TEFEKKÜR
Dünya üç adımlık dar bir cendere;
Çelebi'ye ibret, kuruyan dere;
Evliya postunu sersen mimbere;
Erinde gecinde bitmiyor mu tur?..
Ey Adem'in Oğlu! Birnebze düşün:
Kiraz yetişir mi dallarda kışın?
Fitne, fücur ise yegâne işin?
Dönüşün O'nadır, bunu bil de dur!..
Ayete göz gezdir, Hakk'a kulak ver;
Ha şahsın, ha sultan, ha da bir nefer;
Mutlak Hakim'ine doğrudur sefer;
Hayâl kuracaksan gerçek için kur...
Bedenin yansa da ruhunla yanma;
Ruhen hep kavi ol, şeytana kanma;
İnsanı kemiren seneler sanma;
İnsanı kemiren beynindeki ur...
Beyni iğfâl olan, kalbe kör bakar;
Cehennem içinde, seni o yakar;
El aç Rahman'ına, kalp ile yakar;
Vakit çok geç olur çalınınca sur...
Bedenin emanet, ruhun emanet;
Emanete sakın etme ihanet!
Kullara en büyük yasak: kehanet;
Sebepsiz mi indi Sina'ya O Nur?...
Rabbin sözü buyruk: "Tefekküre dal"
Kıssada hisse bul, dersini de al.
Peygamber kelâmı sanılmasın fal;
Ol muştu aşkına delinmişti sur...
Allah'ı tesbihte esen yel bile;
Kumu bırakarak gider sel bile;
Hakk'a kıyam eder sazda tel bile;
Ozan'ım; mızrabı, hakikâtle vur!..
Ozan Ertay
İstanbul, 29 Mayıs 1999