Peygamber Efendimizin Kaç Tane Sünnetini Biliyoruz?

Başlatan: serdengeçti Tarih: 10.07.2007 22:23 Cevap: 94

SE
10.07.2007 22:23
#1

Peygamberimizi daha fazla sevmemiz onu daha iyi tanımamıza ve sünnetleri yapmamıza bağlı...

 

"O'nda sizin için örnekler vardır" buyuruyor Rabbimiz...

 

O'nun hayatımıza uygulanabilen 4000 kusur sünneti var deniliyor...Bu başlıkta herkes bildiği bir sünneti yazsın hem inşallah öğreniriz hem belki de yapmadıklarımızı uygulamaya başlarız...Unutulan her sünneti yerine getirmekte 100 şehit sevabını daha da önemlisi Rasulullahın bizi seveceğini unutmayalım...

 

Yalnız kardeşlerim, sünnetleri numaralandıralım bakalım ne kadar sayabileceğiz?

 

Ben başlatıyorum inşallah...

1) misvak kullanmak.

CI
10.07.2007 22:28
#2

2) öğlen uykusu uyumak

DA
10.07.2007 22:39
#3

3) Biri seslendiğinde,seslenene doğru bütün vücudu ile dönmek

 

ne yazıkki en cok unuttuğum sunnetlerden biri.Bu konuyu actığınız için tesekkürü bir borc bilirim. Hem sunnetleri hatırlamak hem de bilmediğimiz sunnetleri öğrenmek adına cok faydalı olacak inşallah

SE
10.07.2007 23:01
#4

4) Ayakkabılarımızı giyeceğimiz zaman onları silkeleyip öyle giymek.

YA
10.07.2007 23:57
#5

5) Hayırlı işlere besmele ile başlamak.

ME
11.07.2007 08:22
#6

6 ) Suyu üç yudumda içmek

NE
11.07.2007 09:42
#7

7-Güzel koku sürünmek

CI
11.07.2007 10:04
#8

8-Yemekten önce ve sonra elleri yıkamak

NE
11.07.2007 10:10
#9

9-Temiz giyinmek

NU
11.07.2007 11:10
#10

10-yemekte bi dizi altınana alıp diğerini dik şekilde tutmak

 

11-karşısındakinin sözü bitene kadar onu dinlemek

 

12-az yemek

 

13 doymadan kalkmak

 

14-yatarken sağ tarafa dizleri biçe çekerek yatmak ki bunun tıbben açıklaması yapılmıştır kalp için çok faydalı bi uyku şekli, olduğu uzamanlarca açıklanmıştır

 

15-aynı şekilde suyu oturarak içmek sudaki minaraller bi müddet midede kalması gerekiyor ve oturma anındaki süre bunun için yeterli eğer ayakta içillirse hiç bi mineral vücuda geçmiyor.hatta bunun la ilgili şöyle bi hadisi şerif var kütübü sitte de'' herkim ayakta birşey yer içerse unutarak dahi olsa onu çıkarsın bunu istiğfar yoluyla bile olsa çıkarsın'' buyurur. hikmetini şimdi yapılan tıbbi açıklamalarla görebiliyoruz.

 

16-ayakkabısını önce sağdan başlayarak giyerdi ve giymeden önce ters çevirirdi olaki içinde zarar verici bişey olur diye.ve çıkardığında da ayakkabının yönü kapıya doğru değil tersi yönde düzgün bi şekilde koyardı

 

17-yüksek sele konuşmaz, kalp kırmazdı

IN
11.07.2007 12:01
#11

18)ARABAYA BİNİCE"3 KERE ELHAMDÜLİLLAH, 3 KERE ALLAHU EKBER, 1 KEREDE LA İLAHE İLLALLAH"DEMEK...

19)HERGÜN 100 TANE ESTAĞFİRULLAH DEMEK...

20)SOFRA KIRINTISINI SAĞ ELİN İŞARET PARMAĞI İLE YEMEK...

ME
11.07.2007 12:34
#12

.Yolda yürürken konuşmamak

.Ezan okunurken hiç birşey yapmamak ve tekrar etmek

.Her işe besmele ile başlamak

.Cuma günü tırnak kesmek

.Her Cuma sadaka vermek8Her şeyi giyerken sağdan giymek,çıkarırken soldan çıkarmak

.Evden her çıkışta taze abdest almak.

.Tuvalete ve banyoya sağ ayakla girip,sol ayakla çıkmak

.Hasta ve yaşlıları ziyaret etmek

.İnsanları yüzüne karşı övmemek

.Cuma günleri beyaz elbise giymek

.Toplulukta gizli konuşmamak

.Kapıya gelen çocuğa birşey vermek

.Gülsuyu kullanmak

.Sofraya büyüklerden önce oturmamak

.Güler yüzlü olmak,kusurları af ile karşılamak

.Sıla-ı rahim yapmak.

. ilk verilen sözü tutmak

.Selam vermek ve selam almak

.Tane tane konuşmak ,anlaşılmayan şeyi üç kez anlatmak

.Kötülük yapana iyi muamele etmek

.Gusülden sonra iki rekat namaz kılmak

.Tesbihat okumak

 

buda bizler için

.Bir iş yaparken Efendimiz(S.A.V)in nasıl yaptığını düşünmek

NU
11.07.2007 13:06
#13

Toplulukta gizli konuşmamak sünneti 3 kişi için geçerli olan bi durum.olaki grup haline ise yada 3 kişiden fazla bi topluluk varsa konuşulur sebebi şuki olaki 3 kişiden 2 si fısıltı halide konuştu diğer tek olan kendisi hakkında konuştuğunu düşünebilir ve bu durumdan rahatsız olur onlar hakkında sui zanda bulunur ama 3 ten fazla olsa böyle bi şüphe ortadan kalkar

SE
11.07.2007 13:19
#14

Arkadaşlar ilginiz için teşekkürler ama lütfen numara koymaya özen gösterelim.

 

21) HAPŞURUNCA ELHAMDÜLİLLAH DEMEK.

DA
11.07.2007 13:29
#15

22)Günde iki öğün yemek

SE
11.07.2007 14:42
#16

23)Yeni bir eşya aldığımız zaman onu ilk cuma günü kullanmak.

SE
12.07.2007 11:43
#17

24)Meyveyi yemekten önce yemek

BD
12.07.2007 11:54
#18

25)Efendimiz pazartesi ve perşembe günleri oruç tutarlardı.

SE
12.07.2007 23:22
#19

26)İkindi ve yatsı namazlarının son sünnetlerini bazen dört rekata tamamlamak

SE
13.07.2007 17:25
#20

27)UYURKEN SAĞ YANIMIZA YATMAK,DİZLERİMİZİ BÜKMEK,KIBLEYE KARŞI OLMAMAK.

SA
14.07.2007 09:42
#21

26)Otururken bir ayağını diker öyle oturmak.Bağdaş kurmamak.

SU
14.07.2007 14:27
#22

27)Evlenmek

SE
14.07.2007 22:21
#23

28)Yemek yerken tabağın ortasından değil kendi önünden yemek

HA
15.07.2007 01:22
#24

serdengeçti arkadaşım ALLAH RAZI OLSUN nekadar güzel ve verimli bi konu açmışşınız. ecrini alırsınız inşallah. sevgilerimle.

 

29- Yemeğe tuz ile başlamak

30-sarık sarmak

31-takke takmak

32- cüppe ve mesh giymek

33-göze sürme çekmek

34-çakı taşımak

BI
15.07.2007 17:21
#25

35-Yemeği çok sıcak yenmemek

36-Yemeği toplu halde yemek

37-Yemeğe başlarken besmele unutulmuşsa "BİSMİLLAHİ ALA EVVELİHİ VE AHİRİHİ "demek

38-Uyanınca sağ taraftan kalkmak

39-Helaya başı örtülü girmek

40-Selamdan evvel söze başlamamak

SU
19.07.2007 00:31
#26

41)Bir müslüman kardeşimizle karşılaşınca musafa yapmak.

HA
19.07.2007 00:45
#27

42-misvak kullanmak

43-işrak namazı

44-Kuşluk namazı

45-evvabin namazı

46-teheccüt namazı

47- mescide girerken 2 rekat mescit namazı kılmak.

HA
19.07.2007 00:58
#28
26)Otururken bir ayağını diker öyle oturmak.Bağdaş kurmamak.

 

bunda bi yanlışlık var sanırım!! tam tersi bağdaş oturmak sünnet diye biliyorum. (Bİ YANLIŞLIK OLABİLİRMİ?)

SA
19.07.2007 10:59
#29

Hayır sevgili kardeşim kesinlikle bağdaş kurmamıştır.Allah dostları da aynı şekilde hareket ederler :)

 

48)Tuvalete girerken sol ayakla girmek sağ ayakla çıkmak

SE
20.07.2007 10:30
#30

Ben de küçük bir araştırma yaptım ALLAH Resulu genellikle diz üstü otururmuş.Yemek yerken bir ayağını altına alırmış.Asla bağdaş kurmazmış. :)

 

49)Ata binmeyi -onun yerini şimdilerde araba kullanmak aldı çünkü zamanın bineği-,silah kullanmayı,yüzmeyi bilmek.

..
20.07.2007 18:22
#31

50- Anneye babaya itaat ,saygı

51- İnsanlarla selamlaşmak

PA
22.07.2007 23:05
#32

52-camiye yürüyerek gitmek(mescitlere çok yürümek , günahlarınızı affettirir , sevabınızı arttırır)ibn mace

53-eve girince iki rekat namaz kılmak(evine girdiğinde iki rekat namaz kıl.o namazseni zararlı işlerdenengeller)ramuz el ehadis

54-esnememek için kendini tutmak

55-hayır demek zorunda kalınca susmak

56-gerekmedikçe konuşmamak

57-sözünü unutan salat-u selam getirsin

58-ikrama sağdan başlamak

59-evde güzel koku bulundurmak

60-şehadet parmağına yüzük takmamak

SA
23.07.2007 16:31
#33

61) Yeni doğan bebeğİn saçını kesmek ve ağırlığınca sadaka vermek

EK
23.07.2007 22:59
#34

arkadaslar 42. sünnete affen bir şey söylemek istiyorum

 

misvak kullanmak evet o zaman kullanıyorlardı fakat şimdi bilim gelişti diş sağlığı için diş fırçaları diş macunları gelişti bunlar varken sünnet diye sadece misvak kullanmak ne kadar kabul bir durum

 

efendimiz çöl sartlarında yasadı gün geldi çöldelerdi kaşık bulamadılar aynı tencereden yediler gün geldi farklı farklı uygulayışlar içindeydiler ve kendimizi o arayış zorunluluğuna sokmalılıyız

 

kısacası misvak kullanmak her ne kadar sünnet olsada diş fırçası varken misvak kullanmanın çok gerekli olmadığını düşünüyorum

bunu sadece misvaka endekslemeyelim aynı tastan beş kişi yiyenler bile çıkıveriyor

 

 

62)Esnemeyi mümkün olduğu kadar gizlemek. Ağzı elle kapayarak gidermeye gayret etmek. Namazda iken esneme gelirse, ayakta ise sağ elin, diğer hallerde ise sol elin tersi ile ağzı kapatmak münasip olur.

HA
24.07.2007 02:08
#35
arkadaslar 42. sünnete affen bir şey söylemek istiyorum

 

misvak kullanmak evet o zaman kullanıyorlardı fakat şimdi bilim gelişti diş sağlığı için diş fırçaları diş macunları gelişti bunlar varken sünnet diye sadece misvak kullanmak ne kadar kabul bir durum

 

kısacası misvak kullanmak her ne kadar sünnet olsada diş fırçası varken misvak kullanmanın çok gerekli olmadığını düşünüyorum

iyide burda size kimse düşüncelerinizi belirtin demiyor dikkat edin!!! ALLAH RASULÜNÜN SÜNNETLERİNDEN BAHSEDİYORUZ(SAYMAYA ÇALIŞIYORUZ)

 

HEM NE HADDİMİZE'Kİ EFENDİMİZİN UYGULADIĞI HERHANGİ BİRŞEYE GEREKLİ VEYA GEREKSİZ DİYE YORUM BELİRTMEK!!! KALDIKİ HADİSTE BUYURUYOR RASULULLAH'' ümmetime zor gelmeyeceğini bilseydim, Rabbime dua ederdim misvağı farz kılması için''DİKKAT EDİN

(YORUMUNUZ SİZE KALSIN)

 

BİZE DÜŞMEZ ALLAH RASULÜNÜN SÜNNETLERİNİ, VESAİR HERANGİ BİRSEYİNİ( haşa) TARTIŞMAK VEYA

ATIFTA BULUNMAK!

(eko adlı üye kişi= Siz fırça kullanmaya devam edin. hem neme lazımki bir odun parçasını ağzınıza sürceksiniz)

 

BURDAKİ ARKADAŞLARIN ÇOĞU ALLAHIN İZNİYLE MİSVAKIN (bilimser olarak kanıtlanmış faydalarınıda bilirler)

SÜNNETİ UYGULAMANIN SEVABINIDA!

( Cevabım alıntı yaptığım kişiyedir. cevap vercekse-niz özelden yapılabilir.)

İSTİKAMETE DEVAM.

63-Cenaze gördüğü zaman ayaga kalkmak. (sahabe efendilerimizin sorularına ithafen cevabı ise= Kişiden ziyade, Rabbimin huzuruna gideceğinden dolayı.....)

EK
24.07.2007 22:59
#36

misvağı kullanmayalım demiyorumki niye bu kadar sert bir cevap veriyorsun

 

misvağın faydaları vardır buna birşey dediğim yok ilmi bilmi teknolojiyi de kullanmak lazım

gerekli olmasa Allah vermezdi bu ilmi bilmi

 

 

bazı insanlar sırf sünnet diye SADECE misvak kullanıyor bunun ne kadar kabul bir durum olduğunu sordum ve fikrimi söyledim taşlamak yerine iyi uslüble cevap verebilirdin hafakan arkadasım

 

neyse konunun dağılmasına gönlüm razı olmaz biz en iyisi devam edelim

 

64-Bayram ve cuma namazlarına gusül abdesti alıp kılmak

 

SE
24.07.2007 23:19
#37

65)Beyaz renkli giysiler giymek.

YA
26.07.2007 18:02
#38

66)Yemekten önce ve sonra elleri yıkamak.

SE
28.07.2007 22:33
#39

67)Önemli sözleri üç kere tekrarlamak.

YA
31.07.2007 23:03
#40

68)Öfkelenince ayakta iken oturmak .Olmazsa abdest almak.

MA
10.08.2007 15:39
#41

69- Tabağımızı iyice sünnetlemek

SE
10.08.2007 16:25
#42

70)Camide namaz kıldıktan sonra imamın cemaate dönerek "Kimin hastası var,kimin cenazesi var,kimin borcu var? Söylesin çare bulalım".Diye sormak ve camiyi sadece namaz kılınan yer olmaktan çıkarıp sosyal yardımlaşma ve dayanışma merkezi haline getirmek.

YE
10.08.2007 22:59
#43

71-yatarken 3 er kez felak ve nas okumak

72-yatmadan evvel yatagı kontrol edip çırpmak

LA
18.08.2007 02:00
#44

73)EFENDİMİZ ; çocukların başını okşardı..

