Kırgızistan’da sular durulmadı… 20 Nisan 2010 Salı 13:24
Kırgızistan, büyük bir alt üst oluş yaşadı.

İktidara karşı başlayan ayaklanma başarıyla sonuçlandı. Ancak Kazakistan’da sular durulmadı. Kazakistan’da neler oluyor, bundan sonra nelere gebe?
İşte bu ve Kazakistan’a ilişkin bilmek istediklerinizi TAZA Din Hareketi Lideri Albay Cumay Suyunaliyev ile görüştük. Suyunaliyev’in söyleşisi gerek Kazakistan’da yaşananlar ve gerekse de bölgede bundan sonra meydana gelecek gelişmelere ışık tutacak.
Söyleşide katkıları olan Avukat Ali Rıza Yaman’a teşekkürlerimizi sunuyoruz…
İki hafta önce yaşanan Kırgızistan olaylarını ve bugünkü Kırgızistan’ın durumunu AVAZTÜRK için değerlendirir misiniz Sayın Başkan?..
6,7,8 Nisan olayları ile bildiğiniz gibi Bakıyev hükümeti devrildi ve yerine “geçici hükümet” diye adlandırılan Kurultay geldi. “Kurultay”, bütün muhalefetin birleşerek oluşturduğu bir güç birliğinin adı. Şu ân iş başındalar ama, bugün dahi Kırgızistan’da işlerin düzelmesinden ziyâde ayrılıklar derinleşerek devam ediyor. Geçici hükümetin önceden birbiriyle de muhalif durumda olan insanlardan oluştuğunu düşünürseniz, şu ân içinde bulundukları durumun onlar için ne denli zor olduğunu anlayabilirsiniz. Meselâ Atanbayev geçtiğimiz günlerde Türkiye’deki açıklamasında “biz Türkiye’deki sistemi alacağız” şeklinde sözler sarfetti. Bu da gösteriyor ki, geçici hükümet, aslında ne yapacağını bilmeyen bir hükümet! Dolayısıyla adı üstünde bu bir “geçici” hükümet; kalıcı değil. Şu ân itibariyle gelişmelere vakıf değiller.
Kırgızistan’ın iç şartlarını göz önüne alırsanız, geçici hükümetin Kırgızistan’ın geneline hâkim olamayacağını da anlarsınız. Meselâ şu ân Kırgızistan’ın Güneyi’nde Özbekler durumu fırsat bilip ayrı telden çalarken, Kırgızlar da muhalefet olarak birbirleri içerisinde çekişmekteler. Kuzey’e döndüğünüzde ise, hükümeti oluşturan partiler görev paylaşımında, görev alımında birbirleriyle çekişme içerisindeler. Misâl vermek gerekirse; Gümrük Bakanlığı, diğer bir ifâdeyle gümrük işlerinden sorumlu müdürlük, şu âna kadar dört farklı parti arasında el değiştirdi bile. Buradaki yetkililerin dün itibariyle söyledikleri şuydu; “şu ân için sadece Roza Otunbayeva’nın adamları gelmedi”, biz şimdi de onu bekliyoruz. Yani sabah erken kalkan “görev alma” derdinde. Aynı durumu belediyelerde de görebilirsiniz. Belediyelerde de “senin adamın olmayacak, benim adamım olacak” çekişmeleri mevcut.
Ayrıca daha iki gün önce Bişkek’e yakın Sokulu şehrinde gösteriler oldu. Bişkek içinde gösteriler oldu. Meselâ burada “40 Aşiret” diye adlandırılan bir kesim var, burada toplantılar yaptılar ve onlar da iktidardan pay istiyorlar.
İktidarın devrilmesine sebep olan kitleler doğan bu neticeden memnun değiller. Zira, devrik iktidarın yerine gelen bu insanlar da, öncesinin devrik iktidarlarının üyeleriydi. Öncesinin devrik iktidar mensupları tekrar hükümete yerleşmiş oldu. Özetle burada halkın genel olarak dillendirdiği soru şu: 2.5 milyon nüfusa sahip Kırgız’ın, bir günde 100 ölü vermesine değdi mi?.. Yığınların verdiği cevap, değmediği yönünde… Bu sebeple hoşnutsuzluk, memnuniyetsizlik artarak devam ediyor Kırgızistan’da. Yani devlet adına, sistem adına, kurum adına Kırgızistan’da oturmuş herhangi bir şey yok.
