Mehmet Akif’in Abdülhamid Karşıtlığı

Başlatan: AhıskaLı Tarih: 29.10.2008 16:24 Cevap: 71

AH
29.10.2008 16:24
#1

Mehmet Akif II. Abdülhamid hakkında Safahat isimli kitabında diyor ki:

 

Ortalık şöyle fena böyle müzebzep işler

Ah o Yıldız’daki baykuş ölüvermezse eğer

 

Çoktan beridir vardı benim bir derdim

Gideyim zalimi ikaz edeyim isterdim

Kafes ardında hanımlar gibi Saikliydi Hamid

Âl-i Osmandan bu korkaklık edilmezdi ümid

 

Kız kadın hepsi haremlerde bütün gün mahpus

Şu telakkiye bakın en kötü vahşet namus

 

Düşürdün milletin en kahraman evladını ye’se

Ne mel’unsun ki rahmetler okuttun ruh-i İblis’e

 

Gölgesinden korkan bir ödlek,

Korkuttu bizi otuzüç yıl şeriat diyerek.

Allah’a isyanı

Ey bunca zamandır bize te’dip eden Allah

 

Gerçekten'de Mehmet akif ersoyun böyle bir şiiri varmıdır arkadaşlar. Okuyunca gerçektende şok oldum

Bu şiir hakkında yorumlarınızı bekliyorum...

SE
29.10.2008 17:33
#2

Bediüzzaman'da meşhur ''Zalimler için yaşasın Cehennem!'' sözünü Abdülhamid'e ithafen söylemiştir.

NF
29.10.2008 17:33
#3

Selamlar,

 

Akif'in böyle bir şiiri malesef vardır evet. Sadece bu değil, bunun gibi birkaç şiiri daha var kendisinin. Öte yandan, daha sonraki dönemde, gelenlerin giden Ulu Hakan'dan daha kötü olduğu düşüncesini taşımaya başlamış ve içerisinde "devr-i sabık" ile "devr-i hürriyet"i karşılaştırarak İttihatçı'ların daha kötü olduğu yargısına vardığı şiirler de yazmıştır. Aşağıya Adem Çevik'in Abdülhamid'de Yanılanlar adlı kitabındaki Mehmet Akif Ersoy başlıklı yazıyı alıyorum. İktibas edeceğim yazıdaki katılmadığım husus, Akif'in daha sonra pişmanlık duyduğu yönündeki temellendirilmemiş yorum... Son şiiri dikkatlice okursanız, Abdülhamid'i öven değil, yeni dönemin onun döneminden daha kötü olduğunu belirten ifadeler okuyor oluşunuz dikkatinizi çekecektir.

 

Bunun dışında FG'nin Akif'ten naklederek anlattığı ve bir binbaşıyla Ulu Hakan'ın münasebetini belirten bir hadise de vardır, fakat ben bu hadiseye şu ana kadar Akif'in yazdıkları arasında rastlayamadım. Bu hususta güvenilir bir kaynak bulunursa, anlatımın da şekline bakarak, Akif'in pişmanlık duyduğunu da düşünebiliriz; fakat benim şahsî kanaatim FG'nin nakilde hata yaptığı yönünde.

 

Aşağıdaki yazıda yer alan şiirler, Akif ismi zikredildiğinde yüzlerin bir parça buruşmasına vesile olabilecek tarzdan. Akif'in okuyacağınız sözlerinden kesin pişman olduğunu bilmedikçe de böyle olmaya devam edecek. Lakin, elbette ki bu hatası yüzünden Akif'i tamamen yoksaymak da kesinlikle hakşinas bir davranış olmayacaktır.

 

 

 

Mehmet Akif Ersoy (1873-1936)

 

İstanbul'da doğdu. Babası ve çeşitli hocalardan Arapça ve Farsça öğrendi. Mülkiye Baytar Mektebi'ni bitirdi. II. Abdülhamid'in II. Meşrutiyet'i ilanına kadar onun aleyhinde keskin hicivler yazdı. Birinci Dünya Savaşı sırasında propaganda için Arabistan'a gitti. Birinci Büyük Millet Meclisi'nde Burdur milletvekili olarak bulundu. Bir çeşit küskünlük ve kırgınlıkla Mısır'a giderek ölümünden altı ay öncesine kadar burada kaldı.

 

1900'lü yılları yaşayan her aydın gibi II. Abdülhamid'e şiddetli muhalefet eden ve bunun için birçok şiir yazan bir vatanperverdir Mehmet Akif. 1908 Meşrutiyeti'nde arabasıyla önünden geçen Abdülhamid'i gören Mehmet Akif; "midesinin bulandığını, yüzünün sarardığını" söyler. Sebebini soran Mithat Cemal'e de:

 

"Boyalı sakalıyla birdenbire karşıma çıktı, fena oldum!"1 cevabını verir. Ortamın ve söylentilerin yönlendirmesiyle II. Abdülhamid'i şiddetle eleştiren; hatta Şair Eşref için "Abdülhamid'e en güzel söven adam" diyen Mehmet Akif, II. Meşrutiyet'in ilanından sonra beklentilerinin gerçekleşmemesi ve İttihat ve Terakki'nin daha zorba çıkmasından dolayı bu defa üzüntüsünü ve yeni yönetime eleştirilerini haykıran şiirler yazdı.

 

İşte Mehmet Akif'in Meşrutiyet öncesinin hisleriyle doluyken yazdığı, II. Abdülhamid ve yönetimini eleştiren "İstibdad" adlı şiirinden örnek:

 

"Yıkıldın, gittin amma ey mülevves devr-i istibdad (kirli istibdad devri)

Bıraktın milletin kalbinde çıkmaz bir mülevves yâd (kirli bir hatıra)

Diyor ecdadımız makberlerinden (kabirlerinden) Ey sefil ahfad (oğullar)

Niçin binlerce masum öldürürken her gelen cellad,

Huruç etmezdi (çıkmazdı) mezbûhane (ümitsiz bir çırpınışla da) olsun birferyad?

O birkaç hayme (çadır) halkından cihangirane (dünya çapında) bir devlet,

Çıkarmış, bir zaman dünyayı lerzân etmiş (titretmiş) millet;

Zaman gelsin de görsün böyle dünyalar kadar zillet,

Otuz üç yıl devam etsin, başından gitmesin nekbet (felaket)...

Bu bir ibrettir amma olmayaydık böyle biz ibret!

Semâ peyma iken râyâtımız (gökte dalgalanırken bayraklarımız) tuttun zelil ettin;

Mefahir bekleyen abadan evladı hacil ettin (babalarından övülecek işler bekleyen çocukları utandırdın);

Ne âli (yüce) kavm idik; hayfâ (yazık) ki sen geldin sefil ettin;

Bütün ümmîd-i istikbali artık müstahîl ettin (bütün gelecek ümidini artık imkansızlaştırdın);

Rezîl olduk... Sen ey kâbus-i huni, sen rezîl ettin!

Hamiyyet gamz (gayret ifâde) eden bir pak alın her kimde gördünse,

"Bu bir cani" dedin sürdün, ya mahkum eyledin hapse.

Müvekkel eyleyip casusu (hafiyelerini vekil edip) her vicdana, her hisse.

Düşürdün milletin en kahraman evladını ye'se (ümitsizliğe)...

Ne mel'unsun (ne lanetlisin) ki rahmetler okuttun ruh-i İblis'e!

Değil kâbusun artık, devr-i devlet intibahındır. (Şimdi artık senin kabusun değil, uyanıklık devrindir)

Gel ey nazende (nazlı) hürriyet ki canlar ferş-ı râhındır (yoluna sergidir).

Emindir mevki'in: En pak vicdanlar penahındır (sığınağındır).

Serapa mülk-i Osmanî müeyyed taht-gâhındır (Bütün Osmanlı ülkesi senin sağlam tahtındır)

Serîr-ârâ-yı ikbâl ol ki: Bir millet sipahındır. (Yücelik tahtını süsle ki: bir millet askerindir) "2

 

Yukarıda, açıktan olmasa da gizliden gizliye II. Abdülhamid'e çatan ve hürriyete çağrılar yapan Mehmet Akif, bir başka yerde de bu defa direkt hakaret yoluyla istibdadın sahibini eleştirmektedir:

 

"Gölgesinden bile korkup bağıran bir ödlek.

Otuz üç yıl bizi korkuttu "Şeriat" diyerek."3

 

Mehmet Akif, bu defa da direkt adını kullanarak bazılarının "kızıl", bazılarının "ulu" dediği hakana hakaretler yağdırır:

 

Âsim'dan

 

Kadri Bey sağdı, Trabzon'da henüz valiydi.

Yine bir dolduran olmuştu ki, Abdülhamid'i,

Karakoldan dediler: "Şimdi, İmam, Erzurum'a!"

Bir de kış, bir de kıyametti ki artık sorma!

Tıktılar çalyaka, bir tekneye; sırtım gevşek.

Abam arkamda değil, sonra ne yorgan, ne döşek.

Bakalım şimdi makamında görün Kadri Bey'i;

Zorlu valiydi herif,

-İlme de vardır emeği.

Evet, oğlum, Hoca Mandal'la tutunduk el ele,

Evvelâ Kâzım'ı gördük; bizi hürmetlerle,

Alarak durmadı valiye haber gönderdi;

Geliniz emrini vali de serîan (çabucak) verdi.

Kâzım önden, hadi bizler de peşinden daldık.

-Vay imam, sen yine düştün mü bu kışlarda? Yazık!

Ya Hocam, sen niye ta Yıldız'a çıktın bu sefer?

Otur anlat, bakalım, çünkü fena söylediler.

-Kim fena söyledi?

-İstanbul'a sormuştuk da...

Oflu tedriç ile (yavaş yavaş) bağdaş kurarak koltukta,

Dedi:

Çoktan beridir vardı benim bir derdim;

Gideyim, zâlimi(II. Abdülhamid) ikaz edeyim isterdim.

O, bizim cami uzaktır, gelemez, mâni ne?

Giderim ben, diyerek vardım onun câmi'ine.

Kafes ardında hanımlar gibi saklıydı Hamid,

Koca şevketli! Hakikat bunu etmezdim ümid.

Belki kırk elli bin askerle sarılmış Yıldız;

O silahşörler, o al fesli herifler sayısız.

Neye mal olmada seyret herifin bir namazı:

Sade altmış bin adam kaldı, namazsız en azı!

Hele tebzîri (savurganlık sınırını) aşan masrafı, dersen, sorma.

Gördüğüm maskaralık gitti de artık zoruma,

Dedim ki: "Bunca zamandır nedir bu gizlenmek?

Biraz da meydana çıksan da hasbıhal etsek.

Adam mı, cin mi nesin? Yok ne bir gören, ne eden;

Ya çünkü saklanıyorsun bucak bucak bizden.

Değil mi saklanıyorsun, demek ki, korkudasın;

Ya çünkü korkan adamlar gerek ki saklansın.

Değil mi korkudasın var kabahatin mutlak."4

 

II. Abdülhamid, dolayısıyla istibdad döneminde yana yakıla içinde bulunduğu durumdan veryansın eden Mehmet Akif, çok istediği ve özlediği Meşrutiyet geldikten sonra tam bir hayal kırıklığına uğrar. "Gelen gideni aratır." atasözünün tahakkuk ettiğini gören Mehmet Akif, II. Abdülhamid dönemini mumla aramaya başlar:

 

"Padişah dendi mi, çokluk dil uzatmazlarmış!

Hiç unutmam, Hocazâdem ki, sıcak bir gündü.

Bahçede idik, bana bir parça baban küskündü.

Sana düşkündü babam, küstüğü olmazdı.

Boşboğazsın diye kızmıştı

Keramet!

Sorma!

Büsbütün kızdırayım bari dedim...

Ya! Çok iyi:

Çivi, bir ananedir bizde sökermiş çiviyi.

Ortalık şöyle fena böyle müzebzeb (karışık) işler,

Alı o Yıldız'daki baykuş ölüvermezse eğer,

Akıbet çok kötü dibace-i ma'lumiyle (bilinen girişli)

Söze girdim.

Kızıyor muydu?

Hayır.

Tekmille (tamamla)!

Bırakan var mı ki? Rahmetli hocam doğrularak.

Dedi:

"Oğlum, bu temenni neye benzer bana bak;

Eşeklerin canı yükten yanar, aman, derler,

Nedir bu çektiğimiz dert, o çifte çifte semer!

Biriyle uğraşıyorken gelir çatar öbürü;

Gelir ki taş gibi hâin, hem eskisinden iri.

Semerci usta geberseydi... Değmeyin keyfe!

Evet, gebermelidir inkisar (beddua) edin herife.

Zavallı usta göçer bir gün âkibet, ancak,

Makamı öyle uzun boylu nerede boş kalacak?

Çırak mı, kalfa mı kim varsa yaslanır köşeye;

Takım biçer durur artık gelen giden eşeğe.

Adam meğer acemiymiş, semerse hayli hüner;

Sırayla baytarı boylar zavallı merkebler.

Bütün o beller omuzlar çürür çürür oyulur;

Sonunda her birinin sırtı yemyeşil et olur.

"Giden semerciyi" derler. "Bulur muyuz şimdi?

Ya böyle kalfa değil, basbayağa muallimdi (iyi bir usta idi)

Nasıl da kadrini vaktiyle bilmedik, tuhaf iş:

Semer değilmiş o rahmetlininki devletmiş."

Nasihatim sana: Herzeyle iştigali (saçma sapan şeylerle uğraşmayı) bırak;

Adamlığın yolu nerde ise bul da girmeye bak!

Adam mısın: Ebediyyen cihanda hürsün, gez;

Yular takıp seni bir kimsecik sürükleyemez.

Adam değil misin, oğlum: Gönüllüsün semere;

Küfür savurma boyun kestiğin semercilere.

"Devr-i Sabık" mı (istibdad Devri) dedin şimdi? Elindeyse çevir,

Ensesinden tutup eyyamı da (günleri de) gelsin o devir.5

 

Tüm bu şiirlerden yola çıkarak Mehmet Akif'i bir fikirde sabit olmamakla elbette suçlayamayız. Çünkü o, hayatı boyunca doğru bildiğini yaptı ve söyledi. Vatanını ve insanlarını seven hemen hemen her aydın gibi Mehmet Akif de II. Abdülhamid ve yönetimini yanlış anlamış ve II. Meşrutiyetten sonra bunun farkına vararak yanıldığını itiraf etmiştir.

 

1 Mithat Cemal Kuntay, Mehmet Akif Ersoy, Hayatı, Seciyesi, Sanatı, Ankara, 1986, s. 207.

 

2 Mehmet Akif Ersoy, Safahat, İstanbul, s. 166-167-168.

 

3 a.g.e, s. 254.

 

4a.g.e, s. 816-820

 

5 a.g.e, s. 789-790-796.

 

 

 

 

 

Saygı ve selamlarımla

AH
29.10.2008 17:55
#4

Yazık gerçektende çok yazık bakalım daha neler göreceğiz...

HA
29.10.2008 18:23
#5
Yazık gerçektende çok yazık bakalım daha neler göreceğiz...

Gönüldaşım neye çok yazık?

İnsanlar hata yapamaz mı? Mehmet Akif herzaman tek şey için yazmıştır: İslam... Bu uğurda kim hizmet ettiyse Akifin kalbinde yer bulmuştur. Ulu Hakan meselesinde ise haklılık payı vardır. Selahaddin gönüldaşın söylediği gibi Said Nursi de hakaret etmiştir Ulu Hakan'a. Ne yapalım O'da mı tukaka. Devir karma karışık. Biz 100 sene sonrasından yani sisler dağılmışken yorum yapıyoruz. İnsanlar önünü göremiyordu ozaman!

Ben Hem Ulu Hakan'ı hem Akif'i hemde Bediüzzamanı hatalarıyla sevaplarıyla seviyorum ve aralarında geçen her tartışma bana zevk ve fikir katıyor. Böyle insanlar çıkar için kavga etmez, İslam için kavga eder. Kim galip çıkarsa çıksın Müslüman kazanır.

Vesselam...

NF
29.10.2008 19:22
#6

Selamlar,

 

"Mehmet Akif'in haklılık payı vardır" demek ne kadar doğru, bilemiyorum. İblisler, korkak karılar filan, haddinden fazla ağır. Topyekün reddetmenin yanlışlığı hususunda hemfikriz, fakat bir aydından biraz daha kavrayışlı olmasını, perdenin arkasını görebilmesini beklemek hakkımızdır sanırım. En azından hakarette bu kadar kendinden geçmemesi veya aleni hakaretini aleni bir özürle telafi etmesi gerekirdi, bunu yapabilmek için yeterli miktarda ömür verdi Allah kendisine zira... Ki Mısır'da, buralardan uzaklarda hadiseler üzerinde tefekkür etme ve yargıya varma noktalarında daha müsait bir ortama kavuşmuş olmalıydı. Tabii bunları pişmanlığını belirtmediğini varsayarak yazıyorum. Pişman olurken "kötüyü kovduk, daha kötüsü geldi" değil de "Kötü sandığımız, iyiymiş" makamında mülahazalara sahip olması hakiki pişmanlıktır.

 

Bir de niyetin her zaman için bir insanı mazur görmeye kafi gelmeyeceğini düşünüyorum acizane.

 

Fakat sizin de dediğiniz gibi, bugünkü şartlar altında Abdülhamid karşıtlığı yapan bir kişiyle o gün Abdülhamid'e cephe almış bir Akif'i aynı noktada kabul etmek de yanlış olur ve Akif'i bu hareketinden dolayı yok sayarak onun İslam adına giriştiği mücadeleyi görmezden gelmek de çok büyük bir hatadır.

 

Saygı ve selamlarımla

HA
29.10.2008 19:43
#7

Vesselam, teşekkür ederim...

AH
29.10.2008 20:30
#8
Gönüldaşım neye çok yazık?

İnsanlar hata yapamaz mı? Mehmet Akif herzaman tek şey için yazmıştır: İslam... Bu uğurda kim hizmet ettiyse Akifin kalbinde yer bulmuştur. Ulu Hakan meselesinde ise haklılık payı vardır. Selahaddin gönüldaşın söylediği gibi Said Nursi de hakaret etmiştir Ulu Hakan'a. Ne yapalım O'da mı tukaka. Devir karma karışık. Biz 100 sene sonrasından yani sisler dağılmışken yorum yapıyoruz. İnsanlar önünü göremiyordu ozaman!

Ben Hem Ulu Hakan'ı hem Akif'i hemde Bediüzzamanı hatalarıyla sevaplarıyla seviyorum ve aralarında geçen her tartışma bana zevk ve fikir katıyor. Böyle insanlar çıkar için kavga etmez, İslam için kavga eder. Kim galip çıkarsa çıksın Müslüman kazanır.

Vesselam...

 

 

Peygamber Peygamber olmayla hata yapıyorda Mehmet Akif Ersoy, Bediüzzaman said nursi'de elbette hata yapar.

100 sene sonrasından yani sisler dağılmışken yorum yapıyoruz. Arkadaşım bu nasıl bir cümledir. Ne yani şimdi

o dönem sisli ve perdeli diye biz İttihat terakkiyide suçlamayalım. O dönem sisliydi deriz ittihat terakki

sisden önünü göremiyordu ondan bu ihanetleri gerçekleştirmiştir'mi diyelim ? Şimdi Şuan'da bu vatan evlatlarına

yapılan haksızlıklarını bilmiyormuyuz görmüyormuyuz. Bu ülkeye kimin yararı kimin zararı vardır bunları bilmiyormuyuz.

Ozaman bize bu yapılanları biz bilmiyoruz bizden sonra gelen nesil 100 yıl sonramı öğrenecekler bunları böyle bişey hakkatten yok.Mehmet Akif Ersoy ve Bediüzzaman Said'i nursi Bu kişiler halkı tamamen yazdıkları ve söyledikleriyle etkisi

altına alan kişilerdir. Mehmet Akif Ersoy ve Bediüzzaman müslümanlar'a bu gibi şiirleri ve söylemlerini duyurduğı vakit

müslümanlar arasında bir kavgaya neden olmamışmıdır sizce. Sizce bu kavgadan müslümanlar'mı yoksa kafirlermi galip çıkmıştır.

 

İşte bu yüzden yazık çok yazık...

 

Tamam hata etmiş olabilirler. Sonradan pişmanda olmuş olabilirler. Ama sevdiğimiz insanları bu şekilde savunmayalım

arkadaşlar olaylara daha tarafsız ve objektif bakalım.

 

Bu yazdıklarımı Mehmet Akif Ersoy ve Bediüzzaman'ı sevmediğimden değildir. İkisini'de çok severim bilhassa Bediüüzaman

Said'i Nursi hazretlerinin gönlüm'de ayrı bir yeri vardır. Yazdıklarımdan dolayı inşallah kendimi anlatabilmişimdir.

 

Selametle

-S
30.10.2008 00:05
#9

akif için talihsiz bi şiir olmuş....

W-
30.10.2008 00:08
#10

esselamu aleyküm

öncelikle şunu söylemek isterim ki

said nursinin

"Zalimler için yaşasın cehennem" sözü Abdülhamid han için değil" bir mahkeme çıkışında kendisini suçlayanlar için (detaylı hatırlamıyorum lakin [son devrin din mazlumlarında dretaylarıda var]) kullanmıştır

ancak özellikle eski said döneminde ulu hakana karşı olduğunu bilmeyen yoktur

 

ancak şunuda unutmamak gerekirki ULU HAKAN herkesşn anlayabildiğinden hiç şüphesiz daha fazlasını anlayabiliyordu

bunun paralelinde onun kadar bilgili ve zeki olmayan birinin onu anlaması pek kolay olmayacaktır

bu said nursi de olsa akif de olsa farketmeyecek

ve olay su götürmezliğini insanlara kabul ettirecektir ki

ABDÜL HAMİD HAN hem akifden hemde said nursiden daha ileri görüşlü daha bilgili ve zeki idi

buda onun anlaşılamamasını ve doğal olarak haksızlıkla itham edilmesini sağlayacaktı

 

tarihe baktığımız vakit göreceğizki üstaddan önce onu gerçek manada gür bir sesle savunabilen hiç kimse çıkmamıştır

gerçi

Ahmet ÇEVİK ABDÜL HAMiD'DE YANILANLAR isimli eserinde içlerinde said nursi ve akifinde bulunduğu yaklaşık 50 kişinin onun için neler dediğini ve sonradan pişmanlıklarını dile getirdiğini söylemiş olsada

malesef bu pişmalık anlatan seslerden hiç biri ULU HAKAN'a küfrettği kadar gür olmamıştır

buda;

bence sesin sahibinin karakteriyle ilgili

HA
30.10.2008 14:03
#11

Vesselam...

