Tesettür

Başlatan: EŞREF Tarih: 08.08.2007 00:13 Cevap: 56

08.08.2007 00:13
#1

ARKADAŞLAR BU TESETTÜR MODASI HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? LENSLİ GÖZLER, MAKYAJLI YÜZ, TAK TUK DİYE HAYKIRAN AYAKKABILAR,....VS. SİZCE TESETTÜRÜN ASIL AMACINA UYGUN MU?

SE
08.08.2007 11:05
#2

Şimdilik kısa ve öz cevap veriyorum.Hem cinslerimden utanıyorum.Sanki beni öyle görmüşler gibi hissediyorum.Aslında ben de buna benzer bir konu açmayı düşünmüştüm ama nasıl yapsam da nasıl olsa diye düşünüyordum.Sağol kardeşim.Şu da bir gerçek ki o saydığın özelliklerde bir arkadaşımızın da bu sitede olmayacağı ve çok şükür şuurlu insanların burada bulunduğuna inanıyorum

 

selametle...

ŞE
08.08.2007 12:25
#3

Yanlış anlaşılmak istemem ama şunuda belirtmeden geçemeyecem üstadı sevenler sadece kapalı olanlar mı biraz daha ılımlı yorum yapsak diyiyorum.Hepimiz neticede kuluz ve günah işlemekde biz insanlara mahsuzdur.Bence bu forumda kapalı da kapalı olmayan arkadaşlarımızda var eğer böyle bir ayrım yapıyorsak forum olarak bence bu anlayış doğru değildir. Selametle.

LA
08.08.2007 14:11
#4

Arkadaşlar tesettürdeki genel gaye karşı cinsin dikkatini çekmemektir.örtünmek kuran-ı kerim de kesin bir emirdir.Ama insanoğlu nefsine ağır gelen bu emri tam manasıyla yerine getirmekte zorlanabilir.

Evet bu tarz gerçek amaca uygun değil ama insanların bu kadar islamdan uzaklaştırılmaya başlandığı bu dönemde genç kızların her yerini açmayı medeniyet sanmaya başladığı toplumumuzda; yarımyamalakta olsa örtünen insanlar,dilimizden çıkıcak küçük bi sözle dinden kopabilirler.örtünmek takva işidir,bu da belli bir zamanla olgunluğa erişir,örtünmenin hazzını aldıkça inanın bu şekilden çıkacaklardır.

Tesettür ciddi bir nefis savaşı benim gözümde,umarım bu savaşı hakkıyla başarıp,alnımızın akıyla RABBİMİZİN huzuruna varabiliriz.

Lütfen insanları kesin & sert yargılarla eleştirmeyelim hidayet verecek olan yüce ALLAH'tır.O tarz örtünmeyi ne kadar tasvip etmesem de kimin içinde neyin olduğunu bilmenin imkansız olduğunu düşünüyorum.Umuyorum ki zamanla takva şuurları artar.

Ön yargılarımızdan kurtulmamız dileğiyle...

LA
08.08.2007 14:32
#5

Efendimiz(s.a.v) buyuruyor: "Ümmetimin son dönemlerinde giyimli fakat çıplak bir takım kadınlar olacak, bunların başlarının üstü deve hörgücü gibi bulunacaktır. Onlar cennete giremez, cennetin kokusunu bile alamazlar." (Ebu Davud Libas 125, Cennet 52.)

 

Ayet: "Mü`min kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları hariç, zinetlerini açmasınlar. Başörtülerini yakalarının üzerine koysunlar... Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar..." (Nûr Suresi Ayet 31.)

 

AYET & HADİSLERİDE EKLEMEK İSTEDİM.UMARIM BÜTÜN MÜMİN BAYANLAR TAM MANASIYLA ÖRTÜNÜRLER...

BI
08.08.2007 14:38
#6

Neyazıkki şimdi kapanmayı bir dini emir olarak değilde ailelerin gönlü olsun,desinler veya farklı nedenlerden dolayı yapıyorlar.Çoğu kapalı insanlara sorduğumuzda Kuranı Kerimdeki ayetten bile haberleri yok .yani bilinçli olarak kapanmıyorlar.Ve şimdi günümüzde kapanmak sadece başı örtmekten ibaret .dediğiniz gibi makyajmış ,dar giyinmekmiş artık kapalıların olmazsa olmazları haline geldi.Dün pardüsenin altına pantolon giyenler daha sonra tuniğin altına giyer oldular ve şimdide malumumuz.BU konular Allah'ın (c.c.) emirleridir ve bu konularda esnemek veya ılımlı düşünmek diye bişey olmaz.Doğru neyse onlar yazılır ve üstüne alınan alınır ve eğer içinde bişeyler varsa uygulamaya çalışır.Ama kesinlikle burada dışlama diye birşey yoktur.

Saygılar...

ŞE
08.08.2007 17:42
#7

kapanmak elbette Allahın emri kimsenin buna bir sözü yok haşa bunu inkar edende yok. Ilımlı olalımla şunu demek istedim yorum yaparken kalp kırmayalım tesettürlü olmayanların zaten burda işi yok veya bunlar cehenlemlik tarzında ifadeler kullanmayalım demek istedim. Bende açık bir bayan olarak bu forumda bulunuyorum ve üstadı anlamaya çalışıyorum, onun hayat felsefesini uygulamaya çalışıyorum.Dört dörtlük bir müslüman değilim ama çok şükür haram ve helali ayırt edebiliyorum bunları kabullenmek başka uygulamak başka bir zamanlar tanıdığım bir tesettürlü kardeşimiz sen açıksın namazı niye kılıyorsun kabul olmaz tarzında konuşmuştu çok şükür dinimi bildiğim için bu beni namazımdan uzaklaştırmamıştı ama eğer bu konu hakkında bilgim olmasaydı bu kardeşimizin belki iyi niyetle söylediği bu söz yanlışlıklara sebep olabilirdi.Kısacası demek istediğim Allahın bu emrini anlatırken daha dikkatli olalım kimbilir belki Rabbim birgün bize de nasip eder. Bir arkadaşımızın dediğine tamamıyle katılıyorum kapanmak nefse en ağır gelen şeydir.selametle kalın.

SE
08.08.2007 18:07
#8
Yanlış anlaşılmak istemem ama şunuda belirtmeden geçemeyecem üstadı sevenler sadece kapalı olanlar mı biraz daha ılımlı yorum yapsak diyiyorum.Hepimiz neticede kuluz ve günah işlemekde biz insanlara mahsuzdur.Bence bu forumda kapalı da kapalı olmayan arkadaşlarımızda var eğer böyle bir ayrım yapıyorsak forum olarak bence bu anlayış doğru değildir. Selametle.

 

 

Evet örtünmek güzel birşeydir ama müslümanlık örtünmekten ibaret değildir.O bez parçasını takınca herşey bitmiyor.Dahası bütün örtülü kardeşlerimizin de vebalini üstlenmiş oluyoruz.Çünkü en ufak bir yanlışımızda bütün o gruba mal ediliyor.işte benim demek istediğimu sitede açık kardeşimiz olamaz değil kapalı olduğu halde bazı şeylere dikkat etmeyecek duyarsızlıkta şahıs yoktur.

 

Tekrar söylüyorum örtü takmak herşeyi halletmiyor. Güzel ahlak ve amellerle tamamlanınca o zaman hedefine ulaşmış oluyor.Ben Allah'tan korkarım kimseye suizan edemem.Ayeti kerime de buyuruluyor: "Kalpleri yalnız Allah bilir." Allah Resulu HZ.Ali 'nin bir savaşta son nefesinde lailahe illallah dediği halde onu öldürdüğünü duyduğu zaman kalbini açıp baktın mı diye sormuştur.

 

Benim çok yakınlarım da açık geziyor ama son derece düzgün insanlar.Bizim de açık gezdiğimiz günler olmuştu.Benim üzüldüğüm durum kapalı olduğu halde dar,kısa,makyaj,kocaman topuz,aşırı canlı renkler,v.b. şeyler yapanlar içindir.

AK
08.08.2007 20:38
#9

arkadaşlar yanlış anlaşılmak itemem ama düşüncemi sölicem bu konuda ;

 

bence şu dönemdeki tesettür ile geçmişteki tesettür giyinişi gerçekten göze çarpacak şekilde farklı.

ama geçmişteki bayanların hemen hemen hepsi tesettürlü idi. şimdi öle bi dünya varki bazıları nerdeyse soyunacak bir kişi çıkıp kapat oranı buranı dese etraftakiler sana ne lan özgür bi dünya derler neyse konuyu saptırmıyayım. bence kız kardeşlerimizin ve ablalarımızın tesettür tarzını açıklığa yanaşacak şekilde fazla abartmamaları daha iyi olur ve öyle giyinenlerde işi abartmışsın gözüyle bakılmamamlıdır çünkü artık o bayan tesettürlü ve ilerde ne yaptığının farkına varacak ve tesettür tarzını aslı ile giyinecektir. çünkü o artık yola girmiştir. bence önemli olan yola girmektir.

 

yanlış bişey sölemişsem affoluna...

yanlış düşünüyosam uygun bi dille eleştirlmek istiyorum...

08.08.2007 21:32
#10

ARKADAŞLAR TESETTÜRÜN İSLAMDAKİ YERİ BELLİ AMA BİZ BUNU İMAN DERECESİ OLARAK GÖRMÜYORUZ. TESETTÜRDEN KASTIM TAŞIDIĞI MANADIR. ARTIK BU TESETTÜR MODASI O HALE GELDİ Kİ TAŞIDIĞI MANAYA KÜFREDİYOR. NORMAL ESTETİK GİYİME DE BİŞEY DEDİĞİM YOK. BEN HEM TESETTÜRLÜ GİYİNİP HEM DE ABARTILI MAKYAJ YAPANLARA, BAŞÖRTÜSÜNÜN ALTINA DAR BADİ VE DAR PANTOLON GİYENLERE.. VS. YANİ TESETTÜRÜ FARKINDA OLARAK YADA OLMAYARAK NEFSİ DOĞRULTUSUNDA KULLANANLARA DİKKAT ÇEKMEK İSTEDİM. BELKİ AÇIK OLSA ÇOĞU ERKEĞİN DİKKATİNİ ÇEKMEYECEK! BAKIN BUGÜN ELİME BİR TESETTÜR FİRMASININ ÜRÜN TANITIM KİTAPÇIĞI GEÇTİ. KAPAKTA TESETTÜRLÜ BİR BAYAN. TESETTÜRÜN ONA KATTIĞI TEK ŞEY YAPAY GÜZELLİK KOMPOZİSYONUNU TAMAMLAMAK. HANİ BİR KESİM SOSYETE BAZEN KIYAFETLERİNE UYGUN OLARAK BAŞLARINA SÜS OLSUN DİYE BEZ TAKARLARYA BU İŞ DE ONA BENZEMEYE BAŞLADI. BİR SAPKINLIKTIR GİDİYOR. HAM YOBAZ KABA SOFTA TARİFİNDE ÜSTAT; İŞİN HİKMETİNDEN ANLAMAYANLAR, ŞERİATI NEFSİNE UYDURANLAR DİYOR YA, BURADA DA GEÇERLİ DEĞİL Mİ? TESETTÜRLÜ OLMASA ONDAN İYİ. BU İŞ ŞAHSİ BOYUTUN DIŞINDA; İSLAM VE MÜSLÜMANLIK ADINA YAPILIYOR. BU YÜZDEN BU KADAR SERT TEPKİ VERİYORUM. "BEN TAKVAYIM!" BANDROLÜYLE HARAM İŞLİYORLAR. KORKUM BU TEHLİKENİN KEMİKLEŞMESİDİR. AKLIMA İRANDAKİ GECELİK EVLİLİKLER! GELİYOR.

SELAMETLE....

HA
09.08.2007 00:16
#11

Şuna bakınya , rengarenk başartüler ve rengaren etekler ( iğrenç kırmızı, cart yeşil, yeni moda mor)v.s

adamakıllı edeben giyinen tesettürlü kardeşlerimi tenzih ederim ama çoğunluktaki sözüm ona tesettürlü bacılar her geçen gün daha çok sapıtıyorlar. Allah islah etsin, akıl fikir versin onlara. ,

ve bu insanlardan sorumlu olan kişilerede Allah örtünmeden

maksattaki idrak-i nasip etsin.