Bunun yanında söz konusu ayaklanma sonrasında Kırgızistan’da farklı muhalefet anlayışı oluşmaya başladı. Daha önce resmi bir tabela altında kendisini ifade etmeyen, fakat Kırgızistan’ın gerçek muhalefetini temsil eden insanlar, bugün toplum önüne çıkmaya başladılar. Bunlardan en önemlisi TAZA DİN Hareketi.
TAZA DİN Hareketi Güney’de de, Kuzey’de de oldukça güçlü bir hareket. Dün itibariyle (17 Nisan 2010) TAZA DİN Hareketi, Afgan Gazileri Vakfı ile birleşerek kendi aralarında bir protokol imzaladılar. Ve şu ân siyasî bir parti adı altında da mücadelelerine devam edeceklerini açıkladılar. Bunu da ilk olarak size ve sizin vesilenizle Türk Kamuoyuna haber vermiş olayım. Önümüzdeki bu altı aylık geçici hükümet süreci içerisinde şunu açıkça söyleyebiliriz: Şu ân herkes gömülü olan silahlarını çıkarmış durumda ve ellerindeki bıçaklarını da bileylemekle meşgul. Yani devrim devam ediyor ve gerçek devrim daha neticelenmedi. Şu ân mevcut olan hükümetin yaptığı, önceki hükümeti devirmekten ibaretti. Ancak şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki, eğer böyle giderse Kırgızistan, devirenleri devirecek bir devrime gebe! Eğer bu gerçek bir devrim olursa, devrim, Kırgızistan’dan başlayarak bütün Orta Asya ülkelerini etkileyecek bir keyfiyet arz edecektir. Şu ân için bile, Kazakistan, ülkesindeki Kırgızları toplayıp Kırgızistan’a gönderiyor. Özbekistan’da da hakeza. Kendi ülkelerinde de bir devrim sürecini başlatacak ayaklanmalardan korkuyorlar. “2005 Devrimi”nden çok kısa bir süre sonra Özbekistan’da Andican Olayları yaşanmıştı. Bu olaylarda yaklaşık 8 bin kişi ölmüştü. Özbekistan tekrar böyle bir olay yaşanmasından korkuyor. Diğer, bölgedeki ufak ve iri ülkeler, bu son devrim sürecinden dolayı bölgedeki İslâmcı hareketlerin güçleneceği kaygısı içerisindeler. Fakat, şunu açıkça ve net olarak ifâde etmek lâzım; Kırgızistan’daki TAZA DİN Hareketi şahsında Kırgız İslâmcı hareketi bölgedeki hiçbir İslâmcı harekete benzememektedir. Görünürde dahi böyle bir benzerlik bulamazsınız. Bu hareket tamamen Kırgızistan’ın iç dinamiği; lideriyle, üyeleriyle, insanlarıyla, fikriyle, maddi manevî gücüyle, tamamen yerli bir hareket. Bu özelliğinden dolayı iri devletler tarafından da dikkate alınan bir hareket. Hâliyle, önümüzdeki süreç içerisinde bu hareketin, TAZA DİN Hareketi’nin nasıl bir tavır içerisine gireceği, Kırgızistan açısından ve bölge açısından en önemli unsur olacak.
Bölgedeki hiçbir İslâmcı harekete benzemediğinizi ifâde ettiniz. Bu çerçevede hareketinizin karakteristiğini nasıl tanımlarsınız?
