Güzel Şey...

Başlatan: mukarrabin Tarih: 30.04.2011 11:11 Cevap: 5

MU
30.04.2011 11:11
#1

Sual: Ölümü hatırlamanın fazileti nedir? Ölüm nedir, ölümden korkmalı mıdır?

 

CEVAP

 

Her müslüman, Cennet ve Cehenneme inanır. Cehennemden kurtulmak, Cennete girmek isteyen akıllı kimsenin ölüme hazır beklemesi gerekir. Çünkü Peygamber efendimiz, (Akıllı kimse, kendisini hesaba çekip ölüm için hazırlanan kimsedir) buyuruyor. Bir şey için hazırlanmak, onu sık sık hatırlamakla olur. Hatırlamak ise, hatırlatıcı şeylere bakmakla, onları yapmakla mümkündür. Genel olarak bütün insanlar ölümden gafildir. Bir âyet-i kerimede, (Hesap görme zamanı yaklaşmasına rağmen, insanlar gaflet içinde, bundan yüz çeviriyorlar) buyuruluyor. (Enbiya 1)

 

Dünyanın faydasız zevklerine aldanan, ölümden habersiz yaşar. Yanında ölümden bahsedilince, nefret eder. Peygamber efendimiz,(Kim ölümden nefret ederse, Allah da ondan nefret eder) buyuruyor. Allahü teâlâ da, (Kendisinden kaçtığınız ölüme mutlaka yakalanacaksınız) buyuruyor. (Cuma 8)

 

Günahlardan kaçıp ibadetlerini yapan kimse, ölümü istemese, ölümden nefret etmiş sayılmaz. Çünkü, o kusurlarını telafi peşindedir. Bir kimseye sevgilisi hemen gel dese, o kimse de, yıkansa, tıraş olsa, yeni elbiseler giymekle, sevgilisine hediyeler almakla meşgul olsa, geciktiği için sevgilisine kavuşmaktan nefret etmiş sayılmaz. Yani ölümden hoşlanmamasında mazurdur. Çünkü ölüm için hazırlık yapmaktadır. 

 

Ebu Süleyman Darani hazretleri, saliha bir hanıma, (Ölümü sever misin?) dedi. O da (Hayır sevmem) dedi. Sebebini sorunca, (Birisine karşı bir kabahat işlesem, onun yüzüne bakmaya utanırım. Onu görmek istemem. Bu kadar günah içinde iken, günahlardan kurtulmadan, nasıl olur da Allahü teâlânın huzuruna çıkmayı sevebilirim?) dedi.

 

Arifler ise, ölümü devamlı hatırlar. Çünkü onlar ölüme her zaman hazırdır. Ayrıca onlar bilir ki, ölüm sevgili ile buluşma zamanıdır. Ölüm, dostu dosta kavuşturan bir köprüdür. Bu köprüden geçmeyen sevgiliye kavuşamaz. Arifler bunun için ölümü severler. 

 

Hazret-i Mevlana da Azrail aleyhisselama, (Tez gel, haydi canımı çabuk al, beni Rabbime hemen kavuştur) demiştir. Öyle ya, seven sevgilisi ile buluşacağı günü hiç hatırından çıkarır mı, o günün bir an gelmesini şiddetli şekilde arzu etmez mi? Hatta ölümün gecikmesine canı sıkılır. Bir an önce ona kavuşmaya can atar. 

 

Hazret-i Huzeyfe ölüm döşeğinde iken, (Dost ani bir baskınla geldi, pişmanlık fayda vermez. Ya Rabbi, yaşamak hakkımda hayırlı ise yaşamamı nasip eyle, ölüm, hakkımda hayırlı ise, ölüm yolunu bana kolaylaştır) diye dua etmiştir. Müslümanlar da böyle dua etmelidir.

 

Her zaman, iyi ve kötü hallerde de ölümü hatırlamanın fazileti çoktur. Çünkü dünyanın faydasız zevklerine sımsıkı sarılan kimse bile, ölümü ana ana dünyanın kirli işlerinden uzaklaşmaya başlar. Zamanla dünyanın külfeti, ona ağır gelir, zevklerinden hoşlanmaz. Böylece dünyanın faydasız işlerinden soğutan her şey, bir kurtuluş sebebidir. 

