Karışık Şiirler

Başlatan: sevdayolcusu Tarih: 22.06.2006 00:12 Cevap: 136

SE
22.06.2006 00:12
#1

Edit // Arkadaşlar forumun düzenli kullanılması açısından yeni konu açılması fuzuli olan şiirleri bu başlık altında toplayalım. Daha önce açılmış bu vasıftaki konular bu başlık altında birleştirilmiş, daha sonra açılacak olanlar da birleştirilecektir, bilginize.../Cihat

 

 

 

 

YETERKI SEN SEV BENI

 

Rahman,Rahim,Gaffar olan Sen

Kapında bıkmadan,ümitle bekleyen Ben

Tüm dertlere,acılara dermansın Sen

Dertliyim,derman dilenenim Ben

En âli ,en aziz,canansın Sen

Varlığı sana muhtaç canım Ben

Ezelin ,ebedin sultanısın Sen

Kulun ,kölen olmaya talibim Ben

Nur kaynağı;nur üstüne nursun Sen

Nurunda yanmaya koşan pervaneyim Ben

 

Karşılıksız bin bir nimet verensin Sen

Şükürde aciz,mahcup,af dilenen Ben

Affı,mağfireti sonsuz olan Sen

Secdeye kapanınca huzur bulan Ben

Settarsın,günahları, örtersin Sen

Günahını, gözyaşıyla yıkayanım Ben

Herşeyi yoktan,muhabbetle var edensin Sen

Aşkıma kıblesin,tek sevdamsın diyenim Ben

Dostların en yücesi,tek velisin Sen

Dostluğuna muhtaç,isteklisi Ben

Her şeyi bilen,gören,bâsirsin Sen

Huzurundayım ,ne olur gör beni,

 

Boynu bükük kulunum Ben

Var olan, tek gerçek,haksın Sen

Zindanım olan yalan dünyada,

Garibim,sana hasret,mahpusum Ben

Varlığı apaçık delillerle zahir olansın Sen

Ruhu varlığını,yüreği sevgini haykıranım Ben

İlim ve kudretiyle,her şeye şahitsin Sen

Aşkıma şahit ol,yolunda şehit olsam Ben

Her şeye hükmeden, hakimsin Sen

Ne olur hükmet kalbime;

Yüreğimdeki aşkının düşmanı olan

Şeytan ve onun yoldaşlarından

Sana sığınırım, acizim Ben

Zengin olan, zengin edensin Sen

Sevginin,aşkının zengini olayım Ben

Vedûdsün, çok seven,en sevgili Sen

Sevginden beslenip,nefes alan,meftununum Ben

Ne çıkar?

Hiç kimse sevmesin Beni

Yeter ki Sen sev Beni,

YETER Kİ SEN SEV BENİ....

 

__________________________________________________

GA
26.06.2006 11:30
#2

Allah razı olsun,çok hoş şiir ama yazarını da biliyorsanız eğer yazsanız bizahmet.:lol:

IS
26.06.2006 16:21
#3

gerçekten güzel bir şiir yazarı galiba yusuf can..

SU
26.06.2006 22:32
#4

ÖZLEM

 

Ummanlar kurudu hep,hayat çöl ortasında

Dert varsa derman da var,dert; Sen,dermanımız da.

 

Gönüller üzerine yıkıldı koca dağlar

Bu derde sultan dahi düşse onu da dağlar!

 

Hayat;peşin alınmış ücrettir Yaradan’dan

En kutsal hediyedir Mekke’de yetim doğan.

 

Sevgili diye yılan atıldı koynumuza!

Taş kesildi kalpler,vebali boynumuza.

 

Asır; sinede ateş,iman; elde kor gibi!

Seni görmeyen gözse noktasız… kör gibi!

IS
26.06.2006 22:35
#5

çok güzel bir şiir paylaştığınız için tşk..

DA
27.06.2006 09:13
#6

Ozlemek kirizine girdigim su donemlerde bu siir boyle siirler :lol:

tskler yorumsuz kalsin benim bu msj im

SE
27.06.2006 10:52
#7

Gerçekten çok etkileyici bir eser... ona hasreti çok güzel dile getirmiş

SU
29.06.2006 15:53
#8

Dün Gece

 

Tomurcuklar açıyorken,başaklar bağlanmışken

Titredim efendim seni andım dün gece

 

Bu bahçeler O'nundu bazen uğrar dediler

Bir gülün kokusunda seni duydum dün gece

 

Biz hiç yazı görmedik,kışta doğdun dediler

Nevbaharda geleni sensin sandım dün gece

 

O'nun geçtiği sokaklar güller kokar dediler

Ötelerden kokularla geldin sandım dün gece

 

 

 

NOT : 13 ya$inda bir kiz bu ilahiyi duydugunda çok ho$una gidiyor ve gece gunduz dinlemeye ba$liyor... derken bir gece Efendimizi (SAV) ruyasinda goruyor, ve o kadar heyecanlaniyor ki diyecek bir $ey bulamiyor. Ben "titredim" ilahisini çok seviyorum diyebiliyor ancak. Efendimiz de "Evet o ilahiyi ben de çok seviyorum, ne zaman dinlense ben de orda dinlemeye gelirim" diye cevap vermi$ ruyasinda...

IS
29.06.2006 15:55
#9

bu ilahiyi ertuğrul erkişi okuyor gerçekten çok güzel...

SE
01.07.2006 16:18
#10

o kız ne kadar şanslıymış...

bende bir kaç ay önce gece gündüz bu ilahiyi dinliyordum... ama ne yazık ki o kız kadar şanslı olamadım ..

Allah cümlemize rüyamızda peygamberimizi görebilme şerefini bahşetsin...

benim en çok sevdiğim ilahilerden olan bu ilahiyi bizimle paylaştığınız için teşekkürler...

CI
06.05.2007 15:10
#11

Ben Sana Mecburum

 

 

 

ben sana mecburum bilemezsin

adını mıh gibi aklımda tutuyorum

büyüdükçe büyüyor gözlerin

ben sana mecburum bilemezsin

içimi seninle ısıtıyorum

 

ağaçlar sonbahara hazırlanıyor

bu şehir o eski istanbul mudur?

karanlıkta bulutlar parçalanıyor

sokak lambaları birden yanıyor

kaldırımlarda yağmur kokusu

ben sana mecburum sen yoksun

 

sevmek kimi zaman rezilce korkuludur

insan bir akşam üstü ansızın yorulur

tutsak ustura ağzında yaşamaktan

kimi zaman ellerini kırar tutkusu

birkaç hayat çıkarır yaşamasından

hangi kapıyı çalsa kimi zaman

arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

 

fatih'te yoksul bir gramafon çalıyor

eski zamanlardan bir cuma çalıyor

durup köşe başında deliksiz dinlesem

sana kullanılmamış bir gök getirsem

haftalar ellerimde ufalanıyor

ne yapsam ne tutsam nereye gitsem

ben sana mecburum sen yoksun

 

belki haziranda mavi benekli çocuksun

ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor

bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden

belki yeşilköy'de uçağa biniyorsun

bütün ıslanmışşın tüylerin ürperiyor

belki körsün kırılmışsın telâş içindesin

kötü rüzgâr saçlarını götürüyor

 

ne vakit bir yaşamak düşünsem

bu kurtlar sofrasında belki zor

ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden

ne vakit bir yaşamak düşünsem

sus deyip adınla başlıyorum

içim sıra kımıldıyor gizli denizlerin

hayır başka türlü olmayacak

ben sana mecburum bilemezsin..

.

 

Attila İlhan

 

NE
06.05.2007 15:24
#12

ah be attila! sen de delisin demek! ne güzel demişsin 'sus deyip adınla başlıyorum.' öyle olsun bakalım '..'

CI
06.05.2007 18:05
#13

Attila İlhan (1925 - 2005)

 

 

 

 

Attila İlhan 15 Haziran 1925’te Menemen’de doğdu. İlk ve orta eğitiminin büyük bir bölümünü İzmir ve babasının işi dolayısıyla gittikleri farklı kentlerde tamamladı. İzmir Atatürk Lisesi birinci sınıfındayken mektuplaştığı bir kıza Nazım Hikmet şiiri göndermesi nedeniyle 1941’de tutuklandı ve okuldan uzaklaştırıldı. Üç hafta gözetim altında kaldı. İki ay hapiste yattı.

 

 

CHP ŞİİR ARMAĞANI’NDA İKİNCİLİK ÖDÜLÜNÜ KAZANDI

Türkiye’nin hiçbir yerinde okuyamayacağına dair bir belge verilince, eğitim hayatına ara vermek zorunda kaldı. Danıştay kararıyla, 1944 yılında okuma hakkını tekrar kazandı ve İstanbul Işık Lisesi’ne yazıldı. Lise son sınıftayken amcasının kendisinden habersiz katıldığı CHP Şiir Armağanı’nda Cebbaroğlu Mehemmed şiiriyle ikincilik ödülünü kazandı. 1946’ta mezun oldu.

 

 

İstanbul Hukuk Fakültesi’ne kaydoldu. Üniversite yıllarında Yığın ve Gün gibi dergilerde ilk şiirleri yayınlanmaya başladı. 1948’de ilk şiir kitabı Duvar’ı yayınladı.

 

 

1949 yılında, üniversite ikinci sınıftayken Paris’e gitti. Fransız toplumu ve orada bulunduğu çevreye ilişkin gözlemleri daha sonraki eserlerinde yer alan bir çok karakter ve olaya temel oluşturmuştur. Türkiye’ye geri dönüşünde sıklıkla başı polisle derde girdi. Bir kaç kez gözaltına alındı.

 

 

1950’Lİ YILLARDA ADINI DUYURDU

1951 yılında Gerçek gazetesinde bir yazısından dolayı kovuşturmaya uğrayınca tekrar Paris’e gitti. Fransa’daki bu dönem Attilâ İlhan’ın Fransızca’yı ve Marksizmi öğrendiği yıllardır. 1950’li yılları İstanbul - İzmir - Paris üçgeni içerisinde geçiren Attilâ İlhan, bu dönemde ismini Türkiye çapında duyurmaya başladı.

 

 

Yurda döndükten sonra, Hukuk Fakültesi’ne devam etti. Ancak son sınıfta gazeteciliğe başlamasıyla beraber öğrenimini yarıda bıraktı. Sinemayla olan ilişkisi, yine bu dönemde, 1953’te Vatan gazetesinde sinema eleştirileri yazmasıyla başlar. 1957’de askerliğini yaptıktan sonra sinema çalışmalarına ağırlık verdi. Ali Kaptanoğlu adıyla onbeşe yakın senaryo yazdı.

 

 

’YASAK SEVİŞMEK’ VE ‘AYNANIN İÇİNDEKİLER’

1960’ta Paris’e geri döndü. Babasının ölmesiyle birlikte İzmir’e döndü. Sekiz yıl İzmir’de kaldığı dönemde, Demokrat İzmir gazetesinin başyazarlığını ve genel yayın yönetmenliğini yürüttü. Aynı yıllarda, şiir kitabı olarak Yasak Sevişmek ve Aynanın İçindekiler serisinden Bıçağın Ucu yayınlandı. 1968’te evlendi, 15 yıl evli kaldı.

 

 

1973’te Bilgi Yayınevi’nin danışmanlığını üstlenerek Ankara’ya taşındı. Sırtlan Payı ve Yaraya Tuz Basmak’ı Ankara’da yazdı. 81’e kadar Ankara’da kalan yazar Fena Halde Leman adlı romanını tamamladıktan sonra İstanbul’a yerleşti.

 

 

‘SEKİZ SÜTUNA MANŞET’, ‘KARTALLAR YÜKSEK UÇAR’ VE ‘YARIN ARTIK BUGÜNDÜR’

İstanbul’da gazetecilik serüveni Milliyet ve Gelişim Yayınları ile devam etti. Bir süre Güneş gazetesinde yazan Attilâ İlhan, 1993-1996 yılları arasında Meydan gazetesinde yazmaya devam etti. 1996 yılından beri köşe yazılarını Cumhuriyet gazetesi’nde sürdürmekteydi. 1970’lerde Türkiye’de televizyon yayınlarının başlaması ve geniş kitlelere ulaşmasıyla beraber Attilâ İlhan da senaryo yazmaya geri dönüş yaptı. Sekiz Sütuna Manşet, Kartallar Yüksek Uçar ve Yarın Artık Bugündür senaryosunu yazdığı dizilerdi.

 

 

Türk edebiyatının usta kalemi Attila İlhan, 80 yaşında hayatını kaybetti. ()

 

 

 

 

 

AN GELİR

 

an gelir

paldır küldür yıkılır bulutlar

gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet

o eski heyecan ölür

an gelir biter muhabbet

çalgılar susar heves kalmaz

şatârâbân ölür

 

 

 

 

şarabın gazabından kork

çünkü fena kırmızıdır

kan tutar / tutan ölür

sokaklar kuşatılmış

karakollar taranır

yağmurda bir militan ölür

 

 

an gelir

ömrünün hırsızıdır

her ölen pişman ölür

hep yanlış anlaşılmıştır

hayalleri yasaklanmış

an gelir şimşek yalar

masmavi dehşetiyle siyaset meydanını

direkler çatırdar yalnızlıktan

sehpada pir sultan ölür

 

 

son umut kırılmıştır

kaf dağı’nın ardındaki

ne selam artık ne sabah

kimseler bilmez nerdeler

namlı masal sevdalıları

evvel zaman içinde

kalbur saman ölür

kubbelerde uğuldar bâkî

çeşmelerden akar sinan

an gelir

-lâ ilâhe illallah-

kanunî süleyman ölür

 

 

görünmez bir mezarlıktır zaman

şairler dolaşır saf saf

tenhalarında şiir söyleyerek

kim duysa / korkudan ölür

-tahrip gücü yüksek-

saatlı bir bombadır patlar

an gelir

Attila İlhan ölür

HA
06.05.2007 20:24
#14

siyasi görüşünden dolayı kendisini çok fazla sevemediğim

şiirine saygı duyduğum bir kişilik Attila ilhan...

onun hep sağcı olmasını istemişimdir.

EB
07.05.2007 17:15
#15

ŞİİR OKUMAYI ÇOOOK SEVİYORUM .. SAĞOLUN ARKADAŞLAR...

Ü.
07.05.2007 17:39
#16

evet görüş meselesi konusunda haklısın :) sevgi , aşk zaten ortak konu, ayrıldığı nokta ise onun kalbinde beşeri aşk olması bizim de ilahi aşk olması.. :) ama sanatçı kimliği adını güzel yerlere getirdi.. gayet hoş.. teşekkürler

Ü.
12.05.2007 16:33
#17

Mehmet Akif Ersoy - Çanakkale Şehitlerine

 

Bedirhan Gökçe - Sol yanım

 

Bedirhan Gökçe - İstanbul

Ü.
21.06.2007 11:12
#18

Hasret...

 

Bu akşam çok efkarlıyım

kalbim neden kan ağlıyor

bunu bir bilsen sevgilim..

güneş solgun.. gündüz gece

içimde sen bir bilmece

ısdırabı heceliyor.

sensiz yalnız sensiz için

gözyaşlarım yağmur gibi

yanağımı ıslatıyor

kollarım bekliyor seni

öpsem öpsem ellerini..

yine de sana hasretim.

dudaklarımda bir ateş

avuçlarımda alevsin.

sensiz yalnız sensiz için

canımsın, sevgilimsin

sen benim her şeyimsin.

 

hayatım anlamsız şimdi.

sendin bana neşe veren

seviyorum, sevdim diyen

sen benim sıcak güneşim,

güzel tatlı tek eşimdin,

kara sedam sevgilimdin..

unutamam asla seni

her gün arıyorum yasla seni

ne olursun dön bana.. !

kollarım bekliyor seni

öpsem, öpsem ellerini

yine de sana hasretim..

 

Tanju Okan

 

bu şarkıyı ağlayarak okuyor.. valla çok kötü bir durum.. Allah rahmet eylesin.

AB
08.07.2007 19:19
#19
5eu8ab19ih1gmdc7zv8.jpg
AL
08.07.2007 19:25
#20

sahip olduğumuz hiç bir şey bizim değil..

 

bir canımız o da emanet Allah'tan...

AB
08.07.2007 19:26
#21
shaekspeare12sj4.jpg
EB
31.07.2007 17:08
#22

evet hayatta sahıp olduğumuz çok az şey var..

Ama biz herşey bize aitmiş gibi davranıyoruz.

dua ve sevgi ile...

CI
25.08.2007 19:14
#23

YAĞMUR KAÇAĞI

 

 

elimden tut yoksa düşeceğim

yoksa bir bir yıldızlar düşecek

eğer şairsem beni tanırsan

yağmurdan korktuğumu bilirsen

gözlerim aklına gelirse

elimden tut yoksa düşeceğim

yağmur beni götürecek yoksa beni

 

 

geceleri bir çarpıntı duyarsan

telâş telâş yağmurdan kaçıyorum

sarayburnu'ndan geçiyorum

akşamsa eylül'se ıslanmışsam

beni görsen belki anlayamazsın

içlenir gizli gizli ağlarsın

eğer ben yalnızsam yanılmışsam

elimden tut yoksa düşeceğim

yağmur beni götürecek yoksa beni

 

 

 

A.İlhan

TU
27.08.2007 14:28
#24

DUVAR

 

 

- bu şiir ikinci dünya savaşı içinde

kahredilen bütün dünya duvarları

için yazılmıştır.-

 

 

 

 

ben bir duvarım hiç güneş görmedim

sen hiç güneş görmemiş bir başka duvar

yüzümüz benek benek tahta kurusundan

ve sinemiz baştan başa ak üstünde karalar

- kelepçeden kahroldu kahroldu bileklerim

- sıyrılıp çıktım artık ölüm korkusundan

- dilim dilim sırtımdaki yaralar

ben demirbaşım sığır siniriyle dayak yedim

biz de duvarız dinliyen duyan düşünen duvarlar

bizim kucağımız terkedilmiş bir yatak gibi kirli soğuk

ve bizim kucağımızda kasırgalı insanlar

 

 

yüzündeki deniz parlaklığıyla durur hatıramızda

o çocuk yumruklu dev o dev yumruklu çocuk

o zaman mayıs'tı yağmurlar başımızda

bir cumartesi akşamı girdi kapımızdan

gözlerinde kıpkızıl diken diken öfkesi

adeta birden bire aydınlandı zindan

onu böyle görünce nasıl da korkmuştuk

sapından fırlamış bir balta gibi çehresi

ve omuzlarında delikanlı gölgesi

 

 

o zaman mayıs'tı yağmurlar başımızda

o sırt üstü yatağında yatardı

sımsıcak gözleri şimdi bile aklımdadır

bir sana bakardı bir bana bakardı

dışarda tabiat mevsimin en çıngıraklı ayındadır

toprak ana bütün zincirlerinden çözülmüş

sabahlar akşam üstleri manolya gibi parlak

tarlaların yüzü gülmüş

işte her akşam geçtiği denize çıkan sokak

ah işte annesi annesi sevgilisi

 

 

işte biz dinliyen duyan düşünen duvarlar

işte o çocuk yumruklu dev o dev yumruklu çocuk

 

 

dışarda tabiat mevsimin en çıngıraklı ayındadır

bizim kucağımız terkedilmiş bir yatak gibi kirli soğuk

o bir kaç defa kartal gibi gitti kartal gibi döndü

çığlıklarını değil kırbaç sesini duyduk

biz duvarız neyleyim gözlerimiz ağlamayı bilmez

onu bir gece sabaha karşı büsbütün götürdüler

kendi gitti ismi kaldı yadigâr bağrımızda

o zaman mayıs'tı yağmurlar başımızda

 

 

ya biz idam duvarıyız karşımızda çok insan öldürdüler

onlar hep döküldü biz hep ayakta kaldık

temelimiz kanla beslendi ama nedense uzamadık

öyle bakmayın bu yaralar şerefli yara değil

getirirler vururlar biz öyle dururuz

yağmurlar gözyaşı bulutlar mendil

elimizden ne geldi de yapmadık

ah öyle bakmayın utanırız kahroluruz

 

 

onlar hep döküldü biz hep ayakta kaldık

bir mayıs sabahı toprak rezil gök rezil

yıldızlar küfür gibi yüzümüze tükürür gibi

şafak sancılarıyla iki büklümdü ufuk

ve simsiyah çamur gibi bir manga ortasında

siyaset meydanına geldi dev yumruklu çocuk

bulutlar eğilip alnının terini sildiler

ve mermiler birdenbire ölümü getirdiler

 

 

o düştü biz yine ayakta kaldık

halbuki ne kadar yorgunuz

öyle bakmayın bu yaralar şerefli yaralar değil

ah öyle bakmayın utanırız kahroluruz

 

 

 

 

 

 

 

Attila İLHAN

GO
27.08.2007 23:17
#25

Her ne kadar Atilla İlhan'ı sevmesem de siyasi gorüşleri adına, sevgı gibi şiir de evrensel..

EB
29.08.2007 17:52
#26

atilla ilhanını çok sevdiğim bir şiiri daha...

 

 

KIMI SEVSEM SENSIN

 

kimi sevsem sensin / hayret

sevgi hepsini nasıl değiştiriyor

gözleri maviyken yaprak yeşili

senin sesinle konuşuyor elbet

yarim bakışları o kadar tehlikeli

senin sigaranı senin gibi içiyor

kimi sevsem sensin / hayret

senden nedense vazgeçilemiyor

 

her şeyi terk ettim / ne aşk ne şehvet

sarışın başladığım esmer bitiyor

anlaşılmaz yüzü koyu gölgeli

dudakları keskin kırmızı jilet

bir belaya çattık / nasıl bitirmeli

gitar kımıldadı mı zaman deliniyor

kimi sevsem sensin / hayret

kapıların kapalı girilemiyor

 

kimi sevsem sensin / senden ibaret

hepsini senin adınla çağırıyorum

arkamdan şımarık gülüşüyorlar

getirdikleri yağmur / sende unuttuğum

hani o sımsıcak iri çekirdekli

senin gibi vahşi öpüşüyorlar

kimi sevsem sensin / hayret

in misin cin misin anlamıyorum

YU
10.09.2007 16:50
#27

Tarihe Not

 

İlahi Buyruk Böyleydi "İnin Oradan"

Adem Ve Havva İle Geldik Buraya Asıl Diyardan

Şeytan Dedik, Sınav Dedik, Gurbet Dedik

İblis Bile Anladı Da Bir İnsan Anlamadı Bizi

 

Bin Yıl Anlattık Anlar Belki Diye

Yeniden Kurduk Dünyayı Bindik Gemiye

Sel Dedik, Tufan Dedik, Nuh Dedik

Sular Bile Anladı Da Bir İnsan Anlamadı Bizi

 

Dolaştık Durduk Ortadoğunun Çöllerinde

Put Kırdık Bayramın Orta Yerinde

Hacer Dedik, İsmail Dedik, İbrahim Dedik

Ateş Bile Anladı Da Bir İnsan Anlamadı Bizi

SE
10.09.2007 19:05
#28

Bu, benim başörtüm olamaz!

