KULLETEYN
İki kulle - Ölçü birimi, bir bakıma testi - su pislik barındırmaz mealindeki hadisten yola çıkarak gençlik çağlarında medresede yaşadığını iddia ettiği olumsuzlukları anlattığı romanın adı.
İnsanımızın dini öğrenmeye verdiği önemi göz ardı edip, bilimsel ve pedagojik formasyon almalarına izin vermedikleri kişilerin gizli yerlerde kurduğu ekisk- yetersiz altyapı, desteğin olmadığı bu tür kurumlarda olumsuzluk yaşanmasında suç bizatihi dinin, İslam'ın değil, bu ortamın oluşmasına neden olan halktan kopuk yönetici kadro, mantalitelerinin sonucudur.
Kitaba adını veren "Kulle" meselesini ve bu konudaki hadis metinlerini anlamayan bu kişiye verilecek cevaba gelelim:
"Sakın sizden kimse 'durgun ve akmayan' suya küçük abdestini yapmasın ve sonrada onu kullanmasın"
(Müslim, Tahare:94, Tirmizi; Tahare:51, Nesai,Tahare:49, İbni Mace, Tahare:25, Ahmet b. Hanbel, Müsned:II, 288, 464, 532, IV, 241,350, Ayrıca Buhari,Vudu68, Muslim, Tahare:94, 95,96, Ebu davud, Tahare, 36...) hadisi görmeyen, Kulle kelimesinin
'Bir adamın boyu' anlamına geldiğini de o çok bildiğini iddia ettiği Arapçası ile bilmeyen, en önemlisi de Hz. resul (sav)'in: 'Rengini veya kokusunu veya tadını' değiştirmesi müstesna suyu hiç bir şey necis etmez."
(İbni Mace, Tahare:76, Darekutnî, Sünen, I, 28, 29 ) hadisinden habersiz, bir çok fakih, müctehid, mezhep ileri gelenlerinin ictihat- fetvalarını ( Suyun temizlenmesi ile ilgili bu detay fetvaları buraya alıp yazıyı şişirmeyeceğiz!) duymayan bu adam;
Kısaca yazarın İki kulle'den maksadın 'iki insan boyunu geçen ayrıca durgun olmayan ve rengi, kokusu, tadı bozulmayan' nehir gibi suların kastedildiğini anlamadığı kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Diğer eserlerine ise cevap sitemizde mevcuttur.
(Bu konuda mesela İmamı Tahavi'nin Şerhul menari'l-Âsâr (Hadislerle İslam Fıkhı) adlı eseri veya İbni Kuteybe'nin Te'vilu muhtelifu Hadis (Hadis Müdafaası) adlı eserini tavsiye edebilirim)
FELSEFENİN BAŞLANGIÇ İLKELERİ
Her şeyin çözümünü Marxizmde görüp, 'Biricik ve bilimsel dünya görüşü' olarak Marxist felsefeyi ileri süren ( S:18), Materyalizmi dünyanın gerçek yüzünü görmekle eşdeğer ve Marxizmi ise bilimsel silah ilan ederken (S:20) tüm bunlardan sonra Marksist teori dogma değildir ( S:22) diye yazabilen bir adamın eseridir bu kitap. Aksiyonun şartlarını dikkate almamak dogmatiktir ( S:46) yazar ne yazık ki toplumun temel dinamiği dine tamamen karşı olduğu ideolojisi ile bizzat kendisi dogmatizmin merkezine oturmaktadır. Mutlak bilgi diye bir şey yoktur (S:82, 95) diyen yazar diyalektik materyalizmi dogma haline getirdiğinin farkında bile değildir. Çelişkinin toplumsal boyutunun 'hak- batıl' arasında olduğunu fark edemeyen yazar klasik marxist terminolojiyi kullanarak ilkel-feodal...komünal toplum sıralamasını (S:91) yaparak yine tarihi toplumsal gelişimi dogmalaştırarak dondurur.
Bilim ilerledikçe tanrının varlığının delillerini daha gün yüzüne çıktığı
-DNA'nın keşfinden Big bang'a...Detay sitemizde - günümüzde tanrıyı hayal ürünü ( S:26), gereksiz (S:142) dolayısı ile yaratıcı olmayan (S:141) kabul eden, Hegel'in öğrencisi Marx'ın ( S:31) diyalektiğinin temeli olarak ileri sürdüğü 3 nedenin artık tam tersine materyalist felsefeyi redde götürdüğünü yazar o zamanlar görememiştir. Bu 3 neden: Hücrenin keşfi ( Tam teşekküllü bir şehir gibi çalışan hücre nasıl ateizme delil olabilir? ), Enerjinin dönüşümü (Var olanı en güzel şekilde ve devamlı kullandıran bu sistem ayarlayan - düzenleyen olmadan kurulabilir mi idi?) , Darwinizm
(Bitti, mesela : www.islamustundur.com/konular/darwinizm.html detay sitemizde ) O zamanlar bilimsel (!) olan görüşün ömrünün bu kadar az olması, dini kabul eden sosyalizmi bile reddetmesi (S:22) ve hayatını adadığı ideal uğruna feda etmesi de yazar açısından ayrı bir trajedidir.
Diyalektik materyalizmin daha önce ortaya çıkmamasını bilimsel gelişmelerin eskiden ileri düzeyde olmamasına, mesela 'bir türün başka bir türe ' geçmesinin bulunamamasına bağlayan (S:33) yazar aslında aradan geçen yaklaşık bir yüz yıla rağmen hala bunun ispat edilememesi aksine yaratıcının delillerinin daha da berraklaşması karşısında aslında kendi ideolojisinin çöplüğe gittiğini ne yazık ki görememiştir.
Tabiatı karşıtların mücadelesi olarak ifade eden ( S:76) yazar ne yazık ki parçaya bakıp bütüne hakim olamamış, tabiattaki 'mücadele' değil uyum - dengeyi fark edememiştir. Bizzat kendi kitabında (S:95) verdiği güneş ile gezegenler örneği bile kendi kendini yalanlamaktadır.
Bilimi siyasi görüşlerine alet eden ama bilimin de durmadan değiştiğini (Tıklayınız: www.islamustundur.com/siyasibilim.html ) ideolojisine olan bağnazlığı nedeni ile ile fark etmeyen yazarbilim ilerledikçe materyalizmin de ilerlediğini ileri sürebilmiştir (S:134) Yazar metafizik terimini kitabında kullanırken aslında İslam'ın tamamen zıddına, Hıristiyan teolojisinden hareketle dine saldıran yazar bazen İslamî olan görüşleri de materyalist görüş olarak kitabında ileri sürebilmektedir (Mesela S:39, 40, 78, 81, 82, 144...) Hıristiyan metafiziğini ilerlemeye engel gören- ki haklı- yazara göre her sorunun cevabı materyalist felsefededir ki kitabı boyunca bu iddia her zaman ileri sürülür ve metafizik ise hiç bir şeye cevap veremez. Hıristiyan teolojisi - Metafiziği- için söyledikleri için yazar haklı iken ne yazık ki kendi ideolojisi de aynı şekilde tamamen bilim ışı ve sorunlara çözüm olmaktan uzaktır!
YAZARIN DİN BU ADLI KİTABINA CEVAPLAR İSE SİTEMİZDE - islamustundurcom-
:rose: