Sizce Başbakan Adnan Menderes Gibi Hata Mı Yapıyor?

Başlatan: Miralay Tarih: 04.06.2013 23:00 Cevap: 91

MI
04.06.2013 23:00
#1

Son bir haftadır sizinde bildiği üzere ülkenen özellikle büyük kentlerinde sözüm ona bir isyan dalgası provası almış başını gidiyor.

Olayların nasıl ve ne şekilde geliştiğini herkesin bildiğini varsayarak bir daha bahsetme gereği duymuyorum.

İnsanın aklına gelmiyor değil, acaba Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Rahmetli Adnan Menderes'in yaptığı hataları tekrar mı ediyor?

Tarih tekrardan tekerrür mü ediyor diye insan kendine sormuyor değil...

Zaten gösteriler çığrından çıktıktan sonra, göstericilerin birinci amacı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı Başbakanlıktan düşürmektir,

Bunu açık açık yazmakta ve dile getirmekte beis görmüyorlar....

Birden gözümde Üstad'ın Necip Fazıl Kısakürek kitabı gözümün önünde canlandı...

Zaten az çok Adnan Menderes'in hayatını bilenler, onun aynı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan gibi, hizmetleriyle ön plana çıkmış ama malesef Üstad'ın değişiyle "fikirsiz gayret" ona gerçekten bu ülkede iktidar olma şansı vermemiştir.

Sonunda da, o kadar kolladığı ve titizlikle bu memlekete hizmet ettiği için çapulcular tarafından iktidardan uzaklaştırılmıştır...

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da, bol bol Rahmetli Adnan Menderes'in hayatını okuması gerekiyor...

Özellikle de, bu alandaki "Benim Gözümde Menderes" isimli Üstad kitabını hayatına enpoze etmelidir.

Adnan Menderes'in yaptığı "fikirsiz hamle" leleri yapmaması gerekir.

Darbeden belli bir süre önceki meşhur 555K eylemini az çok herkes bilir.

Son olan olaylar o istikamette değil fakat, başbakanın her olaya karşı uyanık olması ve hiç zaman yüzde 50 oy aldı diye kendisine de tabirimi mazur görün, bu çalışmalarda çok güvenmemesi gerekir.

Son olarak Şeyh Edebali Hazretleri'nin Osman Gaziye nasihatinden bir bölümle konumu bitirmek istiyorum.

Güçlü, kuvvetli, akıllı ve kelamlısın. Ama bunları nerede ve nasıl kullanacağını bilmezsen sabah rüzgarlarında savrulur gidersin.. Öfken ve nefsin bir olup aklını mağlup eder. Bunun için daima sabırlı, sebatkar ve iradene sahip olasın!.. Sabır çok önemlidir. Bir bey sabretmesini bilmelidir. Vaktinden önce çiçek açmaz. Ham armut yenmez; yense bile bağrında kalır. Bilgisiz kılıç da tıpkı ham armut gibidir. Milletin, kendi irfanın içinde yaşasın. Ona sırt çevirme. Her zaman duy varlığını. Toplumu yöneten de, diri tutan da bu irfandır.

Sizce Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Adnan Menderes gibi, olmaması ve gerçekten tam anlamıyla iktidar olması için Üstadca neler yapması gerekiyor????

04.06.2013 23:58
#2

Menderes devrinde her şey çok güzel gidiyordu fakat ordunun içi pek bir vahimdi. O yüzden de toplumsal hareketler karşılığını askerî ihtilal ile buldu. Fakat bugün ordu da sağlamdadır artık. Bu yüzden cumhuriyet mitingleri, gezi parkı olayları, vs. ne olursa olsun bir karşılığı olmayacaktır. 11 senenin patlamasını yaşıyorlar. Normaldir. Bu bir süreç. Başbakanın son açıklamalarında dediği gibi, birkaç gün sonra etraf durulur.

 

Gül, Arınç, Bahçeli, vs. yatıştırıcı yaklaşıyorlar. Erdoğan yatıştırıcı yaklaşmıyor, dik duruyor, geri adım atmıyor fakat o da bir açıdan haklı çünkü haksızlığa uğrayan birisi var ise o da kendisi ve seçmenleri. Bu yüzden hem haksızlığa uğra hem geri adım at, olmaz. Ben başbakanımızı taktir ediyorum. Allah devletimize, milletimize, başbakanımıza, polisimize güç ve sabır versin.

 

Yeni Anayasa, Barış Süreci, dünya çapında kalkınan ve büyüyen Türkiye, tarihimizle ve dinimizle yüzleşip barışmamız, ortadoğunun liderliğine doğru gitmemiz, şeriata daha da yaklaşmamız, cuntacı kemalistlerin yargılanması, Osmanlı hanedanı şehzadelerinin ortaya çıkması ve hatta siyasete yeltenmeleri, Atatürk'ü Koruma Kanunu'nun ve inkılapların tartışılmaya açılması, tekke ve zaviyelerin kapalı olmasının sorgulanması ve daha birçok mühim tekâmül olayları gerçekleşmektedir. Herhangi bir İslamcının önderliği ile bu süreçler bir özgüven ile başlayamazdı, ancak Recep Tayyip Erdoğan gibi birisi bunları ve daha fazlasını başarabilirdi. Merhum Necip Fazıl eğer görseydi rahmetli Menderes'ten kat be kat daha fazla severdi ve daha çok umutlanırdı Büyük Doğu için diye düşünüyorum.

MI
05.06.2013 00:28
#3

Sevgili Kardeşim ben bu konuda değindiğiniz bazı noktalarda sizinle hem fikir değilim.

Ak Parti aynı Rahmetli Menderes'in partisi gibi hazır bir şekilde, bedavadan bu koltuğa konmuştur.

Demokrat Parti , halkta biriken Chp düşmanlığından seçimi kazanmıştır,

Ak Parti ise 2002'de dağılan koalisyon hükümetinin başarısızlığından seçmi kazanıp buralara gelmiştir.

Recep Tayyip Erdoğan'ın bazı konularda Adnan Menderes'ten dersler çıkardığı bir gerçek, fakat ben tam olarak yaptıklarına bakıyorum da, çok fazla ders çıkardığını düşünmüyorum.

Ak Parti'ye baktığımız zaman, fikri ve ideolojik bir duruşunun olmadığını görürsünüz.

Her telden çalan insanların bu partide mevcut olduklarını görürsünüz.

Komünisti var, ateistl var, eski solcusu var, liberali var, ülkücüsü var, Milli Görüşcüsü var, var oğlu var....

Bunlar kabul edelim, bu ideolojideki insanlar, menfaatleri olmadan asla bir araya gelmeyecek insanlardır...

Ak Parti tek başına hükümetin verdiği güçle bu insanları bir arada tutabilidi, ama şunu da unutmamak gerekir, bu insanlarla birlikte ortak bir medeniyet tasavvur etmek, hayata geçirmek de imkansız gibidir.

Bir konuda birinin a dediğine, birisi kesinlikle b diyecektir.

2*2: 4 kadar net bir olgudur.....

Allah Menderes'e verdiği gibi, rakiplerini, hasımlarını, düşman ideolojileri yok etmesi için Ak Parti'ye bir fırsat verdi.

Malesef bu zamana kadar çok konuda Menderes'in yaptığı gibi, hep orta yollu halletmeye çalıştı...

Ayrıca Başbakan Recep Tayyip Erdoğan aynı Menderes gibi hizmet yaparak(yol, hastane, okul, hızlı tren, baraj v.b), ülkeyi kalkındırarak bazı şeyleri koruyabileceğini düşündü...

Unuttuğu birşey vardı, "dindar gençlik" dönüşümüne öncülük edecek bir gençlik kadrosuyla çalışmıyordu.

Fikirsiz gayret ile ancak bir yerlere kadar gidelebileceğini ama onun ötesinde asla muktedir olmadığını göstermiştir bence...

Bence bu olaydan Başbakan'ın dersler çıkarması gerekiyor, aldığı oy oranına bakarak karşı tarafı çok fazla küçümsemeden....

 

05.06.2013 00:40
#4

Fikir ile yürüyenleri gördük. 28 Şubat tecrübesi ile sonlandı.

 

Komünizme geçiş evvelinde sosyalizmden bahseder solcular.

 

AK Parti de sosyalist süreç gibi bir süreç, bu yüzden de muğlak duruyor, zemini hazırlıyor, bundan sonra asıl gayeye erişilecek. Şu anda bazılarına sert gelse de yumuşak geçişler yapıyor.

 

Erbakan ehl-i sünnet olan tarikat ehlini köşke davet etti de ne oldu? Adamlar darbe yaptı.

 

AK Parti fikirsiz gibi durabilir fakat alttan alta gayet fikirlidir. Başbakan Erdoğan, Üstad Kadir Mısıroğlu gibilerinin elinde büyüdü. O yüzden başbakandan şaşmamak lâzım.

 

11 ay sonra seçimler var. CHP'nin kendi anketlerinde bile seçimlerde AK Parti birinci çıkıyor. Bu yüzden de Kılıçtaroğlu'nun koltuğu sallantıda. Tutuştular. Karışıklık çıkarmaya çalışıyorlar ama yemezler. Sol kesim 11 ay daha sabretsinler. Ondan sonra sandıkta yine cevaplarını bulurlar inşallah!

MU
05.06.2013 14:05
#5

basbakan uslup sorunu yasiyor. Ağa gibi pasa gibi ulke yonetiyor. Her defasinda muhalefeti eziyor. Al sana en kallavi muhalefet halkın çıktı. her ne kadar kopuk kesim olsa da. Cumhurbaskani mesaj alindi diyor o da hala seçim sandiktir ben bir mesaj almadim. Akli selim tutum mu bu allah aaskina? Simdi oyle birden yurt disi gezileri Yapar Iste.

TR
05.06.2013 21:49
#6

Kısa geçeiyorum, şu zamazingo yüzünden tam da sınav zamanı dünyanın vaktini kaybettim zaten. Olayların öncesine gelirsek, Tayyip Erdoğan'ın fazla sert gittiği ve 'napıyor lan bu' dedirttiği doğru. Yalnız bu adımların önemli bir kısmı, bugün tam da onu 'Yeaa çok sert bu Tayyip' diye eleştiren radikal Müslüman ve milliyetçi-mukaddesatçı kesimin hoşuna gidecek, 'kaç yıldır iktidardasın niye yapmıyosun?' diye suçlandığı konularda atılmış adımlardı. Bu adamın üslubu bu, bu adamın tarzı hep böyle olmuştu ve bu sayede Türkiye gibi bölük pörçük, dünya kadar baş belası olan bir ülke içinde biz bugüne gelebildik. Cumhuriyet tarihinin en sorunsuz gibi duran dönemine geldik belki. Partinin tonla başarısını da, bazı yanlışlarını da saymama gerek yok. İslam'ı yaşama konusunda, isteyene iyi fırsatların doğduğuna ve 80 yıllık rüzgarın ters esmeye başladığına da inanıyorum. İslami konuda herşeyi mükemmel yapmadılar ve eksikleri mutlaka var. Fakat, kat edilen mesafeyi görmemek haksızlık olur. Birkaç yıl öncesinin en büyük davası olan başörtülü öğrenciler sorununu, kurban derisi gasplarını, hatta yavaş yavaş kamuda başörtülü çalışma mevzuunu, ne bileyim 28 şubat aktörlerinden hesap sorulmaya başlanmasını yok saymak yakışık almaz. Tam bir İslami hükümet bekleyen varsa boş beklentilere kapılmasın. Mevcut şartlar altında bekleyebileceğimiz en iyi yönetimi de bir kitle partisinden beklememeliyiz. Demiş ya miralay 'partide herkes var' diye, malesef olacak, çünkü demokrasilerde istatistikteki medyan'a oynanır. Yani en çok kişi neredeyse, en çok oyu nasıl toplayacaksan, belli ölçülerde kalmak ve yola çıktığın kimlikten ciddi sapmalar göstermemek kaydıyla buraya doğru kaymalar olur. Bunun sayesinde de parti 3 seçimdir oy arttırıyor ve şu anda başka bir alternatifle yönetilmeyi ben bir Müslüman olarak asla sindiremiyorum. Bu yüzden partinin kitlesini oluşturan asli parçalardan biri olup kendi inançlarımın ağırlığını o kitlenin içinde korumayı, marjinal çevrelerde gezinmekten daha mantıklı buluyorum. Biliyorum ki ben girmezsem, girecek olan ya kendi menfaatini kurtarmak için yamanan o 'her devrin adamı', yahut liberal-solcu-angut bilmem ne olacak. Siz bunu mantıklı bulmuyor olabilirsiniz, buraya girmeyelim, bu bir metod tercihidir.

Off lafı uzatıyorum. Şu son olaya gelirsek, Tayyip Erdoğan ilk geri adımı atar gibi olduğunda 'kazanıyoruz, düşüreceğiz' gibi bir gaz oluştu. Böyle de olacaktı, çünkü olaylar büyümeye meyyal şekilde gelişiyordu ve ben o iğrenç cuma günü yaşanmadan önce, 60 takipçili gariban bir twitter kullanıcısı olarak dahi olayların nereye gidebileceğini farkettim. Hatta çekinmeden üstü kapalı küfredecek oranda Canım sıkıldı o gün. Belliydi, gümbür gümbür geliyor ve insanlar provoke ediliyordu.

Tayyip Erdoğan'dan bir II. Abdülhamid olmasını beklememeliyiz ve onun şahsen atacağı her geri adım bu cesareti verecek. Çünkü Tayyip Erdoğan demek, bu dik duruşlu adam demek. Bu adam bu yüzden Perez'e yedi düvelin önünde posta koydu, bu direnci yüzünden öyle veya böyle İsrail'e özür diletti. Bu duruşu yüzünden de yurt dışında herkes şu an elini ovuşturuyor ya zaten. Yurt dışındaki dezenformasyonu görseniz pek çoğunuz çıldırırsınız, 1 yıldır apolitik takılırken bir anda beni militana çeviren inanılmaz bir tahrif, inanılmaz bir haknaşinaslık ve hatta devletin parasıyla burada okuyan insanların hainliği olarak niteleyebileceğim şeyler izliyorum. Şu anda enternasyonal anlamda Öyle bir üşüşme var ki, normalde 'dış devletlerin işleri' tarzlı yorumlara çoğu zaman 'yav he he' deyip geçen birisi olarak, bu hissi resmen, şahsen yaşıyorum.

Tayyip Erdoğan bazı konularda daha müsamahalı olmalı, katılıyorum fakat bu olayda geri adım atması intiharıdır, mahvıdır. Ülkecek mahvımızdır, çünkü onun geri adımı sanıyor musunuz ki kalabalıkları teskin edecek? Adınız gibi emin olun ki ters etki yapacak. Fakat onun değil de Abdullah Gül'ün, sulugöz Bülent'in yumuşatıcı adımlar atması da doğru. Böylelikle hem Tayyip Erdoğan'ın ülke itibarı için lüzumlu olduğuna inandığım imajı korunuyor, hem de iktidar belli ölçülerde gaz alıyor. Yurtdışı gezisi bir kaçma değil, daha önceden planlanmış bir organizasyon. Başbakan hem olağanüstü bir durum olmamış izlenimi vererek çok alakasız bir yere 8 bakanıyla beraber gitti, hem de ortalığı daha sükunet sahibi adamlara bıraktı ve en iyisini yaptı. Gider ayak Reuters muhabirine verdiği ayarla da, yurt dışında dezenformasyonun kralını gören şahsımı resmen zevkten on dört köşe etti.

Ha bu olay hükümete birşeyler söylüyor elbette. Birincisi Erdoğan'ın projelerini kendi fikriymiş gibi göstermekten biraz uzaklaşıp farklı iletişim teknikleri kullanması gerek. Bu kadar germemeli, 28 şubat ruhu hala içimizde, yamyam gibi tencere ayini yapıyor. Polis de her şeye ağız burun girmemeli. Dağıtma emri geldiğinde fişekleri insanların kafasına nişan alarak atan polisler el çektirilmeli. -malı -meli üslubundan o kadar tiksinirken nasıl da bu tuzağa düştüm. Neyse :) İkincisi, şu koskoca hükümetin sosyal medyada inanılmaz zaafı var. Cuma akşamı 235 kişilik facebook'umda sadece müridle ben dezenformasyona ve provokasyona karşı birşeyler yazabiliyorduk. Bu iktidarın büyük eksiği. Kol kola gezdiğim, arkasında namaz kıldığım adamlar yandan yemiş Robespierre gibi devrim naaraları patlatırken, nereye varacağı apaçık belli olaylar karşısında kimse karşı koyamadı. Hele de daha önemlisi, hiçkimse bu olayları sezemedi. Burada kendimi çok küçümseyerek söylüyorum, benim gördüğümü o Topbaş denilen adam göremedi ve iş işten geçtikten sonra tenezzül buyurarak açıklamalar yaptı. Üçüncüsü, hükümet mal gibi adamlarla çalışıyor afedersiniz. Mesela o Topbaş'ın 'biz projelerimizi anlatamadık, halbuki Taksim projesini maketlerle vb. anlatsaydık halkımız ne olacağını görecekti' demesi öyle böyle bir kepazelik değil. Ulan bugün tırnak makası üreten bir firma bile pazarlama, reklam gibi çalışmaların önemini bilirken, sen, ey koca belediyeyi, ey milyarlarca lira parayı yöneten adam, senin bu kadar gafil olma hakkın var mı?.. Uzatmamak adına geçiyorum, dördüncüsü hükümetin insana yatırımı yok. Adam gibi müslüman da yok piyasada. Hükümetin beslemesi olan onlarca aydın, hemen hep bir ağızdan polise küfrederek nefreti körükledi. Devlet otoritesini aşağılayıcı şeyler söyledi ve %50'lik bir kesimi temsil edebilen hiçbir kalem erbabı, hiçbir ileri görüşlü adam bunlara dur diyemedi. Çünkü hükümetin aydınları ya solcu, ya liberal, ya malum cemaatçi, ya da Menteş gibi yavşağın önde gideni tipler. Partinin çekirdeğine, yani hafif bir milli görüş yaklaşımına bağlı olan bir aydın kitlesi yahut münevverler tabakası yok hükümetin. Kitle partisi olmak bu aristokrat grubu oluşturmayı zorlaştırsa da imkansız değildi. Aynı olay CHP'nin başına gelse, durum çok farklı olurdu inanın. İspat isteyen 28 şubata dönüp baksın... O kepazelik döneminde aciz mi kalmışlar, daha mı arsızlaşmışlar, görün.

Neyse bu dağınık yazıyı olay sakinleşince, sınavları savınca belki toparlarım. Cevap vermemi gerektirecek bi şey yazmayın rica ediyorum, çünkü yazamam :)) Kısa mı geçiyordum ben? Afedersiniz.. Dolmuşum demek ki :)

 

HO
06.06.2013 00:57
#7

Başbakan bu "uslup" ile tabuları yıktı, zincirleri kopardı...Taksim burjuvazisinin arkasındaki abd-ing.-almanya-rusya-iran-suriye-İP-İT ve bir kısım Ahmakları görmedi mi ?

 

Tavır sadece eylemciye değil, arkalarındaki güçlere...

06.06.2013 10:19
#8

Mümin'e katılmıyorum... Trradomir, sana aynen katılıyorum...

 

O ilk gün, yani hadiselerin ilk günü sosyal paylaşın sitelerinde ne yalanlar, ne yalanlar... Adamlar eylemlerini yalanlar üzerine kurmuşlar... Bu açık bir adiliktir, dostlar... Şimdi o büyük yalanları buraya yazmayayım, gerek yok...

 

Bu süreç içerisinde Twitter belasına girmedim trradomir, ama benim de iki yüz bilmem kaç arkadaşımın olduğu face sayfamda bu yalanlara elimden geldiğince karşı koymaya çalıştım... Yahu ne aptallar var, bunlardan polis araçlarının egzozuna ıslak bez tıkayın diye yazan bile vardı ve hatta bir silahlı kalkışmadan bile dem vurdular... Aaaaaa, La Havle...

 

Şimdi... Bu Taksim Gezi Parkı, ağaç meselesi filan değil... Bu, evet bu sandıkla deviremedikleri bir hükumeti böyle alaverelerle devirme kalkışmasıdır... Niye??? Ulan bu Taksim Projesi 2011'in işi... Yıl 2013... Şimdi aklın başına geldi de bir kaç ağaç için yollara mı yığıldın??? Yahu bir kaç ağaç yüzünden ülkeyi ne hale getirdiniz... Geçelim...

 

Gelelim Başbakanın üslubuna... Aaaa güzel eylemciler, siz bu işi saf niyetlerle yaptınız... Ne güzel, arabaları ters çevirdiniz, cam, çerçeve indirdiniz... Camileri kirlettiniz... Ne istiyorsunuz güzel eylemciler... Adamı deli etmeyin, Erdoğan'a sabah akşam hakaret ediyorlar, adama demediklerini bırakmadılar, yazarı ile, aydını ile, eylemcisi ile... Adamı diktatör yaptılar, hanımına türlü hakaretler, ona oy verenlere hakaretler... Ay üslup, ay yumuşaklık, ayyyy... Hadi oradan, kimse çapulculara yumuşaklık beklemesin...

 

Medyaya bakıyorum da... İnsanın midesi kaldırmıyor... Bu kartel medyasına bakarsan, ay bu eylemciler ne cici insanlar, hem çok okumuşlar canım... Eğleniyorlar, ortalığı da temizliyorlar... Polis de has durduk yerde bu cici eylemcilere saldırıyor... Sen demokratik hakkını kullanan, eylem yerinde kitap okuyan adama niye müdahale ediyorsun, polis? Haaaa... Bu karteli takip edersen böyle düşünürsün, Erdoğan'a da, ay üslup, diye çatarsın... Yahu madem öyle de, o kadar zararı bu ülkeye ben mi verdim, o arabaları ben mi devirdim, o binalara ben mi zarar verdim, o kaldırım taşlarını ben mi söktüm, he ben mi o haltları yetim???

 

Polis zavallı... Yaralı onlarda daha çok... Polisi de hiç kimse savunmuyor... Ulan onlar bu ülkenin evladı değil mi? Bu arkadaşlar ölünce şehit olmuyorlar mı?

 

10 ay sonra seçim var, rahatsızsan bu hükumetten seçimleri beklersin, böyle ortalığı birbirine geçirmezsin, o kadar...

 

Yahu en çok neye şaşırıyorum, biliyor musunuz? Erdoğan'ın üslubuna takanların, karşısındaki azgınların üslubuna kör olmaları... Ulan Erdoğan robot mu??? O da insan lan...

 

Adamlar bir de 7 madde sunmuşlar... Lan siz başka ülkelerin ajanları mısınız???

 

Aşama aşama konuşalım, ilk önce bu teröristlerin ülkeye verdiği zarardan başlayalım... Bu teröristlerin yaptığı adilikleri yazalım... ondan sonra bakalım kimde üslup ne şekilde kalıyor...

MU
06.06.2013 16:48
#9

basbakanin balkon konusmasini hatırlayın Sevgili arkadaslar. Ben bana oy vermeyenlerin de basbakaniyim demisti. Tum milleti sahiplenmisti. Simdi bir kaç çapulcu, yok tencere tava aynı hava soylemleri kucumser eda halkı kiskirtmatır. Onu demek istiyorum. Ben bu kabine hakkında bir takım tereddutleri olan biriydim. Bu hadise bana yine bu partiye oy vermem gerektiğini gostermistim artık kaniyim yalnız sayın erdogan uslubuna ayar vermelidir. Evet yabancı uyruklu ajanlar saptanmistir dis mihenk ortalığı karistirma derdinde ama basbakan bunlara dolaylı cevap vermek yerine direk açıklasin ve halkının demokratik hakkı olan ayaklanmasini mesru yollarla bastirsin. Ben sadece uslup ayari cekilsin diyorum. Cumhurbaskanina bile dinlenmez ama uslup

MU
06.06.2013 16:53
#10

cumhurbaskanina bile dıklenemez. Demek istedim. Telefondan yazdığım için bir takım yazim yanlısı oluyor mazur gorunuz.

Tvden meclisi seyrediyorum da bu muhalefet ustune akp ne kadar gelse basa hakkidir ama halkının oy aldığı kesim kadar diğer cephesini de memnun etmelidir ki bu ulke bir daha boyle kaos yasamasina. Bence bu iyi bir ders olmalıdır.

SS
06.06.2013 17:19
#11

basbakan uslup sorunu yasiyor. Ağa gibi pasa gibi ulke yonetiyor. Her defasinda muhalefeti eziyor. Al sana en kallavi muhalefet halkın çıktı.

 

Başbakan üslup sorunu yaşıyor? Nasıl olmalıydı üslubu peki?... Şu anda muhatap alınmak istenen çapulcu arkadaşlar, öyle bir güruh ki, başbakan kaale alıp ya da geri adım atmayı deneyip anlaşma şartları sorsa, kendi aralarında iç savaş çıkartılar.

 

Hangi halk burada mevzu bahis ayrıca? Başbakan evlerinde zorla tuttuğum %50'lik kesim derken, eleştirenler çok oldu, ama iş bi güç gösterisine, sokaklara kimin daha çok adam dökeceğine girerse, ben ortaya gerçek halkın o zaman çıkacağına inanıyorum. Evet %50'lik bir kesim var. Evlerinde zorla tutulan Başbakan'dan gelecek ufak bir hareketi bekleyen bir kesim. Başbakan sert giriyor, doğru. Fakat o bu şekilde girmese malum sağ kitle hala şaşkınları oynayacak, polisin avrupa bilmem ne haklarına aykırı olduğunu iddia ettiği uygulamalarını sosyal medyada eleştirmeye devam edecekti. Toparlanma sağladı. Başbakan bu üslubuyla, toparlanmamızı sağladı. Kafasında henüz birkaç kişi haricinde kimsenin tam olarak çözemediği planları olduğuna eminim. Onu dünyaya tanıtan en önemli özelliği stratejik hareketlerindeki başarısıyken, benim senin onun kısacası halkın gördüğünü görüp de anlayamayacak, kadar basit adımlar atacağını açıkçası benim kafam almaz. Muhalif de olsam, apolitik de olsam almaz.

Tüm bu olaylar başlamadan birkaç gün önce saatlerce arkadaşıma Ak Parti’nin yanlış bulduğum uygulamalarını anlatmıştım. Ufak çapta da bir tartışma yaşamıştık. Oy kullanmayı falan düşünmüyordum ki tüm bunlar patlak verdi. Başbakan’ın her hareketine gözü kapalı ‘he’ diyelim’i savunmuyorum ben. Bunu yapanların da muhakeme gücünü kaybetmiş şu anda sokaklara dökülmüş güruhtan hiçbir farkı olmadığına inanıyorum. İnsandır yanlış yapabilir, yaptığı yanlış da eleştirilir/melidir de. Fakat şu anda olaylar, sebep sonuç ilişkisi, amaç bu kadar açık ve netken, -sağ ve müslüman kesimin asla kabullenemeyeceği şekilde- netken. Hala ‘Efendim halkın istediği de, paşalık da, diktatörya da bilmem ne de’ diye muhalifliği sürdürme çabaları pek mantıklı gelmiyor bana.

 

Tüm bunların iyi bir ders mi yoksa Başbakan'ın ve Davutoğlu'nun kafasındaki planların bir parçası mı olduğunu zaman gösterecek sanırım. Şimdilik seyirde kalmak en güzeli. :)

06.06.2013 18:15
#12

Halkı kışkırtmak mı??? Hangi halk!?! Sen de İhsan Eliaçık'lardan mısın???

 

Bu nasıl bir anlayış, anlamak zor!!!

 

Orada halk falan yok, oradaki kalkışmanın halk tabanında herhangi bir karşılığı yok...

 

Ağa gibi, Paşa gibi ülke yönetiyormuş da... Ver örneklerini... Ne yapmış, hangi insanın özgürlüğüne el koymuş, kimin önüne engel olmuş... Hangi kesime zulümde bulunmuş??? Ne yapmış yahu bu adam, söylesene ne yapmış??? Yok ağa gibi, yok paşa gibi... Siz ağa da, paşa da görmemişsiniz, siz zulüm görmemişsiniz...

 

Sen ilk önce al da eylemcilerin hükumete verdiği maddeleri oku, üslubu orada gör, emi...

