Bilindiği üzere hicri 334’te Bağdat’ta vefat etmiş olan Şibli Hazretleri, Cüneyd-i Bağdadi’nin çok
değerli bir talebesi, İmam-ı Malik’in hadis kitabı Mevatta-ı da ezberlemiş bir hadis alimi ve tasavvuf
mürşidi idi. Bağdat halkı ona ’Ebu Bekr-i Şibli’ yerine İmam unvanı vermiş, "İmam-ı Şibli" demişti.
Zira Şibli Hazretleri, sadece lafla anlatan, sözle ikaz eden bir hatip değil, aynı zamanda fiilen
yaşayarak temsilcilik yapan bir imamdı. Konuşmalarına başladığı ilk cümle hep aynıydı:
- Ey Müslümanlar! Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin!
Her dersine, her sohbetine bu ikazla başlayan Şibli’ye bir gün bir hürmetkarı sordu:
-Her konuşma başında "Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin!" buyuruyorsunuz. Biz burada
kendimizi hesaba çekersek, sanki ahirette hesaba çekilmeyecek miyiz?
İmamın cevabı ümit kırıcı değil ümit vericiydi: -Evet, dedi, burada kendini hesaba çekerek yaşayan,
orada hesaba çekilmeyebilir. Hesabın derecesine göredir bu. Efendimiz, "Hesaba çekilmeden önce
kendinizi hesaba çekin!." buyurmuştur...
Şibli Hazretleri’nin bu cevabına iyice bağlanan hürmetkarı, başlar kendini burada hesaba çekerek
tertemiz bir dinî hayat yaşamaya... Yani, ahirette hesabını veremeyeceği işleri dünyada yapmamaya daha
çok dikkat eder. İşte böylesine bir titizlik içinde iken bir gece rüyasında gönül verdiği hocasını
görür. Bakar ki, Şibli Hazretleri bindiği beyaz bir atla bulutlara doğru uçup gidiyor. Peşine düşerek
bağırır: -Dur! Ne olur birazcık dur da ben de geleyim seninle!
İmamın cevabı manidar: -Ben bu hapishaneden yeni kurtuldum, bir daha bekler miyim burada?
Bu rüyanın manasını öğrenmek için sabah ilk olarak üstadını ziyarete giden talebesi, hocasının
kapısında cenaze hazırlığını görünce, onun dünya hapishanesinden kurtulup ahiret saraylarına doğru
uçtuğunu anlamakta gecikmez. Ama çok üzülür bu ani gidişine de hep dua ve niyazlarla uzandığı
yatağında bir gece rüyasında hocasını karşısında bulur. İlk suali, vaazlarında tekrar ettiği konu
olur:
- Dünyada kendini hesaba çekerek yaşardın, orada hesaptan kurtuldun mu? İmam cevap verir:
-Melekler beni hesaba çekmek üzere karşıma geçtiler. Bu sırada Rabb’imden hitap geldi:
-O kuluma hesap sormayınız. Çünkü o hesabını hayatta iken kendisi yaptı. Buraya temiz bir amel
defteriyle geldi! Şibli Hazretleri, "Siz de der, hesabını veremeyeceğiniz işlerle gelmeyin buraya.
Size de, kulum hesabını yaparak geldi, amel defteri temizdir!" denebilir. Yeter ki, bunu dedirtecek
derecede temiz bir defterle gelin!..
- Ne dersiniz? Biz de harcadığımız sene sonunda, harcayacağımız senenin de başında kendimizi bir
hesaba çeksek, defterimizi bir gözden geçirsek mi? Geçtiğimiz senede hesabını veremeyeceğimiz
işlerimiz olduysa, tevbe, istiğfar eşliğinde onları mutlaka düzeltsek mi? Yapamadığımız
ibadetlerimizi, hizmetlerimizi yapma azmine girsek, yılbaşını bir fırsat bilerek bu hesabı yapsak mı?
Yoksa düşünmeden yaşayanların düştükleri hayata biz düşerek malum tekerlemeyi biz de mi tekrar
etsek:
- Ayağını sıcak tut başını serin; hayatını yaşa, düşünme derin!
Fakat unutmamak gerek ki, hayatını düşünmeden tüketenlerin duydukları pişmanlık, sonunda çok derin
oluyor, hesabını yapmadan yaşadıkları hayatın hesabını çok zor veriyorlar.