HİCRET VAKTİDİR

“Türklerin doğruluklarıyla namuskarlıkları ne kadar öğülse layıktır. Fakat şunu da söylemek gerekir ki; bu faziletler yalnız halk tabakasındadır. Baştakiler en menfur rezaletlerle lekelidirler.”

Charles Mac Farlane

 

İşe bakın ki tam da pkk’nın tasfiye edilip siyasallaştırılacağı iddiaları kulaktan kulağa yayılırken, pkk’yı da kullandığı söylenen daha büyük bir yapı tasfiye ediliyor. Bombalar, faili meçhuller, suikastlar, darbeler, uyuşturucu ticareti, çek senet takipçiliği, misyonerlik, bölücülük… Liste böyle uzayıp gidiyor. Tüm bu iddialar doğru ise birileri Türk’ün kutlu vadisini foseptik çukuruna çevirmiş, üstüne de bir şişe şampanya patlatmış demektir.

Türlü türlü melanetler işleyip, hepsinin Türklük aşkıyla yapıldığını iddia etmek, yetmezmiş gibi bir de Atatürkçülüğün, laiklik ve cumhuriyetin arkasına saklanmak nasıl bir alçaklıktır? Yıllardır küçük Amerika hayaliyle yaşatılıp, kendi özü kendi elleriyle boğdurulan bir milletin ruh kökündeki son direniş kalesini de yıkmak nasıl bir alçaklıktır? Anadolu Türklüğün yeni Ergenekon’u olacak hayallerini, Anadolu Türklüğün anıt mezarı oluyor kabusuna çevirmek nasıl bir alçaklıktır? Eğer bu iddialar doğru ise failler hakkındaki bütün davaları düşürecek ve hepsini bir tek suçtan, Türklüğe ihanet suçundan dara çekecek bir makam bulunur mu bu ülkede?

Ne kadar kalabalık bir sahne, ne büyük bir projedir bu böyle? Polisler, askerler, siyasetçiler, gazeteciler, akademisyenler, sendikacılar, patronlar, savcılar, avukatlar, hakimler… Hepsi bir türkü tutturmuş ki sormayın, kimi İngilizce söylüyor, kimi Farsça, kimi Rusça, kimi Kürtçe, kimi Fransızca, kimi Arapça. Çince söylemeye heves edenler bile var. Hepsi aynı telden çalıyor aslında; tencere dibin kara… Meraklanmayın, üzülmeyin, hepiniz karasınız, memleketin kara bahtısınız, istikbali karartanlarsınız.

Finansör kim, rejisör kim, senarist kim, yönetmen kim? Her kim iseler kutluyoruz kendilerini, Nobel’li arkadaşımız ricacı olursa Oscar verenleri de bulunur belki. Sağcısı, solcusu, şucusu, bucusu, falancısı, filancısı, daha bilmem kaç türlü Allah(cc)’ın belası ile Türkün ve Türklüğün fesatçısı olmayan kaldı mı bu memlekette? Topraktan cephane fışkırması hayret-i mucip bir olaydır da, çöp kutularının ceset fışkırtması iftihar vesilesimidir bu ülke için?

Biz gidiyoruz efendiler, gönlümüzdeki Ergenekon’a hicret ediyoruz. Kalırsak tuz kokacak, kalırsak maya bozulacak, kalırsak kalan olmayacak, biz gidiyoruz. Ömür vefa eder de dönersek elbet görürüz; zindandan başımız çıksın, sizinle de görüşürüz…

 

Mehmed Reşid