Hasan Âli Yücel'in Duası
Seçim sıralarında İzmirliler, millî türkülerle Kırbelini Ali dayı türküsüyle milletvekilleri bulunan H. Âli Yücel'i içten bir tezahüratla karşılamış ve uğurlamışlardı. Bay yücel, o gün halkın kendisine gösterdiği teveccühten fevkalâde mütehassisti. Ankara'ya, evlerine geç vakit dönebildiler. Vekil-i âli çok heyecanlı idi. Odasına yavaşça girdi. Baktı, oğlu Can'la, kızı Canan uyuyordu. Fakat onu çoktan ilgilendiren şey, ne ev, ne bark, ne de evlâd ü ayal idi. O, bambaşka şeyler düşünüyor, sarsıntılar geçiriyordu. Şimale dönerek -çünkü kıbleyi çoktan değiştirmişti -tıpkı tekkede olduğu gibi iki dizinin üzerine çöktü. Yücel şöyle yalvarıyordu:
Canı cananı bütün varımı alsın da Huda,
Etmesin] tek makamımdan beni dünyada cüda!
Bunu tekrar" tekrar söylüyordu. Ansızın gaipten bir şada, bir nida işitti!.. Bu ses ona: "Ey sadık kulum! Sen daha âli, daha yüksek makamlara lâyıksın!" diyordu. Yücel hemen secdelere kapandı; bayıldı.
Sabah olup da ayıldığı zaman baktı ki kapısının önünde her zaman emrine amade bulunan vekillik otomobili yok. Yücel şaşırdı ve işte o zaman gazetelere, radyolara kadar akseden meşhur sayıklamasına başladı: "O vekil ben miyim, ben değil miyim?".
Not: Rahmetli Mareşal, Demokrat Parti'nin kuruluşu sırasında: "Memlekette komünistliğin alıp yürüdüğünü, bu hususta Halk Partisi Maarif Vekillerinden birini ikaz ettiğini söylemiş, bunun üzerine o zaman Maarif Vekili bulunan Hasan Âli Yücel iktidar gazetelerinde ve Devlet Radyosunda "O Vekil ben miyim?" diye Mareşal'den sormuş, rahmetli Kenan Öner de "Evet, o Vekil sensin" demiş, iş mahkemeye intikal etmişti. O zamanlar Oner-Yücel davası diye ortalığı dolduran mesele böyle başlamış, K. Öner davayı kazanınca Yücel, Vekillikten düşmüştür. İşte bu fıkra o sırada kaleme alınmıştır.
--------------------------
Küçük Küçük, Kibar Kibar Hırsızlıklar
Bakkaldan bir şey alıyorsunuz. Ekseriya yanınızda bozuk para bulunmaz. Bakkal da, "bozuk yok" diye asgarî 35 kuruş noksan verecektir size. Sebzecisi de, kasabı da öyle...
Paranızın üzerini kazara sayıp eksik aldığınızın farkına varır, her gün tekerrür eden bu kırım kırım hırsızlığa kızar da yüzünüz kızara kızara paranın üstünü isterseniz, alacağınız cevap, verdiğiniz para kadar hazır ve peşindir: "Efendim, bozuk para yok." Bu sefer sanki kabahat sizde imiş gibi siz bozulursunuz. Hele kalabalık yerlerde, meselâ sinemalarda, o gişelerde o küçük küçük bayancıkların bu işte hünerlerine diyecek yok!
Millet gişelerin önünde kuyruk olmuş bekliyor. Artık o kadar adamın içinde şakır şakır para sayıp, "bayan 35 kuruş eksik.." diyemezsiniz ya. Haydi 35 kuruş ne olacak diyelim... Teklif mi var... Ama siz bir kuruş noksan verdiniz mi bilet kesilmez...
Amerika'da bunun istatistiğini yapmışlar. Neticede bu noksanlıklar %80 garson ve gişe memurlarının lehine imiş. Demek ki bu işte yanılmadan ziyade, bir kasıt var. Büyük küçük, damla damla, hırsızlık ve hırsızlardır bunlar...
Aynı zihniyette ve karakterde olan insanları, daha büyük işlerin başına koyun, iş hacmine ve istismar sahalarına gore bunların hırsızlıkları da artar...
---------------------------------
Sayın Bayanlar ve Köpekleri
Yenişehir'de dikkatle dolaşan bir kimse belki insan kadar köpek görür. Her bayanın yanında bir köpek? Apartman katlarında köpek... Balkonlarda köpek... Hem de ne köpekler... Koca koca kurt gibi erkek köpekler...
Bu köpekler bayanlarına kocalarından çok daha sadıktırlar. Bayanların köpeklerine karşı hissiyatları da öyle... Kocasız dururlar köpeksiz duramazlar.
İstatistik Genel Müdürlüğünden bir ricamız var. Gelecek nüfus sayımlarında cetvellere bir hane daha açılsın. Çocuklardan orijini köpek olanlar bir tarafa, insan olanlar diğer tarafa yazılsın. İşte o zaman çocukların Ankara Radyosunda neden kopiller gibi havladıkları daha iyi anlaşılır.
Serdengeçti'nin nüktelerini bu başlığa ekleyebilirsiniz