 

Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:

(Ölümü anmak, günahlardan korur.) [İbni Ebiddünya]

 

(Ölümü anmak sadaka vermek gibi sevaptır.) [Deylemi]

 

(Ölümü çok hatırlayanın kalbi ihya olur, ölümü de kolaylaşır.)[Deylemi]

 

(Ölümü çok anmak, insanı dünyadan çeker, günahlardan sıyırır.)[İbni Lâl]

 

(En akıllınız, ölümü çok hatırlayan, ahiret için azık toplamakta acele edendir. Ölümü çok hatırlayan dünya ve ahiret saadetine kavuşur.) [Taberani]

 

(Lezzetleri yok eden, ağız tadını bozan, ümitleri kıran ölümü çok anın! Ölümü darlıkta düşünen rahatlar. Bollukta düşünen, lüzumsuz işten, israftan kaçar kanaatkâr olur.) [İ. Hibban]

 

(Allahtan utanan, ölümü düşünmeden yatmaz, haram lokma yemez, zinadan kaçar, dilini, gözünü ve kulağını haramlardan sakınır, öldükten sonra çürüyeceğini düşünür.) [Taberani] 

 

(Ölümü anmak, günahlardan korur ve dünyadan [Allahü teâlânın rızasına mani olan her şeyden] alıkoyar.) [İbni Ebiddünya]

 

(Demir paslandığı gibi, kalbler de günahla paslanır. Kalblerin cilası ölümü çok hatırlamak ve Kur'an-ı kerim okumaktır.)[beyheki]

 

Ölümü çok anıp günahlardan kaçanın kabri, Cennet bahçesi olur. Ölümü unutup günahlara dalan kimse kabri de Cehennem çukuru olur." (Süfyan-ı Sevri)

 

Bir zatı çok övdüler. Orada bulunan Resulullah efendimiz, (O kimse ölümü hatırlar mı?) buyurdu. (Ölümden söz ettiğini duymadık) dediler. (Ölümü anmayan değerli olmaz) buyurdu. (İ.Ebiddünya)

 

Kaynak

MU
30.04.2011 12:51
#2

Ebû Hüreyre (Radıyallahû anh)'dan rivayet edildiğine göre Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem): «Lezzetleri yıkıp yok eden ölümü çok zikredin» diye büyurdu.

 

...

 

Bezzâr, Enes (Radıyallahû anh)'dan rivayet ettiğine göre Rasulullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

 

«Lezzetleri yıkıp yok eden ölümü çok anın. Çünkü ölümü anmak, darda olanı rahatlatır. Rahatlıkta olanı sıkıştırır.»

 

îbn-i Mâce'nin Ömer (Radıyallahû anh)'dan rivayet ettiğine göre;

 

Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem)'den hangi müslümanın daha akıllı, zeki olduğu soruldu. Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem):

 

«Ölümü en fazla zikreden ve ölümden sonrasına en güzel ha­zırlananlardır akıllılar» diye buyurdu.

 

Tirmizî, Şeddad bin Evs (Radıyallahû anh)'dan rivayet ettiğine göre, şöyle demiş:

 

Rasûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem): 

 

«İyi akıllı kişi nefsine hakim olan, ölümden sonrasına çalışandır. Âciz kişi de, nefsinin hevasına tabi olup (Allah bana şöyle şöyle yaptı) diye iftirada bulunandır» buyurdu.

 

îbn-i Ebu Dünya, Enes (Radıyallahû Anh)'dan rivayet ettiğine göre:

 

Resûlullah (Salîallâhû Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Ölümü çokça anın. Çünkü ölümü anmak günahları temizler, İnsanın elini dünyadan çeker, zenginken ölümü zikrettiğinizde o zikir, zenginliği hedm eder (azgınlığını indirir). Fakirken ölümü anmanız sizi yaşamaya razı eder.» 

 

Yine îbn-i Ebu Dünya A'la el-Horasani'den rivayet ettiğine göre, şöyle demiştir:

 

Resulullsh (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) bir meclîsin yanından geçti, gülmek ortalığı almıştı. Bunun üzerine şöyle buyurdu: «Meclisinizi lezzetlerin bulandırıcısıyla renklendirin.» Onlar dediler:

 

-Yâ Kesûlallah nedir o lezzetleri bulandıran?» Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem):

-Ölüm» diye buyurdu.

 

Yine İbn-i Ebu Dünya'nun Süfyan (Radıyallahû anh)'dan riva­yet ettiğine göre, şöyle demiştir; 

 

Bize yaşlı bir adam haber verdi ki Resûlullah (Salîallâhû Aleyhi ve Sellem), bir adama öğüt verip dedi:

 

Ölümü çokça zikret, kendisinden başka her şeye karşı seni te­selli eder...» 