TU
06.09.2007 18:25
#45

74) orucu su veya hurma ile açmak 75)yolda giderken ayagımıza takılabilecek şeyleri kenara çekmek 76) banyo veya tuvalete tükürmemek 77) hasta ve yaşlıları ziyaret etmek 78) yemek yerken başkalarının yedigine bakmamak 79) insanları yüzüne karşı övmemek 80) soframızda yeşillik veya sirke bulundurmak

HI
06.09.2007 23:30
#46

Günlük Hayatta Sünneti Seniye

 

--------------------------------------------------------------------------------

 

1Dişleriyle koparmış olduğu lokmayı yemeğe batırmamak.

 

2. Mecbur kalmadıkça sokaklarda yemek yememek.

 

3. Yemeğe besmele ile başlamak, Allah’ın sonsuz ikram ve nimetlerini tefekkür ederek yemek, sonunda da hamd etmek.

 

4. Yemekte tabağın kendi önümüze gelen tarafından yemek.

 

5. Yerde bir sofra bezinin üstünde yemek. İhtiyaç olduğu takdirde masada da yenilebilir.

 

6. Yemeğe sofradakiler ile beraber başlamak.

 

7. Acıkmadıkça yememek, tam doymadan yemeği bırakmak.

 

8. Tabağa az yemek koydurtup artık bırakmamak.

 

9. Sofrada sağ dizi dikip, sol dizi yere yatırmak.

 

10. Saf ipek ve saf altın ümmet-i Muhammed’in erkeklerine haram kılınmıştır.

 

11. Selamı yaymak. Selam, kelamdan önce gelir.

 

12. Eve girince ilk söz ev halkına selam vermek olmalıdır.

 

13. Selamla birlikte samimiyetle, tebessüm ederek musafahada bulunmak.

 

14. Musafaha ile birlikte, hürmet, samimiyet ve şefkate vesile olan kucaklaşmalar yapılabilir. Süfli hisleri uyandıracak sarılmalar caiz değildir.

 

15. Musafahada önce eli uzatan çekmelidir. Biz çekersek buluşmadan memnuniyetsizlik manası çıkabilir.

 

16. İlmiyle amil din adamları ile adil devlet başkanlarının eli öpülür, beşeri hisleri yok olmuş yaşlı hanımlara selam verilebilir, gerekirse eli de öpülebilir. Yeter ki fitneye sebep olmasın.

 

17. Hediyeleşmek ve gelen hediyeye aynıyla veya daha güzeliyle karşılık vermek.

 

18. Az gülmek, gülünce kahkaha ile değil, tebessüm ederek gülmek. Mütebessim olmak.

 

19. Çoğu zaman susmak, tefekkür etmek, ihtiyaç olunca konuşmak.

 

20. Tane tane, orta bir ses tonuyla konuşmak. Çok mühim şeyleri üç defa tekrar etmek.

 

21. Konuşmaya Allah’ın adıyla başlamak ve Allah’ın adıyla bitirmek.

 

22. Nefsi ve dünyalık bir şey için öfkelenmemek. Bir hak zayi olduğunda ve uhrevi meselelerde, Allah ve din hakkı için öfkelenmek.

 

23. Doğru sözle şaka ve mizah yapmak.

 

24. Boş işler (malayani) ile iştigal etmemek.

 

25. Uyku için yatınca önce sağ tarafına yatmak, sağ yanağını sağ avucunun içine koymak ve o günün muhasebesini yapmak.

 

26. Yüzükoyun yatmamak

HI
06.09.2007 23:35
#47

27. Yatağa girdiğinde avuçları açık olarak birleştirerek İhlas, Felak ve Nas surelerini okuyup avucunun içine üfleyip sonra bütün vücudunu sıvazlamak, bunu üç defa tekrarlamak.

 

28. Beyaz giymek.

 

29. Mest giymek.

 

30. Ayakkabı giyerken önce sağdan başlamak, çıkarırken de önce soldan çıkarmak.

 

31. Takke ve sarıkla başı kapatıp namazı öyle kılmak.

 

32. Soğan ve sarımsak kokusuyla mescid ve meclislere yaklaşmamak.

 

33. Üzerinde kudsi kelimeler ve ayetler yazılı eşya ile tuvalet ve pis yerlere girmemek.

 

34. Misafire elinde bulunandan ikramda bulunmak. Misafir ve ziyaretçileri temiz bir kılık kıyafetle karşılamalı.

 

35. Aksırınca sesi az yükseltip, “Elhamdülillah” demek. Böyle diyene de “Yerhamükellah” demek. Bize dediklerinde “Yehdina ve yehdikümüllah” diye cevap vermek. Bu üçe kadar böyle mukabele şeklinde devam edebilir. Üç defadan fazla aksıran olursa, nezleden aksırmıştır ve mukabele gerekmez.

 

36. Esnemeyi mümkün olduğu kadar gizlemek. Ağzı elle kapayarak gidermeye gayret etmek. Namazda iken esneme gelirse, ayakta ise sağ elin, diğer hallerde ise sol elin tersi ile ağzı kapatmak münasip olur.

 

37. Davete icabet ve hediyeyi kabul etmek.

 

38. Kapıyı üç defa vurmak, cevap verilmezse geri dönüp gitmek. “Kim o?” diye sorulduğunda, “Benim.” dememek, kendimizi açık bir şekilde tanıtmak, maksadımızı belirtmek. Kapının tam karşısında durup içeriyi gözleme durumunda bulunmamak. Biraz kenarda durarak, ailedeki mahremiyeti görmekten içtinap etmek.

 

39. Ayakta bevletmemek. Tuvalette idrar saçıntısından, korunmak. Hadiste kabir azabının çoğunun idrar saçıntısından ileri geldiği bildirilmiştir. Tuvalete ihtiyaç için oturduğu vakit ön ve arkanın kıbleye karşı dönük olmaması gerekir.40. Banyo yapılan yere bevletmemek. Çünkü vesvesenin çoğu bundandır.

 

41. İnsanların istifade ettiği gölgeliklere, yol ve yol kenarlarına, çeşme ve pınarlara bevletmemek, pisletmemek ve de tükürmemek. Hadiste, bunu yapanların lanetlenmesinden korkulacağı bildirilmiştir.

 

42. Kasık ve koltuk altı temizliğine titizlik göstermek. Buralardan ayrılan parçalar temizken ayrılmasına da dikkat etmeli ve cünüp iken buraları tıraş etmemelidir. Bu tür temizlik caiz olsa da sünnete uygun değildir.

 

43. Büyük ve umumi banyolarda tesettürle yıkanmalı, peştamal kullanılmalı.

 

44. Mümkünse her abdest alışta misvak (fırça) kullanmak.

 

Diyanet İşleri Başkanlığının neşrettiği misvak hadisi tercümesinde şöyle bir hüküm mevcuttur: “Misvaktan kasıt dişlerin temizlenmesi, ağız içindeki kötü kokunun giderilmesi ve mikropların yok edilmesidir. Bunu temin eden Erek ağacından başka fırçalar da varsa, o da misvak yerini tutar.”

 

45. Emin ve muttaki insanlarla istişare etmek, neticedeki karara tevekkülle uymak.

 

46. Cömertlik. “Cömert Allah’a yakın, cimri ise Allah’a uzaktır. Cömertlik kökü cennette olan bir ağacın dünyaya sarkmış dalıdır. Kim o dala tutunursa o dal onu cennete çeker.”

 

47. Çok tefekkür etmek. “Tefekkür gafleti izale eder. Ölümü tefekkür etmek fani lezzetleri acılaştırır. Eşyanın üzerindeki fena damgasını gösterir.”

 

48. Borçlanmalarda durumu yazıyla veya bir şahitle tevsik etmek. Böyle bir tedbir asla itimatsızlık sayılmaz. Anlaşmalarda değişik tevil ve tefsirlere yol açacak boşluklar bırakılmamalıdır. Durumu net olarak tespit etmek lazımdır.

 

49. Bir yakını vefat eden Müslüman kardeşini teselli ederek taziyede bulunmak. “Allah merhuma rahmet etsin.” şeklinde dua yapılır. Taziye ziyareti vasati üç gün içinde yapılır. Üç günden sonraki ziyaretlerde vefatı hatırlatıp hüznü deşmek uygun olmaz. Evinden cenaze çıkan kimseler üzüntüden dolayı yemek hazırlayıp sofra kuramazlar. Bunun için vefalı komşular bir müddet bu eve yemek getirirler. Böylece hüzünlerine ortak olduklarını fiilen göstermiş olurlar. Cenaze sahibi üç gün kendisine kolayca erişilebilecek bir ortam hazırlar ve böylece kardeşlerinin taziyede bulunabilmelerine imkan tanınmış olur

 

50. Ölmüş kimseleri hayırla yad etmek.

 

51. Mevtanın ardından yüksek sesle ve çırpınarak, saç baş yolarak ağlamamak. Böyle yapmak kadere itiraz ve Cenabı Hakkın takdirini itham etmek olur. Ayrıca bu mevtaya iyilik değil azaba vesile olur.

 

52. Sekerat halindeki hastalara “La ilahe illallah, Muhammedün rasulullah.” şeklinde telkinde bulunmak. Hastanın dudaklarını temiz ve ıslak bir bezle sulandırıp kurumamasını sağlamak. Ölüm vaki olup son nefes verilince, okumalar durdurulur ve cenazenin uzağında devam edilebilir. Çenesinin açık kalmaması için mendil ve benzeri şeylerle başa bağlanır. Gözleri açık ise kapatılır.

 

53. Kabirleri ziyaret etmek. Gafleti dağıtır ve uhrevi tefekküre vesile olur. Kabristanın kapısına yaklaşınca, kabir halkına gizlice selam verilir. “Ey kabir sakinleri, esselamu aleyküm. Sizler bizden önce geldiniz, bizler de sizleri takip edeceğiz. Size Allah’tan af ve mağfiret dileriz.” Şeklinde selam ifade edilebilir. Sonra ziyaret edilecek merhumun ayakucu tarafından yaklaşılır. Yüzüne müteveccihen veya kıbleye karşı durulur. Kur’an ve dualar okunabilir. Ziyaret esnasında mezarları çiğnemek mekruhtur. Şayet geçip gitmek için başka müsait yol yoksa, merhuma sevap hediye edilerek, geçilebilir. Mezar üzerindeki yeşillikler yolunmaz, bilakis çiçekler ekilir. Kurumuş otlar ayıklanır.

 

54. Hasta akraba, dost ve arkadaşları ziyaret etmek. Onlara teselli ve ümit vermek. Ziyareti uzun tutmamak. Hastanın hoşa gitmeyecek hallerini başka yerde anlatmamak.

 

55. Sıla-i rahimde bulunmak. “Akrabayla alakayı kesen bir kimsenin bulunduğu meclise Allah’ın rahmeti inmez.”

 

56. Zemzem suyunu hürmeten ayakta ve kıbleye karşı dönerek içmek.

 

57. Anne-babaya itaat etmek, onlara ihsanda bulunmak, kalplerini kırmamak ve hayır dualarını almak

BO
15.09.2007 14:34
#48
iyide burda size kimse düşüncelerinizi belirtin demiyor dikkat edin!!! ALLAH RASULÜNÜN SÜNNETLERİNDEN BAHSEDİYORUZ(SAYMAYA ÇALIŞIYORUZ)

 

HEM NE HADDİMİZE'Kİ EFENDİMİZİN UYGULADIĞI HERHANGİ BİRŞEYE GEREKLİ VEYA GEREKSİZ DİYE YORUM BELİRTMEK!!! KALDIKİ HADİSTE BUYURUYOR RASULULLAH'' ümmetime zor gelmeyeceğini bilseydim, Rabbime dua ederdim misvağı farz kılması için''DİKKAT EDİN

(YORUMUNUZ SİZE KALSIN)

 

BİZE DÜŞMEZ ALLAH RASULÜNÜN SÜNNETLERİNİ, VESAİR HERANGİ BİRSEYİNİ( haşa) TARTIŞMAK VEYA

ATIFTA BULUNMAK!

(eko adlı üye kişi= Siz fırça kullanmaya devam edin. hem neme lazımki bir odun parçasını ağzınıza sürceksiniz)

 

BURDAKİ ARKADAŞLARIN ÇOĞU ALLAHIN İZNİYLE MİSVAKIN (bilimser olarak kanıtlanmış faydalarınıda bilirler)

SÜNNETİ UYGULAMANIN SEVABINIDA!

( Cevabım alıntı yaptığım kişiyedir. cevap vercekse-niz özelden yapılabilir.)

İSTİKAMETE DEVAM.

63-Cenaze gördüğü zaman ayaga kalkmak. (sahabe efendilerimizin sorularına ithafen cevabı ise= Kişiden ziyade, Rabbimin huzuruna gideceğinden dolayı.....)

 

Bakın arakadaşlar bu nu düzeltmeden edemiyeceğim....Misvak kullanmak sünnetleri arasına girmez... o zamanın şartlarında diş fırçası olsaydı peygamber efendimiz diş fırçası kullanırdı... misvak kullanıyorum sünnet oluyo diye geçinmeyin boş yere...Ayrıca buraya değinmişken yok sakal bırakmak sünnetmiş felan bunlarıda geçin efendiler...Peygamber efendimiz herkesin sakal bıraktığı yerde sakalsız mı dolaşırdı ? Sakalınızı kesin demiyorum Peygamber efendimiz içinde bulunduğu toplumun giyinişine göre giyinir ve onlardan biriymiş gibi olur...Aynı halkdan biri gibi gözükürdü üstüne farklı birşey giymez veya vücudunda farklı bir değişiklik yapmazdı...

 

Saygılarımla

16.09.2007 16:22
#49
Bakın arakadaşlar bu nu düzeltmeden edemiyeceğim....Misvak kullanmak sünnetleri arasına girmez... o zamanın şartlarında diş fırçası olsaydı peygamber efendimiz diş fırçası kullanırdı... misvak kullanıyorum sünnet oluyo diye geçinmeyin boş yere...Ayrıca buraya değinmişken yok sakal bırakmak sünnetmiş felan bunlarıda geçin efendiler...Peygamber efendimiz herkesin sakal bıraktığı yerde sakalsız mı dolaşırdı ? Sakalınızı kesin demiyorum Peygamber efendimiz içinde bulunduğu toplumun giyinişine göre giyinir ve onlardan biriymiş gibi olur...Aynı halkdan biri gibi gözükürdü üstüne farklı birşey giymez veya vücudunda farklı bir değişiklik yapmazdı...

 

Saygılarımla

 

 

 

 

Vay vay vay. Aramızda ne kadar da bilgili, nadide şahsiyetler varmış da biz bihabermişiz. Sizi gidi Molla Kasımımsı sizi... Ne kadar da güzel ahkam kesiyorsunuz. Lakin, farkında olmadığınız şey din dairesi hudutlarını zorluyor olmanızdır. Kusura bakmayın ama efendi, siz kim oluyorsunuz da sünnete sünnet değildir diyebilme cürretini gösterebiliyorsunuz. Allah Resulu İki Cihan Serveri Efendimiz (s.a.v.)'in bizlere bıraktığı ve sımsıkı yapışmamızı istediği şeylerden birine (yani sünnete) dil çıkarma adiliğine girişebiliyorsunuz. Neye istinaden bunları söylüyorsunuz? Sünnetin manası nedir? Mesnediniz nedir? Amacınız nedir? Ek ünvanlarınızı da bi zahmet söyleyiverin?