TAZA DİN Hareketi’nin en önemli karakteristiği, özelliği, bölgeyi gelinen tarih süreci içerisinde değerlendirmek. Meselâ bölgeyi doğrudan doğruya Türkistan adı altında değerlendirmek. Bütün bölgedeki insanları aynı ruh etrafında, Kırgızistan’dan başlayarak birleştirme ideali. Tabiî bunu da İslâm kardeşliği etrafında örgütleme kaygısı içerisinde. Bu sözlerimi, şu hakikat etrafında değerlendirmelisiniz: Buradaki TAZA DİN etrafındaki kadrolar, Türkiye’deki insanlardan daha fazla kendisini “Türk” hisseden insanlar. Ve “Türklük”ü de, katı, veya dar kalıplar içerisinde ırkî bir mevhum olmaktan ziyâde tarih boyunca İslâm’ın bayraktarlığını yapan ve yapmış ırk hüviyetinde görmekte. Yine aynı şekilde ve bu anlayış çerçevesi içerisinde Orta Doğu’ya bakışı da şekillenmekte bu hareketin.
Geçen ayaklanmada bu hareket, -söylemekte mahsur yok- iktidarı geçici hükümete vermiştir. İktidarı alma noktasında kapıdan dönmüştür TAZA DİN. Kendisine göre bir takım sebeplerden dolayı TAZA DİN iktidarı almamıştır. Geçen süre ardından bugüne baktığımızda, hareketimizin iktidarı almamasında ne kadar haklı olduğu görülüyor zaten. Zira, geçmiş iktidarda yaşanan sorunların ve şu anki geçici iktidar sürecinde yaşanan sorunlar, eğer iktidarı almış olsaydık, bu hareketin üzerine kalacaktı. Ve muhalefet de TAZA DİN Hareketi’nin karşısında olma kolaycılığına kaçacaktı. Bu değerlendirmelerden dolayı iktidarı almadık ve bu geçici zamanın nasıl tezahür edeceğini bekleme kararı aldık.
Şu ân, diğer muhalif hareketlerin yaptığı gibi TAZA DİN Hareketi de, kendi “iç oluş”una ait eksikliklerini giderme ve tamamlamak ile meşgul. Bu sebepledir ki çok hummalı bir çalışma süreci içerisindeyiz. Burada kendisi muhalif hissen veya mevcut geçici iktidarın murada uygun olmadığını düşünen herkes bir takım yeni arayışlar içerisinde. Bu bazen ittifak oluyor, bazen cepheleşme tarzında oluyor, bazen zımnî destekler oluyor. Fakat kesin olan şu ki, geçen hükümet zamanında muhalif olan bütün partiler bugün iktidarda. Ancak yine bugün muhalefette farklı aktörler var. Ve bunlar, bugüne kadarki Kırgızistan siyasetinde pek alışık olmadığımız insanlar ve alışık olmadığımız söylemler içerisinde hareket ediyorlar. Bu da burada en dikkat çekici durum.
Yaşanan ayaklanma sürecinde TAZA DİN Hareketi’nin ne gibi bir rolü olmuştur?
Daha öncesine dönersek; üç-dört ay öncesinde Birleşik Halk Kurultayı toplanma kararı aldığında TAZA DİN Hareketi’ne de teklif yapmışlardı. TAZA DİN Hareketi, önceki iktidarda yer alan ve yine yolsuzluklarla anılan bu muhalefet gruplarıyla aynı kadrajda görünmemek için bu teklifi kabul etmedi. Ama, mevcut düzene, mevcut iktidara karşı zımnî destek vereceğini söylemişti. Birleşik Halk Kurultayı, TAZA DİN Hareketi’nin gücünün farkında. Tabi diğer yandan GAZİ VAKFI üzerindeki TAZA DİN Hareketi’nin etkisini de biliyorlar. Daha önce TAZA DİN Hareketi ile GAZİ VAKFI ortak bir deklarasyon yayınlamışlardı. Söz konusu deklarasyonla birlikte artık beraber hareket edeceklerini bildirmişlerdi. Kırgız medyasında da geniş yankı bulmuştu bu toplantı. GAZİ VAKFI bildiğiniz üzere, Kırgızistan’daki -ve bütün eski Sovyet ülkelerindeki- tek ve en büyük askerî örgütlenme. Bu çerçeveden baktığınızda bir çok şeyin anlaşılabileceğini düşünüyorum.