Benim başörtüm geçmişi gibi temiz olmalı

Reklam çarkında dişli olmamalı

Oluk gibi akan paraların suyu olmamalı...

 

Bu, benim başörtüm olamaz!

Irak'taki anaların başörtüsüne kan bulaşmışsa

Filistin'de şehit anaların başörtüsüne göz yaşı değmişse

Ve dünyanın her bir yerinde rengini siyaha bulamışsa

Bu, benim başörtüm olamaz!

Kendi ülkemde başörtüme joplar değmişse

Okumak için gittiğim Üniversitenin önünde zorla çekilip

çıkartılmışsa

Nâmehram bir el uzanmışsa ...

Okul önlerinde başörtüm için ağlamışsam

Bu, benim başörtüm olamaz.!

İmam hatipler de yasaklanmışsa

Bir suçlu gibi okulumda panzerlerle karşılanmışsam...

Okul önünde onun için kendimi hayallerime zincirlemişsem...

Okulda müdürüm...evde anam babam aç dediği zaman "açmam

Allah'ın emri" demişsem

Ve bununla da gurur duymuşsam

Gururum için ülkemden manevi sürgün edilmişsem

Gözüm yaşlı ecnebi diyarlara gurbete gitmişsem...

Bu, benim başörtüm olamaz !

Kirli bedenler üzerinde sergilenmişse ...

Şûh bakışlarda şehvete teslim edilmişse...

Başörtüm için "türban" diyen zihinlerde sergilenmişse

Harama renk vermişse

Hîcâp yoksunu insanların eli değmişse ...

Sokaklarda caddelerde bilbordların yeni yüzü olmuşsa

Defilelerde haram bakışların ağzının suyu akmışsa

Bu, benim başörtüm olamaz!

 

 

 

Benim başörtüm ...

Edep kokulu

Hâyâ asili...

Hüzün renkli...

Gözyaşı işlemeli...

Ve sünnet timsâli olmalı...

 

 

.. Sevdenur İNCİ

SE
21.09.2007 16:23
#29

GÜLLERİN DE AĞLADIĞI BİR ZAMAN VARDIR

 

 

Güllerin de ağladığı bir zaman vardır.

Ama bir gül var ki onun gözlerinde her zaman gözyaşı vardır. Geceler

onun

gözyaşlarını kendine saklar. Ama gündüzün aydınlığında nemlenen gözleri

onun

hüzünlerini fısıldar. Denizler onun gözyaşları gibi ıslak; güneşler

hüzünleri kadar sıcaktır.

Güllerin de kokmadığı bir zaman vardır.

Ama bir gül var ki onun sevgi saçan kokusu her zaman vardır. Kokusu

sevgiden, rengi hasretten bir güldür. O, kalbi hasretle yanmış ama

sönmemiş,kül olmamış, kor olmuştur ve Allah adini kırmızı gül

koymuştur.

Güllerin de seviştiği bir zaman vardır.

Ama bir gül var ki sustuğu an bile sevgiyi yaşayan bir kalbi vardır.

Onun

gülerken bile yaprağında gözyaşı vardır.Ama o gözyaşlarında bile

sevgiden

gelen bir sıcaklık vardır.

Onun gözünde vazolara girmenin bir anlamı yoktur.

Ama onun hüznünü ve sevincini paylaştığı kır çiçekleriyle arkadaşlığı

vardır.

Güllerin de uyuduğu bir zaman vardır.

Ama bir gül var ki onun geceleri bile kapanmayan gözleri vardır.

Sevgisi

gece gündüz yoldadır, duası, kokusu anbean sevdiğine varır.

Güllerin de solduğu bir zaman vardır.

Ama bir gül var ki kokusu sevgilinin yüreğine işlemiştir de

bu yüzden ölümsüzlük sırrına kadem basmıştır.

Ve onun mezar taşına şu yazılmıştır:

 

SEVMEYEN İNSANLAR ÖLÜR AMA,

SEVEN GÜLLER SOLMAZ,

ONLARIN KABRİ DE OLMAZ..

 

 

İSMAİL ACARKAN

TU
11.10.2007 20:45
#30

Nicedir selamın alamaz oldum

Anladım unuttun yazma istemem

Sensiz de yaşanır bir dünya kurdum

Kurduğum düzeni bozma istemem

Sebep ne bilmesem, bilsem ne çıkar?

Değil mi ki boşa geçti o güzel yıllar

Aşkımı aşkına bağlasa yıllar

Çevremde dolaşma, gezme istemem

Vefasız diyene düşman olurdum

Zamanlar içinde artık yoruldum

Arayıp derdimi sezme istemem

Demek ki ihmali gurur sanmışsın

Yılları yerinde durur sanmışsın

Aldandım derim de, bana kızma istemem

Yaralı gönüle girilir sanma

Ölen aşk yeniden dirilir sanma

Özürle kabahat silinir sanma

Bu yolda bin yalan düzme istemem

Kapandı hesaplar artık açılmaz

Kırıldı kanatlar tekrar uçulmaz

Arasan, sorsan da faydası olmaz

Hem beni, hem kendini üzme istemem

Dünyamdan uzaksın, gönlümden ayrı

İşin yok artık yanımda gelme istemem

Acılar küllendi, deşilmez gayrı

Geciken dermanı bulma istemem

Peşine bir gözü takıp geçersin

Kelebek gibisin, konar kaçarsın

Gün gelir ektiğini sen de biçersin

Bu kadar hercai olma istemem

Bu hızlı hayattan yorulacaksın

Zamanla elbette durulacaksın

O zaman kalbini boş bulacaksın

Ömrünü bin bölük bölme istemem

Sana da çektirir gün gelir Allah

Bıkarsın hayattan, dersin illallah

Acılar çok derin olmaz inşallah

Sevgisiz kal ama, ölme istemem

Gizlice peşinden izlemekteyim

Attığın her adımı gözlemekteyim

Yürekten severek özlemekteyim

Yine de bunları bilme istemem

 

aslında bu şiiri ayrı başlık verip açmıştım ama site görevlileri başka başlık altında toplamışlar. konu açışımda yazmıştım, silinmiş. tekrardan yazmak icab etti:

 

şiirin adı: istemem

 

yazanlar: gölge and güzide gülpınar taranoğlu.

CI
20.10.2007 15:24
#31

Seni Bana Kalp Diye Koymuşlar

 

 

senin en güzel yerin sensizliğin

başka birine hazır oluşun aynalarda

bir gün başka uyanırsam yanında

ya sen gitmişsin ya ben kaldım

işte o zaman beni otuz yıl öldür

otuz yerimden sürgüne gönder

 

elbet ben nesiyim bu hayatın

ben bu aşkın Semud kavmiyim

ne zaman sana üşüsem

ateşin icadı geri alınır

kim kalır içimizdeki saat dursa

içimdeki saat başka bir gidişin olsa

seni yaşamak beni öldürür

beni öldürdü kendi aklım

benim aklım kimin aklı

sen neyimsin benim hiç bitmeyen

 

seni bana kalp diye koymuşlar

beni sana bir gidiş hazırlığı

gittin ışıklar yandı içimde

ışıklar söndü içimde gittin

seni gittim ben aynalara bakarken

aynalar seni sürdü ben seni öldüm

 

İdris Özyol

ED
21.10.2007 00:51
#32

AĞLARIM Fani dünya can yakmış ağlarım.

Yaratılana hor bakmış ağlarım.

Adam olup ocak yakmaz ağlarım.

Biryere bir çivi çakmaz ağlarım.

Gurbetlere giden gence ağlarım.

Gününü gün eden(!) gence ağlarım.

Mabetsiz şehre,köye ağlarım.

Akmayan çeşmeye,suya ağlarım.

Cinayet işlenir günlük ağlarım.

Çekilmez,pek ağır bu yük ağlarım.

Anne kalmalıydı kadın ağlarım.

Rezilliği geldi yadın ağlarım.

Ayaklar altında iffet ağlarım.

Allah'ım sen bizi affet ağlarım.

Eski komşuluklar nerde ağlarım.

Yüzlerde riyadan perde ağlarım.

Kötü tanıtıldı ecdad ağlarım.

Nedir yaşamaktan murad ağlarım?

Nedir insan kan mı,su mu ağlarım?

Saadet dediğin bu mu ağlarım?

Yetim çocuklardan yana ağlarım.

Ben bana ey dost ben;bana ağlarım

 

Servet Yüksel,Altınoluk Dergisi,Ağustos,2005,s.41

(Vakit Gazetesi)

21.10.2007 04:04
#33

teşekkürler paylaşım için...

DE
22.10.2007 13:38
#34

Sensiz giden trenler, ufuklarda kaybolan birer ümit

Nehir gibi akmıyor günler Heraklit Heraklit.

Zaman masal kuşlarına benziyor…

Abûs, kocaman, sâkit.

Ve geceleri

Alnında dolaşır biteviye

Kirli, soğuk pençeleri.

Yıldızları söndürmüş fırtına,

Batan gemidesin;

Senden ne kalacak yarına!

Kıyılardan imdat isteyen sesin.

TR
22.10.2007 17:11
#35

Rahmetli şiir de mi yazarmış yahu? Bilmiyordum, ilginç. Güzel de yazmış hani...

23.10.2007 14:11
#36

monaroza

işte sana duygulardan bir at

işte sana deneylerden iki kanat

daglar dalgalar gibi,kükreyen öfkeli tanrılar gibi

yorul kalbim yorul

aşk doyulmaz bir koşudur

 

işte sana gövdemin kızgın ovası

işte sana başımın sıcak fırtınası

bunalsan,bogulsan,yansan

bir panter gibi gögüs kafesine sıgmasanda

yorul kalbim yorul

aşk yaşamanın öbür adıdır

 

işte yatagından taşan beyaz ırmak

işte ölü ruhlara can veren mızragım

köpüklerin uçlarından kuş tüylerine

evrende sönecek son ışıga kadar

yorul kalbim yorul

aşk ölüme baş kaldırmadır

 

TEVFİK AKDAG

CI
05.11.2007 22:42
#37

Lâle

 

Eylül’de melûl oldu gönül soldu da lâle

Lâleyken emel ermedi bahçemde kemâle

Gelmez bu elem neyleyelim fazla suâle

Bir hâile ömrüm ki alınmaz bir kâle

 

Hülyâ bizi râmeyleyebilmiş ki muhâle

Bir kâküle meyletti gönül geldi bu hâle

Sevdâ denilir düştüğümüz gizli melâle

Bir hâile ömrüm ki alınmaz bile kâle

 

Bülbül edemez belki de şâir gibi nâle

Yıllar eriyor ağladığım gülle zevâle

Son darbeyi vursaydı ecel bâri mecâle

Bir hâile ömrüm ki alınmaz bile kâle

 

 

Edip Ayel

CI
07.11.2007 13:02
#38

GAZEL

 

Süzme çeşmin gelmesin müjgân müjgân üstüne

Urma zahm-ı sîneme peykân peykân üstüne

 

Rîze-i elmâs eker her açtığı zahma o şûh

Lutfu var olsun eder ihsân ihsân üstüne

 

Dilde gam var şimdilik lutfeyle gelme ey sürûr

Olamaz bir hânede mihmân mihmân üstüne

 

Yârdan mehcûr iken düşdük diyâr-ı gurbete

Dehr gösterdi yine hicrân hicrân üstüne

 

Hem mey içmez hem güzel sevmez demişler hakkına

Eylemişler Râsih'e bühtân bühtân üstüne

 

Rasih

17.11.2007 15:19
#39

kişiye, adam denmesi için ne kadar yol katetmesi gerek,

martının kuma konması için daha kaç deniz aşması gerek,

bombaların yasaklanması için daha kaç can almaları gerek

yanıtı dostum yel aldı gitti

yanıt rüzgarda savruluyor.

 

göğü görebilmemiz için kaç kez yukarı bakmamız gerek,

çığlıkları duymak için daha kaç kulak gerek,

savaşlar dursun demek için daha kaç ölü gerek,

yanıtı dostum yel aldı gitti

yanıt rüzgarda savruluyor.

 

deniz dağı delmek için kaç yıl dövmesi gerek,

halkın özgür olabilmesi için daha kaç yıl tutsaklık gerek,

tüm bunları görmemek için gözleri kaç kez kaçırmak gerek

yanıtı dostum yel aldı gitti

yanıt rüzgarda savruluyor.

YA
25.12.2007 23:01
#40

Şafakta Sular

 

Görürüm, şafakta sular dupduru,

Söyleşir ömrümü seninle şimdi.

Döner ışığında sonsuza doğru,

Sînemde gül açar derdinle şimdi.

 

Erişir hayâta ebedî bahâr,

Ufkuma bir sefer müjdesi doğar.

Rûhumda devreder ve der ki sular:

“Ey Yolcu! Yanarak serinle şimdi!”

 

Sular ki; yoğurur özünde aşkı,

Sular ki; çağırır izinde aşkı,

Ve ben sayıklarım dizinde aşkı,

Bir olmak isterim bininle şimdi.

 

Goncalar, bu seher yolculuğunda,

Süzülür gözümün tomurcuğunda..

Görüp nasîbini sevdâ burcunda

Yazarlar gönlümü bir “sin”le şimdi.

 

Zaman sular gibi sarar yolumu:

Karışır ben miyim şu akan.. su mu?

Kimseler bilmesin, fakat, arzûmu

Ben böyle inleyim.. sen dinle şimdi!

 

A.Yagmur TUNALI

YE
03.01.2008 13:28
#41

Küffar Sanur Hüccet Almış

 

Küffar sanur hüccet almış eğriye

Hali benzer nefes çekmiş bengiye

Bire sorun nemçelüyle lehliye

Ne de çabuk unuttular muhaç zigetvarı

Temişvarı uyvarı

 

Yağız atın dikelince yelesi

Başımızdan esti gaza nefesi

Bre sorun nerde nemçe kalesi

Dayanır mı zülfikare kellesi

YE
05.01.2008 04:01
#42

HASRET SANA BU GÖZLER, GÖNLÜM YOLUNU GÖZLER,

HUZURA ERSEM BİR KEZ, BAHARA DÖNER GÜZLER..

 

ERSE PAYİNE BAŞIM, HEP ÇAĞLASA GÖZYAŞIM,

"SEN SEN" DEYİP AĞLASAM, KALKAR BÜTÜN PÜRÜZLER...

 

KÖYÜNÜN PEMBE RENGİ, BULUNMAZ ASLA DENGİ;

TEMİZLENİP GİDERLER, GÜNAHLA GELEN YÜZLER

 

GELENLER ERER NURA, HERBİRİ BİR SÜRURA,

RAHMET YAĞAR HER YANA,KALIR MAHRUM GÖZSÜZLER...

 

TOPRAĞINDAN TOZUNDAN, O MÜBAREK İZİNDEN

ZULMETLİ DÜNYALARA AKAR GELİR GÜNDÜZLER...

 

ÖLGÜN NE DESEM SANA, MEDHİN DÜŞMEZDİ BANA;

BİRŞEY DİYEYİM DEDİM, VEFA ETMEDİ SÖZLER.

 

O DERİN ŞEFKATİNDEN, ÇOK ENGİN HİMMETİNDEN,

DÖNÜP BİR TEVECCÜH KIL; RUHUM LÜTFUNU ÖZLER!

ED
06.01.2008 22:14
#43

Cihada Dâvet

 

Gel kardeşim, engelleri birden aşalım, gel,

 

Seller gibi dâvâda beraber taşalım gel,

 

Bayraktaki rüzgar gibi destanlaşalım gel,

 

 

 

Allah’a giden yolda beraber koşalım gel,

 

Bin derdini İslâm ilinin paylaşalım gel!...

 

 

 

Bin atlı akınlarda cihat önderi kimdi?

 

Ufkunda güneş batmayan üç kıta bizimdi,

 

Kimler o geniş ülkeye hükmetmede şimdi?

 

 

 

Yol vermeyen engelleri birden aşalım gel,

 

Bayraktaki rüzgar gibi destanlaşalım gel!...

 

 

 

Hız vermeli imanına heybetli Mohaç’lar,

 

Tuğlarla beraber yarışan sırmalı taç’lar,

 

Yâdı ile o devrin dile geldikçe ağaçlar,

 

 

 

Seller gibi dâvâda beraber taşalım gel,

 

Bayraktaki rüzgar gibi destanlaşalım gel!...

 

 

 

Mâzileri, coştukça, gönülde anacaksın,

 

Mecnun gibi Leyla’yı anarken yanacaksın,

 

Her derdine elbet severek katlanacaksın...

 

 

 

Allah’a giden yolda beraber koşalım gel,

 

Bin derdini İslâm ilinin paylaşalım gel!...

 

 

 

Sen, gençliğe yol gösterecek tertemiz elsin,

 

Hakk’ın boğulan gür sesi, haykır ki yücelsin

 

Binlerce zafer bestesi birden dile gelsin...

 

 

 

Allah’a giden yolda beraber koşalım gel,

 

Yol vermeyen engelleri birden aşalım gel!

 

 

 

Tarihlere sen, yepyeni bir devir açacaksın,

 

Afâka, güneş gibi nurlar saçacaksın,

 

Heybetli sesin, ülkede şimşekler gibi çaksın...

 

 

 

Bayraktaki rüzgar gibi destanlaşalım gel

 

Yüzyılları Kur’anla beraber aşalım gel!

 

 

 

Rabbin bize ihsanı olan mucize varken,

 

İman seli, vecdi ile onun çağlar akarken,

 

Toprakların eb’adı, gönül şevkine darken,

 

 

 

Allah’a giden yolda beraber koşalım gel,

 

Hep Nurdan âlemlere dek yaklaşalım gel!...

 

 

 

Dâvâda, neden böyle kayıtsız duruşun var?

 

Hissizliğe binlerle özürler buluşun var!

 

Dâvâya adanmış kaç kuruşun var?

 

 

 

Seller gibi dâvâda beraber taşalım gel,

 

Bayraktaki rüzgar gibi destanlaşalım gel!

 

 

 

Alçaklığın envaına susmak; bu ne zillet!!

 

Kanser gibi, ruhlarda yayıldıkça bu illet,

 

Bir dağ gibi birden çökecek koca bir millet...

 

 

 

Yol vermeyen engelleri birden aşalım gel,

 

Seller gibi dâvâda beraber taşalım gel!

 

 

 

Ruh aleminin Nur saçan ufkunda melekler,

 

Allah’a giden yollara çıkmış, seni bekler.

 

Hep özlediğin yerlere güller serpecekler...

 

 

 

Bayraktaki rüzgar gibi destanlaşalım gel,

 

Yüzyılları Kur’anla beraber aşalım gel!...

 

 

 

Dergâhına Rabbin el açıp yalvaralım gel,

 

Hâlâ kanayan mâtemi birden saralım gel,

 

İmanını gençlik kolunun kurtaralım gel!...

 

 

 

Ali Ulvi Kurucu

ED
08.01.2008 21:32
#44

Yüreğime misafir ol Efendim...

 

Bir gece yüreğime misafir ol...

Yüreğimin kapılarını açacağım sonuna kadar.

Yeter ki gel derken sana, utancımdan göz yaşlarımı saklamayayım.

 

Davet edenle edilen arasındaki uçurum, peri kızının değneğiyle

dahi kapatılamaz! Ama yine de seni davet ediyorum. Seni Efendim...

 

Ayağının tozunu gözüme sürme diye çekeceğim,

geldiğin gün yerdeki tozları toplayarak...

 

Biçareyim, nâçarım ve Senden uzağım Efendim...

Gözlerim gözlerine hasret gözleri arıyor sokaktaki gözlerde!..

Yüreğim, Sana sevdalı yüreklerle dost olmak için çırpınıyor!..

 

Nereye baksam, neye uzansam feryatlar geliyor çevremden.

Bütün serzenişleri sineme çekiyorum. Senin şu sözünle

Sabır, musibetin ilk şokunu yediğin zamandır.

Sevgin için sükut ediyorum. Nurun için, rızan için...

 

Ve bunlara rağmen yüreğime konuk olmanı bekliyorum bir gece...

Kararmış bir yüreğin, ölmüş bir ruhun son arzususun Sen.

Donmuş ve buğulu gözlerimin umudusun Sen... Sen her şeyimsin&

Geçmişim, geleceğim ve istikbale ait hülyalarımın GüLüSüN...

 

Gül koklamaya utanır, Gül lafzını söylemeye çekinir oldum.

Her gülü Senin sevginle kokladım...

 

Ey Güllerin Sultanı! Kanayan yüreklerin merhemi.

Donuk bakışlarımın rengi. Gönlümün tesellisi...

 

Ve kararmış bir yüreğin son arzusu...

SEN! Bir gece yüreğime misafir ol Efendim...

Yüreğimin kapılarını açacağım sonuna kadar !!!...

 

alıntı

ED
08.01.2008 21:38
#45

Ey Sevgili

 

Gelir misin rüyama bir kez göreyim cemalini

Engelliyor günahlarım gül yüzünü görmeyi

Arzum ahirette cennete seninle girmeyi

Ne olur biraz gül bana Resul-ü Kibriya

Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa

 

Sensiz dünya zilletle boğuluyor

Asr-ı saadet günleri hasretle çekiliyor

Toplumun ahlakı gitgide çöküyor

Ne olur biraz gül bana Habib-i Kibriya

Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa

 

Geceler karanlık, yokluğunda her saniye

Ay doğmuş, güneş batmış ne çare bu çileme

Tutamazsam elini sırat üzerinde

Ne olur biraz gül bana Nebi-î Kibriya

Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa

 

Bir bilal olamadım ezanın için

çıkıpta sahraya, kavrulmadı ayağım elim

Sen varken, sensiz olmak bilmem niçin

Ne olur biraz gül bana Resul-ü Kibriya

Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa

 

Seni anar Ya Muhammed Kubbe-i Hadra

Yoktu keder yoktu zulüm asr-ı saadet zamanında

Kapılar aralanıyor karanlıklar ortasında

Ne olur biraz gül bana Resul-ü Kibriya

Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa

 

Sel olur göz yaşlarım, ismini duyunca

Tebessümün de ne hoştur ukbada

şefaatini eksik eyleme mahşer anında

Ne olur biraz gül bana Resul-ü Kibriya

Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa

 

Alemlere rahmetsin nurun ile

Kalplere düstursun ahlakın ile

Salat-u selamlar sanadır Ya muhammed

Ne olur biraz gül bana resul-ü Kibriya

Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa(S.A.V)

ED
08.01.2008 21:40
#46

Ey Resul! Ey Rahim! ve Ey Kerim!.

