Peki Genelkurmay 'karabekir Açılımı'na Hazır Mı?

Başlatan: nfk321 Tarih: 12.02.2010 14:26 Cevap: 42

AY
12.02.2010 14:26
#1

Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un yumruğunu masaya vurarak yaptığı son konuşma, Kâzım Karabekir'i anma programının kapanış konuşmasıydı.

 

Satır aralarında bana ilginç olan kimi noktalar oldu ki, bunlar muhtemelen meselelere siyaset gözlüğüyle bakanlara 'kel alaka' gelecektir.

 

Koskoca Genelkurmay Başkanlığı İstiklal Savaşı'nın bu muzaffer Şark Çephesi komutanını ancak 62. ölüm yıldönümünde hatırlamıştır. Zira haberlere bakılırsa bu toplantı bir 'ilk' imiş! Eh, birincisi yapıldığına göre önümüzdeki senelerde devamı da gelecektir herhalde.

 

Sayın Başbuğ konuşmasında ders kitaplarımızdaki tuzağa düşmedi ve ısrarla 'İstiklal Savaşı' dedi. Biliyorsunuz, biz çocuklarımıza 'Kurtuluş Savaşı' diye okutuyoruz ki, bu vahim bir yanılgıdır. Bir defa biz esir olmadık ki, kurtulalım. İkincisi, ordumuz tamamen yenilmedi ki, esir olalım. Hem Mustafa Kemal Paşa'yı Samsun'a 3. Ordunun başına müfettiş olarak gönderiyoruz, hem de esir olduk diyoruz. Bu ordu orada varsa, yalnız o ordu değil, Trakya, Konya, Erzurum vs.deki ordu ve kolordularımız yıpranmış da olsa ayakta ise ve en önemlisi de, Cafer Tayyar Paşa'dan Ali Fuat Paşa'ya, Kazım Karabekir'den Mustafa Kemal Paşa'ya sürekli tayinler yapılıyorsa bunun esaret neresinde? diye sormazlar mı?

 

Org. Başbuğ'un tarih üzerinden düşmanlık üretilmesi konusundaki şu uyarısı da yerindeydi:

 

"Geçmişte yaşananları doğru ve sağlam bilgilere dayanarak tartışmalıyız. Bunda sakınca yok. Ancak, tarihte, geçmişte yaşananları adeta bir hesaplaşma noktasına getirmek bence bu topluma, o millete, o ülkeye yapılabilecek en büyük kötülüktür. Bazen bunu görüyorum, maalesef... Tarihimizde yaşanan olayları, geçmişimizi bugün bir hesaplaşma malzemesine dönüştürmek o topluma en büyük kötülüktür."

 

Hesaplaşma bahsine gelirsek;

 

Sayın Başbuğ, bence tarihi serbest bırakalım. Davulcuya veya zurnacıya kaçacağından korkmayalım. Gerçeğin ortaya çıkması için çalışanların önünü kapatmayalım. Size göre yanlış bir yorum da yapılmış olabilir. Bunu hemen hainlik, nankörlük şeklinde değerlendirmek işte o eleştirdiğimiz hesaplaşma noktasına sürükler insanları. Tek kelimeyle askerin Atatürk üzerindeki yorum tekelini kaldırın lütfen.

 

Yine buyurmuşsunuz ki:

 

"Bugünleri kime borçluyuz? Bugünleri elbette İstiklal Savaşı'nı kazananlara, en küçük rütbelisinden en büyük, ebedi Başkomutanımız Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere İstiklal Savaşımızın bütün komutanlarına ve her şeyden önce o dönemlerde, o zorluklarda, o yokluklarda ordusuyla bütünleşen o Türk milletine borçluyuz."

 

Burada bir süre önce sözünü ettiğiniz 'Türk Silahlı Kuvvetleri Türk milletinin özüdür' ifadesinden daha olgun bir tavır görüyorum. Yine de "Türk milleti"nin en sonda değil de, en başta zikredilmesi gerekirdi. İkinci olarak bu bütün milletin, ama 'ulus' anlamındaki değil, 'ümmet' anlamındaki "millet"in istiklal (bağımsızlık) savaşıydı. Yani Türklerin, Kürtlerin, Çerkezlerin, Arapların vs. ortak mücadelesiydi. Bence meseleyi böyle konumlandırsanız gerçeğe daha uygun bir resim çizmiş olurdunuz.

 

Sayın Başbuğ'un sözlerini didiklerken, bunun bir 'tarih açılımı'nın ayak sesleri olacağı izlenimini aldım. Zira 10 Nisan'da Mareşal Fevzi Çakmak'ın anılacak olması önemli bir işaret. Hele hele katı Kemalist çevrelerde 'Sakallı' diye dalga geçilen ve 'gerici' kabul edilen Nurettin Paşa'nın da anılacak olanlar arasında zikredilmesi büsbütün dikkate değer bir olay.

 

Karabekir Paşa inkılap tarihlerimizde kasten unutturulmuştur. Bakın, 1930'larda liselerde okutulan "Tarih IV" adlı 350 sayfalık ders kitabında Karabekir'in adı sadece ve sadece 2 yerde geçmektedir! Birisinde sadece ismi zikredilmekte, diğerinde ise (s. 72) Mustafa Kemal'in kendisini Şark Cephesi'ne tayin ettiğinden bahsedilmekte, ancak burada kazandığı savaşlar anlatılırken tek bir yerde dahi bu savaşları kazanan kişinin o olduğundan söz edilmemektedir. Öte yandan İnönü savaşları ballandıra ballandıra anlatılırken kuşe kâğıda tam sayfa bir İsmet İnönü fotoğrafı çıkmaktadır karşımıza. Ayrıca kitap boyunca onlarca İnönü resmine rastlayabilirsiniz, oysa Karabekir'in kıyısında köşesinde göründüğü tek bir fotoğrafını ara ki bulasın. (Bu arada bazı uyanıklar kitabın indeksinde ismi 30-40 kere geçen "Kâzım Paşa"nın Kâzım Karabekir olduğunu zannedip bana e-mail atmasınlar sakın, çünkü o Kâzım Paşa, Kâzım Özalp'tır ve o sırada Meclis Başkanı'dır.)

 

Sadece bu 1931 tarihli ders kitabından bile görebilirsiniz Karabekir'in nasıl unutturulmak istendiğini.

 

Kâzım Karabekir Paşa'nın kitaplarındaki iddialar ise yenir yutulur gibi değil. Birkaçını sonradan açmak üzere zikredeyim:

 

1. Karabekir Paşa'nın "Nutuk" eleştirilerini nereye koyacaksınız? O kadar ki, Paşa, "Nutuk"un tek bir kişinin haklılığını kanıtlamak üzere yazılan ve tarihi yanlış yönlendiren bir kitap olduğunu iddia eder.

