Abdurrahim Karakoç

Başlatan: sevdayolcusu Tarih: 13.06.2006 15:27 Cevap: 84

SE
13.06.2006 15:27
#1

Bebeğe Çağrı

 

Soyguncu soysun da, vurguncu vursun

Sen ana karnında boşa durursun

Doksan günde çık gel dokuz ay dursun

 

Doğmaya gayret et, doğmaya bebek

Sonra geç kalırsın yağmaya bebek

 

Üçkağıtçı düzen geçip gitmeden

Her ocakta üç- beş baykuş ötmeden

Çabuk " Devlet malı deniz" bitmeden

 

Doğmaya gayret et, doğmaya bebek

Sonra geç kalırsın yağmaya bebek

 

Makam armağandır, koltuk hediye

Muhkem ilamlar var " rüşvet ye" diye

Ne diye beklersin söyle ne diye?

 

Doğmaya gayret et doğmaya bebek

Sonra geç kalırsın yağmaya bebek

 

Göz kırpınca sıfırı çok sayılar

Zirveye tırmandı topal ayılar

Yağcı yeğen arar haydut dayılar

 

Doğmaya gayret et doğmaya bebek

Sonra geç kalırsın yağmaya bebek

 

Artık banka soymak basit eğlence

Günde milyar hiçtir " yurtsever genc" e(!)

Dünyaya duhül et, gel biraz önce

 

Doğmaya gayret et dogmaya bebek

Sonra geç kalırsın yağmaya bebek

 

Tez çık, haram süt bul, beleş kundak bul

Yalancılık mübah, yüzsüzlük makbul

Hukuksal açıdan bir " olanak" bul

 

Doğmaya gayret et doğmaya bebek

Sonra geç kalırsın yağmaya bebek

 

Adi ekranlarda iğrenç yüzü gör

Halkı tiksindiren bir kof dizi gör

Önce onları gör, sonra bizi gör

 

Doğmaya gayret et doğmaya bebek

Sonra geç kalirsin yağmaya bebek

 

 

 

Abdurrahim Karakoç

IS
16.06.2006 19:04
#2

günümüzde yaşanan olayları çok güzel anlatan bir şiir umarım eski kimliğimize geri döneriz biz böyle bir toplum değildik...paylaştığınız için tşk..

DA
20.06.2006 09:19
#3

Gönül tezgahında şiir dokudum

İplik iplik nakışında sen varsın

Aşk yolunun kanunu okudum

Madde madde yokuşunda sen varsın

 

Fikir vadisinden bir ırmak geçer

Eğilir serviler suyundan içer

Bağrında ay doğar zambaklar açar

Sessiz sessiz akışında sen varsın

 

Öz suyusun hayat denen şişenin

Nedenisin keder ile neşenin

Sevda cephesinde şehit düşenin

Donuk donuk bakışında sen varsın

 

Hep senin renginde görünür bahar

Yaprakta yeşilin gülde kokun var

Yama yama kalbimdeki yaralar

Sıra sıra dikişinde sen varsın

 

Gidip de yorulma çok uzaklara

Sen-seni gel benim içimde ara...

Umut güneşimin mor bulutlara

Girip girip çıkışında sen varsın

Şair : Abdurrahim Karakoç

IS
20.06.2006 22:22
#4

çok güzel bir şiir paylaştığınız için tşk..

SE
27.06.2006 13:02
#5

Yol üstünde biten çalı

Bu dünya kimin dünyası?

Ak çiçekli ayva dalı

Bu dünya kimin dünyası?

 

Gediklerde esen poyraz,

Yaprakları dalda koymaz

Gözler doysa gönül doymaz

Bu dünya kimin dünyası?

 

Her gün eski her gün yeni

Tükenmez gidip geleni

Canevimden vurdu beni

Bu dünya kimin dünyası?

 

Kar yağar kaybolur izler

Her nakış binbir sır gizler

Ufuklara dalan gözler

Bu dünya kimin dünyası?

 

Toprak basar kucağına

Güneş çeker sıcağına

Atar derdin ocağına...

Bu dünya kimin dünyası?

 

 

Abdurrahim Karakoç

IS
25.07.2006 23:13
#6

50. yıl hesabı

 

Bağladım nefsimi zincir yulara

Dünyayı duvara astım gel de gör

Rahatı huzuru attım kenara

Çileyi bağrıma bastım gel de gör

 

Yürüdüm sel oldum, durdum göl oldum

Mazluma, mağdura kıvrak dil oldum

Zulüm sıcağında serin yel oldum

Yürekten yürege estim gel de gör.

 

Sonu hatırladım, ilki duyunca,

Kula kul olmadım ömür boyunca!

Hakkın zehirini içtim doyunca

Batılın balina kustum gel de gör.

 

Ülfetim olmadı iriler ile

Ağıla girmedim sürüler ile;

Ölümden korkmayan diriler ile

Selamı, sabahı kestim gel de gör.

 

Aşk ceylanı emzirince sütünü

Taşa çalıp, kırdım benlik putunu

Düşmanımdır inkarcının bütünü

Allah dostlarıdır dostum gel de gör.

 

Bazı kötülüğü kovdum elimle

Bazı kötülüğü yerdim dilimle

Gücüm yetmeyince kendi halimle

Haksıza buğzettim, küstüm gel de gör.

 

Çıkar için laf davulu çalmadım

Hiçbir yerden makam, rutbe almadım

Bildimse söyledim, korkak olmadım

Bilmediğim yerde sustum gel de gör.

 

 

Abdurrahim Karakoç

SE
29.08.2006 13:20
#7

s.a kardeş paylaşımın için ALLAH razı olsun.şiire gelirsek bir Abdürrahim Karakoç klasiği sade,öz ve etkili

GU
08.12.2006 16:27
#8

BEŞİNCİ MEVSİM

 

 

 

Düştü can evime dördüncü cemre

 

Dünyayı üçüncü gözümle gördüm.

 

Dört yüz seksen beş gün çekti bir sene

 

On altıncı aya takvimsiz girdim.

 

 

 

Aynalara baktım korku gösterdi

 

Saatler her sabah kırkı gösterdi

 

Namlular, nişanlar Türk'ü gösterdi

 

Hayatım boyunca hedefte durdum.

 

 

 

Gül sundum yediler, koklamadılar

 

Armağan can verdim saklamadılar

 

Gittim... gelir diye beklemediler

 

Kaybolan gölgemi yollara sordum.

 

 

 

Getirdim yanıma ay'ı bir karış

 

Ölçtüm ki dağların boyu bir karış

 

Şehiri bir adım, köyü bir karış

 

Damlada denizdir en küçük derdim.

 

 

 

Savurdum, eledim, seçtim zamanı

 

Yaprak yaprak, tel tel açtım zamanı

 

Haftada üç asır geçtim zamanı

 

Nereye gittimse zamansız vardım.

 

 

 

Yırtıldı ruhlara çizdiğim resim

 

Yazık, kulaklara sığmadı sesim

 

Yaşadığım şimdi beşinci mevsim

 

Çağın çilesini sırtıma sardım

RE
08.06.2007 21:14
#9

BAYRAMLAR BAYRAM OLA - 1

 

 

 

Güneş yükselmeden kuşluk yerine

 

Bir adam camiden döndü evine

 

Oturdu sessizce yer minderine

 

 

 

Kızı “Bayram” dedi, yalın ayaklı

 

Adam “Bayram” dedi, tam ağlamaklı..

 

 

 

Eli öpüldükçe içi burkuldu

 

Konuşmak istedi, dili tutuldu

 

Güç belâ ağzından bir “off! ” kurtuldu

 

 

 

Oğlu “Bayram” dedi, sırtı yamalı

 

Adam “he ya” dedi, gözü kapalı..

 

 

 

Düşündü kış yakın, evde odun yok

 

Tenekede yağ yok, çuvalda un yok

 

Yok yoka karışmış; tuz yok, sabun yok

 

 

 

Avrat “Bayram” dedi, eğdi başını

 

Adam “evet” dedi, sıktı dişini..

 

 

 

Çalışsa ne iş var, ne cepte para

 

Dağ oldu içinde büyüyen yara

 

Dikti gözlerini karşı duvara

 

 

 

Takvim “Bayram” dedi, silindi yazı

 

Adam “öyle” dedi, bağrında sızı..

 

 

 

Döndürse yönünü herhangi dosta

 

Yaralı, gariban, dul, yetim, hasta

 

Aylar, yıllar, günler erirken yasta

 

 

 

Yer-gök “Bayram” dedi, ağzını açtı

 

Adam “Bayram” dedi, evinden kaçtı..

KU
04.07.2007 14:22
#10

UNUTMA BACIM

 

 

Türksün, Müslümansın; dahası var mı?

Unutma bunları aman ha bacım.

Senin ak yüzünden ak olmamalı

Dağda kar, külekte ayran ha bacım.

 

 

Bir kocan olmalı, bir evin senin;

Artsın, eksilmesin şerefin senin;

Barışta annelik görevin senin,

Savaşta silâha davran ha bacım.

 

 

Hak yolun yolcusu kalmaz arkada;

Gücünü, gönlünü ülküye ada.

Yaşamak ne kadar hakkımızsa da,

Canımız Türklüğe kurban ha bacım.

 

 

Donsuz “yıldız”ları edinme örnek,

Kırk sandığa sığmaz bir kirli gömlek.

“Namus için” diyor en kutsal ölmek;

Ceddinin yazdığı ferman ha bacım.

 

 

Eskiyi, yeniyi bırak bir yana;

Her şeyin iyisin, doğrusun ara.

Uyma köksüzlere, olma maskara;

Aman ha, aman ha, aman ha bacım.

 

ABDURRAHİM KARAKOÇ

SE
04.07.2007 15:32
#11

ELHAMDÜLİLLAH

Bu nimetin şuurunda olmaya çalışıyoruz.

 

"Namus için en kutsal ölmek"

 

Bu dizeyi okuyunca namuslarına helal gelmesin diye kendini uçurumdan aşağı atan Şeyh Şamil'in ailesi geldi aklıma

AT
13.07.2007 15:06
#12

HAK YOL İSLAM YAZACAĞIZ

Kör dünyanın göbeğine

Hak yol İslam yazacağız...

Kuşların gözbebeğine

Hak yol İslam yazacağız...

***

Yola,ağaca,pınara

Esen yele,yağan kara

Yağmur yüklü bulutlara

Hak yol İslam yazacağız...

***

Koç burcuna yay burcuna

Bebeklerin avucuna

Minarelerin ucuna

Hak yol İslam yazacağız...

***

Bucak bucak,köşe köşe

Kara taşa,kor ateşe

Yıldıza,aya,güneşe

Hak yol İslam yazacağız...

***

Askerlerin miğferine

Kağnıların tekerine

Keferenin heykeline

Hak yol İslam yazacağız...

***

Her kapının eşiğine

Her sofranın kaşığına

Balaların beşiğine

Hak yol İslam yazacağız...

***

Herkes duyacak,bilecek

Saklanmaz gayri bu gerçek

Yaprak yaprak,çiçek çiçek

Hak yol İslam yazacağız...

 

Abdurrahim Karakoç

sanırım yıllar sonra arıdna ülkücü gençlikte şöyle bi dörtlük eklemiş yanılmıyorsam

 

Dervişlerin asasına

Memurların masasına

Türk'ün anayasasına

HAKyol islam yazacağız

AB
30.07.2007 18:52
#13

GERDANLIK

 

Anlamaz maymun nesli,tarih ne,mazi nedir

Sorsanız cevap çıkmaz,şehit kim,gazi nedir

İnkarda erimenin farkında olanı yok

Cehalet,cahil için bitmez bir hazinedir...

NE
14.08.2007 16:48
#14

SEN

 

Sen: Çamlı dağlardan ağaran şafak...

 

Sen: Duru göllerin nilüferisin.

 

Sen: Engin ovada sararan başak...

 

Sen: Umut kaynağı, alın terisin.

 

 

 

Sen: Gökte yıldızsın, uykularda düş...

 

Sen: Yeşil ekinsin, sen beyaz gümüş..

 

Sen: Mavi denizsin sise bürünmüş...

 

Sen: Sevda sırrının düğümlerisin.

 

 

 

Sen: Her güzelliğin canlı sergisi

 

Sen: Kalb yarasının em'i, sargısı...

 

Sen: Benim dileğim, Hakk'ın vergisi..

 

Sen: Gönlümde saplı aşk hançerisin.

 

 

 

Sen: Koyu gölgesin yaz sıcağında

 

Sen: Olgun meyvesin dal kucağında

 

Sen: Korsun, alevsin aşk ocağında

 

Sen: Gadir Allah'ın şaheserisin.

 

 

 

Sen: 'Ben'sin, gel gör ki ben 'sen' değilim

 

Sen: Benim düşüncem, ruhum ve dilim

 

Sen: Benim gözlerim, ayağım, elim...

 

Emin ol, sen bana benden berisin.

FU
06.09.2007 12:36
#15

Abdürrahim Karakoç'un birçok şiir kitabını okudum.. Ama umumiyetle şiirleri beni çok etkilemedi.. Ama bazıları gerçekten çok etkileyici ve güzel..

GE
08.09.2007 21:43
#16

BEBEĞE İHTAR

 

.....

 

Arı peteğinde ağulu bal var

Kaçıp kurtulmaya ne yön, ne yol var

Sıkıver dişini, annene yalvar

Buradan rahattır orda beklemek

Beş sene dolmadan doğma ha bebek.

 

Kurtlar sülük oldu, sıyrıldı posttan

Kaçan kurtuluyor, ahbaptan dosttan

Değişti bahçıvan, bozuldu bostan,

Hıyarlar acıdır, karpuzlar kelek

Beş sene dolmadan doğma ha bebek.

 

Vaziyet bambaşka vaziyet oldu

Yaşamak işkence, eziyet oldu

Dalkavukluk üstün meziyet oldu.

Sanatkârlar sansar, dâhiler şebek

Sözümü dinlersen hiç doğma bebek.

MU
31.10.2007 20:59
#17

MİNİ ETEKLİ KIZLARA

Etek topukta olur seninki ta baldırda

Belli ar'ı namusu unutmuşsun bıldırda

Baban traş olurken baksın ayna yerine

Hele sen şu mereti biraz daha kaldır da

YU
18.11.2007 22:13
#18

BİR GÜZEL ÜLKÜ

 

 

 

Yüreklerde kök bağlayıp yaşayan

 

Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

 

'Ezel'den 'Ebed'e müjde taşıyan

 

Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

 

 

 

Yesi'deki kutsal aşkın mayası

 

Malazgirt'te Alparslan'ın rüyası

 

Söğüt'teki has kilimin boyası

 

Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

 

 

 

Yunuslayın 'Et-kemiğe bürünen'

 

Selim ruhta Yavuz serdar görünen

 

Şems misali cümle kirden arınan

 

Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

 

 

 

Bedenlerde Koç Köroğlu yüreği

 

Debreştikçe yakın eyler ırağı

 

İman kalesinin bayrak direği

 

Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

 

 

 

Riya duygusuyla dolup taşmamış

 

İlimden, irfandan uzaklaşmamış

 

Benlik çamuruna ayak basmamış

 

Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

 

 

 

Dedem Korkut töresiyle töreli

 

Edep, ahlâk, sevgi, saygı sıralı

 

Kırk yıl önce.. aklım erdi ereli

 

Bir güzel ülküdür günül verdiğim.

 

 

 

Her kapıda bir hesaba girmeyen

 

İnancından zerre taviz vermeyen

 

Dost alnına kara leke sürmeyen

 

Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

 

 

 

Mazlumun yoldaşı, zalimin hasmı

 

Kendine put yapmaz heykeli, resmi

 

Hak'tır, adalettir, rahmettir ismi

 

Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

 

 

 

Bu ülkü candadır, sokakta yatmaz

 

Güneştir.. bir doğdu, bir daha batmaz

 

Menfaat uğruna kimseyi satmaz

 

Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

 

 

 

Şiddeti, kavgası, kanı olmayan

 

İçinde öfkesi, kini olmayan

 

Sonsuza uzanan, sonu olmayan

 

Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

 

 

 

Bedir’den Bizans’a akıp gelen o

 

Küfür setlerini yıkıp gelen o

 

İlâhî kaynaktan çıkıp gelen o

 

Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

 

 

 

Sinan'da estetik, Itrî'de ahenk

 

Sebillerde hayat, kubbelerde renk

 

Mevlânâ'da ilim, Barbaros'ta cenk

 

Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

 

 

 

Nizâm-ı Âlem'dir, Hakk'ın sözü bu

 

Söylediğim cümle.. sözün özü bu

 

Tek damlada umman eyler bizi bu

 

Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

 

 

 

Ülkü demek makam, mevki, taç değil,

 

Ülkü demek totem, sembol, haç değil

 

Kul icadı kof ilkeler hiç değil,

 

Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

 

 

 

Taze filiz vermiş Edebali’yle

 

Çiçeklenmiş Hacı Bayram Veli’yle

 

Ulubatlı Hasan’daki hâliyle

 

Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

 

 

 

Şehitlerin kanlarıyla ıslanan

 

Destan olup Mavera’dan seslenen

 

Atıf'larla Said'lerle beslenen

 

Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

 

 

 

Türk'e ihsan olmuş “Kavm-i Necip”lik

 

Boş hayâldir bu şerefe rakiplik

 

Hayatlar gergeftir, ameller iplik

 

Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

 

 

 

Ne yazdımsa inanç, ahlâk, örf ile

 

Postaladım gönül denen zarf ile

 

Anlatılmaz yirmi dokuz harf ile,

 

Bir güzel ülküdür gönül verdiğim

 

 

 

ABDÜRRAHİM KARAKOÇ

 

 

Allah(c.c) kalemini daha keskin eylesin.