 

MÜMİN KADININ NİŞANIDIR BAŞÖRTÜSÜ!

GO
11.08.2007 12:57
#12

Tesettürlü kardeşlerimi yada olmaya çalışanları içinde bulundukları yanlış durumlardan doyayı bu şekilde eleştirmenin yanlış olduğunu düşünüyorum.Allah(cc) bu arkadaşları içinde bulundukları bu yarım yamalak durumdan daha iyi bir duruma eriştirmeye kadirdir.Eleştirilmek yerini bilinçlendirilmeye ihtiyaçları var.Bende tesettürlü olan ama tam manasıyla yerine getiremeyen eleştirilen arkadaşların içindeydim.Fakat Rabbim nasip eyledi bilinçlendim ve doğruya doğru bir değişim oldu.

 

Zorlaştırmayınız kolaylaştırınız nefret ettirmeyiniz sevdiriiz.

KARANLIĞA SÖVÜP SAYMAK YERİNE YAKACAĞIMIZ IŞIYLAR OLMALI.

GA
08.09.2007 11:52
#13

Bid'at ehli, bid'atini Allah rızası için terk etmedikçe, hiçbir ameli kabul olmaz.(Deylemi, İbni Neccar, Ebu Nasr, İbni Ebi Asım)

 

Bid'at ehlinin tevbesi, bid'ati bırakana kadar kabul olmaz. (Taberani) Tevbesi kabul olmaz demek, bid'at ehli, bid'atinden sevap beklediği, iyi bir iş yaptığını sandığı için tevbe etmeyi düşünmez. Bu bid'atten vazgeçmediği için de ibadeti kabul olmaz.

((
08.09.2007 17:01
#14

esarbi vakkodan alinmis bone

inanmasi cok zor allahim bu ne

altinda pantolon modaymis gene

giyinmek manasi örtünmek inan

bu fetvayi kimden aldin müslüman?

 

kisa pardüsöler dizden yukari

renk renk basörtüler kirmizi sari

yüz metre öteden parlar jakari

islam kiyafet bu degil inan

bu fetvayi kimden aldin müslüman?

 

daracik parüsü yirtmac yarisi

tamamen ortada vücüt yarisi

baslari döndürür parfüm kokusu

insanin ziyneti hayadir inan

bu fetvayi kimden aldin müslüman?

 

ten rengi coraplar görmez setreni

modada gececek alman ketreni

eli kolu kuyumcu vitrini

islami yasayis bu degil inan

bu fetvayi kimden aldin müslüman?

 

moda diye bizi soydular

örtümüzu alip bir kenara koydular

bizi öyle görüp sevinc duydular

bizim dinimizde bu yoktur inan

bu fetvayi kimden aldin müslüman?

TU
08.09.2007 22:09
#15

tesettür kelime olarak örtmek gizlemek manalarına gelir. bunu güzel bi şekilde açıklamışlar. ama nedense hep bayanların tesettürü akla geliyor. ayette 'GÖZLERİNİ HARAMDAN SAKINSINLAR' olarak geçmiyor mu? erkeklerin de gözlerine tesettürü uygulamaları gerekiyor. ayette 2si birlikte zikredilmiş ama sadece kadınların kısmı aktarılıyor. inşaallah daha dikkatli oluruz bu konuda

15.10.2007 12:29
#16

BU KONUDA SÖZÜMÜZ KESINLIKLE BAŞI AÇIK OLAN KARDEŞLERIME DEĞİLDİR...ANCAK ŞUNU SÖYLEMEDEN GEÇEMEYECEĞİM EGER TESETTURE GIRMEK DIŞ DÜNYAYA KARŞI BIRZ DAHA KENDIMIZI KORUMAK HARAMLARDAN VE O PİS BAKIŞLARDAN KENDIMIZI BIR NEBZE KORUYABILMEK VE RABBIMIN BUYRUGUNA CEVAP VERMEKSE TESTTURDUR.... ZATEN MAKYAJ, PANTOLAN,ZİNETLERINI GÖSTERECEK TAKILAR BUNLAR ÖRTÜŞEMEZ TESETTURLE... HELE PARFÜM..EFENDIMIZ SAV IN BU KONU HAKKINDA KESIN HADISLERI VAR, EGER BIR BAYAN O GUZEL KOKUYU SURERDE ERKEKLERIN BULUNDUGU BIR CEMAATE GIRER VE ONLARIN DUYACAGI ORTAMDA BULUNURSA O KADAR KIŞININ GUNAHINIDA YUKLENDIGINI GÖSTERIYOR HADISLER...

 

OLAY ŞUDUR SADECE SAÇIM GÖZUKMESIN GERISI MUHIM DEGIL DIYENLERE VE O TURLU BIZIM SOZUMUZ..YOKSA HENUZ TESETTURE GIRMEMEMIŞ VEYA EDEBIYLE VAKARIYLA TESETTURUNU YASAYAN KARDEŞLERIMIZE DEGIL..BU ARADA KALMIŞLARA NE ÖYLE NE BÖYLE....ARASATTA KALMAK KÖTUDUR MAZALLAH....YA HEP YA HİÇ...BUNUN ILIMI YUMUSAGI OLMAZ ÖLÇÜNEYSE O...NASILKI EFENDIMIZ DONEMINDE İÇKININ HARAM OLDUGU AYETI KERIMESI INDIGINDE BUTUN MEKKE SOKAKLARI DÖKULEN İÇKILERLE BULANDYSA,VE O İNSANLAR TEREDDUD BILE ETMEDEN HAYATLARINDA BIR ÇIRPIDA ALLAH CC EMRIDIR DIYE ELINDEKI BARDAGI KIRDIYSA, TESETTURDE RABBIMIN FARZIDIR, ÖLÇULERI BELLIDIR..ONUN DIŞINDAKI HERSEYI HAYATIMIZDAN ÇIKARIP ATMAK BIZE FARZDIR.....RIZAULLAHA ANCAK BOYLE ULAŞILIR,SEVDIGININ SEVMEDIGINDEN SEVDIGIN İÇİN VAZGECMEK.....O DEDI BITTI ..ÜSTAD DIYOR YA HANI; KELIMELER DIZE GELSIN.......

ES
15.10.2007 16:41
#17

esselam...

 

_Peki bu iş nasıl olacak ?

Yani tesettür Allah'ın bir emri ise eğer, ki kesinlikle öyle , kadınlar bu emri nasıl bir vasıtayla hayata geçirecekler..bu işin yani tesettürün keyfiyeti-muhtevası ne olacak..Emri - hükmü va'zadenin rızası hangi istikamette aranacak?

Memleketimizde pardesü ve üstüne başörtüsü yaygın bir şekilde kullanılıyor , kadınlarca..Bir de çarşaf var..Şimdi hangisi emre uygun bir tesettürdür?Bu işin bencesi , bizcesi olamayacağına göre ,Rıza-i İlahi hangi giyinişte ortaya çıkar?

BD
15.10.2007 19:25
#18

Üstadımdan (İdeolocya Örgüsü'nden)

 

BASYÜCELİK EMİRLERİ-KADIN KILIĞI

 

 

· Kadın kılığı, bu emirden itibaren edep hadlerine girecektir.

· Bu hadlere girmek, ölçümüzün kadın vücudunda görünmesine müsaade ettiği kısımları açık

bırakıp, görünmesine müsaade etmediği kısımları örtülü bulundurmaktır.

· Edep hadleri mahfuz bulundurulmak sartiyle kadın kılığında, ne kadar süs, zarafet, güzellik

unsuru varsa tatbik olunabilir.

· Yepyeni ve misilsiz sartların çerçeveliyeceği Büyük Doğu âleminde kadın, hadleri mahfuz

tutarak, zevkî ve bediî her bakımdan zenginlestirmek ve bütün cihana örnek diye takdim

etmekle mükellef olduğu kılığını, bir taraftan mücerret kadın zarafet ve sahsiyetinin en ileri

ifadesi, öbür taraftan da İslâmî ve ahlâkî edeplerin en mükemmel tecellisi halinde

âbidelestirecektir.

· Büyük Doğu âleminin kadını, bu kılığa girdikten sonra, artık ona, ev, mektep, salon, daire,

konser, konferans, merasim; zatiyle dinî bir yasak belirtmiyen her yer açık ve serbesttir.

· Dâva, ne kadını bir konserve maddesi gibi simsiyah çarsaflar içinde lehimleyip hava

temasından uzak bulundurmak, ne de sokağa atılmıs bir yemek gibi köpek nefslere peskes

çekmektir. Dâva, kadını birbirine zıt iki bâtıl telâkki arasında, ancak Seriatin kendisine tâyin

ettiği içtimaî hüviyetiyle heykellestirip cemiyet meydanına dikmektir. Yani dâva, fazlası ve

eksiği olmadan, bu mevzuda aynı ve asliyle Seriati tatbik etmektir.

· Kadın kılığı mevzuunda yobaz, seriat emrini, kadını utanılacak ve korkulacak bir madde gibi

büsbütün iptal etmek diye anladığı için bizzat seriate karsı kabahatli; son üç çeyrek, yarım ve

bilhassa çeyrek asırlık hal de, kadını bütün perde ve hicaplarından soyarak nazarî ve içtimaî

bir zina ve istiha unsuru seklinde meydana arzettiği için suçludur. Bu iki cürüm de, bir ana

ölçünün sağından, öbürü solundan kaymak suretiyle, biri bilmeden, öbürü bile bile hakikate

karsı ihanettir.

· Kadın kılığının tâbi olacağı had meselesiyle, bu had üzerinde bina edilecek güzellik

dâvasını, en ileri din ve (estetik) adamlarından bir heyet tesbit edecektir.

· İslâmiyetin resmettiği kadını, bir fıçı içinde oturur ve ancak fıçının tıpasından ses verip ses

alır (asosyal-lâ içtimaî) bir ucûbe sananlar, Büyük Doğu âleminin İslâmiyete bütün

gerçekliğiyle uygun kadınını gördükleri zaman, iman ile güzelliği ve ahlâk ile zarafeti bir

araya getirmis olmanın harikası, yani İslâmiyetin olduğu gibi tecellisi karsısında, Firavn

hayret ve dehsetiyle apısıp kalacaklardır.

 

 

 

saygılarımla

ES
15.10.2007 23:20
#19

_Allah razı olsun...Üstad'a Rahmet !

YE
22.10.2007 21:29
#20

BACIMIN ÖRTÜSÜ BATMAKTA REZİLİN GÖZÜNE,

ACIRIM TÜKÜRÜĞE BİLLAHİ TÜKÜRSEM YÜZÜNE!!!!!

ED
01.01.2008 20:35
#21

Başörtülü yarı çıplaklar

Etraf başörtülü yarı çıplaklardan geçilmiyor.

Tesettürle başkaları değil ama başörtülüler fena halde dalga geçmekte.

Arkadaş zor geliyorsa çıkar kafandaki örtüyü.

Sana zorla taktıran mı var?

Bir salaşlık, bir derbederlik.

Sanki kafasındaki iki kılı kapatınca hatun kişi, bütün vazifelerini tamamlamış gibi vücudunu orta yere saçıveriyor.

Acaba Müslüman kadının sadece saçı kıymetli, en mahrem vücut azaları çok mu değersiz diye düşünmekte insanlar. Göbekler, göğüsler, kalçalar orta yerde.

Kadıncağız adeta amazon gibi sokağa fırlamış.

Önceki gün ziyaretime gelen üç bayan yazarla oturup konuştuk. Örtülerini bayağı modernleştirmişlerdi. Belli ki bana akıl vermeye gelmişlerdi. "Biz de zamanında bu tesettürü amma abartmışız" deyince bayağı şaşırdım. Arkadaşlarım iyi eğitimli ve sevilen kalem sahipleri idi ama değil pardösü, ceket bile giymeyerek incecik elbiselerle ne büyük devrim yaptıklarını anlatmaya uğramışlardı.

En baştakilerdeki bozulma bütün toplumu etkilemekte. VIP kadınlardan başlayan bir dezenformasyon.