 

Ey, gözlerinde cenneti saklayan, ayağını bastığı yerler cennet kokan nebi!.

 

Ey, Yaradan´ın en güzel eseri!. "Sen olmasaydın, sen olmasaydın alemleri yaratmazdım!." dediği!. Var oluşunun şerefine, bütün varlığı hediye ettiği!.

 

Ey, insanoğlunun ufku en güzel insan. ALLAH´ın sevgilisi, kainatın gözbebeği!.

 

Ey, rahmeten li´l-alemin!.

 

Senden şefaat dilenen biçarelerin en sefiliyim, desem.

şefaat edermisin?

 

Ey, kupkuru çölleri cennete çeviren gül!.

 

Ey, gönlünden gül dökülen resul!.

 

Küçük kız çocuğunun elinden tutup da giden, kuşu ölen çocuğa

başsağlığı dileyen, gözlerinden yaş dökülen devenin gözyaşlarını silen resul!.

Benim de gözümün yaşını siler misin?.

 

Küçük kız çocuğunun tuttugu gibi tutsam elinden, yureğimden binlerce

kuş uçtu, bin´i de öldü desem.

Bana cennet kuşlarından bir kuş bahşeder misin?.

 

Ey, Islam´ın peygamberi!. Sevda ikliminin, en güzel mevsiminin, en güzel çiçeği!. Ama mahzun, ama kederli...

 

Daima düşüncede, daima hüzün içinde ömründe bir defa bile, kahkahayla

gülmemiş. Gül yüzlü, güler yüzlü sevgili!.

 

Gözlerimi yumsam ve, hülyana dalsam. o gül kokulu gülüşün ile,

benimde gözlerimin içine güler misin?.

 

Bir kerecik olsun seni düşünerek başımı koyduğum olmuşsa yastığıma,

tutunduğum olmuşsa sana ve senin sevdana, işte onun işte onun hatrına!.

 

Ey, gözünü sevdiğim özünü sevdiğim, sözünü sevdiğim!.

 

Ey, gönlümün sultanı efendim!. ümidim, muradım, kurtarıcım, müjdecim...

 

Seninle Kevser havuzunun başında buluşabilecek miyim?. desem..

Bulunduğun yerden, yüreğime bir damla su serper misin?.

 

Seni sevsem!. çok, çok sevsem!. öyle çok sevsem ki, sen koksa özüm,

yüreğim. Sen koksa nazım, edam. Gönlüm sen dolsa, benim herşeyim sen olsan!.

 

Ali´n, Fatıma´n gibi olsam!. Seni, onlar gibi seviyor olsam.

Sende beni, onları sevdiğin gibi sever misin?.

 

Ey, bize bizden daha ziyade merhamet eden!.

"Ummetim, ümmetim!." diyerek, üstümüze titreyen!.

 

Ey, en ziyade muhtacımız, en çok isteyenimiz!. Bizi, Hak´tan dileyenimiz!.

 

Sen, umanı umutsuzluğa düşürmezsin! Sen, senden isteyeni geri çevirmezsin!. Senden, senin rahmetini dilesem.

 

Ey, alemlere rahmet olsun diye gönderilen.

Bana da rahmet eder misin?.

 

Ey, Rahim! ve Ey, Kerim!.

 

Asr-ı saadet´ten değilim!. Kokladıgın gül, soluduğun hava, yediğin

hurma, içtiğin süt, okşadığın kuzu, bindiğin deve, avuçladığın kum dahi

değilim!. Bir kez olsun, yüzüne yüz sürmedim!.

 

Lakin ben senin "Kardeşlerim!." dediğindenim! ve sana ve, sünnetine revan olmak isteyenlerdenim!. Ve lakin daha hala sevgili Veysel Karani´nin

tırnağının ucu misali bile değilim, desem.

Bana da hırkandan gönderir misin?.

 

Doğduğun günün, gecenin hürmetine.

Bu gün ve gece yüreğime, bir nur olup düşer misin?.

 

Sevgili Peygamberim!. Rabbim sana ve, senin al ve ashabına.

ağaçların yaprakları, denizlerin dalgaları ve yağmurların damlaları

sayısınca salat, selam ve bereketler ihsan eylesin.

 

Amin

ED
08.01.2008 21:43
#47

Bu öyle Bir Sevda Ki...

 

 

öyle bir Sevda ki...

 

öyle bir sevdaya düssem ki dostlar,

 

Ben Sevdama, Sevdam da bana nâr gelse..

 

Askin atesinde kaynasa yüregim,

 

Ben Gönlüme, Gönlüm de bana kor gelse...

 

 

Allah sevmis, ben sevdim, ismi dillerde,

 

Sevgisi yüreklerde, hem gönüllerde,

 

Adini unutursam gurbet ellerde,

 

Ben Gurbete, Gurbet de bana zor gelse...

 

 

 

Dalsam ve kaybolsam tatli hülyalarda,

 

Baliklar gibi yüzsem ben Deryalarda,

 

´´ O `` nu (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) anmadan yasanan dünyalarda,

 

Ben Aleme, Alem de bana dar gelse...

 

alıntı

ED
08.01.2008 21:45
#48

Senin Aşkından.....

 

 

Ayaklarının altından bir toz düşer mi diye,

Arkandan bir ümit yürüyenler var.

Sana dokunan rüzgar ne zaman gelir Ey Sevgili?

Okyanusun tam ortasında çakılıp kalmış,

Nefessiz yelkenler, yorgun kaptanlar var.

 

Azad ettiklerin gidemedi, bir ümit kapının önünde.

Sensizliği ebedi esaret sayan kölelerin var.

Saraylarının önünde çağrını bekliyor bak,

Tacını, tahtını yakıp sana koşacak sultanların var..

 

 

Analar, babalar uğruna feda olmadı mı bir bir?

Daha feda olunacak canlar, cananlar var.

Adım adım gezdiğin topraklar bahtiyar Ey Sevgili,

Ayaklarını öpememiş daha nice mekanlar var..

Bir gör başını okşadığın çocukların mutluluğunu.

Başları tozlu, avuçlarına hasret nice yetimlerin var.

Seni gören gözler ışıltıya gark oldu, sırrına erdi görmenin

Gözünün yaşı silinmemiş daha bekleyenlerin var.

En güzel şarkısını sana saklıyor bülbül,

Güllerin de senin için ayırdığı bir demet gülü var..

 

 

şair son noktasını koyamadı şiirinin,

ilhamına muhtaç son dörtlüğü var.

Bir sürü eksik renk, paletinde ressamların,

Fırçalar bir bir boşluğa vurup duruyor...

Ab-ı Hayat terin'e banıp tamamlanacak resimler var...

Müezzinler'in yetmiyor nefesleri bir duy,

La ilahe illaALLAH'ınla tamamlanacak ezanların var.

 

Kucağında binlerce şehid gözlerini yummadı mı?

Bak ufuklara, mıh gibi çakılmış kalmış

Mübarek ellerini bekleyen açık kalmış gözler var..

 

 

Mezarların başında yazısız taşlar, isimsiz ölüler;

Gelip kaleminle “ümmetimdir” yazarsın diye,

Sabırla bekleyen naaşlar var, ölüler var!..

Ordular dağınık, kumandanlar şaşkın,

Eğeri hazırlanmış başıboş duruyor en önde,

Seninle şaha kalkacak, bembeyaz küheylanın var..

 

 

Cehenneme götürülüyorken günahkarlar saf saf,

içlerinde dönüp dönüp ardına bakanlar var.

Ne kadar olsalar da günahkar,

Son anda yetişecek peygamberi var.

Dünya döner, şems döner... Aşkınla feza döner,

Daha ellerinden tutup dönecek Mevlana'lar var.

Sevgisi tükeniyor Yunus'un tereddüdü bundan,

Sevgisini tazeleyeceği sevgilisine ihtiyacı var.

 

 

Var olanlar senin varlığınla vardı...

Her varlığın sana ihtiyacı var Ya Resulallah...

 

 

Sensiz çıkılan yollar yokluğa vardı,

Varlığımızın Sebebi Efendim;

ümmetin, ümmetin Sana ihtiyacı var!...

 

 

Sana ihtiyacım var...... :) :)

 

Reha Yeprem

YU
20.01.2008 01:02
#49

NASIL KURTARDIK

 

İstiklâl Harbi'nde biz bu vatanı

Başı başa vere vere kurtardık

İnanmazsan git konuştur atanı

Kara günler göre göre kurtardık

 

Hiç unutma emeğini Ata'nın

Deden yok mu senin şehit yatanın

Bütün çevresine nurlu vatanın

Cesetten ağ öre öre kurtardık

 

Türk kadını koştu kazma kürekle

Mermi çekti kucağında bebekle

Kara barut ile dolma tüfekle

Topa karşı dura dura kurtardık

 

Devletlerle açılmıştı aramız

Döğüşmekten başka yoktu çaremiz

İlâçsız doktorsuz kendi yaramız

Gömlek yırtıp sara sara kurtardık

 

Pes etmedik devletlerin birine

Nöbet tuttuk subayından erine

Top, tüfek, mermi ve süngü yerine

Değneğinen vura vura kurtardık

 

Sırrımızı yad ellere açmadık

Candan geçtik yurdumuzdan geçmedik

Kurşundan, süngüden dönüp kaçmadık

Göğsümüzü gere gere kurtardık

 

Yedi iklim, dört köşede, her yanda

Kim duymamış Türk'ü ulu cihanda

Kars'ta, Erzurum'da, Bitlis'te, Van'da

Yüz bin şehit vere vere kurtardık

 

Mehmetçik çarığı çekti sılada

Kaldı düşmanların başı belâda

Sakarya, İnönü, Çanakkale'de

Nice çember yara yara kurtardık

 

Girmek isteyeni sokmadık yurda

Set olduk döğüştük kıyıda kenarda

Afyon'da, İzmir'de, Dumlupınar'da

Üçer beşer kıra kıra kurtardık

 

Bu Kocaman Türk'ün aslı nereli

Fatih, Yavuz, Alparslanlar sıralı

Hedefimiz Akdeniz'dir ileri...

Domuzları süre süre kurtardık

 

Âşık Abdülvahap Kocaman

YU
20.01.2008 01:03
#50

Türklüğün Destanı

 

Türk çocuğu budur sana hitabım

Seni yoktan yaratandan örnek al

İkra diyor, oku benim kitabım

Oku, öğren,sen Kur’an’dan örnek al

 

O kahraman ecdadından, atandan

Tarih boyu kan dökülen vatandan

Cephede kefensiz şehit yatandan

Vatana can veren candan örnek al

 

Sene bin yetmiş bir, mevsim de yazdı

Atı kırdı, elbisesi beyazdı

Gün cumaydı, kıldırdığı namazdı

Malazgirt’te Alpaslan’dan örnek al

 

Edirne’de büyük toplar döktüren

Öküzlerle İstanbul’a çektiren

Koca Bizans surlarını yıktıran

Fatih Sultan Mehmet Han’dan örnek al

 

Bizim idi Acemistan, Gürcistan

Bulgaristan, Yunanistan, Türkistan

Türklüğü eyleyen dillere destan

Sen Kanunî Sultan Süleyman’dan örnek al

 

Kırım, Kafkas, Varna ile Çaldıran

Cephelerden cephelere saldıran

Türk’ün şeref bayrağını kaldıran

Yavuz benim kahramandan örnek al

 

Altaylar’dan Viyana’yı kuşatan

Dünya nizamını kurup yaşatan

Plevne’den Gazi Osman Paşa’dan

Tarihe bak şu destandan örnek al

 

Aynı ırksın, aynı kanun, aynı soy

Aynı dilden, aynı dinden, aynı boy

Gel oğlum elini vicdanına koy

Ulubatlı er Hasan’dan örnek al

 

Yılmadan döğüşen dört bir cephede

İstiklal Harbi’nde Kocatepe’de

Türk çocuğu hiç kalmadan şüphede

Atam gibi kumandandan örnek al

 

Ben bir Türk’ün benim ecdadım

Ülkümün uğrunda ölmektir muradım

Ben beni vatana kurban adadım

Abdulvahap Kocaman’dan örnek al

 

Âşık Abdülvahap Kocaman

YU
20.01.2008 01:05
#51

Döndü Dönmedi

 

Yaylaya gitmişti yayla zamanı,

Gülizar döndü de Döndü dönmedi.

Demek ki unutmuş ahti-amanı,

Yaylacılar geri döndü, dönmedi.

 

Ben baktıkça o yılıştı yüz verdi,

Aşkımıza ümit verdi hız verdi.

Yemin etti sapasağlam söz verdi,

Demek ki sözünden döndü dönmedi.

 

Aşkıma inansa beni arardı,

Sevda çeke çeke benzim sarardı.

Tansiyonum düştü gözüm karardı,

Sevdasından başım döndü, dönmedi.

 

İsmini andıkça ah çekerim ah,

Sevende mi sevilende mi günah?

Yep yeni bir ümit başlar her sabah,

Akşam üstü güneş döndü, dönmedi.

 

Ben gönlümü o huysuza bağladım,

Aşkı ile ciğerimi dağladım.

Gözlerimden kanlı yaşlar çağladım,

Selinden değirmen döndü, dönmedi.

 

Ah çektikçe gözlerimden yaş geldi,

Ümitlerim dolu gitti boş geldi.

Yaz da gitti, güz de bitti kış geldi,

Zaman geçti devir döndü, dönmedi.

 

Bu zalim engeller bize nettiler,

İki aşık arasına gittiler.

Kaş göz oynattılar fiskos ettiler,

Arada bir dümen döndü, dönmedi.

 

Kokusunu arıyorum yellerde,

Boynu bükük bekliyorum yollarda.

Aşkı ile ölüyorum çöllerde,

Üzerimde kuşlar döndü, dönmedi.

 

Şu halime ne söyliyem, ne diyem,

Bana dönse bir canım var hediyem,

Ham kelama izin vermez terbiyem,

Bedduadan dilim döndü, dönmedi.

 

Kara sevda çekmek zor gardaşım zor,

Bana inanmazsan bir çekene sor,

Benim sonum tımarhane ve doktor,

KOCAMAN ölümden döndü, dönmedi.

 

Abdülvahap Kocaman

YU
20.01.2008 18:24
#52

İHTİLAL

 

Sen bir kalesin kuşatmayı bekleyen,

Ben ise bir yeniçeri, surlarını oklayan.

Ben senin yüreğindeki dolanan kan,

Sen yürekli aşkını bana verensin.

 

Ben senin uğruna adanmış bir can,

Sen düşlerini düşlerime serensin.

Ben gözlerinde ağlıyan vakti tan,

Sen şu yollarıma çiçekler serensin.

 

Ben seni fethe gelen yorgun törehan,

Senki uzaklardan göz kırpan cerensin.

Bir ceren hayali ile gönlüme dolmalısın,

Törehan tahtına kurulup kalmalısın.

 

Çalamaz ozanlar bu sevda türküsünü,

Saz titrer tel kopar dil tutulur laal olur.

Aşkı göğe yazıpta kuşansalar mızrabı,

Bu aşkın karşısında tutuklu bir haal olur.

 

Senin adın geçince zehir bile bal olur,

Gözün gözüme gelse sanki ihtilal olur.

Ceren adın geçince zehir bile bal olur,

Gözün gözüme gelse sanki ihtilal olur.

ED
27.01.2008 21:56
#53

GÜLÜM

 

Söner

Bir gün

Yıldızlar

Devir döner...

Yürek susar büsbütün

Sükuta dalar nabızlar

Uzaktan bir ses duyarım

"Bütün işler kaldı yarım..."

Muzipçe gülerek sorar bir çiçek

Söyle ey yolcu der:Yol sonsuza mı?

Bana meydan okur bir küçük böcek

Bir örümcek bozar benim kozamı

Eller titrek titrek hayaller kırık

Sallanır zamanın nazlı beşiği

Yol görünmüştür artık!

Bu esrar yüklü bitiş

Sonsuzluğun eşiği...

Kırk yıllık dostumu

Bekler gibiyim

Nerdesin?

Ölüm...

Gülüm...

 

Taceddin Şimşek

KO
03.02.2008 00:31
#54

iki beden...

iki ruh...

iki yürek...

ikiye bölünmüş tek sevda...

bölünen sevdaların yüklendiği düşmüş omuzlar...

yerlere sürünen ayaklar...

yerlerde sürünen sevgi...

hazırlanıp seçilmiş iki ayrı yol...

ve işte start sesi,

"hoşçakal..."

 

ve saniyeler sonra,

herkesi tek başına yapan

ve tek başına kalan

mutlu olan! Ayrılık...

_________________

ED
17.02.2008 22:39
#55

Yüregimde bir çocuk

Sevinçle hüznü

Bir arada yaşıyor

Bir elinde umut çiçekleri

Digerinde mutsuzluk dikenleri...

 

Yüregimdeki bu çocuk aglıyor,

Batmış eline

Mutsuzluk dikenleri...

Umut çiçekleri

Gönlünü okşuyor...

Kendisini

Bekleyen geleceği

Umut çiçeklerinde

Biliyor...

 

Yüregimdeki çocuk

Ellerin de

Umut çiçekleri,

Gözlerinde

Bir ümit ışıgı yanıp sönerken

Kendisine sevgiyle uzanacak

Bir dost eli bekliyor...

 

Yüregimdeki çocuk

Bir elinde umutsuz dikenleri

Digerinde umut çiçekleri

Gözlerinin içi gülüyor...

 

Yüregimdeki bu çocuk

Gelecekten umutlu

Hayatla barışık yaşıyor

 

 

 

Alıntı

ED
18.03.2008 23:00
#56

ÇANAKKALE

 

Güneş gurub vaktinde kanlarıyla beslenir

Gökler hep yıldız yıldız ruhlarıyla süslenir

Kulak verin toprağa kaç bin şehit seslenir

Bedir’in son dalgası imandır Çanakkale

**

Toplandı Preveze, Çaldıran, sonra Mohaç

Sayamadı tarihler şühedâ sayısı kaç

Hilâl’in nûru ile sulara gömüldü haç

Altı yüz yaşındaki Osman’dır Çanakkale

**

Sual etsek söyler mi sarhoş gezen rüzgâra

Hiç acı vermedi mi sinede bunca yara

Hasret gitti cümlesi bir sıcacık mezara

Mermilerin yağdığı tufandır Çanakkale

**

Şimşekleri korkuttu sayısız top ve tüfek

Saklandı yıldırımlar göklere sanki tek tek

Ölüm adlı lezzettir o gündeki tek gerçek

Say ki sur üflendiği bir andır Çanakkale

**

Mehmed’i görmek için yükselir de deryalar

Kan dolar sinesine elemle düşüp ağlar

Böyle güzel göremez ebediyyen rüyalar

Anneden, sevgiliden hicrandır Çanakkale

**

Cennetleri buldular hepsi bir bir siperde

Açıldı gök kapısı gözlere perde perde

Kelime-i şahâdet son sözdü her neferde

Yeniden kurtarılan Kur’an’dır Çanakkale

**

Binlerce İsmail’in alnında ulvi kına

Mümkün mü şahâdetten bir kerecik yakına

Çıktılar ecdâd gibi ebedî bir akına

Hakk’a tertemiz varan kurbandır Çanakkale

**

Daha canlar vermeden Resûl’e dost oldular

Resûl’ün kucağında cennetlere daldılar

Bir can verip Ukbâ’da binlerce can buldular

Gül’e bülbül misali cânândır Çanakkale

**

Yine inin göklerden kurtulsun mahzun Hilâl

Bitsin nice yıllardır çektiğimiz bu melâl

Gökte gezdiği gibi yerde bulsun istiklâl

Kalbimizi Allah’a beyandır Çanakkale

EKREM KAFTAN

 

 

BA
20.03.2008 16:45
#57

DERDİ AŞKA MÜPTELAYIM YA RASULLALLAH

KAPINDA BİR BAHTI KARAYIM YA RASULLALLAH

KOVARSAN KİME YALVARAYIM YA RASULLALLAH

VA
30.03.2008 23:14
#58

ESKİ MALAZGİRT MARŞI

Bir Cuma sabahı, Allah’a karşı

Malazgirt’te ellidörtbin er

Ellidörtbin er, ellidörtbin er

Söylemişler en güzel marşı.

 

Allahü ekber, Allahü ekber

Allahü ekber, Allahü ekber

Allahü ekber, Allahü ekber

Allahü ekber, Allahü ekber.

 

Rast

BA
02.04.2008 19:45
#59
NASIL KURTARDIK

 

İstiklâl Harbi'nde biz bu vatanı

Başı başa vere vere kurtardık

İnanmazsan git konuştur atanı

Kara günler göre göre kurtardık

 

Hiç unutma emeğini Ata'nın

Deden yok mu senin şehit yatanın

Bütün çevresine nurlu vatanın

Cesetten ağ öre öre kurtardık

 

Türk kadını koştu kazma kürekle

Mermi çekti kucağında bebekle

Kara barut ile dolma tüfekle

Topa karşı dura dura kurtardık

 

Devletlerle açılmıştı aramız

Döğüşmekten başka yoktu çaremiz

İlâçsız doktorsuz kendi yaramız

Gömlek yırtıp sara sara kurtardık

 

Pes etmedik devletlerin birine

Nöbet tuttuk subayından erine

Top, tüfek, mermi ve süngü yerine

Değneğinen vura vura kurtardık

 

Sırrımızı yad ellere açmadık

Candan geçtik yurdumuzdan geçmedik

Kurşundan, süngüden dönüp kaçmadık

Göğsümüzü gere gere kurtardık

 

Yedi iklim, dört köşede, her yanda

Kim duymamış Türk'ü ulu cihanda

Kars'ta, Erzurum'da, Bitlis'te, Van'da

Yüz bin şehit vere vere kurtardık

 

Mehmetçik çarığı çekti sılada

Kaldı düşmanların başı belâda

Sakarya, İnönü, Çanakkale'de

Nice çember yara yara kurtardık

 

Girmek isteyeni sokmadık yurda

Set olduk döğüştük kıyıda kenarda

Afyon'da, İzmir'de, Dumlupınar'da

Üçer beşer kıra kıra kurtardık

 

Bu Kocaman Türk'ün aslı nereli

Fatih, Yavuz, Alparslanlar sıralı

Hedefimiz Akdeniz'dir ileri...

