Toprak değişti bendeki kafa aynı
Bu hal demek ki ülkelere bakmıyor
Sızlıyor hayata bakan yanımın yanı
Sular her zamnki gibi akmıyor
Neyse ne de;
Ne su ne de aynalar
Ne olacak bu halimin hali!?
Toprak değişti bendeki kafa aynı
Bu hal demek ki ülkelere bakmıyor
Sızlıyor hayata bakan yanımın yanı
Sular her zamnki gibi akmıyor
Neyse ne de;
Ne su ne de aynalar
Ne olacak bu halimin hali!?
Ona yabancıyım
Buna yabancıyım
Onlara yabancıyım
Ve size yabancıyım
En kötüsü de bu ya;
Ben hala,
Kendime yabancıyım..
Canıma kastım var
Ben etmişim kendime azap
Beni kim eder azad!
Gecikmek dakikalara
Dönmemek yıllara mal olur
Sevmek mumkune
Susmak kedere gebedir
Söylemek bir ise,
Yutmak üç kere pişmanlıktır..
Düşüncelerin kıskacında,canım burnumda
Değil şuurum yerinde,aklım başımda
Tuttuklarım iplik ucu ile bağlı hayata
Ne zaman kurban gideceğim kazaya
Oruç tutsam mı üstümdeki havaya
Olur mu sebebim göz yummaya bekaya
Koyabilir misiniz beni,süslü mezara
Kiimse değil faili,diyeceğim kazara..
Zoraki hayat,yaşamak zoraki
Mazi bayat,ölüm zoraki
Zorakinin gecikmesi ne kadar zoraki!..
Hisse aç,duyguya aç
Neşeye,gülmeye aç
Suya,ekmeğe aç
Bilmiyorum saat kaç
Yaşıyorum ama ne amaç
Cevapsızlarım bulamaç
Geldim yine sana,
Ölüm bağrını aç!
Gölgeler, sizden olmak isterdim
Bir insanın ardından,adım adım
Hem hiç külfet olmadan omuzlarda
Nedir,yalnız güneşli havalarda
Öte vakitler saklı duvar arkasında
Uzak yüzlerden,kişilerden uzakta
Bir duvar saatinin dakikaları
Bir cama vuran su zıplamaları
Uyuşmuş,ayarlanmış,kurulu vaad
Ne currettir bu,hayata karşı taat
Çuvalın içi boş,samanla ayakta
Ufak bir kıvılcıma kül atıkta
İşte gölge mesul değil bunlardan
Yer ayırın gölgeye,görünmez mezardan..
Yine farkındalık
Hayata kapanıp
Ahirete açıklık
Bir damla ağlamalık
Bir satır karalamalık
Elimde defterim var
Ahirette okumalık
Gidiş ihtiyar babalık
Meğer salise kalmadık
Bu bir şiir değil, farkındalık!
Ölüm-kalım arası
Zavallı insancık
Alım-satım arası
Mühim olan paracık
Başarı-mağlubiyet
Ufak bir fırsatçık
Gitmek-kalmak kararı
Hayat aradan çık!
Koptum inceldiğim yerden.
Lakin ipin bendeki ucunda,
Sayısız düğümlerim var
Bilseniz benim sizden habersiz
Adetlerce saklı ölümüm var!
Haşin,sert duvar ardınca
Yumuşak yüz
Binlerce dört ayaklı ardında
Otur derini yüz!
Küller arasında ne kadar yaşayabilirim?
Tükenmiş lugatımda hangi kelimelere,
Hangi fillere tutunabilirim?
Sönük bacalarımın dinmez hasreti...
Giden gemiler arkasından,
Ne kadar dayanabilirim?
Ve serde şu var ki;
Ben kendime,
Nasıl katlanabilirim!?
Aşk,ne hoştur ne de beter
Pek çok insancığı,
Tuzağına düşürmüş
Veled-i zinadır!
Pusulasını bilen müstesna..