 

Tabi, bu ülkenin köprüler neyine...

Hava alanları,tüp geçitler falan... Hiç...

IMF'ye borç ödenmiş... Niye ödedin Erdoğan???

Ülkeyi belli bir seviyeye getirmiş, değmez...

 

Bir filmde adam bir dövüş kursuna gidiyor... Dövüş hocası bir şeyler anlatıyor, dövüşün hangi şartlarda kullanılacağını filan... Böyle anlatıyor işte, karşı taraftaki ne yaparsa sabredin, diye...

Adam, yani kursiyer diyor ki hocasına:

-İşte bize ne yaparsa karşılık vermeyelim mi?

-Evet, diyor hoca...

- Yani bize küfür etse de mi?

-Evet, diyor hoca ve işte dövüşün kutsal amaçlarından söz ediyor...

Kursiyer, peki deyip küfür ediyor hocaya, hem de ana avrat... Hocadan ses yok... Kursiyer devam ediyor küfürlere... Hoca salak gibi bakıyor, kendi anlattıklarını yalamak istemiyor... Kursiyer baktı ki hoca hiçbir tepki vermiyor, hocaya şöyle sesleniyor:

- Sende de amma geniş....

Devamını getirmeyeyim...

 

Kimse Erdoğan'ı o hoca yerine koymaya kalkmasın...

 

MU
06.06.2013 19:50
#13

sizler beni yanlis anliyorsunuz.ben uslubunu kastediyorum.akli selim bir yonetici o sekilde konusmamali.evet eli silahlı teroristte oradaydi yabancı ajani da komunisti de.marjinal grup diye nitelediğı bu vatanın suyunu içiyor. asla halk birbirine dusurulmemeli. Lise ogrencileri bile meydanda ya hu bunlar benden ne istiyorlar sikayetleri nedir diye bi kulak verse kotu mu olur? Kraldan kralci elbet değil ama tek parti gibi bir devre geçirdik. Elbette daha iyi ama fazla ben dilini konusuyor. O avm Açıklamasını birak topbas yapsin vali konussun. Hep ben ben.. Biraz gizli kahramani oynasin. Ihsan dağı olmalı milleti iki yuzlu olmaya zorluyor millet gerçeği soylemeye korkuyor diyor. Herkeste bir otorite korkusu olusturdu. Simdi hak tellalı kesildi millet. Tamam halk onunla ama kalkıp sen kimsin lise ogrencisiniden medet uman bilmem ne derse bugun polisini sehit verirsin. Asla sağduyuyu elden birakmamali. Bu ulkeyi yonetiyorsun sen rus rulettı mi bu canım. Egosunu tatmin aracı olamayızz. Ben bu halkın hizmetkariyim diyor eyvallah ama herkesi bir çatı altında demokrasi çizgisinide toplamalı. Ben dindar olduğu için diğeri demokrat olduğu için sevsin. Zina serbest adam içkiyi yasaklamaya calisiyor. Al sana genc gibidi kalksin elinde içki ayağında ayakkabi camiye girsin. Bu ulke bizim ıstedığımiz sekle daha hazir değilmiz onu anladik. Ayrıca orada gerçekten saf vatandas da vardi çevreci olan. Provokatorleri genellememeş lazim.

06.06.2013 23:13
#14

Başbakanın hangi sözü, hangi üslubu yanlıştı? Söylemleri üzerinden konuşalım da konu muğlak kalmasın.

MI
07.06.2013 00:03
#15

Başbakanın hangi sözü, hangi üslubu yanlıştı? Söylemleri üzerinden konuşalım da konu muğlak kalmasın.

 

Sevgili kardeşim Başbakan söylemlerinde bana göre hatalı değildi...

Sosyal medyayı az çok takip edersen, adamın ne anasına küfür etmedikleri kaldı, ne bacına...

Karşındaki kişiler bu şekilde bir halet-i ruhiyye ye sahip olurlarsa emin olun ki, sizin de bir yerden sonra çatlarsınız...

Milletvekile denen bir müsvedde kameraların önünde kahvedeki kişilerin bile çoğu zaman ağızlarına almaktan çekindikleri küfürleri alenen söylüyor...

Pankartlara baktığın zaman her tarafta küfürlü yazılar...

Ama ilginç olan bunların yaptığı, barışcıl bir söylem oluyor, ama Başbakan'ın "çapulcu" sözü hakaret oluyor...

Ben onlara sadece Rahmetli Erbakan Hoca'nın tabiriyle "hadi oradan" diyorum...

Sonuçta o da bir insandır, bu lafları taşlara söyleseniz onlar kahrından, sinirinden çatlar, bu adam az bile dayanıyor diye düşünüyorum....

Tabiki, bozuk saat nasıl ki, günde iki kere doğruyu söylerse adamların da haklı olduğu yönler, yani Başbakan'ın da haksız ve Ak Parti icraatlarının da hatalı olduğu yönler vardır...

Bunu zaten kimse inkar etmiyor,...

Ama adamların hedefi bu değildir, üzüm yemek değil, bağcıyı dövmektir...

Baktığın zaman, son zamanlarda yapılan ve yapılmaya çalışılan bütün projeleri bitirmezseniz eylem artarak devam edeceğini söylüyorlar...

3.köprü olmasın, 3.havaalanı, Kanal İstanbul, Nükleer ve hesler iptal olsun...

Tamam iptal olsun da, peki sizin bu konudaki alternatifiniz nedir..

Türkiye'nin artan enerji ve ulaşım ihtiyacına karşı sizin öneriniz nelerdir?

İstanbul'un nüfusu kimilerine göre, bende onlardan biriyim, 20 milyona yaklaştı...

Bu kadar kalabalık bir nüfusun da kendine göre ihtiyacları vardır.

Artık 2 köprünün de yetmediğ besbeli....

Bunun için sağır sultan olmaya gerek yok.....

Ben istemezukcülerin bu konuda aynı yeniçerileri gibi, istemezuk da istemezuk" den başka hiçbir şey söylediklerini görmüyor...

Tamam diyelim bunlar olmasın ama, artan enerji ve ulaşım ihtiyacını nasıl çözmeyi düşünüyoorsun...

Maskat üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek değil, bağcıya akılları sıra bir ders verme niyetidir...

Ama her olayda olduğu gibi, bizim hayır gördüğüm şer, şer gördüğümüz hayır olabilir...

İnşallah da bu olay da şer görüdğümüz hayırlardan olur

07.06.2013 01:22
#16

Mümin kardeşim, sen herhalde laftan anlamıyorsun... Sana bir şeyler anlatamıyoruz herhalde... Hala üslup diyor yahu, aha burada fıtık oldum yahu, nefes almakta zorlanıyorum...

 

Ay bu eylemciler ne istiyor, onların dediğine bir bak, bilmem ne, bilmem ne!!! Aaaa, üstüme iyilik sağlık... Yahu kardeşim, bak sakin sakin yazıyorum, bu adamların, yani eylemcilerin hükumete verdikleri bilmem kaç maddeyi okumadın mı? Yok köprüyü yapma, onu yapma, bunu yapma... Ulan bunlar İngiliz ajanı mı, Alman, Fransız ajanı mı??? Yahu arkadaşlar, ben herhalde bu kişiyi yanlış mı anlıyorum ne??? Ya bu arkadaşa bir şeyler anlatın, ya bana... Arkadaş, bende mi bir gariplik var yahu!!! Anlatamıyorum... Hala onları da dinle diyor yahu...

 

Tek parti filan... Yahu sen ne tarih yoksunu bir kişi imişsin... Bu ne yahu!?

 

İçkiyi kim yasakladı? Allah aşkına şu içkiyi yasaklayanı bir söyle, bilelim şu kişiyi??? Arkadaşlar bu içkiyi kim yasakladı sahiden???

 

Seni de tanıdık...

 

 

 

07.06.2013 01:30
#17

Değerli yönetici kardeşim, bana bir kaç gün ceza verin de, şöyle dağlara çıkıp kafa dinleyeyim... Yahu yıllardır buradayım, ben böyle bir şey görmedim...

07.06.2013 01:51
#18

Haklısınız. Başbakanın üslubunda bir sorun yok. Aslında bir de şöyle bir şey var, biz rahatsız olmuyoruz fakat muhalif kesim çok rahatsız oluyor, onları da düşününce rahatsız olurlar tabii. Kıskananlar çatlasın diyorum.

 

Bu arada büyük başbakan geliyor. Uçak indi. Konuşma yapacak. Çok heyecanlandım.

 

Büyük bir kalabalık onu karşılamak için bekliyor. Kimse biraları içip içip ne cam indiriyor, ne polise taş atıyor, ne otobüs yakıyor. Binlerce kişi bayrağını eline almış bir şekilde havalimanına yürüyor. İşte halk budur. Türk milletine yakışan budur! Sarhoş bir şekilde polisini taşlayanlara, milletin otobüsünü yakanlara, sandıktan çıkan sonuca saygı duymayıp ordu göreve diyenlere Türk halkındandır denmesi insana dokunuyor! Allah başbakanımızı başımızdan eksik etmesin ve hakiki Türk milletini korusun inşallah! 41 kere maşallah!

 

 

MU
07.06.2013 13:44
#19

basbakanin 'faiz lobisi' demesinden kasit nedir anlayamadim? Çok vakur konustu gece, beklediğim buydu benim. Umarım devam eder.

dipnot , hacegan bey abicim sizi sever fikirlerinize değer veririm. Rica ederim boyle nahos diyaloglara girmeyelim. Beni tanıdığıniz falan yok.sadece herkes tek sabun kalibi Olmak zorunda deil ayrıca ben karsi taraf da değillım. Kapatalim lutfen

07.06.2013 14:05
#20

Tamam kardeşim... Seni üzdüysem kusuruma bakma... Yazdığım yazılarda gerçeklik payı aşikar... Üslubumu ise çok sert seçmemin sebebi, karşındaki insanın sana saldırması sonucu sende meydana getirdiği etkiyi göstermekti... Bak üzüldün... Bir de Başbakanı düşün, ona ve eşine yapılan yakası açılmamış küfürleri düşün... Başbakan ne yapsın bu şerefsizlere, o da insan, değil mi? Benim sana kullandığım bilinçli sert uslup yanında, Başbakanın kaç gündür maruz kaldığı o türlü terbiyesizlikleri düşün.

 

Neyse... Kardeşim, seni üzdüysem özür dilerim... Sana değer verdiğim için öyle yaptım... Senin fikirlerini genelde tuttuğum için öyle yaptım...

 

Ben kapattım...

07.06.2013 14:11
#21

Mümin kardeşim, faiz lobisi için de... Bu eylemciler tarafından hükumete verilen maddeleri oku, derim... Oralarda neler var, neler... O maddeler sanki bu ülkeyi işgal eden düşmanlar tarafından verilmiş gibi...

 

Faizden para kazananlar daha kazanamıyor, kardeşim... Dert başka...

ME
07.06.2013 15:33
#22

Yahu kusura bakmayın ama ben mi okuduğumu anlamakta sıkıntı çekiyorum, yoksa sizin bakış açınıza erişmek için çok çaba mı sarfetmem gerek inanın kestiremedim.

 

Eylemcilerin hükümetten istedikleri 7 şey:

 

 

- Gezi Parkı park olarak kalmalıdır. Gezi Parkı'na topçu kışlası veya başka bir yapı yapılmayacağının açıklanmasını,

- AKM'nin yıkımından vazgeçilmesini,

- Başta İstanbul, Ankara ve Hatay valileri ve emniyet müdürleri olmak üzere olayların yaşanmasına neden olan sorumluların görevden alınmasını,

- Gaz bombası ve benzeri materyallerin kullanımının yasaklanmasını,

- Gösterilere katılan ve gzaltına alınan kişilerin derhal serbest bırakılmasını,

- 1 Mayıs alanı olan Taksim ve Kızılay başta olmak üzere Tükiye'deki tüm meydanlarda toplantı, gösteri yasaklarına son verilmesini,

- İfade özgürlüğünün önündeki tüm engellerin kaldırılmasını talep ediyoruz.

 

 

Hani düşmanı bilmem ama normal bir vatandaşın istemeyeceği bir madde göremiyorum ben burada.

 

Gezi parkı, Akm, ve meydanlardaki gösteri yasağının kaldırılmasıyla işgal kuvvetleri pek ilgilenmez sanırım :)

Şahsen eğer orada bir yapı olacaksa, hani Topçu kışlasını inşa edip tarihi ihya etmek gibi bir uygulamaya gidilecekse, bunun otel yapılıp birilerine peşkeş çekilmesinden değil kütüphane vs gibi kamu kullanımına açılabilecek şekilde bir uygulamaya gidilmesini isterim. Hayır arkadaş kışla diyorsun, ihya edeceğim diyorsun da otel yapacaksan hakaret etmiş olmuyor musun?

 

 

E hani düşününce ben işgalci olsam gaz bombası kullanılmasının yasaklanmasını da istemem pek, nihayetinde burada bir sıkıntı olsa ona ilk baş vuracak olan ben olurum.

 

Valiler görev yaptıkları yerlerde insanların can güvenliğinden sorumlular, eğer o valilerin görev yerlerinde insanlar o valilerin emrindeki polislerin attıkları gaz bombalarıyla vs. ölüyorsa bunda valilerin de emniyet müdürlerinin de sorumluluğu vardır. Her ağzını açtığında benim valim, benim emniyet müdürüm diyen adam kendisi olanı kimseye vermez zaten o da ayrı mesele.

 

Gösterilere katılan kişiler sadece bu yüzden gözaltına alınmışlarsa zaten serbest bırakılmalılar, bunun tartışılması yersiz.

 

Son olarak ifade özgürlüğü kısıtlanan, düşüncelerini ifade ettiği için senelerce hapse mahkum edilen Üstad ile ilgili açılmış bu sitede ifade özgürlüğü önündeki engellerin kaldırılması gerekliliğinden bahsetmek de yersiz olacaktır.

 

Velhasıl gönüldaşlar sadece desteklediğiniz oluşum açısından hadiseye bakmazsanız diğer insanların da neler istediklerini anlayacağınızı düşünüyorum.

 

 

Başbakan'ın tavırları hakkında da iki kelam etmek isterim. Eğer ben 76 milyonun başbakanıyım diye bir iddiada bulunuyorsa bir insan "ne yaparsanız yapın ben yapacağımı yaparım" veya "yüzde elliyi evde zor tutuyoruz" gibi bir söylemde bulunma hakkı yoktur. Eğer böyle bir söylemde bulunuyorsa haliyle insanlar bundan incinecektir. 76 milyonun başbakanıyım sözünün de bir anlamı kalmayacaktır haliyle.

 

 

 

NF
07.06.2013 16:09
#23

Selamlar,

Ben Üstad'la ilgili bir sitede ifade özgürlüğünün kısıtlanması eksenli yorumunuzdan dolayı birkaç satır yazmak istiyorum. Burada biz çok ileri gitmediği sürece yorumlara müdahale etmiyoruz. Bunun istisnası oldukça nadirdir ve genellikle birtakım dini hassasiyetleri alakadar eder, bu hakkımızın da yönetim olarak elimizde kalması gerektiğini düşünüyorum. Dolayısıyla belli çerçeveler içinde insanlar istediğini ifade edebilir ve diyalog akışına göre birbirini ikna etmeye çalışabilir.

Ayrıca "Üstad'la alakalı bir sitede..." şeklinde başlayan cümleler diğer bakış açısından bakıldığında daha rahat kurulabilir gibi duruyor. "Üstad'la alakalı bir sitede CHP'nin destek verdiği eylemlere sıcak bakılmamalı", "gerektiğinde güç kullanmayı tavsiye eden Üstad'ın sitesinde insanlar nasıl böyle konuşabiliyor" veya "Üstad'ın Menderes ve darbeciler hakkında yazdıkları ortadayken tekrarlanmaya çalışılan 28 şubat yaygarasına çanak tutanlara alet olanlar burada savunulmamalı" gibi ardı arkası kesilmeyecek ve pratik belirlerken hiçbirini dikkate almayacağımız cümleler de kurulabilir. Dolayısyıla göndermeler yaparken sitenin Üstad'la ilgili olmasına iki tarafın da temas etmemesi bizce daha uygundur.

Saygı ve selamlarımla

 

07.06.2013 17:17
#24

Mecal kaçak hareket etme... O maddeler senin oraya yazdığın hali ile birlikte felaket...

 

Ama sen oraya o 'isteklerin' hepsini yaz... Niye yazmıyorsun???

 

Polisin müdahalesi ile ölüm yok... O ölümleri şuraya net bir şekilde yaz, niye yazmıyorsun???

 

O göz altına alınanlar hiç sorgulanmadan serbest bırakılacakmış... Sen dağ başında mı yaşıyorsun???

 

Sen bırak o Taksim'e şunlar yapılacak, bunlar olacak falan filan... Sen gerçek niyete gel...

 

Yalan şeyler yazma şuraya.... Sen daha 0 maddeleri tam metni ile bile şuraya yazamıyorsun...

SS
07.06.2013 18:00
#25

 

Eylemcilerin hükümetten istedikleri 7 şey:

- Gezi Parkı park olarak kalmalıdır. Gezi Parkı'na topçu kışlası veya başka bir yapı yapılmayacağının açıklanmasını,

- AKM'nin yıkımından vazgeçilmesini,

- Başta İstanbul, Ankara ve Hatay valileri ve emniyet müdürleri olmak üzere olayların yaşanmasına neden olan sorumluların görevden alınmasını,

- Gaz bombası ve benzeri materyallerin kullanımının yasaklanmasını,

- Gösterilere katılan ve gzaltına alınan kişilerin derhal serbest bırakılmasını,

- 1 Mayıs alanı olan Taksim ve Kızılay başta olmak üzere Tükiye'deki tüm meydanlarda toplantı, gösteri yasaklarına son verilmesini,

- İfade özgürlüğünün önündeki tüm engellerin kaldırılmasını talep ediyoruz.

 

Komedya. Kesinlikle tam bir komedya. Normal bir vatandaşın istemeyeceği bir madde görememek mi? Düpedüz çapulcu kardeşlerimiz hükümete meydan okumuş, bu maddelerle. Bir tanesine bile kulak asılsa var olan ve olması gereken tüm otorite, saygınlık ayaklar altına alınır. Kendi içimizi geçtim, salyalarını akıtarak baştan beri tüm olayları noktasına virgülüne takip eden dış basına ve mecranın da ekmeğine yağ sürmüş oluruz. Rezillik cabası. O sokaklara dökülen eylemcilerin, tek dertlerinin bu 7 madde olduğuna inanıyor musunuz Allah aşkına? Ben inanmıyorum. Safsata hepsi. Bu maddeler yerine getirilmeye kalksa, alacakları güçle 'Oligarşi mezara halk iktidara' naraları atmaya başlamayacak mı sevgili kardeşlerimiz? Durun ya zaten buna benzer bir şeylerin çığırtkanlığını yapıyorlardı de mi? Bu kadar masumca sebeplerden ötürü yakıp yıkmaları, halk darbesi ayaklarıyla ellerinde tencere tava gezmeleri 7 tanecik maddenin önemini bir kez daha vurguluyor. Yersen!

KA
07.06.2013 18:05
#26

burada eleştirmeyi istediğim nokta illa ki bir yerlere birşeyler yapma zorunluluğu altındaymışız gibi hareket edilmesidir. mesela akm'yi yıkıp yerine daha kullanışlı bir yapı yapma projesi ya da emek sinemasını ykıp yerine daha iyisini yapmak ya da son günlerdeki gezi parkı projesi.

 

elbette ülkemize katkı sağlayacak herşey güzeldir lakin bazen abartılı olduğunu da düşünüyorum. diğer illerimizin belediye faaliyetlerine bakıldığında özellikle büyükşehir merkez ilçelerinde yoğun olarak sosyal belediyecilik namına bir yarış almış başını gitmektedir. yaşlılar emekliler için konaklar, hanımlar lokalleri, meslek edindirme kursları, gençlik merkezleri, vs,... akıl almaz derecede yatırımlar yapılmaktadır. bunların kararları verilirken gereklilik değerlendirmesi yapılıyor mu ya da bunlara karar verilirken göz önünde tutulan kriterler nelerdir bilmiyorum ama her mahallede bu denli merkezlerin yapılmasını gereksiz görüyorum. ayrıca bunların topluma fikir namına ne katacağını da merak ediyorum. elbette faydası belli noktalarda olacaktır ancak fikir dinamosuna bağlanmadığı müddetçe boş!

 

sözün özü emek sineması çok da umurumda keşke eski çöplük haliyle kalsa bana ne? ya da akm kalsın böyle yıkılana dökülene kadar kullansınlar umrumda olmaz! yapsan da yıksan da yaranamazsın salıver gitsin kendi mezbeleliklerine...

 

bu zihniyet bizim camilerimizi ortadan kaldırdı, yıktı, depo yaptı, sattı, parti binası olarak kullandılar, ne zulümler gördük ne berzahlardan geçtik. bu vatan Müslümanım diyenlerindir ve inşallah kıyamete kadar da öyle kalacaktır.

 

07.06.2013 19:16
#27

''burada eleştirmeyi istediğim nokta illa ki bir yerlere birşeyler yapma zorunluluğu altındaymışız gibi hareket edilmesidir. mesela akm'yi yıkıp yerine daha kullanışlı bir yapı yapma projesi ya da emek sinemasını ykıp yerine daha iyisini yapmak ya da son günlerdeki gezi parkı projesi.''

 

 

Tencere tava, hep aynı hava...

 

Güzel kardeşim, bu çapulcuların yaptıkları, hükumetin Taksim Projesi için değil, AKM için de değil... Bunların derdi başka... Siz hala ay şöyle olsaydı, böyle yapmasaydı, yok ona ne gerek var, yok buna ne gerek var diye durun, adamlar gerçek niyetlerini çeşitli vesilelerle açığa vurdular zaten... Resmen ve alenen sandık yolu ile deviremediklerini alçaklıkla devirmek...

 

Rezil bir kalkışmayı gelip de Taksim kafesine doldurmanızı, bu kahpe hareketi Taksim muhabbeti ile kamufle etmenizi eğer bilerek yapmıyorsanız, bu fikirlerinizle kime destek olduğunuzun bir muhasebesini iyi yapın da, bazı marjinal terör örgütlerinin saf kullanıcıları olmayın. O garip nazarlarınızı biraz Taksim dışına çıkarın da, asıl oynanan oyunu görün.

 

Amma illa ki Taksim diyorsan, o binaların ufak bir depremde yerle bir olacağını, o bina müdavimleri bile biliyor... Devletin görevi de böyle bir tehlikenin önlemini almak... Üstelik oralar yıkılmakla kalmayacak, oranın ruhuna uygun yapılaşmaya gidilecek... İşin bir başka yönü de, 2011 seçimleri öncesi üstelik animasyon destekli görüntülerle projelerini anlattı şimdiki hükumet... O projelerin içinde bu Taksim Projesi de vardı... İstanbullular bunu bile bile o projelere oy verdi...

 

Hadiseye İslami açıdan yaklaşırsak, o malum gezi parkı serserilerin, ayyaşların, hapçıların, sapıkların mekanı olmuş... Benim kardeşim orada askerlik yaptığı için oranın nasıl tehlikeli bir yer olduğunu çok anlattı... Bu durum da ora sakinlerine büyük huzursuzluk veriyor. Yeni yapılacak proje yardımı ile bu pislik de ortadan kaldırılmış olacak ki, oranın huzuruna sağlamak devletin bir başka yönden görevi...

 

Şimdi oldu mu?

 

Taksim'in bahane olduğunu anlayın, hadiseyi farklı noktalardan tahlil edin...

SS
07.06.2013 19:24
#28

Bu video'yu izlemekte fayda var. Bazı karanlıkta kalan noktalar iyice netleşiyor. Yiğit Bulut-Gezi Parkı

 

 

 

YA
08.06.2013 11:48
#29

Suriye'de 100.000 insanın öldürülmesini, milyonların yuvasından olmasını seyreden batı, taksim'deki onüç ağacın başka yere nakline kıyamadı!

 

Metin KARABAŞOĞLU

 

NE
08.06.2013 13:36
#30

Vay be, kraldan cok kralcilik ne demekmis ayn'el yakin idrak ettim simdi. Ben her ortamda Ak partiyi savunmus, desteklemis ve Ak partiye oy vermis bir insan evladi olarak Taksim'deki gezi parkina dokunulmasini istemiyorum. Isin ilginci 1 hafta once bu durum umrumda degildi. Ne zaman ki polis sabahin erken saatlerinde 3-5 celimsiz tuzukuru insani savastaymiscasina tartakladi, cadirlarini yakti; polisin resmen zalimlik ettigine kanaat getirdim. Ayni gorusleri paylasmasam da, herhangi bir idaolojik gruba mensup olmadigini bildigim arkadaslarimdan oraya gidenler oldu. Dayak yediler, kafalarina biber gazi kapsulu isabet etti, bir tanesinin kafatasinda catlak olustu ve hastanede su anda. Basbakanimiz "neler oluyor" demek yerine "tencere tava, ayni hava" dedigindeyse artik kararimi verdim ki ya basbakana olaylar cok yanlis lanse ettiriliyor, ya da 3 secimdir o koltukta oturmasindan dolayi birikmis kibirden mutevellit olaylari yanlis yorumluyor.

 

Kalabaligin oldugu yerde her turlu provakator olur. Kimisi bir ideolojinin kopegi, kimisi olaylari degerlendirip kendi dusuncesiyle hareket etmekten aciz ve kim ne derse onu yapar, kimisi ise sirf sagi solu kirip harap etmekten sadistce zevk aldigi icin orda. Bunlar var.

 

Fakat kurunun yaninda yasin yanmasina gonul razi olmuyor. Itidal cagrisi, CUmhurbaskanimizinkine benzer bir ozelestri ve sefkatli bir yaklasim en basindan herkesi yatistirabilecekken olaylari "15-16 agac icin" kalibina hapsetmek mantiksiz ve ferasetsiz geldi bana.

 

Evet arkadaslar ben bu mevzuda Basbakanimizin yaklasimini dogru bulmuyorum. Kendisini savunma ihtiyaci hissetmiyorum. Kibir ve enaniyet seziyorum zira kendisini bulundugu makamdan edecek herhangi bir tehdit unsuru olmadigi halde hala daha boyleymiscesine saldirgan tavirlar sergiledigini dusunuyorum.

 

Evet simdi beni de otekilestiriniz. Sizle ayni fikirde olmadigim icin beni de aptal yerine koyunuz. Cevap yazarken ellerinizin sinirden titrediginden bahsediniz. Asagilayiniz, laf anlatilamaz oldugumdan, capulculugumdan dem vurunuz. Bana koymaz, zerre aldiris etmem ama uzulurum. Zira butun bunlari yaparken elestirdiginiz insanlarla ayni hasletleri paylasiyor hale geliyorsunuz. Kardesim diye hitab ettigim kisileri taniyamaz oluyorum.

 

Son olarak sunu soylemek isterim, bazi sebeplerden oturu uzunca bir sure Amerika'da yasamak zorunda kaldim. Bu adamlarin bir sehir konseyi var, 10-12 kisiden olusuyor. Sehir ile ilgili verilen her karari oylayarak aliyorlar. "bos olan" araziye alisveris merkezi gelsin mi gelmesin mi diye oylama yapmislardi en son. Karar: bu kucuk nufuslu sehre 2 alisveris merkezi yeter. Fazlasi kucuk esnafi bitirir: Red.

 

Ben dine hurmetkardir diyerek bu partiye oy verdim ama benim adima, bana ragmen herseyi yapabilecegi anlamina gelmedigini dusunuyorum. Yonetici dedigin elestriye tahammul edebilmelidir.

 

 

08.06.2013 13:44
#31

Sultan II. Abdülhamid Han Hazretleri devrinde sözde demokratlık için İttihatçılar padişaha baskı yapmış ve meşrutiyeti getirtmiştir. 31 Mart olaylarında halk ve askerler İttihatçıların kendilerinden olmadığını, din düşmanı olduğunu görünce ayaklanmışlardır. Bu ayaklanmaya Topçu Kışlası'ndan olan dindar askerler de katılmıştır ki Kemalistler Topçu Kışlası'na gerici yuvası derler.

 

İnönü devrinde İnönü bu Topçu Kışlasını yıkar ve ortasına kendi tipsiz heykelini diker.