 

 

Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) sahabelerinden bir gaf­let hali gördüğünde yüksek bir sesle kendilerini uyarıyordu. 

 

«Ölüm geldi ölüm!. Vazgeçilmez netice! Yâ şekavet, yâ saadet! (ya mutluluk, ya mutsuzluk) diye buyuruyordu.

 

Beyhakî, el-Vadin bin Ata'dan rivayet ettiğine göre:

 

Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) insanlardan ölüm tasında bir gaflet sezdiğinde, gelir kapı çerçevesini tutar, üç sefer çağırırdı: 

 

«Ey insanlar, ey müslümanlar, vazgeçilmez sonuç olan ölüm gel­di. Ölüm getireceklerimle geldi. Allahın evliyasına rahat hoş bere­ketli neticeler getirdi. O evliyalar ki, ebed ehlidirler. İstek ve çalış­maları hep ebed içindir... İşte nasıl ki her yolcunun bir gayesi var­dır. (Hayat yarışmasına) katılan her yaşayanın da sonucu Ölümdür. Ya kazanır, ya kaybeder.»

 

Taberani Ammar (Radıyallahû anh)dan rivayet ettiğin göre şöyle demiştir:

 

Resûlullah (Salllâhû Aleyhi ve Sellem): «Vaaz edici olarak Ölüm yeter,» diye buyurdu.

 

Rivayet edildiğine göre Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem)'a şöyle sorulmuş:

 

«Yâ Resûlallah! Hiç kimse şehidlerle beraber haşrolacak mı?» Resûlullah (Sallaîlâhû Aleyhi ve Sellem) :

 

«Evet gece ve gündüzünde yirmi sefer ölümü zikreden kişi on­larla beraber haşrolunacak» diye buyurmuştur.

 

Sudi, 

 

«O Allah ki, sizi imtihan etsin ve hanginizin daha güzel amelli olduğunu göstersin diye ölüm ve hayatı yarattı»[1] mealindeki âyet-i kerimeyi:

 

«Hanginizin, ölümü çok zikrettiğini ona en güzel şekilde hazır­landığını ve daha fazla korkup sakındığınızı göstersin diye ölüm hayatı yarattı» şeklinde tefsir etmiştir.

 

İbn-i Ebu Dünya ve Beyhaki «Şuab-i İman»da aynısını riva etmişlerdir.

 

îbn-i Sabit (Radıyallahû anh) 'dan rivayet edildiğine göre:

 

Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem'in yanında birisi zik­redilip övüldü. Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem):

 

«Onun ölümü zikretmesi nasıldı?» diye sordu. «Ondan bu konuda birşey konuşulmadı- dediler. Bunun üzerine «Bildiğiniz gibi değildir» diye bildirdi. 

 

İbn-i Ebi Dünya ve Bezzâr, Mevsulen (tam bir senedle) benzerini rivayet etmişlerdir.

 

Taberâni de Sehl bin Said'den benzerini rivayet etmiştir.

 

Bâzıları demişlerdir ki:

 

«Kim ölümü çok zikretse, üç şey ona ikram edilir Çabuk tevbe eder. Kalbinde kanaat olur. İbadetinde sevinç ve ferah bulur. Kim ölümü unutsa, üç şey ile cezalandırılır. Tevbeyi erteletir, kafi mik­tara razı olmayı bırakır. İbadetinde tenbellik yapar. Teymi de demiştir:

 

«İki şey benden dünya lezzetini kesiyorlar: Ölümü ve Allah'ın huzurunda durmayı zikretmek...»

 

îbn-i Ebu Dünya bunu rivayet etmiştir.

 

Bâzıları da, «Dünyadan nasibini unutma» [2] mealindeki âyet-i

 

kerimede, nasibi kefen diye tefsir etmişler; (onlarca) ayet-i kerime evveline bitişik olan bir vaazdır-. Âyetin evveli:

 

«Allah'ın sana verdiği şeyler için Âhireti iste» [3] mealindedir. Mânâsı da şöyle olur: Yani dünyadan Allah'ın sana verdiği şeyler ile Cenneti iste, o şeyleri ona kavuşturacak şekilde kullan ve unutma ki, nasibin olan kefenden başka bütün malını bırakacaksın, sil ki şair demiş:

 

Ömür boyunca biriktirdiğinden nasibin sarılacağın iki örtü bir de mumyan..