ED
17.12.2007 22:48
#19

BAYRAMLAR BAYRAM OLA -2

 

Ana, bu bayram mı? . Aman çok ayıp

Çocukken gördüğüm bayramlar hani?

Mübarek elleri öpüp, koklayıp

Yüzüme sürdüğüm bayramlar hani?

 

Hani ya o özlem, hani ya o tad?

Ne dışım kaygusuz, ne içim rahat

Haftalar öncesi her gün, her saat

Babamdan sorduğum bayramlar hani?

 

Nur yağan geceler, gündüzler nerde?

Neşe paylaştığım öksüzler nerde?

Dost yollar, dost evler, dost yüzler nerde?

Huzura erdiğim bayramlar hani?

 

Kar çiçeğim solmuş kar yatağında

Can verir ırmağın dar yatağında

Arife gecesi yer yatağında

Üstüme serdiğim bayramlar hani?

 

Bayram demek takvimdeki yazı mı?

Bayram hasret, bayram ağrı, sızı mı?

Açıp yüreğimi, yumup gözümü

Özüne girdiğim bayramlar hani?

 

Bayram af günüdür, barış günüdür

Bayramlar rahmete giriş günüdür

Bayram, Hak menzile varış günüdür

Gönlümü verdiğim bayramlar hani?

 

ABDURRAHİM KARAKOÇ

ED
17.12.2007 22:50
#20

ANADOLU SEVGİSİ

 

Sen bizim dağları bilmezsin gülüm,

Hele boz dumanlar çekilsin de gör.

Her haftası bayram,her günü düğün,

Hele yaylalara çıkılsın da gör.

 

Bilmezsin ovalar nasıldır bizde;

Kağnılar yollarda,yoncalar dizde...

Saydıklarım damla değil denizde,

Hele bir ekinler ekilsin de gör.

 

Görmedin sen bizim mavi suları,

Karlar eriyince kırar yuları...

Köpük olur beyaz,sel olur sarı;

Hele taştan taşa dökülsün de gör.

 

Sen bizim köyleri görmedin ki hiç,

Yolları toz,çamur,evleri kerpiç.

O kirli kabukta,o en temiz iç;

Hele bir yakından bakılsın da gör.

 

Anlamaz,bilmezsin sen bizim halkı,

Sevgiyi bulasın,yakına gel ki...

Kalıplar gerçeği göstermez belki

Gönül perdeleri sökülsün de gör.

 

ABDURRAHİM KARAKOÇ

PU
17.12.2007 23:50
#21

Allah razı olsun kardeşim...

YU
20.12.2007 00:41
#22

Bayramlar Bayram Ola - 5

 

Giden Bayramlardan almadık bir tad

Gardaş bu senenin bayramı nasıl?

Şenay’larda bayram her gün, her saat

Elif’in, Döne’nin bayramı nasıl?

 

İçinde boğulduk derdin, acının

Uykusu bitmedi şeyhin, hacının

Üç gardaşı şehit veren bacının

Oğulsuz ananın bayramı nasıl?

 

Neşe topuğumda, elem boyumda

Sen çoğunu anla, ben az deyim de

Kim öldü, kim kaldı garip köyümde

Ya bizim hanenin bayramı nasıl?

 

Dert deşmek değildir gayem, niyetim

Düşündükçe sızlar kemiğim, etim

Gelini dul kalmış, torunu yetim

Ak saçlı ninenin bayramı nasıl?

 

Hangi eller sürer suçluyu suça

Güdümlü başların destesi kaça

Kimler zorlanıyor gönülsüz göçe

Boş kalan binanın bayramı nasıl?

 

İşkence altında ezilir canlar

Masum yiğitlerle dolu zindanlar

Ses verin mezardan ulu sultanlar

Yusuf-u Kenan’ın bayramı nasıl?

 

Bizden sandığımız bize yabancı

Görünen simalar göze yabancı

Kabukta bayram var, öze yabancı

Söyleyin, mânânın bayramı nasıl?

 

Sabahtan haber yok, ufuklar kara

Semerkant kan ağlar, yanar Buhara

Keşmir, Kâbil, Kerkük hasret bahara

Kudüs’ün, Sina’nın bayramı nasıl?

 

Ayşe’nin bayramı gözyaşı, firak

Sultan’ı derdiyle baş başa bırak

Sormadan geçemem, etmişim merak

Nükhet’in, Nana’nın bayramı nasıl?

 

Mücahit, maddeye yapar akını

Devrimci, soygundan tutar yükünü

Biz toprağa verdik Hikmet Tekin’i

Kotil’in, Zana’nın bayramı nasıl?

 

Doğduğundan beri çamlar deviren

Ekranda iftira, yalan savuran

Salyası, ülkeyi göle çeviren

Boynuzlu dananın bayramı nasıl?

 

 

Abdurrahim Karakoç

YU
20.12.2007 00:43
#23

Bayramlar Bayram Ola - 6

 

Âlem-i İslâm'a rahmet su gibi

Aksın, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ.

Evleriniz cennet kokusu gibi

Koksun, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ.

 

Zindan, “medrese”dir; gam, yayla size

Farkı yok bin yılın bir ayla size

Melekler yukardan gıptayla size

Baksın, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ.

 

Uygur, Kazak, Kırgız, Azerî’nizden

Gitmesin gardaşlık nazarınızdan

Zalimler, zulmünü üzerinizden

Çeksin, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ.

 

Süleyman esir de, Simon neden hür?

Hiç durma dünyanın yüzüne tükür..

Müslümanın sesi münafıktan gür

Çıksın, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ.

 

Serilsin gönüller döşek misali

Patlasın sevgiler fişek misali

Hakikat, durmadan, şimşek misali

Çaksın, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ.

 

Haksızlık almasın Hak’kın yerini

Aşsın boyunuzdan aşkın derini

Kimi gözyaşını, kimi terini

Döksün, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ.

 

Kök bir, dallar ayrı ki, İslâm bir gül

Afganistan bir gül, Türkistan bir gül

Vahdet bahçesine her insan bir gül

Diksin, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ.

 

Mağdurlar, mazlumlar ersin felaha

Vuslata varanlar varsın bir daha

İrfan tohumunu gece, sabaha

Eksin, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ.

 

Kandır zalimlerin zulüm çiçeği

Öldürür cehalet, ölüm çiçeği

Gençler yakasına ilim çiçeği

Taksın, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ.

 

Şehide toprağın hürmet-i aşkı

Anadan fazladır şefkat-i aşkı

Rab’bim yüreklere ülfeti, aşkı

Soksun, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ.

 

Hazreti Resul’ün nurlu katına

Gitmek isteyenler binsin atına

Küfrün saltanatı yerin altına

Çöksün, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ.

 

Ne makam, ne para olamaz ölçek...

“Kurtuluş İslâm’da” vallahi gerçek

Bu mübarek sevda bizleri tek tek

Yaksın, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ.

 

 

Abdurrahim Karakoç

24.12.2007 14:24
#24

Ayrılık Havası

 

Ben nefret eyledim sizin gerçekten

Yalanı severim, yalanı gayrı..

Tiksindim bülbülden, gülden, çiçekten

Yılanı severim, yılanı gayrı..

 

'Sapıtmış bu' diye beni yeriniz

Hakkımda bin türlü hüküm veriniz

Omuzumda yüktür dirileriniz

Öleni severim, öleni gayrı..

 

Uzun yaşamayı saymadım sanat

Kurda yürek oldum,kartala kanat

Oturup ağlayan korkağa inat

Güleni severim, güleni gayrı..

 

İyinin ardından 'kötü' demezdim

Kötünün elinden ekmek yemezdim

Birlikten kopana selâm vermezdim

Böleni severim, böleni gayrı..

 

Yıllarca boş yere canımı sıktım

Nihayet yol buldum, çığırdan çıktım

'Bey'den, 'efendi'den, 'sayın'dan bıktım

'Ulan'ı severim, 'ulan'ı gayrı..

 

Vur Emri(sh.204)

 

Abdurrahim Karakoç

 

 

 

Benzettiler

 

Yeni bir afyondur yenen her lokma

Biber avrupalı, tuz avrupalı.

Gülücükler sahte, kirpikler takma

Dudak Avrupalı, göz Avrupalı.

 

Bebeklikte benliğini yitiren

Tepe tepe tepemizde oturan

Bizi çıkmazlara alıp götüren

Ayak Avrupalı, iz avrupalı.

 

Birisi diskoda içer, kıvırır

Birisi kulüpte konken çevirir

Yapmasını bilmez, yıkar devirir

Ana avrupalı, kız avrupalı.

 

Kalıba uydurdu uyduklarımız

Yazmakla bitmez ki duyduklarımız

Paris modasıdır giydiklerimiz

Astar avrupalı, yüz avrupalı.

 

En mahrem yerlerin kalktı örtüsü

Beş santim tırnaktır ellerin süsü

Bütün bunlar medenîlik ölçüsü

Cilve avrupalı, naz avrupalı.

 

İster sâri deyin, isterse irsî,

Büyük revaç buldu makbulün tersi

Duyduğumuz 'okey,adiyö,mersi'

Ağız avrupalı, söz avrupalı.

 

Her gün karşımıza on zıpır çıkar

Bağırır,çağırır,devirir yıkar

Dinler kulağımız, gözümüz bakar

Sürü Avrupalı, yoz avrupalı.

 

Başımız ayıkmaz binlerce halttan

Örf,adet gemimiz delindi alttan

Analar Muğla'dan, Van'dan, Tokat'tan

Bebek avrupalı, bez avrupalı.

 

Sahnede ekranda hıyar dinleriz

Deliye,densize uyar dinleriz

Saçma çığlıkları duyar dinleriz

Şarkı avrupalı, saz avrupalı.

 

Herkes soyunuyor, açılmıyor ki

Sokakta boynuzdan geçilmiyor ki

Müslüman gâvurdan seçilmiyor ki

Şekil avrupalı,poz avrupalı.

 

'Türklük bu mu? ' desem 'bu' diyecekler

Şampanyayı sorsam 'su' diyecekler

Bir gün kökümüze 'hu' diyecekler

Kabuk avrupalı,öz avrupalı.

 

Abdurrahim Karakoç

 

 

 

 

Böyükler Bilir(Röportaj)

 

Yalan-dolan ile devran sürmeyi

Biz ne bilek beğim, böyükler bilir.

Milletin başına çorap örmeyi

Biz ne bilek beğim, böyükler bilir.

 

Rüşvet vermek, rüşvet almak nasıl şey

Hazineden para çalmak nasıl şey

Terlemeden zengin olmak nasıl şey

Biz ne bilek beğim, böyükler bilir.

 

Erken palazlanıp erken ötmeyi

Değirmenler kurup baş öğütmeyi

Hele meydan meydan adam gütmeyi

Biz ne bilek beğim, böyükler bilir.

 

Anlamayız kopya nedir, asıl ne

Perde, sahne, solo, koro, fasıl ne

Üçkağıtta erkân nedir, usul ne

Biz ne bilek beğim, böyükler bilir.

 

Viski, votka çekip keyif çatmayı

Dansöz kucağında stres atmayı

Milleti bölmeyi, vatan satmayı

Biz ne bilek beğim, böyükler bilir.

 

Kaç tür hokkabazlık, kâhinlik varsa

Kaç şeytanlık varsa, kaç cinlik varsa

Dünyada ne hile, ne hinlik varsa

Biz ne bilek beğim, böyükler bilir.

 

Namussuzluk yapın derler.. yaparız

El uzatır öpün derler.. öperiz

Put gösterir tapın derler.. taparız

Biz ne bilek beğim, böyükler bilir.

 

Seyrettikçe ana-baba filmini

Hissederiz baskısını, zulmünü

Lisansüstü maskaralık ilmini

Biz ne bilek beğim, böyükler bilir.

 

Âdettir gerekmez mâluma ilâm

Taklide günaydın, asıla selâm

Ne ki hınzırlık var hâsılıkelâm

Biz ne bilek beğim, böyükler bilir.

 

10.12.1991

Akıl Karaya Vurdu(sh.28)

 

Abdurrahim Karakoç

 

 

Garibin Garip Türküsü

 

Sılada sılasız kaldım;

Suyum garip, aşım garip.

Ben kendime gurbet oldum;

İçim garip, dışım garip.

 

Bayram diye insem düze,

Düşman olur astar yüze.

Kattım geceyi gündüze;

Uykum garip, düşüm garip.

 

Temmuzda üşür gezerim,

Zemheride akar terim;

Dört mevsimde derbederim..

Yazım garip, kışım garip.

 

Felek bir gün rahat koymaz;

Çağırsam kaderim duymaz.

Ayağım aklıma uymaz..

Gövdem garip, başım garip.

 

Parasız kesem suç olur.

Acıkıp yesem suç olur.

Sözüm var, desem suç olur.

Dilim garip, dişim garip.

 

Ben bu devre nerden geldim..

Kırk parçayı bire böldüm.

Bugün doğdum, dünden öldüm..

Vaktim garip, yaşım garip.

 

Koştum hakikat ardına,

Yandım ayrılık derdine,

Git, bak, ölüler yurduna;

Kabrim garip, taşım garip.

 

Vur Emri(sh.132)

 

Abdurrahim Karakoç

 

 

Hakim Beğ

 

Gene tehir etme üç ay öteye

Bu dava dedemden kaldı hâkim beğ.

Otuz yıl da babam düştü ardına

Siz sağ olun, o da öldü hâkim beğ.

 

Kırk yıl önce; yani babam ölünce

Kadılıklar hâkimliğe dönünce

Mirasçılar tarla, takım bölünce

İrezillik beni buldu hâkim beğ.

 

Yaşım yetmiş iki, usandım gel-git

Bini buldu burda yediğim zılgıt

Eğer diyeceksen: 'bana ne, öl git!

Oğlumun bir oğlu oldu hâkim beğ.

 

Sekiz evlek tarla, bir geverlik su

Yüz yılda höküme bağlanmaz mı bu?

Kazanmasam da hu, kazansam da hu!

Canım ta burnuma geldi hâkim beğ.

 

Keşife-meşife, damgaya, harc'a

Kanımız kurudu harca da, harca..

Sayenizde avukatlar yıllarca,

Fakiri yoldu da yoldu hâkim beğ.

 

Mübaşir itekler, kâtip zavırlar

Değişti bizde de göya devirler

Yüz yıl önce adam yiyen gâvurlar

Tapucuyu aya saldı hâkim beğ.

 

Kabahat sizde mi, kanunlarda mı?

Şaşırdım billâhi yolu yordamı..

Kızma sözlerime alam kadanı

Sıkıntıdan içim doldu hâkim beğ.

 

Mülkün temeliydi adalet hani? ...

Bizim hak temelde saklı mı yani?

Çıkartıp ta versen kim olur mâni?

Yoksa hırsızlar mı çaldı hâkim beğ? !

 

Hem davacı pişman, hem de davalı..

Bu yolda tükettik çulu, çuvalı.

'Sabret makamı'ndan çalma kavalı,

Sürüler ekine daldı hâkim beğ.

 

Vur Emri(sh.247)

 

Abdurrahim Karakoç

 

 

İncitme

 

Gölgesinde otur amma

Yaprak senden incinmesin.

Temizlen de gir mezara

Toprak senden incinmesin.

 

Yollar uzun, yollar ince

Yol kısalır aşk gelince

Yat kurban ol İsmail’ce

Bıçak senden incinmesin.