Ben İslam'a hizmet etmiş veyahut etmek istemiş her ferdin iti olurum. Üstad'ın değimiyle Atının burnuna kaçan toz parçası olurum. Mazlum padişaha ve Bediüzzaman ile Akif'e selam olsun. Kimi fener alırsak düz yola çıkarız.

Tüm gönüldaşlarıma selam ve dua ile...

Allaha emanet...

EH
30.10.2008 16:40
#12

Akifin bu konuda pişman olduğuna pek inanmıyorum, çünkü Cumhuriyetten sonra bastırdığı Safahatine bu şiiri koymazdı(safahatte bu şiirler var)

W-
31.10.2008 01:32
#13
Akifin bu konuda pişman olduğuna pek inanmıyorum, çünkü Cumhuriyetten sonra bastırdığı Safahatine bu şiiri koymazdı(safahatte bu şiirler var)

 

selamun aleyküm değerli kardeşim

akifin bu konuda pişman olduğunu yine kendine ait meşrutiyet sonrası bir şiirinden görebiliriz

 

....

Oğlum, bu temenni neye benzer, bana bak:

Eşeklerin canı yükten yanar, aman derler,

Nedir bu çektiğimiz derd, çifte çifte semer!

Biriyle uğraşırken gelip çatar öbürü;

Gelir ki taş gibi hain, hem eskisinden iri.

Semerci usta geberseydi... değmeyin keyfe!

Evet, gebermelidir inkisar edin herife.

Zavallı usta göçer bir gün akibet, ancak,

Makamı öyle uzun boylu nerede boş kalacak?

Çırak mı, kalfa mı, kim varsa yaslanır köşeye;

Takım biçer durur artık gelen giden eşeğe.

Adam meğer acemiymiş, semerse hayli hüner;

Sırayla baytarı boylar zavallı merkepler.

Bütün o beller, omuzlar çürür çürür oyulur;

Sonunda her birinin sırtı yemyeşil et olur.

'Giden semerciyi, derler, bulur muyuz şimdi?

Ya böyle kalfa değil, basbayağı muallimdi.

Nasıl da kadrini vaktıyla bilemedik, tuhaf iş:

Semer değilmiş o rahmetlininki devletmiş!'

Nasihatım sana:'herzeyle iştigali bırak!

Adamlığın yolu neredeyse, bul da girmeye bak!

Adam mısın: ebediyyen cihanda hürsün gez;

Yular takıp seni bir kimsecik sürükleyemez.

Adam değil misin, oğlum, gönüllüsün semere

Küfür savurma boyun kestiğin semercilere.

Devr-i sabık(istibdad devri) dendimi şimdi? elindeyse çevir.

Ensesinden tutup eyyam(günleri) da gelsin o devir.

....

 

şunu eklemek isterim ki akif kendi adıma takdir edilecek bir kişilik değil...

lakin hiç kimse haksız yere suçlanmamalı

 

safahatta yayınlanmasının sebebi hakkında fikrim yok

belki çok öncesinde yayınlanmıştı

belki kızıl orduyu aratmayan sistem onuda zorla yayınladı

belki kendisi her ikisinide görelim diye (önceki ve sonraki düşüncelerini) yayınlanmasına izin verdi

 

ama bence pişman olduğu açık

SE
02.11.2008 15:45
#14

Cemel vaka'sını yaşadı İslam dünyası, bu olay nedir ki?

 

Bize tek bir şey lazım; yeni kurba diliyle Empati, bülbül lisanı ile hemhâl olma.

 

Allah'a Emanetsiniz...

EH
04.11.2008 16:24
#15

Akifin Safahatında bizzat e's-Seyyid Abd-u'l-Hakîm El-Arvasi "Kaddesellah-u Teâlâ Esrarah-u'l-Azîz Hazretleri kafirlikleri bildirilmiş Efgânî ve Abduhta övülmekte.Aynı zamanda Neyzen Tevfikin dostu olmasına rağmen tasavvufu yeren şiirleri bulunmakta.Bunları nasıl açıklıyacağız?

NU
04.11.2008 19:49
#16

Abdulhamid'e düşmanlıkta ne büyük hata yaptıklarını Filozof Rıza Tevfik Bey, şöyle ifade eder:

 

Sultan Abdülhamid'in Ruhaniyetinden İstimdad

 

Nerdesin, şevketli Abdülhamid Han?

Feryâdım varır mı bârigahına?

Ölüm uykusundan bir lâhza uyan,

Şu nankör milletin bak günâhına!

 

Tarihler ismini andığı zaman,

Sana hak verecek ey koca sultan!

Bizdik utanmadan iftira atan.

Asrın en siyâsi pâdişâhına.

 

"Pâdişâh hem zâlim, hem deli" dedik,

İhtilâle kıyam etmeli dedik,

Şeytan Ne dediyse biz "beli" dedik,

Çalıştık fitnenin intibâhına!.

 

Divâne sen değil, meğer bizmişiz.

Bir çürük ipliğe hülyâ dizmişiz

Sâde deli değil, edepsizmişiz!

Tükürdük atalar kıblegâhına...

 

Sonra cinsi bozuk, ahlâkı fena,

Bir sürü türedi, girdi meydana.

Nerden çıktı bunca veled-i zina?

Yuh olsun bunların ham ervahına!

 

Bunlar halkı didik didik dittiler

Katliama kadar sürüp gittiler

Saçak öpmeyenler secde ettiler

..........................pis külâhına

 

Sen hafiyelerle dem sürdün ancak

Bunlar her tarafa kurdu salıncak

Eli yüzü kanlı bir sürü alçak

Kement attı dehrin mihr-i mâhına

 

Milliyet davası fıska büründü

Ridâ-yı diyânet yerde süründü

Türkün ruhu zorla âsi göründü

Hem Peygamberine hem Allah'ına

 

O itler nedense bana salmadı

Belâlı idi başım kimse almadı

Seyirden başka iş de kalmadı

Gurbet ellerin bu seyyahına.

 

Çok kimseye vatan şimdi mezardır

Herkesin belâdan nasibi vardır

Selâmetle eren pek bahtiyardır

Bu şeb-i yeldanın şen sabahına

 

Haddi yok açlıkla derde girenin

Sehpâ-yı kazâya boyun verenin

Lanetle anılan cebâbirenin

Bu rahmet okuttu en küstahına

 

Bugün varsa yoksa .................

Şöhretine herkes fuzulî dellal...

Âlem-i mânâdan bak da ibret al !!!

Uğursuz talihin şu kemrâhına

 

Tahkire yeltenip tâc-ü tahtını

Sınadı bu millet kara bahtını

Denedi sillenin nerm-ü sahtını

Rahmet Sultanım suz-ı âhına

 

Hoş oldu cilvesi bu hürriyetin

Tadı yok amma şu meşrutiyetin

Deccale zil çalan böyle milletin

Bundan başka çare yok ıslahına

 

Lakin sen sultanım Gavs-ı Ekbersin

Ahiretten bile himmet eylersin,

Çok çekti şu millet murâda ersin

Şefâat kıl şahım mededhahına.

HA
04.11.2008 21:07
#17
Akifin Safahatında bizzat e's-Seyyid Abd-u'l-Hakîm El-Arvasi "Kaddesellah-u Teâlâ Esrarah-u'l-Azîz Hazretleri kafirlikleri bildirilmiş Efgânî ve Abduhta övülmekte.Aynı zamanda Neyzen Tevfikin dostu olmasına rağmen tasavvufu yeren şiirleri bulunmakta.Bunları nasıl açıklıyacağız?

Esselamu Aleykum sevgili gönüldaşım.

İslam tarihine baktığımız zaman cennetle müjdelenmiş sahabilerin aralarında ki kavgalar yüzünden savaşlar çıkmıştır. Bizim çok kıymet verdiğimiz sahabi Osman Hazretleri o günlerde birçok müslümanca torpilci (haşa) olarak niteleniyordu. Hz. Fatma anamıza Hz.Ebubekirin yaptığı ortada. Hz.Alinin çileli yılları ortada. Vs...vs...

Şunu anlatmak istedim:

Biz, o büyük zatlara nazaran bit kadar küçük kalan kullar, herşeye bizim bozuk nefs gözümüzle bakıyoruz ve onlarında aralarındaki ihtilafları bizim gibi bozuk nefislerinden dolayı çıkardıklarını zannediyoruz. Hayır!

Gerek saydığım ve nice saymadığım araları açık olan sahabiler ve konuya dönecek olursak Akif, Bediüzzaman, Ulu Hakan ve Üstad ne yapmışlarsa hep İslam için yapmışlardır. Akifin Safahadında bir tane ''ben'' bulamazsınız. O günün o bulanık şartlarını düşündüğümüzde biraz farklı yorumlayalım. Bu kavgaları hep hayra yoralım. Ders çıkartalım.

Son olarak tüm duygularımı ifadeleyici şu paragrafı yazayım:

Ben Büyük Doğu yolunun iki ayaklı acizane bir bitiyim. Niçin BD? Çünkü kendime Üstad'ı öğretmen seçtim.

Ben Bediüzzamanı ve Süleyman Hocayı çok severim. Peki neden Nurcu Vehayut Süleymancı değilim? Ne önemi var! Necip Fazıl bu davayı en iyi örgüleştirebilmiş adamdır o yüzden bu yoldayım. Peki bu Bediüzzamanı veyahut diğerlerini sevmeyeceğim veya benimsemeyeceğim anlamına mı gelir? Hayır Hayır!!!

İSLAMI BENİMSEMİŞ OLAN, MÜSLÜMANLARA HİZMET İÇİN CANINI DİŞİNE TAKAN KİM OLURSA ANUN TASMASIZ İTİYİM!!! HANGİ MESHEP MEŞREP O BU ŞU OLURSA OLSUN.

Akif kanımca büyük bir zattır. İslam Ruhuna leke düşürücü hiç bir iş yapmamıştır. Ruhu şad ola.

Tüm İslam büyüklerinin ruhuna el-Fatiha...

TA
04.11.2008 23:33
#18

osmanlı tarihinde kurdun kuzuya at izinin it izine karıştığı bir zamandan söz ediyoruz. M.Akif de daha sonradan yapılanın hata olduğunu anlıyor ama ok yaydan çıkmıştır bir kere...

Ulu hakan yine de fatih den sonraki en büyük aksiyon adamıdır..

EH
06.11.2008 17:58
#19
Esselamu Aleykum sevgili gönüldaşım.

İslam tarihine baktığımız zaman cennetle müjdelenmiş sahabilerin aralarında ki kavgalar yüzünden savaşlar çıkmıştır. Bizim çok kıymet verdiğimiz sahabi Osman Hazretleri o günlerde birçok müslümanca torpilci (haşa) olarak niteleniyordu. Hz. Fatma anamıza Hz.Ebubekirin yaptığı ortada. Hz.Alinin çileli yılları ortada. Vs...vs...

Şunu anlatmak istedim:

Biz, o büyük zatlara nazaran bit kadar küçük kalan kullar, herşeye bizim bozuk nefs gözümüzle bakıyoruz ve onlarında aralarındaki ihtilafları bizim gibi bozuk nefislerinden dolayı çıkardıklarını zannediyoruz. Hayır!

Gerek saydığım ve nice saymadığım araları açık olan sahabiler ve konuya dönecek olursak Akif, Bediüzzaman, Ulu Hakan ve Üstad ne yapmışlarsa hep İslam için yapmışlardır. Akifin Safahadında bir tane ''ben'' bulamazsınız. O günün o bulanık şartlarını düşündüğümüzde biraz farklı yorumlayalım. Bu kavgaları hep hayra yoralım. Ders çıkartalım.

Son olarak tüm duygularımı ifadeleyici şu paragrafı yazayım:

Ben Büyük Doğu yolunun iki ayaklı acizane bir bitiyim. Niçin BD? Çünkü kendime Üstad'ı öğretmen seçtim.

Ben Bediüzzamanı ve Süleyman Hocayı çok severim. Peki neden Nurcu Vehayut Süleymancı değilim? Ne önemi var! Necip Fazıl bu davayı en iyi örgüleştirebilmiş adamdır o yüzden bu yoldayım. Peki bu Bediüzzamanı veyahut diğerlerini sevmeyeceğim veya benimsemeyeceğim anlamına mı gelir? Hayır Hayır!!!

İSLAMI BENİMSEMİŞ OLAN, MÜSLÜMANLARA HİZMET İÇİN CANINI DİŞİNE TAKAN KİM OLURSA ANUN TASMASIZ İTİYİM!!! HANGİ MESHEP MEŞREP O BU ŞU OLURSA OLSUN.

Akif kanımca büyük bir zattır. İslam Ruhuna leke düşürücü hiç bir iş yapmamıştır. Ruhu şad ola.

Tüm İslam büyüklerinin ruhuna el-Fatiha...

 

Ve Aleykum Selam Rahmetullahi Teala ve Berakatuhu

Elhamdulillahi Rabbil Alemin

Es-Salatu ve's-Selamu Ala Rasulina ve Seyyidina ve Mevlana Muhammedivve Ala Alihi ve Eshabihi ve Ehl-i Beytihi

 

Sevgili Kardeşim bu dediklerin buram buram Şia Tarihi kokuyor, Ben Ehl-i Beyti çok severim hatta Zülfikar-ı Şerifin suretini gördükçe Pençe-i âliyi gördükçe içim bir hoş olur, fakat Peygamberimiz Aleyhisselamın Ashabınıda çok severim onları masum (gibi) bilir ve severim.Hacı Bektaş-ı Veli Kuddise Sirruh hazretlerinin yolu Ehl-i Beyti çok sever ve devamlı meth eder, çünkü velâyet İmâm-ı Ali Kerremallahu Teala Vecheh ve 12 İmam vasıtasıyla gelmektedir, zamanındaki Şiiler Hacı Bektaş-ı Veli Kuddise Sirruh hazretlerinin bu büyük Ehl-i Beyt sevgisini, Muhammed "Aleyhisselâm" ve Ali "Aleyhirrıdvan" hazaratını insânı kamil simgesi olarak göstermesini ve bunu Tarikatının şairlerininde işlemesini, Tarikatının sikkesini 12 imâma ithafen 12 yapışını görerek onu Şii sanmışlar, Hacı Bektaş Hazretleride bunun üzerine dergâhındaki Ali "Aleyhirrıdvan" isminin yanına Ebu Bekr "Aleyhirrıdvan"ın ismini koymuş, tabii tepki göstermişler biz onları ayrı düşünmeyiz demiş, demem odur ki Şii tarihini doğru sanma kardeşim, onlar efendimize "Aleyhisselam" Akıllarını atarak onun tek nazarına hayran kalarak iman etmiş insanlardır, biz gibidini konularda asla akıl yürütmemişlerdir, aynı tasavvuf ehlinin pirine teslim olması gibi hatta daha da fazlası.Bu aralarındaki savaşlarda evet birbirlerini vurmuşlar ama can verirken dahi birbirlerini sevmişlerdir, çünkü onlar ictihad için yapmışlardı bunları aklı attıklarından ictihadlarına uymuşlar ictihadları farklı olunca birde münafıkların kışkırtmasıyla birbirlerini sevdikleri halde savaşmışlardır, Ali "Aleyhirrıdvan"ın Muaviye "Aleyhirrıdvan"ın ordusu hakkında onlar bizim kardeşlerimizdir ictihadlarında hata yaptılar sadece gibi birşey demiştir.Demem o ki o olayları biz akılla anlıyamayız, onlar akıllarını atmış, Hallac-ı Mansur "Kuddise Sirruh" gibi olmuş zatlardır.Savaşları gönlüme doğdugunca açıkladım, bu Osman-ı Zinnureyn "Aleyhirrıdvan" a ve vb. zatlarla ilgili dediklerinse tamamen Şia tarihi uydurmasıdır.

HA
06.11.2008 18:13
#20

Ben şii değilim ki gönüldaş, nerden çıktı bu. Vallahi hiç aklımdan geçmedi bu dediklerin. Ayrıca okuduğun gibi Hz.Osmandan bahsederken atılanın iftira olduğunu da yazdım. Ebu Bekr hazretleri ise haklıdır ancak Hz.Ali Ve Hz.Fatma anamızın hadisten haberi yoktur ve en neticede çok yaralanmışlardır. Neyse ne ben ehlis sünnettenim... Yanlış anlaşılmalar olmasın...

Demek istemiştim ki bu kötü hatıralar nefs işi değildi. Okadar...

Ve İslam savaşçıları nefsi ve nefsin dürtüklerini bilmezler.

Konuda geçen zatlar da aynı şekilde...

Vesselam...

EH
06.11.2008 21:18
#21
Ben şii değilim ki gönüldaş, nerden çıktı bu. Vallahi hiç aklımdan geçmedi bu dediklerin. Ayrıca okuduğun gibi Hz.Osmandan bahsederken atılanın iftira olduğunu da yazdım. Ebu Bekr hazretleri ise haklıdır ancak Hz.Ali Ve Hz.Fatma anamızın hadisten haberi yoktur ve en neticede çok yaralanmışlardır. Neyse ne ben ehlis sünnettenim... Yanlış anlaşılmalar olmasın...

Demek istemiştim ki bu kötü hatıralar nefs işi değildi. Okadar...

Ve İslam savaşçıları nefsi ve nefsin dürtüklerini bilmezler.

Konuda geçen zatlar da aynı şekilde...

Vesselam...

Ben sana şiasın demedim kardeşim, sadece bu olayları pek hatırlatmamanı belirtmek istedim..

HA
06.11.2008 21:57
#22

Tamam eyvallah gönüldaş... Allaha emanet.

EH
10.11.2008 17:21
#23

İmam-ı Şafii Rahimehullahi Teala Hazretleri demişti heralde biz bu olayları görmedik bu olayları yaşamadık o yüzden bu olayları konuşmayalım diye, alimlerimiz ehl-i sünnet sevgi yolu oldugundan sevgimize dokunur diye bu olayların hiç konuşulmamasını tavsiye etmişlerdir...

PO
18.02.2009 00:36
#24

SEVGİLİ DOSTUM ŞAYET TARİHİ DEĞİŞİK KAYNAKLARDAN OKUMAYA DEĞİŞİK KAYNAKLARDAN TARİHE BAKMAYA ÇALIŞIRSAN, ASLINDA BİRÇOK KİMSELERİN ŞEYHİ, ŞIHI, HAKANI, ULU HAKANI, YÜCESİ, KUTSALI DİYE BİZLERE EZBERLETİN BİRÇOK ŞAHSIN HİÇTE ÖYLE OLMADIKLARINI GÖREBİLİRSİN. BUDA SENİN BİR DAHA ŞOKA GİRMEMENDE ÇOK YARDIMCI OLUR KANAATİNDEYİM

PO
18.02.2009 01:56
#25

ayrıca sevgili dostum,

diğer yorumlarıda okuma fırsatı buldum malum siteye yeni üye oldum.

konu başlığı altında şunu görüyorum

herkeste bir Akif niye yanlış yaptı? nasıl böyle bir yanlışı yapar?

"yok canım yok sonradan özür diledi çok pişman kendisi"

yani bu tarz yorumlara tabiri caizse yuhhhh denir başka ne diyeceğimi bilemedim açıkçası

ya akif değilde sizlerin ulu hakanınız yanlış yapmışsa ne olacak? maalesef hiç bu aklınıza gelmiyor nedense

akif yanlış yapmışta ulu hakanınız herşeyi doğrumu yapmış

asıl konu akif'in yapmış (kimine göre doğru kimine göre yanlış bu ayrı)olduğu eleştiriye muhatab olan şahsın

gerçekten bunları hakedip haketmediğinin sorgulanmasıdır.

yani bırakalım bu sözde davos fatihi yalakalıklarını

(ki mertçe döneminin rejimini bu denli ağır eleştirmiş bir insandır)

burada eleştirilmesi gereken Akif değil Abdülhamit'tir

eleştirilerimizi yaparken de tarihsel davranmak zorundayız

o dönemi iyi kavramak ve o koşulları iyi bilerek, belli bir dönemde yaşamış bir insanı

döneminin insanlarının gözünden algılamaya çalışarak doğrusunu yanlışını ortaya koymaya

çalışmak bizleri biraz daha doğruya yaklaştırır diye düşünüyorum.

(zamanında onu kimse anlamadı da şimdi kıymeti biliniyor safsatalarınıda bırkalım lütfen)

sevgi ve saygılarımla

ME
18.02.2009 07:52
#26

Tarihi değişik kaynaklardan okumak değil, doğru kaynaklardan okumak lazım sevgili dostum. Ortalıkta bir sürü değişik ve bir o kadar safsata dolu kaynak cirit atıyor. Elbette ki bir eleme yapacağız, elbette ki muteber olan kaynağı baz alacağız.

Abdulhamid ve Akif meselesinde ise sanırım bizim bilmediğimiz şeyleri biliyorsunuz muhterem. Abdulhamid Han'ın herhangi bir konuda herhangi bir şekilde yaptığı bir hatası olabilir, ama bu eleştirilerinde haksızdır Akif, Abdulhamid Han bu ağır eleştirileri hak edecek bir şey yapmamıştır. Haklı bir tenkid olsa amenna derdik.

Akif'in haksız bir şekilde Abdulhamid Han'a laf etmesi sizin açınızdan haklılık koltuğuna oturuyorsa, neden haklı olduğu hususunda da sizden malumat ve yorum isteriz. Kendi adıma ben, Akif'i bu meselede illa ki sonradan pişman olmuş olarak düşünmüyorum ki bence pişman da olmamıştır.

Anlatın bakalım Abdulhamid neden bunları hak etmiş? Akif Yıldızdaki Baykuş'un ölmesini isterken neden haklıydı? İblisin ruhuna rahmet okutacak kadar ne yapmış yahu Abdulhamid Han? (Akif'in mübalaaları da bir başka oluyor canım, Bedrin arslanları ancak bu kadar şanlı idi derken de nasıl mübalaa yapıyordu, burada da iblisin ruhuna rahmet okuyacak kadar bezmiş Abdulhamidden)

Acaba stratejik sebeplerden ötürü Yıldız sarayından çıkmadığı için mi Abdulhamid'e 'gölgesinden korkan ödlek' diyor Akif'imiz?

