Seyyid Nesimi Hazretleri İranlıdır, yoğun tasavvuf eğitimi görmüştür.Bir aralar Fazlullah Hurufinin mistizminden etkilenip Hurufi olmuş, sonradan tövbe etmiştir.Anadoluya gelip Hacı Bayram-ı Veli hazretleriyle görüşmüştür."Kuddise Sirruhuma" Halep şehrinde Vahdet-i Vücud sarhoşluğundayken ya'ni sekr halindeyken Hallac-ı Mansur Hazretlerinin dediğine benzer bir söz söylediğinden yobaz kadı tarafından fetva verilerek derisi yüzülmüş eline verilmiştir, yobaz kadı ; "Bu öyle bir zındık ki kanının döküldüğü yer yıkanarak temiz olmaz, yakmak lazımdır" demiş, Allah-u Teala'nın bir hikmetidirki mübarek kanı kadının eline damlamış bunun üzerine Seyyid Nesimi Hazretleri "hadi yaktırsana kolunu!" demiş, tabiki ehl-i dünya olan yobaz kadı elini yaktırmamış bunun üzerine Seyyid Nesimi hazretleri ancak ariflerin anlayacağı o derin sözü söylemiştir: " Sen şeriat için elini veremiyorsun biz derimizi sırtımıza yüklüyüp gidiyoruz". Halep şehrinin 7 kapısındanda aynı anda elinde derisi olduğu halde çıkıp sır olduğu rivayet edilir.Şiirlerinden bazıları:
Bende sığar iki cihân ben bu cihâna sığmazam
Cevher-i lâmekân benim kevn ü mekâna sığmazam
Kevn ü mekândır âyetim zâta gider bidâyetim
Sen bu nişân ile beni bil ki nişâne sığmazam
Kimse gümân ü zann ile olmadı Hakk ile biliş
Hakkı bilen bilir ki ben zann ü gümâna sığmazam
Sûrete bak vü ma'nîyi sûret içinde tanı kim
Cism ile cân benim velî cism ile câna sığmazam
Hem sadefim hem inciyim haşr ü sırât
Bunca kumâş ü raht ile ben bu dükâna sığmazam
Genc-i nihân benim ben uş ayn-ı ayân benim ben uş
Gevher-i kân benim ben uş bahr ile kâna sığmazam
Arş ile ferş ü kâf ü nûn bende bulundu cümle çün
Kes sözünü uzatma kim şerh u beyâna sığmazam
Gerçi muhît-i a'zâmım adım âdem durur âdemim
Dâr ile kün fekân benim ben mu mekâna sığmazam
Cân ile hem cihân benim dehr ile hem zamân benim
Gör bu latifeyi ki ben dehr ü zamâna sığmazam
Encüm ile felek benim vahy ile melek benim
Çek dilini vü epsem ol ben bu lisâna sığmazam
Zerre benim güneş benim çâr ile penc ü şeş benim
Sûreti gör beyân ile çünkü beyâna sığmazam
Zât ileyim sıfât ile Kadr ileyim Berât ile
Gül-şekerim nebât ile piste-dehâna sığmazam
Şehd ile hem şeker hem şems benim kamer benim
Rûh-ı revân bağışlarım rûh-ı revâna sığmazam
Tîr benim kemân benim pîr benim civân benim
Devlet-i câvidan benim îne vü âna sığmazam
Yer ü gökü düzen benim geri dönüp bozan benim
Cümle yazı yazan benim ben bu dîvâna sığmazam
Nâra yanan şecer benim çarha çıkar hacer benim
Gör bu odun zebânesin ben bu zebâne sığmazam
Gerçi bugün Nesîmîyim Hâşîmîyim Kureyşîyim
Bundan uludur âyetim âyet ü şâna sığmazam
Gel benim fahr-i cihanım,kıblegahım Mustafa
Cihanın umudu sensin,Padişahım Mustafa
Halil in kuyuna vardım,hacılar bayram eder
Arafat ta kurban kestim işte canım Mustafa
Bak şu kelb rakibe ki, yarime neler demiş
Okunan Kur an hakkiçün,iftiradır Mustafa
Ben ölünce katiplere vasiyet etsem gerek
Yazdıram sinim taşına,intizarım Mustafa
NESİMİ yem derde düştüm,derdimin dermanı yok
Derdimin dermanı sensin,ah u zarım Mustafa
Ben bugün pirime vardım
Pirin cemali güldür gül
Oturmuş tahtı mekana
Tahtı revanı güldür gül
Gülden terazi tutarlar
Gülü gül ile tartarlar
Gül alır gül satarlar
Çarşı pazarı güldür gül
Gülden degirmeni döner
Onun ile gül döverler
Akar arkı döner çarkı
Bendi pınarı güldür gül
Ak gül ile kırmızı gül
Çift yetişmiş bir bahçede
Bakışları hare karşı
Har-ı ezharı güldür gül
Gel ha gel Seyyid Nesimi
Hak nefesi güldür gülün
Şu öten garip bülbülün
Derdi figanı güldür gül