 

 

Neymiş efendim günün şartları....

 

Bu cehaletin kralıdır efendi kusura bakmayın.Ne yani Efendimizin sünneti bir devre hitap ediyordu ve o devirler geride kaldı, artık sünnet münnet hikaye öylemi... Haşa!

 

 

O vakit diş fırçası olsaymış , Efendimiz diş fırçası kullanırmış. Nerden biliyorsun efendi. (Poz verin çekiyorumm) Misvak gibi nadide bir ağacın insan sağlığına hangi ölçüde faydalı olduğunu bilse idiniz, bırakın misvak kullanmayı, misvağı kıtır kıtır yerdiniz. Diş, beyin ve mide uzuvları başta olmak üzere misvağın müspet etkisini inkar edebilecek, ona bayağı bir odun parçası olarak bakabilecek bir şahsiyet, bilimin toptan reddine kalkışmış bir bedbahttır. Şimdi soruyorum hangi diş macunu veya fırçası insan bünyesine dişler? haricinde faydalı olur.

 

Yazıyı her okuyuşta sinirlerimin biraz daha tepeye tırmandığını hissediyorum. Yazık... Nasıl bir cehaletin mamülüdür bu!

Kalkıyorsunuz kati bir dille sünnetleri reddediyorsunuz bir takım basit ve cahilce muhakemeler nihayetinde. Neyinize güveniyorsunuz mantığınıza mı. Çöpe atın.

 

 

 

Sakal ve kılık-kıyafet biçimlerine yönelik sünnetleri de kendinize göre kılıflar uydurmak sureti inkara yeltenmişsiniz.

Herkesin sakal bıraktığı yerde dinimize göre yanlış bir davranış olsa idi elbette ki efendimiz sakal bırakmazdı. Yoksa şüpheniz mi var. Hem içinde bulunduğu toplumun tümünün dinimizce uygun görülen tarzda sakallı oldugunu da nerden çıkardınız. Zuhuratta mı gördünüz bre. Taktiğini bizlere de söyleyiverin de bizde bir göz atalım.

 

 

 

 

Efendimiz içinde bulunduğu topluma uymuşmuş. Kimmiş içinde bulundugu toplum. Yahudiler, hristiyanlar, putperestler, mecusiler vs. vs. vs.

Haddini bil efendi. Elinden çıkanı gözün, beynin, kalbin, görsün. Çok yanlış muhakemeler. Allah muhafaza ...

 

Aslında tüm bu açıklamaları yapmış olmaktan dolayı hayli müteessirim. Zira varlığımızı ve herşeyimizi borçlu oldugumuz,kainatın ve içindekilerin yüzü suyu hürmetine yaratıldığı Efendimiz (s.a.v.)'in yolundan gitmek, tam manası ile sünnete tabi olmakla mümkündür. Kulun en mükemmelidir O. Gaye İnsan Ufuk Peygamberdir .Amacımız; hiçbir şekilde sünnetin nedenini, nasılını araştırmadan ve tüm bunları kendi mantık kılıfımıza sokmadan, Efendimiz'in yolundan gitmek olmalı. O'na benzemek, koşulsuz benzemek olmalı. Ne mutlu Efendimize tüm yönleri ile benzemeye çalışanlara.

 

Daha fazla yazamıyorum sağlık sorunlarım dolayısı ile. Yanlış veya eksik bir husus varsa arkadaşlar tamamlasınlar bi zahmet.

 

Saygılarımla...

SE
16.09.2007 18:44
#50

Ben de mürid kardeşimin sözlerine sonuna kadar katılıyorum.Hadisi şerifte hangi kavime benzerseniz onlardan olursunuz denilmiştir.Yani mevlamız kime benziyorsak onlar gibi muamele gösterecek.

 

Rabbim bu mübarek günler hürmetine O'nun boyasıyla boyananlardan eylesin(amin)

HI
16.09.2007 18:51
#51

arkadaşlar bu mısvak ve fırça konusunda benimde bir çift sözüm olacak.her zaman olduğu gibi biz şekilde takılıp kalıyoruz.burda okadar güzel hadisler ve sünnetler varken biz mısvak konusunda takılıp kaldık.böylelikle konunun muhtevasından özünden uzak kalıyoruz.neden peygamber efndimizin insan ilişkilerinden yada akrabaya olan muhabbetınden yada alış veriş adabından konuşmuyoruzda şekillere takılı kalıyoruz.buda basında ramazan gelınce çıkan sakız çinenir mi çinenmez mi olayına dönüştü.bence konunun özüne dönmemiz ve onlar hakkında konuşmamız daha iyı olacak.

TR
16.09.2007 21:06
#52

Müşahhasın ehemmiyetini teslim etmek, mücerreti ihmal etmek anlamına gelmez ki? Niye böyle dediniz şimdi anlamadım. Biz haşa 'O'nun yalnızca şekille ilgili hadislerine uyalım ve yaşantımızı düzenlemeye dair tavsiyellerini sallamayalım' demiyoruz ki? Sadece şeklin de önemli olduğundan bahsediyoruz. Nitekim diğer yerlerde, diğer hadislerin önemini de vurguluyoruz elden geldikçe. Burada bunun yeri gelmiş, arkadaşlar da ona dokunmuş, ne var yani?

 

Şekil önemli midir? Elbette önemlidir, zira numune-i imtisaliniz Rasulullah (SAV)'sa onu şeklen dahi taklid etmek size çok şey kazandıracaktır. O her yönüyle bize örnektir. Rabıta nedir bilir misiniz? Biliyorsanız bu malumatınızı dikkate alarak yazın, bilmiyorsanız da biraz araştırın iyi olur. Mevzu derin - vakit dar.

 

Misvağa gelirsek, misvak ciddi bir sünnettir ve 'O çağımızda yaşasaydı diş fırçası kullanırdı' diye işin satıh kısmında takılıp kalınacak bir mevzu değildir, bizzat öğütleyen hadisler var. Siz sırf Allah rasulüne benzemek için misvak kullanıyorsanız ecriniz de, O'nun sevgilisi olduğu zat tarafından verilir siz merak etmeyin. Sakal meselesinde resmen uçmuşsunuz, Gavurun 'Conformity' dediği şeyi resmen sünnet mertebesine çıkarıp gelip gözümüz önüne dayamışsınız. O'nun davasına sıfırdan başlayan bir peygamber olduğunu düşünürsek, Mürid'in "Efendimiz içinde bulunduğu topluma uymuşmuş. Kimmiş içinde bulundugu toplum. Yahudiler, hristiyanlar, putperestler, mecusiler vs." ifadesini daha iyi anlarız. Arkadaşlar yeterli derecede yazmış, ben uzatmayacağım ama şuna da değinmeden geçemeyeceğim, 'Mürid kardeşin üslubu kalın oldu' filan demeyiniz, ilk önce 'bakın şimdi düzeltiyorum, kemerleri bağlayın' edasıyla didaktik şiir tadında girmiş, 'misvak kullanıyorum sünnet oluyo diye geçinmeyin' yazarak milleti içinde bulunduğu hab-ı gafletten uyandırıp misvak kullandığı için sünnete uyduğunu zanneden enayi veya riyakarları afişe etmişsiniz(?). Yazıda 'Sünnetmiş falan filanmış, hadi ordan, Geçin bunları efendiler' tarzından yüksek perdeli bir giriş var ki, okurken 'Yürrüü bee aslan Bori'ciğim' demeden geçemedim. Bi de dalga geçer gibi 'Saygılarımla' diye bitirmiş, yazınızı süslemişsiniz. Bu ifade etme biçimine böyle cevap. Eline sağlık müridim.

 

Bu arada şu da var, 'Sünnettir' diye ayakkabıyla namaz kılanlara veya kullanılması gereken yerde çatalı terk edenlere de karşı çıkarım, 'Misvak kullanıp sünnete uyduğunu zanneden ahmaklar, diş fırçası sünnettir bi kerem (zira misvakla ilgili hadis var)' tarzlı dalışlara da... Mümkün olduğunca O'na benzeyelim biz, karışmak kimin haddine düşmüş?

BO
16.09.2007 21:59
#53

Yazdıklarınızı okurken gülmekden geçemedim açıkcası...Siz müthiş insanlar bir tartışma çıkartmak için ve ya muhalif düşünmek için ne kadar çaba sarf ediyorsunuz bilemiyorum....Konuyu tersden bakmak ve saptırmak için elinizden geleni yapmışsınız herhalde... kimileri, içinde yaşadığı toplum hristiyan, yahudi!! Peygamber efendimiz onlarımı uydu sen ne demek istiyorsun seni ahmak manasında cümleler kurarak, kimileri "sakal bırakmamak sünnettir aslında"manasına gelen sözümü alarak bunları ayrı ayrı tek tek poşetlere koyarak değerlendirenler felan filannnnn felan filannnnn... olaya siz bu yönden bakın... benim topluma ayak uymuştur sözümdeki inceliği böyle anlayan, sakal bırakmamak sünnetir asıl dediğim sözü böyle çeviren ve buna katılan herkese verecek tek cevabım gülmek :) olurdu herhalde şu halinize...beni belkide içinizde ne kefelere soktunuz ama hiç biri umrumda değil olmazda zaten buraya sayfalar dolu eleştiriler yazabilirsiniz canlar...

Renkleri ne anlatırsın ince ince köre konuş insanlarla akıllarına göre... dimi...

Ne ben size anlatim ne siz bana anlatın...Konuya devam edebilirsiniz canlar...

 

 

Tekrar saygılarımla...:rolleyes:

BO
16.09.2007 22:09
#54

Ayrıca ekliyeyim hemen sünnet hakkındaki ilk yazdıklarım tamamen yüzeysel bir anlatımla sunulmuştur belkide bu yüzden çok kabaca baktınız size buradaki inceliği anlatmadım ki anlatabileceğimide sanmıyorum artık...

tekrar tekrar selamet ve saygılarımla ...

HI
17.09.2007 00:35
#55

şekilin önemsiz olduğunu söylediğimi hatırlamıyorum sadece burda 80den fazla hadis yazılmiş.biz nedense mizvak konusundan başka konu bulup konuşamadığımızı dile getırdım.şekil önemli ama içerik olmadan boş bir kutudan farksız.rabıta meselesine gelirsek.önce soru sormuşsunuz sonrada cevabı kendiniz vermişsiniz.cevaptada karşınızdakileri nerdeyse cahillikle suçlamışsınız.ne soru soran cevap verenden üstündür ne de cevap veren .ben bu konuyu nasıl rabıtaya kadar indidiniz,şaştım.inşallah her konuda bu kadar titiz ve ince düşünüyorsunuzdur. eğer öyle biriseniz tebrik ederim.

EN İYİ NASİHAT İYİ BİR ÖRNEK OLMAKTIR.

TR
17.09.2007 09:36
#56

Boriciğim ne güzel sayıklamışsın sen öyle... Cidden okuması çok zevkliydi. Gülüyorum halinize, konuyu saptırdınız, muhalefet olmaya kasmışsınız (kimin muhalefetlik ettiğini konuyu takip edenler anlar), o topluma uyardı aslında ama içinden çıktığı kafir toplumuna nedense uymamıştı (Topluma uymanın esas olmadığını bu çelişki bile gösterir), siz körsünüz ben size bi şey anlatmıycam, sizi adam yerine koyanda kabahat zaten, sizin aklınız kıt ben sizden akıllıyım (şu son vurguyu yapmadığını sakın söyleme...)

 

'Ortalığı neden karıştırdın da şimdi sefil numaralarla, basit ihale yıkma hamleleriyle, komik demagog sihirbazlıklarıyla, yamuk yumuk cümlelerle, 'Size laf anlatılmaz, muhalif şeyler!' tripleriyle sıvışıyorsun' diye sorarlar adama...

 

Savunamayacağın bir iddiayı niye dikte edici bir üslupla ortaya atıyorsun? Ayarını alınca, sıkıya gelince şark kurnazlıklarıyla kaçacak delik aramaya başlaman, 'gülüyorum halinize' gibi fikirden uzak olan ifadeleri satır doldurmak için iki kere kullanmak zorunda kalman seviyenden de haber veriyor. Ne oldu ilk mesajdaki üst perde artistliğin?

 

Anlatım zaten yüzeysel, özellikle belirtmene gerek yoktu, yalnız fikirler de yüzeysel. Aslında bunu da belirtmeye gerek yoktu ya, anlamamışsın seviyemize inmekten imtina eden üstün zekalı yüce bori hazeratı. :)

 

İddialı bir dille attığın iddiayı savunabileceksin. Savunamayacağın iddiaları öyle bir üslupla aktarırsan, fikri mikri unutur, küçük insanlar gibi millete hücum eder ve kaçacak delik ararsın. Olmaz.

 

Hira kardeşim...

 

Şekli, konunun özü dediğiniz şeyin dışında gördüğünüz manası ilk mesajınızdan ortaya çıkıyor. Halbuki bize göre hadis hadistir ve genel bir muhtevaya sahip olan şu konuda şekli olsun, muhtevi olsun tüm hadisler meselenin özünü oluşturur. Dikkat ettiyseniz misvak meselesinin tartışılması bu sünnete yapılan saygısızlıkları takip ediyor. Diğer sünnetleri kabul ediyor ve şekli sünnetleri reddediyor, yahut kafamıza göre yorumluyoruz (bazılarımız yani). Bu sünnete karşı böyle bir tavır takınılırsa, mevzumuz elbette bu olacak. Konu akışı bu meseleyi öne çıkarmamızı gerektiriyorsa, çıkartacağız elbette. Sünnetten taviz verilmez, hangisine saygısızlık yapılıyorsa o sünnet için gerekli hamle yapılır; ha uyarsınız, uymazsınız o ayrı mevzudur ama kafanıza göre reddedemezsiniz. Ayrıca bir Müslüman'ın Rasulullah'ı şeklen taklit etmesi boş bir kutuluk gibi lanse edilemez kusura bakmayın. Yazdıklarınız rabıta meselesini ne kadar bildiğinizi veya dikkate aldığınızı, özümsediğinizi ispatlıyordu, ben ne yapayım? Kaldı ki sorunuzu ben cevaplamadım, verilebilecek cevapları göz önünde bulundurarak peşinen tavsiyede bulundum hepsi o. Bakınız siz de meselede rabıtaya nasıl inildiğini anlamadığınızı söylüyorsunuz. Ee benim dediğim şey de buydu yani. Rabıtanın mantığı, rabıta işinin varlık sebebi hakkında fikir sahibi olsaydınız ilk mesajınızdaki gibi konuşmaz, ona şeklen de benzemenin ehemmiyetini idrak eder, onun şeklî sünnetlerinin de aslında 'meselenin özü'ne dahil olduğunu görür ve alakayı da sağlam bi şekilde kurabilirdiniz. Derken mesele şahsileşiyor, titizliğime geliyor, evet titiz düşünürüm. En son cümlenizin de 'misvakla uğraşmayı bırakın - diğerlerine bakın' temasıyla ilgisini kuramadım ben. :rolleyes:

HI
17.09.2007 12:17
#57

şekli,konunun özü dediğiniz şeyin dışında gördüğümü demedim,demiyorum,demicem.sabırla anlatmak istediğim ki anlamamak için nedense direniyorsunuz.neden misvak konusu bu kadar öne çıkarılıyor ,bayraklaştırılıyor.niye diğer hadisler gündemimize sokulmuyor?bunları konuşurken diğerlerini atladığımız gündemden uzaklaştırdığımız hiç aklınıza gelmedi mi?rabıta konusuna gelince ben bilmediğim bir şeyi biliyorum demem(bundan sakınırım)düsturum değil.siz bu konuda suizanda bulunuyorsunuz ki sizin gibi titiz bir insan bunun ne kadar yanlış olduğunu bilir.son cümleye gelince bu konuyla alakalı değildi çok sevdiğim bir sözdür yazmak istedim.yine yazmakta sakınca görmüyorum.