Bu kısa izahtan sonra 6-7-8 Nisan olaylarına gelecek olursak; iktidarın devrildiği ve çatışmaların en yoğun olduğu gün olan 7 Nisan’da Hükümet binalarından halka karşı silah kullanılması üzerine, hükümete mukavemet eden halkın önünde yer alan örgütlü güçler TAZA DİN Hareketi güçleriydi. Devrimin kırılma ânında görevlendirilen gönüldaşlarımızdan ikisi şehid oldu. Ağır yaralılarımız da var ve ikisinin durumu ciddi. Hatırlayacaksınız; Başkanlık Sarayı olan Beyaz Saray’a halkın girmesinin engellendiği sıralarda bir Panzer ve bir de kamyon sarayı çevreleyen bahçenin kapısına dayanmış ve kapıyı kırmışlardı. Kapıyı ilk kıran Panzer’deki gönüldaşımız Celil Murgeziyev ilk şehidimizdir. Kamyonu kullanan gönüldaşımız da ağır yaralı. Hükümet binasını çevreleyen parmaklıklarda yanan panzer ve kamyonu ve onlara açılan ateş görüntülerini hatırlarsınız. Açılan yoğun ateşe ânında karşılık veren silahlı militanlarımızdan Kanatbeg Çındışıf da o sıralarda şehid oldu. Bu gönüldaşlarımızın da içinde bulunduğu silahlı gruplarımız, hükümetin mukavemetini kıran tek güçtü. Bunları şu ân iktidara yerleşen Birleşik Halk Kurultayı’nı oluşturanlar da biliyorlar hâliyle. Örgütlü olarak kitleye önderlik eden militanlarımızdı. Hükümet Sarayına giren, Parlamentoyu ele geçiren, hükümet televizyonlarına ve merkezî belediye binasına ilk giren TAZA DİN Hareketi militanlarıydı. Bütün bunların ardından daha sonra, ayaklanmadan sonra, bugüne kadar devam eden, etmekte olan en kritik görevi yine GAZİ VAKFI ile beraber TAZA DİN Hareketi üslenmiştir: Şehir eşkıyalarına karşı sokaklarda ve caddelerde güvenliği Bişkek başta olmak üzere bir çok bölgede TAZA DİN Hareketi’ne bağı militanlar yerine getirmiştir.
Az önce ifâde ettiğim “iktidarın kapısından döndük” sözünü tekrar edeyim. Adetâ kendi hareket kabiliyetini ve gücünü test etmeye de fırsat veren olaylardan sonra TAZA DİN Hareketi merkeze girmeyi ertelemiştir, ama, muhiti de terk etmemiştir, kuşatmıştır. Şu ân, Kırgızistan genelinde, özellikle belediyeler, valilikler ve polis teşkilâtı olarak baktığınızda TAZA DİN ve GAZİ VAKFI üyeleri bir çok yerde şu ân görev başındadırlar. Ve kendi “iç oluş”larını, kendi eksikliklerini hareket içerisinde gidermeye çalışmaktalar.
Yani, şunu açıkça söyleyebilirim: TAZA DİN Militanları’nın gösterdiği pervasızlık, cesaret ve kararlılık olmasaydı, bu ayaklanma neticelenemezdi! Kaldı ki, karşı taraf adına, hükümet için mukavemette direnen silahlı güçleri en son olarak etkisizleştiren de TAZA DİN Militanlarıdır. Onlarla görüşme sağlayarak, bir anlaşma zemini kurarak, TAZA DİN Hareketi militanlarının kontrolünde oluşturulan güvenli bir koridorla Devlet Başkanlığı sarayını terk etmişlerdir. Ve Devlet Başkanlığı Sarayı’na ilk girenler de böylelikle Afgan Gazileri Vakfı ile TAZA DİN Militanları olmuştur.
TAZA DİN Hareketi olarak muhalefet gruplarına bakışınız nedir? İsim sayacak olursak Atanbayev, Otunbayeva, Sarıyev, İshakov… Kendileriyle bir temasınız var mı?