 

Burdayım de ararlarsa

Doğru söyle sorarlarsa

Tabutuna sararlarsa

Bayrak senden incinmesin.

 

İl göçsün göçtüğün vakit

Yol yansın geçtiğin vakit

Suyundan içtiğin vakit

Kaynak senden incinmesin.

 

Toz konmasın sakın sana

Hakkı geçer halkın sana

Gücenmesin yakın sana

Uzak senden incinmesin.

 

Yasaklı Rüyalar(sh.42)

 

Abdurrahim Karakoç

 

 

İsyanlı Sükût

 

Gitmişti makama arz-ı hâl için

'Bey' dedi, yutkundu, eğdi başını.

Bir azar yedi ki oldu o biçim..

'Şey' dedi, yutkundu, eğdi başını.

 

Kapıdan dört büklüm çıktı dışarı

Gözler çakmak çakmak, benzi sapsarı...

Bir baktı konağa alttan yukarı

'Vay' dedi, yutkundu, eğdi başını.

 

Çekti ayakları kahveye vardı

Açtı tabakasın, sigara sardı

Daldı.. neden sonra garsonu gördü

'Çay' dedi, yutkundu, eğdi başını.

 

İçmedi, masada unuttu çayı

Kalktı ki garsona vere parayı

Uzattı çakmağı ve sigarayı

'Say' dedi, yutkundu, eğdi başını.

 

Döndü, gözlerinde bulgur bulgur yaş

Sandım can evime döktüler ateş

Sordum: 'memleketin neresi gardaş? '

'Köy' dedi, yutkundu, eğdi başını.

 

Yürüdü, kör-topal çıktı şehirden

Ağzına küfürler doldu zehirden

Salladı dilini.. vazgeçti birden,

'Oy' dedi, yutkundu, eğdi başını.

 

Vur Emri(sh.190)

 

Abdurrahim Karakoç

 

 

 

 

Köroğlu'na Mektup

 

Benden selâm olsun Koç Köroğlu’na

Şimdi devir başka, zaman değişti.

Karga konar kır atların beline

Arpa bulunmuyor, saman değişti.

 

Gayri ne Kenan var, ne Demircioğlu

Tarihe karıştı, Ayvaz’la Hoylu

Herkes Bolu Beyi, her taraf Bolu

Yiğitlik kalmadı, insan değişti.

 

Sır tutmuyor suya giden testiler

Kılınçları müzelere astılar

Çamlıbel’in çamlarını kestiler

Dağlar çıplak kaldı, orman değişti.

 

Kale yoktur, ok atılmaz burçlardan

İnsanoğlu yüksek uçar kuşlardan

Boz tavşanlar haraç alır kurtlardan

Erlik başkalaştı, meydan değişti.

 

Kervan geçmez, uçurdular hanları

Hile satar asrın bezirgânları

Banka kurup biriktirdik kanları

Dertler yenilendi, derman değişti.

 

Günden güne küçülüyor Arz'ımız

Şimdi ise Ay'a gitmek arzumuz

Feza elbisesi diker terzimiz

Gökleri fethettik, mekan değişti.

 

Tad bozuldu, küp, kokutur turşular

Haydutlara yatak oldu çarşılar

Şişkin cüzdan bin belâyı karşılar

Boynuzlar gürz oldu, kalkan değişti.

 

Vur Emri(sh.246)

 

Abdurrahim Karakoç

 

 

Maya

 

“Sılaya dön” diye mektubun geldi;

Sılayı sılada yitirdim anam.

Biten takvimlere sattım geçliği,

Uykuyu rüyada yitirdim anam.

 

Özü bulmak için indim derine;

Geç değdi ellerim dost ellerine.

Salınca gönlümü mahşer yerine,

Dünyayı dünyada yitirdim anam.

 

Öteyi ötede, burayı burda,

Güneşin nurunu bir başka nurda,

İsa’yı çarmıhta, Musa’yı Tur’da,

Adem’i Havva’da yitirdim anam.

 

Kapattım kapımı of ile ah’a,

Açtım penceremi sonsuz sabaha..

Ağrımı, sızımı sorma bir daha,

Onları orada yitirdim anam.

 

Bu hiç, o herşeyden verince müjde,

Silindi hayâller kalmadı gözde.

Aşkım çiçek açtı yandığım közde,

Aklımı, sevdada yitirdim anam.

 

Ölçtüm ve düşündüm inceden ince;

Sıyrıldı kılıftan “son” ile “önce”

Mânâlar zihnimde şekillenince,

Ben beni aynada yitirdim anam.

 

Önce kökü dalda, dalı çiçekte;

Çiçeği meyvede, meyveyi renkte;

Var olan herşeyi bir çekirdekte,

Onu da MEVLÂ’da yitirdim anam.

 

Dosta Doğru(sh.58)

 

Abdurrahim Karakoç

 

Misilleme

 

'İki kere iki dört' ediyorsa,

Ben de seni seviyorum, darılma.

Bir de 'Her gecenin sabahı var' sa,

Ben de seni seviyorum, darılma.

 

Demişler ki: 'Çivi, çiviyi söker'

Her eşek çamura bir defa çöker.

Madem 'Kar üşütür, ateş te yakar'

Ben de seni seviyorum, darılma.

 

'Her yokuşun bir inişi olur' sa,

'Aka aka, su çukuru bulur' sa,

İnsan doğar, yaşar, sonra ölürse,

Ben de seni seviyorum, darılma.

 

Durup dinlenmeden akarsa pınar,

Her yıl kıştan sonra gelirse bahar,

Balıkların suyu sevdiği kadar,

Ben de seni seviyorum, darılma.

 

Dikkat eyle geçmiyorum sırayı;

Bozar ise kader bozsun arayı.

Aç ekmeği sever, fakir parayı...

Ben de seni seviyorum, darılma.

 

Dosta Doğru(sh.17)

 

Abdurrahim Karakoç

 

Müjde

 

Su değdi çekirdeğe, sevda doldu yeşile

Filizlenen mânâlar arza 'DESTUR' diyecek.

 

Seksenlik ihtiyarlar nursuz geberse bile

Yeni doğan bebekler doğarken 'NUR' diyecek.

 

Bu akışı durdurmak gayri kimin haddine

Denizler gel edecek, göller 'BUYUR' diyecek.

 

Devrim yobazlarının çırpınması nafile

İman yüklü genç nesil dinsize 'DUR' diyecek.

 

Putları devirecek İslâm'ın sesi yine

Görenler 'GİTTİ ZULMET-GELDİ HUZUR' diyecek.

 

Dolaşacak KUR'AN'ın müjdesi dilden dile

İnsanlar istisnasız 'GERÇEK BUDUR' diyecek.

 

Ülkeler ve kıtalar koşacak bu hak dine

'İSLÂMİYET MÜHRÜNÜ BANA DA VUR' diyecek.

 

Her takvim altun harfle yazacak sinesine

'VAKTİ NAMAZ” diyecek, ”VAKTİ SAHUR' diyecek.

 

Sevgi, kardeşlik hissi çıkacak zirvesine

Kâinat 'HİÇ DİNMESE AH BU YAĞMUR' diyecek.

 

Ve herkes Lâilâhe İllallah zikri ile

'MUHAMMED RASULULLAH-ŞÜPHE YOKTUR' diyecek.

 

Vur Emri(sh.39)

 

Abdurrahim Karakoç

 

Suları Islatamadım

 

Savaştayım elli yıldır

Ömrüm geçti boşalt, doldur

Anlamadım bu ne hâldir

Birgün silah çatamadım

 

Suları ıslatamadım.

 

Ekin ektim başak yılan

Kuşandığım kuşak yılan

Yorgan akrep, döşek yılan

Birgün rahat yatamadım

 

Suları ıslatamadım.

 

Ne payem oldu, ne sayem

En doğruya varmak gayem

Düşüncemdir tek sermayem

Alan yoktur satamadım

 

Suları ıslatamadım.

 

Yolum yokuş, izim ayrı

Dilim yağsız, sözüm ayrı

Bedenimden özüm ayrı

Biri bire katamadım

 

Suları ıslatamadım.

 

Talipli yoktur sevgiye

Anlamadım, neden? Niye?

Canlar gücenmesin diye

Can attım, gül atamadım

 

Suları ıslatamadım.

 

Suları Islatamadım(sh.28)

 

Abdurrahim Karakoç

 

Taksim

 

Bana Mevlana'yı, Yunus'u verin

Mecnun'u, Leyla'yı size bıraktım

Kırk yıldır susuzum, bir tas su verin

Irmağı, deryayı size bıraktım

 

Talipli değilim şöhrete, şana,

Makamı, rütbeyi yük etmem cana

Dostluk, sevgi, şefkat yetişir bana,

Dövüşü, kavgayı size bıraktım.

 

Zaman yoktur ekip, biçip, sürmeme

Ham topraktan haram mahsul dermeme

Bir tek gönül kâfi gelir girmeme

Konağı, sarayı size bıraktım.

 

Çokta değil, hakta buldum huzuru,

İstediğim alın teri, göz nuru

Benliği, kibiri, iğrenç gururu

Faizi, bankayı size bıraktım.

 

Hiçbiriniz telaş etmesin boşa

Doyacak gözünüz toprağa, taşa..

Beni inancımla koyun baş başa..

Topyekûn dünyayı size bıraktım.

 

Suları Islatamadım(sh.85)

 

Abdurrahim Karakoç

 

 

Tut Ellerimden

 

Sırat’tan incedir sevda köprüsü

Beraber geçelim tut ellerimden.

Niyet ak güvercin, vuslat gökyüzü

Beraber uçalım tut ellerimden

 

Gönüldeki birlik kalkandır dışa

Aldırma ayaza, yele, yağışa

Giden ilkbahara, gelecek kışa

Beraber göçelim tut ellerimden.

 

Birleşmek üzredir şafakla gurûp

Korku beklenilmez kapıda durup

İster zehir olsun, isterse şurup

Beraber içelim tut ellerimden.

 

Çağır hayallerin en ötesini

Yakından duyarsın aşkın sesini

Sonsuz mutluluğun penceresini

Beraber açalım tut ellerimden.

 

Hatırla kaybolan hatıraları

Elmastan ışıklı, altundan sarı

Zaman tortusundan işte onları

Beraber seçelim tut ellerimden.

 

Şüphe “başlangıç”tır, karar “nihayet”

Zamanı zamana etme şikayet

Kaçmak kurtuluştur diyorsan şayet

Beraber kaçalım tut ellerimden.

 

Akıl Karaya Vurdu(sh.13)

 

 

 

Yemin

 

Canım sağ oldukça rahmetli babam

Susarsam, hakkını helâl etmesin.

Ak sütün emziren ihtiyar anam,

Susarsam, hakkını helâl etmesin.

 

Yerindedir daha aklım, iradem

Ve işte yeminim, işte ifadem!

İlk insan, ilk nebi Hazreti Âdem,

Susarsam, hakkını helâl etmesin.

 

Meylim ne şöhrete, ne saltanata;

Hak için sarıldım ben bu sanata;

Kür-Şad, Bilge Kağan, Oğuzhan Ata,

Susarsam, hakkını helâl etmesin.

 

Önümde dururken Türklüğün hâli,

Susup da boynuma almam vebali;

Ebubekir, Ömer, Osman ve Ali(r.a)

Susarsam, hakkını helâl etmesin.

 

Esir iken Kırım, Kerkük, Türkistan,

Bana zindan olur Maraş, Elbistan

İbni Sîna, Dedem Korkut, Alparslan

Susarsam, hakkını helâl etmesin.

 

İmanda bu fire, zillete bu zam!

Doymuyor yüreğim ne kadar yazsam.

Farabi, Gazali, İmamı Azam,

Susarsam, hakkını helal etmesin.

 

Nusret versin yeri, göğü yaratan

Çekip çıkartalım akı karadan

Ertuğrul Bey, Osman Gazi, Murat Han,

Susarsam, hakkını helâl etmesin.

 

Ülküm aşk çölünde Veysel Karani

Ulubatlı Hasan eyler göreni

Fatih, Ak Şemsettin, Molla Gürani

Susarsam, hakkını helâl etmesin.

 

Bu yol bahadırlar, ermişler yolu;

Kendini davaya vermişler yolu!

Şeyh Mevlana, Derviş Yunus, Köroğlu,

Susarsam, hakkını helâl etmesin.

 

Türkçe sevdalanan, İslâmca yanan

Adar milletine bir değil bin can

Yavuz Sultan Selim, Barbaros, Sinan

Susarsam, hakkını helâl etmesin.

 

Uyutulmuş köy, nahiye, ilçe, il

Yüreğimi yetmiş yerden yara bil;

Mehmet Âkif, Osman Batur, Şeyh Şâmil

Susarsam, hakkını helâl etmesin.

 

Usta savaşçılar, genç mücahitler

İmkanıma hizmetime şahitler

Basbuğ, ülküdaşlar, aziz şehitler,

Susarsam, hakkını helâl etmesin.

 

İçimde İslâm'ın ince mânâsı

Önümde Türklüğün soylu davası

Of'lu Kör Şakir'in Elif anası,

Susarsam, hakkını helâl etmesin.

 

Sevdim, milletime gönlümü verdim

Zalimin zulmüne göğsümü gerdim

Kırıkhanlı Kâzım, Niksarlı Nedim,

Susarsam, hakkını helâl etmesin.

 

Kemal'imiz, Turan'ımız, Hacı'mız

Beraberdir sevincimiz, acımız

Mut'ta davar güden Zeynep bacımız,

Susarsam, hakkını helâl etmesin.

 

Mühim değil güceneni, küseni

Allah sevmez haksızlığa susanı

Yozgat'ın Yerköy'lü Yetim Hasan'ı,

Susarsam, hakkını helâl etmesin.

 

Komünist, siyonist, pusudan çıktı

Dinime saldırdı, töremi yıktı

Gönen'li Gülizar, Bünyan'lı Sıtkı,

Susarsam, hakkını helâl etmesin.

 

Yurdum bir kağıttır ışık beyazı

Üstünde insanlar mukaddes yazı

Genci, ihtiyarı gelini kızı,

Susarsam, hakkını helâl etmesin.

 

Mazlumlar hakkını almayıp ele,

Günü gün edersem zalimler ile

Evdeşim, öz kızım, öz oğlum bile,

Susarsam, hakkını helâl etmesin.

 

Allah rızasıdır arzum, emelim!

Bu necip milleti ondan severim

Hazreti Muhammed(S.A.V) gerçek rehberim,

Susarsam, hakkını helal etmesin.

 

Kan Yazısı(sh.48)

 

Abdurrahim Karakoç

 

Zayıfım Sanma

 

Ya Allah,deyince yedi zinciri

Kıracak güçtesin, zayıfım sanma.

Fikir koşusunda çok dingişleri

Yoracak güçtesin, zayıfım sanma.

 

İlmi azık eyle,sabırı silâh;

Gittiğin Hak yoldur,yardımcın Allah;

Kırk geceden sonra kırk milyon sabah

Görecek güçtesin, zayıfım sanma.

 

Sevda kelep kelep, kin deste deste;

Eller tetikdedir, kulaklar seste;

En uzak menzile iki nefeste

Varacak güçtesin, zayıfım sanma.

 

Günahkar ne orman, ne balta, ne sap;

Akıl yor.. müşkülü halletmez âsap;

Mazlumlar adına zalimden hesap

Soracak güçtesin, zayıfım sanma.

 

Kötülük beklenmez yiğitten, mertten

Milletim sizinle kurtulur dertten;

Haini, zalimi mübarek yurttan

Sürecek güçtesin, zayıfım sanma.

 

Vaktiken çadır kuraşk diyarına;

Her şeyin sahibi sensin yarına;

Yumruğu TÜRKLÜĞÜN düşmanlarına

Vuracak güçtesin, zayıfım sanma.

 

Kan Yazısı(sh.26)

 

Abdurrahim Karakoç

 

 

 

Alışkanlık

 

Bu kirli düzenin düzenbazları

Azrail'e rüşvet vermeyi dener;

Ölünce dünyanın en kurnazları

Torpille cennete girmeyi dener.

 

Abdurrahim Karakoç

 

 

NOT : ÜSTADIN BU ŞİİRLERİNİ HERKES BİR DAHA OKUSUN ZAHMET OLMAZSA ...

 

O ÜSTAD tan ziyade BÜYÜK BİR ÜSTAD tır... MİLLETÇE KIYMETİNİ BİLELİM, O TÜRKİYEYE LAZIM...