EN İYİ NASİHAT İYİ BİR ÖRNEK OLMAKTIR.

BO
17.09.2007 12:43
#58

Bak kardeşim hala boş boş konuşup duruyosun sinirimi bozuyorsun...Bana bir daha boriciğim deme lütfen haddini bilseviyeli bir şekilde konuş benimle...hala sana cahil demekden çekinmiyeceğim çünkü hala Peygamber efendimizin topluma uymak kavramını o kadar abes bir gözle bakıyorsun ki üslubumu bozmamak için sabrediyorum efendi...neymiş efendim ben kaçacak delik arıyormuşum savunamamışım bilmem neymiş sen peygamber efendimizin sünnetinden birşeyler öğrenseydin bana bu kelimeleri sarf etmezdin...Ben niye kaçacak delik arayayım ben niye sıkıya geleyim senin sözlerinin benim içimde zerrecik bir yerimi oynattığınımı sanıyorsun yoksa...Sen kendini ne sanıyorsun bea adam bu forumun iyi yazanı yoksa babasımı ağasımı...Gelecek olan cevabında zaten direk bu laflarıma bana tekrar aynı şekilde olmasada mana bakımından aynı sayılabilecek şekilde laflar atacağınıda tahmin ediyorum ama bunun umrumda olmayacağınıda bildiğim için bu sözleri sana söyleyebilirim hiç çekinmeden.......evet birşeyler yalayıp yuttuğun belli oluyo ama bunların hepsini tartışmak için yutmuşsun ve kendine hiçbirşey ayırmamışsın...Sen sadece napyıorsun biliyormusun benim içinde bulunduğum durumu empati kurarak kavradığını sanıyorsun belkide ve buna uygun cümleler kullanıyorsun çünkü cümlelerin aynen bunu gösteriyor...

 

"""siz körsünüz ben size bi şey anlatmıycam, sizi adam yerine koyanda kabahat zaten, sizin aklınız kıt ben sizden akıllıyım (şu son vurguyu yapmadığını sakın söyleme...)""" siz körsünüz ? aklınız kıt hayır efendim aklınız hazır değil...

Bu laflarıma şöyle cevap verebilirsin tabi...

--------Tabi yine boricğim şuara bilmişlik taslayarak bizi küçümseyerek şöyle bir harekette bulunmuş felan filan....

Bak efendi benim sünnet hakkında söylediklerimin hiçbiri tamamen bana ait değildir...

--------E peki kime ait ?

Bu soruya karşımda olsaydın susmakla cevap verebilirdim...

ama biraz Peygamber efendimizi gözünün önüne getir efendi o olsa ne yapardı sorusunu sor kendine inş...

ve efendi sözlerin haddini aşmasın lütfen farkında olmadan islama küfür edip durdun en baştan beri...Sünnet hakkındaki bilgi o kadar sabitleşmiş ki kafanda dediğim şeyi kafirler cebine koydun direk ve banada dinimede küfür ettin...Ben senin dinine küfür ediyormuyum?

 

 

 

""""'Ortalığı neden karıştırdın da şimdi sefil numaralarla, basit ihale yıkma hamleleriyle, komik demagog sihirbazlıklarıyla, yamuk yumuk cümlelerle, 'Size laf anlatılmaz, muhalif şeyler!' tripleriyle sıvışıyorsun' diye sorarlar adama...""""

 

Yukarıda bunun da cevabı yeteri kadar var bence...Ama benle bir kere tartışmaya girdin ya hani artık muhalif olarak bakmadan geçemezsin...Belki bunu bile kabullenmezsin...Bana muhalif diyorsun ama asıl muhalifler dediklerine katılanlardır efendim...Siyasete baya ilgilisindir belkide çünkü sözcüklerinin hepsinde bir eziklik süsü verme çabası seziyorum ama bunada aldırış etmiyorum sadece senin benden hangi noktalarda cevap istemeni anlamaya çalışıyor ve o noktalardan cevaplar yollamaya çalışıyorum sana...Cevap yollamadığımda benlik hissinin kabarmıyacağını bilsem daha farklı davranırdım herhalde...

 

""""Savunamayacağın bir iddiayı niye dikte edici bir üslupla ortaya atıyorsun? Ayarını alınca, sıkıya gelince şark kurnazlıklarıyla kaçacak delik aramaya başlaman, 'gülüyorum halinize' gibi fikirden uzak olan ifadeleri satır doldurmak için iki kere kullanmak zorunda kalman seviyenden de haber veriyor. Ne oldu ilk mesajdaki üst perde artistliğin?""""

 

Yahu bununda cevabı aslında yukarıda kısmen var ama yine tazelim ben...

--------savunamıyacağım şeyi niye böyle ortaya atıyorum ?

Savunamıyacağım mı ? Buna gerek duymadım aslında ama ben hala sözlerimin arkasındayım kaçtığım felan da yok zaten niye kaçayım ya....

--------Ayarını alınca, sıkıya gelince şark kurnazlıklarıyla kaçacak delik aramaya başlaman, 'gülüyorum halinize' gibi fikirden uzak olan ifadeleri satır doldurmak için iki kere kullanmak zorunda kalman seviyenden de haber veriyor. Ne oldu ilk mesajdaki üst perde artistliğin?

Bu ne demekdir ya bu senin seviyeni gösteriyor ya yukarıda dediğim gibi sen kendini ne sanıyorsun ya nesin ki sen nesin ne...İlk mesajdaki artisliğim miş Allah Allah ben ilk mesajı nasıl yazdıysam ikinci üçüncüyüde o üslubla yazdım ve artislik felan yapmadım..Bu lafların ancak bir siyasetçinin muhalif olduğu siyasetçiyi ezme çabasına girişirken ki ettiği laflara benziyor ama yine söylemek istiyorum ki birşey yaptığını sanma hiçbirşey yapmıyorsun....

 

 

 

 

""""Anlatım zaten yüzeysel, özellikle belirtmene gerek yoktu, yalnız fikirler de yüzeysel. Aslında bunu da belirtmeye gerek yoktu ya, anlamamışsın seviyemize inmekten imtina eden üstün zekalı yüce bori hazeratı.""""

 

Üstüne zekalı değilim olsaydım bile bu bir işe yaramazdı...Bu fikre yaptığın düşürücü yüzeysel lafınıda görmemezlikden görmemezlikden geliyorum inş. ve cevap vermiyorum çünkü böyle cevaba nasıl karşılık verilebilir ki?

 

""""İddialı bir dille attığın iddiayı savunabileceksin. Savunamayacağın iddiaları öyle bir üslupla aktarırsan, fikri mikri unutur, küçük insanlar gibi millete hücum eder ve kaçacak delik ararsın. Olmaz.""""

 

Kime hücum etmişim...Benim konudan korktuğumu ve bu konu hakkında bilgisi olmayan iddiası zayıf fikri esinti bir insan olarak mı görüyorsun...O zaman kendini nasıl görüyorsun çok merak ettim ama aslında tahminde edebiliyorum...Bir takım tartışmalarda kendini tatmin etmiş ve bir kaç kitap okudukdan sonra bu işin düşüncesini çözdüm diyerek bir yere çekilmiş Ve gelenlere kendi fikirlerini anlatmak ve bunlarla ilgili tartışmak için pozisyonda bekleyen ve tartışdıkça fikir orgazmı olarak bunu dışarı boşaltan ve tatmin oldum edasıyla noktayı koyan bir kişisin belkide...

 

Ve yine diyorum... kendini fazla birşey sanma bana diyeceksin ki sen kendini asıl birşey sanma belki ama ben kendimi birşey sanmıyroum zaten ben neyim ki...ben neyim kiiiiii....Hiçbirşey açıkcası...

 

Ve yine kapatıyorum kapanacağıını sanmıyorum ama işte...

Bu Tartışma yüzünden bu konunun kapanmasını istemiyorum admin efendi...Eğer böyle bi durum varsa konuşmayı zaten ben bitirdim.. Her hangi biri yok efendim """yok efendim böyle kalmamalı öyle bitmez""" diyorsa birşey yazacaksa cevap verecekse özelden mesaj atmasın serbest kürsüde konu açsın ve bana özel mesajla şuraya devam ettirdim diyerekden bir mesaj atsa yeter...Ama özele atılan bu tartışmayla ilgili tartışma açıcı mesajara yer vermek istemiyorum....

 

Selametle ve saygılarımla :rolleyes:

BO
17.09.2007 12:50
#59

Yazım yanlışlarım olabilir dikkat etmedim sizde dikkate almayın raslarsanız...

TR
17.09.2007 12:51
#60

'Şekli,konunun özü dediğiniz şeyin dışında gördüğümü demedim' demişsiniz ama ilk mesajınızda '..biz şekilde takılıp kalıyoruz.burda okadar güzel hadisler ve sünnetler varken biz mısvak konusunda takılıp kaldık.böylelikle konunun muhtevasından özünden uzak kalıyoruz' yazmışsınız. Buradan şekille ilgili olan misvak kullanımına dair bir hadise yapılan saygısızlığa karşı gösterdiğimiz tepkiyi meselenin muhteva ve özünden sapmış olmakla nitelediğiniz manası çıkıyor. Bir kez daha okuyabilirsiniz. Bu başlıkta konunun özü genel manada hadislerdir, sünnetlerdir ve ayrım yapmadan hepsinin hakkı teslim edilmelidir. Ha, 'yalnızca şekilde kalmayalım, diğer sünnetlere de gereken önemi verelim' diyorsanız buna kimin itirazı olabilir ki zaten? Elbette olması gereken budur ama, şekil ve muhteva bütünlüğünü sağlayabilmek esastır. Ayrıca saygısızlık hangi noktadaysa, diğer noktalar yoksayılmadan, o nokta desteklenmelidir.

 

Ben de sizin söylediğinizi anlayarak ona cevap niteliğinde bu başlıkta bu sünnete saygısızlık yapıldığını ve dolayısıyla gündemimizin de bu olması gerektiğini, yeri geldiğinde diğer hadislerle ilgili paylaşım ve müdafanın da yapılacağını söylüyorum, bunu anlamamaya çalışıyorsunuz gibi geldi bana da şimdi. İnsanları diğer sünnetlerden uzaklaştırmak sözkonusu değil, onların da başımız üzerinde yeri var, onlara da bir saygısızlık yapılırsa cevaplarız, yeri geldiğinde oturur yazarız, paylaşırız; yapmayacağımız şey değil. Benimki suizanda bulunmak değil, 'şöyle olursa şöyle olur' tarzından bir çıkarıma gitmek, çıkarımın verdiği netice hoşunuza gitmeyecek tarzdan olunca direk su-i zanmış gibi algılanıyor fakat temellendirmeye dikkat nazarlarınızı yöneltirseniz öyle olmadığını anlayacaksınız. Son cümleye gelince; keşke o cümlenin konu dışında olduğunu da yazsaydınız, konular arasındaki sert geçişler anlaşılamayabiliyor, ani bölünmeler mesele bütünlüğünü ve akışını zedeliyor. Sözü imzanıza da yazabilirsiniz. Neyse.

TR
17.09.2007 14:46
#61
Bak kardeşim hala boş boş konuşup duruyosun sinirimi bozuyorsun...Bana bir daha boriciğim deme lütfen haddini bilseviyeli bir şekilde konuş benimle...hala sana cahil demekden çekinmiyeceğim çünkü hala Peygamber efendimizin topluma uymak kavramını o kadar abes bir gözle bakıyorsun ki üslubumu bozmamak için sabrediyorum efendi...neymiş efendim ben kaçacak delik arıyormuşum savunamamışım bilmem neymiş sen peygamber efendimizin sünnetinden birşeyler öğrenseydin bana bu kelimeleri sarf etmezdin...Ben niye kaçacak delik arayayım ben niye sıkıya geleyim senin sözlerinin benim içimde zerrecik bir yerimi oynattığınımı sanıyorsun yoksa...Sen kendini ne sanıyorsun bea adam bu forumun iyi yazanı yoksa babasımı ağasımı...Gelecek olan cevabında zaten direk bu laflarıma bana tekrar aynı şekilde olmasada mana bakımından aynı sayılabilecek şekilde laflar atacağınıda tahmin ediyorum ama bunun umrumda olmayacağınıda bildiğim için bu sözleri sana söyleyebilirim hiç çekinmeden.......evet birşeyler yalayıp yuttuğun belli oluyo ama bunların hepsini tartışmak için yutmuşsun ve kendine hiçbirşey ayırmamışsın...Sen sadece napyıorsun biliyormusun benim içinde bulunduğum durumu empati kurarak kavradığını sanıyorsun belkide ve buna uygun cümleler kullanıyorsun çünkü cümlelerin aynen bunu gösteriyor...

 

"""siz körsünüz ben size bi şey anlatmıycam, sizi adam yerine koyanda kabahat zaten, sizin aklınız kıt ben sizden akıllıyım (şu son vurguyu yapmadığını sakın söyleme...)""" siz körsünüz ? aklınız kıt hayır efendim aklınız hazır değil...

Bu laflarıma şöyle cevap verebilirsin tabi...

--------Tabi yine boricğim şuara bilmişlik taslayarak bizi küçümseyerek şöyle bir harekette bulunmuş felan filan....

Bak efendi benim sünnet hakkında söylediklerimin hiçbiri tamamen bana ait değildir...

--------E peki kime ait ?

Bu soruya karşımda olsaydın susmakla cevap verebilirdim...

ama biraz Peygamber efendimizi gözünün önüne getir efendi o olsa ne yapardı sorusunu sor kendine inş...

ve efendi sözlerin haddini aşmasın lütfen farkında olmadan islama küfür edip durdun en baştan beri...Sünnet hakkındaki bilgi o kadar sabitleşmiş ki kafanda dediğim şeyi kafirler cebine koydun direk ve banada dinimede küfür ettin...Ben senin dinine küfür ediyormuyum?

""""'Ortalığı neden karıştırdın da şimdi sefil numaralarla, basit ihale yıkma hamleleriyle, komik demagog sihirbazlıklarıyla, yamuk yumuk cümlelerle, 'Size laf anlatılmaz, muhalif şeyler!' tripleriyle sıvışıyorsun' diye sorarlar adama...""""