"Özür dileriz cumhurbaşkanlığı sitesinde hanımefendinin bir düğünde çekilmiş resmi çıkmış, düzelteceğiz".

"E evladımın düğününde bile, şöyle etrafa endamlı bir kadın nasıl olurmuş göstermeyeyim mi? Hem bizi zevksizlikle, demodelikle suçlayan laiklere biraz zarafet dersi vermeyelim mi?" iyi niyetinizi yüzünüzden okuyorum da.

Düğünlere katılan binlerce erkeğin meraklı bakışlarını bir kalemde yok saymanız da size ilahi bir artı getiriyor mu acaba?

Ya da dinin şöyle bir kuralı mı var? Düğünlere katılan erkekler namahrem sayılmaz. Zaruret miktarıdır. Gecelik gibi elbiselerle göbeği göğsü etrafa dağıtıp salon sahibeliği yapmanız da bir mahzurat yok mudur?

Büyük başlarımız böyle yapınca; halk çocukları da nereden bulsunlar cici salonları, şık avizeleri, pahalı kostümleri; onlar da sokaklarda soyunmaya başladılar.

Tamam, bizim kızlar yeni örtünüyor biraz hoşgörü de, altmış yaşındaki büyük hanımlarda da mendil kadar başa yapışan örtüler ve göbek göğüs hatları olabildiğince belli eden dar kostümler.

Acaba Müslüman modacılar ellerindeki makasın hakkını nasıl verecekler? Pardösü değil de atletizm mayosu biçiyorlar sanki. Bütün vücut azaları ortada.

Tanıdığım pek çok başı açık laik bayan; bizim başı örtülü pek çok kadınımızdan daha kapalı giyinmekteler. Yaz sıcağında diz altı eteği üzerine ceketini ya da hırkasını giymeden dışarı çıkmayan, neneden atadan görgülü, terbiyeli çok insan tanıyorum.

Lakin bizim cephede bir amazonluk, bir yarı çıplaklık almış başını gidiyor. Arkadaşlar zor geliyorsa takmayıverirsiniz şu örtüyü olur biter.

Ama Rabbimizin Müslüman kadınlara hediye ettiği tesettür tacını, toza kire bulayıp ayağa düşürmeyin lütfen.

Allah sonumuzu hayreyleye ama durum hiç iç açıcı değil. Aşağılık kompleksleri ile acınacak durumdayız.

Hem bu konuda sadece kadını suçlamam da yersiz.

En büyük suçlu insanın erkek cinsi yine.

Geçen gün baktım anlı şanlı delikanlı, kolundaki eşi yarı çıplak. Dapdar bir pantolon, neredeyse bağırsaklarının başlangıç ve bitiş yeri ortada. Üzerinde uzun bir ceket yok. Derisine yapışmış bir mini bluz. Ve bu trajik tabloya arsızca bir de baş bağlamış. Bu görüntüyü veren kadından çok erkeğe baktım. Acaba oğlan kör mü diye. Aval aval ağzını açmış etrafı seyreden delikanlı, yanındaki kadının yarı çıplaklığını göremeyecek kadar aptaldı.

Tesettürün bozulmasında en büyük suçlu erkekler.

Onlar açık bayanlara, televizyonun edepsiz çıplaklarına hayranlıkla bakarken, hanımları da; o aptal beylerini ellerinde tutabilmek için açılma yarışına girdiler. Bizim pek çok kadınımız niçin kapanmıyor sanıyorsunuz, ya da böyle yarı çıplak dolaşıyor derseniz; kocaları yüzlerine bakmaz diye.

Rabbimiz setr olma hususunda cümlemizin kalbine güzel ilhamlar versin.

 

 

- Mine Alpay GÜN

 

 

Güzel serdengeçti kardeşim başörtüsüne bir bez parcası demeyelim o bizim Allah'ın emrini yerine getirmek için taktığımız bir örtüdür.Tabiki biryerde haklısın bazıları bir bez parcası olarak takıyor kafasına Allah emrettiği için değil.

PU
01.01.2008 21:37
#22

Tesettürü uygulayıp uygulamamak bizlere kalmış ama tercihimiz tesettürden yanaysa eğer bunu hakkıyla yerine getirmeliyiz.Tesettürün tamı,yarımı olmaz çünkü,ya tesettürlüsündür ya da değilsindir...Tesettürlüyüm deyip de tesettür kurallarına uygun davranmayan kardeşlerimizin diğer kardeşlerimizi mantıksız da olsa zor durumda bırakmaları da üzücü,böyle olaylara şahit olduk,bir daha olamamayı diliyorum...

BU
02.01.2008 21:34
#23

Herkesin, bihassa bayan kardeşlerimin affına sığınarak birşeyler demek istiyorum:

 

Benim nazarımda türban ucube bir kavram ve Müslüman örtüsüyle yakından uzaktan alakalı olmayan bir mefhumdur. Tamamen YÖK mahsülü ve modernite biçimli bir nesnedir. Bizim bildiğimiz başörtüsüdür, eşarptır, tülbenttir, yazmadır, yemenidir v.s. Kullanırken telaffuz samimiyetinde olmalıyız.

 

Başka bir hususa gelince; başörtü meselesini yıllardır mağdurları/ tarafları/ yahut zıt savunucuları olan kadınlar değilde erkekler konuşmuş, tartışmış, gündemi meşgul etmişlerdir. Neden tamamen kadınları alakadar eden bir hayati meselede erkekler ön plandadır bunu anlamış değilim açıkcası. Burada yanlış anlaşılmak yada etki-tepki pozisyonunda bulunmak istemem bakın; elbette biz müslüman bir fert ve erkek olarak bunun savunuculuğunu ve taraftarlığını yapacağız. Lakin sorunun mağdurları için daha kuşatıcı bir meseledir başörtüsü.

 

Nasıl giyilmeli, nasıl biçimlenmeli, nasıl uygunlaştırmalı gibi sorulara ve bunların cevabına bir erkek olarak kendimi muhatap görmüyorum. Müslüman bir bayan kendini neden, nasıl ve ne şekilde sakınabileceğini; kaç asırdır ruhunda barındırabilen bir düşünceye sahiptir...

 

(Not: Bizim için başörtülü/ başörtüsüz gibi bir ayrışma ve kutuplaşmada yoktur, başı açık olanlar zerre kadar rahatsız olmasınlar)

ED
04.01.2008 18:19
#24

Sevgili kardeşim buyukdogu ben senin düşüncelerine katılmıyorum tabiki bu senin düşüncen türban da bizim taktığımız bir baş örtüsüdür sadece isim değişikliği kesinlikle bir tülbentten farkıyoktur tek farkı daha kalın bir örtü olması neticede senin tüm dediğin isimler bir örtüdür bu örtü tabiki göz alan ve parlak renklerle olmasa daha iyi ve makbul olanıdır ama o kelime pek uygun değil.

Başka bir hususa gelince; başörtü meselesini yıllardır mağdurları değil erkekler gündemi meşkul etmiştir diyorsun.Biz nekedar mücadele veriyoruz halada vermekteyiz. Erkek egemen bir toplumuz bayanlar nekedar sesini duyurabilirki duyurupda savunan çok bayan ver erkek kardeşlerimiz bu davada yanımızda olduklarını gösteriyorlar sadece.

Giyinme konusunda bir müslüman bayan kendisi bilmeli tabiki bu başını kapatanda olabilir kapatmayanda, benim çok güzel giyimli başı açık arkadaşlarım vardır.Buna kesinlikle sözümüz yoktur.Ve buyukdogu kardeşimin dediği gibi kesinlikle bir ayrıştırma vede yarıcalık yoktur hepimiz kardeşiz. Umarım yazdıklarımla kimseyi kırmam selam ve dua ile.

AL
04.01.2008 18:47
#25

bence en önemlisi insanın o başörtünün altında bulunan kafasındaki düsünceleridir düsünceleri islamiyete uygun ise buna hiçbirkimsenin yasak koymaya hakkı yoktur birgün herkesin devri sona erecektir bu ülke bu hale 80 yılda geldi bakın 20 yıldır bi islami süre işliyor bi 20 yıl sonra neler olacak hep birlikte görücegiz

ED
04.01.2008 20:51
#26

İnşAllah güzel kardeşim inşallah

BU
04.01.2008 23:07
#27
Sevgili kardeşim buyukdogu ben senin düşüncelerine katılmıyorum tabiki bu senin düşüncen türban da bizim taktığımız bir baş örtüsüdür sadece isim değişikliği kesinlikle bir tülbentten farkıyoktur tek farkı daha kalın bir örtü olması neticede senin tüm dediğin isimler bir örtüdür bu örtü tabiki göz alan ve parlak renklerle olmasa daha iyi ve makbul olanıdır ama o kelime pek uygun değil.

 

Dikkat edilirse İslam'a karşı alerjisi olan zevatlar bile türban üzerinde yoğunlaşıyorlar. Onlara göre bile başörtü ve türban arasında ciddi farklar var. Benim burada değindiğim husus tamamen bir görüntü ve kavramdır. Bunları demek benim haddim değil, lakin utanarak ve kızarak söylüyorum ki:

 

Sokaklarda başını pres yapar gibi sıktırmış, allı- pullu- süslü bir güya başörtüsü takmış, dar vaziyette giyinen nice bayanlar var. İşte türbanla başörtüsü arasındaki fark burada ortaya çıkıyor bence.

ED
05.01.2008 18:09
#28

Sevgili kardeşim benim özellikle uygun bulmadığım türban kelimesine ucube diye telefuz etmen dir sözlerinne bir yerde katılıyorum ama İslam'a karşı alerjisi olanlardan önce bu kelime telafuz ediliyordu.Sağlıcakla kal.selam ve dua ile.

BU
05.01.2008 20:31
#29

Tamam biraz ağır bir ifade olmuş sanırım. Özür dilerim, affola.

ED
05.01.2008 23:26
#30

Estağfirullah buyukdogu kardeşim Allah hepimizden rağzı olsun

AD
30.06.2008 12:51
#31

Bu iş inanç ve şuur işi....İşin şuurunda ,bilincinde değilseniz (şahit olduğum gibi) kafada örtü diz kapaklarında etekle de salına salına ortalıklarda dolaşabilirsiniz .Ama ben de kardeşe katılıyorum bu sitede şuurlu insanlar var , işin , davanın önemini kavramış insanlar......

GT
30.06.2008 23:02
#32

Kim imanlı kim imansız? Şüphesiz bunu Allah bilir...İnsanlar allah katında takva ile üstünlük kazanır...

 

Yine eleştirilen ve hep eleştiriği odağı olacak olan kadın,tesettürlü kadınlar...Toplumda bi yargılama şekli var ki;kadının iman derecesi tesettür ile belirlenmesi...Peki bu insanların bu halde dolaşmasında bizim de payımız yok mu?-Elbette herkes kendi nefsinden sorumludur-

Bizim payımız nasıl?Şöyle;

Müslümanların evvela görvlerinden biri,tebliğ "emr-i bi'l-ma'ruf ve nehy-i ani'l münker"...Ortada tekrarlanan bi yanlış var ve biz onu düzeltmek ve yanlışı yapanlara doğruyu anlatmak yerine eleştiriyoruzsak bizde de suç var demektir...Hataların sebebi cahillik,bilgisizlik!...İslama uygun örtünmeyen kadınlarımız da cahil,bilgisiz oldukları için bu hataya düşüyolar...Bizler ilmini öğrenip gerek kapı kapı gerekse bi cemaat halinde bu hizmeti yapalım elimizin uzandığı yere kadar,gücümüzün yettiği yere kadar,kadınlarımızı müslüman kardeşlerimiz islam adına bilinçlendirmeliyiz...

 

Biz burda bunları eleştirirken,hiç gelmiyor mu aklımıza "bu bi gıybet olabilir mi?",,belki komşu kızını göz önüne alarak konuşuyoruz,belki de akraba!Yada neden hep kadınlar,eğer eleştirilecekse erkeklerde eleştirilmeli,ve tüm yanlış yapan insanlar"aaa müslüman ama cumaya gitmiyor,yada müslüman ama içki içiyor"...