 

2. İstiklal Savaşı'nı kendisinin başlattığı, Şark Cephesi'ndeki başarıları olmasa savaşın kazanılamayacağı, hatta İsmet Paşa ve Mustafa Kemal Paşa'yı Anadolu'ya geçmeye kendisinin ikna ettiği iddiasındadır.

 

3. Cumhuriyet'in kurulduğu günlerde İslamiyet'e yönelik eleştirilerin arttığı, Müslüman kaldıkça kimsenin yüzümüze bakmayacağı düşüncesinin yayıldığı, hatta 'En iyisi Hıristiyanlığı benimseyelim, bu iş olsun bitsin' diyenlerin Ankara'yı kuşattığı, Atatürk'ün de buna ses çıkarmadığı ve dolayısıyla kendisinin bu tavra karşı çıktığı için tasfiye edildiği kanaatindedir.

 

4. Karabekir Paşa, 1922'de Mustafa Kemal'in Halife olmak istediğini yazmaktadır.

 

5. Son olarak Mustafa Kemal'in kendisine "Arap oğlunun yavelerini Türk oğullarına öğretmek için Kur'an'ı Türkçeye tercüme ettireceğim ve okutturacağım" dediğini aktarmaktadır.

 

Gördüğünüz gibi Kâzım Karabekir Paşa'nın sadece bu birkaç iddiası bile Genelkurmay'ın tarih yorumuna taban tabana zıttır.

 

O zaman şu soruyu sormak pişmiş aşa su katmak olur mu:

 

Genelkurmay Başkanlığı "Kâzım Karabekir açılımı"nı nereye kadar götürebilecektir?

 

Mustafa Armağan

BA
12.02.2010 23:54
#2

o baya şaşırtıcı, Mustafa ARMAĞAN İttihad ve Terakki düşmanı değil miydi?Abdulhamid Hancıydı?Ama burada İttihad ve Terakkinin bir Paşası olan Kazım KARABEKİR'i öğüyor.

AY
13.02.2010 01:18
#3

Sizin bu yazıdan anladığınız nokta bu mu yani.Abdülhamid Hancı olan birisinin Kazım Karabekir Paşayı nasıl övdüğü.

 

Övmek değil senelerce bize, birilerini göklere çıkartıp (haşa) tanrılaştırmak için onun dışında kalan herkesi yok sayarak tarih dersi verdiğini zanneden zihniyeti meydana çıkarma.

 

Yukarıdaki yazıda Mustafa Armağanın Kazım Karabekir Paşayı kişisel olarak öven bir cümlesini alıntılar mısınız lütfen.

IB
13.02.2010 09:49
#4

Kendi canına kast edenleri dahi affedecek kadar büyük merhamet sahibi Abdulhamid Han hazretlerinin; sadece kendisi ve aklı bir kaç fersah havada tayfası için "hakkımı helal etmiyorum" dediği; mason artığı, siyonistin maşası, bilfiil vatana kast eden ne varsa hepsinin bulaşığı, hayal ve maceraperest birinin askeri olduğu iddiası ile aramıza girmeye çalışan şu fikirsiz ve çapsız adamın ne söylediğini ne diye duymaya çalışıyorsun Aybüke kardeşim....

 

Siz bu adama; Milli Mücadele'nin temeli Yıldız'da atıldı deyin..

 

Eyvah!! Yıldız, o gamlı baykuşun tünediği yerdi.. Paşam, atam, her şeyim, kurtarıcım'ın, emellerine ulaşmak için yağma ettirdiği o sarayda atılan fikirler aşağılıktır.. Bu mücadele için can verenlerde, O kutlu Paşamın yolunda olmadığı için hepsi haindir. der..

 

Ertesi günde ne yapar eder; Milli Mücadeleye destek veren, taaa Rus mitralyözleri önünde ateş hattında iken çekilmiş bir telgraf sunar önünüze....

BA
13.02.2010 13:18
#5

İttihaçılara hain diyenlerin bir Cmeal Paşa gibi Arabistan Cephesinde çekirgeyi öğün belleyip İngilizlerle çarpışması ve Ermeni kurşunlarıyla vurulması, Bir Tal'at Paşa gibi Ermeni sorununu çözmesi ardından kahpece arkadan Ermeni kurşunuyla vurulması, bir Enver Paşa gibi Azerbaycanı Ordularıyla kurtarıp ardından Esir Müslümanlar kurtulsun diye Rus Mitralyözlerinin önüne yalın kılınç atılması gerek.Öyle kolay değil İttihatçıları yermek.Önce onları yaptıklarına erişin sonra yerin.Acaba hanginizden çok değil bir alnı boyayacak kadar kan aktı acaba vatan için?

Kazım Karabekir Paşanın ordusunun hangi ordu olduğunu ösyleyeyim mi?Enver Paşanın Başkomutanı olduğu ve kurduğu Azerbaycanı Rus işgâlinden kurtaran İttihad ve Terakkinin Kavkaz İslâm Ordusu...

IB
13.02.2010 13:21
#6

Ayol şu romantizimden ne zaman kurtulacaksın sen Basmacı??????!!!!!

 

 

 

Senin, vatan aşıkların, Edirne'yi Balkan devletleri birbirine girdikten sonra hasbelkader kurtardıklarında; şehre ilk giren ben olayım da, şanıma bir sıfat daha takayım diye birbirlerine girmemişler miydi??

AY
13.02.2010 13:23
#7
Ayol şu romantizimden ne zaman kurtulacaksın sen Basmacı??????!!!!!

 

 

 

Senin, vatan aşıkların, Edirne'yi Balkan devletleri birbirine girdikten sonra hasbelkader kurtardıklarında; şehre ilk giren ben olayım da, şanıma bir sıfat daha takayım diye birbirlerine girmemişler miydi??

 

İbniss kardeşim boşverin ya değmez ciddiye almaya...

IB
13.02.2010 13:25
#8

Bazen, ciddiye almadığımızdan ötürü, görmezden gelince; vukuu bulan sûkuttan, kendisini muallim, bizleri de talebe olarak görmeye kadar kalkan bu haddini bilmeze ara sıra konuşmak gerekir diyedüşünüyorum..

BA
13.02.2010 13:27
#9

Senin bastığın topraklarda Enverin birliklerinin kanları var.Siz bir hayale kapılıp gerçek Atalarınızı dışlayın bakalım.Bizde size atalarını dışlayanlara verilen ismi koymağa devam edeceğiz.

IB
13.02.2010 13:29
#10

Ayol, Milli Mücadele'yi Enver'in şanına takıştırmandan korkuyordum.. onu da yaptın..

 

Tek siyasetleri; Abdülhamid ne yapmışsa, zıttını yapmak olan bu hayta ve hoppa takımı, ne zaman vatan kahramanı oldu da bizim haberimiz yok. 

 

Rabbim, seni sevdiklerinde beraber kılsın ahirette...

 

Bizi de kendi sevdiklerimizle..