 

Yukarıda bunun da cevabı yeteri kadar var bence...Ama benle bir kere tartışmaya girdin ya hani artık muhalif olarak bakmadan geçemezsin...Belki bunu bile kabullenmezsin...Bana muhalif diyorsun ama asıl muhalifler dediklerine katılanlardır efendim...Siyasete baya ilgilisindir belkide çünkü sözcüklerinin hepsinde bir eziklik süsü verme çabası seziyorum ama bunada aldırış etmiyorum sadece senin benden hangi noktalarda cevap istemeni anlamaya çalışıyor ve o noktalardan cevaplar yollamaya çalışıyorum sana...Cevap yollamadığımda benlik hissinin kabarmıyacağını bilsem daha farklı davranırdım herhalde...

 

""""Savunamayacağın bir iddiayı niye dikte edici bir üslupla ortaya atıyorsun? Ayarını alınca, sıkıya gelince şark kurnazlıklarıyla kaçacak delik aramaya başlaman, 'gülüyorum halinize' gibi fikirden uzak olan ifadeleri satır doldurmak için iki kere kullanmak zorunda kalman seviyenden de haber veriyor. Ne oldu ilk mesajdaki üst perde artistliğin?""""

 

Yahu bununda cevabı aslında yukarıda kısmen var ama yine tazelim ben...

--------savunamıyacağım şeyi niye böyle ortaya atıyorum ?

Savunamıyacağım mı ? Buna gerek duymadım aslında ama ben hala sözlerimin arkasındayım kaçtığım felan da yok zaten niye kaçayım ya....

--------Ayarını alınca, sıkıya gelince şark kurnazlıklarıyla kaçacak delik aramaya başlaman, 'gülüyorum halinize' gibi fikirden uzak olan ifadeleri satır doldurmak için iki kere kullanmak zorunda kalman seviyenden de haber veriyor. Ne oldu ilk mesajdaki üst perde artistliğin?

Bu ne demekdir ya bu senin seviyeni gösteriyor ya yukarıda dediğim gibi sen kendini ne sanıyorsun ya nesin ki sen nesin ne...İlk mesajdaki artisliğim miş Allah Allah ben ilk mesajı nasıl yazdıysam ikinci üçüncüyüde o üslubla yazdım ve artislik felan yapmadım..Bu lafların ancak bir siyasetçinin muhalif olduğu siyasetçiyi ezme çabasına girişirken ki ettiği laflara benziyor ama yine söylemek istiyorum ki birşey yaptığını sanma hiçbirşey yapmıyorsun....

""""Anlatım zaten yüzeysel, özellikle belirtmene gerek yoktu, yalnız fikirler de yüzeysel. Aslında bunu da belirtmeye gerek yoktu ya, anlamamışsın seviyemize inmekten imtina eden üstün zekalı yüce bori hazeratı.""""

 

Üstüne zekalı değilim olsaydım bile bu bir işe yaramazdı...Bu fikre yaptığın düşürücü yüzeysel lafınıda görmemezlikden görmemezlikden geliyorum inş. ve cevap vermiyorum çünkü böyle cevaba nasıl karşılık verilebilir ki?

 

""""İddialı bir dille attığın iddiayı savunabileceksin. Savunamayacağın iddiaları öyle bir üslupla aktarırsan, fikri mikri unutur, küçük insanlar gibi millete hücum eder ve kaçacak delik ararsın. Olmaz.""""

 

Kime hücum etmişim...Benim konudan korktuğumu ve bu konu hakkında bilgisi olmayan iddiası zayıf fikri esinti bir insan olarak mı görüyorsun...O zaman kendini nasıl görüyorsun çok merak ettim ama aslında tahminde edebiliyorum...Bir takım tartışmalarda kendini tatmin etmiş ve bir kaç kitap okudukdan sonra bu işin düşüncesini çözdüm diyerek bir yere çekilmiş Ve gelenlere kendi fikirlerini anlatmak ve bunlarla ilgili tartışmak için pozisyonda bekleyen ve tartışdıkça fikir orgazmı olarak bunu dışarı boşaltan ve tatmin oldum edasıyla noktayı koyan bir kişisin belkide...

 

Ve yine diyorum... kendini fazla birşey sanma bana diyeceksin ki sen kendini asıl birşey sanma belki ama ben kendimi birşey sanmıyroum zaten ben neyim ki...ben neyim kiiiiii....Hiçbirşey açıkcası...

 

Ve yine kapatıyorum kapanacağıını sanmıyorum ama işte...

Bu Tartışma yüzünden bu konunun kapanmasını istemiyorum admin efendi...Eğer böyle bi durum varsa konuşmayı zaten ben bitirdim.. Her hangi biri yok efendim """yok efendim böyle kalmamalı öyle bitmez""" diyorsa birşey yazacaksa cevap verecekse özelden mesaj atmasın serbest kürsüde konu açsın ve bana özel mesajla şuraya devam ettirdim diyerekden bir mesaj atsa yeter...Ama özele atılan bu tartışmayla ilgili tartışma açıcı mesajara yer vermek istemiyorum....

 

Selametle ve saygılarımla ;)

Boriciğim ne oldu, neden kızıyorsun? İlk mesajında 'efendiler bırakın misvak kullanarak sünnete uyuyorum diye geçinmeyi' tarzında giren sen değil miydin? Sen şimdi nasıl rahatsız oluyorsan, biz de senin o ifadenden aynı şekilde rahatsız olmuştuk! Yok öyle Potpori efendi! Siniri bozulmuş hazretin, görüyor musunuz? Sakinleştirici diye bi şey var, iyi gelebilir belki. Hem yazının ileriki kısımlarında döşediğin martavallarda bu kızgınlığın da payı olabilir. Akıllı olmak lazım, öfke aklı gölgeler. Senin için boşlukta bir gölge oluyor tabii ama olsun. Biz yazalım yine de.

 

Senin bozulmamış üslubun buysa, bozulmuşu nasıldır, hiç merak etmiyorum. Seviye derinliğinden izler vermeye devam et bakalım.

 

Görüşünü savunamayan, üslup bilmeyen, alenen terbiyesizlik yapmaya meyyal olduğunu yazan mıdır cahil, yoksa kelimenin kendisine ithafen kullanıldığı kişi midir? Hem malumat, hem irfan fakiriymişsiniz, gördük ama yine de takdir okuyanın olsun.

 

Hala cevap yok, hala şahsi girişler, yön değiştirmeler, acizlik gölgeleme çabaları... Bak dostum, temellendirilmemiş, içi boş ifadelerle gelme bana... Kaçacak delik arama meselesi de, attığın iddiayı savunmayıp bir iki sataşma hamlesiyle kaçmaya bakmandan belli olmuştu. İddialı bir üslupla ettiğin lafın arkasında duramıyorsan, bu hallere düşersin. Yüzsüzlükten, köseleleşmekten, belki de sana yöneltilen ithamları içselleştirmekten dolayı kendini savunmuyor, direk karşındakinin üstüne çamur atmaya çalışıyorsun. Eh sen devam et bakalım. :)

 

'Sen ne dersen de, ben aynı kalacağım' mealinde bi şeyler demeye çalışmışsınız orada, acizlik diyoruz biz buna Türkçe'mizde. Yobazlık diyoruz, cahillik diyoruz, eleştiriye kapalılık diyoruz, hatta edepsizlik diyoruz. Madem bizi kaale almayacaktın, niye o mesajı yazdın? Egonu tatmin etmek istiyorsan boriciğim, farklı şeyler yapabilirsin. Forumun ortasına istifra etmene gerek yok. :rolleyes:

 

Ohoo. Bildiklerimizi yalnızca tartışmak için kullandığımızı, kendimize pay ayırmadığımızı buyurmuş bay bori. eh, onun halindeki birisinin uydurmaktan başka çaresi yoktur ki? Garibim cevap vermek derdinde ama söyleyeceği lafı yok. Uydur uydur söyle. :)

 

'aklınız kıt hayır efendim aklınız hazır değil... Bu laflarıma şöyle cevap verebilirsin tabi... --------Tabi yine boricğim şuara bilmişlik taslayarak bizi küçümseyerek şöyle bir harekette bulunmuş felan filan....'

 

Hahaayyt! Ne şirin, ne zeki, ne öngörülü şeymişsin sen ya, bidi bidi bidi! Kahinlik deneme boşuna potporiciğim, demeyeceğim öyle. Yalnızca 'Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz' diyeceğim, 'Bir *edit*, zekamız üzerinde tespit yapma yetkisini bakkaldan BİLE alamaz' diyeceğim. Bence siz kahinliği de bırakın. Unkapanında arabesk şarkı söyleyebilirsiniz mesela. Bu kıt üslupla, bu terbiyesizlikle 'Allah belanı versin'den daha sarsıcı şarkılarla gündemi değiştirebileceğinizi düşünüyorum. Hadi boricim sen yaparsın, tam sana göre bi iş.. Ahaha :D

 

'O olsa ne yapardı' sorusunun cevabından her zaman için emin olmanız tam manasıyla mümkün değil. O'nun tercihlerine ipotek mi koyuyorsunuz? O'nunla empati mi kuruyorsunuz? Bu işin birinci ciheti... İkinci cihet ise, O, yaşadığı dönemde misvak kullanmıştır ve misvak kullanmak, bugün de, bireysel bir tercih olarak varlığını sürdürmektedir. Misvak kullanmayı öğütleyen hadislerin varlığını da göz önünde bulundurursak, siz şeklen de mümkün olduğu ölçüde O'na benzemeye çalışırsanız, onun sözüne uymak bugün muhale yakın değilse (ki değil, misvağı isteyen kendi başına, kimseye çaktırmadan, değişen ve oturan toplumsal yapıyla önemli bir zıdlaşmaya girmeden kolaylıkla temin edip kullanabilir, elle yemek yemek gibi bi şey değil yani) ve siz O'nun sözlerine şeklen dahi hürmet ediyorsanız, bu saygınızın ecrini Allah'tan alırsınız emin olun. Molla Kasımların tahayyülü ve 'Böyle de sünnet mi olurmuş lan' diye düşünmeleri önemli değil.

 

've efendi sözlerin haddini aşmasın lütfen farkında olmadan islama küfür edip durdun en baştan beri...Sünnet hakkındaki bilgi o kadar sabitleşmiş ki kafanda dediğim şeyi kafirler cebine koydun direk ve banada dinimede küfür ettin...Ben senin dinine küfür ediyormuyum?'

 

Yazar burada müthiş bir bocalama hali içerisinde çırpınıyor. Yazarın içinde bulunduğu halin içler acısı olması sebebiyle, yine cılız bir atakla gole gitmeye çalıştığını görüyoruz. Mahut yazar, paragrafına, artık eline yapışan 'Efendi' ifadesiyle giriyor ve karşısındakini tesiri altına almaya çalışıyor. Yalnız yazar bu işi yaparken muhattabında papağan olabileceği intibaını uyandırdığı için yine muvaffak olamıyor (Merhum Sadri Alışık'ın meşhur 'Bu da mı gol değil ha, söyleyin, bunu da mı atamadım?' repliği gelsin akıllara hemen). 'Sözlerin haddini aşmasın' uyarısıyla karşısındakinin fikirlerine perçin vurmaya ve onu sindirmeye çabalayan Bori, 'Farkında olmadan İslam'a küfür edip durdun' demeye çalışıyor ama imlası bozuk biraz - neyse olur o kadar - ve muhattabını dumura uğratmak isteğini açığa vuruyor. Bori çok çakal, bori kendini muhattabından çok zeki sanıyor; ve fakat bori ne dediğini bilmediği, eline ne gelirse kahvehane ağzıyla klavyeye dizdiği ve ruh marazası çektiği efkar-ı umumiye nazarında tescillendiği için bu hamlesi de boşa çıkıyor. Boşa çıkıyor dedim de, aslında bir an bile olsa, karşısındakini bir sonraki ifadeleri okumaya teşvik ettiği için onu başarılı sayabilir, müzmin rezilliğinin içinde onun içini bir nebze olsun ferahlatabiliriz. İyi ve mültefit insanlarız biz vesselam. Yazısının ilerleyen kısımlarında sayın boricik, 'Söylediğim şeyi kafirler cebine koydun' derken ne anlatmaya çalışmış, bulmak hiç kolay değil aslında, pek sürrealist bi cümle olmuş. Mutasavvıflar da cezbe haline tutulduğunda öyle hikmetler söylerler ki, ciltler dolusu şerhe ihtiyaç duyarlar. Ne o, söylediklerime gülüp geçiyor ve boriye haksızlık ediyorsunuz gibi geldi bana? Lütfen, gülüyorsanız da çaktırmayınız kaariler, o kadar atak yapmış, üzülmesin çocuk. Ev-vet... Bori hayaller diyarında gezdiğini, paragrafının sonunda yazdığı, cümleye benzeyen şeyler aracılığıyla bize anlatmaya çalışıyor. Diyor ki 'ben paranoyağım, ben hayal görüyorum'. Ayrıca aziz borinin şu buram buram acizlik kokan paragrafta önce 'İslam'a küfür ettin', sonra da 'benim dinime küfrettin' demesi, daha sonra da 'Ben senin dinine küfrediyor muyum?' diye sorması, İslamiyet'in tek bir din olması sebebiyle karşısındakini İslamiyet dışında bir dine inanmakla itham ettiği manasına geliyor galiba. Bori resmen çam deviriyor, Bori uçuyor, bori sapıttı, biri boriyi durdursun. Bori bu hareketiyle muhattabını çok sevindirmiş olmalı, çünkü Müslüman olduğu halde İslam'dan başkasına inanmakla itham edilen bir insanın ilahi kattaki masumiyeti bellidir zaten. Boriyi ettiği kelamın altında ezilmeye bırakıyoruz. Tenkitimizi burada noktalarken Boriye ya söylemeyi düşündüklerini adam gibi aktarmasını, ya da önündeki yazıyı iyi okumasını tavsiye ediyoruz. Öfkeyle kalkınca ne gibi saçmalıklar yaptığının afişeysiyle oturtulduğunu, sinirlenmenin akil bünyelere iyi gelmediğini vurguluyoruz (boriyi bağlar mı, ayrı bi merak konusu). 'Şimdi değil ama, belki ileride bi şeyler olabilir' diyor, kendisine moral veriyoruz. Ümitsiz vaka mı dediniz? Olur mu canım, Allah'tan ümit kesilmez...

 

Muhaliflik ifadesi sizin ağzınızdan bize ithafen çıkmıştı, nitekim apostrof içindeki ifadenin sizin kahvehane ağzınızla yazıldığı insan olana malumdur. Bu ifadeyi siz kullanmıştınız, biz de ilk olarak muhalefetin sizin kanadınızdan geldiğini söylemiş ve zavallılıkla hedefi şaşırıp bizi muhaliflikle itham ettiğinizi vurgulamak istemiştik. Benlik hissimize hiza vermeye çalışıyorsunuz hee? Ne iyi bi insansınız. Isındım size. Ama dostum hakikaten bundan çekiniyorsanız yazmamanız daha iyi. Size cevap verirken egomun azma riski çok daha yüksek oluyor emin olun. Güzel insan bori latis... :(

 

'Bu ne demekdir ya bu senin seviyeni gösteriyor ya yukarıda dediğim gibi sen kendini ne sanıyorsun ya nesin ki sen nesin ne...'