 

Ebû Nuaym, Ebû Hüreyre (Radıyallahû anh)'dan rivayet ettiği­ne göre; 

 

Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem)'e bir adam geldi dedi:

 

«Ya Resûlallah, neden ölümü sevemiyorum. Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) :

 

Malın var mı? buyurdu.

 

Evet, dedi.

 

Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) :

 

Öyle ise önce onları gönder. Allah için onları burada harcayarak seninle olmasını temin et. Sonra sen oraya gitmeyi isteyecek, ölümü seveceksin. Çünkü kişi malını sever, ondan ayrılmak istemez. Sevdiğini önce gönderirsen sende arkasından gitme hissine girer, ölümü seversin.

 

...

 

 

 

Rebiî b. Enes'ten rivayet edildiğine göre şöyle demiştir

 

Resûlullah Sallallâhû Aleyhi ve Sellem : «Dünyadan insanın elini çektiren1 ve ona Ahireti sevdiren olarak ölüm yeter,» buyurdu... 

 

Taberâni, Tarık el-Muharibi (Radıyallahû anh)'dan rivayet etti­ğine göre, şöyle demiştir:

 

Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) bana: «Ölüm gelmeden önce ölüme hazırlan» buyurdu.

 

îbn-i Ebi Şeybe, Avn bin Abdullah (Radıyallahû anh)'dan rivâyet ettiğine göre şöyle demiştir:

 

«Yarını ecelinden saymayan kuldan başka kimse ölümü tam yerine koymamıştır. Çünkü güne başlayan çok kişi var ki o günü bitiremiyor. Ve yarım uman çok kişi var ki ona yetişmiyor. Sen eğer eceli ve gelişini görseydin emeli ve gururu bırakırdın.» 

 

Yine İbn Ebi Şeybe, Ebî Hazim'den rivayetine göre, şöyle de­miştir:

 

«Âhirette seninle beraber olmak istediğin şeye bak. Onu bugün öne al ve bak; orda seninle olmak istemediğin şeyi bırak.»

 

Yine îbn-i Ebî Şeybe ondan şunu rivayet etmiştir:

 

«Ondan dolayı ölümü istemediğin her işi bırak. Sonra, öldüğün zaman sana zarar vermez.»

 

Ebû Nuaym, Ömer îbn-i Abdul-Aziz (Radıyallahû anh)'den rivâyet ettiğine göre şöyle demiştir:

 

Kim Ölümü kalbine yaklaştırsa, elîndekini çoğaltır.

 

Recâ bin Nuh'tan rivayet edildiğine göre, Ömer îbn-i Abdülaziz, ailesinden birine şunları söylemiştir: 

 

«Bundan sonra, eğer gece gündüz ölümü anmanın değerini bildiysen her fani şeye buğzet ve her baki şeyi sev.«

 

Mücemmi' et-Teymi'den rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: «Ölümü zikretmek zenginliktir.»

 

Sümayt (Radıyallahû anh)tan rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: 

 

«Kim ölümü göz önüne alsa, dünyanın darlığına ve ferahına aldırmaz.» 

 

Ka'b'dan rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: «Kim ölümü hakkıyla tamsa dünyanın musibet ve gamlar ona kolay gelir.»

 

îbn-i Ebi Dünya, Hasan'dan rivayet ettiğine göre şöyle demiştir: «Hiçbir kulun kalbi, 'hiçbir zaman ölümün zikrine devam etmemiş; illa, dünya onun nazarında küçülmüş ve içindeki her ona kolay gelmiş.»

 

Katade (Radıyallahû anhVdan rivayet edildiğine göre, şöyle mistir:

 

«Ne mutlu o kimseye ki, Ölüm saatini hatırlar.»

 

Malik bin Dinar'dan rivayet edildiğine göre Hâkim, şöyle demiş­tir :

 

«Amel ve ibadette kalbin hayatlanması için ölümü zikretmek yeter.»

 

Safiyye (Radıyallahû anhâ)'den rivayet edildiğine göre: :

 

Bir kadın, Âişe (Radıyallahu anhâ)'ye kalbinin katılığından şi­kâyet etmiş. Âişe (Radıyallahû anhâ): 

 

«Ölümü çok zikret, kalbin yumuşar,» demiş.

 

Ebî Hazim'den rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: «Ey insanoğlu! Hayır sana ölümden sonra gelir.»