Dönemin rejimini mertçe eleştirdi demek Akif? Üstadın tabiriyle ' O ne mübarek istibdattı'

Bizi aydınlatmanızı bekliyorum sevgili dostum, aydınlanmaya ihtiyacımız var. Bizleri, bizlerin Ulu Hakan'ımız hakkında aydınlatın lütfen.

Sevgi, selam ve saygılarımla

PO
18.02.2009 22:05
#27

sevgili dostum,

öncelikle tarihin yanlış kaynaklarınıda bilmemiz lazım ki doğrusunu bulmanında bi kıymeti olsun

bunun içinde farklı kaynaklara başvurmak her zaman daha sağlamdır.

sevgili dostum sende bana sıradan (hataları doğrularından fazla olabilecek) bir padişahımızın

nasıl oluyorda böyle ululuk makımana terfi ettiğini açıklayabilirmisin?

ulu olabilecek ne yapmış?

akifi'in dediği gibi yıldızdan çıkmamış bir ödlek ulu oluyor, ama cihanın dört bir yanında at sırtında fetihler

yapmış diğer padişahlarım normal sıradan bir padişah oluyor.

bu ne perhiz bu ne lahana turşusu!!

bu baskı döneminde yaşayan kaç insan ulu hakanınız hakkında rahmet okuyabilir? bi sorgula

33 sene boyunca baskı, gözyaşı ve kanla bu memleket toprakları idare edilmiştir.

(46 sene boyunca kadirşinas bir şekilde tahtta oturan kanuni ulu olamıyor neden acaba?)

benim için her zaman tarihimizde yeralan sıradan bir padişahtır.

şunuda belirtelim bu padişahımız gerçekten zeki ve siyaseti mükemmel derecede kullanabilen bir şahsiyet

abdülhamitin hakkını abdülhamite verelim

ama bu padişahımızı zorba baskıcı ve gölgesinden korkan bir ödlek olmaktan kurtarmıyor maalesef

evet şimdi gelelim akifin uslubuna gerçekten mertçe ve bi o kadar da ağır eleştirilerde bulunmuştur.

işte dostum onun bunun eteğinin altında dolaşmamak, ona buna yalakalık yapmamaktan kaynaklanan bir cesaret

diye yorumluyorum .(günümüz için tabiki anlaşılması güç kavramlar)

akif ki atatürk'e bile eyvallah etmemiş bir insan senin ulu hakanına nasıl boyun eğsin?

dostum bakın bu işler bugün ululukla başlar yarın uluhiyete kadar gider (haşa)

.

ayrıca konuyu başlatan arkadaşa birşey daha söyliyeyim gene şok olacak kendisi ama

üstadınız said-i kürdi hazretleri ittihat ve terakki cemiyetinin sofu üyelerinden

abdülhamit rejiminin düşmesinde az emeği geçmemiştir.

sevgilerle

ME
19.02.2009 01:27
#28

POMAK22 ve Metafor' a CEVAP

 

1) ''33 sene boyunca baskı, gözyaşı ve kanla bu memleket toprakları idare edilmiştir.''

 

Hangi baskıdan bahsediyosunuz anlayamadım Abdulhamid Han padişahlığı müddetince sadece bir kişiye ölüm cezası vermiştir merhamet manzumumesi bir insandır hatta bu konuda Necip Fazıl Diyorki '' Abdulhamid Han'a öbür dünyada sorucam neden bir grup ittihatçı öldürüp temizlemedin, neden bu kadar merhamet'' diyor (kelime kelime değil hatırladığım kadarıyla aktarıyotum kitap yanımda değil)

 

Kızıl Sultan iftirasından bahsediyorsanız

 

Kızıl Sultandı: Bu iddia, Albert Vandal adlı bir Fransız yazar tarafından ortaya atılmıştı. Atılış sebebi de, Abdülhamid'in Ermeni isyanlarını bastırtmış olmasıdır. Başta İngiltere ve Fransa olmak üzere Avrupa kamuoyunda Abdülhamid'in kan dökücü bir padişah olduğu propagandası başlatıldı. İşte "Kızıl", yani kan döken Sultan lakabı bu sırada asıldı boynuna. Hadi Ermenilerin böyle demesini anladık; iyi ama bir tekini bile idam ettirmemiş olan Abdülhamid'e Jön Türkler neden "Kızıl Sultan" dediler? 1915'te yüzbinlerce Ermeni'yi tehcir ettirecek olanlar, 25 yıl önce Ermeni propaganda ordusunun neferleri olmakta sakınca görmemişlerdi.

 

Despottu: 'İstibdad' kelimesini 'despotizm' diye çevirmek yanlıştır. Hele totalitarizm hiç değil. Kaldı ki, İslam siyaset düşüncesinde "istibdâd" meşru yönetim şekillerindendi. Mesela İbn Haldun 'istibdâd'ı tek adam yönetimi, yani otokrasi anlamında kullanır ve meşru yönetim şekillerinden biri kabul eder. Kaldı ki, önüne gelen idam cezalarını sürekli affeden birinin istibdâdın yetkilerini hangi yönde kullandığını da pekala görmüş oluyoruz. Mustafa Armağan

 

2) Abdulhamid Han Şazeni tarikatına bağlı bir çok kerametleri görülen bir veliydi.

 

3) İslami açıdan Sultan hakkında nasıl düşünülür ona değinelim. Kaynak: www.dinimizislam.com

 

(Emirinizin beğenmediğiniz işlerine sabredin! Çünkü cemaatten bir karış ayrılan [itaatsizlik eden, fitne çıkaran] cahiliyye ölümü ile [imansız] ölmüş olur.) [buhari]

 

(Malını zorla alsa da emirin sözünü dinle ve ona itaat et!) [buhari]

 

(Müslüman, hoşuna gitmese de, emirin sözünü dinler ve ona itaat eder. Emir, günah olan bir şeyi emrederse, o emri dinlemek gerekmez.) [buhari]

 

(Sultan, yeryüzünde Allahın gölgesidir. [Onun emirlerini tatbik eden kimsedir] Ona ikram eden ikram görür, ona ihanet eden de ihanete maruz kalır.) [Taberani]

 

(Emirine isyan edenin sevaplarının tamamı gider.) [beyheki]

 

(Başı siyah Habeşli bir köle olsa da, emirinize itaat edin!) [buhari]

 

(Elleri kesik, sakat bir köle olsa da, emirinize itaat edin!) [Müslim]

 

Köle, sadece kâfir düşmandan oluyordu. Bu hadis-i şeriflerin açıklamaları Hadikada vardır. (Habeşli köle olsa da demek, emiriniz siyah bir kâfir de olsa ona itaat edin) demektir

 

Sual: Bir çok müslüman sultan ve halife gelip geçmiştir. Kimi iyi işler, kimi kötü işler yapmıştır. Onlara itaat gerekir mi idi? Onları kötülemek caiz midir?

CEVAP

Müslümanların sultanına itaat ve iyi dua etmek, Ehl-i sünnet itikadındandır. Fıkıh kitaplarında yazdığı gibi, sultana beddua etmek doğru değildir, iyi dua etmek gerekir. (R.Nasıhin)

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Eğer emirlerinize sövmeseydiniz, Allahü teâlâ üzerlerine ateş yağdırıp onları mahvederdi. Fakat kötü sözleriniz yüzünden bunu yapmıyor.) [Deylemi]

 

(Sultanı zelil etmeye çalışanı, kıyametten önce Allahü teâlâ zelil eder.) [Deylemi]

 

(İdarecilerinize kötü dua etmeyin! Çünkü onların iyiliği sizin iyiliğiniz, kötülüğü sizin kötülüğünüz demektir.) [Şirazi]

 

(Sultana iyilik dileyen ve dua eden, hidayet bulur. Beddua eden ve iyilik dilemeyen, dalalete düşer.) [Deylemi]

 

(Her mazlum, sultana iltica eder. Adalet yaparsa ona ecir, diğerine şükür, zulmederse ona vebal ve tebâya da sabır düşer.) [beyheki]

 

4) ''ama bu padişahımızı zorba baskıcı ve gölgesinden korkan bir ödlek olmaktan kurtarmıyor''

 

Korkaktı: Namık Kemal'in oğlu Ali Ekrem Bey'in dediği gibi "Abdülhamid'in korkak olduğunu sananlar yanılırlar. Korkak olmak şöyle dursun, tam tersine cesurdu." Dolmabahçe Sarayı'ndaki bir bayramlaşma sırasında deprem olmuş ve tavana asılı 1,5 tonluk bir avize yere düşmüştü. O kargaşalıkta salonda kılı kıpırdamayan tek kişi, Abdülhamid'di. Keza yanı başında bomba patlarken bile metanetini yitirmemiş, öğleden sonra elçilerle mutad görüşmelerini dahi aksatmamıştı. Kızı Ayşe Sultan'a söyledikleri karakterini iyi özetler: "Kalbimde yalnız Allah korkusu vardır. Bir hadise olmadan evvel onu önlemek için telaş ederim. Ama tehlikenin içinde bunduğumu hissedersem icabında ateşe atılmaktan bile çekinmem." Mustafa Armağan

 

5) ''evet şimdi gelelim akifin uslubuna gerçekten mertçe ve bi o kadar da ağır eleştirilerde bulunmuştur.

işte dostum onun bunun eteğinin altında dolaşmamak, ona buna yalakalık yapmamaktan kaynaklanan bir cesaret

diye yorumluyorum''

 

Abdulhamid Han'a saldırmanın moda olduğu, İngilizlerin ve Yahudilerin parayla yazarlara aleyhte yazılar yazdırıp, gazete neşrettiği bir dönemde hakkaten büyük cesaret örneği göstermiş ve Osmanlı İmparatorluğunun yıkılmasında batıya yardımı olduğu için madalya takmamız gerek sanırım öte yandan bu söyledikleriniz bile yazınızdaki baskıcı iddiasıyla ne büyük tezat oluşturuyor.

 

6) Bismarck gibi Almanya'nın 2. yeniden kurucusu olarak nitelendirilen bir deha Ulu Hakan hakkında '' Dünya liderlerine 100 gram akıl gönderilmiştir bunun 5'i bana aittir 5'i diğer liderlere 90 ise Abdulhamid Han'a aittir'' diyor

 

30 yıl dünya ile avucunun içindeki top gibi oynuyan dünya Siyasetine yönveren, tarihte eşine az rastlanır, Büyük bir defa hakkında maalesef çok üzücü ve iftiradan ileri varmayan çok çirkin şeyler yazmışsınız fakat keşke bu kadar karalamayı yapmadan evvel adam akıllı Abdulhamid Han hakkında bir kaç kitap okusaydınız en azından Necip Fazıl'ın Ulu Hakan Abdulhamid Han kitabını okuyun.

 

Aslında yazmayı hiç seven bir insan değilim ve zamanımda yok yazıyı çok kısa bi şekilde bitirmiş oldum yoksa Ulu Hakan'ı savunmak, övmek, dahiyane politikalarını anlatmak başlı başlına bir kitaplık mesele...

 

Maalesef Said i Nursi hakkında haklısınız o da Abdulhamid Han Alyehinde bulunmuştur...

 

 

NOT: Cevabı NFK FAN veya REYHAN hanımın daha açıklayıcı şekilde vermesi münasipte ama dayanamadım yazdım

PO
19.02.2009 02:24
#29

eyvallah sevgili dostum sen azından bişeyler araştırıp kuru sıkı atmamaya gayret göstermişsin

yazın için teşekkürler

1:)(kızıl konusunda herhangibir iddiam olmadı)

ayrıca alıntıların hep günümüz yazarlarından döneminin şahsiyetleri maalesef hiç yok

istibdad hele abdülhamit dönemi için kullanılıyorsa tabiki despotizmdir bunun başka bir karşılığı yok

ama şuda var tarihte tek adam yönetimleri her zaman olmuştur buda tarihsel bir gerçek

önemli olan niye kanuni'ye niye fatih'e niye yavuz selim'e despot denmiyorda abdülhhamit'e deniyor meselesi

2:)ama maalesef sevgili dostum sende 'şeyh uçmaz ama mürit uçurur' sözünü haklı çıkarıyorsun

şimdi veli olmasını ulu olması için yeterli bir gerekçe görüyosan neden said-i kürdi'yi ulu said diye çağırmıyoruz

hani diyorlarya akif'te şiirlerinde çok mübalağa etmiş canım!

acaba bu ulu kısmında necip fazıl da mübalağa etmiş olabilirmi?

3:) bu kısımda çok zahmet etmişsin birçok hadis sıralamışsın sağolasın

ama çoğuda maalesef emevi dönemi zihniyetinin (kötü hükümdarın bile kulu olmak zorundasınız)

kokusu var gibi geliyor bana yani kula kulluk etme rejimi

kötü yönetime itaat etme diye birşey yok dinimizde bunlar tamamen emevi uydurması felsefeler

4:) hocam bu fıkra kadar komik cesaret girişimine gülmemek elde değil

cesaretten anlayaışımız buysa vay halimize

5-6:)ingilizlerin yahudilerin oyunları her dönemde mevcut sadece abdülhamit dönemine has bişey değil ki

ki zaten abdülhamit'in zekası ile ilgili bir problemimiz yok ama zeki olmak korkak veya baskıcı veya acımasız

olmamayı gerektiren birşey değil maalesef

abdülhamit gerçekten çok zeki ve siyaseti inanılmaz derecede iyi kullanan biri (bunda şüphemiz yok)

yoksa yıldızın penceresinden dahi dışarıya çıkarmadığı kafasıyla bu memleketi 33 sene idare edemezdi

buda şahsına has başlıbaşına bir hüner

30 yıl top gibi oynamada kısmındada sanki bugünlerin davos fatihlerine bir telmih var hocam biraz abartmışsın bu kısmı

hocam burda kimseyi karalamak için yazı yazmıyoruz

baraka-i hakikat müsademe-i efkardan doğarmış felsefesiyle hareket etmeye fikirlerimizi karşılıklı hoşgörü ve saygı

çerçevesinde anlatmaya çalışıyoruz

dediğim gibi ulu orta yapılan ululamaların sonu uluhiyete kadar gider (haşa)

AD
19.02.2009 02:35
#30

Herşeyi anlarım ama anlamadığım tek şey, neden bastıra bastıra Said-i Kürdi yazdığınızdır. Said-i Nursi veya Bediüzzaman da yazabilirdiniz nihayetinde. Sizden Hazret sıfatını da beklemiyorum açıkçası, çünkü köy görünüyor.

Siz de tehlikeli boyutlarda ırkçılık sezdim. Yanılmıyorumdur umarım.

 

Bu arada, Ulu Hakan II.Abdülhamid Han (K.S.) Hazretleri hakkındaki malumatlarınız oldukça istismar edilmiş kaynaklardan. Kızıl Sultan kaynaklarının, despot ideolojinin dayatması sonucu elinize ulaştığını ve yalan söyleyen tarih utansın gibi klişeleşmiş bir cümleyi, kaynaklarınıza karşı kullanmanızı ve silkinmenizi öneririm. Bu kadar basit değil.

OK
19.02.2009 22:20
#31

"fikri peşin söylemede peşin hükümcülük değil fikir namuskarlığı vardır"(1) düsturundan hareketle biz fikrimizi peşin söyleyip onun çerçevesinde mülahaza yapılması taraftarıyız.

farklı tarihlere de açığız ve onların bize vereceği farklı ve doğru her harf için kölesi oluruz.amma velakin daha önsözünde "kızıl sultan,said-i kürdi" ifadelerini kullanan tarihi ve tarihçiyi tarihin tozlu raflarına koyarız!çünkü bunların lügatlarında zaten bu insanları peşin reddetme vardır.

bizim okuduğumuz farklı tarihe dayanarak şunu bedahatle söyleyebiliriz ki ulu hakan 2.Abdülhamid yaptığı herşeyin %99.9 unu bu millet ve dolayısıyle islam için yapmıştır.bizim okuduğumuz farklı tarih böyle diyor.

bir tane muhalif tarih kitabı okudun diye,mal bulmuş mağribi gibi gelip ona buna bilmeden ve şuursuzca saldırman hiç etik değil.madem "farklı tarih farklı tarih"diye ötüp duruyorsun o zaman buraya o farklı tarihin kaynağını da yaz.yaz ki farklı tarih diye yutturmak istediğin tarihin yazarını görelim.

 

sizin farklı tarih diye lanse ettiğiniz,ilköğretim ve lise'de okutulan tc.inkilap tarihi ve N.FAZIL dışındaki tarih kitapları olduğunu düşünüyorum.esasında kendinizle çelişmeye daha ilk yazınızdan itibaren başlamışsınız.

 

şöyleki:

''ASLINDA BİRÇOK KİMSELERİN ŞEYHİ, ŞIHI, HAKANI, ULU HAKANI, YÜCESİ, KUTSALI DİYE BİZLERE EZBERLETİN BİRÇOK ŞAHSIN HİÇTE ÖYLE OLMADIKLARINI GÖREBİLİRSİN.''

Allah aşkına bu ülkede ilkokul 1.sınıftan itibaren taaa üniversiteyi bitirinceye kadar bize öğretilen ,kafamıza sokulmak istenen açıkçası bize dikte edilen tarih nedir? cevap vereyim:

 

1)tüm padişahlar ve onların yönetim şekli kötüdür! o tarihin sayfalarında "ulu hakan"diye bir ibareye rastlıyamassın.

2)islamla ilgili ne varsa hepsi gerici yobaz ve geri kalmışlığımızın ana sebebi...

3)bizi o yönetim şeklinden ve onların diktatör yönetiminden kurtaran atatürk ve silah arkadaşlarına birçok dinci kanaat önderi ayak diremiştir.(şeyh said,said nursi vb.)

4)bizleri o yönetimlerden kurtaran herkesin adı kahraman(!) kendi hevesleri uğrunda osmanlıyı 1.dünya savaşına sokanlar da dahil.

5)mehmet akif'i ,bizlere öğretilen hiç bir tarih kitabı tenkid etmez. bilakis hepsinde övücü ifdeler mevcuttur

 

buna benzer size 10 larca madde daha sayabilirim ama lüzumu yok bunlar dahi kafi.Abdülhamid mevzuunda hiç bir tarih kitabı okumasak,hakkında hiç bir araştırma yapmasak sadece fiilozof rıza tevfik'in şiirini okusak bile ittihad ve terakki cemiyetinin Abdulhamide karşı nasıl bir iftira kampanyası yürrüttüğünü kör olsak dahi görürüz.(görmek istemiyorsak o da ayrı mevzu tabi)

 

açıkçası sizin buraya gerçekleri öğrenmek için geldiğinizi düşünmüyorum.sizin ,"farklı tarih" diye bize sunmak istediğiniz, bizim inandığımız gerçekleri topyekün reddettikten sonra onun miferi etrafından dönen ve ona paralel yazılmaya başlanan tarih.diğer yazılarına cevap vermeye lüzum bile görmüyorum,sadece bir cümleniz bile içinde düştüğünüz çelişki için yeter.

 

1-Necip Fazıl KISAKÜREK

PO
19.02.2009 23:18
#32

sevgili dostum %99,9 gibi bi oran vermen benimmi peşin hükümcülüğümü gösteriyor seninmi?

burada peşin hükümlü olan benmiyim senmisin?

ayrıca said-i kürdi sıfatı tamamen tarihsel ve tarihe yakışan bir kullanımdır (herhangibir ırkçı

tutum için değil tarihe yakışanı yapabilmek adına)

yaşamı boyunca bu sıfatla anılmış olup

diğer sıfatlar said-i nursi veya bediüzzaman sıfatları daha sonradan şahsına atfedilmişlerdir.

bunu kullanmış olmamın ne gibi bir sakınxası vardır? nasıl bir peşin hüküm bağlantısı kurabiliyorsun anlamış değilim

bak sevgili kardeşim padişahı olsun paşası olsun sultanı olsun hakanı olsun türk'ü olsun kürdü olsun

çerkezi olsun bu vatan sınırları içerisinde yaşayan kim olursa olsun

bu tarih bizim tarihimiz acısıyla tatlısıyla doğrusuyla yanlışıyla hepsi bu vatanın evlatları

ama bu evlatları değerlendirirken müsaade edinde doğrusunuda yanlışını ortaya çıkaralım

yani sevgili hocam bi insan senin kafanda %99,9 gibi bi orana sahipse

zaten senin farklı bir tarih okumana veya tarih okumana gerek kalmamıştır senin selan verilmiştir.

bize düşen ancak bu saatten sonra defin işleri ile meşgul olmaktır.

benim farklı tarih anlayışım öyle dediğin gibi sadece tc resmi tarihi felan değil

(maddelerde sıralamış olduğun tc tarihinden ne kadar nefret ettiğinin az çok göstergesi

ama oda bizim tarihimiz doğrularıyla yanlışlarıyla)

defalarcada belirttiğim gibi hepsinden yaralanalım diyorum sağıyla soluyla dindarıyla dinsiziyle

ama önce

lütfen aklı başında bir arkadaşımız ulu olabilme kriterlerini objektif bir şekilde açıklasın

ve beni ikna etsin ben sizden bunu bekliyorum bunu rica ediyorum

inşallah artık şu ululuk kavramını biri açıklayacak diye umuyorum

haydi getirin artık şu ulu malumatlarınızı bizde bir fikir edinelim

sözlerimi de bir ayeti kerimeyle noktalıyorum

"Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız" derler.

Ya atalarının aklı bir şeye ermez ve doğru yolu da bulamamış idiyseler? (Bakara Suresi, 170)

HA
20.02.2009 00:09
#33

Gene şiddetli bir terslik!

Yahu nerden çıktı bu, bir ehlis sünnet bağlısı müslümana hadisle ayetle saldırma becerisi(!), zekası(!)?

"Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız" derler.

Ya atalarının aklı bir şeye ermez ve doğru yolu da bulamamış idiyseler? (Bakara Suresi, 170) bu ayete muhatab olan ile şu an muhatab edilen bir değildir. Ve eğer bir görülmüşse çok yazık çok!

POMAK22'nin Abdülhamid Han Hazretleri karşıtlığını bir kenara bırakayım ve şu ayetle saldırma tavrından dolayı kendisini kınadığımı belirteyim.

Ne yani Mehmet Cemal gönüldaş, Abdülhamidi haklı gösteriyor diye bu ayete muhatab mı?

Çok ters ve çok kırıcı...

Lütfen konuyla hiçbir ilgisi olmayan hadis ve ayetleri sırf alehte olsun ve tartışmadan galip çıkayım diye kullanmayalım.

Selametle...