Tabiî, tabiî… Ancak, daha önce, kurultay oluşumu süreci için söylediğim gibi, TAZA DİN, bu insanlar daha önce devlette görev aldığından dolayı zaten bilinen şahıslar ve içlerinden bazıları benzer bir ayaklanma ile iktidardan uzaklaştırılmış şahıslar. Dolayısıyla bu insanlar “yeni” insanlar değil. Ve yeni bir şey getirecek keyfiyette de değiller. Haliyle halk da biliyor bu insanların ne olduğunu. Fakat, mevcut sistem içerisinde halkın başka bir alternatifi yok. Bugün içinse bu anlaşılmıştır artık. Artık alternatifi var halkın. TAZA DİN’in bakışını belirleyen unsur bu oldu. Yani, halkın bildiği, sabıkalı insanlarla yan yana görünmekten imtinâ ediyoruz. Mevcut iktidarı aşan olumsuzluklar gördüğümüzden destek vereceğimizi söyledik ve desteğimizi verdik de. Şu ân itibariyle ise, sistem aynı olduktan sonra, şahısların birinin gidip diğerinin gelmesi TAZA DİN için çok birşey fark etmiyor. Çünkü TAZA DİN bu ortamda topyekun bir sistem ve rejim mücadelesi vermekte. Yani mevcut sisteme karşı alternatifiyle bir mücadele yürütmekte. Yani şahısların değişmesine bağlı değil TAZA DİN Hareketi. TAZA DİN’in anladığı devrim, “filânca şahıs gitti, falânca şahıs geldi” gibi bir anlayışla gerçekleşen “devrim” değil. Biz bir Fikir Hareketiyiz. İdeolojik keyfiyeti olan bir hareketiz. Düzene karşı da alternatifi olan bir hareket. TAZA DİN Hareketi’ni değerlendirirken böyle değerlendirmek lâzım. Dolayısıyla şahısların “iyi”liği veya “kötü”lüğü değildir sözkonusu olan; şahısların ne getirip ne getirdiğidir önemli olan. Bu açıdan bakıldığında, bugün iktidara gelen insanların, -iyi niyetli de olsalar- devrilen Bakıyev hükümetinden farklı bir şey getirebilecekleri bir pozisyonları yok. Bakıyev hükümeti de sağa-sola elini açıyordu “bize yardım edin” diye, sizin de takip ettiğiniz gibi mevcut yeni hükümet de elini açıyor. Yani “devrim”den anladıkları bu. Dün Bakıyev Türkiye’den para istiyordu, bugün de Atambayev istiyor. Dün Bakıyev Amerika’dan istiyordu, bugün de Otanbayeva isteyecek. Yani, TAZA DİN’in muhalefete bakışı bu çerçevede.
TAZA DİN Hareketi’nin Amerika ve Rusya’ya bakışı?
TAZA DİN, akl-ı selimin icab ettirdiği gibi, bölge ülkeleriyle yürütülecek ve yürütülen işbirliği çerçevesinde meseleye yaklaşmakta. Şunu hangi mantık kabul edebilir? 10.000 kilometre öteden gelen kişiyi dost belleyip, hemen yanıbaşınızdaki arkadaşınızını da düşman belleyeceksiniz? Bu mümkün değil! Yani TAZA DİN, uluslar arası ilişkilerde tabiî ki dengeleri gözeterek ve ülkenin menfaatlerini ön plâna alarak bir bakış açısı geliştirme ve bu doğrultuda hareket etme düşüncesinde. Ama şu bir gerçek ki, TAZA DİN, İslâm kardeşliği içerisinde bütün dünya Müslümanlarına bakarken, herhangi bir İslâm ülkesinin Kırgızistan üzerinden yerle bir edilmesine de sessiz kalamaz, izin vermez! Amerika’yla ilişkilerde şahsiyetli bir ilişki tercih edilmekle beraber, Amerika’ya, Afganistan veya diğer bir başka İslâm ülkesini Kırgızistan’ı kullanarak vurdurulmasını zaten hiç düşünmemektedir. Sorunuzu bu çerçevede soruyorsanız eğer, TAZA DİN, ülkesi kullanılarak