 

"Bi tesettürlü kadın böyle olmamalı","bi erkek böyle olmamalı" demeden önce "bir Müslüman böyle olmalı" demek gerek...

 

Rabbim ilminden mahrum bırakmasın...

 

Afbuyurun belki konu dışına çıkmış olabilirim...

HH
01.07.2008 19:00
#33

"Bi tesettürlü kadın böyle olmamalı","bi erkek böyle olmamalı" demeden önce "bir Müslüman böyle olmalı" demek gerek...

 

Çok dogru ve yerinde bir cümle kullanmışsın kardesim...

Kesinlikle katılıyorum sana...

 

Allah razi olsun

BA
03.07.2008 16:52
#34
Güzel serdengeçti kardeşim başörtüsüne bir bez parcası demeyelim o bizim Allah'ın emrini yerine getirmek için taktığımız bir örtüdür.Tabiki biryerde haklısın bazıları bir bez parcası olarak takıyor kafasına Allah emrettiği için değil.

 

ben burda serdengeçti ablamın küçümseme anlamında dediğini sanmıyorum belki yanlış anlaşılma olmuş olabilir. sonuçta benim düşüncemde şudur "Başörtüsü" " baş" ta olmadığı sürece bir bez parçasından ibarettir.Önemli olan onu başa takmak değil onu süslemektir; takva ve güzel ahlakla. Ozaman baş örtüsü bez parçası olmaktan çıkar "baş örtüsü olur"

EH
04.07.2008 18:41
#35

Bİsmillahirrahmanirrahim

Dostun Adıyla! Allah(Teala) Bes Baki Heves!

Tesettür Farzdır,Tek başı kapatmakta değildir, İmam-ı Azamın kavline göre el ayası ve yüz hariç tüm bölgeler, İmam-ı Muhammede göre el ve yüz hariç tüm bölgeler, bazı hanımlara bakıyorum istemeksizin kolları açık, altlarında eti gösteren ince fransız usul bi çorap başlarındaysa cilbab, ağzıma onları yericek kelimeler geliyor ama bilmiyorlar ne şeriatta ne tarikatta bir üstat edinmemişler, Allah-u Teala sonumuzu hayr etsin, Tesettürü inkar edenleri islah eylesin, Amin

Ehl-i_ Kalender

AS
19.07.2008 22:34
#36

Bir kere sunu belirtmek isitiyorum isim vermeyecegim bir kardesim türban bizim kültürümüzde yok diyor ama başörtüsü bizim diyor sanki foruma deniz baykal gelmiş gibi hisstedim birden o zaman kravat da takmayalım bizim kültürümüz de yok şalvar da türk milletinin bulusu degil o mantıkla şalvar da giyilmesi uygun olmayan külyürümüze yabancı seyler ;bediüzzaman said nursi,mahmut esan coşan,süleyman efendi hazretleri ne giyiyordu,sütçü imamın zalime isyan fitilini ateşlemesine sebeb olan ne idi...tamam kara çarşaf bizim kültürümüzde yok ne demek kara çarşaf da bizim baş ortusu de bizim belki İslamın emrettigi olcuye gore çarşaf biraz azami gelebilir ama bizimdir baş örtüsü bizimdir.....

 

 

........bez parçası meselesine gelince iskipli atıf hocaya kel ali hakim sordugunda

-----şu kafandaki bez parcasını cıkarmamakta niye (sarık)bu kadar direniyorsun

------şu arkadaki bayrak(türk bayragı) o da bir bez parcasıdır oyle mi diyor (burada iskipli atıf hazretleri inin bayragı sevmedigi anlasılmasın gazi dir kendisi)

 

 

Ben boyle düsünüyorum yanlış ım varsa kardeslerim beni düzeltsinler lütfen salametle....

HI
22.07.2008 19:17
#37
esarbi vakkodan alinmis bone

inanmasi cok zor allahim bu ne

altinda pantolon modaymis gene

giyinmek manasi örtünmek inan

bu fetvayi kimden aldin müslüman?

 

kisa pardüsöler dizden yukari

renk renk basörtüler kirmizi sari

yüz metre öteden parlar jakari

islam kiyafet bu degil inan

bu fetvayi kimden aldin müslüman?

 

daracik parüsü yirtmac yarisi

tamamen ortada vücüt yarisi

baslari döndürür parfüm kokusu

insanin ziyneti hayadir inan

bu fetvayi kimden aldin müslüman?

 

ten rengi coraplar görmez setreni

modada gececek alman ketreni

eli kolu kuyumcu vitrini

islami yasayis bu degil inan

bu fetvayi kimden aldin müslüman?

 

moda diye bizi soydular

örtümüzu alip bir kenara koydular

bizi öyle görüp sevinc duydular

bizim dinimizde bu yoktur inan

bu fetvayi kimden aldin müslüman?

 

 

ifadeleri çok beğendim, şairi siz misiniz?

((
23.07.2008 13:26
#38

İnternette rastlamıştım. Şimdi tekrar aradım ancak şairine ulaşamadım. Abdurrahim Karakoçu anımsatıyor ama... Bir de şiirin devamı mevcutmuş. Buyrun;

 

Modern Müslüman

 

Eşarbı vakkodan alınmış bone,

İnanması çok zor Allahım bu ne,

Altında pantolon modaymış gene,

Giyinmek manası örtünmek inan,

Bu fetvayı kimden aldın Müslüman?!!!

 

Kısa pardüsüler dizden yukarı,

Renk renk başı örtüler kırmızı sarı,

Yüz metre öteden parlar jakarı,

İslamı kıyafet bu değil inan,

Bu fetvayı kimden aldın Müslüman?!!!

 

Daracık pardüse yırtmaç yarısı,

Tamamem ortada vücut yarısı,

Başları döndürür parfüm kokusu,

İnsanın zihniyeti hayadır inan,

Bu fetvayı kimden aldın Müslüman?!!!

 

Ten rengi çoraplar görmez setreni,

Madada geçecek alman ketreni,

Eli kolu kuyumcu vitrini,

İslamı yaşayış bu değil inan,

Bu fetvayı kimden aldın Müslüman?!!!

 

Moda diye bizi soydular,

Örtümüzü alıp bir kenara koydular,

Bizi böyle görüp sevinç duydular,

Bizim dinimizde bu yoktur inan,

Bu fetvayı kimden aldın Müslüman?!!!

 

Modern müslümanın işi pratik,

Evinde eşyası hep otomatik,

Dokun parmagını bütün işler bitik,

Bu rahatlık bizi bizden aldı,

Sadece mutluluk bu değil inan,

Bu fetvayı kimden aldın Müslüman?!!!

 

Sabah gezmesi kahveler fallar,

Çarşı pazarda aşındı yollar,

Oglum kızım diye yığıldı mallar,

Hayatın gayesi bu değil inan,

Bu fetvayı kimden aldın Müslüman?!!!

 

Kimisi avamdan kimisi derviş,

Gözleri sürmeli topuk bir karış,

Modern müslüman böyle giyermiş,

İslamın özünde bu yok inan,

Bu fetvayı kimden aldın Müslüman?!!!

 

Üstünde pantolon kılarsın namaz,

Ne olur sözümü dinlesen biraz,

Resululllah seni tanımaz böyle,

Sünneti yaşamaz olmazsın inan,

Bu fetvayı kimden aldın Müslüman?!!!

 

Zamanı çaldı dizi filimler,

Rafları süsledi cilt cilt ilimler,

Bizi görse kahrolurdu alimler,

İslamı yaşayış bu değil inan,

Bu fetvayı kimden aldın Müslüman?!!!

 

Süslenir püslenir gezer düğünde,

Yeri baş köşedir paralı günde,

Allah için nefes tüket bir günde,

İslamı yaşayış bu değil inan,

Bu fetvayı kimden aldın Müslüman?!!!

 

Birde deriz hepimiz müslümanız,

Kötülük düşünmem kalbim temiz,

Namaz borcumuzdur elbet bir gün öderiz,

Gerçek müslümanlık bu değil inan,

Bu fetvayı kimden aldın Müslüman?!!!

 

Sen böyle değildin ne oldu sana,

Kaygı duymuyormusun dininden yana,

Sıyrıldın özünden döndün yabana,

Gerçek hassasiyet bu değil inan,

Bu fetvayı kimden aldın Müslüman?!!!

 

Sormayın dertliyim bunlardan yana,

Şanlı tarihe dönüp bir baksana,

Üzülmezmi görse fatıma ana,

Allah seni konu yaptı kur'ana,

Nisa suresinde geçiyor inan,

Neden açıp okumuyorsun Modern Müslüman ?

HI
23.07.2008 14:54
#39

ARKADAŞLAR MERHABA BN DE BU KONUDA DÜŞÜNCEMİ SÖYLEMEK İSTİYORUM TESETTÜR SADECE BAŞINI ÖRTMEK DEĞİL TESETTÜR ARAPÇADA GİZLEMEKTİR.YANİ DİNİMİZİN EMRETTİĞİ YERLERİMİZİ GİZLEMEKTİR.

BİR TEK BAŞ ÖRTÜSÜYLE TESETTÜR OLMAZ.HEM BAŞINI ÖRTMENİN DE GİYİNMENİN DE BİR ADBI VARDIR.

BENİM GÖRÜŞÜM BUDUR TEŞEKKÜRLER

NE
23.07.2008 15:24
#40

Öncelikle şunu belirtelim ki, tesettüre gereken özeni göstrmeyen arkadaşların rahatsız olmasını gerektirecek bir durum yok. Örtünmemek apaçık bir emri yerine getirmemektir ama bizim tutup da insanları yargılamaya hakkımız yok, bu mesele kendi vicdanlarındadır, bizim yapabileceğimiz örtünme emrini hatırlatmaktan ibaret.

 

Ama eğer tesettür sulandırılıyor, solduruluyorsa o noktada tabi ki müdahale ederiz, hoşnutsuzluğumuzu belirtiriz. Pek çok kişi, pantolonlu, makyajlı, karşı cinsle sarmaş dolaş başörtülülerden rahatsız oluyor; buna mukabil bazıları da diyor ki bu tablo bir aşınma değil, zaten tesettürlü insanlar bu hale gelmiyor, öncesinde hiç böyle bir derdi olmayan insanlar bir şekilde başörtüsüne özendiği için bu durum ortaya çıkıyor , yani endişe edecek bir şey yok.

 

Bu noktalarda dönen bütün tesettür tartışmaları boşunadır bana göre, asıl derdimiz şu: Gerçekten İslam terbiyesine sahip, kul olma derdi taşıyan hanımlar bile bugün düzgün örtünmüyor. Ve bunun tek mesulu İslami bir meseleye tüketim kültürüyle yaklaşan güya İslami firmalar... Bakın vitrinlere: pardesüler, uzun mintanlar, uzun ceketler... Ama hepsinin beli dar....

Hanım arkadaşlar mazur görsünler ama bunu konuşmak zorundayız; beli dar olan uzun örtü vucut hatlarını belli eder, bunun lamı cimi yok... Dar örtü bel girintisini, göğsü, kalçanın hareketini ortaya çıkarır. Sonuçta ahlaka mugayir bir kiyafet olmayabilir ama tesettür iddiası taşıyıp da tesettürü sağlamaması açısından bu bir faciadır. Maalesef en şuurlu hanımlar bile bu hatada. Kimsenin kıyafetini karışacak değilim ama ortada gerçeğine ulaşmayı önleyen sahte bir tesettür anlayışı var.

Gerçekten üzülüyorum, bu sıcakta Allah rızası için kalın kalın pardesü giyip de yalnızca çektiği zahmetle kalanlara.

 

Nicelerinin can attığı cazibeli görünme derdinden vazgeçmişsin, çok mu zor bir belini daraltma sevdasından vazgeçmen.

TR
23.07.2008 16:53
#41

'Sakın beyaz bir fil düşünmeyin!'

 

Yukarıdaki cümleyi okuduğunuzda aklınıza gelen ilk şey ne? Beyaz bir fil değil mi?

 

Allah aşkına bu nasıl bir şiirdir yahu... Şiirin edebi zaafiyetinden bahsedeceğimi sanıyorsanız yanılıyorsunuz, orayla ilgilenmiyorum bile. Bu nasıl bir felix culpa'dır, aman ya rabbi!