Biriktirdiğim içimdeki,zehirden gayrısı değil
Benim aynada gördüğüm,kelpten başkası değil
Ne bir ne de iki,benim elem tek değil
Aradığım çare,derman,çilemden başkası değil
İstemiyorum Rabbim tükensin,
Vallahi beni ayakta tutan,çilemden ötesi değil
Gördüğüm derme-çatmalar,benim evim bunlar değil
Akan kalemden sızmalar,batını murekkep değil
Dilimden süzülen dilimdedir,asıl beynimdeki değil
Yürüyen ayaklarım zahiri,giden ruhum değil
Asılı kalmış paltom,içindeki ben değil
Uzandığım rahat yatak,yumuşak yünden değil
On tahtadan birleşmiş tabut,yünden aşağı kalır değil
Benim asıl dünyam burası,asıl insanlarım sizler değil
Bahsim,sözüm ya da bakışlarım benim değil
Sanın ki meyyit konuşuyor,
Bilin gördüğünüz ben değil
Değillerin içinde değillerim bile değil!!
yüreğinizi sağlık kardeşim
yüreğinizi sağlık kardeşim
teşekkür ettim..
Ne kadar kısa olurmuş
Bir kelebeğinki kadar
Zor bulduğumuz
İhlasın ömrü..
Benim meselem;
Deryadaki teknemin
Dibinin delik olmaması!
O suya değememem,
Onda boğulamamam..
Benim sorunum,
Teknemin sağlam olması,
Ne yazık ki!..
Yaşarken ölünür, ölürken yaşanılır..
Geçmiş tarihi son kullanımının
Fasid,atılmalık çöpe.
Kalmadı kırıntısı müşteri hakkının
Sahibine itaatsiz köle..
Yok kabulu işte,dönün yeşiller çöle
Kabih koku ve alnında leke!
N'olur Ya Rab beni adam eyle!..
Değilim Hakk'ın hakikatından zerre,
Bırak biri,binlerce önümde perde!
Yoruldum!
Şekva değil bu.
Bilakis,
Kafamın çatlayacak
Gibi olması;
Canımı doyuruyor..
Hayat,duy sesimi!
Ben senin,
Düşük çoçuğunum..
Benim toprakta yerim,
Derimde acı,
Tadımda azım var!
Dünya denen yere geldim,dönemiyorum
Ben kafamla aramı bulamıyorum.
Ya Rabbi!
Her SEN'den başkasına yöneldiğimde,
Burnumun yere sürtmesini geciktirme!
Fuzili'nin 'belayı aşk'ı ile hemdem olmuşuz biz,
Fenada aşık,aşkta fena olmuşuz biz..
Ölümün acısı nedir ki!
Benim ölümlerimin yanında..
Herkesin bir kerede
Tadmış ve tadacak olduğunu,
Ben her gece soluyorum.
Hilkatime şükür mü etmeliyim,kahır mı?
O'nun gölgesi olduğum için mesud,
O'ndan uzak olduğum için mahzun..
Mümkün müdür,
Benim gibi biri daha
Tutulsun bu nöbetlere?
Olası mıdır ki,
Biri daha dayansın bu çileye,
Kafası benim gibi
Her lahza taşan biri,
Var mıdır?
Sanmıyorum.
Ben yirmibirinci asrın
Esrar kurbanıyım!
Zavallı maymun bozması insanlar!
Ne kadar batıl ile meşgul
Ve ne kadar mesudsunuz.
Size hem şaşıyor,
Hem de imreniyorum..
Sarhoşum,kendinde değil aklım
Ben kalbimle,beynimi yardım!
Ellerimi tuttum ateşe,
Yaramı yine ateşte sardım..
Ölü bir şairim ben!
Soluğunu kaybetmiş,
Elinde ateş tutan..
Ben ölü bir şairim.
İlhamım ölüm,
Yazdığım ölüm..
Kendinden soyutlanmış;
Ölümü de öldürmüşüm!
Sükutun çığlığı kadar,
Şiddet tanımadım ben.
Acı olan güneşimi de kaybettim!
Çilemi dolduruyorum,
Geri kalanında ömrümün..
Saplanmış sancı alnıma,
Zonklayan beynim..
Ne alfabem kaldı
Ne de elifim!