 

ÜSTAD NECİP FAZILDAN SONRA ŞÜPHESİZ ÜSTAD ABDURRAHİM KARAKOÇ GELİR

 

TÜRK HALK ŞİİRİNİN ŞÜPHESİZ EN BÜYÜK İSMİ MUHABBET FEDAİSİ YAŞAYAN TEK EFSANE ÜSTADA CANIMIZ KURBAN

 

 

ONUN GÖNÜL TASINDAN MİLYONLAR SU İÇTİ...

 

 

MUHABBET DUA İLE...

02.01.2008 14:50
#25

Dünyanın gurbetinden Ahiretin rahmetine iltica eden NECİP FAZIL KISAKÜREK ve EROL GÜNGÖR ün aziz hatıralarına...

 

YOL

 

Hayat kapısından tek tek

Her giriş ecele doğru.

Toprakta sürünür bebek

Her karış ecele doğru.

 

İster yürü, ister bekle

İster çıkart, ister ekle

'Geç kaldım' diye gam çekme

Her varış ecele doğru.

 

Ayaklar zemine değer

Analar yavrusun döğer

Kalpten damara kan yağar

Her vuruş ecele doğru.

 

Yürü, koş, uyu, otur, kalk

Yukarı bak, aşağı bak

Dört yana dönmeyi bırak

Her duruş ecele doğru.

 

Bir el yapar, bin el bozar

Gün alçalır, gölge uzar

Önü kundak, sonu mezar

Her yarış ecele doğru.

 

Suları Islatamadım(sh.53)

 

Üstad Abdurrahim Karakoç

04.01.2008 14:50
#26

Mihriban(Aşk)

 

Sarı saçlarına deli gönlümü

Bağlamışlar, çözülmüyor Mihriban.

Ayrılıktan zor belleme ölümü

Görmeyince sezilmiyor Mihriban.

 

'Yâr' deyince, kalem elden düşüyor

Gözlerim görmüyor, aklım şaşıyor

Lâmbamda titreyen alev üşüyor

Aşk, kağıda yazılmıyor Mihriban.

 

Önce naz, sonra söz ve sonra hile...

Sevilen, seveni düşürür dile

Seneler, asırlar değişse bile

Eski töre bozulmuyor Mihriban.

 

Tabiplerde ilâç yoktur yarama

Aşk deyince ötesini arama

Her nesnenin bir bitimi var ama

Aşka hudut cizilmiyor Mihriban.

 

Boşa bağlanmamış bülbül, gülüne

Kar koysan köz olur aşkın külüne...

Şaştım kara bahtın tahammülüne

Taşa çalsam ezilmiyor Mihriban.

 

Tarife sığmıyor aşkın anlamı

Ancak çeken bilir bu derdi, gamı

Bir kördüğüm baştan sona tamamı...

Çözemedim... Çözülmüyor Mihriban.

 

Üstad Abdurrahim Karakoç

 

 

MİHRİBAN VE SEN UNUTULMAYACAKSIN ÜSTADIM... TÜRK HALK EDEBİYATININ EN BÜYÜK ŞİİRİ ŞÜPHESİZ MİHRİBAN dır...

 

KURBAN OLURUM O DURUŞUNA ÜSTADIM ...

07.01.2008 23:44
#27

HAZIR OL!!!

Herifler üç günde hakkı huzuru

Kaldırdılar hele gardaş HAZIR OL!!!

Gümrüksüz laf yapar şahı,veziri

Çıldırdılar hele gardaş HAZIR OL!!!

***

Eski vaatlerden etme suali

Yalanın mızrağı yırttı çuvalı

Harap halimize yedi düveli

Güldürdüler hele gardaş HAZIR OL!!!

***

Tilki çıktı aslanların postuna

Dost denilmez düşmanların dostuna

Memlekette yiğitlerin üstüne

Saldırdılar hele gardaş HAZIR OL!!!

***

Çözdüler iplerin ilmiklerini

İbretle seyrettik birliklerini

Affı bahaneyle kimliklerini

Bildirdiler hele gardaş HAZIR OL!!!

***

Senedimiz yazılmıştır kan ile

Sekizimiz savaş yapar bin ile

İçimizi isyan,öfke,kin ile

Doldurdular hele gardaş HAZIR OL!!!

 

ÜSTAD Abdurrahim Karakoç

 

 

İkininbiri

 

-Bayram Bilge Toker'e-

 

 

Can özumden Besmeleyi çekende

Dil yanmazsa ben yanarım sultanım

Hak uğruna bir sefere çıkanda

Yol yanmazsa ben yanarım sultanım

 

Arzuhalim ulaşırsa divana

Korkarım ki taban değer tavana

Çiçeğimden zerre girse kovan'a

Bal yanmazsa ben yanarım sultanım

 

Göz utanır gönül dostu görünce

Can tutuşur candan selam verince

Bülbül olup bir bahçeye girince

Gül yanmazsa ben yanarım sultanım

 

Aşıklık içimde doğduğu zaman

Taş yanar gözyaşım yağdığı zaman

Mızrabım sazıma değdiği zaman

Tel yanmazsa ben yanarım sultanım

 

Üzülmedim erkenine geçine

Akıl yordum herşeyine, hiçine

Söküp yüreğimi atsam içine

Göl yanmazsa ben yanarım sultanım

 

Alev alev ruhta, canda bu ateş

Bakmakla görülmez bende bu ateş

Bırakılsa hangi günde bu ateş

Yıl yanmazsa ben yanarım sultanım

 

Dosta mektup yazma vakti gelirse

Yazar, postalarım kısmet olursa

Mektubumun mahiyetin bilirse

Pul yanmazsa ben yanarım sultanım

 

ÜSTAD Abdurrahim Karakoç

 

 

 

KOMPOZİSYON

Öküzlere öküz demek

Affedilmez suçtur evlat!

Doyurmuyor artık ekmek

Ekmek bile açtır evlat...

***

Kepazelik boydan aştı

Sabır küpü doldu taştı

Koçum demek kolaylaştı

Her boynuzlu koçtur evlat...

***

Dur dolaşma daldan dala

Pislik akar bir kanala

Kolayca girersin amma

Çıkabilmek güçtür evlat...

***

Kaşıdıkça ihtilafı

Aptallık kuşatır safı

Büyüklerin küçük lafı

Hiçyüz kere hiçtir evlat...

***

Bocalar emelsiz mürşit

Tez çöker temelsiz mürşit

İlimsiz amelsiz mürşit

Tenekeden taçtır evlat...

***

Akar durmaz aşk rüyası

Siler kalplerdeki pası

Arif olanın dünyası

İki değil üçtür evlat...

***

Her katırdan tekme yersin

Korkar Allah Kerim dersin

Yarını neden beklersin

Bugün bile geçtir evlat...

 

ÜSTAD Abdurrahim Karakoç

12.01.2008 14:28
#28

GECEDEN SABAHA DOĞRU

 

Bölücülük dağıtan çay

Kurur erinde gecinde

Kardan köprü buzdan saray

Erir erinde gecinde

 

Öfkeleri direk direk

Ellerinde kazma- kürek

Müslümanlar tek bir yürek

Vurur erinde gecinde

 

Genç ihtiyar dadaş efe

Leke kondurmaz şerefe

Yaydan çıkan ok hedefe

Varır erinde gecinde

 

Elif Osman Zeynep Tahir

Damlalardan olur nehir

Uyanır cümle köy şehir

Yürür erinde gecinde

 

Gafil sanmasınlar bizi

Bilen bilir sabrımızı

Allahsızın nifak hızı

Durur erinde gecinde

 

Duymayıp halkın yasını

Çiğmeyip hak rızasını

İmansızlar cezasını

GÖRÜR ERİNDE GECİNDE

 

 

ÜSTAD ABDURRAHİM KARAKOÇ

ED
12.01.2008 18:56
#29

HASAN'A MEKTUP

 

 

 

Çok oku, çok düşün, çok şeyler anla,

 

Aha bu mektubu alınca Hasan.

 

Manalar iplikten incedir amma,

 

Kelimeler biraz kalınca Hasan.

 

 

 

Gene ağzımızı açmıyor bıçak,

 

Huzur size ömür..... Dert salkım saçak.

 

Oyuna kalkıyor yüzlerce köçek,

 

Batıdan bir hava çalınca Hasan.

 

 

 

Kök saldı bahçede ayrık otları,

 

Yemler pay edildi, sattık atları.

 

Biz kovalım derken baştan bitleri,

 

Sülükler yapıştı, kulunca Hasan.

 

 

 

Süt dolu güğümü çalarız taşa,

 

Kutsal görevimiz 'Sağol çok yaşa !'

 

Mülkte hakikati aramak boşa,

 

Tüm suçlular güçlü olunca Hasan.

 

 

 

Derisini yüzdük demokrasinin,

 

İşi iştir imtiyazlı asinin.

 

Hakikatte vahşi, sözde 'vasinin'

 

Dörtnala gidilir yolunca Hasan.

 

 

 

Canım Hürriyeti koydunsa ara,

 

Ekmek yalınayak kaçtı dağlara.

 

Çevremize küsmüş kardeşlik var ya,

 

Haber ver, izini bulunca Hasan.

 

 

 

Soysuzlar taş atar mukaddesata

 

Karşı duramazsak bizdedir hata.

 

Tahammül teşviktir, böyle hayata,

 

Öl..İnsan küçülmez ölünce Hasan.

 

Abdurrahim Karakoç

 

 

 

 

HASAN'A MEKTUP - 20

 

 

 

Hesap ettim ayak altı, baş yedi

 

Vallahi nazlı yâr gene geç kaldık.

 

Hınzır bülbül gül dalında leş yedi..

 

Katmerlendi zarar, gene geç kaldık.

 

 

 

Köprüler var perşembeden pazara

 

Yapanda yüz yok ki yüzü kızara

 

Hastayı gömdükten sonra mezara

 

İlâç neye yarar, gene geç kaldık.

 

 

 

Akşamı geç saydık, sabahı erken

 

Seyrettik kediler ciğeri yerken

 

Hele şu bulutlar dağılsın derken

 

Yollara yağdı kar, gene geç kaldık.

 

 

 

Ok yetişmez oldu zor bezirgâna

 

Şimdiye katırlar bağlandı hana

 

Fuzuli telaşı bırak bir yana

 

Denkleri yavaş sar, gene geç kaldık.

 

 

 

Suya hasret kaldı deniz kızları

 

Ekvator'a heykel diktik buzları

 

Ankara'yı geçti at hırsızları

 

Serde tembellik var, gene geç kaldık.

 

Abdurrahim Karakoç

 

 

 

 

HASAN'A MEKTUP - 13

 

 

 

Göz değdi köyümün güzellerine

 

ELİF, yad ellere göçtü be Hasan.

 

SEVGİ size ömür; dört kulaç önce,

 

Ecel çorbasini içti be Hasan.

 

 

 

ASALET, babasız çocuk doğurdu

 

Nazlı HÜRRIYET'i haydutlar vurdu

 

Viraneye döndü TÜRKHAN'ın yurdu

 

Köyün tadı-tuzu kaçtı be Hasan.

 

 

 

ADALET felç oldu, yürür değnekle

 

NEŞE ne halt etsin soğan-ekmekle...

 

GÖNÜL delirdi de yol beklemekle,

 

İsyan bayrağını açtı be Hasan.

 

 

 

SAADET'in adı HÜLYA'dır şimdi

 

Her gün birimizi aldatır şimdi

 

UMUT'lar rüyada, faldadır şimdi

 

Unut, eski günler geçti be Hasan.

 

 

 

FAZİLET'i gelin ettik gurbete

 

Kimbilir... belki de gurbetten öte

 

Yağlı SERVET garaz eder ÜLFET'e

 

Ara yere nifak saçtı be Hasan.

 

 

 

ZEYNEP bize küskün, İFFET sürgünde

 

Rezalet, felaket yağar her günde...

 

Yedi HASLET verem olur bir günde,

 

ÜLKÜ kötü yolu seçti be Hasan.

 

 

 

Burada ne düğün, ne BAYRAM kaldı...

 

En güzel UMUT'lar dalda ham kaldı!

 

Korku, hasret, isyan, keder-gam kaldı

 

Binalar temelden uçtu be Hasan.

 

 

 

Işte böyle... Malûm ola hâlimiz

 

Naçar, böğrümüze düştü elimiz

 

Güven duyduğumuz her güzelimiz

 

Bizlere bir kefen biçti be Hasan

 

Abdurrahim Karakoç

ED
12.01.2008 18:59
#30

HASAN'DAN GELEN MEKTUP - 1

 

 

 

Şu bizim kılavuz oldum-olası

 

Kör, kör amma gardaş anlayan hani?

 

Suratında uğursuzluk damgası

 

Var, var amma gardaş anlayan hani?

 

 

 

Karnından bakıyor bütün olaya

 

Kaldırmak zor, bağdaş kurdu kolaya

 

Bu gidişle varabilmek sılaya

 

Zor, zor amma gardaş anlayan hani?

 

 

 

Sen, ben ona göre yağlı bir azık...

 

Biz-bizi bilmezsek olur çok yazık...

 

Iste 'yüz altmış üç' çakılı kazık!

 

Gör, gör amma gardaş anlayan hani?

 

 

 

Ne yapsa 'eyvallah' ne dese 'hay hay'.

 

Hep böyle giderse sonumuz vay vay!

 

Dava dosyamızı sünepe bir tay

 

Yer, yer amma gardaş anlayan hani?

 

 

 

Ormandan ok atar sağır pehlivan

 

Boran, Çetin işte kışımız yaman

 

Gelen her belâyı her ağız, her an

 

Der, der amma gardaş anlayan hani?

 

 

 

HASAN'DAN GELEN MEKTUP - 2

 

 

 

Ekinden umudu kestik

 

Domuz bir değil beş değil.

 

Akrep doldu yorgan, yastık

 

Bu iş bildiğin iş değil.

 

 

 

At belleyip vurduk eyer

 

Eşeklere verdik değer

 

Huyu nasıl dersen eğer

 

Bu çüs de makbul çüs değil.

 

 

 

Güneş doğmaz oldu cama

 

Yırtığı kirletti yama

 

Adam bizim adam amma

 

Adamın başı baş değil.

 

 

 

Demir cıvıyor sıcaktan

 

El kalkmaz oldu kucaktan

 

Ateş kovuldu ocaktan

 

Bu aş, yenecek aş değil.

 

 

 

Böyledir işte son durum

 

Sözler yorum, işler yorum...

 

Gerçeği anla diyorum

 

Gönlümüz gene hoş değil.

 

Abdurrahim Karakoç

ED
12.01.2008 19:03
#31

DUA

 

 

 

Senin ak alnından, gök gözlerinden

 

Önce dallar, sonra yapraklar öpsün.

 

Eğilsin yıldızlar, tutsun elinden

 

Gecelerden sonra şafaklar öpsün.

 

 

 

Aşk diyorlar en mukaddes hayale

 

Ve sen de düşesin o sonsuz hâle

 

Hazdan dudakların olsun bir lâle

 

Güller, karanfiller, zambaklar öpsün.

 

 

 

Sende kemal bulmuş renk, şekil, biçim

 

Yaşamanın öz suyusun bir içim

 

Olanca suların sağlığı için

 

Seni her gün göller, ırmaklar öpsün.

 

 

 

Kumral saçlarında nisan yağmuru

 

Yazın, ak yüzünden gölgenin moru

 

Ağzından en serin, hem de en duru

 

Kayalardan akan kaynaklar öpsün.

 

 

 

Çimenler okşasın ayaklarını

 

Çiçekler koklasın parmaklarını

 

Ben öpmeden önce yanaklarını

 

Varsın teller, tüller, duvaklar öpsün.

 

 

 

Kıskançlık çakılı kazıktır serde

 

Bölünsün bu rüya en tatlı yerde

 

Seni canlı kullar öpmesinler de

 

Kefenler sarılsın, topraklar öpsün.

Abdurrahim Karakoç

ED
12.01.2008 19:05
#32

ÖLÜLERE İHTAR

 

 

 

Ey eski ölüler kalkın mezardan

 

Dünyayı bir daha görün de gidin.

 

O günler mi berbat yoksa bugün mü

 

Biz değil...siz karar verin de gidin.

 

 

 

ZİKRULLAH

 

 

 

Sular aşka gelir, çoşar HAK diye

 

Başın taşa vurur vurur HÛ çeker.

 

Rüzgâr dağdan dağa koşar HAK diye

 

Arada bir durur durur HÛ çeker.

 

 

 

Otlar bile HAK diyerek bitermiş

 

Yağmur HAK’tan gelir, HAK’ka gidermiş

 

HAK âşığı âmâ gözlü bir derviş

 

HAK yolunda yürür yürür HÛ çeker.