Domuzları süre süre kurtardık

 

Âşık Abdülvahap Kocaman

 

Halk edebiyatının destan bölümüne giren çok çok çok güzel bir şiir.Halk edebiyatındaki mesnevi yani.Ah böle bi aşık bende olmak istiyorum , heceyle şiirler yazıyorumda ben kim bu büyük şair kim :)

BA
02.04.2008 19:48
#60

Beng ile seyretmeğe

Ah bize bir bağ olsa

Issı soğuk olmasa

Havası hup sağ olsa

 

Pireden incinmesek

Kar ü yağmur olmasa

Sinek hey vızlamasa

Ana hem yasağ olsa

 

Dobruca ovasından

Büyük yağlı çörekler

Akkirman'ın yağından

Benzimiz hey ağ olsa

 

Cümle cihan koyunun

Semiz yahni etseler

Biz yemeye başlasak

Engeller ırağ olsa

 

Gaziler helvasından

Cihan dopdolu olsa

Zülbiye halkaları

Sütü dahi çoğ olsa

 

Kanda bir göl varısa

Badem pâluze olup

Bir yanından diş ursak

Çevresi bal yağ olsa

 

Düpedüz bu yaş ovalar

Her biri boş durmasa

Sulu şeftalisi çok

Bin üzümlü bağ olsa

 

Kaygusuz Abdal otur

Kimin' ye kimin' götür

Sufiye koz kalmadı

Abdala kaymağ olsa

 

 

Kaygusuz Bâbâ"Kuddise Sirruh"

VA
08.05.2008 02:10
#61

Türkün Savaşları (Fetih Marşı)

 

Yürekler kabarık gözlerde damla,

Mehteri saygıyla dur da selamla,

Bir huşu içinde dinle gülbankı,

Sesleniyor tarih bu ses o yankı.

 

Sen böyle yürürken tuğla sancakla,

Türk'ün savaşları geliyor akla...

 

Asırlar boyunca çınladı serhat,

doğudan batıya yemen belgrat,

Duyarak bakışan gözler görüyor,

Fatih topkapıdan şehre giriyor.

 

Sen böyle yürürken tuğla sancakla,

Türk'ün savaşları geliyor akla...

VA
08.05.2008 02:11
#62

MALAZGİRT MARŞI

 

Aylardan ağustos, günlerden cuma

Gün doğmadan evvel iklîm-i Rum'a

Bozkurtlar ordusu geçti hucuma

 

Yeni bir sevk ile gürledi gökler

Ya Allah...Bismillah... Allahüekber

 

Önde yalın kılıç türkmen basbuğu

Ardında Oğuz'un ellibin tuğu

Andırır Altay'dan kopan bir çığı

 

Budur, Peygamberin övdüğü Türkler

Ya Allah...Bismillah... Allahüekber

 

Türk, Ulu Tanrı'nın soylu gözdesi

Malazgirt Bizans'ın Türk'e secdesi

Bu ses insanlığa hakkın müjdesi

 

Bu seste birleşir bütün yürekler...

Ya Allah...Bismillah... Allahüekber!..

 

Yiğitler kan döker, bayrak solmaya,

Anadolu başlar, vatan olmaya...

Kızılelma'ya hey... Kızılelma'ya!!!

 

En güzel marşını vurmadan mehter

Ya Allah...Bismillah... Allahüekber!..

UR
07.06.2008 14:45
#63

İRFÂNA DÜŞTÜM

 

Ma’nâ âleminde, vefâ yolunda;

Aşk ile elendim bir cana düştüm!..

Gönül vecde geldi cezbe hâlında;

Derdime gül bastım, dermâna düştüm!..

 

Gurbet, gam bendini bende mi kurdu?..

Mevlâ’m emaneti sırtıma vurdu!..

Her katrem ‘hû’ dedi, duruldu, durdu;

Kaynadım, çağladım devrâna düştüm!..

 

Duydum can özümde ney’in zârını;

Özünden ayrılmış buldum varını!..

Başımda gördükçe nefsin dârını;

Ölmeden hesaba, mizâna düştüm!..

 

Ömrüm, kula döndü bir hak uğruna;

Hasret odu düştü gülün bağrına!..

Girdim ibret ile âlem seyrine;

Hayretten süzüldüm, hayrana düştüm!..

 

Ey gönül, dost için yüzümüz var mı?

İhlâs ocağında, közümüz var mı?..

Bu sesler, ahenkler özge diyâr mı?

Bir aşkın elinden mestâne düştüm!..

 

Takvâyla inceldi bu içli sözüm;

Edep dergâhında, tutuştu közüm!..

Bir zikrin nûruna kandıkça özüm;

Sınandım irfandan, irfana düştüm!..

 

 

 

 

 

TÖVBEKÂR OLDUM

 

Yâ Rab bu aşk bende, benimle her an;

Aşk ile can buldum, canda var oldum!..

Bu zorlu nefsime neyledi zaman?..

Bazen kışa döndüm, kâh bahar oldum!..

 

Tevhîdin nûruyla, var ettin canı;

Ufkuna nakşettin eşsiz fermânı!..

Tedbirden, takdire dönen her sonu;

Tefekkür ettikçe tövbekâr oldum!..

 

Kader levhâsında, ince bir sır var;

Bir ömre sığmadı, aşk denen esrâr!..

Âlemi sardıkça bu derin efkâr;

Yanmış ney misâli, âh u zâr oldum!..

 

Ezelden ebede bu şevk, bu heves;

Firdevs’den, Mevâ’dan, Naim’den bir ses!..

Kutsal emanete yüklü her nefes;

Dal, budak saldıkça, lalezâr oldum!..

 

Hüzün tezgâhında, süsledin gülü;

Yardın, pâk eyledin mümin gönülü!

Sebepler içinde her tevekkülü;

Sezdikçe hem gizli, aşikâr oldum!..

 

Yâ Rab yakın sensin, ben benden uzak;

İçimde, iç içe binlerce tuzak!..

Ey gönül geç nefsi, benliği bırak;

Kim demiş âlemde bahtiyâr oldum?!..

 

 

 

 

 

VUSLAT DEDİ

 

Yâ Rab kulum, geldim sana;

Aşk yazıldı bu fermâna!..

Bir çilede yana yana;

‘Sabır’ dedi, oldu gönül!..

 

Nasıl diner bu dert, bu gam?

Hüznüm artar her bir akşam!..

Sekiz cennet, makam makam;

‘Umut’ dedi, doldu gönül!..

 

Nefsim arza atmış ağı;

Sökülmez mi hırsın bağı?..

Bu gurbetin, hasret çağı;

‘Biter’ dedi, daldı gönül!..

 

Ten, aşk ile mâ’rifette;

Can neylesin hakikatte!..

Bir ilahî adalette,

‘Hesap’ dedi, soldu gönül!..

 

Hakk’tan aldı, halka verdi;

Nefsi, yerden yere serdi!..

Şükür, gizli sırra erdi;

‘Hikmet’ dedi, bildi gönül!..

 

Budur ömrün ayı, yılı;

Yüküm nerde, neyle dolu?..

Tefekkürde bulup yolu;

‘Vuslât’ dedi, güldü gönül!..

 

 

 

 

 

BİLMEM

 

Aşkın ile bir hoş oldum;

İlki bilmem, sonu bilmem!..

Neye baksam, seni buldum;

Yönü bilmem, yanı bilmem!..

 

Her hâl ile yandı yürek;

Dağ yükümde bin bir emek!..

Ömür bir çark, zaman elek;

Ten öğünür, canı bilmem!..

 

Safta döndü, doldu gönül;

Müptelâdır güle bülbül!..

Budur, böyle erkân, usûl;

Sevgimiz var, kini bilmem!..

 

Yâ Rab, sende her kararım;

Gönül arar, ben ararım!..

Ötede mi ilkbaharım?..

Dünü bilmem, günü bilmem!..

 

Tâ ezelden bu hâldayım;

Sana gelen bir yoldayım!..

Bir bîçâre akıldayım;

Malı, mülkü, şanı bilmem!..

 

Menzil menzil, kubbe kubbe,

Sebep, bağlı bir sebebe!

Ne sevdâdır iner kalbe;

Unuttum ben, beni bilmem!..

 

 

 

 

 

YAKARIŞ EŞİĞİNDE

 

Aşk ile elendim, aşkla sınandım;

Bana, tutunacak dal ver İlâhî!..

Emanet yüküne, aşkla dayandım;

Bana menzil göster, yol ver İlâhî!..

 

Çaresi özünde bîçare miyim?

Aklını, kaybetmiş divâne miyim?..

Bu gönül nûruna, pervâne miyim?

Bana, od içinde gül ver İlâhî!..

 

Bu aşktır dost diyen, dostla eğleşen;

Sevgiyi sevgiyle seven, paylaşan!..

Bir içli yürektir, suyla söyleşen;

Devrine yağmur ver, sel ver İlâhî!..

 

Hakîkat sırrını açtın, bu canda;

Okudum, ben beni iki cihânda!..

Bildim seni bende, benden yakında;

Bana basiret ver, hâl ver İlâhî!..

 

Âhım var içimi âh ile oyan;

Acım var, acıma merhemi koyan!..

Seni tesbih eden, derinden duyan;

Bir ses ver, nefes ver, dil ver İlâhî!..

 

Bu hüzün ne zaman indi yüzüme?

Asrın vebâli mi bindi dizime?..

Dünyadan ukbâya dönen özüme;

Şefâ’at kapından, el ver İlâhî!..

 

 

 

 

 

 

TÂKVA GÜLÜM…

 

Tâkva gülüm, bu yürekte;

Damar damar koka böyle!..

Hasret odu bu dilekte;

Her zerremi yaka böyle!..

 

Has bahçene geldi bu kul;

Gül gül açmış erkân, usûl!..

İbret ile baksam asıl,

Bir emanet yüke böyle!..

 

Gönül gerek vasfın göre;

Himmet ekip, hikmet dere!..

Edep gülü düşmez yere;

Dallar bağlı köke böyle!..

 

Her dem ömrü süze süze;

İşte özüm, çıktı yüze!..

Nefs odur ki gelip dize;

Taşı taştan söke böyle!..

 

Şaştım, nedir ayrı gayrı?

Dost yolunda olmaz eğri!..

Bana bildim olan seyri;

Dil çözülüp aka böyle!..

 

Ezel kandım bu iksire;

Tedbir ne’tsin o takdire?..

Söz kâr etse bu hakîre,

Var yüklenir yoka böyle!..

 

 

 

 

 

İNCİNSEN DE

İNCİTME SEN…

 

Gönül, yüz dön kin gütmekten;

İncinsen de incitme sen!..

Dost bîzârdır incitmekten;

İncinsen de incitme sen!..

 

Nûr nefesin aşk dolanda,

Gülün yanmaz od alanda!..

Sözün başa dert olanda;

İncinsen de incitme sen!..

 

Can olur mu candan ırak?

Geç ağyârı, sen sana bak!..

O yan çıkan nefsi bırak;

İncinsen de incitme sen!..

 

Sen ki terki terk eyledin;

Günü dünden berk eyledin!..

Tâ elestte ne söyledin?..

İncinsen de incitme sen!..

 

Sendedir arz, arş-ı a’lâ;

Böyle yazmış Kadir Mevlâ!..

Bir hikmettir bu dert, belâ;

İncinsen de incitme sen!..

 

Ma’rifettir hakkı yaymak;

Hatır almak, hatır saymak!..

Sana düşmez gönül koymak;

İncinsen de incitme sen!..

BI
22.06.2008 20:19
#64

Acı

 

 

seni de vururlar bir gün ey acı

uçuşup durduğun kanatlarından

sazın sözün türkülerin tükenir

ellerin koynunda kalakalırsın

 

şakaklarına kar yağıyor bilesin ey acı

gül açan yüzlerimizde

göğeriyor rengin senin de

 

biz seni

tâ eskiden tanırız hani

göğüslerimize taş olur inerden

avuçlarımızda hira dağıydın

 

al atların tan yerine ayarlanmış yelelerinde

akdeniz rüzgarlarına karışan sendin

 

biliyorum

hiçbir tarıh yazmayacak ve bir

sır gibi kalacak yakılan kitaplarda

göbek bağı anasından henüz çözülmemiş

bebelerimize mitralyözlerin okyanus ötesinden

ayarlandığını

 

seni de yakarlar bir gün ey acı

bir taptuk kul gözlerinden vurursa

parmakların eğri ağaç tutmaz

çığlıkların çağlar aşar duymazsın

 

ve ben biliyorum

örümceği, mağarayı, güvercini, asâyı

 

ve ibrahim'in baltasını

biliyorum

 

nereden başladı bu kesik dans

ve bu dansa karşı afyonlanmış hecin yüzlü

insanlar kim?

 

kim kimin yanında

kim kimin karşısında

 

meclis kürsüsünden konuşan bu adam kim

 

üsküdür kız lisesinde okuyan genç kız

çantasında kimin fotoğrafını taşıyor

 

kadıköy vapurunda sigara tüttüren delikanlılar

neden gülüyorlar ki

 

seni de vururlar bir gün ey acı

filistin'de sapan taşlı çocuklar

dalın, kolun, fidelerin, budanır

kuru bir kütükle kalakalırsın

 

öyle bakmayın balkonlarınızdan

fırat nehri ayrılık çıbanına tutuldu,

damarlarımızı yırtıyor

tuna nehri, onulmaz boşnak sızıları

pompalıyor yüreğimize

 

pilevne türküleri ağıtlara dönüşürken,

çeçenya'da yiğitler

inancın emeğin/ve aşk'ın

kılcal damarlarına ulanıp sustular...

ve ne bağdat'tan

ne şam'dan

ne mekke'den

ne diyarıbekir'den

ne istanbul'dan

ne buhara'dan

bunca telefon direğine rağmen kimse kimseyi

duymuyor

 

seni de vururlar bir gün ey acı

halepçe'de soldurulmuş gül gibi

bu sevdaya düşsen, sen de yanarsın

suskun, sıcak, uzun yaz geceleri

 

ve siz

ey analar,

hani siz, gecelerinizi böler, çocuklarınıza ninniler

söylerdiniz

 

hani siz, fatihler doğururdunuz...

 

gelin-kızların giysileri kirletildi

çocuklar hep yetim kaldı

 

'elem yecidke yetimen feava'

 

ve ben biliyorum

ben biliyorum

istanbul'un

bağdat'ın

diyarıbekir'in

mekke'nin

buhara'nın

birbirine nasıl bağlandığını, nasıl çözüldüğünü/sonra

ey insan

ey insanlık

ayağa kalk

 

kolları ve bacakları budanmış delikanlıları

boyunları gövdelerinden ayrılmış insanları

gözleri uyur gibi kapanmış, kan pıhtıları içindeki bu

çocukları

 

gelişmiş laboratuarlarınızda dikkatle inceleyin

ve bir gün

bu dünya

gül bahçesine dönecek

bunu böyle bilin/ ve

unutmayın

 

AY
12.07.2008 20:37
#65

evet bazı arkadaşlara katılıyorum atilla ilhannı bende görüşünden ve düşüncesinden dolayı pek sevmem ama böylesine iyi bi şairi düşüncesinden dolayı yitiremem . sonuçta bu bir sanat :)

BU
13.07.2008 14:03
#66

Bu yazıya şiir demek belki anlamsız olabilir. Çünkü bir haykırışın sesi bu. Fakat ben yine de uzun zaman sonra okunmaya ve yorum yapmaya değer bir şiir gördüğümü belirteyim. İnsanlığımızın yeniden ayağa kalkması temennisiyle..

24.07.2008 02:10
#67

SİZE DEĞİL

 

 

Hiç kimseye karşı suç işlemiş değilim, Ancak suçlu insanlar içinde bulunmak suça ortaklıktır diye kabulleniyorum. Sırf bu sebeple bağışlanmamı diliyorum.

 

Kim bağışlayacak beni? Hiç kimse kendi kendine bakmasın. Siz hepiniz benden daha çok suçlusunuz.

 

Ben bastığım toprağa, içtiğim kaynağa, yıkandığım ırmağa sesleniyorum.

 

Ben değerlendiremediğim vakitlere, toprağa gömülen şehitlere, yalan söylemeyen şahitlere sesleniyorum

 

Ben Evlatlarını yitiren eşlere, yuvasını yitiren kuşlara, mezarlara dikilen taşlara sesleniyorum

 

Ben gökteki kartala, denizdeki balığa ve daha bir çok benzerlerine sesleniyorum

 

Bağışlasınlar beni ...

 

 

Üstad Abdurrahim Karakoç / Beşinci Mevsim Şiir Kİtabından

 

umarım birşeyler anlayabilmişizdir :unsure:

AD
24.07.2008 14:55
#68

Çok anlamlı ve güzel şiirmiş gerçekten....

FE
28.07.2008 12:21
#69

UTAN

 

Artık bülbül ötmez bu gülistanda,

Gülün başı yere düştüyse utan!

Yaraya tuz ektin,ateş döktün sineye,

Değil sana gaziler şehitler küstüyse utan!

 

Adalet vadettin zulüm getirdin,

Asırlardır dik duran başımızı yere eğdirdin,

Sen ki mabedime namahrem eli değdirdin,

Nemrutlar şerefimize ayak bastıysa utan!

 

Bir gece başını yastığa vurmadan düşün!

Nedir leşlerle bitmeyen alışverişin,

Bil ki şerre alamet yelkenleri suya verişin,

Kurtuluş gemisi karada battıysa utan!

 

Nasıl veba ki; damarındaki asil kana bulaştı,

Gaflet küflü uykular gelip kalbine ulaştı,

İhanet dibi görünmez kuyu, boyunu da aştı,

Haksızlık karşısında kalbin sustuysa utan!

 

Çıkardığın emanet Yusuf'un sırtındaki gömlekti,

Söküp attığın, hakikatle arandaki örülü ilmekti,

O gömlek ki zulme karşı başın dik yürümekti,

Yürürken ayakların yoldan çıktıysa utan!..

 

M.Z.BULUT

MU
27.10.2008 10:42
#70

Hicran Gazeli

 

Sandım ki benim bahtımı küşad edeceksin,

Kalbten severek aşk ile âbâd edeceksin.

 

Güller sararıp solsa da hüsnünle güzel, sen,

Her dem yeniden bendeni dilşâd edeceksin.

 

Mehtap gibi aydınlatacak ufkumu derken,

Nerden bileyim hicranı mutâd edeceksin.

 

Yaktın canı ey dîlruba, yıktın da giderken,

Bilmem ki bu sevdayı nasıl yâd edeceksin?

 

Candan seviyorken seni, cânan diye Müşfik

Nâhak yere zulmetmeyi murad edeceksin

 

İbrahim Kalkan

EH
28.10.2008 22:46
#71

Garibim namıma Kerem diyorlar

Aslımı el almış harem diyorlar

Hastayım derdime verem diyorlar

Maraşlı Şeyhoğlu Satılmışım Ben...

TU
28.10.2008 23:30
#72

TARİF-İ AŞK

 

Aşkı tarif istersen etmeye;

Bîakıl derviş gerek.

Yüzü suyu hürmetine;

Bî tereddüt hizmet gerek.

Oduna yanmak istersen;

Hiç sualsiz anmak gerek.

Vuslatının hasretine;

Bîçare katlanmak gerek.

Değildir mârifet-i akıl;

Her dem yürek gerek.

Fânî gözün perdesin;

Kaldırmaya ermek gerek.

 

-alıntı-

EH
30.10.2008 16:46
#73

Dost senin yüzünden özege kıble-i cân bilmezem

Severem Pîrin Husnün Gayrı Îmân bilmezem

 

Bana derler şeyâtin senin yolun azdırır

Bu zerrak sufîlerden gayrı şeytan bilmezem

 

Ol Şahın Husnün Aşkına özümü vîrân kılmışam

Gaygusuz Abdaldır Adım Cübbe vü kaftân bilmezem

 

Kaddesellahu Teala Esrarahul Azîz

KE
03.12.2008 22:46
#74

MİLLET RUHU

 

Bir yiğit vardı gömdüler şu karşı bayıra...

Arkadan kefenini, gömleğini soydular.

"Aman kalkar!" deyip üstüne taşlar koydular,

Bir yiğit vardı; gömdüler şu karşı bayıra.

 

Yiğidim, hele anlatıver olup biteni!

Sen dertli, vatan dertli, oturup ağlayalım...

Ağlayıp da sinelerimizi dağlayalım,

Yiğidim, hele anlatıver olup biteni.

 

Ses ver yiğidim, yoksa beni duymuyor musun!

Yıllar var ki hep hayalinle oynaşıyorum,

Kalkıp geleceğin ümidiyle yaşıyorum...

Ses ver yiğidim, yoksa beni duymuyor musun?!

 

Sırtımda ardan bir gömlek, yılların vebali,

Ümitle ışıldayan gönlüm, seni bekliyor;

Kah göklerde uçup, kah yerlerde emekliyor.

Sırtımda ardan bir gömlek, yılların vebali.

 

Her tarafta harab eller, baykuşlara bayram,

Köprüler bir bir yıkılmış ve yollar yolcusuz,

Gelip uğrayanı kalmamış çesmeler, susuz..

Her tarafta harab eller, baykuşlara bayram.

 

İradelerde çatırtı, ruhlarda müthiş şok,

Tarihi yağmaladı bir düzine tarihsiz;

Değerler altüst oldu, mukaddesat sahibsiz,

İradelerde çatırtı, ruhlarda müthiş şok.

 

Tıpkı rüyalarda olduğu gibi diril, gel!

Beyaz atının üzerinde bir sabah erken;

Gözlerim kapalı ruhumda seni süzerken

Tıpkı rüyalarda olduğu gibi diril, gel!

 

***

KE
03.12.2008 22:50
#75

EZELİ NUR

 

Nurdan çehrendeki bu nikab da ne?

Güneşlere tâç giydiren ışıkken

Hep hicranla bunca yıl bunca sene

Geçmiş gidiyor... baharlar beklerken...