AS
20.02.2009 03:27
#34
lütfen aklı başında bir arkadaşımız ulu olabilme kriterlerini objektif bir şekilde açıklasın

ve beni ikna etsin ben sizden bunu bekliyorum bunu rica ediyorum

inşallah artık şu ululuk kavramını biri açıklayacak diye umuyorum

haydi getirin artık şu ulu malumatlarınızı bizde bir fikir edinelim

 

selamlar,

 

ne zamandir konuyu takip ediyorum,fakat halen daha arpa boyu yol alinamadigini uzulerek musahade ettim.bu yaziyi;tarih bilgisine cok vakif oldugumdan dolayi yazmiyorum.tamamen sahsi fikirlerimi,bildiklerimi paylasmak icin yaziyorum

 

simdi sayin pomak22,siz bazi kaynaklardan abdulhamiti okudunuz,itibar ettiginiz kisilerden onu ve onun donemini dinlediniz,bense muhtemelen baska kaynaklardan abdulhamiti okudum,sozune itibar ettigim kisilerden dinledim.

siz abdulhamitin ulu sifatini hak etmedigin savunuyorsunuz,bense abdulhamitin ulu sifatini hak ettigini dusunuyorum ve yurekten inaniyorum.simdi tamamen sahsi fikirlerimi aktarmaya devam ediyorum ve abdulhamit neden ulu sifatina layiktir kendimce acikliyorum.

 

abdulhamit ulu hakandir cunku;

 

-kanuni sultan suleyman'dan sonra osmanli da en fazla hukum suren padisahtir.kanuni, osmanlinin tabiri caizse osmanli oldugu donemde hukum surmusken,abdulhamit yikildi yikilacak gozuyle bakilan osmanli da hukum surmustur.

-33 yillik hukumranligi boyunca abdestsiz hic bir belgeyi imzalamamistir.

-onun doneminde,daha evvel olmadigi kadar,mektepler,medreseler,hastaneler,demir yollari,saat kuleleri,telgraf ve posta hatlari,vs vs yapilmistir.

-halkla her zaman IC ICE olmustur,hamile kadinlara yardim etmistir,oksuz ve yetimlerin babasi olmustur.kin ve nefret duygulari kendisinde, belki de hic bir padisahta olmadigi kadar sonuk kalmistir.(bu olaylara ornek verebilirim simdi uzatmak istemiyorum)

-33 yillik hukumranligi suresince yanlis hatirlamiyorsam 3 yada 4 tane olum cezasini onaylamistir.

-onun doneminde dunyadaki muslumanlarin osmanliya bakisi,daha dogrusu osmanlidan oturu olan umutlari tekrardan palazlanmistir.(filistine yahudilere vermemesi,istiklal savasi sirasinda hindistandan ve pakistandan bizzat halk tarafindan toplanip osmanliya yardim amacli gonderilen yardimlar,yapilan dualar,gonullu askerlerin gelmesi vs vs)

-O oldugunde tabutu goturulurken,halkin ve ozellikle bayanlarin pencerelerden sarkip ''baba bizi birakip nereye gidiyorsun'' nidalariyla goz yasi dokmesi

-dunya'da abdulhamitli taniyan liderlerin,onun hakkinda soyledikleri ovgu dolu sozler.(bismark burda noktayi koyar)

-onu hal etmeye gelen bilmem ne ordusuna askerlerini gondermemesi,ve tarihe altin harflerle yazilan ve ondaki merhametin ve mubarekligin bir gostergesi olan su soz; ben bir muslumanin kanini baska bir muslumana dokturmem!

-onu hal edenlerin,ona muhalefet olan bir cok yazarin,sairin,bilmem neyin daha sonralari afedersiniz essek gibi pisman olmasi.(riza tevfik buna en guzel ornektir)

 

iste bu sebeplerden oturu (ki bunlari uzatmak mumkun),abdulhamit ulu sifatina layiktir.simdi siz diyebilirsinizki(zaten demissiniz) neden fatih degil,kanuni degil.eger bana sorarsaniz onlarda uludur,fatih efendimizin(sav)

ovdugu bir komutandir,kanuni osmanliyi zirveye tasimis bir padisahtir hepsi de uludur hepsi de ovulmeye layiktir.

 

'neden ozellilke abdulhamit uludur,niye ululuk noktasinin uzerinde bu kadar durulur' benim bu konuda eklemek istedigim birsey daha var,oyle zannediyorum ki,abdulhamit osmanlinin en cok konusulan,en cok tartisilan padisahidir,yakin tarimizde onemli bir yeri vardir,seveni de sevmeyeni de coktur.nasilki birileri durmadan karalamaya,kotulemeye calisiyorsa,savunma kanadida ona layik gorulen kizil sifatina karsin ulu sifatini yakistirmistir.kelimelerin uzerinde cok durmamak lazim,ama ovulmeye ve sevilmeye deger bir padisah oldugu,sirf yukarda yazdiklarimdan bile cikarilabilir.

 

simdi pomak22 bir grup ak diyor bir grup kara diyor,hangisi dogru.her iki tarafinda elinde kaynaklari var.hangisine inanacaz,hangisi haktir nasil emin olabiliriz.bakin bir ornek vereyim,abdulhamit icki icermiydi,icmezmiydi meselesinde bile anlasmaya varilamamistir,herkes farkli bir dilden konusmaktir,bunlari niye soyluyorum sunun icin,bizler o donemde yasamadigimiz icin kesin bir dille,kalkip ta su iyidir su kotudur,su dogrudur su yanlistir diyemeyiz,ama yaptiklarina bakmak fikir verici olabilir(bunlar resmi belgedir,itibar edilebilir).

 

(bu arada son donem yazarlarina hic itibar etmiyorum,mesela herkesin bildigi hergun ekranlarda boy gosteren bir yazar var,tam bir abdulhamit dusmani,sebep ne biliyormusunuz? abdulhamit bunun dedesini parayla misira yada orda bir yere surgune gondermis! peki gondermesinin sebebi ne? o da suki; adam padisaha ve hilafete karsi,istanbulda kalinca birilerini kiskirtiyor,devletin istikbaliyle alakali tehlikeli islere girisiyor,abdulahmitte bu adami bakin boyle birini,aylik maasli olacak sekilde,misira devlet idaresine gonderiyor,ondan sonra al sana kizil sultan.o nedenle cok itibar etmemek lazim,kesin fikirli olmamak lazim)

 

bunlarin tumu sahsi fikirlerim,ben bilirim,savunuculugunu yaparim diye bunlari yazmadim,yazmamin sebebi yukarda da bir kac kez soyledigim gibi size; bakin siz oyle diyorsunuz ama boyle diyenlerde var,hangisine inanacaz simdi? demektir.o yuzden her fikre saygili olalim lutfen.

 

selam ve muhabbetle.

NE
20.02.2009 11:01
#35

Dünyanın başınıza çöreklendiği bir anda öldük bittik mahvolduk telaşesi bir yana, bütün dünyayı takip eden, elinden geldiğince yönlendiren, gerektiğinde düveli muazzamaya nota verip isteğini gerçekleştiren biri Ulu Hakandır.

 

Bugün her müslüman tek tek yapması gereken de budur; tarihi seyir içinde ne kadar kötü bir durumda olduğumuzu bilip ona göre kasılmadan-nefesini tutmadan gergin durma, telaşe etmeden vaziyetin nazikliğini bilme, kendini ve düşmanını tanıyıp serinkanlılık içinde olma ama aynı zamanda en zor en çetin tedbirleri alma...

 

Bunları yapan her fert davasıyla birlikte yücelecektir.

 

(Said Nursi, benim bildiğim kadarıyla Kürdi lakabını kullanmayı bırakmıştır, bugün bu ismi art niyetli İslam düşmanları onun Kürtçülük yaptığını iddia ederek kullanıyorlar. Bu noktayı da gözden kaçırmayın POMAK22 dostum)

20.02.2009 19:21
#36

Ulu Hakan Abdulhamit Han dönemini bilen çok şey bilir, efendim...

Dur şimdi, ben size çok ama çok farklı bir kaynak göstereyim o döneme dair: Efruz Bey... Evet, evet, Ömer Seyfettin'in romanı birebir o dönem için... Hani diyorum, Ömer Seyfettin gibi Abdulhamit'i öyle pek sevmeyen birinin romanından o dönemi okuyun da, anlayın efendim, o dönemde devrim diye girişilen bilmem nelerin nasılda boş zemine oturuverdiklerini... Osmanlı 33 sene fazladan yaşadı. E sonra? Sonrası malum: 1.dünya savaşı... Hani bizi kimler soktuysa o savaşa...

Sahi, Abdulhamit karşıtları nerelerde hizipleştiler? Paris falan mı aceb... Hani tarafların saflarının nerede olduklarını bile görseniz, Abdulhamit'in de nerede durduğunu görürsünüz. Şu 31 Mart vakasıyla sonuçlanan Abdulhamit han'ı hal harekatında, Selanikten kalkıp gelen Hareket Ordusu'nu savunur durumuna kimlerin düştüğünü iyi görmek gerekir. Abdulhamit'e hal'ini bildirmek için kimler çıktı Ulu Hakan'ın huzuruna? Kimlerin çıktığını söylemeye gerek yok, değil mi? Aman bizim mahalledeki bazıları gibi, onları, yani Yahudi mi desem ne, ha işte onları savunur durama düşmemek lazım... İsrail daha devlet olamamışken, Abdulhamit'ten Kutsal toprakları Osmanlı'nın dış borclarına mukabil satın almak istediler. Abdulhamit oraları hiç duraksamadan vermeyeceğini sert bir şekilde haykırdı. Sonra gel zaman git zaman, siz gerisini biliyorsunuz işte... Hani diyorum, resmi tarih diyorsa ki, Abdulhamit hain, Vahdeddin hain, anlayın ki...

Dur dur, Abdulhamit tasavvuf severdi değil mi?

 

Selam ve Dua ile...

ME
20.02.2009 20:42
#37

Ne yani Mehmet Cemal gönüldaş, Abdülhamidi haklı gösteriyor diye bu ayete muhatab mı?

Çok ters ve çok kırıcı...

 

Gönüldaş savunman için Allah razı olsun..

 

 

POMAK22

 

''ayrıca alıntıların hep günümüz yazarlarından döneminin şahsiyetleri maalesef hiç yok''

 

Dönemin Şahsiyetlerinden Rıza Tevfik İttihatçıların en ileri gelen isimlerinden, Ölüm döşeğinde avukatına Sultan Abdülhamid Han'ın ‘Ruhaniyetinden İstimdat' şiirini yazdırıp yayınlanmasını vasiyet etmiştir. Enver Paşa balkanları kaybettikten sonra Abdulhamid Han'ı ziyaret ederek ondan yardım istemiştir yaptığı hataları anlamıştır.

 

''niye kanuni'ye niye fatih'e niye yavuz selim'e despot denmiyorda abdülhhamit'e deniyor meselesi''

 

Abdulhamid Han'a deniyor çünkü gerçeğin bir önemi yok o devirde, Rıza Tevfik örneğinde oldugu gibi amaç doğru veya gerçek değil amaç Padişahı tahttan düşürüp Osmanlının yıkılmasını sağlamak bu amaç doğrultusunda Padişaha ne kadar çamur atılabiliyosa atmak

 

''ama maalesef sevgili dostum sende 'şeyh uçmaz ama mürit uçurur' sözünü haklı çıkarıyorsun

şimdi veli olmasını ulu olması için yeterli bir gerekçe görüyosan neden said-i kürdi'yi ulu said diye çağırmıyoruz''

 

Ben Abdulhamid Han'ın evliya olmasından hakkında saygılı ve edepli konuşman için yazdım. Ulu Hakan oluşuna sebep olarak değil, Ulu Hakan demekte ne sorun var onuda anlayabilmiş değilim. Kanuni Sutan Süleyman Han'ın gerçek ismi Süleyman, Fatih Sultan Mehmet Hz. gerçek ismi Muhammed'dir Kanuni ve Fatih lakaplarıdır.

 

''bu kısımda çok zahmet etmişsin birçok hadis sıralamışsın sağolasın

ama çoğuda maalesef emevi dönemi zihniyetinin (kötü hükümdarın bile kulu olmak zorundasınız)

kokusu var gibi geliyor bana yani kula kulluk etme rejimi

kötü yönetime itaat etme diye birşey yok dinimizde bunlar tamamen emevi uydurması felsefeler''

 

Burda alakayı nasıl kurdun çok düşümdüm ama çözemedim Allah Resulunun Hadislerini yazdım sen bana bir devletin ideojisinden bahsetmişsin ki Hadis i Şerifleride kaynaklarıyla yazdım. cevap dahi yazmak istemiyorum kelimenin tam manasıyla saçmalamışsın

 

"Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız" derler.

Ya atalarının aklı bir şeye ermez ve doğru yolu da bulamamış idiyseler? (Bakara Suresi, 170)

 

Ben yazımın hiçbiryerinde atalarımla ilgili bişey yazmadım Sultan hakkında nasıl düşünmen gerektiğini Hadis i şeriflerle açıkladım yok şunu demeye getiriyosan Kainatın Efendisi bu ayeti anlayamamış aslında Sultan hakkında yanlış söylemiş, bu küfre sokar insanı bunu kastetmediğini düşünüyorum ve bu ayeti hiç yazmadın kabul ediyorum.

 

''hocam bu fıkra kadar komik cesaret girişimine gülmemek elde değil

cesaretten anlayaışımız buysa vay halimize''

 

Sizin ciddi olan korkaklık nitelendirmenizin kaynagını bi ögrensekde anlasak neden dolayı korkak diye nitelendiriliyor Ulu Hakan (İddiayı atanın ispat yükümlülüğü vardır). Velevki korkak olsa dahi asla inanmıyorum ama bu koca Sultanı kötülemek için komik bir itham olur son model mercedesime kuş pisledi diye hediye ettim tarzından bir komedi

 

''ingilizlerin yahudilerin oyunları her dönemde mevcut sadece abdülhamit dönemine has bişey değil ki

ki''

 

O dönemde yapılan oyunlardan dolayı Osmanlı İmparatorluğu yıkıldı dahası 1945 yılından sonra İngilizler dünya hakimiyetini kaybetti yerini büyük ölçüde Amerika aldı. sırf cevap olsun diye yazmışsın

 

''ulu orta yapılan ululamaların sonu uluhiyete kadar gider (haşa)''

 

Necip Fazıl senin kadar islami bilgiye sahip değildi Ulu hakan'ın ne manaya geldiğini bilmiyordu nereye gidiceginide hesap edicek kadar zekaya da sahip değildi tabi, kısacası senin düşündüklerini düşünemesdi kusura bakma

 

ULU HAKAN NELER YAPMADI Kİ!

İşte Cennetmekan Abdülahmit Han'ın yaptığı hayırlı hizmetlerden bazıları:

1. Hindistan, Cava, Afganistan, Çin, Malezya, Endonezya, Açe, Zengibar, Orta Asya ve Japonya'ya elçiler ve din adamları gönderdi.

2. Dünyanın ilk dişçilik okulunu kurdu.

3. Paris'te İslam Külliyesi kurdu.

4. Çinlilere karşı Doğu Türkistan'a gönderdiği askeri yardım ile Orta Asya Müslümanlarını örgütledi.

5. Kudüs-Yafa, Ankara-İstanbul ve Hicaz demiryollarını yaptırdı.

6. Cami yaptırdığı her köye bir de okul açtı.

7. Modern matbaa makinelerini Türkiye'ye getirtti, ücretsiz kitap dağıttırdı, 6 bin kitabın çevrilmesini sağladı.

8. Beyazıt kütüphanesini kurup 10 bini el yazması olmak üzere tam 30 bin kitap bağışladı.

9. İlk defa elektriği ve gazı getirdi.

10. Ziraat Bankası'nı kurdu.

11. Dünyanın ilk torpido atan denizaltısını tamamen kendi parası ile yaptırdı.

12. Israrla yerli kumaş giydi, Hereke bez fabrikası ve Feshane'yi kurdu.

13. Mezuniyet törenlerinde öğrencilere hediye kitap gönderdi. Yoksul halkına kendi cebinden ödeyerek kömür dağıttı.

14. Yalova Termal kaplıcalarını kurdurdu.

15. Terkos'un sularını İstanbul'a taşıttı.

16. İlk modern eczanemizi açtırdı.

17. İlk otomobili getirdi ve 5 bin km karayolunu yaptırdı.

18. Dünyanın ilk metrolarından birini Karaköy-Taksim arasına yaptırdı, atlı ve elektrikli tramvaylar kurdu.

19. Arkeoloji müzeciliğini başlattı.

20. İlk kuduz hastanesini (İstanbul Darü'l-Kelb Tedavihanesi) açtırdı.

21. Teselya savaşı sürerken saraylı hanımlara askerler için çamaşır diktirdi, yaralı askerler için bizzat kendi eli ile koltuk değneği yaptı.

22. Midilli adasını eşi Fatma Pesend Hanım'ın şahsi mülkünden ısrarla verdiği para ile Fransızlardan geri aldı.

23. Yıldız Çini fabrikasını, Beykoz ve Kağıthane kağıt fabrikalarını kurdu.

24. Pekin'de Üniversite kurdurdu.

25. Toplu sünnet merasimleri yaptırıp her bir çocuğa çeyrek altın gönderdi ve bu yüzden yaz aylarında toplu sünnetlerin yaygınlaşmasını sağladı.

26. Kendi el emeği ile kazandığı ve biriktirdiği parasından bir kısmını her sene borç yüzünden hapse düşenleri kurtarmaya tahsis etti.

27. Her yıl 30 bin saksı satın alıp çiçek ektirdi.

28. İzmir limanına izinsiz giremeye kalkan ABD savaş gemisini top ateşine tutturdu.

29. Kendi elleri ile yaptığı marangozluk eşyalarını özellikle gazilere hediye ederdi.

30. Kendisine yapılan bombalı suikasti düzenlemesine rağmen Ermeni katili affedip Avrupa'da hafiyelik yapmaya gönderdi.

31. Daha sonra Çanakkale Savaşı'nda kurtarıcımız olacak topları yaptırdı.

32. Sadece Anadolu'da 14 bin ilkokul açtı.

33. Telefonu Avrupa ile birlikte ülkemize getirtti.

34. Peygamberimize, dinimize veya Osmanlı'ya hakaret içeren oyunları Fransa, İngiltere, Roma ve ABD'den kaldırttı. Mustafa R. Özgür

 

Cevabının tamamı demagojiden ibaret, sana tavsiyem yeni fikirlere açık görüşlü ol hatalarını kabul et, Beyni yıkanan İslam düşmanı yazarların tarih kitaplarını değilde (onlarıda okuda önyargıyla oku) Fikir namusuna sahip kişilerin yazdığı kitapları oku. Amacım kesinlikle kalp kırmak değil doğruları ortaya koymak.

OK
20.02.2009 21:34
#38

değerli arkadaşlar,boşuna nefes tüketiyorsnuz.çünkü muhatabınız sizden istifade etmek amacıyla bilgi istemiyor.bilakis kendi bildiği doğruları, bizim bildiğimiz doğrulardan daha üstün olduğunu ıspatlama gayretinde...sizin ulu hakan II.Abdulhamid han hakkında sıraladığınız ve doğruluğu kat'i olan maddelere ulaşabilmesi, sadece "google"mesafesi kadar uzaklıkta iken neden buraya gelip üye olup mesaj yazma zahmetine giriyor?emin olun ki buraya bir mesaj yazmaktan daha az bir süre içinde Abdulhamid hakkındaki bütün bilgilere ulaşabilir.ama niyet halis olmadıktan sonra böyle bilgileri görmezden gelip "bana ıspat edin" naraları atar muhterem zat.yahu arkadaşım biz sana neyi ıspat edecez Allah aşkına?hakikatın ıspata ihtiyacı varmı?bizim bu hakikati ispat gibi bir gayretimiz olamaz,bilakis biz sizden bu hakikatin aksini ıspat etmenizi öneniririz.buyrun bakalım çıkarın elinizdeki belge ve bilgileri de bize ulu hakanın "ulu" sıfatına nail olmadığına dair sebepleri sıralayın ve ulu sıfatına nail olmadığını ıspat edin.bizi bildiklerinize inandırabilecekmisiniz bakalım?"ama siz peşin hükmünüzü vermişsiniz, inanmassınız"sesini duyar gibi oluyorum sizin tarafınızdan.peki sizin yaptığınızda bu değilmi?siz kendinizi bu hakikatlere inanmamaya o kadar şartlandırmışsınız ki ;gözüyle görmediği Allahı "bana ıspat edin"diyen maddeciden farkınız yok,inanın bana yok.çünkü siz gerçekten bir şeyler öğrenmek için gelip usulunca soru sorsaydınız,site yönetimindeki en üst yöneticisinden (hoş herkes aynı mertebede ya sadece niteleme bizimkisi)en en yeni üyesine kadar size bir şeyler sunabilmek,sizin ihtiyacınız olan bilgi ve belgeleri önünüze sermek için canhıraş çalışırdı.hepsine kefilim.ama bu saatten sonra bu tarzınıza rağmen bizden belge ve bilgi istemeyin,şahsım adına böyle talepte bulunan şahsiyete önce şunu sorarım?siz bana bunun aksini ıspat edin,ondan sonra gerekli savunmaları yaparız.yalnış anlamayın sakın azizim, sizi muhatap almıyoruz olayı değil,dedim ya,evvela usul,herşeyin başı olan usul..umarım anlamışsınızdır.