 

Hahahaa... zuhahahaaa... nihahahaa.. biri beni durdursun yahuuu.. ahahahaha... puaahahahah

 

Azizim sinirleriniz çok fena tahriş olmuş ya, yazıktır... Sakin olun.. Cidden.. Sizin için.. Hahhaha

 

"cevap vermiyorum çünkü böyle cevaba nasıl karşılık verilebilir ki?"

 

Veremezsiniz tabi, çünkü bedahet... Hahahah, Ya yazının ilk kısımlerı biraz daha gergindi de, şu son kısmı okumak hakikaten eğlenceli olmaya başladı. Berhudar olun e mi?

 

'Benim konudan korktuğumu ve bu konu hakkında bilgisi olmayan iddiası zayıf fikri esinti bir insan olarak mı görüyorsun...'

 

Elcevap, evet. :D Eee, intibaları oluşturan kişiye bağlı bu di mi? Yeniden Ziya paşanın beyitini hatırlayalım...

 

'kendini nasıl görüyorsun çok merak ettim'

 

Pek ala anlatayım. Doğru bildiğini temellendirerek savunmaya gayret eden bir garip insan. Hepsi bu. Beni ikna etmek mümkündür ve ben ikna olduğum kişiye saygı da gösteririm. Ama sizin gibi Molla Kasım mukallidleriyle karşılaştığımda da kendimi tutamıyor ve bana laf düşünce had bildirme vazifesini yükleniyor, fikirlerimi karşımdakinin takındığı tutuma göre uygun yahut sert bir üslupla açıklamaya çalışıyor, bilgi kırıntımın zekatını veriyor, ortalığı sizin gibilere boş bırakmıyor, inandıklarımın müdafii oluyorum. Bu tartışmalar esnasında ikna olmaya her zaman açığım ama saçma sapan fikirlere kanacak biri de değilim. Oldu mu? Şahsiyetim üzerinde ilmî tahliller yapmayı bitireceğinizi sanmıyorum ama, bu doneyi de kullanabilir, alın ve ensenizin arasında kalan hava boşluğunda istediğiniz şekilde işleyebilirsiniz.

 

Mesaja cevap verdik de, sadece tek paragrafınız kaale alınmaya değerdi. O da, 'Peygamberimiz bu durumda ne yapardı?' teması üzerine bina edilmiş kısım... Nitekim oraya sizin seviyenize inmeden, müstehzi olmayan bir dil ile cevap verdim. Fakat bu kadar yazıp mevzunun özüne, ufacık bir kısım hariç, temas etmeyen şahsınızın, hakkımda ortaya attığı komik iddialarla biraz kafa bulmak da zevkli oldu. Teşekkür ediyorum Boriciğim, eğlencelik oldun fakire, hoşça bak zatına... Baaaaay :D

NF
17.09.2007 15:01
#62

Selamlar,

 

Yine karışmış ortalık... :rolleyes:

 

Başlıkta cereyan eden hoş olmayan hadiselerden dolayı Trradomir nickli üyemiz 2, borealatis kullanıcı ismine sahip üyemiz ise 1 uyarı puanı almıştır.

 

Başlık açık kalacak, fakat polemiği sürdürür keyfiyet belirten mesajlar, başlıktan kaldırılacak, yahut editlenecektir.

 

Saygı ve selamlarımla

SE
19.10.2007 20:37
#63

65)Sabah namazının sünnetiyle farzı arası 2 dakika kadar yanı üzerine yatıp dinlenmek

21.10.2007 03:28
#64

:D tartışmaya ne kadar açığız böyle.

bi arkadaşım hep şöyle derdi, en uzak mesafeler ne ırakta ne çinde nede başka diyarlar arasındaymış,

en uzak mesafeler sadece anlaşamayan iki kafa arasındaymış... ne kadar da haklı ama

*

*

enson 74+57+1(serdengeçti kardeşimizinki dahil)

 

133) emin olmak, sözünde durmak

01.11.2007 15:17
#65

aslında konu başlığına tam olarak uymuyor fakat yeni bir konu açmak istemediğim için burda ufak bir başlık arası niteliğinde bir soru olarak değinmek istedim.

bir çok sünnet peygamber efendimiz geldikten sonra ön plana çıkmış ve olması gereken hal hareket ve yaşam biçimleridir, ancak bazı sünnetlerde zaten yerel halk tarafından uygulanan ve islam dini açısından bir sakıncası olmayan peygamber efendimizinde uyguladığı günlük hal ve hareketlerdir. biraz araştırdım ama net bir kaynak bulamadım, muhakkak aramızda bu konunun ehli vardır. şu çok tartışılan ve peygamber efendimizinde üstünde ısrarla durduğu misvak kullanmanın tarihi ne zamana dayanıyor. peygamber efendimiz mi ilk kez misvak kullanın demiş yoksa misvak, yerel halkın yıllar öncesinde bulduğu diş ve ağız sağlığında kullanılan oldukça faydalı bir araçmıdır. ben bu yöndeki temizlik ihtiyacımı diş macunu ve diş fırçası ile gideriyorum. ve şöyle düşünüyorum eğer ilk kez peygamber efendimiz kullandıysa ve tavsiye ettiyse bende kesinlikle bundan sonra misvak kullanacağım. ama yok misvak ağız ve diş sağlığına dikkat eden bazı kişilerin zaten yıllardır kullandığı bir araç ise ve peygamber efendimizde o zamanların en iyi bu konudaki temizlik aracı misvak diye tasvip edip önerdiği bir araç ise ben yine diş fırçası ve diş macunu kullanmaya devam edeceğim. özetle aklım şuraya takıldı, belirtilen sünnette üstüne basılan konu misvakmıdır yoksa ağız ve diş temizliğimidir.

bu soruya misvak kullanmanın hangi zamana dayandığını net olarak bilen birileri cevap yazarsa çok makbule geçer,

saygılarımla...

01.11.2007 21:59
#66

evet bu konu benimde aklıma takılmıştır, fakat tarih olarak düşünmek hiç aklıma gelmedi. Ama misvağın sağlık açısından bir çok derde deva olduğu belirtitliyor sadece ağız sağlığı ile ilintili bir şey değil, fakat fırçave diş macununu ağız içi ve dişlerimizi temizleyen olarak tanımlaybiliriz bundan dolayı Peygamber efendimiz (s.a.v.) misvak kullanılmasını istemiştir hatta bu konu üzerinde de hadisleri mevcuttur.Ben faydalarının bazılarından bahsedeyim; dişlerin etlerini pekiştirir, safrayı keser, balgamı ve ağız kokusunu giderir,baş damarlarını kuvvetlendirir, büyükler fasih-ul lisan yani güzel konuşmaya vesile olur demişlerdir en güzeli sünnet ile amal etmiş olunur.

Peygamber efendimiz(s.a.v) şöyle buyurmuştur; Misvak; ağzı temizlemeye, Cenab-ı Hakk'ın rızasına kavuşmaya vesiledir. (Hadis-i şerif -Beyheki)

04.01.2008 20:33
#67

YEMEĞE TUZ İLE BAŞLAYIP TUZ İLE BITIRMEK.....

04.01.2008 20:39
#68

KARDEŞİMIZ NE KADAR FAYDALI VE ÖĞRETICI BIR KONU AÇMIŞTI VE TAM HIZLA UYGULAMALARA GEÇIYODUKKI; HER ZAMANKLI GIBI ARADAN BIR SIVRI ZEKALI KARDEŞİMİZ NIHAYET BIZİ GITTIGIMIZ YANLIŞ YOLDAN DONDURDU :) TOVBE TOVBE.... SAKALI MAKALI BIRAKIN OYLEMI? KARDEŞ SEN AŞMISSIN ARTIK SANA DIYECEK TEK CEVAP MÜRİD KARDEŞİMİN YAZDIKLARI VE BU KISA EKLEMEDIR...BIR AN EVVEL YANLISINDAN DONMENI DILERIM..SELAM VE DUA İLE... KONUYU AÇAN KARDEŞİMDEN ALLAH RAZI,EFENDIM MEMNUN OLSUN İNŞALLAH....SELAM VE DUA İLE...

VA
21.01.2008 02:56
#69

75) Mühim meseleleri meşveret ederek hallederdi.

BI
21.01.2008 23:58
#70

76)Selamlaşırken ilk veren el ve en son çeken el olmak....

SE
26.01.2009 13:39
#71

77)Birbirimize lakab takmamak ve isimlerimizle birbirimizi çağırmak.Ayrıca abdullah ismine apo,mehmet'e memo demek gibi kısaltmalar da sakıncalı görülmüştür.

SE
27.01.2009 11:50
#72

78)Allah Rasulu yolculuk sırasında yokuş çıkarken "Allahu Ekber"inerken ise "Sübhanallah "derdi.(Nesai)

AY
27.01.2009 12:44
#73

60— (Resûlüllah (Sallaüahü Aleyhi ve Selîem) 'in şöyle buyurduğunu, El-Mıkdam îbni Ma'dî Kerib'in işittiği rivayet edilmiştir:

 

«— Allah, annelerinize iyilik etmenizi emrediyor, sonra annelerinize iyilik etmenizi emrediyor; sonra babalarınıza iyilik etmenizi emrediyor. Sonra en yakın akrabaya, ondan sonra en yakın sırasına göre iyilik etme­yi size emrediyor..»[120]

 

3, 4 ve 5. hadîs-i şeriflerde ana ve babaya iyilik etmek hususunda ge­rekli açıklama yapılmış ve annenin hakkına daha çok itina göstermek icab ettiği belirtilmişti. Burada da anneye, babaya ve yakınlık derecelerine göre en yakını tercih ederek akrabaya iyilik etmenin lüzumu ifade buyuruluyor.

 

R a v i E I - M ı k d a m :

El-Mıkdam ibni Ma'dî Kerib, ashabdan olup, kün­yesi Ebu Kerîme 'dır. Ebu Yahya da olduğu söylenir. Ken­disi hadîs-i şerifler rivayet ettiği gibi, oğlu Yahya ile torunu Salih ve daha başka zevat ondan rivayet etmişlerdir. Hicretin 87. yılında 91 yaşında olduğu halde vefat etti. Allah ondan razı olsun.[121]

 

Edebu'l-Mufred İmam Buhari

 

Çeviren: A. Fikri YAVUZ

 

Sönmez Neşriyat

SE
28.01.2009 15:51
#74

80)Kişi sorulan sorunun cevabını biliyorsa cevaplamalı,iyi bilimiyorsa"Allah bilir" demeli(Tirmizi)

AS
13.02.2009 17:57
#75

81) nerde gectigini bilmiyorum,fakat kulaktan dolma bir sunnet olarak; efendimiz (sav) banyodan cikarlarken mubare ayaklarini soguk suyla yikarlarmis,yada soguk su dokerlermis cikmazdan hemen evvel.

 

selam ve muhabbetle

NR
13.02.2009 23:34
#76
Günlük Hayatta Sünneti Seniye

 

--------------------------------------------------------------------------------

 

 

 

15. Musafahada önce eli uzatan çekmelidir. Biz çekersek buluşmadan memnuniyetsizlik manası çıkabilir.

 

 

76)Selamlaşırken ilk veren el ve en son çeken el olmak....

Arkadaslar burada ayni meselede iki farkli sey sunnet olarak soylenmis acikcasi ben de ilk once eli uzatan cekmeli diye biliyorum ama tersi bir sey gorunce yine de sormak istedim dogrusu hangisidir?

AS
15.02.2009 22:00
#77

selamlar,

 

musafaha nasil yapilir diye kucuk bir arastirma yaptim, internetten (farkli iki kaynaktan birbirini tamamladigini dusundugum) bulmus oldugum bir yaziyi buraya aktariyorum;

 

----1.yazi-------

 

Sual: Selamda sünnet olan öncelik sırası nasıldır?

CEVAP

Selamda sünnet şöyledir: Rütbe ve nimeti çok olan önce selam verir. Büyük küçüğe, bir araç üstündeki yerdekine, yürüyen durana, ayakta olan oturana, az olan çok olana,âmir memura, hoca talebesine,baba oğluna, ana kızına önce selam verir. Bir odaya girildiğinde ise, rütbe, büyüklük küçüklük düşünülmez. Odaya giren, odadakine selam verir. Yani, küçük, büyüğe; memur, âmire; talebe, hocasına; oğlu babasına selam verir. Telefonda ise, telefon eden selam verir. Mektupta da mektubu yazan selam verir.

 

Aynı anda selam vermek

Sual: İki kişi, karşılaşınca ikisi aynı anda selam verse, birbirlerinin selamlarını almaları gerekir mi?

CEVAP

Evet. İki Müslüman, birbirine aynı anda selam verirse, her ikisinin de, birbirine cevap vermesi farz olur. Biri diğerinden sonra selam verirse, ikincinin verdiği selam, cevap yerine geçer.

 

-----2.yazi----

 

Soru: ?Sünnette musafahanın şekli nasıldır? Musafaha yaparken öpmek sünnete uygun bir davranış mıdır??

 

 

Sünnette musafahanın şeklini görmek için Peygamber Efendimizin (asm) uygulamalarına bakalım:

 

* Hz. Aişe (ra) anlatıyor: ?Resûlullah (asm) odamda iken (evlâtlığı olan) Zeyd İbnu Hârise geldi ve kapıyı vurdu. Resûlullah (asm) üryan vaziyette üzerindeki örtüsünü sürüyerek kalktı. Allah?a yemin olsun, O?nu, daha önce üryan olarak hiç görmemiştim, sonra da görmedim. Zeyd?i kucakladı ve öptü.?1

 

* Şa?bi (ra) anlatıyor: ?Resûlullah (asm), amcası oğlu Câfer İbnu Ebî Tâlib?i karşıladı, kucakladı ve gözlerinin arasından öptü.?2

 

* Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: ?Resûlullah (asm) ile birlikte demirci Ebu Seyf?in (ra) yanına girdik. O, Resûlullah?ın (asm) oğlu İbrahim?in süt babası idi. Peygamber Efendimiz (asm) oğlunu aldı, öptü ve kokladı. Daha sonra yanına tekrar girdik. İbrahim can çekişiyordu. Bu manzara karşısında Peygamber Efendimizin (asm) gözlerinden yaş boşandı. Abdurrahman İbnu Avf (ra):

 

?Sen de mi (ağlıyorsun) ey Allah?ın Resûlü?? dedi.

 

Peygamber Efendimiz (asm):

 

?Ey İbnu Avf! Bu merhamettir!? buyurdu ve ağlamasına devam etti. Sonra şöyle söyledi: ?Gözümüz yaş döker, kalbimiz hüzün çeker, fakat Rabb?imizi razı etmeyecek söz sarf etmeyiz. Ey İbrahim! Senin ayrılmandan bizler üzgünüz!?3

 

* Ya?la İbnu Mürre?nin (ra) anlattığına göre: ?Bir grup ashab, Resûlullah?la (asm) birlikte bir yemeğe gittiler. Yolda, Hüseyin?e rastladılar. Hüseyin çocuklarla oynuyordu. Ya?la der ki: ?Resûlullah (asm) çocuğu görünce ilerledi, cemaatin önüne geçti, onu tutmak için ellerini açtı. Çocuk ise sağa sola kaçmaya başladı. Resûlullah da (asm) onu takliden sağa sola koşarak, tutuncaya kadar peşinde koştu. Yakalayınca ellerinden birini çenesinin altına diğerini de ensesine koyup öptü ve: ?Hüseyin bendendir, ben de Hüseyin?denim! Kim Hüseyin?i severse Allah da onu sevsin. Hüseyin has torunumdur? buyurdu.4

 

* Bera? b. Azib?in (ra) rivâyetine göre Resûlullah Efendimiz (asm) şöyle buyurdu: ?Birbirine rastlayıp da tokalaşan hiç iki Müslüman yoktur ki, daha birbirlerinden ayrılmadan önce her ikisinin de günahları bağışlanmasın.?5

 

* Enes b. Mâlik?ten (ra) gelen rivâyette: ?Bir adam, Resûlullaha (asm):

?Biz Müslümanlar birbirimizle karşılaştığımızda, birbirimize saygıdan eğilmemiz gerekir mi?? diye sordu.