Kurulu altın meşeden dar ağacı
Kaba,yobaz ve de softadan;
Küflenmiş kafa kağıdı...
Fezada bekleyen günahlardan,
Kurtaramıyorum yakamı.
Ve şarkın en büyük imtihanı,
Taşıyamıyor olmasıdır,
O çetin esrarı.
Dar ağacına sürülmüş gibi
Yaftamda geniş hacimli salyalar
Altımda debelendiğim,
Üç ayakla sehpa...
Geçirilen urgandan soğuk,ürkek
Alaylı gözlere iki misli nispet
Değilim kaydınızda,gülün
Alacaktır borcumu,yakındır ölüm!
Birgün müsveddelerimin başında,
Büyük işler başarıyormuş gibi
Devrilmiş olarak başım masaya
Bekliyor olacağım gelmesi gerekeni.
Kalemim düşecek elden,fikrimi yakan
Ahşaptan tok bir ses...
Bakacağım da ne var geriye kalan
Hiçbir şey,iki ünlü iki ünsüz ses!
Yıkandım günah dolu sularda,
Hiç suyun rengini siyah gördün mü ?
Böylenin bir misli boğazda,
Sen hiç suya adam gömdün mü ?
Mavi bile isyanda,değil eskisi,
Yolda giden bağırıyor "eskici!"
Herkes ayrı telde su isyanda,
Bir metal bisiklet tartılıyor mizanda!
Hayat bu; herkes kendi derdinde,
Eskici cebindekiyle mutlu, çocuk sürüyor.
Karışan toplulukta bir hasta kendinde.
Eskici habersiz, kız yüze allık sürüyor.
Gebedir bekaret çirkin yavruya,
Girmez oldu eve, bırak avluya.
Hal bu iken ne kalır ele ?
Düşer kalpten din, kalır dile.
Hey gidi toprak! eskici sende!
Neyin hası, neyin tası, eskisi sende.
Bir kız var sağda solda et satıyor!
Oğlan başıboş bisiklet sürüyor.....
Haber geldi gaibten,
Hazırlanın gidiyoruz
Şükürler olsun
Ölüyoruz..
Kan da ağlayamıyorum
Elime alıp aklımı,
Paralıyorum.
Doğmamış günlerin,
Günahını çekiyorum.
Nefsim ateş,
Cesedim azık
Yanıyorum.
Dünya siyah mum
Yakıyorum.
Gönül fucur otağı
Korkuyorum.
Sahip çıkamadığım ruh
Satıyorum.
Emekleyen efkarı
İzliyorum.
Eksik tamlarımı
Bölüyorum.
Susmayan sükutları
Dinliyorum.
Ağlayan kirpiklere
Gülüyorum.
Kör gözlerime mil
Kararıyorum.
Küfür tüküren dil
Boğuluyorum.
Duada konaklayan el
İstiyorum.
Secdede münafık alın
Kalkamıyorum.
Visale aç gönül
Sarhoşluyorum.
Hangi ecel bilir beni
Çağırıyorum.
İnsan yiyen mezarları
Tanıyorum..
Ne kadar kısa olurmuşBir kelebeğinki kadar
Zor bulduğumuz
İhlasın ömrü..
Uzun zamandır birşeyler okuyunca içten içe hislenmiyor, gözlerim parlamıyor yahut dolmuyordu. Bu sözler ruhuma esrarlı bir alem açtı. İyiki de yazıp paylaşmışsınız, teşekkürler.
Mümkün müdür,Benim gibi biri daha
Tutulsun bu nöbetlere?
Olası mıdır ki,
Biri daha dayansın bu çileye,
Kafası benim gibi
Her lahza taşan biri,
Var mıdır?
Sanmıyorum.
Ben yirmibirinci asrın
Esrar kurbanıyım!
Bu yaşadığınız hal hatarat olmasın: http://www.n-f-k.com/nfkforum/index.php?sh...&hl=hatarat
Uzun zamandır birşeyler okuyunca içten içe hislenmiyor, gözlerim parlamıyor yahut dolmuyordu. Bu sözler ruhuma esrarlı bir alem açtı. İyiki de yazıp paylaşmışsınız, teşekkürler.