 

Şiirde mücerret bir mefhum olan teseddüre vurgu yapılmak istenmiş, fakat günümüzdeki tablo resmedilirken öyle tasvirler kullanılmış ki, müşahhasın dibine vurulmuş. 'Açıklık kötüdür' veya 'vücut hatlarını belli edecek şekilde giyinmek caiz değildir' ifadelerindeki sadeliğe ve mücerret bağlılığına bir dikkat edin, daha sonra şu şiirimsiyi bir okuyun. Sokakta görünen ve insanı günaha davet eden görüntüyü aynen kelimelerle beyninize yüklüyor, korkunç bir şey! Bunu fantezi müteşairleri yapsa bi şey demeyeceğim de, amaç 'bakınız bunlar yanlıştır, sokakta açılıp saçılıyolar, bunlar Müslümana yakışmaz, Müslümanca davranış değil bunlar' demek olunca, insan ister istemez 'Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu' sualini beyninde buluveriyor. Sokakta bu şiirde resmedilen tabloyu görmek ne kadar nahoşsa, bu şiiri okumak da o kadar nahoş; zira beyinde canlandırdığı hissiyat yönüyle uzak durulması gereken bir görüntüyü bu kadar somut bir resimle aktaran mevzubahis şiir, muhayyilenizde, dışarıda karşılaşacağınız ve zararlı olan görüntüyü aynen oluşturur. Şunu rahatlıkla yazabilirim ki bu şiiri okuyan erkeklerin %90 kadarı, Vakko'dan aldığı cıvıl cıvıl renklere sahip olan eşarpla saçını kapatan, altına vücut hatlarını ortaya çıkaracak darlıkta bir pantolon giyen, yırtmaçlı pardüsesi dizlerinin üstünü ve vücudunun çeşitli bölgelerini örtmediği için bedenini olduğu gibi erkeklerin gözüne sokan, buram buram parfüm kokusuyla karşıt cinsin alakasını toplayan, ten rengi çoraplarıyla deri renginden esintiler sunan, kollarındaki altınlarla maddi değerini yükseltmeye çalışan (ziynet eşyaları göründüğüne göre bilekler de açıkta olmalı), topuklu ayakkabılarıyla tıkır tıkır yürüyen, gözleri sürmeli bir erotik figürle zihinlerini dolduracaktır. 'Ayıpları örtmek' ölçüsünün ne kadar değerli olduğunu bu müşahhaslaştırılmış, şehvet nesnesi biçiminde tasvir edilmiş kadın figürüne rastlayınca daha iyi anladım sanırım. Kaçınılması gereken mücerret bir hali bu kadar müşahhaslaştırırsanız, kaş yapayım derken göz oymuş olursunuz.

 

Kimse 'Sen sapıksın trra, benim aklıma hiç de böyle bi şey gelmedi' demek yoluyla belden aşağıya vurma çabalarını tavır olarak takınıp gelmesin, yazıya başlarkenki cümleye dönmenizi tavsiye ederim. Şiirin başında insan bu resimle karşılaşınca, sonlarındaki kısmında ne dense densin, dikkati çekmeyecektir.

 

Özetleyeyim: Bu görüntüyü görmek hoş değilse, bu şiiri okumak da böyledir; zira aynı tablo kelimelerle muhayyilemize transfer ediliyor. İddialı bir cümle olacak ama kurmaktan çekinmiyorum: Mustafa Topaloğlu'nun 'Açılmış saçılmışsın, deniz yelkeni gibi' nakaratına sahip olan şarkısını ahlaksızca bulanlar, bir de buraya baksın lütfen.'

 

Fanteziye bak yahu...

 

Acizane soruyorum: 'Bu şiiri yazarken hiç mi düşünmedin bre Müslüman?'

 

Bu millet mücerretle düşünebilmeyi ne zaman öğrenecek?

HA
23.07.2008 21:05
#42

Kıymetli kardeşlerim bu konuda daha net bilgi sahibi olmanız açısından, şuraya bir göz gezdirin derim.İstifade edeceğinizi umuyorum.

 

Tesettür

((
24.07.2008 12:12
#43

'Bu ne biçim şiirdir?...'

 

 

İlk aklıma gelen şey, şiirdeki tartışılmaz basitlik oldu ya, hak verdim.Biraz kuru kalabalık olmuştu hakikaten bu sayfada. Zira seçilen kelimeler ve üslup forumda gereksiz yer işkal ediyor gibi yorumlar olabilirdi.

 

Okumaya devam ederken zihnim allak bullak oldu.

 

'Sen sapıksın trra, benim aklıma hiç de böyle bi şey gelmedi' diye 'belden aşağıya' vuracak değilim. Gayem bu değil ama şaşkınlığımı dile getirmek mecburiyetindeyim.

 

Gelelim mevzuya...

 

 

Hani insanı ister istemez zihinde çağrışım yapan birtakım şarkı türkülere elbette karşıyız, ama tam tersine kadını, bulunmaması lazım gelen bir hali; trajikomik, absürt ve hatta iğrenç ve tiksindirici yönleri ile tasvir etmekte ne gibi bir mahzur görüldü anlayamadım.

 

Aynı mantıkla gidilip, "küfrü tasvir etmeyin bre!" diye nara ata ata küfrün eksik-gediklerini duyurmaya çalışanların üzerine mi çullanacağız?

 

Azıcık beyin jimnastiği yapalım... Aynadaki Yalanı okumuşsunuzdur herhalde. he Okumadıysanız, aman okumayın...

 

Abdurrahim Karakoçtan ekleyecektim birkaç şiir de, şimdi korktum yani..

 

Aman, hele 'Mini Etekli Kızlara' diye bir dörtlüğü var Karakoç ağabeyin.. Sakın ha...

TR
24.07.2008 15:50
#44

'Bulunmaması lazım gelen bir hali; trajikomik, absürt ve hatta iğrenç ve tiksindirici yönleri ile tasvir etmek'teki mahzur, bu tablonun kendisiyle karşılaştığınızda zihninizde uyanacak hissiyatı bireber yaşıyor oluşunuzdan ileri geliyor. Bu şiirde tasvir edilen kadına bakmak nahoşsa, bu kadına bakmakla kadının bu denli detaylı bir tasvirini okumak arasında zihinde oluşan resim açısından pek bir fark bulunmayacağı için, şiiri okumak da aynı etkiyi oluşturur. Fenalığı tasvir etmektense daha mücerret bir biçimde eleştirip yol göstermek daha iyidir, sokakta rastladığım rezaleti eleştiri adı altında aynen ve tekrar okumak hoş olmuyor.

 

'Aynı mantıkla gidilip, "küfrü tasvir etmeyin bre!" diye nara ata ata küfrün eksik-gediklerini duyurmaya çalışanların üzerine mi çullanacağız?' Heh, bu eleştiriyi bekliyordum, hoş geldi safa geldi. Hayır efendiciğim, aynı mantık olmuyor işte. Çürütmek için ayniyet arama derdini bir tarafa bırakalım ve hazırola geçip okumaya devam edelim: Hayır olmuyor, çünkü açık olmak küfürde olmak gibi tek yönlü bir problem değildir. Alıcıyla da, kaynakla da ilgilidir. Şöyle izah edeyim, daha ziyade entelektüel dairede kalan küfürü zihnen analiz etmek ile, fiziki dairede belirmesi de, bu dairede izlenmesi de nahoş olan bir hali siz aynı kefede değerlendiremezsiniz. Teseddürlü olmayan bir kadını izlemekle bu şiiri okumak arasında pek fark yok, derdim bu. Küfürü düşünüp mantığını analiz etmek, küfür mülahazasının nefsani tesirlerinin pek olmayışı ve entellektüel boyutta kalması yönüyle yasaklanmış değildir. Ama açık bir kadın olmak da, bu kadını hayal etmek ile günah dairesinde kucaklaşır.

 

Aynadaki Yalan'ı iki kere okudum, siz Senaryo Romanlarım'ı okuduysanız daha ağırlarını da görür, Aynadaki Yalan'dan önce bu kitaba referans verirdiniz. Neyse :unsure: İzlemesi de günah olan bir iş tasvir edilecekse bu şiirde olduğu gibi resim aynen, tüm detaylarıyla çizilmemeli; mevzu mümkün olduğunca mücerret dairede çözüme kavuşturulmalıdır.

 

Abdürrahim Karakoç... Yorum yapıp gereksiz yere ortalığı karıştırmayayım.

 

Kavram dipnotu: Açıklıktan kastım, bu şiirde kastedilen kadının hali... 'Ben başörtüsü takmıyorum diye şimdi bıtbıtbıtbıt' diye gelmesin kimse.

AS
24.07.2008 20:12
#45

"Fenalığı tasvir etmektense daha mücerret bir biçimde eleştirip yol göstermek daha iyidir"

 

Trradomir' e katılıyoruz.. Şiir çok bayağı gelmişti bana da başka bir yerde daha okumuştum ama n-f-k.com da görmek beni hayli şaşırttı!

 

Yalnız hep soracağım çekiniyorum yeri geldi sorayım; Necip Fazıl' ın Siyah Pelerinli Adam' daki kadın tasviriii... o da bana zihinleri bulandırır gibi geldi_??

((
25.07.2008 01:19
#46

Seneryo Romanlarım'ı okumadım Trradomir :unsure: Ama Aynadaki Yalan'a tekrar bir göz gezdirdim de, daha ilk sayfada böyle bir tasvir mevcut. İlerledikçe de daha iki bayan karakterin tasvirleri de bulunmakta.

 

Konu başlığından uzaklaştı biraz.. Yöneticilerin meseleye bir açıklama getirmeleri yahut el atmaları gerekecek sanırım :)

 

Tuhaf bir durum oluştu şimdi. Üstad herhalde sizin kadar ince düşünememiş olacak ki -ben yanlızca Aynadaki Yalan'ı biliyordum- birkaç yerde böyle tasvirlere başvurmuş ve 'daha mücerret bir biçimde eleştirip yol göstermek' yerine, 'fenalığı tasvir etmiş'...

 

Acaba üstad neden böyle birşey yapsın ki?

 

Bu mevzu bana başka bir durumu hatırlattı. Üstad, zannedersem Kafa Kağıdı'nda; çocukluğunu anlatırken yaptığı yaramazlıklardan bahsetmiş ve hatta bu sebeple yapılan eleştirilere cevabını vermişti. Şimdi bir göz gezdirdim ama bulduğum yerle zihnimde kalan cümleler tam eşleşmiyor. Belki başka biryerde rastlamıştım. Bu konuyu uzmanlarına bırakıyorum :) Gerçi gene 'o farklı bu farklı' diyeceksiniz ya ben gene de hatırlatmış bulunayım.

 

Vel hasıl... Ben şahsen üstadın bu konuyu en azından(!) :D bizim kadar titizlikle düşünmüştür diye düşünüyorum. Ve üstad, siz de biliyorsunuz ki birçok yerde evvelki hayatını ayrıntılariyle anlatmış, neden tiksinilmesi; neden sakınılması gerektiğini gözlere sokarcasına gözler önüne sermiş ve bu sebeple bunda bir mahzur görmemiştir. Ki 'herşey zıttıyla bilinir' ilkesinin tezahürüdür bu.

 

Aydınlık, karanlıkla; çirkin güzelle bilinir. Sert, yumuşağın zıttı olduğu kadar serttir.O ve Ben'deki gibi önce siyah gösterilmiş, sonra beyazın ne olduğu tanımlanmış. Zaten başka türlü yaklaşılması mümkün değil bence. He eğer siz bir yöntem bulduysanız, yahut bir örneğiniz mevcut ise buyrun aynı muhtevada bir şiir gösterin ki ben de ikna olayım.

 

selam ve dua ile..