AY
13.02.2010 13:31
#11
Bazen, ciddiye almadığımızdan ötürü, görmezden gelince; vukuu bulan sûkuttan, kendisini muallim, bizleri de talebe olarak görmeye kadar kalkan bu haddini bilmeze ara sıra konuşmak gerekir diyedüşünüyorum..

 

O kendinisini muallim zanneden kişinin; Enver Paşasının yaptığı pislikleri ilkokul çocukları bile öğrenmiş durumda günümüzde.Bırakın bizim talebe olduğumuzu düşünsün kendi çapınca.Yalnızca Basmacı Bey'i bağlar düşünceleri

BA
13.02.2010 13:35
#12

Evet, Milli Mücadelenin Paşlarıda İttihad Terakki Paşlarıydı.Milli Mücadeleyide onlara bağlamamın pek bir sakıncası olacağını zannetmiyorum.

Bu arada Çanakkaledede KUmandan Enverdi.Enver düşmanı olduğunu tahmin ettiğim bir cemaatın hazırladığı Çanakkale klibinde kaç defa cephede Enver Paşanın resmi çıktı.Farkedememiş gariplerim n'apsınlar.

Tarih bu Millet için silah çatanları unutmaz.Bu millet unutsada tarih unutmaz.

AY
13.02.2010 13:41
#13
Evet, Milli Mücadelenin Paşlarıda İttihad Terakki Paşlarıydı.Milli Mücadeleyide onlara bağlamamın pek bir sakıncası olacağını zannetmiyorum.

Bu arada Çanakkaledede KUmandan Enverdi.Enver düşmanı olduğunu tahmin ettiğim bir cemaatın hazırladığı Çanakkale klibinde kaç defa cephede Enver Paşanın resmi çıktı.Farkedememiş gariplerim n'apsınlar.

Tarih bu Millet için silah çatanları unutmaz.Bu millet unutsada tarih unutmaz.

 

Evet haklısınız o Enver Paşa denilen adamın hayalperestiliği sayesin de girdiğimiz ve oldukça iyi yetişmiş çocuk yaşta ki bir nesli kaybettiğimiz muhteşem zaferin CEPHE KUMANDANI.Çanakkale savaşından sonra ki kazandığımız artıları ve kaybettiğimiz eksileri göz önünde bulundurmanızı tavsiye ederim.

 

Tarih unutmaz doğru.Böylesine hayalperest bir adamı nasıl unutabilir ki tarih

BA
13.02.2010 13:55
#14

Müslüman dünyasının esâretten kurtulmasını istemek hayalperestlikse varsın öyle olsun.

Kırgızistanda Analar çoçuklarına hala -Anvar- ismini koyuyorlar hatırasına yâden.

IB
13.02.2010 13:59
#15

Seninki de laf.

 

Enver, devleti ele geçirdiği için başkomutanlık almıştı.

 

Çanakkale SAvaşı nın esas komutanı ve harp planalrının hazırlayıcısı Alman General Liman van Sanders'tir.

 

Enver'in hayali; yalnızca Türkçe konuşanların ülkesi idi.. 

 

Yanıbaşşındaki Balkanlar'dan ziyade; ötelerdeki Orta Asya bozkırlarına gözlerini çevirmesini hatırla...

 

Kalırsa, minarelerden Türkçe Ezan'ı olan. Milli şairi Zİya Gökalp, devletin sahibinin adı Enver olan, halkın tamamının Türkçe konuştuğu bir ülke. Hayaldi.. Hayal olarak kaldı.

 

Zaten aklı olan çocuğuna Enver değil; Salih kimselerin ismini koyar..

 

Yineleyeceğim.. Ahirette sevdiklerinle olman için dualarımdasın....

TH
13.02.2010 14:00
#16

Basmacı kardeşim sen neyin ne olduğunu bilmeden okumadan araştırmadan duyduklarıyla konuşanlara aldırma. Ne enver paşa ne de kazımkarabekir paşa hain mason siyonist hayalci değildir. Tek art niyetli hareketleri olmamıştır. Eğer bu ülke üstünden İslamiyeti tamamen kazıyıp atamadılarsa bu Kazımkarabekir sayesindedir. Tabi tarih bilmek gerekir anlamak için.

 

Ama Basmacı kardeşim sen de şunu kabul etmelisin. İttihat ve terakkiciler değil savunman gereken. Savunman gereken Enver Paşa, Kazım Karabekir. Hata yaptığını kabul etmen gerekenler var talat paşa cemal paşa, ama diğer ittihatçilerden bir cacık olmaz kardeşim bize, olsaydı olurdu zaten. Eğer bir güzellik varsa bu İttihatçi zihniyetinden kaynaklanmıyor bu insanların. Bu insanlar zaten iyi insanlar.

Mustafa Armağan gazeteci, bir gazeteci işine geleni seçer onu söyler kardeşim. Ayrıca Eğer KAzım KArabekiri övmüyorsa Mustafa Armağan Onun KAlıbına Tükürürüm ben; işte o zaman kendiyle çelişir. Ama ben yazılarında okumuştum sanırım övdüğünü. Yeniden bakarım.

 

KAzım KArabekir ki mecliste inönü dalkavuğu ve yanaşmaları Türkiye'nin resmi dini hristiyanlık olsunu teklif edip yasalaştırmak isterken buna tek itiraz etmiş kişidir. Hemde nasıl itiraz. Paşa PAşa bunlar bu milletin uğruna savaştığı şeyi ruhunu öldürüyorlar sen burda izliyorsun diye bağırıyor mecliste. Ve mustafa kemal durdurmak zorunda kalıyor meclisi.

KAzım KArabekir ki sırf halis müslüman dinine bağlı diye namazını kılıyor diye dışlanan kişi.

Kazım Karabekir ki Sırf dini bütün diye, yapılan maymun inkilabına karşı diye hakkında iftiralar yazılan kişi.

KAzım KArabekir ki ermenileri doğuda hiçbiryerden yardım almadan aç susuz ve az cephaneyle dize getiren kişi.

 

KAzım karabekir olmasaydı, Şimdi tarihin gerçek yönlerini, vahdeddin hain değildir i, Aldulhamit han'ın ulu han olduğunu, Yapılan inkilapların aralarına kimin neler soktuğunu, İnönünün hain şerefsiz olduğunu, Lozanın hezimet olduğunu, İslamiyetin bu ülkeden nasıl kazınmak istendiğini de öğrenemezdiniz...

 

Zaten öğrenmek de bir şeyi değiştirmezdi. Hristiyanlaşmış bir toplum olur kalırdık KAzım KArabekir olmasaydı.

Ve işte bu yüzden Mustafa Armağan orduya karşı kazım karabekir açılımı diyor. Burada KAzım KArabekiri tanımak gerekir, KAzım KArabekir bizi temsil eder. KEndini gerçek müslüman görenleri...