özellikle İslâm ülkelerine saldırma niyetlisi düşman bir güce bu fırsatı tanımayacaktır! “İlişkiler”i de bu seviyede algılamıyor. TAZA DİN’in düşündüğü ve tatbik ettiği ilişki anlayışı, her ülke ile şahsiyetli bir ilişkidir, eşit seviyede bir ilişkidir. Çünkü bizim nüfusumuz az ama, önemli bir ülke. Ve kendi kaynaklarımız da oldukça fazla. Bizim yer altı-yerüstü kaynaklarımız zengin. Ülkemizin tarım alanları ve diğer kaynakları, ülkemiz gibi on ülkeyi besleyecek seviyede. Eğer ülke doğru bir sistem ve doğru bir rejim ile idare edilirse. Şunu söylemekte fayda var; tabiî ki bizim partner olarak menfaatimiz açısından seçeceğimiz ilk ülke Rusya’dır. Onun dışında komşularımız Kazakistan, Özbekistan, din ve ırk birliği içerisinde olduğumuz kardeşlerimizdir. Ve bu kardeş ülkelerle olan sun’i düşmanlıkların, sun’i kırgınlıkların hemen bir günde giderilebileceğini ve kardeşlik anlayışı ve hukuku çerçevesinde kalıcı ve sağlam ilişkiler kurulabileceği inancı içerisindeyiz. Kesinlikle bu ilişkiler kurulacaktır da!
Kırgızistan hakkında söylediğiniz bir çok hususu Türkiye’nin içinde bulunduğu durumla benzerleştirmek mümkün; stratejik konumu, yer altı ve yerüstü kaynaklarının zenginliği ve komşularıyla ilişkileri. Aynı zamanda Türkiye ile doğrudan ilişkisi olan tek muhalif hareketsiniz… Bu benzerliklerden yola çıkarak Türkiye Cumhuriyeti’nin mevcut hükümetinin Kırgızistan’daki olaylar karşısındaki tutumu hakkında neler düşünüyorsunuz?
Şunu açıkça ifâde etmeliyim ki, Türk Hükümeti’nin Kırgızistan’daki partnerleri yanlış insanlardır! Türkiye Hükümeti’nin buradaki partnerleri, Türkiye’nin menfaatini değil de, daha çok Amerika menfaatine çalışan insanlar. Oradan nasıl görünüyor bilemiyorum ama, buradaki aydınlar, siyasetçiler ve şahsiyetli Kırgızlar, Türkiye’nin buradaki partnerlerini aslında pek sevmiyorlar. Fakat, bugüne kadar alınacak bir tavrın, sanki Türkiye’ye ve Türk insanına karşıymış gibi algılanacağından, böyle görüneceğinden dolayı bu insanlara büyük tepkiler göstermediler. Ama, şunu size rahatlıkla söyleyebilirim ki, bundan sonra Türk Hükümeti’nin buradaki partnerleri, özellikle Fetullahçılar, artık rahat edemeyecekler! Çünkü yeni hükümet ve yeni hükümet içerisindeki genç kadrolar -“yeni hükümet” derken, hükümeti oluşturan partilerden bahsetmiyorum aslında- bu genç kadrolar, vatansever-inanan kadrolar, bugün bu tehlikenin farkındadırlar. Siz de önümüzdeki günler içerisinde bunu duyacaksınız, artık bu yanlış partnerler daha sıkı takip edilecekler bu kadrolar tarafından. Burada TAZA DİN Hareketi olarak da bizim istediğimiz, Türkiye’ye, gerçekten Türkiye’ye dost olan ve Türkiye’nin dostluğunu isteyen, Türkiye’nin dostluğunu önemseyen insanların Türk Hükümeti’nin partneri olmasıdır. Türkiye’nin ifâde ettiği potansiyel çok büyük! Buradaki etkinliği de çok fazla. Ama bu etkinlik maalesef Türkiye’nin lehine yontulan bir menfaat değil, başka iri devletlere yontulan bir menfaat olarak karşımıza çıkmakta. Türkiye bence bir ân önce bu meseleyi ele alıp hassasiyetle konunun üzerinde durmalıdır.
avazturk.com