TR
25.07.2008 14:18
#47

Evvela bu şiiri Üstad yazmış olsaydı da eleştirirdim, ha beslediğim çok büyük sempatiden dolayı daha hafif yazardım fakat yine de metoddaki çirkinliğe karşı söyleyecek sözlerim olurdu. 'Aha şimdi sıkıştın, hadi bakalım, samimiysen Üstad'ına da laf söyle' tarzından gelmenizin pek bir kıymeti yok bu sebeple nazarımda. Öznedense nesneye bakılmalı, subjektifliktense objektiflik tercih edilmeli böyle mevzularda... Ben burada Üstad'ı da karşıma alsam, bu benim yanıldığımı ispatlamaz; yanıldığım ancak iddiam çökertilirse ortaya çıkar. Zaten Üstad şiirlerinde mücerreti yakalar ve böyle durumlarla ilgili kaba tasvirler yapmaktan sakınır. Efendim, misal mi istiyorsunuz? Destan şiiri.... Hatta Dönemeç şiiri...

 

İnsanoğlu zihnini şemalara hapsettiği sürece yanılmaya mahkumdur. Bir şema bulduğumuzda diğer olayları da bu şemaya sokuyor ve şemadaki her olayı aynı paralelde düşünmeye, aynı yaftayla çağırmaya başlıyoruz. Bir olaya 'kötüdür' deniyorsa, bu olayla uzaktan yakından ilgisi olan konular da kendi içlerinde değerlendirilmeden direk bu şemaya indirgeniyor... Neil R. Carlson'ın Psychology: The Science of Behavior kitabında bununla alakalı pek çok misal mevcut... Limonla portakal turunçgillikte birleştiği için aynı meyve olmuyor ki? Çikita muz ile bizim Anamur muzu arasında da dağlar kadar fark var. Bunların aynı kategoride değerlendirileceği yerler başka, farklı olarak değerlendirileceği alanlar başka. Fazla dağıtmadan Üstad'a döneyim: Siyah Pelerinli Adam'daki tasvirler gayet ciddi olmakla beraber eserin fikir yoğunluğu içerisinde bunlar eriyor. Eser, bir cins kafayı zor durumda bırakan, basit görünse de oldukça giriftleşen meseleler ve bu meselelerle girilen mücadele üzerinde oluşturulmuş. Dolayısıyla bir dehayı zor durumda bırakan, muhayyilede mücerretleşmiş, idealize olmuş kadın figürünün müşahhas yönleriyle de tasvir edilmesi; hem eserin başarısı açısından mecburi, hem de hitap ettiği kesim gözönünde bulundurulduğunda gerekli. 'Cıbıldak cıbıldak sokağa çıkıyolar kardeşim' basitliği yok bu piyeste; buradaki kadın müşahhas değil neticede, bir gölge, bir figür, bir şeytan aldatmacası... Ayrıca cins kafalardaki kadın meselesiyle, entellektüel boyuttaki kadın saplantısıyla paralel olduğu için günah olmanın ötesinde başlı başına bir mesele halinde karşımıza çıkıyor mevzu. Hedef kitlesi fikir çilesi çeken insanlar olan bu kitapta, mevcut olan tasvirlerin yapılması gerekliydi; zira zor durumda bırakan fikrin gölgedeki tezahürü ve ciddiyeti bu şekilde verilebilirdi. Aynadaki Yalan'daki tasvirler de roman içerisinde eriyor ve haldır huldur yazılmadığı için, insanı sükunet içerisinde etkiliyor, kafada şimşekler çaktırmıyor. Senaryo Romanlarım'a gelirsek, 'Sen Bana Ölümü Yendirdin', 'Deprem (Çile)', 'Ufuk Çizgisi' gibi senaryolarında Üstad kadın mevzuunu ve kimliğini hiç de rahatsız etmeyecek mükemmellikte çözüme kavuşturuyor, yalnız özellikle Villa Semer'deki bazı sahneler keşke olmasaydı diyorum... Farklı şekillerde de anlatabilirdi hadiseleri... Yaramazlıkları arasında geçen masa altı mevzuları hakkında da, masa altında yaptığı en uç hareketi yazmasaymış daha iyi olurmuş sanki demek geliyor içimden... O en uç harekete kadar yazdıklarında da bir sıkıntı yok bence, zira beyne bir tabloyu gümbürtüler halinde sokmuyor, daha mücerret... Ki 'keşke olmasaydı' dediklerim bile kesinlikle bu şiirdeki tablo kadar galiz değil... 'Demek Üstad'ın yanıldığını söylüyorsun haa? Kibre bak, rezil adam!' diye kişi merkezli gelmenizi tavsiye etmiyorum; Peygamberlerin bile yanıldığı bir alemde Üstad da yanılır, Berat da yanılır, ben bile yanılırım yani :unsure: Üstad'ın başından geçen diğer hadiseleri anlatmasının teseddür etrafındaki mevzuumuzla niçin ilgili olmadığını zaten bir önceki mesajımda yazdığım için geçiyorum.

 

Son olarak da, herşeyi zıddıyla bilmek zorunda olmadığımızı hatırlatıyor ve günahı günahla öğretmek gibi bir kısır döngüye dinimizde yer olmadığını belirtiyorum.

((
26.07.2008 02:10
#48

Estağfirullah :unsure: maksadım sizi sıkıştırmak değildi efendim. Ancak elimdeki somut delilleri sunmak istedim. Hem dediğiniz gibi, üstad olsa da olmasa da ne farkeder değil mi?

 

Şimdi tekrar gelelim mevzuya...

 

Ben üstadı, yazılarındaki bu tür tasvirler için asla eleştirmiyorum. Hatta haklı buluyor; kastını, niyetini ve maksadını bildiğimden elbette ki makul karşılıyorum.

 

 

Bir esmer kadındır ki, kaldırımlarda gece,

Vecd içinde başı dik, hayalini sürükler.

Simsiyah gözlerine, bir ân, gözüm değince,

Yolumu bekleyen genç, haydi düş peşime, der.

 

Ondan bir temas gibi rüzgâr beni bürür de,

Tutmak, tutmak isterim, onu göğsüme alıp.

Bir türlü yetişemem, fecre kadar yürür de,

Heyhat, o bir ince ruh, bense etten bir kalıp.

 

Arkamdan bir kahkaha duysam yaralanırım;

Onu bir başkasına râm oluyor sanırım,

Görsem pencerelerde soyunan bir karaltı.

...

 

 

 

Şimdi bu şiiri içerdiği tasvir yüzünden yerin dibine batıracak kadar kara cahil miyiz? Şiirdeki ince manayı kavrayamayacak kadar kalın kafalı olsak, tutar bağırıp çağırırdık.

 

Peki nedir sizi bağırıp çağırtan?

 

"Sokakta görünen ve insanı günaha davet eden görüntüyü aynen kelimelerle beyninize yüklüyor, korkunç bir şey! Bunu fantezi müteşairleri yapsa bi şey demeyeceğim..."

 

...

 

"Sokakta bu şiirde resmedilen tabloyu görmek ne kadar nahoşsa, bu şiiri okumak da o kadar nahoş; zira beyinde canlandırdığı hissiyat yönüyle uzak durulması gereken bir görüntüyü bu kadar somut bir resimle aktaran mevzubahis şiir, muhayyilenizde, dışarıda karşılaşacağınız ve zararlı olan görüntüyü aynen oluşturur."

 

...

 

"Bu şiirde tasvir edilen kadına bakmak nahoşsa, bu kadına bakmakla kadının bu denli detaylı bir tasvirini okumak arasında zihinde oluşan resim açısından pek bir fark bulunmayacağı için, şiiri okumak da aynı etkiyi oluşturur. "

 

...

 

"Özetleyeyim: Bu görüntüyü görmek hoş değilse, bu şiiri okumak da böyledir; zira aynı tablo kelimelerle muhayyilemize transfer ediliyor."

 

...

"Fanteziye bak yahu...

 

Acizane soruyorum: 'Bu şiiri yazarken hiç mi düşünmedin bre Müslüman?"

 

 

Ne olursa olsun, hangi amaçla yazılırsa yazılsın, böyle bir şiir asla makul karşılanamaz gibisinden konuşan trr kardeşim, bu yorumları başka bir şiir için dile getirmişti. Acaba bu kardeşimiz yine; 'Kaçınılması gereken mücerret bir hali bu kadar müşahhaslaştırırsanız, kaş yapayım derken göz oymuş olursunuz.' diyecek miydi?

 

Biz aynı eleştriyi yine beklerken, aşağıdaki yorumla karşılaştık:

 

 

"Üstad'a döneyim: Siyah Pelerinli Adam'daki tasvirler gayet ciddi olmakla beraber eserin fikir yoğunluğu içerisinde bunlar eriyor. Eser, bir cins kafayı zor durumda bırakan, basit görünse de oldukça giriftleşen meseleler ve bu meselelerle girilen mücadele üzerinde oluşturulmuş. Dolayısıyla bir dehayı zor durumda bırakan, muhayyilede mücerretleşmiş, idealize olmuş kadın figürünün müşahhas yönleriyle de tasvir edilmesi; hem eserin başarısı açısından mecburi, hem de hitap ettiği kesim gözönünde bulundurulduğunda gerekli."

 

Şimdi soralım... Eserin başarısı acaba böyle bir hareketi meşrulaştırıyor mu? Yanlış anlaşılmasın, üstadı eleştirmiyorum. Bahsettiğim şey şu:'şiirde mücerret bir mefhum olan teseddüre vurgu yapılmak istenmiş, fakat günümüzdeki tablo resmedilirken öyle tasvirler kullanılmış ki, müşahhasın dibine vurulmuş.' deyip de 'eserin başarısı'nı bahane saymak yakışır mı hiç? Eminim böyle bir eleştiriyi de tahmin etmiş ve umarım cevabınızı tasarlamışsınızdır.:)

 

 

"Hedef kitlesi fikir çilesi çeken insanlar olan bu kitapta, mevcut olan tasvirlerin yapılması gerekliydi; zira zor durumda bırakan fikrin gölgedeki tezahürü ve ciddiyeti bu şekilde verilebilirdi. Aynadaki Yalan'daki tasvirler de roman içerisinde eriyor ve haldır huldur yazılmadığı için, insanı sükunet içerisinde etkiliyor, kafada şimşekler çaktırmıyor."

 

...

 

"Yaramazlıkları arasında geçen masa altı mevzuları hakkında da, masa altında yaptığı en uç hareketi yazmasaymış daha iyi olurmuş sanki demek geliyor içimden... O en uç harekete kadar yazdıklarında da bir sıkıntı yok bence, zira beyne bir tabloyu gümbürtüler halinde sokmuyor, daha mücerret... "

 

'Roman içerisinde eriyen', 'haldur huldur yazılmayan' ya da 'beyne tabloyu gümbürtüler halinde sokmayan' 'daha mücerret' tasvirleri buraya yazmadım çünkü trr kardeşim, forumu günaha sevketmekten beni şikayet edebilir diye düşündüm. :) Ayrıca bu sahneler 'insanı sükunet içerisinde etkiliyor' ve 'kafada şimşekler çaktırmıyor'lar.. Doğrudur... Katılıyoruz. Ancak bizim eleştirdiğimiz nokta zaten bu değil. Bizi şaşırtan şey, Modern Müslüman adlı şiirdeki tasvirlerde 'sıkıntı' olması... Her halde insanı sükunet içerisinde etkilemiyor olacak.

 

 

Şimdi bir de müslüman kadına olması gerekenleri öğütleyen, zamane dindar kadınını bu yönleri ile eleştiren 'kafada şimşekler çaktırıcı' şiir hakkındaki yoruma dönelim:

 

 

"Şunu rahatlıkla yazabilirim ki bu şiiri okuyan erkeklerin %90 kadarı, Vakko'dan aldığı cıvıl cıvıl renklere sahip olan eşarpla saçını kapatan, altına vücut hatlarını ortaya çıkaracak darlıkta bir pantolon giyen, yırtmaçlı pardüsesi dizlerinin üstünü ve vücudunun çeşitli bölgelerini örtmediği için bedenini olduğu gibi erkeklerin gözüne sokan, buram buram parfüm kokusuyla karşıt cinsin alakasını toplayan, ten rengi çoraplarıyla deri renginden esintiler sunan, kollarındaki altınlarla maddi değerini yükseltmeye çalışan (ziynet eşyaları göründüğüne göre bilekler de açıkta olmalı), topuklu ayakkabılarıyla tıkır tıkır yürüyen, gözleri sürmeli bir erotik figürle zihinlerini dolduracaktır. 'Ayıpları örtmek' ölçüsünün ne kadar değerli olduğunu bu müşahhaslaştırılmış, şehvet nesnesi biçiminde tasvir edilmiş kadın figürüne rastlayınca daha iyi anladım sanırım. Kaçınılması gereken mücerret bir hali bu kadar müşahhaslaştırırsanız, kaş yapayım derken göz oymuş olursunuz."