 

Doğ ruhlara arşdan gelen bürhanla

İnlet dört bir yanı altın sadânla

Hayat üfle sihirli râyihanla

Hak adına üfül üfül eserken...

 

Konuş ki hatipler haddini bilsin

İlâhî nefhanla ruhlar dirilsin

Sâyende tâ zirvelere erilsin

Başlamış gökler de bunu dilerken...

 

Ey mukaddes kitap ey ezelî nûr

Ey iklimi ziyâ etrafı huzûr

Son demde bir kere daha ne olur

Ağar, ışık karanlığı boğarken...

 

Bahar olmasa da sonbahar olsun

Cihânlar bütün âvâzınla dolsun

Yeniden nâmın her yanda duyulsun

Şu fânî ömürlerimiz biterken...

KU
07.12.2008 15:35
#76

Gardas İhtilal şiiri Kime ait

ME
08.12.2008 19:58
#77

Candan Ötesin

 

 

Lügat lar manayı yitirir sende.

Umudum, ışığım, cennetim benim.

Nasıl ki denize yürür ırmaklar,

Hep sana olacak hicretim benim.

 

Bir sana ram oldum, bir sana vurgun,

Yüreğim yaralı, bedenim yorgun,

Umudum tükenip biterse bir gün.

Silinir aynada suretim benim.

 

Gul tutan ellerim kaniyor sanki

Icim alev alev yaniyor sanki,

Yaradan sabrimi siniyor sanki

Kalmadi takatim kuvvetim benim.

 

İdrak et ARSLAN ın bitkin halinden,

Candan ötesin yar vazgeçmem senden.

Emrine amade olmuşum dünden,

Başkası olamaz kısmetim benim.

 

Coşkun ARSLAN

2008–12–07

EH
10.12.2008 20:21
#78

Biraz Halk Şiirinden:

 

Bana kara diyen dilber!

Gözlerin Kara değil mi?

Yüzünü Sevdiren gelin!

Kaşların kara değil mi?

 

Beni Kara Diye Yerme,

Mevlam Yaratmış Hor Görme,

Ela Göze Siyah Sürme,

Çekilir Kara Değil Mi?

 

Her Yoldan Gelir Geçerler,

Aktan Karayı Seçerler,

Ağalar Beyler İçerler,

Kahve De Kara Değil Mi?

 

Karac’oğlan Der Maşallah,

Birgün Görürüm İnşallah,

Kara Donludur Beytullah,

Örtüsü Kara Değil Mi?

EH
10.12.2008 20:24
#79

Bu gün ben bir bağa girdim

Ne bağ duydu ne bağbancı

Gülün şeftalisin derdim

Ne bağ duydu ne bağbancı

 

Bağın duvarından aştım

Kırmızı gülüne koştum

Öptüm sardım helallaştım

Ne bağ duydu ne bağbancı

 

Bağın kapusunu açtım

Sanasın cennete düştüm

Doldurdum badesin içtim

Ne bağ duydu ne bağbancı

 

Seherin tan yeri attı

Bülbül elvan elvan attı

Gevheri yükünü tuttu

Ne bağ duydu ne bağbancı

EH
10.12.2008 20:33
#80

Hazret-i Pîrim Baba Kaygusuz Kuddise Sirruh'un Pîri Evlad-ı Rasul Aleyhisselam Abdal Mûsa Sultan'ın"Kuddise Sirruh" bir nefesi:

Kim ne bilür bizi nice soydanuz

Ne zerre ottan ne hod sudanuz

 

Bizim meftunumuz marifet söyler

Biz Horasan mülkündeki baydanuz

 

Yedi deniz bizim keşkülümüzde

Hacem umman ise biz de göldenüz

 

Hızır İlyas bizim yoldaşımızdır

Ne zerrece Günden ne de Aydanuz

 

Yedi tamu bize nevbehar oldu

Sekiz uçmak içindeki köydenüz

 

Bizim zahmımıza merhem bulunmaz

Biz kudret okuna gizli yaydanuz

 

Turda Musa durup münacat eyler

Neslimizi sorarsanız ''Hoy'' danuz

 

Ali geldi adım bahane

Güvercin donunda kondum cihana

 

Abdal Musa oldum geldim zemana

Arif anlar bizi nice sırdanuz.

EH
10.12.2008 20:38
#81

Neyzen Tevfikten:

Vâdi-i sevdâya düştüm, pür-gamım şâhım Ali

 

Kimsesiz kaldım karanlık günde gümrâhım Ali

 

Doğmuyor mihr-i ümidim, çıkmıyor mâhım Ali

 

Gelmiyor mu gûşune bi âh u eyvâhım Ali?

 

 

 

Merhamet et hâlime her şey'e agâhım Ali

 

Var mı senden başka söyle ilticagâhım Ali?

 

 

 

Rûsiyâhım, pür-günâhım, yok yüzüm Peygamber'e

 

İstemem bir türlü gitmek böyle rûz-ı mahşere

 

Eylerim belki tesâdüf der iken bir rehbere

 

Düşmüşüm elsiz ayaksız Âstân-ı Haydar'e

 

 

 

Merhamet et hâlime her şey'e agâhım Ali

 

Var mı senden başka söyle ilticagâhım Ali?

 

 

 

Tuttuğum râh-ı şekâvetten hacîl oldum, hacîl

 

Çeşm-i im'ânım kapandı, bâtınen kaldım alîl

 

Hâlimi hoş görmemek de sence şimdi müstehîl

 

Nazrâ-ı affında çünkü "İnnehû şey'ün kalîl"

 

 

 

Merhamet et hâlime her şey'e agâhım Ali

 

Var mı senden başka söyle ilticagâhım Ali?

 

 

 

Âdeta çıldırmışım sahbâ-yı lâ'li yârdan

 

Giymişim bir pîrehen ki nescolunmuş nârdan

 

Giymişim bir pîrehen ki nescolunmuş nârdan

 

Çektiğim gamsa sayılmaz yârdan ağyârdan

 

 

 

Merhamet et hâlime her şey'e agâhım Ali

 

Var mı senden başka söyle ilticagâhım Ali?

 

 

 

Çıkmıyor bir an ciğerden derd-i sevdâ hançeri

 

Pençe-i aşkın esiri olduğum günden beri

 

Tâ süveydâ-yı dilimde hicr-i yârın ahkeri

 

Ol kadar yandım, yıkıldım ki unuttum her yeri

 

 

 

Merhamet et hâlime her şey'e agâhım Ali

 

Var mı senden başka söyle ilticagâhım Ali?

 

 

 

Cinnet-i sevdâ ile bir anda yaptım bin günâh

 

Pîş-i çeşm-i hâlkde oldum hacil ü rûsiyâh

 

Taş çıkardım âdetâ, şeytana giydirdim külâh

 

Pek yazık oldu bahâr-ı ömrüme, ettim tebâh

 

 

 

Merhamet et hâlime her şey'e agâhım Ali

 

Var mı senden başka söyle ilticagâhım Ali?

 

 

 

Çok gönül kırdım, gücendirdim cevân ü pirden

 

Her nasılsa saptı bir kere yolum tedbirden

 

Gerçi dönmez muktezâ-yı tâli'im takdirden

 

Himmetin hâli değil lâkin buna te'sirden

 

 

 

Merhamet et hâlime her şey'e agâhım Ali

 

Var mı senden başka söyle ilticagâhım Ali?

 

 

 

İktibâs-ı feyz için mihr-i münir'inden senin

 

İşte ettim âsitân-ı âşkına vaz-ı cebîn

 

Dergehinden boş çevirmezsin beni, kalbim emin

 

Dâima ağlar, yanar bir bedenim zâr u hazîn

 

 

 

Merhamet et hâlime her şey'e agâhım Ali

 

Var mı senden başka söyle ilticagâhım Ali?

 

 

 

Pencezed şehbâz-ı husnet gerdenem râ ez kemîn

 

Der dilem peydâ şud angeh sad hezâr âh u enin

 

Mandeem bî-hod zi la'l-i yâr-ı sevdâ âferin

 

Çun şodem bidâr kez men mîreved imân u dîn1

 

 

 

Merhamet et hâlime her şey'e agâhım Ali

 

Var mı senden başka söyle ilticagâhım Ali?

 

 

 

Ahsen-i takvim-i hilkat levh-i didârındadır

 

Reng-i rahmet, bûy-ı şefkât varsa gülzârındadır

 

Her hakîkat, ma'rifet, esrâr-ı âsârındadır

 

Merhem-i zahm-ı dilim dest-i şifâbârındadır

 

 

 

Merhamet et hâlime her şey'e agâhım Ali

 

Var mı senden başka söyle ilticagâhım Ali?

 

 

 

Olmayanlar kâşif-i esrâr-ı ders-i men aref

 

Anlamaz can vermeyi uğrunda ey Şâh-ı Necef

 

Kâinâta nûr-i şemsindir veren şan u şeref

 

Teşne-i sahbâ-yı affım defter-i isyan be-kef

 

 

 

Merhamet et hâlime her şey'e agâhım Ali

 

Var mı senden başka söyle ilticagâhım Ali?

 

 

 

İşte benden yüz çevirdi âşinâlar büsbütün

 

Bir enîsim kalmadı endişeden başka bugün

 

Destgirim, Neyzen-i bîçâreyi bir dem düşün

 

Nûr-i çeşmin ol imâmeyn-i güzîn bâşı içün

 

 

 

Merhamet et hâlime her şey'e agâhım Ali

 

Var mı senden başka söyle ilticagâhım Ali?

 

Neyzen Tevfik

 

12 / 12 / 1901

TU
08.01.2009 00:08
#82

Hayırdır, Neyzen Tevfik'teki Ali hayranlığı? İlginç!

EH
11.01.2009 00:54
#83
Hayırdır, Neyzen Tevfik'teki Ali hayranlığı? İlginç!

Akhi o Atatürk şiirinin Neyzen Tevfike ait olmadıgı mahkeme kararıyla kanıtlandı.Neyzen Tevfik şeriat düşmanı değildir bu konuda şeriata laf eden ünlü bir yazara yazdığı hicviyeden anlıyoruz.Neyzen Tevfik Bektaşidir sebeb o, İstanbulda bir Tekkeye bağlıydı, hangi tekke hatırlamıyorum şuan.

NU
26.02.2009 21:17
#84

Olmasından korktuğun her terkediş savruluverir hayallerinin içine

 

Kaybettiğin hükümsüzlüğün unuttuğun başkaldırışları tohumlandırır

 

Gecelerde bir tek yıldız engel olur hüznüne

 

Sitemlerdeen aciz bir titreyişle başını ulu çınarlara kadırırsın

 

Unutmayı unutmuşluğun gelir aklına

 

Çünkü her yaprak bir bakışı anımsatır

 

Her anımsayış kocaman parçalar koparır içinden

 

Sen gelmeyi arzuladığın o yerdee doğarsın da

 

Bir soğuk ürperiş göçler emreder yüreğine

 

Bir tek özlemeyi özlersin artık unutamamak kaderindir

 

Sonra sonsuzluklar son bulur ellerinde

 

Gönlünün yaprakları gözlerine düşer

 

Ağlarsın...

AS
01.03.2009 02:15
#85

selamlar,

 

siirlerinin tumune baktim ve eger gozden kacirmadiysam sezai karakoc'un muhtesem siiri mona roza yi goremedim.hakkaten iydir,guzeldir,anlamlidir.

 

selam ve muhabettle.

 

 

 

MONA ROZA

 

 

 

Mona Roza, siyah güller, ak güller

 

Geyvenin gülleri ve beyaz yatak

 

Kanadı kırık kuş merhamet ister

 

Ah, senin yüzünden kana batacak

 

Mona Roza siyah güller, ak güller

 

 

 

Ulur aya karşı kirli çakallar

 

Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa

 

Mona Roza, bugün bende bir hal var

 

Yağmur iğri iğri düşer toprağa

 

Ulur aya karşı kirli çakallar

 

 

 

Açma pencereni perdeleri çek

 

Mona Roza seni görmemeliyim

 

Bir bakışın ölmem için yetecek

 

Anla Mona Roza, ben bir deliyim

 

Açma pencereni perdeleri çek...

 

 

 

Zeytin ağaçları söğüt gölgesi

 

Bende çıkar güneş aydınlığa

 

Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi

 

Seni hatırlatıyor her zaman bana

 

Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi

 

 

 

Zambaklar en ıssız yerlerde açar

 

Ve vardır her vahşi çiçekte gurur

 

Bir mumun ardında bekleyen rüzgar

 

Işıksız ruhumu sallar da durur

 

Zambaklar en ıssız yerlerde açar

 

 

 

Ellerin ellerin ve parmakların

 

Bir nar çiçeğini eziyor gibi

 

Ellerinden belli oluyor bir kadın

 

Denizin dibinde geziyor gibi

 

Ellerin ellerin ve parmakların

 

 

 

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona

 

Saat onikidir söndü lambalar

 

Uyu da turnalar girsin rüyana

 

Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar

 

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona

 

 

 

Akşamları gelir incir kuşları

 

Konar bahçenin incirlerine

 

Kiminin rengi ak, kimisi sarı

 

Ahhh! beni vursalar bir kuş yerine

 

Akşamları gelir incir kuşları

 

 

 

Ki ben Mona Roza bulurum seni

 

İncir kuşlarının bakışlarında

 

Hayatla doldurur bu boş yelkeni

 

O masum bakışlar su kenarında

 

Ki ben Mona Roza bulurum seni

 

 

 

Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza

 

Henüz dinlemedin benden türküler

 

Benim aşkım sığmaz öyle her saza

 

En güzel şarkıyı bir kurşun söyler

 

Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza

 

 

 

Artık inan bana muhacir kızı

 

Dinle ve kabul et itirafımı

 

Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı

 

Alev alev sardı her tarafımı

 

Artık inan bana muhacir kızı

 

 

 

Yağmurlardan sonra büyürmüş başak

 

Meyvalar sabırla olgunlaşırmış

 

Bir gün gözlerimin ta içine bak

 

Anlarsın ölüler niçin yaşarmış

 

Yağmurlardan sonra büyürmüş başak

 

 

 

Altın bilezikler o kokulu ten

 

Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne

 

Bir tüy ki can verir bir gülümsesen

 

Bir tüy ki kapalı gece ve güne

 

Altın bilezikler o kokulu ten

 

 

 

Mona Roza siyah güller, ak güller

 

Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak

 

Kanadı kırık kuş merhamet ister

 

Aaahhh! senin yüzünden kana batacak!

 

Mona Roza siyah güller, ak güller

KU
22.04.2009 22:05
#86

Dertlerimi düğümledim tellere

Sazım üşür sızlar aklım balacan

Kışlarımı serdim gurbet ellere

Yazım üşür sızlar aklım balacan

 

Hasretindir çile çile ördüğüm

Sılam ırak yollarımız kördüğüm

Sen değilsin vatan değil gördüğüm

Gözüm üşür sızlar aklım balacan

 

Oy balacan

Yazım üşür, gözüm üşür, özüm üşür

Sözüm üşür, közüm üşür sızlar aklım balacan

 

Kabul olmaz niyazında gurbedin

Kart karayız beyazında gurbedin

Kan munduran ayazında gurbedin

Özüm üşür sızlar aklım balacan

 

Yaz günümde kar yağıyor kar desem

Yarar mısın şu bağrımı yar desem

Vatan desem, sıla desem, yar desem

Sözüm üşür sızlar aklım balacan

 

Gülüşüm yok dudağımda güllenne

Bakışım yok gözlerimde tüllenen

Hasretinle yüreğimde küllenen

Közüm üşür sızlar aklım balacan

 

Oy balacan

Yazım üşür, gözüm üşür, özüm üşür

Sözüm üşür, közüm üşür sızlar aklım balacan

NU
30.04.2009 19:07
#87

zaman/sızım...

an/sızın, başlayan fırtına,

dışarda yağan yağmur gibi; zaman/sızım...

dedim ya; zaman/sızım...

ölüm gibi; bir/an'a sığan...

acısı, zamanla çoğalan...

sızım; zaman...

zaman/sızım, papatyalar gibi;

bahar gelmeden gülümseyen...

an/sızın, havaya savurduğum cümlelerim var;

hayatın çatlaklarından; zamana sızan...

AD
30.04.2009 21:36
#88

EKSİLENLER

 

Yok?ta, noksan aranılmaz;

Yasa budur; var eksilir.

Ne tükenir sırda insan,

Ne insanda sır eksilir.

 

Hayat denen şu varlıkta,

Söz Yücenin, pazarlıkta;

Ölürsek bir mezarlıkta,

Üç metrelik yer eksilir.

 

Elden ele, renkten renge,

Ölüm seldir, can bir yonga;

Gidersek bozulmaz denge,

Halillerden bir eksilir!..

 

 

Halil Soyuer

NU
01.05.2009 21:57
#89

Akşam sahipsiz değil hüzün akşamsız değil

Bu yürekte bu sızı hesaba gelir değil

 

Açık denizlerdeyim fırtınam eksik değil

Yelkenim alabora limanım belli değil

 

Kervanını yitirmiş kanatsız bir göçmen kuş

Kanıyor kanatları yönleri bellli değil

 

Yücelmiş söz dağında suskun kalmış sözcükler

Gürültü kesmiş yolu söylevler belli değil...

 

 

~ Ahmet Mercan ~

NU
24.05.2009 20:50
#90

"Zaman! kutsî yanışa yetersiz kalan mekan.

Nasıl bir muammasın, kirpiklerimden akan? ” ....

CI
10.07.2009 22:07
#91

KUZGUN

 

 

Ortasında bir gecenin, düşünürken yorgun, bitkin

O acayip kitapları, gün geçtikçe unutulan,

Neredeyse uyuklarken, bir tıkırtı geldi birden,

Çekingen biriydi sanki usulca kapıyı çalan;

"Bir ziyaretçidir" dedim, "oda kapısını çalan,

Başka kim gelir bu zaman?"

 

 

 

Ah, hatırlıyorum şimdi, bir Aralık gecesiydi,

Örüyordu döşemeye hayalini kül ve duman,

Işısın istedim şafak çaresini arayarak

Bana kalan o acının kaybolup gitmiş Lenore'dan,

Meleklerin çağırdığı eşsiz, sevgili Lenore'dan,

Adı artık anılmayan.

 

 

 

İpekli, kararsız, hazin hışırtısı mor perdenin

Korkulara saldı beni, daha önce duyulmayan;

Yatışsın diye yüreğim ayağa kalkarak dedim:

"Bir ziyaretçidir mutlak usulca kapıyı çalan,

Gecikmiş bir ziyaretçi usulca kapıyı çalan;

Başka kim olur bu zaman?"

 

 

 

Kan geldi yüzüme birden daha fazla çekinmeden

"Özür diliyorum" dedim, "kimseniz, Bay ya da Bayan

Dalmış, rüyadaydım sanki, öyle yavaş vurdunuz ki,

Öyle yavaş çaldınız ki kalıverdim anlamadan."

Yalnız karanlığı gördüm uzanıp da anlamadan

Kapıyı açtığım zaman.

 

Gözlerimi karanlığa dikip başladım bakmaya,

Şaşkınlık ve korku yüklü rüyalar geçti aklımdan;

Sessizlik durgundu ama, kıpırtı yoktu havada,

Fısıltıyla bir kelime, "Lenore" geldi uzaklardan,

Sonra yankıdı fısıltım, geri döndü uzaklardan;

Yalnız bu sözdü duyulan.

 

 

 

Duydum vuruşu yeniden, daha hızlı eskisinden,

İçimde yanan ruhumla odama döndüğüm zaman.

İrkilip dedim: "Muhakkak pancurda bir şey olacak;

Gidip bakmalı bir kere, nedir hızlı hızlı vuran;

Yatışsın da şu yüreğim anlayayım nedir vuran;

Başkası değil rüzgârdan..."

 

 

 

Çırpınarak girdi birden o eski kutsal günlerden

Bugüne kalmış bir Kuzgun pancuru açtığım zaman.

Bana aldırmadı bile, pek ince bir hareketle

Süzüldü kapıya doğru hızla uçarak yanımdan,

Kondu Pallas'ın büstüne hızla geçerek yanımdan,

Kaldı orda oynamadan.

 

 

 

Gururlu, sert havasına kara kuşun alışınca

Hiçbir belirti kalmadı o hazin şaşkınlığımdan;

"Gerçi yolunmuş sorgucun" dedim, "ama korkmuyorsun

Gelmekten, kocamış Kuzgun, Gecelerin kıyısından;

Söyle, nasıl çağırırlar seni Ölüm kıyısından?"

Dedi Kuzgun: "Hiçbir zaman."

 

 

 

Sözümü anlamasına bu kuşun şaşırdım ama

Hiçbir şey çıkaramadım bana verdiği cevaptan,

İlgisiz bir cevap sanki; şunu kabul etmeli ki

Kapısında böyle bir kuş kolay kolay görmez insan,

Böyle heykelin üstünde kolay kolay görmez insan;

Adı "Hiçbir zaman" olan.

 

 

 

Durgun büstte otururken içini dökmüştü birden

O kelimeleri değil, abanoz kanatlı hayvan.

Sözü bu kadarla kaldı, yerinden kıpırdamadı,

Sustu, sonra ben konuştum: "Dostlarım kaçtı yanımdan

Umutlarım gibi yarın sen de kaçarsın yanımdan."

Dedi Kuzgun: "Hiçbir zaman."

 

 

 

Birdenbire irkilip de o bozulan sessizlikte

"Anlaşılıyor ki" dedim, "bu sözler aklında kalan;

İnsaf bilmez felâketin kovaladığı sahibin

Sana bunları bırakmış, tekrarlıyorsun durmadan.

Umutlarına yakılmış bir ağıt gibi durmadan:

Hiç -ama hiç- hiçbir zaman."

 

 

 

Çekip gitti beni o gün yaslı kılan garip hüzün;

Bir koltuk çektim kapıya, karşımdaydı artık hayvan,

Sonra gömüldüm mindere, sonra daldım hayallere,

Sonra Kuzgun'u düşündüm, geçmiş yüzyıllardan kalan

Ne demek istediğini böyle kulağımda kalan.

Çatlak çatlak: "Hiçbir zaman."

 

 

 

Oturup düşündüm öyle, söylemeden, tek söz bile

Ateşli gözleri şimdi göğsümün içini yakan

Durup o Kuzgun'a baktım, mindere gömüldü başım,

Kadife kaplı mindere, üzerine ışık vuran,

Elleri Lenore'un artık mor mindere, ışık vuran,

Değmeyecek hiçbir zaman!

