Yüce vatan şairimizin şiire en çok benzettiğim şaheseri işte aşağıdakidir. Üstad kendisi için 'Kendisi şair mizaçlı, şair hisli, mütefekkir istidadlı birisi değildir; onu Namık Kemal yapan hususiyet aksiyonerliğidir' manasına gelen bir tespitte bulunurken ve Kemal'in şiirini resmen yerin dibine batırırken büyük haksızlık etmiş, aşağıdaki eseri gördüğünüzde bana hak vereceksiniz eminim. ahahah.
HİRRENÂME
Kedimin her gece böbrekle dolardı sepedi.
Yok idi nimetinin, rahatının hiç adedi.
Şeşm-i şehlânigehi fârik iken nîk ü bedî,
Sardı etrafını bin türlü adülar türedi.
Kedimi gaflet ile fâre-i idbâr yedi,
Buna yandı yüreğim, âh kedi, vâh kedi!
Keyfi gelse bıyığın oynatarak mırlar iken,
Kızdırırsan yüzüne atlıyarak hırlar iken,
Kuyruğu geçse ele dırlanarak zırlar iken,
Sofradan her kedinin defini hazırlar iken,
Kedimi gaflet ile fâre-i idbâr yedi,
Buna yandı yüreğim, âh kedi, vâh kedi!
Keseyi kapsa dökerdi yere hep pareleri
Ciğere işler idi tırnağının yâreleri,
Koşturur oynar idi kukla gibi fareleri,
Deliğe sokmaz idi bir gün o âvâreleri;
Kedimi gaflet ile fâre-i idbâr yedi,
Buna yandı yüreğim, âh kedi, vâh kedi!
Ne zaman bir tarafa hışm ile saldırsa eğer,
Başı kaplan kesilip kuyruğu gûyâ ejder,
Hasmını yan bakışı eyler idi zır ü bezer,
Yanına uğramamıştı ebedî havf ü hazer,
Kedimi gaflet ile fâre-i idbâr yedi,
Buna yandı yüreğim, âh kedi, vâh kedi!
Ürperip tüyleri bir kerre deyince mırnav
Korkudan başlar idi lerzişe bakkalla manav,
Saldırırdı adama bulmaz ise başka bir av,
Yüzünü görse köpekler diyemezken havhav,
Kedimi gaflet ile fâre-i idbâr yedi,
Buna yandı yüreğim, âh kedi, vâh kedi!
Sokulunca yatağa kovmak ile gitmez idi,
Okşamakla, tokadı, pençeyi farketmez idi,
Yiyecek görse mırlaması bitmez idi,
Neylemezdi daha kalsaydı eğer, netmez idi,
Kedimi gaflet ile fâre-i idbâr yedi,
Buna yandı yüreğim, âh kedi, vâh kedi!
Etmedik yer mi kodu savleti dünyâda harap,
Ne imaret, ne kebapçı, ne salaş ü ne kasap,
Hep şaşıp kalmış iken bahtına akran, etrâp,
Akıbet eyledi devran onu da mahv ü türap.
Kedimi gaflet ile fâre-i idbâr yedi,
Buna yandı yüreğim, âh kedi, vâh kedi!
Çok güzel ama yahu, ne güzel yazmış valla. Ah, canım benim. Kilaviya-ı azîm'imi foşur foşur gözyaşlarıyla yıkadım, inanmayan gelsin, baksın.