 

Menderes devrinde Menderes bu tipsiz heykeli oradan kaldırır ve bir kenara atılmasını ister.

 

Şimdi geldik Erdoğan devrine. O Topçu Kışlası oraya dikilecek! Topçu Kışlası Osmanlı'dan kalma tarihî bir eserdir.

 

Kışlanın mimarisine bakılırsa orta kısmı ağaçlıktır. Kışlanın bir kenarına AVM yapılırsa yapılır ama şu ana dek sadece yayalaşma, yolları genişletme çalışmaları yapılmıştır.

 

Başbakan Erdoğan'ın yanındayız! Dik dur eğilme bu millet seninle!

NE
08.06.2013 13:57
#32

Iste bu inatci tavir gozleri kor ediyor, kardesi kardese dusman ediyor. "Yapilacak !!! " Ne kadar da zorba cabir soylem. Ben gibi apolitik bir garibin bile tepkisine mazhar oluyor. Tarihi eser dediginiz malesef bugun yerinde yeller esen bir mekandir. Yeniden yapildiginda tarihi eser olmus olmayacak. 2013'te insa edilmis bir taklit bina olacak. Bir guc gosterisinden daha ileri bir anlami olmayacak malesef. Bazilari icin birlik, beraberlik ve kardeslikten cok guclu olanin yaninda olmanin verdigi nefsani zevk daha onemli malesef. Keske bu motivasyon Ayasofya'nin ibadete acilmasi gibi manevi olarak "gercekten" onemli bir mevzuya kanalize edilebilse.

08.06.2013 15:53
#33

nefrazde, siz Ayasofya işine de karşı çıkarsınız... Yarın birgün o işe de bir adım atılsın, siz ona da bu saçma fikri yapı ile karşı durursunuz...

 

Başbakan yumuşak tavır takınacak, bu çapulcular işine gücüne dönecekler, öyle mi??? Sen öyle mi sanıyorsun???

 

Bunlar bulutlarda yaşıyorlar veyahut ben başka ülkede yaşıyorum...

 

 

''Fakat kurunun yaninda yasin yanmasina gonul razi olmuyor. Itidal cagrisi, CUmhurbaskanimizinkine benzer bir ozelestri ve sefkatli bir yaklasim en basindan herkesi yatistirabilecekken olaylari "15-16 agac icin" kalibina hapsetmek mantiksiz ve ferasetsiz geldi bana.

Evet arkadaslar ben bu mevzuda Basbakanimizin yaklasimini dogru bulmuyorum. Kendisini savunma ihtiyaci hissetmiyorum. Kibir ve enaniyet seziyorum zira kendisini bulundugu makamdan edecek herhangi bir tehdit unsuru olmadigi halde hala daha boyleymiscesine saldirgan tavirlar sergiledigini dusunuyorum. ''

 

Bak bu yukarıdaki yazı sana ait nefrazde... Sen ne yazdığının farkında bile değilsin?

 

Yahu ben bu kafası havada olanlara anlatamıyorum herhalde...

 

Kardeşim, Başbakanın üslubunun neresi sert? Adam daha ne desin??? Siz laf anlamıyor musunuz?

 

Başbakan diyor ki, masumane yapılan demokratik taleplere can kurban!!! Aç gözlerini, iyice oku... Bak bir daha yazıyorum... Demokratik taleplere can kurban!!! Bir tutturdunuz üslup müslup gidiyorsunuz, siz başka bir halt bilmez misiniz? Siz uzayda mı yuvarlanıyorsunuz???

 

Bir şehir konseyi varmış da... Eğe... Sonra... Bunlar o şehre yapılacak bilmem neler için oylama yapıyorlarmış da... Bak, tekrar yazıyorum, 2011 seçimleri öncesinde bu proje halkın beğenisine sunuldu... Hem de animasyon şeklinde... Anladın mı? Hayır yani anlamıyorsunuz da... Sonra halk bu projeleri gördü, Ak parti seçildi, İstanbul'da da seçildi... Bak tarihe dikkat et, 2011... Şimdi biz hangi tarihteyiz? 2013... Sonra bu proje belediye meclisinde görüşüldü... Nerede? Seçilmişlerin olduğu belediye meclisinde... Belediye meclisi yani, anladın mı? Bak anladın mı??? Bu proje o meclise geldi ve oy birliği ile kabul edildi... Neymiş??? Oy birliği... Tekrar yazıyorum bak... Oy birliği... O mecliste kimler de vardı? CHP'liler... Tamam mı? Şimdi sen bir kağıda Amerikan hatıranı yaz, sonra onu al bir çöplüğe at, emi!!! Yahu ben sana daha ne yazayım?!

 

 

MU
08.06.2013 17:00
#34

hacegan bey bilmem farkında misiniz ama çok itici durmaya basladiniz. Saha sakin muzakere edilebilir. Ayasofya da da gereksiz fikir uretecekmisiz. Lutfen sağlıklı cumleler kurun. Tayyip uslubunu dondugunde yumusatti. Cumhurbaskaninin yumuşatıcı tavrı da basbakani kamile amaçlı oldu. Donen oyunlarin ne Derin emeller tuttuğunu biliyoruzz topraklarimizda ne haince planlar donuyor onu da biliyoruz. sadece basbakan sert tavriyla onlara mahal vermemeli konduğunudeşi o kucaklayici tavrını hep surdurmesi diyoruz. Hem burada kadir bey yeterince reklamini yapamadik iyi duymadık da dedi. Kabul edelim buradaki tutum hatalı ve ve eksiktir biraz eleştiri kabul edelim ya bu nedir, ne kadar acemice davraniyorsunuz. Ben bu adamın arkasında durmaya mecburuz diye bir cumle kurdum ama bırakın tenkid hakkimiz da olsun değil mi. .

EB
08.06.2013 19:38
#35

Devlet baba kışın doğal gaz zammına yazın biber gazına boğuyor. Tanrim ne bereket. Biraz da bardağın dolu tarafını gorun arkadaslar

AD
08.06.2013 20:27
#36

Eki eki eki

 

08.06.2013 22:13
#37

Mümin... Cümlelerim oldukça sağlıklı, hasta değil... Ben de gayet sakinim... Keyfim de yerinde... İtici durmaya başladıysam, sen de kendi işine bakarsın olur biter... Ben böyleyim, sert olacağım... Siz de sert olun... Yöneticiler de itici bulmaya başladılarsa beni, atarlar buradan olur biter... Biz burada ısrarla anlamayan kafalara bir mesele anlatmaya çalışıyoruz...

 

Günlerdir Cumhurbaşkanı ile başbakan ve hatta Bakanlar hakkında fitneler ürettiler... Gülen hoca ile Erdoğan arasında türlü fitneler ürettiler, ortalığa yaydılar... Erdoğan ile Gül'ün fikirleri arasında işin daha başından beri bir görüş ayrılığı yoktu... Bu sarf ettikleri söylemlerinden belliydi... Birisi daha yumuşak bir dil kullanmış olabilir ama Erdoğan'ın kullandığı dil de çok sert değildi. Hatta ben daha sert olmasını bile istedim...

 

Lütfen Üstadın 'Benim Gözümde Menderes' kitabını okuyun... Orada Üstadın Menderes'e önerdiği fikirlere bir bakın... Üstad neler diyor orada, neler...

 

Soruyorum: Erdoğan kime karşı sert üslup kullandı??? O sert üslubun muhatabı kim???

 

''sadece basbakan sert tavriyla onlara mahal vermemeli''

 

Kusura bakma ama Mümin, ben böyle saçma bir cümle duymadım... Sert tavrı ile kime mahal vermeyecek? Ya ben bu fikri anlamıyorum? Sizin derdiniz ne, siz ne demek istiyorsunuz???

 

Meselenin ilk anındaki tutum yanlış olabilir... Bu süreç içerisindeki yapılan yanlışları kabul ediyorum... Ama bak... İyi oku... Şimdi... oradaki, yani Taksim'deki ilk müdahalede hata olabilir... Burası tamam... Ama bütün bu olanların sebebi oradaki bir hata değil... Değil... Niye değil? Yahu bu tür hadiselerin olacağının istihbaratı 2/3 ay önceden alındı... Adamlar zaten bir kalkışma, bir isyan yapacaklardı, bu bekleniyordu, Başbakan bunu biliyordu... Evet, bir bahane gerekiyordu... Ve o bahaneyi buldular... İşte o Taksim'deki ilk müdahale bu işin bahanesi oldu... Buraya kadar anlaşıldı mı??? Peki, anlaşıldı kabul edelim... Ben diyorum ki, işin bahanesi ile uğraşmayın, çünkü bu iş o bahaneyi aştı... İşte oradan yani ilk müdahaleden yola çıkarak Erdoğan'ı suçlayamazsınız... Geçelim...

 

Erdoğan daha hadiselerin ilk saatlerinde polisin yaptığı bazı sertliklere karşı ki bunlar çok azdır, soruşturmaları açmıştır... Müfettişler görevlendirilmiştir... Adam daha ne yapsın???

 

Şimdi... Taksim'deki hadiseyi bahane edenlerden söz etmiştim... Marjinal sol örgütler bu ülkede bir tabana sahip olamadıkları için, yani seçimlerde yüzde 0,1 gibi bir ağırlığa sahipler... Neyse... Bu sol örgütler ülkede bir tabana sahip olamadıkları için, bunların işi gücü ellerine geçen her fırsatı istismar etmek, oradan kendilerine bir yol bulup hedeflerine ilerlemek... Bunlar sandık yolu ile hiçbir şey yapamazlar... Marjinal sol örgütlerin hiç bırakmadıkları bir huyu da, ellerine geçirdikleri her şeyin istismarını yapmak... Bu oyunu daha iyi anlamak için, Üstadın bazı kitaplarına bakın, mesela 'Vesikalar...' kitabına bakın... Bu adamlar İstiklal Savaşımızı ve sonrasında olan o bildik inkılapları bile istismar ettiler... O dönemki kadro ekibine bir bakın mesela...

 

Erdoğan'ın, o sizin sert bulduğunuz üslubu işte bu istismarcılara idi... O üslup adresini buldu, siz merak etmeyin... O ilk müdahaleye karşı bir üslubu olmadıki Erdoğan'ın... İşte sizin buradan yola çıkarak yaptığınız Üslup eleştirisi, işte şu anlattığım sebeplerden havada kalıyor...

 

Şimdi soruyorum: Erdoğan bu istismarcılara kızmasın mı? Menderes, Necip Fazıl'ı dinlemedi; Erdoğan'da dinlemesin mi???

 

O marjinal sol örgütleri küçük görmeyin... Sinek küçüktür ama mide bulandırır... Bunların ülkeye verdiği zararlar hangi boyutlara ulaştı, biliyorsunuz...

 

Ben bu sitenin gerçeklerden bu kadar kopuk olduğunu bilmezdim... Oynana türlü oyunlara hazırlıksız kalacağını tahmin edemedim... N-F-K kardeşim... Bu sitede işin zor...

 

Ha bu arada üslubumda değişme olmayacak... Bakalım üslup eleştiri yapan sizler, nereye kadar üslup abidesi kesileceksiniz...

 

08.06.2013 22:38
#38

Evet "yapılacak!"

 

Başımızda tepeden inme bir diktatör yok. Başımızda Mustafa Kemal gibi bir adam yok.

 

Erdoğan demokrasi ile seçilmiş millet aşıklısı bir adamdır. Elbette yapacak, hizmet edecek!

 

Sandığa saygı. Madem demokrasi, işte demokrasi.

 

Haaa ama bunların derdi demokrasi değil, orası ayrı. Bunlar şeriata karşı bir diktatörlük peşindeler.

 

Bunlar ne Müslüman olabilmiştir ne de demokrat.

08.06.2013 22:40
#39

Bir de tehlikenin farkında mısınız??? Şaka şaka...

 

Farkında mısınız? Muhabbetlerde pek ağaç geçmedi... ilginç...

MI
08.06.2013 22:53
#40

Sevgili arkadaşlar konu biraz sertleşmeye başladı sanırım.

Bence halkın nazarında beş para etmez bir konunun bu kadar uzaması bile hatadır.

Bizim Üstad'ın tabiriyle basınımız "Babıadi" olduğu müddetçe, deveyi pire yapma hastalığı olacaktır...

Bence hükümetin yapacağı geri adım atmamaktır....

Kesinlikle bu işte geri adım atarsa, her konuda hükümeti emin olun ki, böyle marjinal kesimle sıkıştırmaya çalışacaklardır...

Başbakan'ın üslubunu eleştirenlerin hiçbirinin, sözde Taksim platformunun önerilerini ağızlarına bile almadıklarını net bir şekilde görürsünüz...

Tamam Başbakan'ın uslubu eleştirilebilir fakat, bundan çok çok önemli konuda, bunların sanki yabancı devlet valisi gibi, gelip 7 tane öneri sunmalarıdır...

Asıl üzerinde durulması gereken budur...

Ama bakıyorum da, konu malesef bu mehvalden değil de, ağıza bile alınmaya gerek olmayacak şekilde üslup ekseninde gelişiyor...

Bu şuna benziyor, Başbakan'ı havaalimanıanda karşılamaya giden grubun attığı attığı sloganları, "yol ver gidelim, taksim'i ezelim" sloganı çok tartışmaya konu eden ama, Taksim'deki grupların dükkanları yağmalamasını, ekonomiye 100 milyon TL zarar açmasına, borsadan milyar dolar paranın buhar olmasına takılmayan sözde aydınlarımıza benzetiyorum...

Lütfen gerçek konuya takılalm, kimse başbakanın üslubundan dolayı bu meydanlara çıkmış değildir,

Başbakanın sırf İmam Hatip Lisesi mezunu diye varlğna tahammül edemeyen bir kesim vardır...

Başbakan ağzıyla kuş tutsa, bunlara yaranamaz....

Hala baz arkadaşlar ya anlamıyorlar olayları, ya da anlamamazlıktan geliyorlar...

Ülke kutuplaştı, adamlar hala başbakanın üslubuna takılıyor,

Solcu marjinal kesim bütün gücüyle alanlarda fakat, bazı arkadaşlar hala üsluba takılıyor...

Bir arkadaşın dediği gibi, benim için Taksim'e gezi parkının yıkılıp yıkılmaması çok önemli değildi, ama emin olun ki, bu hem bizim için hemde artık ülke için hayat memat meselesi haline getirildi....

 

YA
08.06.2013 23:47
#41

sivil itaatsizlik her demokraside vardir,var olacaktir fakat bu olaylari o eksenden alip siyasi bir direnise,vandalizme surukleyenler de asil suclulardir.bunun da otesinde gidip yabanci basina onbinlerce dolar toplayip ilan vermek,abi bir el atin mesaji mi vermektir yoksa uslanmaz bir eziklik midir,bilemedim.

ben bu yasananlari bir bolunme olarak degerlendirmiyorum.marjinal olmak icin ahlaksizlasanlari,provokasyonla beslenen 'le 68' taifesini,her turlu kargasada ilk konan akbabalari,gine getiren ulusalcilari,iflah olmaz kasarlanmis sosyalist cakallari,rahat batmis sanatcilari yani kisaca bu tepkili grubun icindeki tum apileri kenara ayirin,o zaman ortada ayrisma edebiyati yapacak malzeme de kalmaz.ama birileri de bu marjinallikten ekmek yiyecek..

homojen bir toplum muyduk biz?hayir.o zaman boyle kitlesel silkinisler olur.her ulkede olur.gezi parki zaten dogal o.assayas seti olmus.bohem takilan genc bir kitle var ekseriyetle.demek ki tepkileri var.bu insanlarin orada kollektif bir dogal surec yurutmeleri,basta bahsettigim amipler olmazsa kimseye zarar vermez.

bu hosgorulu yaklasimimdir,siyasi olani da sudur,

o ozgurlugumuz kisitlaniyor diye ciglik atanlar da kafayi azicik kaldirip sinir disini gorsunler.baskici rejim nedir,fasizan yonetim nedir ve nasil olur ogrensinler,yeteri kadar film cevrildi.

 

 

 

 

ME
09.06.2013 00:28
#42

Öncelikle NFK-Fan: Sanırım yanlış anlaşıldım, sitede ifade özgürlüğünden bahsetmiyorum, öyle olsaydı zaten bunları buraya yazmamız pek mümkün olmazdı. İfade özgürlüğünden çekmiş bir insan olan Üstad ile ilgili bu sitede memlekette ifade özgürlüğünün gerekliliğini tartışmanın yersiz olduğundan bahsediyorum. Dini konular hepimizin hassas olduğu noktalar, bunlara dil uzatılmasına veya suistimal edilmesine (bu dil uzatılmasından çok daha tehlikeli bana göre, dil uzatanın safı bellidir en azından) hiçbir şartta göz yumulamaz elbette.

 

 

Hacegan gönül isterdi ki şurada efendi gibi tartışalım, buraya yakışacak olan budur. Ben yine efendiliğimi korumaya çalışmakla birlikte seninle aynı dili kullanmamaya gayret edeceğim.

 

Gelelim mevzuumuza;

Öncelikle meselenin bu kadar kişiselleşmesini istemezdim ama bunu isteyen sensin, e beni tokatla diyen adama merhametle yaklaşılmaz değil mi?

Samimiyetle söyleyeyim ki sana acıdım, bunu seni aşağılamak, kendimce komplekse girmeni sağlamak için vs. yazmıyorum, gerçekten acıdım. Ya okuduğunu anlamıyorsun ya da at gözlükleri ile yaşıyorsun, sayende anladım ki kusur bende değil.

 

Neyse, polis müdahalesiyle ölüm yok demişsin. Hatay'daki eylemciyi yine eylemciler mi öldürdü sence? Bunu vicdanına sor, eğer eylemciler öldürdü diyorsan benim buna diyecek birşeyim yok. Hani ölüm yok da el insaf be kardeşim gözü çıkan, uzuvlarını kaybeden, beyin kanaması geçiren insanlar da mı yok? İlla ölsünler mi Tayyip çıkıp siyasi şovunu yapacak, sizler burada başbakan geri adım atmadı oooohhh gururumuz okşandı diyeceksiniz diye? Nasıl bir kafaysa artık.

 

Hadiseyi anlamadığını birkez daha açık açık gösterdin, kimse sorgulanmasın mı dedim ben? Okuduğunu anlamakta sıkıntı çekiyorsun arkadaş, hakkatten kafa iznine ihtiyacın var. Senin için yönetimden senin istediğin şeyi birde ben istemiş olayım.

 

Maşallah niyet okuyuculuğuna da başlamışız, tamamdır. Gerçek niyet neymiş arkadaş? Tayyip'in ne yaptığını merak ediyorsan anlatayım. Son zamanlarda yaptığı provakasyonlarla safları sıklaştırdı hazret, nasılsa %50 oyum var, bunu muhafaza edeyim yeter diye düşünüyor. Yaptığı provakasyonlarla da sen ve senin gibi düşünenleri böyle ahkam kesmeye sevkediyor. Oldukça da başarılı buluyorum bu konuda, bu olayların başında bu adam ne yapmaya çalışıyor diye düşündüm pek anlam veremedim ama sen ve senin gibi ahkam kesenleri görünce dank etti. %50'yi cepte bilelim de gerisi teferruat mantığı var. Şunu da söyleyeyim, burada senin yaptığın gibi niyet okuma yok, adamın yaptıkları ortada.

Taksim'e ne yapılırsa yapılsın, çok umrumda olduğunu falan mı düşünüyorsun acep? Siz ne yaparsanız yapın, ben dediğimi yaparım tavrına insanların tepki gösterdiğini hala anlamış değilsin.

 

 

Yalan olan maddeler şunlar, ilk ikisi dışındaki dördü yalan:

971675_665939400089633_259847675_n.png

 

 

Hani insana derler ki arkadaş hadi bu dört madde var, e peki bu adamların bir maddesi nereye gitti? Hani bu liste 7 maddelikti? Git önce Arınç'a verilen listede neler var öğren sonra sen misin yalanı söyleyen ben mi karar ver.

 

 

Komedya. Kesinlikle tam bir komedya. Normal bir vatandaşın istemeyeceği bir madde görememek mi? Düpedüz çapulcu kardeşlerimiz hükümete meydan okumuş, bu maddelerle. Bir tanesine bile kulak asılsa var olan ve olması gereken tüm otorite, saygınlık ayaklar altına alınır. Kendi içimizi geçtim, salyalarını akıtarak baştan beri tüm olayları noktasına virgülüne takip eden dış basına ve mecranın da ekmeğine yağ sürmüş oluruz. Rezillik cabası. O sokaklara dökülen eylemcilerin, tek dertlerinin bu 7 madde olduğuna inanıyor musunuz Allah aşkına? Ben inanmıyorum. Safsata hepsi. Bu maddeler yerine getirilmeye kalksa, alacakları güçle 'Oligarşi mezara halk iktidara' naraları atmaya başlamayacak mı sevgili kardeşlerimiz? Durun ya zaten buna benzer bir şeylerin çığırtkanlığını yapıyorlardı de mi? Bu kadar masumca sebeplerden ötürü yakıp yıkmaları, halk darbesi ayaklarıyla ellerinde tencere tava gezmeleri 7 tanecik maddenin önemini bir kez daha vurguluyor. Yersen!

 

 

Hayır meydana inersin hükümete meydan okursun, hükümet der ki gel görüşelim gider hükümete taleplerini iletirsin meydan okursun e nasıl olacak bu iş?

 

Bu 7 madde sağlandı da eylemciler yok kardeşim biz bu işten vazgeçmeyiz mi dediler? Bu hükümet ifade özgürlüğüne izin verecek çapta bir hükümet midir ki bu 7 maddeyi gerçekleştirsin?

 

Yok bilmem şunun ekmeğine yağ sürmüş oluruz da, yok bilmem ne, e hani istikrar vardı, başarıdan başarıya koşuyordu ülke ekonomisi, çok ileriye gitmiştik? Bu 7 maddecik dediğiniz maddeler mi tüm bu saydıklarınızı yapacak?

Bir yerde bir yanlış yok mu sizce de?

 

Son olarak tam adamı Yiğit Bulut'un videosu da başlığa cuk oturmuş hadi. Bu adamın dönüşümünü gözünüzün önünden geçirmenizi tavsiye ederim.

09.06.2013 01:21
#43

mecal, sen efendiliğini bozma, aynen devam et...

 

Bir insan yalan yazar da, arkadaş böyle aşikar bir şekilde yapmaz ki... Kardeşim sen hangi ülkede yaşıyorsun??? Sen sarhoş falan mısın???

 

İlk ikisi dışındaki dördü yalanmış... İyi o zaman... Sen Akit kaynaklı gösterdin...

 

Ben de sana Milliyet ve Sabah kaynaklı göstereyim:

 

''İşte Taksim Dayanışması Platformu'nun talepleri:

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Kamuoyuna 27 Mayıs 2013 tarihinde saat 22.00 sularında Taksim Gezi Parkı'nın fiilen yıkılması girişimi sonrası yaşanılan toplumsal duyarlılık karşısında hükümetin izlediği polis şiddeti nedeniyle başta Taksim İstanbul olmak üzere bütün yurtta, yurttaşlar demokratik tepkilerini ortaya koymaktadır.

Öncelikle hayatını kaybeden Abdullah Cömert ve Mehmet Ayvalıtaş’ın ailelerinin acılarını paylaşıyor, yaralanan binlerce yurttaşımıza acil şifa dileklerimizi iletmek istiyoruz.

Ne yazık ki, toplumun demokratik ve insan hakkı eksenli taleplerinin barışçıl ve demokratik şekilde ortaya konmasına karşı iktidar şiddet, baskı ve yasakçı politikalarına devam etmektedir. Tek bir yurttaşımızın burnunun kanamadığı, gerilimlerin ortadan kalkarak demokratik taleplerin dillendirilebildiği bir toplumsal iklime bir an önce kavuşmak için yoğun çaba harcadığımızın bilinmesini isteriz.

Bu nedenlerle; Taksim Dayanışması olarak aşağıdaki taleplerin Hükümet tarafından bir an önce yerine getirilmesi için somut adımların atılmasını bekliyoruz.

• Gezi Parkı, Park olarak kalmalıdır. Taksim Gezi Parkına Topçu Kışlası adı altında ya da başka herhangi bir yapılaşma olmayacağını, projenin iptal edildiğine dair resmi bir açıklamanın yapılmasını, Atatürk Kültür Merkezinin yıkılmasına ilişkin girişimlerin durdurulmasını,
• Taksim Gezi Parkı’ndaki yıkıma karşı direnişten başlayarak halkın en temel demokratik hak kullanımını engelleyen, şiddetle bastırma emrini veren, bu emri uygulatan ve uygulayan, binlerce, insanın yaralanmasına, iki yurttaşımızın ölmesine neden olan sorumlular, başta İstanbul, Ankara,Hatay Valileri ve Emniyet Müdürleri olmak üzere tüm sorumluların görevden alınmasını, Gaz bombası ve benzeri materyallerin kullanılmasının yasaklanmasını,
• Ülkenin dört bir yanında direnişe katıldığı için gözaltına alınan yurttaşlarımızın derhal serbest bırakılmasını, haklarında hiçbir soruşturma açılmayacağına ilişkin açıklama yapılmasını,
1 Mayıs alanı olan Taksim ve Kızılay başta olmak üzere Türkiye’deki tüm meydanlarımızda, kamusal alanlarımızda toplantı, gösteri, eylem yasaklarına ve fiili engellemelere son verilmesini; ifade özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılmasını TALEP EDİYORUZ.

Bunun yanı sıra; 27 Mayıs 2013 saat 22.00'dan bu yana ülkemizin meydanlarında, caddelerinde, sokaklarında ve tüm kamusal alanlarında yükselen tepkilerinin içeriğinin, ruhunun, beklentilerinin, taleplerinin yetkililer tarafından fark edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Yaşananları “marjinallikle” açıklamaya çalışmak görmezlikten gelmek anlamına gelir. Gezi Parkına müdahale ile simgeleşen iktidar anlayışının yurttaşlarımızda “yaşam tarzına ve inançlarına müdahale ve hor görülme” biçiminde algılandığı ve buna kadını, erkeği, genci, yaşlısı ile büyük bir toplumsal tepki gösterdikleri; “biz varız, buradayız ve taleplerimiz var” biçiminde yanıt verdikleri görülmektedir.

Yükselen bu tepkinin içeriğinin; “başta 3. Köprü, 3. Havaalanı, Kanal İstanbul, AOÇ ve HES'ler olmak üzere ekolojik değerlerimizin talanına ve güncel olarak Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısına ilişkin itirazların, ülkemize ve bölgemize ilişkin savaş siyasetine karşı duruşun ve barış talebinin, alevi yurttaşlarımızın hassasiyetlerinin, kentsel dönüşüm mağdurlarının haklı taleplerinin, kadınların bedenleri üzerinde denetim kuran muhafazakar erkek politikalarına karşı yükselen sesin, üniversite, yargı ve sanatçılar üzerindeki baskılara karşı direncin, başta Türk Hava Yolu işçileri olmak üzere tüm emekçilerin hak gasplarına karşı taleplerinin, tüm cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ayrımcılığına karşı mücadelenin, yurttaşların eğitim ve sağlık hakkına ulaşımının önündeki tüm engellerin kaldırılması istemleri” olduğunu iktidar sahiplerine iletmek istiyoruz.''

 

Yukarıya alıntıladığım Milliyet kaynaklı...