Ben teşekkür ederim efendim. esfel bir ruh ne şakısa hüsrandır, demek ki siz o alemlere aşinasınız..
Bu yaşadığınız hal hatarat olmasın: http://www.n-f-k.com/nfkforum/index.php?sh...&hl=hatarat
Havatır ya da hatarat enfüsidir.. ayette geçtiği gibi '' kulli nefsun vahidetun'' yani her nefis birdir.. demek ki bu ahvelde tek başıma misafir değilim..
İş mi şimdi senin yaptığın
Gecenin bu saati
Çöreklenmiş içime
Aşktan bahis istiyorsun
Ben öyle mecazlı laflar
Öğrenmedim ki..
Hem nedir verdiği ilham
Aşkın beşeri olanının?
Atilla İlhan'dır piri
Mecburum bilemezsin
Felaketim olur ağlarım
Ya da Tarancı'nın
Böceklere ezberletirim dediği
Ve de Karakoç'dan
En deli köşemde durdun
Kara yılan kara yılan kara yılan
Dahasını isteme benden
Bulandırma kafamı benim
Ben böyle aşklara aşina değilim
Deli saçması fikirler
Akın etmeye dursun
Neler yazdırırlar adama
Hiç yoktan mecnun olasın gelir
Gelir de ağu gibi boğazına dizilir
Bir melankolik hava sarar ki
Kurtulamazsın!
Artık gözlerin açık mı
Kapalı mı dinlersin İstanbul'u
Bilemem..
Ama benim gördüğüm
Kitaplardaki, şiirlerdeki..
Okursun, geçersin...
Kültürdür, bilmek lazım hani
Ama merak da edilmiyor değil sanki
Züleyha'ya gömleği yırttıran
Nedir Karakoç'un Mona'yla derdi
Orhan Veli'nin anlatamadığı
Diğer Karakoç'un Mİhriban'ı..
Misalleri devam ettirmek mümkün
Çünkü herkes girmiş altına bu yükün
İyisi mi akıl yormamalı bu noktada
Bir kurt kemirmeye başlıyor içi
Okuyanlar şiir sanmasınlar
Bu apsürt şeyi
Maksat aşktan da dem vurduk
Diyebilelim gelmiş gidiyorken hani..
Nasıl biter böyle şiirlerin sonu
Bilmem ki...
........................................
........................................
Koptu aklımın kayışı
Ben artık bende değilem
Tükenmiyor gözüm yası
Ben artık bende değilem
Fikrime uğradı sancı
Ben artık bende değilem
Evham yedi baharımı
Ben artık bende değilem
Sesim çağırıyor çığı
Ben artık bende değilem
Örttü güneş ışığımı
Ben artık bende değilem
Nebbas soydu mezarımı
Ben artık bende değilem
...
Uyuyorsun öyle mi
Uyu, satma yastığını
Aman ha bir de bakarsın
Daha önce büyür kavun-karpuz
Sonra topla toplayabilirsen
Dağılan karizmayı
..........................
Yaylım yataklarda
Mışıldamak varken
Zorumun adı ne ki
Değil mi?!
Bu deli de neyin nesi
Demezler mi?
(Ödü kıt insancık seni!)
Üstüne üstelik bir de
Bağır diyorlar bana
Emir midir maruf da nesi?
Etmezler mi beni kodes içeri!?
Biri tutar kaldırır a kuzum
Alemden ben mesul değilim ki!
Bu zamanda öyle haller kaldı mı ki?
Dava, ideolocya, kavga, vatan mış
Aha kamusda bu kelimeler de varmış
(ya, senin gibileri de insan-mış!)
Bakıverin keyfinize beyefendiler
Bu düzen böyle geldi
Böyle gider..