 

Enver Paşa hata yapmıştır. Yanlış yapmıştır eleştirebilirsin o yönlerini. Ama bilmiyorum Enver paşa ya laf atanların masonlukla suçlayanların moskofa karşı savaşabilip bilemeyeceğini. Oturduğunuz yerden ahkam kesmek kolay tabi. Sen evinde rahat uyuyorsun ama filistinde müslümanlar kesiliyor. İşte enver paşa da rahat evinde otururken şimdi filistinde olduğu gibi kafkasya da müslümanlara yapılan zulmü gördü ve o yüzden gitti hemde hiçbir destek almadan. İnönü şerefsizi ülke yönetmecilik, inkilap çıkarıcılık oyunu oynarken azerbeycandan yardım talebi gelince reddetti, sığınma talebi gelince geri çevirdi. Ve azerbeycanlılar ve kafkasyalılar Enver paşa öldükten sonra hiç destekçi bulamadılar... Ve rusya onları yıllarca kesti.

IB
13.02.2010 14:04
#17

Şıracının şahidini bekliyordum.. Ki bilmem ne baronu bozacı da yetişti...

 

 

 

Siz kafa kafaya verin kardeşim.. Çalkalayıp durun bizim bilmediğimiz tarihi.. Ama özelden yapın bu işi.. Fikir kusmuklarınızı bize göstermeyin mümkünse..

 

İttihat Terakki haindir.. Başı olan Enver övülesi şahsiyet, milli kahraman.. tezat ki tezat..

 

Varın gidin siz Orta Asya bozkırlarında at koşturun, kımız yudumlayın, minarelerinden Tengri bilmem ne diye bağıran mabedlerin karşısında...

TH
13.02.2010 14:11
#18
Fikir kusmuklarınızı bize göstermeyin mümkünse..

Senin öyle bir ayrıcalığın varda biz mi bilmiyoruz. Tek sen mi fikir üretebilirsin bu forumda.

 

Benim Türkçe ezanı savunduğumu nerde gördün be akıllı kendi kafandan fikirler üretip onları bana mal etmen bir hastalık olsa gerek. Biz burda İnönü şerefsizinin Ezanı Türkçe okutmasına karşı duran tek adam KAzım KArabekir i Savunalım Adam bize kalksın nası iftira atsın. Hayret doğrusu hangi dünyada yaşıyon sen? Yada yazdıklarımı okudun mu Allah Aşkına yoksa cümlen hazırdıda onu kopyala yapıştır mı yaptın?

IB
13.02.2010 14:15
#19

Hee. her dediğin var bende.. Mıktanıs gibi bünyem, bahsettiklerini demir parçası gibi çekiyor..

 

Ya hu.. Enver'in askerinin yaveri ne ola ki??

 

İnönü'ye sövmen, seni Enver konusunda haklı mı kılacak?

BA
13.02.2010 14:40
#20

Sevgili kardeşlerim İttihatçı diyince niye dine zıt insanlar akla geliyor?İttihat ve Terakkinin içinde öyle dindar insanlar vardı ki!Neyse bu tartışma böyle sürmez.

Fikirleriniz taş gibi katılaşmış.Kırılmaz bir bünye resmen.

Abdulhamit Han Rahımehullahu Tealacı olabilirsiniz ki bende severim o mübareği.Ama anlatmak istediğim tüm ittihatçıları kovamazsınız.Msnde sizin kafada bir çocuk Enver Paşaya küfretmişti.Yaşınız küçük olsa sizde onu yapardınız eminim.

IB
13.02.2010 14:43
#21

Nasıl sürdürmek istiyorsan öyle yaz!

 

Sanırım, herkes hayatta henüz..

 

Un ufak edilen vatan toprağında, bana bir tanık göster düşüncelerine.. Bozacılarını değil ama..

 

Hiç bir iddiayı çürütmeden, yok yok Enver kahramandı demekten sıkılmadın mı?

....................

 

Ben Ebu Cehl'e dahi küfretmemişken.. sana kızıpta.....

 

 

Sen bunları değilde sorularmızı düşün..

TH
13.02.2010 14:57
#22

Bak güzel kardeşim beni bozacı diye yaftalamaya devam etmene de sesimi çıkartmıyorum ama senin anlaman gereken bir şey var. Enveri kahraman yapmıyoruz. O sadece kahramanca öldü o kadar. Hayati yanlışları yaptığını defalarca söyledim. Basmacı kardeşim de biliyordur bunları. Ama senin bir müslüman kardeşine davranışların çok yanlış. Yakıştı mı sana bu?

 

Hele hele bilmeden KAzım KArabekir i diğer ittihatçılarla bir tutman işte o abese iştigal oldu.

KEndini düzeltmeni rica ediyorum. HAkaretlerini geri al fikirlerini sana yakışır şekilde söyle.

Bilmediğin konu da da atıp tutma. Seninle basmacı arasındaki tek ayrım eğer tarihi bir konu ise ve bu yüzden iki müslüman birbirine hakaret ediyorsa yerin dibine batsın o tarih konusu...

IB
13.02.2010 15:01
#23

Kazım Paşa; hakkında ne duydun benden de onu diğer paşalarla bir tuttuğumu öne sürebiliyorsun..

 

Ben sana özelden de yazdım.. Basmacı'nın fikirlerini sürdürdüğün müddetçe, temiz olduğunu iddia etmen beni güldürür...

 

Üstad'ın yasaklı kitabını okuduğumu ve ne yazmışsa kabul ettiğimi söyleyeyim de cennetmekan Kazım Paşa hakkındaki fikirlerimi bil...

 

Kahraman değil ama; kahramanca öldü..

 

Şu tezattan sıyrıl.. yine belirttiğim gibi özür dilemem gerekirse şahsına.. bundan gocunmam..

TH
13.02.2010 15:21
#24

Bak güzel kardeşim basmacı nın kendisine soruyorum. Basmacı kardeşim. Allah bir konusunda, Kuran konusunda Peygamberimiz(s.a.v.) konusunda ve diğer islami esaslar hakkında bir tereddütün varmı. Ehli iman olan bir kişi kendisi gördüğüm kadarıyla bu güne kadar islama zıt bir beyan da bulundu mu insanı imandan çıkaran şirk olan bir şey. Ben görmedim ama gören varsa o da söylesin. Eğer yoksa o senin müslüman kardeşin oluyor ve müslüman kardeşine davranışın da sana düşen görevler oluyor.

 

Enver paşa insandır ve insan hata yapar hatalarına tövbe ederse Allah affedeceğini beyan etmiş. Son yaptığı hareket ve ölüm şekli de kahramanca dır. Müslüman insanlar uğruna ölmüştür. Geçmişinde ki hatalarını görmezden gelmiyor kimse kabul ediyoruz. Ben kabul ediyorum. Abdulhamit'e yapılanların başı olduğu için de Abdulhamit hakkını helal etmez. Haklıdır. Ve onunda hesabını verecektir elbette.