 

İşte bir alıntı daha:

 

'* Gezi, park kalsın. Taksim'de gösteri yasaklanmasın

* Üç ilin vali ve emniyet müdürü görevden alınsın
* Gaz bombası ve benzerinin kullanımı yasaklansın
* Gösterilerde gözaltına alınanlar serbest bırakılsın
Taksim'de başlayan tüm Türkiye'ye yayılan Gezi Parkı eylemlerinin ardından ilk sıcak temas dün yaşandı. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Taksim Gezi Parkı eylemleriyle ilgili Taksim Dayanışması heyeti üyeleriyle Başbakanlık'ta bir araya geldi. Platform üyeleri Arınç,'a taleplerini içeren belgeyi iletti. Taksim Dayanışması'nın talepleri şöyle:
bullet.jpg Gezi Parkı, Park olarak kalmalıdır. Gezi Parkına Topçu Kışlası adı altında ya da başka herhangi bir yapılaşma olmayacağı ve projenin iptal edildiğine dair resmi bir açıklamanın yapılmalı, Atatürk Kültür Merkezinin yıkılmasına ilişkin girişimler durdurulmalı.
bullet.jpg Binlerce insanın yaralanmasına, iki yurttaşımızın ölmesine neden olan sorumlular, İstanbul, Ankara, Hatay Valileri ve Emniyet Müdürleri olmak üzere tüm sorumluların görevden alınmalı.
bullet.jpg Gaz bombası ve benzeri materyallerin kullanılmasının yasaklanmalı.
bullet.jpg Direnişe katıldığı için gözaltına alınan yurttaşlarımız derhal serbest bırakılmalı, haklarında hiçbir soruşturma açılmayacağına ilişkin açıklama yapılmalı.
bullet.jpg 1 Mayıs alanı olan Taksim ve Kızılay başta olmak üzere Türkiye'deki tüm meydanlarımızda toplantı, gösteri, eylem yasaklarına ve fiili engellemelere son verilmeli.
bullet.jpg Gezi Parkına müdahale ile simgeleşen iktidar anlayışının yurttaşlarımızda "yaşam tarzına ve inançlarına müdahale ve hor görülme" biçiminde algılandığı ve buna yanıt verdikleri görülmeli. TMMOB Şehir Planlamacıları Odası İstanbul Şubesi Başkanı Kahraman da çıkışta yaptığı açıkamada şunları söyledi. "Yükselen bu tepkinin içeriğinin; 'başta 3. köprü, 3. havalanı, Kanal İstanbul, AOÇ ve HES'ler olmak üzere ekolojik değerlerimizin talanına ve güncel olarak Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısı'na ilişkin itirazların, ülkemize ve bölgemize ilişkin savaş siyasetine karşı duruşunu ve barış talebinin, Alevi yurttaşlarımızın hassasiyetlerinin, kentsel dönüşüm mağdurlarının haklı taleplerinin, kadın bedenleri üzerinde denetim kuran muhafazakar erkek politikalarına karşı yükselen sesin, üniversite, yargı ve sanatçılar üzerindeki baskılara karşı direncin, başta Türk Hava Yolu işçileri olmak üzere tüm emekçilerin hak gasplarına karşı taleplerinin, tüm cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ayrımcılığına karşı mücadelenin yurttaşların eğitim ve sağlık hakkına ulaşımının önündeki tüm engellerin kaldırılması istemleri' olduğunu iktidar sahiplerine iletmek istiyoruz" dedi.'

 

Şimdi yukarıya alıntıladığım da Sabah kaynaklı...

 

Üstelik Milliyet kaynaklı haber video destekli...

 

mecal, bunları bir oku... Mesela TRT Haber sitesi de 7 maddeyi vermiş... şimdi sen bu yazılanlardan ne anlıyorsun? Hakikaten merak ediyorum...

 

O ölümlere gelecek olursak... Yaz bakalım o hadiseleri... O ölümler nasıl olmuş... Niye yazmıyorsun??? O ölümlerin nasıl gerçekleştiğini ayrıntısı ile yaz, biz de okuyalım... Sen yazana kadar ben yazmayacağım...

 

Yok o eylemcinin şuyu çıkmış, bunun buyu kırılmış... Yaralı sayılarını karşılaştırmalı yaz bakalım... Tabi Polisler memur oldukları için, onlar kendilerini savunamıyorlar, yaralı resimlerini medyada paylaşamıyorlar...

 

mecal, sen bir yalancısın...

 

 

 

 

09.06.2013 01:34
#44

Neyse... Ben sizinle boşuna vakit geçiremem...

 

Ne haliniz varsa görün...

 

Benim bu mevzu ile yazdıklarım yeterli... Artık dönüp dönüp oraya bakarsınız...

 

 

MI
09.06.2013 01:37
#45

Mecal ciddi ciddi sen akıl tutulması yaşıyorsun..

Tamam her insanın bir ideolojisi vardır, ve de bu ideolojisi birçok olaya o ideolojik gözle bakılmasını sağlar fakat senin yaptığın da düpedüz yandaşcılıktır..

Hatay'daki ölümden bahsetmişsin, eğer gerçekten bu olayda bu gencin cinayeti polis tarafınan işlendiyse unutma ki, kimse onu savunmaz..

Olaylar karşısında unuttuğumuz bir noktada, polislerin de insan olduklarıdır...

Göstericiler her türlü şekilde kesici, sopa, v.b materyallerle saldıracaklar, küfürler edecekler, duvarlara küfürlü yazılar yazacaklar, sen onlardan, onların hepsinden dört dörtlük polislik görevini yapmasını bekleyeceksin...

Kusura bakma, böyle birşey geçmişte mümkün değildi, şimdi de mümkün değil, gelecekte de mümkün olmayacaktır....

Çünkü bu bahsettiğin konu insan fıtratıyla doğrudan alakalıdır....

Peki göstericiler karşısında sadece verilen emri yapmakla görevli olan, ideolojik kişiler bunu bile unutuyorlar, polislerden kaç kişi yaralanmış, ya da şehit olmuş....

Diyelim anlattığın gibi hükümet bunlar gerçekten bu kadar etkileyecek yanlışlar yaptıysada, bu insanların yaptıkları eylem ne kadar doğrudur?

-Gece tencere tava çalarak insanların huzurunu bozmak, araba yakmak, kamu malına zarar vermek, facebook ve twitter gibi sosyal paylaşım sitelerinde provakasyonlar paylaşmak,

Adama demezler mi?

Hırsızın hiç mi suçu yok??

ME
09.06.2013 03:23
#46

#direnhacegan falan yazmamı bekliyorsan kusura bakma azizim, direnme, kafa izninin sana yarayacağını düşünüyorum.

 

Bak canım kardeşim, tekrarlıyorum eylemcilerin hükümete verdikleri listede daha önce de yazdığım 7 madde tek var. Hes mes yok orada, hükümetle görüşmelerinden sonra basın açıklaması yaptılar, onlardan bir tanesi de bu tepkilerin sebebi bunlardır dedi. Okuduğunu anlamaya gayret et, bu şahsi ricamdır.

 

Türk Tabipler Birliği'nin açıkladığı rakamlar şunlar (birde gözaltı korkusundan hastanelere gitmeyenleri de işin içine katarsak olay başka bir boyuta taşınır):

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Taksim Gezi Parkı eylemleri ve sonrasında ülke geneline yayılan eylemlerde polisin uyguladığı şiddet sonucu yaralananların sayısının 48'i ağır, 4 bin 785 olduğunu, biri polis 3 kişinin de hayatını kaybettiğini açıkladı.

TTB'nin tabip odalarından ve hekimlerden elde ettiği verilere göre, 6 Haziran Perşembe günü saat 20.00 itibariyle eylemlerde polisin uyguladığı şiddet sonucu 48'i ağır, 4 bin 785 kişi yaralandı. 3 kişinin hayatını kaybettiği, 2'si Ankara'da, 1'i Eskişehir'de 3 kişinin durumunun kritik olduğu, 18 (ağır/kırıklı) kafa travması, 10 kişi gözünü kaybettiği, 1 kişinin dalağının alındığı bildirildi.

 

 

Polis öldürdüğü adamı çıkıp ben öldürdüm der mi arkadaş? Güleyim mi ağlayayım mı bilemedim :)

Kaldı ki önceki mesaja da yazdım illa ölmeleri mi gerek? Bir gözünün polisin sıktığı biber gazı kapsülüyle kör olduğunu düşün, çok değil birazcık empati, belki ne dediğimi anlarsın.

 

 

Çok merak ettiysen yaralı polis sayısı bakanın açıklamasına göre 500'den fazla, yani eylemci sayısının 9,5 te biri.

 

Demem o ki yalanın alasını sen söylüyorsun, üstelik bunu öyle bir süslüyorsun ki söylenen şeyleri çarpıttığın, belki de -istemeden diyelim hadi hüsnü zan yaparak- yanlış anladığını pek çaktırmıyorsun.

 

Diren hacegan, ne olursun diren, durup durup yalancılıkla isnat etsende (bunu söyleyecek birşeyin olmadığı için yaptığını görüyorum) seninle tartışmak eğlenceli.

 

 

Miralay:

Akıl tutulması senin desteklediğin şeyler için sıkça kullanılan bir tabirdi bu eylem olayları esnasında. Hani burada bu kararı veren bir kişisin ama onu hükümet için söyleyenlerin sayısı oldukça fazlaydı.

 

Hatay'da eylemci genci kim neden öldürsün, Türkiye'nin her tarafında eylemler yapıldı, eğer eylemciler tarafından öldürülen insanlar olsaydı çatışmaların, eylemelrin çok daha yoğun olduğu yerlerde olurdu böyle bir olay.

 

Hadi diyelim ben polisin günahını aldım, e canım kardeşim bunun failini bulmak polisin görevi değil midir? Ortada bir kurşun var neticede değil mi?

 

Göstericiler her türlü şekilde kesici, sopa, v.b materyallerle saldıracaklar, küfürler edecekler, duvarlara küfürlü yazılar yazacaklar, sen onlardan, onların hepsinden dört dörtlük polislik görevini yapmasını bekleyeceksin...

 

 

Senin bu dediklerini polis onların içinde yattıkları çadırları yakmadan önce yapmıyorlardı.

 

Nasıl mı yaktı? Bak videosu:

http://www.iha.com.tr/gezi-parkina-polis-mudahalesi-278811-haber

 

Nasıl mı tahrik etti insanları? Al bir video daha:

http://www.youtube.com/watch?v=c-kZYksTzE8

 

Olmadı bir de bunu izle istersen:

http://www.focushaber.com/videogaleri/besiktas-ta-polisten-evin-icine-biber-gazi-v-42812

 

Bu Taksim olayları ile ilgili değil ama polisin yeri geldiğinde nasıl gaza geldiğini anlamanda yardımcı olabilir:

http://www.youtube.com/watch?v=coASos2OqYo

 

Akıl tutulmasını kim yaşıyor arkadaş, düşünebildin mi şimdi?

 

Demem o ki haklısın insan fıtratı ile doğrudan alakalıdır, sana saldıran birine saldırırsın.

 

Kaldı ki polisin olmadığı yerlerde olayların da olmadığını görüyoruz değil mi?

 

Demek ki yaktırıp, yıktıran, kamu malına zarar verdiren belli.

 

Bu insanların yaptıkları eylem şiddete döndüğü an yanlış, şiddetten döndüğü an doğrudur.

 

Vefat eden bir polis var (köprüden düşerek vefat etmişti sanırım), Allah rahmet eylesin, ona da diğer ölenlere de. Kaldı ki cenaze yarıştırmaca mı oynuyoruz? Ondan kaç kişi öldü de ondan kaç kişi öldü?

 

Yahu sen adamın canına kastediyorsun, içinde uyuduğu çadırı yakıyorsun da tencere, tava sesinden şikayetçisin :D Komik değil mi sence de?

 

 

Hadiselere sadece insani açıdan yaklaşmaya çalışın, belki o zaman anlayacaksınız ne demek istediğimi.

NE
09.06.2013 08:13
#47

Uslup yedin bitirdin bizi be. Neyse kardesler ben boyumun olcusunu, agzimin payini aldim. Kusura bakmayin biraz kalin kafaliymisim, onu da anladim. Burda super zeki ve olaylari tum boyutlariyla anlayan kardeslerimiz sagolsun, son derece acik bir sekilde aydinlattilar beni. Vatani hep beraber kurtardiniz ellerinize saglik. Yalniz hakaret etm.. Neyse ya hakkiniz tabi, savundugunuz dava kesinlikle hak davadir, ne yapsaniz yarasir, ne yapsaniz yeridir. Ben sizle asik atamam buyrunuz devam ediniz.

09.06.2013 09:12
#48

mecal yalancısın... mecal ben artık yazacaklarımı yazdım, senin şu yazdığın son yazıların karşılığı da var oralarda... Dönüp dönüp aynı şeyleri yazdırıyorsunuz bana...

 

Şimdi biraz bekleyelim... Bu yazıları okuyanlar, kimin ısrarla yalan konuştuğunu, kimin bir şeyler anlatmaya çalıştığını değerlendirirler... Söyleyecek bir şeylerim her zaman vardır ama buradaki mevzu bundan sonra çıkmaz sokak... Zira aynı yerde dönüp duracağız...

 

Dediğim gibi... Herkes fikrini yazdı... Ben buraya kadar yazdıklarımı yeterli görüyorum, senin yazdıklarının da yukarıda cevapları var... Bırakalım da insanlar değerlendirsin bundan sonrasını...

 

nefrazde... Bir taraftan uslup eleştirisi yaparken, diğer taraftan sertleşemediniz... İşte böyle 'geniş anlayış' rollerine girdiniz... Başta bir film sahnesi anlattım, misal...

 

Geçelim...

 

 

 

 

09.06.2013 10:01
#49

mecal, bu arada şunu da ekleyeyim... Çünkü bir önceki yazımda polis ile eylemcilerin yaralı sayısını karşılaştırmalı ver demiştim... Ama karşılaştırmalı vermedin, veremedin...

 

TTB'liğinin de ne mal olduğunu biliyoruz... TTB'yi kaynak gösteriyorsun... Bunların İslam hakkındaki küfre varan fikirlerini de biliyoruz... Kendi kurul toplantılarında yaptıkları konuşmalarda İslam dinine nasıl saldırdıklarını çok iyi biliyoruz... Yine bunların milletin değerlerine karşı nasıl hırçınlaştığını da biliyoruz...

 

Neyse...

 

Ben sadece İçişleri Bakanlığının verdiği bilgileri şuraya alıyorum:

 

' İçişleri Bakanı Muammer Güler, Taksim Gezi Parkı protestolarıyla başlayan olaylarda 280 işyeri, 103 polis otosu, 259 özel araç, 1 konut, 1 polis merkezi, 5 kamu binası ve 12 binada hasar meydana geldiğini söyleyerek, "Şuandaki tespitler bu zararın 70 milyonu aştığı noktasındadır" dedi.

İçişleri Bakanı Muammer Güler, Taksim Gezi Parkı protestolarıyla başlayan olaylarla ilgili açıklamalarda bulundu. Bakan Güler, bugüne kadar 78 ilde 746 gösterinin yapıldığını belirterek, bu gösteriler sırasında şimdiye kadar 915 vatandaşın yaralandığını ve bugün itibariyle 79 kişinin hastanelerde yattığını kaydetti. Bu yaralıların ise 4'ünün hayati tehlikesinin bulunduğunu ifade eden Bakan Güler, şuanda yoğun bakımda da 8 kişinin yattığını kaydetti. "Bu süre içerisinde 516 güvenlik görevlisi de yaralanmış bulunmaktadır" diyen Bakan Güler, bu eylemlerin geldiği nokta ile başlangıcı arasında farklar olduğunu söyledi. Bu eylemlerin Gezi Parkı protestolarını aşan bir hal aldığına dikkat çeken Güler, hayatını kaybeden şehit Komiser Mustafa Sarı'ya da Allah'tan rahmet diledi.

Eylemlerin meşru hak arama boyutlarını aştığını söyleyen Güler, "Şuana kadar yaptığımız tespitlerde maalesef 280 işyeri, 103 polis otosu, 259 özel araç, 1 konut, 1 polis merkezi, 5 kamu binası ve birisi CHP, 11'i de AK Parti teşkilatlarına ait 12 binada hasar meydana geldiğini, reklam panolarında, trafik levhalarında, otobüs duraklarında, kaldırımlarda, MOBESE kameralarında, sinyalizasyon sistemlerinde, park ve peyzaj düzenlemelerinde, aydınlatma direklerinde, çöp ve konteynırlarda ve polis noktalarında önemli zararların meydana geldiğini tespit ettik. Şuandaki tespitler bu zararın 70 milyonu aştığı noktasındadır ve tabi ki üzücüdür" diye konuştu.'

Bunları da yazayım dedim son olarak... Şimdi diğer arkadaşlar bütün yazılanları okusun, değerlendirsin... Bekleyelim...

ME
09.06.2013 10:11
#50

Yav hee hee diye bir şey var, bunu ilk diyen sana karşı dememişse de senin bir benzerin karşısında demiştir, #direnhacegan.

 

Ben her iddiamı açıkladım, senin maşallahın var hükümetten şunu istediler, bunlar işgal kuvvetlerinin isteyeceği şeyler dediğin şeyleri istediklerini bile açıklayamıyorsun. Aslı astarı yok çünkü, tek noktaya odaklanmış araştırmadan etmeden konuşuyorsun. Yalancıyım ben arkadaş, benim yalanları söyleyip sonra pişkin pişkin sana yalancı diyen :). Yahu çok mu günahını aldım acep be hacegan?

 

Daha önce de bahsetmiştim, tekrar ediyorum tartışmanın bu kadar şahsileşmesini istemezdim ama gönüldaşımıızın tarzı bu herhalde, diyecek birşey bulamayınca işi şahsileştirip altından kalkmaya çalışıyor, haliyle insanı da kendi noktasına çekiyor ister istemez.

 

Son mesajına cevaptır:

Azizim TTB falan umrumda değilde bu bilgileri veren hükümet de pek güvenilir değil, kusura bakma yani onlara da inanmıyorum.

 

Üsttede belirtmiştim eylemlerin meşruiyet sınırlarının dışına çıkmasının sebebi gün doğmadan yakılan çadırlardır, polisin sıktığı biber gazıdır, sert müdahalesidir. Sen bunları yapıp karşındaki insanın hiçbirşey yapmamasını bekleyebilir misin? Böyle birşey var mı insan fıtratında?

 

Tayyip'in sık sık kullandığı bir söz vardı, "Yumuşak başlıysak uysal koyun değiliz." kendisi dışındaki herkesi koyun mu sanıyor acep? Yahu git insanların canlarına kastet sonra vay efendim sen bunlara nasıl karşılık verirsin de. Kimse kusura bakmasın :) "Yumuşak başlıysak uysal koyun değiliz."

 

09.06.2013 10:19
#51

mecal... ''Açıklayamadığın...'' dediklerinin hepsi yukarıda var... Üstelik kaynakları ile birlikte var...

 

Ben de her şeyi yazdım... Senin yazdıkların da ortada, benim yazdıklarım da... Senin gösterdiğin kaynaklar da ortada, benim gösterdiğim kaynaklarda... Bütün bunlar ortada iken, bundan yazacaklarımız bu belgeler üzerine gelecek olan yorum farklarıdır veya yanlışta ısrardır... Yani bundan sonrası çıkmaz sokak...

 

Haaaa... Şimdi bırakalım, insanlar değerlendirsin...

09.06.2013 10:33
#52

Ben son mesajımı yazarken, sen son cevabıma mesaj yazmışsın...

 

İşte bak... Benim verdiğim bilgiler güvenilir değil de, TTB'nin, İslam'a hakaretler savurmaktan çekinmeyen üyeleri olan bir kurumun bilgileri güvenilir mi? Yani sen onların verdiği bilgilere güveniyor musun???

 

Üsttede belirtmiştim eylemlerin meşruiyet sınırlarının dışına çıkmasının sebebi gün doğmadan yakılan çadırlardır

 

Bak ben bunun karşılığını vermişim zaten... İşte biri bu:Şimdi... Bu Taksim Gezi Parkı, ağaç meselesi filan değil... Bu, evet bu sandıkla deviremedikleri bir hükumeti böyle alaverelerle devirme kalkışmasıdır... Niye??? Ulan bu Taksim Projesi 2011'in işi... Yıl 2013... Şimdi aklın başına geldi de bir kaç ağaç için yollara mı yığıldın??? Yahu bir kaç ağaç yüzünden ülkeyi ne hale getirdiniz... Geçelim...

 

Diğeri de şu:Meselenin ilk anındaki tutum yanlış olabilir... Bu süreç içerisindeki yapılan yanlışları kabul ediyorum... Ama bak... İyi oku... Şimdi... oradaki, yani Taksim'deki ilk müdahalede hata olabilir... Burası tamam... Ama bütün bu olanların sebebi oradaki bir hata değil... Değil... Niye değil? Yahu bu tür hadiselerin olacağının istihbaratı 2/3 ay önceden alındı... Adamlar zaten bir kalkışma, bir isyan yapacaklardı, bu bekleniyordu, Başbakan bunu biliyordu... Evet, bir bahane gerekiyordu... Ve o bahaneyi buldular... İşte o Taksim'deki ilk müdahale bu işin bahanesi oldu... Buraya kadar anlaşıldı mı??? Peki, anlaşıldı kabul edelim... Ben diyorum ki, işin bahanesi ile uğraşmayın, çünkü bu iş o bahaneyi aştı... İşte oradan yani ilk müdahaleden yola çıkarak Erdoğan'ı suçlayamazsınız... Geçelim...

Erdoğan daha hadiselerin ilk saatlerinde polisin yaptığı bazı sertliklere karşı ki bunlar çok azdır, soruşturmaları açmıştır... Müfettişler görevlendirilmiştir... Adam daha ne yapsın???

Şimdi... Taksim'deki hadiseyi bahane edenlerden söz etmiştim... Marjinal sol örgütler bu ülkede bir tabana sahip olamadıkları için, yani seçimlerde yüzde 0,1 gibi bir ağırlığa sahipler... Neyse... Bu sol örgütler ülkede bir tabana sahip olamadıkları için, bunların işi gücü ellerine geçen her fırsatı istismar etmek, oradan kendilerine bir yol bulup hedeflerine ilerlemek... Bunlar sandık yolu ile hiçbir şey yapamazlar... Marjinal sol örgütlerin hiç bırakmadıkları bir huyu da, ellerine geçirdikleri her şeyin istismarını yapmak... Bu oyunu daha iyi anlamak için, Üstadın bazı kitaplarına bakın, mesela 'Vesikalar...' kitabına bakın... Bu adamlar İstiklal Savaşımızı ve sonrasında olan o bildik inkılapları bile istismar ettiler... O dönemki kadro ekibine bir bakın mesela...

 

TTB'yi de internetten biraz araştır kardeşim...

 

ME
09.06.2013 11:16
#53

Sana ilk kez bazı konularda katılıyorum, marjinal sol örgütlerin bu tür hadiseleri istismar etmeye çalıştıkları görülemeyecek şey değil.

Şöyle birşey söyleyeyim o halde, belki bir benzerlik kurabilirsin. Biz bu sitede oturmuş tartışıyoruz ediyoruz, şu marjinal sol örgütlerden bir eleman da gelip olaya müdahil oluyor, biz burada marjinal sol örgüt mensubu mu oluyoruz?

Adını doğru koymakta yarar var bunların. Orada farklı amaçlarla (devrim vs gibi hayaller) toplanan o örgütler istediklerini de elde edemediler zaten, bunda esas eylemcilerin etkisi büyüktü.

 

Taraf olduğun için (ki belki ben de farkında olmadan taraflaşmışımdır) ilk günden beri başbakanın yaptığı şeylerin farkında değilsin sanırım. İnsanlar kendisinden yatıştırıcı sözler beklyorlarken o hadiseyi daha da alevlendirecek sözler kullanmayı tercih etti. Akp tabanı daha da kenetlendi, %50 oyumu pekiştireyim de varsın memlekette ne olursa olsun düşüncesi var. Bu iş bu kadar çirkefleşmemeli. Muhalefet partilerinin de (özellikle chp) Akp'den geri kalır yanı yok bu konuda onu da belirtmek gerek. Hani meselenin başındaki tutum yanlış olabilir diyorsun, benim de tam olarak söylemeye çalıştığım bu işin fitilini ateşleyenin bu yanlış tutum olması. Madem provakasyona açık bir ortam olduğunu görüyorsun buna fırsat verme kardeşim, neden provakatörlerin işini kolaylaştırıyorsun?

 

 

Bu tür hadiselerin olacağı önceden biliniyor mudur bilemem. Eğer bu tür hadiselerin olacağına dair istihbarat aldıysan ne diye sabahın bi vakti çadırları yakıp insanları tahrik ediyorsun demezler mi adama? Çadır meselesine çok taktım, farkındayım ama bir insan uyuduğu vakit tamamen korumasızdır, beni rahatsız eden şeylerden biri de bu korumasız insanlara saldırılmasıdır.

 

 

TTB meselesine gelirsek, bakanlık da ttb de aşırı uçlar bana göre, TTB'de bakanlık da, yani her ikisi de güven vermiyor şu durumda. Olayın sadece senin açından bakıldığı gibi olmadığını anlamana faydası olduysa ttb meselesinin mesafe katediyoruz demektir.

 

09.06.2013 12:16
#54

mecal...

 

Şöyle yazmışsın:Sana ilk kez bazı konularda katılıyorum, marjinal sol örgütlerin bu tür hadiseleri istismar etmeye çalıştıkları görülemeyecek şey değil.

Şöyle birşey söyleyeyim o halde, belki bir benzerlik kurabilirsin. Biz bu sitede oturmuş tartışıyoruz ediyoruz, şu marjinal sol örgütlerden bir eleman da gelip olaya müdahil oluyor, biz burada marjinal sol örgüt mensubu mu oluyoruz?

Adını doğru koymakta yarar var bunların. Orada farklı amaçlarla (devrim vs gibi hayaller) toplanan o örgütler istediklerini de elde edemediler zaten, bunda esas eylemcilerin etkisi büyüktü.

 

Bu sitede oturmuş tartışıyoruz, tartışma tamamen meşru sınırlar içinde devam ediyor... Öyle kabul edelim... İstismarcı geldi, hadiseyi provoke etti... İşte burada benim itirazım o istismarcılara... Ve Başbakanın da o sert kabul ettiğiniz üslubu bu istismarcılara karşı... Yine Başbakanın, demokratik talepler başım üstüne, demesi de, bu eylemlere hakikaten saf niyetle gelenlere dair bir söylemdi... Başkanın söylemlerini doğru okuyabilirsek, onun söylemlerinde marjinal gruplara yapılan eleştiri ve saf niyetlerle yapılan eylemcilere getirilen söylem ayrılabilir... Ben seni veya senin fikrinde olanları marjinal görmüyorum, bunu da hiç ima etmedim... Asla... şöyle yaklaşalım hadiseye... İkimiz tartışıyoruz... Biri geldi provoke etti... Sonra ben o istismarcıyı eleştirdim... Bu seni eleştirdiğim anlamına gelmez...

 

O örgütler istediklerini elde edemediler, doğru... Bir anlamda deşifre oldular... Peki ama bu ülkeye verdikleri zararlar hangi boyutlara ulaştı? Çok büyük...

 

Hadiselere şu açıdan yaklaştın:Taraf olduğun için (ki belki ben de farkında olmadan taraflaşmışımdır) ilk günden beri başbakanın yaptığı şeylerin farkında değilsin sanırım. İnsanlar kendisinden yatıştırıcı sözler beklyorlarken o hadiseyi daha da alevlendirecek sözler kullanmayı tercih etti. Akp tabanı daha da kenetlendi, %50 oyumu pekiştireyim de varsın memlekette ne olursa olsun düşüncesi var. Bu iş bu kadar çirkefleşmemeli. Muhalefet partilerinin de (özellikle chp) Akp'den geri kalır yanı yok bu konuda onu da belirtmek gerek. Hani meselenin başındaki tutum yanlış olabilir diyorsun, benim de tam olarak söylemeye çalıştığım bu işin fitilini ateşleyenin bu yanlış tutum olması. Madem provakasyona açık bir ortam olduğunu görüyorsun buna fırsat verme kardeşim, neden provakatörlerin işini kolaylaştırıyorsun?

 

Başbakan eğer bu hadiselere, yani o istismarcılara, daha doğrusu ülkeye bu zararları verenlere sizin beklediğiniz gibi bir tavırda bulunsaydı, o zaman bu marjinal grupların bütün o yaptıkları işler haklı sayılacaktı medya organlarında... Marjinal gruplar, eylemi çalan gruplar hedeflerine ulaşacaktı ilk anda... Bu tavır, o marjinal gruplar ile eylemi bir yapacaktı... Hem Başbakan o beklenen yumuşaklığı gösterseydi de bunlar durmayacaktı, çünkü bunun istihbaratı daha 2/3 ay öncesinden alındı... Bunlar için Taksim, oradaki ağaçlar, ağaçlar için eylem yapanlar, o eyleme ilk müdahale önemli değil... Bu marjinaller bir istismar fitili arıyorlardı ve buldular... Başbakan buradaki oyunu gördü, o tepkisi işte bu oyuna idi... Yani burada hadiselerin başlangıç noktası, işte bu sebeplerden ağırlını kaybediyor...