PO
20.02.2009 22:08
#39

sağolasın sevgili dostum seni en azından mertçe açıklamalarından dolayı kutluyorum

en azından diğerleri gibi lafı dolandırıp durmuyorsun

önce şu tespitin açıkçası çok hoşuma gitti

bazıları ona kızıl sultan diyerek aşağılarken bizde bunun altında mı kalacağız bizde ulu yapalım

padişahımızı onlarda görsün gününü itirafın gerçekten takdire şayan

forumdakilerin ne zamandan beri itiraf edemediğini sen iki cümlede hallettin bu kısma saygılarımı sunarım

kanuni diyorsun en şatafatlı döneminde yönetti bu memleketi peki neden ululuk makamına erişemedi ben o kısmı merak ediyorum

kelimelerim üzerinde durmal lazım gelir fikrindeyim

daha önce dediğim gibi ulu kelimesi öyle ulu orta kullanılacak bi kelime değildir

ki ulu yu bu padişahımızdan daha çok hakeden padişahlarımız varken neden

abdülhamit'in ulu olduğunu cevabını aslında kendin verdin

bunun için çok teşekkürler

yazını beğenmedim desem yalan olur hocam ama şu abdest felan mevzusunu karıştırmamış olsaydın

çok daha başarılı olacaktı gibi geliyor bana

saygılarımla

PO
20.02.2009 22:48
#40

sevgili dostum,

sende fazla mübalağa etmişsin ve içinde resmi tarihe karşı inanılmaz bir kin olduğu belli (senin düşüncen)

resmi tarihin dikte etmeye çalıştığı birçok şeyi bende tasvip ediyor değilim tabiki

ama yapma üstadım resmi tarihin bile en azından abdülhamite bir haindir gibi bir yaklaşımı sözkonusu değil

beni yanlış anladığın kesin

ben burda hareket ordusunu veya ittihat terakkiyi veya başka herhangibir fırkayı savunma gibi bir girişimim

yoktur. iyi okursan yazdıklarımı görürsün herkesi dönemi içerisinde tarihi gerçekler ile ineceleyelim diyorum

benim sizlerde eleştirdiğim nokta şudur

yani kafanızda öyle bir ulu kafese koymuşsunuz ki padişahı (diğer padişahlar neden bunu hakedemiyor onuda anlamış değpilim)

bırakın dokunmayı o kafese yem atmayı bile hoş karşılayamıyorsunuz.

(ki bazı arkadaşlar sağolsun yarım ağızla da olsa 'o da insandır canım vardır elbet yanlışları gibi

bir açıklama yaptılar haklarını yemek istemem)

yani biz bu adam allah cezasını vermeye bunca yıl bi halt edememiştir gibi bir yaklaşım içerisinde değiliz ki

a dostlar bırakında rahat rahat konuşalım eğrisini doğrusunu

dönemin hamit intelijansiyası gibi hep bir bakış açısından yüklenmeylim

saygılarımla

BA
20.02.2009 22:56
#41

Bediüzzaman Hazretleri Zalimler için yaşasın cehennem lafını Sultan Abdülhamid için değil, yargılandığı mahkeme sonrası yanlış uygulamalarda bulunanlar için söylemiştir.

 

Akif, Cennetmekan Sultan için yanılanlardandır. Pişmanlığını başka bir şiiri ile de dile getirmiştir. Mesajların tamamına bakamadım lakin muhakkak gösterilmiştir.

20.02.2009 23:49
#42
sevgili dostum,

sende fazla mübalağa etmişsin ve içinde resmi tarihe karşı inanılmaz bir kin olduğu belli (senin düşüncen)

resmi tarihin dikte etmeye çalıştığı birçok şeyi bende tasvip ediyor değilim tabiki

ama yapma üstadım resmi tarihin bile en azından abdülhamite bir haindir gibi bir yaklaşımı sözkonusu değil

beni yanlış anladığın kesin

ben burda hareket ordusunu veya ittihat terakkiyi veya başka herhangibir fırkayı savunma gibi bir girişimim

yoktur. iyi okursan yazdıklarımı görürsün herkesi dönemi içerisinde tarihi gerçekler ile ineceleyelim diyorum

benim sizlerde eleştirdiğim nokta şudur

yani kafanızda öyle bir ulu kafese koymuşsunuz ki padişahı (diğer padişahlar neden bunu hakedemiyor onuda anlamış değpilim)

bırakın dokunmayı o kafese yem atmayı bile hoş karşılayamıyorsunuz.

(ki bazı arkadaşlar sağolsun yarım ağızla da olsa 'o da insandır canım vardır elbet yanlışları gibi

bir açıklama yaptılar haklarını yemek istemem)

yani biz bu adam allah cezasını vermeye bunca yıl bi halt edememiştir gibi bir yaklaşım içerisinde değiliz ki

a dostlar bırakında rahat rahat konuşalım eğrisini doğrusunu

dönemin hamit intelijansiyası gibi hep bir bakış açısından yüklenmeylim

saygılarımla

 

Değerli kardeşim;

Bunlar mübala değil, bilakis hakikat... Menemen olayını hangi kaynaktan kendine bilgi akıtıyorsun mesela, resmi tarihten mi? Sahi daha düne kadar Abdulhamit hain değil miydi? Keza Vahdeddin'in ne olduğu Nutuk'ta yazar... Peki ne yazar orada, kahraman mı? Demek ki, mübala yapmıyormuşum, değil mi kardeşim? Sende Ulu kelimesine taktın kafayı be kardeşim... Hani ben ulu deyince, sen ne anlıyorsun? Kutsal bir metin mi, bir peygamber mi, ne? Abdulhamit han'a ulu denmesi seni niye bu kadar rahatsız etti, hayret ki ne hayret! Fatih sultan Mehmet, Kanuni Sultan Süleyman vs. Bunlar bizim büyüklerimiz. Hepsi birbirinden büyük... Burada bir sorun yok...

Senin Abdulhamit'i eleştirme hakkın vardır. Hani biz ulu diyoruz diye Abdulhamit'e, ona bir kutsallık yüklediğimizi vehmediyorsun sanki. Peygamber değil ya Abdulhamit han, eleştirebilirsin gönlünce tabiki... E haliyle karşılıkta alırsın, efendim! Ama efendi bir şekilde...

Hadi o zaman eğrisiyle, doğrusuyla Abdulhamit...

 

Dua ile...

PO
20.02.2009 23:53
#43

cemalim cemalim aslan cemalim

diye başlamak istiyorum sevgili dostum

yani şu ayeti bile bu kadar saptırabiliyorsak ne diyebilirim ki sizlere

ayet basitçe şunu diyor; atalarınıza körü körüne bağlanmayın eğrisini doğrusunu iyice araştırın

bu kadar basit yahuuu yoksa herhangibirinizin şahsına söylenmiş birşey değildir

tarihinize bakış felsefenize ışık tutsun diye yazdığım bir ayeti kerimedir

sevgili dostum cemal hani ben demiştim demek hayatta en nefret ettiğim şeydir

ama bana başka seçenek bırakmıyorsun be üstadım.

'ulu orta ululamalar bizi uluhiyete kadar götütür' demiştim

bazı arkadaşlar zaten veli statüsüne kadar çıkardı hakanı akabinde açıkçası (haşa ) peygamberlik

felan bekliyordum ama sen herkese çalımını attın gerçekten

cennetine kabul eyledin sonunda sultanı (cennetmekan-mekanı cennet olan)

aman aman sevgili dostum tövbeden gel buraları bıraktınız öbür tarafımı parsellemeye başladınız

tövbeden gel üstad tövbeden bırakta o kısma yüce Allah karar versin

maalesef demiştim iş buralara gelir diye

.

aşağıdaki İBB çalışıyor edasıyla hazırladığın maddelere gelince Allah razı olsun bunların hepsini başarabildiyse

iki camiyle üç okulla ulu olunabiliyorsa bu memlekette mimar sinan uluların ulsudur demek lazım gelir

ama ulu olmak bunun neresinde nasıl bir alaka kurabildin anlamış değilim

biz bu adam hiçbirşey yapmamış iddiasında değiliz hiçte olmadık

yönetim felsefesinin despotluğunu eleştiriyoruz sadece

.

avize komedisi nasıl insanı güldürüyorsa senin dediklerinde biraz gülünç

ispatı buyur akifin dizeleri

enverin özrünüde kanıtlaman gerekiyor diye düşünüyorum

.

hocam şimdi hep beraber elimizi vicdanımıza koyalım

döneminde adam aklıllı her kişinin tenkit etmiş olduğu bir şahsı

(sağıyla soluyla dindarıyla dinsiziyle her bir görüşten her bir fikirden)

hangi akla hizmet bu derece ululayabiliyorsunuz işte benim aklımın almadığı nokta burası

ki sadece sağın tepkisini alsa veya sadece soluntepkisini almış olsa

bir derece sizlere hak vereceğim (tek yanlı eleştiri bunlar kardeşim deyip geçeceğim)

çünkü despotik bir yönetim rejimdir

gelin kabul edelim bundan gocunmayalım (bu bizim tarihimizdir)

.

şimdi şahsi kanaatim şu yönde

necip fazıl üstad'ın hakanı ululamasının sebebi (ki birçoğunuzun da bu yönde olduğu kanaatindeyim)

birbirine zıt iki kutbun çekişmesi gibi geliyor bana

hani sizin ulu önderiniz varsa ahanda bizimde ulu hakanımız var

(ki birçoğunuz ne zamandan beri bunu dile getirmeye çalışıyor ama bir türlü dili varmıyor ben söyleyeyim dedim)

(tamamen şahsımın görüşüdür. )

.

eee artık karar vermme zamanı dostlar

devr-i istibdad ulu mudur?

yoksa yüce rabbin bir kulu mudur?

21.02.2009 00:05
#44

Yüce Rabbin bir kuludur,

Secde etmiş bir uludur!

 

İstibdad diyorsunda, verilmiş idam cezalarını sürgüne çevirmiş bir padişah... Hem de, en iyi şartlarda bir sürgün...

 

Hayırlı akşamlar...

 

Dua ile...

PO
21.02.2009 00:22
#45

sevgili dostum oktay şimdi gelelim sana

daha önce forumun galiba %99,9 ile beraber seni defnetmiştik diye hatırlıyorum

ama maşallah küllerinden yeniden doğan bir kardeşimizsin

şimdi kardeşim

iddiam her zamanki gibi şudur bakınız ulu kelimesinin anlamına türk dili kurumu sözlüğüne gir hemen netten

'Erdemleri bakımından çok büyük, yüce'

bir tanrısallık var kelimenin özünde

şöyle bir düşünürsen Yüce Allah diyoruz Yüce Peygamber diyoruz

yani yüceliği ululuğu başka bir şahıs için kullandığımızı hatırlamıyorum varsa hatırlayan buyursun

.

şimdi gelelim yanlış kullanımlara

ulu hakan abdülhamit han (ki ben burdaki uluyu büyük kabul edenlere de normal bir padişah statüsünde zeki ve siyaset bilir biri olduğunu kabul ettiğimi belirttim)

ulu önder atatürk (büyük bir lider olduğu konusunda şüphem yoktur (iddia eden kanıtlar) doğrusuylada yanlışıylada tarihimizdir)

ikiside yanlış kullanımdır kanaatimce

varmı bu objektif ve dobraca açıklamaya bir itirazı olan

sende yanlış anlama azizim toprağa verdiğimiz burda sen değilsin %99,9 cu zihniyet

saygılarımla

HA
21.02.2009 00:33
#46

POMAK22 bence abarttınız. Hiçbirşey olmasa Üstadımızın bu konudaki tutumu ve tavrı bellidir. Hatta Ulu Hakanın davasını gütmüş ilk kişidir. Bu site de Üstadla yoğrulanların sitesi olduğuna göre sırf buna hürmeten daha dikkatli olmanızı öneririm ve dik kafalılık etmeyin derim.

Konuştuğunuz şahsiyete düşmanlık edecek adam ya meshepsizlik sevdasındadır yahut islam düşmanlığı...

Hangisi bilemeyeceğim ancak Üstadımız ikisiylede savaşmıştır ve ikisiylede savaşacağız!

Konuştuğunuz şahsiyetin tırnağı çapında bir siyasetçi bulamıyoruz 100 senedir ve siz hala ne peşindesiniz.

Artık parmakları dinlendirmenin vakti geldi.

Lütfen Akl-ı selim ile bir düşünün ve sonra karar verin.

Akl-ı selim teslim olmuş akıldır. Kafasını peygambere ve Allaha teslim etmiş... O aklın yönettiği gözlerde tarihe İslam düşmanı yahut meshepsiz eşşekler gibi değil tam bir ehli sünnet bağlısı olarak bakar ve o silsileye bağlı Ulu Hakan'ı sever - sayar.

Vesselam...

PO
21.02.2009 00:46
#47

dersin ki; secde eden her alın ulu

bu ne methiye muhterem, sanki bir kapıkulu

.

iyi geceler

.

Yüce Rabbin bir kuludur,

Secde etmiş bir uludur!

 

İstibdad diyorsunda, verilmiş idam cezalarını sürgüne çevirmiş bir padişah... Hem de, en iyi şartlarda bir sürgün...

 

Hayırlı akşamlar...

 

Dua ile...

AD
21.02.2009 01:40
#48

Diğer padişahlar "ulu" değil diye bir tespitimiz olmadı.

Kelime oyunu yapıp da kendinizi oyalamanıza gerek yok -ki zaten kelimenin kullanılmasında bir sakınca yok.

Kelime sadece padişahın büyüklüğünü remzetmek için kullanılmıştır. Her babayiğit çıkıp da bir devrin batmasını, Allah'ın izni ile, 33 sene engelleyecek bir "ulu"luğa da sahip değildir.

Bunu siz de başarsanız, eminim ki adınız "ulu" olmasa da size de "kutlu, mutlu, umutlu hakan" gibi sıfatlar takılabilirdi.

Daha "Ulu Hakan"ın anlatamadığımız birçok maddi ve manevi harikalıklarını ve keşiflerini de saymadığımız halde iken sadece, tarihten bir örnek bile neden "ulu" sıfatını hakettiğini bize gösteriyor.

 

Kelimenin anlamı üstünde zaten.

Erdemleri bakımından çok büyük olan.

Peki erdem nedir?

Ahlakın övdüğü iyi olma, alçak gönüllülük, yiğitlik, doğruluk vb. niteliklerin genel adı, diye adlandırır o gözünüzü kaçırmadığınız TDK.

Siz bir de TDK'nın verdiği açıklamalar ile "Ulu Hakan"ı gözden geçiriniz. Olur ya "kelime manayı boğan bir gömlek" diyen Üstadımız gibi, siz de o kelimeyi birgün "paralarsınız".

 

Sizin bu kelime oyununuz ile varacaksak bir yerlere, o zaman meclise dilekçe verelim. Derhal Uludağ'ın, Ulu Cami'nin, Ankara Ulucanlar'ın, hatta Ulu Manitu'nun dahi adları değiştirilsin. Ulu isim ve soyisimli gerçek ve tüzel kişilerin hepsi Uludağ'a gönderilip, soğuktan dondurulsun. Bu mudur isteğiniz?

Bu kadar basit değil...

PO
21.02.2009 01:47
#49

sevgili dostum

zaten eleştirilerimin kaynağı abartılanlar bende onları açıklayamaya çalışıyorum

eleştirmek dik kafalılık ise eyvallah teveccühün

haşa amacımız hiçbir zaman islam düşmanlığı olamaz

abartı düşmanlığı tarihi ve kişileri yanlış anlama düşmanlığı diyelim

şimdi bu tırnak mırnak olayını söylüyorsunuz ya sonra abartan hep ben oluyorum

yapma be üstadım

(100 yıl hesabıyla hareket edersek tc tarihinide tırnak kiri olarak görüyoruz sanırsam

yani benim tezlerim gittikçe kuvvetleniyor sağol)

yavaş yavaş maskeler düşüyor dostlar

yani üstadım senin peşinde olduğun şey açığa çıktı az çok

istibdad döneminde değiliz dostlar herkez açık ve net söylesin içindekileri

herkes birilerini sevecek diye bir kaidemiz yok

her fikre saygı duyar saygıyla beraberde eleştirimizi yaparız.

selametle

POMAK22 bence abarttınız. Hiçbirşey olmasa Üstadımızın bu konudaki tutumu ve tavrı bellidir. Hatta Ulu Hakanın davasını gütmüş ilk kişidir. Bu site de Üstadla yoğrulanların sitesi olduğuna göre sırf buna hürmeten daha dikkatli olmanızı öneririm ve dik kafalılık etmeyin derim.

Konuştuğunuz şahsiyete düşmanlık edecek adam ya meshepsizlik sevdasındadır yahut islam düşmanlığı...

Hangisi bilemeyeceğim ancak Üstadımız ikisiylede savaşmıştır ve ikisiylede savaşacağız!

Konuştuğunuz şahsiyetin tırnağı çapında bir siyasetçi bulamıyoruz 100 senedir ve siz hala ne peşindesiniz.

Artık parmakları dinlendirmenin vakti geldi.

Lütfen Akl-ı selim ile bir düşünün ve sonra karar verin.

Akl-ı selim teslim olmuş akıldır. Kafasını peygambere ve Allaha teslim etmiş... O aklın yönettiği gözlerde tarihe İslam düşmanı yahut meshepsiz eşşekler gibi değil tam bir ehli sünnet bağlısı olarak bakar ve o silsileye bağlı Ulu Hakan'ı sever - sayar.

Vesselam...

PO
21.02.2009 02:12
#50

sevgili dostum

bak kendin örnek vermişsin ne güzel ama aynı güzellikteki kelime oyunlarını sen yapıyorsun

bir şahıs ismi varmı verdiğin örneklerde veya şöyle diyelim şahsın önüne iliştirilen bir sıfat olarak

ulu varmı tarihimizde ?

bu toprakları canları kanları pahasına fetheden fatihlerin başına ulu sıfatı ekleyemiyorsunuz(sizlerin deyimiyle)

ama 33 yıl boyunca tebasını baskı ve şiddetle yönetmekte beis görmeyen padişahınızı

birden ulu yapıyorsunuz (şimdi şununda hakkını verelim burda bir yanlış anlaşılma var kanatimce

33 yıl boyunca osmanlının yıkılma döneminde toprak kaybetmeden yönetmek tabiki bir başarıdır

ama bu toprakları fethedenlerin (bir başka arkadaşımızın tabiriyle) tırnağı bile olabilirmi sizce ???

yahu mesele şunca sene yönetmiştir meselesi değil

mesele şunca sene nasıl yönettiğidir.

onuda zaten akifin dizelerinde az çok görüyoruz kanaatindeyim.

uluyu padişahın büyüklüğünü remzetmiş olarak alıyorsunda

kızıl sultanı neden komünizmin baskıcı ve despotik remzi olarak alamıyorsun

selametle

 

Diğer padişahlar "ulu" değil diye bir tespitimiz olmadı.

Kelime oyunu yapıp da kendinizi oyalamanıza gerek yok -ki zaten kelimenin kullanılmasında bir sakınca yok.

Kelime sadece padişahın büyüklüğünü remzetmek için kullanılmıştır. Her babayiğit çıkıp da bir devrin batmasını, Allah'ın izni ile, 33 sene engelleyecek bir "ulu"luğa da sahip değildir.

Bunu siz de başarsanız, eminim ki adınız "ulu" olmasa da size de "kutlu, mutlu, umutlu hakan" gibi sıfatlar takılabilirdi.

Daha "Ulu Hakan"ın anlatamadığımız birçok maddi ve manevi harikalıklarını ve keşiflerini de saymadığımız halde iken sadece, tarihten bir örnek bile neden "ulu" sıfatını hakettiğini bize gösteriyor.

 

Kelimenin anlamı üstünde zaten.

Erdemleri bakımından çok büyük olan.

Peki erdem nedir?

Ahlakın övdüğü iyi olma, alçak gönüllülük, yiğitlik, doğruluk vb. niteliklerin genel adı, diye adlandırır o gözünüzü kaçırmadığınız TDK.

Siz bir de TDK'nın verdiği açıklamalar ile "Ulu Hakan"ı gözden geçiriniz. Olur ya "kelime manayı boğan bir gömlek" diyen Üstadımız gibi, siz de o kelimeyi birgün "paralarsınız".

 

Sizin bu kelime oyununuz ile varacaksak bir yerlere, o zaman meclise dilekçe verelim. Derhal Uludağ'ın, Ulu Cami'nin, Ankara Ulucanlar'ın, hatta Ulu Manitu'nun dahi adları değiştirilsin. Ulu isim ve soyisimli gerçek ve tüzel kişilerin hepsi Uludağ'a gönderilip, soğuktan dondurulsun. Bu mudur isteğiniz?

Bu kadar basit değil...

AS
21.02.2009 02:19
#51

selamlar,

 

arkadaslar ben bu tartismanin butun taraflarina sesleniyorum.kimse kusura bakmasin ama bu sekilde hic bir yere varamayiz.

 

pomak22 abdulhamite ulu denmesine karsi,ulu olan bir tarafini gormedigini soyluyor,bizde elimizden geldigince ulu oldugunu bu ulu'lugun yucelikten degilde,sahsa atfen yapilan bir ovgu den ibaret oldugunu soyluyoruz.

 

ne pomak22 fikrinden vazgecer nede bizler.ben eminim ki pomak22 abdulhamiti ilk olarak,necip fazildan yada mustafa armagandan dinleseydi,okusaydi onun fikirleri,bugun bizimkiyle ayni paralelde olacakti.yada tam tersi durum bizler icin gecerli.

maalesef arastirmiyoruz,yada arastirdigimiz da bir sonuca varamiyoruz,ne ezberletilmisse yada ilk olarak ne ogrenilmisse genelde odur bizim fikrimiz benimsedigimiz.elbetteki istisnalar vardir ama bu dedigim kaide genel icin uygundur.

fakat son soz olarak sunu soylemek isterim ki,osmanli padisahlarinin hepsi,yanlislariyla,hatalariyla birer insandir.benim gozumde hepsi uludur,hepsi mubarektir.onlarin almis olduklari egitim,terbiye,medrese egitimi vs.bugun hicbirimize nasip olmamaktadir.o yuzden laf atmak yerine rahmet okumak en guzelidir.ALLAH hepsinden razi olsun,bizi birbirimize dusurmesin,herkesi dogru olanla karsilastirsin.

bence artik uzatmanin anlami yok.

selam ve muhabbetle

OK
21.02.2009 23:18
#52

bu forumun yüzde %99.9 unu gömdüğüne göre geriye yalnızca sen kaldın ayakta ,hey yavrum heyy!yürü be kim tutar seni! Senin iddalarına cevap verme zahmeti bile duymayan kişileri mağlup hatta ölü,kendini de herkesi yenen allame-i cihan sanmam yaptığın bunca komiklikten sonra ibret verici.eskiler şöyle der:’ konuşmayı biliyorsan konuş insanlar ilham alsınlar;konuşmayı bilmiyorsan sus insanlar adam sansınlar.Bu forumdaki herkesi gömme sevdalısı birinin, herkese “sevgili dostum”gibi bir ifadeyle seslenmesi bana göre ikiyüzlü ve riyakarca..”yüzünüze gülerek sövüyorum”dan hiçbir farkı yok.canbazsın ama canbazlığın burada para etmiyor.yokmu sizin muhitte seni oynatacak bir sirk?sen yanlış geldin burası sirk değil be yavrum?

Senin iddalarına cevap vermeyi düşünmüyordum,çünkü cevap vermeye değecek bir idda yoktu.ama cahillikte sınır tanımadığın için seni muhatap almak zorunda kaldım.