Eline geçti ye, geçmedi mi
Kopar al, yemeyen keriz
Biz öylelerine gözü açık deriz
Devleti hortumlayan hortumlayana
Biri de bu cengaver benceğiz
İyi adam rolu kime yaramış
Zengin olan fakirin kanına ekmek banmış
Tıkayın kulaklarınızı bu ahlak derslerine
Papuç bırakmayın a böylelerine
Aman adamı yerinden yurdundan ederler
Hele bir çile tutturmuşlar, tımarhanelikler
(tiz bir kahkaha)
(burası tımarhane ise, seninki de ahırdır!)
Çağdaş, uygar,liberal,kapital, müzikal
Kültürdür insana lazım olan canım
(kafiye tuttur olay tamam)
(çağ-daş-ı/ çağ-dış-ı!)
Bu vatanı onlara kaptırmamalı
Gözümüzü dört açmalı
Hoş pinekliyorlar hava civadır işleri
Ama elden bırakmamalı tedbiri
(lağım fareleri sizi!)
(ebabiller haber veriyor güneşi!!)
...............................................
Bu dava elbet dirilecektir!!
Bir genç ki;
Büyükdoğuyu su gibi içecektir!!
Damarları aşk ile dolup,
Bu yolun divanesi kesilecektir!
Gerekirse canını verecektir!
Bu hakikatın ta kendisidir..
Peki ya sen?
Uyumaya devam mı;o vakit
Kargalar karnını deşecektir!
Haberin ola..
Ah ölüm, ölüm ah!
Nasıl da dört harfine
Kafamı sığdırdın?!
Ben mi kimim?
Senin gibi biri diyemem
Sen de kimsin çünkü..
Kafa kağıdımda,
Doğum yılımın yanına
Ölüm yılımı da
Yazaydınız ya..
Ahh hayat, sen benim ne ezeli düşmanım çıktın!
Sabır ey abd!
Sabır köle
Gitti o zad
Gerek azad
Bilek urgan
Pireli yorgan
Günah şeytan
Kul mihman
Bilsek el'an
Dile eman
Kalmak mı?
Aman Yarabbim,
Aman!..
Kahire ışık, ışıkta Kahire
Gözlük yok gözümde,
Arabalar nokta kadar.
Kahire ışık, ışıkta Kahire
Kulağımda müzikle
Ve bütün cümleler bir kelimede;
Sevmek!
Ve Kahire'de aşk, aşkta Kahire..
Sen bir ağaç olmalısın;
Demet demet kiraz dallarından.
Ve ben rüzgar olmalıyım,
Soymalıyım seni terinden,tozundan.
Öylesine derin sarmalıyim ki seni,
Olmalısın yerinden, yurdundan!
Kimileri buna der:
Yer çekimi topraktan!
Henüz kimsenin haberi yok,
Aşk kanunundan!
Uyan, uyan
Hayırlıdır namaz uykudan
Gömül kıblene, Rabbi'ne dayan
Yarın kafanı taşlara vurmadan
Sur üflendi mi, koptu işte tufan
Ve başlar kaçış, babadan-anadan
Rabbim o nasıl alemdir!?
Cümle-i beşer anadan üryan
Ve tek bir delil, defter dünyadan
Artık sesin sustuğu, sözler azadan
Ne oluyorsunuz susun, kime şahitliğiniz?
Siz ki her daim bana itaat etmiştiniz
El dile gelir, göz konuşur, bir tek dil susar
Neler yaptı ise nefs birer birer kusar
Yoktur kaçış yolu ruz-i mahşerde
Ne ufak bir sevap ne de günahtan
Diller dem vurur olur ahh ve eyvahdan
Ve bir nida ''AYRILIN MÜCRİMLER!''
Kopuş başlar mukaddes saflardan
Göz arkada kalır, akıl arkada kalır
Yaşlı gözler bir himmet aranır
Hani ya şefaat edecekti Peygamberimiz?
Ah kardeşler unutturacak Rabbimiz
İşte öyle azılı mücrimleriz..
Gavur gülecek, kafir hala istihzada
Biz inanmadık ya nedir burada sizin işiniz?!
Ne cavabımız var ne de direncimiz
O hesap gününe var mı mecalimiz?
Ne desek, ne desem, nasıl desem?