 

Bir başka nokta... Bu ülke IMF'den yıllarca para aldı, büyük faizlerle geriye ödedi... Ama adamlar bize verdiği paraları nerede kullanabileceğimizi bile dikte etti... Mesela o paraları halka bölüştüremezsiniz, o paralarla yol, köprü, havaalanı gibi ülke ekonomisine katkı sağlayacak şeyler yapamazsınız... Bütün bu kararlar zamanının hükumetleri ile IMF yetkilileri arasında alınıyordu... Ama bu hükumet o işi bitirdi, IMF'ye yol gösterdi... Burada işin bir başka boyutu da şu: Imf'den alınan paralar şirketlerini, holdinglerini batıran, bankaları batıran çoğu TÜSİAD üyesi şahısların eline gidiyordu... IMF'den alınan o paralarla, işte bu malum zenginlerin borçları ödeniyordu ama o paralar geriye büyük vaizlerle halkın cebinden ödeniyordu... Yani adamların zararını da biz karşılıyorduk vergilerimizle... Lütfen Gezi Platformunun isteklerine bu gözle bakalım... Adamlar onu yapma bunu yapma diyorlar... Bunların IMF'nin isteklerinden ne farkı var?

 

Eylemde yakalananları serbest bırak diyor, hem de hiç sorgulamadan... Bunu kime diyorlar, hükumete... Peki o eylemcileri yakalayan kim, polis... O eylemcileri tutuklayan kim, yargı... Bu eylemciler nasıl serbest kalacak peki? Diktatörlükle suçlanan bir Başbakan yargıya müdahale ederse, bunun adı ne olacak? Burada hükumetin yargıya müdahale edilmesi isteniyor resmen... İşim bir başka boyutu ise, o tutuklananların büyük çoğunluğu serbest bırakıldı zaten... Bu aşırı eylemcilerin yaptıkları, bir eylem sırasında olmayıp, normal zamanlarda olsaydı, bu hadiseler adli suç kapsamına girerdi... Şimdi yargı bu adamları nasıl bıraksın...

 

isteklerde referanduma gidilmesin deniyor mesela... Bu demek? Bunun anlamı çok açık... Halka güvenmiyorlar...

 

Evet...

 

09.06.2013 12:21
#55

Bu arada... Hızlı yazdığım için bazı harflarin yanındaki harflere basıyorum... O yüzden bazı yanlış ifadeler çıkabilir... Benim düzeltme ayarlarım çalışmıyor... Bu genel bir durum mu acep?

11.06.2013 01:24
#56

Kafam almaz pek bu işleri,fakat şeytan ,ademoğlunu yine bir ağaçla kandırdı.Bir büyüğüm şöyle yazmış;davulculara bakın,oyuncuları tanırsınız

ME
11.06.2013 12:56
#57

Yahu Hacegan gören de Tayyip'in yargıya hiç müdahale etmediğini sanır. Eğer şurada yazdıklarımızı samimiyetle yazıyorsak yargının hükümetin emrinde olduğunu itiraf etmemiz gerek zaten. Öyle olmasaydı şu pkk elebaşıyla görüşmelerden sonra kck dan tutuklananlar serbest bırakılmazdı değil mi? Hadi onu da geçelim, varsın tesadüf olsun. Peki bu başbakan değil miydi şu gezi parkı ile ilgili mahkemenin durdurma kararına rağmen biz buraya bunu yapacağız, ne yaparsanız yapın diyen? Yok yargıya müdahale ediyormuş görünümü verecek, yok bilmem ne, bunları geçelim.

 

Diyorsun ki başbakan göstericilerle şu marjinal gurupları ayırabiliyor. Hadi canım. O ayrımı yapan biri çıkıp ilk günden göstericilere eyvallah, gelsinler konuşalım ama şu şu şu guruplar şunları yapıyor, yaptıkları ettikleri şeyler bunlardır. Bu ayrımı yapıp, insanlara bunu gösterdikten sonra zaten orada ortada kalacak olanlar o marjinal guruplardır. Bu adam iki haftadır o marjinal guruplardan daha fazla provakatörlük yapıyor kusura bakma.

Kaldı ki polislerin çadırlarını yaktığı insanlar marjinal gruplar değildi, onlar henüz meydana inmemişlerdi, olayın farkında değillerdi. Önceki mesajımda da belirttiğim gibi hani böyle bir provokasyon olacağını biliyorsan malzeme verme arkadaş, niye malzeme veriyorsun? Kaldı ki ortalığı bulandırmaya çalışan o gurupları eylemciler ayıkladılar zaten, tıpkı Taksim'e giden pkklıların kuyruğuna teneke bağladıkları gibi.

 

Neymiş? "Başbakan göstericilerin dediklerini yapamazmış, bunun Imf'den ne farkı varmış" yahu arkadaş bunlar senin vatandaşların, seçmenin değillerse de vatandaşların, eğer sen tüm Türkiyenin başbakanıyım diyorsan isteklerini elbette ki gözönüne alacaksın. Bu istekleri gözönüne almayı yenilgi olarak algılayan zihniyete de ayrıca şaşırıyorum, ne bu yahu savaşta mıyız? Düşmana avantaj mı sağlamış oluyorsun göstericilerin taleplerini gözardı etmeyince? Partizanlığı bırakın, vatandaş olarak düşünün. Bireysel düşünceye sahip olmak gerek, partim bunu düşünüyor destekliyor ben de desteklerim gibi saçma bir yola girmemek gerek, bize yakışan duruş budur.

TR
11.06.2013 13:36
#58

72 saat daha sabretmeliyim, sabretmeliyim. :)

 

11.06.2013 21:39
#59

Yahu Hacegan gören de Tayyip'in yargıya hiç müdahale etmediğini sanır. Eğer şurada yazdıklarımızı samimiyetle yazıyorsak yargının hükümetin emrinde olduğunu itiraf etmemiz gerek zaten. Öyle olmasaydı şu pkk elebaşıyla görüşmelerden sonra kck dan tutuklananlar serbest bırakılmazdı değil mi? Hadi onu da geçelim, varsın tesadüf olsun. Peki bu başbakan değil miydi şu gezi parkı ile ilgili mahkemenin durdurma kararına rağmen biz buraya bunu yapacağız, ne yaparsanız yapın diyen? Yok yargıya müdahale ediyormuş görünümü verecek, yok bilmem ne, bunları geçelim.

 

Şimdi Başbakan Yargıya müdahale mi etsin, bunu mu istiyorsun?

 

Mecal... Taksim'e gel Taksim'e... Konuyu dağıtma... Gerçi ben seni o konularda da bir güzel haşlarım da, evvela şu Taksim olayını bitirelim... Ben bu taktikleri çok iyi bilirim, çıkmaz bir sokağa girdin mi, hemen mevzuları dal budak dağıtırsın...

 

Mecal... Seni yerle bir ettim, senin utanman sıkılman yok mu? Yalanlarını birbir ortaya çıkardım, hala saçmalıyorsun...

 

Yahu sen ne anlamaz herifsin... Yalancı...

 

Ay ben İçişleri Bakanlığın verdiği bilgilere güvenmem de... Ama TTB verilerine güveniyorsun, üstelik TTB bilgileri ile yabancı kaynaklar da birbirini tutuyor... TTB'nin bir şubesinin İslam'a hakaretlerini sen duymadın, okumadın herhalde... Bak burada seni çürüttüm, kaynağının ne olduğunu gözler önüne serdim...

 

Şey o taleplerin ilk iki maddesinin dışındakiler yalanmış, zaten orada altı madde varmış, hani 7 madde vardıydı da... Yahu sen okumuyor musun şuraya yazdıkları mı? Gösterdiğim 3 kaynak haberle senin nasıl bir yalancı olduğunu ortaya çıkardım... Sen akıllanmadın mı?

 

Neymiş? "Başbakan göstericilerin dediklerini yapamazmış, bunun Imf'den ne farkı varmış" yahu arkadaş bunlar senin vatandaşların, seçmenin değillerse de vatandaşların, eğer sen tüm Türkiyenin başbakanıyım diyorsan isteklerini elbette ki gözönüne alacaksın. Bu istekleri gözönüne almayı yenilgi olarak algılayan zihniyete de ayrıca şaşırıyorum, ne bu yahu savaşta mıyız? Düşmana avantaj mı sağlamış oluyorsun göstericilerin taleplerini gözardı etmeyince? Partizanlığı bırakın, vatandaş olarak düşünün. Bireysel düşünceye sahip olmak gerek, partim bunu düşünüyor destekliyor ben de desteklerim gibi saçma bir yola girmemek gerek, bize yakışan duruş budur.

 

Şu yukarıdaki yazılara bak... Yahu bu saçmalıkların neresine, ne yazayım??? ben sana yukarıda neler anlattım??? Sen o adamların taleplerini şuraya bir yazsana???

 

Taksim meydanındakilerin büyük çoğunluğu teröristtirler... Bu adamların talepleri ne olabilir ki???

 

Bak... Adamın elinde BDP bayrağı var, hemen bir kaç metre uzağında bir başka eylemci Bozkurt işareti yapıyor... Taksim meydanında Öcalan resimleri, PKK bayrakları ile geziyorlar artık... Orada masum eylemciler pek kalmadı artık...

 

TGB'de o meydanda... TGB nedir, biliyor musun? Bu adamların yaptığı bir eylemde, bir eşeğe başörtüsü bağladılar... TGB İşçi Patisine organik bağı olan söz de gençlik örgütü... İslam ile ilişkileri ortada...

 

Bak o meydanda daha kimler var:

 

SDP

ESP

BDP

Söz Dergisi

SYKP

SKM

HKP

DEV-GENÇ

DEV-LİS

Halkevleri...

 

O meydanda bunların bayraklarından, flamalarından başka hiçbir bayrak ve flama yok, iyi mi? Eğer varsa, yaz şuraya, yaz da biz de bilelim... Yok ama...

 

Şimdi gelelim asıl meseleye... Bunların seçimlerdeki ağırlığı ne kadar? BDP'yi çıkar aradan, ağırlıkları ne kadar? Yüzde 1 değerini geçerler mi bilmem!!! Hadi yüzde 3 diyelim... Hani halk, nerede? Gören bana da göstersin, nerede??? Meydanlardaki flama ve bayrak çokluğu ile toplumsal yapının siyasi yelpazesi uyuşmuyor, peki oradakiler kimi temsil ediyor???

 

Bak... Bu adamların toplumsal tabanları yok... O yüzden bunlar meşru yollardan hedeflerine ulaşamazlar... E o zaman ne yapacaklar??? İstismar!!! CHP'deki bazı milletvekillerin kimlikleri ile bu yukarıda ismini verdiğim örgütlerin fikir yapısı vardır, eylem birlikleri vardır... Eğer meydan alanlarına bakarsan, o milletvekillerini görürsün... Bunlar CHP'nin hazır tabanına, sabit tabanına dayanmak istediler ve bunu belli ölçüde başardılar... CHP'nin bunların peşine takılması bundan işte... Bilmem ki, bunları sana nasıl anlatayım???

 

Bak bu ittifak Yargı için yapılan referandum sürecinde de aynı yerde buluştular, aynı dava uğruna bir oldular... O referandumun yapılma sebebi neydi, biliyor musun? Yargı üstünde kurulan vesayeti ortadan kaldırmak için yapıldı o referandum... Ey gidi akıl...

 

Şimdi şu yukarıdaki isimleri iyice oku, incele, internet nimetlerinden faydalan... Bak o isimlerin bayrakları filan Taksim anıtının üstünde asılı durdu günlerce, o öcü gibi binanın ön yüzünde arz-ı endam ettiler o bayraklar, iyi mi? Orada bunlardan başka bayrak var mıydı? Yoktu...

 

Erdoğan bunları mı dinleyecek? Sen bu derin solculara bu kadar iyimser nasıl yaklaşıyorsun, anlamıyorum???

 

Meydanlardaki dizi oyuncularını, şarkıcıları, genel anlamda sanatçıları görmedin mi? Kartel medyasında ne kadar dizi dönüyorsa, hepsinin oyuncuları orada boy gösterdiler, kafa çıkardılar... Bunlar 10 yıl boyunca sustular da, şimdi niye kafa çıkardılar, hiç düşündün mü? Eylemlerin ilk anlarında büyülendiler, Erdoğan'ın gideceğini, Erdoğan'ın bu selin önünde duramayacağını sandılar...

 

Yahu o dizi oyuncuların çok ama çok büyük çoğunluğunun orada olması biraz garip değil mi? İnsanlar sanatçı olabilmek için bir filtreden mi geçiriliyorlar da, bu oyuncular bir fabrika ayarına dönüp, Taksim meydanına indiler???

 

Bu oyuncuların oynadı diziler değil mi, bu ülkenin ahlaki yapısını yerle bir eden? Bunlar değil mi, toplumsal değerlerimize her bölümde küfreden, bunlar değil mi ecdat düşmanlığı yapan??? Peki milletin ahlakına saygısı olmadığını filmlerinde gösteren bu sanatçıların destek verdiği bir eylemden nasıl bir fayda beklenir, söyler misin? Mantık yürütülerek de bazı şeyler tahmin edilemez mi yani???

 

Yağma orada, lezbiyen gruplar orada, sidik kokuları orada... Bu toplumun ruh köküne ne kadar yabancı unsur varsa, hepsi birden Taksim meydanından resmi geçit yapıyor...

 

mecal... Sen laf anlamıyorsun, aynı konu etrafında patinaj yapıp duruyorsun... Sen kafana göre takıl...

 

 

NF
12.06.2013 17:30
#60

Selamlar,

Arkadaşlar tartışmayı şahsileştirmemeniz gerektiği konusunda dikkatinizi çekmek istiyorum. Konular gergin konular, fakat birbirinizin şahsını hedef alan şeyler yazmamalısınız.

Saygı ve selamlarımla

 

MI
12.06.2013 23:00
#61

Yahu Hacegan gören de Tayyip'in yargıya hiç müdahale etmediğini sanır. Eğer şurada yazdıklarımızı samimiyetle yazıyorsak yargının hükümetin emrinde olduğunu itiraf etmemiz gerek zaten. Öyle olmasaydı şu pkk elebaşıyla görüşmelerden sonra kck dan tutuklananlar serbest bırakılmazdı değil mi? Hadi onu da geçelim, varsın tesadüf olsun. Peki bu başbakan değil miydi şu gezi parkı ile ilgili mahkemenin durdurma kararına rağmen biz buraya bunu yapacağız, ne yaparsanız yapın diyen? Yok yargıya müdahale ediyormuş görünümü verecek, yok bilmem ne, bunları geçelim.

 

Diyorsun ki başbakan göstericilerle şu marjinal gurupları ayırabiliyor. Hadi canım. O ayrımı yapan biri çıkıp ilk günden göstericilere eyvallah, gelsinler konuşalım ama şu şu şu guruplar şunları yapıyor, yaptıkları ettikleri şeyler bunlardır. Bu ayrımı yapıp, insanlara bunu gösterdikten sonra zaten orada ortada kalacak olanlar o marjinal guruplardır. Bu adam iki haftadır o marjinal guruplardan daha fazla provakatörlük yapıyor kusura bakma.

Kaldı ki polislerin çadırlarını yaktığı insanlar marjinal gruplar değildi, onlar henüz meydana inmemişlerdi, olayın farkında değillerdi. Önceki mesajımda da belirttiğim gibi hani böyle bir provokasyon olacağını biliyorsan malzeme verme arkadaş, niye malzeme veriyorsun? Kaldı ki ortalığı bulandırmaya çalışan o gurupları eylemciler ayıkladılar zaten, tıpkı Taksim'e giden pkklıların kuyruğuna teneke bağladıkları gibi.

 

Neymiş? "Başbakan göstericilerin dediklerini yapamazmış, bunun Imf'den ne farkı varmış" yahu arkadaş bunlar senin vatandaşların, seçmenin değillerse de vatandaşların, eğer sen tüm Türkiyenin başbakanıyım diyorsan isteklerini elbette ki gözönüne alacaksın. Bu istekleri gözönüne almayı yenilgi olarak algılayan zihniyete de ayrıca şaşırıyorum, ne bu yahu savaşta mıyız? Düşmana avantaj mı sağlamış oluyorsun göstericilerin taleplerini gözardı etmeyince? Partizanlığı bırakın, vatandaş olarak düşünün. Bireysel düşünceye sahip olmak gerek, partim bunu düşünüyor destekliyor ben de desteklerim gibi saçma bir yola girmemek gerek, bize yakışan duruş budur.

 

Anlamadığım nokta şudur, bu eylemlere katılanların çoğu, eylemlere katılma nedenleri "Gezi Parkı" değil diyorlar, sen hala bunu gezi parkına bağlıyorsun.

Başbakan içkimizi yasakladı, 19 Mayıs törenlerini yasakladı, 23 Nisan törenlerini yasakladı, M.Kemal'a hakareti serbest bıraktı, yatak odasına karıştı v.b kendi ideolojileri doğrultusunda, bunun sadece fitili ateşlemek olduğunu söylüyorlar, bizim çok zeki kardeşimiz hala olayı gezi parkındaki müdahale ve ağaç savaşı sanıyor..

Destek veren kesimlerin yazarlarına, çizerlerine, bilimum düşünür geçinenlerire, internet sayfalarına bakarsan, konunun ağaçla falan alakasının olmadığını tamamiyle konunun ağaç bahanesiyle ideolojik boyuta taşındığını görürsünüz...

Gezi eylemlerinde bakarsan, beğen veya beğenme, ağızlardan kora halinde küfürler, duvarlara sprey boya ile küfürlü yazılar sadece "Başbakan" ı hedef alan ve inanılmaz küfürler içeren yazılar yazılıyor adam hala gezi parkı diyor...

Mesele geziparkı değil hala anlamadın mı?

Anladın ama bence konuyu birçokları gibi anlamamazlıktan geliyorsun...

Bana kimse şunu açıklayamaz, Türkiye'deki bir eylem, yurt içinde yaygın olsa bile, yabancı haber kanalları ve ajanslarının canlı olarak vermesini açıklayamaz....

Zaten olaya senin gibi ideolojik değil de, birazcık mantık ekseninde yaklaşanlar doğruyu ideolojik görüşü ne olursa olsun bulacaklardır,

Yeter ki, at gözlükleri takmasınlar!!!

MI
12.06.2013 23:31
#62

Bakın bunu samimi bir şekilde düşünmeniz için veriyorum.

Sakın ha, bundan da bir art niyet çıkarmayınız,

Akşam üzeri Başbakan gezi parkı ile ilgili temsilcilerle görüşme yapıyor, malumunuz üzere bizim medyamızda bolca haber konusu oluyor.

Ama kimsede şunu demiyor, bizim medyamızda haber olan bir görüşme yabancı ve popüler iki haber kanalının sitesinde manşetten, ilk ve flaş haber olarak niçin verilir demiyor???

Bunu bana Allah aşkına birisi anlatsın???

p30tk.jpg

DE
14.06.2013 02:58
#63

Bir çok tarafın hata yaptığı doğrudur. Zaten bu mevzular, hatalı olanlar, Başbakan'ın giderek sertleşen üslubu falan filan bahsedildi defalarca.

 

Burada mevzu bahis olan bir başka olay daha var. Eylemci gençler de Akp'li gençler de aynı hata içerisindeler. Bir taraf değerlere çok rahatlıkla saldırıp küfredebiliyor. Diğer taraftan daha sükunetli olmaları beklenen Akp gençleri "Anıtkabir'i yıkacağız" tarzında söylemlerinden vazgeçmiyorlar.

 

Zihniyet aynı kısacası. Asıl sorun da bu zaten. Hükümete yakın olanlar da aynı zihniyette eylemciler de.

ME
14.06.2013 04:44
#64

Yok arkadaş yok hakikatten anlama konusunda sıkıntıların var, bundan eminim. Ben sana diyorum ki başbakan zaten yargıyı sallamıyor, sen gelmiş diyorsun ki başbakan yargıya müdahale mi etsin, bıdı bıdı bıdı, söylediğim şey çok mu zor anlaşılacak birşey yahu anlamıyorum? Yoksa sıkışınca mahalle aralarındakilerin yaptıkları gibi hadiseyi bireyselleştirip sıyrılmayı mı tercih ediyorsun? Nedir bu anlama kıtlığı görünümlü çarpıtma merakı anlamadım yahu.

 

Bir daha beni yerle bir ederken bana da haber ver hacım :)

 

Ben diyorum ki Arınç'a 7 madde sunuldu, sen gelmiş diyorsun ki e bunlar bunu da istemiyor, yahu kardeşim hayati ihtiyaçlarını bu kapasiteyle bu nasıl sürdürüyor acep diye düşünmeye sevkettin açıkçası. Bir dediğimi de doğru anla be arkadaş, bi kere yanılt da diyelim ki standart insanmış bu da. Arınç'a sunulan maddeleri git tekrar oku, bak hükümete resmen iletilen talepleri diyorum, iyi oku tekrar tekrar oku anlamadıysan, anla ve sonra nasıl üfürdüğünün farkına var.

 

 

Bak canım abicim, haşa sana gerizekalı diyor değilim ama gerizekalılara anlatır gibi anlatayım birde.

 

Eylemciler geçen hafta Bülent Arınç'ın yanına çıkıp Bülent Arınç'a 7 maddelik bir talep listesi ilettiler. Senin gevelediğin hükümet projelerine (hes, havaalanı, köprü vs.) karşı olma meselesi Bülent Arınç'a sunulan maddeler arasında yer almıyor, neymiş? Yer ALMIYORMUŞ.

 

 

İyi bak hacı abi, mevzu yargıya müdahale, ben de sana hükümetin yargıya müdahale ettiğine dair hadiseler gösterdim. Sen bunu mevzuyu taksimden başka bir mevzuya çekme olarak nasıl algılayabiliyorsun? Bu nasıl bir bakış açısıdır arkadaş söyle de bir de biz deneyelim.

 

 

TTB meselesine gelirsek, bakanlık da ttb de aşırı uçlar bana göre, TTB'de bakanlık da, yani her ikisi de güven vermiyor şu durumda. Olayın sadece senin açından bakıldığı gibi olmadığını anlamana faydası olduysa ttb meselesinin mesafe katediyoruz demektir.

Sen bundan ne anlarsın ey hacegan, normal bir insanın bunu okuduğunda her iki tarafa da güven olmayacağını belirttiğimi anlaması gerekiyor. Sen ne anlıyorsun Allah aşkına? İftiracı, yalancının tekisin, bu çok açık. Ay ile başlayan cümleler kurup da beni karalamadan önce yazdıklarımı iyi oku, tekrar tekrar okuyup anla.

 

 

Yahu onu bunu geç sen bana kaç tane başörtülü TGB üyesi gösterebilirsin? Orada taraftar gruplarından tut da meslek gruplarına kadar her kesimden, her oluşumdan insan var. Yok efendim TGB bayrağı varmış da yok bilmem ne, örnek veriyoruz da anlatamıyoruz. Onların orada olması oradaki tüm insanları TGB'li yapmaz.

Apo posteri cart curt, yahu kör müsün, sağır mı? Oradaki pkklıların kuyruğuna teneke bağlandığını görmedin mi? Görmek mi istemiyorsun? Bdp dersen senin başbakanının en iyi anlaştığı siyasi partidir, bundan şikayet edecek son kitle Akp taraftarlarıdır.

 

 

Kartel medyası deme yahu şu zamanda, tamamı hükümetin emrinde hareket eden kurumlar. Hükümet çıkıp açıklama yapana kadar şu protestolardan neredeyse bahsetmediler. Neyin karteli?

 

 

Hadi dizi oyuncularının oynadıkları diziler toplum ahlakını bozuyor, bu herkesin malumu. E bunu yayınlayan hükümet emrindeki kanallara ne demeli? Hırsızın hiç mi suçu yok arkadaş?

 

Elde sermaye kalmayınca hep beraber sidiğe dışkıya sardınız, tuvalet koyuldu da yapmadılar mı? Oraya o kadar gün tuvalet koymayanların sidiğe sarılması ne komik değil mi?

 

Geçelim bunları, birilerinin tabiriyle tencere tava bunlar hep hava :)

 

Yok efendim referandum yapılmış da yargı üzerinden vesayet kaldırılmış, şimdi yok değil mi? Yahu adamlar istedikleri zaman istediklerini tutup, istediklerini salıyorlar diyoruz, hala vesayet cık cık cık.

 

 

Miralay:

Sanırım çok farklı noktadayız, eylemler Gezi parkı eylemleri olmaktan polisler eylemcilerin çadırlarını yaktıkları gün çıktı zaten. Aksini kimse iddia edemez herhalde. Evet başta insanlar Tayyip'in tabiriyle üç beş ağaç için toplanmışlardı, sonrasında kendi canlarına kastedildiği için, zorbaca muameleye maruz kaldıkları için toplanmaya devam ettiler. Sen gelip benim canıma kastedersen kusura bakma ama elimdeki tüm imkanlarla sana karşı koyarım. O insanların da yaptıkları şey o idi.

 

 

İdeoloji mi? Akp'nin ideolojisi mi varmış? Bu sitede toplanan bizlerin ideolojisinden bahsetmeye gerek var mı?

 

Bir siyasi partinin icraatlarını onaylamama olayını ideolojiyle karıştırmayalım. Şurada bir çerçeve çizersek neredeyse hepimizin aynı ideolojiye sahip olduğunu görürüz.

 

 

Son mesajına karşılık, Akp'yi öven dış kaynaklı haberler göstermemi ister misin?

 

http://webarsiv.hurriyet.com.tr/2004/09/02/515570.asp

 

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/6873839.asp

 

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=104127

 

 

Senin mantığınla hareket ettiğimizde demek ki bu haberler Akp'nin haberde geçenlere çalıştığını gösteriyor.

14.06.2013 12:28
#65

mecal...

 

Sana da bir film sahnesi anlatayım...

 

Adam arkadaşının yanına geliyor ve soruyor:

-Sen filan ustanın evini niye yıktırdın?

Arkadaşı yıktırmadığını söylüyor... Adam arkadaşına söylüyor:

-Tamam anladım da, sen filan ustanın evini niye yıktırdın???

Adamın arkaşı sabırla yıktırmadığını söylüyor... Adam yine bildiğini okuyor ve diyor ki:

-Tamam anladım, sen filan ustanın evini yıktırmadın da, e o zaman sen filan ustanın evini niye yıktırdın???

 

mecal bu sahne sana gelsin...

 

Derwish seni de işin gerçek boyutuna davet ediyorum...

 

14.06.2013 14:41
#66

Mecal ve yazılarını bir kenara bırakıp, kendi fikirlerimi yazayım...

 

Bir kez daha hadise benim pencereden size aktarayım...

 

2011 seçimlerinden önce Ak Parti projelerini sundu, seçim vadi olarak gündeme getirdi... Bu projeler sadece İstanbul için değil, bir çok şehir için geçerli idi... Mesela Trabzon'da bu projelerinin bir kısmını hayata geçirdi, bir kısmının çalışmaları da sürüyor...

 

Taksim meydanında yapacaklarının son halini bir animasyon ile halka gösterdi, Ak Parti... Sonra seçimler oldu, Ak Parti kazandı... Ak Parti seçimden önce söz verdiği projelerini hayata geçirebilmek için girişimlerde bulundu zira bu girişimleri yapmasaydı, popülizm siyaseti Ak Parti'nin boynuna asılırdı, haliyle seçimlerden önce verdiği sözü yerine getirmek, bu partinin görevidir. İBB meclisi diyelim, bu Taksim projesi için oylama yaptı ve oradan oy birliği ile karar çıktı ki, o mecliste CHP milletvekilleri de vardı... Buraya kadar her şey normal seyrinde gelişti...

 

Her şey normal seyrinde gelişirken, Taksim'de, parkta bir kaç kişiden oluşan grup çadır kurdu, eylemlerini yapmaya başladılar ki; bu hal bir kaç gün devam etti...

 

Hulasa edersek, 2011 seçimlerinden önce başlayan bir süreç, parktaki eylem... Eyleme ilk müdahaleye kadar böyle...