 

Resul-i Ekrem (asm) Efendimiz cevaben:

 

?Hayır! Eğilmemelidir!? buyurdu. Adam tekrar:

 

?Onu kucaklayıp öpmeli midir?? dedi.

 

Allah Resûlü (asm):

 

?Hayır!? diye cevapladı. Adam bu defa:

 

?Musafaha edip el sıkışmalı mıdır?? diye sordu.

 

Resûlullah Efendimiz (asm):

 

?Evet!? dedi, tokalaşmayı tavsiye buyurdu.6

 

* Katâde (ra) demiştir ki: ?Enes bin Mâlik?e (ra): ?Resûlullah?ın ashabında tokalaşmak var mıydı?? diye sordum. Enes (ra): ?Evet!? dedi.7

 

* İbn Abdilberr?in (ra) rivayetine göre, Ubeydullah b. Büsr (ra) sağ elini göstererek şöyle dedi: ?Şu elimi görüyor musunuz; şu elimi? Benim bu elim Allah?ın Resûlü (asm) ile tokalaşmıştır.?8

 

* İbn-i Ömer (ra) demiştir ki: ?Biz Peygamber Efendimiz?in (asm) elini öptük.?9

 

* Peygamber Efendimiz (asm) buyurdu ki: ?Tokalaşın ki, kalplerinizdeki kin gitsin! Hediyeleşin ki, birbirinize karşı aranızda sevgi doğsun ve düşmanlık bitsin!?10

 

Rivâyetleri birleştirerek bir hükme varacak olursak; tokalaşma, ilk karşılaşmaya mahsus bir sünnettir. Bu sünnet tek elle yapılabileceği gibi, çift elle de yapılabilir. Selef-i Salihînin (ra) tokalaşma şekline baktığımızda, normal durumlarda tokalaşmayı tek elle; daha saygın, daha sıcak ve daha hususî durumlarda çift elle yapmış olduklarını görürüz. Musafaha (tokalaşma) esnasında Allah?a hamd etmek, istiğfarda bulunmak ve salavât getirmek de müstehaptır.

 

Tokalaşırken kalplerin sevgi akışına yol verecek ölçüde tebessüm etmek, gülümsemek, gözlerle dostuna esenlik ve huzur dilercesine gözlerinin içine bakmak, tokalaşırken yüz çevirmemek ve başka taraflara bakmamak, asık yüzlü olmamak, önemli tokalaşma âdâbındandır. Hz. Enes (ra) anlatıyor: ?Allah Resulü (asm) birisiyle karşılaştığında musafaha ederdi; o elini çekinceye kadar Resulullah (asm) onun elinden elini çekmezdi; adam yüzünü çevirinceye kadar da, Resulullah (asm) yüzünü çevirmezdi.?

Bu anlatılanların dışında tokalaşmanın şeklini örf de belirlemiştir ve Allah Resûlü (asm) örfçe benimsenen tokalaşma şekillerinden İslâmiyet?in genel ahlâk ve âdâbına aykırı olmayan ve zâhirî hisse dokunmayanları değiştirmemiştir. Resûlullah (asm) bu şekillerin içinden, meselâ, tokalaşırken ?eğilmeyi? uygun bulmamış, ?öpmeyi? de oğul ve torun gibi yakın ve mahremler arasında tasvip buyurmuş, başkalarına karşı ise benimsememiştir.

 

 

Haşiye:

 

1- Tirmizî, İsti?zân 32;

2- Ebû Dâvud, Edeb 157, (5220);

3- Buhârî, Cenâiz 44; Müslim, Fezâil 62, (2315); Ebu Dâvud, Cenâîz 28, (3126);

4- Kütüb-i Sitte, 5989;

5- İbn-i Mâce, Edep, 3703; Tirmizî, İstizan, 2874;

6- Tirmizî, İstizan, 31;

7- Tirmizî, İsti?zân, 2871;

8- İbn-i Mâce Terc., s. 491;

9- İbn-i Mâce, İstizân, 3704;

10- Muvatta, H.Hulk, 16.

RE
17.03.2009 21:50
#78

77) Kahkaha ile gülmemek tebessüm etmek

DA
17.03.2009 23:40
#79

Peygamberimiz yemeğe acıkmadan oturmaz sofradan da tam doymadan kalkardı yemekten önce sonra ellerini yıkardı Ev işlerinde hanımına yardımcı olurdu. Suyu oturarak ve üç yudumda içerdi.

 

 

Rabbim layık eylesin....

ŞE
18.03.2009 00:27
#80
Bakın arakadaşlar bu nu düzeltmeden edemiyeceğim....Misvak kullanmak sünnetleri arasına girmez... o zamanın şartlarında diş fırçası olsaydı peygamber efendimiz diş fırçası kullanırdı... misvak kullanıyorum sünnet oluyo diye geçinmeyin boş yere...Ayrıca buraya değinmişken yok sakal bırakmak sünnetmiş felan bunlarıda geçin efendiler...Peygamber efendimiz herkesin sakal bıraktığı yerde sakalsız mı dolaşırdı ? Sakalınızı kesin demiyorum Peygamber efendimiz içinde bulunduğu toplumun giyinişine göre giyinir ve onlardan biriymiş gibi olur...Aynı halkdan biri gibi gözükürdü üstüne farklı birşey giymez veya vücudunda farklı bir değişiklik yapmazdı...

 

Saygılarımla

Efendimizin Aleyhisselam sünnet olan sakalı o dönemki sakaldan farklıdır.Her taraftan bir tutamdı.Sarığıda onlardan farklıydı, Bedirde gördüğü Melaikenin sarığından sarardı.Öncelikle dişi fırçalamak sünnet misvaksa müstehabdır yani âdette sünnettir ama misvakın manevi faydaları olduğu bizzat hadis-i şeriflerce bildirilmiştir, kullananlarda bunları hisseder, bir kere misvak'ın kestiğim kenarlarını yutmuştum, içimde çok garip hisler doğdu.Siz önce Efendimizin İsmi geçince Salevat getirin vacibdir Hz.Cebrâil Lanet etmiştir getirmeyene...

YE
18.03.2009 16:35
#81

Önemli olan onun sünnetini böyle tek tek çocuk bilmecesi gibi saymak değildir.Önemli olan onun ahlakıyla,terbiyesiyle ve duruşuyla yaşayabilmektir,onun yolundan ayrılmamaktır..Zaten o zaman ister istemez onun sünnetlerini gerçekleştirdiğinizi,yaşadığınızı göreceksiniz...Vesselam...

AS
18.03.2009 21:32
#82

efendimizin s.a.v sunnetlerini bilmeden yasamak,yasamakmidir?

 

efendimizin s.a.v ahlaki,durusu,terbiyesiyle yasamak nasil mumkundur? helede O'nun sunnetini bilmeden!

 

sasarim bu soyledigine birader.biz de laf olsun diye bunlari saymiyoruz,unutulan sunnetleri birbirimize hatirlatip hem O nu (sav) anmaya hemde sunnetine uymaya calisiyoruz.

 

yazarken hele de boyle bir mevzuda yazarken ici bos konusmayalim,benim dusuncem boyle.

 

selam ve muhabbetle

ŞE
18.03.2009 22:11
#83

Allahumme Salli Ala Seyyidina ve Mevlana Muhammedivve Ala Alihi ve Sahbihi ve Ehli Beytihi

Bir mubarek sefer olsada gitsem

Kabe yollarında kumlara batsam

Nur cemalini bir kez düşte seyretsem

Ya Muhammed Cânım Arzular Seni

Allahumme Salli Ala Seyyidina ve Mevlana Muhammedivve Ala Alihi ve Sahbihi ve Ehli Beytihi

YE
19.03.2009 18:29
#84
efendimizin s.a.v sunnetlerini bilmeden yasamak,yasamakmidir?

 

efendimizin s.a.v ahlaki,durusu,terbiyesiyle yasamak nasil mumkundur? helede O'nun sunnetini bilmeden!

 

sasarim bu soyledigine birader.biz de laf olsun diye bunlari saymiyoruz,unutulan sunnetleri birbirimize hatirlatip hem O nu (sav) anmaya hemde sunnetine uymaya calisiyoruz.

 

yazarken hele de boyle bir mevzuda yazarken ici bos konusmayalim,benim dusuncem boyle.

 

selam ve muhabbetle

 

 

benim sözüm anlayana kardeşim...Allah teala yardımcınız olsun...Vesselam...

24.09.2011 11:58
#85

Allahumme salli ala seyyidina venebiyyina muhammed...

 

ne kadar güzel bir başlık açılmış Allah razı olsun arkadaşlardan,katkıda bulunanlardan. her zaman olduğu gibi yine akıl yürütenler olmuş. şunu iyi bilmek lazımdır ki Kainatın efendisi sav bir şeyi yapmışsa orada akıl mantık dürülür, rafa kaldırılır. Üstadın şu şiiri bunu özetler mahiyettedir.

 

Gözüm, aklım, fikrim var deme hepsini öldür

Sana çöl gibi gelen, O, göl diyorsa, göldür...

 

Allah rasulu sav bir şeyi yapmışsa onda bizim bildiğimiz bilmediğimiz pek çok hikmetlerin bulunduğunu unutmamamız gerekir. Müslümana düşen, bu dini insanlığa tebliğ eden, her hareketi, davranışıyla bu dini yaşayan kişi olan Peygamber Efendimizi sav her hususta taklit etmeye yani onun sünnetini yaşamaya gayret etmektir.

 

Allah rasulu sav in sünnetini yaşamadan mahşerde hangi yüzle Rasulullah sav in huzuruna çıkıp, O sav in şefaatini talep edeceğiz?

 

ve günümüzde nadir uygulanan sünnetlerden HACAMAT

SAĞLIKLI OLMANIN ANAHTARI: HACAMAT

Herhangi bir hastalıktan dolayı tedâvî maksadıyla deri altın­dan veya damardan kan alma işlemine hacamat denildiği gibi bu işi yapan kimseye de hacamatçı denir. Kan aldırmak belli bir bölge veya herhangi bir organdaki aşırı kan hücûmunu (basın­cını) azaltmak için veya hasta bir organın kanını tazelemek için yapılır.

Tıbb-ı Nebevî’de kan aldırma işlemi, vücûddan alınan kanı, bir başka yerde kullanmak için değil, ancak hasta bir vücûdu sağlığa kavuşturmak için yapılmaktadır. Bu sebeple hasta bir bedenden ayrılan kan, hasta bir kandır, kullanılması doğru de­ğildir. Nitekim Peygamber (s.a.v); tedâvî maksadıyla vücûddan alınan kanın toprağa gömülmesini emretmiştir. Çünkü kanın bizzat kendisi pistir, hasta kimsenin kanı ise daha da pis olmak­tadır.

Damardan veya deri altından kan aldırmak, tedâvî kuralla-rındandır. Deri altından kan aldırmak vücûd sathını temizler; damardan kan aldırmak ise, vücûdun derinliklerindeki kirli ka­nın temizlenmesi açısından daha faydalıdır. Genel olarak sıcak bölgelerde deri altından, soğuk bölgelerde ise damardan alınır.

Nitekim Peygamber (s.a.v): Damardan veya deriden kan aldırmak, tedavi olduğunuz şeylerin en faydalılarındandır

buyurmuştur.

Yine Peygamber (sav): “Üçşeyde şifâ vardır. Bal şerbe­ti içmekte, hacamat şişesi takmakta (kan aldırmakta), kız­gın demirle dağlama yapmakta, fakat ben dağlama yaptır­mayı sevmem.

Miraç gecesinde meleklerden hangi topluluğa uğra-dımsa, bana şöyle tavsiye ediyorlardı: Yâ Muhammed (s.a.v.)! Size, tedâvî maksadıyla kan aldırmanızı tavsiye ederiz. Ümmetine de kan aldırmalarını tavsiye ediniz!bu­yurmuştur.

Kan aldırmanın en uygun olduğu zamanlarla ilgili olarak Peygamber (sav): Her kim (Arabî) ayın on yedi, on dokuz ve yirmi birinci günlerinde kan aldırırsa (kan hücumundan dolayı meydana gelen) birçok hastalıklardan o kişi şifâ bulur.

(Tıbb-ı Nebevî Ansiklopedisi, 1 .c, 375-377.s.)

 

http://www.mevlanatakvimi.com/index.php?option=com_content&view=article&id=222&Itemid=280

MA
24.09.2011 12:10
#86

Ordunun en önünde zırhını giymiş komutandın.

Bedir, Uhud, Hendek'ten önce Taif'te taşlanandın.

Taşlanmak da bir sünnetti

İnsanlara ağır geldi.

ES
24.09.2011 22:07
#87

84(?)tırnak kesmeye sehadet parmagından baslamak

85-yolda bası öne egik yürümek

86-gömleginin dügmelerini asagıdan yukarı dogru iliklemek

-çözerken yukarıdan asagı dogru cözmek

87-üzümle ekmek yemek

88-cevizi peynirle yemek(şifadır)

89-tek e rıayet etmek

90-kıbleye dönerek oturmak

91-mesgulıyetten cıkarken ayaklara soguk su dökmek(bas agrısına iyi gelir)

misvak erkegin güzel konusma yetenegini artırır :shiny: (ramuz el hadis)

ÖY
25.09.2011 13:28
#88

Bakın arakadaşlar bu nu düzeltmeden edemiyeceğim....Misvak kullanmak sünnetleri arasına girmez... o zamanın şartlarında diş fırçası olsaydı peygamber efendimiz diş fırçası kullanırdı... misvak kullanıyorum sünnet oluyo diye geçinmeyin boş yere...Ayrıca buraya değinmişken yok sakal bırakmak sünnetmiş felan bunlarıda geçin efendiler...Peygamber efendimiz herkesin sakal bıraktığı yerde sakalsız mı dolaşırdı ? Sakalınızı kesin demiyorum Peygamber efendimiz içinde bulunduğu toplumun giyinişine göre giyinir ve onlardan biriymiş gibi olur...Aynı halkdan biri gibi gözükürdü üstüne farklı birşey giymez veya vücudunda farklı bir değişiklik yapmazdı...