Hesaba çekilmeden hesaba çekilmek
Sonunda ölüm bu muydu diyebilmek
Ya da hayvan saltanatı sürüp
Sonra, keşke toprak olsaydım demek
Varın gayrısını siz düşünün vesselam
Ah bu sessizlik!
İşte bu sukunet beni deli ediyor
Kendimden kaçıyorum
Kitaplara gömmem kafamı nafile
Fikirden kaçış nereye
Bir lahza mazhariyetle
Bu derece tutuştu dimağım
Hayat denen zindanda hapis feleğim
Aldı başını gitti akıl meleğim
Ununu elemedi sökük eleğim
Her tarafı yamalı ölü yeleğim
Bir tarafta hazır beyaz kefenim
Yapıldı gitmeden ağu yemeğim
Ne yaptı ise cesed, boşa emeğim
Derdime tercüman sönük şiirim
Bir Üstad bir yanda da ruh babam;mürşidim!
Yollar çıkıyor önüme fersah fersah uzağım
Ben kendi kendime kurulmuş tuzağım
Nefsime sunulmuş en kolay avım
Ne kendime geçer ne başkasına savım
Ender, arı, kalender safım
Belli değil yurdum, durduğum safım
Memleketten, sahibimden, alemimden ırağım
Ben debisini kaybetmiş, çorak ırmağım
Biri remzeder işaret parmağım
Fakat gönlümde peydahlanır bin tanrım
Ah akıl getireceksin sonumu sanırım
Divane diyeler, Mansur diyeler, asalar umarım..
Ah bu zaman
Hiç geçmek bilmiyor
Asırlardır berzahta yaşadım
Sırdım, mahfuzda yaşadım
Çamurdum, ceninde yaşadım
Ete büründüm, karında yaşadım
Dünyaya geldim, küvezde yaşadım
Bitmedi çile, beşikte yaşadım
Yıllar geçti, geçiyor
Hala yaşıyorum
Ben yirmi bir yılımı
Gurbette yaşadım..
İçmekte efkar beynimi
Nöbetteyim.
Aklım çekmiyor cismimi
Ölmekteyim.
Kainat bana hizmetçi ama
Ben O'ndan dilenmekteyim.
Mekte-ler di-li olduğu zaman
Di-ler miş-li olduğu zaman
Defter dürülüp koştuğu zaman
Ben o gün işte
Dirilmekteyim..
Tüm lugat o kelimeye ramzet..
O'nu de ve sus
O'nu de ve öl!
Ses tellerini boğarak
Yüreğini yararak
Denizleri yakarak
O'nu de ve git
O'nu de ve yit
Allah!! diye bağırarak
Allah!! diye susarak
Ve türesin dava
Bizden doğarak..
Derinine çile
Çilesine derin
Cürmüne pişman
Cürmüne eğim
...
Git ve de gel
Yollar bitmez
Uyu, uyan
Ömür bitmez
Ağla ve sus
Çile yitmez
Bak ve düşün
Kafa yetmez
Ek ve bekle
Hasad bitmez
Çorak beyin
Efkar bilmez
Beynin ölümü
Ölümsüz gelmez
Kefen, tabut
Kişi nasıl
Sevmez?
Git ve de gelYollar bitmez
Uyu, uyan
Ömür bitmez
Ağla ve sus
Çile yitmez
Bak ve düşün
Kafa yetmez
Ek ve bekle
Hasad bitmez
Çorak beyin
Efkar bilmez
Bu ümmetin derdi ile dertlenin inşaallah
Git de iki sayfa
Sonra geri gel
Forum giriş sayfası
A kuzucum ne işin var
Bilgide makalede
İki satır oku
Sonra beri gel
Forum giriş sayfası
Nur topu
Göz nuru
Sen nelere kadirsin
Forum giriş sayfası
(.!.!.)