Evladım ilk önce “ulu” kelimesini açıkla bana,bu kelimenin kaynağı nedir,nerden gelme,isimmi fiilmi,sıfatmı zarfmı,türkçemi yabancı kökenlimi?manası,yücemi yoksa yükseklikmi,peki “ulu”kelimesi yükseklik ve yücelik manasına geliyorsa “âli”ne manaya geliyor bana açıklarmısın allame-i cihan hazretleri?ama nasıl olur bunların her ikiside aynı manaya nasıl gelebilir?sendeki durum nedir biliyormusun?akıl cüceliğinin insana bahşettiği az bilgiyle çok yorum yapma ciheti..senin durumun budur.

Aman yarabbim “ulu”kelimesine bu kadar mana,bu kadar ağır bir yük yüklendiğini belki bu kelime ömrü hayatında görmemiştir.sadece tdk sitesindeki yoruma bakıp kelimeye ilahlık yükleyecek hazret.yani sırf bu kelime yükseklik ifade ediyor diye (dikkat edin yücelik etmiyor,sadece yükseklik.yüksek'te değil,sadece yükseklik ,konum olarak yükseklik) Allah’ın sıfatlarıyla karıştırıyor.o halde her yüksek değer,kişi için “bunlar ilahlık iddasındalar”narasını basarsın.işte cahil olma durumuyla çok lakırdı etmenin insana bahşettiği toplum içinde meddah sıfatına layık olma durumu budur.bir başka iddia ise ulu hakan 2.abdülhamid zamanında yaşayan herkesin istibtad yönetimini eleştirmesiymiş.ama 10 sene sonra hepsinin hata ettiğini anlayıp pişman olduklarını görmezden geliyor.işte ulu hakanı ulu yapan ana sebep burada yatıyor.herkesin kötü dediği bir olaya iyi dedikten sonra bu uğurda hayatını feda eden bir insanın haklı çıkması onu “ulu” yapan (dikkat et konumunu yükselten.daha önce yükseklik ifade ettiğini söylemiştim.inanmıyorsan bilen birine sor.tdk ya güvenip yola çıkma yolda kalırsın!)yegane sebeplerden bir tanesidir.şimdi karşıma çıkıp,Allah’ta çok yüksek,nasıl olurda abdülhamid, Allah’a ait bir sıfatla sıfatlanır deme.umarım öyle bir hata yapıpta karşıma gelmesin.

Devri istibdat,bir hastalığın karantina altına alınıp tedavi edilmesine benzerki;bundan en çok hasta olan şahıs şikayet eder.devri istibdata istisnasız bir çok aydının muhalefet etmesi bu sebepledir.ameliyat masasındaki bir hastaya neşter vurduğu için kalkıp doktoru yumruklaması halinde nasıl ki kendisini ölüme götürecekse,devri istibdata karşı gelen milletin ölümü çok sürmeden gerçekleşti.tarihi olaylarla sabit.

Sen sadece istibtad devrine şartlanmış kurmalı saat gibi ötüyorsun.o zaman ona karşı gelenler gibi tarihten sende ders almışa benzemiyorsun.

Biz seni toprağa vermiyoruz ,çünkü sen ölü doğan bir fikirsin.kusura bakmakta serbestsin.

ME
21.02.2009 23:49
#53

POMAK22 Kelime oyunlarından sıkıldım, cidden saçmalama aşamasınıda geçtin Akli melekelerinle ilgili şüphe duymaya başlıyıcam İnsan bir tartışmada haksız olabilir özür diler veya ona bile gerek yok en azından susar sana cevap yazıldıkça saçma sapan mantıklarla olayları saptırmaya çalışıyosun bu saatten sonra cevap yazmıyıcam ama ne kadar uğraşsanda Ulu Hakan'ı karalamak hususunda ''Güneş balçıkla sıvanmaz.''

22.02.2009 00:38
#54

''Mehmet Akif'ten İbretlik Bir Anı

 

Mehmet Akif her sabah namazı için Sultan Ahmet Camiine gelir.Her gelişindede yaşlı bir adamın kendisinden önce gelmiş görür.Ne kadar erken gelirse gelsin bu durum değişmez Yaşlı adam mutlaka ondan önce gelmiş olur. Ancak bu yaşlı pir-i fani ve bu nur yüzlü adam hiç durmadan ağlamakta ve gözyaşı dökmektedir.Bundan sonra Mehmet Akif şöyle anlatıyor:

 

Bu yaşlı insanın bir gün yanına sokuldum ve niçin durmadan ağladığını sordum.Ve ona Cenab-ı Hakkın rahmetinin enginliğini anlattım.Ama o yinede ağlamasına devam etti.Bana derdimi tazeleme git dedi .Ben yinede ısrar ettim.Çaresiz kaldı ve yine gözyaşları içinde bana şunları anlattı.

 

Ben dedi 2.Abdülhamit zamanında orduda binbaşıydım.Ve ailem çok zengindi.Kışladan ayrılamıyordum.ancak birgün anne ve babamı ard arda vefat haberlerini aldım.

 

Ailede benden başkada işlerimizi yürütecek kimsede yoktu.çiftlikler,dükk anlar,mağazalar ortada kalmıştı.hemen sadarete bir dilekçe yazdım ve istifa etmek istediğimi bildirdim. sadaretten gelen cevap menfiydi.istifam kabul olmamıştı.ben ikinci ardından da üçüncü bir müracatta bir müracatta bulundum.ama her defasında aynı cevapla karşılaştım.

 

Bunun üzerine hünkara müracata karar verdim.bu karararımı sadarete bildirdim.isteğim kabul edildi.durumumu hünkara vicahi olarak anlattım.elimden geldiğince mazeretimin meşruluğunu ispata çalıştım.hünkar istifa talebimden hoşlanmamıştı.yüz ifadesinden bunu anlamak hiçte zor değildi.isteksiz bir işaretle elinin tersi ileri git dedi,seni istifa ettirdik dedi.

 

Ben sevinerek huzurundan ayrıldım .eve döndüm.o gece rüyamda osmanlı ordusu tabur tabur,bölük bölük geliyor ve EFENDİMİZE teftiş veriyordu.bu ordu idi ki kısa bir süre sonra bütün cihana karşı kavga verecekti.ve bu ordunun teftişini bizzat EFENDİMİZ yapıyordu.

 

Yanında 4 büyük halife olduğu halde efendimiz önünden geçen bölük ve taburları teftiş ederken ondan bir adım geride edep ve terbiye içinde boynu bükük Abdülhamid de bulunuyordu.derken benim taburda geçmeye başladı.Ancak tabur dağınıktı.başlarında kumandanları yoktu.

 

EFENDİMİZ bunu görünce Abdülhamid cennet mekana:Bu birliğin kumandanı nerde diye sordu?.oda talebi üzerine istifa ettirdik dedi.işte o esnada

EFENDİMİZ beni bütün ömür boyu ağlatacak şu sözü söyledi:senin istifa ettirdiğini bizde istifa ettirdik dedi.

 

-Söyle bunu duyduktan sonra ben ağlamayayımda kim ağlasın?''

 

Hep anlatılır, efendim...

PO
22.02.2009 03:44
#55

Kitabı, Sünneti, İcmaı kaldırıp attık;

 

Havassı maskara yaptık, avamı aldattık.

 

Yıkıp şeriatı, bambaşka bir bina kurduk

 

Nebiye atf ile binlerce herze uydurduk.

 

O hali buldu ki bu cür'et: "yecûzu fi't-tergîb.."

 

Karar-ı erzeli fetva kesildi:!.. Hem ne garîb.

 

Hadisi vazediyorken sevap uman bile var!

 

Sevabı var mı imiş bir zaman gelir, anlar!

 

Cihanı titretiyorken nidây-ı "men kezebe.."

 

İşitmiyor mu, nedir, bir bakın şu bî edebe:

 

Lisan-ı pâk-i Nebiden yalanlar uyduruyor,

 

Sıkılmadan da "sevap işledim" deyip duruyor.

 

Düşünmedin mi girerken şeriatın kanına?

 

Cinayetin kalacak zanneder misin yanına?

 

Sevap ümid ediyor ha! Deyin ki nâmerde

 

Sevabı sen göreceksin huzur-ı mahşerde!"

 

(Safahat, s. 274-275 (5. baskı))

 

Mehmed Akif ERSOY - Milli Şairimiz

 

 

''Mehmet Akif'ten İbretlik Bir Anı

 

Mehmet Akif her sabah namazı için Sultan Ahmet Camiine gelir.Her gelişindede yaşlı bir adamın kendisinden önce gelmiş görür.Ne kadar erken gelirse gelsin bu durum değişmez Yaşlı adam mutlaka ondan önce gelmiş olur. Ancak bu yaşlı pir-i fani ve bu nur yüzlü adam hiç durmadan ağlamakta ve gözyaşı dökmektedir.Bundan sonra Mehmet Akif şöyle anlatıyor:

 

Bu yaşlı insanın bir gün yanına sokuldum ve niçin durmadan ağladığını sordum.Ve ona Cenab-ı Hakkın rahmetinin enginliğini anlattım.Ama o yinede ağlamasına devam etti.Bana derdimi tazeleme git dedi .Ben yinede ısrar ettim.Çaresiz kaldı ve yine gözyaşları içinde bana şunları anlattı.

 

Ben dedi 2.Abdülhamit zamanında orduda binbaşıydım.Ve ailem çok zengindi.Kışladan ayrılamıyordum.ancak birgün anne ve babamı ard arda vefat haberlerini aldım.

 

Ailede benden başkada işlerimizi yürütecek kimsede yoktu.çiftlikler,dükk anlar,mağazalar ortada kalmıştı.hemen sadarete bir dilekçe yazdım ve istifa etmek istediğimi bildirdim. sadaretten gelen cevap menfiydi.istifam kabul olmamıştı.ben ikinci ardından da üçüncü bir müracatta bir müracatta bulundum.ama her defasında aynı cevapla karşılaştım.

 

Bunun üzerine hünkara müracata karar verdim.bu karararımı sadarete bildirdim.isteğim kabul edildi.durumumu hünkara vicahi olarak anlattım.elimden geldiğince mazeretimin meşruluğunu ispata çalıştım.hünkar istifa talebimden hoşlanmamıştı.yüz ifadesinden bunu anlamak hiçte zor değildi.isteksiz bir işaretle elinin tersi ileri git dedi,seni istifa ettirdik dedi.

 

Ben sevinerek huzurundan ayrıldım .eve döndüm.o gece rüyamda osmanlı ordusu tabur tabur,bölük bölük geliyor ve EFENDİMİZE teftiş veriyordu.bu ordu idi ki kısa bir süre sonra bütün cihana karşı kavga verecekti.ve bu ordunun teftişini bizzat EFENDİMİZ yapıyordu.

 

Yanında 4 büyük halife olduğu halde efendimiz önünden geçen bölük ve taburları teftiş ederken ondan bir adım geride edep ve terbiye içinde boynu bükük Abdülhamid de bulunuyordu.derken benim taburda geçmeye başladı.Ancak tabur dağınıktı.başlarında kumandanları yoktu.

 

EFENDİMİZ bunu görünce Abdülhamid cennet mekana:Bu birliğin kumandanı nerde diye sordu?.oda talebi üzerine istifa ettirdik dedi.işte o esnada

EFENDİMİZ beni bütün ömür boyu ağlatacak şu sözü söyledi:senin istifa ettirdiğini bizde istifa ettirdik dedi.

 

-Söyle bunu duyduktan sonra ben ağlamayayımda kim ağlasın?''

 

Hep anlatılır, efendim...

PO
22.02.2009 03:58
#56

bak sevgili kardeşim oktay,

kendi yazdığımı koyuyorum buraya

*****sevgili dostum oktay şimdi gelelim sana

daha önce forumun galiba %99,9 ile beraber seni defnetmiştik diye hatırlıyorum ******

şimdi senin yazdığını

*****bu forumun yüzde %99.9 unu gömdüğüne göre geriye yalnızca sen kaldın ayakta ******

şahitmiyiz dostlar şu ikiyüzlülüğe

diğer yazdıklarına yanıt vermeye artık lüzum yok diye düşünüyorum.

saygılarımla

 

 

bu forumun yüzde %99.9 unu gömdüğüne göre geriye yalnızca sen kaldın ayakta ,hey yavrum heyy!yürü be kim tutar seni! Senin iddalarına cevap verme zahmeti bile duymayan kişileri mağlup hatta ölü,kendini de herkesi yenen allame-i cihan sanmam yaptığın bunca komiklikten sonra ibret verici.eskiler şöyle der:’ konuşmayı biliyorsan konuş insanlar ilham alsınlar;konuşmayı bilmiyorsan sus insanlar adam sansınlar.Bu forumdaki herkesi gömme sevdalısı birinin, herkese “sevgili dostum”gibi bir ifadeyle seslenmesi bana göre ikiyüzlü ve riyakarca..”yüzünüze gülerek sövüyorum”dan hiçbir farkı yok.canbazsın ama canbazlığın burada para etmiyor.yokmu sizin muhitte seni oynatacak bir sirk?sen yanlış geldin burası sirk değil be yavrum?

Senin iddalarına cevap vermeyi düşünmüyordum,çünkü cevap vermeye değecek bir idda yoktu.ama cahillikte sınır tanımadığın için seni muhatap almak zorunda kaldım.

Evladım ilk önce “ulu” kelimesini açıkla bana,bu kelimenin kaynağı nedir,nerden gelme,isimmi fiilmi,sıfatmı zarfmı,türkçemi yabancı kökenlimi?manası,yücemi yoksa yükseklikmi,peki “ulu”kelimesi yükseklik ve yücelik manasına geliyorsa “âli”ne manaya geliyor bana açıklarmısın allame-i cihan hazretleri?ama nasıl olur bunların her ikiside aynı manaya nasıl gelebilir?sendeki durum nedir biliyormusun?akıl cüceliğinin insana bahşettiği az bilgiyle çok yorum yapma ciheti..senin durumun budur.

Aman yarabbim “ulu”kelimesine bu kadar mana,bu kadar ağır bir yük yüklendiğini belki bu kelime ömrü hayatında görmemiştir.sadece tdk sitesindeki yoruma bakıp kelimeye ilahlık yükleyecek hazret.yani sırf bu kelime yükseklik ifade ediyor diye (dikkat edin yücelik etmiyor,sadece yükseklik.yüksek'te değil,sadece yükseklik ,konum olarak yükseklik) Allah’ın sıfatlarıyla karıştırıyor.o halde her yüksek değer,kişi için “bunlar ilahlık iddasındalar”narasını basarsın.işte cahil olma durumuyla çok lakırdı etmenin insana bahşettiği toplum içinde meddah sıfatına layık olma durumu budur.bir başka iddia ise ulu hakan 2.abdülhamid zamanında yaşayan herkesin istibtad yönetimini eleştirmesiymiş.ama 10 sene sonra hepsinin hata ettiğini anlayıp pişman olduklarını görmezden geliyor.işte ulu hakanı ulu yapan ana sebep burada yatıyor.herkesin kötü dediği bir olaya iyi dedikten sonra bu uğurda hayatını feda eden bir insanın haklı çıkması onu “ulu” yapan (dikkat et konumunu yükselten.daha önce yükseklik ifade ettiğini söylemiştim.inanmıyorsan bilen birine sor.tdk ya güvenip yola çıkma yolda kalırsın!)yegane sebeplerden bir tanesidir.şimdi karşıma çıkıp,Allah’ta çok yüksek,nasıl olurda abdülhamid, Allah’a ait bir sıfatla sıfatlanır deme.umarım öyle bir hata yapıpta karşıma gelmesin.

Devri istibdat,bir hastalığın karantina altına alınıp tedavi edilmesine benzerki;bundan en çok hasta olan şahıs şikayet eder.devri istibdata istisnasız bir çok aydının muhalefet etmesi bu sebepledir.ameliyat masasındaki bir hastaya neşter vurduğu için kalkıp doktoru yumruklaması halinde nasıl ki kendisini ölüme götürecekse,devri istibdata karşı gelen milletin ölümü çok sürmeden gerçekleşti.tarihi olaylarla sabit.

Sen sadece istibtad devrine şartlanmış kurmalı saat gibi ötüyorsun.o zaman ona karşı gelenler gibi tarihten sende ders almışa benzemiyorsun.

Biz seni toprağa vermiyoruz ,çünkü sen ölü doğan bir fikirsin.kusura bakmakta serbestsin.

22.02.2009 12:07
#57
Kitabı, Sünneti, İcmaı kaldırıp attık;

 

Havassı maskara yaptık, avamı aldattık.

 

Yıkıp şeriatı, bambaşka bir bina kurduk

 

Nebiye atf ile binlerce herze uydurduk.

 

O hali buldu ki bu cür'et: "yecûzu fi't-tergîb.."

 

Karar-ı erzeli fetva kesildi:!.. Hem ne garîb.

 

Hadisi vazediyorken sevap uman bile var!

 

Sevabı var mı imiş bir zaman gelir, anlar!

 

Cihanı titretiyorken nidây-ı "men kezebe.."

 

İşitmiyor mu, nedir, bir bakın şu bî edebe:

 

Lisan-ı pâk-i Nebiden yalanlar uyduruyor,

 

Sıkılmadan da "sevap işledim" deyip duruyor.

 

Düşünmedin mi girerken şeriatın kanına?

 

Cinayetin kalacak zanneder misin yanına?

 

Sevap ümid ediyor ha! Deyin ki nâmerde

 

Sevabı sen göreceksin huzur-ı mahşerde!"

 

(Safahat, s. 274-275 (5. baskı))

 

Mehmed Akif ERSOY - Milli Şairimiz

 

Aman yarabbim, aman!..

 

Abdulhamit ve bu şiir! Ne alakası var...

 

Şöyle esaslı bir bilgin varsa, buyur... Hani Akif'i biz sizden daha iyi savunuruz ele güne karşı...

PO
22.02.2009 12:23
#58

dostum

sadece cennetmekan ı açıkla bana

senle konumuzu kapatalım

syg,

POMAK22 Kelime oyunlarından sıkıldım, cidden saçmalama aşamasınıda geçtin Akli melekelerinle ilgili şüphe duymaya başlıyıcam İnsan bir tartışmada haksız olabilir özür diler veya ona bile gerek yok en azından susar sana cevap yazıldıkça saçma sapan mantıklarla olayları saptırmaya çalışıyosun bu saatten sonra cevap yazmıyıcam ama ne kadar uğraşsanda Ulu Hakan'ı karalamak hususunda ''Güneş balçıkla sıvanmaz.''
PO
22.02.2009 12:26
#59

dostum

ana fikri alamamışsın tabiki bunu abdülhamit le alakası yok

okuduğunu anlamaya çalış sevgili dostum

akifin anısı diye aldığın saçmalığa ve Yüce peygamberimizi böyle saçmalıklara

karıştırdırdığın için bu şiiri gönderdim sana

syg,

Aman yarabbim, aman!..

 

Abdulhamit ve bu şiir! Ne alakası var...

 

Şöyle esaslı bir bilgin varsa, buyur... Hani Akif'i biz sizden daha iyi savunuruz ele güne karşı...

22.02.2009 12:45
#60

Cennet mekan bir 'mekanı cennet olsun' anlamında Abdulhamit için duamız... Hakikati Allah bilir... Yani kendi kendimize kimseyi cennete koymuyoruz, için rahat olsun... Böyle bir şey de istemeyelim mi, Abdulhamit için?

 

''ana fikri alamamışsın tabiki bunu abdülhamit le alakası yok

okuduğunu anlamaya çalış sevgili dostum''

 

Aman ne güzel, ne güzel... Demek Abdulhamit'le alakası yok! Akif, kim bilir bu şiiri yazarken ne düşünmüştür. Ne bilsin merhum şairimiz, bir Molla Kasım gelir de şiirlerine farklı anlamlar yükler... Ama üzülme, Molla Kasım da doğruyu gördü sonunda ve hatasını anlayıverdi...

 

Sayın POMAK22, Hz. İsa'nın hakikati nasıl bizdeyse, Milli Şairimizin de hakikati bizde...

 

E artık senle konuşacak bir şey kalmadı bu durumda. Çünkü Abdulhamit'i mahkum edebilmek için esaslı bir bilgiye ve belgeye sahip değilsin. Abdulhamit'le alakası olmayan bir şiiri bile Abdulhamit'in boynuna yaftalıyorsun...

 

Akif hakında verdiğim o hikayeye gelince;

Hep anlatılır diye not düşmüşüm altına, inanırsın inanmazsın, o senin bileceğin iş...

 

Dua ile...

PO
22.02.2009 13:29
#61

sevgili dostlar,

bu siteye herhangibir art niyetle gelmiş değilim tamamen tesadüfi olarak (isteyen tevafuku alsın)

Akif'in birkaç mısrasını araken denk gelmiş bulundum ve istibdad şiiriyle ilgili şok olma ve akabindeki yorumlarını

okumak gereği duydum maalesef okuduklarım birçoğunuda üzüntüyle karşıldım.

aslında yazmamdaki en büyük amaç Akif'ti Akif'i yazmayı istedim ama konu hep abdülhamit etrafında dolandı durdu

şimdi abdülhamit konusunda defalarca zikrettiğim husus şudur.

benim edindiğim izlenim sizlerin birçoğunuz padişahı göklere çıkarmak için elinden geleni ardınıza koymadığınız

ama yazışmalarımızda olduğu gibi bende buna mukabil göklerde olan bi insanı tarihin ve döneminin insanlarının

ağzından yaptığımız eleştirilerle padişahımızı yeryüzüne indirebilme gayretidir.

ayrıca yerin altına iten zihniyetler içinde bir elimizi verip yine amacımız yeryüzüne çıkarabilmek olmuştur.

elimizden geldiğince mutedil olmaya çalıştık

tarafınızca ikna edilmeyi arzuladım ama maalesef vermiş olduğunuz birçok örnek

kimisi doğru, kimisi yanlış olmasına rağmen çokta randımanlı olamadı

(doğru verilenler dahi büyüklüğün bir alameti olamadı)

basit bir örnek vermemiz gerekirse

(arkadaşlardan biri bahsetti yukarki yazışmalarda adını hatırlayamayacağım

işte büyüklük için verilen bir örnek

neymiş filistin topraklarını para karşılığı yahudilere satmamış

insaf edin müslümanlar!!! iyi birde satsaydı!!! bu nasıl bir bakış açısı bu nasıl bir mantık ?

hangi vatan evladı bu memlekette toprak satmıştır yahuuuu( mandacı zihniyet ve günümüz yabancılara toprak satışı yasasını hariç bırakıyorum ayrı bir tartışma konusu çünkü)

yani demem o ki en basit anlamda bir insani vasıf olan vatan sevgisini

allayıp pullayıp bana büyüklük alameti diye satmaya çalışıyorsunuz.

gel de ikna ol müslüman!!!

abdülhamit ( her ne kadar sizin için ulu hakan benim için sadece padişah olmuş olsada)

iyi yanıyla kötü yanıyla bu memleketin bir padişahıdır . nokta

.