 

Bu arada eş zamanlı olarak bu eylem üzerine inşa edilmeye çalışılan bazı giydirmelerin hazırlıklarını da gözden ırak tutmamak lazım... Bunlar nelerdir??? Yabancı medya kuruluşları eylemlerden önce bütün hazırlıklarını yapmış, İstanbul'a konuşlanmışlar... M.ALİ Alabora adlı kişi de eylemlerden önce sahnelediği bir oyun ile sanki bütün bu olanların provasını yapmıştı ki, o haberler piyasaya çıkınca bu kişi ortalıktan kayboldu... Bunun yanında hadiselerin başladığı ilk günden itibaren, üstelik çok çabuk bir şekilde bütün şehirlere yayılan organize eylemler de bu işlerin önceden planlandığını çok açık bir şekilde gösteriyordu... Büyük şirketlerin yatırımlarını hadiselerden önce çekmesi gibi ekonomik durumları hiç yazmaya gerek bile yok. Bir de hadiselerin ilk anlarında ortalığa yayılan türlü yalanlar tek bir merkezden çıkma izlemini veriyordu. Bütün bunlara başbakanın da belirttiği gibi bu hadiselerden 2 ay önceden istihbaratların alınmış olmasını da eklersek, vaziyet biraz daha gün yüzüne çıkmış olur ki, burada alınan birtakım istihbaratın gerçekleşmesi için bir kıvılcım gerekli idi... Hükumet bu kıvılcımın Taksim olacağını göremedi... Şimdi eş zamanlı olarak bir kaç gün içerisinde gerçekleşen bu kadar hadise ile birlikte bir şey daha vardı. O da işte bu taksim'de başlayan bir kaç kişilik eylem... Naçizane görüşüm, orada toplanan bu bir kaç kişinin de oraya çevre hassasiyeti ile geldiklerine inanmak istemiyorum. Bu müdahaleden önceki eylemlerinde bu oyunun bir parçası olarak görüyorum. Bu görüşümün gerekçesi de, o eylemcileri samimi bulmuyorum... Bir kaç ağaç için oraya toplananlar, asıl ağaç katliamlarında ses çıkaramamışlardır...

 

Şimdi başa dönelim ve hadiseleri ilk müdahale esnasında okumaya çalışalım... Evet, burada, ilk müdahale sırasında bir yanlışlık olabilir... Bunun soruşturması da yapılıyor zaten, daha ilk günden itibaren... Ama bu ilk müdahale sonrası vuku bulan hadiseler, o ana kadar yapılan hazırlıkların işe koşulmasına yaramaktan başka bir şeye yaramadı, o müdahaleler soruşturma mevzusu yapılmışken, bütün yetkililer tarafından o ilk müdahalenin yanlışlığı ortaya serilmişken, bazı odaklar tarafından iş şirazesinden çıkarıldı... Birden Türkiye geneline sıçrayan bu hadiseler, hazırlıkları yapılan bir planın devamı niteliğindeydi, Taksim'deki eylem de işte bu planın bahanesi oldu...

 

Hadiselerin başladığı ilk anlarda bazı yayın kuruluşları da üzerlerine düşen görevlerini yerine getiriyordu... Mesela Hak TV ile Ulusal TV ortalığa yaydıkları yalan haberlerle bilgi kirliliği oluşturdular, sosyal paylaşım ağlarıyla provokatörlük yapıldı... İşte tam bu sıralarda ekranlara çıkan bazı tipler, hükumetin bu dalgaya dayanamayacaklarını, hükumetin düşeceğini, devrimin geldiğini halkın sokaklara düştüğünü söylüyorlardı... Malum Alabora da ' mesele ağaç meselesi değil, anlamadın mı?' kıvamında bir şeyler paylaşıyordu... Artık halkın bu hükumeti istemediği, onun için yollara, sokaklara döküldüğünü söylüyorlardı... Açık ve net bir şekilde devrimden söz ediyorlardı...

 

Bu arada yabancı kanallar bütün bu hadiseleri olduğundan farklı göstererek veriyorlardı... Sanki Taksim meydanını Tahrir meydanı gibi veriyorlardı, hadiselerin ismini de çoktan koymuşlardı: Türk Baharı... Erdoğan'ı Esat ile bir tutuyorlardı, Ortadoğu diktatörleri ile bir tutuyorlardı, Erdoğan'ı... üstelik bu yabancılar, Esat'ın katliamlarını kör idiler... Bunun yanında bizim polisin müdahalesini çok sert gösteriyorlardı ama kendi ülkelerindeki polis müdahalelerine göre bizim polislerin melek gibi kaldıklarını gizliyorlardı...

 

Şimdi dönelim Taksim meydanına... İlk günlerde takım taraftarları vardı... Ama bunlar sonradan çekildi o alandan, Trabzonspor resmi sitesinden açıklama yaptı ve oradaki taraftarların Trabzon'u temsil etmediğini çok net bir şekilde dile getirdi...

 

Polisin son müdahalesinde anıttan ve malum binadan kimlerin bayraklarını ve flamalarını indirdiği ortada... Bunları daha önceki yazımda verdim... İşte o müdahaleler bittikten sonra bile BDP bayrağı o alanda dalgalanıyordu...

 

Bu eylem istismar edildi... Buradan yola çıkarak hükumeti devirmeye kalktılar, devrim yapmaya kalktılar ama yemedi...

 

Derwish kardeşim... Verdiğin örnek çok basit kalıyor... Oradaki Anıtkabir tutumunu benimseyecek kişilerin aşırı uç kesimler olacağını ve onların da temsil yönlerinin olmayacağını sen çok iyi bilirsin... Kaldı ki, eylemcilerin yaptığı o rezillikler karşısında bu söylem devede kulak kalır, zaten bu söylemi yapan kişinin haddi de bildirildi... Hüseyin Üzmez'in yüzünden Necip Fazıl'ın çektiği sıkıntılar belli... Üzmez'in tavrı Necip Fazıl'ı bağlamaz... O Anıtkabir söyleminden başka şöyle dişe dokunur bir söylem yoktur... Olsa da bunları kabul etmemiz imkansız zaten... Mesela bir kadına çocuğu ile birlikte yapılanlarla, bu Anıtkabir söylemi karşılaştırılamaz... Veya o kadın ile çocuğunun başına gelenlerle neyi karşılaştırmalı vereceksin bu tarafta??? O yıkılan yakılan arabalar, sokaklar, binalar, o rezillikler, o eşkiyalıklar ile neyi karşılaştıracağız bu taraftan???

 

Derwis kardeşim... Sen beni çok şaşırttın...

 

 

 

 

MI
14.06.2013 17:48
#67

Miralay:

Sanırım çok farklı noktadayız, eylemler Gezi parkı eylemleri olmaktan polisler eylemcilerin çadırlarını yaktıkları gün çıktı zaten. Aksini kimse iddia edemez herhalde. Evet başta insanlar Tayyip'in tabiriyle üç beş ağaç için toplanmışlardı, sonrasında kendi canlarına kastedildiği için, zorbaca muameleye maruz kaldıkları için toplanmaya devam ettiler. Sen gelip benim canıma kastedersen kusura bakma ama elimdeki tüm imkanlarla sana karşı koyarım. O insanların da yaptıkları şey o idi.

 

 

İdeoloji mi? Akp'nin ideolojisi mi varmış? Bu sitede toplanan bizlerin ideolojisinden bahsetmeye gerek var mı?

 

Bir siyasi partinin icraatlarını onaylamama olayını ideolojiyle karıştırmayalım. Şurada bir çerçeve çizersek neredeyse hepimizin aynı ideolojiye sahip olduğunu görürüz.

 

 

Son mesajına karşılık, Akp'yi öven dış kaynaklı haberler göstermemi ister misin?

 

http://webarsiv.hurriyet.com.tr/2004/09/02/515570.asp

 

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/6873839.asp

 

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=104127

 

 

Senin mantığınla hareket ettiğimizde demek ki bu haberler Akp'nin haberde geçenlere çalıştığını gösteriyor.

 

Bir insan idraktan bu kadar yoksun olursa ancak bu kadar saçmalayabilir.

Bu tip haberler her dönemde her zaman çıkabilecek, cinsten haberlerdir.

İkisi birbirleriyle çok çok alakalı değildir.

Diğelim, hükümet ile ilgili hükümeti öven bir haber çıkmıştır, onu küçük bir şekilde basına vermek ayrı konudur.

10-15 tane muhabirini oraya yollayıp, sanki ülkede bir iç savaş varmış izlenimi varmış gibi, 7/24 canlı yayın yapmak ayrı konudur.

Bunu Fatih Altaylı gibi insanlar bile belirtiyor ama, sizler idraktan yoksun olduğunuz için, bu faltaşı gibi önünüzde duran gerçeği görmek istemiyorsunuz..

İdeoloji insanların gerçeği bile görmesini engelliyor.

Bu yazıyı yazarken bile, Cnn İnternational sitesine bakarsan, normalde haber değeri vardır, fakat manşetten verilmeyecek bir haberin, günlerce canlı yayınlarla, savaş muhabirleriye verildiğini görürsün...

Tamam protesto gösterileri haber niteliği taşıyabilir fakat, bu şekilde sanki bir iç savaş çıkmış gibi yayın yapmaları bile bu işin dış bağlantılarını net bir şekilde gösteriyor...

Ama dediğim gibi, bazıları internetten de okuduğum kadarıyla, bunları bütün Türkiye ve bütün Dünya bu protesto gösterilerini destekliyor olarak algılıyor..

Bu da algıda seçicilik, malesef ülkemizde de, algıyı belirleyen en büyük etken de saplantılı bir şekilde bağlı olunan ideolojidir.

DE
15.06.2013 00:49
#68

@Hâcegân öncelikle w ile değil v ile. Dervish yani :)

 

Olayları çok yönlü tahlil ediyoruz, gerçeklerden ayrılmayı Allah nasip etmesin.

 

Değindiğim mevzu Akp'nin büyük bir tabanında maalesef yıllardır olan -ne yazık ki- bir mevzu. Daha önce de yanlış hatırlamıyorsam bir il başkanı ya da ilçe başkanı benzer bir dallamalıkta bulunmuştu. Evet, aynen öyle. DALLAMALIK.

 

Ateşe benzin dökersen sen de yanarsın. Zaten mevzilerinde açık verilmesini bekleyen "beyaz teröristler" var. Onların çanaklarına yağ tutmayı da iyi beceriyor dallama sıfatına haiz Ak partililer.

 

Efendim, iki büyük miting yapılacak bildiğiniz üzere. Bu dallamalara nasıl hâkim olunacak, tereddütlerimiz hâd safhada. "Gezi parkındakilerini öldürmeye geleceğiz, Anıtkabir'i yıkacağız, vs." sloganlarıyla yürürmelerine engel olabilmek gerekiyor. Kendi hassasiyetlerimizi korumaya uğraşırken Efendimizin öğrettiği çerçevenin dışına çıkmamalıyız. Terazi ortada, ölçü belli.

 

Papağan gibi öğrenilen iki sloganı hayat amacı haline getirmiş insanlara karşı bir şeyler verme çabasındaysak, öncelikle kendimizi bilmemiz gerekiyor.

 

Görüyorsunuz işte AP'nin yaptığını, dış basının ettiğini. Korkuyorlar, korkmaları da gerekiyor ama bilinen bir gerçek var ki korkunun ecele faydası yok :)

15.06.2013 00:58
#69

Dervish, bu w nereden girdiği oraya ben de anlamadım... Senin simin her nasılsa öyle kalmış aklımda, bunda bir kasıt yok yani... Kusura bakma...

 

 

DE
15.06.2013 15:57
#70

"Devrimci Müslümanlar" diye bir oluşum mevcut, bilirsiniz. Onları da takip etmeye çalışıyorum. İçlerinden biri şu yazıyı yazmış. Ön yargısız olarak, saldırgan bir bakışla değil de, Kendini Müslüman olarak tanımlayan ve bu tanımlama ile üstüne düşen vazifeleri yerine getirmeye çalıştığına inanan bir kimsenin yazısı olarak bakın. Yanıldığı veya haklı olduğu noktalar mevcut.

 

O yazı:

 

 

başbakan!

sayın veya başbakanım diyerek başlayamıyorum yazacaklarıma, fark etmezsiniz diye belirtmek istedim zira ne sayılacak bir yanınız kaldı artık ne de elde tutulur bir tarafınız.

ben taaa refah partisi dönemlerinden beri sizi bilen, ailesinin bir çok üyesi o zamanlarda mgv içinde aktif olan, ardından ak parti süreci ile size destek sağlayan, vizyonunuzu ve misyonunuzu ifade etmeye çalışan bir temelden gelmekteyim. sizin tabirinizle ak gençlik… yesinler o gençliği!..

ama gelinen şu noktada sizinle aynı adı taşımaktan bile utanç duyma noktasına geldim. hatta ne tesadüftür ki daha gezi parkı olayları başlamadan 1-2 gün önce resmi hesabınıza “adını değiştir tayyip, orada recep olmasın” gibi bir tweet bile atmıştım.

son olarak 2 gündür sizi televizyondan izlemeye çalışıyorum ama inanın 5 dakika bile sabredemiyorum size. siz bu açıklamarı bırakın da bu topluluk 11 yıl nasıl sabretti de böyle patlamadı siz onu düşünün bence.

biz size oy verirken “2. sınıf muamelesi gören vatandaş olmaktan” sıkıldığımız için oy vermiştik! bugün siz bize yapılan zülmu size muhalif olanlara uyguluyorsunuz. bacılarımız baş örtüleriyle rahatça okusunlar ve çalışsınlar diye oy verdik bugün siz siyasi düşünce farkı olan gençleri okullarında bile rahat bırakmıyorsunuz. biz namaz kıldığımız için fişlenmeyelim, ibadet özgürlüğümüz olsun diye size oy verdik bugün siz sivil polisleriniz ve cemaatçi kadrolarınız ile size oy veren ailelerin gençlerini bile fişleyecek kadar ileri gittiniz. biz zulme maruz kalmamak için size oy vermiştik, siz bugün zulmü uygulayan oldunuz. biz askerden eziyet çektik, analarımız bacılarımız yemin törenlerimize giremiyordu diye size oy verdik, bugün siz ülkeyi polis egemenliğinde bir devlete çevirdiniz sokakta yürümeye korkar hale geldik.

biz kendi hayatımızı özgürce yaşamak için size oy verdik. siz sizden olmayan herkesin özgürlüğünü hiçe saydınız!..

başbakan! siz diyorsunuz ki ben de meydanlara halkı indiririm! kimi indireceksiniz? yaşı itibariyle bilgisayar ve internet kullanamayan ve dolayısıyla reyhanlı’da yaşananları bilmeyen, gezi parkı’nda sergilediğiniz faşizan tavrı görmemiş olan evladına ekmek yetiştirmek için didinen 40-50 yaş ve üzerindeki insanları mı? farkında olmadığınız şeyi söyleyeyim. o ana babaların evlatları da sokaktaydı. hatta size oy veren insanlar bile sokaktaydı tayyip efendi… ha ileri gidip çıkartmış oldunuz diyelim. büyük hata ederdiniz. zira açık söyleyim sizin goril polisinize, biber gazlarına, plasik mermilerinize, toma’larınıza direnen bu topluluk sizin o içi geçmiş seçmenlerinizi çiğ çiğ yerdi.

bugün ben ve ben gibiler namaz kılarken yanımızda sizin “marjinal grup” dedikleriniz başımda nöbet bekleyip bana zarar gelmesin diye bekliyorsa, daha şundan birkaç hafta öncesinde taraftarı öldürülen fb ile gs takımlarının grupları bir araya geliyorsa solcusu, sağcısı, dindarı, laik’i bir araya gelmişse…

siz bugün siyasi kariyerinizi sona erdirdiniz tayyip erdoğan. siz bugün siyasi olarak intihar ettiğinizin farkında dahi değilsiniz. sizin gençten yana yanınızda sadece paraya, güce ve verdiğiniz emirlere tapan bir avuç putperestten başkası yok. ve tayyip bey… putperestin imanı nasıl mekke fethedilene kadar ise, sizin yanınızdakilerin son kullanma tarihi’de sizin gücünüzün bittiği yerde bitecek. ve tayyip bey, merak etmeyin… sizin gücünüz bugünden itibaren düşüşe geçerek bitecek. anap örneğindeki gibi.

ben inançlı olmaktan da tayyip istifa diye bağırmaktan da vazgeçmeyeceğim! neden mi? sizin gibi kendisini “dindar” diye tanıtıp kendini en büyük put haline getirmişlerin varlığıyla özgürlüklerimi elde etmektense zulme uğramayı hatta zulüm altında işkence görmeyi dahi yeğlerim. gördüğüm her zulmün karşılığını allah(cc) ahirette verir lakin sizin lanetli gücünüze güç katmaya devam edersek ahirette ne cevap verebileceğimizi hiç bilmiyorum.

siz gitseniz, o dün yaşadığımız zulüm günlerine dönsek bile yine bir gün gelir, bir direniş ve devrim daha yaşar bu ülke, biz kendi zincirlerimizi yine kırar özgürlüğümüzü kazanırız; ama sizin gibi mücahid görünümlü müteahhitler yüzünden bu vatanın düşüncesi ne olursa olsun hiçbir evladının zulme uğramasına seyirci kalamayız. bir müslüman olarak ben seyirci kalamıyorum en azından… zira ben allah(cc)'a tapıyorum ve peygamber efendimiz'in hadisinde buyurduğu gibi "zulme uğrasam dahi zulmedemem" hz. ali (ra)'nın dediği gibi " zulmetmek, zalimliktir. bin zulme uğrasanda bir zulüm yapma. zaten sende maruz kaldığın zulümlere zulümle karşılık verirsen zalimlerden ne farkın kalır ki."ve ben "zulmetmekten ve zulme uğramaktan allah(cc)'a sığınıyorum"

gezi parkı’nda ne olduğunuzu ve halk olarak bizim ne olduğumuzu bizlere iyice gösterdiğiniz için teşekkür ederiz tayyip bey. biliyorum bu mektup ile karşılaştığınızda “provakatörlerin işi” diyeceksinizdir. kendinizi kandıracaksınızdır. şakşakçılarınızın size kattığı kibir sizin kişiliğinizin bile üzerinize çıkmışken başkası beklenemez! lakin mezara sizi alkışlayanlarla değil yalnız gireceksiniz ve aldığınız kul haklarının hiç birinin hesabını veremeyeceksiniz…

biz artık alevisi, sünnisi, sağcısı, solcusu, dindarı, laik'i bir araya gelebildik. toplum mühendislerinizin yıllarca çabaladığı nefret tohumlarıyla ördüğünüz dikensi duvarları tek hamleyle yıktık. biz kenetlendik. siz ve sizin gibi koltuğuna yapışmış, gezi parkı direnişi sırasında "halkını ve seçmenini satan" meclisteki diğer kodamanlaradır sözüm. artık nefret siyasetiniz işe yaramayacak efendiler... biliniz.

recep kaya

neûzü billâhi minel-fakrı ve minel-kılleti ve minez-zilleti ve en ezlime ev uzleme... (gönülce)fakirlikten,(iyi amelce)azlıktan,zilletten,zulmetmekten ve zulme uğramaktan allah’a sığınırız."

 

15.06.2013 16:09
#71

Dervish açık ol, haklılık noktalarını da yaz???

15.06.2013 16:32
#72

Başbakan İsraillilere kızmıştı Tevrat'tan alıntı yaparak: Öldürmeyeceksin...

Bunun Üzerine...

Kılıçdaroğlu da Başbakana laf yetiştirdi, Kur'an kaynaklı:Kul hakkı yemeyeceksin...

 

 

DE
15.06.2013 16:39
#73

Pekâlâ yazayım bana göre doğru noktaları: 2. sınıf vatandaş meselesinde az da olsa haklılık payı yok değil. Cemaat'in -Başbakan'dan haberli veya habersiz- fişleme yaptıkları açık ve net. Kendi dosyamı görme imkânı elde ettim de, neler neler yazmışlar. Yazıcı meleklerle yarışmaya niyetliler diye düşündüm.

 

Ve bir diğer nokta, başörtülülere yapılan zulmü bugün (marjinal gruplar dâhi olsa) bazı öğrencilere uyguluyorlar. Ya onu geçtim Eskişehir'de Cemaat'in rektörünün emriyle yemekhaneyi protesto eden öğrencilere güvenlikçilerin nasıl jopla darp ettiklerini, kelepçe taktıklarını gördük. Artık en ufak bir sesi bile duymak istemeyen bir yönetim anlayışı hâkim olmuştu. Tamam muhalefet edecek bir parti yok anladık, ama ortada her görüşten insanların yığıldığı bir park mevcut. Salı günü açıklayacağız camii'deki görüntüleri dediler, Cuma günü bile geride kaldı. Hani nerede o görüntüler? Soruyorum! Gözden mi kaçırdım yoksa ben?

 

Polislerin çok fazla güç kazandığı, âdeta eski ordunun yerini aldığını görüyoruz. Olayların ilk başladığı güne geri dönelim; o eylemcilere nereden emir aldıkları belli olmayan polisler çok sert davranandılar. Ortak bir kanaat var ki o da emiri cemaatten aldıkları yönde. Delili, ispatı yok. En azından halkta yok.

 

Hatırlarsınız. Mit Müsteşarını almaya çalışanlar da bellidir. Başbakanımız o olayda oldukça dik durdu, vermedi ama olayların bu noktaya gelmesinde, bu cemaatin bu kadar güçlenmesinde önemli bir etki de kendisidir.

 

Yazıdaki şu kısmı aynen kopyalıyorum: "bugün ben ve ben gibiler namaz kılarken yanımızda sizin “marjinal grup” dedikleriniz başımda nöbet bekleyip bana zarar gelmesin diye bekliyorsa, daha şundan birkaç hafta öncesinde taraftarı öldürülen fb ile gs takımlarının grupları bir araya geliyorsa solcusu, sağcısı, dindarı, laik’i bir araya gelmişse…"
Bunlar güzel şeyler, birliktelik duygusu yani. Ötekileştirmeye gerek yok. Madem ki güçlenmeye çabalıyoruz, bir olmalıyız. Her türlü fikri ve siyasi ayrılıklarımıza saygı duymalı, ortak paydamızın farkına varmalıyız. O da büyük çoğunluğun sahip olduğu Müslümanlık kimliğidir. Boşnakları Türk diye öldürdüler, aynı soydan gelen Sırplar. Neden? Bu üst kimlik yüzünden.
Muhafazakarların lideriyim diyen Erdoğan, muhafazakarları bile kızdıracak işleri yapmaktan geri durmuyor. Tamam, elbetteki herkesi memnun edemezsin fakat hassasiyetlere dikkat etmek zorunda olduğunun farkına varmak gerekir.

 

Hani yeni anayasa? Bu meclisin seçilmesinin ana sebebi yeni anayasa değil miydi? Yetmez ama evetçiler de o meydanda şimdi. Bu meclis yeni anayasa filan yapamaz. Yine kandırıldık.

 

Koltuk farklı bir mevzu, güç bambaşka bir arzu. Davutoğlu gibi vizyon sahibi yeni birinin liderimiz olması gerekiyor artık. Erdoğan gerçekten de müthiş hizmetler yaptı, ellerini saygıyla öperim. Ama değişim gerekiyor, maalesef

 

15.06.2013 17:48
#74

Fişleme hadiselerini çok iyi biliriz Dervish... Kokoreççileri satanları bile fişlemişlerdi bir zamanlar... O okul yıllarından ben de geçtim, üstelik zaman 28 Şubat zamanlarından başladı, ekonomik krizle bitti... Yaaa... Yaşadıklarımı anlatsam yol olur...

 

İddiana göre seni fişlemişler ve sen bu hakkında tutulan kanunsuz dosyayı gördün... Seni fişleyenler de malum kişiler, değil mi? Bak ben sana bir şey anlatayım: Üstad Necip Fazıl B.D dergilerinde Türkiye'deki masonları ifşa etmişti ki, bu masonlar arasında Süleyman Demirel de vardı... Süleyman Demirel mason olmadığını kanıtlamak için mason localarından mason olmadığına dair bir belge aldı ve o zaman medyaya göstermişti. Bunun üzerine necip fazıl şu enfes açıklamayı yapmıştı:“Sizin Mason olmadığınıza dair Mason Kulübü’nden belge almanız, iffetli bir kadının randevu evinden, orayla münasebeti olmadığına dair vesika almasından farksızdır; ve masonlukla münasebetiniz olmadığına değil, aksine, tam ve kurmayca bir alakanız bulunduğuna delildir!”

 

Dervish şu yukarıdaki yazıyı senin bu fişlenme dosyana uyarlayabiliriz, değil mi?

 

Polisler eski ordunun yerini alıyor da, eski ordu neydi, biliyor musun? Polis nasıl olur da eski ordu seviyesinde değerlendirilir? Birisi armut, diğeri elma... Sen eski polis ile yeni polis arasındaki o muazzam farkı anlatsana, bu daha iyi olur?

 

Bu ülkede ne oluyorsa, emirler cemaatten alınıyor zaten... F:Bahçe'ye şike operasyonu yapıldı ya, bunlar onun arkasından da Cemaati aradı... O Ergenekon, Balyoz gibi darbe operasyonlarının ardında da cemaat var zaten... O değil de, hatta ve hatta bizim yola taş koydular, takıldım, düşüyordum... Kesin cemaatin işidir, dedim... Biraz paranoyak bir durum oldu...

 

İlk müdahalelerin emri cemaatten gelmiş, polise... Yahu bu iddiayı en azılı solculardan bile duymadım bu süreçte... Fetullah Gülen'in bu hadiseler hakkındaki yatıştırıcı açıklamaları neydi o zaman? Yoksa Fethullah Hoca bu cemaatten değil mi?

 

Bak kardeşim, ben polis olabilmek için sınavlara girdim... Hani lisans mezunlarını bir hak tanındı ya, işte oradan yararlanalım da polis olalım dedim... Ama bütün sınavları geçtim, polis olamadım. Niye? sağlık durumlarım engel oldu. O sınavlarda, mülakatlarda geçilen bütün aşamaları bilirim... O sınavlara bütün hak sahipleri girebiliyor, cemaatçiler de giremesin mi? Önüne gelen girsin de, bu cemaatçiler giremesin mi? Sen de hazırlan gir, sana engel olan mı var???

 

İlk müdahalelere emri cemaat vermiş izlemi oluşmuş belli çevrelerde... Aman dervish sen o çevrelerden hemen uzaklaş... Ya bu iddiaya hiçbir şey yazmıyorum, çünkü saçma bir iddia, olmayan bir şey üzerine tartışmaya girmem, böyle şeylerle zaman öldürmem...

 

Erdoğan'ı kimler Ermeni yaptıysa kitaplarında, Gül'ü kimler Yahudi yaptıysa işte bunlardır senin bu fikirlere kaynak teşkil edenler... Cumhuriyet gazetesinin baş tarafında, Cumhuriyet yazan kısmında yani, işte o Cumhuriyet yazsının her iki tarafında ağlayan Fethullah hoca resimleri, yine bu resimlerde hocanın başında Amerikan şapkası... Sen Cumhuriyet gazetesini bu vaziyette gördün mü? İstersen arşivlerden bir kaç gün geri git de gör, sadece bir kaç gün... Burada Fethullah Gülen'in muhtemelen Peygamberimizi anlattığı anda ağlarkenki resminin üzerine bir çalışma ile, Fethullah hocanın başına Amerikan şapkası geçirdiler... Şimdi bu alçaklık değil mi? Bu hainlik değil mi? Bu yalancılık(oldu mu üstad?) değil mi? İşte bunlar değil mi, senin şu iddialarının kaynağı???

 

PKKlılar da alternatif cuma namazları kılmıştı güya... Peki Taksim'deki Cuma Namazları ne oluyor? Bu bölücülük değil mi? Niye bir camiye gitmeyip, o meydanda kıldılar namazlarını? Ne mesajı verdiler millete???