 

 

 

Sanki ağırlaştı hava, çınlayan adımlarıyla

Melek geçti, ellerinde görünmeyen bir buhurdan.

"Aptal," dedim, "dön hayata; Tanrın sana acımış da

Meleklerini yollamış kurtul diye o anıdan;

İç bu iksiri de unut, kurtul artık o anıdan."

Dedi Kuzgun: "Hiçbir zaman."

 

 

 

"Geldin bir kere nasılsa, cehennemlerden mi yoksa?

Ey kutsal yaratık" dedim, "uğursuz kuş ya da şeytan!

Bu çorak ülkede teksin, yine de çıkıyor sesin,

Korkuların hortladığı evimde, n'olur anlatsan

Acılarımın ilâcı oralarda mı, anlatsan..."

Dedi Kuzgun: "Hiçbir zaman."

 

 

 

"Şu yukarda dönen gökle Tanrı'yı seversen söyle;

Ey kutsal yaratık" dedim, "uğursuz kuş ya da şeytan!

Azalt biraz kederimi, söyle ruhum cennette mi

Buluşacak o Lenore'la, adı meleklerce konan,

O sevgili, eşsiz kızla, adı meleklerce konan?"

Dedi Kuzgun: "Hiçbir zaman."

 

 

 

Kalkıp haykırdım: "Getirsin ayrılışı bu sözlerin!

Rüzgârlara dön yeniden, ölüm kıyısına uzan!

Hatıra bırakma sakın, bir tüyün bile kalmasın!

Dağıtma yalnızlığımı! Bırak beni, git kapımdan!

Yüreğimden çek gaganı, çıkar artık, git kapımdan!"

Dedi Kuzgun: "Hiçbir zaman."

 

 

 

Oda kapımın üstünde, Pallas'ın solgun büstünde

Oturmakta, oturmakta Kuzgun hiç kıpırdamadan;

Hayal kuran bir iblisin gözleriyle derin derin

Bakarken yansıyor koyu gölgesi o tahtalardan,

O gölgede yüzen ruhum kurtulup da tahtalardan

Kalkmayacak - hiçbir zaman!

 

 

 

Edgar Allan POE

CI
13.07.2009 22:35
#92

İNSAN VE DENİZ

 

Sen, hür adam, seveceksin denizi her zaman;

Deniz aynandır senin, kendini seyredersin

Bakarken, akıp giden dalgaların ardından.

Sen de o kadar acı bir girdaba benzersin.

 

Haz duyarsın sulardaki aksine dalmaktan;

Gözlerinden, kollarından öpersin; ve kalbin

Kendi derdini duyup avunur çoğu zaman,

O azgın, o vahşi haykırışında denizin.

 

Kendi âleminizdesinizdir ikiniz de.

Kimse bilmez, ey ruh, uçurumlarını senin;

Sırlarınız daima, daima içinizde;

Ey deniz, nerde senin o iç hazinelerin?

 

Ama işte gene de binlerce yıldan beri

Cenkleşir durursunuz, duymadan acı, keder;

Ne kadar seversiniz çırpınmayı, ölmeyi,

Ey hırslarına gem vurulamayan kardeşler!

CI
15.08.2009 22:22
#93

HÜZÜN VE SERSERİ

 

Agathe, uçtuğu var mı ruhunun ara sıra,

Büyülü, mavi, derin ve ışıl ışıl yanan,

Bambaşka denizlere, bambaşka semalara,

Şu kahrolası şehrin simsiyah havasından?

Agathe, uçtuğu var mı ruhunun ara sıra?

 

 

Deniz, tek tesellisi günlük ıstırapların!

Acaba hangi şeytan veya hangi mucize

Her ulvi çalkanışta muazzam bir rüzgarın

Orguyla uğuldayan denizi verdi bize?

Deniz, tek tesellisi günlük ıstırapların!

 

 

Hey trenler, vapurlar beni buradan götürün!

Ne var gözyaşlarından çamurlar yoğuracak?

Ara sıra der mi ki Agathe’nin ruhu, üzgün,

“Nedametten, azaptan ve ıstıraptan uzak,

Hey trenler, vapurlar beni buradan götürün!”

 

 

Ne kadar uzaktasın ey mis kokulu cennet,

Ey, sadece sevincin, aşkın ürperdiği yer,

Ey her ruhun içinde boğulduğu saf şehvet,

Ey bir ömür boyunca gönül verilen şeyler!

Ne kadar uzaktasın ey mis kokulu cennet!

 

 

Ah o yeşil cenneti, çocuksu sevdaların,

O koşuşlar, demetler, o şarkılar, buseler,

İnildeyen kemanlar üzerinde dağların

Akşam, korkuluklarda şarap dolu kaseler!

Ah o yeşil cenneti, çocuksu sevdaların.

 

 

O bilinmez zevklerin yüzdüğü masum belde

Çok daha uzakta mı yoksa Çin’den, Maçin’den?

Beyhude bir arzu mu inildeyen dillerde,

Canlanan bir hayal mi billur sesler içinden,

O bilinmez zevklerin yüzdüğü masum belde?

 

Ü.
18.08.2009 00:23
#94

Umar mıydın?

 

Görünmez âşinâ bir çehre olsun rehgüzârında;

Ne gurbettir çöken İslâm'a İslâm'ın diyârında?

Umar mıydın ki: Ma'betler, ibâdetler yetîm olsun?

Ezanlar arkasından ağlasın bir nesl-i me’yûsun?

Umar mıydın: Cemâ'at bekleyip durdukça minberler,

Dikilmiş dört direk görsün, serilmiş bir yığın mermer?

Umar mıydın: Tavanlar yerde yatsın, rahneden bîtâb?

Eşiklerden yosun bitsin, örümcek bağlasın mihrâb?

Umar mıydın: O, taş taş devrilen, bünyân-ı mersûsun,

Şu vîran kubbelerden böyle son feryâdı dem tutsun?

İşit: On dört asırlık bir cihânın inhidâmından,

Kopan ra'dın, ufuklar inliyor, hâlâ devâmından!

Civârın, manzarın, cevvin, muhîtin, her yerin mâtem;

Kulak ver: Çarpıyor bir mâtemin, kalbinde bin âlem!

Ne hüsrandır ki: Doldursun bugün tevhîdin enkâzı,

O, hâkinden nebîler fışkıran, iklîm-i feyyâzı!

Gezerken tavr-ı istîla alıp meydanda bin münker,

Şu milyonlarca îman "nehye kalkışsam" demez, ürker!

Ömürlerdir bir alçak zulme miskin inkıyâdından,

Silinmiş emr-i bi'l-ma'rûfun artık ismi yâdından.

Hayâ sıyrılmış, inmiş: Öyle yüzsüzlük ki her yerde...

Ne çirkin yüzler örtermiş meğer bir incecik perde!

Vefâ yok ahde hürmet hiç, emânet lâfz-ı bî-medlûl;

Yalan râic, hıyânet mültezem her yerde, hak meçhûl.

Yürekler merhametsiz, duygular süflî, emeller hâr;

Nazarlardan taşan ma'nâ ibâdullâhı istihkâr.

Beyinler ürperir, yâ Rab, ne korkunç inkılâb olmuş:

Ne din kalmış, ne îman, din harâb, îman türâb olmuş!

Mefâhir kaynasın gitsin de, vicdanlar kesilsin lâl...

Bu izmihlâl-i ahlâki yürürken, durmaz istiklâl!

Sen ey bîçâre dindaş, sanki, bizden hayr ümîd ettin;

Nihâyet, ye'se düştün, ağladın, ağlattın, inlettin.

Samîmî yaşlarında coştu rûhum, herc ü merc oldu;

Fakat, mâtem halâs etmez cehennemler saran yurdu.

Cemâ'at intibâh ister, uyanmaz gizli yaşlarla?

Çalışmak!.. Başka yol yok hem nasıl? Canlarla, başlarla.

Alınlar terlesin, derhal iner mev'ûd olan rahmet,

Nasıl hâsir kalır "tevfıki hakkettim" diyen millet?

İlâhî! Bir müeyyed bir kerim el yok mu, tutsun da,

Çıkarsın Şark'ı zulmetten, götürsün fecr-i maksûda?

 

 

İstanbul, 24 Teşrinievvel 1334 (1918)

 

Mehmet Akif ERSOY

 

 

Umar miydik??

Titreten bir siir gercekten...

CI
21.08.2009 06:14
#95

ATEŞ

 

Gül âteş gül-bün âteş gül-şen âteş cûy-bâr âteş

Semender-tıynetân-ı aşka bestir lâle-zâr âteş

 

Hemân ey saki bir sâgar tutuşdur dest-i dil-dâra

Gazabla bezme geldi şem'-i meclis-veş yanar âteş

 

Nesîm âteş çıkardı gonce-i çeşm-i ümidimden

Bırakdı gül-şen-i amalime berk-ı bahar âteş

 

Hayâl-i hasreti hâlinle âh etdikçe uşşâkın

Şeb-i firkatde her dem ahterân eyler nisâr âteş

 

Bana dûzahtan ey meh dem urur gül-zârlar sensiz

Diraht âteş nihâl âteş gül âteş berg ü bâr âteş

 

Mürekkebdir vücûdu tâ ezel yek-pâre sûzişten

Anâsırdan meğer uşşâka olmuşdur du-çâr âteş

 

Çerâğ-ı bezm-i hecri olduğum yapmış yakışdırmış

Gönül pervanesine vuslat âteş intizâr âteş

 

Meğer kilk-i sebük-cevlânın olmuş germ-rev Gaalib

Zemin âteş zaman âteş bütün nakş ü nigâr âteş

 

Şeyh Galip

DE
21.08.2009 14:13
#96

72817446sdfzh7.jpg

 

Hoşgeldin gülüm, su gibi ömrün olsun,

Yangınlarıma sular yağdırdın,

Damla damla söndüm serinledim.

Onar onar saydığım yıllarımı onardın,

Saat saat bulunduğum meçhulden gün yüzüne çıktım

Günler gördüm gül yüzünde,

Gönlümün kapılarını sana açtım, çalmadan gir içeri diye.

Adıyorum sana onca kırık aşktan sonra arta kalanımı,

Temize çekiyorum sende büyün yalanlarımı

Senin aşktaki kadrini bilmek için, önce kadersiz aşklardan gecmeli insan

Eksiltip yoran bütün ayrılıklar,

Kavuşmalara giden yollara çıkar.

Vefayı bozada gülmeyi gülhanede unuttuğum garip bir zamanda çıkageldin

Hoşgeldin, yitirilmiş sevgililer köyü coğrafyama,

Hoşgeldin, bir daha seversem namerdim sokağıma

Hoşgeldin

Bitti dediğim yerden başlıyorsun,

Dindi artık dediğim yerden oluk oluk kanıyorsun.

Beni en iyi sen tanıyor,sen anlıyorsun.

Ne hoş geliyor, ne hoş gülüyorsun

En güzel renkleri komşu kızların gözlerinde gördüğüm solgun sarı bir zamanda çıkageldin.

Hangi yollardan uğradın durağıma?

Hoşgeldin, yitirilmiş sevgililer köyü coğrafyama,

Hoşgeldin bir daha seversem namerdim sokağıma

UĞUR ARSLAN

ÜS
21.08.2009 16:30
#97

Sen’i seven her ruh uludur ya Resûlallâh!

Gönlü-gözü onun doludur ya Resûlallâh!

Cemâlin pertevinden zerre şevk alan billâh,

Kapının ayrılmaz kuludur ya Resûlallâh!

Beklemez bir başka iltifât Sana erenler,

Semtin iltifat buğuludur ya Resûlallâh!

Gönül gözleriyle bir kere seni görenler,

Onlar ruhların bir koludur ya Resûlallâh!

Uçuşur ikliminde altın kanatlı kuşlar,

İklimin kuşların yoludur ya Resûlallâh!

Cennet yamaçları gibidir orda ufuklar,

Cemâlin bu ufkun tülüdür ya Resûlallâh!

Sana ermek imanlı gönüllerin rüyâsı,

Seni bilmeyenler ölüdür ya Resûlallâh!

Vuslatın, bu garip kıtmîrin her dem hülyâsı,

Bu benim gönlümün gülüdür ya Resûlallâh!

 

Yine hicranla seni andı gönül,

Tende cânım, rûh-u revânım Cânân..

Andıkça hasretlere yandı gönül;

Ne olur kıl artık vuslata şâyân.!

 

Hem sevip hem ağlayan bîçâreyim,

Kararsız, derbeder ve âvâreyim,

Yıkılıp dökülmüş bir virâneyim;

Hâl-i hazînim tam mevsimi hazân..

 

Güller gülse de ağlıyor hep bülbül,

Bir dert küpü âdeta şimdi gönül;

Bilmem mümkün mü bu hale tahammül?

Ruhumda âh-u zâr, dilimde figân.

 

Yanıp kebap oldum ümidim yıkma!

İtâb et, ama ağyâra bırakma!

Vefasız bir kulum cürmüme bakma!

Vasf-ı hâle ne hacet her şey ayân…

 

Bilirsin gayri imdat edecek yok;

Gönlümü dertten âzâd edecek yok;

Kıtmîri başka âbâd edecek yok,

Hatırım virâne, gözlerim giryân…

Gel vur mızrabını da kalbimi söylet!

Vur ruhuma nağmelerini dinlet!

Ve gönlüme geleceğini vâdet!

Vâdet ki kalmadı dizimde dermân..!

 

 

DURSUN ALİ ERZİNCANLI

ÜS
21.08.2009 16:30
#98

BAĞLANMAYACAKSIN

 

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne

"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin

Demeyeceksin işte

Yaşarsın çünkü

Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki

 

Çok sevmeyeceksin mesela,

O daha az severse kırılırsın

Ve zaten genellikle O daha az sever seni,

Senin O'nu sevdiğinden

 

Çok sevmezsen, çok acımazsın

Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem

Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu,

Kartvizitini...

 

Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin

Senin değillermiş gibi davranacaksın

Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın

Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın

 

Çok eşyan olmayacak mesela evinde

Paldır küldür yürüyebileceksin

İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,

Çatılarin gökyüzüyle birleştigi yerleri sahipleneceksin

 

Gökyüzünü sahipleneceksin,

Güneşi, ayı, yıldızları...

Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak

"O benim" diyeceksin

Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin...

 

Mesela gökkuşağı senin olacak

İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın

Mesela turuncuya, ya da pembeye

Ya da cennete ait olacaksın

 

Çok sahiplenmeden,

Çok ait olmadan yaşayacaksın

Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmis gibi,

Hem de hep senin kalacakmıs gibi hayat

İlişik yasayacaksın

Ucundan tutarak...

 

 

Can YÜCEL

DE
23.08.2009 05:19
#99

 

yourmyheartbypaixaumcop0je.jpg

 

Öylesine Sevmiştim

 

Şimdi gidiyorsun, git..

Bütün sabahları üşüdüğüm

Bütün gördüğüm senli günlerim, onlar da gitsin...

 

İçimde bir şarkı

Gözümde bir ışık kalmıştı herşeye inat

Kapat gözlerimi, sevdiğim anlar da gitsin

 

Yıldızları da alsana yanına gökyüzünden

Sevdiğimiz şarkıları da

Pencereme konan yusufcukları da

 

Bana karanlığı bırak

Beni bırak, beni böyle bırak..

Böyle ansızın, böyle yakışıksız..

Böyle anlamsız, böyle dağınık..!

 

Öyle kapıda susuşun

Öyle sarsak, öyle serkeş, öyle çerkes duruşun

Koy beni sensizliğe

Ve otursun içime kül gibi kor yangının

 

Şimdi gidiyorsun, git...

Hadi git

 

Hepsi hepsi bir sevda benimkisi, al da git...

Hadi kanatma..

Hadi yıkma..

Hadi dokunma..

 

Zaten ben seni öylesine sevmiştim!

 

Şimdi gidiyorsun, git...

Bütün sabahları üşüdüğüm

 

Bütün gördüğüm senli günlerim, onlarda gitsin

İçimde bir şarkı

 

Gözümde bir ışık kalmıştı herşeye inat

Kapat gözlerimi, sevdiğim anlar da gitsin ..

 

 

İbrahim Sadri

DE
25.08.2009 17:06
#100

 

İNCİ DAKİKALARI

 

 

 

Sen bana yeni yılsın her dakika

 

Her dakika bir yaşıma daha giriyorum

 

 

 

Sen benim üstüne titrediğim güzel ve yeni

 

Saatim kadar saadetimin gözbebeği zamansın

 

Ben bin parçaya bölündüm her parçasında

 

Her parçasındayım kırkayak sesli boğuk arkadaşlığın

 

Çalkantısız Üniversitenin yalnızlığın ve ağlamanın

 

Erkek ağlar mı diyeceksin

 

Hayberin kapısı ağlar mı erkek ağlar mı

 

Ben yel gibi erkekler ağlar diyorum

 

Bir dakika ağlar yılbaşı dakikasında

 

Daha gözlerimin gerçek yaşları belirmeden

 

Ağlamak diye bir şey yoktur diye bir şey

 

Yüzme bilmeyen bir uyurgezer yüzer ya

 

Çürük ve havada asılı tahtalar üstünde

 

Hafif kedi ayaklarıyla yürür gerçekten yürür ya

 

Sen benim ağlamamı erkeklığıme

 

Uyanan ölmeyen yenilenen

 

Azgın kışlar içinde keskin baharlar bulan

 

Seni bulan yeniden bulan tekrar tekrar bulan erkekliğime say

 

 

 

Bütün bir yıl bütün bir yaşama boyu

 

Gizli heybelere binbir gece eşyası doldurduğuma say

 

 

 

Ben otomobilleri böylesine yankısız sağır komam

 

Öyle bir isyan şiiri var ki ben onu yakalayacağım

 

Bu yunan şehrinin düzenini öper ve yalvarırım

 

Şehrin ölümünü yanlış anlama

 

Gözleri kör oldu doğrudur ama o kadar

 

Ve şehrin gözlerini geri verme dakikalarıdır bu yılgın çanlar

 

 

 

Senin odan günışığı en güzel müzik bana

 

Farklılıklar odası

 

Giden tren buharları içinde örümcek ağı

 

Sen güzel örümcek ağı yaşamakla yaşamamak

 

Doğduğumuz şüpheyle öldüğümüz şüphe arasına gerilmiş

 

Garip bulut farklı müzik güzel örümcek ağı

 

 

 

Ben bir yabancı buğunun kokusunu alıyorum

 

Bu kokuyu alıyorsam onulmaz kıskançlık yaramdandır

 

Benim garipliğime bakma benim kıskançlığıma bakma benim

 

İncilerin ilk gerçek ve yeni yorumunu bulur gibi oluyorum

 

Bu inciler denizlerin en karanlık noktalarında bile yoktur

 

Benim ak ve kara kayalar içinde bulduğum inciler

 

Bu inciler sen olmasan bende bile yoktur

 

Oldukları yerde bile

 

SEZAİ KARAKOÇ

 

DE
27.08.2009 01:34
#101

gizli.JPG

 

 

Her Şey Sende Gizli

 

 

 

Yerin seni çektiği kadar ağırsın,

Kanatların çırpındığı kadar hafif..

Kalbinin attığı kadar canlısın,

Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...

Sevdiklerin kadar iyisin,

Nefret ettiklerin kadar kötü..

Ne renk olursa olsun kaşın gözün,

Karşındakinin gördüğüdür rengin..

Yaşadıklarını kâr sayma:

Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa,

Sevdiğin kadardır ömrün..

Gülebildiğin kadar mutlusun.

Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin

Sakın bitti sanma her şeyi,

Sevdiğin kadar sevileceksin.

Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer

Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın.

Bir gün yalan söyleyeceksen eğer;

Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.

Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret,

Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın.

Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın,

Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.

Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın

Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.

Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..

İşte budur hayat!

İşte budur yaşamak,

Bunu hatırladığın kadar yaşarsın

Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün

Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun

Çiçek sulandığı kadar güzeldir,

Kuşlar ötebildiği kadar sevimli,

Bebek ağladığı kadar bebektir.

Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin,

bunu da öğren,

 

SEVDİĞİN KADAR SEVİLİRSİN...

.

 

Can Yücel

 

 

 

DE
28.08.2009 17:49
#102

179237286.jpg

EY SEVGİLİ

 

 

 

Senin kalbinden sürgün oldum ilkin

 

Bütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süregi

 

Bütün törenlerin sölenlerin ayinlerin yortularin disinda

 

Sana geldim ayaklarina kapanmaya geldim

 

Af dilemeye geldim affa layikolmasam da

 

Uzatma dünya sürgünümü benim

 

 

 

Aşkın bu en onulmazından koparıp

 

Bir tuz bulutu gibi

 

Savuran yüregime

 

Ah uzatma dünya sürgünümü benim

 

Nice yoruldugum ayakabilarimdan degil

 

Ayaklarimdan belli

 

 

 

Lambalar egri

 

Aynalar akrep melegi

 

Zaman çarpilmis atin son hayali

 

Ev miras degil mirasin hayaleti

 

Ey gönlümün dogurdugu

 

Büyüttügü emzirdigi

 

Kus tüyünden

 

Ve kus südünden

 

Geceler ve gündüzlerde

 

Insanliga anit gibi yükselttigi

 

Sevgili

 

En sevgili

 

Ey sevgili

 

Uzatma dünya sürgünüm benim

 

 

 

Bütün siirlerde söyledigim sensin

 

Suna dedimse sen Leyla dedimse sensin

 

Seni saklamak için görüntülerinden faydalandim Salome'nin Belkis'in

 

Bosunaydi saklamaya çalismam öylesine asikarsin bellisin

 

Kuslar uçar senin gönlünü taklit için

 

Ellerinden devsirir bahar çiçeklerini

 

Deniz gözlerinden alir sonsuzlugun haberini

 

Ey gönüllerin en yumusagi en derini

 

Sevgili

 

En sevgili

 

Ey sevgili

 

Uzatma dünya sürgünümü benim

 

 

 

Yillar geçti sapan ölümsüz iz birakti toprakta

 

Yildizlara uzaniphep seni sordum gece yarilarinda

 

Çati katlarinda bodrum katlarinda

 

Gölgendi gecemi aydinlatan essiz lamba

 

Hep Kanlica'da Emirgan'da

 

Kandilli'nin kursuni safaklarinda

 

Seninle söylesip durdum bir ömrün baharinda yazinda

 

simdi onun birdenbire gelen sonbaharinda

 

Sana geldim ayaklarina kapanmaya geldim

 

Af dilemeye geldim affa layik olmasam da

 

Ey çagdas Kudüs (Meryem)

 

Ey sirrini gönlünde tasiyan Misir (Züleyha)

 

Ey ipeklere yumusaklik bagislayan merhametin kalbi

 

Sevgili

 

En sevgili

 

Ey sevgili

 

Uzatma dünya sürgünümü benim

 

 

 

Daglarin yikilisini gördüm bir Venüs bardaginda

 

Köle gibi satildim pazarlar pazarinda

 

Günesin sarardigini gördüm Konstantin duvarinda

 

Senin hayallerinle yandim düslerin civarinda

 

Gölgendi yansiyip duran bengisu pinarinda

 

Ölüm düsüncesinin beni sardigi su anda

 

Verilmemis hesaplarin korkusuyla

 

Sana geldim ayaklarina kapanmaya geldim

 

Af dilemeye geldim affa layik olmasam da

 

Sevgili

 

En sevgili

 

Ey sevgili

 

Uzatma dünya sürgünüm benim

 

 

 

Ülkendeki kuslardan ne haber vardir

 

Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardir

 

Ask celladindan ne çikar madem ki yar vardir

 

Yoktanda vardan da ötede bir Var vardir

 

Hep suç bende degil beni yakip yikan bir nazar vardir

 

O sarkiya özenip söylenecek misralar vardir

 

Sakin kader deme kaderin üstünde bir kader vardir

 

Ne yapsalar bos göklerden gelen bir karar vardir

 

Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardir

 

Yanmissam külümden yapilan bir hisar vardir

 

Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardir

 

Sirlarin sirrina ermek için sende anahtar vardir

 

Gögsünde sürgününü geri çagiran bir damar vardir

 

Senden umut kesmem kalbinde merhamet adli bir çinar vardir

 

Sevgili

 

En sevgili

 

Ey sevgili

 

 

DE
29.08.2009 15:07
#103

SESSİZ GEMİ

 

Artık demir almak günü gelmişse zamandan,

Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

 

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;

Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.