Bu ümmetin derdi ile dertlenin inşaallah
Batının ayrı, zahirin ayrı.. biz derdi kaşık kaşık yeriz.. eyvallah Kureyşi kardeşim. saygılarımla
Geldik dünyalığa çekiyoruz
Be hey hey
Derdi mi? peynir ekmek yiyoruz
Be hey hey
Ağlanacak hale gülüyoruz
Be hey hey
Efkar maktulleri susuyoruz
Be hey hey
Dikenli hudutta bekliyoruz
Be hey hey
Diş beyne geçiyor yaşıyoruz
Be hey hey
Kalbimizde çerağ yanıyoruz
Be hey hey
Havadan ölümü soluyoruz
Be hey hey
Şükür ki kıyamet kopuyoruz
Hey gidi hey!!
Buz dağları yükselir içimde
Puslu camlar tuz buz olur çileme
Adını silinmez kalem ile denize
Bütün dillerde yazasım gelir
Dikilir önüme aşılmaz duvarlar
Korku kaçılmaz hayalet olur
Sevgi çare görünse de hüznüme
Sevgi hüzne öz kardeş olur
Handikaplar esir alır aklımı
Aynalar yüzümü tanımaz olur
Neyi var nesi yoksa ömrümün
Ölüm varacak tek yarim olur
Ey sesime yabancı ses
Bu yetimden ümidi kes
Kamusa gömülü herkes
İnsan bana mezar olur..
Çekin gidin başımdan kenafir duygular,
Yeter ömrümün nuru çalındığı...
Bana gül deme
Deremem güller eline
Bundan böyle
Gülemem gayrı
Yetim sükutların
Haşin sesiyim
Ölü canların
Yorgun ruhu
Bundan böyle
Nefes alamam gayrı
Durup durup
Engeller çekme önüme
Eğilip kaldıracak değilim
Bana ağır laflar etme öyle
Ne susacak ne de
Konuşacak değilim
Yitip gideyim
Sırra öleyim
Bundan böyle
Susuyorum gayrı..
ya ben birkaçını okudumda..çok beğendim...
nasıl bir gönül coşmasıysaa aynısından bende istiyorum :)
yazmak o kadar farklı ki...ruh halini ele veriyor..gün geliyor 'ihlas hani?aşk,şevk nerede?' diye çığlıklar koparıyor...
Rabbim bu benim duyduğum feryatları safi gönlünüze duyurmasın...
Yazmaya devam azizim :)
Sandım ki; kömür isinin elime bulaşması
Babamın devlete sırt dayaması
Sofrada üç çeşit yemek yemek
Bakkaldan veresiyeyi kesmek
Sandım ki, mutluluk bu demek
Sonra zaman aldı başını gitti
Bir var bir yok oldu günler
Boynuma madalyon takıldı
Elimde camdan plaket
Alkışlayan ellere içten gülmeler
Sandım ki, mutluluk bu demek
Başka ülkede nefes aldım
Toprak değişisse çare olabilirdi
Nilin suyundan içtim,piramitler yükseldi
Diğer insanları tanımak güzeldi
Hani bir dil bir insan demek
Sandım ki, mutluluk bu demek
Sınava girdim, sınav kaybettim
Bırakmadım yakasını öss illetinin
Bir baktım soluğu fakültede aldım
Dedim parmağımda oynatırım
Ben neler görmüş adamım
Dedim ki, demek hayat eğitim demek
Sandım ki, mutluluk bu demek
Gömdüm kafamı kitaplara
Sayfalar yazdım, sayfalar karaladım
Vatanı kurtarmalı, kurmalıydım dünya
Kurdum rüya üstüne rüya
Dedim hüviyet, kimlik gerek
Sandım ki, mutluluk bu demek
Velhasılı kalmadı tutunup da
Elimde kalan dal
İsteyip de elde etmediğim halt
Doymadı ama, doymadı bu kalp
Sandım ki, mutluluk elle tutulur
Gözle görülür bir şeydi
Sandım ki, mutluluk bu dünyada
Bulunabilirdi..
Kayalara çarpar ruhum
Her gün çalınır nurum
Bir gün biter umudum
Mutluluk yok gibi bir şeydi
...
Rabbim;
Çocuksu, safî düşleri
Kaybettiğim gafleti
Bana geri ver.
Yoksa ben bu karanlıkta,
Bu içimdeki gölgelere
Yenik düşeceğim..