Cuma nazının cemaatini gördün mü? Orası insan kaynıyorken, cuma cemaati bir avuç insandan oluştu... Bu durum oranın nasıl bir ağırlığa sahip olduğunu göstermiyor mu? Belki bin erkek var orada, ama cuma cemaati 30 kişiyi geçmiyor neredeyse... Bu oranın nasıl bir ağırlığa sahip olduğunu çok net bir şekilde gösteriyor... Sen hangi birliktelikten söz ediyorsun? Bu aşırı solcuların yanına gidince birlik mi olunuyormuş??? Bizim buralarda cuma vaktinde dışarıda neredeyse erkek kalmaz... İstanbul'da bu durum tam tersi herhalde... Taksim'de de neredeyse cemaat bulamıyorsun herhalde... Hadi güç bela bir cemaat oluşturuldu... Güzel... İyi ama neydi o namaz kılanların hali öyle??? Adam rükuya giderken bileklerine kavrıyor, bir diğeri etrafı seyrediyor, bir başkası da kıyamda kolları ile vücudunu sarmalıyor... Cemaatin içinde kendini Mehdi ilan eden uzun saçlı bir dam da var, namazın vakitlerini kendine göre ayarlayan adam da... Sen bunları görmüyor musun?

 

Bizim marjinal dediklerimiz cemaatin başında nöbet tutmuşlar... O zaman madem bu adamlar nöbet tutmuş, siz de iadeyi itibar yapın, kaldırım taşlarını sökün polise, esnafa atın... Araçları yakın, binaları yıkın, bir kadının üstüne işeyin, camiye ayakkabılarınızla girin... Ben marjinal deyince bunları kastediyorum zira burayı da bir türlü anlatamadım kaç gündür yahu!!!

 

Bir de İhsan Eliacık Cumayı kıldırıyor, bir gerizekalı da cemaatin önüne oturmuş, hocaya mikrofon tutuyor... Yani görüntüye bak!!!

 

Başbakanın değişmesini istiyorsun... Bak Zaman gazetesi yazarı ateist şahin Alpay da Taksim hadiselerinden sonra yazdığı bir köşe yazsının başlığını ne koymuş: Başbakan değişmeli... Biz bu türden fikirlere şerbetliyiz... Varsa adamla bir sıkıntınız, seçimleri beklersiniz... Madem muhafazakar kesim de bıktı bu adamdan, o zaman 7 ay sonra görüşürüz...

MI
15.06.2013 18:52
#75

Fişleme hadiselerini çok iyi biliriz Dervish... Kokoreççileri satanları bile fişlemişlerdi bir zamanlar... O okul yıllarından ben de geçtim, üstelik zaman 28 Şubat zamanlarından başladı, ekonomik krizle bitti... Yaaa... Yaşadıklarımı anlatsam yol olur...

 

İddiana göre seni fişlemişler ve sen bu hakkında tutulan kanunsuz dosyayı gördün... Seni fişleyenler de malum kişiler, değil mi? Bak ben sana bir şey anlatayım: Üstad Necip Fazıl B.D dergilerinde Türkiye'deki masonları ifşa etmişti ki, bu masonlar arasında Süleyman Demirel de vardı... Süleyman Demirel mason olmadığını kanıtlamak için mason localarından mason olmadığına dair bir belge aldı ve o zaman medyaya göstermişti. Bunun üzerine necip fazıl şu enfes açıklamayı yapmıştı:“Sizin Mason olmadığınıza dair Mason Kulübü’nden belge almanız, iffetli bir kadının randevu evinden, orayla münasebeti olmadığına dair vesika almasından farksızdır; ve masonlukla münasebetiniz olmadığına değil, aksine, tam ve kurmayca bir alakanız bulunduğuna delildir!”

 

Dervish şu yukarıdaki yazıyı senin bu fişlenme dosyana uyarlayabiliriz, değil mi?

 

Polisler eski ordunun yerini alıyor da, eski ordu neydi, biliyor musun? Polis nasıl olur da eski ordu seviyesinde değerlendirilir? Birisi armut, diğeri elma... Sen eski polis ile yeni polis arasındaki o muazzam farkı anlatsana, bu daha iyi olur?

 

Bu ülkede ne oluyorsa, emirler cemaatten alınıyor zaten... F:Bahçe'ye şike operasyonu yapıldı ya, bunlar onun arkasından da Cemaati aradı... O Ergenekon, Balyoz gibi darbe operasyonlarının ardında da cemaat var zaten... O değil de, hatta ve hatta bizim yola taş koydular, takıldım, düşüyordum... Kesin cemaatin işidir, dedim... Biraz paranoyak bir durum oldu...

 

İlk müdahalelerin emri cemaatten gelmiş, polise... Yahu bu iddiayı en azılı solculardan bile duymadım bu süreçte... Fetullah Gülen'in bu hadiseler hakkındaki yatıştırıcı açıklamaları neydi o zaman? Yoksa Fethullah Hoca bu cemaatten değil mi?

 

Bak kardeşim, ben polis olabilmek için sınavlara girdim... Hani lisans mezunlarını bir hak tanındı ya, işte oradan yararlanalım da polis olalım dedim... Ama bütün sınavları geçtim, polis olamadım. Niye? sağlık durumlarım engel oldu. O sınavlarda, mülakatlarda geçilen bütün aşamaları bilirim... O sınavlara bütün hak sahipleri girebiliyor, cemaatçiler de giremesin mi? Önüne gelen girsin de, bu cemaatçiler giremesin mi? Sen de hazırlan gir, sana engel olan mı var???

 

İlk müdahalelere emri cemaat vermiş izlemi oluşmuş belli çevrelerde... Aman dervish sen o çevrelerden hemen uzaklaş... Ya bu iddiaya hiçbir şey yazmıyorum, çünkü saçma bir iddia, olmayan bir şey üzerine tartışmaya girmem, böyle şeylerle zaman öldürmem...

 

Erdoğan'ı kimler Ermeni yaptıysa kitaplarında, Gül'ü kimler Yahudi yaptıysa işte bunlardır senin bu fikirlere kaynak teşkil edenler... Cumhuriyet gazetesinin baş tarafında, Cumhuriyet yazan kısmında yani, işte o Cumhuriyet yazsının her iki tarafında ağlayan Fethullah hoca resimleri, yine bu resimlerde hocanın başında Amerikan şapkası... Sen Cumhuriyet gazetesini bu vaziyette gördün mü? İstersen arşivlerden bir kaç gün geri git de gör, sadece bir kaç gün... Burada Fethullah Gülen'in muhtemelen Peygamberimizi anlattığı anda ağlarkenki resminin üzerine bir çalışma ile, Fethullah hocanın başına Amerikan şapkası geçirdiler... Şimdi bu alçaklık değil mi? Bu hainlik değil mi? Bu yalancılık(oldu mu üstad?) değil mi? İşte bunlar değil mi, senin şu iddialarının kaynağı???

 

PKKlılar da alternatif cuma namazları kılmıştı güya... Peki Taksim'deki Cuma Namazları ne oluyor? Bu bölücülük değil mi? Niye bir camiye gitmeyip, o meydanda kıldılar namazlarını? Ne mesajı verdiler millete???

Cuma nazının cemaatini gördün mü? Orası insan kaynıyorken, cuma cemaati bir avuç insandan oluştu... Bu durum oranın nasıl bir ağırlığa sahip olduğunu göstermiyor mu? Belki bin erkek var orada, ama cuma cemaati 30 kişiyi geçmiyor neredeyse... Bu oranın nasıl bir ağırlığa sahip olduğunu çok net bir şekilde gösteriyor... Sen hangi birliktelikten söz ediyorsun? Bu aşırı solcuların yanına gidince birlik mi olunuyormuş??? Bizim buralarda cuma vaktinde dışarıda neredeyse erkek kalmaz... İstanbul'da bu durum tam tersi herhalde... Taksim'de de neredeyse cemaat bulamıyorsun herhalde... Hadi güç bela bir cemaat oluşturuldu... Güzel... İyi ama neydi o namaz kılanların hali öyle??? Adam rükuya giderken bileklerine kavrıyor, bir diğeri etrafı seyrediyor, bir başkası da kıyamda kolları ile vücudunu sarmalıyor... Cemaatin içinde kendini Mehdi ilan eden uzun saçlı bir dam da var, namazın vakitlerini kendine göre ayarlayan adam da... Sen bunları görmüyor musun?

 

Bizim marjinal dediklerimiz cemaatin başında nöbet tutmuşlar... O zaman madem bu adamlar nöbet tutmuş, siz de iadeyi itibar yapın, kaldırım taşlarını sökün polise, esnafa atın... Araçları yakın, binaları yıkın, bir kadının üstüne işeyin, camiye ayakkabılarınızla girin... Ben marjinal deyince bunları kastediyorum zira burayı da bir türlü anlatamadım kaç gündür yahu!!!

 

Bir de İhsan Eliacık Cumayı kıldırıyor, bir gerizekalı da cemaatin önüne oturmuş, hocaya mikrofon tutuyor... Yani görüntüye bak!!!

 

Başbakanın değişmesini istiyorsun... Bak Zaman gazetesi yazarı ateist şahin Alpay da Taksim hadiselerinden sonra yazdığı bir köşe yazsının başlığını ne koymuş: Başbakan değişmeli... Biz bu türden fikirlere şerbetliyiz... Varsa adamla bir sıkıntınız, seçimleri beklersiniz... Madem muhafazakar kesim de bıktı bu adamdan, o zaman 7 ay sonra görüşürüz...

Bu adamlar tam komedi, bunları takip et, bir söylediği kesinlikle bir söylediğini tutmaz...

 

tweety_2551.jpg

 

kandil_1530.jpg

 

Hala bu adamları kaale alanlar var mı merak ediyorum.

Üstad her zaman ne derdi, "Reformacı inandığından şüphe edendir"

Bunlarda öyle tiplerdir...

Bunlarla vakit kaybetmemek gerekir, insanı sinir etmekten başka hiçbir şeye yaramaz...

Bunlarda reformacıların bir şubesini oluştururlar.

Reformacı der ki, "Allah'a Peygambere evet, Şeriate hayır", yani güneşe evet ışığa hayır gibi saçma birşey çıkıyor ortaya...

Reformacı, ne türlüsü olursa olsun, İslâmı harap bir bina farz edip onu dışından payandalamak, ahşap evlere dışardan çimento püskürtürcesine, onu dışından desteklemek, onu yardıma muhtaç bilip bu yardımı dışından tedariklemek gayretinde bir fikir haini ve iman yoksunudur.
Birinci hüküm, İslâm inkılâbı bunlarla olamaz!

Bunları Üstad ne güzel tarif etmiş değil mi?

Fazla kaale alınmaya değmez...

DE
15.06.2013 22:02
#76

Cemaatte kalanların, kalmış olanların dosyaları en ayrıntılı şekilde tutulur. Onların içinde muhalif olanlarınki ise daha bir ayrıntılı olur. İzinli mi tutuluyor bunlar? Ne vasfa dayanarak yapılıyor bunlar? Devletin işi değil midir bu? (Hoş fişleyeni fişlerizden anlayacağımız devletin de yapmaması gerektiğidir) Hiç bir yerdeki yazıyı uyarlama gayreti içinde olmayınız.

Eski ordu b.ktu, rezildi. Gerçi ordunun başındaki adamı değiştirmekle ordu da değişmiş olmuyor bu kadar kısa bir zaman içinde. Temennim odur ki asker, askerliğini yapacak. Göstergeler de bu yönde. Eski ordu olsaydı şimdiye en azından bildiri yayınlanmıştı.

Hani Erdoğan bir programda yargının içine sızmışlar diyeceğine dili sürçtü de bir gerçekliği dile getirdi ya, sızmışlar kelimesindeki z yerine ç yi kullanmıştı. Bugün polislerin de içine olan aynen budur. Bunu yapanlar da Mavi Marmara olayında İsrail'in yanında olanlarla, 28 Şubat sürecinde askere, Tüsiada vs. tam destek verenlerdir. O süreçte öğrenciydiniz ya, hatırlatmakta fayda görüyorum: http://www.n-f-k.com/nfkforum/index.php?/topic/14327-fethullah-gulen-hareketi-ve-darbeler/

Hakkınız var, Fenerbahçe dışındaki spor klüplerini kimlerin yönettiğini görüyoruz. Eee, devlet kurmak kolay değil, pardon medeniyet(!) kurmak. Her alanda söz sahibi, hatta tek sahip olmak gerekiyor.

Siz güzel bir sanrı içerisindesiniz. Fethullah Gülen'in dediği olmadan cemaatinde hiçbir iş olmuyor sanıyorsunuz. Fakat her ilde, bırakın her ili bir il içerisinde bile Hocaefendilerinden geldiğini iddia ettikleri bir biriyle çelişen, alakasız gündemlerle boğuşmadığınız nasıl da ortada.

Elimde olsa, imkânım olsa alternatif bir cuma namazı kıldıran yere gider, orada namazımı kılarım. Kemal'in kurduğu pozitivist ideallere hâiz Diyanet'in resmî, genel, o çok edebi dille yazdıkları ve imamlarına zorla okuttukları hutbelerini dinlemekten gına geldi. İnsnaların hatalı namaz kılışlarından sorumlu olanların en tepesinde de yine bu Diyanet İşleri ve eğitim sistemleri belli olan İlahiyat Fakülteleri (iyi örneklerini tenzih ederim) vardır.

Ne yapsalardı yani oradaki eylemciler? Namaz kılanları darp etselerdi ağzınız kulaklarınıza mı varacaktı? Belki de...

Tam olarak bu noktada da şunu belirteyim: Gezi eylemcilerini kesinlikle savunmuyorum. Yaptıkları yanlıştır, gördükleri de yanlıştır. Tıpkı dünyanın her tarafında alternatif enerji kaynaklarına yönelinilmişken, güneş ve rüzgâr kaynakları bol olan ülkemizde ısrarla termik santral kurup ta ben çevreciyim diye göğsünü germek te yanlıştır. Bu çevrecilik filan değildir. Şimdi bana o ağızdan konuşmayın yine. Yeni nesil termik santral filan demeyin. O santraller havayı, suyu, toprağı direkt olarak geri döndürülmesi çok zor bir şekilde kirletiyor.

Başbakanın değişmesini istiyorum, burasını gayet iyi anlamışsınız. Değişmekten de bu kadar korkmank gelişmekten de korkmaktır.

Muhafazakarlardan bir kesim kızgın diye bıkkın oldukları anlamını çıkarman da tuhaf.

İstediğim değişim var, ama farklı bir parti ile değil, Ak Parti'nin iç tüzüğü değiştirilmesin, bir dönem dinlensin, kafasını toparlasın, olayları daha iyi tahlil etsin, çevresindeki bazı pislikleri temizleme fırsatı olsun diye istiyorum. Bunlar olmazsa da gidip başka bir partiye oy vereceğimiz filan da yok. Rahmetli Muhsin Başkanımız da yok ki ne yapalım?

8 ay sonra olacak seçim, yerel seçim diye hatırlıyorum bu arada?

Yazdıklarınıza tek tek cevap vermeye çalıştım son defa. Artık bu konu hakkında tüm söyleyeceklerim kısır bir döngüden ibaret olacağı için müsadenizle bırakıyorum burada. Bir önceki mesajımın bir kısmına saldırı mahiyetinin dışında, klasik söylemlerin ötesine geçmeyen cevaplar aldım. Allah razı olsun. Hiç sorgulamadan, her şeyini kabul ederek desteklemezseniz bizim gibiler ham ederler :)

 

15.06.2013 23:37
#77

Dervish kardeşim, şu son cümlelerin pek isabetli olmuş:Yazdıklarınıza tek tek cevap vermeye çalıştım son defa. Artık bu konu hakkında tüm söyleyeceklerim kısır bir döngüden ibaret olacağı için müsadenizle bırakıyorum burada.

 

Hoş yazdıklarında doyurucu bir cevap göremedim... Top çevirip durmuşunuz...

 

İşte cevabım:Fişleme hadiselerini çok iyi biliriz Dervish... Kokoreççileri satanları bile fişlemişlerdi bir zamanlar... O okul yıllarından ben de geçtim, üstelik zaman 28 Şubat zamanlarından başladı, ekonomik krizle bitti... Yaaa... Yaşadıklarımı anlatsam yol olur...

İddiana göre seni fişlemişler ve sen bu hakkında tutulan kanunsuz dosyayı gördün... Seni fişleyenler de malum kişiler, değil mi? Bak ben sana bir şey anlatayım: Üstad Necip Fazıl B.D dergilerinde Türkiye'deki masonları ifşa etmişti ki, bu masonlar arasında Süleyman Demirel de vardı... Süleyman Demirel mason olmadığını kanıtlamak için mason localarından mason olmadığına dair bir belge aldı ve o zaman medyaya göstermişti. Bunun üzerine necip fazıl şu enfes açıklamayı yapmıştı:“Sizin Mason olmadığınıza dair Mason Kulübü’nden belge almanız, iffetli bir kadının randevu evinden, orayla münasebeti olmadığına dair vesika almasından farksızdır; ve masonlukla münasebetiniz olmadığına değil, aksine, tam ve kurmayca bir alakanız bulunduğuna delildir!”

Dervish şu yukarıdaki yazıyı senin bu fişlenme dosyana uyarlayabiliriz, değil mi?

Polisler eski ordunun yerini alıyor da, eski ordu neydi, biliyor musun? Polis nasıl olur da eski ordu seviyesinde değerlendirilir? Birisi armut, diğeri elma... Sen eski polis ile yeni polis arasındaki o muazzam farkı anlatsana, bu daha iyi olur?

Bu ülkede ne oluyorsa, emirler cemaatten alınıyor zaten... F:Bahçe'ye şike operasyonu yapıldı ya, bunlar onun arkasından da Cemaati aradı... O Ergenekon, Balyoz gibi darbe operasyonlarının ardında da cemaat var zaten... O değil de, hatta ve hatta bizim yola taş koydular, takıldım, düşüyordum... Kesin cemaatin işidir, dedim... Biraz paranoyak bir durum oldu...

İlk müdahalelerin emri cemaatten gelmiş, polise... Yahu bu iddiayı en azılı solculardan bile duymadım bu süreçte... Fetullah Gülen'in bu hadiseler hakkındaki yatıştırıcı açıklamaları neydi o zaman? Yoksa Fethullah Hoca bu cemaatten değil mi?

Bak kardeşim, ben polis olabilmek için sınavlara girdim... Hani lisans mezunlarını bir hak tanındı ya, işte oradan yararlanalım da polis olalım dedim... Ama bütün sınavları geçtim, polis olamadım. Niye? sağlık durumlarım engel oldu. O sınavlarda, mülakatlarda geçilen bütün aşamaları bilirim... O sınavlara bütün hak sahipleri girebiliyor, cemaatçiler de giremesin mi? Önüne gelen girsin de, bu cemaatçiler giremesin mi? Sen de hazırlan gir, sana engel olan mı var???

İlk müdahalelere emri cemaat vermiş izlemi oluşmuş belli çevrelerde... Aman dervish sen o çevrelerden hemen uzaklaş... Ya bu iddiaya hiçbir şey yazmıyorum, çünkü saçma bir iddia, olmayan bir şey üzerine tartışmaya girmem, böyle şeylerle zaman öldürmem...

Erdoğan'ı kimler Ermeni yaptıysa kitaplarında, Gül'ü kimler Yahudi yaptıysa işte bunlardır senin bu fikirlere kaynak teşkil edenler... Cumhuriyet gazetesinin baş tarafında, Cumhuriyet yazan kısmında yani, işte o Cumhuriyet yazsının her iki tarafında ağlayan Fethullah hoca resimleri, yine bu resimlerde hocanın başında Amerikan şapkası... Sen Cumhuriyet gazetesini bu vaziyette gördün mü? İstersen arşivlerden bir kaç gün geri git de gör, sadece bir kaç gün... Burada Fethullah Gülen'in muhtemelen Peygamberimizi anlattığı anda ağlarkenki resminin üzerine bir çalışma ile, Fethullah hocanın başına Amerikan şapkası geçirdiler... Şimdi bu alçaklık değil mi? Bu hainlik değil mi? Bu yalancılık(oldu mu üstad?) değil mi? İşte bunlar değil mi, senin şu iddialarının kaynağı???

PKKlılar da alternatif cuma namazları kılmıştı güya... Peki Taksim'deki Cuma Namazları ne oluyor? Bu bölücülük değil mi? Niye bir camiye gitmeyip, o meydanda kıldılar namazlarını? Ne mesajı verdiler millete???

Cuma nazının cemaatini gördün mü? Orası insan kaynıyorken, cuma cemaati bir avuç insandan oluştu... Bu durum oranın nasıl bir ağırlığa sahip olduğunu göstermiyor mu? Belki bin erkek var orada, ama cuma cemaati 30 kişiyi geçmiyor neredeyse... Bu oranın nasıl bir ağırlığa sahip olduğunu çok net bir şekilde gösteriyor... Sen hangi birliktelikten söz ediyorsun? Bu aşırı solcuların yanına gidince birlik mi olunuyormuş??? Bizim buralarda cuma vaktinde dışarıda neredeyse erkek kalmaz... İstanbul'da bu durum tam tersi herhalde... Taksim'de de neredeyse cemaat bulamıyorsun herhalde... Hadi güç bela bir cemaat oluşturuldu... Güzel... İyi ama neydi o namaz kılanların hali öyle??? Adam rükuya giderken bileklerine kavrıyor, bir diğeri etrafı seyrediyor, bir başkası da kıyamda kolları ile vücudunu sarmalıyor... Cemaatin içinde kendini Mehdi ilan eden uzun saçlı bir dam da var, namazın vakitlerini kendine göre ayarlayan adam da... Sen bunları görmüyor musun?

Bizim marjinal dediklerimiz cemaatin başında nöbet tutmuşlar... O zaman madem bu adamlar nöbet tutmuş, siz de iadeyi itibar yapın, kaldırım taşlarını sökün polise, esnafa atın... Araçları yakın, binaları yıkın, bir kadının üstüne işeyin, camiye ayakkabılarınızla girin... Ben marjinal deyince bunları kastediyorum zira burayı da bir türlü anlatamadım kaç gündür yahu!!!

Bir de İhsan Eliacık Cumayı kıldırıyor, bir gerizekalı da cemaatin önüne oturmuş, hocaya mikrofon tutuyor... Yani görüntüye bak!!!

Başbakanın değişmesini istiyorsun... Bak Zaman gazetesi yazarı ateist şahin Alpay da Taksim hadiselerinden sonra yazdığı bir köşe yazsının başlığını ne koymuş: Başbakan değişmeli... Biz bu türden fikirlere şerbetliyiz... Varsa adamla bir sıkıntınız, seçimleri beklersiniz... Madem muhafazakar kesim de bıktı bu adamdan, o zaman 7 ay sonra görüşürüz...

 

Her şey ortada... Kısır döngü hakkında haklısınız, bence sen de haklısın... Bak dönüp duruyoruz...

 

Mümkünse bırakalım...

ME
16.06.2013 14:42
#78

Hahahahahacegan :)

Söylediklerimin hangisine cevap verdin ki film sahnesi hatırlama hakkını kendinde buluyorsun? Bahsettiğin maddelerin hükümete sunulan maddeler olmadığını, yalan söylediğini ispatlamama mı?

Boşbakanının yargıya müdahale ettiğine mi, neye dayanıyorsun?

Sonra da dersin ki başka mevzuulara girmeyelim, arkadaş daha bir mevzuuda yalan söylediğini kabul etmedin ki diğerlerine girelim?

 

Haa birde polis eliyle kim öldü diyordun, tekrar sormak ister misin sevgili melih gökçek kardeş?

 

Görüldüğü üzere tartştığın herkesle bir kısır döngü içerisindesin, ne o başbakanının huyundan mı kaptın hahahacegan? Hatanı, yalanını, dolanını kabul edemiyor musun? Bu kısır döngünün tek sebebi sensin farkında mısın? Yazdığın replikleri tekrar oku arkadaş.

 

Varsa başka replik onları da yaz, onlarla daha komiksin.

 

 

Miralay:

Bir insan idraktan ne kadar yoksun olabilir? Mesela sokağa çıkan insanların tamamını ilk günlerde marjinal grup ve çapulcu olarak nitelendirmek idraktan yoksun oluşun göstergesi midir miralay?

 

Yahu Türkiye gelişti, bölgesel güç oluyoruz, dünya da şu oluyoruz bu oluyoruz diyenler yalan mı söylüyordu? Söylesene Miralay yalancı mı seninkiler? Niye sordum bunu biliyor musun?

 

Amerika'da, Boston'da patlayan bir düdüklü tencereyi günlerce konuşan medya sizin iddia ettiğiniz üzere bu kadar büyümüş bir devletin göbeğinde yapılan bir gösteriye ilgi göstermeyecekti de ne olacaktı? Yoksa yalan mı söylüyorsunuz bizlere? Üfürüyor musunuz yoksa utanmadan sıkılmadan devamlı?

 

Hadi diyelim bunlar şerefsiz, ülkede iç savaş varmış görünümünü vermeye çalışıyorlar insanlara, sen ne halt yemeye halkla çatışıyorsun onların gözlerinin önünde o halde? Sen her haltı ye, bunu yayınlayan suçlu olsun, rahmetli Erbakan hocanın bir sözü vardı, hadi oradan, hadi oradaan.

 

Savaş muhabirleri meydana çıkmasın diye ağlayacaksan ortalığı savaş meydanına çevirmeyeceksin arkadaş. Gidip milletin çadırlarını yakmayacaksın. Eski bakanınız Ertuğrul Günay neler diyor bak:

https://twitter.com/ErtugrulGunay/status/345983440849620992

Ondan daha fazla Akp'li değilsin herhalde.

 

 

Sana yukarıda şurada bir çerçeve çizersek hepimizin aynı ideolojiye sahip olduğunu görebiliriz demiştim, sen hala gelmiş siyasi parti karşıtlığını ideoloji cık cık cık diye yazıyorsun. Hacegan'ın akıl tutulması sana da mı bulaştı arkadaş?

İdeoloji lafını diline doladın da de bakalım madem o kadar çok biliyorsun, neymiş benim ideolojim? Akp yardakçılığı yapmamak ideolojik davranmak mıdır?

 

Fatih Altaylı ne demek, iktidar yalakası Yiğit bulut bile gördü biz körüz, sağırız anasını satayım, göremedik birşey.

 

Ülkemizde algıyı belirleyen iktidar yardakçılığıdır (ben siyasi parti yardakçılığını ideolojiden saymıyorum kusuruma bakma), menfaatlerdir (kesinlikle ülke menfaatleri değil, eğer ülke menfaatleri olsaydı Şimon Peres'in Türk lokumu dediği Akp'yi desteklemezdi insanlar).

 

 

Yukarıda biriniz yazmıştınız, akıl tutulması yaşayan iki arkadaştan biri, bu mesajların muhattabı iki arkadaştan biri, arayamayacağım o mesajı şimdi.

 

Avrupa parlementosunda Tayyip istifa demişler, kim demiş biliyor musunuz gençler? İrlandalı ve muhtemelen hıristiyan olduğu halde Gazze ablukasına karşı Gazzeye giden Paul Murphy idi o konuşmayı yapan. İstanbul da bizzat yaşadıklarını anlattı, diğerleri sizler gibi akıl tutulması yaşıyorlar ve siyaset uğruna vicdanlarını satmış durumdalar.

 

 

 

16.06.2013 16:27
#79

mecal, ben senin isminin önüne ve arkasına bir şeyler ekleyerek, o isimle dalga geçtim mi?... Belki üslubum sert oldu zaman zaman ama hiçbir zaman senin gibi aşağılara düşmedim.

 

Hacegan'ın ne anlama geldiğini biliyor musun? Ben bu ismi seçerken, hangi anlamı ile kendime isim yaptım, sen bunları biliyor musun? Bu tartışmalarla benim ismimin ne alakası vardı şimdi de benim ismimi diline doladın...

 

Ben burada yöneticileri göreve çağırıyorum. Gerekenin yapılmasını istiyorum.

 

Bu saygısızlığa karşı hiçbir mukabelede bulunmuyorum.

EM
16.06.2013 17:17
#80

bu başlık altında tartışma o kadar uzadı ki bırakın hakikatin ortaya çıkmasını tartışılan mesele bile dürbünle bulunur oldu.

 

şimdi mes'eleyi netleştirmek ve kimin ne hakkında ne dediğini net bir şekilde görebilmek için taraflardan iki üç satırla iddialarını beyan etmelerini isteyeceğim.bu hem kavga ortamının tesiriyle oluşan körlükten kurtulmamıza hem de iddiaları bütün saflığıyla değerlendirebilmemize imkan sağlayacaktır inşaallah. sonrasında tartışmaya devam edilebilir hatta yeni katılımlar olabilir ancak iddialar net bir şekilde ortaya konulmadan tartışmaya devam edilirse bu kısır döngüden kurtulmak mümkün olmayacaktır.