 

Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,

Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.

 

Biçare gönüller. Ne giden son gemidir bu.

Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.

 

Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;

Bilmez ki, giden sevgililer dönmeyecekler.

 

Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden.

Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden

 

YAHYA KEMAL BEYATLI

NU
04.09.2009 15:32
#104

Kesme nevânı içine salsalar da keder,

Kırılsa gönül medd-ü cezr ile, hepsi geçer.. hepsi geçer...

DE
12.09.2009 17:04
#105

sonbahar%20resmi.jpg

 

 

SONBAHAR

 

 

 

Fânî ömür biter,Bir uzun sonbahâar olur.

 

Yaprak, çiçek ve kuş dağılır, târümâr olur.

 

Mevsim boyunca kendini hissettirir vedâ;

 

Artık bu dağdağayla uğuldar deniz ve dağ.

 

Yazdan kalan ne varsa olurken haşır neşir.

 

Günler hazinleşir, geceler uhrevileşir;

 

Teşrinlerin bu hüznü geçer tâ iliklere.

 

Anlar ki yolcu yol görünür selviliklere.

 

Dünyanın ufku gözlere gittikçe târ olur.

 

 

 

Her gün sürüklenip yaşamak rûha bâr olur.

 

İnsan duyar yerin dile gelmiş sükûtunu;

 

Bir başka mûsikîye geçiş farz eder bunu.

 

Teslim olunca va'desi gelmiş zevâline,

 

Benzer cihâna gelmeden evvelki hâline.

 

 

 

Yaprak nasıl düşerse akıp kaybolan suya

 

Rûh öyle yollanır uyanılmaz bir uykuya:

 

Duymaz bu anda taş gibi kalbinde bir sızı;

 

Fark etmez anne - toprak ölüm mâcerâmızı.

 

 

DE
14.09.2009 17:51
#106

fatiherol_KAR.jpg

 

KAR ŞİİRİ

 

 

 

Karın yağdığını görünce

 

Kar tutan toprağı anlayacaksın

 

Toprakta bir karış karı görünce

 

Kar içinde yanan karı anlayacaksın

 

 

 

Allah kar gibi gökten yağınca

 

Karlar sıcak sıcak saçlarına değince

 

Başını önüne eğince

 

Benim bu şiirimi anlayacaksın

 

 

 

Bu adam o adam gelip gider

 

Senin ellerinde rüyam gelip gider

 

Her affın içinde bir intikam gelip gider

 

Bu şiirimi anlayınca beni anlayacaksın

 

 

 

Ben bu şiiri yazdım aşkın çeşidi

 

Öyle kar yağdı ki elim üşüdü

 

Ruhum seni düşününce ışıdı

 

Her şeyi beni anlayınca anlayacaksın

 

 

DE
15.09.2009 21:12
#107

DENİZ TÜRKÜSÜ

 

 

 

Dolu rüzgârla çıkıp ufka giden yelkenli!

 

Gidişin seçtiğin akşam saatinden belli.

 

Ömrünün geçtiği sâhilden uzaklaştıkça

 

Ve hayâlinde doğan âleme yaklaştıkça,

 

Dalga kıvrımları ardında büyür tenhâlık

 

Başka bir çerçevedir, git gide, dünyâ artık.

 

Daldığın mihveri, gittikçe, sarar başka ziyâ;

 

Mâvidir her taraf, üstün gece, altın deryâ...

 

 

 

Yol da benzer hem uzun, hem de güzel bir masala

 

O saatler ki geçer başbaşa yıldızlarla.

 

Lâkin az sonra lezîz uyku bir encâma varır;

 

Hilkatin gördüğü rü'yâ biter, etrâf ağarır.

 

Som gümüşten sular üstünde, giderken ileri,

 

Tâ uzaklarda şafak bir bir açar perdeleri...

 

Mûsıkîsiyle bir âlem kesilir çalkantı;

 

Ve nihâyet görünür gök ve deniz saltanatı.

 

 

 

Girdiğin aynada, geçmiş gibi dîğer küreye,

 

Sorma bir sâniye, şüpheyle, sakın: "Yol nereye?"

 

Ayılıp neş'eni yükseltici sarhoşluktan,

 

Yılma korkunç uçurum zannedilen boşluktan!

 

Duy tabîatte biraz sen de ilâh olduğunu,

 

Rûh erer varlığının zevkine duymakla bunu.

 

 

 

Çıktığın yolda, bugün, yelken açık, yapyalnız,

 

Gözlerin arkaya çevrilmeyerek, pervâsız,

 

Yürü! Hür mâviliğin bittiği son hadde kadar!...

 

 

 

İnsan, âlemde hayâl ettiği müddetçe yaşar.

DE
16.09.2009 11:45
#108

ecrin87_f716046.jpg

 

OTUZBEŞ YAŞ ŞİİRİ

 

Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.

Dante gibi ortasındayız ömrün.

Delikanlı çağımızdaki cevher,

Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,

Gözünün yaşına bakmadan gider.

Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?

Benim mi Allahım bu çizgili yüz?

Ya gözler altındaki mor halkalar?

Neden böyle düşman görünürsünüz,

Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?

Zamanla nasıl değişiyor insan!

Hangi resmime baksam ben değilim.

Nerde o günler, o şevk, o heyecan?

Bu güler yüzlü adam ben değilim;

Yalandır kaygısız olduğum yalan.

Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;

Hatırası bile yabancı gelir.

Hayata beraber başladığımız,

Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;

Gittikçe artıyor yalnızlığımız.

Gökyüzünün başka rengi de varmış!

Geç farkettim taşın sert olduğunu.

Su insanı boğar, ateş yakarmış!

Her doğan günün bir dert olduğunu,

İnsan bu yaşa gelince anlarmış.

Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!

Her yıl biraz daha benimsediğim.

Ne dönüp duruyor havada kuşlar?

Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim?

Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?

Neylersin ölüm herkesin başında.

Uyudun uyanamadın olacak.

Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?

Bir namazlık saltanatın olacak,

Taht misali o musalla taşında.

 

CAHİT SITKI TARANCI

DE
17.09.2009 12:56
#109

0zfw9rr63a35nu1sdkke.jpg

 

TUTSAM ELLERİNDEN AĞLARSIN

 

Tutsam ellerinden ağlarsın.

Benek benek büyür karanlığım.

Nokta nokta korkutur seni.

Tutsam ellerinden ; ağlarsın

 

Toprak kokar avuçlarım , kan kokar.

Ben hoyrat gecelerde boy atmış fidan,

Boz bulanık sularda yıkanmış , arınmışım.

Geceleri çok yakınım yıldızlara,

Işığa çıkınca bir karışım.

 

Tutsam ellerinden ağlarsın.

Doğduğum köyü bir bilsen.

Gece gecemden büyük,

Acısı acımdan derin.

Tutsam ellerinden , üşür ellerin!

FU
17.09.2009 15:02
#110

BAŞÖRTÜSÜ

 

 

 

Ne demekmiş

 

“Yasak! ”

 

İşiniz mi kalmadı

 

Yapacak?

 

 

 

Ne diye karışırsınız

 

Saçımıza-başımıza,

 

Bizi oyuncağınız mı sandınız

 

Bakıp yaşımıza?

 

 

 

Sebebini anlatamayacağınız

 

Çocukça bir devrin hevesinden

 

Karşınızdaki en güzel portreleri

 

Mahrum ettiniz çerçevesinden!

 

 

 

Kim demiş, ki:

 

“Başörtüsüydü o! ”

 

Başımızın -renk renk-

 

Süsüydü o!

 

 

 

Altında saçlarımız,

 

Arkadan, ne hoş sarkardı;

 

Kimimizde -örgü örgü- sarmaşıklaşır...

 

Kimimizde, su olup akardı!

 

 

 

 

 

 

 

Şu, bu nâmına “Yasak! ” demiş

 

Bulundunuz, tezelden;

 

Ne olurdu, anlasaydınız biraz da,

 

Güzellikten, güzelden!

 

 

 

 

 

 

 

Siz, bizden değilsiniz,

 

Tanımıyoruz hiç birinizi,

 

Çekin başımızdan

 

Ellerinizi!

 

 

 

Bir gericilik tutturmuşsunuz;

 

Gericilik değil, Türk'ün köy modasıdır bu...

 

Üstelik, ninemizin başımızda

 

Taşıdığımız hatırasıdır bu!

 

 

 

Dediniz: “Çıkacak başınızdan

 

Başörtünüz! ”

 

Alın -öyleyse- onunla

 

Yüzünüzü örtünüz!

 

 

 

 

Arif Nihat Asya

DE
18.09.2009 12:39
#111

yalnizlikimkansizliktaumutcp6.jpg

 

BİR UMUT

Yorgunsun,uzaklardan gelmişsin;

Yitirmişsin neyin varsa birer birer.

Bir sağlık,bir sevinç,bir umut...

Onlar da neredeyse gitti gider.

 

Dost bildiğin insanların yüzleri

Aynalar gibi kapkara.

Suyu mu çekilmiş bulutların?

Dönmüşsün kuruyan ırmaklara.

 

Taşlara düşen saat gibi,

Ne artı, ne eksi.

Bir sağlık,bir sevinç,bir umut

Hikaye hepsi.

 

CAHİT SITKI TARANCI

DE
22.09.2009 00:02
#112

..::TOPRAK ALIR BASAR YÜREĞİNE::..

 

Gecenin siyahı karışmış saçlarına....

Gözlerin yıldızlar kadar parlamakta...Çok dokunasım var onlara...Bilsen ne kadar hasretim ben onlara...Vücut dilim LâL olmuş,kalbimden konuşuyorum seninle...

Uyut beni , sar geceye ve en güzel ninnilerini söyle.....

.

Yalnızlık limanından demir almış ,kürek çekiyorum sevda okyanusuna...Bir ruh misali dolaşıyorum ortalarda...Siyah-beyaz fotoğraftan çıkmışım adeta...Gölgem küsmüş bana...Boğuluyorum karmakarışık duygularda...

.

Keşke olsan yanımda..Dokunsan tel tel saçlarıma..Acılarım,çilem yazılı onlarda..Huzur bulsam varlığınla ...Bir umut coşuyor içimde,belki gelirsin diye...

.

Hiç üzülmem gelmesende.Benim sevdam ebediyete...Benim sevdam öteler ötesine... Sen bana dokunamasanda toprak dokunur merak etme.

 

TOPRAK ALIR BASAR YÜREĞİNE...!!

TOPRAK ALIR BASAR YÜREĞİNE...!!!!!!

 

 

(MİRAÇ KESKİN-26.07.2009-00:18) (KIZIM)

DE
23.09.2009 12:53
#113

movingonbyblackdogmt1ra3.jpg

 

SİLA AŞKTIR

 

 

 

Ülkedeki kuşlardan ne haber vardır

 

Mezarlıklardan yükselen bir bahar vardır

 

Aşk celladından ne çıkar madem ki Yar vardır

 

Yoktan da vardan da Öte bir var vardır

 

Hep suç bende değil

 

Beni yakıp yakan bir nazar vardır

 

O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır

 

Sakın kader deme

 

Kaderin üstünde bir kader vardır

 

Ne yapsalar boş

 

Göklerden gelen bir karar vardır

 

 

Sezai Karakoç

DE
24.09.2009 17:10
#114

 

Korkuyla Umut Arası

 

Bilinmeyene yürümek garipti

Hayat belki de

Bilinmeyene yürümekten ibaretti

Bir sonraki

Atılıp atılamayacağı

bilinmeyen bir adımın

Götürüp götüremeyeceği

bilinmeyen bir yolun

Sonundaki bilinmeyenlerden

oluşuyordu herşey

Ve hiçbirşeyi önceden bilmek

mümkün değildi

Aslında yürütülmekti

sonunu bilmeden yürümek

cesur atılmalıydı adımlar

korkuyla umut arasında

Güneş açar

ya da yağmur yağardı.

Deprem ne zaman nereyi yıkar

belli olmazdı

En iyisi hazırlıklı olmaktı herşeye

Umudu ve korkuyu elden bırakmadan...

Kimin ne zaman, nerede, ne kadar olacağı

belli olmadan.

Önemli olan

bir yerlerde olduğumuz sürece

oranın hakkını vermek

ve geride birşeyler bırakmaktı.

Bir iş, bir eser ya da bir iyilik,

Belki de kıyamet

son iyilik yapıldıktan sonra kopacaktı.

 

Uğur Arslan

 

 

DE
25.09.2009 15:21
#115

bayrak_nehir.jpg

 

BAYRAK

 

 

 

Ey,mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,

 

Kızkardeşimin gelinliği,şehidimin son örtüsü!

 

Işık ışık, dalga dalga bayrağım,

 

Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

 

 

 

Sana benim gözümle bakmayanın

 

mezarını kazacağım.

 

Seni selamlamadan uçan kuşun

 

yuvasını bozacağım.

 

 

 

Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder...

 

Gölgende bana da, bana da yer ver !

 

Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar.

 

Yurda ay yıldızın ışığı yeter.

 

 

 

Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün.

 

Kızıllığında ısındık,

 

Dağlardan çöllere düşürdüğü gün.

 

Gölgene sığındık.

 

 

 

Ey, şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalan;

 

Barışın güvercini, savaşın kartalı...

 

Yüksek yerlerde açan çiçeğim;

 

Senin altında doğdum,

 

Senin dibinde öleceğim.

 

 

 

Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:

 

Yer yüzünde yer beğen !

 

Nereye dikilmek istersen,

 

Söyle, seni oraya dikeyim !

 

 

Arif Nihat Asya

DE
26.09.2009 17:00
#116

ADIN SENİN

 

 

 

Saçlarına can veren yıldızlar nerde gülüm

 

Hangi ferman dokundu bakışlarına senin

 

Belki sahrada değil, şimdi göklerde gülüm

 

Taşıyor bulutları gözlerinde, nazenin

 

 

 

Senin her kirpiğinde bir dervişin ahı var

 

Muhteris aynaların eskidiği yerdesin

 

Yüzünde en çaresiz devlerin günahı var

 

Zamanı sonsuzluğa bağlayan mahşerdesin

 

 

 

Divan-ı harbe giden yiğitlerin ardında

 

Kanayan kitaplara gül götüren yağmurum

 

Hüznü bir tabut gibi buluyorum derdinde

 

Senin toprağın için çırpınıp ağlıyorum

 

 

 

Memnu bir zerrin kadar edalı ve soylusun

 

Gamzelerinde nazlı kıvılcımlar gizlenir

 

Bağbozumunda bile yediveren boylusun

 

Gün olur ki, kalbinde gözlerin filizlenir

 

 

 

Bu sevda dayanılmaz bir ağıttır zülfünde

 

Rüzgarın her busesi içimde kurşun olur

 

Yıldız kayar, ay susar geceye güldüğünde

 

Dağda çiğdem solarken çölde ceylan vurulur

 

 

 

Ben bu yol ayrımında sensiz olsam ne çıkar

 

Kahra göçen kuşların kanatlarında kaldın

 

Ölümün gözyaşları bir gün hicranı yıkar

 

Tarihe bir sır gibi düşer senin de adın

DE
28.09.2009 16:12
#117

delimaviii_siir101782bp1.jpg

GİDERİM

 

 

 

İçimde bir acı fırtına kopar

 

Bulutlarda şimşek çakar giderim

 

Bitmeyen arzular yolumu kapar

 

Çılgın bir sel gibi yıkar giderim

 

 

 

Anlarım eşitten farkını farkın

 

Yıllar süren ömrü biter merakın

 

Keder uzak olur; mutluluk yakın

 

Yorgun kafesimden çıkar giderim

 

 

 

O an, zaman durur, mekan silinir

 

Sonsuzluğa doğru nefes alınır

 

Ruhum bir damla su, göğe salınır

 

Süzüle süzüle akar giderim

 

 

 

Çile denizinin görünür dibi

 

Alır beni yüreğimin sahibi

 

Geceyi süsleyen yıldızlar gibi

 

Ben de, bir meş'ale yakar giderim

 

 

 

Birgün utku için, hicran yerine

 

Dalmak için hülya bahçelerine

 

Dostların ıslanmış çehrelerine

 

Son defa, hasretle bakar giderim

 

Nurullah Genç

 

DE
01.10.2009 17:09
#118

UNUTURSAN BENİ AHIMI ÇEKERSİN

 

 

Bilirsin ne çok sevdim seni

Yoruldum,umutlarım tükendi

Gündüzlerimi sardı gecenin matemi

UNUTURSAN BENİ AHIMI ÇEKERSİN

 

Tuttuğum dallar kırıldı bir bir

Güzel yarınlar elbet gelir

Gönlüm özleminle durmaz erir

UNUTURSAN BENİ AHIMI ÇEKERSİN

 

Bozuldu gülüstanım oldu tarumar

Bitti sevda , gitti yar

İçim durmaz her an kanar

UNUTURSAN BENİ AHIMI ÇEKERSİN

 

Hiç güzel yüzüne hüzün çöktü mü?

Sayfanın en özel yerine kan düştü mü?

Bensiz yüreğin hiç üşüdü mü?

UNUTURSAN BENİ AHIMI ÇEKERSİN

 

Mürekkebim bitti,kalemim kırıldı

Ruh dayanamadı bedenden ayrıldı

Güllerim demet demet soldu sarardı

UNUTURSAN BENİ AHIMI ÇEKERSİN

 

Can kuşu küstü gönül kafesine

Gözüm bakmaz hiç bir şeyin yüzüne

Neşeli günlerim boyandı hüzne

UNUTURSAN BENİ AHIMI ÇEKERSİN

 

Çilenin en hasını yükledin omuzlarıma

Acılarım düştü her tel saçıma

EĞER BİR GÜN ÇIKMAZDA KARŞIMA

UNUTURSAN BENİ AHIMI ÇEKERSİN

 

 

27.07.2009-pazartesi

 

MİRAÇ KESKİN (kızım)

DE
02.10.2009 16:02
#119

YALNIZSIN

 

 

 

Bir akşam ışıkların dağlara güldüğünü

 

Bir akşam bulutların seyre döküldüğünü

 

 

 

Görürsün hasretiyle sabah ezgilerinin

 

Bir akşam gözlerin ufka dalar pek derin

 

 

 

Kuşlar öter, uçuşur yeşil dallara konar

 

Umutlar yaprak yaprak alevlenir de yanar

 

 

 

Son mutluluk sesleri dökülür dudaklardan

 

İnsanlar gölge gibi çekilir sokaklardan

 

 

 

Rüzgar okşamaktayken anne gibi tenini

 

Gecenin kolları sessizce yakalar seni

 

 

 

Anlarsın gözlerinin dolup boşaldığını

 

Anlarsın yalnızlığı ve yalnız kaldığını...

 

 

Nurullah Gença

DE
09.10.2009 18:21
#120

dag.jpg

 

DAĞLAR

 

Çekmece'den Maltepe'den ileri

Gitmemiş Sâdâbâd çelebileri

Alem tepesine Alemdağ derler...

Böyle bilmiş böyle yazmış eserler.

 

Dağlar var karanlık, dağlar var beyaz.

Korka korka eteğinden öper yaz;

Ağrıdağ, Babadağ, Gâvurdağ, Ilgaz

Kubbelerdir...dolaşır, aşılmaz.

 

Tendürük'te, Kop'ta Palandöken'de

Kurtların payı var gelip geçende...

Ki alırlar vermek istemesen de!

 

Dağlar var, tahtından inmeyen sultan

Dağlar var, yapılmış bundan, buluttan...

Dağlar var ki Bingöl, Binboğa, Süphan,

 

Medetsiz'ler, Mor'lar, Nur'lar, Yıldız'lar;

Karalar, Kızıllar, Bozlar, yağızlar...

Karla dolar 'İmdat' diyen ağızlar;

Yollar kesen, haraç alan dağlar var.

 

Bolkarda çamların sakızı damlar...

Ve bir yıldız düşer, tutuşur çamlar...

Bir kızıl şehrâyin olur akşamlar...

Tacı olan, tahtı olan dağlar var.

 

Tüter Sarıçiçek, burcu burcudur,

Akşamlar ya mor, ya turuncudur.

Ve kışın dünyanın öbür ucudur...

 

Sarkarken Cudinin karları dal dal

Bağdaş kuradursun yollara Karhal!

'Ferman padişahın, dağlar bizimdir;'

Dedi yerde bir kurt, gökte bir kartal.

 

Dönmez misiniz ey yolda kalanlar;

Yolcular, garipler, garip çobanlar;

Allahüekberde tekbir alanlar?