 

Hz. Hamza'yı öldüren Hz. Vahşi yaptığı bu büyük günahı cinayeti yaptıktan sonra müslüman oluyor. ve biz ona artık sahabe olduğu için hz. diyoruz. Enver PAşa da büyük hatalar yapmıştır. Ama yaptığı son şey güzeldir. İnşallah Tövbe de etmiştir. Ve affolmuştur. Son yaptığı kahramancadır demek işte böyle bir şey oluyor. Anlayasın diye örnek bile verdim. Şimdi çelişki olmadığını anlıyorsundur.

 

Ben ki lisede hoca Abdulhamid e laf söyleyince tek başıma karşı çıkmışım. Benim Abdulhamid sevgimi sorgulayamazsın. Ama bir insan dünyanın öbür ucunda müslümanlara ufacık bir iyilik yaptıysa onu da unutmam. Onu da anarım överim. Yaptığı hataları görmezden gelmem ama. Ben iki müslümanın boşa tartıştığını boşa birbirini kırdığından bahsediyorum. Helallik dilemenizden bahsediyorum. Siz hala birbirinizle tarih olmuş bir konuda hakaretler ediyorsunuz. Hemde ufak bir ayrımdan dolayı...

IB
13.02.2010 15:34
#25

Önce şunu söylemek istiyorum

 

Abdulhamid Han; kendisine yapılanlar için hakkımı helal etmem demiyor.

 

Vatanı parçayalacaklar; milletin bunca senelik emeklerini heba edecekler ve milleti kıracakları için helal etmiyorum diyor. 

 

Enver ile Ulu Hakan arasındadır bu hesap.. eyvallah.. Ne Enver'e Ne Basmacıya sen cehennemliksin demedik. Sadece Basmacıya ahirette sevdiklerinle olursun inşaallah dedim.

 

Sen, görmeye bilirsin; lakin Basmacının gözünde büyük vatan dostu ve halk kahramanı bir Enver var. Bu nokta da benden özür bekleyebilirsin. Seni bir kaç tartışamada sürekli Basmacıyı savunur gördüğümden; Enverbaz sanıp, kesin hüküm verdiğim için özür dilerim ve helallik istiyorum. 

 

Lakin söylediğim gibi; lağım kuyusundaki kimse temiz olduğunu iddia edemez. Bunu unutmamanı rica ediyorum. 

 

Basmacıya gelince; kendisinin Küfür asrımıza olan özlemini bilmeyen kalmadı. Ezan'ı Tengri bilmem nedir diye yazabilecek kadar da kavmiyetçi...

 

Basmacıya hep sordum.. Neye dayanıyorsun da Enver'i tevbekar görüyorsun? verdiği cevabı demin de gördünüz.. Çocuk envere küfür etti, yaşın küçük olsa sende yapardın....

 

thelordofthebaron'dan.. peşinhükümlülüğüm için özür diliyorum.. Ama bu hataya düşmemde, kendisinin de payın yok değil..

BA
13.02.2010 15:39
#26

Tartışmayı burda noktalandırıyorum.Son olarak şunu söyliyeceğim, seni gerçek hayatta görsem kaldırım taşıyla döverdim buna yemin edebilirim.Glediğimden beri bu forumda benle uğraşıyorsun.Artık sabır sınırlarımı aştın.

Sırf forumun ortamından ötürü sana hakaret etmiyorum.

IB
13.02.2010 15:45
#27

Tartışma mı?

 

Sen edebinle bile tartışmayı beceremiyorsun ki?

 

Sana belirtmiştim.. fikirlerini teşhisi konan bir hastalık gibi gördüğümden takipçinim diye.. Sen de bunu duyup tmam demiştin..

 

Ne diye sabır sınırlarını aştın?

 

Msn adresim, sitede aleni bir şekilde kayıtlı.. Kaldırım taşlarını msn ifadesi yapıp atabilirsin sayfama... 

 

Senin tek uygun yanın ne biliyor musun? Envere'e olan taassubun.. Zira; Enver hariç hiç bir fikirde sebat edemedin. Kaypak fikir zeminin, her başlıkta ayrı yönlere yelken açtı. 

 

Ya, seni görmezden geldiğimizi kabul et sus öylece kal.. Yahut, zaten neticesini bildiğin başlıklarada boy gösterdiğinde, tepkimizden sıkılma...

BA
13.02.2010 16:05
#28

Benim senle uğraşacak halim yok.Sende benle uğraşma.Bende sen gibi tüm İttihatçılara düşmandım.Ama hayatlarının ajanlıkla masonlukla ilgisi yok hayatlarını okudum.Senin fikirlerinide değiştirmek istemiyorum.Çünkü mevcut fikirlerin seni kötü yola götürmez.Sadece bu ülke için çalışmış bir kaç kişiyi reddetmen dışında.

IB
13.02.2010 16:09
#29
Tartışmayı burda noktalandırıyorum.Son olarak şunu söyliyeceğim
...

 

Bir kere olsun bir fikrinde sebat göster; seninle uğraşmayı bırakacağım..

 

Ne yüzsüz bir şeysin sen???

 

 

 

Nereden okudun o hayatları? Yoksa; ittihatçılara hüsnü zan beslemeye çalışanlar gibi; o devir pusluydu kimse doğruyu göremiyordu; ittihatçılar o yüzden bu kadar azdı.. diyenler gibi bir zamanda ve pusta mı okudun o hayatları...

TH
13.02.2010 20:32
#30

Basmacı sen gerçekten Ezan'ın türkçe okunmasını savunuyormusun?

BA
13.02.2010 21:13
#31
Basmacı sen gerçekten Ezan'ın türkçe okunmasını savunuyormusun?

Asla ve katha savunmuyorum.Bu konuda bir tek yazımı getiremezsiniz.

BA
13.02.2010 21:17
#32
Önce şunu söylemek istiyorum

 

Abdulhamid Han; kendisine yapılanlar için hakkımı helal etmem demiyor.

 

Vatanı parçayalacaklar; milletin bunca senelik emeklerini heba edecekler ve milleti kıracakları için helal etmiyorum diyor. 

 

Enver ile Ulu Hakan arasındadır bu hesap.. eyvallah.. Ne Enver'e Ne Basmacıya sen cehennemliksin demedik. Sadece Basmacıya ahirette sevdiklerinle olursun inşaallah dedim.

 

Sen, görmeye bilirsin; lakin Basmacının gözünde büyük vatan dostu ve halk kahramanı bir Enver var. Bu nokta da benden özür bekleyebilirsin. Seni bir kaç tartışamada sürekli Basmacıyı savunur gördüğümden; Enverbaz sanıp, kesin hüküm verdiğim için özür dilerim ve helallik istiyorum. 

 

Lakin söylediğim gibi; lağım kuyusundaki kimse temiz olduğunu iddia edemez. Bunu unutmamanı rica ediyorum. 

