***
_Bu nedir?
_Mektup doktor bey.
_Kim gönderdi bunu?
_Geçen gün gelen hasta var ya o!
_Hangisi radyocu olan mı?
_Evet o.
_Tamam sağol..
Sevgili doktor
Beni rencide ettiniz. Ve ben açıkçası bunu sizden beklemiyordum, insanlara hasta olduğumu söylüyorsunuz. Onlarla konuşmaya çalıştım fakat hiçbiri dinlemedi. Tam konuşmaya başlarken acele laflar edip gitmeleri gerektiğini söylüyorlar. Sanırım size daha çok inanıyorlar. Önemsiyorlar da üstelik. Bir defasında şizofren dediğinizi duydum. Sonra anlayamadığım bir sürü şey. Siz anlattıkça, onlar kafalarını sallıyorlar. Sınıfta ön sıralardaki çocuklar gibi.
Kahretsin!..
Haklı olamazlar. Onlara nasıl zarar verebilirim? Onlar yaşamıyor doktor! Türkü söylediklerini duymadım inanabiliyor musun? Âşık olmuyorlar, uykusuz geçirdikleri bir tek gece yok.
Tanrı'yı bu şehirde istemiyorlar!
Bu arada iş için gönderdiğim başvuru formlarına referans olarak, IRA, ETA, HAMAS yazmamı garip karşıladınız. Ben akşam çayımı bazen Bask'ta, bazen Şili'de, Somali'de, İskoçya'da içiyorum. Bunun adı dostluktur doktor.
Sınırlar yürümesini bilmeyenler içindir.
Kabul, bunlar gibi iyi bir vatandaş olamadım. Ama siz bürokrasi kuyruklarının mutsuz kölelerisiniz.
Zavallılar! Şimdi yerlerinizi değiştirin, yeni oyunlara hazırlanın.
Geveze tanrılarınız yeni bir perde istiyor.
Sizi elimde simitle izleyeceğim. Gazoz içeceğim koşuşturmalarınıza. Seçmeme hakkınız aklınızdan bile geçmeyecek.
Evet bayım bazı şeyleri anlayamadığım doğru...
Haftanın üç günü, iş dönüşü uğrayıp kuaförden aldığınız karınızın yanında duran, avlanmayı, sürü beklemeyi şu küçük tüylü yaratığı niçin yanınızda tuttuğunuzu anlamıyorum örneğin. Bir gecelik aşkun, kirli şehvetin, sarhoş sevişmelerin genç kızların rahimlerinde bıraktığı ceninlerin, yaşlı bir kokananın kırışık cidine sürülmesini anlamıyorum. Tayland'lısekiz yaşındaki yoksul köylü kızların kasıklarındaki Batılı sancıyı anlamıyorum. Ağızlarında Tanrı sözleri, emek sömürücüsü, ucuz işgücü avcısı insanların Tanrı'yı mali danışman olarak görmelerini de anlamıyorum. Ve bunları anlamadığım her gün büyük şölene biraz daha yaklaşıyoruz. Apaçiler'in, Güney Afrikalılar'ın Harlemli zencilerin, Lübnan ve Peru'lu gerillaların katılacağı devrim şölenine.
O gün orada olacaksınız doktor. Avuçlarınız terleyecek, saygıyla titreyeceksiniz. Ezilmiş halkların ağırbaşlı düğün çoşkusunu göreceksiniz.
Sizi reddediyorum doktor!
Hakkımda hiçbir yargıda bulunma hakkına sahip değilsiniz. Akademik kariyeriniz değil, yürreğiniz yetmiyor. Kıçınızı serdiğiniz o deri koltuğunuzu ve bağıl değerlerini reddediyorum! Hayatı tanımlamaya ilişkin ortaya koyduğunuz ekonomik temelli yaklaşımların tümünü reddediyorum!
Kapital ahlâk kahrolsun!
Geride kalanları beklemeliyiz doktor, düşenleri kaldırmak zorundayız.Banka mevduatlarına hapsedilmiş umutlar ancak ihanettir.
Biz varlığımızı armağan paketlerine koyanlarız. Düşünsenize, küçükken anlamadığımız yeminler savurup, varlığımızı varlığınıza, Türk varlğına armağan ettik. Ağabeylerimize, efendilerimize, vakıflara, derneklere, sonra bütün kente.
Tüketildik bayım, çarçur edildik. Film izlerken yenilen patlamış mısırlar gibi.
Şimdi reddediyoruz.
Sahte kutsalları, kudurgan şehvetleri.
Ben bir iç tehditim doktor, dış ülke parmağıyım, birlik ve beraberliğe en çok ihtiyacınız olduğu dönemde ortaya çıkan belayım, fitneyim. Artık kâbusunuzum doktor. Arabaniza üşüşen selpakçı çocuğum, büronuza gelen, leş gibi kokan işçiyim, mahallenize nereden dadandığı belli olmayan deliyim.
Bir gün buradan çıkacağım. Yüz yüze geleceğiz. Bakışlarınızı kaçıracaksınız. ben size alaylı gülümsemeyle bakacağım. Sizi umursamayacağım, denildiğinizi fark edeceksiniz.
Şimdilik bu kadar, yine yazacağım. Meryem'in oğlu İsa geldi. Sanırım şoktan yeni çıkmış, çok sessiz.
Hoşçakalın bayım.
Beni unutmayın.
Tarık Tufan/ Kekeme Çocuklar Korosu