 

 

 

Ağaç dal dal, HAK’ka açar kucağı

 

Acı vermez HAK emrinin bıçağı

 

Gökte güneş HAK’kın sönmez ocağı

 

Dağdaki kar erir erir HÛ çeker

 

 

 

Gök güvercin HAK der uçar seherde

 

Balık suda HAK’kı içer seherde

 

Kırmızı gül HAK der açar seherde

 

Kokusunu verir verir HÛ çeker.

 

 

 

HAK’kın yolcuları HAK’ta buluşur

 

Varlık zerre, zerre HAK’kı bölüşür

 

Kalp bedende HAK HAK diye çalışır

 

Kan damara varır varır HÛ çeker.

 

 

 

Hak mührü var ceylanların gözünde

 

Hak yazılı kâinatın yüzünde

 

HAK Resul-ü Muhammed (S.A.) ’in izinde

 

Gönül HAK’kı görür görür HÛ çeker.

 

 

 

Abdurrahim Karakoç

ED
12.01.2008 19:07
#33

İKİNİN BİRİ

 

 

 

Can özümden Besmeleyi çekende

 

Dil yanmazsa ben yanarım sultanım.

 

Hak uğruna bir sefere çıkanda

 

Yol yanmazsa ben yanarım sultanım.

 

 

 

Arzuhâlim ulaşırsa divana

 

Korkarım ki taban değer tavana

 

Çiçeğimden zerre girse kovana

 

Bal yanmazsa ben yanarım sultanım.

 

 

 

Göz utanır gönül dostu görünce

 

Can tutuşur candan selâm verince

 

Bülbül olup bir bahçeye girince

 

Gül yanmazsa ben yanarım sultanım.

 

 

 

Aşıklık içimde doğduğu zaman

 

Taş yanar gözyaşım yağdığı zaman

 

Mızrabım sazıma değdiği zaman

 

Tel yanmazsa ben yanarım sultanım.

 

 

 

Üzülmedim erkenine geçine

 

Akıl yordum herşeyine, hiçine

 

Söküp yüreğimi atsam içine

 

Göl yanmazsa ben yanarım sultanım.

 

 

 

Alev alev ruhta, canda bu ateş

 

Bakmakla görülmez bende bu ateş

 

Bırakılsa hangi günde bu ateş

 

Yıl yanmazsa ben yanarım sultanım.

 

 

 

Dosta mektup yazma vakti gelirse

 

Yazar, postalarım kısmet olursa

 

Mektubumun mahiyetin bilirse

 

Pul yanmazsa ben yanarım sultanım

 

Abdurrahim Karakoç

15.01.2008 14:16
#34

Endişe Beyanı

 

Başkalaştı hasbahçenin kokusu

Bülbül gülü kirletecek, korkarım..

Kıçın kıçın yüzmektedir su kuşu

Ördek gölü kirletecek, korkarım..

 

Tüm sular yokuşa doğru akacak

El-âlem hayretle bize bakacak

Neyi tutsak elimizi yakacak

Ateş külü kirletecek, korkarım..

 

AK palavra siyah renge döner mi?

Yalan mumu ikindiden söner mi?

Çiçek zehirliyse arı konar mı?

Kovan balı kirletecek, korkarım..

 

Köprüler kuruldu geçmemiz için

Zehirler sunuldu içmemiz için

Sebep ne yad ele göçmemiz için?

Kervan yolu kirletecek, korkarım..

 

Gerçek sandık cilalanmış sözleri

Düşman değil, dost aldattı bizleri

Yalakalık kör eylemiş gözleri

Meyve dalı kirletecek, korkarım..

 

Saf fikirler çekiliyor kızağa

Düşürdüler bizi bizden uzağa

Mahkûm olacağız bin bir tuzağa

Öfke dili kirletecek, korkarım..

 

Söyleyin, tabyamız bu tabya mıydı?

Aşklar, idealler hep kopya mıydı?

Umutlar, hayaller ütopya mıydı?

Serap çölü kirletecek, korkarım..

 

Gök gürlüyor, fena şimşek çakıyor

Danışmanlar bildiğini okuyor

Çıraklar desensiz sergi dokuyor

Çulha çulu kirletecek korkarım..

 

Ödenen tavizler Arş’a ulaştı

Sabrettik sabrettik, sabrımız taştı

Damadın sayısı yirmiyi aştı

Gelin tülü kirletecek, korkarım.

 

Domuzlar içinde bir uysal kuzu

Kapatmış gözünü, yalıyor tuzu

Paracı patronlar çalıyor sazı

Parmak teli kirletecek, korkarım..

 

Kriter sayısı arttıkça artar

Verheugen ölçer,Jak Şirak tartar

Ya Rab bu zilletten sen bizi kurtar

Mektup pulu kirletecek, korkarım..

 

Vurgun yedik, zoka yuttuk sayısız

Toprak sattık, tesis sattık sayısız

Boş senede imza attık sayısız

Kalem eli kirletecek, korkarım..

 

Türkiye'miz AB’sine girecek

Çağdaş zümre zina keyfi sürecek

Kart katırlar yularları kıracak

Kısrak nalı kirletecek, korkarım..

 

Tanımaz, duymaz ki vekiller bizi

Ciddiye alsınlar endişemizi

Haçlılar dikiyor elbisemizi

Gömlek kolu kirletecek, korkarım..

 

14 Eylül 2004/Vakit Gazetesi

 

ÜSTAD Abdurrahim Karakoç

15.01.2008 14:21
#35

Tercih

 

Hava basmak vatan borcu, ha gayret

Ben “hava”nın millîsini severim.

İçi 'Kızılelma' doluysa şayet

Ben “Kuvva”nın millîsini severim.

 

İsterim darbeci başı da konsun

Karganın, baykuşun beşi de konsun

Ayırmam, Mao'nun kuşu da konsun

Ben”yuva”nın millîsini severim.

 

Toplanmaz demişler elma armutla

Ben topladım oldu şalgamı dut'la

Yürüsün ayılar, keçiler, kurtla

Ben “dâvâ”nın millîsini severim.

 

Katılan katılsın, aranmaz şart-şurt

Emekli çobanlar etmeli cart-curt

Duysun sesimizi Paris, Frankfurt

Ben “cıva”nın millîsini severim.

 

Otağlar kurulsun dokuz direkli

'Onuncu yıl' haykırılsın sürekli

Kızartmada ulusal yağ gerekli

Ben “tava”nın millîsini severim.

 

Münafıklar hayır olmaz dese de

Aldırmayın, civelekler kesede

Dolaptaki elbisemi yese de

Ben “güve”nin millîsini severim.

 

Sıkı duran mert, mevziyi terk etmez

Soldan sağa, sağdan sola çark etmez

Öküz-inek gücense de fark etmez

Ben “düve”nin millîsini severim.

 

Azametli başlar başı çekmeli

Körler böbrekteki taşı çekmeli

Nalbantlar dil kesip, dişi çekmeli

Ben “deva”nın millîsini severim.

 

Koçyiğitler at oynatmak istiyor

Mülkü toz-dumana katmak istiyor

Ovalarda cirit atmak istiyor

Ben “ova”nın millîsini severim.

 

Varsın cila, küster kullanılmasın

Varsın alta astar kullanılmasın

Varsın mala-mastar kullanılmasın

Ben 'sıva'nın millîsini severim.

 

Gül beyazsa kızıl renge boyarız

Kızılelma saksısına koyarız

Yalan, yave palavraya doyarız

Ben “yave”nin millîsini severim.

 

Diyorum ki 'ulusalcı' olmalı

Olmayanın saçlarını yolmalı

Kovalara millî rakı dolmalı

Ben “kova”nın millîsini severim.

 

Muhalif kafalar ezilsin artık

Pas bağlayan diller çözülsün artık

Develer kervana dizilsin artık

Ben “deve”nin millîsini severim.

 

18 Eylül 2005/Vakit Gazetesi

 

ÜSTAD Abdurrahim Karakoç

 

Not: Endişe Beyanı - Tercih.... Üstadın bu Şiirleri kitaplarında olmayan eserleri.. bu eserleri ÜSTAD Vakit Gazetesinde yayınladı...

11.02.2008 20:57
#36

Ellinci Yıl Hesabı

 

Bağladım nefsimi zincir yulara

Dünyayı duvara astım; gel de gör.

Rahatı huzuru attım kenara

Çileyi bağrıma bastım; gel de gör.

 

Yürüdüm sel oldum, durdum göl oldum

Mazluma, mağdura kıvrak dil oldum

Zulüm sıcağında serin yel oldum

Yürekten yüreğe estim; gel de gör.

 

Sonu hatırladım, ilki duyunca

Kula kul olmadım ömür boyunca

Hakkın zehirini içtim doyunca

Batılın balına kustum; gel de gör.

 

Ülfetim olmadı iriler ile

Ağıla girmedim sürüler ile

Ölümden korkmayan diriler ile

Selâmı, sabahı kestim; gel de gör.

 

Aşk ceylanı emzirince sütünü

Taşa çalıp, kırdım benlik putunu

Düşmanımdır inkârcının bütünü

Allah dostlarıdır dostum; gel de gör.

 

Bazı kötülüğü kovdum elimle

Bazı kötülüğü yerdim dilimle

Gücüm yetmeyince kendi hâlimle

Haksıza buğzettim, küstüm; gel de gör.

 

Çıkar için lâf davulu çalmadım

Hiçbir yerden makam, rutbe almadım

Bildimse söyledim; korkak olmadım

Bilmediğim yerde sustum; gel de gör.

 

Suları Islatamadım(sh.46)

 

ÜSTAD Abdurrahim Karakoç

 

 

ÜSTADIMIZA DUALAR EDELİM...

W-
13.02.2008 03:08
#37

gardaşım/A.Rahim KARAKOÇ

 

Ellerin yurdunda çiçek açarken

Bizim ile kar geliyor kardeşim.

Bu hududu kimler çizmiş gönlüme?

Dar geliyor, dar geliyor gardaşım.

 

Güzel olmuş sıra sıra söğütler,

Dağ ardında unutulmuş şehitler.

Hürriyete seymen giden yiğitler,

İki gidip bir geliyor gardaşım.

 

Üç aylık bebekler tutldu taşa,

Düşmanlar geriden eyler temaşa.

Yaratan böylesin vermesin başa,

Zor geliyor, zor geliyor gardaşım.

 

 

 

selam saygı ve dua ile

26.02.2008 18:50
#38

Bambaşka

 

Doktor, benim derdim bambaşka bir dert;

Ağrıyan yerimi sorma boşuna.

Yazdığın reçete değer mi zahmet?

Kağıtla kalemi yorma boşuna.

 

Kerem eyle, fayda vermez yardımın;

Tıp ilminde çaresi yok derdimin;

Her tarafı gurbet olmuş yurdumun;

Düşünceme tuzak kurma boşuna.

 

Gönlüm yığın yığın hasret yüklüdür;

İçimde tarifsiz keder saklıdır

Sökemezsin yaralarım köklüdür;

Merhem sürüp, sargı sarma boşuna.

 

Dost yolları nakışlandı kanımdan;

Sevdiklerim vergi keser canımdan;

Sükuta muhtacım, ayrıl yanımdan,

İncitip günaha girme boşuna.

 

Aşk koymuşlar ıstırabın adını;

Alamadım yaşamanın tadını

Yapacaksan eğer bana yardımı,

Öldür kurtar, ilâç verme boşuna.

 

Üstad Abdurrahim Karakoç

01.03.2008 22:54
#39

GEÇ KALMIŞIM

 

Putları taşa tutmanın

Güç’lüğünü geç anladım.

Delileri avutmanın

Hiç’liğini geç anladım.

 

İhtiraslar dursun diye

Şehiri sığdırdım köye

Her bedenin ayrı şeye

Aç’lığını geç anladım.

 

“Safkan” dedikleri atın

Ünü büyük pek çok zatın

Bir yerde ilmin, sanatın

Piç’liğini geç anladım.

 

Hak’tan söz edersen eğer

Atılan taş sana değer

Doğruluk suç imiş meğer

Suç’luğunu geç anladım.

 

Su taşırken kalbur, file

Susmak gerekirmiş dile

Yazık... geç kalmanın bile

Geç’liğini geç anladım.

 

 

ÜSTAD ABDURRAHİM KARAKOÇ

01.03.2008 22:58
#40

İTIRAF

İster ağla, ister uyu bebeğim

Yüreğime kundakladım ben seni

Yakacaksan, yak ta kurtul; ne deyim

Ateş diye kucakladım ben seni.

 

Bilemezsin.. can yakmaz ki bilesin

Ağrı, sızı bırakmaz ki bilesin

Yara açmaz, kan akmaz ki bilesin

Gözlerimle bıçakladım ben seni.

 

Mektup yazdım baharına, yazına

Gölgeden çık, güneş doysun hazzına

Kilit vurdum gecelerin ağzına

Rüyalara yasakladım ben seni.

 

Gönlümü vermişim, güle ne hacet

Daha başka bir gönüle ne hacet

Altına, elmasa, tüle ne hacet

Şefkatimle duvakladım ben seni.

 

Yasaklı Rüyalar(sh.49)

 

ÜSTAD ABDURRAHİM KARAKOÇ

01.03.2008 23:00
#41

LÜZUMAT MÜZEKKERESİ

 

Uzun boylu, kısa boylu

Ölse ne ki, kalsa ne ki?

Üç-beş yüz bin işçi, köylü

Ölse ne ki, kalsa ne ki?

 

Fark etmez ırgat, amele

Harç diye basın temele

Alt tarafı hepsi köle

Ölse ne ki, kalsa ne ki?

 

Hayatına küstü memur

Yediğini kustu memur

Altı memur, üstü memur

Ölse ne ki, kalsa ne ki?

 

Vurguncuya işlesin çark

Namuslular etmesin fark

Esnafın destesi beş mark

Ölse ne ki, kalsa ne ki?

 

Dulu,yetimi kim arar

İmhasına verin karar

Emekliler zaten zarar

Ölse ne ki, kalsa ne ki?

 

İşsizler sürülsün yurttan

Büyükler kurtulsun dertten

İnsanlar kemikten, etten

Ölse ne ki, kalsa ne ki?

 

Temizlensin sathı vatan

Sevinsin pusuda yatan

Vatandaş lüzumsuz zaten

Ölse ne ki, kalsa ne ki?

 

Yasaklı Rüyalar(sh. 109)

 

ÜSTAD ABDURRAHİM KARAKOÇ

01.03.2008 23:04
#42

HA GAYRET!

Zina bizim gıdamızdır diyenler

Zina suç olmaktan çıktı.. Ha gayret!

Çağdaş etiketli şıllık bayanlar

Boş durmak sizleri sıktı.. Ha gayret!

 

Bir oldunuz erkeğiyle kadını

Geri geri attırdınız adımı

Çıkartın zinanın çirkef tadını

Boynuzlar kaleyi yıktı.. Ha gayret!

 

Derler: Hayvan gibi özgür olalım

Entel zennelere kılınç çalalım

Değişelim, her gün bir eş alalım

Ankara’da şafak söktü.. Ha gayret!

 

Çiçek, kokusunu sundu herkese

Kaptan şoför taktı geri vitese

Yalamaya döndü kapı, menteşe

Aşiret canından bıktı.. Ha gayret!

 

Mühim değil su alsa da kayıklar

Boynuzuna kavuşacak geyikler

Kokonalar “zina” diye sayıklar

Gözler Avrupa’ya baktı.. Ha gayret!

 

Köşe yazarları, köşe taşları

Utanmıyor yüzü bulsa yaşları

Acı hıyarların turp yandaşları

Kafayı uçkura taktı.. Ha gayret!

 

Yabancı istedi, yerli ram oldu

Ak bayrak çekildi, teslim tam oldu

Zina kuyruğunda izdiham oldu

Devler diz üstüne çöktü.. Ha gayret!

 

Tekeler hayvanca sevişe dursun

Keçiler sevişsin, gevişe dursun

Masalarda meze ve şişe dursun

Medya, kaçırmasın vakti.. Ha gayret!

 

Birileri arpaları malt etti

Birileri bile bile halt etti

Birileri ar-namusu alt etti

Birileri mumu yaktı.. Ha gayret!

 

29 Eylül 2004/Vakit

 

ÜSTAD ABDURRAHİM KARAKOÇ

01.03.2008 23:08
#43

TAMAM MI?

 

 

Unutma, tez geçer zulmün ezası,

Sabretmeyi bileceksin; tamam mı?