 

Basmacıya gelince; kendisinin Küfür asrımıza olan özlemini bilmeyen kalmadı. Ezan'ı Tengri bilmem nedir diye yazabilecek kadar da kavmiyetçi...

 

Basmacıya hep sordum.. Neye dayanıyorsun da Enver'i tevbekar görüyorsun? verdiği cevabı demin de gördünüz.. Çocuk envere küfür etti, yaşın küçük olsa sende yapardın....

 

thelordofthebaron'dan.. peşinhükümlülüğüm için özür diliyorum.. Ama bu hataya düşmemde, kendisinin de payın yok değil..

Ben orada türkçe olursa böyle olur şeklinde yazdım, bir nükte mahiyetinde. Nerde orda Türkçe olmasını istemek?Asla ve katha Türkçe olmasını istemedim.Arabi evrensel İslâm dilidir.Buna kimse karşı çıkamaz.Ve benim inancımcada Arabi kutsaldır.

AY
13.02.2010 21:18
#33

Tartışma çok saçma bir hal almaya başladı.Yakında birbirinizi dinsiz imansız diye yaftalamaya başlayacaksınız.Ya ÖM yolu ile ya da Msn'den konuşun lütfen.Konuyu açtığıma açacağıma bin pişman ettiniz yani sağolun

TH
13.02.2010 21:42
#34
Tartışma çok saçma bir hal almaya başladı.Yakında birbirinizi dinsiz imansız diye yaftalamaya başlayacaksınız.Ya ÖM yolu ile ya da Msn'den konuşun lütfen.Konuyu açtığıma açacağıma bin pişman ettiniz yani sağolun

 

Senden özür diliyorum güzel kardeşim hakkını helal et ama görüyorsun ki bu iki kardeşimin kavgasına bir son vermek için uğraşıyorum.

 

Ben orada türkçe olursa böyle olur şeklinde yazdım, bir nükte mahiyetinde. Nerde orda Türkçe olmasını istemek?Asla ve katha Türkçe olmasını istemedim.Arabi evrensel İslâm dilidir.Buna kimse karşı çıkamaz.Ve benim inancımcada Arabi kutsaldır.
Evet ibni.ss kardeşim Basmacı Türkçe ezana karşıymış bu beyan etti. Başka ne kusuru var basmacının söyle tek tek çözelim şunları kavgaya lüzum yok...
BU
13.02.2010 22:33
#35

Karabekir Paşa'nında, Hamidiye Kahramanı Rauf Orbay'ında, Atıf Hoca'nında, Bediüzzaman'ın da ne açılıma, ne de iade-i itibara ihtiyaçları vardır. (Konuyla alakası yok)

 

İttihad ve Terakki hakkında defalarca yazıldı, konuşuldu, tartışıldı, hatta ağır sözler sarfedildi vs. Bütün enkazı ve enkazın sonuçlarını bu cemiyete mal edersek gerçekçi olmayız ve ucuza kaçmış oluruz bence. Ciddi ve tahribata yol açan siyasi ve askeri hataları olmuştur, yanlış ve sakat düşünceleri pratiğe dökmüşlerdir, eyvallah. Bunlar muhakkak ve barizdir zaten.

 

Herşeyi ama herşeyi İttihad ve Terakki'nin üzerine atarak, sağlıklı bir tartışmada yapıl(a)mayacağı kanısındayım. Herkes Enver Paşa'ya vur ha vur ediyor; belaların ve musibetlerin sebebi görüyor, onu baş suçlu ilan ediyor. Bunu yapabilirsiniz, hem hakkınız, hem de şahsi değerlendirmeleriniz olabilir. Bunda her hangi bir beis yok.

 

Türkistan topraklarında Kızıl Ordu'yla günlerce savaşan Enver Paşa değil de, başkası mıydı? Ha birde merhum Üstad'ın (Bediüzzaman) şu sözleri geliyor insanın aklına:

 

''Onlara şiddetli bir karşı koyuş içerisindeydin, şimdi neden susuyorsun?” diye sorulduğunda, dedi ki: “Suskunluğumun nedeni, düşmanların onlara şiddetli hücumlar yapmasındandır. Düşmanın saldırı hedefi, onların iyi tarafları olan dirençleri ve İslâm düşmanlarının zehirleme vasıtası olmaktan uzak durmalarıdır. Bence yol ikidir. Terazinin iki kefesi gibi… Birinin hafiliği ötekinin ağırlığını geçer. Ben tokadımı Antarik’e patlatırken Enver’e, Venizelos’a yapıştırırken de Said Halim’e vurmam! Nazarımda vuran da sefildir (alçaktır)!”

 

 

Ne İttihad ve Terakki'yi, ne de Enver Paşa'yı tutmak/taraf olmak/övmek gibi niyetim yok. Olması için sebep te yok, lakin biraz tarih, hakikat ve insaf ölçülerini gözden kaçırmasak iyi olur derim.

 

Muhabbetle.

BA
13.02.2010 23:21
#36
Karabekir Paşa'nında, Hamidiye Kahramanı Rauf Orbay'ında, Atıf Hoca'nında, Bediüzzaman'ın da ne açılıma, ne de iade-i itibara ihtiyaçları vardır. (Konuyla alakası yok)

 

İttihad ve Terakki hakkında defalarca yazıldı, konuşuldu, tartışıldı, hatta ağır sözler sarfedildi vs. Bütün enkazı ve enkazın sonuçlarını bu cemiyete mal edersek gerçekçi olmayız ve ucuza kaçmış oluruz bence. Ciddi ve tahribata yol açan siyasi ve askeri hataları olmuştur, yanlış ve sakat düşünceleri pratiğe dökmüşlerdir, eyvallah. Bunlar muhakkak ve bariz zaten.

 

Herşeyi ama herşeyi İttihad ve Terakki'nin üzerine atarak, sağlıklı bir tartışmada yapıl(a)mayacağı kanısındayım. Herkes Enver Paşa'ya vur ha vur ediyor; belaların ve musibetlerin sebebi görüyor, onu baş suçlu ilan ediyor. Bunu yapabilirsiniz, hem hakkınız, hem de şahsi değerlendirmeleriniz olabilir. Bunda her hangi bir beis yok.

 

Türkistan topraklarında Kızıl Ordu'yla günlerce savaşan Enver Paşa değil de, başkası mıydı? Ha birde merhum Üstad'ın (Bediüzzaman) şu sözleri geliyor insanın aklına:

 

''Onlara şiddetli bir karşı koyuş içerisindeydin, şimdi neden susuyorsun?" diye sorulduğunda, dedi ki: "Suskunluğumun nedeni, düşmanların onlara şiddetli hücumlar yapmasındandır. Düşmanın saldırı hedefi, onların iyi tarafları olan dirençleri ve İslâm düşmanlarının zehirleme vasıtası olmaktan uzak durmalarıdır. Bence yol ikidir. Terazinin iki kefesi gibi Birinin hafiliği ötekinin ağırlığını geçer. Ben tokadımı Antarik'e patlatırken Enver'e, Venizelos'a yapıştırırken de Said Halim'e vurmam! Nazarımda vuran da sefildir (alçaktır)!"