 

 

 

MI
16.06.2013 21:47
#81

Miralay:

Bir insan idraktan ne kadar yoksun olabilir? Mesela sokağa çıkan insanların tamamını ilk günlerde marjinal grup ve çapulcu olarak nitelendirmek idraktan yoksun oluşun göstergesi midir miralay?

 

Yahu Türkiye gelişti, bölgesel güç oluyoruz, dünya da şu oluyoruz bu oluyoruz diyenler yalan mı söylüyordu? Söylesene Miralay yalancı mı seninkiler? Niye sordum bunu biliyor musun?

 

Amerika'da, Boston'da patlayan bir düdüklü tencereyi günlerce konuşan medya sizin iddia ettiğiniz üzere bu kadar büyümüş bir devletin göbeğinde yapılan bir gösteriye ilgi göstermeyecekti de ne olacaktı? Yoksa yalan mı söylüyorsunuz bizlere? Üfürüyor musunuz yoksa utanmadan sıkılmadan devamlı?

 

Hadi diyelim bunlar şerefsiz, ülkede iç savaş varmış görünümünü vermeye çalışıyorlar insanlara, sen ne halt yemeye halkla çatışıyorsun onların gözlerinin önünde o halde? Sen her haltı ye, bunu yayınlayan suçlu olsun, rahmetli Erbakan hocanın bir sözü vardı, hadi oradan, hadi oradaan.

 

Savaş muhabirleri meydana çıkmasın diye ağlayacaksan ortalığı savaş meydanına çevirmeyeceksin arkadaş. Gidip milletin çadırlarını yakmayacaksın. Eski bakanınız Ertuğrul Günay neler diyor bak:

https://twitter.com/ErtugrulGunay/status/345983440849620992

Ondan daha fazla Akp'li değilsin herhalde.

 

 

Sana yukarıda şurada bir çerçeve çizersek hepimizin aynı ideolojiye sahip olduğunu görebiliriz demiştim, sen hala gelmiş siyasi parti karşıtlığını ideoloji cık cık cık diye yazıyorsun. Hacegan'ın akıl tutulması sana da mı bulaştı arkadaş?

İdeoloji lafını diline doladın da de bakalım madem o kadar çok biliyorsun, neymiş benim ideolojim? Akp yardakçılığı yapmamak ideolojik davranmak mıdır?

 

Fatih Altaylı ne demek, iktidar yalakası Yiğit bulut bile gördü biz körüz, sağırız anasını satayım, göremedik birşey.

 

Ülkemizde algıyı belirleyen iktidar yardakçılığıdır (ben siyasi parti yardakçılığını ideolojiden saymıyorum kusuruma bakma), menfaatlerdir (kesinlikle ülke menfaatleri değil, eğer ülke menfaatleri olsaydı Şimon Peres'in Türk lokumu dediği Akp'yi desteklemezdi insanlar).

 

 

Yukarıda biriniz yazmıştınız, akıl tutulması yaşayan iki arkadaştan biri, bu mesajların muhattabı iki arkadaştan biri, arayamayacağım o mesajı şimdi.

 

Avrupa parlementosunda Tayyip istifa demişler, kim demiş biliyor musunuz gençler? İrlandalı ve muhtemelen hıristiyan olduğu halde Gazze ablukasına karşı Gazzeye giden Paul Murphy idi o konuşmayı yapan. İstanbul da bizzat yaşadıklarını anlattı, diğerleri sizler gibi akıl tutulması yaşıyorlar ve siyaset uğruna vicdanlarını satmış durumdalar.

 

 

 

Hala bakıyorum da aynı şeyleri geveleyip duruyorsun.

Ülkede iç savaş falan yok, ama sizlere göre 19 gündür bütün Türkiye ayakta, tek yürek olmuş, Başbakan'a karşı direniyor.

Aynı filmleri biz meşhur, yabancı basının canlı canlı aktardığı, sözüm ona bazılarına göre, Türkiye'nin en büyük mitinglerindeki dezenformasyon kampanyalarını da gördük...

Ama bu millet bu sahtekarlıkları, bunların suratına patlattı....

En yakın seçim de, inşallah gene bunların suratına patlatacaktır...

Ertuğrul Günay'ı örnek vermişsin,

Tamam eski bakan, Akp milletvekili olabilir...

Belki benden daha iyi Akp'lidir.

Ben baştan beri öyle düşünmüyorum orası ayrı konu...

Bu eski Chp Genel Sekreteri'nin açıklamaları Akp milletvekili oldu veya bakanlık yaptı diye niçin doğru kabul edeyim...

Biz senin gibi, muhalif olan ya da aykırı düşünen bir kişinin düşüncesini kendi ideolojime, dünya görüşüme uygun olduğu için beğenmem...

Gösteri kanununa göre, halka açık yerlerde miting ve bu şekilde toplantı yapılamaz..

Toplantı yapılacak yerler bellidir.

İllada Taksim ve Gezi parkını işgal edecem ve Başbakan'da, hükümet de bana uyacak diyorsan, kusura bakma buna Yüce Türk Milleti müsade etmez...

Keza bugün belki izlemişsindir, "çapulcu" takımının değil, gerçek halkın mitingi nasıl olurmuş görmüşsündür...

Ortalığı hiç yakma yıkma eylemi mevcut değildir...

Yiğit Bulut ve Fatih Altaylı demişsin, ben onları inanki sen sevmiyorsan, senden daha fazla sevmiyorum.

Her devrim ve holdingin sözcülüğünü yapan insanlar olarak görüyorum..

Tamam Yiğit Bulut belki bazı şeyleri Kanal24 de çalışması münasebetiyle olayları Akp penceresinden yorumlayabilir,

Fakat benim paylaştığım Fatih Altaylı demecine kimsenin birşey demeye hakkı yoktur.

Yüzde yüz doğru ve yerinde bir tespittir.

Yüzde 99 demiyorum bakarsan, yüzde yüz diyorum....

Sen kalmış hala, yabancı basında çıkan bir haber ile, GeziParkı eylemlerini canlı yayınlayan 10'larca muhabir yollayan, sanki Türkiye'de bir iç savaş yaşanmış hissi veren, haberleri, yorumları kıyaslıyorsan...

Sana karşı ne söylersek söyleyelim, ha duvara konuşmusuz ha sana konuşmuşuz hissi uyandırır...

Diğelim A.P da "Tayyip İstifa" diye Türkçe bağıran şahıs, Gazze eylemlerinde ön sıralarda yer alması neyi değiştirir???

İkisi birbirinden alakasız konulardır...

Bir konuda sana göre doğru yaptığı bir hareket, diğer konuda onu haklı çıkarmaz...

Sen ve senin gibiler saçmalamaya devam edebilirler...

Ama gerçek halk, cevabı yakıp dökmeden en yakın seçimde verecektir...(İnşallah)

O zaman Taksim eylemlerinde provakatörlük yapanlar, sanki Türkiye ayaklanmış gibi imaj verenler utanacaklar mı??

DE
18.06.2013 01:08
#82

“Mü’minin feraseti karşısında titreyin; zira o bakarken Allah’ın nuruyla bakar." buyurmuş Efendimiz (s.a.v.)

 

Ferasetli bakanlar Mü'minlerdir. Sanatçılar, sosyologlar, felsefeciler, aydınlar, siyasetçiler vs. bunlar Mü'min değillerse öyle bakamazlar.

 

Bugün dış dünya ve özellikle batı, bizi Suriye ile, Arap Baharı ile bir görmekte. Buna az ya da çok katkısı olan herkese sonsuz teşekkürler, tebrikler.

DE
19.06.2013 21:01
#83

Bir üstteki mesajım hariç, bu konudaki diğer mesajlarımı ret ediyorum. Yeni Anayasa konusundaki kırgınlığım, kandırılmışlık duygum ve kızgınlığımın da içimdeki anarşiste verdiği gazla devrimci duygularımda bir kısım kabarmalar meydana gelmişti.

 

İpe sapa gelmez sözlerimi okumak zorunda kalanlardan özür dilerim.

 

Ama aslına bakarsanız Taksim'e inmesi gerekenler bizleriz. Hazır boşalmışken fırsat bu fırsat yapılmayacak olan Anayasa için biz de... Ehem, pardon. :)

 

(Bu salaklar, çapulcular adamı zorla Akp'li ederler ya.)

20.06.2013 12:02
#84

Dervish o zaman niye bizi boşuna uğraştırıp duruyorsun?:)

MU
20.06.2013 16:28
#85

Hayır yapmıyor. Hem yapsa bile hatasız kul olmaz.

29.06.2013 13:49
#86

Günlerdir Cumhurbaşkanı ile başbakan ve hatta Bakanlar hakkında fitneler ürettiler... Gülen hoca ile Erdoğan arasında türlü fitneler ürettiler, ortalığa yaydılar... Erdoğan ile Gül'ün fikirleri arasında işin daha başından beri bir görüş ayrılığı yoktu... Bu sarf ettikleri söylemlerinden belliydi... Birisi daha yumuşak bir dil kullanmış olabilir ama Erdoğan'ın kullandığı dil de çok sert değildi. Hatta ben daha sert olmasını bile istedim...

 

Lütfen Üstadın 'Benim Gözümde Menderes' kitabını okuyun... Orada Üstadın Menderes'e önerdiği fikirlere bir bakın... Üstad neler diyor orada, neler...

 

Daha önceki yazılarımda yukarıdaki ifadeleri kullanmıştım. Erdoğan’ın kullandığı dilin çok sert olmadığını belirtmiş ve Necip Fazıl’ın bu cinsten konu ile alakalı Menderes’e neler önerdiğini, ‘Benim Gözümde Menderes’ kitabını işaret ederek anlatmaya çalışmıştım.

 

Miralay kardeşim bu konuyu açarken kullandığı başlık ise şuydu: Sizce Başbakan, Adnan Menderes Gibi Hata mı Yapıyor? Miralay’ın Gezi Parkı hadiseleri ile ilgili tarihin içine de dalarak, ‘Benim Gözümde Menderes’ kitabını da misal vererek çok isabetli bir başlıkla bu konuyu açtığını söylemek isterim.

 

Necip Fazıl’ın ‘Benim Gözümde Menderes’ kitabından bazı kısa alıntılar ile konuya girmek istiyorum. İşte ilk alıntı:

 

‘’Sene 1958… Bu yıl, Adnan Bey hükümetinin düşmanları tarafından şifasız bir zaaf teşhisiyle keşfedildiği ve her taraftan açık ve gizli tahrip hareketlerinin başladığı mevsimdir. Hükümette memur, mektepte hoca, üniversitede talebe, mahkemede hakim, orduda subay, Adnan Menderes’e karşı gittikçe koyulaşan bir istikrah havasına girmekte ve bu zehirli havayı, Halk Partisi, bir marsık tütsüsiyle beslemektedir.’’

 

Şimdi ikinci alıntı:

 

‘’Mahkeme, ordu, mektep, hükümet dairesi, baştan başa Halk Partisi pompasının sıktığı zehirli gazın tesiri altında…’’

 

Bir alıntı daha:

 

‘’Bu vaziyette hükümetin ilk vasfı, görme, koku alma, tadma ve temas etme hasselerinden yoksun olmanın üstüne eklediği korkunç bir sağırlıktır. Aslında sağır İnönü, sivrisineklerin mide gürültüsünü işitecek kadar hassastır da, Adnan Menderes, odasında fısıltıyla konuşurken dışarıdaki gök gürlemelerini duymaz veya duyanlardan hava raporu almaz.’’

 

Necip Fazıl bu kitabında Samed Ağaoğlu’undan da bir alıntı yapıyor:

 

‘’İstanbul’da 28 Nisan 1960 olaylarının geçtiği günlerden bir sabah öğrencilerle İstanbul Sıkı Yönetim Kumandanlığı birlikleri karşı karşıya… Ankara’da Başbakanın odasında, Menderes’in yanındayım. Rahmetli Namık Gedik, Milli Savunma Bakanı Ethem Menderes, Aklımda kaldığına göre Milli Eğitim Bakanı Benderlioğlu, rahmetli Tevhik İleri, Emin Kalafat ve şimdi hatırlamadığım birkaç arkadaş beraberiz. Menderes İstanbul’da sırasıyla Vali, Belediye Reisi, Sıkı Yönetim Kumandanı Fahri Özdilek’le telefonla konuşuyor. Telin öbür uçundan söylenenlerin neler olduğunu Başbakanın soru ve cevaplarından anlıyoruz.:

- Toplanan kaç bin kişi kadar aziz paşam?

- Beş altı bin mi? Ne yapalım diyorsunuz?

- ……

- Ateş mi etmek?

- ……

- Hayır, hayır katiyen ateş etmek yok!

- ……

- Paşam kimsenin burnu kanamadan, kimseyi brüske etmeden, yavaş yavaş dağıtmaya bakın! Aman paşam rica ediyorum brüske edilmesinler!

- ……

- Sizdeki copla kısa mı? Daha kuvvetli gaz bombaları mı?

- ……

- Bunları ben bilmem, Milli Savunma Bakanı yanımda, vereyim görüşünüz.

Zavallı arkadaşım Menderes, General Fahri Özdilek’le bu konuşmayı yaptıktan kısa bir süre sonra üniversiteli gençleri öldürmek için ateş emri vermek isnadıyla karşı karşıya kalacak!’’

Şimdi bu alıntı üzerinde biraz duralım… Bakın Adnan Menderes, sert müdahale önerisine nasıl karşılık veriyor:

‘’ Paşam kimsenin burnu kanamadan, kimseyi brüske etmeden, yavaş yavaş dağıtmaya bakın! Aman paşam rica ediyorum brüske (eziyet etmenedn) edilmesinler!’’

Peki sert olduğu söylenen Erdoğan döneminde Gezi Parkı çapulcularına Ne yapıldı? Ben söyleyeyim; bu çapulculara, bu ülkeye verdiği zararlar ile oranlarsanız, hiçbir şey yapılamadı ve hatta görevi bu tür kalkışmaları bastırmak olan polisin bile üstünde şiddet kullandılar. Peki bunlara rağmen kaç kişi tutuklu? Yazmaya gerek yok, komik bir rakam!!! Bu yüzden diyorum ki; Erdoğan’ın, kullandığı üslup ve çapulculara müdahale esnasındaki sertlik az bile!!! Burada Üslubu ile eleştirilen Erdoğan, gördüğünüz gibi gayet de yumuşak bir duruş sergilemiş. Bu duruşu medeni(!) ülkelerle de karşılaştırın bakalım, ortaya nasıl bir görüntü çıkacak?

Ağaoğlu yazısının sonunda ne diyor:

‘’Zavallı arkadaşım Menderes, General Fahri Özdilek’le bu konuşmayı yaptıktan kısa bir süre sonra üniversiteli gençleri öldürmek için ateş emri vermek isnadıyla karşı karşıya kalacak!’’

Demek ki, gelmiş geçmiş en kibar Başbakanı bile şiddet yanlısı olmakla suçlamışlar zamanında. Tıpkı şimdilerde Erdoğan üzerinden yaptıkları gibi.

Tekrar ‘Benim Gözümde Menderes’ kitabına dönelim:

‘’Ankara’da ‘’Zafer’’ gazetesindeyim.

Biri daldı bulunduğum odaya:

- Harbiyeliler nümayiş yapıyor!

- Ne nümayişi?...

- Başlarında kumandanları, tabur olmuşlar, Kızılay’dan Ulus meydanına doğru yürüyorlar!... Üniformaları içinde, tıpkı üniversiteliler gibi… Tam bir nümayiş havası içinde!...

Odasında bulunduğum Burhan Belge’ye sordum:

- Ne dersin?...

- Görülmüş şey değil!...

- Hiçbir zaman ve mekanda ne görülmüş, ne de görülebilir! Harbiye ihtilal yapar, çok yapmıştır; bir anda mekanından fırlar ve hemen harekete geçer. Bunlar görülmüştür. Fakat nümayiş yapmaz. Bu, sırtındaki üniformanın edep ve ulviliğini ihlale varır. Çare kalmayınca ihtilal başka; sımsıkı disiplin müeyyideleriyle bağlı bir müessesenin, sivillere mahsus bir serbestlikle mesleki haysiyetini feda etmeye davranması başka… Efe vurur, kırar geçirir; fakat sokakta nümayiş yapacak kadar manasını düşürür mü… İşte görülmemiş ve görülmeyecek olan budur!

- Ya sen neye bağlıyorsun bu hali?...

- Evvela hareket kendi aleyhindedir; çünkü görüldüğü yerde bastırılabilir ve ulaşmak istediği neticeyi kaybeder.

- O halde?

- O halde, artık bu memlekette hükümet diye bir şey olmadığı kanaati o kadar umumidir ki, Harbiye bunu büsbütün açığa vurmak için ortaya çıkmış ve askeri bir tabirle ‘’keşf-i taarruzi’’ye girişerek, hükümetin ne nispette olup olmadığını anlamaya kalkmıştır. Harbiye’nin meslek edep ve şiarını bir tarafa bırakarak giriştiği bu hareket, eğer hükümette bir davranış görülürse kabuğunu çekilecek, görülmezse meydanın boş olduğunu ilan edip gerisi için yolu açık bırakacak bir taktikten başka bir şey değildir. Ve eğer bu hükümet şimdi kendisini göstermeyecek olursa mahvolmuş demektir.’’

Buradan hareketle, Gezi Parkı çapulcularının yaptıkları vandalizmin karşısında bir hükümetin, bir iradenin olduğunu göstermesin mi Erdoğan? Eğer bunu, üslubunu da biraz olsun sertleştirerek yapmasaydı, bu çapulcuların arkasından kimler gelecekti, bir başka değişle bu çapulcular meydanı boş bulsaydı, bu yolla hükümeti zaaf içersinde gösterebilseydi, yolu kimlere açacaktı? Oynanan oyunun farkındayız!!!

Şimdi Necip Fazıl’ın aynı kitabından yaptığım şu alıntı çok önemli. Buyurun:

‘’Harbiye nümayişinin arkasından, Tevfik ileri vasıtasıyla ettiğim yakıcı müracaatlara Adnan Beyin cevabı şu oldu:

- Yarın sabah 6’da Başvekalette hep beraber görüşelim.

(…)

Saat 6’ya 10 kaladan 8’i 15 geçeye kadar tam 2 saat 25 dakika konuşuyoruz. Canımı dişime taktığım ve son kozlarımı oynamaya karar verdiğim için her şeyi söylüyorum.

Birinci mesele:

- Üniversite hadiseleri karşısında ne tavır alınabilirdi?

- Hükümet kuvvetlerine karşı fiille karşı duran Halk Partisi sevk ve idaresindeki sözde gençlik yığınından bir bucuk ölü yerine 150 ölü verdirilseydi ortada bir hükümet bulunduğu anlaşılır ve hiçbir şey olmazdı. Avrupa’nın nice (demokratik) ülkesinden bin misal… Demokrasi, kanunları çiğneyen ve hükümete el kaldıran zümrelere şefkatle mukabele etmek değildir.

İkinci mesele:

- Harbiye nümayişine edilecek mukabele ne olabilirdi?

- Harbiye nümayişi, hükümetin kuvvet derecesini anlatmak için tertiplenmiş taarruzi bir keşif hareketidir. Harbiyelilerin tarihte ihtilal yaptıkları görülmüşse de sokaklarda nümayiş yaptığı ve üniformasını sokak politikalarına alet ettiği görülmemiştir. Yapılacak şey, aynı akşam, Ankara’daki bütün generalleri toplayıp peşine takmak, Harbiye’ye girmek ve nümayişçilere askeri edebin gerektirdiği cezayı hemen vermekti. Bu da, törenle, trampet sesleriyle elebaşıların üniforma işaretlerini sökmek ve onları ‘silk-i celil-i askeri’’ ihrac etmekti.

Üçüncü mesele:

- Kuduran muhalefet nasıl karşılık görmeliydi?

- Açıkca ihtilal hazırladıkları ithamıyla partilerini kapatmak ve başlarını ezmek suretiyle...

(…)

- Çengiler gibi tef ve zil çalarak bir ihtilal geliyor! Bütün nümayişlerde, hükümet acaba ne dereceye kadar mevcut, suali hakim… Eğer hiçbir şey yapılamıyacaksa bir (Vaykavnt) uçağına atlayıp 40-50 kişilik bir kadro halinde kaçmaktan başka çare kalmamış demektir.’’

 

Burada Necip Fazıl’ın ‘’Hükümet kuvvetlerine karşı fiille karşı duran Halk Partisi sevk ve idaresindeki sözde gençlik yığınından bir bucuk ölü yerine 150 ölü verdirilseydi ortada bir hükümet bulunduğu anlaşılır ve hiçbir şey olmazdı.’’ ifadelerini çok sert bulabilirsiniz. Burada anlatılmak istenen nedir? Durumun vahameti!!! Bu süreç sonunda en nazik Başbakan asıldı. Gençleri kıyma makinesinden geçirdiği, o kıymaları da Konya yollarında asfaltın altına malzeme olarak kullandığı, nümayiş yapan üniversiteli gençlere karşı ateş emri verdiği gibi yalanlarla bir başbakanı astılar… Belki bütün bunların yarısı ve daha azı yapılabilseydi bunları yaşamayabilirdik.

 

Camide çekilen son görüntüleri seyrettiniz mi? Çocuğu ile birlikte saldırıya uğrayan başörtülü o annenin savcılığa verdiği ifadeleri okudunuz mu? Hükümetin elinde bulunan ve Başbakanın yanına giden o malum sanatçıların Erdoğan’a yalvararak bu görüntüleri saklamasını istedikleri 17 dakikalık şiddet görüntülerinden haberiniz var mı? Bu çapulcuların duvarlara boyadıkları sloganların içersinde türlü küfürler yanında utanmadan sıkılmadan Peygamber efendimize(S.A.V) yapılan hakareti okudunuz mu? Bütün bunların yanında bu ülkeye verdikleri zararlardan haberiniz var mı? Ve daha neler, neler…

 

Peki siz Başbakan olsaydınız bu çapulculara neler yapardınız? Bu çapulcuların arkasında gizlenen birtakım şeytanlara ne yapardınız? Peki sert bulduğunuz Erdoğan’ın hükümeti ne yaptı? Hiç…

 

Evet… Şimdi bir şeyler anlatabilmek için giriştiğimiz bu meseleye bir düğüm atıp bitirelim. Düğümü ‘İdeolocya Örgüsü’ kitabından ‘USUL’lerle atalım:

 

‘’…Türk Anayasasının kefaleti altındaki fikir hürriyetiyle, beklediğimiz ihtilal-inkılabı körüklemek de bize ve sıfatlandırdığımız gençliğe düşen borç…’’

 

‘’Ülkemizde anayasa ile müeyyideli fikir hürriyeti diye bir şey varsa ve eğer kanunlara doğru söyletiliyorsa, müspet ve menfi her iki haliyle biz vaziyetin ispatçısı olacağız ve her iki halde de şeref ve hizmetimiz büyük olacaktır.’’

 

‘’İşte avaz avaz haykırıyoruz ki, yüz küsur yıllık yanlış inanışlar bakımından ruhlardaki takma dişleri söküp, onların madeni baskıları altında ezilen hakiki ve bünyevi dişleri belirtme ve geliştirme gayesinden ibaret davamız, metod olarak saf fikirden başka vasıta ve alet tanımıyor. Böyle olunca, fikirlerimiz ne kadar dokunaklı, yakıcı olursa olsun, kendimizi kanun namusunun kefaleti altında görüyor ve bu güven duygusundan sonra başımıza hangi inkisar ve ıstırap gelirse gelsin, onu hiçe sayacağımızı, o zaman da, belirteceğimiz misaldeki ibret payı noktasından en büyük hizmeti yerine getirmiş olacağımızı, hak ve millet huzurunda ilan ediyoruz.’’

 

‘’Fikir meydanı ve atalarının ruhu seni çağırıyor. Elinde kanun bayrağı, ruh kalesini fethet!...’’

 

‘’Demokrasyanın tam hakkını isteyerek, kanun yoluyla, fakat sonuna kadar tam hareket ruhunu elde etmedikçe, ‘ukde-i hayat’ımızdan bütün canımız emilecektir! Biz, konuna aykırı şekilde ‘İslamı getirin!’ demiyoruz; ‘Demokrasyayı getirin, ötesi kolay!’ diyoruz.’’

 

İşte bizim bir davamız varsa, o davanın bayrağını meydan yerine dikmenin usulü budur. Çapulculuk yaparak değil…

 

Eğer bizim üslubumuz sertse, tavrımız biraz sert kaçıyorsa, bu sertlik çapulculara ve onların arkasına saklananlara karşıdır. Ve bu üslup ve bu sertlik bize kanunların verdiği bir izindir.

 

 

13.07.2013 18:38
#87

Kaç gündür tutturdular bir ''palalı adam'' gidiyorlar... O ''palalı adam'' şapşalın teki, o hıyarın aklı bir karış havada... Ulan ''gezi zekalılar'', yaptığınız kepazeliklerle ülkenin içine ettiniz, kamu ve özel arabaları kullanılmaz hale getirdiniz, kaldırım taşlarını, molotofları esnafların camekanlarına attınız, suçsuz insanların üstüne attınız... Kapalı bir kadına türlü rezillikler sergilediniz, camiyi baştan ayağa kirlettiniz, caminin içinde içki içecek, sigara içecek kadar hayvandan da aşağı yaratıklar oldunuz... Ulan sizin bu ülkeye verdiğiniz zararlar İstanbul'dan Ankara'ya yol olur, reziller!!! Şimdi de geri zekalı bir palalıyı kendinize bayrak ettiniz, kendi yaptığınız türlü rezillikleri de 'hak arayışı' olarak lanse ettiniz, öyle mi? Yuh olsun sizin idrakınıza!!!

 

Ulan gezi zekalılar, yaptığınız türlü rezilliklere kıyasla bir avuç teröristi çektiler karakola diye ortalığı ayağa kaldırdınız... Sizin dayanışma platformunuz olacak o yüzsüzler de tutuklanan teröristlerin acilen serbest kalmasını, hem de hiç sorgulanmadan serbest kalmasını istemişti... Şimdi kalkmışsınız bir tek palalı üzerinden türlü yalanlarla koskocaman bir cemiyete ataş püskürtüyorsunuz!!! Bir de utanmadan, sıkılmadan diyorsunuz ki, o palalı niye serbest kaldı!!! Ulan sahtekarlar, o palalı salağın serbest kalması sizin zorunuza gitti de, ülkenin içine eden gezi teröristlerinin serbest kalması için niye oranızı buranızı yırtıyorsunuz??? Kadı ki, zaten çok az yakalan gezi çapulcularının büyük çoğunluğu da serbest bırakıldı!!!

 

Siz var ya siz, siz ne dz!!!

 

MU
27.07.2013 03:12
#88

basbakan gezi faturasini ağır odeteçege benziyor. Mimarlar ve muhendisler odasinda yetki kisitlamasi, bankalarda standart faiz uygulamasi falan derken Koç'a attığı calımi çok şık buldum. Hisseleri yerlerde surunsun ins. Tupras da onunmus iyi mi! Adamlar bu memleketten enseyi kalınlastirmislar ama seçtikleri iktidara avcı kesılmisler. devletimiz zeval gormesin ins. Aferim hukumete. Gırtlaklarina cokeceksin bu kansizlarin! Umarım devamı gelir. Zevk içinde takipteyim

31.07.2014 23:27
#89

Bakıyorum da, Gülen hoca konusunda yanılmışım...

JA
07.01.2017 17:02
#90

Hukuka ve toplumun her kesimi saygısı olan parayla fazla işi olmayan kul hakkından korkan kibirsiz ileri demokrasiyi savunan herşeyden önce milli menfaatleri düşünen bir başbakan istiyorum..çok mu şey istedim bu özellikleri taşıyan Akp milletvekilleri var mı?.. bence yok..o yüzden umrumda değil..en iyisine tır çarpsın..

 

 

NF
03.10.2018 17:16
#91

O kadar geniş ve tartışmaya açık bir konu açmışsın ki teşekkürler ya :D Bir başlasam susmam. O yüzden en başından susuyorum -_-