 

Evet bütün bunlar insanı gayet sıkıntıya sokacak(!) cinsten..

 

Kaldırımlar yahut başka bir eser... Kaldırımları yanlızca örnek teşkil etsin diye yazdım. Aynadaki yalandaki tasvirleri de uzun uzadıya yazabilir, 'aha bak gordünmü' de diyebilirdim. Ancak 'işte bakın, bunları ortaya dökerek güya üstadı küçük düşürmeye uğraşıyor' ya da 'sidik yarışına çevirdi' gibi suçlamalara tahammül edemezdim. Ayrıca konuyu maksadından çıkartmanın ve olayı sulandırmanın lüzumu yok.

'Demek Üstad'ın yanıldığını söylüyorsun haa? Kibre bak, rezil adam!' demiyorum. Ki ben hiçkimseye masumluk atfetmiş değilim ve kimseden bunu beklemem, tasvip etmem. Yanlış gördüğüm noktaları samimiyet çerçevesinde eleştirmek yanlısıyım. Ben burada üstadı da savunmuyorum. Benim eleştirdiğim nokta, gayet halis niyetle hazırlanmış, Mümin kardeşlerine şefkatli bir ihtar mahiyetinde yazılmış samimane bir şiirdeki bir 'yarım yamalak örtü' tasvirini çok bayağı bulup da -kim olursa olsun demiştiniz- bir başkasının -her ne amaçla olursa olsun- aynı, hatta çok daha -sizin tabirinizle erotig- fazla figüran içeren yazı yahut şiirlere aynı üslupla yaklaşılmaması...

 

Ben de sormak isterim şimdi, 'Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?'

 

___

 

Umarım 'üstad bir başkası mı?' diyerek meseleyi uzatmaya kalkmazsınız. Zira ne demek istediğim gayet açıktır.

 

Ayrıca, elbet berat da yanılacak ama, berat bir hüküm bildirmiyor ki yanılmadığını iddia etsin. Ki mantıklı bir açıklama karşısında şimdiden bileğinizi öpmeye hazırdır o, sayın efendi hazretleri. Berat da yanılır, doğrudur diyoruz da, bunu içtenlikle kendi adınıza söyleyip söylemeyeceğinizi merak ediyoruz...:D

TR
26.07.2008 14:25
#49

Amacınızın sıkıştırmak olduğunu söylemedim zaten, sadece bu havaya girmeye yeltenmeyiniz, zilleri takıp muzaffer bir eda içerisine girmeyiniz dedim. Halisünasyon yaşayan insanlar da bazı yoklukları somut olarak görebilir pek ala. Bkz: Karşımdaki tablo.

 

Maksat, niyet, kasıt bazen herşeyden ibaret değildir. Karşınızdakinin de ne anlayacağını düşünmeniz gerekir, zira iletişim alıcı, gönderen ve mesaj olmak üzere üç parçalı bir binadır. Üstad katılmadığım tablolarında belki çok açık bir biçimde değişimini göstermek istedi, belki sinematografik düşünerek bu tarz sahneleri açıkça resmetmenin isabetli olacağını düşündü, bilemiyorum. Ben Üstad'ın niyetini eleştirmiyorum zaten, tıpkı yukarıda paylaştığınız saçmalığın şairinin amacını eleştirmediğim gibi. Ben amaç eleştirisi değil, metod eleştirisi yapıyorum ve insanı günaha itmeden de günahın kötülüğünün anlatılabileceğine inanıyorum. İlk mesajda da dediğim gibi dışarıdaki bir görüntü, zihinde bir resmi oluşturduğu için günahsa, kelimelerle bu tabloyu oluşturmak da bu derecede bir hatadır, felix culpa'dır. Burayı hedef alan bir itiraz hiç gelmedi sizden de şu ana kadar. Kaçak dövüşüp, lafı geveleyip 'Aynısını üstad da yapıyodu, o senin kadar düşünemiyo mu?' demeye ve çelişki avcılığına sarıldınız, hoş değil, çirkin, hatta seviyesizce... Ana fikri unutup samimiyet dedektörlüğüne yeltenerek 'niye Üstad'a diyemiyosun, yemiyo di mi?' havalarından martavallar okumak mide çalkantısına sebep oluyor sadece, ne sığ kalmış bir derinlik...

 

Siz olanca kabalığı ve müşahhaslığıyla tasvir edilen, şehvani yönüyle çizilen bir kadınla Üstad'ın Kaldırımlar III'te çizdiği ve bir fikir olan kadını aynı kefede mi değerlendiriyorsunuz? Monitördeki mankenle Leyla veya Beatrice arasındaki farkı sezemiyor musunuz? Şaşırdım, beklemezdim. Biri hakiki beden, biri fikir... Fark edemiyor musunuz? Fikirle özdeşleştirilen ve belki aşık olunan, entellektüel hislere seslenen idealleşmiş kadının tasviriyle sokakta vücudunu sergileyen ve tenasülî hislerle entellektüel hislerden daha fazla ilgisi olan basit kadının tasvirini aynı kefede nasıl değerlendirebilirsiniz? Siyah Pelerinli Adam'daki fikri kadının tasviri, sizce de daracık pantolonunu giyip sokağa fırlayan maddi kadından daha mücerret değil mi Uğur Dündar mukallidi, kazuratından tesbih çıkaran arkadaşım? Yoksa Yatmadan Önce Yüz Fırça Darbesi'nin yazarıyla Üstad'ın anlattığı kadın size aynı şeyi mi çağrıştırıyor da 'bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu' diye sorabiliyorsunuz? Bu sorulardan bir tanesinde bile tatmin edici cevabı veremiyorsanız sizi mücerret-müşahhas ayrımı üzerinde biraz daha düşünmeye davet edeceğim. Okuduğu iki şiirde tasvir edilen figürler arasındaki yedi farkı bulamamak ve herşeyi aynı sanmaktır kalın kafalılık, hatta üstüne bir de odunluktur, adınıza üzgünüm.

 

Ellerin, ellerin ve parmakların,

Bir nar çiçeğini eziyor gibi

Ellerinden belli olur bir kadın,

Denizin dibinde geziyor gibi;

Ellerin, ellerin ve parmakların...

 

ile:

 

Dudu dudu dilleri,

lıkır lıkır içmeli

Gözleri derya deniz

 

Mısralarının manası aynı yere mi gider? Bu soruyu sormamı sağlayacak birisiyle muhattap olmak benim için çok üzücü. Didaktik davranayım ve utanarak da olsa Siyah Pelerinli adam ve mevzubahis şiir arasındaki farkları yazayım.

 

Amaç farkından başlayalım. Birisi 'bir günah olarak teseddürsüzlük' üzerinde bina edilmiş. Teseddürlü gibi görünen fakat teseddüre riayet etmeyenlerin halini eleştirmek istemiş müteşair. Asıl derdi işin günah boyutuyla ilgilenmek. Üstad'ın amacı ise dehaların kafasında beliren kadın saplantısını ele alarak bu saplantının ciddiyetini göstermek ve mevzuya çözüm getirmek. Birisi güncel hayattaki bir maddi günahtan insanları kaçırmaya çalışırken, aynı kabalığı ve maddiyatı insanın beyninde tasvir ediyor, dolayısıyla aynı resmi dimağlarda oluşturarak o kadına bakmanın vereceği günahı aynen yaşatma çelişkisine düşüyor. Diğeri ise işin günah noktasıyla bir anlık ilgilenmiyor, onun amacı daha sonra da günaha sebep olabilecek bir saplantıyı kökünden çözüme kavuşturmak. Tasvir, mevzuun ciddiyetini, bütünlüğünü ve hissini sağlayabilmek için mevcut. İlk şiir teseddürle ilgilenirken teseddüre aykırı halleri aynen hissettiriyor, Siyah Pelerinli Adam'ın mevzuu ise teseddür değil, genel manada kadın mefhumu. Derdi teseddür olan bir adamın, algılanması da günaha sebep olan teseddürsüzlüğü insanın dimağına sokmasıyla, derdi kadın olan birisinin kadını her yanıyla anlatmasında (sadece maddi tasvirler yoktur Siyah Pelerinli Adam'da, hatta manevi anlatımın yanında az kalır) çelişkiye sebep olma noktasından da farklı bir boolean değeri sözkonusudur. Basitleştireyim, teseddürsüzlüğü yeren bir adam bana teseddürsüzlüğü hissettirmesin, çünkü teseddürsüzlüğü hissetmek de beni teseddürsüzlüğün getireceği günaha götürür. İkinci fark hedef kitlesi yönüyle ortaya çıkıyor. Şiirin belli bir hedef kitlesi yok aslında, yani şiirin özellikle seslendiği bir zümre yok. Bu şiiri okuyan insanlar arasında tesire açık olanların oranı çok daha yüksektir. Üstad'ın tiyatrolarını okuyanlar ise daha ziyade kültürlü kesimdir ve Goethe'nin dediği gibi defalarca buluğ çağını idrak eden kişilerdir bunların mühim bir kısmı. Şiir gördüğü herşeyden etkilenecek tipteki insanların hislerine de seslenir, ama Üstad'ın piyesi daha mücerret düşünebilen, maddenin zincirlerini biraz daha esnetebilmiş, entellektüel desteğe ihtiyaç duyan kimselerin anlayışına açıktır. Shakespeare'in eserlerine 'çok sıkıcı' diyen kültürsüz ve anlayışı maddeyle hudutlu kalmış maddi tesire açık bir lise talebesinin bu piyesi okuyacağını da sanmıyorum. Okuyanlar olacak mıdır? Olacaktır ama hedef kitlenin de bu iki parçayı değerlendirirken göz önünde bulundurulması gerekir, talipler ve ihtiyaçlar farklı yani... Üçüncü mevzu üslup ve anlatım... Birisi sokakta gördüğü maddeyi aynen, kabaca tasvir ediyor; diğeri maddi tasvirde kalmayıp mana ile ilgili tasvirler de yapıyor ve tasvir ettiği şey sokakta görünen kadın kadar gerçek değil, kadını mefhumlaştırmış ve bir mesele olarak karşısında bulmuş kişinin zihnindeki gayrihakiki figürün bir gölge üzerindeki tasviri yani... Bu noktada, tüm bunlara ek olarak konsantrasyon faktörü de devreye giriyor (Aynadaki Yalan'da olduğu gibi). Sokaktaki kadını anlatırsanız sokaktaki kadın canlanır zihninizde ve onun anlatıldığı yönler üzerine dikkatiniz odaklanır. Tasviri bir bütün içerisinde sunduğunuzda ise maddi yön direkt olarak dikkatinizi çekmez, o bir bütünün parçasıdır ve bütün parçaların toplamından bile farklıyken tek bir parçasına indirgenemez, insan beyninin işleyişi izin vermez buna (geştalt teorileri). Bahsedeceğim son fark da işlev farkı. Şiir dışarıdaki bir resmi tutup sizin beyninize sokuyor ve aslında pek de bir çözüm getirmiyor, mevcudu eleştirirken size yaşatmaktan öteye geçemiyor. F(X) = X fonksiyonunun yapacağı iş gibi... Bu işler öyle 'Bu fetvayı kimden aldın len Müslüman!' basitliğiyle halledilebilecek kadar sığ değil malesef. Keşke olsaydı... Siyah Pelerinli Adam ise, çoğu erkeğin beyninde idealleşen ve onun platonik aşkı olan bir kadın figürünü ele alıyor ve bu figüre nasıl yaklaşılması gerektiği, bununla uğraşırken karşılaşılan problemlerin nasıl aşılabileceği ve bu idealin insanı nasıl zor durumlarda bırakabileceği mevzularında birşeyler söylüyor. Birisi hiç yoktan günaha davet çıkarır ve çözüm getirmezken, birisi bilinçaltınızda zaten var olan bir meseleyi gözünüzün önüne taşıyıp çözüme kavuşturuyor.