Ovalar, konaklar, yollar aşırı

Birbirini selamlayan dağlar var.

 

Dağlar var, batının yangınında kor...

Dağlar var; adları Nemrut, Balahor...

Kayışdağ kim, alemdağ kim oluyor?

 

Lakin ufukları görünce yoksul

Dağ yerine kubbe yapmış İstanbul;

Kurşun şamdanlarda mumlar fildişi...

Ki pırıltıları sularda pul pul.

 

ARİF NİHAT ASYA

DE
11.10.2009 21:49
#121

azmavi_ay.jpg

 

 

AYIN GÜLE SERENADI

 

 

 

l

 

ey imtiyazlı güzel, uyan derin uykudan

 

hatırla bülbüllerin divane olduğunu

 

 

 

dün sabah seni görüp çarpılmış gökte güneş

 

önce anlayamamış ona ne olduğunu

 

 

 

gönderince kalbime ışığını bu gece

 

bildim bütün aşkların bahane olduğunu

 

 

 

şimdi ben de garip bir haldeyim, biçareyim

 

şaşırdım ayın kime pervane olduğunu

 

 

 

ll

 

rüzgarı senin için öpüyor dudaklarım

 

bal rengine boyuyor yolları senin için

 

 

 

dehlizlerin dumanlı, küflü karanlığından

 

aydınlığa çekiyor kulları senin için

 

 

 

misk-ü amber kokuyor çölün kalbinde zaman

 

sim-ü zerle süslüyor kumları senin için

 

 

 

senin için ırmağa karışıyor denizler

 

can meyvesi kırıyor dalları senin için

 

 

 

lll

 

bülbül yine mey’ustu; vatan virandı gülüm

 

uğrunda hayallerim bile yıprandı gülüm

 

 

 

Mecnun dahi Leyla’yı anmaz oldu yürekten

 

güzeller güzeliydi; hani sultandı gülüm

 

 

 

yaşamak, sonsuzluğu tattı avuçlarından

 

ölüm tomurcuklandı; kabir uyandı gülüm

 

 

 

bir kafdağı kalmıştı varlığından bihaber

 

seni görünce, o da tutuşup yandı gülüm

 

Nurullah Genç

 

 

DE
14.10.2009 23:00
#122

ufuk%20noktas__.jpg

 

UFUKLAR

 

 

 

Rûh ufuksuz yaşamaz.

 

Dağlar ufkunda mehâbet,

 

Ova ufkunda huzur,

 

Deniz ufkunda tesellî duyulur.

 

Yalnız onlarda bulur rûh ezelî lezzetini.

 

Bu ufuklar avutur rûhu saatlerce, fakat

 

Bir zaman sonra derinden duyulur yalnızlık.

 

Rûh arar kendine bir rûh ufku.

 

Manevi ufku pek engin ulu peygamberler

 

- Bahsin üstündedir onlar- lâkin

 

Hayli mes'ud idiler dünyâda;

 

Yaşıyorlardı havârileri, ashâbıyle;

 

Ne ufuklar! Ne güzel rûh imiş onlar! Yârab!

 

 

 

Annemin na'şını gördümdü;

 

Bakıyorken bana sabit ve donuk gözlerle,

 

Acıdan çıldıracaktım.

 

Aradan elli dokuz yıl geçti.

 

Âh o sâbit bakış el'an yaradır kalbimde,

 

O yaşarken o semâvî, o gülümser gözler

 

Ne kadar engin ufuklardı bana;

 

Teneşir tahtası üstünde o gün,

 

Bakmaz olmuşlardı artık bu bizim dünyâya.

 

 

 

Yaşıyan her fânî

 

Yaşıyan rûh özler,

 

Her sıkıldıkça arar,

 

Dar hayâtında ya dost ufku, ya cânan ufku.

 

YAHYA KEMAL BEYATLI

BA
16.10.2009 17:41
#123

Bu vatan toprağın kara bağrında

Sıra dağlar gibi duranlarındır.

Bir tarih boyunca onun uğrunda

Kendini tarihe verenlerindir...

 

Tutuşup kül olan ocaklarından,

Şahlanıp, köpüren ırmaklarından,

Hudutlarda gaza bayraklarından,

Alnına ışıklar vuranlarındır...

 

Ardına bakmadan yollara düşen,

Şimşek gibi çakan sel gibi coşan,

Huduttan hududa yol bulup koşan,

Cepheden cepheyi soranlarındır...

 

İleri atılıp sellercesine,

Göğsünden vurulup tam ercesine,

Bir gül bahçesine girercesine,

Şu kara toprağa girenlerindir...

 

Tarihin dilinden düşmez bu destan,

Nehirler gazidir dağlar kahraman,

Her taşı yâkut olan bu vatan,

Can verme sırrına erenlerindir...

 

Gökyay ’ım ne yazsan ziyade değil,

Bu sevgi bir kuru ifade değil,

Sencileyin hasmı rüyada değil,

Topun namlusundan görenlerindir...

 

Orhan Şaik Gökyay

 

 

Ala gözlü nazlı dilber

Seni kandan sakınırım

Kandan değil hey efendim

Seni candan sakınırım

 

O yana bu yana bakma

Beni ateşlere yakma

Elini koynuna sokma

Seni senden sakınırım

 

Gevheri der ben bir merdim

Yüreğimden çıkmaz derdim

Sen bir kuzu ben bir kurdum

Seni benden sakınırım

 

Gevheri

 

:) :) :) :) :) :)

DE
06.11.2009 21:06
#124

SESSİZ GEMİ

 

Artık demir almak günü gelmişse zamandan,

Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

 

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;

Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.

 

Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,

Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.

 

Biçare gönüller. Ne giden son gemidir bu.

Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.

 

Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;

Bilmez ki, giden sevgililer dönmeyecekler.

 

Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden.

Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden

 

YAHYA KEMAL BEYATLI

DE
20.11.2009 13:05
#125

ben_aski_satin_aldim.jpg

BEN AŞKI SATIN ALDIM

ben aşkı bir üveyikten satın aldım,yaşım onaltı

o zamanlar bakır rengindeydi dağlar

daha şıvan düşmemişti böğrüme

daha deli deli esmemişti ruzigar

kalbim acıya düşmemişti

sanırdım bütün ırmaklardan koşacaktım

halayda delikanlı başı olacaktım

bıyıklarım yeni terlemişti

 

gurbeti

ismail dayımın gönderdiği

kuru üzüm ve fıstık'nan

bir de istanbul fotoğraflarından tanımıştım

 

hey deli yanım!

türkülerim ince gül dalım

gönül közüm

verdiğim sözüm

ne zaman duman olsa

munzur'un doruklarında kalırdı gözüm

aradabir durup fırat'a bakışım

ve yanımdan ayırmadığım

bir üveyikten satın aldığım aşkım

 

yani ahretlik gülüyordum

istanbulu fotoğraftan

vurgunu üveyikten biliyordum

 

bir zemheri akşamında

oturtup tandırın karşısında babam

oğul yürü, dedi

yürüdüm

topak oldu babam,acıdan yundu gözleri

yalınız bir ''ah''etti anam

sessizce ırmağa düştü sözleri

 

yürüdüm

terleyen bıyıklarım

şahin bakışım

ve yıldızlı gecelerimden birinde canım

üveyikten satın aldığım halis aşkım

geride kaldı

 

ormanlar gördüm

ağaçlar gördüm

dallarında adamlar asılıydı

ipince fidanlar

ipil ipil kan sızardı dudaklarından

baykuşlar

gecenin koyukatmer al basması karanlığına karşı

nasıl da gülüyorlar

nasıl da gülüyorlardı

 

hani benim yıldızım

hani şehla bakışım

hani sazım

ve halıs aşkım

 

dağlardan geliyorum ben

fıratın doğduğu yerden

gönle aktığı yerden

serin göze başından

soğuk bulgur aşından

dağlardan geliyorum ben

aşkın doğduğu yerden hey!

yusuf'un kuyusundan eyyub'un sabrından geliyorum

etmeyin elemeyin

ben istanbulu fotoğraftan

vurgunu üveyikten belliyorum

 

hani benim yıldızım

hani şehla bakışım

hani sazım

ve bir üveyikten satın aldığım

halis aşkım

 

hey anam

ne aynam ne tarağım ne sedef çakım

ne tesbihim ne mintanım

bir han odasında

akşam alacası değip geçerken böğrüme

yavaşça önüme düştü alınyazım

 

kim tutar kaldırır başımı yerden

kim dinler türkülerimi bozlağımı sazımı

bir duan olaydı ah, yanıbaşımda

iki çift lafın

bir tas ayranın

bir dağ soluğun

entarine yapışmış kalmış bir yayla çimenin

bir tesbih böceğin

bir avuç toprağın

bir küçük taşın

bir tel saçın alyazmanın altından

 

hey anam

akşam indi kırıldı sazım

istanbulda

haramiler sokağında

bir han odasında

yavaşça önüme düştü alınyazım

 

hani benim yıldızım

hani şehla bakışım

hani dağlara verdiğim aşkım

 

akşam dediğim ana

istanbulda ay karanlık yürek pustur

bir de hikayesi var

kanadı kırık martıdan dinlediğim:

çok önceden

zebaniler yakıp geçerken şehri

üç damla baldıran zehri

üç damla hıyanet dökmüşler mavi denize

üç martıyı boğmuşlar

herşeyi gördüler diye

 

akşam dediğim

dam aralıklarından

han bacalarından kaçıp giden güneşin

vurması değil mi taa dağlara, dağlarıma

değil mi ana

 

yani akşam dediğim

isli han odasında

bir ben

bir viranşehirli yakup

bir de çaykaralı musa

üç bardak çay hatrına

üç gurbet türküsü değil mi uçurduğumuz

üç damla baldıran zehri değil mi ana

akşam dediğim

 

buradan

bu halis aşkımı

bir han kirasına sattığım hovarda istanbuldan

aranan bütün overlokçular sıraütücüler adına

budur havadisim

hatırladığın

ne bulgur tadı

ne bir çiçek

ne bir isim

ben gündüzleri müslüm gürses dinlemeye

geceleri han odasında

alınyazımı görmeye hüküm giymişim

 

yine de ana

ana yine de

öperim gözlerinden

dağlarımın

çimenimin

ve kanayan gençliğimin

öperim hepsinin tekmil gözlerinden

bıyıkları yeni terleyen gençliğimin adına

 

ana

can ana

yaran ana

oyy ana

hani benim yıldızım

hani şehla bakışım

hani sazım

bir üveyikten satın aldığım halis aşkım

 

ben aşkı bir üveyikten satın aldım,yaşım onaltı

o zamanlar bakır rengindeydi dağlar

daha şıvan düşmemişti böğrüme

daha deli deli esmemişti ruzigar

kalbim acıya düşmemişti

sanırdım bütün ırmaklardan koşacaktım

halayda delikanlı başı olacaktım

bıyıklarım yeni terlemişti

DE
02.12.2009 18:03
#126

aglamaaayh5.jpg

 

AĞLAMA

 

Ağlama, gözleri kızarmış çocuk!

Tek damla yaşın düşmesin yere.

Bak, tek güzelliğimiz yokluk,

Sana bir öğüt; ağlama boş yere.

 

Ne olursa olsun hiçbir şey değmez,

Senin bir damla gözyaşına.

Ağlayana kimse boyun eğmez.

Kimse bakmaz kimsenin yaşına.

 

Ne kadar kötülük, pislik varsa;

Sen herşeyi tertemiz öğren.

Eğer yüzüne gözyaşı yağarsa;

Seni garip sanır her gören.

 

Ağlama sakın çocuk, ağlama!

Korkmayana zarar gelmez, bunu bil.

Sevgini hep söyle, sakın saklama.

Aklından korkuyu, gözünden yaşı sil.

 

AHMET HAMDİ TANPINAR

IB
03.12.2009 15:20
#127

 

 

 

..
03.12.2009 15:42
#128

Hayatla lades kemiğinin ucundan tutum,

Ne verdiyse aldım, koca hayatı uyuttum...

 

Süslü göründü, kandırdı, ruhumu kemirdi,

Her seferinde güldü, yine o lades dedi...

 

Bir rüyanın bir hiç’in peşine düşüp gittim,

Acemi gençlik! Ne boş yaşamışım! Kaybettim!...

 

Ey hayat! Beni bırak! Artık aklım başımda,

Sana kanmayacağım, bu bir oyun; Aklımda..!

 

Mehmet Orhan DURDU

Çok sevdiğim satırlardı, paylaşmak istedim..

DE
17.12.2009 19:38
#129

kanlgzlerim.jpg

 

Ağlamak için gözden yaş mı akmalı?

 

Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?

 

Sevmek için güzele mi bakmalı?

 

Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?

 

Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır?

 

Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?

 

Hırsızlık; para, malmı çalmaktır?

 

Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?

 

Solması için gülü dalından mı koparmalı?

 

Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?

 

Öldürmek için silah, hançer mı olmalı?

 

SACLARIN BAĞ, GÖZLERİN SİLAH, GÜLÜŞÜN KURŞUN OLMAZ MI...???

DE
02.01.2010 12:02
#130

404.jpg

 

İSTANBUL’U DİNLİYORUM

 

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı

Önce hafiften bir rüzgar esiyor

Yavaş yavaş sallanıyor

Yapraklar, ağaçlarda;

Uzaklarda, çok uzaklarda,

Sucuların hiç durmayan çıngırakları

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı

 

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı

Kuşlar geçiyor, derken

Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.

Ağlar çekiliyor dalyanlarda

Bir kadının suya değiyor ayakları

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı

 

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı

Serin serin Kapalıçarsı

Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa

Güvercin dolu avlular

Çekiç sesleri geliyor doklardan

Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı

 

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı

Başımda eski alemlerin sarhoşluğu

Los kayıkhaneleriyle bir yalı

Dinmiş lodosların uğultusu içinde

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı

 

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı

Bir yosma geçiyor kaldırımdan

Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar.

Bir şey düşüyor elinden yere

Bir gül olmalı

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı

 

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı

 

Bir kuş çırpınıyor eteklerinde

Alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum

Dudakların ıslak mı, değil mi, biliyorum

Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından

Kalbinin vurusundan anlıyorum

İstanbul'u dinliyorum.

YE
04.01.2010 03:32
#131

Demet hanım paylaştığınız şiirler iyi hoşta kullandığınız renk ve puntolar gözümüzü hayli yoruyor.Paylaşımlarınız daha sade olursa müteşşekir oluruz. :)

DE
04.01.2010 13:41
#132

kasfef_Fetih.jpg

 

FETİH MARŞI

 

Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek;

Dağlardan çektiriler, kalyonlar çekilecek;

Kerpetenlerle surun dişleri sökülecek

 

Yürü, hala ne diye oyunda oynaştasın?

Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!

 

Sen de geçebilirsin yardan, anadan, serden....

Senin de destanını okuyalım ezberden...

Haberin yok gibidir taşıdığın değerden...

 

Elde sensin, dilde sen, gönüldesin baştasın...

Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!

 

Yüzüne çarpmak gerek zamanenin fendini...

Göster: Kabaran sular nasıl yıkar bendini?

Küçük görme, hor görme, delikanlım kendini

 

Şu kırık abideyi yükseltecek taştasın;

Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!

 

Bu kitaplar Fatihtir, Selimdir, Süleymandır.

Şu mihrap Sinanüddin, şu minare Sinandır.

Haydi artık uyuyan destanını uyandır.!

 

Bilmem, neden gündelik işlerle telaştasın

Kızım, sen de Fatihler doğuracak yaştasın.!

 

Delikanlım, işaret aldığın gün atandan

Yürüyeceksin... Millet yürüyecek arkandan!

Sana selam getirdim Ulubatlı Hasandan....

 

Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın;

Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!

 

Bırak, bozuk saatler yalan yanlış işlesin!

Çelebiler çekilip haremlerde kışlasın!

Yürü aslanım, fetih hazırlığı başlasın...

 

Yürü, hala ne diye kendinle savaştasın?

Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!

 

ARİF NİHAT ASYA

DE
04.01.2010 22:37
#133

TÜRKÜLER DOLUSU

 

Kirazın derisinin altında kiraz

Narın içinde nar

Benim yüreğimde boylu boyunca

Memleketim var

Canıma ciğerime dek işlemiş

Canıma ciğerime

Sapına kadar.

Elma dalından uzağa düşmez

Ne yana gitsem nafile.

Memleketin hali gözümden gitmez

Binbir yerimden bağlanmışım

Bundan ötesine aklım ermez.

 

Yerliyim yerli olmasına

ilmik ilmik, damar damar

Yerliyim.

Bir dilim Trabzon peyniri

Bir avuç tiftik

Bir çimdik çavdar

Bir tutam şile bezi gibi

Dişimden tırnağıma kadar

Ressamım.

Yurdumun taşından toprağından şurup gelir nakışlarım

Taşıma toprağıma toz konduranın

Alnını karışlarım

Şairim şair olmasına

Canım kurban şiirin gerçeğine hasına

içerisine insan kokusu sinmiş mısralara vurgunum

Bıçak gibi kemiğe dayansın yeter

Eğri büğrü , kör topal kabulum

Şairim

Zifiri karanlıkta gelse şiirin hası

Ayak seslerinden tanırım

Ne zaman bir köy türküsü duysam

Şairliğimden utanırım

Şairim

Şiirin gerçeğini köy türkülerimizde bulmuşum

Türkülerle yunmuş yıkanmış dilim

Onlarla ağlamış, onlarla gülmüşüm

 

Hey hey, yine de hey hey

Salınsın türküler bir uçtan bir uca

Evelallah hepsinde varım

Onlar kadar sahici

Onlar kadar gerçek

insancasına, erkekçesine

'Bana bir bardak su' dercesine

Bir türkü söylemeden gidersem yanarım.

 

Ah bu türküler

Türkülerimiz

Ana sütü gibi candan

Ana sütü gibi temiz

Türkülerde tüter dağ dağ, yayla yayla

Köyümüz, köylümüz, memleketimiz.

Ah bu türküler,

Köy türküleri

Dilimizin tuzu biberi

Memleket ahvalini onlardan sor

Kitaplarda değil, türkülerde ara Yemen'i

Öleni, kalanı, gidip gelmeyeni...

Ben türkülerden aldım haberi.

 

Ah bu türküler, köy türküleri

Mis gibi insan kokar, mis gibi toprak

Hilesiz hurdasız, çırılçıplak

Dişisi dişi, erkeği erkek

Kaşı kaş, gözü göz, yarası yara

Bıçağı bıçak .

Ah bu türküler köy türküleri

Karanlık kuyularda açılmış çiçekler gibi

Kiminin reyhasından geçilmez

Kimi zehir, kimi zemberek gibi.

 

Ah bu türküler, köy türküleri

Olgun bir karpuz gibi yarırılır içim

Kan damlar ucundan, murekkep değil

işte söz, işte ses, işte biçim:

'Uzun kavak gıcım gıcım gıcılar'

iliklerine kadar işlemiş sızı

Artık iflah olmaz kavak ağacı

Bu türkünün yüreğinde sancı var.

 

Ah bu türküler, köy türküleri

Ne düzeni belli, ne yazanı

Altlarında imza yok ama

içlerinde yürek var

Cennet misali sevişen

Cehennemler gibi dövüşen

Bir çocuk gibi gülüp

Mağaralar gibi inleyen

Nasıl unutur nasıl

Ömrunde bir kez olsun

Halk türküsü dinleyen...

 

BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU

DE
06.01.2010 00:14
#134

SEN GELİYORSUN

 

 

 

Sen geliyorsun; kuşlar geliyor bahçelerden

 

Papatya kokusu bir de, sen gelmeden önce

 

 

 

Nasıl tanıyorum bilsen geçtiğin sokakları

 

Biraz mahmur oluyor bakışları, fersiz, çaresiz

 

Ölü kelebekler görüyorum sokak köşelerinde

 

Duvar diplerine bırakılmış acılar

 

Yorgun ihtiyarlar bir de, gençliğini arayan

 

 

 

Sen tüm sokaklardan geçmişsin meğer

 

Hangisine baktıysam rengi bembeyaz

 

Bir dokun bin ah işit pencereden

 

Bir asker ağlıyor kenarında sessizce

 

Yavuklusunun adını unutmuş gözlerinde

 

Ne zaman biteceğini askerliğinin

 

Nereye gideceğini, kim olduğunu

 

 

 

Aklının karıştığı mahzenlerde

 

Bir adam izlerine bakıyor delice

 

Şimdi sen geliyorsun, biliyorum

 

Hayallerim geliyor, umutlarım, mutluluğum

 

Hiçbir şeyi görmüyor gözlerim

 

Gireceğin kapıdan başka

19.07.2010 00:30
#135

SEVGİLERDE

 

Sevgileri yarınlara bıraktınız

Çekingen, tutuk, saygılı.

Bütün yakınlarınız

Sizi yanlış tanıdı.

 

Bitmeyen işler yüzünden

(Siz böyle olsun istemezdiniz)

Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi

Kalbinizi dolduran duygular

Kalbinizde kaldı.

 

Siz geniş zamanlar umuyordunuz

Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.

Yılların telâşlarda bu kadar çabuk

Geçeceği aklınıza gelmezdi.

 

Gizli bahçenizde

Açan çiçekler vardı,

Gecelerde ve yalnız.

Vermeye az buldunuz

Yahut vaktiniz olmadı.

 

Behçet NECATİGİL

DE
19.07.2010 14:08
#136

♥ DOKUN RUHUMA ♥ MİRAÇ KESKİN ♥ (kızım)

Cuma, 04:14

Zihnimden kelimeler döküldü yine bu gece

Sensizim sevdiğim;halim çözülmez bir bilmece

Günler geçmez , dünya dönmez yüzünü görmeyince

Hasret- gurbet zor imiş , öğrendim seni sevince

 

Bedel biçilir gözyaşı ile sensiz geçen zamanıma

Adım adım ızdırap sızar , yaşadığım her anıma

Hüzün kuşatır dört etrafımı,zulüm dolar sol yanıma

Hissediyorum ey sevda ! Az az yayılmaktasın kanıma

 

Kabuslarda nefes nefese , yokluğunla pençeleşirim

Elim-ayağım tutmaz , sensiz zihnen kötürümleşirim

Ben benden gittim ! Sorun yok; sen gitme kimsesizleşirim

Sen yanımdayken,dokununca ruhuma ölümsüzleşirim...

 

 

Yüreğimden Alıntıdır !

 

16.07.2010 / 03:36 - Cuma