 

 

Ne İttihad ve Terakki'yi, ne de Enver Paşa'yı tutmak/taraf olmak/övmek gibi niyetim yok. Olması için sebep te yok, lakin biraz tarih, hakikat ve insaf ölçülerini kullansak iyi olur derim.

 

Muhabbetle.

...

 

 

Yorumunuz için çok teşekkürler Beğ Efendi.

IB
14.02.2010 19:25
#37

Aybüke kardeşimden özürle başlamak isterim..

 

Basmacı'nın küfür asrımıza olan özlemi su götürmez bir gerçek..

 

Sürekli hakaretvari tavrı; çıkamayacağı tartışmalarda çamura yatmak ve çamur atmak hassası yine su götürmez bir gerçek.

 

Benim Basmacı ile ilgili sorunum yok. Kendisine bildirdim. Fİkirlerini sağlıllı bulmuyorum ve bunun için takipçinim. Kendisi de bunu kabul etti. Ne yaparsan yap, dedi..

 

Orkun Alfabesi mevzuunda; birikim her nekadar takdire şayan dahi olsa; caninin elinde bıçak, katl aletidir, düsturuna binaen, siz küfür asrına olan özleminizden kurtulmadıkça, rahat edemezsiniz.

 

Bugüne kadar ki bütün hakaretlerinizi affetmeye layık bile bulmadığımdan, hakkımı helal etmem gibi, Mümin'e yakışmayacak sûflli işlere kalkışmayacağımdan emin olunuz.

 

Lâkin siz; sizi haklı gören, yahut size yapılan baskıyı eleştiren birini gördüğünüzde, hemen savunduğunuz fikri bırakıp; olanca hıncınızı kedinin, süt döktükten sonra sahibinin paçalarına sürtünmesi gibi; sizi savunana biraz daha acıtasyonla;tartışmadan haklı çıkmaya çalışıyorsunuz...

 

Bunları bırakın ve bir kerecik olsun, tartışmayı sataşmaya çevirmeden fikrinizi savunun..

AY
14.02.2010 22:31
#38

Estağfurullah arkadaşlar özür dilemeniz için yapmadım o çıkışı.3 sayfa olmuş konu altında ki cevaplar bunların hiçbirinin konu ile bir alakası yok.Ki böyle açılmış konular çoğaldı bu aralar sitede....

 

Neticesinde gereken yapıldı malum kişi için.İnşallah birazcık Üstadımıza saygısı varsa aynı yüzsüzlükleri tekrarlama gafletinde bulunmaz.Zannetmiyorum ama temennim.Selametle

TH
14.02.2010 23:23
#39
Lâkin siz; sizi haklı gören, yahut size yapılan baskıyı eleştiren birini gördüğünüzde, hemen savunduğunuz fikri bırakıp; olanca hıncınızı kedinin, süt döktükten sonra sahibinin paçalarına sürtünmesi gibi; sizi savunana biraz daha acıtasyonla;tartışmadan haklı çıkmaya çalışıyorsunuz...

Valla kardeşim ne bileyim böyle dışardan bakınca adama hakaretler falan yükleniyorsun gibi geldi. Demek kandık ben biraz savununca fikirlerini değiştirdi demek. Vallahi çok özür dilerim hakkınızı helal edin. Ben onun Türkçe ezanı vs. konuları savunduğunu bilmiyordum.

 

---------

 

Kazım Karabekir'in Yapılan inkilapları eleştirdiği yıllarda yazdığı bir şiir:

 

SIFIR

 

İster Binden bir çıkar, ister birden bir.

Geriye kalır bir veya bir kaç ''sıfır''

Ah bu şarklıların bedbaht hesabı

Asırlar dolduran kara kitabı

İş başına geldi mi bir zat:

 

İlk sözü:HEYHAT!

Herşey BERBAT!

Hiç bir şey yapılmamış benden evvel,

Der ve işi evvela sıfıra irca eyler..

 

Tarih ameliyesi yapıldı demek

Yandı kül oldu bir sürü emek.

Gelen de bir sürü iş yapar,

Zamana uyar ters yola sapar.

 

Halkın sukut ve istiğnası

Ve programsızlık belası

Çıktı mı birden bir?

Kaldı mı geriye sıfır?

 

Gidemezsin ey şarklı

Böyle ayakları bağlı

 

Bir ileri bir geri

Bunun yoktur bir değeri

 

Çalış bire sende bir ekle

Varı yıkma, onu besle

Bir bir daha ikiyse bugün

Binbir olur elbette bir gün

 

Medeniyet denilen yüce aleme beşer

Tarihle değil cemle çıktı üçer beşer.

 

Ve Kazım Karabekir e yapılanların belki de en aza indirelerek anlatılabilmiş hali:

 

Uzun yıllar yasaklı kalan ve düzensiz yayımlananlarla birlikte Karabekir'in evinin deposunda hiç açılmadan bekleyen notları, Kazım Karabekir Vakfı tarafından YKY'ye devredildi.

 

Kızları Hayat Karabekir Feyzioğlu, Timsal Karabekir Yıldıran ve torunu Gülden Gazioğlu, arşivdeki tüm eserlerin basılacak olmasından çok memnun. Eserlerin 2007'de yayınlanacak ilk partisinde Paşa'nın bugüne kadar hiç bilinmeyen ‘Günlükler’i de var. Yayınların editörlüğünü daha önce İnönü'nün ‘Defterler’i ile Nihat Erim'in ‘Günlükler’ini yayına hazırlayan tarihçi Ahmet Demirel yapıyor. Doç. Demirel, Karabekir'in de İsmet İnönü gibi Harbiye yıllarından başlayarak günlük notlar tuttuğunu; bu notlardan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın niye kurulduğu, Atatürk ile olan anlaşmazlıkların temelinde neler olduğu gibi gizli kalmış pek çok şey çıkacağını söylüyor. Ön tasnif sonucu arşivde 50 eser bulduklarını belirten Demirel, bunların arasında ‘Hürcan' isimli bir romanın da varlığından bahsediyor.

 

Karabekir'in arşivinde yakın tarihimize dair yeni tartışmalar açacak 39 defter bulundu. 1906-1948 yılları arasında neredeyse günü gününe tutulmuş günlüklerin 1932-1938 yıllarına rastlayan bölümleri ise ortada yok. “Defterlerin ne yazık ki en önemli 6 yılı kayıp.” diyen Doç. Dr. Demirel, 1938'in Atatürk'ün ölüm yılı olmasına ve o zamana kadar her şeyin Atatürk'ün kontrolünde gitmesine dikkat çekiyor. 'Peki, ne olmuş olabilir bu defterlere?' dediğimizde, Demirel, “Ya hiç yazmadı. Ya yazdı; ama çok güvenli bir yere sakladı ya da ailesi gizliyor.” diye cevap veriyor. Karabekir'in, yazılarından bazılarını Cafer Tayyar Eğilmez Paşa'ya verdiğini ve bunların Paşa'nın evi yıkıldığında işçiler tarafından bulunduğunu hatırlatan Demirel, günlüklerin de ona veya bir başkasına verilmiş olabileceğini söylüyor. Karabekir'in büyük kızı Hayat Hanım da, “Biz de bilmiyoruz günlüklere ne olduğunu. Yazıp yazmadığı hakkında da bir bilgimiz yok. Ama kanımca yazmıştır.” diyor. Karabekir'in küçük kızı Timsal Hanım ise kayıp günlüklerle aynı tarihe denk gelen günleri şöyle anlatıyor: “İzmir suikastından sonraki yıllar hem maddi hem de manevi açıdan çok zordu. Babamın bütün suçu, suikasta karışanların birinin yakınına selam vermesiymiş üstelik. Ama yine de kolay beraat etmemiş. 1927'de emekliye ayrılarak İstanbul'a yerleşen babamın 1938 yılına kadar çok dar bir çevre ile temas kurduğunu biliyorum. Bu dönemde yalnızca Nevzat Ayasbeyoğlu, Cafer Tayyar Eğilmez, Ali Fuat Cebesoy ve Rauf Orbay ile görüşürmüş. Zaten evden çıktığı anda arkasında mutlaka polis takibi vardı.”

 

Yasaklanan kitap

 

“Karabekir'in yazdıkları, Atatürk'ün 'Nutuk'ta anlattıklarından farklıdır. Bu yüzden Karabekir'in çeşitli kitapları yakıldı, yasaklandı veya hiç yayımlanamadı.” diyen Demirel, yayına hazırlanan ilk kitaplar arasında çok tartışılan ‘İstiklal Harbimizin Esasları’nın da olduğunu söylüyor. Bu kitap şöyle yazılmış: 1933'te Milliyet gazetesinin ‘Ankaralı'nın Defteri’ isimli sütununda yazılar yayınlanır. O dönemde gazetenin sahibi Siirt Milletvekili Mahmut Soydan, Mustafa Kemal Paşa'nın yanında yer alan isimlerdendir. Bu yazılar, Karabekir'i iddialara karşı kendini savunmak üzere harekete geçirir ve Paşa, gazeteye 7 mektup gönderir. Bunların 6'sı yayınlanır, 7'ncisi yayınlanmaz. Yerine, “Paşa mektup göndermekten vazgeçti.” diye not düşülür. Köşesine çekilmiş olan Kazım Paşa, bu olay üzerine anılarını kaleme alır. Kitap, üç bin adet basılır; ama toplanarak yakılır. Ancak kitabın formaları basıldıkça, bunlardan beş tanesi Kazım Paşa'ya gönderilmiştir. Bunun üzerine Karabekir Paşa'nın Erenköy'deki köşkü 100 kadar sivil ve resmi polis tarafından basılır. Ev, didik didik edilir, formalar bulunamaz. Kitap, saklanabilen birkaç nüsha sayesinde 1951'de yayınlanabilir. Uzun süren mahkemeler sonucunda okuyucuya 60'ların sonunda ulaşır. Kazım Karabekir'in anlattığı Atatürk ile resmi tarihin anlattığı Atatürk arasında önemli farklılıklar vardır. Paşa, İstiklal Harbi'nin sadece Atatürk ve İnönü eksenli anlatılmasına itiraz eder. Nutuk'un Kurtuluş Savaşı'nın tek ana kaynağı olarak görülmesi ve okul kitaplarının da bu kaynak esas alınarak yazılması, Paşa'nın tepkisini çeker. En çok bilinen anlaşmazlıkları ise ‘hilafet' konusunda yaşanmış. Atatürk, Vahdettin'in; Karabekir Abdülmecit'in halife olmasını istemiş. İstiklal Savaşı’nın önemli isimlerinden Kazım Karabekir, 1924'te Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın başkanlığına seçildi. Parti, 1925'te Şeyh Said ayaklanması nedeniyle kapatıldı. Karabekir, Mustafa Kemal Paşa'ya karşı yapılan İzmir suikastı nedeniyle bazı partililerle birlikte yargılandıysa da beraat etti. Siyasi yaşamına 12 yıllık aradan sonra 1939'da İstanbul milletvekili olarak devam etti. 1946'da TBMM başkanlığına seçildi ve bu görevde iken 1948'de öldü.

 

Kaynak : http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=184771

AY
15.02.2010 00:45
#40

BİR MEZAR TAŞI

YOLCU:

GEL! BİR KAÇ DAKİKA YOLUNDAN KAL!

BİR FATİHA SUN! BÜYÜK SEVAB AL!

MAĞRUR OLARAK HADDİNİ AŞMA,

YALANDAN SAKIN, DOĞRUDAN ŞAŞMA!

BEN SAĞLIĞIMDA SIRF HAKKA TAPTIM,

TAKATIM KADAR HAYIR YAPTIM.

HER BİR İŞİMDE NAMUSU ANDIM,

ALIN TERİYLE HAYAT KAZANDIM

AH TAŞIYORSAN GİRME MEZARA!

CEZA BÜYÜKTÜR ZALİM, GADDARA.

KORKMA EĞER AÇIKSA ALNIN

TOPRAĞIN ALTI ÜSTÜNDEN AYDIN.

MA
15.02.2010 11:03
#41

Kurtuluş savaşına yönveren 4 kişiden biri Kazım karabekir ve fevzi çakmak ne hikmetse bitürlü tanıyamadık bu iki şahsiyeti anılarım kitabini sipariş verdim inşallah detaylari oradan öğreneceğiz (yasaklandiğına göre bu kitap birzamanlar Ethem bey gibi kahramandı bana göre)

PE
15.02.2010 12:05
#42

Acizane benim de bir fikrim var.

 

Komplo teorilerini çok severim.

Asker içinde bir darbe her an olabilir. Emekliler satıldı ve satıyor . Belki de kısmi darbe olmuştur...

Askerin içinde askeri darbe...

Asker içinde darbe olmuştur tarihte.

Atatürk, osmanlıya baskı ve darbeye hazırlanan bir gurubun içinde darbe yapmış bir komutandır bence.Daha sonra ne oldu bilemem. Şartlar çok ağırdı.

Bakınız: http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0ttihat_ve_Terakki

Zafer islamındır...

 

 

 

 

Yer titrerken avazımdan,

Kör oğlu gibi sazımdan,

İki oğlum üç kızımdan

Bu yürek hançer bekliyor

 

Nasuh habersiz ilimden

Heybe yapar her kilimden

Oy verdiğim vekilimden

Bu yürek hançer bekliyor

Aşık Nasuhi