizim gibi yapın sekreter tutun mankenlere kaşıtın
Fındık kırın fincan taşırın
Başınızı açın kıçınızı açın ufkunuzu açın
Kapatın çenenizi gülücükler saçın.
Çok mızıkçısınız yavrum
İnin kürsüden mahallede ip atlayın
Geberin, muhtar bile olamayın
Misket oynarken Allah demeyin büyü yapmayın
Döverim bak bize gol atmayın
Vermiyorum topunuzu hadi uzayın.
Çok hayalcisiniz yavrum
Evcilik oynayın devlete el atmayın
Kurumlar bizim ihalelere sarkmayın
Çoban olun çiftçi olun kahvede okey oynayın
İstikrardan bahsedip artistik yapmayın
Yuh artık birazda iktidar olmayın.
Atatürkçülük, çağdaşlık, laiklik mırın kırın
Hala anlamıyorsun değil mi
Hay ben senin bidon kafanın…
(Abdullah Kibritçi)
İlk defa okuyorum bu beyefendinin yazılarını ama aklıma Murat Menteş'in şiirleri geldi bir anda.Sağ versiyonu...:)Bu da benden olsun
Sana bakınca ölmek geliyor aklıma
Yarıda kesilen görüşmeler gibi
Diyorum kontörüm vardı daha
Ne çabuk bitti
Hayallerim ve dünyanın kirası
Lütfen bırakın beni
Vereyim diyorum neyse parası.
Az yalanmış küçük bir şekere değişiyorum dünyayı
Şeker yuvarlak ya, dünya da öyle olmalı
İlk defa okuyorum bu beyefendinin yazılarını ama aklıma Murat Menteş'in şiirleri geldi bir anda.Sağ versiyonu...:)Bu da benden olsun
Sana bakınca ölmek geliyor aklıma
Yarıda kesilen görüşmeler gibi
Diyorum kontörüm vardı daha
Ne çabuk bitti
Hayallerim ve dünyanın kirası
Lütfen bırakın beni
Vereyim diyorum neyse parası.
Az yalanmış küçük bir şekere değişiyorum dünyayı
Şeker yuvarlak ya, dünya da öyle olmalı…
reis ben de yeni tanıdım. ama çok kral adam. feysten de takip ediyom kendisini. farklı bi eleman. yazıları kafa açan cinsten.
reis ben de yeni tanıdım. ama çok kral adam. feysten de takip ediyom kendisini. farklı bi eleman. yazıları kafa açan cinsten.
Abi, reis çok şık durmamış.Direk Oturan Boğa falan deseydin istersen.Ya da sen,hatları karıştırdın.
Neyse...
Abi, reis çok şık durmamış.Direk Oturan Boğa falan deseydin istersen.Ya da sen,hatları karıştırdın.
Neyse...
özür dilerim. böyle tepki vereceğini düşünemedim. ifadeyi nasıl anladın bilmiyorum ama yine de hadsizlik ettim, bi daha asla olmaz.
özür dilerim. böyle tepki vereceğini düşünemedim. ifadeyi nasıl anladın bilmiyorum ama yine de hadsizlik ettim, bi daha asla olmaz.
Yok abi asıl sen kusuruma bakma.Gergin bir anıma geldi ve yazdığını da büyüterek sana patladım.Helal et hakkını :)
Çağın Garibi
Bu nefes almaklar beni boğan
Tadı damağında yaşamak
Bu renkler gözümü kör eden
Yeşil gölde kırpık bir ceset
Ne de saygıdeğer!
Bu hikâye ölümle başlar, garip
Sizce de fazla karışık değil mi?
Mesela huzur, ne bulanık
Banknot, gardiyan, küllük, vanilya, kefen
Her şey karmakarışık…
ayrıca ilgilenenler için abdullah kibritçi'nin web sitesi: www.aleminrenkleri.com
'hırsızlık: zorla zekat tahsilidir' diye yazmıştı bir seferinde. Allah hayırlı ömürler versin, seviyorum kendisini.
Hayallere Dahil Edilmeyen
Hayallerim gerçekleşmeden bitmesin diye
Şarj etmeye çalışıyorum hayatı
Bildiğin gibi değil nine
Senin derdin bir tek kahvaltı
Bense bir dikiş tutturamadım hala
Gerçi pek keyfim de kalmadı
Diyorum kaçsam şöyle uzaklara.
Biliyorsun değil mi
Göremeyeceksin mürüvvetimi
Ne gelin getireceğim ne düğün masrafları
Hep ağırdan alacağım kendimi
Gözükmesin gözüme dünya
Arkadaşların planları var daha
Sen örmeye devam et saçlarını
Gelirken haber verirler nasıl olsa.
Sana bakınca ölmek geliyor aklıma
Yarıda kesilen görüşmeler gibi
Diyorum kontörüm vardı daha
Ne çabuk bitti
Hayallerim ve dünyanın kirası
Lütfen bırakın beni
Vereyim diyorum neyse parası.
Az yalanmış küçük bir şekere değişiyorum dünyayı
Şeker yuvarlak ya, dünya da öyle olmalı
Müstakil Huzur
Sayım var gibi renksiz
Ahenksiz, gri, güneşsiz bir gün
Bakanın kalmadığı gökyüzüne
Sağı solu kapatmış şehir
Şehrin kırık dişleri, çanaklar
Rabıtada mıhlanmış
Yakınlar uzaktılar
Eskiler bilir…
Uzaklarda yükselip alçalan bir martı
Hava yağmurlu
Yavaştan çöken karaltı
Ötelerden yarı yaşanmış bir gün gelir…
Gri günün akşamında
Müstakil bir huzur
Martı kayboldu
Bacalar ve pencereler
Ot bulunur, taş bulunur…