En Yüce Ilim Haddini Bilmektir

Başlatan: TEYHAN Tarih: 19.04.2011 21:04 Cevap: 2

TE
19.04.2011 21:04
#1

* Beynin sağlam olması lazım. Diğer uzuvlardaki ufak tefek rahatsızlıklar bir şekilde halledilir. Ama beyin rahatsız olursa, bütün vücut felç olur. Lider, beyin gibidir. Ehl-i sünnet itikadı beyin gibidir, doğru kılınan beş vakit namaz beyin gibidir.

* Vücut, 3 temel unsurdan oluşur:

Beden + Ruh + Nefs

Bedenin gıdası, topraktan yaratıldığı için topraktır. İhtiyacı, su, sebze, meyve, et ve hasılı bunların ihtiva ettiği madenler vs. İhtiyacı bunlarla giderilir, verilmezlerse zayıf düşer, hiçbirini almazsa ölmek zorunda kalıyor.

 

Ruh Âlem-i emirden gelmedir, çok mübarek, mukaddes bir nurdur. Ruhun gıdası, ibadettir, itaattir, zikirdir, tevbedir, duadır. Onları tedavi için peygamberler ve kitaplar gönderilmiştir. Ruh hastalığı budur, akıl hastalığı ruh hastalığı değildir. İnkâra saparsa ruh mecazen ölür. Ruhun ölmesi o kimsenin kâfir olması demektir. Her şeyin cezası sınırlıdır ama küfrün cezası Cehennemde sonsuz kalmaktır. İmanın mükafatı da Cennette sonsuz kalmaktır.

 

Nefsin gıdası haramdır, vazifesi, haram işlemek, nefse o gıdayı vermeyeceğiz , ama göz ardı da etmeyeceğiz. Sus payı helal olanlardan, verilecek.

 

* Herkesin belli bir sınırı vardır. Herkesin hakkına riayet etmek gerekir. Müslüman kimsenin hakkını yemez, hakkını da yedirmez.

 

* Sabrın başlangıcı çok acıdır, sonu baldan tatlıdır. Allahü teâlâdan razı olandan, Allahü teâlâ da razıdır, kazaya rıza evliyanın şanındandır. Sevgiliden (Allahü teâlâdan) gelen bela bahşiştir, bahşişini kabul etmemek büyük hatadır.

 

* Tefviz, her şeyin Allahü teâlânın takdiriyle olduğuna inanmak, işlerini Allahü teâlâya havale etmek, Onu kendine vekil yapmak, Ona tevekkül edip, güvenmek, Ondan gelenlere sabretmek demektir. Bu zor da olsa çok kıymetlidir.

 

* Kul Allahü teâlâyı arzu ederse, Allahü teâlâ her türlü maniyi kaldırır ve Mevla’yı bulur.

 

* İki türlü ilim vardır, akli ilimler ve nakli ilimler. Bu iki ilim ayrılmaz, ayrılırsa bu iki ilime sahip olanlar birbirine düşman olur.

 

* En kıymetli ilim haddini bilmektir. Bütün kavgalar dünyayı paylaşmaya çalışmaktan ve haddini bilmemekten meydana gelmektedir. İnsan cömert olursa herkes onu sever ve onunla kimse kavga etmez. Hasis insanlar etrafına bir şey vermeyip, dünyayı hep kendilerine almaya uğraştıklarından huzursuzdurlar, sevimsizdirler ve insanlar onlarla devamlı mücadele ederler.

 

* Şah-ı Nakşibend hazretlerine sormuşlar, (Efendim bu yolun esası nedir, başı nedir?) Buyurmuşlar ki, (Edeptir.) Ortası nedir demişler, (Yine edeptir) buyurmuş. (Peki ya sonu nedir?) demişler, (Yine edeptir) buyurmuş. Neden? Çünkü hiçbir edebe riayet etmeyen Allah’ın dostu olamaz. İlla edep, illa edep. Edep haddini bilmektir. En yüce ilim haddini bilmektir.

 

* İmam-ı a’zam hazretlerini akıl ile anlamaya çalışmak akılsızlıktır.

 

* Büyükler hastalık, dert ve sıkıntılardan hiç şikayetçi olmadı. Bunları kim gönderdi? Allah. Hiç Sevgiliden gelenden şikayet edilir mi? Hiç Allah kullara şikayet edilir mi?

 

* Bir yere çıkmak zordur, ama o yeri korumak daha zordur.

20.04.2011 09:46
#2

İnsan iki önemli özelliği vardır. Birisi isimlerimizin muhattabı olan, Cenabı Hakkın "biz onu kendi kudret elimizle yoğurduk" ve "biz ona kendimizden üfledik" buyurduğu ruhumuzdur. Ruhun huzur bulması için ibadet etmek lazımdır. Diğer bünyemizde barınan ve ölümün kendisi için olduğu nefsimizdir. Cenabı Hakk "her nefs ölümü tadacaktır" buyurduğu üzere dünyada ihityaçları vardır;yer, içer, uyur, arzu ve istek sahibidir ve neticede ayeti kerimede geçtiği üzere ölür. Topraktan yaratılmıştır ve insanı amel noktasında aşağılara çekme arzusu taşır. Kuranı Kerimde " o nefs ki size şiddetle kötülüğü emreder" buyrulmaktadır. Nefsin de 7 mertebesi vardır. Üzerine düşülüp kalp tasviyesi ve nefs tezkiyesi ile alakalı hayat programı sürülürse üst mertebelere çıkılabilir.

 

Haddinibilme mevzusu günümüz insanının özellikle müslümanların en büyük va baş problemlerinden birisidir. Maalesef günümüzde İslamı mevzularda herkes otoriter tavırlar takınmakta. İslam tarihinde bu işin erbabı onlarca yüzlerce binlerce İslam büyüğü hakiki alimleren ve velilerden bizzar beslenip onlardan aldıkları ilimle geceli gündüzlü cilt cilt eserler kaleme almışılardır. Bağdat kütüphanelerinde körfez savaşından önce hafız şahin isimli bir alimin 1000- BİN ciltlik tefsirinin olduğu aynı kişinin 600- ALTIYÜZ ciltlik hadis kitabının olduğunu kaçımız bilir. ( bağdat boşuna bombalanmadı,bu eserler yok edildi). İmamı Gazali hazretlerinin yazdığı kitapların sayfa sayısının yaşadığı günlere bölündüğünde 17-18 sayfa günlük yazı yazdığının (o günkü şartlarda) hakikatini nasıl izah edebiliriz. İmamı Azam hazretlerinin 40 sene yatsı abdestiyle sabah namazı kılmasını anlamaya idrak sınırlarımı yeterli gelir mi? Bu büyük zatlar gibi nice örnekler tarihimizde mevcut iken neden ben bir ilahiyat profösörünün İslam ile bağdaşmayan fikirleri benimseyip ona göre hayatımı idame ettireyim. Bu abestir. Aklımızı başımıza alalım. Haddinibilme mevzusunda özellikle ilahiyat kadrosundaki profösörler dikkatli olmalıdır ki kendilerini müçtehid olarak görme hastalığından kurtulmaları gerekir. Onlar kurtulmasa da bizim onlara itibar etmememiz gerekir.(İslama hizmet eden ve haddini sınırını bilen büyüklerimiz müstesna)

 

İmamı Gazali hazretlerine göre vücut organlarının şahı kalptir beyin değildir. Bunu da belirtmek isterim.