Yiğite ar değil bahtın kazası

Hakka teslim olacaksın; tamam mı?

 

Geri dönmek yoktur güneş doğmadan;

Rahmet nuru karanlığı boğmadan,

Hakikat yolunda boyun eğmeden,

Gerekirse öleceksin; tamam mı?

 

Yenilir mi inanmışın imanı?

Böyle bir gerçeğin olmaz gümanı.

İnşallah başlarsa hesap zamanı,

Haklarından geleceksin; tamam mı?

 

Yolumuz her zaman Allah yoludur;

Bu yoldaki ölüm oğul balıdır.

Hak, haklının en mukaddes malıdır;

Vermezlerse alacaksın; tamam mı?

 

Çevirmez âhını Allah öksüzün...

Pek basittir devrilmesi köksüzün

Her kim olsa, haksızlığı haksızın

Suratına çalacaksın; tamam mı?

 

Uyuşukluk şifa bulmaz illettir.

Korkaklık en âdi, en pis zillettir

Adalet ne güzel, ne hoş nimettir.

Hep doğruyu bulacaksın; tamam mı?

 

Yalana hayır de, gerçeğe evet...

Mücadele şarttır, kalsan da tek fert.

Bir de ötesi var buranın elbet;

Nasıl olsa güleceksin; tamam mı?

 

Vur Emri(sh.37)

 

ÜSTAD ABDURRAHİM KARAKOÇ

01.03.2008 23:11
#44

ZAVALLI MILLETIM(GERDANLIK)

 

 

Gâvura benzetildik kanunların zoruyla

Alnımızdan öpüldük on metrelik boruyla

Çalındı tarihimiz, yandı geleceğimiz

Yatıyor-kalkıyoruz her gün aynı soruyla..

 

01.02.2006/Vakit

 

 

 

ÜSTAD ABDURRAHİM KARAKOÇ

 

ÜSTADIMIZA DUALAR EDELİM... ALLAH (C.C) ÜSTADIMIZA UZUN ÖMÜRLER VERSİN. amin

21.03.2008 11:25
#45

KORKAKLAR RESMİGEÇİDİ

 

Zifiri karanlık 'aydın'larımız

Evvelemir Bismillah'tan korkarlar.

Ve 'çağdaş yaşamcı' kadınlarımız

Gusül, abdest, Kıblegâh'tan korkarlar.

 

Milliyet'siz... rûy-i zemin ülkesi

Kimi Lenin, kimi Mao halkası

İnkârcılık devrimcinin ilkesi

Lâilâhe İllallah'tan korkarlar.

 

Patronun belinde silahtır basın

İnsandır demeyin, umudu kesin

Yönetmeni öküz, yazarı tosun

Uyuturlar, intibahtan korkarlar.

 

Adı 'sanatçı'ya çıkan her şebek

Yolda göğüs açar, sahnede göbek

Ki bunca yarasa, baykuş, köstebek

Hem ışıktan, hem sabahtan korkarlar.

 

Siyasette yalan satmak huyları

Boya sürmek, çamur atmak huyları

Her nesneye yalan katmak huyları

İstikrardan, inşirahtan korkarlar.

 

Saçma sapan yorumlarlar çağları

ölülerden medet umar sağları

Kırdılar geçmişle olan bağları

Tarihteki padişahtan korkarlar.

 

Hiçbir küfrü bırakmazlar kazaya

Mabetleri çevirirler müzeye

Hayrandırlar doğu, batı, kuzeye

Geri kalan tek cenahtan korkarlar.

 

Büyükler tanırız, yüz okka beden

Fikrî sıkletleri sıfırdır, neden?

Aslı nedir, öğrenmeden bilmeden

Hoş kelamdan, has mizahtan korkarlar.

 

Doğru dürüst bir hâlleri bulunmaz

İhanette ihmalleri bulunmaz

Kalleşlikte emsalleri bulunmaz

Mertlik denen bir silahtan korkarlar.

 

Kiralıktır beyinleri, kıçları

Dışlarından daha kirli içleri

Zina yapar çoğaltırlar piçleri

Aileden ve nikâhtan korkarlar.

 

Kimi devrim, kimi koltuk yobazı

Kimi ilim, kimi hukuk yobazı

Kimi antik çağın moruk yobazı

Hak ehlinden, hayırhah'tan korkarlar.

 

Hem korkaklar, hem şirretler velhasıl

Günlük yalan yumurtlarlar ki, nasıl!

Bu günlük burada bitti bu fasıl

Tüm eğriler doğru rah'tan korkarlar...

 

24 Kasım 1996(Yasaklı Rüyalar)

 

ÜSTAD Abdurrahim Karakoç

30.03.2008 13:54
#46

Röportaj - 2 (Hökümet Bilir)

 

Soruları sor da cevap isteme

Biz ne bilek ağam, hökümet bilir.

Süt beyaz mı, limon sarı mı deme

Biz ne bilek ağam, hökümet bilir.

 

Yirmi iki milyon asgari ücret

Çalışan bir kişi, sekiz baş külfet

Ye öl, yemeden öl, otuz gün mühlet

Biz ne bilek ağam, hökümet bilir.

 

Solculuğun üstün meziyetini

Yönetimin halka eziyetini

BÇG'nin durum vaziyetini

Biz ne bilek ağam, hökümet bilir.

 

Siyaset mi? Sorun Güngör Yekta'ya

Yeni din mi? gidin Agah Oktay'a

Belki suçtur nokta desek noktaya!

Biz ne bilek ağam, hökümet bilir.

 

Beden nerde, baş nasıldır ayak kim?

Çavuş kimdir, onbaşı kim, yamak kim?

Kesintisiz kargaşaya dayak kim?

Biz ne bilek ağam, hökümet bilir.

 

Ne dövizden ne dolardan anlarız

Ne semerden ne yulardan anlarız

Ne zehirden ne klordan anlarız

Biz ne bilek ağam, hökümet bilir.

 

Okuyan değiliz yağıp eselim

Dedelek değiliz ahkâm keselim

En doğrusu dinleyelim, susalım

Biz ne bilek ağam, hökümet bilir.

 

İşler bacanağa, yeğene kalmış

Memleket güdene, sağana kalmış

Elmanın görevi soğana kalmış

Biz ne bilek ağam, hökümet bilir.

 

Vesayet var imiş, ''var'' diyemek ki

Tıbben sabit köre ''kör'' diyemek ki

Enflasyon azıtmış ''dur'' diyemek ki

Biz ne bilek ağam, hökümet bilir.

 

Yarasa kuş mudur, arı yılan mı

Vaatler cılk mıdır, sözler yalan mı

Sırtımıza vurdukları palan mı

Biz ne bilek ağam, hökümet bilir.

 

Laiklik yemeyle doyar mı karın

Bilmeyiz bugüne uyar mı yarın

Buzluklar sıcak mı, hamam mı serin

Biz ne bilek ağam, hökümet bilir.

 

Senfoniye girsek hani paramız

Çağdaşlıkla açık kaldı aramız

Sırtımızda var mı, yok mu yaramız

Biz ne bilek ağam, hökümet bilir.

 

Ekmekte, ayranda irtica var mı?

Yukardan bir baskı, bir rica var mı?

Muhtardan bekçiye iltica var mı?

Biz ne bilek ağam, hökümet bilir.

 

Doğru mudur, güvercine kuş desek?

Suç olmaz mı, zemheriye kış desek?

Gücenirler ıslak yola yaş desek

Biz ne bilek ağam, hökümet bilir.

 

Demokrasi varsa nerede yaşar?

Hukuk bağımsız mı? .. O bizi aşar

Vurgun, soygun, rüşvet nereye koşar

Biz ne bilek ağam, hökümet bilir.

 

Kadir beyin cömerdini hasını

Göz doyuran Sibel Can'ın dansını

En büyük babanın laf mirasını

Biz ne bilek ağam, hökümet bilir.

 

Kime güceniriz, kime küseriz

Bir karpuzu kaç dilime keseriz

Nerde yoruluruz nerde susarız

Biz ne bilek ağam, hökümet bilir.

 

Bulatıldık bir kez durulmak ayıp

Çalış, didin amma yorulmak ayıp

İtiraz günahtır, darılmak ayıp

Biz ne bilek ağam, hökümet bilir.

 

İbadete tavır, inanca hudut

''Eskiyi unut da, yeni yolu tut''

Dağıtır her gelen dağ boyu umut

Biz ne bilek ağam, hökümet bilir.

 

Hayatımız bir çözülmez bilmece

“Of! ..” çekeriz, topu topu tek hece

Hangi düşü göreceksek bu gece

Biz ne bilek ağam, hökümet bilir

 

Oğlum Murat üç ay önce dişlendi

Masum yavrum dişlenirken fişlendi!

Sabıkası kaç deftere işlendi

Biz ne bilek ağam, hökümet bilir

 

Yasaklı Rüyalar (sh. 165)

 

ÜSTAD Abdurrahim Karakoç

BA
30.03.2008 18:07
#47

Abdurraham abiyi çok severimde keşke Cihadcı sapıkları biraz araştırsaydıda onları övmeseydi çok üzüldüm buna İbni Teymiye zıngına kafirine hödüğüne(daha yazarsam sövücem) İmam ve Şeyhul İslam diyen Usame midir nedir o Fellahı övdüğü yazısını görüne çok üzülmüştüm. :)

31.03.2008 00:58
#48

babalarkulu : güzel kardeşim ÜSTAD ABDURRAHİM KARAKOÇ hakkında Abdurraham abiyi çok severim bu kelime bana göre yanlış

 

O ÜSTAD tır.. Adı da Abdurraham değil, Abdurrahim dir... O benim ÜSTADIM dır...

 

ÜSTAD benim herşeyimdir...

 

 

Cihadcı sapıkları biraz araştırsaydıda onları övmeseydi : BU CÜMLEYİ ÜSTAD DUYARSA ÜZÜLÜR... Kİ GÜZEL KARDEŞİM KİMİN NE OLDUĞUNU SEN ÜSTAD TAN DAHA MI İYİ BİLİYORSUN... ÜSTAD HAYATI BOYUNCA HEP DOĞRULARI SÖYLEDİ

 

 

VE ÜSTAD '' HAK YOL İSLAM YAZACAĞIZ '' DEDİ...

 

ÜSTADIN BİRİLERİNE VERDİĞİ KORKU YETER... SEN ANLADIN BUNU !!!

 

SEN ÜSTADIMIZA DUADA BULUN TEK DİLEĞİM BUDUR

 

ÇÜNKÜ BİR ÜSTAD ABDURRAHİM KARAKOÇ DAHA DÜNYAYA GELMEYECEK KIYMETİNİ BİLELİM

 

ÜSTAD ABDURRAHİM KARAKOÇ YAŞAYAN TEK EFSANEDİR BEN BÖYLE DİYORUM KİMSEDE GÜCENMESİN

 

 

dua - muhabbet ile

BA
31.03.2008 17:07
#49

Kardeş Necip Fazıl üstadı anlatan sitedeyiz ve senin gibi bağlılık anca bir Bâbâerene olur.Yani sendeki bağlılık bir posta oturmamış bir Mü'mine fazla.Abdurrahim yerine Abdurraham yazmam dil alışkanlığından ötürüdür.Aslen kütahyalıyım ve bu yörenin şivesini konuşmamda kullanıyorum.Başka türlü konuşmuyorum; buda benim kişisel tercihim, Dil alışkanlıgından farketmeden öyle yazdım.Eğer Cihadcıların itikadını araştırırsan Üstad Necip Fazılın tenkit ettiği vehhabiliğe mensub olduklarını görürsün.Üstadı sevipte Cihadcıları(Filistinli-Iraklı farketmez) canları anlıyamıyorum.

01.04.2008 01:01
#50

babalarkulu : Evet ÜSTAD NECİP FAZIL ı anlatan sitedeyiz biliyorum. ÜSTAD ın şiirleriyle büyüdüm ben... ÜSTAD bana ŞİİR i sevdirdi... Allah (c.c) mekanını cennet eyleye... amin...

 

'' Senin gibi bir bağlılık Babaerene olur'' demişssin... Kardeşim bir insan bir insanı çok seviyorsa sen o insana benzetme şeklinde buna bağlısın şuna bağlısın mı diyorsun...

 

Sen bir insanı çok sevemez misin, veyahut sen bir insanı çok sevmedin mi, hayatın boyunca illa ki sevmişsindir...

 

 

''Sendeki bağlılık bir posta oturmamış bir Münine fazla''... Bu cümleyi de kabul etmiyorum kardeşim

 

Bu senin kişişel tercihin doğrudur, Ama her yerde Abdurraham demesen bu senin açından iyi olur kardeş

 

'' EDEP VE AHLAK '' bu cümleyi iyi öğrenmek gerek...

 

Şunu da diyeyim son olarak : SEN ÜSTAD ABDURRAHİM KARAKOÇ a ŞUNU ARAŞTIRSAYDI BUNU ARAŞTIRSAYDI DİYEMEZSİN ...

 

'' HADDİNİ BİLMEK '' bu cümleyi de iyi öğrenmek gerek...

 

UNUTMA Kİ O ÜSTAD, O HEPİMİZDEN DAHA ÇOK ŞEYLER BİLİYOR...

 

dua ile

BA
01.04.2008 18:19
#51

Cân benimkide bir tavsiyeydi ben mürşidlik postuna oturmamış mü'mini bırak öyle günaha batmış fasık o kadar çok kişiyi sevdimki neyse.Haddini bikmek diyorsun o bir mürşit değilki dini konularda hata yapabilir.Ben sadece hatasını söyledim.Evet bağlanabilirsin Abdurrahim Abiye bu kadar fakat bu normal değil onu belirtmek istemiştim.

03.04.2008 17:37
#52

babalarkulu : BEN ÜSTADIMI , ÜSTAD ABDURRAHİM KARAKOÇ u seviyorum hepsi bu, bunda normal olmayan şey nedir?

 

aydınlat hele o engin gönlünden !!!

BA
05.04.2008 15:16
#53

Evet sevdiğin bir insanın yanlışını kabul etmek zor ama Abdurrahim abininde ufakta olsa yanlışları var, onları bilerek onu sevmeni istemiştim sadece....

HA
09.04.2008 23:01
#54

Gökan Öztürk! neyi ima etmeye çalıiıyorsunuz siz bağıra bağıra üstad üstad demeler?? üstada dua edelim felan!?

madem okadar seviyorsunuz o şahsı adına site kurun veya paşka yollar deneyin. ama vurgu yapa yapa üstad ta üstad... biraz ayıp kaçıyor ÜSTAD NECİP FAZIL ın sitesinde!

10.04.2008 00:57
#55

hafakan kardeşim şimdi senin derdin nedir?

 

ben babalarkulu ile ufak bir münakaşa içerisine girdik o düşüncelerini söyledi bende söyledim hepsi budur...

 

 

BEN KİME NE DİYECEĞİMİ VE KİME NASIL DAVRANILACAĞINI ALLAHA ŞÜKÜR ÇOK İYİ BİLİRİM...

 

 

Ben Üstadıma '' Abdurrahim Karakoç '' olarak hitap etmiyorum, '' ÜSTAD ABDURRAHİM KARAKOÇ '' diyorum beni bilenler bilir...

 

 

edep ve ahlakım görüşüm bunu gösteriyor, ki ben ÜSTADIMIN EVİNE GİTTİM

 

 

 

Bağıra bağıra üstad üstad diyorsunuz demişsin... Yok ben bağırmıyorum o ÜSTAD olduğu için ÜSTAD diyorum hepsi bu...

 

 

Üstada dua edelim felan demişsin, Ben ediyorum kardeşim sende etsen neyin eksilir...

 

madem onu o kadar çok seviyorsunuz o şahsı adına site kurun başka yollar deneyin demişsiniz , ÇOK AYIP KARDEŞİM

 

 

 

biraz ayıp kaçıyor ÜSTAD NECİP FAZIL ın sitesinde! demişsiniz

 

AYIP OLAN NEDİR KARDEŞİM, ABDURRAHİM KARAKOÇ a benim ÜSTAD demem ÜSTADIM demem ayıpsa tez vakit toplantı yapalım o zaman...

 

 

BEN ÜSTAD NECİP FAZILI DA SEVİYORUM BEN ÜSTAD ABDURRAHİM KARAKOÇ u da seviyorum

 

sorun nedir gardaşım...