şimdi gelelim asıl üstada

yani Akife

gerçekten bu sitede beni kızdıran tek unsur (abdülhamit hakkında ne düşünürseniz düşünün kafalardaki putları kırmak mümkün olmuyor)

akif hakkında hayatında istiklal marşından( o da sizlerin deyimiyle tc nin dayatmasıyla)

başka bir şiirini okumamış tipler gelip burada cahilane yorum yapmaları dır.

akif için mezhepsiz gibi bir takım yorumlar yapan bıraksalar anında aforoz edebilecek

şu mübarek dinden nasibini alamamış, vicdandan yoksun şahıslar mevcut

.

Akif 19ve 20 yüzyılın bu memleketin çıkardığı büyük bir şairi ve bir islam düşünürüdür.

geçmişi, devrini ve geleceği inanılmaz bir şekilde anlamış

mükemmel bir tasvir yeteneğiyle bunu şiirine yansıtmıştır.

kimseden çekinmemiş doğru bildiğini her zaman haykırmış

hiç kimsenin yalakası olmamış, hiç kimsenin eteğinin altında bulunmamıştır.

şiirinde inanılmaz bir bütünsellik mevcuttur çelişki bulabilmeniz güçtür.

şunuda her zaman iddia ederim akifi okumadan

osmanlının sonlarını cumhuriyetin başlarını yani o dönemin toplumsal ve siyasi hayatını

anlayamazsınız. anlamaya çalışsanız bile her zaman bir yanınız eksik kalır.

bence Akifin dini düşünce yapısı şiirinden bile yüksektedir.

kendi toplumunu bu mükemmellikte nazmen anlatabilen

ilerici bir aydındır.

hani birilerini göklere çıkaracağız diye diğerlerini haksız yere suçlamayalım

bu konuda sevgili dostlarım bir fikir ayrılığımız yoktur kanaatindeyim

PO
22.02.2009 13:38
#62

inşallah sevgili dostum allah herkese nasip etsin doğru yolu bulmayı

bak veriyorum manasını linkide veriyorum inanmassın şimdi sen

 

cennetmekân

(a.b.s) Yeri cennet olası, makamı cennet olan.

http://www.risaleinurenstitusu.org/shared/....asp?Kelime=%20

.

dostum senin bu alıntın ve bunlar gibileri düşündüğünü anlamak zor olmasa gerek

hurafeler böyle yayılıyor kardeşim

syg,

 

Cennet mekan bir 'mekanı cennet olsun' anlamında Abdulhamit için duamız... Hakikati Allah bilir... Yani kendi kendimize kimseyi cennete koymuyoruz, için rahat olsun... Böyle bir şey de istemeyelim mi, Abdulhamit için?

 

''ana fikri alamamışsın tabiki bunu abdülhamit le alakası yok

okuduğunu anlamaya çalış sevgili dostum''

 

Aman ne güzel, ne güzel... Demek Abdulhamit'le alakası yok! Akif, kim bilir bu şiiri yazarken ne düşünmüştür. Ne bilsin merhum şairimiz, bir Molla Kasım gelir de şiirlerine farklı anlamlar yükler... Ama üzülme, Molla Kasım da doğruyu gördü sonunda ve hatasını anlayıverdi...

 

Sayın POMAK22, Hz. İsa'nın hakikati nasıl bizdeyse, Milli Şairimizin de hakikati bizde...

 

E artık senle konuşacak bir şey kalmadı bu durumda. Çünkü Abdulhamit'i mahkum edebilmek için esaslı bir bilgiye ve belgeye sahip değilsin. Abdulhamit'le alakası olmayan bir şiiri bile Abdulhamit'in boynuna yaftalıyorsun...

 

Akif hakında verdiğim o hikayeye gelince;

Hep anlatılır diye not düşmüşüm altına, inanırsın inanmazsın, o senin bileceğin iş...

 

Dua ile...

22.02.2009 14:01
#63
inşallah sevgili dostum allah herkese nasip etsin doğru yolu bulmayı

bak veriyorum manasını linkide veriyorum inanmassın şimdi sen

 

cennetmekân

(a.b.s) Yeri cennet olası, makamı cennet olan.

http://www.risaleinurenstitusu.org/shared/....asp?Kelime=%20

.

dostum senin bu alıntın ve bunlar gibileri düşündüğünü anlamak zor olmasa gerek

hurafeler böyle yayılıyor kardeşim

syg,

 

http://www.osmanlicasozluk.net/osmanlica/1...EKAN-anlam.html

 

E buda benden...

"Yeri cennet olası, makamı cennet olan" meâlinde olup, vefat eden makbul ve sâlih kimselere hürmeten söylenir.

 

Dua ile...

22.02.2009 14:23
#64

''hani birilerini göklere çıkaracağız diye diğerlerini haksız yere suçlamayalım

bu konuda sevgili dostlarım bir fikir ayrılığımız yoktur kanaatindeyim''

 

Evet, Mehmet Akif Ersoy benim için de değerli bir şairdir. Akif'e karşı her zaman ihtiyatlı oldum, doğrusu... Tıpkı senin abdulhamit'te ihtiyatlı olduğun gibi... Ama bu demek değil ki, Mehmet Akif Ersoy'u sevmiyorum...

 

Kitabı, Sünneti, İcmaı kaldırıp attık;

 

Havassı maskara yaptık, avamı aldattık.

 

Yıkıp şeriatı, bambaşka bir bina kurduk

 

Nebiye atf ile binlerce herze uydurduk.

 

O hali buldu ki bu cür'et: "yecûzu fi't-tergîb.."

 

Karar-ı erzeli fetva kesildi:!.. Hem ne garîb.

 

Hadisi vazediyorken sevap uman bile var!

 

Sevabı var mı imiş bir zaman gelir, anlar!

 

Cihanı titretiyorken nidây-ı "men kezebe.."

 

İşitmiyor mu, nedir, bir bakın şu bî edebe:

 

Lisan-ı pâk-i Nebiden yalanlar uyduruyor,

 

Sıkılmadan da "sevap işledim" deyip duruyor.

 

Düşünmedin mi girerken şeriatın kanına?

 

Cinayetin kalacak zanneder misin yanına?

 

Sevap ümid ediyor ha! Deyin ki nâmerde

 

Sevabı sen göreceksin huzur-ı mahşerde!"

 

Akif'in şu şiiri ile benim veyahut Abdulhamit'in ne alakası olabilir ki... Şeriata kılıkılına bağlı olan bir Padişah için şeriat isteriz diye isyana kalktılar bu memlekette... Mütareke yıllarında İskilipli Atıf Hoca menfi bir cemiyete üye oldu. Cemiyetin asıl niyetini anlayınca oradan hemen ayrıldı, efendim. Atıf hocanın gönlümde ayrı bir yeri var. Said Nursi'nin de... Her insan o karışık döneminde safını seçmekte zorlanabilir. Burada ben niyete bakarım. Bana göre Akif'in niyeti ve diğerleinin niyetleri temizdi. Ahlaklı ve dinine bağlı bir nesildi özlemleri. Asım'ın nesli...

 

Abdülhamit Han ise büyük haksızlığa uğramış bir padişahtı... Burada niyeti bozuk olan hizip var, hepimizi kandıran... Bizim işimiz bu yahudilerle...

PO
22.02.2009 14:45
#65

dostlar

Mehmet Akif Ve İslamiyet Anlayışı, Akif İslamiyetin neresinde?

başlığı neden kapatıldı yeni farkettim çok müthiş yazılarınızı okuma şerefine nail oldum gerçektem

daha önce farketmemiş olmam büyük kayıp olmuş

bu reyhan zatı-muhterem ne kadar insanları aforoz etmeye meraklı bir insanmış

maşallah diyorum maşallah istediğini dinine alıyor istediğini dinden çıkarıyor

şimdi beyinsizlerin beynine o kadar güzel çakmış ki şu dizleleri

şu dizelerden gocunanlar türlü martavallar okuyor inanılmaz birşey

.

Doğrudan doğruya Kur'ân'dan alıp ilhamı,

Asrın idrâkine söyletmeliyiz İslâm'ı

.

Afarozcu zihniyet için açıklama gereği duydum neresinden anladığı konusunda gerçekten ciddi şüphelerim var.

.

demek istiyor ki şair burada.

elimizde bozulmamış olarak kalan sadece tek ve en güvenilir kaynak Kur'an dır ( yüzde yüz emin olabileceğimiz)

diğer söylenen tüm sözler (hadis olsun islam alimlerinin sözleri olsun)

bunların doğruluğunun ispatı için önce Kur!an ın ruhuna başvurun bu ruha tezat teşkil etmeyecek

her türlü söz (hayrı emretmesi koşuluyla)tarafımızca makbul olacaktır. diyor.

yani burda şair yüzyıllardan beri unutmuş olduğumuz o müthiş metodolojisini

anlayabilen beyinlere çakıyor

yani biri gelirde size "Peygamber Efendimiz şu konu hakkında şöyle bir söz buyurdular" dediği zaman

önce Kur'ana başvurun diyor oraya bir tezat teşkil etmiyorsa gerisini tarihi kaynaklardan istediğiniz kadar tetkik edebilirsiniz

.

işte güzel kardeşlerim Akif'in zamanlarüstü metodolojisi budur.

Akif Kur'an dan yola çıkarak islamı, toplumu , insanları kucaklamaya çalışıyor kurtuluşun ancak bu şekilde olabileceğini savunuyor.

sen ise güzel kardeşim başkalarının kucağından ( şıhından şeyhinden hacısından hocasından yola çıkarak)

Kur'ana ulaşmaya çalışıyorsun

işte aranızdaki en temel fark

PO
22.02.2009 15:12
#66

eyvallah kardeşim bak yavaş yavaş anlaşmaya başladık

 

"Evet, Mehmet Akif Ersoy benim için de değerli bir şairdir. Akif'e karşı her zaman ihtiyatlı oldum, doğrusu... Tıpkı senin abdulhamit'te ihtiyatlı olduğun gibi... Ama bu demek değil ki, Mehmet Akif Ersoy'u sevmiyorum... "

 

bu sözüne katılmamak elde değil sağol güzel bi tespit

 

31 mart (ne kadar aydınlanmamış tarafları abdülhamitin büyüklüğü kadar çok olsada)

benmi yanlış hatırlıyorum galiba ittihat ve terakki ve felsefesine karşı yapılan bir harekattı

 

 

 

 

''hani birilerini göklere çıkaracağız diye diğerlerini haksız yere suçlamayalım

bu konuda sevgili dostlarım bir fikir ayrılığımız yoktur kanaatindeyim''

 

Evet, Mehmet Akif Ersoy benim için de değerli bir şairdir. Akif'e karşı her zaman ihtiyatlı oldum, doğrusu... Tıpkı senin abdulhamit'te ihtiyatlı olduğun gibi... Ama bu demek değil ki, Mehmet Akif Ersoy'u sevmiyorum...

 

Kitabı, Sünneti, İcmaı kaldırıp attık;

 

Havassı maskara yaptık, avamı aldattık.

 

Yıkıp şeriatı, bambaşka bir bina kurduk

 

Nebiye atf ile binlerce herze uydurduk.

 

O hali buldu ki bu cür'et: "yecûzu fi't-tergîb.."

 

Karar-ı erzeli fetva kesildi:!.. Hem ne garîb.

 

Hadisi vazediyorken sevap uman bile var!

 

Sevabı var mı imiş bir zaman gelir, anlar!

 

Cihanı titretiyorken nidây-ı "men kezebe.."

 

İşitmiyor mu, nedir, bir bakın şu bî edebe:

 

Lisan-ı pâk-i Nebiden yalanlar uyduruyor,

 

Sıkılmadan da "sevap işledim" deyip duruyor.

 

Düşünmedin mi girerken şeriatın kanına?

 

Cinayetin kalacak zanneder misin yanına?

 

Sevap ümid ediyor ha! Deyin ki nâmerde

 

Sevabı sen göreceksin huzur-ı mahşerde!"

 

Akif'in şu şiiri ile benim veyahut Abdulhamit'in ne alakası olabilir ki... Şeriata kılıkılına bağlı olan bir Padişah için şeriat isteriz diye isyana kalktılar bu memlekette... Mütareke yıllarında İskilipli Atıf Hoca menfi bir cemiyete üye oldu. Cemiyetin asıl niyetini anlayınca oradan hemen ayrıldı, efendim. Atıf hocanın gönlümde ayrı bir yeri var. Said Nursi'nin de... Her insan o karışık döneminde safını seçmekte zorlanabilir. Burada ben niyete bakarım. Bana göre Akif'in niyeti ve diğerleinin niyetleri temizdi. Ahlaklı ve dinine bağlı bir nesildi özlemleri. Asım'ın nesli...

 

Abdülhamit Han ise büyük haksızlığa uğramış bir padişahtı... Burada niyeti bozuk olan hizip var, hepimizi kandıran... Bizim işimiz bu yahudilerle...

22.02.2009 15:29
#67
eyvallah kardeşim bak yavaş yavaş anlaşmaya başladık

 

"Evet, Mehmet Akif Ersoy benim için de değerli bir şairdir. Akif'e karşı her zaman ihtiyatlı oldum, doğrusu... Tıpkı senin abdulhamit'te ihtiyatlı olduğun gibi... Ama bu demek değil ki, Mehmet Akif Ersoy'u sevmiyorum... "

 

bu sözüne katılmamak elde değil sağol güzel bi tespit

 

31 mart (ne kadar aydınlanmamış tarafları abdülhamitin büyüklüğü kadar çok olsada)

benmi yanlış hatırlıyorum galiba ittihat ve terakki ve felsefesine karşı yapılan bir harekattı

 

Sen yanlış hatırlıyorsun, hep yanlış, hep yanlış... Neyi doğru söylüyorsun ki... Şu cennetmekan kelimesini senin büyüklerin hiç kullammadı sanki... Seninle anlaşmak zor be kardeşim... Umutsuz bir vakasın... Reyhan kardeşim kadar bilgili ve donanımlı olsan daha ne istersin. Bu mevzuu hakkında bir bilgi, bir belge sunamıyorsun. Bir kaynak gösteremiyorsun. Yazık... Böyle ucuz galibiyetlerle dolu geçmişimiz. Sen pek basit geldin bana.

 

Ayrıca sen mi bana yaklaştın, ben mi sana? Sen yaklaştın da farkında değilsin... Çünkü ben taviz vermedim. Anlattıklarımda çelişki yok. Ama sen bu yaklaşımınla çelişkini ortaya komuş oldun. Senden esaslı bir belge, kaynak gelene kadar, seni dikkate almayacağım...

 

Dua ile...

PO
22.02.2009 17:06
#68

ya dostum bir iltifat edelim dedik sana

onuda yanlış anlıyorsun

ama çok abartmışsın neyi doğru söylüyorsun felan

ehl-i vicdana yakışmadı bu sözlerin

önüne geleni aforoz etmek çok donanım gerektiren bi özellik değil dostum

bizim milletimiz eskiden beridir çok meraklıdır böle kendi gibi düşünmeyen

onun tarikatından olmayanları aforoz etmeye

çokta şaşırmış değilim tavrınıza

syg,

 

Sen yanlış hatırlıyorsun, hep yanlış, hep yanlış... Neyi doğru söylüyorsun ki... Şu cennetmekan kelimesini senin büyüklerin hiç kullammadı sanki... Seninle anlaşmak zor be kardeşim... Umutsuz bir vakasın... Reyhan kardeşim kadar bilgili ve donanımlı olsan daha ne istersin. Bu mevzuu hakkında bir bilgi, bir belge sunamıyorsun. Bir kaynak gösteremiyorsun. Yazık... Böyle ucuz galibiyetlerle dolu geçmişimiz. Sen pek basit geldin bana.

 

Ayrıca sen mi bana yaklaştın, ben mi sana? Sen yaklaştın da farkında değilsin... Çünkü ben taviz vermedim. Anlattıklarımda çelişki yok. Ama sen bu yaklaşımınla çelişkini ortaya komuş oldun. Senden esaslı bir belge, kaynak gelene kadar, seni dikkate almayacağım...

 

Dua ile...

RO
22.02.2009 17:34
#69

Aaa, koşun çocuklar, mahalleye şebek gelmiş, ahırdan öküz kaçmış, manda söğüt dalından foruma düşmüş, ayı dağdan inip meclise konmuş hanım hey! Tek kişilik hayvanat bahçesi foruma gelmiş, şenlik var heheyyt, şenlik var!

 

Sevgili dostum iyi misin sen sevgili dostum? Eşeğin kulağına suyu kaçırdığının ve fazlasıyla baydığının farkında mısın? Üçer beşer yazıyorsun da ortada hiçbir şey yok hala, hala neden ulu demememiz gerektiğini ortaya iddia olarak atan şahıs kimliğiyle bırak argümanını ispatlamayı, anlatmış bile değilsin. Ağzından bu mevzuda çıkanlar istibdat tekerlemeciliğinden ve döneminin insanlarının karşı çıkışını delil diye kakalamaya çalışmaktan ibaret. Zaten Akif'in üfürdüklerinin papağanlığını yapıyorsun, o kadar. Ulu ve Cennetmekan kelimelerinin etrafında kopardığın yaygaraya bak. Sevgili dostuma batan ne, bu vaveylaya göre batanın hakikaten çaplı bi şey olmasını beklersiniz ama adamın derdi sadece hakiki üstad dediği Akif'in saçma sapan sövdüğü, göklerden kendi seviyesine çekmek için yazdığını itiraf ettiği bir şahsı sadece bir padişahtan ibaret göstermeye çalışırken (o ne demekse!) diğer taraftan vasat Akif'e medhiyeler düzmek. Neymiş efendim Akif'i okumadan o dönem hakkında tam bilgi sahibi olunamazmış, Akifin dini kimliği şairliğinden de ötedeymiş (Yavaş gel de ense tıraşını görsünler)... Senin gibi boş-beleş heriflere kızıp Akif'e beslediğim sevgide gevşemeye gidersem haksızlık etmiş olurum. Hele hele bir Mimar Sinan karşılaştırması var ki, hele bir Aslan Cemalim geyiği var ki, evlere şenlik. Gelip burada ucuz fiyattan entellik taslıyorsun ama için bomboş, ille de istimna yapacaksan defol git kendi banyonda yap, forum def-i hacette için uygun bir yer değil sevgili primitif hayvan. Övgülerinde ve yergilerinde aynen senin yaptığın gibi eşeğin kulağını musluğa dayayan Akif'in mısralarını bile avize komedisi dediğin hakikate karşı ileri sürüyorsun, sonra da ilahlaştırmadan bahsediyorsun. Dikkat et forum enteli, dediğini sen yapıyor olmayasın! Ulu kelimesinde tanrısallık varmış, örnekleri görünce nasıl da çark edip kazı çeviriyor: 'Ay görmediniz mi, hiç bunu insanlar için kullanmamışlar!' Bi git allah aşkına, geri zekalılıkta sınır tanımadın tamam da kaypaklıkta olsun tanı, hadi fazlasını zaten beklemiyorum, da bir gıdım olsun delikanlı ol lan!.

 

Tarihi farklı kaynaklardan okudukça akı karalamaya çalışanların argümanlarını görüp inancımda pekişiyorum, bu yüzden diğer cepheleri incelemekten hoşlanıyorum. Farklı kaynaklar size tanıtılan şahısların öyle olmadığını gösterir geyiğiyle dalmış abi mevzuya. Allah Allah, çok ucuz entellik yapıyorsun be abiciğim. Okuduk merak etme!

 

ya akif değilde sizlerin ulu hakanınız yanlış yapmışsa ne olacak? maalesef hiç bu aklınıza gelmiyor nedense

 

Tersi senin aklına geliyor mu sanki anten? Biz bir insanın haklı olduğuna dair bir kanaat sahibiyiz burada. Bu kanaat de boş beleş bir sevgiden, senin yaptığın Akif sempatizanlığına benzer bir içi boş fanatiklikten ileri gelmiyor merak etme. Sana sadece Abdülhamid'le alakalı okuduğum 11 tane kitabın ismini verebilirim burada. Gelip 'putları yıkıyorum' ucuz kahramanlığıyla artistlik yapıyor, hokkabazlık taslıyorsun. Karşındakileri de kendin gibi cahil sanma Türkçe'den habersiz Türkçe zabıtası!

 

"akif yanlış yapmışta ulu hakanınız herşeyi doğrumu yapmış"

 

Bunu nerenden çıkardığını yazar mısın? Çıkan şeye bakıyorum da iyi zorlamışa benziyorsun, tebrik ederim. Akif sataşırken yanlış yapmış ve dar görüşlü bir hareket ortaya koymuştur. Tarih bunu gösterdi, kendi tavrı bunu ispatladı. Ulu Hakanımız her hareketinde doğru değildir, tıpkı senin çakma üstadın Akif gibi!

 

"asıl konu akif'in yapmış (kimine göre doğru kimine göre yanlış bu ayrı)olduğu eleştiriye muhatab olan şahsın gerçekten bunları hakedip haketmediğinin sorgulanmasıdır.

yani bırakalım bu sözde davos fatihi yalakalıklarını (ki mertçe döneminin rejimini bu denli ağır eleştirmiş bir insandır)"

 

Sorgulanmadığını kim söyledi, illa her başlıkta uzun muhasebelerin tekrarlanıp senin gibi iki üç fırlamanın gönlünün hoş edilmesi mi mesele? Döneminin rejimini mertçe eleştirmek Abdülhamid'e o dönemde sövmekse veya Mısıra kaçmaksa(doğrudur ama mertlik değildir) piyasada korkaktan çok mert vardı demektir. Gördük bu mertleri daha sonra, hepsi miyavlamaya başladı bir vakit. Vatanseverliği, ileri görüşlülüğü, dirayeti meziyetten saymayan şaklaban iş Akif'e gelince nasıl da yalaka kesiliyor. Davos yalakalığı dediğin hadise gerçi yeterince anlatıyor çapını. Mal herif, lağım çukuru seviyeli angut.