 

Hala anlamıyor ve 'o da aynı bu da aynı' diye bina okumaya devam ediyorsanız keçiden evrildiğinizi düşünmeye başlayacağım çaresizce Berat beyciğim, benim mesuliyetimde değil artık bundan sonrası.

 

Eserin başarısıyla ilgili sığ sorunun geleceğini de kestirmiştim efendim, merak etmeyin. Eserin başarısı faktörü bile, işlev, hedef kitlesi, tarz ve amaç yönleriyle eserleri ele aldığımızda meşrulaştırıcı olabiliyor.

 

Şiirdeki tasvirler insanı sükunet içinde etkilemiyor evet; çünkü haldır huldur verilmiş ve bir maddi resmin tamamlanması şeklinde ilerliyor. Bakın size bi örnek yazayım:

 

Giymişsin daracık pantolonu geziyorsun sokakta,

Elbisen yırtmaçlı, pearcing var yanakta;

Topuklar yere değerken tebessüm gezer dudakta;

 

Ve son mısra opsiyonel, ikisinden birini seçiniz:

 

A. Kırıta kırıta gelir nazlı yarım.

 

B. Bu ne hal ulen moderen Müslüman!

 

Zihinde çizilen resim aynı...

 

Şiiri savunmaktansa mevzuyu muhattabınıza getirerek onda çelişkiler aramaya kalktığınız için dağıldı bu konu, ihaleyi üzerime yıkmaya kalkmayın, şark kurnazlıkları burada necis sayılıyor, yenmiyor.

 

Beratın, soyutla somutu ayıramayan ve entellektüel mevzularla maddeyi aynı kefede hayal eden sakat mantığı açıklamaların rasyonalitesini tespit etmeye kâfî gelecek midir, ondan şüpheliyim azizim...

((
26.07.2008 23:24
#50

Dediğiniz gibi olsun sayın entellektüel. Berata yüklediğiniz kalın kafalılık sıfatını azıcık düşünüp tartsaydınız, onu bir başkasına yüklemek mecburiyetinde kalırdınız. Ninekim o kadar dil döktüğüm halde anlatamamışım, ben sizinle ne üstadın eserlerinin muhtevası açısından fikir ve ruh enginliğini; ne de basit bir şiirle dış görünüş planında benzerliğe dayanılarak eşdeğer tutulup tutulamayacağını tartışmıyorum.

 

Benim birkaç seferdir tartıştığım şey, sizin 'her ne olursa olsun'cu yaklaşımınızdır. Tenkid ettiğim husus da, malum tasvirlerin gerektiği zaman ve şartlarda gerekli amaçlara hizmet koşulu ile de olsa tarafınızdan hüsnükabul görmeyeceğini ima edici konuşmanız olmuştur. Savunduğum şey de yine aynı şekilde şudur ki, sadece şiir değil; bu ve benzeri durumlarda bir ihtar mahiyeti taşıyan yazılar makul karşılanabilirdir, mazur görülebilirdir.

 

He, ama siz de haklısınız, bir insan hem kalın kafalı hem de anlatma özürlü olunca, kültürlü kardeşler anlayamayabiliyor haliyle...

 

Boşverin.. Bu cahil cühela sokak takımı da oturmuş böyle eften püften basit basit şeylerle vakit öldürüyor garibanlar... Aha aşşağıdaki gibi...

 

Naparsınız... Atsan atılmaz, kessen kesilmez...

 

 

REÇETE

 

Ey yüksek sosyeteye mensup modacı hanım,

Eğlence zümresinin başının tacı hanım,

Bu metod ki, sizlerin müsbet ilâcı hanım:

Dışının görünüşü içinin aynasıdır;

Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.

 

Yerindedir tahsilin, güzelliğin şahane.

Varsa Türk'ten tâlibin, bul çeşitli bahane.

Bir ecnebî hovarda yakalarsan daha ne? ...

Dışının görünüşü içinin aynasıdır;

Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.

 

Flörtünün sayısı; en az on beş olmalı...

Kimisi hâlis züppe, kimisi keş olmalı...

Altın kolyen, kürk manton, taksin beleş olmalı.

Dışının görünüşü içinin aynasıdır;

Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.

 

İç votkayı, şarabı; sokaklarda nâra at.

Medeniyet sizlerle yükselmektedir kat kat(!)

Çeşni ruha gıdadır, her gün bir yatakta yat...

Dışının görünüşü içinin aynasıdır;

Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.

 

Hiç durma twist öğren, her gün bir baloya git;

Tırnağını, yüzünü, dudağını boya git.

Sun'î peyke vâris ol, conilerle aya git.

Dışının görünüşü içinin aynasıdır;

Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.

 

Bazen düz pantalon giy, traş ettir enseni.

Bin dolaş bisiklete, göster şöyle sen seni.

Kabahat ailende.. anlıyorum ben seni.

Dışının görünüşü içinin aynasıdır;

Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.

 

Artist ol, filim çevir; ismine yıldız derler...

Bin kez kürtaj yaptırsan gene sana kız derler!

Çıplak resim çektirsen, ne şahane poz derler.

Dışının görünüşü içinin aynasıdır;

Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.

 

Mayoyla endam göster, git jürinin önünde..

Mahremini teşhir et her birinin önünde..

Seçil bir kıraliçe imtihanın sonunda.

Dışının görünüşü içinin aynasıdır;

Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.

 

Hayır, inanma kızım! Bunlar hep istihzadır.

Namus, insanlar için en mukaddes meyvadır.

Gençlikte hissiyatın belki seni aldatır.

Dışının görünüşü içinin aynasıdır;

Haddinden çok açılmak soysuzun modasıdır.

 

Türk oğluna anne ol, iftihar et onunla;

Elin soysuz züppesi bağdaşamaz seninle;

Bu yurdun kızı isen şu sözü iyi dinle:

'Dışının görünüşü içinin aynasıdır;

Yapacağın düşüklük bize yüz karasıdır.'

 

Karakoç

NE
27.07.2008 09:57
#51

Panturk çok daha içten ve kaliteli. :unsure:

BA
27.07.2008 11:12
#52

( BERAT kardeşim bu yazdıklarım sana değil, şiiri okuyunca aklıma gelen ilk şeylerdir, dolayısıyla tepkim şairedir. )

 

"Madem nefsim emmaredir. Nefsini ıslah etmeyen, başkasını ıslah edemez. Öyle ise, nefsimden başlarım.?

 

Böyle şiirleri yazan vatandaşlar yoldan geçen kızlara bakmıyomu acep onu merak ediyorum. Hiçmi toplum içinde yaptığı bir günah yoktur.

Ya kardeşim ya BBBRRRAaaaaahhhhhh yaaaaaaa

 

bırakın bu işleri ,fırçalayın dişleri ,baksın devlet su işleri. Böyle herşeyden emin şekilde yazılmış şiirler hep itici gelmiştir bana. Bir önceki şiirdede böyle bir eminlik vardı, Üstad hangi şiirinde böyle derin bir konuda böyle emin konuştuki. Bence onun şiirleri ile bu tür şiirlerin karşılaştırılmaması lazımdır. Yani yazdılarında kendini okadar haklı görüyoki sanki derdin devası yazdığıymış gibi şiirin ismide REÇETE. Bzzzzzzzzzzzz ( sinek vızıltısı)

 

 

Yani bunu yazarken hiç düşünmemiş herhalde okumak için açılmak zorunda kalan bacılarımızı. Nedense mısralarda göremedim. ALLAH ALLAH hayırdır İNŞALLAH. Sanki açık olan bütün bacılarımızın 15 tane keş sevgilisi var. orda burda şarap içiyo, mayo giyip juri önüne çıkıyo. Böyle dicek adamı ümüğünden sıkar taksime asarım.Benim kız kardeşimde açıktır. Bu onun böyle pis işler yaptığını göstermez. Günahını aldığın birton açık kardeşimizinde günahları hedie sana al doya doya yan. (" Haddinden çok açılmak soysuzun modasıdır." Gerçi burda bi U dönüşü görüyorum.azda olsa aklı başına gelmiş gibi. )

 

"Binkez kürtaj yaptır sana yine kız derler" lafına ise ( mısra diyemiyorum içim kaldırmıyo demeye ) koskoca bir YUH ve SANANE demek zorundayım, milletin derdi senimi gerdi :unsure:

 

 

( BERAT kardeşim bu yazdıklarım sana değil, şiiri okuyunca aklıma gelen ilk şeylerdir, dolayısıyla tepkim şairedir. Ha yazdıklarım eleştirilirse başımın üstünde.)

TR
27.07.2008 19:30
#53

Ah sıfatlandırmanız için müteşekkirim Berat beyciğim, onure ettiniz fakiri, sağolun, var olun. Berata yüklediğim kalın kafalılık sıfatı, Ahmet Çakarvari bir şark kurnazlığıyla tarafıma yönlenen haksız sıfatın mahalline matuf hale getirilmesinden ibaretti, elimden başka birşey gelmezdi hakikat adına, yani sırf sizi mutlu edebilmek için bu sıfatı sahiplenirdim de olmuyor işte, uymuyor, hatta 'eğreti duruyor' diyeyim de modern edebiyata selam çakayım. :unsure:

 

Ben mesajlar boyunca o farklı, bu farklı demeye çalışırken çelişki avcılığına çıkan rahmetli ninem değildi herhalde, her iki konu için de aynı yorumu yapmamı bekleyen ve bu meyanda yazan da ebem değildi. Bu halde nasıl olup da 'her ne olursa olsuncu bir yaklaşım' sahibi olduğumu, malum tasvirlerin gerektiği zaman ve şartlarda gerekli amaçlara hizmet koşulu ile de olsa tarafımdan hüsnükabul görmeyeceğini ima edici konuştuğumu uydurabildiniz, merak ve şaşkınlıklar içerisindeyim. Beni bu hale itmek arzusunda olan ve bu meyanda konuşmamı isteyen sizdiniz, siz kendinizde misiniz? Sizin bu mesajınız, 'Kendi uydurduğum bir noktadan hareket ederek meseleyi şahsi plana aktardım' manasına gelir yalnızca. Benim ne dediğimi de siz objeden bağımsız olarak kafanızda uyduruyorsanız benim yapabileceğim ne olabilir ki? Beyin hücrelerinizin çalışmasına ben müdahale edemem ki, bu nörolog ve psikiyatrların işi... Ben niyetin her zaman için meşrulaştırma aracı olmayacağı ve bazı durumlarda kullanılan metodun amaca hizmet etmekten ziyade zarar verdiği iddiasındayım, ayrıca her meseleyi kendi içerisinde değerlendirme ve aynı şemaya hapsetmeme lüzumuna inanıyorum. Mesela A.Karakoç'un şiirinin, Modern Müslüman fotoğrafıyla aynı kefede değerlendirilemeyeceğini savunuyorum... Burada Balaban'ın yaptığı eleştirilerin de çoğuna katılamadığımı, mesela kürtaj mevzuunda başkalarının derdinin de bizi 'gerebileceğini' belirteyim... El'an vakit sıkıntısı çektiğimden detaya inemiyorum...

((
27.07.2008 22:22
#54
'Sakın beyaz bir fil düşünmeyin!'

 

Yukarıdaki cümleyi okuduğunuzda aklınıza gelen ilk şey ne? Beyaz bir fil değil mi?

 

Gülmek gülmek geliyor içimden, zorluyorum olmuyor. Bu arada zihin özürlü de olduk :unsure:

 

Herneyse...

 

Balaban kardeş,yorum yok:) Artık üstüme vazife olmayan şeylere burnumu sokmamaya gayret sarfetmek mecburiyetindeyim. Ben kim, entellektüel kültürlü bir zümreyle tartışmak kim...

TR
28.07.2008 20:12
#55

Biraz daha zorlarsanız, Uğur Dündar-Saadettin Teksoy tandanslı çalışmaya devam ederseniz gülücük dahi çıkarabilirsiniz, ben umutluyum sizden, ışık var harbiden.

HA
16.08.2014 10:45
#56

kaliteli yada değil.....ama evvelki tartışmalardan, fikir beyanlarından eser yokkkkkk---