ÜÇ DERT
Şu küçücük dünyanın kocaman yalanları!..
Bende sizin gibi bir masalım, hikayeyim.
Üç derdim var üçü de birbirinden esrarlı,
Birbirinden çetrefil durumlar içindeyim.
Ben neredeyim Haşmet, bakışlarımda ne var?
Neden bir canavarı andırıyor aynalar?
Hayallerimin bile sığamadığı o dar,
Duvarları ölümle nefes alan yerdeyim.
Dertlerimin birinci şubesinde toplanan;
Sonra kraker gibi ruhumda parçalanan.
İşte ilk derdim o ki; neden, neden kaybolan,
Ve kaybolduğu halde görünen bir gölgeyim?..
Çok garip bir sual bu, enteresan doğrusu.
Cevabı olmayanın cevapsız mı sorusu?
Dedemden daha yaşlı, yeğenimden çocuksu,
Nesiller arasında bocalayan biriyim.
Benim ahşap evimin yaralıdır eşyası.
Kırıldı vazosu ve solgun bakan aynası.
Tek sağlam eşya benim; bende oldum olası,
Boşluğa asıldığı tescillenmiş perdeyim.
---
Dertlerimin ikinci şubesinde yer alan,
Dile geldiği anda havsalama sığmayan.
Ortanca derdim o ki; yağmur dindiği zaman,
Toprağa karışacak bir bedene sahibim.
Bana ölü gösterin, nerde olsa tanırım.
Şu aynadaki de kim? yaşıyorum sanırım.
Uzaktan geçenlere yakından el sallarım,
Bu ellerle mi kabre, tabuta gireceğim?..
Bazen canım sıkılır sevinçli bir anımda.
Hüzünlü bir saadet dolaşıyor kanımda.
Nihayete ererken hayatları yanımda,
Sevdiğim insanların... Daha ne söyleyeyim!..
Hani ya hayallerim, hani nerede Haşmet?
Yıkıldı kumdan evler, tarihe karıştı kent.
Boynuma sarılan düş, boynuma attı kement.
Yaslandığım duvarın altında kaldım beyim!..
Etrafa dağılan kol, tersine dönmüş bacak.
Al sana bir hayalet, ne var bunda korkacak!
Heyhat, binlerce kurtçuk arkadaşım olacak;
Kirpikleri rimelli böceklerde sevgilim.
Ömrünü öldürmeye devam et uykularla!
Hayat kısa, yaşın kaç, farkın ne kargalarla?
Başa çıkamam Haşmet, bu müphem duygularla!
Yüküm kat kat bir el at, gel gözünü seveyim!..
---
Dertlerimin üçüncü mesabesinde yanan;
Ateşten bir çubukla zihnimi kurcalayan;
Sonuncu derdim o ki; kıyamet koptuğu an,
İki ebedi yerden hangisine giderim?..
Ah!.. Ne kadar küçüğüm büyük mefkurelerde.
Neye dokunsam duvar, ne yöne baksam perde.
Bir serçenin dünyaya haykırdığı aşk nerde,
Boş hevesler peşinde çırpınan ben nerdeyim?..
Bumudur yani Haşmet, cesetleşmiş bir beden,
Elleri çenesinde bakıyor pencereden.
Kalbi teninden uzak, dudağı kelimeden...
Benim mutlu an'larım, kasvetli senelerim...
Yılların süpürdüğü, mazide bir toz'muşum.
Başka kucaklara göz kırptı mutluluk kuşum.
Bende kendi kendime gelin güvey olmuşum.
Başım ağrıyor Haşmet, aspirin içmeliyim!..
Odamdaydım, salonda millet gülüşüyordu.
Sokağa baktım, gökten damlalar düşüyordu.
Haşmet bir çocuk gibi hevesle koşuyordu.
O yine koşuyor ben yine penceredeyim.
Göklere dokunsaydım dibe vurduğum kadar,
Tenimi dişlemezdi kanatsız karıncalar.
Dünyanın gözlerinde kanlı kirpikler mi var?
Masum cinayetine ağlayarak güleyim.
İyi nedir, kötü ne; kötü çok, iyi var mı?
İşte şurda bir hırsız, çalmış umutlarımı.
Katil; elinde kalbim, kaçıyor eli kanlı.
Haşmet muvazenemi bozdu şu gördüklerim!..
Bir yol vardı önümde; düpedüz, yeşil bir yol.
Çıkmaz sokaklardasın, şimdi saçlarını yol!
Çoğalan bir hüzünden başka neyin var ayol!..
Sayılar mefhumunda, bir şeyden az her şeyim.
Sorun bende mi diye kendime sordum demin.
Haşmet yüzüme baktı, dedi ki teşhislerin,
Bak ne kadar hatalı, aklın noksan mı senin?
İncittin beni Haşmet, çok teessüf ederim!..
Yanılgılar sözlüğüm, belki bin sayfalıktı.
"Bu ne şıklık!" dediğim, pejmürde bir kılıktı.
Haşmet'e neler dedim, herif filozof çıktı.
Tarihin huzurunda ondan özür dilerim.
İçimde bir güzelin belirsizce hayali.
Düşünüp duruyorum kime benzediğini.
Nasıl da andırıyor, olmayan sevgilimi.
Haşmet doğru mu bunlar, hayal mi gerçeklerim?..
Bu, kendime duyduğum öfkenin tezahürü...
Bu, kalbimi hüzünle dolduran bir güldürü...
Mazim binalarımı yıktığından ötürü,
Enkaz altında kalıp can verdi geleceğim.
İki ebedi yerin hangisi için ömür!..
Cennet için bir iman... Cehennem için küfür.
Hak etmek istiyorsan adam gibi hayat sür!..
Günahkar ömrümle ben, ben neyi hak ederim?..
Herkes yatağındayken yatağından doğrulmak...
Sonsuza kadar gülmek için yüz yıl ağlamak...
Allahın rızasını kazananlardan olmak...
İşte büyük mesele!.. Benim minicik kalbim!..
Elzem bir not : Şiire karışan kimliği belirsiz Haşmet yüzünden, başlıkta belirtilen üç dert, üç bine çıktı. Bütün bunlar hep senin yüzünden oldu Haşmet!