CI
10.04.2008 10:19
#56

Sakin olun arkadaşlar :)

 

Buranın Necip Fazıl'a atfen hazırlanmış bir site olması, kullanıcıların fikriyatını veyahut muhtelif bir cihetini takdir ettiği bir şair veya yazara itidal hudutları dahilinde istediği şekilde hitap etmesine mani değildir. Abdurrahim Karakoç tastamam bizden (B.D) olmasa dahi tamamiyle bizden olmayanlardan da değildir. Mukaddesata olan sadakat ve temayülünden ötürü kendisine (üstad) denmesinde ne bir beis ne de bir abes vardır. Mesele, herhangi bir müspet nihayete ermesinin muhal görünmesinden ötürü noktalanmıştır.

BA
10.04.2008 18:26
#57

Ya bu kişisel bir tercih bende Abdurrahim Abiye Abi diyorum, bir halk şairi çünkü o samimiyeti buluyorum, buda benim kişisel tercihim.ÜStad demende bir beis yok fakat Üstad kelimesi Osmanlı zamanında mürşid,babaeren,pir,dede, vb. manalarda kullanılıdığından böyle kullanmaman daha iyi olur dedim arkadaşa.Ama asla kişisel tercihine kızmadım....

VA
10.04.2008 21:09
#58

Üstad: Herhangi bir ilimde veya sanat alanında bilgi ve söz sahibi olan, üstün bir yeri, tam vukufu bulunan kimse manasındadır.

BA
10.04.2008 21:52
#59

Evet asıl manası o ama Osmanlıda Mürşid manasında kullanılmıştır.

VA
11.04.2008 00:42
#60
Evet asıl manası o ama Osmanlıda Mürşid manasında kullanılmıştır.

--------------------------------------------------------------------da---------------

 

Aha o araya '' da '' ekini eklersek eklersek tam olacak :) (manasında ''da'')

IN
17.05.2008 17:26
#61
dokunamamakzu1tr4uy9ro5.jpg
SE
18.05.2008 22:23
#62

çok hareketli bi bölüm olmuş:)saygı ve selamlarla abdurrahim karakoçu seviyoruz gönülden

01.07.2008 13:50
#63

OY BU SEVDAYI / ÜLKÜ TÜRKÜSÜ

 

 

Bir beyaz rahmettir bir yeşil murat

 

Görmeyen ne bilir oy bu sevdayı

 

Tüter buram buram yücelir kat kat

 

Artırır gün hafta ay bu sevdayı

 

 

 

Değişir bu mevsim bu poyraz keser

 

Yurdumda davamın rüzgarı eser

 

Gün gelir anlayıp bağrına basar

 

Şehir bu sevdayı köy bu sevdayı

 

 

 

Yeminim var oğlum kızım üstüne

 

Yazdım nakış nakış özüm üstüne

 

Çilesi belası gözüm üstüne

 

Derdimin dermanı say bu sevdayı

 

 

 

Mukaddes hareket mübarek mana

 

Hak ile bu dava büyür yan yana

 

Alır bir kaynaktan döker ummana

 

Irmak bu sevdayı çay bu sevdayı

 

 

 

Batılın çokluğu uzaktır bizden

 

Severim turnağım hak olan azdan

 

En soylu türküden en doğru sazdan

 

Dinle bu sevdayı duy bu sevdayı

 

 

 

Bedenime korkak yürek yüklemem

 

Tatlı diye öz canımı saklamam

 

Öldüğümde çalgı çelenk beklemem

 

AL GÖTÜR KABRİME KOY BU SEVDAYI...

 

 

 

ÜSTAD ABDURRAHİM KARAKOÇ

RA
04.07.2008 20:22
#64

AZINLIK

 

Satıcı simsarlar verdi el ele

“Bölünmez” ülkeye girdi azınlık..

Her yana dal-budak saldı mesele

Postunu divana serdi azınlık..

 

Kaboğlu fitneyi doldurdu kaba

Gösterdi olağan dışı bir çaba

Oran baskın çıktı, dedik merhaba

Ortamı sinsice gerdi azınlık..

 

Yazmadı tarihler böyle hinliği

Şaşırttı şeytanı kurul cinliği

Bu kasap mantığı, bu pişkinliği

“Al kurtul” ödülü, gördü azınlık..

 

Düşündüm, kimlerle yarıştı aklım

Nihayet öfkemle barıştı aklım

Okudum raporu, karıştı aklım

Saydım beş kişinin dördü azınlık..

 

Avrupa yurdumu bölmek istiyor

En az beş parçada görmek istiyor

Tez günde mezara gömmek istiyor

Amacı, gayesi, derdi azınlık..

 

Doymadılar yiyip içtikleriyle

Onulmaz yaralar açtıklarıyla

Devşirme güruhtan seçtikleriyle

Jokerleri öne sürdü azınlık..

 

Haçlı Avrupa’sı düğmeye bastı

Yerli uşakları fikrini kustu

Gözcüler uyudu, sözcüler sustu

Yuların ipini kırdı azınlık..

 

Papaz kilisede tezgâhı kurmuş

Anahtar satarak milyarlar vurmuş

Diyalog esnafı selâma durmuş

Muradı maksada erdi azınlık..

 

Kayboldu hamamın tarağı, tası

Bitmedi irtica paranoyası

“Ekümenlik Patrik” oyunun as’ı

Hatayı, Mardin’i sardı azınlık..

 

AB yollarına düşer gideriz

Gelme deseler de koşar gideriz

Bir garip âlemde yaşar gideriz

Bekliyor kapıda ferdî azınlık..

 

Kimliğin Türk, dinin İslâm, orda kal

Yazılan raporu oku, ibret al

Ey sahibi devlet, söyle, bu ne hâl? !

Diyorlar ki “Türk’ü-Kürdü azınlık”…

KU
13.04.2009 00:03
#65

AÇIK DİLEKÇE

 

 

 

Görmediğim bir bambaşka durum var

 

Sizin şehrin kızlarında savcı bey.

 

Yaklaşanı tâ yürekten vururlar

 

Kan kokuyor gözlerinde savcı bey.

 

 

 

Gayeleri gönül kırmak dal gibi

 

Bakışları çifte faul bal gibi

 

Ülkeler fethetmiş bir kral gibi

 

Gurur dolu pozlarında savcı bey.

 

 

 

Kaş yaparken, göz çıkarır elleri

 

Çok silâhtan tesirlidir dilleri

 

Hayret ettim, bir tuhaf ki hâlleri,

 

Poyraz eser yüzlerinde savcı bey! .

 

 

 

Derviş olup çıktım tığsız, tebersiz

 

İlk görüşte avladılar habersiz

 

Pişirdiler beni tuzsuz, bibersiz

 

Kebap oldum közlerinde savcı bey! .

 

 

 

Bölüştüler gönlüm ile aklımı

 

Davacıyım, ara benim hakkımı...

 

Bir yol göster, haksız mıyım, haklı mı?

 

Yorulmayım izlerinde savcı bey.

KU
13.04.2009 22:53
#66

AŞK HİKAYESİ

 

 

 

Başımdan bir kova sevda döküldü

 

Islanmadım, üşümedim, yandım oy!

 

İplik iplik damarlarım söküldü

 

Kurşun yemiş güvercine döndüm oy!

 

 

 

Yağmur yorgan oldu, döşek kar bana

 

Anladım ki kendi gönlüm dar bana

 

Alev dolu bardakları yâr bana

 

Sunuverdi içtim içtim kandım oy!

 

 

 

Sevgi ektim, naz biçmeye çalıştım

 

Ne zamana, ne kendime alıştım

 

Kırk senede yedi hasret bölüştüm

 

Yedi dünya bana düştü sandım oy!

 

 

 

Gönül şahinimi yordum gerçeğe

 

Sonsuzda yüzümü sürdüm gerçeğe

 

Teselliden kanat kırdım gerçeğe

 

Tecellinin sinesine kondum oy!

_____________________________________________________________________-

 

 

 

 

BAMBAŞKA

 

 

 

Doktor, benim derdim bambaşka bir dert

 

Ağrıyan yerimi sorma boşuna.

 

Yazdığın reçete değer mi zahmet?

 

Kağıtla kalemi yorma boşuna.

 

 

 

Kerem eyle, fayda vermez yardımın

 

Tıp ilminde çaresi yok derdimin

 

Her tarafı gurbet olmuş yurdumu

 

Düşünceme tuzak kurma boşuna.

 

 

 

Gönlüm yığın yığın hasret yüklüdü

 

İçimde tarifsiz keder saklıdır

 

Sökemezsin yaralarım köklüdür

 

Merhem sürüp, sargı sarma boşuna.

 

 

 

Dost yolları nakışlandı kanımdan

 

Sevdiklerim vergi keser canımdan

 

Sükûta muhtacım, ayrıl yanımdan

 

İncitip günaha girme boşuna.

 

 

 

Aşk koymuşlar ıstırabın adını

 

Alamadım yaşamanın tadını

 

Yapacaksan eğer bana yardımı

 

Öldür kurtar, ilâç verme boşuna.

BU
15.04.2009 19:14
#67

HIYARNAME

 

Belli vazifesini yapmış Bostancıbaşı

Sabahleyin baktım ki hıyarla dolmuş çarşı

 

Dizilmiş tablalara uzunu ve kısası

Kurmuşlar hal içinde maruf hıyar masası

 

Hıyar deyip geçmeyin, şifadır çok maraza

Koklatırsınız kurda, yedirirsiniz kaza

 

Hıyarın pörsümüşü çobana azık olur

Tazesi, endamlısı çadıra kazık olur

 

Hıyarın çaparı var, beyazı, langası var

Pazarlarda bölüğü, bakkalda mangası var

 

Al küçüğü turşu kur, büyüğü salata yap

Kırk dört santimliğini kamyona balata yap

 

Memleket baştan başa hıyar tarlası gardaş

Bu toprakta yetişir hıyarın hası gardaş

 

Seyreyle hıyarları sabahın seherinde

Altmış okka vitamin dans eder beherinde

 

Seracı hıyarları cılız ve kısa olur

Medya suyu verince topala asa olur

 

Hıyarın kıymetini bilmemek nankörlüktür

Halka hıyar dağıtmak en büyük bonkörlüktür

 

Çiçeği burnundası makbulmüş bir zamanlar

Hıyardaki hassayı bostancıbaşı anlar

 

Derler ki, hıyar taze, hıyar ucuz olmalı

Hıyar seven adamda beş çuval tuz olmalı

 

Nerde konuşan hıyar, nerde yürüyen hıyar

Peşinden milyonlarca dâhi sürüyen hıyar

 

Gün gelecek hepsini göreceksiniz elbet

Her hıyara statü vereceksiniz elbet

 

Belâgatı yükselir hıyar yiyen adamın

Ruhuna revnak gelir hıyar yiyen madamın

 

Günümüz hıyar kesme, hıyar soyma günüdür

Vatan-millet aşkıyla hıyar oyma günüdür

 

Kral sofralarına lâyık olmalı hıyar

Siyaset denizinde kayık olmalı hıyar

 

Kalkınacak bir ülke hıyar ihraç etmeli

Yetişmiş hıyarları başına taç etmeli

 

Hıyar seminerleri yapmalıyız durmadan

Kuru hıyar evlâdır baldan ve kavurmadan

 

Bırakın çağdaşlığı, bırakın sağı-solu

Toprağımız mümbittir, her taraf hıyar dolu

 

Çıktık açık alınla hıyarlar bostanından

Alınmasın kelekler bu hıyar destanından

 

Selâm olsun tablada, dalda yatan hıyara

Selâm olsun alkışa göbek atan hıyara

 

Selâm olsun toprağa ve suya ve gübreye

Helâl olsun besteye, helâl olsun güfteye

 

Tazelendi bilcümle hıyarların şerefi

Ne mutluluk bizlere, tutturduysak hedefi.

 

Üstad Karakoç'un anlayana 'herşey' ifade eden şiirlerinden birisinide ben ekleyeyim, eksik kalmasın. Bu arada çalışmalar nasıl gidiyor Gökhan kardeşim, Mevlam muvaffak eylesin. Emeklerin boşa gitmez inşallah.

NU
16.04.2009 21:56
#68

Ya Rab bu hasrete can dayanmıyor;

Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.

Her adımda bir engel var, salmıyor,

Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.

 

Mümkün mü bu yolda maksuda ermek?

Mümkün mü sılada dost yüzü görmek?

Âşıka ar gelir geriye dönmek;

Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.

 

Abdurrahim Karakoç

KU
10.05.2009 18:31
#69

ACABA

 

 

 

Uyuyan göllere ay ışığında

 

Sevginin resmini çizsem kim anlar?

 

Tomurcuk ayrılıp, gül açtığında

 

Yağmurun saçını çözsem kim anlar?

 

 

 

Bir mekan kaplamış ne varsa nerde

 

Kendi ötesini saklar her perde

 

Sonsuzluğun sona erdiği yerde

 

Huduttan bir kulaç kazsam kim anlar?

 

 

 

Aşk, kömür beyazı; kin, süt karası

 

Eklenir yarama her dost yarası

 

Et oldum bıçakla kemik arası

 

Cellatla ahdimi bozsam kim anlar?

 

 

 

Doğumda yalan var, ölümde gerçek

 

Bir şeyler anlatır balık, kuş, çiçek

 

Kırık gönülleri toplayıp tek tek

 

Toplayıp göğsüme dizsem kim anlar?

 

 

 

Gün geldi zamanı gömdüm kabire

 

Dağ oldu aklımın verdiği fire

 

Bağlasam telaşı çelik zincire

 

Sabrın derisini yüzsem kim anlar?

 

 

 

İçte deprem olur dışın düğümü

 

İhlâssız çözülmez işin düğümü

 

Aklımdan geçeni, düşündüğümü

 

Okusam kim dinler, yazsam kim anlar?

FI
10.05.2009 20:54
#70

abi çok güzel şiir paylaştığın için teşekkür ederim.

NU
02.06.2009 18:36
#71

YOLLARIN SONU

 

Bilir misin hancı,bu güne kadar

Hanından kaç yolcu çıktı bu yola?

Sıladan gurbete giden yolcular

Kaç damla göz yaşı döktü bu yola?

 

Getirmeden bu yolların sonunu,

Kaç yolcu son durak yaptı hanını?

Kaç yolcu bu yolda verdi canını,

Ecel kaç yolcuyu çekti bu yola?

 

Akar bir oluktan beş dağın karı,

demişler adına 'hasret pınarı'

Şu mezarı gölgeleyen çınarı

Kimin için kimler dikti bu yola?

 

Kaç aşık bu yolda zaman eritti,

Kaç yorgun hanında terin kuruttu.

Bu taşlı yol kaç çarığı çürüttü

Kaç topuğun kanı aktı bu yola?

 

Yollar kıvrım kıvrım,dağlar sıralı,

Düşünürüm,yollar beni yoralı.

Kaç ceylan iniyor böğrü yaralı

Her gecenin seher vakti bu yola?

 

Ben bilmedim gitti n'olur sen söyle,

Bu yollar kararsız uzar mı böyle?

Yar için iç çekip,karşıki köyde

Hangi göz kaç sene baktı bu yola?..

17.09.2009 22:47
#72

BİTMEYEN GECE

 

 

Bir gece başladı yıldızsız aysız

Ne horozlar öttü ne sabah oldu

Kibritler ıslaktır çakmağım yağsız

Dar odam ebedi ışıksız kaldı

 

Bırakmaz yakamı dört yanım duvar

Ne kapı ne baca ne pencere var

Ne mektup gönderir sevdiğim dostlar

Ne de bir tanıdık kapımı çaldı

 

Bir zaman karnımı doyuran toprak

Üstüme gölgelik altıma yatak

Hiç ümit etmezken olacağa bak

Nihayet ağzıma gözüme doldu

 

Ve işte dünyada en son arkadaş

Başımın ucunda dikili bir taş

Bitti doğduğum gün başlayan savaş

Kainat benimle beraber öldü

 

 

ABDURRAHİM KARAKOÇ

 

KU
18.09.2009 00:46
#73

BEN..

 

Ben: Karlı dağların deli rüzgârı..

Ben: Tozlu yolların demirbaşıyım.

Ben: suyu kurumuş sevgi pınarı...

Ben: Toprak bekçisi, mezar taşıyım.

 

Ben: Hep yıllar yılı kanayan çıban...

Ben: Fikir sürüsün yitiren çoban.

Ben: Hayâl peşinde çarıksız taban...

Ben: gurbet ağzında bulgur aşıyım.

 

Ben: çürük bir gemi aşk denizinde..

Ben: Yağmur damlası dostun izinde.

Ben: Yanıp kül oldum aşkın közünde...

Ben: Kara sevdanın dert yoldaşıyım.