 

Saygılarımla

 

Yaw bu türk milletinin hepsi hacı hoca da bizim mi haberimiz yok. Arkadaşın uslubu ağzı olan konuşmuş dedirtecek kadar üslupsuz... Allahım sen büyüksün peygamber herkesin sakallı dolaştığı yerde sakalsız dolaşırmıydı demiş dinde yoksa dolaşırdı kardeş. Niye Peygamber yeni din öğretilerini yaşamak yerine toplumun gittiği yolda başı eğik boynu bağlı mı yürüyordu sence tövbe tövbe. Asıl çağdaşız deyu biz birilerinin yaptıklarını yapmayınca utanıyoruz.

Mesela ramazanda toplum içinde iftar açarken elimizi kaldırıp dua edemiyoruz nie herkes sosyete ya karizmaya ters.

Neyse demek istediğim odur ki Hocalar sustukça meydan boş kalmış vesselam

28.09.2011 15:07
#89

"Ümmetimin fesada düşdüğü (bozulduğu) bir zaman da sünnetime sarılana yüz şehid sevabı verilir." Beyhaki

 

bu günleri yaşıyoruz kardeşlerim, Allahu Teala şu fitne devrinde sünnetlere sarılıp bu tebşiratlara mazhar olanlardan olmayı bize nasip eylesin inşallah.

04.10.2011 08:38
#90

YEMEK, SÜNNET-İ SENİYYE'YE UYARAK NASIL YENİLİR?

 

Yemeğin öncesinde Besmele çekmek, sonunda hamdetmek Sünnettir. Eğer Besmeleyi yemeğe başlarken unutursa, aklına geldiğinde; "Bismillâhi evveluhû ve âhiruhû" denir.

Bismillah denildiği zaman ses yükseltilir ki beraber bulunanlara da hatırlatılmış olunsun. Ama sonunda hamd ederken yüksek sesle söylenmez. Ancak, arkadaşları yemeklerini bitirmişlerse, o zaman yüksek sesle 'elhamdülillah' denilebilir.

Yemeğe tuzla başlamak ve tuzla bitirmek de Sünnettendir. Hattâ bunda yetmiş derde şifâ vardır.

Yemekten önce ve sonra elleri yıkamak Sünnettir, ayrıca fakirliği de yok eder. Yemekten sonra yıkamak da kınanmayı yok eder. Ama yemekten sonraki yıkamada yemeğin eserinin elden gitmesi için eller kurulanır. El yıkamanın, yemeğin bereketi olduğu söylenmiştir. Bir yere yaslanarak veya baş açık olarak yemek yemek tenzîhen mekruhtur. Ekmeğin ortasını yemek ve kenarını bırakmak veya kabaran yerlerini yemek diğer yerlerini bırakmak israftır. Ancak geri kalanını yiyen olursa o zaman beis yoktur. Elinden yere düşen lokmayı yerde bırakmak da israftır.

Yemeğin ortasından yememek, kenarından yemek Sünnettir. Önünden yemek de Sünnettir. Çünkü hepsi bir yemektir. Ama bunun aksine bir tabakta birkaç çeşit meyve olsa, o zaman o meyvelerden dilediğini, dilediği yerden yer. Çünkü o birkaç türlüdür. Sofraya otururken, sol bacağı yatırmak, sağı dikmek de Sünnettir. Yemeği sıcak yememek, yemeği koklamamak da Sünnettendir.

Peygamber (sav), «Kim bir çanaktan yemek yer ve sonra o çanağı iyice temizlerse, çanak ona, «Allah seni ateşten âzâd etsin çünkü sen beni şeytândan âzâd et­tin» der.» diye buyurmuşlardır, imâm-ı Ahmed'in rivayetinde «çanak ona istiğfar eder denilmiştir. Diğer bir Hadîs-i Şerîf'te "Kırıntıları toplayana fakr u zaruret isabet etmez" buyurulmuştur.

 

(İbn-i Âbidin (r.h.), ReddülMuhtar. 15.c, 321-322.s)

3 Ekim, Mevlâna Takvimi

05.10.2011 12:59
#91

NEBÎ-Yİ EKREM (S.A.V.)'E TÂBİ OLMANIN GEREKLİLİĞİ 3

 

Peygamberimiz (s.a.v.)'e uymak Allah (c.c.)'nun emridir. Resûlullâh (s.a.v.)'e uymamak İslâm nimetine saldırmaktır. Resûlullâh (sav): "Getirdiklerime değil de, kendi isteklerine tâbi olanlarınız îmân etmiş sayılmaz." buyurmuşlardır. Diğer bir Hadîs-i Şerîfte: "Sünnetimi zayi eden kimseye şefaatim haram olur" buyurdular. Sünneti zayi' etmek O (s.a.v.)'e ve O (s.a.v.)'in getirdiği islâm Dînine uymamak de­mektir. Diğer bir Hadîs'te; "Sünnetimi muhafaza eden kim­seye Allâhü Te'âlâ dört haslet ikram eder. İyi kimselerin kalblerinde muhabbetli olur. Kötü kimselerin kalblerinde heybetli olur. Rızkında genişlik olur. Dîninde sağlam ve güvenli olur." buyurmuşlardır.

 

O (s.a.v.)'e uyduğun kadar O (s.a.v.)'e ümmet olursun. Ak­sine dünyaya bağlandığın kadar O (s.a.v.)'in yolundan ayrılır; O (s.a.v.)'e uymayı bırakırsın. Meşhur Hadîs'lerde buyrulur ki; "İnsanların bozulduğu, yolların, milletlerin ayrıldığı zamanda Sünnetime yapışana yüz şehîd sevabı vardır. O zaman Sünnetimi elde tutmak, ateş korunu elde tutmak gibidir. Onu ne atabilir, ne de tutabilir."

 

Resûlullâh (s.a.v.) buyurdular: "Bir zamân gelir, o zaman Sünnetime kıymet verilmez, bid'atler çıkar. Sünnetime uyan garib olur, yalnız kalır. İnsanların çıkardığı bid'atlere uyan elli hattâ daha çok arkadaş bulur." buyuruldu. Ashâb-ı Kiram (r.a.e.) bizden sonra bizden üstün kimse olur mu? dedi­ler. Resûlullâh (s.a.v.) "Evet" diye buyurdular. "Yâ Resûlullâh! Onlar sizi görürler mi?" dediler. "Hayır" diye cevâb verdiler. "Yâ Resûlallâh! O zamanda onlar nasıl olurlar?" dediler. Cevaben; "Sudaki tuz gibi. Suda tuzun erimesi gibi kalbleri erir." buyurdular. Ashâb: "Ya Resûlullâh! O zaman onlar nasıl yaşarlar" diye sordular. O (s.a.v.) de; "Sirke içinde kurt gibi" buyurdular. "Dînlerini nasıl korurlar?" dediler. O (s.a.v.) de "Avuçtaki ateş koru gibi. Bırakırsa söner; tutar veya sıkarsa elini yakar." buyurdular.

 

5 Ekim, Mevlâna Takvimi

06.10.2011 10:29
#92

HZ. PEYGAMBER (S.A.V.)'İ ZİYARETİN ÖNEMİ

 

Resûlullâh (s.a.v.) buyurdular ki: "Her kim benim kabrimi ziyaret ederse, ona şefaatim vâcib olur." Bu Hadîs-i Şerîf'te Hz. Peygamber (s.a.v.)'in kabrini ziyaret etmenin faziletine dâir büyük bir işaret vardır. Kabrini ziyaret edene şefaatinin vâcib olmasından daha üstün ve daha yüce bir fazîlet olabilir mi?

 

Ebû Eyyûb el-Ensârî(r.a.)'den sahîh olarak rivayet edilmiş­tir ki yüzünü Hz. Peygamber (s.a.v.)'in kabrinin üzerine koy­masını hoş görmeyen birisine: "Ben Resûlullâh (s.a.v.)'e gel­dim, kerpiçlere taşlara gelmedim." demiştir. Öyle ise kendisine zulm edip günâh işleyen bir kimsenin Hz. Peygamber (s.a.v.)'in kabrini ziyaretin yanında Allah (c.c.)'dan bağışlanma dileme­si gerekir ki Resûlullâh (s.a.v.) de onun için bağışlanma dile­sin. Âlimler ayrıca bu konuda bizlere ulaşan Hadîsleri de delîl göstermişlerdir ki genel olarak kabirlerin ziyaret edilmesinin meşruluğu ile ilgili Hadîsler de bunlardandır. Hz. Peygamber (s.a.v.) de bu genel hükme öncelikli olarak dâhildir. O (s.a.v.)'in kabri kabirlerin efendisidir.

 

Hz. Peygamber (s.a.v.)'in kabrini ziyaret etmenin vâcib ol­duğunu söyleyenler de: "Her kim hacc yapar da beni ziyaret etmezse, bana karşı kaba davranmış olur." Hadîs'ini delîl getirmişler ve Hz. Peygamber (s.a.v.)'e karşı kaba davranmak haramdır, öyle ise ziyaret vâcib olur, demişlerdir.

 

Hz. Peygamber (s.a.v.)'in kabrini ziyaret etmenin meşru olduğunu söyleyenlerin dayanaklarından biri de şudur: Her zaman ülkelerin uzaklığına ve mezheblerin farklılığına rağ­men hacc maksadıyla yola çıkan Müslümanlar Hz. Peygamber (s.a.v.)'i ziyaret maksadıyla Medîne-i Münevvere'ye giderler ve bunu en fazîletli ibâdetlerden sayarlar. Hiç kimsenin de bunu hoş görmediği nakledilmemiştir. Böylece bir icmâ oluşmuştur.

 

Hadîs-i Şerîf: "Kim beni ziyaret ederse, kıyamet günün­de bana komşu olur." "Hac edip kabrimi ziyaret eden kim­se, beni diri iken ziyaret etmiş gibi olur."

 

(Eşref Alî et-Tehânevî (r.h.), Hadîslerle Hanefî Fıkhı, 8.c, 279-283.S.)

6 Ekim, Mevlâna Takvimi

MU
05.02.2013 23:26
#93

Vay vay vay. Aramızda ne kadar da bilgili, nadide şahsiyetler varmış da biz bihabermişiz. Sizi gidi Molla Kasımımsı sizi... Ne kadar da güzel ahkam kesiyorsunuz. Lakin, farkında olmadığınız şey din dairesi hudutlarını zorluyor olmanızdır. Kusura bakmayın ama efendi, siz kim oluyorsunuz da sünnete sünnet değildir diyebilme cürretini gösterebiliyorsunuz. Allah Resulu İki Cihan Serveri Efendimiz (s.a.v.)'in bizlere bıraktığı ve sımsıkı yapışmamızı istediği şeylerden birine (yani sünnete) dil çıkarma adiliğine girişebiliyorsunuz. Neye istinaden bunları söylüyorsunuz? Sünnetin manası nedir? Mesnediniz nedir? Amacınız nedir? Ek ünvanlarınızı da bi zahmet söyleyiverin?

 

 

Neymiş efendim günün şartları....

 

Bu cehaletin kralıdır efendi kusura bakmayın.Ne yani Efendimizin sünneti bir devre hitap ediyordu ve o devirler geride kaldı, artık sünnet münnet hikaye öylemi... Haşa!

 

 

O vakit diş fırçası olsaymış , Efendimiz diş fırçası kullanırmış. Nerden biliyorsun efendi. (Poz verin çekiyorumm) Misvak gibi nadide bir ağacın insan sağlığına hangi ölçüde faydalı olduğunu bilse idiniz, bırakın misvak kullanmayı, misvağı kıtır kıtır yerdiniz. Diş, beyin ve mide uzuvları başta olmak üzere misvağın müspet etkisini inkar edebilecek, ona bayağı bir odun parçası olarak bakabilecek bir şahsiyet, bilimin toptan reddine kalkışmış bir bedbahttır. Şimdi soruyorum hangi diş macunu veya fırçası insan bünyesine dişler? haricinde faydalı olur.

 

Yazıyı her okuyuşta sinirlerimin biraz daha tepeye tırmandığını hissediyorum. Yazık... Nasıl bir cehaletin mamülüdür bu!

Kalkıyorsunuz kati bir dille sünnetleri reddediyorsunuz bir takım basit ve cahilce muhakemeler nihayetinde. Neyinize güveniyorsunuz mantığınıza mı. Çöpe atın.

 

 

 

Sakal ve kılık-kıyafet biçimlerine yönelik sünnetleri de kendinize göre kılıflar uydurmak sureti inkara yeltenmişsiniz.

Herkesin sakal bıraktığı yerde dinimize göre yanlış bir davranış olsa idi elbette ki efendimiz sakal bırakmazdı. Yoksa şüpheniz mi var. Hem içinde bulunduğu toplumun tümünün dinimizce uygun görülen tarzda sakallı oldugunu da nerden çıkardınız. Zuhuratta mı gördünüz bre. Taktiğini bizlere de söyleyiverin de bizde bir göz atalım.

 

 

 

 

Efendimiz içinde bulunduğu topluma uymuşmuş. Kimmiş içinde bulundugu toplum. Yahudiler, hristiyanlar, putperestler, mecusiler vs. vs. vs.

Haddini bil efendi. Elinden çıkanı gözün, beynin, kalbin, görsün. Çok yanlış muhakemeler. Allah muhafaza ...

 

Aslında tüm bu açıklamaları yapmış olmaktan dolayı hayli müteessirim. Zira varlığımızı ve herşeyimizi borçlu oldugumuz,kainatın ve içindekilerin yüzü suyu hürmetine yaratıldığı Efendimiz (s.a.v.)'in yolundan gitmek, tam manası ile sünnete tabi olmakla mümkündür. Kulun en mükemmelidir O. Gaye İnsan Ufuk Peygamberdir .Amacımız; hiçbir şekilde sünnetin nedenini, nasılını araştırmadan ve tüm bunları kendi mantık kılıfımıza sokmadan, Efendimiz'in yolundan gitmek olmalı. O'na benzemek, koşulsuz benzemek olmalı. Ne mutlu Efendimize tüm yönleri ile benzemeye çalışanlara.

 

Daha fazla yazamıyorum sağlık sorunlarım dolayısı ile. Yanlış veya eksik bir husus varsa arkadaşlar tamamlasınlar bi zahmet.

 

Saygılarımla...

 

Sadece bu yorumu okumakla kalldım misvak hakkında müdafaa hususunda. Maşallah binlerce kere. Böyle kardeşler, gönüdaşlar yer yer sesi kısılsa da varlığı bile bu davanın şerefini, şahsiyetini korumaya ve idame ettirmeye yeter. Bizzat ilmini alan insanların kesip attığı ama uzmanlığı ilahi ilimler olmadığı halde böyle canhıraş sahipliği olan şuur yaşadıkça Allah'ın izniyle bizleri ezemeyecekler. Zor nefes alır hallere düşeriz ama düşmeyiz evelAllah.

 

Helal kardeşim, kardeşlerim..Rabbim sünnetullahtan zerre ayırmasın. Sakala da misvağa da şalvara da kurban olurum. Laf eden densize gülüp geçin. Hadis hocası olacak kuru kafaya sordum şalvar giyinmek sünnet mi? Yok öyle bir kıyafet, arapçada onu karşılayan kelime yoktur.

 

Acı acı tebessüm. Ne gelecek ki elden? Rabbim şaşırtmasın.

KU
07.02.2013 00:45
#94

Rasulullah'ın 4000 küsür sünneti var. 3'ünü terk edersem arkamda namaza durmayın... (Müceddid Mahmud Efendi Hazretleri)