Modern İnsan!

Başlatan: Gökhan Çakmaz Tarih: 18.10.2009 21:10 Cevap: 3

18.10.2009 21:10
#1

'''...Şimdi insan,kendisini,kendisindeki gücü keşfetmek ve kendi olmakla,meydana getirdiği bilim ve teknoloji ile eski zayıflığını ve bu zayıflığa yol açan tabiatı aşmak ve tabiata hakim olmakla artık tanrıyı bırakabilirdi!!!

Modern insan,bu anlayışla yola çıktı.''Ama kendisinin ve kainatın yaratıcısının kendisi olmadığını apaçık gördüğünden;yaratma işini madde,tesadüf veya tabiatın kendisi gibi şuuru,ilmi,iradesi ve gücü bulunmayan bir takım vehmi güçlere havale etti.Yaratma,yaratılanı idareden çok daha zor olduğu ve bütün varlığı tanıyan bir ilim,irade ve kudret gerektiği halde,yaratmayı tabiata,maddeye,tesadüflere havale ederken,hayatını tanzim ve iradeyi ise kendi tekeline alıyordu.''

Kısacası insan,asıl ikiyüzlülüğü burada yapıyordu.Çünkü onun,daha doğrusu,modern dünyanın kurucu ve hükmedicilerinin asıl niyeti,diledikleri gibi yaşamak ve bu yaşamanın önündeki engelleri ortadan kaldırmaktı.O veya onlar,dünyaya ve diğer insanlara istedikleri gibi hükmetmek istiyorlardı.Bunun için de,İlahi otorite'yi ve dini istemiyorlardı.Fakat bunu,bir takım felsefelerin,kavramların ve güya bilimsel faraziyelerin arkasına saklanark yaptılar.İnsanın bir hayvan veya hayvansoylu olduğunu güya bilimsel bir teori olarak sunan Darwinizm, Spencerizm'le özdeşleşen ve dini inancı,dinin hayata etkisini reddeden,gücü ve güçleri öne çıkarıp ,zayıfları yokluğa mahkum eden faşizmin,doğuş ve yükselişinin zeminini hazırlayan,ırklar ve renkler arası mücadeleyi ön plana çıkaran Sosyal Darwinizm ve bir de Freudizm,bilhassa bu hususta çok önemli fonksiyon gördü.'''

 

 

((((Alıntıdır.))))

 

 

Ben bu yazıyı geçen aylarda bir dergide okumuştum ve çok hoşuma gitmişti.Sizlerle de paylaşmak istedim.Görüşlerinizi bekleyeceğim.

VE
18.10.2009 23:52
#2

görüşüm şudırki maymundan gelme iddasına üstadımız ve harun yahya hocamız cevap veriyor.

MU
19.10.2009 20:01
#3

İnsanoğlu yaratılış hakikatini ne kadar inkâr ederse etsin, kendini kandırmaktan, ebedî hayatını mahvetmekten öteye gidemez. Şeytana ve nefsine aldanan ve diğer insanları da aldatmaya, aklını çelmeye çalışan redd-i Allah güruhu, her abideye bir kaide lazım düsturunca, insanoğluna tatmin edici bir kaide sunamamaktadır, sunamayacaktır. Üstadın Destan şiirinde geçen; "Heykel destek üstünde, benim ruhum desteksiz" mısraı, tam da bu meseleye işaret ediyor. İnsanın bilim ve teknoloji ile kuşanması, tabiata hâkim olması (ne derecede hâkim olabildiği tartışılır) sadece müşahhas sahada geçekleşen bir güç gösterisi. Ve bu sözde güç, manevî-ruhî bir kaynağa bağlı olmadığı için de mâmur edici değil, harap edici bir şekle bürünüyor insanoğlunun elinde. Yani neticede insan gene zayıf, gene zayıf. Güçlü olduğunu vehmeden zavallı bir zayıf. Kökü; insanın ruh kökünü inkâra dayanan bu zehirli mesele, çağdaşlaşma adı altında her zaviyeden Batıyı taklit edenler tarafından ülkemiz insanına da tanzimattan beri yavaş yavaş yedirilmiştir. Bir nesli böyle mahvettiler. Gençliklerini, küfür üzre yaşayarak, başlangıçta bir damla su iken, akıbeti leş olan ademzâdeler hâlinde ebedi azaba duçar oldular.

Allahu teala'yı inkâr, insanın büyük cihadı olan nefsiyle savaşından mağlup olmasından başka bir şey değil. O kafir nefs ki, Allah'ın düşmanı, insanın düşmanı, ruhun düşmanı.. İnsanın onunla olan savaşı son nefesine dek sürecek. Ve insanın Rabbini bilmesi için önce kendini bilmesi gerekecek.