 

Ben: Koyu düşmanım yersiz gülüşe

Ben: Düşüvermişim bitmez bir düşe

Ben: Bıldır ağlarım bu yıl ölmüşe...

Ben: Bensiz duygunun ilk savaşıyım.

 

Ben: Gönlü aklına uymayan deli..

Ben: Az düşünceden doymayan deli.

Ben: Beni ben diye saymayan deli...

Bırakın, ben benden uzaklaşayım.

 

ABDURRAHİM KARAKOÇ

W-
04.10.2009 21:51
#74

en sevdiğim şiirlerindendir

Reçete....

 

 

 

Ey yüksek sosyeteye mensup modacı hanım,

Eğlence zümresinin başının tacı hanım,

Bu metod ki, sizlerin müsbet ilâcı hanım:

Dışının görünüşü içinin aynasıdır;

Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.

 

 

Yerindedir tahsilin, güzelliğin şahane.

Varsa Türk’ten tâlibin, bul çeşitli bahane.

Bir ecnebî hovarda yakalarsan daha ne? …

Dışının görünüşü içinin aynasıdır;

Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.

 

 

Flörtünün sayısı; en az on beş olmalı…

Kimisi hâlis züppe, kimisi keş olmalı…

Altın kolyen, kürk manton, taksin beleş olmalı.

Dışının görünüşü içinin aynasıdır;

Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.

 

 

İç votkayı, şarabı; sokaklarda nâra at.

Medeniyet sizlerle yükselmektedir kat kat(!)

Çeşni ruha gıdadır, her gün bir yatakta yat…

Dışının görünüşü içinin aynasıdır;

Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.

 

 

Hiç durma twist öğren, her gün bir baloya git;

Tırnağını, yüzünü, dudağını boya git.

Sun’î peyke vâris ol, conilerle aya git.

Dışının görünüşü içinin aynasıdır;

Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.

 

 

Bazen düz pantalon giy, traş ettir enseni.

Bin dolaş bisiklete, göster şöyle sen seni.

Kabahat ailende.. anlıyorum ben seni.

Dışının görünüşü içinin aynasıdır;

Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.

 

 

Artist ol, filim çevir; ismine yıldız derler…

Bin kez kürtaj yaptırsan gene sana kız derler!

Çıplak resim çektirsen, ne şahane poz derler.

Dışının görünüşü içinin aynasıdır;

Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.

 

 

Mayoyla endam göster, git jürinin önünde..

Mahremini teşhir et her birinin önünde..

Seçil bir kıraliçe imtihanın sonunda.

Dışının görünüşü içinin aynasıdır;

Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.

 

 

Hayır, inanma kızım! Bunlar hep istihzadır.

Namus, insanlar için en mukaddes meyvadır.

Gençlikte hissiyatın belki seni aldatır.

Dışının görünüşü içinin aynasıdır;

Haddinden çok açılmak soysuzun modasıdır.

 

 

Türk oğluna anne ol, iftihar et onunla;

Elin soysuz züppesi bağdaşamaz seninle;

Bu yurdun kızı isen şu sözü iyi dinle:

‘Dışının görünüşü içinin aynasıdır;

Yapacağın düşüklük bize yüz karasıdır.’

 

 

 

Vur Emri(sh.292)

BI
29.06.2010 03:09
#75

Necip Fazıl'ı ilkokul çağımda Sakarya Türküsüyle tanımıştım. Kulakları çınlasın eğer yaşıyorsa, Din Kültürü öğretmenimin sayesindedir bu. Yıllar geçti, yaşım oldu yirmibeş, Sakarya Türküsü hâlâ hayatımın şiiridir. Karakoç'un başlığına niçin böyle bir giriş yaptığımı birazdan anlatacağım.

 

Sevgili dostlar, ben, ne Büyük Doğu'yu bilirim, ne de rahmetli Necip Fazıl'ın ait olduğu ideolojiyi. Okumadım. Şu an da okumak bile istemiyorum. Hatta ne yalan söyleyeyim, üstadın ilgilendiğim tek alanı olan şiir kitabı, ÇİLE yi bile edinmek nasip olmadı. Konu şu; ben sadece şiire ve onun güzelliğine bakarım. Benim için önemli olan şiirdir. Kafir de olsa, aşırı softa da olsa, insanlara insan gibi, aynı nazaral bakmak gerekir. Eğer bunu yapamıyorsak, müslümanım demeyelim zaten. Zira tasavvufla ilgilenen kardeşlerimiz bunu çok iyi bilirler...

 

Necip Fazıl hakkında nice kötü şeyler duydum, ama bunlara inanmıyorum, inandıramıyorum kendimi. Kendisi, benim için Üstad bir şairdir. Onun ışığıyla şiiri sevdim...

 

Ve sonra Karakoç... Hece şiirini bana sevdiren üstaddır. Neyzen Tevfik de severim, Cahit Sıtkı yı da, Faruk Nafiz Çamlıbel i de, Cemal Safi yi de, yani şiirlerini sevdiğim, okuduğum herkes benim için ustadır.

 

Günümüzün en usta şairi, Karakoç'tur. Doğrudur bu. Ama eminim ki, Karakoç tan daha iyileri de vardır. Yani tek şair, ulaşılamaz şair değildir hiçbiri. Herkes kendi türünde, stilinde ve tarzında ustadır.

 

Ben şu an ne Karakoç un yazdığı Vakit gazetesini, ne de bir başka gazeteyi okurum. Yok böyle bir alışkanlığım. Ama Karakoç Vakit gazetesinde yazıyor diye ona kötü gözle bakamam. Sadece derim ki, bir şair bence köşe yazarı olmamalıdır. Fikrim budur. Sonuçta o, neredeyse tüm Türkiye'nin severek dinlediği Mihriban'ın şairidir.

 

Şahsım adına son olarak diyorum ki; şiire geç de başlasam, bir gün gelecek, örnek aldığım tüm üstadları utandırmayacak, hatta onların ruhlarını rahatlatacak, benzersiz, güzel şiirler yazacağıma inanıyorum Allah'ın izniyle. Üstad Abdurrahim Karakoç'un bu başlıkta yazılmamış bir şiiriyle sözlerime son vermek istiyorum. Sürçi lisan ettimse affola.

 

FETVA

 

Türküler var başı belden aşağı

Çalmayan radyonun pili cennetlik.

Kâfir meyve inmez daldan aşağı

Yoksulun yaktığı çalı cennetlik.

 

Boşunadır dünyamıza geldiği

Aha yaşadığı, aha öldüğü...

Korkak müslümanın namaz kıldığı

Camiyi taşlayan deli cennetlik.

 

Kara günde çözülmesin kuşağın

Kara toprak olsun uyku döşeğin

Cihadda yük çeken uyuz eşeğin

Semeri cennetlik, çulu cennetlik.

 

Tez vururlar harpte önde gideni

Kaçanlar kurtarır canı, bedeni.

Şimdilik kördüğüm kalsın nedeni

Diri b... yedi, ölü cennetlik.

 

'Bana ne'yi akıllılık sananın

Başı var da, beyni yoktur; İnanın!

Beş-on sene cehennemde yananın

Dumanı cennetlik, külü cennetlik.

 

'Karışma boşver'i eylemiş sanat

'Dava gereksiz' der, 'herşey menfaat'

Böyle bir babayı vurursa evlat,

Tüfeği cennetlik, eli cennetlik.

 

Sevabı, günahı ayırmış Rabb'im

Ölçüdür gözlerim, tartıdır aklım

Yalana riyaya, dayanmaz sabrım

Haksıza sövenin dili cennetlik.

SA
23.08.2010 03:24
#76

BİR AŞK BULSAM

 

Bir aşk bulsam, yağmurunda ıslansam

Bir dost bulsam, irfanında beslensem

Bir dağ bulsam, sinesine yaslansam

Yalnızlığım bitermola, bilmem ki?

 

ABDURRAHİM KARAKOÇ

SA
23.08.2010 03:27
#77

BU ÇAĞRI SANADIR

 

Bir damla SU gönder bana

Eğer gönderebilirsen

Ana sütü gibi tertemiz olsun

Bir damlası Karadeniz

Bir damlası Akdeniz olsun

 

Bir avuç TOPRAK gönder bana

Edirne koksun, Ağrı koksun

Her zerresi burcu burcu

Türkiye koksun

Anadolu’dan çağrı koksun

 

Bir dilim EKMEK gönder bana

Yiyince lezzetini hissedeyim

Bereketini hissedeyim

Köy köy, tarla tarla

Memleketimi hissedeyim

 

Bir demet ÇİÇEK gönder bana

Renkleri;

Sarı, kırmızı, beyaz ve mavi olsun

Râyihâsı, estetiği

semâvi olsun

 

Bir tutam SEVDA gönder bana

Veysel Garani’nin, Yunus Emre’nin

Sevdasından olsun

Mevlâna’nın Mevlâ’sından olsun

Sevdâların hasından olsun

 

Bir RÜYA gönder bana

Yürürken, otururken

Güneşi, Ayı seyredeyim

Aradan kalksın tüm duvarlar

Mâverâyı seyredeyim

 

Bir damla ALINTERİ gönder bana

Yazdığın ŞİİRLERİ gönder bana

Okumaya ihtiyacım var...

 

ABDURRAHİM KARAKOÇ

SA
27.08.2010 04:01
#78

Demedi Deme

 

Korkuyorum belki yarın geç olur

Geleceksen bir gün önce gelsene.

Yaralıya yol gözlemek güç olur

Geleceksen bir gün önce gelsene.

 

Kar yağar, çığ düşer yollar açılmaz.

Seller iner derelerden geçilmez

Senet yoktur ömre vade biçilmez

Geleceksen bir gün önce gelsene.

 

'Can kuşu kafeste durmaz' demişler

'Kaçan kuş kafese girmez' demişler

'Son pişmanlık fayda vermez' demişler

Geleceksen bir gün önce gelsene.

 

Abdurrahim Karakoç

28.08.2010 16:16
#79

SENET

 

ALLAHIN İZNİYLE ANADOLUYA

YAĞACAK BİR RAHMET BİZ GELECEĞİZ

SARILDI ÇEKİRDEK TOPRAĞA SUYA

DURMAZ BU HAREKET BİZ GELECEĞİZ

 

 

SOYGUNU VURGUNU KALDIRMAK İÇİN

ZULMÜ BEŞİĞİNDE ÖLDÜRMEK İÇİN

MİLLETİN BAHTINI GÜLDÜRMEK İÇİN

EDECEĞİZ GAYRET BİZ GELECEĞİZ

 

 

HAİN HİLE DİZSİN SAKLASIN KORKAK

NEME LAZIM DESİN UYUSUN AHMAK

BUGÜN GELMEDİKSE YARIN MUHAKKAK

GELECEĞİZ EVET BİZ GELECEĞİZ

 

 

GİDECEK BU UYKU BU DÜŞ ZAMANI

DİRİLTİR DAVAMIZ ÖLMÜŞ ZAMANI

YAKINDIR SILAYA DÖNÜŞ ZAMANI

BİTECEK BU GURBET BİZ GELECEĞİZ

 

 

YETER Kİ HAKKI TUT, BATILDAN EL ÇEK

GEBERECEK YALAN DOĞACAK GERÇEK

TÖREDEN TOPMUŞLAR GİDECEK TEK TEK

GÖRECEK BU MİLLET BİZ GELECEĞİZ

 

 

KIRACAK KABUĞU MUKADDES MANA

BİN ÇAKAL VIZ GELİR BİR TEK ASLANA

İLAN EDİYORUZ DOSTA DÜŞMANA

GELECEĞİZ ELBET BİZ GELECEĞİZ

 

 

ABDURRAHİM KARAKOÇ

DE
15.10.2010 17:26
#80

AYIP

 

Kara gözlüm bu ayrılık yetişir

İki gözüm pınar oldu gel gayrı

Elim değse akan sular tutuşur

İçim dışım yanar oldu gel gayrı

 

Ayların sırtında yıllar taşındı

Sanma ki garibi eller düşündü

Bebekler evlendi yollar aşındı

Kozalaklar çınar oldu gel gayrı

 

Hesap et gideli sen gurbet ile

Otuz ay tutuldu kolay mı dile

Hapisler sürgünler esirler bile

Sılasına döner oldu gel gayrı

 

Gönlüm sende gözüm yollarda durdu

Saat isyan etti takvim kudurdu

Hasret hançerini bağrıma vurdu

Yüreciğim kanar oldu gel gayrı

 

Emeği boşadır yuvasız kuşun

Nerdeyse toprağa değecek başın

Beni düşünmezsen kendini düşün

Herkes seni kınar oldu gel gayrı

MA
15.12.2010 00:02
#81

SAYENDE

 

 

Bre kart rejisör yeter bu oyun.

Yanan ne ocaklar söndü sayende.

Sen seni kurt saydın, milleti koyun..

Vatan viraneye döndü sayende.

 

Bastığın toprakta bir ot bitmedi;

Uluduğun yerde bir kuş ötmedi.

Sana ölümün de gücü yetmedi;

Örenlere baykuş kondu sayende.

 

Gururda Nemrud'sun, inatta katır..

"Allah Bir" diyene indirdin satır.

Bizde ne koydun ki, batır ha batır..

Damarda kanımız dondu sayende.

 

Kızıl maya çaldın, kıp - kızıl tuttu;

Oğlun, kızın kimliğini unuttu.

Seymenlerin bütçemizi kuruttu;

Yalnız yoldaşların ondu sayende.

 

Vatanı ipotek ettin beleşten;

Nuru var diyerek korktun güneşten.

Senin her şölenin kandan, ateşten..

Nice koçyiğitler yandı sayende.

 

Gene de çok ayı oynar tefine,

Adın her sapığa gizli define.

Devrim robotları doydu keyfine,

Enikler çukura indi sayende...

19.12.2010 03:51
#82

Dokuz Yönlü Dert

 

Açılmış çığırdan dosta gidemem,

Ayaklarım ize sığmaz, ölürüm.

Yaşarım, duyarım, tarif edemem;

Düşüncem var, söze sığmaz, ölürüm.

 

El alır, göz görür, iş çıkar işten;

Arsızlar doluyu doyurur boştan.

İki gün misafir gelse bir kıştan,

Doksan günlük yaza sığmaz, ölürüm.

 

Kara çıkar, ak’ı derin eşince;

Gece uzun, uyku yoğun, düş ince.

Bir derdim var, yer götürmez düşünce;

Bir derdim var, yüze sığmaz, ölürüm.

 

İriler “aşk” koydu açlığın adın;

Diriler pisledi ölümün tadın.

Zamana hükmeder üçbuçuk kadın,

Gördüklerim göze sığmaz, ölürüm.

 

KARAKOÇ’um, bir sevdanın düşkünü,

Deli-dolu gerçek yaşar, düş günü.

Diriler var, çıplak gezer kış günü;

Ölüler var, beze sığmaz, ölürüm...

 

ÜSTAD ABDURRAHİM KARAKOÇ

VA
31.03.2011 08:58
#83

DUA 2

 

Pandora kutusu, zilli musibet..

Dursun da kahrolsun; öldürme yâ RAB!

Doksan, yüzyıl değil, ta ilelebet..

Her 'sin' de kahrolsun; öldürme yâ RAB!

 

Küfürde kârı var erken ölünce;

Yaşasın, sürünsün kendi yolunca

İslâm, dünyamıza hakim olunca,

Görsün de kahrolsun; öldürme yâ RAB!

 

Korktuğu nizamı getir başına,

Yaşadıkça düşman olsun yaşına.

'Görmezler olaydım' deyip döşüne

Vursun da kahrolsun; öldürme yâ RAB!

 

Bu garip duamı kabul et, ne var?

Kanaat bulmasın mahşere kadar

Artır tamamını, etme payidar...

Hırsından kahrolsun, öldürme yâ RAB!

 

Özlesin geçmişi, baksın geriye;

İslâm çoğaldıkça dönsün deliye.

Ektiğim tohumlar nic´oldu diye,

Sorsun da kahrolsun, öldürme yâ RAB!

 

Asr-ı Saadet’e yaklaşır yine;

Nur yağsın âleme, nusret ver Din´e!

Işığı görünce kaçıp inine

Girsin de kahrolsun, öldürme yâ RAB!

 

 

Abdurrahim Karakoç

EN
02.04.2011 10:34
#84

Paylaşımınız içim teşekkürler... Necip Fazıl'dan sonra şiirlerinden etkilendiğim nadir değerlerden biridir. Özellikle yazılarının başındaki dörtlükleri Tarih ve siyaseti anlamada hayli işlevseldir.. Hatta kitaplaştırılabilir...Allah yar ve yardımcısı olsun.