 

îbn-i Asakir, Ali bin Ebi Talip (Radıyallahû anh)dan rivayet et­tiğine göre, şöyle demiştir: 

 

«Ölüm amel sandığıdır. Hayır sana ölümden sonra gelir.»

 

Deylemî, Enes (Radıyallahû anh)den rivayet ettiğine göjre şöy­le demiştir: 

 

Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) :

 

«Dünyada zühdün en iyisi, ölümü zikretmektir. İbadetin en üs­tünü tefekkürdür. Kim ölümün zikrini çok yüklense kabri Cennet bahçelerinden bir bahçe olur.» 

 

Hz. Ali de (Kerremellah vechehu) şöyle demiştir:

 

«İnsanlar, uykudadırlar, öldükleri zaman uyanırlar.»

 

Hafız Ebu'1-Fadl el-Irakî bu mânâyı şöyle nazmetmiştiit:

 

«İnsanlar, uykudadır, ölünce (ye kadar), Ölüm uyuklamalarını giderir.»

 

Tirmizî, Ebû Hüreyre'den rivayet ettiğine göre:

 

Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) :

 

Ölüp de pişman olmayan hiç kimse bulunmaz» diye bu:

 

Dediler:

 

Ya Resûlallah, nedendir pişmanlığı?

 

Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem.

 

 

Eğer, iyi ise, iyiliğini artırmadığından pişman olur. Eğ ise vazgeçmediğinden pişman olur, buyurdu.

30.04.2011 17:08
#3

Hiç aklımızdan çıkartmamız lazım olan inkar edilemez hakikat. Bir insan haşa Allahu Tealayı, peygamberleri, dini, kitapları inkar edebilir ama inkar edemeyeceği öyle bir hakikat vardır ki o da ölümdür. Allah düşmanlarının sadece bu dünyaları olduğu için dünya saltanatları için çabalarlar. tek düşündükleri kendi yaşamları ve yaşam standartlarıdır. Müslüman ise yaşama hakkını bu dünyada kullanmayıp ahirete saklamalıdır ki ahiret nimetlerinden faydalanabilsin. Bu dünya karar yeri kalış yeri değil darul intikal yani geçiş yeridir. Sonsuz hayatı düşünüp mucibince amel etmek lazımdır. Müslümanın istirahat yeri kabirdir, yaşama yeri ahirettir. Allahu Teala ölümü sık hatırlamayı, rızasına uygun amel edebilmeyi cümlemize nasip eylesin...

 

çok güzel bir çalışma olmuş, murai_muhib kardeş Allah razı olsun...

19.12.2011 01:37
#4

Müslüman ise yaşama hakkını bu dünyada kullanmayıp ahirete saklamalıdır ki ahiret nimetlerinden faydalanabilsin. Bu dünya karar yeri kalış yeri değil darul intikal yani geçiş yeridir. Sonsuz hayatı düşünüp mucibince amel etmek lazımdır. Müslümanın istirahat yeri kabirdir, yaşama yeri ahirettir. Allahu Teala ölümü sık hatırlamayı, rızasına uygun amel edebilmeyi cümlemize nasip eylesin...

 

çok güzel bir çalışma olmuş, murai_muhib kardeş Allah razı olsun...

 

İnsan bu dünyaya keyif sürmek ve lezzet almak için gelmediğine, mütemadiyen gelenlerin gitmesi ve gençlerin ihtiyarlaşması ve mütemadiyen zeval ve firakta yuvarlanması şahittir. Hem insan, zîhayatın en mükemmeli, en yükseği ve cihazatça en zengini, belki zîhayatların sultanı hükmünde iken, geçmiş lezzetleri ve gelecek belâları düşünmek vasıtasıyla, hayvana nispeten en ednâ bir derecede, ancak kederli, meşakkatli bir hayat geçiriyor. Demek insan bu dünyaya yalnız güzel yaşamak için ve rahatla ve safâ ile ömür geçirmek için gelmemiştir. Belki azîm bir sermaye elinde bulunan insan, burada ticaret ile, ebedî, daimî bir hayatın saadetine çalışmak için gelmiştir. Onun eline verilen sermaye de ömürdür.

25.lema /2.deva

BU
19.12.2011 22:43
#5

İbrahim Tenekeci ağabeyin sanki ayet tefsiri gibi bir deyişi vardır, ölümle ilgili:

 

"Allah'a bizleri ölümle tedavi ettiği için şükretmeliyiz. Yoksa hepimiz hırs kanseri olurduk''