 

"burada eleştirilmesi gereken Akif değil Abdülhamit'tir"

 

Waaaaw! Kargaya kılavuzlukta rakip çıktı desenize? Hazret-i rehber yolu gösterdi, dinleyin şu elemanı, saatlerdir bunu söylemek için ıkınıyor da kaale alan çıkmadı, o kadar ki arkadaş artık akli melekelerini kaybetti!

 

"o dönemi iyi kavramak ve o koşulları iyi bilerek, belli bir dönemde yaşamış bir insanı döneminin insanlarının gözünden algılamaya çalışarak doğrusunu yanlışını ortaya koymaya çalışmak bizleri biraz daha doğruya yaklaştırır diye düşünüyorum."

 

Dönemin insanları yeterli bir kriter olabilseydi bugün Hazret-i Peygamber başta olmak üzere pek çok nebiye haşa asi ve kafir diyor olurduk. Kıstas ulvi hakikattir, gerisi adam aklamaya çalışan şair yalakalarının üfürüklerinden ibarettir.

 

"(zamanında onu kimse anlamadı da şimdi kıymeti biliniyor safsatalarınıda bırkalım"

 

Emrin olur abi. Gördüğümüz gerçeği de söylemeyelim, yeter ki gönlün kırılmasın. Canım benim, sevgili dostum.

 

"dostum bakın bu işler bugün ululukla başlar yarın uluhiyete kadar gider (haşa)"

 

Lan ssen sevgili dostum perdesinin arkasıdna ne pislik bi herifmişsin ya, ne (EDIT/NFK-FAN) bi adammışsın be arkadaş! Hakiki üstad dediğin akif'e yarın bir gün Hakk diyeceğini aklımızdan geçiriyor muyuz biz it herif? Bel altına vuruyorsun, orada tehlikeli şeyler var aman diyim, canın acır! Akif'i yalamak için 20 mesajdır dilini oynatıyorsun, ortaya attığın iddialara bak. Bir tekerleme, iki tane kelime zabıtalığı, kocaman bir aptallık. Başka hiçbir şey yok.

 

Nasıl ulu demeyin, sana ne, cümle kurmaktan aciz sefil dil zabıtasına bak hele sen. Sen kimsin lan aziz dostum? Yoksa 'Tanrı Uludur' ulumasındaki ulu kelimesinin manasıyla mı kulllanıldığını zannediyorsun bu kelimenin? Ee ama öyle zannediyorsan bu bizim kabahatimiz değil ki, çalan sen göbek atan sen fahişeliği yapan sen. bir de ayarı aldığı yerlerde de 'Eheeh işte sen iki yüzlüsün, ee bunu tespit ettikten sonra da ben senin yazdığına cevap vermem, kaçıyorum' diyor. Ne kadar zekisin yavru geyik? Cevap vermediğin mesajda Oktay seni benzetmiş olmasın şark kurnazı? Sopayı yeyince geri zekalı taklidi yaparak ya da zaten geri zekalı olduğunu ispatlayarak kaçmaya çalışan birkaç kişi gördüm bugüne kadar, biri de sen oldun, asrın malozu. Oradaki ironiyi iki yüzlülük olarak göstermeye çalışacak kadar geri zekalı, embesil ve kazma bir adammışsın madem, o klavyeyi eline veren kişilerle muhattap olmak gerekir-seninle değil. Efsanevi bir yüzsüzlük bu, tartışmalarda karşılaştığım en geri zekalı insanların bile tenezzül etmeyeceği bir zihin fesadı, bir ahlak seviyesizliği.

 

Efendi baba buyuruyor: İsrail'e toprak satmamak büyüklük değildir! Hassssssbinallah lan! Bunu başka yerde söyleme sevgili arkadaşım, aziz dostum şekerim tamam mı? Normal bi şeymiş, oldu! Dönemin şartlarından ve önerilen paranın osmanlı'ya ait dış borcu kapatacak miktarda olduğundan haberin vardır da çaktırmıyorsundur, maksat açık zaten. Ayrıca devlet satmıyordu bu adam, ufacık bir toprak parçasına karşı Osmanlı'yı o güne kadar yiyip bitiren dış borcun kapatılması ne büyük bir teklifti dönemin şartlarında. Bu düpedüz bir ileri görüşlülüktür ve normal bir insanın gözünden çiftlik kadar toprağın satılmasına bakıldığında bu hareket enayilik olarak dahi görünebilir. Göktekine aşağıdan niye ip atıyorsun ve sırf Akif efendiyi savunmak için bir insanı çamurluyorsun, akıl eremiyor.

 

Ah, misafir girişlerimde keşke konuyu önceden okuyup da dalsaydım. O kadar çok saçmalamış, o kadar fazla öküzlük yapmışsın ki neye nereden başlayacağımı şaşırdım vallahi. En iyisi burada kesmek... Bu istimnaya daha fazla izin verilmeyecektir, kimsenin forumun ortasına tuvaletini yapmasına 'belki çok sıkışmıştı abisi' tahammülünün gösterileceğini sanmıyorum zaten. Bari şunu gönderip şu ana kadar yazdığımı kurtarayım...

 

SG sevgili dostum!

ZU
22.02.2009 17:34
#70

Aslında varya yeminle söylüyorum şu konu hakkında kaale alınıp, yazmaya değer en ufak bir söz, bir iddia yok amma < sinek de küçüktür mide bulandırır> düsturundan hareketle genel çerçevede bişeyler yazmaya kalktık. Boşa vakit kaybettik ama olsun, en azından mide bulantımızı dindiriyoruz.

 

 

Evvela…

 

Tarihi değişik kaynaklardan okumak da neyin nesidir Allah aşkına!.. Ulu Hakan'a kızıl sultan yaftasını yapıştıranlar, bunu ilkokul kitaplarında ders diye okutanlar o adi müfteriler değil midirler ki siz ithamda bulunduğunuz Ulu Hakan'ın iftiraya kurban gittiği kaynakların esas mesnet kabul edilmesi ihtarında bulunuyorsunuz! Size göre değişik kaynak Ulu Hakan'ın kızıl sultan olarak belletilmeye çalışıldığı tuvalet kağıdı müsvettelerinden ibarettir, zahir; inkara yeltenmeyin. O halde değişik olmayan yani sıradan olan kaynaklar da Sultan'ın hakkını veren kaynaklardır. Öyle bir söylemişsiniz ki duyan da yüz yıllardır Sultan'ı öven yayınlar var, Sultan'ı itham eden kaynaklar ise "değişik" olabilecek kadar yeni, pirüpak ve kayda değer eserler. Ya hu el-insaf, kıl kadar izan sahibiysen Sultan hakkında müspet fikirler içeren kaynakların ne zamandan beri basıldığı ve çoğaldığını tefekkür edersin. Keşke "değişik"ten kastını açıkça, yüreklice dile getirebilseydin. Ne gezer çölde portakal ağacı!Esasen değişik olmakla nitelendirilebilecek olan kaynaklar Hakan'ın "kızıl" yaftasını yediği değil de "ulu" sıfatının bütün şeniyet, asalet ve ihtişamı ile özüne irca ettiği eserlerdir. On yıllarca okul kitaplarında ders diye okutulan safsatalara "değişik kaynak" hükmünü basan siz pek kıymetli leh kırması aziz dostum pomak22; Yahudi öncülüğündeki batı tezgahını hakikat diye anlatan kaynaklara itibar edebilecek kadar şuursuz, seviyesiz, seciyesiz ve hüviyetsizsiniz.

 

Yazınızı bir daha okuma zahmetine katlanırsanız kendi söylediklerinizle çeliştiğinizin farkına varır, peşin hükümlerinize müsavi kaynakların hakikati göstermede yegane muteber olduğuna varmak gibi çapraşık ve absürt hükümlerinizle karşılaşırsınız. Ki bunun esbab-ı mucibesi ,yukarıda da işaret ettiğim gibi, sizin "değişik kaynak" tan algılamayı başarabilidiğiniz malum kaynaklardan mütevellit...

 

Doğru tarihi kaynak… Kime göre doğru tarihi kaynak, neye göre doğru tarihi kaynak? İnsan, sözüne itibar ettiği kimselerin eserlerini doğru diyerek okur. Dolayısı ile bir kişinin saf tarihi gerçeği yakalamasının envai çeşit kaynağı okumaktan geçtiğini iddia etmek abeslerin şeyh-ü şahı olduğu gibi düpedüz hokkabazlık da olur. Zaten bu muhal bir durum. Şimdi siz Sultan’ı “müstebit, kızıl, korkak, sıradan”gibi sıfatlarla anarken bu yargılara varmak için kaç değişik kaynaktan istifade ettiniz söyleyin bakalım. Bu kaynakları bu ortamda teşhir edebilecek kadar ve bu “değişik” kaynaklardan nasıl doğru olanlarını ayıkladığınızı anlatabilecek kadar cesur musunuz? Görelim.

 

 

Akif, pek çok kişi gibi Sultan Hamid’i anlayamamış, içerisinde bulunulan ahval ve şeraitin muhasebesini yaparken yanlışa düşmüş ve Ulu Hakan’ı mertçe değil, tamamen haksız ve cahilce eleştirmiştir. Akif’in buradaki cesurluğu gelse gelse cahilliğinden ileri gelir ki bu cesurluğun kıymeti, tırmanmak yerine kuyu kazmak gibidir. Akif’in yanlışı zaman içerisinde daha da belirgin hatta tamamen açık bir vaziyette su yüzüne çıkmıştır. Bu gerçeği Akif de görmüş olmasına rağmen sadece gelenin gideni aratması sebebiyle hayıflanmış, arkasında kabahatinin, nedametinin ve özrünün vesikası olabilecek bir şey bırakmamıştır. İç siyasette temel prensiplerini; memleketi zararlı fikir ve düşüncelerden arındırmak, halkın cehaletten kurtulmasını temin etmek, Batı’nın ilim ve tekniğini alırken halkını yine oradan gelebilecek batıl yaşam tarzından muhafaza etmek ve milli-manevi değerlerine sımsıkı bağlı insanlar yetiştirerek Osmanlı Devleti’ni eski ihtişamına kavuşturmak üzerine bina eden Sultan Hamid’in dış siyaseti ise ibretlik mikyasta takdire şayandır. Sultan, devletin içerden ve dışarıdan kıskaca alındığı puslu bir zamanda kumandaya geçmiş olmasına rağmen dış siyasette de dehasını ispatlamış; emperyal güçleri tezata düşürmek rekabete sürüklemek ve aralarını açmak, onları en mahrem noktalarından kavrayarak hezimete uğratmak, nefesi sıkışan Osmanlı’ya rahat nefes aldırmak ve onu kurtarmanın çarelerini aramak, “halifelik” sıfatını azami derecede değerlendirebilmek adına Doğuyu da kontol etmek, İslamiyet’in yayılması için Hindistan ve Japonya’ya kadar İslam alimleri ve Kur’an-ı Kerim’ler göndermek gibi her biri birbirinden ehemmiyetli ve kıymetli pek çok işe imza atmıştır. Sizin okuduğunuz o değişik kaynaklar(!) bilemem bunlardan bahis açar mı! Sahi yaa kaç değişik kaynakla vardığınız yargıları burada çemkiriyorsunuz, hala cevap gelmedi.

 

 

Eleştiri yaparken de tarihsel davranmalıyız demişsiniz. Yani o devri görmüş bir kişinin, yani Akif’in söyledikleri eleştiride tarihsel davranmanın yolu. Acaba?.. Düşünün bakalım aziz dostum, aynı devirde yaşamış olan herkes acaba Sultan’ı tenkit mi etmiştir! Kaldı ki benim terazimde bir devri yaşarken tenkit eden birinin söyledikleri, aynı devri yaşarken tenkit etmiş fakat sonradan gerçeği görmüş (Rıza Tevfik gibi) kişilerin söylediklerinden yükte de pahada da daha hafiftir.

 

Evet, hayat zıt kutuplar arasındaki ahenkten doğar, fakat bu meselenin bununla bir ilgisi yok. Yani kaynakların doğrusunu bulmanın yolu her türlü kaynağı taramaktan ya da yanlışları ayıklamaktan geçmez. Bu noktada Üstad’ın felsefeye dair görüşleri aklıma gelmişken belirteyim: “ Felsefe hakikati başıboş arama sistemidir. İslam’da ise bağlı hakikat vardır!..Hakikate bağlandıktan sonra serbest çıkış yoktur.” İşte bütün mesele…Siz doğruya ulaşmanın yegane metodunun her türlü kaynağı taramaktan, hakikati başıboş aramaktan geçtiğini öne sürüyorsunuz. Halbu ki biz; hakikate sıkı sıkıya bağlandıktan sonra sadece ne kadar batılın varolduğunu görmek ve göstermek için yanlışları da araştırabiliriz. Öss’ de siz yanlışları ispatlarak mı doğru şıkkı işaretlersiniz yoksa direkt doğruyu bulup geçer misiniz? Herhalde yanlışları ispata kalkmak salaklık olur.

 

Sultan Abdülhamid’in “Ulu” sıfatına mazhar olmasına müsebbip o kadar fazla şey vardır ki biz yazmakla bitiremeyiz siz de okumakla bitiremezsiniz. Bunların anahtarlarını yukarda verdik, isteyen gider değişik kaynaklardan takip eder. Tarihe değişik kaynaklardan bakarak “doğru” yu bulduğunu iddia eden aziz dostum Pomak’ın Ulu Hakan hakkındaki bilgisi yok denecek kadar az bile değildir çünkü bildikleri ya da bildiğini iddia ettikleri tamamen sağdan soldan aparılmış yanlış-yunluş birkaç malümattan öteye varamaz. Akif hakkında da bilgi sahibi değildir sanıyorum. Eğer öyle olmasaydı metafor kardeşimin sorduklarına cevap verirdi. Müfteri sıfatını göğsünü gere gere ve chp’li kitapsızlar gibi umursamaz bir eda ile taşıyan pomak22 burada zikredilemeyecek daha başka birçok habis sıfata layıktır. Bu mekana gelmesinin tek sebebi ortalığı karştırmak, zihinleri bulandırmak, haklı mı haksız mı olduğunu düşünmeden mal gibi tartışmaktır, asla ve asla bir malümat sahibi olmak, bilgi edinmek için buraya gelmemiştir. Hani kaza yapacağından emin olan şoför gözlerini kapatır da kaderine razı olurcasına bir teslimiyet içerisine girer ya, bununki de o hesap. Gözlerini yummuş, kulaklarını tıkamış suratındaki acı bir tebessümle toslayacağı yere doğru gidiyor.

 

Hakan’ın Yıldız’dan çıkmadığını ahanda bu sayfadan öğrenen ve buna dair yine bu sayfada bilgi verilmiş olmasına rağmen, bizim acemi bülbül Akif’ten duydugu aslını astarını bilmediği bu ithamı birkez daha diline dolamakla ancak cahilliğini ve acizliğini ispatlar. Biz diğer güzel işler yapmış padişahlarımızı da severiz, bir Yavuz’u bir Fatih’i ululuk mevkiinde görürüz. Ancak, Sultan Hamid gerek hakkında üfürülenler, gerek Sultan’ın başa geçtiği o devirde devletin içinde bulunduğu durum ve gerekse üstün kişiliği ve dehasıyla daha fazla alaka gösterdiğimiz bir padişahtır. Sizin Ulu Hakan’ı tarihimizde yer alan sıradan bir padişah olarak görmeniz onun Ululuğuna mani teşkil etmez. Güzel bir nesne bir kişiye çirkin görünüyorsa burada ne güzelin bir hatası vardır ne de güzel kıymetinden bir şey kaybeder. Güzel güzeldir, hata ise şaşı bakandadır.

He sizin deyiminizle sıradan olan padişahlar yok mudur? Tabiî ki vardır.

Ulu Hakan döneminde yaşamış milyonlar vardır O’na rahmet okumuş olan ama o dönemde yaşayan hiç kimse an itibarıyla Ulu Hakan’a rahmet okuyamazlar zira (1-2 kişi vardır) toprağın üstünde değillerdir. Ya yılları karıştırıyosunuz ya da kişileri. Erken bunama… Çok yazık!

 

Şu maddeli kısımlara geçelim:

1. Eşşoleşşekliğin lüzumu yok. 33 sene kanla memleketi idare etmiştir diyen ebenmiydi. Ayrıca senin zaman ve mekan, ahval ve şerait algısı noktasından da ihmale gelmeyecek kadar mühim sıkıntıların var. Hem biz Hakan’a despot filan demiyoruz, Hakan gereği neyse onu yapmıştır diyoruz. Oktay’ın da dediği gibi bir operatör hassaslığı ile.

2. Kalaslığın lüzumu da yok. Söylediğin söz dam üstünde kereste vur beline baltayı kabilinden saçmalığın dik alası nevinden bişey olmuş. Ulu kelimesi; yüce, erdem bakımından büyük demektir. Bunun bir insana atfen kullanılmasında da herhangi bir sakınca yoktur. Sen o kelimeyi sadece peygamberlere atfen kullanılır zannediyorsan o da senin kazmalığın.

3.Hadis-i Şeriflere Emevi uydurması felsefeler diyebilecek kadar cozutman hal-i pür melalinin apaçık bir göstergesi. Allah muhafaza. Hadis-i Şerif’lerin uydurma olduğunu iddia ediyorsan ispatla o zaman. Kaldı ki Hadis’lerde dini açıdan kesin yasak olan bir şey sizden istenmediği sürece, size kötü ve yanlış bir uygulama gibi gelen yönetici faaliyetlerine boyun eğin manası vardır. Buradaki incelik de bölünmeye mani olmaktan ileri gelir. Tabi siz anlayamazsınız.

4. Hanzoluğun hiç yeri değil. Anlatılanlar fıkra değil yaşanmış olaylardır. Tabi siz o değişik kaynaklarda bunlara rastlayamadınız. Anlıyorum. Sultan kendi mülkü olan bir arazinin (Filistin topraklarından küçük bir arazi) satılmasına karşılık tüm dış borçlarının silineceği vaadinde bulunan yahudiye mukabelesindeki azamet ve cesareti müşahade edememek de ayrı bir hayvani istidattır. Tabi bu sadece bir örnek.

 

5-6. Yahudi ve İngiliz oyunları her dönemde mevcutmuş. Peki her dönemde sizin o oyunlara mukavemet gösterebilme kabiliyetiniz ve o oyunların kesiflik derecesi aynı mıdır? İşte siz meselelere sathi yaklaşan, düşüncelerini dar bir alana hapseden, ufku dar, bakışı sığ, gözü kör, dimağı çorak, fikri kıt, zikri alçak, şahsiyeti çukur, insanlığı bitik, hüviyeti belirsiz bir emsalsiniz ve bizim şükrümüzü, mesruriyetimizi artırmanız bakımından pek kıymetli ve kayda değersiniz.

 

Utanmazsan Sultan’ın siyasetine de laf at. Esasen yukarda pek çok yerde siyasetinin de kayda değer bir yanı olmadığını söylemişsin ama Alman Şansolyesinden utanmışsın galiba azıcık da olsa. Sultan’ın siyaseti üniversitelerde ders diye okutulması gereken deha tezahürüdür. Şimdi anlatmaya kalksak ciltlere sığmaz.

 

Ulu orta ululamaların sonu uluhiyete gidermiş. Pü Allah cezanı vermesin. Bunu herhalde Laf olsun torba dolsun kabilinden söyledin. Hani ulu, ululamak, uluhiyet hep ulu kökünden geliyor ya şiir yazmış benim aziz dostum . Cinaslı şiir… Aaa aziz dedim. Buradan da uluhiyete yol var mı hocam?

 

Bundan sonraki iddialar hep aynı minvalde, hep nakarat cinsinden. Akif, ululuk, cennet-mekan… vs. Ulu Hakan 2. Abdülhamid Han Hazretleri yaptıkları ile de zatı ile de “Ulu” dur. Akif başka meselelerde olduğu gibi bu konuda da yanılmıştır. Ölülerimizi hayırla yad etme mevzuu ise bize has, külürümüzün, dinimizin, anlayışımızın bir gereğidir. Gerçi bu konuda da saptırmalar söz konusu olabiliyor bazen. Mevzuyla alakası olmamasına rağmen buu noktadaki Üstad’ın yerinde tespitini alıntılayalım:

 

Evet, şimdi çok enteresan bir noktaya geldik. Bu bahsettiğimiz devirlerin birçok kahramanı şimdi toprağın altında... Ve bizde bir kaide var, bir kanun:

«— Ölüleri hayır ile yâdediniz!»

Bunu dalâlet diyalektiği her zaman karşımıza çıkarır. Bu mu İslâm ahlâkı?..

Cevap; öğrenin!.. Ceplerinize koyun hikmeti ve mukabele edin:

— Bu Hadis «ölülerinizi hayr ile yâdedin!» Hadîsidir. Ölüleri değil!.. Ve bizim, bugün şu gördüğünüz manzarayı başımıza getiren hiçbir sağ ile alâkamız yoktur!.. Bütün intikamımız ölülerdendir!..

 

Hülasa, sitemize ortalığı karıştırmak için gelmiş bulunan saygıdeğer pomak22 biladerimi tatmin etmeye çalıştım. Umuyorum ki başarılı olmuşumdur. Daha yazacak çok şeyim vardı fakat okunması zor olur diye yazmıyorum. Daha sitenin kime atfen hazırlandığını bile bilmeden gelip forumun ortasına pisleme ihtiyacı hisseden bir kişiye son olarak apıştırıcı ve şoka sokucu bir söz ile yazımı noktalıyorum:

 

 

(EDIT/NFK-Fan)

 

Saygına da, selamına da…

ME
22.02.2009 17:50
#71

Değerli kullanıcılarımız,

 

Meselenin yeterince uzadıgını ve gelişmelerin git gide çığrından çıktıgını görüyorum. Elbette ki insanlar kendi görüşlerini ifade edecektir fakat bu bir inatla devam ettirilmemeli ve karşı taraf bu kadar tahrik edilmemelidir. Üslûplar itidali kaybetti. Bu kadar uzatilan meselenin aslına dair pek bir şey de yazılmamaya başlandı. Bir ilerleme görülmeyen konuyu açık tutmanın bu noktada iyi olmayacağına karar verdik. Konu kilitlenmiştir. Pomak22, ve Zulkarneyn nickli kullanıcılar bir ay süreyle forumdan uzaklaştırılmış, Roxio nickli kullanıcımız ise atılmıştır.

 

Selametle.