Sustur beni, kes şu lisânı...
Bir âhenk olayım, cihânın sığdığı tetreyiş olayım... Elsiz ayaksız, isimsiz sıfatsız, kayıtsız vâdesiz köpürüp taşayım.
Yetişmiyor bu lisan, sığmıyorum dünyâya... Sığmıyorum kendime. Aç şu kapıları, çöz şu zincirleri... Bırak da cihâna çıkışlar yapayım. Bırak da gönülden hamleler kılayım.
Gitmek istiyorum. Ayak değmedik, kuş uçmadık, sel geçmedik, yel esmedik dünyâlara gitmek istiyorum.
Zâhidâne cünbüşler burda kalsın. Şekiller, sûretler sizlerin olsun. Bırakın gideyim. Merâmın kelâmın el pençe durduğu, sevdânın biricik ibâdet olduğu dünyâlara gideyim. Bir titreyiş olayım, bir âhenk olayım. İsimsiz sıfatsız, renksiz şekilsiz tek soluk olayım. Olayım Allahım! Senin olayım!
Kankırmızı sehere yüz vermedim. Sırma renkli güneşe: Gel evime! demedim.
Saz benizli mehtaba hiç de gönül çekmedim.
Seni gördüm, seni sevdim, ey gönlümün perisi!
Doldum ama taşmadım, taşdımsa da coşmadım, cilve işve kör düğümmüş, sıkıştırdım açmadım.
Zemin aşık, zaman aşık, ben aşık... Yola düştüm yaralandım.
Sana vardım, sende kaldım, ey gönlümün perisi!
Ün mü diledim, sevap mı istedim, şan mı bekledim?
Ayıbım çok... Günah tepemden aşkın. Kulum ben. Kul çulhası eğri gerek.
Dillere düşenim, kemlikte sürçenim, haram sudan içenim.
Veli değil, deliyim ben. Del'olana zincir gerek. Zincir zindan, timar gerek...
Razı mısın, bana mecnun desinler? Senden uzaklara düşeli, günüm gecem hep yolculuklarla geçiyor. Dağ demiyor, tepe demiyor, yürüyor, yürüyorum. Sırtımda ne de çok ağırlığım varmış. Hepsinden evvel kunduralarımı atayım dedim. O zaman da ayaklarımı taşlar kesti. Ama ziyanı yok... bu acı, içimdekini yavaşlatıyor.
Ben geceyim, gün isterim. Ben ateşim, kül isterim.
Ben şiirim vezn isterim.
Ben derdliyim, şifâmı ver. Parça değil tam isterim.
Tükenmişim, çâremi bul. Bütünlenmiş can isterim.
Dağılmışım, topla beni. Pâre pâre kılma beni...
Gövdem başım nerde bimem... Merkez mihver baş isterim.
Ecel yakın, destur gerek... Destur deyip yol isterim